Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- MakaleAçık Erişim2022Etkili Girdi Parametrelerinin Çoklu Regresyon ile Belirlendiği Su Sertliğinin ANFIS Yöntemi ile Tahmin Edilmesi
Acar, Ramazan; Saplioglu, Kemal
Su sertliği; özellikle içme suları, endüstri suları ve hizmet suyu alanlarında kullanım hususunda önemli bir kalite özelliğidir. Kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg) ve bikarbonat (HCO3) tuzları ile suyun geçici sertliği; klor (CL), fosfat (PO43), nitrat (NO3), sülfat (SO4) ve silikat tuzlarıyla da suyun kalıcı sertliği oluşmaktadır. Çalışmada, Fırat Havzası üzerinde bulunan 2119 nolu Kemahboğazı akım gözlem istasyonu (AGİ) için Anfis modelleri ile su sertliğinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Na, K, CO3, HCO3, CL, SO4, EC, sıcaklık (T), pH ve su miktarı (SM) verileri girdi olarak kullanılmıştır. Ancak modeller oluşturulurken parametre sayısının fazla olması kurulacak Anfis modellerinin sayısını arttırmakta ve bu modeller içerisinden en iyi modeli seçmeyi de zorlaştırmaktadır. Bu zorluğun üstesinden gelebilmek için Anfis modellerinde kullanılacak etkili parametrelerin belirlenebilmesi için çoklu regresyon modeli kurulmuştur. Oluşturulan çoklu regresyon modeline her parametre sırası ile eklenerek Düzeltilmiş R² değerlerindeki değişmeler gözlemlenerek Anfis modelinde kullanılacak etkili parametreler belirlenmiştir. Çoklu regresyon sonucu girdi parametrelerinin CL, EC, HCO3 ve SO4 olarak seçilmesine karar verilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında bu parametrelerin farklı kombinasyon ve alt küme sayıları ile Anfis modellemeleri oluşturulmuştur. Tüm sonuçlar eğitim ve test verileri için R², ağırlıklı karesel hata ve Wilcoxon testi değerleri belirlenmiş ve su sertliğinin belirlenmesinde kullanılabilecek modeller gösterilmiştir.
AtıfOpenAlex8TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2022Hidrojel Esaslı Kompozit Kullanılarak Naftol Yeşili B içeren Atıksuların Arıtımında Ortam Parametrelerinin Etkisi
Tanyol, Mehtap; Pıhtılı, Güzin
Bu çalışmada, EuCl3 ile katkılanmış poli (4-vinilpridin-ko-akrilamid) {P(4-VP-ko-AAm)/EuCl3} hidrojel kompozit adsorbent olarak kullanılarak atıksulardan naftol yeşili B boyasının giderim verimliliği araştırılmıştır. Naftol yeşili B adsorpsiyon verimliliğinin pH, adsorbent madde miktarı, başlangıç naftol yeşili B boya konsantrasyonu, sıcaklık ve temas süresi gibi değişkenlere bağımlılığı kesikli sistemde incelenmiştir. En yüksek giderim verimi 30 mg/L başlangıç naftol yeşili B konsantrasyonu, 0,05 g/100 mL P(4-VP-ko-AAm)/EuCl3 dozajı, pH=5,42 ve 25 °C sıcaklıkta %98,40 olarak elde edilmiştir. Deneysel denge verileri Langmuir izoterm modeli ile daha iyi uyum sağlamıştır. Kinetik sonuçlar, adsorpsiyon prosesinin hız belirleme basamaklarından biri olarak iç difüzyon ile yalancı ikinci derece kinetiği ile tanımlanabileceğini göstermiştir. Elde edilen deneysel sonuçlar, adsorbent olarak P(4-VP-ko-AAm)/EuCl3 hidrojeli kullanılarak naftol yeşili B boyasının başarılı bir şekilde atıksulardan giderilebileceğini göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Immunomodulation function of Tunceli garlic (Allium tuncelianum) oil in Rainbow Trout (Oncorhynchus mykiss)
Ispır, Ünal; Özcan, Mikail; Şeker, Engin
