Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Sm2(CO3)3 ve Nd2(CO3)3 çözebilecek derin ötektik sıvıların geliştirilmesi ve bu karbonatların elektrokimyasal aktivasyona karşı tepkisinin araştırılması
Hacı Mehmet Aydoğdu
Bu tez çalışmasında, nadir toprak karbonatlarının liç işlemi için uygun derin ötektik çözücüler belirlenmiştir. Viskozite ve iletkenlik ölçümleri gibi fiziksel özellikler gerçekleştirilmiştir. Deneylerde kullanılacak olan DES'lerin elektrokimyasal davranışı hakkında bilgi elde etmek için Dönüşümlü Voltametri (CV) ve Kronoamperometri (CA) teknikleri uygulanmıştır. TGA analizi, nadir toprak elementleri karbonatı içinde yaklaşık %10 hidrat gösterdi. Çıplak DES'lerin kararlı potansiyel aralıkları ve karbonatların ayrışmaya başladığı potansiyeller, mikro elektrota uygulanan CV ve CA teknikleri ile belirlenmiştir. Platin elektrot üzerinde ayrışan Nd ve Sm karbonat hidrat tozunun kimyasal bileşimini belirlemek için SEM-EDS ve XRD analizleri yapıldı. Sonuç olarak, nadir toprak elementi karbonat hidratların nadir toprak elementi oksitlerine dönüştüğü gözlemlendi. Elektrokatalitik aktivasyonun etkisini doğrulamak için, karbonatların liç etkinliği ilk olarak çıplak DES solventlerinde 55±5 oC'de 24 saat boyunca potansiyel uygulanmadan gerçekleştirildi. Daha sonra aynı deneysel liç düzeneği 6 saat boyunca elektrokatalitik aktivasyon ile çalıştırıldı. ICP-MS, çözünmüş nadir toprak elementleri için kullanıldı. Uygulanan pals teknikleri ve elektrokatalitik aktivasyon ile liç verimliliği %100'den fazla arttırılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ekoloji ve feminizmi birlikte düşünmek: Carol J. Adams'ın ekofeminizmi
Gülsena Üneşi
Bu çalışmada, doğanın tahakküm altına alınmasıyla kadınların tahakküm altına alınmasının birbirleriyle patriarşi temelinde bağlı olduğunu, toplumsal cinsiyet siyaseti tarafından inşa edilmiş kültür gereği kadınlar ve hayvanlar üzerinde kurulan tahakkümün ve bu tahakkümün temellerinin nasıl şekillendiğini gözler önüne sermeye çalıştık. Patriarşik yapıyı eleştirel bir bakışla incelediğimiz çalışmamız, geçmişten günümüze kadınların ve erkeklerin beslenme alışkanlıklarının kültür eliyle nasıl farklılaştırıldığını, sadece ceset yemek ve patriarşik dünya görüşü arasındaki ilişkileri değil aynı zamanda feminizm ve vejetaryenlik arasındaki kesişim noktalarını da ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu kesişim noktalarının 'kayıp gönderge' 'etin cinsel politikası', 'et kral'dır', 'dişileştirilmiş protein' gibi Adamsçı yeni kavramsallaştırmalar etrafında nasıl şekillendiğini açıklamaktadır. Bu bağlamda, çalışmamız için belirlediğimiz temel sorun; erkeklerin/erkekliğin et yemekle özdeşleştirildiği, et yemeye ve etin getirdiği güce ihtiyaçlarının olduğu kadınların ise güce ihtiyaçları olmadığından bitkilerle özdeşleştirildiği kültür yapısıdır. Aynı zamanda patriarşik kültürde dişi hayvanların ve kadınların nasıl kayıp bir göndergeye dönüştürülüp cinsel politikalara dâhil edildiğine dikkat çekilmekte ve hayvan problemlerinin çözümlenmeden kadın kurtuluşunun da mümkün olamayacağı iddia edilmektedir. Hayvan bedeninin beslenme biçimlerindeki yeri ve gerekliliğinin sorgulanmasının cinsiyet eşitsizliğinde birtakım önemli sonuçlara ulaşılmasında dayanak olduğunu ve kayıp göndergelerin dilsel pratiklerde nasıl ortaya çıktığı açığa çıkarılmaktadır. Adams'a göre, patriarşik ideoloji yalnızca kadınların değil, dişi hayvanların da nesneleştirilip sömürülmesinden sorumludur. Bununla beraber, cinsiyetçiliğin tamamıyla türcü bakış açısının sonuçlarından biri olduğu açıktır. Bu nedenle cinsiyet eşitliğinin sağlanması için, hayvanları yani tam anlamıyla doğayı kapsayacak biçimde tüm canlıları hesaba katan yeni yöntemlere ihtiyaç vardır. Modern ekofeminist söylemin bu yöntemlere yanıt verecek potansiyeli vardır ancak, doğa üzerindeki tahakkümün ciddi bir boyutu olan hayvanlar üzerindeki tahakkümün bütünsel bir çerçevede ele alınması konusunda yetersizdir. Carol J. Adams'ın ortaya koymuş olduğu feminist-vejetaryen eleştirel kuram, hayvanlar ve kadınlar üzerinde kurulan tahakkümü kesişim noktalarıyla birlikte ele alarak cinsiyetçi toplumsal kültür siyasetinin etkilerini gösterir ve eleştirilerini dile getirir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Kimyasal iyileştirme işleminin muz lifi takviyeli polioksimetilen kompozitlerin mekanik ve termal özelliklerine ektisinin incelenmesi
Çağdaş Güneş
