Koleksiyon/r/munzur/2

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • MakaleYalnız künye2022
    Investigation of the relationship between emotional labor behavior and job satisfaction of nurses

    Şeker, Sevda Arslan; Gül, Şenay; Erkus Kucukkelepce, Gulhan

    Personal characteristics, experiences, perceptions, working environment of nurses, and the attitudes of managers during the delivery of health services affect the relationship between emotional labor and job satisfaction. The aim of this study was to investigate the relationship between emotional labor and job satisfaction levels of nurses. The study was a descriptive cross-sectional and conducted 151 nurses who agreed to participate in the study. The data were collected between October and December 2019 using "Personal Information Form", "Job Satisfaction Scale for Nurses" and "Emotional Labor Scale". Descriptive statistics, non-parametric tests, Spearman's Rho correlation and Mann Whitney U test were used in the analysis of the data. In the study, it was determined that there was no significant relationship between the Emotional Labor Scale and Job Satisfaction Scale for Nurses total scores (r=0.071; p=0.0389). A statistically significant, weak and positive linear relationship was found between Surface Acting sub-scale of the Emotional Labor Scale and the Pleasant Work Environment sub-scale of the Job Satisfaction Scale for Nurses (r=0.175; p=0.031). Emotional labor behaviors and job satisfaction of nurses affect health care in many ways. The results of this study are stimulating for managers at all levels.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Evaluation of curing time for micro concrete mixes containing silica fume, nano-silica and fly ash

    Etli, Serkan

    Within the scope of the study, research on the use of silica fume (SF), nano silica (NS) and fly ash (FA) together or separately in the production of micro concrete is presented. It is aimed to examine the changes in mechanical properties because of water and air curing in mixtures produced using SF, FA, and NS. While cement dosage and water/binder ratio in the mixtures were chosen as 670 kg/m3 and 0.53 respectively, the amount of SF, FA and NS was limited to 150 kg/m3 in total. In the study, samples were produced using 40x40x160 mm prism molds. All samples were divided into two different groups after 7 days of water curing and water (1st group) and air (2nd group) were applied up to 56 days. Flexural and compressive strength tests were performed on the water and air cured specimens for 7-56 days and 28-56 days, respectively. In addition, the porosity and unit volume weight values of the samples were examined. The results show that both flexural and compressive strengths of micro concretes increased after 28 days thanks to water curing.

    AtıfOpenAlex8TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Synthesis, Characterization, Optical and Thermal Properties of P(NVC-co-BZMA) Copolymer and Its ZnO Composites

    Barım, Esra

    Recent studies have paid particular attention to polymer-nanoparticle composite materials considering they have a number of interesting properties, which include optical, thermal, electrical, and others (Reyna-Gonzalez et al., 2009; Yakuphanoglu et al., 2010). In this study, a free radical polymerization process was used to create a copolymer of N-vinylcarbazole (NVC) and benzyl methacrylate (BZMA) at 25–75 mol% each. The procedure was conducted at 70°C with azobisisobutyronitrile (AIBN) acting as the initiator. Nano zinc oxide powders were then added to composites at three different ratios of 5%, 10%, and 15% weight of the copolymer. In order to better understand the structures of the P(NVC-co-BZMA) and its composites, FT-IR, 1H NMR, and UV spectroscopic techniques were also implemented. The optical characteristics of both the pure copolymer and its composites were examined. In the visible region, the composite containing 15% nano ZnO had the highest optical absorbance value. Additionally, the thermal behaviours of the composites and copolymers were analysed.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Tunceli Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Kababurun (Chondrostoma regium, (Heckel, 1843)) Balıklarının Et Veriminin Belirlenmesi

    Yüksel, Fahrettın; Demirol, Ferhat; Kurt Kaya, Gülderen; Gündüz, Fatih

    Bu çalışma, Uzunçayır Baraj Gölü’nden avlanan kababurun balığı (Chondrostoma regium, (Heckel, 1843))’nın et verimliliğini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla çalışmada, C. regium türüne ait yaşları I-VIII arasında dağılım gösteren 100 adet balık kullanılmış olup, et verimliliği ile farklı vücut kısımları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. İncelenen örneklerde, ortalama yüzgeç ağırlığı, omurga ağırlığı, deri ağırlığı, baş ağırlığı, iç organ ağırlığı ve tüketilebilir kısımların vücut ağırlığına göre yüzde oranları sırasıyla %1,72, %3,57, %7,50, %10,55, %9,94 ve %66,72 olarak belirlenmiştir. Çalışmanın sonunda kababurun örneklerinde en yüksek tüketilebilir et oranının III. yaş grubunda (%67,91), en düşük et oranının ise I. yaş (%62,04) grubunda olduğu belirlenmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 14 · Sudaki Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Covid-19 Aşılama Sürecinin Tahminine Yönelik Derin Öğrenme Tabanlı Bir Model