The effects of injectable Tunceli garlic oil (Allium tuncelianum) on serum response of rainbow trout were examined. Influence of intraperitoneal (i.p.) injection administration of Tunceli garlic oil (TGO) was evaluated on some immunological factors of rainbow trout. Fish weight 40 g were i.p. injected TGO at doses of 1% and 10%. Serum lysozyme activity, bactericidal activity, myeloperoxidase, protein and immunoglobulin levels were measured on days 3, 7, 14 and 21 after the TGO administration. All the immune parameters assayed remained affected when TGO was i.p. administered. Serum bactericidal activity was consistently achieved by immunizing fish with TGO. Levels of serum myeloperoxidase activity were increased in the groups of fish injected with TGO. Myeloperoxidase and bactericidal activities peaked at 14 and 21 days post-injection, respectively. Lysozyme activity was significantly increased throughout experiment in the all groups. Total protein and immunoglobulin levels increased in the 21 days post-injection although no statistically significant differences. In conclusion, these results suggest that there are functionally effects of TGO on the immune mechanisms of rainbow trout.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022Kürt şiiri ve müziğinde nevruz
Daimi, Cengiz
21 Mart’ta- Dünyanın Güneş karşısındaki pozisyonuna göre gece ile gündüzün eşit olduğu gün- Kuzey yarım kürede yeni yıl ve bahar kutlamaları yapılmaktadır. Antik dönemde 21 Mart, mitolojide karanlık-aydınlık, yaz-kış, doğum-ölüm, kıtlık-bolluk çatışması ekseninde Babil’de ‘Akitu’, Anadolu’da ‘Prullias’ adı ile ölüp dirilen bolluk-bereket tanrıları adına düzenlenen festivaller ile kutlanırdı. Antik Mısır’dan Mezopotamya’ya, Anadolu’dan İran’a, Hindistan’dan Çin’e ve sonraları Roma’ya kadar uzanan bu coğrafya ve kültür ortamında 21 Mart; doğum, diriliş, bolluk-bereket, sağlık-şifa, iktidar olma, kurtuluş, özgürlük, barış ve eşitlik gibi kavramlarla anılmıştır. Kuzey yarım kürede antik dönemden günümüze 21 Mart çeşitli nedenlerle kutlana gelmiştir. Bunlar, Kral Marduk’un ejderha Tiamat’ı öldürmesi, Fırtına Tanrısının yılan İlluyanka’yı öldürmesi, Çemşid’in tahta çıkışı, Feridun ya da Kava’nın Dehhak’ı öldürmesi, Hz. İsa’nın dirilişi, Hz. Ali’nin doğuşu, Ergenekon’dan çıkış/kurtuluş gibi kutlamalardır. Nevruz ya da 21 Mart kutlamaları değişik halkların edebiyat, müzik, felsefe, mutfak, tıp, spor, resim, gravür, itikat, giyim vb. kültür alanlarında önemli yaratıcılığa neden olmuştur. Bu yaratıcılık Nevruz’u Yeni Yıl (Sersale), Bahar (Bihare) bayramı olarak kutlayan Kürtlerin şiirine Nevruziye ve Bahariye, müziğine ise Nevruz şarkıları adı altında sirayet etmiştir. Nevruz Fars, Türk, Azeri ve Kürt halkının edebiyat ve musikisini ortak form ve simgesel kodlarla bezemiştir.
- MakaleAçık Erişim2022The relationship between perceived social support during pregnancy and postpartum comfort
Dal, Nursel Alp; Yetişmiş, Habibe Yaşar
This study was carried out to examine the relationship between perceived social support during pregnancy and postpartum comfort. The data for the cross-sectional study were collected from 544 puerperal women through face-to-face interview between 15.11.2019 and 15.03.2020, using a personal introduction form containing individual information, the Multidimensional Perceived Social Support Scale (MSPSS), and the Postpartum Comfort Questionnaire (PPCQ). Pearson correlation analysis and simple linear regression analysis were used together with descriptive statistics for statistical analysis. Results: 37.5% of the puerperal participants in the study were over 30 years old and 52% had more than three pregnancies. In our study, it was found that there was a positive significant correlation between the total MSPSAS and PPCQ total scores of the puerperal women (r = 0.140). As a result of the study, it was found that as the level of social support perceived by the puerperant during pregnancy increased, the postpartum comfort level increased. Midwives, who are an important part of social support, should determine the support level of pregnant women during pregnancy and birth, postpartum period, and provide support and information to women on all kinds of issues that will increase the comfort of women, such as education and counseling.
