Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2019
    Against „others‟ feet‟: Reassessing Nationalism in Sidney and Spenser

    Öğütcü, Murat

    The critical tradition positions Sir Philip Sidney and Edmund Spenser among the pioneers of the nationalisticmovement in Early Modern England. From a historical point of view, this has been the result of the promotion ofBritishness by 19th and 20th century literary critics through their construction of national poets in the literarycanon. Yet, the idea of nation in the Early Modern Period was a multi-layered phenomenon in which religion,sectarianism, race, geography, and social rank were of significance. International and intranational relationshipscould be felt on a daily basis on the streets of the relatively cosmopolitan London that was populated by theEnglish, the Dutch, and the French, which were further divided into Protestants, Catholics, Puritans, and manymore groups in the 16th century. What is more, intellectual discussions about the promotion of the Englishtongue on literary and non-literary levels were far from the homogeny which our present understanding of nationalismimplies. Rather, literary and non-literary intellectual discussions were the result of the negotiations ofimitation, translation, appropriation, and experimentation. Hence, nationalism should be re-historicised from its19th and 20th century concepts to the 16th century to understand to what extent Sidney and Spenser were proudof and promoted their national identities in their works. Accordingly, this article will attempt to discuss nationalismin Sidney and Spenser‟s works with a primary focus on their poetry.

  • MakaleAçık Erişim2019
    The muhyi’s arz-ı hal whıch was wrıtten by elifname style

    Uz, Özkan; Yildiz, Enes

    Divan poet used the letters in many literary arts such as muamma, lugaz, mühmel, hayfa, leb degmez not worthy and in many literary arts and in various miscellaneous, metaphors and dreams. A style in which poets demonstrate their skills through letters are elifnames. In Turkish literature, many elifnames were written in every century from the first period to the 19th century. Various classifications were made on the elifnâmes according to the order from the letter elif to the letter ye and where the letters are in the couplets, bend and quatrains, ie according to their shape characteristics and purpose. The elifnames, which have different shape features and can be written in different verse forms such as ghazal, kaside, small mesnevi, murabba, müseddes, are predominantly religious. This article focuses on the Muhyi’s arz-ı hal written by elifname style. Muhyi used an unusual method while writing this arz-ı hal. The poet asks fatwa from müfti to let up. Therfore ,he praise the mufti and he wants the mufti to give a fatwa about love for the pain of love. At the entrance of our study, general information about elifnames and elifname classifications will be given and the elifname is examined in terms of style and content. At the end of the article, the transcribed text of the elifname will be given. Thus, the arz-ı hal which is written by elifname style will be introduced to the literature and contribute to the studies on elifnames will be provided.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • DerlemeAçık Erişim2019
    Paul EDMONDSON-Stanley WELLS, Eds., The Shakespeare Circle: An Alternative Biography, Cambridge University Press, Cambridge, 2015, 368 pages.

    Öğütcü, Murat

    -

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    'İskoçya, ulus-devletler ve ötesi: kathleen jamie'nin “ınterregnum” ve “23/09/14” şiirlerinde ulusal kimlik ve kültür

    Doğan Demir, Ayşegül

    Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İskoç şiirinde öne çıkan İskoç ulusal kimlik bilinci ile ilgili konular, İskoç bağımsızlık hareketinin başlaması ve yüzyıl dönümü İskoç şiirinde belli başlı geleneksel yazınsal özelliklerin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamıştır. Çağdaş bir İskoç şairi olan Kathleen Jamie, söz konusu ulusal kimlik konusunu yazınına taşıyan yazarlardan birisi olmuştur. Genelde Jamie doğa ve çevre ile ilintili konulara odaklansa da eserlerinde, İskoçya ve İskoç kültürü konularına da yer vermektedir. Hatta yazar, 1999'da İskoçya'da, sonucunda bağımsız bir İskoç Parlamentosu hakkı elde edilen bağımsızlık hareketine de katkıda bulunmuştur. Jamie, bağımsızlığın tutkulu bir destekçisi olarak, şiirlerinde İskoçya'nın kültürel geçmişi, kimliği ve mevcut siyasi durumunu ve bunun yanı sıra lehçeleri ve siyasi tarihini de ele almaktadır. Bu bağlamda, bu çalışma, İskoçya'nın ulusal kimliğinin, siyasi durumunun ve kültürünün ele alındığı “Interregnum” ve “23/09/14” adlı şiirlerine odaklanacaktır. Söz konusu şiirler sırasıyla Jamie'nin 1997 referandumu sırasında yazmış olduğu Jizzen (1999) ve 2014 bağımsızlık referandumu sürecinde yazmış olduğu The Bonniest Companie (2014) adlı şiir kitaplarından alınmıştır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    İki ulusun hikayesi: chaucer, henryson, shakespeare, troilus ve criseyde

