Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Surimi tozu kullanılarak üretilen balık krakerlerinin kimyasal özelliklerinin belirlenmesi
Hasan Altuntaş
Çalışmamızda, Şabut (Arabibarbus grypus, Heckel) balıklarından üretilmiş surimi tozu kullanılarak yapılan krakerlerin muhafaza süresince pH, TVB-N, TBA ve Peroksit miktarlarındaki değişimleri ve üretim aşamasındaki amino asit ve yağ asitleri değeri araştırılmıştır. Kıyma halindeki balık eti soğutulmuş su ile iki kez, tuz solüsyonu ile bir kez yıkanıp preslenerek turbo fırında kurutuldu. Kurutulan surimi, mutfak robotunda surimi tozu haline getirildi. Daha sonra surimi tozu ilaveli ve surimi tozu ilave edilmeden kontrol grubu şeklinde oluşturulan iki deneysel kraker örnekleri 4±1°C'de muhafaza altına alındı. Deneysel kraker örneklerinin kimyasal analiz olarak pH, TVB-N, TBA ve Peroksit miktarlarındaki değişimleri, muhafazanın belirli günlerinde (0., 5., 10., 15. ve 20. günler) ve üretim aşamasında amino asit ve yağ asitleri miktarları belirlendi. Ayrıca örneklerin duyusal özellikleri (görünüş, tekstür, koku ve lezzet) bakımından incelendi. Balık etinde pH değeri 6,79±0,14 olarak, surimi oluşumu aşamasında ise 1., 2., ve 3. aşamalarda 6,88±0,06-6,94±0,02 aralığındaki değerlere yükseldiği gözlemlendi. Deneysel örneklerde muhaza süresince belirlenen TVB-N miktarları değerlendirildiğinde günler arası farklılığın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlendi (p<0,05). Surimi tozu ilave edilmeden kontrol grubu ve toz eklenerek oluşturulan gruplarda pişirme öncesi hamur karışımlarında TBA sayısı 0,39±0,13-0,42±0,15 mg MA/kg aralığında belirlendi. İncelenen örneklerin depolama sırasındaki Peroksit değerlerine bakıldığında günler arası istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar (p<0,05) tespit edilmiştir. Balık krakeri örneklerinin üretim aşamalarında toplam aminoasit sayısının 16 bunlardan 9 tanesinin esansiyel amino asit olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda üretilen deneysel örneklerde toplam 36 yağ asidi belirlenmiştir. Ayrıca deneysel örneklerin üretim aşamasında yağ asitleri bakımından değişimleri arasındaki farkın istatistiki açıdan anlamlı olduğu belirlendi (p<0.05). Duyusal açıdan surimi tozu ilave edilerek hazırlanan kraker örnekleri panelistler tarafından lezzet bakımından beğeni kazandığı belirlendi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Üniversite öğrencilerinin siber güvenlik farkındalıklarının belirlenmesi
Fatma Çakan
Günümüzde internetin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğu kabulünden hareketle gençlere bilinçli internet öğretmek gerekmektedir. Özellikle son dönemde gençlerin daha fazla bir şekilde siber suç mağduru oldukları gözlenmektedir. Hayatın her alanında internetin getirdiği olumlu gelişmelerden faydalanırken bir yandan da pek çok olumsuz eylem ve davranışlara da maruz kalmak söz konusudur. Her ne kadar siber güvenliği sağlamak için kişiler ve kurumlar teknik önlemler alıyor olsa da son kullanıcıdan kaynaklanan bilgisizlik ve ihmal siber güvenlik açıklarına yol açmakta ve siber suçları teşvik etmektedir. Her geçen gün farklı ve çok sayıda siber suç türleri geliştirilmektedir. Bu tür siber suçlardan korunmanın kullanıcıya düşen sorumluluğu; siber güvenliğin ne olduğunu ve siber güvenliğin nasıl sağlanacağını iyi bilmektir. Bu noktadan hareketle, en fazla siber suç mağduru olan gençlerin siber güvenlik farkındalık düzeylerini belirlemeyi, araştırma bulguları doğrultusunda yasa yapıcılara, ebeveynlere, eğitimcilere ve nihayetinde gençlere birtakım öneriler geliştirmeyi amaçlayan bu nicel araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapılanmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesinde tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda üniversite öğrencilerine, demografik ve siber güvenlik farkındalığına yönelik sorular olmak üzere toplam 33 ifade yöneltilmiştir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin siber güvenlik farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca siber güvenlik farkındalık düzeylerinde demografik değişkenlere göre (cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf) anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Gençlerin erken yaşlardan itibaren internet erişimine sahip olması nedeniyle, ebeveynlerin veya çocukların siber suçlar ve siber zorbalık gibi potansiyel risklerin farkında olması ve bilinçlendirilmesi önemlidir. Bu nedenle, çocukluktan başlayarak gençleri siber güvenlik farkındalığı kazandırmak gerekmektedir. Bu bağlamda ilkokuldan itibaren müfredatlara siber güvenlik dersi konulabilir ve siber suçlar hakkında toplumun farklı kesimlerine eğitimler, seminerler, verilebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İlahiyat fakültesi ve medrese öğrencilerinin din eğitimi (Siirt ili örneği)
Arzu Dağlı