Günümüzde atık malzemelerin tekrar kullanılması ve bu şekilde alternatif ürünler geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu noktada gelişen teknolojiyi kullanarak, içinde yaşadığımız doğaya zarar vermeden geri dönüşüm ile insan ihtiyaçlarını karşılayabilecek malzemeler geliştirmek gerekmektedir. Petrol bazlı ve cam elyaf gibi takviye malzemelerin üretimi, önemli miktarda sera gazının atmosfere salınımına neden olmaktadır. Geri dönüştürülebilen, biyolojik olarak parçalanabilen ve yenilenebilir olan çevre dostu yeşil malzemelerin kullanımının son zamanlarda petrol bazlı malzemelerin çevresel etkisini azalttığı düşünülmektedir. Bu tip kompozit malzemeler ömürlerinin sonunda çevreye zarar vermeden bertaraf edilebilmektedir. Gün geçtikçe, kompozit malzemelerde doğal liflerin takviye ve dolgu malzemesi olarak kullanımı artmaktadır. Bu lif türleri güçlü, hafif, ucuz ve sürdürülebilirdir. Doğal lifler, yüksek mukavemet ve elastiklik modülü gibi mekanik özelliklerin gerekli olmadığı durumlarda pahalı ve sürekliliği olmayan sentetik liflerin yerine bir alternatif olabilir. Doğal lifleri, polimerlerde (termoplastik ve termoset) takviye malzemesi olarak kullanarak, tüketilen malzemelerin nihai bertarafı sonucu iyi çevresel faydalara sahip yeşil malzemeler üretmek mümkündür. Bu nedenle, son birkaç yılda, kompozit malzemelerde geleneksel sentetik liflerin doğal liflerle değiştirilmesinin fizibilitesini araştıran bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu tezin amacı, günlük hayatta birçok alanda kullanılan termoplastik matrisli kompozit malzemelerde cam elyaf, karbon elyaf gibi sentetik takviye elemanı yerine doğal bir ürün olan muz lifi kullanılarak geri dönüşüme uygun kompozit malzeme elde etmektir. Matris malzemesi olarak Polioksimetilen (POM), termoplastik kullanılmıştır. Takviye malzemesi olarak ise ağırlıkça %3, %6 ve %9 oranlarında doğal muz lifi kullanılmıştır. Ayrıca muz lifine alkali muamelesi ile kimyasal iyileştirmeler yapılarak kompozit malzemenin mekanik ve ısıl özelliklerinin iyileştirilmesi hedeflenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Farklı konsantrasyonlarda fluopyram etken maddeli nematositin fungal remediasyonu ve daphnia magna üzerindeki mortalite etkisi
İbrahim Hakan Demirelli
Böcek öldürücüler, herbisitler ve mantar öldürücüler gibi kimyasalların kullanımı, mahsulleri ve diğer ürünleri zararlılardan, yabani otlardan ve mantarlardan korumak için tarımda ve diğer endüstrilerde yaygındır. Bu maddeler zararlıları ve yabani otları kontrol etmede gerekli olsa da, genellikle suda yaşayan türler de dahil olmak üzere hedef olmayan organizmalara zarar verme gibi istenmeyen sonuçları olmuştur. Bu çalışmada Pencilium jensenii ve Penicillium frequentans kullanılarak sentetik olarak hazırlanmış farklı konsantrasyonlardaki Fluopyram etken maddeli nematosit üzerinde bir Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) ve Toplam Organik Karbon (TOK) parametreleriyle bir biyoremediasyon çalışması yapılmıştır. Elde edilen en yüksek giderim veriminin olduğu ortamlarda da arıtım öncesi ve sonrası olmak üzere Daphnia magna üzerinde bir mortalite testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre sisem bazında en yüksek giderim KOİ ve TOK için P. frequantans türünde sırasıyla 6. Günde 750 ppm Fluopyram' da ve 7. Günde 1000 ppm Fluopyram' da %90 olmuştur. Mortalite sonuçlarına bakıldığında ise 96. Saatin sonunda %90 ile 750 ppm' lik ortamda görülmüştür. Çalışma sonucunda Fluopiram' ın özellikle, mantar öldürücülerin suda yaşayan kabuklu Daphnia magna da dahil olmak üzere suda yaşayan türler üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu gösterilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Tekerlekli sandalye basketbol sporcularının besin tercihi ve beslenme bilgi düzeylerinin incelenmesi
Ali Ziver Bilge
Bu kullanım Tekerlekli Sandalye Basketbolu ile uğraşan sporcuların beslenme tercihlerini belirleme oranı ve beslenme bilgisi boyutunun ne kadar yüksek olduğunu ifade etmektedir. Ankete katılan sporcular gönüllü olarak ankete katılmıştır. Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Tekerlekli Sandalye Basketbol şubesi 1000 sporcudan oluşurken tekerlekli sandalye sporu yapan sporcu sayısı Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerindedir. Hastanede yatan 150 sporcudan (128 erkek-22 kadın) oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan kişisel özellikler formülünüz, besin tercihleriniz ve beslenme bilginizin ölçeği olarak Yetişkin Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği'ni (YEDBİN) alınız. SPSS 22.0 yapısının analiz yapısı incelenerek gözlem olarak yüzde ve frekans dağılımı kullanılmış ve gruplar arasındaki ilişkinin seyrindeki farklılık P-korunumu < olan hücreler olarak kabul edilmiştir. 0,05. Sporcu ile kişi arasındaki gelişimi gösteren veriler arasında (p<0,05), özellikle cinsiyet, milliyet, günlük su tüketimi, yaş ve kiloya göre, Alkol tüketiminde bir örüntü olduğu ve beslenme eğitimi almak istemeyenlerin, diyet yapanların ve milli spor yapan kadınların besin tercihleri arasında beslenme türleri ve alım miktarları hakkında bilgi aldıkları saptanmıştır. Milli sporcu olarak değerlendirilirken tekerlekli sandalye basketbolu sporunu ne kadar süredir deneyimledikleri, beslenme ve sigara eğitimlerini nereden aldıklarına ilişkin ifadeler de dikkate alınır. Önleme yöntemi ile yapılan tahsilat karşılaştırmaları sonucunda çıkış yönlerinde anlamlı ve yönlü bir yönlenme tespit edilmemiştir. Ayrıca sporcuların yiyeceklerinde yaptıkları tercihler ile beslenme konusundaki bilgi düzeylerinin karşılaştırılması sonucunda sonuçlar ve olumlu sonuçlar elde edilmiştir (p<0,05). Çözüm Tekerlekli sandalye basketbolu ile uğraşan oyunculara yapılan anket verileri sonucunda yapılan uzatma gözlemlerine göre yemek tercihlerinin ve beslenme bilgilerinin orta düzeyde olduğu belirlendi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bireysel ve takım sporları oyuncularının stres düzeyleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Murat Atay
Araştırmada, takım ve bireysel sporlarla uğraşan katılımcıların stres düzeyleri ve problem çözme etkinlikleri ve katılımcıların stres düzeyleri ile problem çözme etkinlikleri arasındaki ilişkileri belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, sadece Elazığ Gençlik Spor İl Müdürlüğüne bağlı olan sporculara uygulanmıştır. Araştırmada basit rastsal örneklem yöntemi kullanılarak örneklem belirlenmiştir. Çalışma grubunu bireysel ve takım sporu ile ilgilenen sporculardan oluşturmaktadır. Toplam 586 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Stres Düzeyi Testi ve Problem Çözme envanterinde oluşan üç form kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 24.0 paket programı kullanılmıştır. Toplanılan veri seti normal dağılım gösterdiğinden farklılık analizlerinde farklılıklarını belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, analizi grupiçi farklılık analizinde ise LSD testleri uygulanmıştır. Katılımcıların (x̄:5,76), ortalama ile az stres altında olduğu Problem Çözme Envanteri ortalaması ise (x=182,88) ile çok yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan sporculardan 17 yaş ve altında olan, Lise eğitim düzeyine sahip, 3 yıl spor yaşı olan, hafta 4 defa antrenman yapan, düşük gelir grubuna sahip ve bireysel sporlarla ilgilenen katılımcıların stres düzeyleri, diğer gruplarındaki sporculara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sporcuların problem çözme envanterinde katılma 26 yaş ve üstündeki, ön lisans ve lisans olan katılımcıların, haftada 3 ve daha fazla antrenman yapan, yüksek gelir düzeyine sahip, Basketbol oynayan ve bireysel sporlarla ilgilenen sporculara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Spor yapma süreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Katılımcıların stres düzeyleri ile problem çözme envanteri, değerlendirici yaklaşım, planlı yaklaşım, düşünen yaklaşım ve kendine güvenen yaklaşım alt boyutlarına katılma düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve ters yönlü bir ilişki mevcuttur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Parçacık dolgu takviyeli termoplastiklerin mekanik, termal ve morfolojik özelliklerine gama ışımasının etkileri
Zeynep Pekcan
Bu çalışmasında, doğal ve sentetik dolgu maddeleriyle takviye edilen termoplastik matrisli kompozit numuneler gama ışımasına maruz bırakıldı ve daha sonra bu numunelerin mekanik, termal ve morfolojik özelliklerindeki değişimleri araştırıldı. Elde edilen sonuçlar ışıma öncesi mevcut sonuçlar ile mukayese edilerek gama ışımasının matris ve takviye elemanının bağlanma mekanizması üzerindeki etkileri tartışıldı. Kompozitlerde, matris malzemesi olarak farklı yapısal özelliklere sahip alçak yoğunluklu polietilen (AYPE), yüksek yoğunluklu polietilen (YYPE), polipropilen (PP) ve polistiren (PS) gibi yaygın kullanılan termoplastikler tercih edilmiştir. Bu matris malzemelerine, doğal kaynaklı muz lifi, deniz yosunu ve saman ile sentetik kökenli toz boya atıkları farklı oranlarda ilave edilerek önce ekstrüzyon makinasında homojen hale getirilmiş ve daha sonra plastik enjeksiyon makinası ile kalıplanarak standart çekme numuneleri üretilmiştir. Hazırlanan bu kompozit numuneler, 45 kGy dozunda gama ışınına maruz bırakılmış ve ardından mekanik performanslarını belirlemek üzere çekme ve eğilme testlerine tabi tutulmuştur. Termal özelliklerinin değerlendirilmesi amacıyla termogravimetrik analiz (TGA) uygulanmış, yüzey morfolojileri ise taramalı elektron eikroskobu (SEM) ve enerji dağılımlı spektroskopi (EDS) ile detaylı olarak incelenmiştir. Yapılan bu kapsamlı analizler sonucunda, hem kullanılan dolgu türünün hem de gama ışını uygulamasının kompozit malzemelerin genel özellikleri üzerinde belirleyici rol oynadığı gözlemlenmiştir. Gama ışını sonrası elde edilen veriler, dolgu türü ile matris arasındaki bağlanma mekanizmalarında, yapısal bütünlükte değişimler meydana geldiğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Öğütülmüş barit agregası kullanılarak üretilen kendiliğinden yerleşen ağır harçların mekanik ve durabilite özellikleri
