Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Tunceli-Aktuluk mahallesi öğrenci yurdu alanı ve yakın civarının zemin özellikleri

    İlkay Cem Öz

    Yapı temelleri boyutlandırılırken, yapıdan kaynaklı yatay ve düşey yüklerin olabildiğince en ekonomik şekilde, güvenlikten ödün vermeksizin zemine iletilmesi büyük önem taşımaktadır. Ekonomik ve güvenli bir temel modellemesi yapılabilmesi için, yapının oturacağı zemin parametreleri ve davranışları gerçeğe en yakın şekilde bilinmelidir. Son dönemde teknolojinin de ilerlemesiyle, zeminlerin özelliklerinin belirlenmesi eskiye oranla daha gerçekçi bir şekilde yapılmaktadır. Zeminlerin özelliklerini belirlemek amacıyla açılan zemin sondajlarından alınan örnekler üzerinde yapılan laboratuvar deneyleri ve sondaj kuyularında taşıma gücü tespitine yönelik yapılan arazi deneyleri neticesinde elde edilen verilerle optimum temel boyutlandırmaları yapılması mümkün olmaktadır. Tunceli ilinin topoğrafik yapısı (engebeli arazisi ve baraj gölü havzası sebebiyle azalan potansiyel yeni yerleşim alanları) ve Munzur Üniversitesi yerleşkesinin ve kamu kurum-kuruluşlarının büyük çoğunluğunun ilin batı istikametinde Tunceli-Elazığ karayolu boyunca konumlanması neticesinde, ileriki dönemlerde ildeki yapılaşma faaliyetlerinin Tunceli-Elazığ karayolu boyunca Aktuluk mevkii ve çevresinde yoğunlaşacağı öngörülmektedir. Bu kapsamda Aktuluk mevkii ve çevresinde yeni yapılaşmaların gerçekleşmesi beklenen arazilerin zemin parametrelerinin doğru olarak belirlenmesi; Söz konusu bölgenin Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'na göre 2. derece deprem bölgesi sınırları içerisinde kalması ve ilin sınırlı ekonomik kaynakları göz önüne alındığında Geoteknik Mühendisliği açısından, ekonomik ve güvenli temel çözümlerinin yapılabilmesi için zorunludur. Bu tez kapsamında Aktuluk mevkiindeki zeminlerin özellikleri incelenmiştir. 26 adet zemin sondajı açılmış, bu sondajlarda Standart Penatrasyon Testleri (SPT) yapılmış ve örselenmiş zemin numuneleri alınmıştır. İncelenen zeminlerin fiziksel özelliklerinin belirlenmesi için laboratuvar ortamında; Su İçeriği, Doğal Birim Hacim Ağırlığı ve Kuru Birim Hacim Ağırlığı tespitine yönelik deneyler yapılmıştır. Zeminlerin sınıflandırılabilmesi için Elek Analizi Deneyi ve Atterberg Kıvam Limitleri Deneyleri yapılmıştır. Ayrıca numuneler üzerinde yapılan Kesme Kutusu Deneyleri neticesinde elde edilen verilerle Terzaghi (1943), Meyerhof (1951,1963) ve Hansen (1970) Taşıma Gücü Hesap Yöntemlerine göre çözümler (hesaplamalar) yapılmış ve bulunan değerler birbiriyle kıyaslanmıştır. Atterberg Kıvam Limitleri verileri kullanılarak zeminlerin indeks özelliklerini tespit edebilmek amacıyla ampirik yaklaşımlar kullanılmıştır. Bu ampirik bağlantılar kullanılarak zeminlerin; Sıkışabilirliği, şişme potansiyeli, plastiklik derecesi, sıvılık indeksi ve kıvamlılık indeksi hakkında fikir sahibi olunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Bölgesel deprem tahmini için tekrarlı yapay sinir ağı modelinin geliştirilmesi

    Şeriban Balkasoğlu

    Bu tez çalışmasında, Tekrarlı Yapay Sinir Ağlarının (TYSA) deprem tahmininde kullanımına yönelik bir uygulamanın gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, TYSA'ların en yaygın versiyonu olan Uzun-Kısa Vadeli Hafıza (UKVH) ağlarının bölgesel deprem tahmininde kullanılması sağlanmıştır. UKVH ağlarının ardışık veri kümleri üzerinde elde ettikleri başarım dikkate alınarak bu ağların derin bir versiyonunun deprem verileri üzerinde uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, öncelikle beş katmanlı derin bir UKVH ağ modeli tasarlanmıştır. Deneysel çalışmalar için Türkiye bölgesinde Bingöl ili merkez alınarak bu merkez etrafındaki belirlenen yarıçaplı dairesel deprem tahmin alanları oluşturulmuştur. Bu dairesel alan içerisinde zamana bağlı olarak ardışık bir şekilde meydana gelen depremler UKVH ağının eğitiminde kullanılmıştır. Eğitimi tamamlanan ağın aynı bölge üzerinde gelecekte meydana gelecek depremleri tahmin etmesi sağlanmıştır. Deprem verilerinin elde edilmesinde B.Ü Kandilli Rasathanesi BDTİM Deprem Sorgulama Sisteminden faydalanılmıştır. Merkez noktası etrafında belirlenen yarıçaplar ve yıl aralıkları arasındaki depremler sorgulanarak bir veri tabanı oluşturulmuştur. Dairesel olarak 50km, 100km ve 200km yarıçapında tahmin bölgeleri kullanılmıştır. Bu yarıçaplar arasında meydana gelen 2 ve 9 şiddetleri arasındaki hareketlilikler kullanılmıştır. Elde edilen tahmin sonuçları değerlendirildiğinde, tez kapsamında önerilen uygulamanın deprem tahminlerini kayda değer bir doğrulukta tahmin ettiği gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Kurşun nitrat (Pb(NO3)2) ağır metalinin Gammarus pulex (L., 1758) üzerindeki akut toksisitesi