AtıfOpenAlex8TR Dizin5
İncele - MakaleYalnız künye2022Bürokrasi ve Siyaset İlişkisinin Parlamenter Sistem ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Özelinde Analizi
Boyali, Handan; Köroğlu, Kübra
Siyasal karar alma süreçlerinde kamu hizmetlerini düzenleyip topluma sunmada siyasi iktidar ile bürokrasi iki önemli araçtır. Bu süreçte, siyasetçiler kararları alırken, bürokratlar bu kararları uygulamaktadırlar. Toplumlar ve devletlerdeki gelişmelere paralel olarak değişim göstererek günümüze kadar varlığını sürdüren bürokrasi, yönetim anlayışı veya hükümet sistemi ne olursa olsun bütün devletlerde var olmuştur. Kamu yönetiminin bir aygıtı olan bürokratik yapı, Türkiye’de 1982 Anayasasıyla bürokratik vesayetin kökleşmesi neticesinde verimsiz ve ağır işleyen bir yapıya dönüşmüştür. Parlamenter sistemde toplumsal sorunların çözümünde bazı hususlarda tıkanıklıkların yaşanması ve koalisyon hükümetlerinin olumsuz etkileri yeni hükümet sistemi arayışına sebep olmuştur. Bürokrasinin hantal yapısından kurtulup etkin ve verimli bir hale kavuşturulması arzusu parlamenter sisteme yönelik tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmaların akabinde 16 Nisan 2017 yılında Anayasada yapılan değişiklik ile 24 Haziran 2018’de gerçekleştirilen seçim sonucunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yönetimine geçilmiştir. Bu sistemle, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanında toplanmış, böylece yönetimdeki çift başlılık ve bürokrasideki hantal yapı sona erdirilmek istenmiş, Cumhurbaşkanlığı siyasetin ve bürokrasinin merkezinde yeniden konumlandırılarak farklı bir sürece girilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye’deki Parlamenter Sistem ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde bürokrasi ve siyaset arasındaki ilişki ele alınmıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişle bürokrasi ve siyasette nasıl bir dönüşüm yaşandığı değerlendirilmektedir.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2022The Effect Of Training Given in Birth and Parenting Class on \rPrenatal Attachment and Breastfeeding Self-Efficacy: Example \rFrom Tunceli
Saridogan, Erdinc; Dal, Nursel Alp; Gumussoy, Sureyya; Ozdemir, Cagdas
Aim: The aim of this study is to examine the effect of training given \rin birth and parenting class on prenatal attachment and breastfeeding self-sufficiency.\rMethod: This research is a training intervention study. The sample of the research is consisted of 55 pregnant women. The research \rdata were obtained by using the questionnaire form including sociodemographics and pregnancy-related characteristics, “Prenatal \rAttachment Scale and Breastfeeding Self-Efficacy Scale”. \rResults: It was determined that 49.1% of pregnant women participating in the study are between the ages of 25 - 29 years, 74.5% are \runiversity graduates, 60% are housewives, and 77.7% prefer to have \ra natural birth. It was found that prenatal attachment and breastfeeding self-sufficiency (p ˂ 0.05) of pregnant women increased after \rparticipating in the birth and parenting class.\rConclusion: It has been observed that the trainings given in the \rpregnancy information class are effective in increasing the level of \rattachment and breastfeeding competence.
- MakaleAçık Erişim2022Sosyal medyada moda reklamcılığı: ınstagram örneği
Coskun, Engin; Şener, Betül Çepni
Sosyal medya ve sosyal medya içerikleri günümüz dijital çağında giderek çevrimiçi dolaşıma katılan insanların artmasıyla birlikte gerçek yaşamın birer trend belirleyicileri haline dönüşmektedirler. Sosyal medyada yer alan kaynaklar artık kullanıcılar için birincil bilgi edinme kaynağı olarak yer almaya başladı. Böylece sosyal medya, son tüketiciye ulaşmak isteyen tüm markalar gibi moda sektöründe faaliyet gösteren markalar için de vazgeçilmez pazarlama araçlarından birisi haline dönüşmektedir. Sosyal medya moda endüstrisi için tüketici farkındalığı yaratmak, marka bilinirliği sağlamak ve modaya dayalı ürünler ve uygulamalar hakkında tüketicileri bilgilendirmek adına markalara çeşitli araçlar sunmaktadır. Özellikle, sosyal medya moda markaları için pazarlama stratejisini güçlendirmek adına etkileşime dayalı ve anında geri bildirimin alınabildiği bir kitle iletişim aracı olma özelliğine de sahiptir. Bu çalışmada niceliksel içerik analizi yöntemi kullanılarak popüler