    Utku, Anıl; Can, Ümit

    Covid-19 pandemisi, insanlığın son zamanlarda karşılaştığı en büyük zorluklardan biridir. Henüz tedavi edici bir ilaç geliştirilemediği için tüm dünyayı sosyal ve ekonomik anlamda olumsuz etkilemektedir. Covid-19’un etkilerini ve vücutta bıraktığı hasarı en aza indirmek için farklı aşı çalışmaları yapılmıştır. Dünya genelinde insanlar aşılanarak salgının seyri kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu noktada kullanılacak günlük aşı miktarının belirlenmesi, ihtiyaç duyulacak aşı ve enjektör gibi malzemelerin miktarına ve bunlarla beraber sağlık hizmetlerinin planlanmasına kadar önemli birçok alanda belirleyici olacaktır. Bununla birlikte birçok araştırmacı, virüs yayılım modeli oluşturmak ve Covid-19'un gidişatını tahmin etmek için farklı tahmin yöntemleri önermiştir. Bunlar arasında yapay zekâya dayalı yöntemler en ilgi çekici ve yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir. Bu çalışmada, dünyada en yüksek aşılama oranına sahip ilk 20 ülke için günlük yapılan aşı sayılarının tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla DT, kNN, LR, RF, SVM, MLP, CNN, RNN ve geliştirilen LSTM tabanlı derin öğrenme modelinin karşılaştırmalı bir analizi sunulmuştur. Uygulanan modeller için RMSE, MAE ve R2 metriklerine göre elde edilen deneysel sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Deneysel sonuçlar, geliştirilen LSTM tabanlı modelin uygulanan ülkelerin tamamına yakınında 0.90’ın üzerinde R2 değerine sahip olduğunu göstermiştir

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Enhancing motility of rainbow trout (Oncorhynchus mykiss) sperm by Tribulus terrestris extract supplementation

    Kocabaş, Mehmet; Kutluyer Kocabaş, Filiz; Aksu, Önder; Karakavuk, Emrah; Ölçülü, Abdullatif; Ince, Olcay Kaplan

    Tribulus terrestris (TT) is a famous traditional plant of family Zygophyllaceae and widely distributes around the world. TT has potential to elevate the testosterone, testosterone precursor and luteinizing hormone levels. In this study, trials were conducted to assessment the impact of Tribulus terrestris addition on sperm motility of rainbow trout (Oncorhynchus mykiss) for the first time. In the trial, we used to different concentrations [0 µg L-1 (Control), 200 µg L-1, 400 µg L-1, 600 µg L-1, 800 µg L-1 and 1000 µg L-1] of T. terrestris extract. Sperm motility characteristics and longevity were determined. In addition, protodioscin content of T. terrestris extract was assessed. The present study revealed that the presence of T. terrestris caused to increase in sperm motility. The increases in duration (49.00±3.61 s) and motility rate (91.67±2.89%) at 400 µg L-1 were statistically significant (p<0.05). Overall, addition of T. terrestris to activation solution can increase the sperm motility of rainbow trout.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss) Juvenillerinin Anestezisinde Karanfil (Eugenia caryophyllus), Okaliptüs (Eucalyptus citriodora) ve Melisa (Melisa officinalis) Esansiyel Yağlarının Etkin Konsantrasyonlarının Belirlenmesi