Araştırmanın amacı İlahiyat fakültesi ve medrese öğrencilerinin din eğitimini karşılaştırmalı olarak ele almaktır. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden etnografi kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın evreni, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Siirt ilindeki İlahiyat Fakültesinde ve belirli bölgelerde bulunan Medreselerde din eğitimi alan öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evren içerisinden "rastlantısal olmayan amaçlı örneklem" yöntemiyle seçilen 40 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılardan toplanan verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin din eğitimine ilişkin görüşlerinin Allah'ı tanımak, ilahi mesaj, ahlaki kuralla, dini gereklilik, kurtuluş ve ruhu doyurmak şeklinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. . Araştırmada elde edilen diğer sonuçlar ise "İlahiyat fakültesi için öğrencilerindin eğitimi aldıkları kurumu tercih etme nedenlerin başında donanım gelmektedir. Medrese öğrencilerinden çok detaylı bilgi almak için din eğitimini medreselerde almak istemektedir. Medreselerde okuyan öğrenciler, büyük oranda ailelerinin yönlendirmeleriyle medrese eğitimine başlamaktadırlar. Yaşanan teknolojik gelişmelerin ilahiyat fakültesi kurumu için öğrencilerin din eğitimi aldıkları kurum üzerindeki etkisine yönelik en çok dile getirilen bilgiye ulaşım kolaylığı ifadesidir. İlahiyat fakültesi kurumu için öğrenciler kurumdaki arkadaşları ve öğretmenleri ile ılımlı bir iletişim kurduklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca bazı öğrenciler arkadaşları ve öğretmenleri ile samimi, sevgi ve saygıya dayalı iletişim kurduklarını düşünmektedirler. Medrese kurumu için öğrencilerin büyük bir bölümü kurumdaki arkadaşları ve öğretmenleri ile güçlü iletişim kurdukları konusunda görüş bildirmişlerdir. Din eğitimi aldıkları kurumlardan hangisinin daha faydalı olduğuna ilişkin öğrenci görüşlerinde ilahiyat fakültesi kurumu için ilahiyat fakültesinin medreselere göre daha faydalı olduğu görüşü hâkimdir" şeklindedir. Araştırma sonucunda eğitime ve eğitim programına yön verilmesi konusunda bir fikir oluşturabileceği düşüncesiyle eğitimcilerin doğudaki medreseleri ve batıdaki okulları incelemeleri önerilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin yeme farkındalıklarının bedenlerini beğenmeleri ile ilişkisi
Umay Turgud
Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin yeme farkındalıkları ile bedenlerini beğenmeleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmaktadır. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin yoğun çalışma tempolarından dolayı yeme farkındalıklarının oluşması ve bu farkındalığı bedenlerini beğenmeleri ile ilişkilendirilmesi zor olabilmektedir. Yeme farkındalığı neticesinde bireyin fiziksel görünümü etkilenmekte ve bu da bireyin bedenini beğenmesini önemli ölçüde etkilemektedir. Yapılan çalışmamız doğrultusunda beden eğitimi öğretmenlerinin bu algılarını nasıl yönettiği ve bunlardan nasıl etkilendiği nedenleri ve sonuçları ile incelenmeye çalışılmıştır. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin bu anlamda mevcut bakış açısını öğrenmek ve bu neticede yaşam kalitelerini ve beden algılarını bu doğrultuda da hem fiziksel hem de psikolojik olarak iyileştirici çalışmalarda bulunabilmek için önemli bir gelişme sağlanabilir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin yemek farkındalıklarının cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma, hayatı kentte veya kırda geçirme, yemek yemeden önce kalori hesabı yapmak veya yapmamak, eğitim düzeyi, branş farklılığı, sosyal medya kullanma durumu, sosyal medyada paylaşım yapma sıklığı değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini Malatya ilinde görev yapan 128'i kadın 145'i erkek olmak üzere toplam 273 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak demografik bilgilerin sorulduğu kişisel bilgi formu, yemek farkındalığı ölçeği ve bedeni beğenme ölçeği kullanılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Nadir toprak elementleri ve karbon elyaf tozu ile geliştirilen dolgu maddelerinin polipropilenin mekanik, termal ve morfolojik özelliklerine etkisi
Serhat Güray
Bu çalışmada, termoplastikler bir polimer olan polipropilenin mekanik, termal ve morfolojik özelliklerine karbon elyaf tozu ve nadir toprak elementlerinden lantan oksit ve seryum oksit ile hazırlanmış dolgu maddelerinin etkisi incelenmiştir. Lantan oksit ve seryum oksit suda ayrı ayrı çözüldükten sonra bu çözeltilere karbon elyaf tozu ilave edildi. Çözeltiler içerisindeki su buharlaşana kadar 90 ila 100 oC arasında manyetik karıştırıcıda karıştırılarak bekletildi. Daha sonra alçak yoğunluklu polietilen çözeltisine eklenen bu karışım yeni bir form alacak şekilde hazırlandı. Hazırlanan dolgu malzemeleri kurutulduktan sonra ve bir öğütücü makinesinde partikül haline getirildi. Öğütülen partiküller ağırlıkça %10, %20 ve %30 oranlarında polipropilen ile karıştırılarak eriyik akış analizi yapıldı. Daha sonra PP ve üretilen dolgu malzemeleri yine ağırlıkça %10, %20 ve %30 oranlarında önce mekanik olarak daha sonra da ekstrüzyonda homojen olarak karıştırıldı. Ekstrüzyondan çıkan şerit malzeme su içinden geçirilerek soğutuldu ve kırıcıda 2 ila 3 mm büyüklüğünde granüller haline getirildi. Elde edilen granüller plastik enjeksiyon makinasında basılarak standart test numuneleri elde edildi. Üretilen bu kompozit test numuneleri ile çekme, eğilme ve Charpy darbe analizleri yapıldı. Ayrıca kompozit malzemelerin termal özelliklerindeki değişimi incelemek için termogravimetrik analiz (TGA) ve diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) analizleri yapıldı. Bunlara ek olarak, dolgu malzemesi ve matris malzemenin bağlanma mekanizmalarının belirlenmesi için elektron mikroskobu ile kesit görüntüleri incelendi. Yapılan çekme testi sonuçlarında dolgu malzemesi artışı ile kompozit malzemelerin çekme mukavemetlerinde düşüş gözlenmiştir. Saf PP numunelerinin çekme mukavemeti ortalama 31,23 MPa iken ağırlıkça %10 karbon elyaf tozu takviyeli seryum içerikli (NM7) numunelerin çekme mukavemeti 32,05 MPa olarak bulunmuştur. NM7 numaralı kompozit malzemenin hem çekme hem de üç-nokta eğilme mukavemetleri saf PP ye göre yüksek çıkan tek malzeme olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023N-vinil karbazol ve benzil metakrilat kopolimerinin bazı özellikleri üzerine grafit ve MAX'ın etkisi
Emrah Gündoğdu
