Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Sentezlenmiş polimer ile indigo karmin gideriminin araştırılması

    Zeynep Meşe

    Bu çalışma kapsamında atıksulardan çok zehirli bir indigoid boyar madde sınıfında olan indigo karminin (İK) giderimi adsorpsiyon prosesi kullanılarak araştırılmıştır. Bu amaçla yeni bir adsorbent, başlatıcı olarak 2,2'-azobisizobutironitril (AIBN) kullanılarak 2-(dimetilamino) etil metakrilat (DMAEMA) ve akrilonitrilin (AN)'in serbest radikal kopolimerizasyonu yoluyla hazırlanmıştır. Sentezlenen adsorbent poli (2-(dimetilamino) etil metakrilat)-ko-akrilonitril) kısaca poli (DMAEMA-ko-AN); Fourier dönüşümlü infrared spektrofotometresi (FT-IR), proton NMR spektroskopisi (1H-NMR) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak karakterize edilmiştir. Adsorbentin termal özellikleri termogravimetrik analiz (TGA) ve diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) ile belirlenmiştir. Adsorpsiyon üzerine pH (3-9), sıcaklık (25-45 °C), adsorbent dozajı (0,05-2,5 g/100 mL), başlangıç İK konsantrasyonu (25-100 mg/L) gibi parametrelerin etkileri kesikli sistemde araştırılmıştır. En yüksek giderim verimi pH 7, 25 °C sıcaklık ve 0,1 g/100 mL adsorbent dozajı ve 25 mg/L başlangıç İK konsantrasyonu için %99,50 olarak bulunmuştur. Adsorpsiyon dengesi Freundlich and Langmuir izoterm modelleri kullanılarak analiz edilmiştir ve adsorpsiyonun Langmuir izotermi ile daha iyi uyum sağladığı (R2=0,99) tespit edilmiştir. Maksimum adsorpsiyon kapasitesi 188,67 mg/g olarak bulunmuştur. Kütle transferi ve kinetik modeller adsorpsiyon mekanizmasını ve reaksiyon hızını kontrol eden potansiyel adımları belirlemek için uygulanmıştır. Hem dış kütle transferi hem de parçacık içi difüzyon İK'nin adsorpsiyon mekanizması üzerinde önemli bir rol oynamıştır ve adsorpsiyon kinetikleri sözde ikinci derece tip kinetiği izlemiştir. İK adsorpsiyonunun kendiliğinden ve ekzotermik doğada meydana geldiğini ortaya koyan termodinamik parametreler (ΔH°, ΔG°, ΔS°) belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, laboratuvar ortamında sentezlenen poli (DMAEMA-ko-AN)'nin sulu çözeltilerden İK gideriminde etkili bir adsorbent olarak kullanılabileceğini göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Türkiye'nin katı atık enerji potansiyelinin incelenmesi: Eskişehir ili örneği

    Sezen Gamze Göker

    Bu tez çalışmasında, Türkiye'deki katı atıkların işlenmesinden elde edilebilecek elektrik enerjisi miktarı için bir öngürüsel hesap yapılmıştır. Tahmini hesap Eskişehir İli Katı Atık İşleme Tesisinden elde edilen verilerin yanı sıra, ilin nüfus bilgilerine ve katı atık miktarına da dayanmakta olup ayrıca ulusal ölçeğede genişletilmiştir. Daha sonra, Türkiye İstatistik Kurumu'ndan alınan yakın tarihli nüfus verileri kullanılarak Aritmetik Artış Metodu (A.A.M.), Geometrik Artış Metodu (G.A.M.), Bileşik Faiz Metodu (B.F.M.) ve İller Bankası Metodu (I.B.M.) kullanılarak nüfus projeksiyonları hesaplanmıştır. 2019 yılı itibariyle, Eskişehir ili verilerine göre Türkiye'nin katı atıklarının işlenmesinden elde edeceği elektrik enerjisi üretim değerinin 4 743 796 megawatt saat ( ya da 4 743 gigawatt saat ) olacağı öngörülmüştür. 2017 yılına ait Türkiye geneli TÜİK verileri ile Eskişehir ilinin katı atıklardan elektrik enerjisi üretim değerleri kullanılarak yapılan oranlamalar sonucu katı atıkların Türkiye enerjisinin %1,52'lik kısmını oluşturacağı öngürülmüştür. Anahtar Kelimeler: Enerji, Nüfus Projeksiyonu, Katı Atık

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Power quality analyzing of electric public transport vehicles's charge stations: Example of Elazig municipality

    Soner Ak

    In this thesis study, Elazığ Municipality of 100% chargeable electricty busses charging station was monitored aspect of power quality. After that with about power qulity describing was passed on to theoritical knowledge. Afterwards givens the reasons of power quality distortions and that may occur problem don't provided power quality in electrical systems. Definitions of harmonics affecting that power quality to negatively effect to electrical systems of harmonics and harmonics causses were given in it. Current and voltage harmonics of limited values was given according to The International Electrotechnical Commission (IEC) standarts. The graphs reveal the stuation of system's power quality and especially aspect of harmonics.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Pisagor bulanık küme tabanlı Topsıs ile risk değerlendirme: doğal gaz boru hattında bir uygulama

