Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- MakaleAçık Erişim2021Detection of circuit components on hand-drawn circuit images by using fasterR-CNN method
Köseoğlu, Murat; Günay, Mıhrıban
In this study, one of deep learning methods, which has been very popular in recent years, is employed for the detection and classification of circuit components in hand-drawn circuit images. Each circuit component located in different positions on the scanned images of hand-drawn circuits, which are frequently used in electrical and electronics engineering, is considered as a separate object. In order to detect the components on the circuit image, Faster Region Based Convolutional Neural Network (R-CNN) method is used instead of conventional methods. With the Faster R-CNN method, which has been developed in recent years to detect and classify objects, preprocessing on image data is minimized, and the feature extraction phase is done automatically. In the study, it is aimed to detect and classify four different circuit components in the scanned images of hand-drawn circuits with high accuracy by using the Python programming language on the Google Colab platform. The circuit components to be detected on the hand-drawn circuits are specified as resistor, inductor, capacitor, and voltage source. For the training of the model used, a data set was created by collecting 800 circuit images consisting of hand drawings of different people. For the detection of the components, the pretrained Faster R-CNN Inception V2 model was used after fine tuning and arrangements depending on the process requirements. The model was trained in 50000 epochs, and the success of the trained model has been tested on the circuits drawn in different styles on the paper. The trained model was able to detect circuit components quickly and with a high rate of performance. In addition, the loss graphics of the model were examined. The proposed method shows its efficiency by quickly detecting each of the 4 different circuit components on the image and classifying them with high performance.
AtıfOpenAlex8TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021The Use and Importance of Action Research in Education
Taş, Muhammed; Karatay, Mahmut
In this study, The “Action Research” which enables the teacher to provide reflective evaluation of learning\rmethods, to exchange ideas with stakeholders and to provide diversity, to develop alternative strategies\rand programs to learning strategies, to create the school culture and climate, and to solve a problem\rwith his own resources, has been introduced. The action research, which is one of the scientific research\rmethods that are frequently used in the field of education, is accepted as a general qualitative research\rthat the participation is preliminary, but it is seen that quantitative research methods and techniques\rare also used. The action research, designed and implemented by practitioners, offers new opportunities,\respecially for teachers to solve problems and reflect on it in class, using different assessment techniques\rto improve and improve their work. For this, administrators and teachers need to constantly research\rand evaluate research-based teaching practices used in classrooms to improve student learning. This\rstudy also discusses the historical development, purpose and features of the action research as a research\rmethod, its steps, data collection methods and techniques, its benefits, its use in teaching and examples.
AtıfOpenAlex6TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2020Cumhuriyet Dönemi’nde (Muş) Varto’da Yaşanan Depremler (1946-1966)
Zengin, Ersoy
