Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Derleme MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ3
    Afet Direnci Kavramını Anlamak: Direnç Göstergeleri Üzerine PRISMA Yöntemiyle Sistematik Bir İnceleme

    Peker, İskender; Ozbey, Sümeyye

    Doğal ve beşerî faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan afetler, toplumların güvenliği, sürdürülebilir kalkınması ve yaşam kalitesi üzerinde ciddi tehditler oluşturmaktadır. Afetlerin önlenebilmesi veya etkilerinin azaltılabilmesi, toplumların ve kurumların afet direncinin artırılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Afetlere dirençli toplumlar, afetlerle karşı karşıya kaldıklarında daha az kayıp yaşamakta, daha hızlı toparlanabilmekte ve yeniden işlevsel hale gelebilmektedir. Afetlerin etkilerinin azaltılması ve toplumsal hazırlığın artırılması amacıyla toplumsal afet direnci kavramına literatürde yer verilmiş olmasına rağmen bu kavrama ilişkin teorik çerçeve sınırlıdır. Kavramın tanımlanması, etkileyen faktörlerin belirlenmesi, hangi yöntemlerle değerlendirilebileceği açık değildir. Bu çalışma, söz konusu kavramsal boşluğu doldurmak amacıyla PRISMA yöntemi kullanılarak kapsamlı bir literatür analizi gerçekleştirmekte ve toplumsal afet direncine dair metodolojik bir çerçeve sunmaktadır. Analiz sonucunda, afetlere karşı kırılganlığın azaltılması için dirençlilikle ilişkili mevcut çalışmalar sistematik biçimde değerlendirilmiş, ayrıca bu kavramın ölçülebilmesi için kullanılabilecek bir dizi ilke ve gösterge sunulmuştur. Sonuç olarak çalışma, afetlere karşı kırılganlığı azaltmaya ve sürdürülebilir bir afet yönetimi yaklaşımı geliştirmeye katkı sunacak kavramsal ve pratik öneriler ortaya koymaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    Afet Hazırlığında Stratejik Adım: Tunceli Merkez İlçesi Toplanma Alanlarının AHP ile Analizi

    Ogedey, Aysenur

    Tunceli, zorlu arazi yapısı ve sert iklim koşulları nedeniyle yaşamın güç olduğu bir bölgedir. Kar yağışlarının yoğun olduğu kış ayları ve düşük sıcaklıklar, engebeli topoğrafya ile birleşerek çeşitli afet risklerini artırmaktadır. Bu koşullar, bölgede afet ve acil durum yönetiminin özel planlama ve hazırlık gerektirdiğini göstermektedir. Bu çalışmada, Tunceli’deki toplanma alanlarının değerlendirilmesi amacıyla Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Süreci kullanılmıştır. Analitik Hiyerarşi Süreci, ana ve alt kriterler arasındaki önceliklerin belirlenmesine olanak sağlayarak afet yönetimi süreçlerinde karar vermeyi sistematik hâle getirmektedir. Analiz sonuçları, ana kriterler arasında en yüksek ağırlığa sahip faktörün “toplanma alanı güvenliği” olduğunu (0,707) ortaya koymuştur. Alt kriterler kapsamında ise “toplanma alanı özelliği” içinde “erişim ve tahliye kolaylığı” (0,559) ve “erişim” ana kriteri altında “tabela, kroki ve işaretleme ile yer belirleme” (0,550) öne çıkmaktadır. Bulgular, Analitik Hiyerarşi Süreci’nin Tunceli’de afet toplanma alanlarının güvenlik ve erişilebilirlik odaklı planlamasında etkili bir araç olduğunu göstermektedir. Çalışma, ayrıca afet yönetimi uygulamalarında bilimsel ve sistematik karar verme yöntemlerinin önemini vurgulamaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2026
    İklim Krizi Çağında Nükleer Caydırıcılık: Stratejik İstikrar ve Kriz Dinamikleri

    Durmuş, İrfan; Özbay, Sadi Özbay; Özek, Nesrin

    Bu çalışma, iklim krizi ile nükleer caydırıcılık arasındaki ilişkinin mevcut literatürde hangi mekanizmalar üzerinden kurulduğunu ve hangi analitik boşlukların sürdüğünü incelemektedir. Makale, Web of Science, Scopus, TR Dizin ve DergiPark’ta 2003–2026 dönemini kapsayan Türkçe ve İngilizce yayınları temel alan şeffaf bir yarı-sistematik literatür taramasına dayanmaktadır. Nihai sentez korpusu 33 çekirdek çalışma ile kavramsal omurgayı kuran 10 kurucu/çerçeve metinden oluşmakta ve kaynaklar tür, rol ve kanıt ağırlığına göre sınıflandırılmaktadır. İnceleme, literatürün dört tema etrafında toplandığını göstermektedir: (1) nükleer altyapının iklim kaynaklı kırılganlıkları; (2) kriz yönetimi, komuta-kontrol ve yanlış hesaplama riskleri; (3) bütçe öncelikleri, jeopolitik rekabet ve yayılma dinamikleri; (4) nükleer savaşın iklimsel sonuçları ile adalet tartışmaları. Çalışma, iklim krizinin nükleer caydırıcılığı yalnızca üsler ve tesisler üzerinde yarattığı doğrudan etkilerle değil, stratejik çevreyi daha oynak, daha maliyetli ve daha siyasal hale getirerek dönüştürdüğü sonucuna ulaşmaktadır. Bulgular ayrıca literatürün altyapı odaklı, Batı merkezli ve ikinci dereceden siyasal etkiler bakımından sınırlı kaldığını göstermektedir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2025
    Üniversite Öğrencilerinin Sürdürülebilir Tüketim Davranışı Sergileme Düzeylerinin İncelenmesi