    Berçem Kazıcı Akar

    Bu çalışmada kurşun nitrat (Pb(NO3)2)'ın Gammarus pulex üzerindeki 96 saat için akut toksisite etkisi belirlenmiştir. Bu amaçla kontrol grubunun yanı sıra 50, 75, 100, 200, 300 ve 400 µg/L konsantrasyonlarında deney grupları oluşturulup, her bir deney grubuna 10 adet G. pulex konularak üç tekerrürlü deneysel çalışma yapılmıştır. Deneme süresince 24 saatlik periyotlar halinde canlılar kontrol edilmiş ve ölüm oranları belirlenmiştir. Yapılan çalışma sonunda ortalama LC50 değeri 152 ± 13 µg/L olarak tespit edilirken, alt bant seviye değeri 112 ± 12 µg/L ve üst bant seviye değeri ise 216 ± 16 µg/L olarak bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Batman ili balık tüketim alışkanlığının belirlenmesi

    Saadet Akkuş

    Bu çalışma, Batman ilinde yaşayan insanların su ürünleri tüketim alışkanlıklarının ve et tüketim tercihlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Batman da 350 kişiye yapılan anket sonuçlarına göre; ilk sırada %46 ile kırmızı et, ikinci sırada %42 ile tavuk eti ve son olarak %10 ile balık eti tükettikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların %2'si ise hiçbir çeşit et tüketmediklerini belirtmiştir. Bölge halkının su ürünlerini %55 oranında balıkçıdan temin ettikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların en çok tercih ettiği balık %51 oranla deniz balıkları olarak saptanmıştır. Katılımcıların balık satın alırken %64'ünün tazeliğine, %22'sinin lezzetine, %7'sinin fiyatına, %6'sının kılçıklı olup olmamasına, %1'inin ise çiftlik ya da doğal olup olmamasına dikkat ettikleri görülmüştür. Katılımcıların balık pişirme yöntemleri, %47'sinin kızartarak, %32'sinin ızgarada, %17'sinin fırında, %4'ünün balık buğulama şeklinde balığı pişirmeyi tercih ettikleri saptanmıştır. Bu çalışmada, Batman'da yıllık balık tüketimi 4,8 kg olmasına rağmen dünya ortalamasının altında olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun balık fiyatlarının yüksek olmasından ziyade, bölgenin denize kıyısı olmamasının yanı sıra yemek kültüründen de kaynaklandığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Balık Tüketimi, Tüketim Alışkanlığı, Et Tüketim Tercihleri, Batman

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Munzur ve Pülümür Nehirleri ile Uzunçayır Baraj Gölündeki bazı ağır metal düzeylerinin belirlenmesi

    Pınar Akcan

    Bu çalışma, Tunceli ilinde sıvı atıklarca kirletilen Munzur ve Pülümür Nehirleri üzerinde kurulan Uzunçayır Barajı'nın faaliyete geçmesiyle beraber baraj gölüne dökülen kirleticilerin (evsel atık, sıvı atık, kentin düzensiz katı atık sahasından gelen sızıntı suyu, kayaçlardan yıkanan elementler vs.) oluşturduğu ağır metal kirlilik potansiyelinin ortaya çıkarılması amacıyla ortaya konulmuştur. Munzur ve Pülümür Nehirlerinin evsel sıvı atıkların deşarjı öncesi ve sonrası noktalardan, baraj gölünün değişik nokta ve derinliklerinden, baraj bent yerinin hemen çıkışından ve Keban Baraj Gölü'ne döküldüğü noktadan alınan su örnekleri üzerinde yapılan analizler ile nehir ve göl suyundaki ağır metal kirliliğinin boyutları ortaya konulmuştur. Munzur ve Pülümür Nehirleri ve Uzunçayır Baraj Gölü'nde belirlenen; baraj öncesi, baraj gölü ve baraj sonrası alanlar da dikkate alınarak 10 araştırma istasyonu tespit edilmiş olup her istasyonda örnekleme yapılan alanın koordinatları GPS ile belirlenmiştir. Bu maksatla çalışmamızda Munzur ve Pülümür Nehirleri ile Uzunçayır Baraj Gölü su sistemi içinde belirlenen istasyonlardan alınan su örneklerinin Zn, Cr, Cu, Cd, Mn, Pb ve Fe ağır metal düzeyi analitik olarak Atomik Absorpsiyon Spektroskopi cihazı ile elde edilmiş, su kalite sınıfı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Anahtarlamalı relüktans generatörün modellenmesi ve kontrolü

    Ceren Cevahir

    Anahtarlamalı relüktans makinalar basit yapısı, sadece statorda sargı bulundurması, güvenilirliği, yüksek hata toleransına sahip olması ve geniş hız aralığı içerisinde çalışabilme imkânı sağlaması yönü ile diğer elektrik makinaları içerisinde öne çıkmaktadır. Anahtarlamalı relüktans makinalar motor olarak kullanıldıkları gibi tetikleme açıları değiştirilerek generatör olarak da kullanılabilirler. Özellikle değişken hız aralığında çalışabilme özelliğinden ötürü rüzgâr güç santrallerinde kullanılan bu generatörlerin diğer kullanım alanları havacılık çalışmaları ve elektrikli otomobillerdir. Motor olarak kullanıldıkları uygulamalarda, sistem için gereken elektrik enerjisi üretimi için farklı bir kaynağa ihtiyaç duyulmaması bu makinaların en büyük avantajlarından birisidir. Bu tez çalışmasında anahtarlamalı relüktans generatörün (ARG) kontrolü gerçekleştirilmiştir. İncelenen ARG sürücüsünün Matlab/Simulink'te gerçek zamanlı bir benzetimi gerçekleştirilmiş ve ARG'nin performansını belirlemek amacıyla DS1103 Ace kit sayısal sinyal işlemcisi kullanılmıştır. ARG'nin çıkış gerilimi, PI gerilim denetleyici ile kontrol edilmiştir. Çalışmanın sonunda farklı parametrelere göre ARG faz akımında meydana gelen değişim grafikleri elde edilmiştir. Deneysel ve benzetim sonuçları karşılaştırılmış ve sonuçların birbiriyle örtüştüğü gözlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Dış ortam görüntülerindeki insan hareketlerinin derin öğrenme kullanarak sınıflandırılması