    Can, Erkan; Coşansel, Çiğdem

    Su ürünleri yetiştiriciliğinde 2-fenoksietanol, MS-222 ve benzokain gibi sentetik anestetikler yaygın olarak kullanılmaktadır. Amerika ve İngiltere'de yemeklik balıklarda kullanılmasına yasal olarak izin verilen tek anestetik madde MS-222’dir. İlaç ve Gıda Örgütü (FDA) tarafından MS-222’nin balık vücudundan atılma süresi su sıcaklığına göre farklılık göstermekle birlikte ortalama 21 gün olarak belirtilmiştir. Bu da balıkların pazarlanmasında gecikme yaşanmasına neden olmaktadır. Yapılan araştırmalarda karanfil (Eugenia caryophyllus) esansiyel yağının (KEY) anestetik etkileri üzerine birçok çalışma gerçekleştirildiği görülmektedir. Bununla birlikte, son yıllarda okaliptüs (Eucalyptus citriodora) esansiyel yağı (OEY) ve melisa (Melisa officinalis) esansiyel yağının (MEY) anestetik etkileri hakkında birkaç çalışmanın olduğu görülmüştür. Bu çalışmada, KEY (Kontrol); 25, 37,5, 50 µl L-1, OEY; 300, 350, 400 µl L-1 ve MEY; 200, 300, 400 µl L-1 olarak üçer farklı konsantrasyonda kullanılmış olup gökkuşağı alabalığı jüvenil bireylerinde uygun anestetik konsantrasyonlar tespit edilmiştir. Karanfil esansiyel yağının 37,5 µl L-1, okaliptüs esansiyel yağının 400 µl L-1, melisa esansiyel yağının 400 µl L-1 konsantrasyonları ile kullanımı gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) için minimum etkili konsantrasyonlar olarak bulunmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Gölova Baraj Gölü (Sivas)’ndeki Siraz Balığı (Capoeta sieboldii Steindachner, 1864)’nın Yaş ve Bazı Büyüme Özellikleri

    Aksu, Önder; Yüngül, Mücahit; Altınterim, Başar

    Bu çalışmada, Temmuz 2020- Haziran 2021 tarihleri arasında Gölova Baraj Gölü’nden avlanan 200 adet (105 dişi, 95 erkek) siraz balığı (Capoeta sieboldii Steindachner, 1864)’nın yaş ve eşey kompozisyonu, boy ve ağırlık dağılımları, yaş-boy, yaş-ağırlık, boy-ağırlık ve boy-boy ilişkileri ile kondisyon faktörü incelenmiştir. Örneklerin %52,5’i dişi, %47,5’i erkek bireylerden oluşmaktadır. Dişi ve erkek bireylerin I-VIII yaş grupları arasında dağılım gösterdiği ve erkek/dişi oranının 1:0,91 olduğu belirlenmiştir. Örneklerin total boy ve ağırlık değerlerinin dişilerde 22,04-51,7 cm ve 96,0-1697,3 g; erkeklerde 21,9-49,9 cm ve 94,7-1387,3; tüm bireylerde 21,9-51,7 cm ve 94,7-1697,3 g arasında olduğu tespit edilmiştir. Aynı yaş grubundaki dişi ve erkek bireylerin istatistiksel olarak total boy ortalamaları arasındaki farklılığın VI ve VII. yaşlarda; ağırlık ortalamaları arasındaki farklılığın ise III, VI, VII ve VIII. yaşlarda önemli olduğu saptanmıştır (p<0,05). Örneklerin von Bertalanffy eşitliğine göre boyca ve ağırlıkça büyüme denklemleri dişilerde Lt=75,42[1-e-0,10(t+2,93)] ve Wt=5705,89[1-e-0,10(t+2,93)]3,3689; erkeklerde Lt=82,05[1-e-0,08(t+3,35)] ve Wt=8059,06[1-e-0,08(t+3,35)]3,4003; tüm bireylerde Lt=81,74[1-e-0,08(t+3,24)] ve Wt=7758,71[1-e-0,08(t+3,24)]3,3771 olarak hesaplanmıştır. Büyüme performans indeks (Ø') değerleri de dişilerde 2,757, erkeklerde 2,727 ve tüm bireylerde 2,746 olarak belirlendi. Boy-ağırlık ilişkisi dişilerde W=0,0027TL3,3689 (R2=0,9928), erkeklerde W=0,0025TL3,4003 (R2=0,9901) ve tüm bireylerde W=0,0027TL3,3771 (R2=0,9916) olarak tespit edilmiştir. Ortalama kondisyon faktörü değerlerinin tüm bireylerde 0,887-1,201 arasında değişim gösterdiği saptanmıştır. Eşey farkına bağlı olarak farklı boy tipleri arasında da kuvvetli bir ilişkinin olduğu gözlemlenmiştir

  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkiye’ de Yayılış Gösteren Hypericum L. Cinsine Ait 3 Taksonun Uçucu Yağ Bileşenleri