    Öğütcü, Murat

    14. yüzyılın sonlarından 17. yüzyılın başlarına kadar, Troilus ve Criseyde konusu hem İngiltere hem de İskoçya’da benzer ama birbirinden farklı olarak ele alınmıştı. Chaucer’ın Troilus ve Criseyde (1385 civarı) adlı eserinde dünyevi ve ilahi aşkın çatışması tartışmalı biçimde tasvir edilmektedir. Henryson’ın Cresseid’in İfadesi (1480 civarı) adlı eseri ise Chaucer’dan kendisine intikal eden boşlukları doldurmak için bir İskoç veya daha doğrusu bir Katolik bakış açısıyla cevap verdiği ve fikrini beyan ettiği görülmektedir. Ancak, İngiltere ve İskoçya ilişkilerinde yeni bir dönemeç Truva konusunun sahneye taşınmasıyla görülecektir. Shakespeare’in Troilus ve Cressida (1602 civarı) adlı eseri Chaucer ve Henryson’un yorumlarını birleştirmektedir. Chaucer’ı kullanarak sadece İngiliz geleneğini devam ettirdiği düşünülse de, Henryson’u kullanarak bu gelenekten uzaklaştığı ve I. Elizabeth tarafından yönetilip İskoçya Kralı VI. James’in İngiliz tahtının en güçlü varislerinden olduğu bir dönemde İskoç geleneğini benimsediği görülmektedir. Böylece eser sayesinde iki ülke edebi anlamda birleşmektedir, ki bu birleşme siyasi olarak İngiltere Kralı I. James sayesinde de gerçekleşecektir. Böylece, Troilus ve Criseyde konusu İskoç-İngiliz ilişkilerini ve karşılıklı edebi etkileşimleri aydınlatmaktadır. Bundan dolayı bu makalenin amacı Chaucer, Henryson ve Shakespeare’in Troilus ve Criseyde konusunu ele alışlarını karşılaştırmaktır.

  • MakaleYalnız künye2018
    Shelley’nin Prometheus Unbound İsimli Eserinde Devrimci İdealizm

    Hamarat, Abdulkadir

    Ondokuzuncu yüzyıl, politik ve ekonomik bakımdan İngiltere’nin çok büyük değşimler yaşadığı çalkantılı bir zaman dilimiydi. Sanayi Devrimi gittikçe hız kazanıyor ve işçilerin hayatını olumsuz bir şekilde etkiliyordu. Daha yüksek ücret ve daha iyi çalışma koşulları için talepleri, işten çıkarılmalarına ve onların yerine makinelerin kullanılmasına yol açtı. Ayrıca, hükümet Fransız Devriminden etkilenmesi ve dolayısıyla yerleşik düzene tehdit oluşturması muhtemel politik hareketleri engellemek için çok sıkı tedbirler uyguluyordu. Yönetici sınıftan geliyor olmasına rağmen, Percy Bysshe Shelley işçi sınıfının sıkıntılarına uzak durmamıştır. Aktif bir şekilde toplumsal olumsuzluklara ve haksızlıklara çözüm aramıştır. Despotluğa ve ataerkil düzene karşıydı. Bütün insanların huzur ve uyum içinde yaşayacağı gelecekteki bir milenyuma inanıyordu. Bu makalede, Shelley’nin Prometheus Unbound’ daki devrimci idealizmi metin tahlili yöntemiyle ondokuzuncu yüzyıl bağlamında ele alınacaktır

  • MakaleYalnız künye2018
    An analysıs of tıme ın adalet ağaoğlu’s dar zamanlar tetralogy