Bu tez çalışmasında öncelikle N-vinil karbazol (NVC) ve benzil metakrilat (BZMA) monomerleri ile serbest radikalik polimerizasyon yöntemi kullanılarak P(NVC-ko-BZMA) kopolimeri sentezlendi. Polimerizasyon işlemi 70 oC de 1,4-dioksan çözücüsü içerisinde yapıldı ve başlatıcı olarak Azobisizobütironitril (AIBN) kullanıldı. Elde edilen kopolimerlerin yapısal analizi, FT-IR, 1H-NMR ile yapıldı, yüzey morfolojisi SEM görüntüleri ile incelendi. Kopolimerin bileşimi 1H-NMR spektrumundan hesaplandı. Kopolimer içerisinde %53 oranında NVC ve %47 oranında BZMA birimleri olduğu belirlendi. Kopolimer, P(NVC0.53-ko-BZMA) olarak adlandırıldı. DSC ile camsı geçiş sıcaklığı (Tg) belirlendi. Kopolimerin, grafit (GR) ve MAX fazı (Ti3AlC2) ile dört farklı oranda kompozitleri hazırlandı. Kompozitlerin de FT-IR spektrumları ve SEM görüntüleri incelendi. DSC cihazı ile camsı geçiş sıcaklıkları belirlendi ve kopolimere yapılan katkılama ile Tg değerlerinin arttığı görüldü. Kopolimer ve kompozitlerin TGA termogramları kullanılarak termal kararlılıkları incelendi. P(NVC0.53-ko-BZMA) kopolimeri ve %80P(NVC0.53-ko-BZMA)-%10GR-%10MAX kompozitinin termal bozunma kinetikleri incelenerek ortalama aktivasyon enerjileri (Flynn–Wall–Ozawa) FWO ve (Kissinger–Akahira–Sunose) KAS yöntemleri kullanılarak belirlendi. P(NVC0.53-ko-BZMA) kopolimeri için FWO ve KAS yöntemine göre ortalama aktivasyon enerjileri sırasıyla 178.3 ve 176.6 kj/mol olarak bulundu. %80P(NVC0.53-ko-BZMA)-%10GR-%10MAX kompozitinin ise FWO ve KAS yöntemine göre ortalama aktivasyon enerjileri sırasıyla 158.2 ve 155.5 kj/mol olarak hesaplandı. Hem kopolimerin hem de kompozitlerin dielektrik özellikleri incelendi. 1 kHz de kopolimerin dielektrik sabiti 2.22 iken %10GR katkılı kompozitin 12.31 olarak bulundu. Kopolimere %10GR ve %10GR-%10MAX katkılanması ile yapılan kompozitlerin yarı iletken olduğu belirlendi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Afgan uyrukluların yaşadığı sorunlar ve sosyal hizmet gereksinimlerinin incelenmesi: Van/Edremit örneği
Veysel Ateş
Göç günümüz küresel dünyasında tarihin hiçbir döneminde görülmemiş oranda bir sorun teşkil edecek noktaya gelmiştir. Son çeyrek yüzyılda yaşanan savaşlar bu olguyu en ileri derecede tetikler olmuştur. Göç olgusu kavramsal anlamından çok daha derin ifadeleri içermektedir. Van ili Edremit ilçesinde yaşayan Afgan göçmenler üzerine yapılan bu araştırmada bu etkiler fazlası ile görülmüştür. Bu araştırma kapsamında 20 Afgan ailesi ile ayrıntılı görüşülmüştür. Bu görüşmeler neticesinde Afgan mültecilerin uzun yılar süren savaşlar, açlık, yokluk, işkence ve tecavüz gibi ağır dramatik durumlara maruz kaldıkları ve neticesinde göç ettikleri görülmüştür. Bu sade basit anlamıyla bir göç etmenin ötesinde çok daha derin bir anlam taşımaktadır. Çünkü bu zorunlu göçle insanlar sevdiklerinden, ailelerinden uzaklaşmakla kalmayıp göç ettikleri yerde ise açlık yokluk barınma ve psikolojik yıkıntı gibi ağır sorunlarla da karşılaşmaktadırlar. Bunu yanında yaşadıkları eğitim, sağlık ve güvenlik problemleri kendilerini içinden çıkılmaz bir hale getirmektedir. Afgan göçmenlerin yaşadığı bu sorunlar onları çocuk yaşta işçi olmaya normalinden çok az bir ücretle çalışmaya kaçak olarak yaşamaya itmektedir. Bu sorunların yanında kendilerini ifade edememe ve sınır dışı edilme ihtimalleri de onları apayrı bir psikolojik çıkmazın içine sokmaktadır. Bu araştırma neticesinde elde edilecek veriler, göç eden insanların ikamet ettikleri yerlerde yaşadığı sosyal, ekonomik ve psikolojik etmenleri tespit etmeye çalışmak, sosyal hizmet kuruluşlarının bu bağlamda yürüttüğü çalışmaları ve verdiği destekleri belirlemek ve bu alanda daha sonra yapılacak araştırmalara ışık tutmayı amaçlar.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Sağlık çalışanlarında iş yeri mutluluğunun sosyal kaytarmaya etkisi
Nurettin Ulusoy
İş yeri mutluluğu, çalışanların işlerini yerine getirirken hissettikleri memnuniyet ve işlerine olan bağlılık düzeyleri ile ilişkilidir. Bu kavram, yalnızca bireysel bir memnuniyet unsuru değil aynı zamanda örgütsel performansın bir yansıması olarak da kabul edilir. Öte yandan, iş yeri mutsuzluğu, çalışanların iş tatminsizliği, stres ve işten kaçınma davranışları gibi olumsuz etkilerle ortaya çıkar. Sosyal kaytarma ise bireylerin tek başına göstermiş oldukları çabanın grup için önemli olmadığı düşüncesiyle hareket ederek ve gruba kimin daha çok katkı sağlayacağının anlaşılamayacağı öngörüsünde bulunarak sergilemiş oldukları davranış biçimidir. Araştırma, işte mutsuz çalışanların sosyal kaytarmaya daha fazla eğilim gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarında iş yeri mutluluğunun sosyal kaytarma üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini Tunceli ilinde bulunan Tunceli Devlet Hastanesi'ndeki sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmada farklı mesleklerden 103 sağlık çalışanına ulaşılmıştır. Veriler, yüz yüze olarak elde edilmiştir. Araştırmaya yönelik veri toplanırken Polatcı ve Ünüver (2021) tarafından geliştirilen işte mutluluk ölçeğinin kısa formu ve Høigaard (2022) tarafından geliştirilen ve Sezer ve meslektaşları (2021) tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan algılanan sosyal kaytarma ölçeğinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlık çalışanlarının işte mutluluk düzeyleri orta seviyede olup sosyal kaytarma davranışında bulunma düzeyleri ise yüksektir. Sağlık çalışanlarının işte mutluluk ve sosyal kaytarma düzeyleri demografik değişkenlere göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ayrıca işte mutluluğun sosyal kaytarma üzerinde pozitif yönde anlamlı bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Akuaponik ve kapalı devre sistemlerde japon balığı (Carassius auratus) gelişiminin ve su kalitesi değişiminin incelenmesi