Hamza Çiçek
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, 3 farklı gradasyonda (0-4mm,0-2mm ve 45-75µ) barit agregası kullanılmıştır. Agreganın yanı sıra bağlayıcı olarak portland çimentosu (PÇ), puzolanik malzeme olarak uçucu kül (UK) ve kimyasal olarak süper akışkanlaştırıcı (SA) kullanılarak kendiliğinden yerleşen ağır harç (KYAH) üretilmiştir. Bu amaçla farklı oranlarda barit agregaları ve uçucu kül içeren karışımlar imal edilmiştir. Tüm bu karışımlarda su ve süper akışkanlaştırıcı miktarları sabit tutularak PÇ miktarı azaltılmıştır. PÇ'nin azaltıldığı oranda barit tozu ve uçucu kül ilave edilerek farklı karışımların incelenmesi sağlanmıştır. H0 kontrol karışımı ve H1-H12 karışımları olmak üzere toplam 13 farklı karışım hazırlanarak numuneler üretilmiştir. İmal edilen her bir karışımda CEM I 42,5 R sınıfı portland çimento kullanılmıştır. Su/çimento oranı kontrol numunesi karışımında 0,40 oranında belirlendi. Kontrol numunesi dışındaki numunelerde PÇ miktarı azaltılıp aynı oranlarda UK ve barit tozu (BT) ilave edilerek su/bağlayıcı oranının 0.40 olması sağlanmıştır. Hazırlanan taze harç karışımları yayılma çapı deneyleri yapıldıktan sonra kalıplara yerleştirildi. 24 saat sonra kalıptan alınan numuneler 3, 28 ve 90 gün boyunca laboratuvar ortamında kür tanklarında bekletildi. Üretilen numuneler belirlenen yaşlarda, basınç, eğilme, yüksek sıcaklık sonrası dayanımı, ultrases geçiş hızı, kılcal su emme ve donma çözülme testlerine tabi tutuldu. Bu testeler için 195 adet 40x40x160 mm boyutlarında kiriş numune 78 adet 50x50x50 mm boyutlarına küp numune üretilmiştir. Deneyler sonucunda yalnız BA+PÇ içeren kontrol numunesi olan H0 neredeyse diğer karışımların tamamından daha yüksek dayanıma sahip olduğu anlaşılmıştır. İçeriğinde BA+BT+PÇ bulunan numunelerin BA+BT+UK katkılı karışımlara kıyasla daha yüksek dayanımlara sahip olduğu belirlenmiştir. Tüm deney sonuçları topluca değerlendirildiğinde, içeriğinde BA+ 5 BT +95 PÇ bulunan H1 numunesi en ideal oranlara sahip karışım olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Belgesel fotoğraflarla Tunceli Müzesini hafıza mekânı olarak okumak
Serpil Polat
Bu tez çalışması, Tunceli Müzesi'nin—eski adıyla Dersim Kışlası'nın—tarihsel ve toplumsal-kültürel hafızasını belgesel fotoğraf çalışması aracılığıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Kışla olarak inşa edilen ve kullanılan bu yapı, geçmişten günümüze uzanan çok katmanlı bir tarih ve hafıza barındırmaktadır. Çalışma, binanın kuruluşundan itibaren geçirdiği evrimi ele alarak, özellikle lojman olarak kullanıldığı dönemlerde burada yaşamış ailelerin günlük yaşam pratiklerini, kültürel etkileşimlerini ve tarihî olayların mekâna yansımalarını göstergebilim yöntemiyle incelemeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda, fotoğrafçılık metodolojisini temel alan analiz, müzenin yapım sürecinden itibaren üretilmiş olan fotoğrafların temsilleri tarihsel ve toplumsal bağlamı içinde analiz ile incelemeyi ve bunları dönemlere ayırarak toplumsal ve politik bağlamda yorumlamayı amaçlamaktadır. Yapılan bu tarihsel ve toplumsal bağlamı içinde analiz, mekânın hafızasını ve geçmişe dair anlatıları, bilimsel bir araştırma çerçevesinde değerlendirmektedir. Ayrıca, fotografik anlatıların yeniden kurgulanması yoluyla, söz konusu mekânın toplumsal bellek üzerindeki etkileri ve tarihî anlamları hem görsel hem de yazılı olarak ortaya konacak; böylece kapsamlı bir belgesel fotoğraf çalışması oluşturulmasına katkı sağlanacaktır. Bu çalışma, Tunceli Müzesi'nin yalnızca bir sergileme alanı olmanın ötesinde; kentin, halkın ve hafızanın nasıl şekillendiğini; tarihî olayların bireyler ve topluluklar üzerindeki etkilerini belgesel bir perspektiften sunmayı hedeflemektedir. Böylece, yazılı tarihin yanı sıra görsel ve somut belgeler aracılığıyla da kent hafızasının nasıl inşa edildiği vurgulanmakta; Tunceli'nin kentsel belleğinin çok katmanlı yapısını anlamaya yönelik kapsamlı bir çerçeve sunulmaktadır. Bu çalışma, geçmişin izlerini görünür kılarken, bu hikâyelerin günümüzdeki yansımalarını da ortaya koymayı amaçlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Doğal elyaf takviyeli kompozit malzemelerin vakum destekli reçine transfer kalıplama yöntemiyle üretilerek mekanik ve metalografik özelliklerinin incelenmesi
Seçkin Kandemir
Bu çalışmanın amacı, üretilen doğal elyaf takviyeli epoksi matrisli kompozit malzemelerin mekanik ve metalografik özelliklerinin araştırılması ayrıca doğal elyaf takviyeli kompozit malzemeler ile sentetik elyaf takviyeli epoksi matrisli kompozit malzemelerin mekanik ve metalografik özelliklerinin karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla doğal takviye malzemesi olarak jüt, keten, kenevir, pamuk, yün, sisal ve Hindistan cevizi elyafları kullanılmıştır. Sentetik takviye malzemesi olarak cam ve karbon elyafları kullanılmıştır. Kompozit malzemelerin üretimi vakum destekli reçine transfer infüzyon yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Üretilen kompozit malzemelerin mekanik özelliklerini belirlemek için numunelere çekme testi uygulanmıştır. Çekme testleri ile numunelerin gerilme – yüzde uzama grafikleri oluşturulmuş, kopma gerilmesi ve maksimum uzama değerleri elde edilmiştir. Üretilen numunelerin SEM analizleri yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Türkiye'de kadın girişimciliği, süreçleri ve istihdama etkisi (Elâzığ ili örneği)
Tülin Ünal
Ekonomideki dinamiklerin kilit döngüsü yeni fikirleri, iş alanlarını pazara sunan gerekli bilgi, beceri ve inisiyatife sahip girişimcilerdir. Aslında milli gelire katkısı bakımından da vergisini ödeyen, işçi çalıştırarak veya kendi namına çalışan her girişimci kadın veya erkek bulunduğu coğrafyanın, şehrin veya ülkenin sanki bir çarpan etkisiyle yarattığı katma değeridir. Kaldı ki, Türkiye'de kadın girişimcilerin yaşadığı sorunların tespiti ve bu sorunların çözümüne ışık tutan bölgesel alan çalışmaları bu alandaki hedef ve projelerin başarısında etkili olmaktadır. Türkiye'de aynı zamanda yakın dönem kadın istihdamı ve kadın işsizliğine ait rakamlar incelendiğinde uluslararası standartların altında kaldığı, Avrupa Birliği ülke sıralamalarında ise ortalamada olduğu gözükmektedir. Bu durumun zemininde yatan toplumsal cinsiyet ve kaynaklara erişim konusundaki engeller, uygulanan teşvik ve projelerin daha ulaşılabilir ve bilinçli adımlarla uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca kadının ata-erkil rolü ve mesleklerin cinsiyetleşmesi kadın istihdamına çekimser davranılması da dikkat çekilecek bir konudur. Bu çalışmanın amacı girişimci olarak ekonomik hayata katılan kadınların yarattığı sosyal ve iktisadi sermayenin, bulundukları coğrafyanın ekonomisine istihdam ve işsizlik açısından etkisini karşılıklı görüşmeye dayalı sorularla da destekleyerek yorumlamaktır. Bu bilgiler ışığında bu çalışma ile kadın girişimciliğine kavramsal bilgilerden ziyade, pratikte bölgesel bazda ne derece etkin olduğunu ölçmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Çimento fabrikası etrafında yetişen bitkilerde bazı stratejik hammaddelerin belirlenmesi
Harun Harmanşah
Bu tez çalışmasının ana amacı, çimento fabrikası etrafında yetişen bazı bitki türlerinde bazı stratejik hammaddelerin konsantrasyonlarının belirlenmesidir. Bu amaçla, çimento fabrikası etrafında yetişen badem, buğday, dut, nar, çam ve üzüm bitkileri hasatlandı ve stratejik hammaddelerden kobalt (Co), stronsiyum (Sr), antimon (Sb), fosfor (P), lantan (La) ve magnezyum (Mg) konsantrasyonları tespit edildi. Elde edilen verilere göre yaprak kısmında en yüksek kobalt konsantrasyonu çam bitkisinde 0,43 mg/kg olarak, en yüksek stronsiyum konsantrasyonu üzüm bitkisinde 209,4 mg/kg olarak, en yüksek antimon konsantrasyonu çam bitkisinde 0,09 mg/kg olarak, en yüksek fosfor konsantrasyonu buğday bitkisinde 2990 mg/kg olarak, en yüksek lantan konsantrasyonu çam bitkisinde 0,31 mg/kg olarak ve en yüksek magnezyum konsantrasyonu dut bitkisinde 4790 mg/kg olarak belirlendi. Yaprak kısmında tespit edilen kobalt konsantrasyonları Çam > Badem > Üzüm > Dut > Buğday > Nar şeklinde; stronsiyum konsantrasyonları Üzüm > Dut > Çam > Badem > Nar > Buğday şeklinde; antimon konsantrasyonları Çam > Üzüm > Buğday = Nar = Badem = Dut şeklinde; fosfor konsantrasyonları Buğday > Dut > Badem > Üzüm > Nar > Çam şeklinde; lantan konsantrasyonları Çam > Üzüm > Badem > Dut > Buğday > Nar şeklinde ve magnezyum konsantrasyonları Dut > Badem > Üzüm > Nar > Çam > Buğday şeklinde sıralandı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Bazı esansiyel yağların balık patojen bakterileri üzerine antimikrobiyal aktivitelerinin belirlenmesi
Hayrettin Ata
Tıbbi ve aromatik bitkilerin antimikrobiyal aktivitesi, alternatif tıp açısından oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu bitkilerin kedine has kokuları, aromaları uzun yıllardır hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bu tezde, infeksiyöz etkenlerin başında gelen bakteriyel kökenli hastalıklara karşı yeni tedavi stratejisi olarak değerlendirilebilme potansiyeli yüksek bitkisel uçucu yağların antibakteriyel etkinliği üzerinde durulmuştur. Bu amaçla, zahter (Thymbra spicata L.), karabaş (Lavandula stoechas L.) ve defne (Lauris nobilis L.) bitkilerinden elde edilen uçucu yağların gram negatif (P. aeruginosa ve K. pneumoniae) ve gram pozitif (Enterococcus faecalis ve Staphylococcus aureus) bakteriler üzerindeki antibakteriyel etkinliği disk difüzyon ve mikrodilüsyon broth yöntemleri ile araştırılmıştır. Bu çalışmada, defne uçucu yağı K. pneumoniae hariç P. aureginosa, E. faecalis üzerinde 10.3±0.3 mm, S. aureus'da 8.6±0.3 mm inhibisyon zon çapı ile dar etki spektrumu gösterdi. S. aureus, P. aureginosa ve E. faecalis, K. pneumoniae üzerinde zahter uçucu yağı elde edilen zon çapları sırasıyla 12,3 mm; 10,3 mm; 10,3 mm ve 8,6 mm olarak saptanmıştır. Karabaş uçucu yağının K. pneumonie dışındaki bakterilerin üremesini durduran inhibisyon zon çapı ile antibakteriyel etkiye sahip olduğu tespit edilmiş, zon çap aralıkları 10,3-8,6 mm inhibisyonzon çapı-1 olarak incelenmiştir. Standart antibiyotik ile kıyaslandığında P. aureginosa üzerinde defne uçucu yağı inhibitör etki açısından ampisilinsulbaktama benzer dar bir etki spektrumu göstermiş, E. faecalis ve S. aureus üzerinde ise düşük (p<0.01) yâda etkisiz (p>0.05) olduğu incelenmiştir. Zahter ve karabaş uçucu yağları ise P. aureginosa üzerinde aynı etkiyi göstermiş; diğerlerinde ise daha düşük etki incelenmiştir. Mikrodilüsyon broth yöntemi sonuçlarına göstermiştir ki defne uçucu yağının P. aureginosa üzerinde 100 µL, E. faecalis ve S. aureus da 50 µL konsantrasyonunda bakteri üremesinin gerçekleştiği fakat etkili olmadığı tespit edilmiştir. Zahter uçucu yağının MİK değerleri P. aureginosa (üreme engellenmedi) hariç K. pneumoniae, E. faecalis için 50 µL; S. aureus için 25 µL olarak izlenmiştir. Karabaş bitkisi ise K. pneumonie dışındaki mikrorganizmaların büyümesini 25-50 µL de inhibe ettiği saptanmıştır. Çalışmamızda defne ve karabaş uçucu yağları K. pneumoniae için antimikrobiyal etki göstermemişken; diğerleri (P. aureginosae, E. faecalis ve S. aureus) üzerinde bakteriyostatik etki göstermiştir. Zahter uçucu yağı P. aureginosa ve E. faecalis, K. pneumoniae üzerinde inhibitör, S. aureus'da ise bakterisid etki belirlenmiştir. Çalışma bulgularımız gösteriyor ki bitki uçucu yağları patojen bakterilerin üremelerini durduracak inhibitör konsantrasyonlarda, hastalıklar üzerinde etkili bir tedavi şekli oluşturabilecek profil özelliği taşımaktaysa da konu üzerinde daha kapsamlı çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Munzur çayı'nın yüzey sedimentinin klorofil bozunma ürünleri, organik karbon seviyelerinin belirlenmesi
Ali Sarıgül
Günümüzde önemleri daha iyi anlaşılmaya başlayan sulak alanlar, nüfus artışı, düzensiz kentleşme, tarımsal faaliyetler sonucu hızla kirlenmektedir. Bu durumdan bu ekosistemlerde bulunan canlılar kadar çeşitli faaliyetlerinde suyu kullanan insanlar da zarar görmektedir. Tunceli ili Munzur Çayı üzerinde sanayi kaynaklı olmasa bile insan ve tarım kaynaklı atıkların su ve sedimentin üzerinde etkilerini gözlemlemek için farklı çayın doğduğu noktadan Tunceli İli 'ne kadar mesafeden belirlenen istasyonlardan alınan su ve kimyasal örnekleri laboratuar koşullarında incelenmesi amaçlanmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Yarıklı bir E387 kanat profilinin aerodinamik karakteristiklerinin sayısal incelenmesi
Seyfettin Kalay
Çalışmada, yarıklı ve yarıksız (düz) E387 kanat profili etrafındaki üç-boyutlu akış sayısal olarak çalışılmıştır. Bu amaçla, tiraci bir hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) paket programının, Ansys Fluent (Ansys 2021 R1 Academic), öğrenci sürümü kullanılmıştır. Hem daimi hem daimi olmayan benzetimler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, bir pasif akış kontrol yöntemi (yarık) kullanmanın bir düşük Reynolds sayılı kanat profilininin aerodinamik karakteristikleri (direnç katsayısı, kaldırma katsayısı, yunuslama momenti) üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmaktır. Sayısal çalışma, vetere (c) dayalı Reynolds sayısının 200000 değerinde gerçekleştirilmiştir. Tasarlanan yalnızca bir yarık geometrisi kullanılmıştır. Bu, Munzur Üniversitesi'ndeki hesaplama kaynaklarının ve gerekli yazılımın yoksunluğundan kaynaklanmaktadır. Çıkış yarığı ile hücum kenarı arasındaki boyutsuz mesafe a/c=0,005, giriş yarığı ile hücum kenarı arasındaki boyutsuz mesafe b/c=0,014, giriş yarığının veter çizgisine göre açısı 15°, çıkış yarığının veter çizgisine göre açısı 90° ve giriş yarığı genişliğinin çıkış yarığı genişliğine oranı 1,56'dır. Düz kanat profiline kıyasla, mevcut yarıklı kanat yalnızca α=16° hücum açısında zaman-ortalamalı kaldırma katsayısını, , arttırmada kabiliyetlidir. Çıkış yarığında oluşturulan jet üst yüzeyde gelişen sınır tabaka ile etkileşime girmiştir. Bu da üst yüzeyden ayrılan kayma tabakalarının yeniden yarıklı kanat yüzeyine tutunmasına sebep olmuştur. Bu, kanat üst yüzeyindeki basınçta azalmaya ve artışa sebep olmuştur. Genel olarak, mevcut tasarımlı yarığa sahip kanat profili düz kanat profiline kıyasla kanat aerodinamik performansını, /, arttırmada daha az etkilidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Türkiye'de madencilik faaliyetleri
Ayşe Ersoy
Maden, yaşamın olmazsa olmazlarındandır. Yeraltında bulunan bu elementler birçok sektörde kullanılmakla birlikte, neredeyse bütün iş kollarında vardır. Bu tezin amacı ülkemizin Osmanlı Devleti'nden beri gelen madencilik çalışmaları ile değerli topraklarımızın altında bulunan zengin cevherleri ve gelecekte bu cevherlerin ülkemize sağlayacağı katkılar hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamız madenlerin tarih sahnesine çıkması ve kullanım alanları ile Osmanlı Devleti'nden, Cumhuriyete kadar günümüze gelen madenler hakkında bilgiler sunmaktadır. Ayrıca coğrafi bölgeler baz alınarak ülkemizde ki madenler hakkında da bilgi verilmiştir. Ülkemizdeki yer altı kaynaklarının zenginliği hakkında bilgiler verilmiştir. Yine ülkemizin madenlerinin ihracatı ve gelecekte madenlerin durumu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Maden, Madencilik, Yer Altı Kaynakları, Türkiye, Yer Altı Zenginliği, Cevher
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20221990 sonrası Türkiye'nin Orta Asya devletleriyle olan ilişkilerinde Rusya'nın etkisi
Ergin Zaman
Orta Asya özellikle 18.yüzyıldan itibaren büyük devletlerin ilgi alanına girmeye başlamıştır. Bunun en önemli nedeni bölgenin yer altı kaynakları bakımından çok zengin olmasıdır. Bu bölge özellikle 18.yüzyıldan itibaren Rus ve Çin işgallerine maruz kalmıştır. 19.yüzyılın başlarında İngiltere ve Çarlık Rusya arasında yapılan müzakereler neticesinde bu bölge Rusların hâkimiyetine bırakılmıştır. Uzun yıllar Sovyet hâkimiyetinde kalan Orta Asya devletleri, 1991 yılında SSCB'nin dağılması ile beraber bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Bağımsızlıklarını kazanmaları sonrası, bu devletleri ilk tanıyan, ilk elçilikler açan, ilk üst düzey ziyaretler gerçekleştiren, ilk ekonomik ve sosyal- kültürel konularda destek veren devlet Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Ancak bu yoğun ilişki süreci Rusya da Vladimir Putin'in devlet başkanlığıyla birlikte gerilemeye başlamış hatta bazı devletlerle durma noktasına gelmiştir. Rusya; Türkiye ile olan ezeli rekabetinde Orta Asya devletlerini her koşulda kendi yanına çekmeye zorlamıştır. Orta Asya devletleri bu durumdan her ne kadar memnun olmasa da ekonomik ve diğer çeşitli nedenlerden dolayı Rusya'yı Türkiye'ye tercih etmeye mecbur bırakılmışlardır. Fakat değişen dünya ile beraber Orta Asya devletleri de eskiden olduğu gibi Rusya'ya bağımlı kalmamak için Batı, Çin, ABD, Türkiye ve daha birçok dünya devletleri ile iletişim kurmaya, yakınlaşmaya ve işbirliği kurmaya çalışmaktadırlar. Bu tez çalışmasıyla, ana hatlarıyla Orta Asya devletleri hakkında bilgiler verilmiş, ekonomik, sosyo- kültürel yapısı, iç ve dış sorunları, yer altı, yer üstü zenginlikleri ve bağımsızlık sonrası mücadeleleri incelenmiştir. SSCB'nin dağılmasıyla birlikte Orta Asya ülkelerinin kuruluş süreçleri ve uluslararası arenadaki durumu üzerinde durulmuş, özellikle 1990 sonrası Türkiye'nin Orta Asya devletleri ile olan ilişkilerinde Rusya'nın etkisinin ne denli olduğu araştırılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinde Prens Muhammed bin Selman Dönemi
Barış Canver Ağar
Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin günümüzdeki seyrinin ele alındığı bu çalışmada ikili ilişkilere konu olan sorunlar başlıklar halinde incelenmiştir. Yapılan bütün analizlerde iki ülkenin söz konusu sorunlara bakış açıları, sahip oldukları kimliksel özelliklere (devletin ve hükümetin yapısı, tarihsel geçmişi ve tarih boyunca geçirdiği dönüşümlerin dış politika icrasına yansıması vs.) temellendirilmiş ve meseleler arasındaki bağlantılar irdelenmeye çalışılmıştır. Hepsinden önce ise, yapılan analizler açısından temel dayanak noktası teşkil ettiğinden mütevellit, iki ülkenin geçtiğimiz yüzyılda geçirdiği dönüşümler ve ikili ilişkilerin aynı dönemde nasıl bir çizgide seyrettiğinin izahına ihtiyaç duyulmuştur. Sonuç olarak, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın söz sahibi olduğu Suudi Arabistan'ın bölgesel ve Türkiye siyasetinin karakteristik özellikleri hakkında önemli sonuçlar elde edilmiş ve ikili ilişkilerin son yıllarda geçirdiği dönüşüm anlamlandırılmaya çalışılmıştır. En nihayetinde, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin hem geçmişte hem de günümüzde ekonomik çıkarlar ile kimliksel çıkarlar arasında zemin bulan çelişkilere sahne olduğu sonucuyla karşılaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Suriye bağlamında Türkiye ve Rusya ilişkileri (2010-2020)
Bahtiyar Özcan
Türkiye Rusya ilişkilerinin 2010-2020 yılları arasındaki döneminin Suriye bağlamında ele alındığı bu tezde; ilişkileri belirleyici üç aktör devletin tarihsel süreçleri okuyucuya anlatılmış ve 2010 yılına gelinen süreçte ne gibi değişimlerin hangi dinamiklerle şekillendiği belirlenmek istenilmiştir. Tarihsel süreçte ikili ilişkilerin değişiminin neden ve sonuçları anlatıldıktan sonra 2011 yılı ile birlikte Suriye'de başlayan Arap Baharı dalgasıyla birlikte iç savaşa sürüklenen bu coğrafyadaki güç dengeleri, terör örgütleri tehdidi, düzensiz göç gibi birçok etmenin Türkiye Rusya ilişkilerine getirdiği sebep ve sonuçlar analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma yapılırken konu ile ilgili yazılmış kitaplar, dergiler, makaleler, tezler, internet kaynakları ve basının yaklaşımı gibi kaynaklar kullanılmıştır. Özellikle tezin ana temasının anlatıldığı 2010-2020 yılları arasında yaşanan gelişmeler yararlanılan kaynakların yanı sıra yerli ve yabancı basının olayları ele alış şekilleri ile anlamak ve anlatılmak istenilmiştir. Bunu yaparken de daha çok basında tirajı yüksek ve birbirlerine muhalif yazıları ile bilinen gazetelerin seçimi tercih edilmiştir. Yerel basının çok yönlü bir şekilde ele alınıp yorumlanması sonrası olaylar dış basın çerçevesinde de değerlendirilmiş ve dünyanın yaşanan olayla bakışı sorgulanarak çıkarımlar yapma gayreti içerisinde olunmuştur. Belirlenen dönemin anlatımı sonrasında çıkarım yapılırken tarihsel süreçteki ilişkilere de dayanarak ortaya tez atılmak istenmiş ve atılan tezin bundan sonraki süreçte de taraflar arasındaki ikili ilişkilerde de belirleyici unsur olacağı noktasında bir kanaate varılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2022Siraz (Capoeta umbla Heckel, 1843) balığının kültür koşullarında üreme performansı ve larval büyüme özellikleri
Abdulselam Gün
Bu tez çalışması kapsamında, tam kontrollü şartlar altında siraz (Capoeta umbla) türünde, hormonal indüksiyon yoluyla üreme performansı, yumurtaların embriyonik gelişimi, farklı besleme protokolleri uygulayarak larval büyüme özellikleri ve farklı stok yoğunluklarında yavru balıkların büyüme özellikleri çalışılmıştır. Üreme olgunluğuna gelmiş siraz anaçlarında ovulasyonu sağlamak için iki farklı indüksiyon ajanı (ovopel ve ovaprim) farklı dozlarda uygulanmıştır. İndüksiyon ajanları ovopel ve ovaprim hormonları anestezi altındaki balıklara intramüsküler olarak enjekte edilmiştir. Ovopel denemelerinde 1 kg balık başına 0,5 pelet, 1 pelet ve 1,5 pelet doz, ovaprim denemelerinde 1 kg balık başına 0,25 ml, 0,50 ml ve 0,75 ml doz ve kontrol grubunda serum fizyolojik solüsyon enjekte edilmiştir. Yaklaşık 3 gün süren latent periyot sonrası ovule dişi sayısı en fazla ovopel gruplarında tespit edilmiştir. Ovopelde doz arttıkça ovulasyon oranının yükseldiği gözlemlenmiştir. Maksimum ovulasyon oranı 1,5 pelet ovopel/balık kg doz yapılan grupta kaydedilmiştir. Sağım yöntemiyle elde edilen yumurtalar ve spermler döllenerek döllenme, gözlenme ve kuluçkadan çıkış oranları hesap edilmiştir. Döllenme, gözlenme ve kuluçkadan çıkış oranları en yüksek olan gruplar ovaprim 0,5 (%78,42 - %86,67 - %82,6) ve ovopel 1 (%78,11 - %86,33 - %81,33) olurken, en düşük oranların ovaprim 0,75 (%61,15 - %80,4 - %77) ve ovopel 0,5 (%61,71 - %79,13 - %76,88) gruplarında olduğu belirlenmiştir. Ovopel ve ovaprim hormonlarının siraz balıklarında üremeyi uyarmada etkin olarak kullanılabileceği görülmüştür. C. umbla türünde embriyonik gelişim 18-19ºC su sıcaklığında yaklaşık 144 - 146 saat sürmüştür. Yumurtadan yeni çıkan larvalar açık sarımsı bir renktedir. Besin keselerini kısmen bitirmiş larvaların, Artemia nauplii ile birlikte hazır toz yemi de aldıkları gözlemlenmiştir. 9.günde besin kesesi bitmiştir. Siraz larvalarının farklı yemleme protokollerinde büyüme ve yaşama özelliklerinin 21 gün boyunca incelendiği çalışmada, en yüksek total boy 24,04 mm ile L1 grubunda, en düşük total boy ise 17,89 mm ile L2 grubunda gerçekleşmiştir. En yüksek spesifik büyüme oranının %3,29 ile L1 grubunda, en düşük spesifik büyüme oranının ise %1,91 ile L2 grubunda olduğu tespit edilmiştir. En yüksek mortalite %3,64 ile L5 grubunda, en az mortalite %1,81 ile L4 grubunda kaydedilmiştir. Canlı yem içeren besleme protokolleri daha iyi sonuç vermiştir. 98 gün süren yavru siraz balıkların farklı stok yoğunluklarında büyüme ve yaşama özelliklerinin araştırıldığı denemede, en uzun total boyun 67,07 mm ile S1 grubunda, en düşük total boyun ise 44,91 mm ile S5 grubunda gerçekleştiği görülmüştür. Gruplar arasında en yüksek canlı ağırlık 2,819 gr ile S1 grubunda, en düşük canlı ağırlık 0,859 gr ile S5 grubunda tespit edilmiştir. En yüksek spesifik büyüme oranı %3,419 ile S1 grubunda, en az spesifik büyüme oranı ise, %2,127 ile S5 grubunda olmuştur. Gruplarda en yüksek yaşama oranının %98,75 ile S2 grubunda, en az yaşama oranlarının ise sırasıyla, %97,5 , %97,5 , %97,5 ile S1, S4 ve S5 gruplarında olduğu kaydedilmiştir. Yüksek stoklama yoğunlukları büyüme bakımından siraz yavru balıkları için dezavantajlı bulunmuştur. Sonuç olarak, elde edilen veriler siraz türünün tam kontrollü koşullar altında yetiştiricilik teknikleri uygulanarak üretiminin mümkün olduğunu göstermektedir.