    Gedik, Osman; Kurşat, Murat; Tasar, Neslihan

    Bu çalışmada ülkemizin biyolojik zenginliklerinin önemli bir parçası olan ve doğal habitatlarından toplanan Hypericum L. cinsine ait Hypericum uniglandosum Hausskn. ex Bornm., Hypericum microcalycinum Boiss. & Heldr. ve Hypericum scabroides N. Robson & Poulter türleri uçucu yağ bileşenleri yönünden araştırılmıştır. Bu türlerden Hypericum uniglandosum ve Hypericum scabroides türleri endemik türdür. Çalışmada kullanılan bitkiler temmuz- ağustos ayında çiçekli dönemde iken toplanarak uçucu yağ bileşenleri yönünden araştırılmıştır. Analiz sonuçlarına göre 14 farklı bileşen tespit edilmiştir. Bitki örnekleri ile yapılan analiz sonuçlarına göre en çok bulunan bileşen; H. uniglandosum’ da; % 90.25, H. microcalycinum’ da; % 91.46 ve H. scabroides’te; % 91.77 olarak alpha-pinene olmuştur. Bu bileşenden başka değişik oranlar olmakla birlikte beta-pinene, beta-myrcene, limonene, cymene gibi çeşitli bileşenler de analiz sonuçlarına göre rapor edilmiştir. Çalışma materyalimizi oluşturan bitkiler üzerinde farklı oranlarda, farklı bileşenler tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmamızı oluşturan H. uniglandosum ve H. scabroides türleri endemik tür olduğu için uçucu yağ analizlerinin belirlenmesinin önem arz ettiği düşünülmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2022
    Pülümür Nehri (Tunceli)’ndeki Noktalı İnci Balığı Alburnoides bipunctatus (Bloch, 1782)’un Boy-Ağırlık İlişkileri ve Kondisyon Faktörü

    Serdar, Osman; Ozcan, Ebru Ifakat

    Bu çalışmada; 2017 ve 2019 tarihleri arasında Pülümür Nehri'nden yakalanan noktalı inci balığı Alburnoides bipunctatus (Bloch, 1782)’un boy-ağırlık ilişkisi ve kondisyon faktörü araştırılmıştır. Örneklerin total boy uzunlukları ve ağırlıkları dişilerde 7,1-11,6 cm ve 2,9-12,3 g; erkeklerde 7,0-11,9 cm ve 2,7-13,5 g arasında değişmiştir. Dişi/erkek oranı 1/0,87 olarak hesaplanmıştır. Boy-ağırlık ilişkileri dişilerde W=0,0111TL2,90 (R2=0,80); erkeklerde W=0,0155TL2,76 (R2=0,83); tüm bireylerde W=0,0136TL2,81 (R2=0,82) olarak belirlenmiştir. Pülümür Nehri’ndeki A. bipunctatus’un negatif allometrik bir büyüme gösterdiği tespit edilmiştir. Boy-ağırlık ilişkisinin dişi, erkek ve tüm bireyler için kuvvetli ve anlamlı olduğu gözlenmiştir (R2=0,82, p<0,001). Kondisyon faktörü değerinin dişilerde 0,670-1,175, erkeklerde 0,632- 1,313 ve tüm bireylerde ise 0,632-1,313 arasında dağılım gösterdiği saptanmıştır.

  • MakaleYalnız künye2022
    Comparison of Some Physical and Chemical Properties of Kefir Obtained from Different Kefir Cultures and Brands of Milk

    Ince, Muharrem; Ince, Olcay Kaplan; Eryilmaz, Haydar

    In this study, three different kefir cultures were used to ferment five different brands of milk samples. pH, the dry matter, ash amount, carbon dioxide (CO2) amount, titratable acidity, 1,1-diphenyl-2-picrylhydrazyl (DPPH) free radical scavenging capacity, the reducing power, the Fe(II) ions chelating capacity, the total phenolic content (TPC), copper(II) ion reductive antioxidant capacity (CUPRAC) and mineral matter contents were investigated in kefir samples and results were evaluated statistically. When kefirs’ CUPRAC, TPC, DPPH free radical scavenging capacity, Mg, Zn, and Na concentrations are evaluated in terms of kefir culture, KC1, KC2, KC3, KC1, KC1, and KC1, had the highest values (p<0.05), respectively. If it is evaluated in terms of different brands of milk, kefirs’ CUPRAC, TPC, DPPH free radical scavenging capacity and Na concentrations were found highest (p<0.05) which were produced by M5, M2, M1, and M4, respectively. The data obtained from the experimental studies it was determined that the kefir cultures and milk used had an effect on the quality of the kefir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Trafik Kazalarının Makine Öğrenmesi Yöntemleriyle Analizi ve Tahmini: Kahramanmaraş İçin Örnek Bir Çalışma

