Koleksiyon/r/munzur/2

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • MakaleYalnız künye2016Scopus SJRQ3
    Determination of Drying Kinetics of Tunceli Garlic with Microwave Drying Technique

    Yoğurtçua, Hakan

    Bu çalışmada, mikrodalga tekniği kullanılarak 90-600 W mikrodalga çıkış gücü aralığında 4 mm kalınlıktaki Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum) dilimlerinin kuruma kinetiği incelenmiştir. Deneysel verileri temsil etmek için on adet matematiksel model kullanılmıştır. Bu modellere uygunluğu gösteren determinasyon katsayısı (R2 ), ortalama hata kareleri karekökü (root mean square error, RMSE), ki- kare (?2 ) ve yüzde hata (% E) değerleri belirlenmiştir. Determinasyon katsayısı (R2 ) değerlerinin 0.9440-0.9993 aralığında değiştiği görülmüştür. Midilli et al modeli deneysel verileri temsil eden en iyi model olarak belirlenmiştir. Mikrodalga çıkış gücündeki (P) artma ile kuruma hızı artarken örnek kütlesindeki (m) artma ile kuruma hızının azaldığı görülmüştür. Farklı örnek kütleleri için etkin difüzyon katsayıları (Deff) ve kuruma hız sabitleri (k) 90 W mikrodalga çıkış gücünde belirlenmiştir. Hem kuruma hız sabitleri hem de etkin difüzyon katsayıları için Arrhenius tipi exponansiyel bir eşitlik kullanılarak aktivasyon enerjisi belirlenmiştir. Etkin difüzyon katsayılarından ve kuruma hız sabitlerinden aktivasyon enerjileri sırasıyla 3.85 W g-1 ve 3.99 W g-1 olarak belirlenmiştir.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    The association between perceived bullying in physical education classes and school satisfaction among middle school students: the mediating roles of physical activity enjoyment and physical education class happiness

    Güllü, M; Akarsu, M; Tan, H; Karakaş, E; Günata, GP; Akçınar, S

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2026
    The relationship between sport competition rumination and sport-specific achievement motivation levels among professional athletes in Turkey

    Bulut, M; Yildiz, M; Kizilkoca, M; Tokgöz, G; Can, B

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2017
    Assessment of Crystal Morphology on Uptake, Particle Dissolution, and Toxicity of Nanoscale Titanium Dioxide on Artemia salina

    Johnson, M; Ates, M; Arslan, Z; Farah, I; Bogatu, C

    AtıfOpenAlex38
    PubMedİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Notes on Dicranella crispa and Schistidium confusum in Turkey

    Alataş, Mevlüt; Karaman, Seher; Uygur, Ahmet; Ezer, Tülay

    In this study, both Dicranella crispa (Hedw.) Schimp (Dicranaceae) and Schistidium confusum H.H.Blom (Grimmiaceae) were recorded a second time from Mersin after Ardahan and Sakarya provinces and, also a first time from The Mediterranean region in Turkey. The specimens collected from the Taşeli Plateau. Description of the species is given along with their ecology and phytogeographical distribution.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Eva bazlı reçine ve sbs modifiyeli bitümlerin bağlayıcı madde olarak karşılaştırılması

    Yilmaz, Mehmet Birhan; Yalçın, Erkut; Furtana, Beyza; Kök, Baha Vural

    Bitüm, asfalt çimentosunda çok az sayıda kullanılmasına rağmen, kaplamaların performansından önemli derecede sorumludurlar. Bu sebeple, bitüm, asfalt karışımların performanslarını geliştirmek için sıklıkla modifiye edilmektedir. SBS, bitümlü sıcak karışım’ların performans özelliklerini geliştirmek için asfalt bağlayıcılar için sıklıkla modifiye edici olarak bir polimerdir. SBS, sıcak hizmet sıcaklıkları altındaki gereklilikleri karşılamadığı zaman, neredeyse vazgeçilmez olmaktadır. Bu araştırmada, ethylene vinyl acetate (EVA) bazlı reçine (EBR) isimli alternatif katkı maddesinin SBS e olan performansı incelenmiştir. SBS içeriği %3’de sabit tutulmuştur ve baz bitümün ağırlığına göre, EBR içeriği %2, %3, %4 ve %5 oranlarındadır. Modifiye edilmiş bağlayıcılar 50/70 penetrasyon derecesi baz bitümü SBS ve EBR ile karıştırarak üretilmiştir. Penetrasyon, yumuşama noktası, dönel viskometre testi baz ve modifiye bağlayıcılara uygulanmış ve sonuçları karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, EBR içeriğinin, %3 SBS modifiyesi ile aynı performansı elde etmesi için %3’den daha fazla olması gerektiği belirlenmiştir. 3% EBR modifikasyonu, hassasiyet, yüksek sıcaklık direnci ve çalışabilirlik açısından tatmin edici bir performans vermiştir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Ortaokul Matematik Ders Kitaplarının Matematik Öğretmenleri Tarafından Değerlendirilmesi

