Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- MakaleYalnız künye2024Güvenlik Duvarlarındaki Ağ Trafiği Log Kayıtlarının Analizinde Açıklanabilir Yapay Zekâ ve Derin Sinir Ağlarının Kullanımı: Karşılaştırmalı Bir Analiz
Utku, Anıl
İnternet kullanımında yaşanan hızlı büyüme, siber tehditlerin çeşitlenmesine ve karmaşıklığının artmasına neden olmuştur. Bu durum, özellikle ağ güvenliği konusunda daha gelişmiş ve dinamik çözümler geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Geleneksel güvenlik yöntemleri, özellikle güvenlik duvarları, belirli kurallar çerçevesinde çalıştığından, yeni nesil siber tehditlere karşı yetersiz kalabilmektedir. Güvenlik duvarları, ağ trafiğini izleyerek potansiyel tehditleri tespit eden ve engelleyen önemli araçlar olarak uzun yıllardır kullanılmaktadır. Ancak, statik kurallara dayanan geleneksel güvenlik duvarları, karmaşık ve dinamik tehditleri algılamada yetersiz kalmakta ve yüksek oranda yanlış pozitif/negatif sonuçlar üretmektedir. Bu durum, daha esnek ve kendini sürekli olarak geliştirebilen yapay zekâ tabanlı güvenlik çözümlerine olan ihtiyacı artırmıştır. Bu çalışmada, açıklanabilir yapay zekâ ve DNN tabanlı bir derin öğrenme modeli kullanarak güvenlik duvarlarındaki ağ trafiği loglarının analiz edilmesi hedeflenmiştir. Geliştirilen DNN tabanlı model, RF, kNN, SVM, LR ve XGBoost gibi popüler makine öğrenmesi algoritmalarıyla karşılaştırılarak performansı değerlendirilmiştir. Deneysel sonuçlar, geliştirilen DNN tabanlı modelin %99,87 doğruluk oranıyla karşılaştırılan modellerden ve literatürdeki çalışmalardan daha başarılı olduğunu göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Osmanlı Devleti’nde Modern Şirketlerin İnşa ve Gelişim Süreçlerine Matbuatın Katkısı: Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi Örneği
Alp, Ruhat
19. yüzyıldan itibaren Osmanlı kamuoyunun bir parçası haline gelen matbuat, Osmanlıların moderniteye uyum sağlama girişimlerinin önemli bir öğesi olmuştur. Osmanlı’da matbuat, güncel teorik, pratik, akademik ve teknik bilgilerin topluma aktarılmasında büyük bir misyon üstlenmiştir. Matbuatın da katkılarıyla iktisat, bazı Osmanlı iktisatçı, gazeteci ve aydınları tarafından kuramsal ve kavramsal bir çerçevede bilimsel bir disiplin olarak ele alınmıştır. Bu durum, 1907’den 1913 senesinin sonuna kadar yayın hayatını sürdüren Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi’nin içeriğinden dahi somut bir şekilde anlaşılmaktadır. Gazetede Osmanlı ekonomisini çağdaş standartlara ulaştırmak, tarım, ticaret ve sanayi sektörlerini geliştirmek, modern ve aktüel iktisadi yaklaşım, yöntem ve teknikleri kamuoyuna aktarmak amacıyla yüzlerce yazı ve makale yayınlanmıştır. Bu bakımdan gazete, iktisat alanında adeta modern bir okul misyonu üstlenmiştir. 1907 yılından itibaren gazete kadroları tarafından modern kapitalist üretim ilişkilerinde çok önemli bir olgu olan “şirket/şirketleşme meselesi” de her yönden ele alınmıştır. Yazılarda, şirket ve şirketleşme kavram ve süreçleri, şirketlerin türleri, faydaları, önemi gibi hususların yanında şirketleşme sürecini sağlayacak kuramsal, pratik, teknik ve ilmi veriler de kamuoyuna aktarılmıştır. Bu bağlamda bu makale, Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi örneği üzerinden Osmanlı sanayileşme sürecinin temel unsur, parametre ve yapıtaşlarından olan şirketlerin ortaya çıkış ve gelişim süreçlerinde matbuatın katkısını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Makalede bu amaç doğrultusunda, genel hatlarıyla şirketlerin ve şirketleşme faaliyetlerinin tarihsel gelişim süreçlerinden bahsedilecek, Osmanlı matbuatının genel durumuna değinilecek, Osmanlı Ziraat ve Ticaret Gazetesi’nin ortaya çıkışı, hedefleri ve yayın ilke ve politikaları üzerinde durulacak ve gazete’de şirketler ve şirketleşme süreci hakkında yer alan on iki (12) adet yazının içeriği, kronolojik bir temelde aktarılmaya çalışılacaktır. Bu yazılar, Osmanlı şirketleşme hareketinin kavramsal çerçevesinin ne şekilde oluşturulduğunun anlaşılması, matbuatın meseleye olan katkısının ortaya konulması veya Meşrutiyet’in yeniden ilanı akabinde yaşanan şirketleşme furyasının başlamasında etkili olan bilgi birikimin ifşası bakımlarından Osmanlı iktisat ve matbuat tarihinde büyük önem arz etmektedir.