    Nurdan Ece Öz

    Ülkelerin kalkınma ve gelişmesindeki en önemli faktörlerden biri olan enerji, yaşamın devamı için temel gereksinimlerden biridir. Ülkeler de bu devamlılığı sağlamak adına enerji kaynakları üzerinde söz sahibi olmak için, birbirleriyle siyasi ve ekonomik boyutta büyük bir mücadele içindedirler. Doğal gaz boru hattı projesi, doğal gazın çıkarıldığı ülkeden diğer ülkelere taşınmasını sağlayan sistemlerin yapımını hedefleyen geniş çapta büyük projelerdir. Bu tür büyük ve karmaşık projelerde temel amaç, işçi ve işveren sağlığını korumak, çalışanlara güvenli çalışma ortamı yaratmak, yapılan işten ve çalışma ortamından kaynaklı ortaya çıkan riskleri en aza indirmektir. Ortaya çıkan bu riskleri mümkünse bertaraf etmek için değilse riskleri en asgari seviyeye indirecek belirli iş sağlığı ve güvenliği standartlarına ve yapılacak işe uygun risk değerlendirmeleri yapılmalıdır. Bu çalışmada, geçmişten günümüze alışıla gelmiş geleneksel risk değerlendirme metotlarından farklı olarak yeni bir metot geliştirilmesi amaçlanmıştır. Başlangıçta iki boyutlu (2B) risk matris yöntemi uygulanmış ve risk değerlendirmesinin ilk adımında tanımlanan tehlikeleri öncelikli olarak sıralamak için Pisagor bulanık küme tabanlı TOPSIS yöntemi uygulanmıştır. Bulanık model doğal gaz boru hattı yapım projesinin temizleme ve tesviye faaliyeti için kullanılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Farklı amaçlar için hazırlanan kompozitlerin ısıl analizi

    Hasan Kaan Berent

    Son yıllarda, hızla gelişen bilim ve teknoloji, polimer ve farklı amaçlar için hazırlanan kompozitlerin araştırılmasını ve kullanımını yaygınlaştırmıştır. Polimer esaslı kompozit malzemeler otomotiv, inşaat, elektronik, mobilya, medikal ve paketleme gibi farklı endüstrilerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Çağımızın gereği ve hızla gelişen üretim zincirinin bir halkası olarak, yüksek ısıl performans istenen uygulamalarda uygun malzeme tedarik edilmesi büyük önem taşımaktadır. Giderek artan bu ihtiyacı karşılayabilmek için daha etkin ısı transferi sağlayan malzemelere gereksinim duyulmaktadır. Bu gelişmeler doğrultusunda, malzemelerin enerji verimliliği ve ısı transferini iyileştirme açısından çalışmalar hız kazanmaktadır. Bu sebeple, bu tür malzemeler üzerinde çalışılarak daha etkin bir ısı transferi sağlanıp, optimum enerji verimliliği hakkında veri elde edilmesi öngörülmektedir. Son yıllarda, ilgi çeken konulardan bir tanesi olan, polimer veya polimer esaslı kompozit malzemeler, diğer malzemelerle mukayese edildiğinde daha yüksek ısıl iletkenlik ve daha uygun fiziksel özelliklere sahip oldukları için ısıl verimi iyileştirmek amacıyla sektörde daha etken malzemeler olarak kullanımları düşünülmektedir. Bu çalışma kapsamında, yukarıda sayılan etkenler birlikte değerlendirildiğinde, %20-30-40-50-60 Polipropilen (PP), %20-30 Alçak yoğunluklu polietilen (AYPE) ve %20-30 yüksek yoğunluklu polietilen (YYPE) kompozit üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretilen bütün kompozitlerin kararlı rejim yöntemiyle ısı iletim katsayıları belirlenmiş ve sonuçlar literatürde bulunan seri, paralel, geometrik ortalama, Russel ve Maxwell metotlarıyla kıyaslanmıştır. Yapılan deneysel analizler sonucu kompozitlerin fiziksel özellikleri belirlenmiş ve Ansys R19 programında kompozitlerin termal analizleri yapılmıştır. Son olarak deneysel ve nümerik analiz sonuçları karşılaştırılmış ve üretilen kompozitler için kullanım alanları önerilmiştir. Temin edilen saf polipropilen malzemesinin 0.12 W/mK olan ısı iletim katsayısının, deney numuneleri arasında takviye fazı %60 olan polipropilen kompozitinde 0.054 W/mK değerine kadar kademeli olarak azaldığı gözlemlenmiştir. Takviye işlemi AYPE ve YYPE malzemeleri içinde uygulanmış ve elde edilen kompozitlerin aynı şekilde ısı iletim katsayıları belirlenmiştir. Deney sonuçlarından elde edilen verilere göre Ansys programında yapılan analizlerin, sonuçlarla uyumlu olduğu gözlemlenmiştir. Tez aşamasında yapılan bu çalışmaların, malzemelerin ısıl karakteristiklerinin belirlenmesi adına bilime, uygulamaya ve topluma yarar sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    İnce dikdörtgen plakaların bir crossover taşıtın aerodinamik direnci üzerine etkileri