    Akgun, Ali Alper; Umud, Habib

    Tüketim alışkanlıklarının insanlar ve ekosistem açısından uzun vadede sürdürülebilir olmasını amaçlayan sürdürülebilir tüketim, mal ve hizmetlerin üretilme ve tüketilme biçimlerinde köklü değişiklikleri içeren dönüştürücü eylemlerde bulunulmasını gerektirir. Sürdürülebilir bir yaşam için bireylerin tüketim davranışlarını dönüştürmeyi hedefleyen kurum ve kuruluşların, stratejilerini belirlemeden önce bireylerin sürdürülebilir tüketim davranış düzeylerini belirlemeleri gerekmektedir. Üniversite öğrencilerinin sürdürülebilir tüketim davranışları sergileme düzeylerinin belirlenmesi, genç neslin çevresel bilinçlenme süreçlerine ve gelecekteki tüketim alışkanlıklarına ışık tutma potansiyeline sahip olması açısından oldukça önemlidir. Çalışma, üniversite öğrencilerinin sürdürülebilir tüketim davranışı sergileme düzeylerine yönelik mevcut duruma projeksiyon tutmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında sürdürülebilir tüketim davranışlarının demografik değişkenlerle ilgisi de araştırılmaktadır. Bu doğrultuda Munzur Üniversitesi Aktuluk kampüsünde öğrenim gören ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 485 öğrenciden yüz yüze anket yöntemiyle toplanılan veriler, SPSS-21 istatistiki programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinin sürdürülebilir tüketim davranışları sergileme düzeylerinin; yaş demografik faktörü açısından bir farklılık göstermediğini, evli öğrencilerin; bekar öğrencilere göre, lisansüstü öğrenim düzeyine sahip öğrencilerin; ön lisans öğrenim düzeyine sahip öğrencilere göre daha yüksek çevre duyarlılığı ve tasarruf davranışı düzeyine sahip olduklarını göstermektedir. Çalışma, elde edilen bulgular dahilinde, üniversite öğrencilerini sürdürülebilir tüketim davranışına yöneltmek isteyen kurumlara yönelik önerilere yer vermektedir. Çalışma içinde yer alan sonuç ve öneriler, kurumlara geliştirecekleri stratejilerde kullanabilecekleri veriler sağlayabileceği gibi üniversitelere sürdürülebilir kampüs ortamları yaratabilme noktasında da yol gösterici fikirler sunabilecektir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Doğal Afet Maliyetlerinin Makro Ekonomik Göstergeler Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi: BRICS-T Ülkelerinden Kanıtlar

    Pehlivan, Ceren

    Doğal afetler etkisi ve oluşum biçimiyle farklılık göstermektedir. Yaşanan afetler sonrasında yaşanan gelişmeler sosyal, ekonomik ve siyasi açıdan ülkelerin kayıplar yaşamasına yol açabilmektedir. Kayıpların kısa ve uzun dönemli etkileri birçok alanda ve başlıkta etkisini göstermektedir. Bu çalışmada doğal afet sonrasında oluşan maliyetlerin makro ekonomik göstergeler üzerindeki etkisi hem teorik hem de ampirik olarak araştırılmaya çalışılmıştır. Makro değişken olarak çalışmada büyüme, işsizlik, enflasyon, harcama ve ödeme değişkenleri kullanılmıştır. Her değişken için ayrı ayrı modeller oluşturulmuştur. Çalışmada 2000-2022 yılları baz alınmıştır. Panel analiziyle doğal afet maliyetlerinin makro değişkenler arasındaki ilişkisi incelenmiştir. Analizde ilk olarak değişkenlere ilişkin tanımlayıcı istatistiklere yer verilmiştir. Sonrasında yatay kesit ve delta testi yapılarak uygun nedensellik testinin yapılması amaçlanmıştır. Çıkan sonuçlar doğrultusunda Kónya nedensellik testi yapılmıştır. Bu test sonucunda doğal afet değişkeni ile büyüme değişkeni arasında tek yönlü, doğal afet değişkeninden işsizlik değişkenine doğru tek yönlü, doğal afet ile yatırım harcaması değişkenleri arasında çift yönlü, doğal afet değişkeni ile harcama değişkeni arasında tek yönlü ve doğal afet değişkeni ile enflasyon değişkeni arasında tek yönlü bir bağlantının olduğu belirlenmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi Araştırmalarına Yolculuk: R Kullanılarak Bibliyometrik Bir Analiz