Bu çalışmada Muş ilinin Varto ilçesinde 1946-1966 yılları arasında gerçekleşen beş deprem incelenmiştir. Tarihi kayıtlar 1575, 1678, 1709 ve 1784 yıllarında da bölgede depremler gerçekleştiğini göstermektedir. 1866 yılında Varto’da gerçekleşen depremde 200 can kaybı olmuştur. 1903 tarihinde Muş’un Malazgirt kazasında gerçekleşen depremde 2.803 kişi hayatını kaybetmiştir. 1946, 1950, 1956, 1957, 1959 ve 1966 yıllarında Varto’da depremler gerçekleşmiştir. Asıl yıkıcı depremler 31 Mayıs 1946 ve 19 Ağustos 1966 yıllarında meydana gelmiştir. 1946 depreminde 839 kişi ölmüş, 349 kişi yaralanmış, 3.000 bina da ağır hasar görmüştür. 1966 yılında can kaybının olduğu üç deprem yaşanmıştır. 7 Mart’ta altı, 11 Temmuz’da 12 can kaybı olmuşken, 19 Ağustos tarihli depremde Varto’da 2.101 kişi hayatını kaybetmiş, 1.246 kişi ise yaralanmıştır. 5.306 bina ya yıkılmış ya da ağır hasar görmüştür. Varto’da Sosyo-ekonomik hayat alt üst olmuş, depremlerin yarattığı tahribat bölgede yıllarca hissedilmiştir. Türkiye’de yaşanan depremler on binlerce insanın hayatını kaybetmesine, yaralanmasına ve yüz binlercesinin evsiz kalmasına neden olmuştur. İnanılmaz boyutlarda maddi ve manevi yıkıma neden olan depremlerin yeterince incelendiğini söylemek zordur. Depremlerin toplumda yarattığı kayıplar çok yönlü incelenmeye muhtaçtır. Geçmişte meydana gelmiş depremlerin incelenmesiyle fert, toplum ve devletin felaket zamanında nasıl bir mücadele sergilediği ortaya koyulabilir. Geçmişin pratiğini ortaya koyan tarih çalışmalarının jeo-bilimlere yol gösterici olacağı muhakkaktır. Depremlerin birçok kez yıkıp harabe haline getirdiği Varto ve çevresi Türkiye’deki deprem gerçeğini acı bir şekilde ortaya koyması bakımından incelenmeye değerdir. Varto ve çevresinde yaşanan depremler, dönemin basınına başvurularak incelenmiştir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2022Güney Doğu Anadolu Bölgesi Sülük Faunası Üzerine Araştırmalar
Özkan, Kadir; Demir, Timur; Balci, Mustafa; Sağlam, Naim; Dörücü, Mustafa; Özbey, Nurten; Kılıç, Ali; Pala, Ayşegül; Sesli, Ahmet; Özbay, Özkan
Bu çalışma, Ocak 2012- Aralık 2014 tarihleri arasında Güney Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan yedi ilde (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin ve Şanlıurfa) bulunan akarsu, baraj, göl, gölet ve sazlık alan olmak üzere toplam 169 tatlısu habitatında sülük faunasının belirlenmesi amacıyla yürütüldü. Sülük örnekleri habitatın özelliğine göre birim zaman, birim çerçeve (Sülük toplama çerçevesi) ve Ekman kepçesi yöntemiyle toplandı. Toplam 169 sulak alanın 53’ünde sülük tespit edildi. Çalışma süresince toplanan sülük örnekleri su bulunan 0,5-1,0 L’lik pet bidonlarla laboratuvara taşındı. Sülük örnekleri önce % 10 etanol içinde bayıltıldı, sonra %70 alkol veya %4 formalin içinde tespit edildi. Toplanmış olan sülükler morfolojik özelliklerine göre stereo mikroskop altında teşhisi yapıldı. Bu çalışma sonunda , Güneydoğu Anadolu Bölgesi sulak alanlarında Albolossiphonia heteroclita, Albolossiphonia sp., Dina apathyi, Dina sp., Erpobdella octoculata, E. testacea, Erpobdella sp., Helobdella stagnalis, Hirudo sulukii, Placobdella costata ve Placobdella sp. olmak üzere altı soya ait toplam 11 farklı sülük türü belirlendi. Söz konusu çalışma kapsamında tesbit edilen H. sulukii dünya için 2016 yılında tanımlanmış bir tıbbi sülük türü olup, bölge halkı tarafından geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları çerçevesinde kullanılmaktadır.
- MakaleYalnız künye2022Age, Growth and Length-Weight Relationship of Tarek (Alburnus tarichi Güldenstädt, 1814) from Lake Van, Türkiye
Yüksel, Fahrettın; Demirol, Ferhat
This study was carried out to determine the some population parameters of tarek (Alburnus tarichi Güldenstädt, 1814) in Lake Van between October 3, 2020 and October 13, 2020. A total of 695 specimens were caught by using European Standard (EN 14757) gillnets. The fish sample was consisted of 51.2% female and 48.8% male individuals, so ratio of ♀:♂ was computed as 1.05:1. The age distribution of sample was found 0-7 range. Average total length of the age classes were calculated as, 7.95, 14.37, 18.92, 21.96, 23.14, 23.97, 24.65, 25.60 cm and average weights were calculated as, 3.38, 22.37, 54.98, 89.07, 105.87, 120.42, 132.02, 154.75 g for from 0 to VII age classes respectively. The length-weight relationship (LWR) of population (for all individulas) was described as W=0.0033TL3.3044. The growth type of the fish was determined as positive allometric (+). Fulton condition factor, L∞, Kbrody, t0, W∞ were estimated as; 0.790, 25.9937 cm, 0.4674 year-1, -0.7713 year and 156.1708 g respectively for the all individuals. Our study contributes to updating the literature on the determination of growth characteristics and age distributions of the population of tarek in the Lake Van.