- MakaleYalnız künye2024Hizmet Sektöründe İstihdamın Beşerî Sermaye Teorisi Bağlamında Eleştirel Analizi (Sahadan Notlar)
Gün, Servet
Eğitimli emeği merkezine alan, emeği ekonomik süreçlerin girdisi olarak gören beşerî sermaye teorisi, 1950’lerde Chicago Okulu’ndan bir grup iktisatçı tarafından geliştirilmiş; 1990’larda OECD ve AB gibi kuruluşlar tarafından, ya- şam boyu öğrenme ve aktif emek piyasası politikalarıyla birlikte yaygınlaştırı- larak etkili olmuş bir paradigmadır. Sermaye için verimlilik ve istikrar vaat eden beşerî sermaye kuramı, emekçi için bir gelecek sunuyor mu? Bu soruya, geçi- ci ve güvencesiz işlerin yaygın olduğu; ‘beşerî sermayeleri’ aynı fakat gelir ve çalışma şartları farklı emekçilerin yer aldığı katmanlı/parçalı bir emek düzeni içerisinden cevap bulmaya çalıştık. Zira beşerî sermaye özgüveniyle piyasaya gi- ren emekçi, kısa sürede ucuz ve ‘sürümü bol bir metaya’ sahip olduğunu anlayıp niteliğine uymayan düşük ücretli işlere yöneldiğinde; kuramın emekçi için vaat ettiği ‘iyi’ ile nitelenen ne varsa tartışma konusu olmaya başlamaktadır. Kuramın neden başarısız olduğu yedek işgücü kuramı çerçevesinde alan çalışması bulgu- larıyla desteklenerek tartışılmaktadır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2024Hz. Peygamber’e Yazılan Manzum Bir Arzuhâl Üzerine
Demirbağ, Abdulsamet
Öz: Hz. Muhammed’e duyulan muhabbet, hem sözlü hem de yazılı kültürde en fazla dile getirilen konulardandır. Türk edebiyatında Peygamber ile ilgili ilmî eserlerde ortaya konan bu muhabbet, sanatkârlarca kaleme alınan birçok manzum ve mensur eserde de ele alınmıştır. Örneğin Peygamber’in hayatının anlatıldığı siyerler ile mevlitler, miraç hadisesinin anlatıldığı miraç-nâmeler, Hz. Muhammed’in fiziki ve diğer özelliklerinin anlatıldığı hilyeler ve methedildiği naatlar bunlardan bazılarıdır. Bu eserlerle kâinatın varlık sebebi Hz. Muhammed’e duyulan bu sevgi en güzel şekilde işlenmiş, bu sevginin sonraki nesillere aktarılması gaye edinilmiştir. Asırlarca süregelen İslam toplumundaki bu muhabbet, aciz olan kulun Allah’a ettiği niyazlarda Peygamber’in aracı kılınmasına vesile olmuştur. Çünkü İslam’da Allah’ın “Habibim” diye nitelendirdiği Hz. Muhammed hürmetine edilen duaların kabul olunacağı düşüncesi hâkimdir. Hz. Muhammed için gönüllere nakşedilmiş bu muhabbet, Türk toplumunda da her yaştan ve her kesimden kimseler tarafından hissedilerek bir görev şeklinde addedilmiştir. Toplumların diline tercüman olan şairlerin işlediği bu duygunun ilk örneklerine Yûsuf Hâs Hâcib’in Kutadgu Bilig’inde rastlanılmaktadır. Sonrasında Mevlânâ, Yunus Emre Şeyyâd Hamza vb. şairler tarafından şiirlerin yazıldığı bilinmektedir. Öte taraftan Peygamber sevgisinde bir zirve olarak kabul edilen ve on beşinci asırdan beri okunarak gelen Süleyman Çelebî’nin yazdığı Vesiletü’n-necât veya halk arasında mevlit olarak bilinen eseri, bu hususun dile getirildiği en önemli eserlerdendir. Yine Türk edebiyatında Ahmed Paşa, Fuzûlî, Nâbî, Şeyh Gâlib gibi şairler de Hz. Muhammed sevgisini eserlerinde en güzel şekilde kaleme almışlardır. Hz. Muhammed’i farklı açılardan öven şairlerin bir kısmı da maddi sıkıntılardan dolayı kutsal beldelere gidememenin çaresizliğini yaşayan kimseler olmuştur. İşte bu çaresizlik ve Peygamber’e duyulan derin özlem bazen yazıya dökülmüştür. Çalışmaya konu olan arzuhâl örneği de anlatılan durumun bu yönünü ortaya koymaktadır. Arzuhâller, kaynaklarda dilekçe mahiyetinde kaleme alınan ve gerekli lüzum üzerine bir ihtiyacı anlatan