Serdar Kapalıgöz
Akuaponik sistemler uygulanabilir alternatif bir tarım yöntemi olarak son zamanlarda oldukça yaygınlaşmıştır. Birçok ülkede ve son yıllarda Türkiye'de bu sistem gelişen teknolojinin yardımıyla modern bir şekilde uygulanmaktadır. Bu sistemin kazandığı popülerlik ve uygulanabilirlik ışığında, bu tez çalışması yürütülmüştür. Bu çalışmada, Japon balığının (Carassius auratus) gelişimi akuaponik (APS) ve kapalı devre (sump filtre) (SFS) sistemlerde karşılaştırmalı olarak ele alınmış ve bu iki farklı filtre sisteminin su parametrelerine olan etkileri araştırılmıştır. APS'de roka (Eruca vesicaria) bitkisi kullanılmış, bu bitki mikroyeşillik olarak üretilmiştir. Bitkinin su kalitesine etkisi SFS ile kıyaslanarak sistemlerin filtrasyon verimlilikleri incelenmiştir. Canlı ağırlığı ortalama 1,76±0,03 gr olan Japon balıkları altı adet akvaryuma, her birine on beşer adet olacak şekilde stoklanmıştır. Roka tohumları üç gün suda bekletilip filizlendirilmiştir. Daha sonra her bir Akuaponik yatağına yaklaşık 200 adet tohum olacak şekilde serpme yöntemi ile tohumlar ekilmiştir. 60 gün süren çalışmada belirli periyotlarla NH3-N, NO2-N, NO3-N, PO4, bazı anyon ve katyon değerleri ölçülmüştür. Çalışma sonunda Japon balıkları APS'de ortalama 3,11±0,100 gr, SFS'de ise 3,07±0,103 gr canlı ağırlığa gelmiştir. Spesifik büyüme oranları ve yem dönüşüm oranları, APS ve SFS'de sırasıyla 0,94±0,024 - 0,93±0,014 ve 2,04±0,062 - 2,01±0,056 olarak hesaplanmıştır. Her iki grupta yaşama oranları %100 olarak kaydedilmiştir. Çalışma süresince hem APS'de hem de SFS'nde su kalitesi bakımından Japon balığının sağlığını ya da refahını olumsuz yönde etkileyebilecek kötü su koşulları yaşanmamıştır. Başlangıçta pH değerleri 8,5 düzeyinde iken deney sonuna doğru her iki sistemde de pH değeri düşme eğilimi göstermiştir. Bulgular nitrifikasyon işleminin hem APS'de hem de SFS'nde başarıyla gerçekleştiğini göstermektedir. Bununla birlikte, SFS'nde nitrifikasyon işleminin APS'e göre nispeten daha iyi çalıştığı görülmüştür. Çalışmada NH4 değerleri 30. günde APS'de 0,0054 NH4 mg/lt, SFS'de 0,0019 NH4 mg/lt olarak tespit edilmiştir. Deneme sonunda 60. günde ise APS'de 0,0033 NH4 mg/lt, SFS'de 0,0022 NH4 mg/lt olarak kaydedilmiştir. NH4 değerlerinde APS'de önemli oranda azalma, NO3-N değerlerinde ise 30. günden itibaren sürekli bir artışın olduğu görülmektedir. Bu sonuçlara göre roka filizlerinin yüksek pH ortamında NO3-N'u yerine daha çok NH4'u kullandığı tespit edilmiştir. Rokalar mikroyeşillik boyutu olan 3,78 cm boya 20 günde gelmişlerdir. Takip eden günlerde yüksek pH nedeniyle roka filizlerinin gelişim hızında yavaşlama gözlemlenmiştir. Genel olarak bakıldığında, tez çalışmasına konu olan Japon balığı - roka APS'nin su kalitesini optimal koşullarda tutma konusunda SFS ile benzer olduğu, Japon balığının gelişimi ve yaşama oranı üzerine olumsuz bir etkisinin olmadığı ve roka bitkisinin mikroyeşillik olarak üretiminin mümkün olduğu görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Rastgele sayı üreteçlerinin donanımsal olarak gerçekleştirilmesi
Dilan Bakır
Bu tez çalışmasında, simetrik şifreleme algoritmalarından olan Trivium algoritmasının Alanda Programlanabilir Kapı Dizileri (FPGA - Field Programmable Gate Array) kullanılarak gerçekleştirilmesi incelenmiştir. Rastgele sayı üretimi ve şifreleme kavramları hakkında kısa bilgiler verildikten sonra öncelikle akış şifrelerin tasarım yapıları irdelenmiştir. Trivium algoritmasının gerçekleştirilmesi sürecinde VHDL (Very High Speed Integrated Curcuit Hardware Description Language) programlama dilinde simülasyon sonuçları elde edilerek 80 bitlik anahtar girdisi sonucu 128 bitlik rastgele sayı üretilmiştir. Daha sonra test kriterleri incelenerek üretilen 128 bitlik rastgele değerler kriterlere tabi tutulmuştur. Son aşamada ise üretilen bu rastgele sayı değerleri FPGA' da donanımsal olarak gerçekleştirilmiş ve elde edilen test sonuçları tartışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Bursa ilinde yetişen Osmanoğlu ve Sarıaşlama kestanelerinin toplam fenolik madde miktarı, fenolik kompozisyonu ve antioksidan kapasiteleri üzerine haşlama ve fırınlamanın etkisi
Aslı Eymir
Kestane; vitaminler, mineraller, amino asitler ve antioksidan özelliği olan fenolik bileşikler içermektedir. Kestanenin besin değeri kestanenin türüne, çeşidine, yetiştiği çevre şartlarına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Ayrıca işleme teknolojileri de besin değerinde değişikliklere sebep olabilmektedir. Literatür verilerine bakıldığında da kestanenin kimyasal özelliklerinin oldukça değişken olduğu görülmektedir. Çevre ve büyüme şartlarına göre fenolik bileşenlerin değişim gösterdiği ve toprağın cinsine göre kestanenin protein içeriğinin değiştiği çalışmalarla belirlenmiştir. Bu çalışma Bursa ilinde yetişen Osmanoğlu ve Sarıaşlama kestanelerinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri, toplam fenolik madde miktarları ve kompozisyonları ile antioksidan kapasiteleri üzerine haşlama ve fırınlamanın etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Toplam fenolik madde miktarı Folin-Ciocalteu metodu, antioksidan kapasitesi DPPH. radikal giderme aktivitesi ile, fenolik madde kompozisyonları ise HPLC yöntemi kullanılarak belirlendi. Çiğ kestanenin bazı fiziksel ve biyokimyasal özelliklerine bakılmış ve bunun sonucunda, nem % 48.78–56.57, kül 1.11–1.27 g 100 g-1, su aktivitesi 0.705–0.844, pH 7.03–7.29, renk L⃰ 60.52; a⃰ 0.13; b⃰ 12.39 olarak bulundu. Toplam fenolik madde miktarı çiğ kestanede 129.17±6.23, haşlanmış kestanede 180.97±18.25, fırınlanmış kestanede 149.86±7.95 mmol GAE kg-1 bulundu. DPPH yöntemi ile belirlenen antioksidan kapasite çiğ kestanede 0.42±0.01, haşlanmış kestane 0.31±0.03, fırınlanmış kestane 0.40±0.01 μmol askorbik asit eşdeğeri g-1 olarak bulundu. DPPH yöntemine göre haşlama işlemi antioksidan kapasitede anlamlı bir azalmaya neden olurken fırınlama işlemi değişkliğe neden olmadı. Toplam fenolik miktarında haşlama ve fırınlama işlemi ile önemli bir artış olduğu görüldü.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Tunceli yöresinde yetişen kuşburnu (Rosa canina) ve alıç (Crataegus orientalis) yabani meyvelerinin toplam fenolik madde miktarı, fenolik kompozisyonu, antioksidan kapasitesi ile bazı fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi
Şenay Kasun
Yaşadığımız çevre ve günlük koşullar içerisinde çeşitli sebeplerle oluşan serbest radikallerin canlı organizmalarda meydana getirdiği olumsuz etkileri önleyebilecek doğal antioksidanlar gittikçe önem kazanmaktadır. Bu çalışma ile Tunceli yöresinde doğal olarak yetişen, il merkezi ile 3 farklı ilçeden (Pertek-Mazgirt-Hozat) toplanan kuşburnu (Rosa canina) ve alıç (Crataegus orientalis) meyvelerinin bazı fizikokimyasal özellikleri, antioksidan aktiviteleri, toplam fenolik madde miktarları (TFMM) ve fenolik kompozisyonları belirlendi. UV-GB spektrofotometresi kullanılarak; TFMM Folin-Ciocalteu metodu ile, antioksidan aktiviteleri ise DPPH˙ (2,2-difenil-1-pikril hidrazil) radikalini giderme aktivitesine göre belirlendi. Fenolik madde kompozisyonları ise yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak belirlendi. Meyvelerin toplandığı yerlere göre fizikokimyasal analiz sonuçları ile DPPH˙ radikalini giderme aktiviteleri tek yönlü manova istatistiksel testi kullanılarak kıyaslandı. Kuşburnu ve alıç örneklerinin TFMM Mann Whitney U testi ile, antioksidan aktiviteleri ise bağımsız iki örnek T-testi ile kıyaslandı. Yapılan fizikokimyasal analizler sonucunda toplandığı ilçelere göre; kuşburnunda su aktivitesi 0.692-0.716, pH 3.56-3.61, renk ölçümü L* değeri 28.97-30.37, a* değeri 16.42-18.38, b* değeri 11.90-12.83, toplam kuru madde miktarı %44.74-51.67 ve kül miktarı %2.61-3.13 arasında belirlenmiştir. Kuşburnu örneklerinde belirlenen parametrelerden sadece renk (L*,a*,b*) ölçüm değerlerinin il merkezi ve ilçeler arasındaki değişimi istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Alıç örneklerinde su aktivitesi 0.715-0.824, pH 3.54-3.58, renk ölçümü L* değeri 33.68-38.41, a* değeri 5.26-8.34, b* değeri 13.72-16.37, toplam kuru madde miktarı %28.07-31.62 ve kül miktarı %0.75-1.23 arasında tespit edilmiştir. Alıç meyvesinin ise su aktivitesi ve renk (L*,a*,b*) ölçüm değerlerinin toplandığı yerlere göre gösterdiği değişimin istatistiksel açıdan önemli olduğu görülmüştür. Kuşburnu ve alıç meyvelerinde sırasıyla, TFMM 1265.02-1344.68 ile 318.18-370.85 mg GAE kg-1 yaş ağırlık, DPPH˙ radikalini giderme aktivitesi 4.83-5.26 ile 1.85-2.36 μmol askorbik asit eşdeğeri g-1 yaş ağırlık olarak belirlenmiştir. Yabani meyveler arasında DPPH˙ radikalini giderme aktivitesi ve TFMM bakımından istatistiksel bir farklılığa rastlanılmış ve her iki parametre açısından da kuşburnunun alıça oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu görülmüştür. Fenolik madde profillerinin belirlenmesi analizlerinde prosiyanidin B2 ve kateşin fenolikleri kuşburnu meyvesi için, kateşin ve epigallokateşin fenolikleri ise alıç meyvesi için temel fenolikler olarak tanımlanmıştır. Meyveler arasında epigallokateşin, protokateşuik asit ve kuersetin-3-glukozit fenolik bileşenleri miktarları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüş olup, alıç meyvesi kuşburnuna oranla bu fenolikleri daha yüksek miktarda içermektedir. Anahtar Kelimeler: Kuşburnu, Alıç, Serbest radikal, Antioksidan, Toplam fenolik madde, Antioksidan aktivite, Fenolik profil, HPLC, Tunceli.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Tunceli bölgesindeki bazı doğal su kaynaklarından alınan su örneklerinin fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler açısından değerlendirilmesi
Çağdaş Çetin
Küreselleşen dünyada kentleşme ve nüfus oranının hızla artması birtakım sorunları beraberinde getirmektedir. Bu sorunların en önemlilerinden biri su kirliliği konusudur. İnsanlar biyolojik ve fizyolojik faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için günlük ortalama 2.5 litre içme suyuna ihtiyaç duyarlar. İnsan için hayati derecede önem arz eden suyun içme ve kullanma başta olmak üzere faydalanılan tüm konularda belirli bir kalite standardında olması için ülkeler çeşitli mevzuatlar geliştirmekte ve uygulanmaktadır. Bu çalışmada Tunceli İl merkezi ile Pertek, Ovacık, Çemişgezek, Hozat, Pülümür, Mazgirt, Nazımiye ilçelerinde yer alan doğal kaynak suları fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik parametreler yönünden incelenerek Türk Standartları Enstitüsünün (TS-266), Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) ve Avrupa Standartlarının (EC) belirlemiş olduğu içme suyu standartlarına uygunlukları ile su kaynaklarından 7 haftalık periyotlar ile alınan örneklerin birbirleri arasında su kalite parametreleri açısından istatistiki farkın olup olmadığının belirlenmesi araştırıldı. Çalışmada 8 kaynaktan haftalık periyotlarla 7 hafta boyunca alınan 56 adet su örneği materyal olarak kullanıldı. Çalışma kapsamında kullanılan tüm su örnekleri süspanse katı maddelerden ileri gelebilecek hataların engellenmesi için filtrelendi. Yapılan fiziksel analizlerde; sıcaklık, pH, iletkenlik parametreleri, kimyasal analizlerde; kalsiyum, magnezyum, toplam