Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- MakaleAçık Erişim2024İklimlendirme Sistemlerinin (VRF-CHILLER KAZAN FCU) Seçimi ve Maliyet Analizi: Otel Örneği
Işık, Erdem; Bingöl, Abdullah
Mekanik sistemlerin tükettikleri enerjilerin, sistemlere bağlı yatırım maliyetlerinin ve işletme maliyetlerinin ekonomi üzerindeki etkisi tartışılmazdır. Özellikle Türkiye gibi enerji tüketimi yoğun olan ve iklim koşulları ülke genelinde sert olan ülkelerde yüksek maliyet kalemlerinden biri olan soğutma/ısıtma sistemlerine ayrılan maliyet önemli bir sorun olarak görülmektedir. Çözüme yönelik sistem seçimlerinde yatırım ve işletme maliyetleri öncelikli ölçüt olmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çelik boruların, kazanların, chiller gruplarının ve vanaların yerini, paket halinde üretilmiş ve içerisinde soğutma çevrimini gerçekleştirerek ısı alan ve tersinir olarak çalışıp ısı veren VRF (değişken soğutucu akışkan akışı) sistemleri almıştır. Bu gelişme ekipmanları koruma altına almayı da kolaylaştırmıştır. Bu çalışmada Marmara bölgesinde yer alan 300 odalı bir otel esas alınarak, Kazan-Chiller-Fancoil sistemi ile VRF sistemi yatırım, yaz-kış işletme ve bakım maliyetleri ele alınarak kıyaslanmıştır. Sonuç olarak VRF sisteminin ilk yatırım maliyeti açısından yaklaşık olarak %16 daha dezavantajlıyken, yaz-kış işletme ve bakım maliyetleri ele alındığında yaklaşık olarak yıllık %14 daha avantajlıdır ve bu sayede bir yıl gibi kısa bir sürede yatırım maliyetini amorti ettiği hesaplanmıştır.
- MakaleYalnız künye2024Hybrid CNN-LSTM Model for Accurate Long-Term and Short-Term Temperature Prediction: A Case Study for Bingöl and Tunceli
Utku, Anıl
Extreme and sudden weather events experienced with global warming and climate change reveal the importance of accurate air temperature prediction. For this reason, it can be used to optimize decision-making processes for a wide range of applications from health and agricultural planning to energy consumption strategies. Artificial intelligence methods are successfully applied in many application areas due to their flexibility and efficiency. Traditional weather forecasting models are inefficient in detecting sudden fluctuations and complex, irregular patterns in data. Artificial in-telligence methods overcome these limitations thanks to their ability to process big data and capture long-term temporal dependencies. In this study, the aim is to predict future temperature changes more accurately by capturing patterns in past data with the developed CNN-LSTM hybrid model. The developed hybrid model is compared in detail with RF, SVM, CNN, and LSTM. The compared models were tested using daily average temperature data between 1961-2024 and hourly temperature data between 2020-2024. Experiments have shown that CNN-LSTM outperforms the compared models with R2 value above 0.97 in all scenarios.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Beyhan Baraj Gölü’nde Yaşayan Capoeta trutta (HECKEL 1843)’nın Büyüme ve Üreme Özellikleri
Yüksel, Fahrettın; Alp, Ahmet; Demirol, Ferhat; Yüce, Songül; Gün, Abdulselam; Fidan Özcan, Buse
Beyhan Baraj Gölü’nde Şubat 2022 ile Ocak 2023 tarihleri arasında farklı göz açıklıklarına sahip (36-55 mm) monofilament sade ağlar kullanılarak yapılan aylık avcılık çalışmaları sonucunda toplamda 642 adet Capoeta trutta örneği elde edilmiştir. Populasyonda, dişilerin erkeklere oranı 1:1.97 ve yaş dağılımı I-VIII arasında belirlenmiştir. Toplam uzunluk erkelerde 12.20-32.90 cm ve dişilerde 12.60-35.60 cm; toplam ağırlık ise erkeklerde 16.50-305.50 g ve dişilerde 19.50-468.50 g; kondisyon değeri erkeklerde 0.79-1.38, dişilerde 0.57-2.32 olarak belirlenmiştir. Total boy ve ağırlık arasındaki ilişki erkeklerde W=0.0086TL3.0224 dişilerde W=0.0091TL3.0074 ve popülasyonun tamamında W= 0.0086TL3,0224 belirlenmiştir. VBBP; L∞= 43.32 cm, k= 0.16 yıl-1, t0= -1.72 yıl, W∞= 760.72 g olarak belirlenmiştir. GSI değerlerinin haziran ayında maksimum seviyeye çıktığı ve üreme zamanının haziran-temmuz aylarında olduğu belirlenmiştir. İlk olgunluk boyunun dişilerde 21.22 cm, erkeklerde 21.27 cm olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, C. trutta’nın sürdürülebilir balıkçılık faaliyetlerinin sağlanması açısından oldukça önemlidir.