    İlhan, Aziz; Korkmaz, Ebru; Tutak, Tayfun

    Bu araştırmanın amacı, ortaokul matematik ders kitaplarını öğretmen görüşlerine göre değerlendirmektir. Bu genel amaçdoğrultusunda çalışmada, ders kitaplarının Liselere Giriş Sınavı (LGS)’ye uygunluğu, öğretim sürecinde aktif kullanımı, okullardauygulanan eğitim müfredatına uygunluğu ve eğitim faaliyetlerindeki ekstra kaynak ihtiyacı da araştırılmıştır. Dolayısıyla araştırmadadurum çalışması yapılmıştır. Veriler analiz edilirken içerik analizi yöntemi tercih edilmiş, frekanslara göre kodlar, kodlara görekategoriler ve kategorilere göre frekanslar oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemini, Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesinde bulunanorta büyüklükteki bir ildeki yedi farklı ortaokulda görev yapan yirmi dört ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemseçiminde öncelikle okullar tespit edilmiş, daha sonra bu okullardan hizmet deneyimi en az 5 yıl olan öğretmenler tercih edilmiştir. Buörneklemi oluşturan öğretmenler gönüllülük esasına göre belirlenmiştir. Ayrıca örneklem belirlenirken zaman ve işgücü koşulları gözönünde bulundurulmuştur. Dolayısıyla araştırma örneklemi seçilirken uygun örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada veritoplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilmiş beş adet açık uçlu sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formukullanılmıştır. Bu form geliştirilirken üç adet matematik eğitimi alanında uzman akademisyenin görüşü alınmıştır. Formun güvenirliğiiçin KAPPA değeri 0,922 olarak hesaplanmış, güvenilir olduğuna karar verilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göreöğretmenlerin büyük çoğunluğu ders kitaplarının LGS’ye uygun olmadığını düşünmektedirler. Bir kısmı ise mevcut kitaplarınbirtakım özellikleri gözden geçirilerek geliştirilebileceği düşüncesindedir. Ayrıca öğretmenlerin büyük çoğunluğu ders kitaplarınıderste aktif bir şekilde kullanmayı tercih etmezken, ders kitaplarını daha çok öğrencilere ödev vermek amacıyla kullanmaktadır.Bununla birlikte öğretmenlerin ders kitaplarının yetersiz olduğunu düşündükleri için öğrencileri ek kaynak kitaplara yönlendirdikleritespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular çerçevesinde ileride bu alanda çalışmak isteyen araştırmacılara ortaokul matematikders kitaplarının kullanımına ve geliştirilmesine ilişkin birtakım önerilerde bulunulmuştur.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex25TR Dizin16
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Akarsulardaki sediment taşınımının yapay sinir ağları ve anfıs yöntemleri kullanılarak tespiti

    Acar, Ramazan; Saplioglu, Kemal

    İçme suyu ile kullanma suyunun temini, akarsulardaki kirlilik seviyesi ve baraj, bağlama gibi su yapılarınınprojelendirilmesi gibi çalışmalarda sediment miktarının tahmini çok önemlidir. Bu çalışmada, Fırat Havzası üzerindeki Göynük Çayı, Murat Nehri ve Peri Suyu gibi nehirler sediment taşınımı konusunda irdelenmiştir. Bölgedeki istasyonlar için yapay sinir ağları (YSA) ve uyarlamalı ağ tabanlı bulanık çıkarım sistemi (ANFIS) gibi yöntemler denenmiştir. Bu üç istasyona ait uygulamalarda debi(Q), sediment(Qs), sıcaklık(T) ve yağış(P) verilerinden faydalanılmıştır. Bu veriler ile üç istasyon için sediment tahmin modelleri oluşturulmuştur. Oluşturulan bu modeller hem eğitim hem de test aşamalarında regresyon katsayısı (R2) ve ortalama yüzde hatası (OYH) bakımından karşılaştırılmıştır. Regresyon katsayısı bakımındaneğitim ve test aşamalarında en başarılı sonuç yapay sinir ağlarından elde edilmiştir. Ortalama yüzde hatası bakımından ise YSA ve ANFIS yöntemlerinden hem eğitim hem de test aşamalarında birbirlerine yakın sonuçlar elde edilmiştir.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Katı Atık Yönetiminde Kompostlaştırmanın Önemi, Problemler ve Çözüm Önerileri: Türkiye Örneği