    Özlem İlhan

    Bu tez çalışmasında, dış ortam görüntülerinde yer alan kişilerin hareketlerinin otomatik sınıflandırılması için derin öğrenme yaklaşımları önerilmiştir. Öncelikle, elde edilen görüntü içerisindeki kişilerin tespiti sağlanmıştır. Bu amaçla, literatürde yaygın olarak kullanılan önceden eğitilmiş derin nesne tespit aracı olan YOLO kullanılmıştır. Dış ortam görüntülerinin elde edilmesinde Google Street View ortamı kullanılmıştır. Daha sonra tespit edilen kişiler için hareket sınıfları oluşturulmuştur. Bu hareket sınıfları; sağa yürüyen, sola yürüyen, ayakta duran ve oturan şeklindedir. Böylece dış ortam görüntülerinden tespit edilen kişiler için kapsamlı bir veri seti oluşturulmuştur. Sınıfları belirlenen verilerin otomatik olarak tanınması işlemi için bir konvolüsyonel sinir ağı (KSA) modeli tasarlanmıştır. Tasarlanan bu konvolüsyonel sinir ağı modeli ile kişilere ait hareketlerin otomatik tanınması sağlanmıştır. Eğitimi tamamlanan bu sınıflandırıcı, YOLO nesne tespit sistemi ile birlikte kullanılarak giriş görüntüsü içerisindeki kişilerin hareketlerinin otomati olarak tanınması sağlanmıştır. Tez kapsamında, veri tabanı üzerinde üç ve dört sınıflı veri setleri oluşturularak önerilen sistemin performans değerlendirmeleri yapılmıştır. Tez çalışması sonucunda, dış ortamdan elde edilen görüntüde yer alan kişilerin hareketlerine yönelik bir tanıma sistemi sunulmuştur. Böylece sürücüsüz araçlar ve robotik gibi dış ortamda insanlarla etkileşim içerisinde bulunacak uygulamalarda kullanılabilecek etkili bir tanıma sistemi sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Karkamış baraj gölü fitoplankton tür kompozisyonunun belirlenmesi

    Ahmet Sesli

    Karkamış Baraj Gölü fitoplankton dağılımı ve bazı fiziko-kimyasal parametreleri, Ocak 2015– Aralık 2015 tarihleri arasında belirlenen beş istasyon da incelenmiştir. Araştırma süresince Karkamış Baraj Gölünde yüzey sularında yıl boyu alınan parametrelerin ortalama değerleri sıcaklık için 14,3 ºC, pH 8,41 çözünmüş oksijen miktarı 10 mg/l olarak, nitrit azotu miktarı 0,019 mg NO2--N/L olarak, nitrat azotu miktarı 2,292 mg NO3--N/L çözünmüş reaktif fosfor miktarı 0,034 mg o-PO4-3-P/L, toplam fosfor miktarı 0,016 mg P/L olarak hesaplanmıştır. Karkamış Baraj Gölü'nde Çalışma süresince; Bacillariophyta'ya ait 56, Chlorophyta'ya ait 15, Chrysophyta'ya ait 1, Cyanophyta'ya ait 10, Dinophyta'ya ait 2 ve Euglenophyta'ya ait 1 olmak üzere toplam 85 takson kaydedilmiştir. Bu taksonlardan 44 tanesi tüm istasyonlarda kaydedilmeleri ile önem kazanmışlardır. Bu gruplara ait alglerden en fazla türle temsil edilenler Bacillariophyta'dan Gomphonema (8 takson), Epithemia, Fragilaria, Navicula ve Ulnaria (4'er takson), Cymbella, Gyrosigma ve Nitzschia (3'er takson) ile Cyanophyta'dan Phormidium (3 takson) olmuştur. İstasyonlarda tespit edilenlere göre bakıldığında takson sayısı, en fazla II. istasyonda 59 takson, en az V. istasyonda 50 takson olarak kaydedilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Karkamış baraj gölünün fizikokimyasal parametrelerinin araştırılması

    Rıdvan Tepe

    Bu çalışma, Şanlıurfa ve Gaziantep sınırları içinde bulunan Karkamış Baraj Gölü'nün fizikokimyasal özelliklerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Karkamış Baraj Gölü'nde Ocak-Aralık 2015 tarihleri arasında belirlenen 5 istasyonda yüzey ve farklı derinliklerden su örnekleri alınmıştır. Alınan su örneklerinde yıl boyunca (minimum, ortalama, maksimum) sıcaklık (9,4-14,3-21,6 oC), pH (7,8-8,4-9,1), çözünmüş oksijen (9-10-11,8 mg/L), elektriksel iletkenlik (251-332-412 µS/cm) amonyum azotu (0,003-0,069-0,194 mg NH4+-N/L), nitrat azotu (1,549-2,292-3,473 mg NO3-N/L), nitrit azotu (0,001-0,006-0,053 mg NO2-N/L), orto fosfat fosforu (0,007-0,034-0,076 mg PO4/L), toplam azot (0,722-1,154-1,696 mg N/L), toplam fosfor (0,007-0,016-0,026 mg P/L) bulunmuştur. Sonuç olarak Karkamış Baraj Gölü, Yerüstü Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği Kıtaiçi Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterlerine göre I. Sınıf yüksek kaliteli su sınıfında olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Karkamış Baraj Gölü, Su kalitesi, Fizikokimyasal özellikler.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Uzunçayır Baraj Gölü'nden izole edilen Navicula accomoda (Diyatome)'nın büyüme koşullarının araştırılması