- MakaleAçık Erişim2024Tunceli Yöresindeki At Dışkısı Örneklerinden İzole Edilen Anaerobik Gut Funguslarının (Piromyces spp.) Saf Kültürdeki Fibrolitik Aktiviteleri ve Moleküler Tanımlanması
Kar, Bülent
Bu çalışma, Türkiye'nin Tunceli ilindeki at dışkılarından anaerobik gut funguslarının (AGF) izolasyonu, karakterizasyonu ve enzim özelliklerine odaklanmaktadır. At dışkısından Piromyces cinsine ait iki izolat MUBAM_F1 ve MUBAM_F2, morfolojik ve moleküler teknikler kullanılarak izole edilmiş ve kısmen tanımlanmıştır. ITS bölgesinin Blast analizi, her iki izolatında Piromyces cinsi içerisinde bir tür olduğu doğrulamıştır (sırasıyla %98.24 ve %98.87 benzerlik). Enzimatik analizler, her iki izolat için de önemli ksilanaz ve karboksimetil selülaz aktivitesinin olduğunu göstermiştir. MUBAM_F1, toplam 47.13±0.10 µmol/dak/ml (spesifik aktivite: 2153.93 µmol/dak/mg protein) ksilanaz aktivitesi gösterirken, toplam 35.56 µmol/dak/ml (spesifik aktivite: 1626.52 µmol/dak/mg protein) karboksimetil selülaz aktivitesi göstermiştir. MUBAM_F2, 57.53±0.08 µmol/dak/ml'de daha yüksek toplam ksilanaz aktivitesi göstermiş (spesifik aktivite: 2630.11 µmol/dak/mg protein) ancak 23.93±1.41 µmol/dak/ml'de daha düşük karboksimetil selülaz aktivitesine (spesifik aktivite: 1098.66 µmol/dak/mg protein) sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen veriler, Piromyces sp. MUBAM_F1 ve MUBAM_F2'nin ksilanaz ve kar-boksimetil selülaz enzimlerinin umut vadeden kaynakları olduğunu göstermektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024İklim Değişikliğinin Etkileri: Türkiye'de Yağış, Sıcaklık Anomalisi ve Su Kaynakları Üzerine Etkilerinin İncelenmesi
Korkmaz, Meral
İklim değişikliği, günlük yaşamımızı ve su kaynklarımızı önemli ölçüde etkileyen küresel bir sorundur. İklim değişikliği ile su kaynakları arasındaki karmaşık ilişkiyi anlamak, etkili önleme ve adapte stratejileri geliştirmek açısından hayati önem taşımaktadır. Bu çalışma, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini araştırmayı ve bu konunun önemini vurgulamayı amaçlamaktadır. Su, sınırlı bir kaynaktır ve erişilebilirliği ile kalitesi insan refahı, tarım, enerji üretimi ve ekosistem sağlığı üzerinde doğrudan etki etmektedir. Ancak, iklim değişikliği yağış, sıcaklık ve buharlaşma desenlerini ve dinamiklerini değiştirerek suyun erişilebilirliği ve dağılımında önemli değişikliklere yol açmaktadır. Küresel sıcaklıkların artması, buzulların erimesine yol açarak tatlı su kaynaklarını sürekli olarak azaltmaktadır. Su kıtlığı daha yaygın hale geldikçe, sınırlı kaynaklar için rekabet artmakta ve potansiyel olarak çatışmalara ve sosyal huzursuzluğa yol açmaktadır. Su kaynaklarının önemi ve iklim değişikliğinin erişilebilirliği ile kalitesi üzerindeki kesin etkisi göz önüne alındığında, bu karmaşık ilişkiyi derinlemesine anlamamız kaçınılmazdır. Bu çalışma, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki sosyo-ekonomik ve çevresel etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Sonuç olarak, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkisi abartılamaz. Bu çalışma, Türkiye'de iklim değişikliğinin neden olduğu değişen yağış desenleri ve artan sıcaklıkların yeraltı ve yüzey su kaynakları üzerindeki etkilerini incelemektedir. Araştırma sonuçlarına göre, kış yağışlarında azalma ve sıcaklık artışı, özellikle Akdeniz ve Güneydoğu bölgelerinde kuraklık koşullarını şiddetlendirmektedir. Özellikle Akdeniz bölgesindeki göllerin uzun dönem uydu görüntüleri incelendiğinde ciddi anlamda azalma görülmektedir. Bu değişimler, yeraltı ve yüzey su kaynaklarının azalmasına ve su kıtlığı riskinin artmasına yol açmaktadır.