    Cuşa, Hasan

    Adalet Ağaoğlu’s tetralogy Dar Zamanlar, which includes Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, Hayır and Dert Dinleme Uzmanı, is fictionalised with different temporal techniques. Investigating the answer of the question about the temporal strategy of the novels is the main argument of the study and thus, it is aimed to probe how time is organized and formed in the narratives of the tetralogy. In line with this purpose, with reference to Gerard Genette’s analysis on time in Narrative Discourse, this study contains both the analysis of the deviation of temporal structure of the novels through anachronic elements such as analepsis and prolepsis and how time changes through techniques like summary, lapses, ellipsis and stage. Here at, some findings are presented about Dar Zamanlar. The time in Ölmeye Yatmak is arranged and shaped from different angles. It is educed that temporal structure of Bir Düğün Gecesi is built on four different time periods and that time changes are related to the movement. The existence of inflecting time connected to the parallel universes is unveiled in Hayır. Also, it is deduced that in Dert Dinleme Uzmanı the narrator plays with time without mentioning the names of the time periods and the reason of the application of the analepsises is the association factor. So, it is concluded that time notion is problematized in the tetralogy which enables the writer to reflect different temporal understandings and that a wide range of subjects are fictionalized in a short period of time.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Reading relation of modernity and space through virginia woolf's and arnold bennett's works

    Karabulut, Demet

    The conviction about the inefficacy of discussing space as an absolute, but only as a physical concept has occasioned a broader conception of space and focused great attention on space as a social product and socially produced concept. This transformation, triggered by modernity, produced the ideas that space reserves personal and social relations and has diverse meanings which come as no surprise to us now. Virginia Woolf, best known for her modernist novels, and Arnold Bennett, best known for his provincial novels, have both experienced and refiected on the process of modernity and its effect on social life. Therefore, this study aims to discuss the relation between space and modernity in these writers' novels, who refiected the infiuence of modernity on identity and physical space.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Jenealojinin jenealojisi: insanca, pek insanca’dan iyinin ve kötünün ötesine’ye nietzsche felsefesinde jenealojik analize giden yol

    Karakaş, Tahir

    Nietzsche yorumculuğu tarihinde, özellikle Deleuze’ün 1960’larda Nietzscheüzerine olan önemli çalışmalarından itibaren Alman filozofun düşünceevrenine açılan vazgeçilmez kavramlarından biri olarak kabul gören“jenealoji”, oldukça ilginç bir şekilde Nietzsche’nin entelektüel yaşamının sonaşamasında, Ahlakın Soykütüğü Üstüne (1887) ile birlikte ortaya çıkar ve aynıçalışma ile ortadan kaybolur. Bu çalışmada Nietzsche’nin Ahlâkın SoykütügüÜstüne’den önceki dönemine ait metinlerine odaklanarak bu gizemli olduğukadar önemli olan kavramın hazırlanma aşamasını inceleyecek veNietzsche’nin düşüncesinde jenealojik yaklaşımın ne türden bir felsefi role sahipolduğunu serimlemeye çalışacağız. İlk bakışta felsefe dünyasına yabancıgörünen jenealoji kavramının Nietzsche’nin Batı felsefesini değerler sorunsalıetrafında yeniden biçimlendirme projesinin temel ayaklarından biri olduğunutartışacağız.

  • MakaleYalnız künye2017
    Hamlet'te 'gotik': ürkütücülüğün katartik korkunun oluşmasındaki işlevi

    Öğütcü, Murat

    Built on Elizabethan dramatic conventions and religious debates about ghosts, Hamletemploys linguistic and dramatic means to chill its audience. Audio-visual means, alongwith the manner of entrances and exits, are used in order to horrify the audience. Thesecreate a fuctuation between belief and disbelief towards the macabre elements in theplay, which in turn heightens the fear in the audience. Thus, through these elements,gothic catharsis is achieved, which creates cathartic horror that generates fear in theaudience. The overall sensory experience in the Early Modern amphitheatre in which theplay was enacted had a great effect on the creation of this form of catharsis. Therefore, thisarticle aims to illustrate how the Elizabethan playhouse experience affected audiencereaction towards macabre elements and triggered gothic catharsis in Hamlet.