    Erguven, Gokhan Onder; Kanat, Gurdal

    Organik atıkların yüksek üretim oranları ve bu atıkların açık çöp sahalarına veya sıhhi olmayan depolama alanlarına atılması olumsuz birtakım çevresel, ekonomik ve sosyal sorunlara neden olmaktadır. Kompostlama, organik atıkların yönlendirilmesinde daha temiz teknolojilerden birini temsil eder. Elde edinilen son raporlara göre, Türkiye'de 2018 yılında üretilen belediye atık miktarı 32,2 milyon ton olarak gerçekleşti. Diğer ülkelere benzer şekilde, Türkiye'de belediye atıklarının en uygun ve ekonomik yöntemlerle bertaraf edilmesi planlanmaktadır. Belediye atık yönetimi planlaması yönetmeliklerin amaçlarına dayanmaktadır. Mevcut durumda, Çevre Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de 8 adet biyolojik atık işleme tesisi bulunmaktadır. Ayrıca, karışık belediye atıklarının işlendiği 6 mekanik-biyolojik ön arıtma ve geri dönüşüm tesisi bulunmaktadır. Atık yönetim planlarında, 2023 yılında oluşan atıkların %65'i düzenli depolama ve %35'i geri kazanımı hedeflenmiştir. Bu çalışmada, Türkiye ve diğer benzer ülkelerdeki belediye atık yönetimi sorunlarının detayları ve başarı öyküleri incelenmiş ve bunlara ilave olarak sonuçlar tartışılmıştır. Kompostlamanın birçok ülke ve Türkiye'de, bazı sorunlarından dolayı hala yaygın bir yöntem olmadığı görülmektedir. İdari ve teknik faktörler değerlendirildiğinde, atık transferi ile düzenli depolama ve biyogaz geri kazanımı ülkedeki en iyi, en kolay ve ekonomik yöntemdir. Biyolojik ve katı atık yönetimi oldukça önemli bir iştir. Bu proses yönetim sistemi için önemli bir rol oynar. Buna ilave olarak Türkiye’deki ve özellikle İstanbul ilindeki ulusal sıfır atık faaliyetleri ile ilgili yönetim ilk aşamadadır ve bu işlemlerin daha iyi sonuç almaları için uzun bir zaman periyoduna ihtiyacı olduğu aşıkardır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex6TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Türkiye’de Genç İşsizliğinin Görünümü ve Özellikleri Üzerine İnceleme

    Acun, Serdar

    İşsizlik Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olagelmiştir. 2000’li yıllarda yaşanan yerel ve küresel ekonomik krizlerle birlikte sürekli artış gös-teren işsizlik, 2015 yılından itibaren çift hanelerin üzerine çıkmıştır. İşsizlikteki artışla beraber 15-24 yaş aralığındaki işsizliği ifade eden genç işsizliği de sürekli artmıştır. Verilere bakıldığında genç işsizliği oranları toplam işsizlik oranlarının çok üzerinde seyretmiştir. Bu farklılık emek piyasası açısından gelecekte daha da ağırlaşacak sorunları ifade etmektedir. Çalışma verileri 2004-2018 yılları TÜİK hanehalkı işgücü anketleri mikro veri setlerinden derlenirken çalışmada genç işsizlerin cinsiyet ve eğitim seviyesi gibi kişisel özelliklerinin yanı sıra aradıkla-rı meslek türleri, daha önce iş deneyimi olup olmadığı ve iş deneyimi olanların neden işten ayrıldığı ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Gençlerde eğitim seviyesi artıkça işsizliğin nasıl değiştiği ve cinsiyet ayrımına göre işsizlik oranlarının nasıl farklılaştığı ele alınmıştır. Çalışmada genç işsizler içinde kadınların payının 2004 yılından 2018 yılına kadar sürekli yükseldiği, aynı dönemde üniversiteli genç işsizlerin sayısının giderek arttığı ve toplam genç işsizler içindeki payının da buna paralel yükseldiği, gençlerin aradıkları mesleklerde eğitim seviyesine göre önemli değişiklikler gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye emek piyasası ile verilen eğitim arasındaki uyumsuzluk nedeniyle artan eğitim seviyesinin işsizliği azaltıcı yöndeki etkisinin sınırlı kaldığı çalışmada ortaya çıkan önemli sonuçlar-dan bir diğerini oluşturmaktadır.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Investigation of Air Quality in Terms of Microbiological Density in Some Regions of the European Side of Istanbul Province

    Erguven, Gokhan Onder; Aydin, Sumeyye; Bayhan, Hurrem; Ikizoglu, Bahar

    Microbial fauna of the outdoor ambient air of Istanbul has been determined in European side of Istanbul province at four differentdistricts (Bakirkoy, Fatih, Basaksehir and Esenler) by active and passive sedimentation sampling methods. In addition tometeorological factors, the effect of urbanization and traffic density for the air microbial load is also determined. Outdoor airsampling was performed between April 2014 and November 2015. The sedimentation method was done by standart plate count agar(PCA) opening the cover of the petri dishes containing a prepared medium. Standart plate count agar (PCA) medium was used for thedetermination of total bacteria while malt extract agar (MEA) was used for fungi. The colonies formed at the end of this period werecounted and total number of bacteria and fungi per unit volume and area were determined. Air temperature, relative humidity, windspeed and direction were also recorded. As a result of the active sampling method, the most counted units of bacteria was determinedat 35°C in Basaksehir station as 222 CFU(Colony forming unit)/m³, maximum fungal was determined as 286 CFU/m³at 20°Cincubation temperature. The maximum amount of bacteria in the passive sampling method results at 35°C was in Bakirkoy station as9250 CFU/m³.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2020
    Heidegger Düşüncesinde Teknikleşmiş Hayvan Olarak Modern İnsan

    Karakas, Sevim Ersahin

    Günümüz dünyasının tanımlayıcı dinamiklerinden biri olan teknik, felsefi bir anlamda değerlendirildiğinde oldukça zengin bir düşünüş sahası sunar. Batı felsefesi tarihinde teknik fenomeni üzerine sistematik ve kapsamlı bir düşünce geliştiren ilk filozof olan Martin Heidegger’in çalışmaları bu alandaki en temel felsefi referanslardan biri olma niteliğindedir. Dünyamızın içinde olduğu ve etkilerini gün geçtikçe daha yoğun bir biçimde hissettiği ekolojik kriz çağında Heidegger’in tekniğin doğası üzerine olan düşünc-esini incelemek vaatkâr bir girişim olarak görünmektedir. Geliştirmiş olduğu Batı metafiziği ve modernite eleştirisiyle Heidegger düşüncesinin, hararetle yürütülmekte olan ekolojizm ve ekoloji politik tartışmaları için vazgeçilmez ve istisnai zenginlikte bir kaynak niteliğinde olduğunu söylemek mümkündür. Batı felsefesinin bütün olasılıklarını tükettiği ve felsefenin nihayetine erdiği tespitinde bulunan Heidegger, düşüncenin yeni bir başlangıç yapması gerektiğinin altını çizer. Hesaplayan teknik akıl içinde büyük bir hammadde stokuna dönüştürülmüş olan doğanın suskunluğuna kulak verecek olan asıl düşüncenin dili poetik ol-malıdır. Heidegger’e göre burada söz konusu olan şey, doğanın ve düşüncenin, tekniğin yok edici mantığından kurtarılmasıdır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Kapitülasyon hukukuna bir bakış: doktor davud selim’in tereke meselesi

    Saribal, Ismet; Ceyhan, Muhammed

    Osmanlı Devleti gücünün zirvesinde olduğu dönemde bazı devletlere kapitülasyon vermiştir. Başlangıçta tek taraflı ve geçici süreyle sınırlı sayıda devlete verilen kapitülasyonlar, devletin gücünün zayıflaması, ekonomik kayıpların artmasıyla birlikte çok sayıda devlete verilmiştir. Bu nedenle özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra Batılı devletler için Osmanlı toprakları kârlı bir pazar hâline dönüşmüştür. Batılı devletler ülkenin her yanında konsolosluklar açmış, bu konsolosluklarda sonraları kendi vatandaşları hükmüne koyacakları Osmanlı vatandaşı gayrimüslimleri istihdam etmiştir. Bu durum birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Bunlardan biri de yabancıların ve onların hizmetine giren gayrimüslimlerin konsolosluk mahkemelerine müracaat etmeleridir. Batılı devletler kendi vatandaşlarının ve onlarla işbirliği eden Osmanlı vatandaşı gayrimüslimlerin hakları için kapitülasyonları âdeta bir kalkan olarak kullanmıştır. Osmanlı vatandaşlarının kapitülasyon verilen ülkelere göç etmeye başlamasıyla meselenin farklı bir boyutu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Lübnan’da yaşarken Amerika’ya göç edip orada vefat eden Doktor Selim’in tereke meselesi üzerinden kapitülasyon verilen ülkelerden biri olan Amerika Birleşik Devletleri’nin Osmanlı vatandaşı birinin tereke meselesine yaklaşımı analiz edilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Mekanik tesisat projelerinde best worst ve nötrosofik ahp entegre modeliyle hata türü ve etkileri analizi

    Yucesan, Melih

    Hata türü ve etkileri analizi (FMEA), sistemlerdeki, tasarımlardaki, ürünlerdeki, projelerdeki veya projelerdeki güvenliği iyileştirmeyi, tanımlamayı, değerlendirmeyi ve en aza indirmeyi hedefleyen bir risk değerlendirme aracıdır. Risk önceliği numarası (RPN), FMEA bazlı risk değerlendirme uygulamaları için temel değerlendirme kriteridir. RPN'in oluşum (O), şiddeti (S) ve tespiti (D) gibi risk faktörlerine dayanarak uygun şekilde hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, geleneksel RPN hesaplama yöntemi, risk faktörlerinin ağırlığını göz önünde bulundurmamak gibi birçok nedenden dolayı ağır biçimde eleştirilmiştir. Geleneksel FMEA yönteminin bu dezavantajının üstesinden gelmek için, bu makale, mekanik tesisat projeleri için Best Worst method (BWM) ve Nötrosofik analitik hiyerarşi süreci (NAHP) ile entegre modelini içeren FMEA modelini önermektedir. FMEA parametresi S, O ve D'nin ağırlıkları, BWM yöntemiyle hesaplanır ve bu da, tutarlı bir şekilde ikili karşılaştırma ve güvenilir sonuçlar sağlar. Daha sonra dokuz arıza modu, NAHP metodu ile S, O ve D parametreleri açısından değerlendirilir. Arıza modlarının risk önceliklerini belirlemek için risk öncelik endeksleri hesaplanır. Son olarak, belirlenen arıza modları için önleyici tedbirler önerilmiştir.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki Futbol İl Hakemlerinin Problem Çözme Becerilerinin İş Doyumlarına Etkisinin Araştırılması

    Kizilkoca, Mustafa; Özcan, Ecesu; Albayrak, Veysel

    Bu çalışmanın amacı, il futbol hakemlerinin problem çözme yeteneğinin, iş doyumuna olan etkisini inceleyen etkili, bölgesel düzeyde bir çalışma sunmak ve spor bilimleri literatürüne katkıda bulunmaktır. Toplanan veriler SPSS 25.0 paket programıyla analiz edilerek, Parametrik testlerin kullanıldığı veri setine frekans analizi, faktör analizi, t testi, ANOVA ve regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz bulgularında problem çözme becerisinin iş doyumunu negatif olarak etkilediği sonucuna ulaşılmış olup, diğer oluşturulan alt problemlere cevap olarak, göre ise 5-10 yıl arası meslek deneyimine sahip hakemlerin problem çözme becerisinin en yüksek seviyede olduğu ve kadınların erkeklere oranla problem çözme becerileri ve iş doyumu düzeyleri ortalama puanlarının daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Son olarak problem çözme becerisinin meslek yılına göre 1-5 yıl arası sürede yüksek çıkması ile ilgili olarak, yeni işe giren bireylerin rekabet unsuru ve ekonomik beklentilerden kaynaklı olarak idealist olduğu düşünülmektedir. Araştırmamızın problem cümlesini oluşturan, problem çözme becerisinin iş doyumuna negatif yönlü etki ettiği sonucu bizlere; demografik dağılımın yeni nesilde (22-29 yaş) çok olması, bu yeni jenerasyondan oluşan bireylerin iş disiplini, işe bakış tarzı, duygu durumu, ekonomik beklentileri ile güncel araştırmalara ihtiyaç olduğu ile ilgili özgün sonuçlar vermiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Kırmızı Biber Tohumundan Ultrason Destekli Fenolik Ekstraksiyonunun Tepki Yüzey Metodu ile Optimizasyonu

    İnanç, A. Levent; Atalay, A. Burcu

    Bu çalışmada, kırmızı biberlerin işlenmesi sonucu atık ürün olarak elde edilen Kahramanmaraş kırmızı biber (Capsicum annuum L.) çekirdeklerinin içerdiği fenolik bileşenler, ultrason-destekli ve geleneksel çözücü ekstraksiyon yöntemleri ile ekstrakte edilmiştir. İki farklı ekstraksiyon yöntemi, toplam fenolik içerik ve antioksidan kapasite yönünden değerlendirilmiştir. Daha yüksek antioksidan kapasite ile maksimum toplam fenolik içeriği elde etmek amacıyla, fenolik ekstrakların, ekstraksiyon sıcaklığı (40, 50 ve 60 °C), ekstraksiyon süresi (20, 40 ve 60 dk.) ve çözücü hacmi (50, 75 ve 100 mL) aralığını içeren ultrason-destekli ekstraksiyon koşullarını optimize etmek için tepki yüzey yöntemi kullanılmıştır. Fenoliklerin ekstraksiyonuna, çözücü hacmi, ekstraksiyon sıcaklığı ve süresinin etkileri değerlendirilmiştir. Tepki yüzey yöntemi sonuçlarına göre, optimum koşullar, 51 °C ekstraksiyon sıcaklığı, 60 dakika ekstraksiyon süresi ve 50 mL çözücü hacmi olarak belirlenmiştir. Fenolik bileşenlerin ekstraksiyonu üzerine ultrason uygulamasının, geleneksel yönteme göre daha etkili olduğu görülmüştür.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex6TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Üniversite öğrencilerine verilen meme kanseri ve kendi kendine meme muayenesine yönelik eğitimin öğrencilerin kaygı düzeyine ve sağlık inançlarına etkisi

    Durmaz, Yadigar Çevik; Doğan, Runida; Polat, Hilal Türkben; Uzun, Ela; Şakar, Hüseyin; Önder, Eylem Yalçınkaya

    Amaç: Araştırmanın amacı meme kanseri ve kendi kendine meme muayenesi eğitiminin öğrencilerin kaygı seviyesi ve sağlıkinançları üzerine etkisini incelemektir.Yöntem: Bu çalışma tek grup öntest-sontest desenli, yarı deneysel türde bir çalışmadır. Örneklem seçiminde kolay ulaşılabilirdurum örneklemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan bir devletüniversitesinin kız öğrencileri, örneklemini ise bu öğrencilerden araştırmaya katılmayı kabul edenler oluşturmuştur.Çalışmaya gönüllülük esasıyla toplamda 126 öğrenci katılmıştır. Veri toplama araçları olarak; “Kişisel Bilgi Formu”,“Champion’un Sağlık İnanç Modeli Ölçeği” ve “Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği” kullanılmıştır.Bulgular: Öğrencilerin % 84.1’inin kendi sağlığını iyi olarak değerlendirdiği, % 93.7’sinin ailesinde meme kanseri olmadığıbelirlenmiştir. Eğitim sonrasında, öğrencilerin sağlık inançlarında gelişme görülürken, kaygı düzeylerinde azalma tespitedilmiştir. Sağlık İnanç Modeli Ölçeğinin alt boyut toplam puanları incelendiğinde, eğitim sonrasında, algılanan duyarlılık vealgılanan güven alt boyut puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı, algılanan engel puanının istatistiksel olarakanlamlı düzeyde azaldığı görülmüştür (p˂0.05).Sonuç: Meme kanseri ve kendi kendine meme muayenesi eğitiminin öğrencilerin kaygı düzeyi ve sağlık inançları üzerinde etkiliolduğu belirlenmiştir. Eğitim sonrasında öğrencilerin kaygı düzeyinde düşme gözlenirken, sağlık inançlarının geliştiğibelirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex5TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Spor eğitimi alan 1. sınıf öğrencilerinin özgüven düzeylerinin incelenmesi: fırat üniversitesi örneği

    Kizilkoca, Mustafa; Özcan, Ecesu; Albayrak, Veysel

    This research was performedto determine how self-confidence perceptions of 1st grade students studying at Firat University Faculty of Sport Sciences change according to some variables. The population of the research consists of first grade students studying at the Faculty of Sport Sciences at Firat University. The sample group consists of 252 sports education students. The “Self-Confidence Scale” consisting of 33 items and 2 sub-dimensions was used to collect data from the research group. SPSS 22.0 package program was used in the analysis of the data obtained from the research group. “Independent Sample t-Test” and “One Way Variance Analysis”, which are among the parametric tests, were used to reveal the levels of differentiation between the variables. Statistical significance level was accepted as p<0.05. As a result of the research, although the psychological state of the person is decisive in the increase and decrease of the self-confidence levels of the students who receive sports education, the effect of the environment is determined to be considerably high here. Therefore, it is important for academic staff and coaches to look at athletes and enable them to express themselves. In this context, it is effective to get help from the relevant units of universities by experts.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleYalnız künye2020
    A Comperative Study on History of Law: Comperation of Property Approches Between Roman and Ottoman

    Ceyhan, Muhammed

    Roman Empire and the Ottoman State have an importance because of their place in the historical timeline. Though both states emerged in different places and spaces under different historical circumstances, they share a lot in common. Their certain institutions and their change and transformation in time have similarities. During their long histories, their social, economic, military and legal structures shifted as a result of changing global conditions. The very characteristics of these shifts, developments and changes in the laws of the Roman and the Ottoman State resemble each other. However, when the topic is scrutinized more closely, the differences can easily be spotted due to differences in time, space and belief. The main aim of this study is to compare the two grand states that had deeply affected the history as political, military, legally, social, in terms of similarities and differences. In this context, using comparative history method with a specific focus of the property law, the differences and similarities between the Roman Empire and the Ottoman State will be examined considering geography, time, religion and requirements. To this end, the literature and archive records of the Ottoman and Roman States in the field of property law have been made use of. After revealing the similarities and the differences between two political administration regarding their understanding of property law as much as possible, the results reached about the shifts and transformations will be put forward within an academic framework.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Çeşitli Pekmez Türlerinde Farklı Yöntemlerle Tespit Edilen Antioksidan Aktivitelerin Karşılaştırılması

    Benzer, Fulya; Tüzün, Sabri; Baş, İsa; Karaca Sanyürek, Nesrin; Karakavuk, Emrah

    Bu çalışmada piyasadan alınmış olan Nar (Punica granatumL.), Keçiboynuzu (Ceratonia siliqua L.), Karadut (Morus nigraL.), Dut (Morus albaL.) ve farklı bölgelerden alınan Üzüm (Vitis viniferaL.) pekmezlerinin farklı yöntemlerle antioksidan aktivitelerinin ölçümü yapılmıştır. Pekmez çeşitlerinin radikal süpürme gücü DPPH ve ABTS yöntemleri ile, Toplam Fenolik Madde tayini ise Folin metoduyla belirlenmiştir. Çalışma sonucunda yapılan istatistiksel analizlerde ABTS yok etme aktivitesi bakımından Nar, Keçiboynuzu, Mardin Üzüm pekmezi, Batman Üzüm pekmezi ve Karadut sırasıyla % 99.34±0.18, % 99.22±0.2, % 98.92±0.45, % 98.71±0.13, % 97.77± 0.4 ile yüksek aktivite gösterirken, Dut pekmezi % 94.65± 0.2ile en düşük aktiviteyi göstermiştir. DPPH radikal giderme aktivitesi bakımından en yüksek değer % 82.32±0.6 ile Nar, en düşük değer ise % 43.33±0.8 ile Üzüm pekmezidir. Toplam fenolik madde açısından en yüksek aktiviteye 748.74±14.43 mg GAE/100 g ileKeçiboynuzu pekmezi sahip iken, en düşük aktiviteye ise 166.14±6.8 mg GAE/100 g ile Mardin üzüm pekmezinin sahip olduğu tespit edilmiştir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada Keçiboynuzu pekmezinin toplam fenolik madde içeriğinin diğer pekmezlerin değerinin iki katından daha fazla olması bu pekmezin antioksidan aktivitesinin daha güçlü olduğunu ortaya koymaktadır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex10TR Dizin2
    TR Dizinİncele