    Utku, Anıl; Yucesan, Melih; Bolat, Hüseyin

    Dünyada her yıl 1 milyonun üzerinde ölümlü, 50 milyona yakın yaralanmalı trafik kazası meydana gelmektedir. Bu kazalarda ortalama her 2 saniyede bir trafik kazası yaşanırken her 50 saniyede bir ölümcül kaza ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada, 2017 ile 2020 yılları arasında Kahramanmaraş il merkezi ve ilçelerinde gerçekleşen 28 adet öznitelikten oluşan 7929 adet trafik kazası makine öğrenme teknikleri ile analiz edilmiştir. Trafik kazalarının analizinde sınıflandırma, birliktelik kuralı ve görsel karşılaştırma yöntemleri kullanılmıştır. Sınıflandırma için NB, SVM, kNN, PART, AdaboostM1, J48 ve RF algoritmaları kullanılmıştır. Trafik kazalarının sınıflandırılmasında J48 algoritması en başarılı sonuçları elde etmiştir. Naive Bayes algoritmasının başarı düzeyi kötü olmasa da diğer algoritmalara oranla daha düşük kalmıştır. Tüm yöntemlerin ortak sonucu gelecekte yaşanabilecek ölümle ve yaralanmalı potansiyel kazaların daha çok sabah saat 04:00 ile 08:00 ve akşam saat 16:00 ile 20:00 arasında, Kahramanmaraş il merkezi ve Onikişubat ilçesinde yerleşim yeri içerisinde, Göksun ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki eğimli ve virajlı yollarda ve Pazarcık ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda yaşanma riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca meydana gelen kazalarda sürücülerin trafik ve hız kurallarına uymadığı, trafik lambası, trafik levhası, yaya yolu, emniyet şeridi ve banket gibi yol, çevre ve güvenlik ekipmanlarının yetersiz kaldığı belirlenmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Mask R-CNN Derin Sinir Ağı ile Demiryolu Hattı Bileşenlerinde Çoklu Hata Tespiti

    Karaköse, Mehmet; Aydin, Ilhan; Akın, Erhan; Yilmazer, Merve

    Demiryolu birçok yolcunun aynı anda seyahat edebilmesine olanak tanıyan aynı zamanda yük taşımacılığında da sıklıkla kullanılan bir ulaşım çeşididir. Ulaşımda kazalar ve aksamalar meydana gelmemesi için hattın periyodik olarak kontrolünün sağlanması ve hatalı bileşenlerin belirlenerek onarılması gerekmektedir. Raylı ulaşım sistemlerinin güvenliğinin sağlanması için yapılan manuel denetimlere alternatif olarak, son zamanlarda görüntü işleme algoritmaları ve derin öğrenme algoritmaları kullanılarak temassız, hızlı ve güvenilir sonuçlar veren hata tespit yöntemleri geliştirilmiştir. Bu çalışmada sağlıklı olan traversler ve travers üzerinde meydana gelen çeşitli hataların tespit edilmesine yönelik Mask R-CNN derin sinir ağı mimarisi kullanılarak yeni bir yöntem önerildi. Üç farklı hata türü ve sağlıklı travers olmak üzere toplamda dört farklı sınıf etiketi ile etiketlenen gerçek demiryolu görüntüleri kullanılarak model eğitimi ve eğitilen modelin test edilmesi sağlandı. Değerlendirme metrikleri hesaplanarak modelin başarı performansı ölçüldü. Sağlıklı ve hatalı olan traversleri belirlemede modelin doğruluğu %95 olarak belirlendi.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022Scopus SJRQ3
    Tunceli emek gazetesine konu olan alevilik ve haberlerin eleştirel söylem analizi