    Zeynep Lizge Evcin

    Daha verimli yolcu taşıma araçlarına yönelik çabalar otomotiv endüstrisinin en zorlu görevlerinden biri olmuştur. SUV ve crossover tip taşıtlar tipik olarak küt bir arka bitiş şekline sahiptirler (tasarım ve kullanılabilirlik için), fakat bu durum aerodinamik direnç açısından uygun değildir. Direnç, model arka kısmı içerisine üfleme, pasif çevri üreteçleri ve yavaşça daralma gibi bir dizi pasif ve aktif metotlarla azaltılabilir. 1:10 ölçekli bir crossover tip geometrinin direncini azaltabilmek adına, bu geometrinin arka alt ve üst kısımlarına çeşitli plakalar yerleştirilecektir. Bu tez çalışması, Munzur Üniversitesi'nin kapalı çevrim rüzgar tünelinde 1:10 ölçekli crossover tip model araç kullanılarak gerçekleştirilecektir. Plaka yüksekliğinin (h), plakayı tutan destek parçasının uzunluğunun (saplama boyu, g) ve saplamanın yerden yüksekliğinin (y) belirli bir aralığının temel aerodinamik etkileri, -6°, -5°, -4°, -3°, -2°, -1°, 0°, +1°, +2°, +3°, +4°, +5° ve +6° sapma açıları (γ) için değerlendirilecektir. Bu aerodinamik etkiler, birçok konfigrasyon için direnç ölçümlerini kapsamaktadır. Sonuç olarak arka plakalar rüzgar ortalamalı direnci %6,1 düşürebilmektedir. En uygun geometri h=30 mm yüksekliğindeki bir düz plakanın modelden geriye doğru 30 mm'ye (g/l=0,5) yerleştirilmesiyle elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gammarus pulex'in farklı ilaçlara karşı biyokimyasal yanıtının araştırılması

    Şenay Başaran

    Bu çalışmada, farklı (sertralin, ibuprofen ve propranolol) ilaçların sucul bir organizma olan Gammarus pulex'teki biyokimyasal yanıtının araştırılması amaçlanmıştır. G. pulex 96 saat süreyle farklı konsantrasyonlarda ilaçlara maruz bırakılarak LC50 değerleri belirlenmiştir. Probit analizi sonucunda sertralin, ibuprofen ve propranolol LC50 değerleri sırasıyla 0,0087 ± 0,002 µgL-1, 3,18 ± 0,3 µgL-1 ve 0,72 ± 0,08 µgL-1 olarak belirlenmiştir. G. pulex organizmaları her bir ilaç için, belirlenen LC değerlerinin 1/4 (A), 1/8 (B) ve 1/16 (C) oranlarında sertralin, ibuprofen ve propranolola maruz bırakılmıştır. Kontrol grubu dahil 4 grupta süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (KAT) ve asetilkolinesteraz (AChE) enzim aktivitelerindeki değişimler ELISA kitleri kullanılarak belirlenmiştir. Sertraline maruz bırakılan G. pulex'in SOD enzim aktivitesinde 24. saat uygulamasına bağlı olarak her üç konsantrasyonda da istatistiksel olarak önemli düzeyde azalma olmuştur (p0.05). KAT enzim aktivitesi ise; 24. saat ve 96. saat sonunda da her uygulama konsantrasyonunda anlamlı derecede artmıştır (p0.05). AChE enzim aktivitesinde ise; sertralin uygulaması sonrası genel olarak önemli bir artış bulunmuştur (p0.05). İbuprofen uygulamasına bağlı olarak SOD enzim aktivitesinde 24. saat sonunda her bir uygulama konsantrasyonunda da anlamlı bir azalma görülmüştür (p0.05). 96. saat sonunda ise SOD enzim aktivitesi artmıştır ancak bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildir (p0.05). KAT enzim aktivitesi ise; 24 ve 96. saatlerin sonrasında her üç uygulama grubunda da kontrol ile kıyaslandığında anlamlı derecede artmıştır (p0.05). AChE enzim aktivitesi ise; 24. saat sonrasında genel anlamda azalma gösterirken, 96. saat sonunda artmıştır (p0.05). Propranolol uygulamasına bağlı olarak 24. saat sonunda SOD enzim aktivitesi istastistiksel olarak anlamlı olmayan bir azalma gösterirken (p0.05), 96. saatte anlamlı düzeyde artmıştır (p0.05). KAT enzim aktivitesi ise; 24.saat sonrasında genel olarak artmıştır. 96. saatte ise; azalma göstermiştir (p0.05). AChE enzim aktivitesi ise; propanol uygulamasına bağlı olarak 24. saat sonrasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma varken 96. saat sonundaki azalış anlamlı bulunmamıştır (p0.05). Sertralin, ibuprofen ve propranolol ilaçlarına karşı G. pulex' te SOD, KAT ve AChE enzim aktivitelerinde meydana gelen değişikliklere bakıldığında bu enzimlerin yararlı birer biyobelirteç olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Otobüs direncini düşürmek için bir yöntem