    Sezgin, Eray Ekin

    Son on beş yıl içinde, yeşil işyeri kavramı hem akademik alanda hem de endüstride büyük bir ilgi görmüştür. Bu ilgi, çevresel sürdürülebilirliği ön planda tutan iş uygulamalarının yaygınlaşmasına yol açmış ve özellikle yeşil insan kaynakları yönetimi gibi yeni araştırma alanlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu çalışma, Scopus ve Web of Science veri tabanlarındaki dergilerden yeşil insan kaynakları yönetimi üzerine bibliyometrik bir analiz yapmayı amaçlamaktadır. Çalışma, son on beş yıllık yayınları kapsamakta ve makalelerin performans analizi ve bilim haritalama analizini gerçekleştirmektedir. Bu çalışmada, bibliyometrik analiz için R yazılımının “bibliometrix” paketi kullanılmıştır. Çalışmada, PRISMA akış diyagramı izlenerek veri seti oluşturulmuş ve toplam 632 çalışmadan oluşan bir örneklem analiz edilmiştir. Sonuçlar, yeşil insan kaynakları yönetimi alanındaki araştırmaların son 5 yılda önemli ölçüde arttığını ve Çin’in bu alanda her açıdan en üretken ülke olduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışma, bibliyometrik analiz bulguları sonucunda öne çıkan çevresel performans, sürdürülebilirlik ve çevre yönetimi gibi trend konuları vurgulamakta ve yeni araştırma fırsatları için heyecan verici yollar ortaya koymaktadır. Ayrıca, Journal of Cleaner Production, Corporate Social Responsibility and Environmental Management, International Journal of Manpower ve Business Strategy and The Environment yeşil insan kaynakları yönetimi literatüründe en çok yayın yapan dergilerdir. Bu çalışma, araştırmacılar için Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi alanının zaman içinde nasıl evrildiğini ve alanda daha fazla dikkat gerektiren konuları anlamak için bir rehber görevi görecek ve araştırmacılara herhangi bir araştırma alanında performans analizi ve bilimsel haritalama yöntemlerini kavrayıp uygulama noktasında yol gösterici olacaktır. Çalışmanın gerek araştırmacılara gerek endüstriye gerekse kurumlara yeşil insan kaynakları yönetimi ile ilgili genel bir çerçeve sunarak katkı sağlaması beklenmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ2
    Kültürel hafıza ve kent belleği aktarımında tunceli alevi ocakları ve ovacık aktaş babaları

    Senol, Sengül

    Günümüzün hızla dijitalleşen dünyasının yarattığı iletişim araçları ve dijital kültür, özellikle belirli kültürel mirasların yeni nesillere aktarılmasında yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda tarih ve doğa okumalarının dijitalleşmesi hafıza kaybının önüne geçememektedir. Alevi kültürü, kültürel çeşitliliği ve bütünleştirici tavrı açısından barışçıl söylemler hazinesidir. Bu kültürün yaşatılamaması, barışçıl söylemlerin gelecek nesillere aktarılamaması anlamına gelmektedir. Alevi mekân ve merkezleri, geçmiş değerlerin ve kültürel birikimin aktarılması açısından kentsel belleğin kurumsallaşmış en önemli yapı taşlarıdır. Bu sorumluluğun bilinciyle Alevi toplumsal hafızasının ve somut olmayan kültürel mirasının canlı tutulması ve derinleşen toplumsal hafıza kaybına karşı mücadele etmektedir. Bu mekanlarda icra edilen ritüeller, otantik anlatılar, kaybolmaya yüz tutmuş Alevi kültürel mirasının ve belleğinin aktarımında geçmişi bugüne bağlayan bir işlevi görmektedir. Tarihsel geçmişteki eski adının sırasıyla Çemişgezek, Hozat, Dersim ve Tunceli adını alan bu ilde Alevilik kent belleğinin aktarımında önemli bir yere sahiptir. Alevi inancının temeli olan Ocak sistemindeki rıza- ikrar kurallarının toplumsal refahın ve sosyal adaletin yapı taşlarını oluşturmaktadır. Bireyin olgunlaşması açısından bir okul özelliği taşıyan Ocaklar ve onun temsilcileri kültürel hafıza olan 4 kapı 40 makam öğretisini 16 yaşına kadar yeni kuşaklara aktarırlar. Alevi ocağına mensup bir Baba (rehber, pir, mürşit) en az yılda bir kez sorumlu olduğu Alevi Canları ziyaret eder ve Gülbenk (dua) verir. Baba ve Ana’nın da yanında yer aldığı Cem İnanç Ritüeli’nde yapılan ‘Özünü Dara Çekme’ hizmetiyle topluluğun sorunları çözüme bağlanırken, semah ve felsefi deyişlerle birey ruhen arındırılmaktadır. Bu çalışma, Tunceli’deki somut kültürel miras rolü nedeniyle Şı/Şâh Ahmet (Şeyh Ahmet) Mürşit Ocağına bağlı olan Ovacık Aktaş Babaları’nın türbe/ ziyaretgahlarını da kapsamaktadır. Çalışmanın metodolojisinde Teun A. Van Dijk’ın eleştirel söylem analizi kullanılarak Alevi inanç ve felsefesinin yeni nesillere aktarımı ve günümüzde geçirdiği dönüşümler tarihsel aktarım ve kentsel bellek ilişkisi üzerinden değerlendirilmiştir