sosyal medya araçlarından olan Instagram’da Türkiye’de faaliyet gösteren ve sevilen moda markalarının moda reklamcılığını nasıl kullandığına ilişkin güncel durumu betimsel bir araştırma yapılarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmada belirlenen markaların Instagram gönderileri detaylı olarak incelenmiş ve moda reklamcılığı kapsamında kullanmış oldukları reklam mesaj stratejileri çerçevesinde oluşan farklılıklar değerlendirilmiş olup takipçileri ile olan etkileşimleri de ayrıca incelenmiştir. Araştırma sonucu dönüştürücü reklam mesaj stratejilerini ve kullanıcı imajını yoğun olarak kullanan markaların takipçileri ile olan etkileşim oranlarının diğer markalara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Dijital medya çağında sosyal röntgencilik: ınstagram örneği
Hayir, Celal; Karahisar, Tüba
Yaşadığımız bu dönemde yoğunluklu olarak kullandığımız sosyal medya platformları günlük yaşam pratikleri içinde birer zorunlu ihtiyaca dönüşmüştür. İnternet kullanabilen her bireyin mutlaka (en az bir) sosyal medya hesabı bulunmaktadır. İnsanlar artık çeşitli konulardaki ihtiyaçlarına cevabı bu mecralarda aramaktadır. Tanıdık ya da tanımadık insanlar hakkında tutum, davranış ve yargılar, sosyal medya hesapları yakın takibe alınarak oluşmaktadır. Instagram bu bağlamda ele alınıp incelenmesi gereken en önemli sosyal mecradır. Bugün dünya genelinde 1 milyardan fazla, ülkemizde ise 39 milyon Instagram kullanıcısı bulunmaktadır. Türkiye, dünyada en çok Instagram kullanan ülkeler arasında altıncı sırada yer almaktadır. İstatistiki veriler ülkemizde oldukça yoğun bir şekilde Instagram kullanıldığını göstermektedir. Çalışmanın amacı; ülkemizde 18 yaş üstü bireylerin hangi amaçla Instagram kullandığını, Instagram’da paylaşımda bulunup bulunmadığı, takip ettiği kişilerin paylaşımlarına hangi saiklerle sürekli bakma gereği duyduğunu “sosyal röntgencilik” kavramı bağlamında araştırmaktır. Buna bağlı olarak Instagram kullanıcılarını sosyal röntgenciliğe iten davranışın ardındaki nedenler ankette yer alacak sorular ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, demografik özelliklere yönelik beş, Instagram kullanım ve paylaşım nedenlerine ilişkin çoktan seçmeli altı, sosyal röntgencilik davranışına ilişkin beşli Likert tipte dokuz olmak üzere toplam 20 soru ve ifadeli anket formu oluşturulmuş ve 259 kişiye uygulanmıştır. Çalışma, anket formu ile toplanan veriler ile sınırlandırılmıştır ve anket verileri SPSS 26.0 programı ile analiz edilmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022Orpin ve Menke Besi Ortamlarında Neocallimastix sp'nin Selülotik Enzim Aktivitelerinin Karşılaştırılması
Comertpay, Sabahattin; Karaman, Altuğ; Yücel, Halit; Ekinci, Kübra
Neocallimastix sp., benzersiz lignoselülotik enzimlere sahip Anaerobik Gut Fungusları\r(AGF) ailesinin bir üyesidir ve genellikle in vitro olarak iki temel besi ortamında da yetiştirilir.\rEnzimatik aktivitelerin tespiti için Orpin besi ortamı tercih edilirken, fermantasyon sırasında oluşan\rgazların değerlendirilmesi için daha çok Menke besi ortamı tercih edilmektedir. Bu iki ortamın\rhedeflenen amaçlar için etkili olduğu gösterilmiş olmasına rağmen, bu besi ortamlarındaki çeşitli\rselülotik enzimlerin aktivitelerini karşılaştırmak için hiçbir girişimde bulunulmamıştır. Bu\rçalışmada Neocallimastix sp.'nin bu iki besiyerinde de 7 güne kadar büyüme hızı ölçülmüş ve her\rikisinde de benzer bir gelişim gözlenmiştir (p>0.05). Ayrıca Menke besi ortamının Aviselaz’ın 5.\r(p<0.001) ve 7. (p<0.0.1) günleri ve 5. güne kadar [0 (p<0.001), 3 (p<0.01), 5 (p<0.0001)] Ksilanaz\raktivitesi için daha iyi olduğu belirlenmiştir. Orpin besi ortamı ise tüm zaman noktalarında [0\r(p<0.001), 3 (p<0.0001), 5 (p<0.05, 7 (p<0.001)] üstün KMSaz aktivitesi sergilemiştir. Selülaz için, aktiviteler her iki ortamda 0. ve 3. günlerde hemen hemen aynı ölçülürken, Menke'de (p<0.0001)\r5. günde ve Orpin'de 7. günde (p<0.01) daha yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak Ksilanaz\renzim çalışmalarında menke besi ortamınız daha iyi sonuç verdiği tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2022Effects of Maca Root Extract on Some Molecular Parameters of Kidney Tissue in Rats Fed a High-Fat Diet
Erten, Fusun