    Seval Yiğit

    Enerji tasarrufu, günümüzde insanoğlunun başlıca zorlu görevlerinden birisi olmuştur. Enerji tüketenler içerisinden, ulaşım, özellikle de kara ulaşımı, önemli bir kısmı temsil etmektedir. Akış kontrolü, direnci düşürerek yakıt tüketimini azaltmak için en iyi yoldur. Mevcut tezde, ince, otobüse göre akışa ters yönde yerleştirilen ince düz plakanın uygulanmaya başlamasıyla, yaklaşık olarak 1:25 ölçekli otobüs modellerinin direncini azaltan bir yöntem incelenmiştir. Araştırma, Munzur Üniversitesi'nin kapalı çevrim rüzgar tüneli içerisinde gerçekleştirilmiştir. Plaka uzunluğunun belirli bir aralığı (l), otobüs ile plaka arasındaki boşluğun belirli bir aralığı (g) ve Reynolds sayısının belirli bir aralığının temel aerodinamik etkileri, sapmanın olmadığı durum için değerlendirilmiştir. Otobüs modellerini ve plakaları inşa etmek için birleştirmeli yığma modelleme (BYM) teknolojisinden faydalanan bir üç-boyutlu yazıcı kullanılmıştır. Plakalar ve otobüs modelleri arasındaki akışın detayları, duman-tel akış görselleştirme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Tünel, tek-eksenli bir kuvvet ölçüm sistemi ile donatılmış ve bu sistem direncin doğrudan ölçümü için kullanılmıştır. Bu tezin temel amacı, tam ölçekli bir otobüs üzerine etkiyen direnç kuvvetini azaltabilmek için bu tarz dışa yerleştirilebilen parçaları kullanmanın uygulanabilirliğini kontrol etmektir. Otobüs modellerinin direnç katsayılarında maksimum düşüş elde edebilmek için, boyutsuz plaka uzunluğu l*=0,7 olan düz plakanın otobüsün g*=0,1 olacak şekilde ön tarafına yerleştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Model-1 için, Re=200000'de, bu metot sadece Model-1'e etkiyen direncin %84,1'i kadarlık bir sistem direnci üretmiştir. Model-2 için, Re=200000'de, bu metot sadece Model-2'ye etkiyen direncin %98,9'u kadarlık bir sistem direnci üretmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Uluslararası taşımacılıkta KDV iadesi örnek olay

    Emrah Özmen

    Son yüzyılda gelişen teknolojilerle beraber üretim, hammaddeye erişim ve tüketim alışkanlıkları son derece hızlıca yayılmaktadır. Bugün birçok firma ucuz iş gücü bulabildikleri ülkelere yatırımlar yaparak ürünleri daha ucuza mal ederek küresel piyasada satışa hazır hale getiriyor. Sermayenin bu kadar hızlı dolaşabilmesinin sebeplerinden biri de üretilen ürünün dünyanın her yeri hızlıca nakliyesinden kaynaklanabilmektedir. Uluslararası taşımacılığa tanınan istisna ve muafiyetler, en başta ihracat olmak üzere ülkelerin döviz kazandırıcı işlemlerinde önemli bir yere sahiptir. Bu noktada Uluslararası taşımacılık sektörünün desteklenmesi paralelinde birçok sektörü de otomatik olarak desteklenmesini demektir. Türkiye'de uygulanan KDV sisteminde birçok istisna kanun maddesi yer almaktadır. Şirketler, bu istisnalar kapsamında yapılan iş ve işlemler dolayısıyla çeşitli giderler yaparak maliyetlere katlanmaktadırlar. KDV iade sistemi ise tam bu noktada devreye girerek istisnai mal ve hizmet üretimlerinden doğan yüklenimleri mükelleflere yasalar çerçevesinde iade etmektedir. Uluslararası taşımacılık özelinde irdelenen bu çalışmada, Katma Değer Vergisi iade sisteminin daha doğru, etkin, sabit ve sonuç odaklı olması konusunda yaşanan sorunlara çözüm önerileri getirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Yem katkı maddesi olarak kullanılan ve farklı yöntemlerle elde edilen çörekotu (Nigella sativa) yağının gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerine etkileri

    Nuran Özer

    Bu çalışmada, yem katkı maddesi olarak kullanılan ve farklı yöntemlerle elde edilen çörekotu (Nigella sativa) yağınınn gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Hayatta kalma oranları kontrol grubunda % 60, Grup 1'de % 90 ve Grup 2'de % 100 oranlarında gerçekleşmiştir. Kan parametreleri sonuçları incelendiğinde en farklı sonucun PLT (platelets), yani trombosit değerinde olduğu görülmektedir. PLT değeri kontrol grubunda ortalama 43,5±9,3 10*3/μL iken soğuk Grup 1'de 20,78±10,15 10*3/μL değerine düşmüş ve Grup 2'de tekrar 28,3±7,66 10*3/μL değerini bulmuştur (p< 0.05). PCT yüzdelik değerinin kontrol grubunda 0,096 iken, Grup 1 ve Grup 2'de 0,02 değerine düştüğü gözlemlenmiştir (p< 0.05). Bunun yanında P-LCR yüzdelik değerinin kontrol grubunda 25,51 olduğu, Grup 1'de 21,93'e düştüğü ve Grup 2'de ise 34,97'ye yükseldiği görülmüştür (p< 0.05). MPV (Mean Platelet Volume) değeri kontrol grubunda 10,37±1,5 fL olarak ölçülürken, Grup 1'de 12,26±0,64 fL ve Grup 2'de 11,82±0,7 fL değerlerini bulmuştur. Grup 1 ve 2'de arasında bu değerler istatistiksel olarak önemli değilse de, kontrol grubuna göre fark istatistiksel açıdan önemlidir (p< 0.05). Granulositler (GRAN) incelendiğinde, yüzde dağılımında gruplar arasında istatistiksel bir farka rastlanılmaz iken, miktar olarak değerlerinde durum değişmiştir. Kontrol grubunda 1,98±0,7 10*3/μL, Grup 1'de 1,16±0,18 10*3/μL ve Grup 2'de 1,15±0,26 10*3/μL değerleri elde edilmiştir. Deneme gruplarında meydana gelen azalma kontrol grubu değerleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkarmıştır (p< 0.05). Diğer kan değerlerinde gruplar arasında istatistiksel bir farklılığa rastlanılamamıştır. En iyi FCR oranı Kontrol grubunda gözlemlenmiş (1,14), onu Grup 2 (1,25) takip etmiş ve en kötü FCR oranı Grup 1'de elde edilmiştir (1,44). NBT analiz sonuçları incelendiğinde kontrol grubu ile Grup 2'nin (KNBT=0,958±0,24, G2NBT=0,904±0,26) değerlerinin birbirine çok yakın olduğu, Grup 1'in değerlerinin (G1NBT=0,773±0,14) ise daha düşük olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Bisfenol A'ya maruz kalan Gammarus pulex'de antioksidan yanıtın araştırılması