AtıfOpenAlex11TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2024Cyprinus carpio ile Elde Edilen Surimi Tozundan Üretilen Krakerlerinin Buzdolabı Koşullarında Raf Ömrünün Belirlenmesi
Kuzgun, Nermin Karaton
Bu araştırma, Cyprinus carpio kıyması ile elde edilen surimi tozunun balık krakerlerinin üretimi sonucu buzdolabı koşullarındaki mikrobiyolojik ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesini amaçlamıştır. Fileto haline getirilen balıklar kıyma haline getirilip, soğutulmuş su ile iki kez 10 dakika süre ile yıkandı. Üçüncü yıkanma, soğutulmuş %0.3’lük tuz solüsyonu ile 5 dakika karıştırılarak yapılıp ve fazla su süzgeç kullanılarak peynir torbası içinde süzüldü ve daha sonra 60 ±5°C’lik turbo fırında 12 saat kurutuldu ve parçalayıcıda toz haline getirildi. Surimi tozu balık kraker hamuruna eklenip yoğuruldu ve kraker şekli verilip pişirildi. Elde edilen krakerlerin mikrobiyolojik özellikleri incelendi. Elde edilen sonuçlara göre buzdolabı koşullarında 15. günde mikrobiyolojik olarak bozulduğu gözlemlendi. Ayrıca surimi tozunun işlevselliği ile balık türüne ve kullanılan kurutma metoduna bağlı olarak değişim gösterebilir. Konunun daha iyi anlaşılması için Ar-Ge çalışmaları yapılmalıdır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Farklı Esansiyel Yağlarla Hazırlanmış Balık (Luciobarbus esocinus (Heckel, 1843)) Köftelerinin Mikrobiyolojik ve Duyusal Kalitesi
Kuzgun, Nermin Karaton; Şeker, Engin; Polat, Yunus
Bu çalışmada, nane (Spearmint sp.) ve kekik (Origanum spp.) esansiyel yağları ilave edilmiş Luciobarbus esocinus’dan elde edilen kıyma ile üretimi yapılan balık köftelerinin soğuk muhafaza esnasında mikrobiyolojik ve duyusal kalitesi araştırıldı. Nane, kekik ve kontrol grubu olmak üzere üç farklı deneysel köfte örneği 4±1°C’de muhafaza altına alınmış ve muhafazanın belirli günlerinde analizleri yapılmıştır. Deneysel köfte örneklerinin mikrobiyolojik olarak Toplam mezofilik aerob bakteri sayısı (TMAB), toplam psikrofil aerob bakteri sayısı (TPAB), toplam maya-küf sayısı, laktik asit bakteri sayısı ve koliform bakteri sayıları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada hazırlanan ürünlerin duyusal olarak değerlendirmeleri yapılırken görünüş, renk, koku ve lezzet bakımından incelenmiştir. Deneysel örneklerin muhafazasının son aşamasında toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı 7,33±0,94 log kob/g (10. günde) ile kontrol grubunda, 7,03±1,43 log kob/g (15. günde) ile kekik esansiyel yağı ekli grupta, 7,81±1,29 log kob/g (20. günde) ile nane esansiyel yağı ekli grupta belirlenmiştir. Psikrofil bakteri sayısı balık köftesi örneklerinin depolama başlangıcında 4,04±1,52-4,72±0,54 log kob/g arasında ve toplam laktik asit bakterisi sayısı depolama başında 4,04±1,52- 4,72±0,54 log kob/g arasında olduğu belirlenmiştir. Depolama başlangıcındaki maya- küf sayısı 4,60±1,22, 4,25±1,22 ve 4,73±0,99 log kob/g (Sırasıyla Kontrol, nane ve kekik esansiyel yağı eklenmiş gruplarda) olarak belirlenmiştir. Duyusal değerlendirme bakımından muhafazanın ilk gününde en çok lezzet değeri 9,00±0,00 ile hem Ke hem de Na grubunda olduğu belirlenmiştir. Fakat duyusal genel olarak değerlendirildiğinde en yüksek puanların nane ekli grupta olduğu belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Türkiye’de Yaşayan 18-49 Yaş Arası Bekar Kadınların Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlarının Belirlenmesi
Taşçı Beydağ, Kerime Derya; Dal, Nursel Alp
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de yaşayan 18-49 yaş arası bekâr kadınların kürtaja yönelik damgalayıcı tutum, inanç ve davranışlarına etki eden faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipteki araştırma, 1 Aralık 2021- 20 Şubat 2022 tarihleri arasında çevirim içi anket yolu ile elde edilmiş; 1016 bekar kadın örneklemi oluşturmuştur. Araştırma verileri, demografik soru formu ve Genç Kadınlarda Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamında yer alan kadınların Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği puanlarının ortalaması 29.49 ± 10.428 olarak bulunmuştur. Araştırmaya dahil olan kadınların Kürtaja Yönelik Damgalayıcı Tutum, İnanç ve Davranışlar Ölçeği puanları yaş, öğrenim düzeyi, gelir durumu, kardeş sayısı, aktif cinsel hayat durumu, en uzun yaşanılan yer, yaşanılan bölge, inanç durumu ve ailesinde ya da yakın