    Senol, Sengül

    Bu çalışma, Tunceli Emek gazetesinde Alevilik konulu yazı ve haberleri konu edindi. Çalışmada Tunceli Emek gazetesinde Alevilik konulu yayımlanan haberlerin analizinin yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada 1 Ocak 2020 ile 31 Aralık 2020 tarihleri arasında Tunceli Emek gazetesinde Alevilikle ilgili çıkan haber ve yazılar tasnif edildi. Haberler; haberlerin konusu ve dağılımı, anlatım türü, kişi ve kurum dili, Alevi ocakları, ocakların temsilcileri olan ana ve dedelerin (mürşit, pir ve rehber) söylemleri incelenirken, söylem analizi ile inançların yerel basında temsili ve bu temsillerin kültürel belleği yaşatma açısından önemi gibi birçok açılardan ele alındı. Bu haberlerin Alevilik kültürel mirası ve geleneği yansıtıp yansıtmadıklarına değinildi. Beraberinde haberlerin demokrasiye, toplumsal gelişmeye ne derece katkı sunduğu da çözümlenmeye çalışıldı. Çalışmanın sonucunda Tunceli’de Aleviliğin yaşatılması; yeni nesillere aktarımı, ritüellerin yeri ve toplumsal iletişimdeki önemi ve günümüzde geçirdiği dönüşümlere vurgu yapıldı. Tunceli Emek Gazetesine konu olan Alevilik hakkındaki yazılar ve Alevilerle ilgili haberleri; aynı şekilde Alevi değerlerinin ne kadar temsil edildiği yöntem olarak Teun A. Van Dijk’in eleştirel söylem analizi ile değerlendirildi.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Kıbrıs barış harekâtı öncesinde türk donanma filosunun modernleştirilmesi (1968-1974)

    Sertel, Savaş

    Kıbrıs meselesi 1954 yılından sonra Türkiye ile Yunanistan arasında Akdeniz’de büyük bir çekişmeyi doğurmuştur. Ortaya çıkan gerginlik sonucu iki ülke de silahlanmaya başlamıştır. Bu durum başta ABD olmak üzere NATO üyesi ülkeleri tedirgin etmiştir. İki NATO üyesi ülkenin Kıbrıs için çatışması veya savaşması ABD ve NATO için prestij kaybı yaratacağından hareketle ABD bu meseleyi soğutmaya çalışmıştır. SSCB’nin Akdeniz’deki bu gerginlikten istifade etmesini istemeyen ABD 6. Filosunu bölgede görevlendirmiştir. Ancak Kıbrıs Rumlarının Türklere katliam yapması üzerine Türkiye 1960’lı yıllarda Kıbrıs’a çıkarma yapmak için hazırlıklara başlamıştır. Gerek 1964 yılında ABD başkanın Johnson’un yazdığı mektup gerekse 1960’lı yıllarda donanmada yeterince çıkarma gemisi olmaması Türkiye’nin adaya yapacağı çıkarmayı geciktirmiştir. Türk donanması 1960’lı yıllardan itibaren filosundaki gemileri yenilemek ve geliştirmek için tersanelerinde imkân ve kabiliyetleri ölçüsünde gemiler üretmeye çalışmıştır. Türkiye 1968–1972 dönemini kapsayan ikinci beş yıllık gemi inşa programında savaş gemisi yapımına ağırlık verilmiştir. İmkân ve kabiliyetlerinin üretimine el vermediği savaş gemilerini ise başta ABD olmak üzere NATO üyesi gelişmiş ülkelerden almıştır. Türkiye’nin 1968-1974 yılları arasında ABD’den aldığı gemilerin büyük bir kısmı 1940’lı yıllarda üretilmiştir. Türkiye satın aldığı eski teknoloji gemiler için ABD tersanelerinde tadilatlar yaptırarak modernizasyondan sonra donanmasına dahil etmiştir. Türkiye donanmada kullanacağı küçük çaplı hücumbot gemilerini ise Almanya’dan almıştır. Almanya’dan alınan hücum botlar Alman donanmasından değil Alman gemi firmalarından alınmıştır. Bu hücumbotlar 1-2 yıllık yeni teknelerdir. Kıbrıs Barış Harekâtı için ordusunu güçlendirmek isteyen Türkiye 1968 ve 1974 yılları arasında donanma gemi filosunu zenginleştirmek için pek çok gemi satın almıştır. Ancak harekâttan sonra uygulanan askeri ambargo silah ve mühimmat konusunda sıkıntı yaşanmasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak Türk savunma sanayi yerli üretim silah ve mühimmat oranını giderek artırmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Klinik Uygulamanın Hemşirelik Öğrencilerinin Problem Çözme ve Karar Verme Becerilerine Etkisi: Yarı Deneysel Çalışma