    Yener Türkmenoğlu

    Mikro kirleticiler dünya üzerindeki en önemli çevresel sorunlardan biridir. Bu çalışmada, endokrin bozucu bir mikro kirletici olan Bisfenol A (BPA)'ya maruz bırakılan Gammarus pulex'in antioksidan yanıtlarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla canlı materyalini oluşturan G. pulex örnekleri, Munzur Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Araştırma Laboratuvarında kültüre alınmış canlılardan temin edildi. Farklı konsantrasyonlarda ve 24 ve 96 saat uygulama süresinde BPA uygulanan üç ayrı grup (A, B, C) ve kontrol grubunda enzimatik antioksidanlar süperoksit dismutaz (SOD) ve katalaz (CAT) ile glutatyon (GSH) ve tiobarbitürik asit reaktif maddesi (TBARS) seviyeleri belirlendi. Biyokimyasal biyobelirteçler, ELISA metodu kullanılarak mikroplaka okuyucuda ölçüldü. SOD enzim aktivitesini kontrol ile kıyasladığımızda her iki uygulama süresinde de tüm gruplarda artmıştır. Bu artış 24 saat sonrasında istatistiksel olarak anlamlıyken (p<0.05), 96 saat sonunda anlamsız (p>0.05) bulunmuştur. CAT enzim aktivitesi kontrol ile kıyaslandığında her iki uygulama süresinde de tüm gruplarda azalmıştır (p<0.05). GSH düzeyleri kontrol ile kıyaslandığında her iki grupta da 24 ve 96 saatlik uygulama süreleri sonrasında artmıştır (p<0.05). TBARS düzeyleri kontrol grubu ile kıyaslandığında tüm gruplarda artış göstermiştir (p<0.05). BPA'ya karşı Gammarus pulex dokularında SOD, CAT enzimleri ile GSH ve TBARS düzeylerindeki değişikliklerin yararlı birer biyobelirteç olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, G. pulex'in su kalitesi açısından BPA kirliliğini yansıtacak etkili bir biyoindikatör olduğu da kanıtlanmıştır. Biyokimyasal biyobelirteçlerin farklı sonuçları, olası metabolik süreçlerin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir ve G. pulex'in biyokimyasal tepkisi, daha çok endüstriyel sulardan kaynaklanan BPA kirliliğinin çevresel sonuçlarını bir dereceye kadar ortaya koyabilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Çıkık kutuplu senkron generatörün sonlu elemanlar yöntemiyle incelenmesi

    Ahmet Kemal Geyik

    Elektrik enerjisi üretim sistemlerinin ana teçhizatlarından biri senkron generatörlerdir. Enerji üretiminde kullanılan bu donanımların iyi analiz edilmesi hem ekonomik hem de işletme anlamında büyük önem taşımaktadır. Son dönemde süper hızlı bilgisayarlar ve benzetim programlarındaki gelişmeler, imalattan önce generatöre ait verilerin doğrulukla analiz edilmesi, parametrelerin hesaplanması, sanal ortamda daha gerçekçi benzetimler ile imalatından önce generarörün görülmesine imkân sağlamaktadır. Bu benzetimler ile generatörlerin istenilen değerlere ulaşma durumları, negatif yanlarının görülmesi anlamında büyük kolaylık sağlanmaktadır. Çıkık kutuplu senkron generatör analizinde değişik bilgisayar yazılımlarından faydalanılmaktadır. Bu yazılımlar generatörlerin kararlı durum, geçici durum parametreleri, akı değişimi, manyetik alanın değişimlerinin, elektrik alan değişimi, moment değişimleri, demir kayıpları vb. durumların daha erkenden görülmesi, analiz edilmesine imkân vermektedir. Bu tez çalışmasında halen işletmede olan kırk kutuplu, üç fazlı çıkık kutuplu senkron generatör, Maxwell programında iki boyutlu ve üç boyutlu tasarım yöntemi kullanılarak modellenmiş, sonlu elemanlar yöntemi (SEY) ile analiz edilmiş, elde edilen sonuçlar ile generatör katalog ve işletme değerleri karşılaştırılmıştır. Çalışmada, öncelikle Türkiye'deki enerji sektörü durumu, senkron makinaların genel yapısı, çalışma prensipleri, sonlu elemanlar yöntemi ve Maxwell programı incelenmiş, daha sonra Seyrantepe Hidroelektrik Santralinde kullanılan senkron generatör bilgisayar ortamında modellenmiştir. Analiz sonucunda geçici ve kalıcı durum, moment, akım, gerilim, manyetik akı dağılımları ortaya konmuştur. Sonuç olarak işletmede olan, çıkık kutuplu senkron generatörün benzetim sonuçları ile işletmede sağlanan veriler karşılaştırılmış ve sonuçların benzeştiği gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Malathion insektisitinin Gammarus pulex (L., 1758) üzerine akut toksisitesinin belirlenmesi

