Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Tunceli ilinde yetişen sumak bitkisinin fitokimyasal bileşenlerinin incelenmesi

    Esra Yüksel

    Sumak Anacardieceae ailesine ait bir bitkidir. Bu çalışmada Tunceli'de doğal olarak yetişen sumak bitkisi 5 farklı ilçeden toplandı, yıkandıktan ve oda sıcaklığında kurutulduktan sonra analize kadar buzdolabında saklandı. Sumak örneklerinde pH, renk, kül miktarları, toplam fenolik madde içeriği, DPPH serbest radikali giderme kapasitesi, metal şelatlama kapasitesi, CUPRAC, indirgeme kuvveti, mineral madde içeriği, organik asitlerden; tartarik asit, malik asit ve sitrik asit, fenolik bileşiklerden; gallik asit, vanilik asit, kafeik asit, rutin, resveratrol, (-)- epikateşin ve (+)- kateşin hidrat içeriği belirlendi. Yapılan çalışmada toplam fenolik madde (TFM) miktarı 1929±63 mg GAE kg-1-231±10 mg GAE kg-1 aralığında bulundu. Bütün sumak örneklerinde TFM miktarı en yüksek asitlendirilmiş metanol ekstraktında, DPPH serbest radikali giderme kapasitesi ise asitlendirilmiş asetonitril ekstraktında olduğu görüldü. S5 nolu örneğin ise bütün ekstraktlarının metal şelatlama kapasitesi diğer örneklerden yüksek olduğu fakat EDTA'nın metal şelatlama kapasitesinden düşük olduğu belirlendi. CUPRAC'ın ise en yüksek 118.0±3.0 mg KAE kg-1 ile S5 nolu örneğin asitlendirilmiş metanol ekstraktında, en düşük 10.2±0.6 mg KAE kg-1 ile yine S5 nolu örneğin asitlendirilmiş asetonitril ekstratında olduğu tespit edildi. Bütün örneklerin indirgeme kuvvetleri ise sentetik antioksidanların indirgeme kuvvetlerinden düşük olduğu, ayrıca örneklerin mineral madde bakımından da zengin oldukları, baskın olan organik asidin malik asit, fenolik bileşiğin ise gallik asit olduğu tespit edildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Remazol Brilland Blue R'a maruz bırakılan kerevit (Astacus leptodactylus)'in solungaç dokusunda biyokimyasal yanıtın araştırılması

    Tufan Karakoç

    Bu çalışmada, çeşitli konsantrasyonlarda tekstil boyar maddesi Remazol Brilland Blue R'a maruz bırakılan tatlısu istakozu (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823)'nda biyokimyasal yanıtın araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma grupları, kontrol grubu (0 mg/l-1) ve kerevitlerin Remazol Brillant Blue R 3 subletal dozuna (0,5 mg/l-1, 1 mg/l-1 ve 2 mg/l-1) maruz bırakıldığı deneme grupları şeklinde oluşturuldu. Her akvaryumda bulunan kerevitlerin 24 saat ve 48 saat sonunda akvaryumdan alınmıştır. Biyokimyasal yanıtın belirlenmesi için kerevitin solungaç dokusunda glutatyon (GSH), süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve malondialdehyde (MDA) seviyeleri incelenmiştir. SOD aktivitesi araştırılmış olup, 24 saat ile 48 saatlik örneklemeler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). 24 saatlik örneklemede uygulanan dozlar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark tespit edilemezken (p>0.05), 48 saatlik örneklemede ise doz grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). CAT aktivitesinde, 24 ve 48 saatlik örneklemeler arasında 1 mg/l-1 dışında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). 24 ve 48 saatlik deneme grupları kendi içerisinde karşılaştırıldığında, bütün dozlar kendi arasında anlamlı bir fark vermiştir (p<0.05). GSH ve MDA sonuçları ise istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç vermemiştir (p>0.05).

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Farklı kefir kültürleri ve sütlerle elde edilen kefirlerin mineral içeriklerinin ve antioksidan özelliklerinin incelenmesi