sertlik, amonyum, nitrit, nitrat, fosfat, demir, klor, sülfat parametreleri, mikrobiyolojik analizlerde ise toplam mezofilik aerop bakteri ile koliform bakteri değerleri araştırıldı. İstatistiksel analiz olarak Tek Yönlü Manova Duncan testi ve Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Su kaynaklarının pH değerleri 7.24 ile 8.36 arasında, Sıcaklık değerleri 2.9 ile 12.7 ˚C arasında, İletkenlik değerleri 165.8 ile 760 μS/cm arasında, Kalsiyum değerleri 22.4 ile 102.6 mg/L arasında, Magnezyum değerleri 1.94 ile 70.04 mg/L arasında, Toplam sertlik değerleri 8.44 ile 39.16 ˚F arasında, Nitrit değerleri <0.001 ile 0.6734 mg/L arasında, Nitrat değerleri 0.0162 ile 10.0104 mg/L arasında, Fosfat değerleri 0.679 ile 1.111 mg/L arasında, Klor değerleri 0.9997 ile 10.9966 mg/L arasında ve Sülfat değerleri 6.9545 ile 40.5341 mg/L arasında değiştiği ve bu parametrelere ait değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Su örneklerinin tamamında demir miktarı (mg/L) analiz limit değerinin altında olduğundan tespit edilememiştir. Yapılan mikrobiyolojik analizlerden Toplam Mezofilik Aerop Bakteri değerlerinin 3х101 ile 4.8х102 (KOB/mL) arasında, Koliform bakteri değerlerinin <1 ile 2.8х101 (KOB/mL) arasında ve Amonyum değerlerinin <0.001 ile 0.1336 mg/L arasında değiştiği ve değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca haftalara göre incelenen parametrelerden yalnızca kalsiyum, amonyum, nitrit ve fosfat değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak analizi yapılan su örneklerinin %90'nı TSE, WHO ve EC standartlarına uygun olduğu belirlenmiştir. 5. İstasyon olan tekya çeşmesi, 8. İstasyon olan zahban su kaynağı ile 2. İstasyon olan kodi çeşmesi su kaynağının bazı haftalardaki ölçümlerinin nitrit ve koliform bakteri açısından standartlara uymadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İçme suyu, Su kalitesi, Fiziksel özellikler, Kimyasal özellikler, Mikrobiyolojik özellikler, Tunceli.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Su ürünleri yetiştiriciliğinde ürün destekleme politikalarının değerlendirilmesi
Fatih Yüksel
Bu çalışmanın amacı, toplam üretim miktarlarına göre sınıflandırılmış olan işletmeleri baz alarak Türkiye'de uygulanan su ürünleri yetiştiriciliğinde ürün destekleme politikalarını incelemek, bu sınıflandırmalara göre destekleme sistemlerinin uygulanışı, yapısı ve işlevi hakkındaki fikirlere göre mevcut durumu değerlendirmektir. Tesislerin üretim kapasitelerine göre 4 sınıf (A, 0-29,99 ton/yıl; B, 30-249,99 ton/yıl; C, 250-499,99 ton/yıl ve D, 500 ton/yıl ve üzeri) oluşturulmuştur. Araştırmada, her sınıfta tüm Türkiye'den rastgele seçilmiş olan 25 (yirmi beş) adet tesis olmak üzere toplamda 100 (yüz) adet tesis kullanılmıştır. Tüm sınıfların (A, B, C ve D Sınıfları) su ürünleri desteklemeleri hakkında edindikleri bilgileri, çoğunluk itibariyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl/İlçe Müdürlükleri yetkililerinden (sırasıyla, % 28, 32, 28 ve 44) aldıkları belirlenmiştir. Düşük kapasiteli tesisler (A Sınıfı) destekleme miktarlarının yetersiz olduğunu, ama tüm sınıflar çoğunlukla devam etmesi gerektiğini bildirmişleridir. Desteklemelerin, tesislerin kapasitelerinin artmasına paralel olarak (B, C ve D Sınıfları) artan oranlarda tesislerin kapasite artışında etkili olduğu (sırasıyla, % 56, 64 ve 72); mekanizasyona ve yetersiz olsa da pazarlama ve markalaşmaya artan oranlarda katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Destek miktarlarının araştırma sınıflarında kapasite artışına göre doğal olarak arttığı gözlenmiştir. Tüm sınıflarda, desteklemelerin üreticilerin görüşleri de alınarak geliştirilmesi gerektiği bildirilmiş ve destekleme miktarının arttırılması, kg başına verilen destek miktarının arttırılması, yem desteği, ekipman ve personel desteğinin verilmesi ve yavru desteğinin tekrar verilmesi talep edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Şanlıurfa ili merkez ilçesinde yaşayanların su ürünlerine yaklaşımlarının incelenmesi
Adnan Karadağ
Bu çalışma, Şanlıurfa İli Merkez İlçesinde yaşayan kişilerin su ürünlerine olan yaklaşımlarını, tüketim tercihlerini ve etkileyen faktörleri tespit etmek amacı ile yapılmıştır. Daha önceki çalışmalara ek olarak bu çalışmada, yetişkinler ile birlikte daha düşük yaş gruplarındaki kişilerin konuya eğilimlerini belirlemek amacıyla, Ülkemizdeki "eğitim sistemi modeli (4+4+4)" dikkate alınarak her eğitim kademesindeki (ilkokul, ortaokul ve lise) kişiler dikkate alınmıştır. Her aşamada 350 olmak üzere toplam 1400 kişi değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin % 62 bay olmakla birlikte, genel yaş aralığı 31-40 arasında (% 28) yüksek bulunmuştur. Et türlerinin tüketim miktarlarına bakıldığında ilk sırayı tavuk etinin (% 61) aldığı, balık etinin ise % 15 ile 3. sırada kaldığı, en fazla tüketilen balık türlerinin % 31 ile sazan, % 29 ile hamsi ve % 15 ile alabalık olduğu, ilk tercih edilen türlerin sazan (% 31) ve hamsi (% 29) olduğu görülmüştür. Balık sevme oranı ise % 74'tür. Balık alırken dikkat ettikleri en önemli noktanın tazelik (% 42) olduğu, alırken fiyat endeksine (% 77) dikkat ettikleri, tüketim sıklığına bakıldığında çoğunluğun ayda bir defa balık tükettikleri (% 40), su ürünlerini en çok (% 51) kış mevsiminde tükettikleri ve insan sağlığı açısından balık tüketiminin yararlarının orta derecede bilindiği (% 29) gözlenmiştir. Balık pişirme yöntemleri incelendiğinde ise çoğunluğun kızartmayı tercih ettiği (% 58) ve bunu ızgara yaparak tüketmenin (% 34) izlediği belirlenmiştir. İşlenmiş ürünleri tercih etmeyenlerin (% 69) oranı da oldukça yüksektir. Araştırmaya katılan öğrenci gruplarının farkındalıklarının eğitim düzeyine göre arttığı görülmüştür. Şanlıurfa İli Merkez İlçesinde yapılan çalışmada yıllık ortalama hane başına balık tüketim miktarlarının çoğunlukla 5-10 kg arasında (% 27) ve yıllık ortalama kişi başına balık tüketim miktarlarının 3,2 kg olduğu belirlenmiştir. Balık tüketim alışkanlığın kazandırılması için ise okul çağlarından itibaren tüm halkın ilgili kurum/kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ile işbirliği içerisinde gerekli eğitim, seminer, panel ve eğlencelerin düzenlenmesinin etkili olacağı kanaatine varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Su ürünlerinde gıda güvenliği ve tüketimi konusunda Osmaniye ilindeki tüketicilerin bilgi düzeylerinin incelenmesi