    Şeker, Sevda Arslan; Erkus Kucukkelepce, Gulhan

    Amaç: Bu araştırmada, klinik uygulamanın hemşirelik son sınıf öğrencilerinin problem çözme ve karar verme becerilerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Kontrol grupsuz öntest ve son-test yarı deneysel türde yapılan bu araştırmanın örneklemini 77 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, Tanıtıcı Özellikler Formu, Problem Çözme Envanteri (PÇE) ve Hemşirelikte Klinik Karar Verme Ölçeği (HKKVÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, bağımlı örneklem t-testi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin ön-test PÇE puan ortalaması 85,97±18,29 iken son-test puan ortalaması 93,01±18,40’tır. HKKVÖ ön-test puan ortalaması 97,82±16,64 iken son-test puan ortalaması 138,14±15,13’tür. Öğrencilerin, ön-test ve son-test PÇE toplam, Düşünen yaklaşım, Kendine güvenli yaklaşım, Planlı yaklaşım alt boyut puan ortalamaları ile HKKVÖ ve alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Yaş, cinsiyet, akademik ortalama değişkenlerine göre PÇE ve HKKVÖ toplam puan ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir (p>0,05). Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinin problem çözme ve karar verme becerileri orta düzeydedir. Öğrencilerin problem çözme ve karar verme ile ilgili ders/kurs alma durumlarının son-testte problem çözme beceri algılarını azalttığı, erkek öğrencilerin ön-test Sonuçları değerlendirmek alt boyutu puan ortalamalarının kadın öğrencilerden anlamlı derecede daha fazla olduğu bulunmuştur. Problem çözme ve karar verme becerilerinin geliştirilmesinde klinik öğretim sürecine farklı öğretim yöntemlerinin eklenmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Motivasyonun Örgütsel Bağlılık Üzerine Etkisi: Bir Kamu Kurumu Örneği*

    Menteşe, Sabit; Unal, Abdulkadir

    Sağlık sektörü günümüzde iş yoğunluğunun oldukça fazla olduğu, yapılan iş açısından ise insan etkisinin hayati önem arz ettiği karmaşık bir hizmet alanıdır. Rutin sağlık hizmetlerinin yanı sıra Pandemi, afet ve benzeri durumlarda iş yoğunluğunu maksimum seviyeye çıktığı bu sektörde, çalışanların motivasyonunun yüksek olması işlerin sağlıklı yürütülebilmesi açısından elzemdir. Bu bağlamda çalışanların motivasyonlarının ölçümü, düşük motivasyon sebeplerinin ortaya konulması ve motivasyona bağlı kişilerin çalıştıkları kuruma olan bağlılıklarının tespit edilmesi, verilecek olan sağlık hizmet kalitesinin artırılmasında oldukça önemlidir. Bu araştırmanın temel amacı, sağlık hizmeti sunan bir kamu kurumunda çalışan idari personelin algılarına göre motivasyonlarının örgütsel bağlılıkları üzerine etkisini incelemektir. Nicel ilişkisel tarama modelinde desenlenen bu araştırmada, veriler “İş Motivasyon Ölçeği” ve “Örgütsel Bağlılık Ölçeği” aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021 yılında Elâzığ İl Sağlık Müdürlüğünün merkezi idaresinde görevli 750 kurum çalışanından tesadüfi örnekleme yöntemiyle tespit edilen 250 kişi oluşturmuştur. Örgütsel bağlılık ölçeğinin boyutlarının (duygusal, devamlılık, normatif) bağımlı değişken ve motivasyon ölçeğinin boyutlarının (içsel, dışsal) bağımsız değişken olduğu regresyon modellerinin analizi sonucunda, motivasyon boyutlarının en çok duygusal bağlılık üzerinde (%46,9), en az ise örgütsel devamlılık bağlılığı üzerinde (%29,4) açıklayıcı olduğu görülmüştür. Demografik faktörler ile motivasyon ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan analizlerde, çalışanlarının motivasyonlarının cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ve çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerinin de unvanlarına göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Women and patriarchy: Tales of males and ghosts

    Demir, Ayşegül

    Having its roots in faiths such as Judaism and Christianity, the term ‘patriarchy’ refers to a system of authority in which males are regarded as superior to females and wield power over them. While some women have submissively internalized the patriarchal system, others have raised their voices and spoken out against it. Short stories written by women writers are one way to examine this system. However, there is a wide disparity in these authors' attitudes toward women. Some depict brave new women who transform and progress as the narrative goes on, while others feature stereotypical female figures who are submissive. The purpose of this paper is to compare the short stories written by Kate Chopin and Rose Tremain to those by Edith Wharton and Clare Boylan in order to determine whether or how much these authors criticize the patriarchal system. It is argued that Chopin and Tremain are the most critical of patriarchy, whereas Wharton and Boylan represent women within a patriarchal framework. Both Chopin and Tremain provide a comprehensive analysis of human nature, regardless of whether they are discussing men or women, with all of their complexity and inner struggles. Authors such as Wharton and Boylan, on the other hand, depict women in patriarchal societies in their natural state, without offering any solutions or suggestions. In their accounts, societal or sexual injustice is motivated by financial considerations.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2022
    Bazı Dicranum Hedw. Türlerinin Biyokimyasal Özellikleri

