Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Sertel, Savaş(3)
- Acun, Serdar(2)
- Başaran, Erkin(2)
- Acar, Sedat(1)
- Altı, Aziz(1)
- Aslan, Alper(1)
- Bayzan, Şahin(1)
- Can, Umit(1)
- Ceylan, Mehmet Akif(1)
- Dal, Nursel Alp(1)
- Dıvrak, Uysal(1)
- Güler, Nuran(1)
- Güler, Zuhal(1)
- Güllü, Mehmet(1)
- Güneş, Bayram(1)
- Gürarslan Baş, Nazan(1)
- Isik, Sevket(1)
- Karataş, Belkıs(1)
- Konurhan, Zekeriya(1)
- Kurşun, Engin(1)
- Kılıçaslan, Aydın(1)
- Pehlivan, Ceren(1)
- Sarı, Sacit(1)
- Serin, Emine Kaplan(1)
- Taş, İsmail(1)
- Tuncel, Gokhan(1)
- Turgut, Yiğit Emrah(1)
- Utku, Anıl(1)
- Yuzbasi, Bahadir(1)
- Yıldırım, Önder(1)
- Yılmaz, Turkan Karakuş(1)
- Özcan, Ecesu(1)
- Özsel, Doğancan(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026The Role of Socio-Economic Development Level in Van Province on Migration
Pehlivan, Ceren; Yuzbasi, Bahadir; Tuncel, Gokhan
The evolution of socioeconomic indicators in Turkey is critical to the survival of regional differences. The difference in development between regions leads to migration between provinces. Particularly certain patterns of economic programs and social and political problems constitute the main reasons for the increase in migration between them. When examining migration, it must be considered together with the social and economic structure. Because the most visible phenomenon that reflects the developments in the economic and social structure is migration. Migration is explained and examined with different components in terms of its content. In our study we investigated the concept of migration, which has many effects and features, in the context of Van Province. The Geographically Weighted Regression and Ordinary Least Squares Analysis were used in the research. According to the OLS model, the level of socioeconomic development explained 36% of the total variance (adjusted R2) in migration The GWR model explained 53% of the total variance in migration by socioeconomic development level. This represents a 17% increase over the OLS model. The GWR model showed an increase in model fit, while the AIC criterion decreased when compared to the OLS model. Similarly, the fact that the sum of squares is less in the GWR model now proves its superiority
- MakaleYalnız künye2024Do Changes in Demographic Factors Affect Public Health Expenditures? The Case of Turkiye
Sarı, Sacit
The main objective of this study is to analyze the effect of demographic factors on public health expenditures in the Turkish economy for the period between 1980 and 2021. Time series methods are employed in this analysis. The stationarity of the variables is tested with the conventional unit root test, while Zivot-Andrews unit root test is employed to identify potential structural breaks in the data. The existence of long-run relationships between non-stationary variables is investigated using the ARDL bounds test method. According to the analysis results, a persistent and statistically significant association exists between public health expenditures and GDP, contingent upon variables such as the old dependent population ratio, urbanization, and population. While increases in national product decrease public health expenditures, increases in demographic variables cause an overall rise in total public health expenditures. Increasing life expectancy, changing demographic structure, urbanization, and advances in medical technology have significantly increased health expenditures. Policymakers must establish strategies to boost the representation of the private sector in the health market if public health spending is to be sustainable and efficient.