    Haydar Eryılmaz

    Bu çalışmada üç farklı kefir kültürü, marketlerden temin edilen beş farklı süt örneğiyle fermente edildi. Fermente edilen kefir örneklerinde pH, kuru madde, kül miktarı, karbondioksit miktarı (CO2), titrasyon asitliği, 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) serbest radikal giderme kapasitesi, indirgeme kuvveti, metal şelatlama kapasitesi, toplam fenolik madde (TFM) miktarı, bakır(II) iyonu indirgeyici antioksidan kapasitesi (CUPRAC) ve mineral madde içerikleri incelendi. Süt çeşidi bakımından kefir örnekleri karşılaştırıldığında kefirlerin pH, kuru madde, titrasyon asitliği ve kül miktarı bakımından benzer olduğu tespit edildi (p>0.05). 3 numaralı kefir kültüründen elde edilen kefirin % DPPH serbest radikal giderme kapasitesinin %18.8±0.3 ve 1 numaralı sütten elde edilen kefirin ise % DPPH serbest radikal giderme kapasitesinin %24.9±0.4 olduğu ve diğer örneklerden yüksek olduğu belirlendi (p<0.05). Kefir örneklerinin indirgeme kuvvetleri sentetik antioksidanların indirgeme kuvvetleri ile karşılaştırıldı ve kefir örneklerinin indirgeme kuvvetlerinin daha düşük olduğu tespit edildi. Metal şelatlama kapasiteleri ise EDTA ile karşılaştırıldı. Toplam fenolik madde miktarları gallik asit eşdeğeri ve CUPRAC değerleri kafeik asit eşdeğeri olarak hesaplandı. Süt çeşidine göre kefir örneklerinin TFM miktarları 28.4-50.7 mg GAE kg-1 aralığında değiştiği bulundu. Mineral içerikleri bakımından karşılaştırıldıklarında ise 1 numaralı kefir kültüründen elde edilen kefir örneğinin magnezyum (Mg), çinko (Zn) ve sodyum (Na) derişimlerinin diğer kültürler ile elde edilen kefir örneklerinden daha yüksek olduğu belirlendi (p<0.05). Kalsiyum (Ca) ve potasyum (K) bakımından kefir örnekleri arasında istatiksel bir fark olmadığı tespit edildi (p>0.05). Deneysel çalışmalardan elde edilen veriler ışığında, kullanılan kefir kültürlerinin ve süt çeşidinin kefir örneklerinin antioksidan özellikleri ve mineral içerikleri üzerine önemli bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: CUPRAC, DPPH Serbest Radikal Giderme Kapasitesi, İndirgeme Kuvveti, Kefir, Metal Şelatlama Kapasitesi, Mineral, Toplam Fenolik Madde Miktarı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Metil oranj tekstil boyar maddesine maruz kalan Gammarus pulex'de bazı antioksidan ve detoksifikasyon enzim aktivitesindeki değişiklikler

    Metin Yaman

    Tekstil boyaları bugün dünyada büyük ölçüde kullanılmaktadır ve tekstil endüstrisi ulus ekonomisinde önemli bir rol oynamaktadır. Boya imalatı, baskı, boyama ve tekstil endüstrilerinden gelen boya kirleticileri çevre kirliliğinin ana kaynaklarını oluşturmaktadır. Bu endüstri kuruluşlarının çıkış suları genellikle renklidir ve atıksuyun alıcı su kaynaklarına doğrudan deşarjı, sucul yaşama hasara neden olacaktır. Bu çalışma, Gammarus pulex'teki bazı antioksidan ve detoksifikasyon enzimi aktivitelerinin değişimlerini kullanarak metil oranj (MO) toksisitesini belirlemek için yapılmıştır. LC50 (letal konsantrasyon 50) değerini belirlemek için statik bir test kullanıldı. MO LC değeri 1737,3 ppm olarak tespit edildi ve sonra G. pulex üç subletal dozda (LC değerinin 1/4; 1/8 ve 1/16) oranında MO'ya 24 ve 96 saat boyunca maruz bırakıldı. ELISA kiti kullanılarak Süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPX), Sitokrom p450 (CYP1A1), glutatyon S-transferaz (GST) aktiviteleri ve glutatyon (GSH), malondialdehit (MDA) seviyeleri belirlendi. Farklı MO dozlarına maruz bırakılan tüm gruplarda CAT ve CYP1A1 aktivitelerinin arttığı bulunmuştur. GST aktivitesi ve GSH, MDA düzeyleri, farklı MO dozlarına maruz bırakılan tüm gruplarda artmıştır. GPX faaliyetleri tüm gruplarda değişmiş fakat gözlenen bu değişiklik istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Farklı konsantrasyonlardaki MO'nun SOD aktivitesini farklı düzeylerde etkilediği görülmüştür. Çalışmamızda, maruz kalma süresinin, GST ve GSH dışındaki biyokimyasal biyolojik belirteçleri önemli ölçüde etkilemediği bulunmuştur. Sonuç olarak, antioksidan ve detoksifikasyon enzimlerindeki değişiklikler ve lipid peroksidasyonu potansiyel olarak çevre içindeki boyaların risk değerlendirmesi için hassas biyolojik belirteç olarak kullanılabilir ve deşarj düzenlemelerinin yapılmasına katkıda bulunabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Diyarbakır ilinde farklı bölgelerden toplanan bitkilerdeki antioksidan parametreler kullanılarak hava kirliliğinin izlenmesi