Maca (Lepidium meyenii) has been used as a dietary supplement in ethnomedicine for centuries.\rMaca has recently become a high-functional food globally, due to its numerous biological benefits.\rThe high-fat diet (HFD) is closely related to the occurrence of obesity. Obesity is a common cause\rfor chronic kidney disease. The aim of this study was to investigate the effects of maca on organic\ranion transporters-3 (OAT-3), organic cation transporter-1 (OCT-1), organic cation transporter-2\r(OCT-2), insulin receptor substrate-1(IRS-1), vascular adhesion molecule-1 (VCAM-1) and\rvascular endothelial growth factor (VEGF) protein levels. In the study, 28 Sprague-Dawley male\rrats were randomly allocated into four groups (n=7); i) Control group (fed with standard diet); ii)\rGroup fed with standard diet and supplemented with Maca (40mg/kg/day) group; iii) Group fed a\rHFD; iv) Group fed with Maca+HFD. After the 60-day of study, kidney OCT-1, OCT-2 and IRS-1\rprotein levels showed a significant increase in the HFD+Maca treated group compared to the HFD\rgroup (P<0.05). Renal OAT-3 level was found to be significantly lower in the HFD group compared\rto the control group (P<0.0001). In addition, a significant decrease in VCAM-1 and VEGF protein\rlevels was observed in the HFD+Maca group compared to the HFD group (P<0.0001). These\rresults show the protective and regulatory activity in the Maca's kidney tissue when both normally\rand the HFD diet is fed
- MakaleYalnız künye2022Effect of Lutein/Zeaxanthin Isomers on the Musclin Signaling Pathway
Sahin, Kazim; Er, Besir; Erten, Fusun
Lutein (L) and zeaxanthin (Zi) are plant origin carotenoids. They have anti-inflammatory and\rantioxidant effects. Musclin is a myokine induced by physical activity. The aim of this study was to\rinvestigate the effect of L/Zi supplementation on serum and skeletal muscle musclin levels in rats\rsubjected to physical exercise. For this purpose, the rats were divided into four groups, each\rconsisting of seven rats, as the control group, no exercise, L/Zi treated and no exercise group\r(L/Zi), exercise group (E), and L/Zi treated and exercise group (E + L/Zi treatment). L/Zi was\radministered daily for eight weeks as an oral supplement by gavage at a dose level of 100 mg/kg\rBW. When compared with control, E, L/Zi and E + L/Zi decreased muscle triglyceride level by\r30.8%, 28.3% and 57.4%, respectively and increased serum and muscle musclin levels by 58.03%,\r67.4%, 136.5% and 49.4%, 50.1%, 85.6% respectively. In conclusion, it was determined that\rskeletal muscle and systemic musclin levels were stimulated by L/Zi combination in rats subjected\rto chronic exercise
- MakaleYalnız künye2022Bioremediation Performance of Sphingomonas melonis and Bacillus\rmuralis on Herbicide Diquot Dipremide-(ethylene-d4)
Erguven, Gokhan Onder; Yildirim, Numan; Koçak, Emel; Durmus, Mehmet Harun Bogacbarbaros; Aydin, Ekrem
Bioremediation is a process that utilizes the degradation potential of microorganism to provide a cost-effective and reliable\rapproach for pesticide biodegradation. For this purpose, chosen bacteria Sphingomonas melonis and Bacillus muralis were isolated\rfrom an agricultural soil sample. The biodegradation performance of these isolated bacteria at different Diquot Dipremide-\r(ethylene-d4) (DDE4) herbicide concentrations (250, 500 and 1000 ppm) was investigated under submerged culture conditions.\rBiodegradation performance of isolated bacteria was monitored with COD, TOC and, BOD5 reduction rates in culture medium at\rdifferent incubation periods. According to the results; S. melonis has the highest bioremediation capacity for COD removal (91%\rat 250 ppm). For TOC, B. muralis has the highest removal rate as 82% at 250 ppm. On the other hand, For BOD5 at 250 ppm 85%\rS. melonis showed the best removal performance. Most effective removal rate at 250 ppm concentrations was obtained as 91%\rand 88 by S. melonis and B. muralis respectively at the end of the 216th hour for COD. Additionally, the increase in turbidity\rrelated with population dynamics at the end of the 216 th hour positively effected the bioremediation parameters included COD,\rTOC and BOD5 reductions. These results showed that it can be used for effective COD, TOC and BOD5 removal in S. melonis and\rB. muralis on DDE4 remediation
- MakaleAçık Erişim2022Do healthy lifestyle behaviors affect COVID-19 vaccination attitudes in Generation Z?