- MakaleAçık Erişim2023Türkiye’deki Ebeveynlerin İnternet Kullanım Alışkanlıkları ve Dijital Okuryazarlık Becerileri Üzerine Bir Araştırma
Kurşun, Engin; Turgut, Yiğit Emrah; Yılmaz, Turkan Karakuş; Aslan, Alper; Bayzan, Şahin; Yıldırım, Önder
Araştırmanın amacı, Türkiye’deki ebeveynlerin internet kullanım alışkanlıklarını, dijital okuryazarlık becerileri araştırmak ve ebeveynlerin çocuklarını dijital risklerden korumadaki arabuluculuk stratejilerini incelemektir. Bu amaçla ebeveynlerin; internette bilgiye erişebilme, gizliliklerini sağlayabilme, pozitif içerik üretebilme, dijital araçları bilinçli ve güvenli kullanabilme gibi operasyonel, yaratıcı ve mobil becerileri incelenmiştir. Bu çalışmanın örneklemi, Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması düzey-2’ye göre Türkiye’nin 81 ilden seçilen ve 8-16 yaş grubundaki çocukların ebeveyni olan 10.475 kişiden oluşmaktadır. Veriler, Global Kids Online çerçevesine uygun olacak şekilde kişisel ve demografik bilgi formuna ek olarak araştırmacılarca hazırlanan 23 soruluk veri kümesi kullanılarak çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Veriler betimsel istatistik modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular; ebeveynlerin büyük çoğunluğunun internet erişimi için akıllı telefon kullandığını, interneti zaman alıcı ve mahremiyet konusunda endişeye sebep olan bir platform olarak algıladıklarını ortaya koymuştur. Erkeklerin operasyonel ve bilgiyi tarama becerilerinin kadınlara oranla yüksek olduğu, sosyal gizlilik becerisinin ise değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Ebeveynler, kızlar için aktif arabuluculuk faaliyetlerini tercih ettiği ancak ebeveynlerin yaşı ilerledikçe aktif arabuluculuk düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Anneler, babalara oranla çocuklarının internet faaliyetlerini daha sık kontrol etmektedir. Ebeveynlere göre erkek çocuklar, kız çocuklardan daha fazla internet riskleriyle karşılaşmaktadırlar. İnternette karşılaştığı durumlarla ilgi kız çocuklar, erkek çocuklardan daha fazla ebeveynlerine başvurmaktadır. Ebeveynlerin büyük bir çoğunluğu, çocuklarının internette karşılaştığı sorunlardan habersizdir.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Tunceli ilinde iç göç hareketleri
Konurhan, Zekeriya; Ceylan, Mehmet Akif
İç göç, bireyler, topluluklar ve bir bütün olarak ülkeler için geniş kapsamlı etkileri olan, ekonomik, sosyal ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonundan etkilenen karmaşık ve çok yönlü bir süreçtir. İç göç hareketleri, bir ülke sınırları içerisinde çeşitli nedenlerden dolayı farklı yönlere doğru gerçekleşir. Türkiye’de de özellikle kırsal alanlardan daha gelişmiş şehirlere doğru bir iç göç hareketi söz konusu olmuştur. Ülkede gerçekleşen göç hareketleri özellikle 1950’li yıllardan itibaren hızlanmış ve 1980-1990’larda üst düzeye çıkmıştır. Bu süreçte özellikle 1980’lerden sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu hem isteğe bağlı hem de zorunlu nedenlerle göç edenlerin en fazla olduğu bölgeler durumuna gelmiştir. Tunceli’de en önemli göç hareketlerinden biri Cumhuriyetin ilk yıllarında Dersim isyanı sonrasında gerçekleşen zorunlu göçlerdir. Yine Tunceli’de 1985-2000 ile 2015-2017 yıllarında yaşanan terör olayları sonrasında göçler meydana gelmiştir. Bunların dışında Tunceli’de daha çok ekonomik sebeplerle isteğe bağlı göçler de yaşanmıştır. Bunun en büyük göstergesi İstanbul şehrinde ikamet eden (yaklaşık 85bin-kişi) ve Tunceli ili nüfusundan fazla olan Tuncelilerin varlığıdır. Çalışmanın temel istatistik verileri, Türkiye İstatistik Kurumu’ndan temin edilmiş olup bazı arşiv belgeleri, literatür ve bazı gözlemlerden de yararlanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre Tunceli ili sürekli göç veren bir ildir. Nitekim Tunceli ili belirli dönemlerde artış ve azalış yaşansa da 2021 yılına kadar genellikle dışarıya göç vermiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Covid-19'un Yayılım Tahminine Yönelik Makine Öğrenmesi ve Derin Öğrenme Tabanlı Karşılaştırmalı Bir Analiz Türkiye İçin Örnek Bir Çalışma
Utku, Anıl; Can, Umit