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3
    Afet Yönetim Merkezlerinin Risk Yönetimi Performansının Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleriyle Değerlendirilmesi: Güneydoğu Anadolu Bölgesi Örneği

    Gul, Mervegül; Ozbey, Sümeyye

    Afetler, insanların günlük hayat akışını kesintiye uğratan fiziksel ekonomik ve sosyal kayıplara sebep olan doğal teknolojik veya insan kaynaklı olayların sonuçlarıdır. Ulusal düzeyde afet risklerinin oluşumunu önlemek ve riskleri azaltmak yerel düzeyde yapılan çalışmalara bağlıdır. Afet yönetim merkezleri, afetlerden sonra oluşabilecek can ve mal kaybının önüne geçilebilmesinde yerelin kritik bileşenidir. Etkilenen bölgelerdeki afet yönetim merkezlerinin, afet ve acil durumlara hazırlık düzeyi acil durumların afete dönüşmesini engeller. Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi, deprem, heyelan, sel, terör ve çığ gibi bir çok afete maruziyet yaşayan bir bölgedir. Yerelin afet hazırlığının artırılması için çalışma kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 4 şehir olan Gaziantep, Mardin, Diyarbakır ve Kilis illerinin AFAD (Afet ve Acil Durum Müdürlüğü) merkezlerinin afet risk yönetimi performansları Çok Kriterli Karar Verme Yöntemi (ÇKKV) ile değerlendirildi. Risk yönetimi performansı kriterlerinin önem ağırlıklarını belirlemede AHP (Analytical Hierarchy Process) yöntemi ve illerin hazırlık düzeyinin karşılaştırılması için TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) yöntemiyle sıralama yapılmıştır. Çalışma sonuçlarında afet yönetim merkezlerinin risk yönetimi performansının değerlendirilmesinde en önemli kriter riski belirleme, hazırlık düzeyi en yüksek il olarak Mardin ili belirlenmiştir. Çalışmanın bölgenin sürdürülebilir kalkınmasını tehlikeye atan afet potansiyeli olan kırılganlıkların belirlenmesinde, afetlere karşı dirençliliğin artırılması ve afet hazırlık planları için bir araç olması hedeflenmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3
    Kahramanmaraş Merkezli Depremlerde Profesyonel Ekiplerle Arama Kurtarma Çalışmasına Katılanların Deneyim ve Görüşlerinin Değerlendirilmesi

    Baş, Kazım

    Bu çalışmanın amacı, bir ilde Kahramanmaraş merkezli depremlerde profesyonel ekiplerle arama kurtarma çalışmasına katılanların deneyim ve görüşlerinin değerlendirmektir. Nitel türde olan çalışmanın verileri, 20 Kasım-2023 ile 26 Ocak 2024 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın çalışma grubunu, bir il merkezinde deprem sonrası arama kurtarma faaliyetlerine katılan katılımcılardan, ulaşılabilen ve araştırmaya gönüllü katılan 15 birey oluşturdu. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanıldı. Katılımcıların %66.7’si erkek olup, %53.3’ü evli, %40.0’ı lisans mezunu, %66.7’si arama kurtarmada 1-4 yıl deneyime sahipti. Katılımcıların büyük çoğunluğu arama kurtarma faaliyetlerine katıldıkları illerde ekiplerin sayısının yeterli olmadığını, ekiplerin, ekipmanların yetersiz olduğunu ve koordinasyonla ilgili sorunlar yaşandığını belirtti. Katılımcılardan bazıları olası depremlerde yerelde afet kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini önerdi. Bazı katılımcılar ise daha önce katılmış oldukları arama kurtarma faaliyetlerinde, afet sonrası sürece askeri personelin önemli katkısı olduğunu ancak Kahramanmaraş merkezli depremden sonraki ilk günlerde askeri personelden yararlanılmadığını ifade etti. Bu çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda, deprem sonrası müdahalede ilk günlerde ekiplerin yetersiz olduğu, deprem sonrasında koordinasyonsuzluk, teknik personel ve ekipman sorunu yaşandığı görülmüştür. Gelecekteki olası afetlere daha etkili müdahale edebilmek için arama-kurtarma ekiplerinin sayı ve niteliğinin artırılarak, kapasitesinin güçlendirilmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Application of GIS in Flood Risk Analysis and Mitigation Strategies: The Case of Uluova and İkitepe Streams

    Korkmaz, Meral; Uymaz, Muhammed

    In recent years, the frequency and severity of floods have increased significantly due to the effects of global climate change, leading to serious economic and social losses, particularly in agricultural production areas. Floods not only damage cultivated lands but also negatively affect the livelihoods and socio-economic structures of local communities. This situation necessitates accurate identification of flood risk in agricultural areas and timely implementation of appropriate mitigation measures. In this study, flood risk was investigated in agricultural lands surrounding the Uluova Stream located between Doğankuş, Karşıbağ, and the Keban Dam and the İkitepe Stream, which flows through the center of Mollakendi in Elazığ Province, Türkiye. These areas are characterized by intensive agricultural activities. Using Geographic Information Systems (GIS), seven key parameters distance to streams, land use, aspect, slope, soil structure, precipitation, and geological features were analyzed, and corresponding thematic maps were generated. Flood risk levels were determined through spatial analysis and classification of these parameters using ArcGIS software. Based on the results, areas with high flood risk were identified, and both structural and non-structural mitigation measures were proposed for these zones. The findings offer valuable insights to support sustainable agricultural production and rural development by minimizing potential flood damages and reducing associated economic risks in the region.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2024
    Çok Değişkenli İstatistiksel Yöntemler ile Yeşil Gelecek ve Refah Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Veysikarani, Dilek; Akdağ, Nuran

    Yeşil Gelecek Endeksi ve Legatum Refah Endeksi, toplumsal ve ekonomik kalkınmanın yanı sıra çevresel sürdürülebilirliği değerlendirmek için önemli araçlar olarak kullanılmaktadır. Bu endeksler, ülkelerin ekonomik büyüme hedefleri ve çevresel faktörler arasında denge kurmalarına olanak sunmaktadır. Çalışmada yeşil gelecek ve refah arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yeşil Gelecek Endeksi ve Legatum Refah Endeksi arasında var olduğu öngörülen ilişki kanonik korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Kanonik korelasyon analizi, iki veya daha çok sayıda değişken grubu arasındaki en yüksek ilişkiyi hesaplamak için kullanılan bir istatistiksel yöntemdir. Çalışmanın örneklem grubunu OECD ülkeleri oluştururken veri seti 2023 yılına ait göstergelerdir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, yeşil gelecek ve refah arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu sonuç, Yeşil Gelecek Endeksinin yani çevresel sürdürülebilirlik ölçütlerinin, refahı yansıtan açık ekonomiler alt boyutu ile arasında ters yönlü bir bağlantı taşıdığını göstermektedir. Bu nedenle sonuçlar, yeşil geleceğin hedeflerini ve ekonomik büyümeyi dengede tutma zorluğunu işaret etmektedir. Çalışmaya özgün değer katan ve onu bu alanda önemli kılan faktör, daha önce literatürde bu endeksler için aynı anda kullanılmamış olan istatistiksel analiz yönteminin kullanılmasıdır ve bu doğrultuda elde edilen sonuçlar ile geleceğe yönelik yeşil politika çerçevesinin çizilebilir hale gelmesidir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    İklim Krizinin Medyada Ele Alınışı: Akademik Eğilimlerin ve Çalışmaların Bibliyografik Analizi

    Kenes, Hatice

    Bu çalışma, 2000-2023 yılları arasındaki 23 yıllık süreçte Türkiye’de iklim değişikliğine dair medyada yer alan haberleri ve söylemleri ele alan akademik çalışmaları analiz etmektedir. İklim krizi, günümüzde en büyük çevresel tehditlerden biri olarak kabul edilmekte olup, Türkiye de bu etkileri derinden hissetmektedir. Bu bağlamda medya, farkındalık yaratma ve bilgilendirme konusunda kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle de medyanın kitleselliği ve kitlelere ulaşma hızı göz önüne alındığında iklim değişikliğinin farklı sonuçları ile medyada yer alıp almadığı, nasıl ve ne kadar yer aldığı kamuoyunun bilinçlenmesinde, kamusal baskı oluşmasında, konunun politik mecralarda tartışılmasında etkilidir. Aynı şekilde iklim değişikliğinin toplum, çevre, nüfus, ekonomi ve benzerine etkilerinin bilimsel olarak tartışılması, akademik kamuoyunda paylaşılması da, politika yapıcıların, sivil toplum örgütlerinin konuya dikkatlerinin akademik düzeyde çekilmesinde önemlidir. Bu çalışmanın amacı iklim değişikliğinin yarattığı sonuçların medyada yer alma biçimlerini sorunsallaştıran akademik metinleri analiz etmektir. Böylelikle iklim değişikliğinin medyada (televizyon, online/basılı gazeteler, sosyal medya, kitaplar, reklamlar, filmler, diziler vb.) nasıl ele alındığını sorunsallaştıran bilimsel çalışmalar bibliyografik olarak analiz edilerek iletişim çalışmaları alanındaki akademik ilginin haritası çıkarılacak ve saptamalarda bulunulacaktır.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex9TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    New Materialist Ecopoetics in Ian Hamilton Finlay’s Little Sparta: The Garden as a Living Text

    Demir, Ayşegül

    This article explores Ian Hamilton Finlay’s Little Sparta through the lens of New Materialism, presenting the garden as both an aesthetic space and an active agent that redefines human-nature relations. Central to this study are concepts like agential realism, vibrant matter, and intra-action, which highlight dynamic interactions between the garden’s installations and their surroundings. Rather than being solely shaped by human intervention, the garden evolves through natural processes—seasonal shifts, weather changes, and plant growth—making it a co-creative, living text. The study emphasizes Little Sparta’s role in challenging anthropocentric views by merging poetry with natural elements, thereby advocating a holistic understanding of ecological and cultural narratives. Through the integration of art and nature, the garden dissolves boundaries, illustrating interconnectedness and fostering environmental empathy. As a space of continuous interaction, Little Sparta positions itself as an ecopoetic landscape that prompts visitors to reconsider their role within ecosystems. This approach not only enhances aesthetic and ecological engagement but also demonstrates how New Materialist principles can transform our perceptions of both art and the environment.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Rekreasyon Alanlarına Katılım Tercih Etkenlerinin Belirlenmesi: (Elazığ Fethi Sekin ve Cip Mesire Alanları Örneği)

    Kırtepe, Abdurrahman; Simsek, Abdullah

    Bu araştırma Elazığ ilinde bulunan Cip ve Şehit Polis Fethi Sekin mesire alanlarına katılım gösteren bireylerin bu alanları tercih etmelerindeki nedenlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda, mesire alanlarına katılım gösteren 218’i erkek 182’si kadın olmak üzere toplam 400 birey gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların sosyo-demografik değişkenler (Cinsiyet, Yaş, Medeni Durum, Aylık Gelir, Eğitim Durumu, Haftalık Spor Yapma Sıklığı ve Rekreasyon Alanları Tercih Nedeni) ile ilgili bilgiler, araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında ise 24 madde ve 5 faktörden oluşan “Rekreasyon Alanları Tercih Etkenleri Ölçeği” kullanılmıştır. Katılımcıların tanımlayıcı özelliklerinin incelenmesinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi ölçüler kullanılmıştır. Araştırmada iki grubu karşılaştırmak için, bağımsız iki örnek t-testi ve ikiden fazla grubu karşılaştırmak için de tek yönlü Anova analizi ve faktör analizi kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizi kullanılmıştır. Demografik özelliklerin dağılımlarını göstermek amacıyla frekans tabloları kullanılmıştır. Verilerin bilgisayar ortamına aktarılması istatistiki programlar anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, rekreasyon alanlarını tercih etkenleri arasında en düşük puanların aktivite boyutunda olduğu görülmektedir. Rekreasyon alanlarında yeterli personelin bulunması, sportif çeşitliliğe imkan sağlaması, konum açısından ulaşılabilir olması ve fiziki imkanlar açısından yeterli olması gibi konularda; yeterli çalışmaların yapılarak bu alanların sürdürülebilir nitelikte düzenlenmesi veya tasarlanması gerekliliği sonucu elde edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Systematic Literature Review and Scientific Maps on Ecological Architecture and Eco-Architecture

    Dal, Murat; Burkut, Emine Banu

    The purpose of this article is to examine systematic literature reviews and scientific maps on the subjects of Ecological architecture, eco-architecture, and ecological architectural design. The method of this research is bibliometric analysis, one of the quantitative research methods. The data of the research are publications in the Scopus database between 2000 and 2023. For the analysis, graphics from the Scopus database and the Biblioshiny software program were used. Research findings offer a comprehensive overview of theories, concepts, trends, and publications in the field of ecological architecture, eco-architecture, and ecological architectural design. Additionally, the concepts that stand out in the publications are ecology, sustainable architecture architectural design, environment, green building, design, energy efficiency, architecture design, green architecture, experimental simulation, sustainable design, landscape, nature, sustainable design, thermal design, architectural education, climate change, construction, ecological architecture design. The significance of this research lies in its provision of a conceptual foundation for future studies in the intersection of ecology and architecture. For future research, it is recommended to conduct studies using various databases such as Web of Science, ProQuest Dissertations & Theses Global, etc., at different intervals over the years.

    AtıfOpenAlex7TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    İşçi Sınıfı ve Mücadelesinin Post-modernist Reddinin Medyadaki Yansıması: THY Grevi ve Cerattepe Direnişi Örneklerinin Karşılaştırılması

    Dagtas, Erdal; Aydin, Nursen

    Kapitalist üretim sisteminin her yeniden yapılanma süreci, işçi sınıfı aleyhine sonuçlanan değişim ve dönüşümü beraberinde getirmiştir. Bununla birlikte, Sovyet sosyalist düzenin dağılmasının ardından kapitalist sistemin alternatifsiz mutlak gücünü ilan etmesi, sınıfların ortadan kalktığını savunan post-modern görüşlere dayanak oluşturmuştur. Sözü edilen görüşler, Marksizmin sınıf mücadelelerine atfettiği ayrıcalıklı konumun post-kapitalist toplumlarda geçerliliğini büyük ölçüde yitirdiğini ve çoğulcu kimlikler temelindeki sorunların siyaset alanının gündemini oluşturduğunu savunmaktadır. Kuramsal anlamda sınıf hareketlerinin yok sayılması gerek sanayi gerekse hizmet sektöründeki işçi sınıfının sermayeye karşı devam eden mücadelesinin somut varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Toplumsal bir gerçeklik olan sınıf mücadelelerinin inkâr edildiği kuramsal görüşlerin yaygınlık kazanmasında neo-liberalizmin hegemonya alanlarından biri olarak medyanın ideolojik işlevi yadsınamaz. Bu çalışma, işçi sınıfı ve mücadelesinin sona erdiğini ileri süren post-modern görüşlerin egemen hale gelmesinde medyanın işlevini sorgulamaktadır. Bu doğrultuda, sınıf temelli toplumsal hareket örneği olan THY grevi ile yeni toplumsal hareket örneği olan Cerattepe direnişinin basılı gazetelerdeki (Evrensel, Hürriyet, Yeni Şafak) ve alternatif haber sitelerindeki (Bianet, Sendika.org, T24) sunumu eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelenmiştir. Temsil ettikleri ideolojiler temelinde belirlenen medya kuruluşlarının THY grevi ve Cerattepe direnişi özelinde, işçi sınıfı ve çevre hareketleri konusunda nasıl bir tutuma sahip oldukları ortaya konulmuştur. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, verilerin toplanmasında metin çözümlemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Bu bağlamda, çalışmanın çözümleme nesnesi basılı gazetelerde ve alternatif haber sitelerinde yer alan THY grevi (15 Mayıs-21 Aralık 2013) ve Cerattepe direnişi (21 Haziran 2015-29 Şubat 2016) ile ilgili köşe yazıları çözümlenmiştir. Böylece, kuramsal alanda işçi sınıfını ve mücadelesini görmezden gelen görüşlerin ve neo-liberal bakış açısının taşıyıcısı olarak medyanın rolüne dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte, işçi sınıfı ve çevre hareketleri söz konusu olduğunda, basılı gazetelerin ve alternatif haber sitelerinin tutumunda farklılık olup olmadığı sorusuna yanıtlar aranmıştır. Sonuç olarak, sınıf hareketlerinin yeni toplumsal hareketler karşısında ideolojik açıdan ayrımcılığa uğradığı gözlenmiştir. Sınıf mücadelelerinin sona erdiğini ileri süren post-modern görüşler, ana akım medya aracılığıyla yeniden üretilerek egemen hale getirilmektedir. Bu noktada, özellikle sosyalist sol basın ve alternatif haber siteleri, işçi sınıfının ve sınıf temelli hareketlerin toplumsal gerçekliğinin kamuoyuna doğru yansıtılması bakımından önem taşımaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Consumers’ Preferences for Drinking Water in Istanbul City

    Erguven, Gokhan Onder; Kanat, Gurdal; Erguven, Gozde

    Water is an indispensable resource for living things to survive. In addition to its direct consumption, water is also used in the preparation of foods necessary for eating and drinking. Therefore, it is extremely important that the water used is drinkable, healthy and safe. The aim of this study is to determine the place of network water as drinking water in consumer preferences. In accordance this purpose, an online questionnaire was prepared with 274 participants from different age groups, including students from Yıldız Technical University (YTU) Department of Environmental Engineering and their relatives and neighbours, including different ages and occupational groups. With this questionnaire, the factors affecting their water preferences and water usage profiles were determined. As a result of the survey, 54.1% of the participants use carboy water, 33.8% use pet bottle water, 12.1% use network water. The criteria that consumers pay attention to in their water preferences are taste, smell, color, cleanliness and the amount of mineral substances in the water, respectively. The reasons for preferring the carboy water, which is preferred by the majority, are that they find the carboy water cleaner and safer and that it tastes better. On the other hand, participants who preferred tap water stated that 33.3% of them preferred this water because its clean and reliable properties, 33.3% of it was affordable and 22.2% of it was easily accessible. When the degree of trust in the network water was questioned, 12.2% of the participants said that they found the network water safe, 40.5% did not find it safe and 47.3% said they were not sure. In addition, when the participants ranked carboy water, pet bottle water and network water according to the degree of reliability, the network water was found to be reliable with a large rate of 89.2%. 35.1% of the respondents stated that they would prefer to drink tap water if the Water Administration periodically discloses their water quality reports and indicates that the network water is clean enough.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ3
    Demirköprü Baraj Gölü’nde İlk Dreissena polymorpha (Pallas, 1771) ve Unio pictorum (Linnaeus, 1758) Kaydı ve Bazı Biyometrik Parametrelerinin Değerlendirilmesi