Barut, Sümeyye; Baransel, Esra Sabancı; Can, Aylin
This study was carried out to determine the effects of healthy lifestyle behaviors on the COVID-19 vaccine attitude in the Z generation. The descriptive cross-sectional\rstudy was conducted in Turkey using web-based questionnaires, and 510 participants (348 women, 162 men, age 15-24) in the Z generation. The data were collected\rby using Personal Information Form and Health Lifestyle Behaviors Scale-II (HLBS-II). It was determined that 89.4% of the female participants and 85.8% of the male\rparticipants, who participated in the study, had the COVID-19 vaccine. It was determined that 84.2% of the women who had the COVID-19 vaccine received the second\rdose, while 76.3% of the men had the second dose. It was determined that the mean scores of women and men who had COVID-19 vaccine, found the COVID-19 vaccines\rsafe, and believed that it was more beneficial than harm, had higher mean scores from HLBS-II and the difference between the groups was statistically significant (p<0.05).\rAs a result of this study, it was determined that the healthy lifestyle behavior levels of the Z generation have an effective role on the COVID-19 vaccine attitudes during\rthe COVID-19 pandemic process.
AtıfOpenAlex7TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Ortopedi Servisinde Yatan Yaşlıların Sosyoekonomik ve Yaralanma Durumlarına Göre Fiziksel Aktivitelerinin Değerlendirilmesi
Önen, Cihan; Sandıkçı, Muhammed Bahadır
Bu çalışma hastanelerin ortopedi servisinde yatan yaşlıların sosyoekonomik durumları ve\ryaralanma öykülerine göre fiziksel aktivitelerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.\rKesitsel nitelikteki araştırmanın kapsamını ortopedi servisinde yatan 105 hasta\roluşturmaktadır. Veri değerlendirmede 25 soruluk Anket Formu ve Yaşlılar için Fiziksel\rAktivite Ölçeği (PASE) kullanılmıştır. Kadınların, gelir düzeyi düşük olanların, düzenli\ribadet yapanların, 75 yaş üzerinde olanların, okuryazar olmayanların, nitelikli konutlarda\roturmayanların ve medeni durumu dul ile boşanmış olanların istatiksel olarak fiziksel\raktivite puanları daha düşüktür. Yaşlıların %62’si yılda en az bir defa düşmüştür ve bu\rdüşmelerin çoğunluğu yaralanma ile sonuçlanmıştır. Çalışmaya katılan yaşlıların fiziksel\raktivite puan ortalaması ise 99,61’dir. Sosyoekonomik değişkenlerdeki olumsuz\rdeğişimler yaşlıların fiziksel aktivitesine olumsuz yansıyabilmektedir. Düşük\rsosyoekonomik özelliğe sahip yaşlıların daha az fiziksel aktivite yaptığı, bu yaşlıların\rdaha fazla düşme ve düşmeye bağlı yaralanmalarla yüzleştiği bu çalışmada görülmüştür.\rBütün bu olumsuzlarla birlikte düşük sosyoekonomik düzeye sahip yaşlılarda düşmeye\rbağlı meydana gelen yaralanma neticesinde daha fazla ortopedi servisinde yatmaları ve\rbunun neticesinde fiziki kısıtlılıklarının artması fiziksel aktivitelerini daha da\razaltabilmektedir. Uzman önerisi ile fiziksel aktivite yapanlar ve fiziksel aktivitenin\rönemi bilen yaşlıların daha az düşme ile yaralanma öyküsünün olması fiziksel aktivitenin\rbilinçli yapılmasının önemini öne çıkarmaktadır. Başta düşük soyoekonomik düzeye\rsahip yaşlılar olmak üzere her yaştaki yaşlıların fiziksel aktivite bilinci artırılmalıdır.\rYaşlıların fiziksel aktivite puanının düşük olduğu bu çalışmada görülmüştür. Yaralanma\rsonrasında ortopedi servisinde yatılması yaşlıların fiziksel aktivite kısıtlığını\rartırabilmektedir. Yaşlıların durumuna göre uygun aktif ve pasif egzersizler öğretilmeli\rve ihtiyaç halinde sağlık çalışanın desteğiyle yürütülmelidir.\r
- MakaleYalnız künye2023Osmanlıda Haberleşme Sistemi Çerçevesinde “Diyarbakır Menzilleri”
Ela, Özkan
Bir devletin hem kendi içerisinde hem de diğer devletlerle olan iletişimi-nin güçlü olmasında güvenilir ve gelişmiş bir haberleşme ağını kullanıyor olmasının büyük etkisi vardır. Osmanlı Devleti de sınırları geniş bir devlet olduğu için merkezle diğer idari birimler arasında doğru bir iletişim sağlamak için yeni teknikler kullanmayı ihmal etmemiştir. İlk dönemlerde daha ilkel tekniklerle haberleşmeyi sağlayan devlet zamanla iletişim sistemini belirli kurallara bağlı kalarak yürütmeyi denemiştir. Ulaklar adı verilen görevliler vasıtasıyla önemli bilgileri ve haberleri gerekli yerlere ulaştırmak için uygun imkanlar sağlamıştır. Bu görevlilerin uzun mesafe ve yorucu şartlar karşısında yaşadığı sıkıntıları gidermek için devlet istirahat ve güvenlik açısından yeni tesisler inşa etmiştir. Menzilhâne denilen bu birimler haber taşıyıcılarının güvenle dinlenebileceği yerler olmuştur. Ayrıca Osmanlı her yeri menzil olarak belirlememiştir. Mesafe ve konum olarak belirli yerler menzil olarak kabul edilmiştir. Diyarbakır da konum olarak Osmanlı Devleti’nin önemli idari birimleri arasında yer almıştır. Burada kurulan menzilin işleyişi, görevlilerin faaliyetleri de dikkat çeken konular arasındadır. Çalışmamızda Osmanlı Devleti’nde menziller ve Diyarbakır menzillerinin vaziyeti hakkında bilgi verilecektir.