    Eşref Gezer

    Hava kirliliği hem gelişmiş hem de gelişmekte olan şehirlerdeki en önemli çevresel kaygılardan biridir. Bu çalışmada, Diyarbakır ilinde farklı bölgelerden toplanan Pinus nigra bitkilerindeki antioksidan parametreler kullanılarak hava kirliliğinin izlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Pinus sp. Ağustos ve Aralık aylarında Diyarbakır'ın merkezinde üç ayrı yerden (Eğil (kontrol), Koşuyolu (şehir merkezi) ve Organize Sanayi Bölgesi) yaprak örnekleri toplandı. Pinus nigra yaprağında enzimatik antioksidanlar süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GPX), glutatyon S-transferaz (GST) ve malondialdehit (MDA) seviyeleri belirlendi. Biyokimyasal biyobelirteçler, ELISA metodu kullanılarak mikroplaka okuyucuda ölçüldü. Ağustos ayında SOD enzim aktivitesini Eğil (kontrol) ile kıyasladığımızda Koşuyolu ve Organize Sanayi Bölgesinde azalmıştır, ancak aralık ayında kontrol ile kıyaslandığında diğer istasyonlarda artmıştır. CAT enzim aktivitesi kontrol ile kıyaslandığında Koşuyolu ve Organize Sanayi Bölgesinde azalmıştır. Ağustos ayında GPX düzeyleri Eğil ile kıyaslandığında Organize Sanayi Bölgesinde artmıştır. GST enzim aktivitesinde her iki mevsimde istatistiksel olarak önemli bir değişiklik görülmemiştir. MDA düzeyleri Eğil ile kıyaslandığında genel anlamda diğer bölgelerde artış göstermiştir. Diyarbakır ilinde hava kirliliğinin izlenmesinde Pinus nigra yapraklarında SOD, CAT, GPX enzimleri ile MDA düzeylerindeki değişikliklerin yararlı birer biyobelirteç olarak kullanılabileceği ancak GST'nin biyobelirteç olarak kullanılmasının uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Pinus sp. nin kirletilmiş alanlardaki çevresel hava kalitesini yansıtacak etkili bir biyoindikatör olduğu da kanıtlanmıştır. Biyokimyasal biyobelirteçlerin farklı sonuçları, bitkilerdeki hava kirliliğinin olumsuz etkilerinden sorumlu olası metabolik süreçlerin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir ve bitkinin biyokimyasal tepkisi, Diyarbakır'da yetersiz kontrol edilen kentsel hava kirliliğinin çevresel sonuçlarını bir dereceye kadar ortaya koyabilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Keban Baraj Gölü Çemişgezek bölgesinde (4.bölge) avcılığı yapılan balıklarda endohelmintlerin araştırılması

    Burcu Aktürk

    Bu çalışmada, Temmuz-Aralık 2016 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü Çemişgezek Bölgesinde avcılığı yapılan, 52 adet Cyprinus carpio Linnaeus, 1758, 49 adet Capoeta trutta (Heckel, 1843), 53 adet Lucio barbus mystaceus (Pallas, 1814), 56 adet Lucio barbus esocinus ( Heckel, 1843) olmak üzere toplam 210 balık üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelenen balıkların 173'ünün enfekte olduğu görüldü. Enfekte balıklarda 4 parazit türü tespit edildi. Yapılan otopside Cyprinus carpio'nun göz sıvısı içinde Diplostomum sp., bağırsağında Khawia sinensis olmak üzere 2 adet parazit türü tespiti yapıldı. Capoeta trutta'nın göz sıvısı içinde Diplostomum sp., bağırsağında Neoechinorhynchus rutili olmak üzere 2 adet parazit türü belirlendi. Lucio barbus mystaceus'un göz sıvısında Diplostomum sp., bağırsağında Neoechinorhynchus rutili olmak üzere 2 parazit türü saptandı. Lucio barbus esocinus'un göz sıvısında Diplostomum sp., bağırsağında Neoechinorhynchus rutili türü tespiti yapıldı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    İş analizini kullanarak iş değerleme prosedürünün dizaynı: Tekstil sektöründe bir uygulama

    Gamze Balçık

    İş Analizini Kullanarak İş Değerleme Prosedürünün Dizaynı: Tekstil Sektöründe Bir Uygulama Bu çalışma tekstil sektöründe faaliyet gösteren, halı fabrikasında çalışan mavi yakalıların yapmış oldukları işleri analiz etmek, sınıflandırmak, birbiriyle karşılaştırmak ve değerlemek amaçlarına hizmet etmesi amacıyla çalışan yönelimli bir iş analizi sisteminin geliştirilmesi ve geliştirilen bu sistemle ücretlendirmeye yardımcı olabilecek iş değerleme çalışmasını gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. İşletmede sadece mavi yakalı çalışanların faaliyet gösterdiği 71 iş değerlemeye alınmıştır. İşleri Puanlama Sistemi anketi olarak adlandırdığımız anket ve gözlem yöntemleri kullanılarak işler analiz edilmiştir. Analiz edilen işlerin tanımlanmasında mavi yakalı işlerin değerlemesinin yapıldığı Metal Sanayi İş Gruplandırma Sisteminden yararlanılmıştır. MESS sistemi göz önünde bulundurularak işlere ilişkin faktörler, derece tanımları ve işlerin ağırlıkları belirlenmiştir. İşlerin ağırlıklı faktör puanlarının belirlenmesinde işletmedeki yöneticilere anket uygulanmıştır. Faktör puanlarının belirlenmesinde iş değerleme yöntemlerinden faktör-puan yöntemi kullanılmıştır. Faktör puanları geometrik dizi artış yöntemiyle hesaplanmıştır. Ortaya çıkan sonuçlara göre işlerin ücret grupları belirlenmiştir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Bingöl katı atık depolama sahasından alınan sızıntı sularının arıtımında Phanerochaete chrysosporium (ME446)'un etkinliğinin belirlenmesi