    Orhan Tan

    Bu çalışmanın amacı, tatlı su diyatomu Navicula accomoda'nın optimum büyüme kinetiği parametreleri ve sınırlayan nutrientin belirlenmesidir. Araştırmada Navicula accomoda türü Uzunçayır Baraj Gölü'nden izole edilmiştir. Büyümesi sürekli-aydınlık periyotta ve kesikli kültür sisteminde; ışık, sıcaklık ve nutrientlerin etkileri incelenmiştir. Buna göre optimum sıcaklık 18°C ve ışık şiddeti 300 ftCd olarak bulunmuştur. Her bir nutrient için hesaplanan µmax ve Ks değerleri sırasıyla: fosfat için 3,36 çiftlenme/gün, 51,4 µg-at- NH4+-N/L, nitrat için 2,94 çiftlenme/gün, 32,1 µg-at 1 NO3- -N/Ltesi. Sınırlayıcı nutrient ise fosfat olarak bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Balık patojeni olan Yersinia ruckeri üzerine rezene esansiyel yağlarının etkisinin in vitro araştırılması

    İlon Veysiye Erkil

    Katkısız doğal ürünlerin ticari antibiyotiklere karşı alternatif bir tedavi olabileceği düşüncesiyle yapılan bu çalışmada, rezene (Foeniculum vulgare Miller) esansiyel yağının Enterik Kızıl Ağız Hastalığının etkeni olan Yersinia ruckeri'ye karşı inhibitör etkileri in vitro olarak araştırılmıştır. Rezene esansiyel yağının kimyasal bileşenleri GC ve GC–MS analizi ile belirlenmiş ve ana bileşeninin trans-anetol (% 67,99) olduğu saptanmıştır. Rezene esansiyel yağının antimikrobiyal etkisi olup olmadığını belirlemek üzere ise disk difüzyon metodu kullanılmış, oluşturdukları inhibisyon zonları ölçülmüştür. Bu amaçla rezene esansiyel yağının iki deneysel konsantrasyonu (5 ve 10 µL) uygulanmış, kontrol grubu olarak ise antibiyotik (Streptomisin ve Tetrasiklin) kullanılmıştır. Rezene esansiyel yağı 5 µL/disk uygulaması ile Y. ruckeri'nin inhibisyon zonu 10,52 ± 1,04 mm; 10 µL/disk ile muamale edilen konsantrasyonda ise 13,10±1,67 mm olduğu gözlenmiştir. Streptomisin ve Tetrasiklin ise sırasıyla 21,05±3,23 ve 27,72±2,02 mm zon oluşumuyla güçlü bir antibakteriyel aktiviteye sahip oldukları belirlenmiştir. Denenen iki konsantrasyon kontrol grubu antibiyotiklerle karşılaştırılmış ve daha zayıf bir inhibisyon zonu oluşturdukları anlaşılmıştır. Bu araştırma ile rezene esansiyel yağının Y. ruckeri'ye karşı antibakteriyel etkili olduğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Ozon uygulamasının bakteriyel balık patojeni Yersinia ruckeri üzerine etkinliğinin incelenmesi

    Tuba Otay

    Bu çalışmada, Yersinia ruckeri'nin ozon gazına duyarlığı araştırıldı. Y. ruckeri (ATCC 29473) triptik soy agar (TSA) besiyerinde inoküle edilerek 22 oC'de 24-48 saat inkübe edildi. İnkübasyon süresi sonunda elde edilen saf kültürden 100µl'lik fizyolojik tuzlu su (FTS - % 0,9 NaCl - Sigma) içeren tüplerde 0.5 Mcfarland bulanıklığına karşılık gelen (UV spektrofotometre ile OD600nm=0.132 absorbans) 1.5x108 cfu/ml konsantrasyonunda bakteri süspansiyonu hazırlandı. Bu konsantrasyondan 1:10 oranında seri dilüsyonlar yapıldı. 1.5x104 cfu/ml dilüsyonunda bakteri konsantrasyonu, farklı sürelerde (5 dk, 10 dk, 15 dk ve 30 dk) ozona gazına maruz bırakıldı. Bakterinin ozon gazına duyarlılığı 12 ve 40 γ/ml konsantrasyonlarına sahip jeneratör yardımıyla belirlendi. Elde edilen verilere göre, Y. ruckeri'nin 12 γ/ml ozon uygulanımı ile 5 ve 10 dk içerisinde en etkin bakterisidal etkinin sağlandığı belirlendi. Ancak ilerleyen zamanlarda ozonun etkinliğini kaybettiği gözlendi. Bununla birlikte 40 γ/ml ozon uygulanımında bakterisidal etkinin zamana bağlı olarak arttığı ve 15 ile 30 dakikalarda bakterilerin tümünün öldüğü tespit edildi. Bu deneme sonunda Y. ruckeri'nin ozon gazına duyarlı olduğu gösterdiği bakterisidal etki ile belirlendi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Akuaponik ve kapalı devre sistemlerde japon balığı (Carassius auratus) gelişiminin ve su kalitesi değişiminin incelenmesi