Salgınlar tarih boyunca çeşitli zaman dilimlerinde ortaya çıkmış ve insan topluluklarına ciddi zararlar vermiştir. Günümüzde ise bu salgınların modern versiyonu Covid-19 milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve bir o kadarının da sağlık sorunları yaşamasına yol açmıştır. Tüm dünya, altyapı, finans, veri kaynakları, koruyucu donanımlar, hayati risk tedavileri ve diğer birçok kaynak açısından bu ölümcül hastalığın yayılmasına karşı mücadele etmek için inanılmaz çaba sarf etmektedir. Araştırmacılar ülke çapında paylaşılan verileri kullanarak bu salgın durumunu analiz etmek için matematiksel modeller geliştirmektedirler. Ülkeler salgın hızına bağlı olarak bu salgınla mücadele etmeye çalışmaktadırlar. Bu çalışmada Türkiye özelinde vaka ve ölüm sayılarının tahmin edilmesi için LSTM tabanlı bir tahmin modeli oluşturulmuştur. Bu modelin tahmin başarısını ölçmek için RF, SVM, XGBoost, MLP, CNN ve RNN olmak üzere popüler derin öğrenme yöntemleri dâhil altı makine öğrenmesi yöntemi kullanılmıştır. MSE, RMSE, MAE ve R2 metrikleri cinsinden elde edilen sonuçlara göre vaka ve ölüm sayılarının tahmininde en başarılı model LSTM olmuştur.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022Comparison Of Outdoor and Indoor Playground Qualifications of State and Private Kindergartens: Case of Malatya Province
Güllü, Mehmet; Özcan, Ecesu
In this study, it is aimed to contribute to the determination of the most appropriate spatial dimensions by comparing the dimensions of the indoor and outdoor playgrounds in private kindergartens and public kindergartens in Malatya. In this study, document analysis method was used. When the research findings are examined, it is seen that although there are not specifically multi-purpose halls in public schools other than classrooms, the playgrounds of public kindergartens have large areas where students can engage in activities comfortably compared to private institutions. Again, it has been found that public kindergartens have larger areas in indoor playgrounds compared to private kindergartens regarding quotas, in terms of quota based area measurements.In future research, applying motor skill tests to children studying in public kindergartens and private kindergartens, which have two different service standards, will provide detailed and targeted answers about field competencies from the results achieved.
- MakaleYalnız künye2022The Relationship Between Perceived Social Support and Exercising During Pregnancy and Factors Affecting this Relationship
Serin, Emine Kaplan; Dal, Nursel Alp
There are many benefits of exercise practices during pregnancy. However, pregnant women do not exercise or continue despite their benefits. Social support is needed to keep the exercise going. This study aimed to investigate the relationship between perceived social support and exercising during pregnancy and the factors affecting this relationship. This descriptive cross-sectional study was conducted on 164 pregnant women. In the collection of the research data, a questionnaire form, Multidimensional Scale of Perceived Social Support (MSPSS), and Women’s Physical Activity Self-Worth Inventory (WPASWI) were used. It was determined that 74.7% of the participants exercised during their pregnancy period and 36.5% of them exercised regularly. The mean total MSPSS score of the pregnant women was found to be 25.37 ± 12.06 and it was determined that the social support they received was low. The mean total WPASWI score of the pregnant women was found to be 107.27 ± 18.35 and it was determined that their physical activity levels were good. A statistically significant correlation was found between MSPSS and WPASWI in the negative direction (p <0.001). As a result of this study, it was determined that perceived social support affects exercising during pregnancy.
- MakaleAçık Erişim2022İç göçler bağlamında trabzon dışında yaşayan trabzonlulara dair karşılaştırmalı bir analiz (2013-2021)
Başaran, Erkin; Kılıçaslan, Aydın