    Feza Şahinkuşu

    Bu çalışmada malathion içerikli bir ticari insektisitinin farklı konsantrasyonlarına maruz bırakılan Gammarus pulex (L., 1758) üzerindeki akut toksisitesinin (LC50) incelenmesi amaçlanmıştır. Bilinen standart toksikoloji yöntemlerinden yararlanılarak G. pulex örnekleri farklı konsantrasyonlardaki malathiona maruz bırakılmıştır. Çalışma boyunca su sıcaklığı, pH, çözünmüş oksijen gibi parametreleri sürekli kontrol edilerek mümkün olduğu kadar değişmemesi sağlanmıştır. Yapılan bu çalışmada 6 adet deney grubu oluşturulmuştur. Deneyler 1 litrelik cam akvaryumlarda 0,5 litre su konularak gerçekleştirilmiştir. Her bir konsantrasyon grubu için 10 adet G. pulex bireyi kullanılmıştır. LC50 değerinin belirlenmesi için 24 saatlik periyotlarla canlıların hareketlik durumları gözlemlenerek kaydedilmiştir. Hareketini kaybetmiş G. pulex'ler akvaryum içerisinden alınıp çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışma 3 tekerrürlü yürütülmüş olup, ortalama LC50 değerleri 1,58 ± 0,56 mg/L, alt bant seviye değeri 0,47 ± 0,17 mg/L, üst bant seviye değeri ise 5,46 ± 2,18 mg/L olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Gammarus pulex, malathion, pestisit, akut toksisite

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    İklimlendirme sistemlerinde hastane uygulamaları ve örnek uygulama

    Anıl Sözen

    İklimlendirme sistemleri, kapalı mekanlarda yaşanabilirliğin konfor ve sağlık standartları içerisinde daim ettirilebilmesi için insan hayatında önemli bir yere sahiptir. Bu sistemler kapalı mekanların kullanım amacına göre farklılık göstermekle birlikte mekanın kullanım amacına göre daha dikkatli ve hassasiyet kazandırarak oluşturulmalıdır. Çalışmada kapalı mekanlar içerisinden insan hayatı için en kritik ve önem düzeyi en yüksek olan hastane mahallerinin nasıl iklimlendirilmesi gerektiğini anlatılmaktadır. Sağlık ve konfor iklimlendirilmesi hastaneler için steril şartlar göz önünde bulundurularak yapılır. Oda içerisinde hava resirkülasyonuna izin verilmeyen özel alanlarda (Ameliyathane, yoğun bakım) klima santrali ile tüm havalı sistemlerin psikometrik diyagrama göre yapılması gerektiği anlatılmıştır.Hijyen kavramının mekanı nasıl sterilleştirdiğini, HVAC (Heating Ventilation and Air Conditioning) sistemlerinin steril ve hijyen kavramlarının geçtiği mahallerde nasıl uygulanması gerektiğine yer verilerek detaylandırılmıştır. HVAC (Heating Ventilation and Air Conditioning) sistemlerinin geliştirilmesi sonucunda iç hava kalitesi kavramı da gittikçe önem kazanmaya başlamıştır. Hastanelerde validasyon ölçümlerini direkt etkileyecek olan iklimlendirme ekipmanlarındaki bakım hijyen ve sterilliğin korunmasında son derece önemlidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Munzur Üniversitesi ısıtma merkezi enerji ve ekserji analizi

    Taner Aydın

    Dünya birincil enerji tüketiminin artmasına neden olan temel etkenlerin başında nüfus ve gelir artışı gelmektedir. Nüfus artışının gelişmekte olan sanayi ve kentleşmelere bağlı olarak küresel enerji talep artışına önemli miktarda etki edeceği öngörülmektedir. Yapılan senaryolara göre, 2040 yılına kadar olan dönemde fosil yakıtların paylarının nispeten azalmasına rağmen bu yakıtlar hâkim kaynaklar olmaya devam edecektir. Kullanılan temel enerji kaynakları fosil yakıtlar olduğundan önemli çevresel problemlerde ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar enerji kullanımında verimliliği, ekonomikliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını gündeme getirmektedir. Bu bilgiler ışığında enerjinin verimli kullanılması ön plana çıkmaktadır. Enerjinin en çok tüketildiği yerlerden olan konutlarda yaşam standardı ve hizmet kalitesinin düşüşüne yol açmadan, enerji tüketiminin azaltılması gerekmektedir. Uzun yıllardan beri termal sistemlerin verimlilik analizi ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar önemli bir yer tutmaktadır. Termal sistemlerin analizinde termodinamiğin birinci ve ikinci kanunu kullanılmaktadır. Bu kanunlara dayalı analiz yöntemine ise ekserji adı verilmektedir. Enerji tüketiminin yaklaşık %25'i konutların ısıtılması için harcandığından, ısıtma sistemlerinin enerji ve ekserji analizlerinin yapılması oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, üç kazan, on bir eşanjör dairesi bulunan ve yaklaşık olarak yılda 500 ton özel kalorifer yakıtı tüketen Munzur Üniversitesi Isı Merkezinin enerji ve ekserji analizi yapılmıştır. Çalışmada öncelikli olarak kazandaki yanma olayı incelenmiştir. Yanma olayında hava fazlalık katsayısının (HFK) ve baca gazı sıcaklıklarının enerji ve ekserji verimleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Analiz sonucunda kazan enerji verimi %94 ve kazan ekserji verimi %19,3 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, sistemin otomasyonunda, Hava fazlalık katsayısı ve baca gazı sıcaklıklarındaki iyileştirmelerle yılda yaklaşık olarak %1,5-2 civarında yakıt tasarrufu sağlanacağı tespit edilmiştir. Bu oran, tüm sistemdeki iyileştirmeler göz önüne alındığında (örneğin bina ısı yalıtım kalınlığının Tunceli ili için 7 cm olması gerektiği, çatı yalıtımlarının yapılması, bina mimarilerinin bölgeye uygun olarak projelendirilmesi gibi) çok ciddi ekonomik tasarruflar sağlanmış olacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Sulu çözeltilerden brillant yeşili gideriminin poli (akrilonitril-ko-N-vinil pirolidon) / zeolit kompoziti kullanılarak araştırılması

    Nevroz Kavak

    Bu tez çalışmasında katyonik bir boyar madde olan brillant yeşilinin (BY) kesikli sistemde adsorpsiyonu, yerinde polimerizasyon metodu ile seztezlenen poli(akrilonitril-ko-N-vinil pirolidon)/zeolit (poli(AN-ko-VP)/zeolit) kompoziti kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Adsorpsiyon üzerine pH, başlangıç BY konsantrasyonu, adsorbent miktarı ve sıcaklığın etkisi belirlenmiştir. En yüksek giderim verimi 25 mg/L başlangıç BY konsantrasyonu, 0,2 g/50 mL adsorbent miktarı, pH 4,5'te ve 40 °C sıcaklıkta %97,60 olarak belirlenmiştir. Kompozitin yapısal ve termal özellikleri FT-IR (Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi), SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu), XRD (X-ışını Kırınım Difraktometresi), TGA (Termogravimetrik Analiz) ve DSC (Diferansiyel Taramalı Kalorimetri) ile belirlenmiştir ve karakterizasyon sonuçları, kompozitin homojen ve üç boyutlu bir yapıya sahip olduğunu göstermiştir. Bozunma sıcaklığı ve camsı geçiş sıcaklığı sırasıyla 410 oC ve 152 oC olarak bulunmuştur. Adsorpsiyonun izotermleri, kinetiği ve termodinamiği çalışılmıştır ve sonuçlar denge verilerinin Langmuir izoterm modeli ile daha iyi uyum sağladığını göstermiştir. Kinetik sonuçlar adsorpsiyon prosesinin hız belirleme basamaklarından biri olarak dış taraf kütle transferi ve iç difüzyon ile birlikte pseudo ikinci derece kinetiği ile tanımlanabileceğini göstermiştir. Termodinamik özelliklere göre, çalışılan sıcaklıklarda adsorpsiyon prosesi kendiliğinden gerçekleşmekte ve endotermiktir. Başlangıç BY konsantrasyonu, adsorbent miktarı ve zamanın adsorpsiyon üzerine etkileşim etkilerini belirlemek için yanıt yüzey yönteminde yer alan merkezi kompozit tasarım kullanılmıştır. Modelin varyans analizinden (ANOVA), verilerin model uyumunun oldukça önemli olduğu bulunmuştur (R2=0,95). Sonuç olarak sentezlenen kopolimerin sulu çözeltilerden BY gideriminde etkili bir adsorbent olduğu bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Mavi yunus (Cyrtocara moorii) juvenillerinin farklı anestetikler ile transferi: Konsantrasyon ve su kalitesi

    Esma Sümer

    Su ürünleri yetiştiriciliğinde 2-fenoksietanol, MS-222 (tricaine) ve benzokain gibi sentetik anestetikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Amerika ve İngiltere'de yemeklik balıklarda kullanılmasına yasal olarak izin verilen tek anestetik madde MS-222'dir. İlaç ve Gıda Örgütü (FDA) tarafından MS-222'nin balık vücudundan atılma süresi 21 gün olarak belirtilmiştir. Bu da balıkların pazarlanmasında gecikme yaşanmasına neden olmaktadır. Sentetik anestetiklere karşı iyi bir alternatif seçeneği olarak düşünülen bitkisel ürünlerden elde edilen değişik yağların kullanımları her geçen gün kullanımları artmakta ve çalışmaları sürmektedir. Yapılan araştırmalarda karanfil yağının anestetik etkileri üzerine birçok çalışma gerçekleştirildiği görülmektedir. Bununla birlikte, nane ve lavanta yağlarının anestetik etkisi hakkında çalışma az sayıda olup stok yoğunluğu ve transfer konularında çalışmalara rastlanmamıştır. Çalışma kapsamında öncelikle 100-400 mg L-1 (MS-222 için) ve µl L-1 (Bitkisel anestetikler için) konsatrasyon aralığında anestetiklerle 1:9 oranında etanol ile çözündürülerek efektif dozlar tespit edilmiştir. Sonrasında 4 farklı deneme grubu oluşturularak (3 farklı sedadif dozda,10 ppm, 20, ppm ve 30 ppm ve bir kontrol grubu, anestetik madde ilavesiz) transfer işlemi gerçekleştirilmiştir. Balıklar naylon torbalara konularak içine anestetik madde ilave edildikten sonra 1:3 oranında hava basılarak ve ağzı bantlanarak 6, 12 ve 18 saatlik balık nakliyesi simülasyonuna tabi tutulmuştur. Çalışma sonuçlandıktan sonra balıklar 72 saat boyunca gözlemlenerek kayıp olup olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, farklı anestetik madde uygulamaları su kalitesi kriterleri bakımından karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, araştırma, nane ve lavanta yağlarının, tropikal balık türlerinde sentetik anestetiklere alternatif kullanılabileceğini göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Bitlis ilinde su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik analizi