    Alataş, Mevlüt; Batan, Nevzat; Ökkeş; Yılmaz, Okkes; Yilmaz; Emre, Irfan; Demirbağ, Mustafa; Yıldırım, Vesile

    Bu çalışmada, beş farklı Dicranum türünün (D. majus, D. fuscencens, D. polysetum, D. scoparium ve D. tauricum) yağ asidi bileşimleri, yağda çözünen vitaminler, steroller, flavonoidler ve fenolik asit seviyeleri ile DPPH radikal yakalama aktiviteleri incelenmiştir. Yağda çözünen vitaminler, steroller, flavonoidler ve fenolik asitler HPLC ile değerlendirilirken, yağ asidi bileşimleri gaz kromatografisi ile değerlendirilmiştir. Çalışma bulgularına dayanarak, incelenen Dicranum türlerinin düşük düzeyde flavonoidler ve yağda çözünen vitaminler sergiledikleri belirlenmiştir. Fakat incelenen türlerin fenolik asitler açısından yüksek olduğu görülmüştür. Özellikle incelenen türlerin önemli düzeyde gallik asit (52,96-63,1 g/g) ve vanilik asit (11,96-44,83 g/g) içerdiği belirlenmiştir. Sinnamik asit konsantrasyonu ise incelenen örneklerde en düşüktür. Bu çalışmada incelenen türlerin radikal yakalama kapasiteleri 250 μl'de %48,92 ile %86,89 arasında değişmektedir. Ayrıca incelenen türlerin stigmasterol içeriklerinin 35,3 ile 46,05 g/g arasında değiştiği saptanmıştır. En düşük ergosterol ve beta-sitosterol seviyeleri ise D. majus ve D. fuscescens'te bulunmuştur. Yağ asidi bileşimi sonuçlarına göre; oleik asit (C18:1 n9), linoelik asit (C18:2 n6) ve -linolenik asit (C18:3 n3)'ün baskın doymamış yağ asitleri, palmitik asit (C16:0) ve behenik asit (C22:0) ise başlıca doymuş yağ asitleridir.

    AtıfOpenAlex6TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Urartu kentleri’nden kırsala yansımalar: bingöl- murat höyük ve murat tepe’den çömlekçi işaretleri ve kırmızı perdahlı çanak çömlekler

    Özdemir, Abdulkadir; Danışmaz, Harun

    Bu çalışmada Doğu Anadolu bölgesindeki Murat Höyük ve Murat Tepe’de yapılan kazılarda elde edilmiş, daha önce yayınlanmamış kırmızı perdahlı Urartu çanak çömleği ile çömlekçi işaretleri değerlendirilmiştir. Bu sayede Urartu kentlerinden kırsal bölgelere olan kültürel etki hakkında daha tutarlı bilgiler edinilmiştir. Murat Höyük ve Murat Tepe adını aldığı Murat Nehri’nin kuzeydoğu kıyısında nehrin doğuya doğru menderes yaptığı noktada yer alır. Burada iki yerleşme yan yana bulunmaktadır. Murat Tepe’de yapılan kazılarda Ortaçağ ve Orta Demir Çağı’na tarihlenen iki yapı katı ortaya çıkarılmıştır. Bitişiğindeki Murat Höyükte ise Ortaçağ, Orta Demir, Erken Demir ve İlk Tunç Çağı’na tarihlenen tabakalar belgelenmiştir. Her iki yerleşmede az miktarda çömlekçi işaretleri ve kırmızı perdahlı çanak çömlek malzemesi ortaya çıkarılmıştır. Araştırmalar çömlekçi işaretleri ve kırmızı perdahlı çanak çömleğin çoğunlukla Urartu kentlerindeki elit/saraylı kısım tarafından kullandığını ortaya çıkarmaktadır. Benzer malzemenin Urartu kentlerinin uzağında kırsal bir bölgede yer alan Murat Höyük ve Murat Tepe’de ortaya çıkarılması, krallığın kültürel etkisi hakkında önemli bilgi sağlamaktadır.