  • MakaleYalnız künye2017
    The intellectual genealogy connecting stirner, nietzsche and foucault

    Özpolat, Gürhan

    In this paper, I shall discuss an unusual but unexplored relationship between Max Stirner (1806–1856), Friedrich Nietzsche (1844–1900) and Michel Foucault (1926–1984) with reference to the link from ‘the death of God’ to ‘the death of Man’. I will put forward that Hegel is present in the philosophy of these thinkers as the enemy and the startling similarities between these thinkers are because of post-Hegelian philosophy that drove them in the same direction.

  • Derleme MakaleYalnız künye2015
    Punky ve afacan toto isimli çizgi filmlerde öteki'nin temsili

    Keneş Çoban, Hatice

    Yaygın medyada yayınlanan ve tekrar bölümleriyle sık sık gösterilen Caillou, Conni, Niloya, Pepee, Ca- nım Kardeşim, Biz İkimiz, Can gibi yabancı ve yerli yapım pek çok popüler çizgi filmin steril karakterler üzerine inşa edildiği iddia edilebilir. İdealize edilmiş bu çizgi filmlerin aktörleri orta ve üst sınıftan kentli ailelerdir. Anne ve babalar birbirlerine ve çocuklarına karşı oldukça özenlidir ve sevgilerini göstermekte sıkıntı çekmezler. Kavgalar, sorunlar hatta küçük tartışmalar bile yok gibidir ve hayat sorunsuz olarak sürmektedir. Öte yandan söz konusu çizgi filmlerin bütün izleyicilerinin kendilerine sunulan bu steril medya ortamıyla özdeşleştikleri söylenemez. Farklı etnik ve dini gruplardan çocuklar, engelli, yoksul, tek ebeveynli ve/veya mutsuz-gergin anne baba ilişkilerine maruz kalan çocuklar yaygın ve yoğun olarak ya- yınlanan bu çizgi filmlerde yokturlar. Bu nedenle çalışma, izleyicinin genel olarak gündelik yaşam dene- yimini ve dünyayı, özel olarak ise öteki olanı anlamlandırmasını sağlamaya aracılık eden popüler kültür ürünleri olarak çizgi filmlerde öteki çocukların temsilini sorunsallaştırmaktadır. Çalışmanın amacı ise genel çizgi film anlatısı dışında kalan ve ulusal medyada çok az örneği olan Punky ve Afacan Toto isimli çizgi filmlerde öteki çocukların nasıl temsil edildiğinin görünürleştirilmesidir. Anahtar Kelimeler: Çizgi Film, Öteki, Temsil

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Hilmi yavuz’un şiirlerinde ilkyaz, yaz, sonyaz ve karyazı ıı

    Yeşilyurt, Türkan

    -

  • MakaleYalnız künye2015
    Ontolojik analiz yöntemiyle necati bey’in bir gazelini şerh denemesi

    Uz, Özkan

    Günümüzde modern yaklaşımlar, dilbilimsel akımlar ve felsefi anlayışlarla şiire yaklaşım yöntemleri, Klasik Türk şiirinde de kullanılmaya yöntemlerinden birisi de Ontolojik Analiz Metodudur. Ontolojik analiz metodunda amaç, metni anlam tabakalarına ayırarak, metni hem iç hem dış yapısını birbirinden bağımsız değerlendirmektir. Ontolojik yöntemle ilgilenenler ele aldıkları konuyu tabakalar şeklinde ele alırlar. Parçadan bütüne giden bu yöntem bir bakıma tümevarım metoduna benzemektedir. Her tabaka kendi içerisinde ve diğer tabakalara kattığı değerle nitelendirilir Bu yazıda on beşinci yüzyıl Divân şairlerinden Necâtî Bey'in "senin" redifli gazeli ontolojik analiz yöntemi ile incelenmeye çalışılmıştır. Necâtî'nin şiirini incelerken öncelikle şiiri oluşturan en küçük parçayı yani beyitleri kendi aralarında yapısal yönden incelenmiştir. Daha sonra da ses, anlam, karakter ve kader tabakalarını belirlenmiştir. Bu aşamadan sonra da şiirin iç ve dış yapısını da göz önünde bulundurarak bir bütün olarak değerlendirmesi yapılmıştır. Şüphesiz ki ontolojik analiz yöntemi bir şiiri incelemede teknik olarak tek başına yetersiz kalacaktır. Fakat bu yöntemin yine de birçok beyti açıklamada ufkumuzu genişleteceği ve bize farklı bakış açısı kazandıracağı kanaatindeyiz. Şiirde uygulamaya çalıştığımız yöntemin, konuyla ilgilenen araştırmacılar için yeni arayışlara ufuk açmasını ümit ediyoruz.