- MakaleAçık Erişim2022Vardiyalı Çalışan Hemşirelerin İş Yaşam Kalitelerinin ve İş Aile Çatışmasının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi
Orhan, Ilksen; Yüksekol, Özlem Doğan; Ferhat, Daşbilek
Amaç: Bu araştırma, vardiyalı çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitelerinin ve iş aile çatışmasının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tasarımdaki bu çalışma, 735 hemşirenin çalıştığı bir üniversite hastanesinde, çalışmaya katılımda gönüllü 507 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, “Kişisel Tanıtım Formu, İş Aile Çatışması Ölçeği ve Çalışanlar için İş Yaşam Kalitesi Ölçeği” olmak üzere üç bölümden oluşan çevrim içi anket ile toplanmıştır. Veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey analizi kullanılmıştır. Etki büyüklüğünü hesaplamak için Eta kare(η2) ve Cohen(d) katsayıları kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin; %74’ü lisans mezunu, %52’si evli ve %90,1’i vardiya sistemiyle çalışmaktadır. Hemşirelerin iş yaşam kalitesi ölçeği puan ortalaması 28,578±5,700 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin iş aile çatışması ölçeği puan ortalaması 20,282±2,909 olarak bulunmuştur. Tükenmişliğin iş aile çatışması düzeyini arttırdığı saptanmıştır (ß=0,14). Hemşirelerin iş-aile çatışması puanları, hemşirelerin çalıştıkları klinik ile ilişkili olduğu belirlenmiştir (F=2,807; p<0,05; η2=0,027). Sonuç: Hemşirelikte yaş ve çalışma süresi ilerledikçe mesleki doyumunun artığı, kadın hemşirelerin tükenmişlik, merhamet yorgunlukları ve mesleki doyumlarının erken hemşirelerden yüksek olduğu, vardiyalı çalışmanın iş aile çatışmasını ve tükenmişliği arttırdığı sonucuna varılmıştır. Tükenmişlik ve iş aile çatışması oranları yüksek olan hemşirelerde psikolojik destek verilmesi ve çalışma saatlerinin performansı artırmaya, tükenmişliği ve iş aile çatışmasını azaltma yönelik düzenlenmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex9TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Yan rüzgar koşullarında ön kısmı düz plakalı bir otobüs modeli üzerindeki aerodinamik direncin düşürülmesi
Seyhan, Mehmet; Firat, Erhan
Akaryakıt fiyatları ve insanların çevrenin mevcut durumu üzerinde meydana getirdiği değişimler ticari taşıtların yakıt ekonomisinin iyileştirilmesine olan ilgiyi arttırmıştır. Büyük olasılıkla, bir taşıtın yakıt ekonomisini iyileştirmenin en ekonomik yolu taşıtı aerodinamik açıdan daha verimli yapmaktır. Bu çalışmada, sıfır ve sıfırdan farklı sapma açılarında (β≤9°), 1:25 ölçekli otobüs modelinin ön alt yüzeyine paralel ve modele göre daha önde olacak şekilde yerleştirilen düz plakaların aerodinamik performansı deneysel olarak incelenmiştir. Kıyaslama çalışmaları, düz plakasız otobüs modelini de hesaba katarak, genişliğe-dayalı Reynolds sayısının Rew=104000±3000 değerinde gerçekleştirilmiştir. Kuvvet ölçümleri, zaman ortalamalı sürükleme katsayısında, , dik bir artışın gözlemlendiği kritik bir plaka genişliğinin varlığını ortaya koymaktadır. Sıfır sapma açısında, otobüs genişliğinin (w) onda yedisi kadar genişlikli bir plakanın otobüs modelinin 0,16w daha önüne yerleştirildiği bir geometrik kurulum, plakasız otobüs modeline etkiyeninkinin %92,9’u kadarlık bir zaman-ortalamalı direnç oluşturmaktadır. Bu kurulumun, yan akış şartları altında da düşürmede etkin olduğu görülmüştür.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Edgar Allan Poe’nun 'the Black Cat' Adlı Eserinin Biçembilimsel Açıdan Ayrıntılı Analizi
Civelek, Deniz
Hem dil hem de edebi çalışmaları kapsayan bir disiplin olarak biçembilim birçok çalışmanın odak noktası olmuştur. Kökeni retoriğe dayanan biçembilim, edebi eserlerin incelenmesinde farklı bakış açılarına sahip olmanın yolunu açmıştır. En geniş anlamıyla, Biçembilim edebi bir figürün tarzının dilbilimsel çerçevede analizini gerçekleştiren bir bilim dalı olarak tanımlanabilir. Bu alanının içinde yeralan bu çalışma, ünlü yazar Edgar Allan Poe’nun “The Black Cat” adlı kısa hikâyesinde yansıtılan tarzını incelemeyi hedeflemiştir. Çalışmada takip edilen yöntem, edebi eserlerdeki kelime, dilbilgisi, söz sanatları, bağlam ve tutarlılık