    Elif Kardaş

    Katı atık depolama sahalarında oluşan sızıntı suları, atık bileşiminden kaynaklanan kirletici ve nütrientleri bünyesinde bulundurması nedeniyle, toprak aracılığıyla yeraltı ve yer üstü sularına ulaşabilmekte ve ulaştığı alıcı ortama yüksek miktarda kirlilik yükü taşıyabilmektedir. Çalışmamızda sızıntı suyu içeren farklı 4 statik sıvı gelişim ortamında P. chrysosporium tarafından gerçekleştirilen inkübasyonun 5, 10 ve 20. günlerindeki; pH, iletkenlik, toplam fosfat değerlerindeki değişimler ile 20. günün sonundaki gelişim ortamlarına ait KOİ (Kimyasal oksijen ihtiyacı) azalışı, metal (Fe2+, Mn2+, Zn2+ ve Cu2+) uzaklaştırma yüzdesi ve toplam kuru misel ağırlıkları belirlenmiştir. Özellikle X uygulama grubunda kullandığımız mantar ile inkübasyonun 20. gününün sonunda %84 oranında Mn2+ ve Zn2+ uzaklaştırılması sağlanabilmiştir. Yine aynı X uygulama ortamında 20. günün sonunda %90.88 oranında KOİ azalışı da elde edilmiştir. Diğer uygulama gruplarında da aynı şekilde hem metal uzaklaştırma açısından ve hem de KOİ azalışı yönüyle belli oranlarda iyileştirmeler tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmamızdan elde edilen bulgular, beyaz çürükçül mantar P. chrysosporium'un sızıntı suyu bulunduran tüm uygulama gruplarında sergilediği gerek metal uzaklaştırma etkinliği ve gerekse de KOİ azaltma kapasitesi yönüyle sızıntı sularının iyileştirilmesi çalışmalarında alternatif biyolojik bir kaynak olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Phanerochaete chrysosporium, sızıntı suyu, KOİ azalışı, metal giderimi, beyaz çürükçül fungus

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Karakaya baraj gölündeki kafes balıkçılığının ticari av kompozisyonuna etkisinin araştırılması

    Tacettin Yıldırım

    Bu çalışmanın amacı, Karakaya Baraj Gölündeki kültür balıkçılığının ticari av kompozisyonuna olan etkisinin belirlenmesidir. Arazi çalışmaları Nisan 2012 ile Aralık 2012 tarihleri arasında Karakaya Baraj Gölü'nün 6, 7, 9 ve 10. avlak sahalarında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 80, 100, 120, 140 ve 160 mm ağ göz açıklığında, 0,50 donam faktörüne göre donatılmış, 100 m uzunluğunda ve 50 göz derinliğinde monofilament sade uzatma ağları kullanılmıştır. 18 avcılık operasyonunda elde edilen 1094 adet numunenin morfometrik ölçümleri sonucunda, 2 familyaya ait 11 farklı tür tespit edilmiştir. Yapılan değerlendirmede, çalışma bölgemizin av kompozisyonunun %34,2'sinin Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792), %22,5'inin Karabalık (Capoeta trutta Heckel, 1843), %11,6'sının Sazan (Cyprinus carpio Linnaeus, 1758), %8,7'sinin Siraz (Capoeta umbla Heckel, 1843), %7,2'sinin Tatlısu kefali (Squalius cephalus Linnaeus, 1758), %6,8'nin Kababurun (Chondrostoma regium Heckel, 1843), %4,0'ünün Havuz balığı (Carassius gibelio Bloch, 1782), %2,5'inin Akçapak balığı (Acanthobrama marmid Heckel, 1843), %1,3'ünün Sirink (Luciobarbus mystaceus Pallas, 1814), %0,8'inin Sis balığı (Aspius vorax Heckel, 1843), %0,3'ünün Cero (Luciobarbus esocinus Heckel, 1843) ve %0,2'sinin Gümüş balığı (Alburnus mossulensis Heckel, 1843)'ndan oluştuğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, habitata sonradan girerek popülasyon oluşturan Gökkuşağı alabalığının söz konusu avlak sahalarında doğal türlere oranla daha baskın duruma geldiği tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Farklı oranlardaki demirin Astacus leptodactylus (Esch., 1823)'lardaki yaşama oranı, oksidatif stres, Fe, Cu, Cr ve Zn seviyeleri üzerine etkileri

    Hülya Şahin

    Bu çalışma 15 Nisan 2016 – 15 Temmuz 2016 tarihleri arasında yapıldı. Çalışmada, erkek tatlı su istakozu (Astacus leptodactylus) rasyonlarına farklı oranlarda demir (Fe) katılmasının; Astacus leptodactylus 'un yaşama oranı, hepatopankreas ve karapakstaki demir (Fe), bakır (Cu), çinko (Zn), krom (Cr) ve lipid peroksidasyon (Malondialdehit (MDA)) düzeyleri üzerine etkisinin ortaya konması amaçlandı. Bu amaçla, bir kontrol (K) ve dört adet deneme (F1, F2, F3, F4) rasyonu hazırlandı. Rasyon öğeleri kontrol rasyonuna 28,60 ± 2,21 mg kg-1 demir katkısı sağlamaktadır. Kontrol rasyonuna 50 mg kg-1, 100 mg kg-1, 200 mg kg-1 ve 300 mg kg-1 demir sülfat katılarak sırasıyla F1, F2, F3 ve F4 rasyonları oluşturuldu. Çalışma üç tekrar halinde gerçekleştirildi. Sonuç olarak, araştırmada Astacus leptodactylus kontrol rasyonuna farklı oranlarda demir katılmasının; Astacus leptodactylus 'un yaşama oranını etkilemediği görüldü. Dokulardaki Cr değeri standartların altında olduğundan dolayı tespit edilemedi. Karapaks da MDA değeri belirlenemedi. Hepatopankreasta MDA olarak belirlenen lipid peroksidasyon düzeyini önlemede kontrol rasyonuna 300 mg kg-1 demir ilavesinin yeterli olduğu bulundu. Ayrıca bu çalışmada yemdeki demir miktarının dokulardaki Fe, Cu ve Zn birikimi üzerinde etkili olduğu görüldü.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Keçe-mantar-kevlar malzemelerinden oluşan kompozitin 9mm tabanca mermisine karşı mukavemeti

    Tamer Köşüm

    Sivil ve askeri uygulamalarda tam balistik koruma sağlayan ve mümkün olan en düşük ağırlıktaki zırhı seçebilmek için mühendislik malzemelerinin balistik başarımlarının bilinmesi oldukça önemlidir. Son dönemlerde hızla yaygınlaşan bor teknolojisi balistik koruma alanında en üst sıradadır. Balistik malzemeler güvenlik güçlerinin yanı sıra kaza önleme alanlarında da yaygın kullanılmaktadır. Bu çalışmada, balistik koruyucu malzemelerin kullanım alanları, zırh çeşitleri, kompozit malzemeler ve çeşitleri, balistik ve çarpma konuları hakkında bilgiler verilmiş, aynı zamanda çeşitli deneyler ile Keçe-Mantar-Kevlar malzemelerinden oluşan kompozitin 9mmlik tabanca mermisine karşı mukavemeti gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    İmidakloprid insektisitinin bazı toprak bakterileriyle biyoıslahının istatistiksel olarak değerlendirilmesi

    Ulaş Demirci

    Bu çalışmada, ülkemizin özellikle Akdeniz bölgesinde pamuk, antep fıstığı, domates, biber ve patlıcan yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan imidakloprid etken maddeli insektisitin bazı toprak bakterileriyle biyoıslahı üzerinde durulmuştur. Çalışmada izole edilen bakterilerin bulunduğu tarım toprağı Adana ili Alihocalı mahallesinde pamuk yetiştiriciliği yapılan bir tarladan alınan toprak örneklerinden temin edilmiştir. Bu maksatla insektisitin tarım arazilerinde kullanılması tavsiye edilen konsantrasyonları baz alınarak hazırlanan çözeltilerinin içine zirai alandan izole edilen ve zenginleştirilen bazı bakteri türleri ilave edilmiş ve yedi-on dört gün boyunca 24'er saatte bir olmak üzere alınan örneklerde kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ5), toplam organik karbon (TOK), pH ve çözünmüş oksijen ölçümleri yapılarak biyoıslah izlenmesi takip edilmiştir. Bu maksatla izole edilen ve zenginleştirilen bakteriler hem sıvı hem de laboratuvarda oluşturulan yapay tarla düzeneklerine aşılanmış ve sıvı ortamlarda ve topraktan elde edilen süzüntülerde haftada bir yapılan deneylerle söz konusu parametrelerde ne ölçüde bir değişime uğradıkları gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Cyfluthrin, dimethoate insektisitlerinin gammarus pulex (l., 1758) üzerine letal konsantrasyonlarının (lc50) belirlenmesi

    Ayşe Nur Aydın

    Bu çalışmada Tunceli Munzur Akarsuyundan elde edilen Gammarus pulex (L., 1758) bireyleri cyfluthrin ve dimethoate etken maddelerini içeren iki insektisitin farklı konsantrasyonlarına maruz bırakılarak, akut toksisite testlerinden LC50 değerleri belirlenmiştir. Çalışma boyunca su sıcaklığı, pH, çözünmüş oksijen gibi parametreleri sürekli kontrol edilerek değişmemesi sağlanmıştır. Yapılan bu çalışmada deneyler 1 litrelik cam akvaryumlarda 0,5 litre su konularak gerçekleştirilmiştir. Her bir konsantrasyon grubu için 10 adet G. pulex bireyi kullanılmıştır. LC50 değerinin belirlenmesi için 24 saatlik periyotlarla canlıların hareketlilik durumları gözlemlenerek kaydedilmiştir. Hareketliliğini kaybetmiş G. pulex'ler akvaryum içerisinden alınıp çalışma dışı bırakılmıştır. Çalışma 3 tekerrürlü yürütülmüş olup, dimethoate için LC50 değeri 170,51 ± 8,15 µg/l tespit edilirken, cyfluthrin için LC50 değeri 0,800 ± 0,12 ng/l olarak olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Farklı konsantrasyonlardaki 2-fenoksietanol ve karanfil yağının sarı prenses (Labidochromis caeruleus) ve ahli (Sciaenochromis fryeri) yavru bireyleri üzerine olan anestetik etkileri