metinlerdir. Ancak manevi açıdan değerlendirildiğinde çeşitli istek ve dileklerin Allah’tan istenildiği bazen de edilen bu dualar için peygamberlerin aracı kılındığı yazılardır. Bu gelenekteki dualarda dünyevi ve uhrevi birtakım isteklerden bahsedilir. Bu dua metinleri, yazıldıktan sonra hacca ve umreye giden kimselerle kutsal beldelere gönderilir. Bu dualar bazen ehil kimselere yazdırıldığı gibi bazen de ihtiyaç sahibinin samimi bir şekilde kaleme almasıyla gerçekleştirilmektedir. Arzuhâllerin kutsal beldelerde Kâbe, Hz. İbrahim makamı veya Hz. Muhammed’in kabrinin bulunduğu yerlere bırakılmasıyla kabul olacağı inancından bahsedilmektedir. Anadolu’nun bazı yörelerinde geçmişten günümüze birçok geleneğin devam ettiği bilinmektedir. Arzuhâl yazma geleneğinin hâlen yaşatıldığı yörelerden biri de Elazığ’ın Palu ilçesidir. Nitekim Palu’nun Beyhan kasabasında yaşayan şair, âlim ve hattatlığıyla tanınan Molla Muhammed Ali tarafından yazılan elimizdeki metin manzum bir arzuhâl örneğidir. Bu şiir, Hz. Muhammed’e duyulan sevginin ve bundan ötürü kabrini ziyaret etmek isteyen çaresiz bir kimsenin yalvarış ve yakarışlarını konu edinmiştir. Şiir, 8’li hece ölçüsüyle yazılmış 20 dörtlükten oluşmaktadır. Şiirin genelinde Hz. Peygamber’e duyulan muhabbet ve kabrinin olduğu muhiti görmek arzusu dile getirilmiştir. Şiirde kutsal beldelere gidememenin verdiği çaresizlik de ortaya konmuştur. Dolayısıyla şiir boyunca çaresiz bir âşığın özellikleri göze çarpmaktadır. Lirik bu metin, sade ve akıcı bir üslupla yazılmıştır. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde Peygamber’e duyulan muhabbetin Osmanlı Türkçesiyle ifade edilmesi de önemlidir. Çeşitli sözcük türleri ve edebî sanatlar ile zengin bir görünüm arz eden şiir, okuyucu sıkmayan bir tarzda yazılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde Hz. Muhammed hakkında kısa bir bilgi verilmiştir. Sonrasında Türk edebiyatında Hz. Muhammed’e duyulan muhabbetin birtakım örnekleri okuyucuya sunulmuştur. Birinci bölümde ise şiirin tahlili yapılmış, ikinci bölümde şiirin çeviri yazısına yer verilmiştir. Çalışmanın sonuna şiirin orijinal metni konulmuştur. Çalışması yapılan manzum arzuhâl örneği ile birlikte hem geleneğin kaybolmaması gaye edinilmiş hem de yazılı ve sözlü kültürümüze katkı sağlanmak istenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Kuzgun Barajı’nda (Erzurum) Yaşayan Squalius semae Turan, Kottelat & Bayçelebi, 2017 Türünün Kas Dokularındaki Yağ Asidi Kompozisyonunun Belirlenmesi
Özçiçek, Esin; Kocabaş, Mehmet; Kutluyer Kocabaş, Filiz; Ökkeş; Yılmaz, Okkes; Yilmaz; Ozmen, Gorkem Kirmizikaya
Bu çalışmada, Kuzgun Barajından yakalanan Squalius semae kas dokusundaki yağ asidi profili, gaz kromatografisi kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, 9 doymuş yağ asidi (SFA), 10 tekli doymamış yağ asidi (MUFA) ve 7 çoklu doymamış yağ asidini (PUFA) içeren toplam 26 yağ asidi tespit edilmiştir. Sonuçlarımız kas dokusundaki çoklu doymamış yağ asitlerinin (PUFA) (%46,49) doymuş yağ asitlerine (SFA) göre daha yüksek oranda bulunduğunu göstermiştir ve bunu MUFA'lar (%28,01) ve SFA'lar (%25,5) izlemiştir. Palmitik asit (C16:0) (%16,19) ana doymuş yağ asidiyken, dokosaheksaenoik asit (DHA, C22:6 n−3) (%13,75) ile eikosapentaenoik asit (EPA, C20:5 n−3) (%12,18) ana çoklu doymamış yağ asidi olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, S. semae besin açısından insan tüketimi için değerlidir ve tüketici tarafından alternatif besin kaynağı olarak tüketilebilir.
- MakaleAçık Erişim2025II. Abdülhamid Devrinde Ölü Doğmuş Bir Rum Cemiyeti: Cemiyet-i Mezhebiye
Alp, Ruhat
Modernitenin geleneksele meydan okuyuşunda işlevsel bir öğe olan ve Fransız İhtilali ile evrensel bir mesaja dönüşen ulusçuluk, mevcut siyasal yapı ve statükoları dönüştürmüş, Osmanlı gibi geleneksel imparatorluklar bu kavramın etkisiyle tedrici bir parçalanma süreci içerisine girmişlerdir. Yunan/Rum tebaayı da etkisi altına alan bu akım, kadim Osmanlı birlikte yaşama kültürünün de bir bakıma sonunu getirmiştir. Kaldı ki Yunan ulusçuluğu yapısı itibariyle irredentist, yani kültürel veya tarihi bağ kurulan toprakları geri almayı hedefleyen bir harekettir. Dolayısıyla, 19. yüzyıl Yunan ulusçularının Osmanlı Rumlarının yaşadığı topraklara yönelik taleplerine karşı Osmanlıların savunma refleksleri geliştirdiği de bir dönemdir. Yunan ulusçuları, davaları için cemiyetleri dahi araçsallaştırmışlardır. Osmanlı Rumlarının kurduğu birçok cemiyet, toplumsal faaliyetler kisvesi altında ulusçuluğun kaleleri haline gelmiş ve devleti oldukça uğraştırmıştır. Çalışmamızın konusu olan Cemiyet-i Mezhebiye, 2. Abdülhamid döneminde, İstanköy Adası’nda, tam da böyle bir konjonktür içerisinde doğmuştur. Cemiyet bir zanaat ve esnaf cemiyeti kimliğiyle ve daha çok Rumlara yönelik bir imajla ortaya çıkmıştır. Cemiyete, Abdülhamid bürokrasisi şüpheyle yaklaşmış ve nihayetinde cemiyetin faaliyetlerine izin verilmemiştir. Bu çalışmada, Cemiyet-i Mezhebiye’nin kanunnâmesine dayanarak kurumsal kimliğine ve işleyiş mekanizmalarına dair veriler ortaya konulacağı gibi ulusallaşma ve cemiyetleşme olguları ekseninde, cemiyetin kuruluşuna neden izin verilmediği sorusunun da cevabı aranacaktır. Bu itibarla Osmanlı topraklarında ölü doğmuş bir cemiyetin tarihsel serüveni, çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Çocuk Görüşme Merkezleri: “Yararlanıcıların Perspektifinden Bir İnceleme”
Akgül, Ceylan Sülü; Berk, Cansu
Sosyal hizmet uygulamaları açısından çocuğun üstün yararını gözeten, ebeveynlerin ve çocukların iyilik halini ve refah düzeyini arttıran, çocuğun temel haklarını koruma altına alan Çocuk Görüşme Merkezleri (ÇGM) sosyal hizmet alanında 2022 yılı Nisan ayından beri uygulanmaktadır. Bu çalışma kapsamında Çocuk Görüşme Merkezlerinden hizmet alan 10 ebeveyn ve 1 birinci derece yakın (anneanne) ile derinlemesine görüşmeler yapılarak elde edilen bulgular MAXQDA programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular hizmetten yararlanan bireylerin; Hizmet Hakkındaki Düşünceleri-Eski Eşle Karşılaşmamak, İcra Yoluyla Çocuğun Alınmaması, Kurum Adı ve Kurum Tarafından Aranmak, Hizmeti Nasıl Öğrendikleri, Hizmete Başvurma Nedenleri, ÇGM’ ye İlişkin Değerlendirmeleri- Olumlu Yanlar, Görev Yapan Personel, Fiziki Yapı, ÇGM’nin Çocuk ve Ebeveyn Üzerindeki Etkisi- Ebeveynler/Çocuklar Üzerindeki Etkisi ve Öneriler ana tema ve alt temalarına ayrılarak tematik analiz yöntemiyle deşifre edilmiştir. Elde edilen bulgularda hizmetin olumlu yanları bilhassa eski eş ile karşılaşmama, mahkeme tarafından belirlenen gün ve saatlerde çocuğu düzenli olarak görebilme, çocuğu diğer ebeveynden görevli uzman aracılığıyla güvenli bir ortamda alma ve çocuğun üstün yararını göz ardı eden icra uygulamasının son bulması yönündeki anlatılar öne çıkmıştır. Gerek hizmetin Türkiye için yeni olması gerekse de hizmetten yararlanan ebeveynler perspektifinden kaleme alınan ilk eser olması nedeniyle bu çalışmanın alana önemli bir katkı sağlayacağı ve büyük bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Fen bilgisi öğretmen adaylarının biyolojik çeşitlilik konusundaki farkındalık ve davranışları: Ölçek geliştirme çalışması
Karakaya Cirit, Didem; Turkoglu, İsmail; Özyurt, Zeynep
Bu araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının biyolojik çeşitlilik konusundaki farkındalık ve davranış düzeylerini belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmektir. Araştırmacı tarafından ilgili alan taraması yapılarak ölçme aracı için 60 maddelik madde havuzu belirlenmiştir. Alan uzman görüşü alındıktan sonra, madde sayısı 56 maddeye indirilerek yeniden düzenlenmiştir. Hazırlanan ölçek iki devlet üniversitesindeki 280 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliği için açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. “Biyolojik Çeşitlilik Farkındalık Ölçme Aracı” (BÇFÖA), yapılan açımlayıcı faktör analiziyle 24 madde olarak, “Biyolojik Çeşitlilik Davranış Ölçme Aracı” (BÇDÖA) ise yapılan açımlayıcı faktör analiziyle 25 maddelik son halini almıştır. Güvenirlik çalışması sonrasında da BÇFÖA’nın genel cronbach alfa katsayısının .72 olduğu, BÇDÖA’nın geneli için cronbach alfa katsayısının .75 olarak bulunmuştur. Tüm bu çalışmalar sonrasında biyolojik çeşitlilik farkındalık düzeylerini ölçmek için 6 alt boyutta hazırlanmış 24 maddeden oluşan ölçek ve biyolojik çeşitlilik davranış düzeylerini ölçen 7 alt boyutta hazırlanmış 25 maddeden oluşan 5’li likert türü ölçek geliştirilmiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025New Record of the Melanopsis buccinoidea (Olivier, 1801) from two streams of Mersin (Türkiye) with Evaluation Some Morphometric Parameters
Kocabaş, Mehmet; Kutluyer Kocabaş, Filiz
In this study, some biometric characteristics of the freshwater snail Melanopsis buccinoidea (Olivier, 1801) were determined in Koca Stream and Bayat Stream (Mersin, Türkiye). Weight (W) (g), shell length (SL) (mm), shell width (SW) (mm), aperture length (AL) and width (AW) (mm) measurements were made on the samples taken from different stations. Morphological relationships were determined by multivariate statistical evaluation. The highest values in terms of shell length and weight were determined to be 16.53±3.67 mm and 0.47±0.23 g, living in Koca Stream. The largest shell length measured in the samples was 21.93 mm and the aperture width was 10.62 mm. The results were analyzed using Principal Component Analysis (PCA), a versatile statistical technique employed to explore the relationships between variables and account for a significant portion of the dataset. Samples taken from different stations showed a strong relationship between aperture width and spir height.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Pandemi Döneminde Hemşire Ebeveynin Çocuğu Olmak: Nitel Bir Çalışma
Durmaz, Yadigar Çevik; Kuzu, Ayşe; Öztürk, Pınar Çiçekoğlu
Amaç: Bu çalışma hemşire ebeveynlerin çocuklarının COVID-19 pandemi algısı ve pandemi dönemindeki deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılarak yapılan bu çalışma, 1 Ocak–1 Mart 2021 tarihleri arasında pandemi sürecinde çalışan, 3-7 yaş grubunda çocuğu olan hemşireler ve onların çocukları ile gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlere kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılmış 23 ebeveyn-çocuk çifti (23 ebeveyn ve 23 çocuk) ile çalışma tamamlanmıştır. Çalışmanın verileri ebeveynler ve çocuklar için geliştirilmiş yarı yapılandırılmış formlar aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde MAXQDA 2022 bilgisayar programı kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynler ve çocuklarla yapılan görüşmeler sonunda iki ana tema belirlenmiştir. Birinci tema olan değişen ebeveyn çocuk ilişkisi, pandemiden önce ebeveyn çocuk ilişkisi ve pandemiden sonra ebeveyn çocuk ilişkisi olmak üzere iki alt temadan oluşmaktadır. İkinci tema olan pandeminin çocuklar üzerindeki etkileri ise çocuklar için koronavirüsün anlamı, ebeveynin gözünden çocukların yaşamında korona virüs, çocukların yetkililerden isteği ve ebeveynlerin gözünden çocukların duygu ve davranışları olmak üzere dört alt temadan oluşmaktadır. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, pandemi döneminde çocukların hemşire ebeveynleri ile geçirdiği zamanın azaldığı, ilişkinin şeklinin değiştiği ve çocukların duygu ve davranışlarında olumsuz değişimler meydana geldiği belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Avrupa birliği ülkelerinin iş yapabilme kolaylığının çok boyutlu ölçekleme analizi ile incelenmesi
Veysikarani, Dilek; Özel, Sibel Örk
İş yapabilme, küresel ekonomiye sağlayacağı olumlu etkiler nedeniyle politika yapıcılar için öncelikli bir konu haline gelmektedir. Yatırım sermayeleri ve girişimcilerin artan hareketliliği de bu önceliğin önemini daha da artırmaktadır. Bu bağlamda yapılan çalışmada, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin iş yapabilme seviyelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, 2021 yılına ait İş Yapma Kolaylığı Endeksi verileri Dünya Bankası'ndan alınarak kullanılmıştır. Çalışmada, AB üyesi ülkelerin İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nin alt boyutlarına göre benzerlikleri ve farklılıklarını belirlemek amacıyla Çok Boyutlu Ölçekleme analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda, endekse göre en çok homojenlik gösteren değişkenlerin "İşe Başlama" ve "Vergi Ödemesi" olduğu belirlenmiştir. Ülkeler arasında ise en çok benzerlik gösterenlerin Almanya, Danimarka, Estonya ve Litvanya olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, AB üyesi ülkelerin iş yapabilme kolaylığı açısından bazı ortak özelliklere sahip olduğunu, ancak yine de belirli farklılıkların mevcut olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Determination of Toxic Effect of Gamma Cyhalothrin in Dreissena polymorpha by Some Biomarkers
Parlak Ak, Tuba; Aydın, Ayşe Nur; Serdar, Osman
In this study, the effects of pesticides on the freshwater mussel Dreissena polymorpha, a non-target organism, were aimed to be determined through biochemical responses. For this purpose, first, the acute toxicity value (LC50) of Gamma Cyhalothrin (GCH) pesticide on D. polymorpha was determined by standard static method and the LC50 value was calculated as 13.64 mg/L using probit analysis. Then, superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GPx), catalase (CAT) activities, malondialdehyde (MDA) and glutathione (GSH) level responses of D. polymorpha organism exposed to GCH sublethal concentrations for 24 and 96 hours were determined. In addition to biochemical biomarkers, histopathological responses were evaluated. In conclusion, this study demonstrated the abilities of GCH pesticides to induce oxidative stress. Moreover, MDA, GSH levels, SOD, CAT, GPx activities and histopathological responses could be used as an effective biomarker in D. polymorpha.
- MakaleAçık Erişim2025The Relationship between Copper Tolerance and Antibiotic Susceptibility of Vagococcus salmoninarum Isolated from Kılavuzlu Dam Lake
Gokhan, Haci Bayram; Ispır, Ünal; Özcan, Mikail; Şeker, Engin
The contamination of aquatic ecosystems by heavy metals has been identified as a significant environmental hazard for aquatic animal species, including fish. The objective of this study was to investigate the tolerance of Vagococcus salmoninarum bacteria to copper and the impact of copper exposure on antibiotic susceptibility. The bacterial isolates, comprising six strains, were obtained from rainbow trout reared in cage culture at Kılavuzlu Dam Lake. The initial assessment of antibiotic susceptibility was conducted using the Kirby-Bauer disc diffusion method, which was subsequently validated through the determination of minimum inhibitory concentration (MIC). The broth microdilution method was employed, with the bacterial isolates exposed to concentrations of copper sulphate ranging from 0.1 to 1 mM. The resistance to multiple antibiotics was altered to be significantly altered following exposure to copper sulphate. The minimum inhibitory concentration (MIC) value of copper was observed to be 0.4 mM against V. salmoninarum. It was noted that V. salmoninarum, which has been exposed to copper in its natural environment, has developed the capacity to withstand stress and has undergone a change in its physiological status.
- MakaleYalnız künye2025Tarihsel Anlayışın Diyalektik Dokusu: Çağdaş Hermenötikte Collıngwood’un Soru Ve Cevap Mantığı
Özpolat, Gürhan; Tural, Ali Can
Robin George Collingwood, tarihsel bilginin dinamik ve öznel doğasını kabul ederek, doğa bilimlerinden farklı bir tarihsel metodolojinin gerekliliğini vurgulamıştır. Onun felsefesi, tüm insanlık tarihinin temelde insan düşüncesinin ve öz farkındalığının tarihi olduğunu ileri sürer. Collingwood, tarihsel aktörlerin düşüncelerini ve niyetlerini yakalama çabasında, geçmiş olayların “dışı” ve “içi” arasında ayrım yapar. Ona göre, tarihçinin rolü sadece olayları kaydetmenin ötesine geçer; ilgili soruları formüle ederek geçmiş düşünceleri zihinsel olarak yeniden canlandırmayı içerir. Bu makale, Collingwood'un felsefesinin tarihsel kavrayış üzerindeki derin etkisini, özellikle de “soru ve cevap mantığı” olarak bilinen yaklaşımı aracılığıyla incelemektedir. Bu yöntem, tarihsel anlayışın temeli olarak sorular ve cevaplar arasındaki etkileşimin altını çizmektedir. Soru ve cevap mantığı, önermeler ve sorular arasındaki karmaşık bağı vurgulayarak geleneksel mantığa meydan okur ve böylece tarihsel sorgulamada anlam, hakikat ve anlayışı yeniden tanımlar. Ayrıca makale, bu yaklaşımı hermenötik gelenek içerisinde analiz ederek, anlamanın süregelen ve sonsuz doğasını ele almaktadır. Heidegger'in döngüsel hermenötik anlayışıyla paralellikler kurarak, tarihsel yorumlamanın ve tarihsel anlam arayışının dinamik, diyalektik ve diyalojik doğasını vurgulamaktadır. Özetle, bu çalışma Collingwood'un çağdaş hermenötik üzerindeki etkisini incelemekte ve tarihsel yorumlama ve insan anlayışında soru ve cevap mantığının geçerliliğini yeniden teyit etmektedir.