    Serdar Kapalıgöz

    Akuaponik sistemler uygulanabilir alternatif bir tarım yöntemi olarak son zamanlarda oldukça yaygınlaşmıştır. Birçok ülkede ve son yıllarda Türkiye'de bu sistem gelişen teknolojinin yardımıyla modern bir şekilde uygulanmaktadır. Bu sistemin kazandığı popülerlik ve uygulanabilirlik ışığında, bu tez çalışması yürütülmüştür. Bu çalışmada, Japon balığının (Carassius auratus) gelişimi akuaponik (APS) ve kapalı devre (sump filtre) (SFS) sistemlerde karşılaştırmalı olarak ele alınmış ve bu iki farklı filtre sisteminin su parametrelerine olan etkileri araştırılmıştır. APS'de roka (Eruca vesicaria) bitkisi kullanılmış, bu bitki mikroyeşillik olarak üretilmiştir. Bitkinin su kalitesine etkisi SFS ile kıyaslanarak sistemlerin filtrasyon verimlilikleri incelenmiştir. Canlı ağırlığı ortalama 1,76±0,03 gr olan Japon balıkları altı adet akvaryuma, her birine on beşer adet olacak şekilde stoklanmıştır. Roka tohumları üç gün suda bekletilip filizlendirilmiştir. Daha sonra her bir Akuaponik yatağına yaklaşık 200 adet tohum olacak şekilde serpme yöntemi ile tohumlar ekilmiştir. 60 gün süren çalışmada belirli periyotlarla NH3-N, NO2-N, NO3-N, PO4, bazı anyon ve katyon değerleri ölçülmüştür. Çalışma sonunda Japon balıkları APS'de ortalama 3,11±0,100 gr, SFS'de ise 3,07±0,103 gr canlı ağırlığa gelmiştir. Spesifik büyüme oranları ve yem dönüşüm oranları, APS ve SFS'de sırasıyla 0,94±0,024 - 0,93±0,014 ve 2,04±0,062 - 2,01±0,056 olarak hesaplanmıştır. Her iki grupta yaşama oranları %100 olarak kaydedilmiştir. Çalışma süresince hem APS'de hem de SFS'nde su kalitesi bakımından Japon balığının sağlığını ya da refahını olumsuz yönde etkileyebilecek kötü su koşulları yaşanmamıştır. Başlangıçta pH değerleri 8,5 düzeyinde iken deney sonuna doğru her iki sistemde de pH değeri düşme eğilimi göstermiştir. Bulgular nitrifikasyon işleminin hem APS'de hem de SFS'nde başarıyla gerçekleştiğini göstermektedir. Bununla birlikte, SFS'nde nitrifikasyon işleminin APS'e göre nispeten daha iyi çalıştığı görülmüştür. Çalışmada NH4 değerleri 30. günde APS'de 0,0054 NH4 mg/lt, SFS'de 0,0019 NH4 mg/lt olarak tespit edilmiştir. Deneme sonunda 60. günde ise APS'de 0,0033 NH4 mg/lt, SFS'de 0,0022 NH4 mg/lt olarak kaydedilmiştir. NH4 değerlerinde APS'de önemli oranda azalma, NO3-N değerlerinde ise 30. günden itibaren sürekli bir artışın olduğu görülmektedir. Bu sonuçlara göre roka filizlerinin yüksek pH ortamında NO3-N'u yerine daha çok NH4'u kullandığı tespit edilmiştir. Rokalar mikroyeşillik boyutu olan 3,78 cm boya 20 günde gelmişlerdir. Takip eden günlerde yüksek pH nedeniyle roka filizlerinin gelişim hızında yavaşlama gözlemlenmiştir. Genel olarak bakıldığında, tez çalışmasına konu olan Japon balığı - roka APS'nin su kalitesini optimal koşullarda tutma konusunda SFS ile benzer olduğu, Japon balığının gelişimi ve yaşama oranı üzerine olumsuz bir etkisinin olmadığı ve roka bitkisinin mikroyeşillik olarak üretiminin mümkün olduğu görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Rastgele sayı üreteçlerinin donanımsal olarak gerçekleştirilmesi

    Dilan Bakır

    Bu tez çalışmasında, simetrik şifreleme algoritmalarından olan Trivium algoritmasının Alanda Programlanabilir Kapı Dizileri (FPGA - Field Programmable Gate Array) kullanılarak gerçekleştirilmesi incelenmiştir. Rastgele sayı üretimi ve şifreleme kavramları hakkında kısa bilgiler verildikten sonra öncelikle akış şifrelerin tasarım yapıları irdelenmiştir. Trivium algoritmasının gerçekleştirilmesi sürecinde VHDL (Very High Speed Integrated Curcuit Hardware Description Language) programlama dilinde simülasyon sonuçları elde edilerek 80 bitlik anahtar girdisi sonucu 128 bitlik rastgele sayı üretilmiştir. Daha sonra test kriterleri incelenerek üretilen 128 bitlik rastgele değerler kriterlere tabi tutulmuştur. Son aşamada ise üretilen bu rastgele sayı değerleri FPGA' da donanımsal olarak gerçekleştirilmiş ve elde edilen test sonuçları tartışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Bursa ilinde yetişen Osmanoğlu ve Sarıaşlama kestanelerinin toplam fenolik madde miktarı, fenolik kompozisyonu ve antioksidan kapasiteleri üzerine haşlama ve fırınlamanın etkisi