  • MakaleYalnız künye2014
    Taşrada varoluş: hasan ali toptaş'ın gölgesizler romanı üzerine bir inceleme

    Öner, Haluk

    Son dönem Türk romanında nitelik ve nicelik bakımından yaşanan yükseliş okurları seçici bir tavır takınmaya zorlamaktadır. Romanların sayıca çokluğu, romanlardaki posmodernist etkilerin artışı da farklı okur profillerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Hasan Ali Toptaş, hem nitelikli okur profilinin ortaya çıkmasına yardım eden hem de roman Türk edebiyatında roman türünün gelişimine katkıda bulunan önemli bir yazardır. Son dönem Türk romanında üslubu ve kurgulama biçimleriyle kendine önemli bir yer edinmiş, yazmakla yaşamak arasında doğal bağlar kurmuş bir romancıdır. Gölgesizler, Bin Hüzünlü Haz, Heba, Uykuların Doğusu gibi eserlerinde "Doğu"lu olmanın, Modernizm'in, Postmodernizm'in, varoluşçu sorgulamalarının, büyülü gerçekçiliğin izlerini görmek bu konularda yazılmış çeşitli makaleleri okumak mümkündür. Bu makale Hasan Ali Toptaş romanları arasında çok anlamlılığı ve çok boyutluluğu ile önemli bir yer tutan Gölgesizler romanına genel bir bakışı içermektedir. Kurgulanışı, taşıdığı modernist ve postmodernist unsurları, şiirsel dili, mekân ve karakter betimlemeleri, iç içe geçmiş parçacıkları birleştiren bütünlüklü yapısı ile ele alınan Gölgesizler romanı son dönem Tük romanı için önemli bir gelişim hamlesi olarak kabul edilmelidir. Bu makalede Gölgesizler romanının Türk romanı için hangi açılardan önemli olduğu üzerinde durulacak, kurgu ve anlatım biçiminin incelikleri hakkında ayrıntı verilecektir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    A text lınguıstıcs approach to the short story “sınağrıt baba” by saıt faık

    Tosun, İbrahim

    “Text” is a term frequently used both in literature and linguistics. Although there are slightly different definitions of the word, it is commonly agreed that there are certain criteria to being a text. Text linguists agree that a text must have coherence, consistency, intentionality, admissibility, contingency, informativity and intertextual connection. In the field of textual analysis, text linguistics and functional grammar aim to determine consistency relations and how paragraph structure can be designed through patterns of plot development. The two most important criteria in determining textuality and analyzing a text are coherence and consistency, which are also known as small and big scale structures. Linguistic regulations that create coherence in a small scale structure are used to show the development of the plot which enables the creation of general meaning in a big scale structure. For this reason, analysing texts in ‘structural’, ‘meaningful’ and ‘functional’ terms necessitate analyses through big scale criteria. In the present study titled “A Text Linguistics Approach to the Short Story Sinağrit Baba by Sait Faik, structuring of the text in surface structure or in other words its structural characteristics will be investigated in terms of coherence and the characteristics that reflect the general meaning of the text in the deep structure and constitute the contents of the text will be investigated in terms of consistency. How textual linguistic coherence and consistency are realized in the text in the short story “Sinağrit Baba” will be evaluated with examples from the story