çevresinde kürtajın karşılanma şekli değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Sonuç: Kadınların, kürtaja yönelik damgalayıcı tutum, inanç ve davranışlarının düşük seviyede olduğu, ancak pek çok değişkenin tutumları üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Sağlık çalışanları, kürtaj yaptıran kadınları değerlendirirken damgalanmaya maruz kalma durumlarını da göz önünde bulundurmalı, toplumsal damgalamayı yüksek düzeyde yaşayabilecekleri fark edebilmeli ve tespit ettiğinde uygun girişimlerde bulunmalıdır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2024Şerefiye (Zara-Sivas) Barajının Su Kalitesi İndekslerine Göre Değerlendirilmesi
Mutlu, Ekrem; Kutlu, Banu
Sivas ili Şerefiye Baraj gölünün su kalitesinin belirlenmesi üzerine yapılmış olan bu çalışma; Ocak 2014 ile Aralık 2014 tarihleri arasında 3 istasyondan aylık olarak toplanan numuneler üzerinde gerçekleştirilmiştir. 25 değişkenin incelendiği analizlerde su kalitesi, Dünya Sağlık Örgütü içme suyu standartları, su kalite indeksi (WQI), sodyum absorbsiyon oranı (SAR), sodyum yüzdesi, geçirgenlik indeksi (PI), magnezyum indeksi, sulama indeksi ve Türkiye Cumhuriyeti Yüzey Suyu Kalitesi Yönetmeliği (SWQR) Orman ve Su İşleri Daire Başkanlığı değerlerine göre belirlenmiştir. Barajdaki su kalite indeksinin ortalama değeri 46,82, sulama suyu değerleri ortalama 3,90 olarak bulunmuştur. Burada elde edilen sonuçlar Şerefiye Barajı'nın su kalite indeksi ve sulama suyu kalitesi açısından "çok iyi" sınıfta olduğunu göstermiştir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2024Üç Farklı Biyografide Bediüzzamanı Aramak ve Anlamaya Çalışmak
Ors, Orhan
Çalışmada “Bediüzzaman” yani “zamanının en beğenileni” veya “harikası” olarak zihinlere kodlanan ve farklı dönemlerde farklı isimler kullanmayı tercih eden Said-i Kürdi/Said-i Nursi üzerine yazılmış biyografiler temel alınarak farklı bir okuma yapılmaya çalışılacaktır. Ancak konuyla ilgili birçok biyografinin yazılmış olması ve bunların çoğunun “Ortodoks Nurculuğun” çizdiği çerçevede Bediüzzaman’ı ele alması çalışmanın daha “özgün” olduğu düşünülen Emrah Cilasun’un “Bediüzzaman Efsanesi”, Fırat Aydınkaya’nın “Bediüzzaman’ın Hançeri” ile Muhyiddin Zınar’ın “Said: Kürtlüğün Kayıp Risalesi” adlı üç kitabın baz alınarak hazırlanmasını salık vermiştir. Abdülkadir Badıllı, Ahmet Akgündüz ve Necmettin Şahiner gibi “Nurculuk” ekolünden gelenler tarafından hazırlanan Said-i Nursi biyografilerinin “belli bazı hassasiyetler gözetilerek” yazılmış olmaları, eleştirel olmak yerine her olay ve olguyu söz konusu hassasiyete uygun bir bağlam içinde ve zaman zamanda çarpıtarak değerlendirmeleri, eleştirel aklı işlevsel kılarak mevzuları analiz etmekten ziyade sürekli bir savunma pozisyonunda bulunmaları bu noktada seçici olmayı gerekli kılmıştır ki zaten Carr da tarihçilerin zorunlu olarak seçmeci olduklarını dile getirmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Birleşik Deprem Etkilerinin ve Ek Dışmerkezliğin Betonarme Binaların Davranışına Etkisi
Yön, Burak; Tam, Gürkan
Bu çalışmada birleşik deprem etkilerinin ve ek dışmerkezliğin betonarme binaların davranışına etkisi incelenmiştir. Çalışma kapsamında modellenen betonarme yapının beş zemin sınıfına (ZA, ZB, ZC, ZD ve ZE) göre X ve Y yönlerinde olmak üzere toplam 30 adet doğrusal olmayan statik itme analizleri yapılmıştır. Kolon ve kirişlerin doğrusal olmayan davranışları toplanmış plastik mafsal kabulüne göre, perde duvarların doğrusal olmayan davranışları ise yayılı plastik mafsal kabulüne göre yapılmıştır. Analizler sonucunda birleşik deprem etkileri ve ek dışmerkezlik dikkate alınarak her zemin sınıfı için kapasite eğrileri, her zemin sınıfı için X ve Y yönlerinde en düşük yük faktöründe oluşan plastik mafsal dağılımları, X ve Y yönlerinde ilk mafsalın oluştuğu yük faktörü ve maksimum yük faktörü değerleri elde edilmiştir. Analizler sonucunda zemin sınıfı ZA’dan ZE’ye doğru gidildikçe hem kapasite değerlerinde hem de yük faktörü değerlerinde azalmanın olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, ek dışmerkezlik ve birleşik deprem etkileri dikkate alındığı zemin sınıfındaki değişime bağlı olarak plastik mafsal dağılımlarının yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak betonarme yapıların tasarımlarında ve performans değerlendirmelerinde zemin sınıflarına ilave olarak birleşik deprem etkilerinin ve ek dışmerkezliğin dikkate alınması gereken önemli parametreler olduğu tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Kadınların Saygılı Doğum Bakım Algıları ile Doğum Memnuniyeti Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Tanımlayıcı ve Kesitsel Bir Araştırma