İç göç hareketliliği açısından Karadeniz Bölgesi’nin en önemli illerinden biri olan Trabzon, I. Dünya Savaşı süreci ve 1950’li yıllardan günümüze gelen zaman dilimi olmak üzere 2 ana dönemde ciddi bir göç akışına sahne olmuştur. Trabzon, hem Erzurum, Rize ve Samsun gibi çevre illerle hem de İstanbul, Kocaeli, Ankara ve Bursa gibi metropollerle önemli bir göç alışverişine sahiptir. Kuşkusuz geçmiş yıllardan beri süregelen bu göç akışları, birçok şehirde önemli miktarda Trabzonlu nüfus birikimini beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada Trabzon’un iç göç hareketliliği belirli göstergeler kullanılarak ortaya konulmuş ve Trabzonluların 2013-2021 döneminde en çok ikamet ettikleri iller karşılaştırmalı olarak ilçeler bazında mekansal analize tabi tutulmuştur. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Genel Nüfus Sayım ve Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerinin temel alındığı çalışmada bulgular tablo, grafik ve haritalarla gösterilmiştir. Araştırmada Trabzonluların Trabzon dışında en çok ikamet ettikleri İstanbul, Kocaeli, Ankara, Bursa ve Samsun illerinin merkezi aksında bulunan ve sosyo-ekonomik gelişmişliği yüksek ilçelerinde yaşadıkları tespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye202116.YÜZYILDAN 20.YÜZYILA çorum eşençay köyü tarihi (nüfus, yerleşim, vergi)
Dıvrak, Uysal
Anadolu, Osmanlının doğudan gelen Türkmenleri yerleştirdiği ve kuracakları devletlerinin temelini attıkları topraklardır. Anadolu’nun tamamen kazanılması sayesinde Osmanlı Devleti, çok büyük bir coğrafyada uzun süre hâkim olmuştur. Tarihte Anadolu’nun değişik yerlerinde aynı aidiyete mensup topluluklar bir araya gelerek yerleşim birimleri oluşturmuşlardır. Çorum’da kır yerleşmesi olarak görülen ve günümüzde üç parçaya ayrılan Eşençay Köyü’nün tarihi gelişimi, nüfusu ve geçmişte ödediği vergiler inceleme konusu yapıldı. Köyün bu üç bölümünün son nüfus sayımlarında toplam 576 kişiden oluştuğu görülmektedir. Köyün ekonomik ve sosyal durumu tahlil edilerek geçimlerini nasıl sağladıkları ortaya konuldu. Ayrıca kadı mahkemesine, köy halkının ne tür sıklıkla ve hangi şikâyetlerle gittikleri ortaya çıkarıldı. İlk olarak 1570 yıllarında köyün ismi ile ilgili kayıtlara tesadüf edildi. Bilindiği üzere Osmanlı Devleti, vergi almak ve gelir mülklerini tespit etmek için tahrirler ve sayımlar yapmıştır. Eşençay Köyü de bu sayımlara tabi oldu. Köy’de üretilen tarımsal ürünlerin neler olduğu görüldü. Geçmişten günümüze köyün nüfus durumu da ortaya konuldu. Özellikle Osmanlı Arşivi belgelerinden faydalanılarak hazırlanan bu çalışmada köyün tarihi ile alakalı tahrir, nüfus, temettuat ve şer’iyye sicil defterlerinden istifade edildi. Çalışmanın, yerel tarih çalışması yapacaklara katkı sunması, özelde ise Eşençay Köyü kütüğüne kayıtlı olanların köylerinin geçmişini öğrenebilmelerini hedeflemektedir. Ayrıca, Osmanlı belgelerinden köyün tarihsel gelişimi, sosyo-ekonomik durumu ve çevre köyler ile farklılıkları ortaya çıkarıldı.
- MakaleAçık Erişim2021Üniversitenin kentin nüfus yapısına etkisi: gümüşhane örneği \r
Başaran, Erkin; Isik, Sevket
Türkiye’de özellikle 1990’dan sonra üniversite sayısında meydana gelen büyük artış, üniversitelerin başta ekonomik olmak üzere, çeşitli\retkilerini konu alan geniş bir literatür yaratmıştır. Bu literatür incelendiğinde üniversitelerin kentlerin nüfusu üzerindeki etkilerini temel\raraştırma konusu yapan çalışmaların sınırlı olduğu; üniversitenin farklı etkilerinin incelendiği araştırmalarda ise nüfus konusunun daha\rçok betimleyici bir veri olarak kullanıldığı görülür. Bu nedenle, kentlerin demografik profilini değiştirmedeki önemli rolüne rağmen,\rTürkiye’de üniversitelerin kentlerin nüfusunda hangi değişimleri yarattığı sorusuna somut bir yanıt bulmak güçtür. Oysa giderek artan\röğrenci ve personel sayılarıyla, üniversitelerin kentlerin nüfusunda yarattıkları değişimin boyutunu bilmek, kentlerin sadece fiziki\rgelişmesini ve planlamasını değil, sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan ortaya çıkabilecek sorunların çözümü ve ihtiyaçların belirlenmesi\riçin de önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı da Gümüşhane Üniversitesi’nin kentin nüfus miktarında, yaş yapısında ve göç\rverileri üzerindeki etkilerine odaklanarak, giderek büyüyen literatüre katkıda bulunmaktır.