    Aslı Eymir

    Kestane; vitaminler, mineraller, amino asitler ve antioksidan özelliği olan fenolik bileşikler içermektedir. Kestanenin besin değeri kestanenin türüne, çeşidine, yetiştiği çevre şartlarına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Ayrıca işleme teknolojileri de besin değerinde değişikliklere sebep olabilmektedir. Literatür verilerine bakıldığında da kestanenin kimyasal özelliklerinin oldukça değişken olduğu görülmektedir. Çevre ve büyüme şartlarına göre fenolik bileşenlerin değişim gösterdiği ve toprağın cinsine göre kestanenin protein içeriğinin değiştiği çalışmalarla belirlenmiştir. Bu çalışma Bursa ilinde yetişen Osmanoğlu ve Sarıaşlama kestanelerinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri, toplam fenolik madde miktarları ve kompozisyonları ile antioksidan kapasiteleri üzerine haşlama ve fırınlamanın etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Toplam fenolik madde miktarı Folin-Ciocalteu metodu, antioksidan kapasitesi DPPH. radikal giderme aktivitesi ile, fenolik madde kompozisyonları ise HPLC yöntemi kullanılarak belirlendi. Çiğ kestanenin bazı fiziksel ve biyokimyasal özelliklerine bakılmış ve bunun sonucunda, nem % 48.78–56.57, kül 1.11–1.27 g 100 g-1, su aktivitesi 0.705–0.844, pH 7.03–7.29, renk L⃰ 60.52; a⃰ 0.13; b⃰ 12.39 olarak bulundu. Toplam fenolik madde miktarı çiğ kestanede 129.17±6.23, haşlanmış kestanede 180.97±18.25, fırınlanmış kestanede 149.86±7.95 mmol GAE kg-1 bulundu. DPPH yöntemi ile belirlenen antioksidan kapasite çiğ kestanede 0.42±0.01, haşlanmış kestane 0.31±0.03, fırınlanmış kestane 0.40±0.01 μmol askorbik asit eşdeğeri g-1 olarak bulundu. DPPH yöntemine göre haşlama işlemi antioksidan kapasitede anlamlı bir azalmaya neden olurken fırınlama işlemi değişkliğe neden olmadı. Toplam fenolik miktarında haşlama ve fırınlama işlemi ile önemli bir artış olduğu görüldü.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Tunceli yöresinde yetişen kuşburnu (Rosa canina) ve alıç (Crataegus orientalis) yabani meyvelerinin toplam fenolik madde miktarı, fenolik kompozisyonu, antioksidan kapasitesi ile bazı fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

    Şenay Kasun

    Yaşadığımız çevre ve günlük koşullar içerisinde çeşitli sebeplerle oluşan serbest radikallerin canlı organizmalarda meydana getirdiği olumsuz etkileri önleyebilecek doğal antioksidanlar gittikçe önem kazanmaktadır. Bu çalışma ile Tunceli yöresinde doğal olarak yetişen, il merkezi ile 3 farklı ilçeden (Pertek-Mazgirt-Hozat) toplanan kuşburnu (Rosa canina) ve alıç (Crataegus orientalis) meyvelerinin bazı fizikokimyasal özellikleri, antioksidan aktiviteleri, toplam fenolik madde miktarları (TFMM) ve fenolik kompozisyonları belirlendi. UV-GB spektrofotometresi kullanılarak; TFMM Folin-Ciocalteu metodu ile, antioksidan aktiviteleri ise DPPH˙ (2,2-difenil-1-pikril hidrazil) radikalini giderme aktivitesine göre belirlendi. Fenolik madde kompozisyonları ise yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak belirlendi. Meyvelerin toplandığı yerlere göre fizikokimyasal analiz sonuçları ile DPPH˙ radikalini giderme aktiviteleri tek yönlü manova istatistiksel testi kullanılarak kıyaslandı. Kuşburnu ve alıç örneklerinin TFMM Mann Whitney U testi ile, antioksidan aktiviteleri ise bağımsız iki örnek T-testi ile kıyaslandı. Yapılan fizikokimyasal analizler sonucunda toplandığı ilçelere göre; kuşburnunda su aktivitesi 0.692-0.716, pH 3.56-3.61, renk ölçümü L* değeri 28.97-30.37, a* değeri 16.42-18.38, b* değeri 11.90-12.83, toplam kuru madde miktarı %44.74-51.67 ve kül miktarı %2.61-3.13 arasında belirlenmiştir. Kuşburnu örneklerinde belirlenen parametrelerden sadece renk (L*,a*,b*) ölçüm değerlerinin il merkezi ve ilçeler arasındaki değişimi istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Alıç örneklerinde su aktivitesi 0.715-0.824, pH 3.54-3.58, renk ölçümü L* değeri 33.68-38.41, a* değeri 5.26-8.34, b* değeri 13.72-16.37, toplam kuru madde miktarı %28.07-31.62 ve kül miktarı %0.75-1.23 arasında tespit edilmiştir. Alıç meyvesinin ise su aktivitesi ve renk (L*,a*,b*) ölçüm değerlerinin toplandığı yerlere göre gösterdiği değişimin istatistiksel açıdan önemli olduğu görülmüştür. Kuşburnu ve alıç meyvelerinde sırasıyla, TFMM 1265.02-1344.68 ile 318.18-370.85 mg GAE kg-1 yaş ağırlık, DPPH˙ radikalini giderme aktivitesi 4.83-5.26 ile 1.85-2.36 μmol askorbik asit eşdeğeri g-1 yaş ağırlık olarak belirlenmiştir. Yabani meyveler arasında DPPH˙ radikalini giderme aktivitesi ve TFMM bakımından istatistiksel bir farklılığa rastlanılmış ve her iki parametre açısından da kuşburnunun alıça oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu görülmüştür. Fenolik madde profillerinin belirlenmesi analizlerinde prosiyanidin B2 ve kateşin fenolikleri kuşburnu meyvesi için, kateşin ve epigallokateşin fenolikleri ise alıç meyvesi için temel fenolikler olarak tanımlanmıştır. Meyveler arasında epigallokateşin, protokateşuik asit ve kuersetin-3-glukozit fenolik bileşenleri miktarları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüş olup, alıç meyvesi kuşburnuna oranla bu fenolikleri daha yüksek miktarda içermektedir. Anahtar Kelimeler: Kuşburnu, Alıç, Serbest radikal, Antioksidan, Toplam fenolik madde, Antioksidan aktivite, Fenolik profil, HPLC, Tunceli.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Tunceli bölgesindeki bazı doğal su kaynaklarından alınan su örneklerinin fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler açısından değerlendirilmesi