- MakaleAçık Erişim2023Ekip Çalışması Tutumlarının Ekip Performansına Etkisinde Örgüt Yapısının Aracılık Etkisi
Gün, Gül
İnsanların bağımsız çalışmayı yönettikleri davranışsal süreçler ve/veya çalışma sırasında ortaya çıkan duyuşsal, bilişsel ve motive edici durumlar genellikle “ekip çalışmasına” adanmıştır. Davranışsal süreçler, iletişim, koordinasyon, uzmanlık paylaşımı ve yardım gibi eylemleri içerir. Acil durumlar, yani karşılıklı saygı ve psikolojik güvenliği içerir. Örgütsel yapı, bir örgütün amaçlarına ulaşmak için bireylerin eylemlerini koordine etme ve kaynakları kullanma şeklini kontrol eden görev ve yetki ilişkileri için resmi sistem olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda ekiplerin organizasyon yapısının kilometre taşı olduğu varsayılmıştır. Bu çalışmanın amacı ekip çalışmasına yönelik tutumların ve alt boyutlarının (Ekip Yapısı, Liderlik, Durum İzleme, Karşılıklı Destek, İletişim) ekip performansı üzerindeki etkisinde örgüt yapısının aracılık etkisinin incelenmesidir. Bu kapsamda, Elazığ ili Fethi Sekin Şehir Hastanesinde görev yapan 115 çalışanından anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak “Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği”, “Ekip Çalışması Performansı”, “Organizasyon Yapısı Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma, Process yazılımı kullanılarak test edilmiştir. Çalışmada test tekniklerinden biri olan Pearson korelasyon testi, Process Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ekip çalışması tutumlarının alt boyutlarından biri olan ekip yapısının ekip performansı üzerindeki etkisine organik organizasyon yapısı aracılık etmektedir. Ayrıca, ekip çalışması tutumlarının alt boyutlarından olan karşılıklı destek ve iletişimin ekip performansı üzerindeki etkisine organik organizasyon yapısı aracılık etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Hypericum L. Cinsine Ait Bazı Türlerin Uçucu Yağlarının Antibakteriyel Etkisi
Gedik, Osman; Yazdıç, Ferit Can; Tasar, Neslihan; Karaman, Altuğ
Bitkilerden elde edilen biyolojik aktif bileşenlerin incelenmesi son zamanlarda en çok araştırılan konular arasındadır. Türkiye florasının çok zengin bir yapıya sahip olması, bu coğrafyada yetişen bitkilerin araştırılmasının önemli olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, kimyasal bileşen olarak eski ve yaygın bir kullanım alanına sahip olan aynı zamanda önemli bir tıbbi bitki olan Hypericum cinsine ait 3 taksondan elde edilen uçucu yağlar antibakteriyel etkileri yönüyle araştırılmıştır. Hypericum spectabile Jaub. & Spach (endemik tür), H. scabrum L., H. venustum Fenzl. türlerinin uçucu yağları distilasyon yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen bu yağların antibakteriyel etkileri, in vitro olarak birçok ilaca direnç gösterdiği bilinen; Enterobacter aerogenes (ATCC 13048), Enterococcus faecalis (ATCC 29212), Salmonella enteritidis (ATCC 13075), Staphylococcus aureus subsp. aureus (ATCC 25923), Escherichia coli (ATCC 25922) ve Serratia marcescens (ATCC 13880) patojen bakterileri kullanılarak araştırılmıştır. Türlerin farklı uçucu yağları, çeşitli mikroorganizmalara karşı antibakteriyel aktivite için oyuk agar testi kullanılarak analiz edilmiştir. Tüm uçucu yağların test edilen tüm patojen strainlerine karşı değişen oranlarda (4,80±0,87-27,73±1,27 mm) aktivite gösterdiği gözlenmiştir. Bu türler, literatürde antibakteriyel aktivite açısından yeni değerlendirilen türler arasında gösterilebilir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim20233-APTMS takviyeli kitosan-polivinil alkol harman filmlerinin fiziksel ve antibakteriyel aktiviteleri