\rÇalışmada, üniversitenin büyük bir kısmının Gümüşhane kentinde yer alması nedeniyle, nüfusa ilişkin en çarpıcı değişimlerin de burada\ryaşanacağı dikkate alınmıştır. Bu nedenle, öncelikle kent nüfusunun miktarı ve yaş yapısı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri temel\ralınarak incelenmiş ve üniversitenin kurulmasıyla meydana gelen değişimler ortaya konmuştur. Üniversitenin nüfus hareketleri\rüzerindeki etkilerinin belirlenmesinde, nüfusun doğum yeri bilgileri ile başka il nüfusuna kayıtlı nüfus verileri kullanılmıştır. Ancak,\rnüfusunun doğum yeri ve kayıtlı olduğu il bilgileri, veri sınırlılığı nedeniyle Merkez ilçe bütününde incelenebilmiştir. Üniversitesi’nin il\rbütünündeki nüfus hareketlerine etkisini sorgulamak amacıyla, Gümüşhane ilinin daimi ikamet verileri de değerlendirilmiştir.\rElde edilen sonuçlar, Gümüşhane Üniversitesi’nin kurulduğu 2008 yılından itibaren kentin nüfusunda önemli artış yaşandığını\rgöstermektedir. 2008 yılında 26.208 olan kent nüfusu, 2011’de 31.011’e, 2017 yılında ise 46.602’ye yükselmiştir. Kent nüfusundaki\rbüyüme, nüfus artış hızlarına da yansımış, 2007-2008 döneminde ‰ -66 olan artış hızı 2013, 2014 ve 2016 yıllarında ‰ 100’ü aşmıştır.\r2007 yılında üniversite öğrencilerinin kümelendiği 15-29 yaş grubunun kent nüfusundaki payı %29,1’ken bu oran 2015’te %43,9’a\ryükselmiştir. Varılan sonuçlardan bir diğeri de, üniversitenin Gümüşhane’nin göç verileri üzerinde de etkileri olduğu yönündedir.\rÜniversite kurulmadan önce, Merkez ilçe nüfusunun ancak %16’sı başka il doğumlulardan oluşurken, bu oran 2019’da %42’ye\ryükselmiştir. Merkez ilçe nüfusunda, başka illere kayıtlı nüfusun miktarında ve oranında da, büyük bir artış meydana gelmiştir. 2007\ryılında Merkez ilçe nüfusunun sadece %13,9’u başka illere kayıtlıyken, bu oran 2019 yılında %35,7’ye ulaşmıştır. Tüm bu sonuçlar,\rüniversitelerin özellikle küçük ve orta büyüklükteki kentlerin nüfus artışı, yaş yapısı ve nüfus hareketlerine yeni bir ivme kazandırdığını;\rbu kentlerin daha kozmopolit bir yapıya dönüşmesinde oynadıkları rolü ortaya koyması açısından önemlidir.\rGümüşhane kentinde, makalenin temel argümanlarıyla çelişki yaratan 2017’den sonraki nüfus azalmasında ise 2019 yerel seçimlerinde\ryaşanan seçmen hareketliliği ile COVID-19 pandemisinin etkisini gösteren bazı bulgulara ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2020Türkiye’de Genç İşsizliğinin Görünümü ve Özellikleri Üzerine İnceleme
Acun, Serdar
İşsizlik Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olagelmiştir. 2000’li yıllarda yaşanan yerel ve küresel ekonomik krizlerle birlikte sürekli artış gös-teren işsizlik, 2015 yılından itibaren çift hanelerin üzerine çıkmıştır. İşsizlikteki artışla beraber 15-24 yaş aralığındaki işsizliği ifade eden genç işsizliği de sürekli artmıştır. Verilere bakıldığında genç işsizliği oranları toplam işsizlik oranlarının çok üzerinde seyretmiştir. Bu farklılık emek piyasası açısından gelecekte daha da ağırlaşacak sorunları ifade etmektedir. Çalışma verileri 2004-2018 yılları TÜİK hanehalkı işgücü anketleri mikro veri setlerinden derlenirken çalışmada genç işsizlerin cinsiyet ve eğitim seviyesi gibi kişisel özelliklerinin yanı sıra aradıkla-rı meslek türleri, daha önce iş deneyimi olup olmadığı ve iş deneyimi olanların neden işten ayrıldığı ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Gençlerde eğitim seviyesi artıkça işsizliğin nasıl değiştiği ve cinsiyet ayrımına göre işsizlik oranlarının nasıl farklılaştığı ele alınmıştır. Çalışmada genç işsizler içinde kadınların payının 2004 yılından 2018 yılına kadar sürekli yükseldiği, aynı dönemde üniversiteli genç işsizlerin sayısının giderek arttığı ve toplam genç işsizler içindeki payının da buna paralel yükseldiği, gençlerin aradıkları mesleklerde eğitim seviyesine göre önemli değişiklikler gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye emek piyasası ile verilen eğitim arasındaki uyumsuzluk nedeniyle artan eğitim seviyesinin işsizliği azaltıcı yöndeki etkisinin sınırlı kaldığı çalışmada ortaya çıkan önemli sonuçlar-dan bir diğerini oluşturmaktadır.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2020Türkiye’de illerin mutluluğu
Güneş, Bayram; Taş, İsmail; Acar, Sedat