Cüneyt Akgül
Bu araştırma, Osmaniye ili merkez ilçesinde yaşayan insanların balık tüketim alışkanlıklarını ve tercihlerinin belirlemek, su ürünlerine gıda güvenliği açısından yaklaşım düzeylerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. 2015 yılı içerisinde gerçekleştirilen çalışmanın materyalini, Osmaniye'de ikamet eden toplam 399 kişiye uygulanmış olan anketle elde edilen veriler oluşturmaktadır. Analiz sonuçlarına göre; Osmaniye ilinde ankete katılanlardan %78,4'ü balık tükettiğini belirtmiştir. Balık tüketim sıklığı en çok aylık tüketim şeklinde olup, kış aylarında yoğunlaşmıştır. İlde kişi başı yıllık balık tüketim miktarı 6,1 kg olarak saptanmış olup, bu oranın Türkiye ortalamasının altında kaldığı tespit edilmiştir. Katılımcıların %82,4'ü balığı taze olarak tükettikleri, tüketim şekli olarak da ızgara (%32,3) ve kızartma (%65,2) tercih ettikleri saptanmıştır. İşlenmiş su ürünleri tüketim oranının ise % 12,1 olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların %63,9'u deniz balığı olarak hamsiyi, %33,2'si tatlı su balığı olarak alabalığı tercih etmektedir. Katılımcılardan evli tüketicilerin %86,3'ünün, bekar tüketicilerin %13,7'sinin balık tükettiği görülmektedir. Balık tüketim oranının en çok %31,7 ile 32-38 yaş grubu arasında dağılım gösterdiği ve eğitim seviyesine göre ise %47,8'i ile ön lisans eğitim düzeyine sahip katılımcılar arasında olduğu görülmüştür. Tüketicilerin su ürünleri satın alırken gıda güvenirliği açısından daima son kullanma tarihine baktıkları tespit edilmiştir. Ayrıca gıda güvenliğiyle ilgili bilgileri en fazla radyo-televizyon programlarından edindikleri ortaya konmuştur. Çalışmaya katılan tüketicilerin çoğunluğu gıda güvenliğinin sağlanmasında en büyük görevin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında olduğunu belirtmişlerdir. Bu çalışma ile tüketicilerin gıda güvenliği konusunda bilinç düzeylerinin yüksek olduğu ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Hastane çalışanlarının etik iklim algılarıyla prosedür (işlemsel) adalet algıları arasındaki ilişkinin araştırılması
Muhammet Uğur Çakmakcı
İş yaşamında iş çıktılarını etkileyen örgütsel tutum ve davranışlar üzerinde etkili olan etik iklimi, etik sorunların üstesinden nasıl gelinebileceği hakkında çalışanlara çeşitli alternatifleri değerlendirme fırsatı verecek örgütsel değerleri içeren bir mekanizmadır. Özellikle hastanelerde etik dışı davranışlar insan hayatını etkileyebilecek önemli sonuçlara neden olabilir. Olumlu iş sonuçlarının elde edilmesinde etkili bir faktör olan adalet algısının etik iklim ile birbirlerinden bağımsız olarak düşünülmesi ve değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu noktadan hareketle hastanelerdeki etik iklimin, sağlık çalışanlarının prosedür adalet algısı ile ilişkisini belirlemeyi amaçlayan bu nicel araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapılanmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesinde tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Elazığ il merkezinde bulunan dört hastanenin klinik ve polikliniklerinde çalışan 248 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Sağlık çalışanlarının etik iklim algıları "Etik İklim Ölçeği'' ile, prosedür adalet algıları ise "Prosedür Adalet Ölçeği'' ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, ikili grup karşılaştırmaları Bağımsız Örneklem T testi, ikiden fazla grup arasındaki farklar ise Tek Yönlü Varyans (ANOVA) ile incelenmiştir. Değişkenler arası ilişkinin değerlendirilmesinde Spearman korelasyon katsayısı kullanılmış; ayrıca basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarının etik iklim algılarının 3.22±1.39'luk ve prosedür adalet algılarının 3.38±1.28'lik ortalama ile orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada etik iklim ile işlemsel adalet arasında pozitif yönlü, güçlü ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon modeline göre ise etik iklim prosedür adalet üzerinde %71.5 oranında etkili olabilmektedir. Çalışanların yüksek prosedür adalet algısı hissetmeleri için hastanelerde etik iklim algısının yüksek tutulması önemlidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Mali müşavirlerin bağımsız denetçilik mesleği üzerine algılarının tespit edilmesine yönelik bir araştırma: Tunceli-Erzincan örneği
Berkan Özgürel