    Ozan Buruç

    Bu tez çalışması, Bitlis ilinde su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik durumunu tespit edebilmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, 2017 yılında Bitlis Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'ne kayıtlı faal olan beş adet alabalık işletmesinde gerçekleştirilmiştir. Bitlis ilindeki işletmelerin toplam proje kapasiteleri 190 ton/yıl olup fiili kapasiteleri ise 215 ton/yıldır. Yetiştiriciliğin % 80'i beton havuzlarda, % 20'si ise kafeslerde yapılmaktadır. İşletmelerin havuzlarında kullanılan suyun genel olarak kaynak suyu olduğu görülmüştür. İşletmeciler yetiştirdikleri ürünleri çoğunlukla lokantalarında tüketime sunmak suretiyle, toptan veya perakende olarak sattıklarını belirtmişlerdir. İşletmecilerin yaş aralığı 43-61 arasında olup eğitim düzeylerinin düşük olduğu gözlemlenmiştir. İşletmeciler SGK'ya bağlı veya emekli olduklarını beyan etmişlerdir. İşletme sahiplerinin çoğunun balıkçılıkla uğraştığı sadece bir tanesinin çiftçi olduğu tespit edilmiştir. İşletme çalışanlarının genelde erkek olduğu, çalışan bayanların ise aile fertlerinden olduğu dikkat çekmektedir. Medeni durum bakımından evli olanların çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Personelin % 50'si ilkokul mezunu, % 27'si ortaokul mezunu, % 23'ü lise mezunu olmakla birlikte yüksekokul mezunu bulunmamaktadır. Birçok sorun dile getiren işletmeciler, teşviklerin üretimden ziyade giderlerde büyük bir paya sahip olan yem için verilmesini talep etmektedirler. Anahtar kelimeler: Su Ürünleri Yetiştiriciliği, İşletmeci, Sosyo-Ekonomik Analiz, Bitlis.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Yükseköğretim kurumlarında akreditasyon uygulamalarına yönelik öneri: Bir kamu üniversitesi örneği

    Yunus Özçiçek

    Bu çalışmada bir kamu üniversitesinin inşaat mühendisliği bölümünün uluslararası bir akreditasyon kurumu olan Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK)'nin ölçütleri açısından özdeğerlendirmesi yapılarak bir özdeğerlendirme raporu akreditasyon önerisi olarak hazırlanmıştır. Bu öneri sayesinde tepe yöneticilerin, öğretim elemanlarının ve idari personelin kalite ve akreditasyonun önemi, faydası ve gerekliliği noktasında bilinç düzeyinin yükseltilmesi ve akreditasyon süreci için ilk adımın atılmasına öncülük edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar sayesinde bölümün akreditasyona tabi tutulması halinde mühendislik lisans eğitimi MÜDEK akreditasyon kriterleri açısından mevcut bölümün durumunun bir resmi çekilerek eğitim faaliyetlerinin kalite düzeyinin tespit edilmesi sağlanmıştır. Bu doğrultuda bir özdeğerlendirme raporu önerisi hazırlanmıştır. Bu rapor üniversitenin ilgili makamlarıyla paylaşılarak tepe yönetim başta olmak üzere bölüm öğretim elemanları ve idari personelin kalite ve akreditasyon konusundaki bilgi birikimlerini zenginleşmesine katkıda bulunmuş, farkındalıkları artırılmış ve akreditasyon sürecini başlatmak için bir motivasyon aracı ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kalite, Akreditasyon, Yükseköğretim.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Çay örneklerinde dispersif sıvı-sıvı mikroekstraksiyon yöntemi ile bakır tayini

    Sabine Bal

    Bu çalışmada ligand olarak 1-(2-piridilazo)-2-naftol (PAN) kullanılarak dispersif sıvı-sıvı mikroekstraksiyon (DSSME) yöntemi ile kuru çay örneklerinde bakır zenginleştirilerek, alevli atomik absorpsiyon spektrofotometresi (FAAS) ile tayin edildi. Cevap yüzey metodu (CYM) ile kombine kullanılan merkezi kompozit tasarım (MKT) ile yeni bir metot geliştirildi. Cevap yüzey metodu kullanılarak optimum deneysel koşullar (pH, ekstraksiyon çözücü miktarı, dispersif çözücü miktarı, vorteks süresi ve santrifüj süresi) belirlendi ve geliştirilen DSSME yönteminin Cu2+ iyonlarının gerçek örneklerde tayini için uygulanabilirliği araştırıldı. Bu amaçla, öncelikle sentetik Cu2+ iyonu içeren farklı derişimdeki çözeltiler kullanılarak kompleks oluşumu ve ekstraksiyon verimi için çalışma koşulları (pH, ekstraksiyon çözücü miktarı, dispersif çözücü miktarı, vorteks süresi ve santrifüj süresi) optimize edildi. Elde edilen veriler, optimize edilen deneysel koşulların ve geliştirilen yöntemin farklı kuru çay örneklerinde Cu2+ iyonlarının tayini için analitik amaçlı uygulanabileceğini gösterdi. Geliştirilen ve optimize edilen yöntemin doğruluğu ve geçerliliği sertifikalı standart referans madde (NIST SRM 1547 Peach leaves) kullanılarak kontrol edildi ve elde edilen verilerin sertifikalı değerler ile uyumlu olduğu tespit edildi. Optimize edilen koşullar altında geliştirilen DSSME yönteminin SRM'ye uygulanmasıyla elde edilen geri kazanım değerleri %98 olarak elde edildi.