    Vefa Koçak

    2-Fenoksietanol (2-PE, etilen glikol monofenil eter), renksiz ve 1,11 gr/ml yoğunlukta yağ içeren bir anestetiktir. Karanfil bitkisinden ekstrakte edilen karanfil yağı ise, karanfil bitkisinin tomurcuk, yaprak ve dallarından elde edilen bir üründür. Karanfil yağının etken maddesi yaklaşık %85-95 eugenol, %5-15 isoeugenol ve methyleugenol'dür. Çalışmada karanfil yağı; 10, 15, 25, 50, 75, 100 µl/L ve fenoksi etanol; 0,2, 0,3, 0,4, 0,5, 0,6 ve 0,7 ml/L olarak 6'şar farklı konsantrasyonda kullanılmış olup sarı prenses (Labidochromis caeruleus, 1,19±0,14 gr, 3,88±028 cm) ve ahli (Sciaenochromis fryeri, 1,22±0,07 gr, 4,22±0,24 cm) yavru bireylerinde uygun anestetik konsantrasyonlar tespit edilmiştir. 2-Fenoksietanolün 0,5 ml/L ve karanfil yağı 25 µl/L konsantrasyonları ile kullanımı bu iki tür içinde minimum etkili konsantrasyonlar olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Sağlık personelinin sanal kaytarma davranışları ile örgütsel özdeşleşme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bir kamu hastanesi örneği

    Berat Karaca

    Bu araştırmanın temel amacı; örgütsel özdeşleşme ile sanal kaytarma türü davranışlar arasındaki ilişkileri tespit etmek olarak belirlenmiştir. Bunun yanı sıra araştırmanın ikincil amaçları; sağlık çalışanlarının, mesai saatlerinde iş dışı amaçlarla internet kullanım düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve yaş bağımsız değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeliyle gerçekleştirilen nicel bir araştırmadır. Bu amaçlarla hazırlanan veri toplama aracı, araştırmanın evrenini oluşturan Elazığ Devlet Hastanesinde çalışan 632 yardımcı sağlık personelinden 189'una uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında üç form kullanılmıştır. İlk bölümde demografik bilgilere yönelik sorular, ikinci bölümde "örgütsel özdeşleşme ölçeği" ve son bölümde "sanal kaytarma ölçeği" yer almaktadır. Verilerin analizinde, frekans dağılımları, ortalama, standart sapma değerleri ortaya konmuş, faktör analizi, güvenilirlik analizi, korelasyon katsayıları analizi ve regresyon testleri uygulanarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, çalışanların örgütsel özdeşleşme düzeyleri arttıkça, sanal kaytarma davranışlarının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca erkeklerin, evlilerin, gençlerin, yüksek eğitim seviyesine sahip olanların, daha fazla meslekte çalışmış olanların kadınlara, bekârlara, yaşlılara ve daha düşük eğitim seviyesine sahip olanlara nazaran daha fazla sanal kaytarma davranışı sergiledikleri ortaya çıkmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Doğu Anadolu bölgesinde çalışan akademisyenlerin örgüt kültürünün örgütsel vatandaşlık davranışlarına etkisinin yapısal eşitlik modeli ile analizi

    Orhan Nakış

    Örgüt kültürü ve örgütsel vatandaşlık davranışı küreselleşen ve hızlı değişim ve gelişim gösteren dünyamızda kar amacı güden veya gütmeyen bütün örgütlerin verimliliğinin ve başarısının ölçülmesinde önemli bir rol oynayan faktörlerin başında gelmektedir. Özellikle içinde bulunduğumuz teknoloji ve bilgi çağında zorlu rekabet koşullarında örgütlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için dünyada en zor taklit edilebilen insan kaynağı örgütler için daha önemli hale gelmektedir. İçinde yaşadığımız küresel çağın hızla değişen ve gelişen iş dünyasında, işgörenlerin sadece resmi iş tanımlarında yer alan görev ve sorumlulukları yerine getirmeleri; bugünkü kurum ve kuruluşların başarılı olabilmeleri ve bu başarılarını devam ettirebilmeleri açısından artık yeterli olarak görülmemektedir. Bu bağlamda; örgütlerin değişen ve gelişen koşullara rağmen faaliyetlerini sürdürüp başarıya ulaşmaları için, işgörenlerin resmi rol gerekliliklerinin ötesinde, gönüllülük temeline dayanan ekstra davranışlar sergilemeleri büyük bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca örgütlerin belirlemiş oldukları hedeflerine ulaşabilmesi için, çalışanların örgütün değerlerini, inançlarını, misyonunu, vizyonunu, felsefesini ve ortak amaçlarının toplamını temsil eden kültürel sistemi içselleştirmeleri gerekmektedir. Bu noktada da karşımıza örgüt kültürü ve örgütsel vatandaşlık kavramları çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki kamu üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin örgüt kültürünün örgütsel vatandaşlık davranışlarına olan etkisini ortaya çıkarmaktır. Ayrıca araştırmada, söz konusu algıların akademisyenlerin demografik özelliklerine (cinsiyet, yaş, unvan vb.) bağlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı test edilmektedir. Araştırma kapsamında, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki kamu üniversitelerinde çalışan akademisyenlere yönelik bir alan araştırması yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Ratlarda doxorubicin kaynaklı karaciğer hasarı üzerine curcuminin etkilerinin araştırılması