Baltacı, Nazlı; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Ateşşahin, Ercan
Amaç: Bu araştırma, kadınların saygılı bakım algıları ile doğumda verilen hizmetlerden memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla kesitsel ve ilişki arayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Araştırma 15 Ocak 2023-15 Mart 2023 tarihleri arasında araştırmaya katılma kriterlerini karşılayan 247 kadın ile yürütülmüştür. Araştırmada veriler; Kişisel Bilgi Formu, Kadınların Saygılı Doğum Bakımı Algısı Ölçeği (KSDBAÖ) ve Doğum Memnuniyeti Ölçeği (DMÖ) ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanmıştır. Verilerin analizi sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler gibi tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey HSD testi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 28,55±6,13, doğum yaptığı gebelik haftası ortalaması 39,09±1,48’dir. Kadınların DMÖ puanı ortalaması 111,31±10,09 olarak yüksek düzeyde ve KSDBAÖ toplam puanı ortalaması 85,31±8,15 olarak yüksek düzeyde bulundu. KSDBAÖ’nün “rahatlık sağlamak” alt boyutu puan ortalaması 85,31±8,15; “bakıma katılım” alt boyutu puan ortalaması 29,11±4,78 ve “kötü muamele” alt boyutu puan ortalaması 23,93±1,53 olarak saptandı. Sonuç: İntrapartum annelik bakımı temel bir insan hakkıdır ve bu süreçte doğumun etik, psikolojik, sosyal ve kültürel boyutları dikkate alınmalıdır. Araştırmanın sonucunda kadınların saygılı doğum bakımı algısı artıkça doğumda aldıkları hizmetlerden memnuniyet düzeylerinin arttığı, kötü muameleye maruz kaldıkça doğuma ilişkin memnuniyetlerinin azaldığı belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Üniversite Öğrencilerinin Kişilik Tipleri, Kariyer Farkındalığı ve Gelecek Kaygıları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Simsek, Abdullah; Karahüseyinoğlu, Furkan
Bu araştırma üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerinin, kariyer farkındalığı ve gelecek kaygıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılarak nicel araştırma yönteminde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı dört kısımdan oluşmakta olup, ilk kısımda katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin sorular yer almaktadır. İkinci kısımda katılımcıların kişilik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla “Beş Faktör Kişilik Ölçeği” kullanılmış, üçüncü kısımda katılımcıların kariyer farkındalıklarının belirlenmesi amacıyla “Mesleki Kariyer Farkındalığı Ölçeği” ve son olarak dördüncü kısımda ise “Beck Umutsuzluk Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Munzur Üniversitesinde önlisans bölümlerinde eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Katılımcıların cinsiyetlerine bakıldığında 211 kadın, 163 erkek öğrenci olmak üzere 374 öğrenci yer almaktadır. Elde edilen verilerin normallik analizi ile değerlendirilerek basıklık ve çarpıklık değerlerine bakılarak, verilerin normal bir dağılım gösterip göstermediği incelenmiş ve inceleme sonucunda verilerin normal dağılım gösterdiği sonucu elde edilmiştir. Araştırmaya katılım gösteren öğrencilerin demografik özelliklerinin ve belirleyici diğer özelliklerin ortaya konulmasında yüzde, ortalama, frekans ve standart sapma gibi ölçütler değerlendirmede yer almıştır. Verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı araştırmada t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada yer alan kişilik özelliklerinin kariyer farkındalığı ve umutsuzluk üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla da korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; kadın katılımcıların mesleki bilinçlerinin erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu, gelecekle ilgili duygular ve motivasyon kaybı açısından erkeklerin kadınlara göre umutsuzluklarının daha yüksek olduğu, mesleki hazır bulunmuşluk ve mesleki bilincin yaşı küçük olan öğrencilerin yüksek olan öğrencilerden daha yüksek olduğu, mesleki bilinç düzeyleri açısından aylık hane halkı geliri düşük olan öğrencilerin, gelir düzeyi yüksek olan öğrencilerden daha yüksek olduğu sonucuna varılmaktadır. Öğrencilerin kariyer farkındalığı arttıkça umutsuzluklarının azaldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