yönlerine odaklanan Leech and Short (1981)’un yöntemidir. Metinlerin titiz bir şekilde analizi ile elde edilen bulgular, Edgar Allan Poe’nun edebi bir figür olarak tarzının anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Buna göre, noktalama işaretlerindeki kasıtlı seçimi, yazı yazmadaki hünerini sergileyen kelime seçimleri, okuyucuda korku ve dehşet uyandıran kelimerin tekrarını kullanması ve söz sanatlarını yetenekli bir şekide kullanması, Poe’nun biçeminin kendine özgü özellikleri arasında sayılabilir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Anthony Neilson’ın Realism ve Narrative Adlı Oyunlarında Melezlik
Şentürk, Gamze
Yazar, yönetmen, oyuncular, dekor ve kostüm sanatçıları, müzisyenler, dansçılar, ışıklandırma uzmanı; kısaca sahne önü ve sahne arkası teknik ekibin ortak çabalarının bir ürünü olan tiyatro, özü gereği melez bir sanattır. Tiyatro, doğuşundan bugüne türler ve sanatlar arası alışverişlerde bulunarak ve her çağın teknolojisinden faydalanarak medyalar arası ve melez bir sanat olma özelliğini korumaktadır. Ancak tiyatronun melezliği neredeyse yirminci yüzyıla kadar ciddi bir araştırma ve tartışma konusu yapılmamıştır. Son on beş yılda ise Hans-Thies Lehmann, Patrice Pavis, Gerda Poschmann, Andy Lavender, Jean Pierre Sarrazac ve Erika Fischer-Lichte gibi isimlerin öncülüğünde tiyatronun melezliğinin ve üretimlerde öne çıkan melezlemelerin tiyatro ve performans çalışmalarında kuramsal olarak çalışılmaya ve tartışılmaya başlandığı görülmektedir. Bu çalışma tiyatronun melez doğasını geçmiş ve günümüz perspektifinden İngiliz tiyatrosunda önemli bir yere sahip olan oyun yazarı Anthony Neilson’ın Realism/Gerçekçilik (2006) ve Narrative/Anlatı (2013) adlı iki oyunu üzerinden örneklerle açıklanmayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2022Consumers’ Preferences for Drinking Water in Istanbul City
Erguven, Gokhan Onder; Kanat, Gurdal; Erguven, Gozde
Water is an indispensable resource for living things to survive. In addition to its direct consumption, water is also used in the preparation of foods necessary for eating and drinking. Therefore, it is extremely important that the water used is drinkable, healthy and safe. The aim of this study is to determine the place of network water as drinking water in consumer preferences. In accordance this purpose, an online questionnaire was prepared with 274 participants from different age groups, including students from Yıldız Technical University (YTU) Department of Environmental Engineering and their relatives and neighbours, including different ages and occupational groups. With this questionnaire, the factors affecting their water preferences and water usage profiles were determined. As a result of the survey, 54.1% of the participants use carboy water, 33.8% use pet bottle water, 12.1% use network water. The criteria that consumers pay attention to in their water preferences are taste, smell, color, cleanliness and the amount of mineral substances in the water, respectively. The reasons for preferring the carboy water, which is preferred by the majority, are that they find the carboy water cleaner and safer and that it tastes better. On the other hand, participants who preferred tap water stated that 33.3% of them preferred this water because its clean and reliable properties, 33.3% of it was affordable and 22.2% of it was easily accessible. When the degree of trust in the network water was questioned, 12.2% of the participants said that they found the network water safe, 40.5% did not find it safe and 47.3% said they were not sure. In addition, when the participants ranked carboy water, pet bottle water and network water according to the degree of reliability, the network water was found to be reliable with a large rate of 89.2%. 35.1% of the respondents stated that they would prefer to drink tap water if the Water Administration periodically discloses their water quality reports and indicates that the network water is clean enough.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Hemşirelik Öğrencilerinde Akran Zorbalığı ile İlişkili Faktörler ve Kendini Kabul Arasındaki İlişki