Bu çalışma, Türkiye’de bireylerin mutluluğuna etki eden faktörleri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, mümkün olduğu ölçüde geniş tutulan bir model oluşturulmuş ve bu model hem Türkiye genelinde hem de iller düzeyinde sınanmıştır. Modelde yerli literatürde içerilmeyen cinsiyete ve gelire bağlı toplumsal baskı, borçluluk, devlet hizmetlerinden memnuniyet, bireyin yakın çevresiyle ilişkilerinden duyduğu memnuniyet gibi değişkenlerin kullanılmış olması ve söz konusu modelin 81 il bazında yinelenmiş olması çalışmanın temel katkılarıdır. Çalışmamızda sıralı lojistik regresyon modeli kullanılmıştır. Model sonuçlarına göre, Türkiye’de bireylerin genel olarak benzer faktörlerden mutlu ya da mutsuz olduklarını söylemek mümkündür. Evliliğinden, işinden, sağlığından, gelirinden, sosyal hayatından ve kamusal hizmetlerden memnun olan, üniversite mezunu, yakın sosyal çevresi ile olumlu ilişkiler kuran, iyimser ve kadın bireylerin daha mutlu oldukları görülmektedir. Buna karşın evliliklerinden memnun olmayan, işsiz, borçlu, suça maruz kalan, cinsiyetinden ve gelirinden dolayı üzerinde baskı hisseden bireylerin daha mutsuz oldukları tespit edilmiştir. Modelin illere uygulanması bir takım ek bilgiler sunmaktadır. Bu sayede, değişkenlerin istatistiki olarak anlamlı ya da anlamsız oldukları illerin dağılımlarını, bazı durumlarda yığılmalarını izlemek mümkün olabilmektedir. Diğer taraftan, Türkiye geneli analizde bulunan örneğin pozitif bir ilişkinin il düzeyinde negatif olabildiği (ya da tersi) gözlenebilmektedir. Bu durum, analizlerin il düzeyine de genişletilmesi gerekliliğine işaret etmektedir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2019Determinants of Income Distribution in OECD Countries
Acun, Serdar
The global economic crisis of 2008, which had begun in the US real estate market and then spread to Europe as a debt crisis, has rekindled the discussion of income distribution. The reasons that lie behind the increasing gap between the top 1 percent of income earners and the bottom 99 percent, and the issues of how this inequality to be solved have usually been at the center of the discussion. The purpose of this study is to identify factors affecting income distribution in OECD countries. In the first place, the researches that have analyzed income distribution within the OECD are taken. Data such as Gini coefficient, labor force participation rate, change in real labor income, P80/P20 ratio in OECD countries are interpreted thereafter. After the interpretation of the data, how income distribution in OECD countries interacts with factors such as age dependence, financialization, globalization, civil rights and labor income is discussed econometric approach with panel data analysis. The study concludes that while factors such as age dependency ratio, economic globalization, and financialization grow inequality, increasing labor income shares and civil rights enable fair distribution.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2019Scopus SJRQ4Nüfus defterlerine göre pirevi (hacı bektaş veli tekkesi) (1830-1846)
Altı, Aziz
Osmanlı Devleti’nde önemli bir yer edinmiş olan Bektaşilik, Yeniçeri Ocağı’nın kapatılmasıyla eş zamanlı olarak yasaklanmıştır. Bektaşiliğin merkezi olan Hacı Bektaş Veli tekkesi (Pirevi), bu süreçtenetkilenmiş ve bir müddet Nakşilerin yönetimi altında kalmıştır. Şimdiye kadar yapılan çalışmalardadeğişik arşiv vesikalarına dayanılarak Pirevi’nin bu dönemi aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızıdiğerlerinden farklı kılan nokta nüfus defterleri verileri ışığında Pirevi’ne bakmak ve bu doğrultudayeni bilgileri ortaya koymak olmuştur. 1830-1846 yılları arasında tutulan 6 adet nüfus defteri, buçalışmanın ana hatlarını oluşturmuştur. Nüfus verilerinden yola çıkarak Pirevi’nin çatısı altında bulunan Babagan Bektaşiler, Çelebiler ve Nakşi şeyh ile ailesi hakkında yeni bilgiler ve görüşler önesürülmüştür. Böylece Pirevi’nde bulunan dervişlerin, Nakşi şeyh ve ailesinin ve Çelebilerin baştademografik özellikleri olmak üzere diğer farklı yönleri izah edilmiştir. Özellikle nüfus defterlerinintemel verilerinden olan eşkâl kayıtları sayesinde Bektaşi dervişlerinin fiziksel görünüşleri hakkındamalumat sahibi olunmuştur. Bazı kayıtlarda dervişlerin hangi bölgeden Pirevi’ne geldiği ayrıntısınındüşülmesi ise Pirevi’ndeki insan kaynağının Osmanlı sınırları içerisindeki dağılımını göstermesi açısından önemlidir. Ayrıca nüfus defterlerinden Pirevi vakfına bağlı köyler ve bu köylerde yaşayan kişiler de tespit edilmiştir. Nüfus defterleri haricinde temettuat defterinden de faydalanılarak Pirevi’ndedaha önce şeyhlik yapmış olan Şeyh Veli’nin mal varlığı da ortaya konulmuştur.