Yazdıç, Ferit Can; Gürler, Nedim
Bu çalışmada kitosan (KT) ve polivinil alkol (PA) karışımına %0, %0.5, %1 ve %2 oranlarında 3-(aminopropil) trimetoksi silan (3-APTMS) ilave edilerek dökme metoduyla filmler hazırlanmıştır. Hazırlanan filmlerin FTIR, SEM, su buharı geçirgenliği, çözünürlük, opaklık ve renk özellikleri incelenmiştir. KT/PA, KT/PA-0.5, KT/PA-1 ve KT/PA-2 filmlerinin su buharı geçirgenliği sırasıyla 3.82×10⁻⁶ g m⁻¹ s⁻¹ Pa⁻¹, 3.14×10⁻⁶ g m⁻¹ s⁻¹ Pa⁻¹, 2.08×10⁻⁶ g m⁻¹ s⁻¹ Pa⁻¹ ve 1.59×10⁻⁶ g m⁻¹ s⁻¹ Pa-1 olarak gerçekleşti. Filmleri su içinde çözünürlüğü azaldı. Artan 3-APTMS içeriği ile filmler daha opak oldu ve UV ışık bariyer özellik gösterdi. Renk özellikleri ise a* değeri artarken b* değeri ise azalarak filmler sarımsı-yeşil oldu. Ayrıca filmlerin Gram negatif (E. coli ) ve gram pozitif (S. aureus subsp. aureus) bakterilere karşı antimikrobiyal aktiviteleri değerlendirildi. Elde edilen KT/PA tek başına S. aureus subsp. aureus (ATCC 25923) ve E. coli (ATCC 25922) ye karşı herhangi bir antimikrobiyal aktiviteyi göstermedi. Dikkat çeken nokta KT/PA'ya eklenen %2 3-APTMS antibakteriyel aktivitenin standart olarak kullanılan ampisilin ile aynı olmasıdır.
- MakaleYalnız künye2023Östrüs Siklusu Boyunca Sıçan Ovaryumunda ADAMTS-1 Metalloproteinazının Dağılımı
Parlak Ak, Tuba; Yaman, Mine; Bayrakdar, Ali; Bulmus, Ozgur
A Disintegrin and Metalloproteinase with Thrombospondins Motifs 1 (ADAMTS-1), ovaryumdaki foliküler gelişim sırasında folikül bütünlüğünü ve işlevselliğini sürdürmek amacıyla yeniden şekillenmede rol oynayan bir metalloproteinazdır. Bu çalışmada, dişi sıçanların farklı östrüs siklusu evrelerindeki ovaryum dokularında ADAMTS-1 immünolokalizasyonu incelendi. Vajinal smear yöntemi ile düzenli siklus gösteren hayvanlar tercih edilerek 18 adet Wistar Albino cinsi sıçan; proöstrüs (Grup I), östrüs (Grup II) ve diöstrüs (Grup III) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Proöstrüs evresinde; folikül epitel hücreleri, teka hücreleri, lüteal hücreler ve intersitisyel hücrelerde yoğun ADAMTS-1 immünoreaktivitesi gözlendi. Östrüs evresinde, proöstrüs evresine göre bu ovarian hücrelerde daha az yoğun ADAMTS-1 immünoreaktivitesi belirlendi. Diöstrüs evresinde, boyama yoğunluğunun foliküler hücreler ile teka hücrelerinde östrüs evresine benzer olduğu, lüteal ve intersitisyel hücrelerde ise daha hafif olduğu saptandı. Histoskor verilerine göre, ADAMTS-1 immünoreaktivitesinin proöstrüs evresinde (2.84±0.13) östrüs (1.18±0.07) ve diöstrüs (1.08±0.10) evrelerine göre en yüksek değere (P<0.05) ulaştığı tespit edildi. Sonuç olarak; foliküler gelişim, ovülasyon ve regresyon süreçlerini içeren farklı siklus evrelerinin ekstrasellüler matriksindeki (ESM) yapısal değişikliklerle ilişkili olarak ADAMTS-1 immünoreaktivitesinde farklılıklar belirlendi.