- MakaleYalnız künye2025Üniversite Öğrencilerinin Sürdürülebilir Tüketim Davranışı Sergileme Düzeylerinin İncelenmesi
Akgun, Ali Alper; Umud, Habib
Tüketim alışkanlıklarının insanlar ve ekosistem açısından uzun vadede sürdürülebilir olmasını amaçlayan sürdürülebilir tüketim, mal ve hizmetlerin üretilme ve tüketilme biçimlerinde köklü değişiklikleri içeren dönüştürücü eylemlerde bulunulmasını gerektirir. Sürdürülebilir bir yaşam için bireylerin tüketim davranışlarını dönüştürmeyi hedefleyen kurum ve kuruluşların, stratejilerini belirlemeden önce bireylerin sürdürülebilir tüketim davranış düzeylerini belirlemeleri gerekmektedir. Üniversite öğrencilerinin sürdürülebilir tüketim davranışları sergileme düzeylerinin belirlenmesi, genç neslin çevresel bilinçlenme süreçlerine ve gelecekteki tüketim alışkanlıklarına ışık tutma potansiyeline sahip olması açısından oldukça önemlidir. Çalışma, üniversite öğrencilerinin sürdürülebilir tüketim davranışı sergileme düzeylerine yönelik mevcut duruma projeksiyon tutmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında sürdürülebilir tüketim davranışlarının demografik değişkenlerle ilgisi de araştırılmaktadır. Bu doğrultuda Munzur Üniversitesi Aktuluk kampüsünde öğrenim gören ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 485 öğrenciden yüz yüze anket yöntemiyle toplanılan veriler, SPSS-21 istatistiki programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinin sürdürülebilir tüketim davranışları sergileme düzeylerinin; yaş demografik faktörü açısından bir farklılık göstermediğini, evli öğrencilerin; bekar öğrencilere göre, lisansüstü öğrenim düzeyine sahip öğrencilerin; ön lisans öğrenim düzeyine sahip öğrencilere göre daha yüksek çevre duyarlılığı ve tasarruf davranışı düzeyine sahip olduklarını göstermektedir. Çalışma, elde edilen bulgular dahilinde, üniversite öğrencilerini sürdürülebilir tüketim davranışına yöneltmek isteyen kurumlara yönelik önerilere yer vermektedir. Çalışma içinde yer alan sonuç ve öneriler, kurumlara geliştirecekleri stratejilerde kullanabilecekleri veriler sağlayabileceği gibi üniversitelere sürdürülebilir kampüs ortamları yaratabilme noktasında da yol gösterici fikirler sunabilecektir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Determination of Oxidative Stress Responses in Dreissena polymorpha Exposed to Rare Earth Elements (Terbium, Lanthanum, Gadolinium and Praseodymium) with Temperature
Serdar, Osman; Aydın, Ayşe Nur
The continuous development of industry pushes people to search for new resources, and for this reason, the usage areas of Rare Earth Elements (REEs) are increasing day by day. Increasing concentrations of REEs, as a result of increased use, create pollution in the environment and harm living organisms. This pollution interacts with increasing temperature and causes more negative synergistic effects of the pollutant in the environment and in the living body. In this study, sublethal concentration values were determined by literature review and the concentration value was determined as 125 mg/L. In the present study tt was aimed to investigate some oxidative stress and antioxidant responses of Terbium, Lanthanum, Gadolinium and Praseodymium REEs in Dreissena polymorpha at 125 mg/L concentration at 3 different temperatures (16, 18, 20 0C) with biomarkers. For this purpose, 24 and 96 hour experimental trial design was created and 7 D. polymorpha were used in each trial group, and the application experiments were carried out with 3 replications. The samples at the end of the experimental phase were stored at -80 degrees Celsius until they were analyzed. In this study, Superoxide dismutase (SOD), catalase (CAT) and glutathione peroxidase (GPx) enzyme activities and glutathione (GSH) and Thiobarbituric acid (TBARS) level biomarker responses were determined by ELISA test microplate reader. CAYMAN brand SOD (Catalog No 706002), CAT Catalog No 707002) and GPx (Catalog No 703102), GSH (Catalog No 703002) and TBARS (Catalog No 10009055) were used in the study. SPSS 24.0 package program one-way ANOVA (Duncan 0.05) was used for the evaluation of biochemical analyzes. According to the study data, statistically significant decreases were observed in SOD and CAT activities in the oxidative stress responses of REEs on D. Polymorpha with increasing temperature, while there was no significant change in GPx activities. It was determined that there were increases in TBARS levels and decreases in GSH levels. It is thought that the temperature factor, application concentration and application time are effective in the formation of these changes. It can be said that temperature change and pollutants cause oxidative stress in organisms and cause cell damage.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Investigating Consumers’ Boycott Behavior in the Context of Israeli-Palestinian Conflict: Social Media, Consumer Animosity and Perceived Efficacy Perspectives