    Çağdaş Çetin

    Küreselleşen dünyada kentleşme ve nüfus oranının hızla artması birtakım sorunları beraberinde getirmektedir. Bu sorunların en önemlilerinden biri su kirliliği konusudur. İnsanlar biyolojik ve fizyolojik faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için günlük ortalama 2.5 litre içme suyuna ihtiyaç duyarlar. İnsan için hayati derecede önem arz eden suyun içme ve kullanma başta olmak üzere faydalanılan tüm konularda belirli bir kalite standardında olması için ülkeler çeşitli mevzuatlar geliştirmekte ve uygulanmaktadır. Bu çalışmada Tunceli İl merkezi ile Pertek, Ovacık, Çemişgezek, Hozat, Pülümür, Mazgirt, Nazımiye ilçelerinde yer alan doğal kaynak suları fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik parametreler yönünden incelenerek Türk Standartları Enstitüsünün (TS-266), Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) ve Avrupa Standartlarının (EC) belirlemiş olduğu içme suyu standartlarına uygunlukları ile su kaynaklarından 7 haftalık periyotlar ile alınan örneklerin birbirleri arasında su kalite parametreleri açısından istatistiki farkın olup olmadığının belirlenmesi araştırıldı. Çalışmada 8 kaynaktan haftalık periyotlarla 7 hafta boyunca alınan 56 adet su örneği materyal olarak kullanıldı. Çalışma kapsamında kullanılan tüm su örnekleri süspanse katı maddelerden ileri gelebilecek hataların engellenmesi için filtrelendi. Yapılan fiziksel analizlerde; sıcaklık, pH, iletkenlik parametreleri, kimyasal analizlerde; kalsiyum, magnezyum, toplam sertlik, amonyum, nitrit, nitrat, fosfat, demir, klor, sülfat parametreleri, mikrobiyolojik analizlerde ise toplam mezofilik aerop bakteri ile koliform bakteri değerleri araştırıldı. İstatistiksel analiz olarak Tek Yönlü Manova Duncan testi ve Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Su kaynaklarının pH değerleri 7.24 ile 8.36 arasında, Sıcaklık değerleri 2.9 ile 12.7 ˚C arasında, İletkenlik değerleri 165.8 ile 760 μS/cm arasında, Kalsiyum değerleri 22.4 ile 102.6 mg/L arasında, Magnezyum değerleri 1.94 ile 70.04 mg/L arasında, Toplam sertlik değerleri 8.44 ile 39.16 ˚F arasında, Nitrit değerleri <0.001 ile 0.6734 mg/L arasında, Nitrat değerleri 0.0162 ile 10.0104 mg/L arasında, Fosfat değerleri 0.679 ile 1.111 mg/L arasında, Klor değerleri 0.9997 ile 10.9966 mg/L arasında ve Sülfat değerleri 6.9545 ile 40.5341 mg/L arasında değiştiği ve bu parametrelere ait değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Su örneklerinin tamamında demir miktarı (mg/L) analiz limit değerinin altında olduğundan tespit edilememiştir. Yapılan mikrobiyolojik analizlerden Toplam Mezofilik Aerop Bakteri değerlerinin 3х101 ile 4.8х102 (KOB/mL) arasında, Koliform bakteri değerlerinin <1 ile 2.8х101 (KOB/mL) arasında ve Amonyum değerlerinin <0.001 ile 0.1336 mg/L arasında değiştiği ve değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca haftalara göre incelenen parametrelerden yalnızca kalsiyum, amonyum, nitrit ve fosfat değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak analizi yapılan su örneklerinin %90'nı TSE, WHO ve EC standartlarına uygun olduğu belirlenmiştir. 5. İstasyon olan tekya çeşmesi, 8. İstasyon olan zahban su kaynağı ile 2. İstasyon olan kodi çeşmesi su kaynağının bazı haftalardaki ölçümlerinin nitrit ve koliform bakteri açısından standartlara uymadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İçme suyu, Su kalitesi, Fiziksel özellikler, Kimyasal özellikler, Mikrobiyolojik özellikler, Tunceli.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Su ürünleri yetiştiriciliğinde ürün destekleme politikalarının değerlendirilmesi

    Fatih Yüksel

    Bu çalışmanın amacı, toplam üretim miktarlarına göre sınıflandırılmış olan işletmeleri baz alarak Türkiye'de uygulanan su ürünleri yetiştiriciliğinde ürün destekleme politikalarını incelemek, bu sınıflandırmalara göre destekleme sistemlerinin uygulanışı, yapısı ve işlevi hakkındaki fikirlere göre mevcut durumu değerlendirmektir. Tesislerin üretim kapasitelerine göre 4 sınıf (A, 0-29,99 ton/yıl; B, 30-249,99 ton/yıl; C, 250-499,99 ton/yıl ve D, 500 ton/yıl ve üzeri) oluşturulmuştur. Araştırmada, her sınıfta tüm Türkiye'den rastgele seçilmiş olan 25 (yirmi beş) adet tesis olmak üzere toplamda 100 (yüz) adet tesis kullanılmıştır. Tüm sınıfların (A, B, C ve D Sınıfları) su ürünleri desteklemeleri hakkında edindikleri bilgileri, çoğunluk itibariyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl/İlçe Müdürlükleri yetkililerinden (sırasıyla, % 28, 32, 28 ve 44) aldıkları belirlenmiştir. Düşük kapasiteli tesisler (A Sınıfı) destekleme miktarlarının yetersiz olduğunu, ama tüm sınıflar çoğunlukla devam etmesi gerektiğini bildirmişleridir. Desteklemelerin, tesislerin kapasitelerinin artmasına paralel olarak (B, C ve D Sınıfları) artan oranlarda tesislerin kapasite artışında etkili olduğu (sırasıyla, % 56, 64 ve 72); mekanizasyona ve yetersiz olsa da pazarlama ve markalaşmaya artan oranlarda katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Destek miktarlarının araştırma sınıflarında kapasite artışına göre doğal olarak arttığı gözlenmiştir. Tüm sınıflarda, desteklemelerin üreticilerin görüşleri de alınarak geliştirilmesi gerektiği bildirilmiş ve destekleme miktarının arttırılması, kg başına verilen destek miktarının arttırılması, yem desteği, ekipman ve personel desteğinin verilmesi ve yavru desteğinin tekrar verilmesi talep edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Şanlıurfa ili merkez ilçesinde yaşayanların su ürünlerine yaklaşımlarının incelenmesi