AtıfOpenAlex6TR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2024Haymana (ankara) ilçesi idari coğrafyasında yaşanan değişimlerin mekânsal ölçekte etkileri
Mertol, Hüseyın; Tuncer, Bayram; Başaran, Erkin
Türkiye’de coğrafi mekânın bir parçası olan mülki idare bölgeleri Anayasa’nın ilgili maddesi ve İl İdaresi Kanunu’na göre belirlenmekte olsa da kanun gerekçesi bilimsel veriler ışığında ve uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanmamaktadır. Bu durum iktidarda bulunan hükümetler tarafından kullanılmış ve yeni il/ilçe kurulması siyasi vaatlere dönüşerek seçmenin ödüllendirilmesi ve bölgesel kalkınmanın en kolay yolu olarak görülmüştür. Bu kapsamda mevcut ilçelere bağlı kırsal yerleşim birimleri yeni kurulan ilçelere bağlanmış ve idari sınırları bölünmüştür. Türkiye’de ilçe bazında kırsal yerleşme bağlılık değişimlerini idari coğrafyasında yoğun olarak yaşayan ilçelerden birisi de Haymana’dır. Haymana ilçesinde kırsal yerleşimlerin idari bağlılık durumlarının tarihsel süreç içerisinde göstermiş olduğu değişiklikleri neden ve sonuçlarıyla ortaya koyarak mekânsal ölçekte etkilerini analiz etmek çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda Haymana ilçesi ile ilgili monografik ve idari coğrafya çalışmalarının derlenmesi ve değerlendirilmesiyle geniş çaplı literatür taraması yapılmıştır. Ayrıca çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak farklı paydaşlarla yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Görüşme yapılan kişiler rastlantısal olmayan amaçlı örneklem modeline göre seçilmiştir. Sonuç olarak Haymana ilçesi idari coğrafyasında yaşanan en önemli sorunun Cumhuriyet Dönemi ile birlikte kırsal yerleşimlerin önemli bir kısmının yeni kurulan ilçelere bağlanmasıyla sosyo- ekonomik yapısının olumsuz yönde etkilenmesi ve Ankara başta olmak üzere sürekli olarak göç vermesi olduğu tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Ahmed-i rıdvân’ın rıdvâniyye’sinde dinî ve tasavvufî unsurlar
Nazik, Sitki; Demirbağ, Abdulsamet
Klasik Türk edebiyatı temsilcileri yazdıkları eserler vasıtasıyla zaman zaman toplumla aralarında bir bağ kurabilmiş, yer yer halkın diline, duygu ve düşünce dünyasına tercüman olmuşlardır. Genelde kaside ve gazellerle bilinen klasik edebiyatın önemli nazım şekillerinden biri de mesneviler olmuştur. Konularına göre farklı başlıklar altında değerlendirilen mesnevilerin bir çeşidi de dinî ve ahlakî mesnevilerdir. Nitekim 15-16. yüzyıl şairi Ahmed-i Rıdvân’ın yazdığı Rıdvâniyye bu kategoridedir. Rıdvâniyye, şairin diğer mesnevilerinde görülen konu bütünlüğünün aksine birbirinden bağımsız konulardan oluşmaktadır. Bu konular genellikle dinî ve tasavvufî özelliktedir. Mesela “tevhit, iman, ibadet, edep, tövbe, sabır, rıza, hamd, şükür, aşk, nefis” ve benzeri birçok unsurun/kavramın eserde geçtiği tespit edilmiştir. Ahmed-i Rıdvân ele aldığı bu konularla birtakım dinî ve tasavvufî hususlara dikkat çekmiştir. Dolayısıyla bu çalışma, insanı doğrudan ilgilendiren din ve buna bağlı olarak tasavvufa dair unsurların/kavramların şair tarafından nasıl ele alındığının ortaya konulması açısından önemlidir. Çalışmada eserin tamamı incelenmiş, eserde geçen dinî ve tasavvufî içerikli beyitlerden bazıları örnek olarak verilmiştir. Eserden seçilen beyitler konu bağlamında, yani anlama dayalı şerh yöntemiyle açıklanmıştır. Böylece Rıdvâniyye’nin dinî ve tasavvufî yönden zengin bir kavram/unsur çeşitliliğine sahip olduğu, bunların çoğunlukla dinî ve tasavvufî muhtevayı aksettirecek tarzda eserde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Evaluating the impact of firm size, firm age, international opportunity recognition, and business network on internationalisation performance
Ataman, Göksel; Platin, Nida