Cevher, Muhammed Fatih
This study aims to reveal the effects of consumer animosity, perceived effectiveness, and social media on consumers' boycott intention. In addition, the study aims to investigate the mediating role of social media in the relationship between consumer animosity and boycott intention and the relationship between perceived efficacy and boycott intention. The study also analyzes whether there are significant differences in the boycott intentions of consumers in seven different regions of Turkey. A total of 749 consumer data from an equal number of consumers in seven different regions of Turkey were analyzed using structural equation modeling and ANOVA tests. The findings of the study show that consumer animosity, perceived efficacy, and social media have a positive effect on consumers' boycott intentions. While the mediating role of social media in the relationship between perceived effectiveness and boycott intentions was observed, the mediating role of social media in the relationship between consumer animosity and boycott intentions was not detected. It also revealed that there is a significant difference between regions in consumers' boycott intentions. The study differs from other studies in that it both investigates the mediating roles of social media variables and analyzes regional differences in the analysis of boycott intentions.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Is the Feldstein-Horioka Puzzle Valid in OECD Countries?
Korkmaz, Özge; Pehlivan, Ceren
Investments and savings are regarded as critical components in the evolution of economic performance. Both are employed to stimulate economic development and growth. Based on international capital movements, the Feldstein-Horioka puzzle investigated the relationship between savings and investment. The validity of the Feldstein-Horioka puzzle was investigated in this investigation for the years 1990-2021, covering OECD countries.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleYalnız künye2025Güncel sanat pratiğinde ev mekânının performatif bir alan olarak heterotopik kurgusu
Baltürk, Betül Buldak
Temelde bir mimarlık nesnesi olan ev, insanı temel alan disiplinler tarafından yapısal niteliğinin yanı sıra hem kültürel hem de fenomenolojik boyutuyla, tarihsel/ güncel bağlamları içinde çokça tartışılan bir niteliğe sahiptir. Günümüz sanatında birbirinden farklı konu ve pratik alan etrafında şekillenen örnekler olarak karşımıza çıkan ev kavramı, bu araştırmada yer verilen sanat yapıtlarından hareketle heterotopya kavramıyla bağlantılı olarak yorumlanmıştır. Fransız düşünür Michel Foucault tarafından geliştirilen heterotopya kavramı, mekânla ilişkili bir kavram olarak bir mekânın içinde barındırdığı farklı unsurların ilişkiselliği temelinden okunmaktadır. Bizlere çok boyutlu bir mekân okuması sunan kavram, araştırma kapsamında ev imgesine yönelik sanat üretim pratikleriyle birlikte ele alınırken nesne, mekân ve kişiler arasında aktif bir iletişimin yer aldığı güncel sanat örneklerine yer verilmiştir. Bu anlamda günümüz sanatçılarından Olivia Erlanger, Alex Da Corte ve Volkan Aslan’ın video ve performans gibi pratiklerin bir arada kullanıldığı üç boyutlu ev-mekân düzenlemeleri, heterotopya kavramının iç içe geçmiş farklı mekânsallıklara açılan yapısı bakımından incelenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Resim sanatının oturma odası
Polat, Şeniz
Bu çalışma, resim sanatında oturma odasını konu edinen eserleri ele almaktadır. Oturma odası, ev içindeki yaşam tarzını yansıtan, aile dinamikleri, misafirlik anlayışı ve günlük etkileşimlerin şekillendiği sosyal bir mekandır. Çalışmada, mimari bir unsur olarak oturma odasının tarihsel sürecine değinilir. Ev içindeki ortak kullanım alanı dinamiklerini konu edinen, Asya’da minyatür resimler ve baskı resimleri; Kuzey'den başlayarak tüm Avrupa kıtası ve dünyadan gündelik hayat resimleri tarihsel bir akış içinde incelenir. Gündelik hayat resmi içinde oturma odası resminin yeri ve önemi tartışılır. Bu çalışma, resim sanatında ev içindeki sıradan durumları ve evdeki gündelik rutinleri konu edinen eserleri çözümlemektedir. Çalışma, resim sanatında oturma odasının sanatsal ifadelerini, toplumsal boyutlarıyla aktarmayı hedefler. Bu çalışmayla oturma odasının günümüzde çağrıştırdığı anlamların, resim sanatındaki karşılıklarını ortaya koymak amaçlanmış ve bu karşılıkların sanattaki önemi değerlendirilmiştir.