    Kocabaş, Mehmet; Kutluyer Kocabaş, Filiz

    Manisa İli sınırları içerisinde yer alan Demirköprü Baraj Gölü’nde yaşayan Dreissena polymorpha (Pallas, 1771) ve Unio pictorum (Linnaeus, 1758) türlerine ait bazı biyometrik özellikler çalışılmıştır. Çalışma alanında toplanan bireylere ait uzunluk (mm), genişlik (mm), yükseklik (mm) verileri dijital kumpas ile; bireylerin ağırlıkları (g) hassas terazi kullanılarak ölçülmüştür. Bireylere ait veriler sırasıyla; ortalama kabuk uzunluğu 30.48±5.40 ve 61.02±7.78 mm, kabuk genişliği 14.48±2.33 ve 32.01±4.48 mm, kabuk yüksekliği 14.72±3.02 ve 17.87±3.43 mm ve ağırlığı 5.19±0.94 ve 23.08±2.90 g olarak belirlenmiştir. Temel bileşenler analizine göre, her iki tür için kabuk yüksekliği, kabuk genişliği, kabuk uzunluğu ve ağırlık arasında güçlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Toplam varyansın U. pictorum ve D. polymorpha türleri için % 97.913 ve % 94.379’luk kısmının iki temel bileşen tarafından açıklanmış olduğu tespit edilmiştir. D. polymorpha ve U. pictorum türü bu çalışma ile Demirköprü Baraj Gölü’nden ilk defa rapor edilmiştir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Katı Atık Yönetiminde Kompostlaştırmanın Önemi, Problemler ve Çözüm Önerileri: Türkiye Örneği

    Erguven, Gokhan Onder; Kanat, Gurdal

    Organik atıkların yüksek üretim oranları ve bu atıkların açık çöp sahalarına veya sıhhi olmayan depolama alanlarına atılması olumsuz birtakım çevresel, ekonomik ve sosyal sorunlara neden olmaktadır. Kompostlama, organik atıkların yönlendirilmesinde daha temiz teknolojilerden birini temsil eder. Elde edinilen son raporlara göre, Türkiye'de 2018 yılında üretilen belediye atık miktarı 32,2 milyon ton olarak gerçekleşti. Diğer ülkelere benzer şekilde, Türkiye'de belediye atıklarının en uygun ve ekonomik yöntemlerle bertaraf edilmesi planlanmaktadır. Belediye atık yönetimi planlaması yönetmeliklerin amaçlarına dayanmaktadır. Mevcut durumda, Çevre Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de 8 adet biyolojik atık işleme tesisi bulunmaktadır. Ayrıca, karışık belediye atıklarının işlendiği 6 mekanik-biyolojik ön arıtma ve geri dönüşüm tesisi bulunmaktadır. Atık yönetim planlarında, 2023 yılında oluşan atıkların %65'i düzenli depolama ve %35'i geri kazanımı hedeflenmiştir. Bu çalışmada, Türkiye ve diğer benzer ülkelerdeki belediye atık yönetimi sorunlarının detayları ve başarı öyküleri incelenmiş ve bunlara ilave olarak sonuçlar tartışılmıştır. Kompostlamanın birçok ülke ve Türkiye'de, bazı sorunlarından dolayı hala yaygın bir yöntem olmadığı görülmektedir. İdari ve teknik faktörler değerlendirildiğinde, atık transferi ile düzenli depolama ve biyogaz geri kazanımı ülkedeki en iyi, en kolay ve ekonomik yöntemdir. Biyolojik ve katı atık yönetimi oldukça önemli bir iştir. Bu proses yönetim sistemi için önemli bir rol oynar. Buna ilave olarak Türkiye’deki ve özellikle İstanbul ilindeki ulusal sıfır atık faaliyetleri ile ilgili yönetim ilk aşamadadır ve bu işlemlerin daha iyi sonuç almaları için uzun bir zaman periyoduna ihtiyacı olduğu aşıkardır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex6TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    The Impact of Urbanization On Energy Consumption and Carbon Emissions in Turkey

    Kahraman, Gökhan

    Turkey's economic development in terms of urbanization, consumption of electricity is a significant pressure on the natural environment. In order to reduce the effects of this pressure in parallel with economic growth, it is necessary to reduce the dependence on foreign sources in energy while reducing the amount of carbon emissions that cause environmental pollution. Therefore, Turkey's economic growth of urbanization in order to continue in a healthy way, the relationship between the amount of energy consumption and carbon emissions need to be better understood. The target to reduce the economic and environmental impacts of economic growth and urbanization with increasing energy needs to the minimum should be to use renewable energy sources efficiently. The aim of this study urbanization in Turkey, the relationship between electricity consumption and carbon emissions is to examine the amount of time series analysis. The increase in the amount of carbon emission, the increase in population and the increase in electricity demand in comparison with years and sectoral basis were compared. discussing the results obtained from the graph are interpreted in how it has changed that and more weight which results results obtained from the graphic industry where the bet is causing the increase of electricity demand with urbanization between 1990-2017 years in Turkey. Graphic shows the results obtained from the last 27 years the amount of carbon emissions in Turkey, the population and electricity demand is increasing in parallel with each other. Especially the rise in demand for electricity and carbon emissions, but not appear as a result of this parallel Turkey's recent emphasis on renewable energy sources.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex15TR Dizin11
    TR Dizinİncele