Şeker, Sevda Arslan; Kaya, Yunus
Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinde akran zorbalığı ile ilişkili faktörler ve kendini kabul arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı nitelikteki araştırmanın örneklemini, iki üniversitenin hemşirelik bölümlerinde öğrenimlerine devam eden 405 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri, Tanıtıcı Özellikler Formu, Üniversite Öğrencilerinde Akran Zorbalığını Belirleme Ölçeği ve Koşulsuz Kendini Kabul Ölçeği kullanılarak Nisan-Haziran 2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Tukey testi ve Pearson Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Koşulsuz Kendini Kabul alt boyutu puan ortalaması ile Akran Zorbalığı Ölçeği toplam puanı, İdeolojik Zorbalık, Dışlanma ve Cinsel Zorbalık alt boyutu puan ortalamaları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Siber Zorbalık alt boyutu ile Koşulsuz Kendini Kabul Ölçeği toplam puanı arasında negatif yönde ilişki bulunurken, Koşullu Kendini Kabul alt boyutu ile pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak, beliren yetişkinlik döneminde olan üniversite öğrencileri için akranlarla kurulan ilişkiler büyük önem taşımaktadır. Akranlar tarafından zorbalığa maruz kalmak üniversite öğrencilerinin fiziksel, ruhsal, sosyal, akademik ve mesleki gelişiminde önemli sorunlara yol açabilmektedir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Reşat Nuri Güntekin’in “Bekçi” adlı hikâyesinin latin harflerine aktarımı ve tahlili
Cuşa, Hasan
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889- 7 Aralık 1956) Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı alanında kaleme aldığı hikâye, roman ve tiyatro türündeki eserleriyle adından söz ettiren yazarlardan biridir. Hikâyelerinde genel olarak toplumun aksayan yönlerini eleştiren ve bireyin ahlaki eylemlerini sorgulayan Reşat Nuri, mizahî unsurlardan yararlanarak olup bitenleri ironik bir dille anlatmaya çalışmıştır. “Yıldız Böceği” müstear adıyla Kelebek dergisinde “Bekçi” adlı hikâyeyi yayımlayan Reşat Nuri, bu hikâyede genç yaşında dul kalan Nadide Hanım’ın, evini hırsızlardan korumaya çalıştığı sırada içine düştüğü komik durumu gözler önüne sermiştir. Hikâyede toplumsal bir mesele olan hırsızlığı önlemek için çaba sarf eden bireyin, sosyal normlara aykırı olan ve etik açıdan doğru bulunmayan davranışı eleştirilmiştir. Toplumal ve bireysel değer yargılarını konu edinen bu hikâye, bireyin gayri ahlaki eylemini komik bir biçimde yansıtması bakımından önem taşımaktadır. Bu çalışmada Reşat Nuri’nin hikâye kitapları arasında yer almayan Bekçi hikâyesinin Latin harflerine çevrilmesi ve tahlil edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda inceleme nesnesi olan “Bekçi” hikâyesi; olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman, mekân, bakış açısı, dil ve üslup gibi unsurlar göz önünde bulundurularak tematik ve yapısal açıdan çözümlenmiştir. Bunun yanı sıra hikâyenin hangi tür tekniklerle inşa edildiği ve kurgusal düzlemde anlatıcının nasıl bir rol oynadığı ortaya konulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2022Çetin Altan’ın Yedinci Köpek ile Henrik Ibsen’in Bir Halk Düşmanı adlı piyeslerinin karşılaştırılması
Akdemir, Fatma Şen
Henrik Ibsen (1828-1906), ünü yalnız Norveç’le sınırlı kalmamış, tüm dünyaya yayılmış önde gelen tiyatro yazarlarından biridir. Peer Gynt, Hedda Gabler, Yaban Ördeği, Nora, Yapı Ustası Solness; Ibsen’in tüm dünyaya mâl olmuş piyesleri arasında yer almaktadır. Modern dramın öncülerinden addedilen Ibsen, aynı zamanda gerçekçilik akımının da dünya tiyatrosundaki önemli temsilcilerinden sayılmaktadır. Tanzimat’la beraber batılılaşmanın devletin resmî politikası haline gelmesiyle, batı tarzı bir tiyatro yaratma yolunda, batının seçkin tiyatro eserleri Türkçeye aktarılmaya başlamıştır. Bu anlayış doğrultusunda, Ibsen’in de piyeslerinin Türkçeye kazandırılmasına ve sahnelenmesine gayret edilmiştir. Bu durum doğal olarak Türk tiyatro yazarlarının Ibsen’den etkilenmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu yazarlardan biri de Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli isimlerinden