Bu çalışmada bağımsız denetim ile tasdik denetiminin sorumluluk açısından incelenerek karşılaştırılması konusu araştırılmıştır. Yapılan araştırma da ülkemizde denetim alanındaki iki önemli konu olan bağımsız denetim ve tasdik denetiminin sorumluluk açısından karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmamız bu yönüyle anlamlı ve önemlidir. Bu çalışmada bağımız denetim ile tasdik denetiminin uygulanmasında birçok farklılık bulunması meslek mensupları tarafından fark edilip edilmedikleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın amacı Tunceli ve Erzincan İllerindeki Mali Müşavirlerin Bağımsız Denetim ile Tasdik Denetimi arasındaki farklılığı belirleyen algıyı ölçmeye yönelik bir araştırma yapmaktır. Çalışma da öncelikle bu konudaki temel kavramlar olan işletme ve muhasebe, denetim, bağımsız denetim ve tasdik denetimi kavramları hakkında bilgi verilmiştir. Bağımsız denetim ve sorumluluk konusu açıklanmaya çalışılmıştır. Öncelikle bağımsız denetim standartları hakkında bilgi verilmiştir. Bağımsız denetime tabi kuruluşlar ve bağımsız denetim yapmaya yetkili olanlar, bağımsız denetçinin yükümlülükleri ve sorumlulukları konusu açıklanmıştır. Çalışmada tasdik denetimi ve sorumluluk konusu ele alınmıştır. Yeminli Mali Müşavirlik Mesleği, konusu ve görevleri hakkında bilgi verilmiştir ve Yeminli Mali Müşavirlerin sorumlulukları anlatılmıştır. Yeminli Mali Müşavirlik Mesleği, konusu ve görevleri hakkında bilgi verilmiştir. Bağımsız denetim ve tasdik denetiminin sorumluluk açısından incelenmesi ve karşılaştırılması yapılmıştır. Ayrıca sorunlar ve çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, Mali Müşavirlerin, Bağımsız Denetçilik Mesleğine olan algılarını ölçmeye yönelik bir anket çalışması yapılmış ve araştırmanın sonuçları yorumlanmıştır. Bağımsız denetim ve tasdik denetiminin sorumluluklarının kanun, yönetmeliklerle kamu gözetim kurumunun belirlemiş olduğu denetim kalitesi yönünden karşılaştırılması yapılmıştır. Belirlenen farklılıklar ve benzerlikler ile bağımsız denetimin daha kaliteli yapılması yönünden öneri ve görüşler oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız Literatür taraması yöntemi ile incelenecek olup çoktan seçmeli anket yöntemi ile test edilip analiz edilecektir. Bu çalışmanın Muhasebe bilimine ve literatürüne katkı sunması umut edilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022EuCl₃ ile katkılanmış yeni bir polimer kompozitinin hazırlanması, karakterizasyonu ve boyar madde giderimi için kullanılması
Kübra Birkan
Bu tez çalışmasında, serbest radikalik in-sitü polimerizasyon yöntemi ile laboratuvar ortamında sentezlenen EuCl3 katkılı 4-vinilpridin-ko-akrilamid (poli(4-VP-koAAm)/EuCl3) hidrojelinin atıksulardan naftol yeşili B'yi giderim performansı araştırılmıştır. Adsorbentin özellikleri, Fourier dönüşümlü kızılötesi (FT-IR) spektroskopisi, taramalı elektron mikroskopu (SEM) ve X-ışını kırınımı (XRD) analizleri gibi çeşitli tekniklerle tanımlanmıştır. Naftol yeşili B adsorpsiyon verimliliğinin pH, adsorbent madde miktarı, başlangıç naftol yeşili B boya konsantrasyonu, sıcaklık ve temas süresi gibi değişkenlere bağımlılığı kesikli sistemde incelenmiştir. En yüksek giderim verimi 30 mg/L başlangıç naftol yeşili B konsantrasyonu, 0,05 g/100 mL Poli(4-VP-koAAm)/EuCl3 dozajı, pH=5,42 ve 25 °C sıcaklıkta %98,40 olarak elde edilmiştir. Deneysel denge verilerileri Langmuir izoterm modeli ile daha iyi uyum sağlamıştır. Kinetik sonuçlar, adsorpsiyon prosesinin hız belirleme basamaklarından biri olarak iç difüzyon ile birlikte yalancı ikinci derece kinetiği ile tanımlanabileceğini göstermiştir. Adsorpsiyon prosesinin ekzotermik ve kendiliğinden olduğu bulunmuştur. Adsorpsiyon prosesi üzerine seçilen parametrelerin etkileşim etkilerini belirlemek ve prosesin adsorpsiyon kapasitesini optimize etmek için yanıt yüzey yöntemi (YYY)'nde bulunan merkezi kompozit tasarım (MKT) kullanılmıştır. Optimunm şartlar 110 mg/L naftol yeşili B konsantrasyonu, 0,05 g/100 mL poli(4-VP-ko-AAM)/EuCl3 dozajı ve 165,81 dk temas süresi olarak bulunmuştur. Bu şartlar altında adsorpsiyon kapasitesi 206,46 mg/g olmuştur. Elde edilen deneysel sonuçlar, adsorbent olarak Poli(4-VP-ko-AAm)/EuCl3 hidrojeli kullanılarak naftol yeşili B boyasının başarılı bir şekilde atıksulardan giderilebileceğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Adsorpsiyon, naftol yeşili B, poli(4-VP-ko-AAm)/EuCl3 hidrojeli, yanıt yüzey yöntemi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Dolgu takviyeli plastiklerde üretim parametrelerinin optimizasyonu için hibrit bir model önerisi
Rifat Kerim Özbek
Polimerleri üretip, şekillendirmeye başladığımız andan itibaren birçok sektörde endüstrinin ve ekonominin gelişmesine katkı sunan önemli bir büyüme yaşanmıştır. Bu sebeple polimer bilimi üzerindeki araştırma ve geliştirme faaliyetleri hızla artmış ve günümüzde malzeme biliminin gelişmesi ile polimerik malzemeye dayalı kompozit üretimi yaygınlaşmıştır. Düşük ağırlığı, yüksek mukavemeti, şekillendirme kolaylıkları ve düşük maliyeti nedeniyle plastikler diğer hammaddelere göre tercih edilir. Plastikler yaygın olarak kullanılmasının yanı sıra malzeme bilimindeki gelişmeler ile birçok ihtiyaca cevap verebilmektir. Plastik sektörün ihtiyaçlarını karşılamak için üretim ve kalite parametrelerinin bir modelle çözümlenip, planlanabilir bir yapı içinde sunulması işletmeler için oldukça önemlidir. Bu çalışmada termoplastiklerin yaygın olarak kullanılan poliolefinler grubuna ait alçak ve yüksek yoğunluklu polietilen matris malzeme olarak kullanılmış ve midye tozu ile güçlendirilerek veri setinin karakteristiğini etkin bir biçimde yansıtacak deney numuneleri üretilmiştir. Üretim parametrelerini modelleyebilmek için regresyon modelleri oluşturulmuştur. Regresyon modelinde kuvvet bağımlı değişken ve birincil basınç, ikincil basınç, kullanılan deniz kabuğu ile plastik malzemenin kalıpta soğuma süresi ve plastiğin cinsini gösteren bir kukla değişken kullanılmıştır. Üretim parametrelere uygun numuneler ve bu parametrelerin maksimum kuvvet ve maksimum gerilmeye hangi oranda etki ettiği matematiksel olarak belirlenmiştir. Gerilme ile kuvvet tahmininde bölge basınçları, dolgu malzemesi oranı ve soğuma süresinin malzemenin mekanik davranışı üzerinde etkisi incelenmiştir.