    Seval Yılmaz

    Bu çalışma doxorubicin (DXR) kaynaklı karaciğer hasarı üzerine curcuminin (CMN) etkilerinin araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmada 35 adet Sprague Dawley cinsi erkek rat, her grupta 7 rat olacak şekilde 5 gruba ayrıldı. 1. Grup (Kontrol): Oral yolla serum fizyolojik verildi. 2. Grup (CMN grubu): CMN (200 mg kg-1 ağırlık-gün) 7 gün boyunca oral olarak ratlara verildi. 3. Grup (DXR grubu): DXR (40 mg kg-1) tek doz olarak 5. günde intra peritoneal olarak ratlara enjekte edildi. 4. Grup (DXR+CMN 100 grubu): 7 gün süreyle (100 mg kg-1 gün) CMN uygulamasının 5. gününde tek doz DXR (40 mg kg-1) intra peritoneal olarak ratlara enjekte edildi. 5. Grup (DXR+CMN 200 grubu): 7 gün süreyle (200 mg kg-1 gün) CMN uygulamasının 5. gününde tek doz DXR (40 mg kg-1 ) sonra ratlar hafif sevofloran anestezisi altında ötenazileri yapılarak, doku ve kan örnekleri alındı. Serumda Aspartat Aminotransferaz (AST), Alanin Aminotransferaz (ALT) ve Alkalin Fosfataz (ALP) düzeylerine, karaciğer dokusunda Malondialdehid (MDA), Glutatyon (GSH) ve Nitrik Oksid (NO.) düzeyleri ile Süperoksid Dismutaz (SOD), Katalaz (KAT), Glutatyon Peroksidaz (GPx), Arginaz enzim aktivitelerine bakıldı. Kontrol ile kıyaslandığı zaman serum ALT, AST ve ALP düzeyleri DXR verilen grupta arttı, bu artış CMN ile kısmen düzeltildi. Karaciğer MDA ve NO. düzeyleri DXR verilen gruplarda artarken antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeyi azaldı. CMN uygulanması; artan MDA ve NO. düzeylerini azalttı, azalan antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeylerini ise artırdı. Histolojik olarak bakıldığında ise, Kontrol ve CMN gruplarındaki ratların karaciğer dokuları normal histolojik görünümdeydi. Tek başına DXR uygulanan grup ile DXR+CMN 100 grubundaki ratların karaciğerlerinde hepatositlerde şiddetli düzeyde nekrotik değişiklikler ve hidropik dejenerasyon görüldü. Bu gruplarda ayrıca yer yer periportal ve perivasküler alanlarda mononükleer hücre infiltrasyonlarına rastlandı. DXR ile birlikte CMN 200 uygulanan gruptaki ratların karaciğerlerinde ise nekroz, hidropik dejenerasyon ve mononükleer hücre infiltrasyonlarının azaldığı belirlendi. Sonuç olarak DXR kaynaklı hasarları azaltmada CMN etkili olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Keban Baraj Gölü'ndeki su ürünleri yetiştiricilik işletmelerinin 2015 yılı yapısal ve ekonomik analizi

    Gürel Nedim Örnekci

    Bu çalışma, Keban Baraj Gölü'nde ağ kafeslerde su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal ve ekonomik analizlerini belirlemek için yapılmıştır. Tez çalışması, 2015 yılında Elazığ, Tunceli ve Erzincan illerinde bulunan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne kayıtlı işletmeleri kapsamaktadır. Keban Baraj Gölü'nde küçük aile işletmesi olarak adlandırılan, 25 ton/yıl kapasiteli işletmelerden 44 adet, mühendis çalıştırılması mecburi (50≥ ton/yıl) olan işletmeler 25-250 ton/yıl kapasiteli işletmeler 37 adet ve 250 ton/yıl üzeri olan büyük kapasiteli işletmeler 39 adet olmak üzere 120 adet su ürünleri yetiştiricilik tesisi bulunmaktadır. Çalışmada kullanılan veriler bu işletmelerden tam sayım yöntemi ile yüz yüze anket uygulaması yapılarak elde edilmiştir. Ağ kafeslerde alabalık üretimi yapan işletmelerin tamamında, balık üretiminde hazır pelet (granül) yemler kullanılmaktadır. Tüm işletmelerde alabalıklar ortalama 230-260 gr civarında ve 6-8 TL/kg arasında satılmaktadır. Ağ kafeslerde alabalık yetiştiren işletmelerde; işletme başına düşen toplam aktif sermaye 1.134.519 TL olarak hesaplanmıştır. %86,66'lık bir oranla aktif sermaye içerisindeki en önemli pay balık sermayesinden oluşmaktadır. Ağ kafeslerde alabalık üretimi yapılan işletmelerde, işletme masraflarının toplamı 734.200 TL/işletme olarak hesaplanmıştır. Bu masraflar içerisindeki en büyük oran yem (%64,72) ve yavru balık (%10 ) olarak hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Keban Baraj Gölü, Yetiştiricilik, Yapısal ve Ekonomik Analiz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Anahtarlamalı relüktans motorun konum ölçersiz kontrolü