AtıfTR Dizin6
İncele - MakaleYalnız künye2016Scopus SJRQ4Kırsal kesimde yaşlılık: yaşam kalitesi ve ilişkilı faktörler, sivas/turkey
Özsel, Doğancan; Güler, Zuhal; Güler, Nuran
Introduction: This study aimed to identify the Quality of Life (QOL) and associated factorsamong rural elders. They represent a growing percentage in the national population today andhave become increasingly isolated in villages that are being drained due to migration flows fromrural to urban areas. Materials and Method: The universe of the present cross-sectional study consists of people of and over the age of 65 living in villages of the Zara district in Sivas Province. The study sample is composed of 20 villages and 577 elderly individuals living in these villages. The data werecollected with the use of a personal information form, the WHOQOL-Bref QOL scale, the Geriatric Depression scale, and the Barthel Index of Activities of Daily Living through face-to-face interviews. The data thus obtained were evaluated on the SPSS software through the implementation of the distribution measures, Mann-Whitney U test, and Kruskall-Wallis Variance test. Results: Twenty-five per cent of the elderly individuals included in the study perceive theirhealth status as being poor. The difference between gender, age, education, economic status,health perception, dependency information, and score averages in all subfield scores of QOLamong the elderly was found to be statistically significant (p<0.05). Conclusion: Advanced age, female gender, chronic disease, depression, perception of health as poor, dependency, and constantly living in a village were determined to be among thenegative factors that affect the elderly's QOL
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye20151927 nüfus sayımı sonuçlarına göre elazığ nüfusu
Sertel, Savaş
Türkiye'nin ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır. 1927 yılında gerçekleştirilen nüfusu sayımı için 1926 yılında nüfus sayım kanunu çıkarılmıştır. Yine aynı yıl İstatistik Genel Müdürlüğü kurulmuş ve Belçikalı Camilla Jacquart kurumun başına getirilmiştir. 28 Ekim 1927 tarihinde ise Türkiye Cumhuriyet'inin ilk nüfus sayımı yapılmıştır. Sayım süresince sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır. 1927 nüfus sayımında nüfusun çeşitli özellikleri ele alınmıştır. Bu çalışmada 1927 nüfus sayımı sonuçlarına göre Elazığ'da yaşayan nüfusun nitelikleri incelenmiştir. Bu sayım sonucuna göre Elazığ nüfusu 140.400 kişi'dir. İlin temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Meslekler itibarıyla il nüfusu incelendiğinde ilde uzun bir süre endüstrileşme yönünde bir gelişme olmayacağı da anlaşılmaktadır. 1927 yılında Elazığ'da okuryazarlık oranı %4.85'tir. Bu orana göre eğitim ve kültürel faaliyetlerin gelişmesi için de eğitim alanında daha fazla yatırım yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Kırsal nüfusun Türkiye ortalamasının üzerinde olması kentleşmenin uzun yıllar alacağını göstermektedir. Kısacası 1927 nüfus sayımında Elazığ ile ilgili veriler ilin içe kapalı bir ekonomik ve kültürel yapısı olduğunu, bunun kırılması için çok fazla yatırım gerekeceğini ortaya çıkmıştır
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2014Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk genel nüfus sayımına göre Dersim bölgesinde demografik yapı
Sertel, Savaş
23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla aslında adı konmamış yeni bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923’te resmen kurulmuş ve cumhuriyet rejimini benimsemiştir. 1923’ten 1926 yılına kadar bir nüfus sayımına ihtiyaç duyulmamıştır. Bu ihtiyaç 1926 yılında hissedilmeye başlanmıştır. 1926 yılında nüfus sayımı hakkında kanun hazırlanarak 28 Ekim 1927’de Türkiye’nin ilk genel nüfus sayımı yapılmıştır. Bu sayım çok önemlidir. Savaşlardan yeni çıkmış olan genç cumhuriyetin halkının, geçim kaynakları, sosyoekonomik durumu, üretim araçları, okuryazarlık oranları, konuşulan anadiller, sakatlıklar, yaş grupları, medeni hal gibi önemli verilerine ulaşmamızı sağlamaktadır.