    Adnan Karadağ

    Bu çalışma, Şanlıurfa İli Merkez İlçesinde yaşayan kişilerin su ürünlerine olan yaklaşımlarını, tüketim tercihlerini ve etkileyen faktörleri tespit etmek amacı ile yapılmıştır. Daha önceki çalışmalara ek olarak bu çalışmada, yetişkinler ile birlikte daha düşük yaş gruplarındaki kişilerin konuya eğilimlerini belirlemek amacıyla, Ülkemizdeki "eğitim sistemi modeli (4+4+4)" dikkate alınarak her eğitim kademesindeki (ilkokul, ortaokul ve lise) kişiler dikkate alınmıştır. Her aşamada 350 olmak üzere toplam 1400 kişi değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin % 62 bay olmakla birlikte, genel yaş aralığı 31-40 arasında (% 28) yüksek bulunmuştur. Et türlerinin tüketim miktarlarına bakıldığında ilk sırayı tavuk etinin (% 61) aldığı, balık etinin ise % 15 ile 3. sırada kaldığı, en fazla tüketilen balık türlerinin % 31 ile sazan, % 29 ile hamsi ve % 15 ile alabalık olduğu, ilk tercih edilen türlerin sazan (% 31) ve hamsi (% 29) olduğu görülmüştür. Balık sevme oranı ise % 74'tür. Balık alırken dikkat ettikleri en önemli noktanın tazelik (% 42) olduğu, alırken fiyat endeksine (% 77) dikkat ettikleri, tüketim sıklığına bakıldığında çoğunluğun ayda bir defa balık tükettikleri (% 40), su ürünlerini en çok (% 51) kış mevsiminde tükettikleri ve insan sağlığı açısından balık tüketiminin yararlarının orta derecede bilindiği (% 29) gözlenmiştir. Balık pişirme yöntemleri incelendiğinde ise çoğunluğun kızartmayı tercih ettiği (% 58) ve bunu ızgara yaparak tüketmenin (% 34) izlediği belirlenmiştir. İşlenmiş ürünleri tercih etmeyenlerin (% 69) oranı da oldukça yüksektir. Araştırmaya katılan öğrenci gruplarının farkındalıklarının eğitim düzeyine göre arttığı görülmüştür. Şanlıurfa İli Merkez İlçesinde yapılan çalışmada yıllık ortalama hane başına balık tüketim miktarlarının çoğunlukla 5-10 kg arasında (% 27) ve yıllık ortalama kişi başına balık tüketim miktarlarının 3,2 kg olduğu belirlenmiştir. Balık tüketim alışkanlığın kazandırılması için ise okul çağlarından itibaren tüm halkın ilgili kurum/kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ile işbirliği içerisinde gerekli eğitim, seminer, panel ve eğlencelerin düzenlenmesinin etkili olacağı kanaatine varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Su ürünlerinde gıda güvenliği ve tüketimi konusunda Osmaniye ilindeki tüketicilerin bilgi düzeylerinin incelenmesi

    Cüneyt Akgül

    Bu araştırma, Osmaniye ili merkez ilçesinde yaşayan insanların balık tüketim alışkanlıklarını ve tercihlerinin belirlemek, su ürünlerine gıda güvenliği açısından yaklaşım düzeylerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. 2015 yılı içerisinde gerçekleştirilen çalışmanın materyalini, Osmaniye'de ikamet eden toplam 399 kişiye uygulanmış olan anketle elde edilen veriler oluşturmaktadır. Analiz sonuçlarına göre; Osmaniye ilinde ankete katılanlardan %78,4'ü balık tükettiğini belirtmiştir. Balık tüketim sıklığı en çok aylık tüketim şeklinde olup, kış aylarında yoğunlaşmıştır. İlde kişi başı yıllık balık tüketim miktarı 6,1 kg olarak saptanmış olup, bu oranın Türkiye ortalamasının altında kaldığı tespit edilmiştir. Katılımcıların %82,4'ü balığı taze olarak tükettikleri, tüketim şekli olarak da ızgara (%32,3) ve kızartma (%65,2) tercih ettikleri saptanmıştır. İşlenmiş su ürünleri tüketim oranının ise % 12,1 olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların %63,9'u deniz balığı olarak hamsiyi, %33,2'si tatlı su balığı olarak alabalığı tercih etmektedir. Katılımcılardan evli tüketicilerin %86,3'ünün, bekar tüketicilerin %13,7'sinin balık tükettiği görülmektedir. Balık tüketim oranının en çok %31,7 ile 32-38 yaş grubu arasında dağılım gösterdiği ve eğitim seviyesine göre ise %47,8'i ile ön lisans eğitim düzeyine sahip katılımcılar arasında olduğu görülmüştür. Tüketicilerin su ürünleri satın alırken gıda güvenirliği açısından daima son kullanma tarihine baktıkları tespit edilmiştir. Ayrıca gıda güvenliğiyle ilgili bilgileri en fazla radyo-televizyon programlarından edindikleri ortaya konmuştur. Çalışmaya katılan tüketicilerin çoğunluğu gıda güvenliğinin sağlanmasında en büyük görevin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında olduğunu belirtmişlerdir. Bu çalışma ile tüketicilerin gıda güvenliği konusunda bilinç düzeylerinin yüksek olduğu ortaya konulmuştur.