    Ufuk Kaya

    Anahtarlamalı Relüktans Motorlar, (ARM) basit yapıları ve düşük maliyetleri ile öne çıkan elektrik makineleridir. ARM'nin rotorunda ve statorunda mıknatıs bulunmazken sadece stator kutuplarında bakır sargılar bulunur. Bu yapıları ile ARM'ler adım motorlara benzerler. ARM kontrolü iki şekilde yapılır. Bunlardan ilki konum ölçerli kontrol, ikincisi konum ölçersiz kontroldür. Konum ölçerli kontrolde rotor konumu bir konum ölçer ile tespit edilir ve buna göre uygun faz sargıları enerjilendirilir. Konum ölçersiz kontrolde ise tam rotor konumu bilinmez, ancak kestirimi yapılabilir. Bu amaçla konum ölçersiz kontrolde faz tetiklemeleri için ARM'nin kendine has manyetik ve endüktans eğrilerinden faydalanılır. Bu çalışmada öncelikle literatür taraması yapılmış ardından ARM'ye ilişkin temel bilgiler verilmiştir. En çok kullanılan konum ölçersiz kontrol yöntemleri açıklanarak referans akı modeli ile kıyaslanmıştır. ANSYS/Maxwell programından elde edilen veriler kullanılarak, Mathworks MATLAB/Simulink programında ARM'nin elektriksel modeli oluşturulmuştur. Referans akı yöntemi algoritma bloklarının bu modele eklenmesiyle açık çevrim kontrol, hız kestirim algoritmalarının eklenmesiyle de kapalı çevrim kontrol gerçekleştirilmiştir. Son olarak da ARM deney düzeneği tasarlanmıştır. ARM deney düzeneği; ARM, yük motoru, trafo, DA güç kaynağı, IGBT sürme devresi, güç devresi, snubber devresi, filtreli gerilim bölücü devre ve FPGA'den oluşmaktadır. Sonuç olarak, referans akı ile kontrol yönteminin özellikle maliyet odaklı açık çevrim uygulamalar için uygulanabilir pratik bir çözüm olduğu anlaşılmıştır. Kapalı çevrim uygulamalar için ise moment dalgalılığının azaltılması halinde yöntemin verimliliğinin artacağı öngörüsünde bulunulmuştur. Bu amaçla farklı kontrol algoritmalarının kullanılması gerektiği önerilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Sıcak presleme işleminde sıvı fazın matris özelliklerine etkisi

    Yusuf Kaygusuz

    Toz metalurjisi günümüzde sıklıkla kullanılan bir imalat yöntemidir. İmalat endüstrisi açısından büyük bir öneme sahiptir. Özellikle küçük, karmaşık şekilli ve kompozit malzemelerin imalatı için imalat maliyetleri açısından en avantajlı yöntemdir. Toz metalurjisi imalat yöntemi kullanılarak sinterleme parametreleri ve teknikleri değiştirilerek malzemelerin mekanik ve mikroyapı özelliklerinde istenilen doğrultuda değişiklikler yapılmaktadır. Buda yöntemi endüstri açısından oldukça önemli kılmaktadır. Toz metalurjisi ile üretilen ürünlerde porozite miktarı ürünün yapısal özelliklerini ciddi oranda etkiler. Yapı içerisinde ki poroziteler sinterleme işleminin gerçekleşmesi ile azalmaktadır. Ayrıca artan sinterleme sıcaklığının yanı sıra ilave edilen AgCd katkısı da makro ve mikro porozite miktarını azaltmaktadır. Yapılan bu tez çalışmasında malzemenin sertlik, yoğunluk, 3 noktalı eğilmesi, kırık yüzeyleri, MAP ve XRD incelemeleri ile mikro ve makro yapısal formları incelenmiştir. Yapılan bu çalışmada Co-Ni-Bz'dan oluşan matrise ilave edilen AgCd'un matris mukavemeti üzerinde arttırıcı bir rol oynadığı gözlemlenmiştir. Matris mukavemetinin artmasında rol oynayan AgCd oranın yanı sıra sinterleme sıcaklığının da matris mukavemetinde arttırıcı bir faktör olduğu gözlemlenmiştir. Sinterleme sıcaklığının artması ile birlikte matris içerisindeki AgCd sıvı faz oluşturarak makro ve mikro poroziteleri doldurur ve böylece matrisin yoğunluğunda artış meydana gelir. Sıvı fazın oluşması sonucunda porozitelerin azaldığı SEM fotoğraflarında görülmüştür. Sonuç olarak sinterleme sıcaklığının artması ve ilave edilen AgCd miktarına bağlı olarak oluşan sıvı fazın neticesinde malzemenin mekanik özelliklerinde artışlar gözlemlenmiştir.