This study examines the cumulative impact of firm size, firm age, business network participation, and international opportunity recognition on the internationalisation performance of small and medium- sized enterprises (SMEs). The study population consists of 160 SMEs in the Kayseri, Inegöl, and Istanbul Organized Furniture Industry area, specifically focusing on those involved in business networks. The data was collected through a survey methodology, and the research objective was assessed using a quantitative approach in SPSS 21. The study aims to examine the gradual impact of variables on internationalisation performance. The stepwise regression in the analysis underscores the crucial impact of firm size and various aspects of international opportunity recognition on internationalisation performance. Notably, the business network's structure positively influences performance, providing optimism for firms seeking to enhance their internationalisation efforts. However, the strength of the tie subdimension of the business network does not impact performance significantly. These findings offer valuable insights for firms aiming to improve their internationalisation efforts.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Digital Game Addiction From The Perspective of Children Aged 10-14 Years: A Phenomenological Research
Kurşun, Engin; Turgut, Yiğit Emrah; Aslan, Alper; Yaşar, Selva Karaman
The purpose of this study is to reveal the digital game addiction from children’s perspective between the ages of 10 and 14 and how they are affected by digital games. In this context, the phenomenology pattern was adopted. Criterion sampling which is one of the purposeful sampling methods was chosen in the selection of participants. Data collected via individual interviews with 24 children who are included in the sampling were analyzed by using content analysis techniques. Findings showed that the majority of children liken digital game addiction to substance addiction. Children explained that digital games caused addiction because of the several factors such as completing mission, winning the game, passing to the next level and entertaining. It was concluded that digital games affect children academically, socially, physically and psychologically. Besides, while addicted children mostly expressed the effects of “increasing in tendency to violence”, non-addicted children also stated the effects of “entertainment”. It was determined that social isolation and the disruption of family relationships become prominent in the effects of digital games on children’s social life. Furthermore, children stated that digital games cause skeletal and muscular system disorders and weight gain as well as children mostly mentioned eye diseases among the physical effects of digital games.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2024Cross-dressing in contemporary british feminist theatre
Şentürk, Gamze
Sex and gender are two concepts that are often unconsciously used interchangeably, but they have distinct meanings. They are crucial in understanding the gender hierarchy or the distinction between man and woman created by the patriarchal order. While sex refers to a biological difference or an innate existence based on signs such as chromosomes and genitals, gender is a socio-cultural identity subsequently acquired through social interaction. While the biology-oriented approach reduces femininity and masculinity to the body based on an essentialist approach, the socio-culturally oriented approach underlines that femininity and masculinity are culturally constructed, fluid, and changeable. The gender roles assigned to man and woman in patriarchal society bring along certain expectations based on their sexes and their society’s values and beliefs about gender. The fact that both woman and man are expected to wear appropriate dress for their gender roles is the reflection of this expectation. When a man wears clothing traditionally associated with women or when a woman wears clothing traditionally associated with men, they might face ridicule or criticism because these clothing choices challenge established gender norms, and because the clothes are reminders of roles or symbols that favour social roles. Contrary to this, cross-dressing is described as an act of wearing clothes and accessories that belong to the opposite sex, and it is possible to see its examples as a deconstructive strategy in contemporary British feminist theatre. This article aims at discussing the functions of cross-dressing as a body memory in contemporary British feminist theatre over selected plays such as Caryl Churchill’s plays Cloud Nine (1979) and Top Girls (1982), Timberlake Wertenbaker’s New Anatomies (1984), and Moira Buffini’s Silence (1999).