AtıfTR Dizin5
İncele - MakaleYalnız künye20141927 general population census results by bitlis
Sertel, Savaş
In this study, conducted in 1927 by the province of Bitlis, Turkey's first general census of the population characteristics are discussed. First, before the year 1927 is considered the administrative structure of Bitlis. The census population of Bitlis in the Ottoman period were identified. Then, according to the 1927 census the population of Bitlis and districts; population as gender, literacy, marital status, place of birth, age, disabilities, are discussed in terms of economic activity. This counting of European experts under the supervision of a census has been compliance with European standards. In this census focused on the nature of the population. This is very important. Thus, not only about the amount of population, the nature and needs of the population in the future, what would be identified and the related measures and decisions could be taken on. All of these needs with limited resources are used in accordance enables. In addition, the population 's social attributes about data is provided ( the country's children, adults and the elderly population, marriage and divorce rates, literacy, study the industry in the country needed its business lines, the employed population, the unemployment rate and the number of unemployed as. ) . Republic of Turkey, which took place in this first national census biases and omissions have been made ( Literate population were detected 0 years counted from and so many baby illiterate as were counted. These shortcomings marital status when examining were also made. Age criterion are omitted for 0 years, starting many baby and children are added to the single category. Therefore too many single rose across the country. These shortcomings in future years has been fixed in the upcoming census. )
AtıfTR Dizin6
İncele - MakaleYalnız künye2013Yoksulluğun 1-4 yaş grubu çocuklarda hastalanma sıklığı üzerine etkileri
Karataş, Belkıs; Gürarslan Baş, Nazan
Amaç: Araştırma, Yoksulluğun 1-4 yaş grubu çocukların hastalanma sıklığı üzerine etkilerini incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini, Muş ili sınırları içinde sosyoekonomik düzeyi en düşük olan Yeşilyurt Mahallesi ve sosyoekonomik düzeyi en iyi olan Kültür-2 Mahallesinde ikamet eden 1-4 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ve düşük olan mahalleler arasında hastalanma sıklığı bakımından %30’luk bir fark olacağı kabul edilerek, formülle hesaplanmış 260 çocuk oluşturmuştur. Anket formları 1-4 yaş grubu çocuğu olan annelere ev ziyareti yapılarak, yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak doldurulmuştur. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, sayı, yüzde ve ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Yeşilyurt mahallesindeki çocukların %16.9’unun yılda 3 kez kulak enfeksiyonu, %20.9’unun 5 kez ve daha sık ishal-kusma, %19.5’inin 5 kez ve daha sık idrar yolu enfeksiyonu geçirdiği, Kültür-2 mahallesindeki çocukların ise, %89.3’ünün yılda 1 kez kulak enfeksiyonu, %62.9’unun 1-2 kez ishal-kusma, %90.0’nının ise yılda 1-2 kez idrar yolu enfeksiyonu geçirdikleri tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Sosyo-ekonomik düzeyi düşük mahallede yaşayan çocukların, daha fazla ve daha sık hastalandıkları tespit edildiğinden, ebe/hemşirelerin özellikle sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bölgelerde yaşayan çocukları belirleyerek sık takip etmeleri önerilmektedir.
AtıfTR Dizin5
İncele