Çetin Altan’dır. Çetin Altan (1927-2015) roman, şiir, deneme, polisiye gibi birçok edebî türde eser vermiş, edebiyat dünyasında adını, ilk olarak piyesleriyle duyurmuştur. Toplam on bir piyes yazan Altan’ın hemen hemen bütün oyunları sahnelenme imkânı bulmuştur. Tıpkı gazete yazılarında olduğu gibi oyunlarında da genel olarak toplumsal sorunları irdeleyen Altan, farkındalık yaratma yolunda tiyatroyu etkili bir araç olarak değerlendirmiştir. Altan’ın yine böyle bir saikle yazdığı Yedinci Köpek (1964) adlı oyununun, Henrik Ibsen’in Bir Halk Düşmanı (1882) adlı piyesinden izler taşıdığı görülmektedir. Nitekim Altan’ın ve Ibsen’in anılan oyunları karşılaştırıldığında, her iki eser arasında konu, başkişilerin özellikleri ve yaşam serüvenleri gibi açılardan önemli benzerlikler bulunduğuna tanıklık edilmektedir. Bu çalışmada, anılan iki oyun arasındaki benzerlikler tespit edilmeye çalışılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2022Klâsik Türk edebiyatında Esmâü’l-Hüsnâ şerhleri ve müellifi bilinmeyen mensur bir örneği
Kayaokay, Ilyas
Esmâü’l-hüsnâ tabiri, kültür ve inancımızda özel bir ad olarak Allah’ın doksan dokuz ismini kapsamaktadır. Kur’ân’da dört âyette de vurgulandığı üzere şüphesiz en güzel isimler onundur. Arap, Fars ve Türk-İslam edebiyatında, Allah’ın doksan dokuz ism-i şerîfinin manalarının izah edildiği, onları sayıp ezberlemenin meziyet ve değerlerinden söz eden manzum yahut mensur şekilde tertip edilmiş esmâü’l-hüsnâ şerhleri vardır. Türk edebiyatındaki esmâü’l-hüsnâ şerhleri tevhid ve münâcâtlardan sonra Allah’ı konu edinen en önemli edebî tür olup dört şekilde karşımıza çıkar. Bunlar; isimleri yalnızca sayıp sıralayanlar, şerh edenler, muamma ve havass türündedir. Bu makalede, genel olarak esmâü’l-hüsnâlar hakkında bilgi verildikten sonra Türk edebiyatında tespit edilebilen bu türdeki manzum ve mensur eserlerin kronolojik listesi verilerek kısaca tanıtımı yapılmıştır. Bu sayede türle alakalı yıllardır tekrar eden bilgi yanlışları da tashih edilmiştir. Ardından, daha evvel bilinmeyen ve İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde kayıtlı, müellifi ve ne zaman yazıldığı meçhul mensur bir esmâü’l-hüsnâ şerhinin tanıtımı ve Arap harflerinden Latin alfabesine transkripsiyonlu aktarımı yapılarak tür literatürüne katkı sağlanmıştır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022COVID-19 pandemisi sırasında hemşirelerin işe bağlı gerginlik düzeylerinin duygusal tükenmeleri üzerindeki etkisi
Sezgin, Eray Ekin; Kaya, Enes; Tanyıldızı, İrem
Bu çalışmanın amacı pandemi sürecinde, hemşirelerde görülebilecek işe bağlı gerginlik ve duygusal tükenme düzeylerini belirlemek ve işe bağlı gerginlik ve duygusal tükenme belirtilerini yordamada çeşitli demografik ve Covid-19 pandemisine ilişkin değişkenlerin rolünü incelemektir. Tanımlayıcı tasarımda olan bu araştırma, bir üniversite hastanesinde fiili olarak çalışmakta olan ve araştırmaya katılım göstermeyi kabul eden 171 hemşire ile yapılmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından oluşturulan demografik sorular, Maslach Tükenmişlik Ölçeğinin Duygusal Tükenme alt ölçeği ve İşe Bağlı Gerginlik Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizi varyans testi, t-testi ve basit doğrusal regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Hemşirelerin pandemi döneminde haftalık ortalama çalışma saati 46.36 ve günlük bakım verdikleri ortalama hasta sayısı ise 29,79’dur. Hemşirelerin %29,8’i Covid servisinde çalışmaktadır. Hemşirelerin işe bağlı gerginlik düzeylerinin ortalamanın altında, duygusal tükenme düzeylerinin ise ortalamanın üstünde olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışmada hemşirelerin işe bağlı gerginliklerinin duygusal tükenmeleri üzerindeki etkisinin pozitif yönde ve düşük seviyede olduğu saptanmıştır (R2=0,188; p<0,05). Covid-19 pandemi döneminde hemşirelerin işe bağlı gerginlik ve duygusal tükenme yaşamalarını azaltmak için yoğun çalışma tempolarını azaltma konusunda iyileştirmeler yapılması, Covid servisinde görev yapanların daha yakından izlenmesi ve profesyonel destek birimlerinden hizmet almalarının sağlanması önemlidir.
AtıfOpenAlex6TR Dizin7
İncele - MakaleAçık Erişim2022Juniperus L. (Ardıç) cinsine ait iki türün yapraklarından elde edilen uçucu yağların antimikrobiyal aktivitesi
Gedik, Osman; Yazdıç, Ferit Can; Tasar, Neslihan; Karaman, Altuğ
Juniperus L. cinsi; yaprakları sivri ve uzun, meyveleri kozalak şeklinde parlak siyah renkte, boyu ortalama 8-9 metre uzunlukta, çok uzun yıllar yaşayabilen bir ağaçtır. Bu çalışmada geleneksel tıpta kullanımı çok eskiden beri bilinen, Juniperus excelsa subsp. excelsa M.Bieb. ve Juniperus foetidissima Willd. bitkilerinin doğal ortamından toplanan yapraklarından elde edilen uçucu yağlar antimikrobiyal etkileri yönüyle araştırılmıştır. Çalışma materyalini oluşturan uçucu yağlar Neo-Clevenger cihazında ekstrakte edilmiştir. Antimikrobiyal aktiviteleri, oyuk agar yöntemi kullanılarak gıda, kozmetik ve farmasötik ürünlerde tıbbi olarak önemli olan 6 patojen ve mikrobiyal kirleticisine karşı (Enterobacter aerogenes (ATCC 13048), Enterococcus faecalis (ATCC 29212), Salmonella enteritidis (ATCC 13075), Staphylococcus aureus subsp. aureus (ATCC 25923), Escherichia coli (ATCC 25922) ve Serratia marcescens (ATCC 13880)) değerlendirilmiştir. Her iki bitkinin uçucu yağlarının tüm patojenlere karşı antibakteriyel aktivite sergilediği görülmüştür (8.13±0.67-13.43±0.31 mm). Ancak Gram negatif bakterilerin J. excelsa subsp. excelsa ve J. foetidissima’ ya karşı daha hassas olduğu belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Knowledge and Practices of Nurses / Midwives' about Pain Management in Children
Kasımoğlu, Necla; Gürarslan Baş, Nazan
Aim: The aim of the study is to evaluate the knowledge and practices of nurses/midwives' about pain management of children aged 0-6 years. Method: This descriptive study was conducted with 67 nurses/midwives working in family health centers of a province between May-July 2021. The data were collected with "Pain Management Applications in Children Evaluation Form" which created by the researchers, via online google forms . The obtained data were analyzed on the computer aided program with numbers and percentages. Results: 49.3% of the nurses/midwives stated that they considered pain as a vital sign, 34.3% them stated that they found themselves competent in pain management, and 79.1% stated that they needed training on pain. 86.6% of the nurses reported that they decided on the child's pain based on behavior, and 58.2% decided on the child's verbal expression. Almost all of the nurses/midwives reported that non-pharmacological methods were effective in pain management. More than half of the nurses/ midwives stated that they used distraction metod in the first place in the management of pain of children aged 0-6. Conclusion: It was observed that nurses/midwives need information about pain management in children aged 0-6 years. Again, it was seen that nurses used distraction metod in the first place in pain management from non-pharmacological methods .
- MakaleAçık Erişim2022Türkçe metinlerde makine öğrenmesi yöntemleri ile siber zorbalık tespiti
Baykara, Muhammet; Yazğılı, Enver
İnternet kullanımının yaygınlaşması ve sosyal medya platformlarının popülaritesinin artması siber zorbalık olarak adlandırılan eylemlerin hızla yayılmasına neden olmuştur. Dünya genelinde siber zorbalığa maruz kalan kişilerin sayısı her geçen gün artmaktadır ve bu da mağdurlar üzerinde büyük etkiler yaratmaktadır. Bu eylemin tespit edilmesi, yeni mağdurların ortaya çıkmaması ve mevcut mağdurların daha fazla bu eyleme maruz kalmaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu noktada literatürde siber zorbalık tespitine yönelik birçok çalışmanın gerçekleştirildiği görülmüş ancak Türkçe metinlerde yapılan çalışma sayısının çok az olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada kaggle adlı paylaşım sitesinden elde edilmiş ve manuel olarak oluşturulan 3000 cümlelik hazır Türkçe bir veri seti üzerinde doğal dil işleme yöntemleri kullanılarak siber zorbalık tespiti gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan veri setinin yeni olması ve bildiğimiz kadarıyla bu kadar çok sayıda algoritmanın literatürde test edilmemiş olması nedeniyle bu çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmada bu veri seti üzerinde Bagging, Boosting, C4.5, Gradient Boosting, K-Means, KNN, LR, NB, ANN, RO, DVM, Stokastik Gradient Descent ve XGBoost algoritmaları karşılaştırmalı olarak ilk kez kullanılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Ponza ile bakır ve kurşun iyonlarının adsorpsiyon karakteristikleri
Karacahan, Mehmet Kayra; Demirkiran, Nizamettin; Tanaydın, Zümra Bakıcı; Ince, Muharrem
Bu çalışmada, kesikli sistemde, ponza kullanılarak çözeltilerden Cu(II) ve Pb(II) iyonlarının uzaklaştırılması amaçlanmıştır. Adsorban miktarı etkisi (0.1-0.5g), Cu(II) ve Pb(II) iyon çözeltilerinin derişim etkisi (Cu(II) için; 3.2-31.8 ppm, Pb(II) için; 10.2-103.6 ppm), çözeltilerin pH etkisi (Cu(II) için 3-6.1(doğal pH), Pb(II) için 3-5.25(doğal pH)) gibi değişken parametrelerin etkileri incelenmiştir. Adsorban miktarının 0.4 g, çözelti iyon derişiminin 6.4 ppm ve pH değerinin 6.1 olduğu optimum şartlarda %91 bakır giderim verimi elde edilirken adsorban miktarının 0.4 g, çözelti iyon derişiminin 20.7 ppm ve pH değerinin 5.2 olduğu optimum şartlarda %97.7 kurşun giderim verimi elde edilmiştir. Deneysel olarak bulunan adsorpsiyon verilerine Langmuir, Freundlich, Temkin ve Harkins-Jura izoterm modelleri uygulanarak modellenmiş ve izoterm sabitleri hesaplanmıştır. Bakır ve kurşun iyonlarının adsorpsiyonunda Freundlich izoterm modeli deney verilerine en uygun model olarak belirlenmiştir. Bakır için ponzanın maksimum adsorplama kapasitesi 2.55 mg g⁻¹, kurşun için bu değer 10.28 mg g⁻¹ olarak bulunmuştur. Adsorpsiyon kinetiklerinin yalancı ikinci mertebeden kinetik modeline daha uyumlu olduğu belirlenmiştir. Farklı sıcaklıklarda standart serbest enerji değişimi (ΔG°), entalpi (ΔH°) ve entropi (ΔS°) değerleri belirlenmiştir. Yapılan çalışmada elde edilen sonuçlar, diğer adsorbanlarla karşılaştırıldığında ponzanın sulu çözeltilerden ağır metallerin gideriminde etkin, ekonomik ve alternatif bir adsorban malzemesi olabileceğini göstermiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Toz Metalurjisi Yöntemiyle Üretilen Fe Esaslı Fe-Ni-Cu Elmas Kesici Takımında Co’ın Etkisi
Somunkıran, İlyas; Çelık, Ertugrul; Tunç, Büşra; Güneş, Çağdaş
Bu çalışmada toz metalürjisi (TM) tekniğiyle Fe esaslı Fe-Ni-Cu matrisine ağırlıkça farklı oranlarda (%10-20-30) kobalt (Co) ilave edilerek üretilen numunelerin mikroyapı ve bazı mekanik özellikleri incelendi. Sinterleme; 920 ºC’ de, 35 MPa basınç altında, 4 dk süreyle argon gazı atmosferinde yapıldı. Numunelerin mikroyapısal karakterizasyonu X-ışınları analizi (XRD), taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dağılım spektrometresi (EDS) ile incelendi. Yoğunluk ölçümleri yapılan numuneler, sertlik ve üç noktalı eğme deneylerine tabi tutuldu. Sonuç olarak; takviye oranının artması ile porozitede azalma meydana geldi. En yüksek sertlik ve yoğunluk değerinin %20 Co ilaveli numunede olduğu görüldü. Co oranı ilavesiyle başlangıçta eğme gerilmesi ve yüzde uzamanın arttığı ve artan Co oranıyla birlikte eğme gerilmesi ve yüzde uzamanın azaldığı gözlendi.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele