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Ohmik Evaporasyon İşlemiyle Elde Edilen Dut Pekmezinde Renk Değerlerinin İncelenmesi
Sabanci, Serdal; Ak, Ferit
Evaporasyon işlemi sıvı gıda ürünü içerisinde bulunan suyun fiziksel olarak uzaklaştırılmasıdır. Bu işlemde geleneksel ısıtma teknikleri sonucunda istenmeyen bileşen oluşumu, kalite kaybı ve aroma kayıpları meydana gelmektedir. Bu nedenle gelişen teknoloji ile geleneksel gıda işlemi uygulamalarının yerini alternatif teknikler almaktadır. Bu tekniklerin başında ohmik ısıtma işlemi gelmektedir. Ohmik ısıtma işlemi iki elektrot arasında alternatif akım geçirilerek ürünün ısınma prensibine dayanmaktadır. Bu çalışmanın ana amacı üç farklı voltaj gradyanı kullanılarak elde edilen dut pekmezinin renk değerlerinin incelenmesidir. Örnekler ohmik evaporasyon işlemi ile üç farklı voltaj gradyanında atmosferik koşullar altında %22,2 Suda Çözünür Kuru Madde (SÇKM) içeriğinden %68 SÇKM değerine kadar evaporasyon işlemine tabi tutulmuştur. Örneklere ait L*, a*, ve b* renk değerleri ölçülmüştür. Elde edilen L*, a*, ve b* değerlerinden beyazlık ve kahverengileşme gibi bazı renk indeksleri hesaplanmıştır. Beyazlık indeksi (Bİ) ve kahverengileşme indeksi (Kİ) incelendiğinde, en yüksek değerler geleneksel yöntemde elde edilirken en düşük değerler 15 V/cm voltaj gradyanında elde edilmiştir. Toplam renk değişim değerinin 3,73-8,97 arasında değiştiği, en düşük renk değişim değerinin geleneksel yöntemle elde edildiği ve bu değerin yükselen voltaj gradyanı ile arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, dut pekmezi örnekleri renk değişimleri açısından incelendiğinde genel anlamda voltaj gradyanın artmasından olumsuz etkilendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte fiziksel kalite değerlerinin başında yer alan renk değerleri bakımından nispeten daha düşük voltajlı ohmik evaporasyon işleminin kullanılabileceği düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2024Forced To Become Entrepreneurs: Investigating the Impact of Workplace Bullying on the Entrepreneurial Intentions of Immigrant Workers in Turkey
Uyan, Umut
Purpose: The issue of migrant workers has been frequently addressed in management and organiza- tion studies, as in many other fields since migration has become a global phenomenon. By referring to the push-pull theory of entrepreneurship, the current study aims to understand to what extent the bullying behavior that migrant workers are exposed to in the workplace encourages them to engage in entrepreneurship. The main assumption that constitutes the hypotheses is that negative workplace experiences push migrant workers to create alternatives against undesirable working conditions. Methodology: A quantitative research design was employed, involving standardized questionnaires to gather data from 231 migrant workers employed in Turkey’s textile sector. The hypotheses were tested using the AMOS statistical program. Findings: The findings support the bullying behavior that migrant workers are exposed to in their workplaces pushes them to become entrepreneurs (β= 0.36, p<.001). Further, the findings indicate that individual entrepreneurship orientation (IndEO) does not moderate the relationship mentioned (β = 0.03, p= .33). Originality: Unlike mainstream entrepreneurship literature, this study demonstrated that entrepre- neurship can be an ‘imperative’ stemming from unfavorable working conditions of migrant workers, rather than an ‘attractive’ phenomenon. Yet, the success and sustainability of such entrepreneurial activities is debatable. The study is expected to provide a clearer picture of migrant entrepreneurial initiatives and, therefore, guide policymakers in developing effective strategies to support economies.