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Toplumun kadın şaire bakışı

    Yesilyurt, Turkan

    Türk ve dünya şiirinde kadın şairler dünden bugüne süren edebiyat yolculuklarında farklı engellerle karşılaşmışlardır. Kadınlara dolayısıyla kadın şairlere üniversitelerin kapıları uzun süre açılmamıştır. Virginia Woolf, kadınların üniversite eğitimi görememelerini eleştirir. İnas Darülfünûnunun (Kadınlar Üniversitesi) ilk mezunlarından birisi olan kadın şairlerimizden Şükûfe Nihal da evliliğin devamına engel teşkil ettiği gerekçesiyle Darülfünuna kaydı yapılmadığından ilk eşinden ayrılmıştır. Üst sınıfa mensup Şükûfe Nihali n tersine yoksul bir evde doğan Yaşar Nezihe ise eğitim hayatını ancak bir yıl sürdürebilmiştir. Okul çağına geldiğinde okumasına izin vermeyen babasından gizli olarak okula devam etmiş; ancak bu durumu öğrenen babası kendisini evden kovmuştur. Ahmet Rasim okuyan kadınlara, toplumda, şüpheyle bakıldığını ifade eder. Kuşkusuz okuma-yazması istenmeyen kadınların şiir yazması hiç hoş görülmeyecektir. Trabzonlu Şair Fıtnat Hanımın ilk eşinin kendisini şiir yazmayı yasakladığından yakınır. Leylâ Hanımın şair Feride Hanımla ilgili bir hatırası şiir ve edebiyatla ilgili kadınları yalnız bazı erkekler değil aynı zamanda bazı kadınlar da yadırgadığını gösteren örneklerden biridir. Ne okuması ne de yazması tercih edilen kadınlar aşkı yazmaya kalkınca tehlikeli bir alana girmiş olacaklardır. Gerçekten de aşk konusunda yazan kadın şairler; aile, akraba ve edebiyat çevrelerinin tepkilerine maruz kalmışlardır. Aile ve edebiyat çevrelerinin kadın üzerinde oluşturduğu baskı sebebiyle kadınlar aşk üzerine yazarken dış sansürden daha önce oto sansürleriyle baş etmek zorunda kalmışlardır. Trabzonlu Fıtnat Hanım, şair kadınların aşklarını söylemekten çekindiklerini ifade eder. Kamuoyunun tesirini acı bir biçimde yaşayan şairlerden biri de İranlı şair Furûğ Ferruhzadtır. Bir şiiri yüzünden çıkan dedikodu nedeniyle babaevini terk etmek zorunda kalmıştır. Necati Bey, kendisine nazire yazan Mihri Hatunu edepsizlikle itham etmiştir. Gerçekten de kadın şairler daha baştan erkek edebiyatçılar tarafından görülmek istenmez. Ahmet Rasim de Mihrünnisa Hanımın bir şiirini okuduğunda bu şiiri bir kadının yazmış olabileceğini kabul etmek istemediğini itiraf eder. Ellen Moers edebî hayatın alışverişlerinin edebiyatı nasıl beslediğini, bu alışverişin dışında bırakılan İngiliz ve Amerikan kadın edebiyatçıların nasıl acı çektiklerini dile getirir. İngiltere ve ABDnin tersine XVII. yüzyıla kadar Fransada kadın edebiyat ve toplum yaşamında bir geleneğe yaslanmıştır. Buna rağmen Moliere de Gülünç Kibarlar adlı eserinde bir kadın edebiyat çevresini yergi konusu yapmıştır. Bütün engellere rağmen yazmaktan vazgeçmeyen kadın şairlerin çoğu ise hak ettikleri ilgiyi görememiş; gerektiği gibi değerlendirilmemiştir. Şair Şeref Hanım kadın şairlere yapılan haksızlığı şiirlerinde gözler önüne sermiştir. Aslında sorun kadın ya da erkek değil, şair olmak merkezinde toplanmalıdır. Kuşkusuz bütün ayrımcı yaklaşımlara karşı durmak gerekir. Ancak, kadınların başka alanlarda olduğu gibi şiir dünyasında da açık veya gizli bir biçimde engellendiği tarihsel bir gerçektir.

  • Derleme MakaleYalnız künye2012
    Asaf Hâlet Çelebi'nin ayna şiirinde geleneğin izleri

    Uz, Özkan

    Bu yazıda, çağdaş Türk şiirinin önemli isimlerinden Asaf Hâlet Çelebinin hayatı, sanatı ve şiiri hakkındaki düşünceleri derlenerek, Ayna şiirinde geleneğin yansıması ve kullanımının tespiti amaçlanmıştır. Asaf Hâletin şiirlerinde, mistisizm ve masal dünyası en fazla işlenen temalardandır. Ayna şiiri de bu konular bağlamında incelenip, yorumlanarak araştırmacıların ilgisine sunulmuştur.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele