Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- MakaleAçık Erişim2023Krizler ve isyanlar: roma’nın armenia politikası (mö 74-66)
Doğancı, Kamil; Tosun, Serhat Pir
Pergamon Krallığı’nın vasiyet yoluyla Roma’ya bırakılması ve Roma’nın da MÖ 129 yılında Pergamon Krallığı’na ait topraklarda Provincia Asia’yı kurması Anadolu’yu büyük bir krize sürüklemiştir. Bu süreçte, Roma’nın Anadolu’daki varlığından rahatsızlık duyan, Pergamon Hanedanı’ndan olduğunu iddia eden Aristonikos ve Pontos Kralı VI. Mithridates Roma’ya karşı direnmişlerdir. Aristonikos İsyanı, kısa süre içinde bastırılsa da VI. Mithridates’in yarattığı kriz ortamı Roma-Pontos Savaşı’nın Armenia’ya kadar sıçramasına neden olmuştur. VI. Mithridates ve müttefikleri Parth İmparatoru II. Mithridates ve Armenia kralı olan damadı II. Tigranes, Kappadokia Kralı I. Ariobarzanes’i defalarca tahttan indirerek Roma’nın tepkisini çekmiş ve nihayetinde Roma ve VI. Mithridates karşı karşıya gelmiştir. Roma, Parth İmparatorluğu’nun da bu güç dengesinde rolü olduğunu öğrenince MÖ 96/95 yılında Sulla önderliğinde Parthlarla saldırmazlık antlaşması yapmıştır. Mithridates Savaşları’nda ise Roma, MÖ 72 yılındaki Kyzikos kuşatmasının ardından psikolojik üstünlüğü ele geçirmiş, VI. Mithridates ise Armenia’ya sığınmak zorunda kalmıştır. Onu takip eden Lucullus komutasındaki Roma ordusu Armenia'ya saldırmış ve MÖ 69 yılında Tigranokerta Savaşı’nda II. Tigranes’i mağlup ederek Armenia topraklarını ele geçirme şansını yakalamıştır. Senatus’un onayını almadan Armenia’ya saldırması ve publicani ile yaşadığı sorunlar nedeniyle Lucullus görevinden alınmış ve yerine Gn. Pompeius Magnus atanmıştır. Pompeius’un bölgeye gelmesiyle birlikte Roma’nın Armenia’daki siyasi düzeni kendi çıkarlarına göre düzenlemeye başladığı görülmektedir. II. Tigranes ve oğlu Genç Tigranes arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanan Pompeius, MÖ 66 yılında Artaxata Antlaşması ile birlikte Armenia ve Sophene krallığını paylaştırmıştır. Bu süreçte Roma’nın bölgedeki dengeleri göz önünde tutarak çıkarları doğrultusunda esnek bir politika izlediği görülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Experimental investigation of engineering properties of silica sand filled mortars containing high doses of SWCNT
Subaşı, Serkan; Dehghanpour, Heydar; Maraşlı, Muhammed; Doğan, Fatih
Recently, great efforts have been made by researchers on the mixture of electrically conductive concretes that have been developed for different purposes. In this study, an experimental research was carried out on electrically conductive mortar mixtures especially for shell elements produced for building facade cladding. Six different mixtures were produced, including the non-conductive reference mixture. Single-walled carbon nanotube (SWCNT) was used as nano-sized conductive additive material. SWCNT was added at 0.2% and 0.3% of cement weight. SF was added to the same mixtures as another group at the rate of 4% by total weight. 2, 14, 28, 90 and 180 days electrical resistivities of the obtained conductive mortar samples were measured. As a non-destructive method, dynamic resonance testing was performed and the 28-day damping rates of the samples were determined. Ultrasonic pulse velocity (UPV) and Leeb hardness tests were performed, respectively, by using other non-destructive testing methods to obtain information about the internal structure voids and surface hardness of the samples. SWCNT, which causes low machinability and therefore internal structure voids, caused a decrease in compressive strength and flexural strength, as well as a significant increase in electrical conductivity.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Reclaim of Wrecked Bi-Te Based Materials In Peltier Modules In Thermopower Properties By Mechanical Milling
Yüzüak, Ercüment; Cetin, Mehmet; Yüzüak, Gizem Durak
We thoroughly evaluated the effects of various treatments on the structural and electrical properties of the two as-cast materials, “Sb-doping Bi-Te (p-type)” and “Se-doping Bi-Te (n-type)” which are frequently present in abandoned Peltier modules. To investigate the thermoelectric properties of Bi2Te3-based materials, waste alloys characterized by electrical conductivity using the hot-end method. Alloys were purified by performing arc melting on a water-cooled copper crucible in a vacuum of at least 10-3 mbar, with five times melting sessions to assure homogeneity. A single and long milling period of 144 hours is applied. After the compressing operation, the resulting discs with nanostructures were annealed for an hour at 600 K under vacuum conditions. The discs' structural properties were characterized using X-ray diffraction (XRD) and their surfaces and stoichiometries were determined using scanning electron microscopy with an energy dispersive feature. The Seebeck coefficient of the nanoparticle formed n-type Bi-Te based sample is -35.3 μV.K-1 and p-type Bi-Te based sample is 100 μV.K-1 (15% of mean error margin). It was found that a notable improvement was attained in comparison to the initial state with the addition of nanoparticles.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Beden Eğitimi Derslerinde Sosyal Adalet Paradigması
Kağnıcı, Dilek Yelda; Şakar, Murat
Eğitim tüm çocukların en temel hakkı olsa da özellikle dezavantajlı gruplara mensup çocukların birçok zorluk ile karşı karşıya olduğu bilinen bir olgudur. Tüm bu zorlukların farkında olmak ve bu zorlukların ortadan kaldırılması için çalışmalar yürütmek gerekmektedir. Nitelikli eğitim” ve “ Eşitsizliklerin azaltılması” Birleşmiş Milletler Üyesi ülkeler tarafından 2030 sonuna kadar ulaşılması amaçlanan 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasındadır. Eğitimde sosyal adalet, farklılıkların eğitimde yarattığı dezavantajlı durumların öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisini ortadan kaldırmayı ya da azaltmayı hedeflemektedir ve bu bağlamda öğretmenlere önemli sorumluluklar düşmektedir. Beden eğitimi sahip olduğu misyon ile çocukların çok boyutlu gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Çocukların gelişimlerinin önündeki dezavantajlı konumlarından kaynaklı koşulların ortadan kaldırılması için çaba sarf etmek beden eğitimi öğretmenlerinin önemli, güncel rollerinden biridir. Bu çalışmada bu bağlamda ilk olarak sosyal adalet kavramı ele alınmış, ardından beden eğitimde sosyal adalet konusu yurtiçi ve yurt dışı alanyazın ışığında tartışılmıştır. Son olarak beden eğitimi öğretmenlerinin sosyal adalet bağlamında rol ve sorumlukları irdelenerek, çeşitli önerileri sunulmuştur.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kadınların serviks kanseri taraması inançlarının hpv aşısına yönelik inançları ile ilişkisi
Koç, Özlem; Baltacı, Nazlı; Yüksekol, Özlem Doğan
Amaç: Kadınların serviks kanserinin erken teşhisine yönelik tarama programlarına ve serviks kanserine karşı geliştirilen Human Papilloma Virüs (HPV) aşısına yönelik bilgi ve tutumlarının belirlenmesi, serviks kanserinin önlenmesi açısından önemlidir. Bu nedenle bu araştırma kadınların serviks kanseri taramasına yönelik inançlarının HPV aşısına yönelik inançları ile ilişkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki bu araştırma üreme çağında bulunan 584 kadınla yapılmıştır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Rahim Ağzı Kanseri Taraması İnanç Ölçeği (RAKTİÖ) ve Human Papilloma Virüs Enfeksiyonu ve Aşılamasına İlişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği(HPVA-SİMÖ) ile toplandı. Bulgular: Katılımcıların, %82’si düzenli olarak kadın doğum muayenesi yaptırmadığını, %75,5’i smear ya da HPV testi yaptırmadığını, %96,6’sı HPV aşısı yaptırmadığını ifade etti. Katılımcıların RAKTİÖ toplam puan ortalamaları ile HPVA-SİMÖ yarar algısı alt boyutu(r=0,322, p<0,001 ), HPVA-SİMÖ duyarlılık algısı alt boyutu (r=0,252 p<0,001 ) ve HPVA-SİMÖ ciddiyet algısı alt boyutu(r=0,227, p<0,001 ) puan ortalamaları arasında zayıf ve çok zayıf düzeylerde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda katılımcıların serviks kanseri taraması ile ilgili olumlu tutumları ile HPV aşısı yaptırma niyetleri ve tutumları arasında pozitif yönlü korelasyon olduğu bulunmuştur.
AtıfOpenAlex10TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2023“Âsiyâb-ı felek âhir öğüdür dânemizi”: evliya çelebi’nin seyahatnâmesi’nde değirmenler
Başkutlu, Salih
Değirmenlerin kökeni, Eski Çağ uygarlıklarının temel besin maddelerinden olan tahılları öğütmek için kullandıkları ilk öğütme taşlarına dayanmaktadır. Uygarlıklar gelişimlerini ilerlettikçe canlı varlıklara dayanan enerji kaynaklarının yerini su ve rüzgâr gibi doğal enerji türleri almaya başladı. En eski üretim merkezlerinden olan değirmenler Osmanlı medeniyetinin sosyal ve kültürel anlamda gelişmesine de katkı sunmuşlardır. Bu açıdan geniş imparatorluk mülkünde değirmenlere çok sık rastlanırdı. Bu rastlantının en iyi tanıklığını da seyyahlar yapmıştır. Bu seyyahlardan biri olan Evliya Çelebi (1611-1682), günümüzde Evliya Çelebi Seyahatnâmesi olarak bilinen eserinde Osmanlı coğrafyasının ayrıntılı bir panoramasını çizerken değirmenlere geniş yer ayırmıştır. Evliya Çelebi, seyahatnâmesinde el değirmenleri, at değirmenleri, su değirmenleri, yel değirmenleri, araba değirmeni ve gemi/sal değirmenlerinden sıkça söz etmiştir. Çelebi, klasik un değirmenlerinin yanı sıra ağaç işleyen bıçkı değirmenleri, yün eğiren keçe değirmenleri ve demiri döven samakov değirmenlerinden de bahsetmiştir. Bu çalışmada Evliya Çelebi’nin seyahatnâmesi ve Batılı bazı gözlemcilerin notlarından Osmanlı Devleti’ndeki değirmencilik endüstrisi incelenecektir.
- MakaleAçık Erişim2023Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının epistemolojik inançları ile öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Karakaya, Yunus Emre; Şahin, Aykut
Bu araştırma, beden eğitimi ve spor bölümü öğretmen adaylarının öğrenmeye ilişkin epistemolojik inançları ile öz-yeterlik algıları arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada katılımcı grup basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Bu grup Türkiye’de farklı coğrafi bölgelerde yer alan yedi farklı üniversiteden 1135 beden eğitimi ve spor öğretmeni adayından oluşmaktadır. Katılımcıların görüşlerini belirlemek için “Öğrenmeye yönelik epistemolojik inanç” ve “Öğretmen öz-yeterlik” ölçekleri uygulanmıştır. Araştırmada SPSS 22.0 paket programı kullanılarak ölçek formlarından elde edilen veriler analiz edilmiştir. Öğretmen adaylarının öğrenmeye yönelik epistemolojik inanç ölçeğinde cinsiyet ve sınıf değişkenlerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğretmen öz-yeterlik ölçeğinde ise sınıf değişkeninde anlamlı farklılıklar tespit edilmiş, ancak cinsiyet değişkeninde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Öğretmeni adaylarının öğrenmeye yönelik epistemolojik inançları ile öğretmen öz-yeterlik inançlarının ortalama bir puan düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonucunda aralarındaki ilişkinin pozitif yönde ve zayıf düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği genel yeterliklerine sahip olmaları için öğretim programlarında öğretmen adaylarının yaparak yaşayarak öğrenmelerine daha çok yer verilecek değişiklikler yapılmalıdır. Öğretim programlarına öğretmen adaylarının bilimsel düşünme becerilerini geliştirecek etkinliklerin eklenmesi sağlanmalıdır.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Eğitsel İçerikli Web Sitelerinin Kullanımı: Spor Eğitimi Alan Öğrenciler Üzerine Bir Araştırma
Karakaya, Yunus Emre; Şahin, Aykut; Yilmaz, Metin
Bu araştırmanın amacı Türkiye’de spor bilimleri fakültelerinde okuyan öğrencilerin eğitsel içerikli web sitelerini kullanımını etkileyen faktörleri araştırmaktır. Etik kurul onayı Fırat Üniversitesinden alınmıştır (20.11.2020-24/12). Öğrencilerin eğitsel içerikli web sitelerini kullanımını etkileyen faktörleri belirlemek için “Eğitsel İçerikli Web Sitelerinin Kullanımını Etkileyen Faktörler Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen veriler lisanslı SPSS paket programı kullanılarak parametrik testlerden “Tek Yönlü Varyans Analizi” analizi, bağımlı değişkenler arasında ne düzeyde ve ne yönde bir ilişki olduğunu ortaya koymak amacıyla “Pearson Korelasyon Analizi” kullanılmıştır. ANOVA analizi sonucunda eğitsel web sitelerini kullanma sıklıkları ve sınıf düzeyi değişkenlerinde ölçek ve alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonucunda en güçlü ilişkinin ölçek ile “Memnuniyet” alt boyutu arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak eğitsel içerikli web sitelerinin spor eğitiminde kullanılmasının faydalı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede eğitsel web siteleri çeşitli görsel materyallere erişimde hem öğrencilere hem de öğretim elemanlarına kolaylık sağlamanın yanı sıra öğrencilerin mesleki bilgilerini kendi aralarında paylaşmalarına olanak sağlamıştır. Ayrıca öğrenciler araştırmalarını eğitsel web siteleri aracılığıyla kolayca yapabilmektedirler. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal ağ ortamlarında daha fazla uygulamanın yer alabileceği ve spor eğitimi sürecinde daha verimli kullanılabileceği belirlenmiştir. Spor eğitimi veren kurumlarda her öğrenim döneminde öğrencilerin internet kullanımı konusunda bilinçlendirilmesi için çeşitli eğitimler düzenlenebilir.
- MakaleAçık Erişim2023Kentsel Trafik Tahminine Yönelik Derin Öğrenme Tabanlı Verimli Bir Hibrit Model
Utku, Anıl
Trafik yoğunluğu problemi, kentsel hayatın en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Trafik yoğunluğu sebebiyle harcanan zaman ve yakıt, araç kullanıcıları ve ülkeler için önemli bir kayıptır. Trafikte geçen zamanı azaltmak amacı ile geliştirilen uygulamalar, uzun vadeli trafik yoğunluğu hakkında başarılı tahminlerde bulunamamaktadır. Kameralar, sensörler ve mobil cihazlar üzerinden elde edilen trafik verileri, trafik yönetimi sorununu çözebilmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinin kullanımını ön plana çıkarmaktadır. Bu çalışmada, trafik yoğunluk tahminine yönelik Convolutional Neural Network (CNN) ve Recurrent Neural Network (RNN) modelleri kullanılarak hibrit bir tahmin modeli geliştirilmiştir. Çalışmada, CNN ve RNN'in öne çıkan özelliklerinden faydalanmak amaçlanmıştır. CNN, özellik çıkarma aşamasında, RNN ise sıralı zaman serisi verileri üzerinde öğrenme ve tahmin için etkili bir modeldir. Bu yöntemler hibrit bir şekilde kullanılarak tahmin doğruluğunun arttırılması amaçlanmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan saatlik trafik yoğunluğu veri seti kullanılmıştır. Kullanılan veriseti 2321 farklı nokta için 2020 Ocak ile 2020 Aralık tarihleri arasındaki trafik yoğunluk bilgisini içermektedir. Geçen araç sayısı, Bağcılar Avrupa Otoyolu kavşağında daha yüksek olduğu için bu konum deneysel çalışmalarda kullanılmıştır. Seçilen konum için 9379 satır araç bilgisi bulunmaktadır. Geliştirilen hibrit model Linear Regression (LR), Random Forest (RF), Support Vector Machine (SVM), Multilayer Perceptron (MLP), CNN, RNN ve Long-Short Term Memory (LSTM) ile İstanbul’un 2020 yılına ait trafik verileri kullanılarak test edilmiştir. Deneysel sonuçlar, önerilen hibrit modelin karşılaştırılan modellere göre daha başarılı sonuçlara sahip olduğunu göstermiştir. Önerilen model kavşaktan geçen araç sayısı tahmininde 0,929 R2 değerine, kavşaktan geçen araçların ortalama hızlarının tahmininde ise 0,934 R-Squared (R2) değerine sahip olmuştur.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Beden eğitimi ve spor öğretmenlerının pozitif algılarının çok yönlü ve sınırsız kariyer yönelimlerine etkisi
Şakar, Murat; Kahraman, Abdulselam
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin pozitif algılarının çok yönlü sınırsız kariyer yönelimlerine etkisinin incelendiği bu araştırmanın 3 temel amacı bulunmaktadır. Birinci amacı, öğretmenlerin pozitif algılarının çok yönlü ve sınırsız kariyer yönelimleri üzerindeki yordayıcı etkisini ortaya koymaktır. İkinci amacı, pozitif algının çok yönlü kariyerin alt boyutu olan değerlerine göre kariyer tutumu ve kendi kariyerini kendi yönlendirme tutumu ile sınırsız kariyerin alt boyutu olan psikolojik hareketlilik ve örgütsel hareketlilik üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Üçüncü amacı ise, pozitif algının sınırsız kariyer üzerindeki etkisinde çok yönlü kariyerin aracı rolünü araştırmaktır. Bu araştırmanın evrenini Karaman ilinde görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenleri, örneklemini ise Karaman ilinde görev yapan 102 beden eğitim ve spor öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan ölçeklerin doğrulayıcı faktör analizleri AMOS23 paket programı ile yapılmış ve uyum indeksleri araştırmada analizlerin yapılması için uyumlu çıkmıştır. Aracı değişken analizi ise SPSS- PROCESS23 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, pozitif algının çok yönlü kariyeri ve alt boyutu olan kariyerini kendi yönlendirmeyi pozitif yönde etkilediği, aynı zamanda sınırsız kariyer alt boyutu olan psikolojik hareketliliği pozitif yönde, örgütsel hareketliliği de negatif yönde etkilediği görülmüştür. Pozitif algının tek başına sınırsız kariyere etkisinin olmadığı çok yönlü kariyer aracılığıyla sınırsız kariyeri etkilediği araştırmanın bir diğer sonucudur. Bu sonuçlar, güçlü teorik temellere dayandırılıp ampirik verilerle desteklenerek çağdaş kariyer kuramlarına etki eden psikolojik faktörlere genişlik kazandırması bakımından önemlidir.
- MakaleAçık Erişim2023Spermatozoa Cryopreservation of Sex-Reversed Rainbow Trout (Oncorhynchus mykiss): The Effect of Dilution Rate and Supplementation of a N-(2-Mercaptopropionyl)-Glycine -Based Extender on Sperm Motility and Fertilizing Capacity
Kutluyer Kocabaş, Filiz; Can, Erkan; Dogan, Mustafa
For commercial aquaculture, the obtainment of all-female salmonid populations is important in fish farms. After freezing process, variable spermatozoa maturity, higher sperm concentration, low sperm quality, and reduced fertilization success have been observed in sex-reversed female rainbow trout. For these reasons, the objective of this study was to assess effect of dilution rate and supplementation of a N-(2-Mercaptopropionyl)-Glycine (MPG)-based extender on sperm motility and fertilizing capacity of sex-reversed rainbow trout (Oncorhynchus mykiss). The supplementation of MPG [0 (control, 0), 1 mM; 2 mM; 4 mM] to extenders and dilution ratio (1:9, 1:15 and 1:25) were tested in sex-reversed female rainbow trout spermatozoa during cryopreservation. For thawing, the straws (0.5 ml) were placed in a water bath at 37°C for 30 s. Our results showed that the best concentration of MPG was 2 mM for post-thaw motility duration (120.67±9.07%), fertilization (62.67±3.10%) and hatching rate (54.33±3.10%) at 1:15 dilution rate. Overall, MPG provided improvements during cryopreservation process and could be used as protective agent.
- MakaleAçık Erişim2023Savunma metni olarak menakıpnameler: Menâkıbu’l-Kudsiyye Fî Menâsıbi’l-Ünsiyye ve Sımavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin ve Manâkıbı
Akdemir, Fatma Şen
Menakıpnamelerin yazılış amacı, menakıba konu olan veliyi tanıtmak ve sahip olduğu üstün özellikleri ortaya koyarak onu yüceltmektir. Bu durum Elvan Çelebi’nin yazdığı Menâkıbu’l-Kudsiyye (14. yy) ile Halil bin İsmail’in yazdığı Sımavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin ve Manâkıbı (15. yy) için de geçerlidir. Menâkıbu’l-Kudsiyye’de Babai isyanı, Elvan Çelebi’nin dedesi ve aynı zamanda isyanın lideri olarak bilinen Baba İlyas konu edinilmiştir. Eserde ayrıca Baba İlyas’ın oğullarının da hayat hikâyeleri ve menkıbeleri anlatılmıştır. Şeyh Bedreddin ve Manâkıbı’nda da aynı şekilde Halil bin İsmail’in dedesi olan Şeyh Bedreddin, Şeyh’in çocukları ve silsilesi, ayrıca ona isnat edilen ayaklanma hakkında bilgiler verilmiştir. Menâkıbu’l-Kudsiyye’nin ile Şeyh Bedreddin ve Manâkıbı’nın konu edinilen kişilerin torunları tarafından yazılmış olmaları bu yazının çıkış noktasını oluşturmaktadır. Her iki eserde de resmî tarih anlayışı çerçevesinde “isyancı” olarak tanımlanan Baba İlyas ve Şeyh Bedreddin, merkeze alınarak olaylar anlatılmış, torunları tarafından aklanmaya çalışılmış; dedeleri hakkında söylenen iddiaların iftira ve yalandan ibaret olduğu iddiası ilginç bir şekilde, birbirine benzeyen yapısal özellikler içerisinde ortak menkıbevi unsurlar ve motiflerle süslenerek işlenmiştir. Bu durum; klasik bir menakıpnamede görülen ele alınan veliyi övme ve onun kutsiyetini abartarak anlatma amacının dışına çıkarak bu eserleri birer savunma metni haline getirmiştir. Bu çalışmada söz konusu iki eser karşılaştırmalı biçimde incelenmiş, aynı amaçla yazılmış olmalarının zemin hazırladığı benzerlikler ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023The role of mental practice and technology in traditional violin teaching and learning
Çit, Uğur
Music is a creative art that requires spontaneous emotional expression. This art necessitates proficiency with musical instruments, such as the violin. Despite the fact that the approaches for advancing the skill of violin playing are generally recognized, new teaching methods have emerged as a result of the Internet and technological breakthroughs. Based on this context, this study aims at examining how the advances on the Internet and technology are affecting violin education and learning, and accordingly, the effects of YouTube, an online Web 2.0 tool, and Suzuki and Zhang's audio and online video teaching methods on violin education. Document analysis, a qualitative research method, was used in the research methodology. As the working document of the research, the teaching techniques of violin instructors who use the traditional approach method for the applicability of new learning approaches in violin education were analyzed, and their individual teaching experiences were discussed. The results of these experiences show that there is a consensus regarding the significance of mental practice in developing mind-body coordination during the initial stages of learning to play the violin. The research findings demonstrate that the online method, one of Suzuki and Zhang's technological approaches, lags behind the traditional approach method. It was found that technological approaches, in particular, are insufficient in meeting the needs of students in violin education and in guiding the learning development of their mental practices. However, YouTube has also been deemed significant because it allows students to view masterclasses and performances by renowned musicians and orchestras.
AtıfOpenAlex3
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2023Tribün şiddeti: sembolik etkileşim kuramı ve kırıkcam teorisi bağlamında bir sentez
Şakar, Murat; Sarıkan, Ümran
Modern kapitalist toplumlarda spor taraftarlığı bireylerin ‘serbest zaman’ etkinliklerinin neredeyse büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Kendilerini bir gruba ait hissetmeleri bağlamında hem bireysel hem de toplumsal bir rolü bulunan spor taraftarlığı kavramı toplumsal bütünlüğün sağlanması adına da önemlidir. Diğer yandan spor taraftarlarının gerek sosyolojik gerek psikolojik gerekse zihinsel açıdan, kendilerine ait hissettikleri alanlar şiddet mekânlarına dönüşebilmektedir. Tam da bu nedenlerden dolayı bireyler serbest zamanlarında ötekileştirilen, ayrımcılığa maruz bırakılan sosyal bir ortamda kalabilmektedirler. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın amacı ‘‘Kırık Cam Teorisi ve Sembolik Etkileşim Kuramı’’ bağlamında spor taraftarlarında şiddet olaylarını sosyolojik boyutlarıyla analiz etmek ve tribünde var olan şiddet olaylarının bireysel ve toplumsal boyutlarının incelenmesidir. Araştırma, literatürün imkân dâhilinde taranıp elde edilen verilerin birbiri ile ilişkilendirilmesi sonucunda sistematik bir derleme çalışması olarak yürütülmüştür. Tribünde yaşanan saldırganlık ve şiddet eylemlerinin anlaşılması adına Kırık Cam Teorisi, toplumsal alanda belirli bir düzensizliğin bireyler tarafından hemen fark edileceğini ve o düzensizliğe ilişkin yaptırımların olmaması hâlinde bireylerin eylemlerine devam edeceğini vurgulamaktadır. Sembolik Etkileşim Kuramı ise, bireylerin eylemleri ile birbiriyle ilişki ağı kurduğunu ve somboller aracılığıyla birbirlerini etkilediklerini ifade etmektedir. Tam da bu noktada trübünde olan herhangi bir şiddet söylemi ya da eylemini fark eden birey(ler) zihinsel olarak sistemin bir açığını bulduğunu düşünerek düzensizliğe hizmet eden davranışlar sergileyebilmekte ve bu düzensizlik boyutu diğer grupları da etkileyebilmektedir. Tüm bu nedenler zincirininin devam etmemesi için, şiddet sorunsalının boyunun belirlenebilmesi ve nedenlerinin tespit edilip çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Araştırma, bu doğrultuda, analitik metot ve yorumsamacı yaklaşım kullanılarak yürütülmüştür. Detaylı literatür incelemesi neticesinde, elde ettiğimiz sonuçlara baktığımız zaman Kırık Cam Teorisinin sporda şiddetin kaynağına ve ne olduğuna dair yanıtlar verebildiği gözlemlenmektedir ve aynı zamanda Sembolik Etkileşim Kuramı ile birlikte ele alındığında toplumsal alanda düzen ve istikrarın sağlanmasında yardımcı olabileceği düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2023Evaluation of the Practice and Management of Family Medicine During the COVID-19 Pandemic: Two Provinces Sample
Baş, Kazım
Objective: Preventive health services have become more important during the epidemics, and family physicians play a key role in the prevention and control of the epidemics. There- fore, this study was conducted to evaluate the opinions of physicians working at the family health centers on the practice and management of family medicine during the COVID-19 pandemic. Methods: The descriptive and cross-sectional study was conducted with 204 family physi- cians in two provinces in the east of Turkey between September and November 2021. The study data were collected using a questionnaire. The data were analyzed by number and percentage distributions. Results: The descriptive and cross-sectional study was conducted with 204 family physi- cians in two provinces in the east of Turkey between September and November 2021. The study data were collected using a questionnaire. The data were analyzed by number and percentage distributions. Conclusion: There were some problems in the family health centers regarding the equip- ment and physical structure of buildings, the supply of personal and protective equipment, the number of staff, and home visits to patients during the COVID-19 pandemic. Furthermore, family physicians recommend providing adequate resource support in effective service deliv- ery in epidemic management, reducing the workload, providing personnel support, re-forming family medicine policies, and taking the opinions of family physicians in this process.
- MakaleYalnız künye2023Spor Örgütlerinde Güç Mesafesinin Örgütsel Sessizliğe Yansımaları
Namlı, Aysel Kızılkaya; Şakar, Murat
Bu araştırma spor örgütlerindeki güç mesafesini ve güç mesafesinin örgütsel sessizliğe yansımalarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma modelinden olgubilim (fenemoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu amatör ve profesyonel olarak antrenörlük ya da sporcu olan 14 kişi oluşturmuştur. Verilerin analizinde nitel araştırma yöntemlerinde çok sık kullanılan içerik ve betimsel veri analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan katılımcıların büyük bir çoğunluğunun yönetici ya da antrenör pozisyonundaki kişilerle ilişkilerinin iyi olmadığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılanlardan bazıları karar verme sürecinde fikrinin alındığını belirtmiştir. Yapılan araştırmanın sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde bireysel ve takım sporlarında yüksek güç mesafesinin varlığının söz konusu olduğu görülmektedir. Güç mesafesinin sporun branşı, hangi ligde yer aldığı, amatör ya da profesyonel olması fark etmeksizin spor örgütlerinde kullanıldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, kullanılan güç mesafesinin katılımcılar üzerinde örgütsel sessizliğe yol açtığı da ortaya çıkan sonuçlar içerisindedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Gebelikte Fizyolojik Yakınmalarla Yaşam Kalitesi ve Gebeliğe Uyum Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Bir Üniversite Hastanesi Örneği
Baltacı, Nazlı; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Ulucan, Mihriban
Amaç: Bu araştırmada, gebelikte fizyolojik yakınmaların yaşam kalitesine etkisi ile gebeliğe uyum arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel türde Mart-Haziran 2022’de Doğu Anadolu’daki bir ilin üniversite hastanesinde yapılan bu çalışmada örneklemi, bir üniversite hastanesinin gebe polikliniğine başvuran ve araştırmaya katılmaya gönüllü 402 gebe oluşturdu. Veriler; “Kişisel Bilgi Formu”, “Gebelikteki Yakınmalar ve Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği (GYYKEÖ)”, “Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeği (PKDÖ)” aracılığıyla elde edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede; tanımlayıcı istatistikler ve pearson korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Gebelerin GYYKEÖ puan ortalaması 133.21±30.15 ve PKDÖ puan ortalaması 214.02 ± 26.43’dür. Gebelerin, GYYKEÖ puan ortalaması üçüncü trimesterde134.21±28.93 ve PKDÖ puan ortalaması birinci trimesterde 222.18±20.23 olarak bulundu. GYYKEÖ puan ortalaması ile PKDÖ puan ortalaması arasında istatistiksel olarak pozitif, çok zayıf önemli bir ilişki belirlendi (r=0.109; p=0.028). GYYKEÖ toplam puan ortalaması ile PKDÖ “Annelik Rolünün Kabulü”, “Gebeliğin Kabulü”, “Kendisinin ve Bebeğinin Sağlığı ile İlgili Düşünceler” ve “Doğuma Hazır Oluş” alt boyutlarının puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif, çok zayıf ilişki olduğu saptandı. Sonuç: Araştırmada, gebelerin yaşam kalitesinin ve gebeliğe uyumlarının düşük düzeyde olduğu bulundu. Ayrıca, üçüncü trimesterde gebelerin yaşam kalitelerinin azaldığı ve birinci trimesterde gebeliğe uyumun daha düşük olduğu saptandı. Gebelerin yaşam kaliteleri arttıkça; gebelik ve annelik rolü kabulünün, doğuma hazır oluşunun, kendisinin ve bebeğinin sağlığı ile ilgili düşüncelerin ve gebeliğe uyumunun arttığı saptandı.
AtıfOpenAlex7TR Dizin7
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kamuda kurumsallaşma olgusunun kurumsal itibar ve etik yönetim ilkeleri perspektifinden analizi
Atmaca, Yıldız; Boyali, Handan
Kurumsallaşma, kurumun faaliyetlerinde yönetenlerin şahsi yöntemlerine bağlı olmadan varlığını sürdürme durumudur. Sürdürülebilir belli kural ve kaideler etrafında birleşerek bir yönetsel yapı oluşturmak kurumsallaşma olgusu ile doğrudan doğruya ilişkilidir. Ku-rumsallaşma olgusunu ayakta tutan bir takım ilkeler bütünü söz konusudur. Bu anlamda, kurumsal itibar ve etik yönetim ilkeleri, kurumsallaşmayı etkili ve verimli hale getiren en önemli ilkeler olarak kabul edilmektedir. Kurumsal itibar, kurumun hedef kitleler tarafın-dan nasıl göründüğünü belirten, kurumu ayakta tutan ve kurumun sürekliliğini sağlayan önemli bir olgudur. Bu ise hedef kitlenin ihtiyaçlarının giderilmesi ve memnuniyetlerinin sağlanması sonucunda kuruma dair algıların olumlu yönde ilerlemesiyle oluşmaktadır. Yine kurumsal performansın artırılması için etik değerlerin dikkate alınarak kararların alınması gereklidir. Kurumların kendi bünyelerinde oluşturdukları etik ilkelerin çalışanlar tarafından doğru bir şekilde algılanıp benimsenmesi ve uygulanması hem kurum içi hem de kurum dışı ilişkileri iyileştirecektir. Hakkaniyet, eşitlik, doğruluk, dürüstlük gibi etik il-keler doğrultusunda hareket eden, çalışanlarının ve diğer paydaşlarının sorunlarını bu ilkeler çerçevesinde çözmeye çalışan kurumlar, vatandaşlar üzerinde olumlu bir intiba oluşturacaktır. Bu olumlu intiba ise kamu kurumlarındaki hem kurumsal itibar hem de kurumsallaşma düzeyini arttıracaktır. Bu bağlamda, bu çalışma ile kamu kurumlarının kurumsallaşma sürecinde kurumsal itibar ve etik yönetim ilkelerinin hangi ölçüde etkili olduğu analiz edilmek istenmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada kavramsal ve teorik açıklamalar yapılmış, sonrasında ise kurumsal itibar ve etik yönetim ilkelerinin bir kurumdaki kurumsallaşma düzeyini olumlu ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Pirofillit Cevherinden Alümina Üretimine Zenginleştirme Yöntemlerinin Etkisi
Erdemoğlu, Murat; Uysal, Turan; Aydoğmuş, Ramazan
Bu çalışmada, pirofillit cevherinden alüminyum (Al) kazanımı üzerine farklı zenginleştirme yöntemlerinin etkisi araştırılmıştır. Zenginleştirme yöntemleri pirofillitin doğal hidrofob yapısından dolayı flotasyon yöntemi, kırılganlık farklılığından dolayı ise Aşındırmalı Yıkama (AY) yöntemi kullanılmıştır. Zenginleştirme sonucu konsantre numunelere HCl ile liç işlemi yapılmış, liç sonucu çözeltiye geçen Al miktarları karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Pirofillit cevherinin AY yöntemi ile zenginleştirilmesi sonucu %54.79 verimle %27.44 Al2O3 tenörlü bir konsantre, flotasyon yöntemi ile ise %30.49 verimle %28.05 Al2O3 tenörlü bir konsantre elde edilmiştir. Buna göre zenginleştirme verimi açısından AY yöntemi daha verimli iken liç verimi açısından ise flotasyon yönteminin daha verimli olduğu belirlenmiştir. Tüvenan cevhere göre nihai alümina miktarı ve saflığı birlikte değerlendirildiğinde doğrudan liç ve AY konsantresi değerlerinin birbirine yakın olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak pirofillit cevherinden alümina üretimi için ayrıntılı ekonomik analiz yapılarak uygun yöntemin belirlenmesinin daha doğru olacağı değerlendirilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023The border-ballad reimagined: liminality in the strange undoing of prudencia hart
Demir, Ayşegül
David Greig’in Prudencia Hart ve Bir Tuhaf Dibe Vurma Öyküsü oyunu, İskoçya’nın bir sınır kasabasında kış gündönümünde geçerken, eşiksellik (liminality) konseptini merkezine alır. Geleneksel bir sınır baladı olan “Tam Lin”e dayanan bu oyun, karnavalesk ve ironik bir bakış açısıyla yeniden yorumlanmıştır ve çeşitli sınırların kesişme noktaları üzerine, özellikle de geçmiş ile günümüz, geleneksel ile modern, gerçeklik ile fantezi, ve yaşayanlar ile ölüler arasındaki sınırlar üzerine kuruludur. Ana karakter Prudencia, eski dünyanın gelenekleri ile modern dünyanın gereklilikleri arasında bocalayan geleneksel bir akademisyendir. Nick ise, insan formunda beliren bir Şeytan’dır. Bu makale, Arnold van Gennep’in eşiksel mekân (liminal space) kavramına dayanarak, oyunun eşiksellik ve eşikte bulunan karakter (liminal personae) konularını incelemektedir. Makale, oyunun mekânsal, zamansal ve toplumsal sınırları nasıl işlediğini analiz eder ve karakterlerin bu eşiksel deneyimlerin nasıl bir dönüşüm yarattığını açığa çıkarır. Ayrıca, bu analiz, oyunun geniş kültürel ve toplumsal temalarını daha iyi anlamaya yardımcı olacak şekilde tasarlanmıştır. Ek olarak, makale, Greig’in eserinin sınır baladı türünün geleneklerini nasıl ele aldığını, nasıl yeniden yorumladığını ve bu yeniden yorumlamanın eserin kendine özgü estetik ve tematik özelliklerini nasıl zenginleştirdiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, Greig’in eserinin geleneksel ve modern öğeleri nasıl bir araya getirerek, eşiksel deneyimlerin ve dönüşümlerin anlatılmasında yeni ve özgün bir yol bulduğunu göstermektedir.
