Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Gökcan, Özkan(9)
- Sertel, Savaş(3)
- Ates, Erdem(2)
- Durmuş, İrfan(2)
- Gündoğdu, Serkan(2)
- Güneş, Ergin(2)
- Arafat, Mohammad(1)
- Bahtiyar Özcan(1)
- Barış Canver Ağar(1)
- Baş, Kazım(1)
- Coşkun, Hakan(1)
- Dalar, Mehmet(1)
- Ercan, Murat(1)
- Ergin Zaman(1)
- Gemici, Eser(1)
- Gonultas, Burak Mirac(1)
- Güner, Bülent(1)
- Hotaman, İncihan(1)
- Kenes, Hatice(1)
- Kurtuluş, Şehmus(1)
- Reyhanoğulları, Müslüm(1)
- Satış, İhsan(1)
- Sur, Haydar(1)
- Tam, Gürkan(1)
- Tuba Şahin(1)
- Yaman, Abdulsemet(1)
- Yedek, Şahin(1)
- Çetinkaya, Arzu(1)
- Çoban Keneş, Hatice(1)
- Özbay, Sadi Özbay(1)
- Özek, Nesrin(1)
- Özgen, Nurettin(1)
- Şentürk, Gamze(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Suriye bağlamında Türkiye ve Rusya ilişkileri (2010-2020)
Bahtiyar Özcan
Türkiye Rusya ilişkilerinin 2010-2020 yılları arasındaki döneminin Suriye bağlamında ele alındığı bu tezde; ilişkileri belirleyici üç aktör devletin tarihsel süreçleri okuyucuya anlatılmış ve 2010 yılına gelinen süreçte ne gibi değişimlerin hangi dinamiklerle şekillendiği belirlenmek istenilmiştir. Tarihsel süreçte ikili ilişkilerin değişiminin neden ve sonuçları anlatıldıktan sonra 2011 yılı ile birlikte Suriye'de başlayan Arap Baharı dalgasıyla birlikte iç savaşa sürüklenen bu coğrafyadaki güç dengeleri, terör örgütleri tehdidi, düzensiz göç gibi birçok etmenin Türkiye Rusya ilişkilerine getirdiği sebep ve sonuçlar analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma yapılırken konu ile ilgili yazılmış kitaplar, dergiler, makaleler, tezler, internet kaynakları ve basının yaklaşımı gibi kaynaklar kullanılmıştır. Özellikle tezin ana temasının anlatıldığı 2010-2020 yılları arasında yaşanan gelişmeler yararlanılan kaynakların yanı sıra yerli ve yabancı basının olayları ele alış şekilleri ile anlamak ve anlatılmak istenilmiştir. Bunu yaparken de daha çok basında tirajı yüksek ve birbirlerine muhalif yazıları ile bilinen gazetelerin seçimi tercih edilmiştir. Yerel basının çok yönlü bir şekilde ele alınıp yorumlanması sonrası olaylar dış basın çerçevesinde de değerlendirilmiş ve dünyanın yaşanan olayla bakışı sorgulanarak çıkarımlar yapma gayreti içerisinde olunmuştur. Belirlenen dönemin anlatımı sonrasında çıkarım yapılırken tarihsel süreçteki ilişkilere de dayanarak ortaya tez atılmak istenmiş ve atılan tezin bundan sonraki süreçte de taraflar arasındaki ikili ilişkilerde de belirleyici unsur olacağı noktasında bir kanaate varılmıştır.
- MakaleYalnız künye2021Teoriyi Batı ve Batı-Dışı Ayrımının Ötesinde Düşünmek: Küresel Uluslararası İlişkiler Fikri Üzerine Eleştirel Bir İnceleme
Gökcan, Özkan
Bu makale, 2014 yılında Amitav Acharya tarafından gündeme getirilmiş olan Küresel Uluslararası İlişkiler fikrini, Uluslararası İlişkiler teorileri bağlamında analiz etmektedir. Küresel Uluslararası İlişkiler fikri, disiplininin daha kapsayıcı, çoğulcu ve gerçek manada evrensel bir hale gelebilmesi için Batı/Batı-dışı, Kuzey/Küresel Güney, Batı/Batı Sonrası, Batı/Geriye Kalan gibi ikiliklerin aşılabildiği bir teorik birikimin inşa edilmesi gerektiğini varsaymaktadır. Ancak bu makalede de iddia edildiği gibi özellikle disiplinin mevcut durumu ve Küresel Uluslararası İlişkiler fikrinin daha emekleme aşamasında olan bir fikir olduğu göz önünde bulundurulduğunda bunu başarmak kısa vadede oldukça zordur. Küresel Uluslararası İlişkiler fikri, teoriye evrensel nitelik ve birikim kazandıracak bir çerçeve çizmede başarılı olmasına rağmen pratikte hayata geçirilmesini engelleyen birçok zorluk ile karşı karşıyadır. Bu makalede, öncelikle Küresel Uluslararası İlişkiler fikrine giden yolun taşlarını döşeyen Batı/Batı-dışı teori tartışmasının seyri iki ayrı bölümde ele alınmaktadır. Ardından gelen iki bölümde sırasıyla Küresel Uluslararası İlişkiler fikrinin temel varsayımları ve pratikte uygulanabilirliği eleştirel bir analize tabi tutulmaktadır. Son olarak ise Küresel Uluslararası İlişkiler fikrinin gelişimine katkı sunacağı düşünülen tavsiyelerin yer aldığı genel bir değerlendirme ile makale sonlandırılmaktadır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Türk Dış Politikasında Kamu Diplomasisi Pratiği (2002- 2013)
Gündoğdu, Serkan; Arafat, Mohammad
-
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2019Şii jeopolitiğinde türkiye ile iran’ın güç mücadelesi
Güneş, Ergin
İran ve Türkiye arasındaki güç savaşı ve savaşın mezhepsel boyutunun ele alındığı bu çalışmadaaktörlerin bölgede izledikleri siyaset sonuçlarıyla birlikte ortaya konulacaktır. Soğuk Savaş’ın bitmesininardından, ABD’nin 1991 ve 2003 yıllarında gerçekleştirdiği Irak’a yönelik müdahaleler ve akabinde 2010’dabaşlayan Arap Baharı’ndan sonra Orta Doğu’da yeni dengeler oluştu. İran, bölgesel bir güç olarak Irak,Suriye ve bölgede özellikle Şiilik kozunu kullanarak etkinliğini arttırmaktadır. İran’ın hedeflediği “ŞiiHilali’nin” gerçekleşmesi durumunda ise Türkiye’nin Sünni-Arap dünyasıyla olan coğrafi bağı kopacaktır.Buna engel olmak ve bölgede nüfuzunu artırmak isteyen Türkiye Sünniliği ön plana çıkarmaktadır. Aynışekilde Sünni ve Şii azınlıklar da bulundukları ülkedeki güç dengesini kendi lehlerine değiştirmek amacıylaİran ya da Türkiye gibi bir dış gücün desteğini almak için mezhepsel farklılıklarını araçsallaştırmaktadırlar.Aktörlerinin İran ve Türkiye olarak ele alındığı güç oyununda mezhepler bir enstrüman olarak kullanılmaktave her aktör diğerinin güç kazanımını kendisinin güç kaybı olarak algılamaktadır.
AtıfTR Dizin5
İncele - MakaleYalnız künye2019Türkiye’nin Suriye Politikasında Turgut Özal Dönemi
Gökcan, Özkan
1980'lerin ikinci ve 1990'ların ise ilk yarısı boyunca Türkiye-Suriye ilişkilerine yön veren enönemli siyasal aktörlerden birinin Turgut Özal olduğunu söylemek mümkündür. Özal’ın komşuülkelerle iyi ilişkiler kurma ve siyasi uzlaşmazlıkları ekonomik ilişkiler geliştirerek çözme arayışıTürkiye-Suriye ilişkilerini doğrudan etkilemiştir. Suriye’deki PKK varlığı ve su sorunu gibinedenlerle gergin seyreden Türkiye-Suriye ilişkileri, Özal’ın öncülüğünde gerçekleşen karşılıklıziyaretler ve imzalanan güvenlik ve ekonomik işbirliği protokolleri ile aşılmaya çalışılmıştır. Özaldöneminde atılan somut adımlar iki ülke ilişkilerinde kalıcı bir işbirliğine neden olmasa datarafların sorunları müzakere edebilmelerine olanak tanımış olması bakımından önemlidir. Buçalışmada Turgut Özal dönemi olarak adlandırılan 1983-1993 döneminde Türkiye-Suriyeilişkilerinin nasıl bir seyir izlediği ele alınmaktadır. Söz konusu yıllar, tüm somut girişimlererağmen Türkiye-Suriye ilişkilerinde uzlaşmazlıkların hakim olduğu bir dönem olarak tarihegeçmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2019Scopus SJRQ3Terörizmin Uluslararası Ceza Divanının Yargı Yetkisi Dışında Bırakılmış Olmasına Dair Türkiye’nin İtirazlarının Yeniden Değerlendirilmesi
Kurtuluş, Şehmus
Türkiye’de binlerce sivilin ölümünden sorumlu olan ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bizzat kendisinin de terör\rörgütü olarak tanıdığı PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye açıktan devam eden Amerikan askeri desteği, terörizm\rve terörizme destek suçlarının Uluslararası Ceza Hukuku boyutlarını Türkiye’de yeniden sıcak gündem maddesi\rhaline getirmiştir. Bu çalışmada, öncelikle, terörizm suçunun Uluslararası Ceza Divanınının yargı yetkisi dışında\rbırakılmış olmasının, Türkiye’nin bu mahkemeyi kuran Roma Statüsüne katılmayışının gerekçelerinden biri\rolup olamayacağı güncel gelişmeler ışığında tartışılmıştır. Ardından, Türkiye’nin Roma Statüsüne katılmasının\ron yıllardır süren terörle mücadelesine sunacağı muhtemel katkılara dikkat çekilerek, Türkiye’nin mahkemeye\rüye olmama gerekçelerini belirli aralıklarla gözden geçirmesi gerektiği vurgulanmıştır
- MakaleAçık Erişim2018Türkiye-suriye ilişkilerinde bir kırılma noktası: ekim 1998 krizi veya diğer bir ifadeyle “ilan edilmemiş savaş”
Gökcan, Özkan
Türkiye-Suriye ilişkilerinin son 40 yıllık seyrine baktığımızda en önemlikırılma anlardan birinin 1998 yılının Ekim ayında yaşandığını söylemekmümkündür. 1990’lı yılların ilk yarısında imzalanan güvenlik protokollerinerağmen Suriye’nin PKK faaliyetlerine desteğini sürdürmesi ve AbdullahÖcalan’ın Suriye topraklarında ikamet ediyor olması, 1998 sonbaharındaiki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir. Ekim 1998 Krizi’nin AdanaMutabakatı’nın imzalanması ile son bulması, iki ülke ilişkilerinde yeni birdönemin kapılarının aralanmasına neden olmuştur. Bu çalışmada PKK faaliyetlerininTürkiye-Suriye ilişkilerinde oynadığı inşa edici rol, Ekim 1998Krizi üzerinden analiz edilmektedir. Ekim 1998 Krizi’nin Suriye yönetimininPKK faaliyetlerine destek vermeyeceğini resmen taahhüt ederek sonlanması,iki ülke ilişkilerinde uzlaşmazlıktan her alanda işbirliği dönemine geçişinbaşlangıç noktası olmuştur. Bu nedenle Ekim 1998 Krizi’ni bir kırılmanoktası olarak değerlendirmek mümkündür.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2018İrade-i milliye ve hâkimiyet-i milliye gazetelerine göre suriye’de arap-fransız çatışması (1919-1920)
Yedek, Şahin; Sertel, Savaş
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti parçalanmış ve Ortadoğu yeniden şekillenmiştir. Bu şekillenmenin mimarı İngiltere ve Fransa olmuştur. Özellikle İngiltere savaş sonrasında Süveyş Kanalı’nı elinde tutarak Hindistan odaklı sömürge imparatorluğunu daha çok güçlendirmiştir. Ayrıca petrol merkezi olan Arap topraklarını da Sykes-Picot Anlaşması ile Fransızlarla paylaşmıştır. Savaştan önce Osmanlı Devleti’ne karşı savaşmaları karşılığında Araplara vaat edilen Arap Krallığı sözde tasarısı ise en başta olduğu yere geri dönmüş, yani çöpe atılmıştır.Savaştan sonra İngilizler Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı Suriye Kralı ilan etmiştir. Suriye’nin Sykes-Picot Anlaşması ile petrol bölgeleri olan Musul ve Kerkük’e karşılık Fransızlara bırakılması hoşnutsuzluk yaratmıştır. Siyasi manevraları iyi bilen İngilizler yeraltı ve yerüstü kaynakları sömürerek halkla çatışmaya girmemiştir. İngilizlerin aksine siyasi manevralarda iyi olmayan Fransızlar, Suriye’de halkın inanç ve kültürüne müdahale etmiş, Ermenileri Fransız üniforması giydirerek orduda kullanmıştır. Fransızların bu tutumlarına karşısında bağımsızlık isteyen Suriyeliler artmış ve Fransızlarla açıkça çatışmalara girilmeye başlanmıştır. Anadolu’da ulusal bir Türk devleti kurmak isteyen Mustafa Kemal ve arkadaşları da Suriye’deki Fransız karşıtı bağımsızlık hareketlerine destek vererek, Suriye’den gelen bağımsızlık taraftarları ile Ankara’da görüşmüştür. Ayrıca Anadolu’dan Suriye bağımsızlık taraftarlarına gıda, lojistik ve silah yardımı yapılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2018Myanmar’s rohingya muslims policy: a historical and juridical analysis
Gökcan, Özkan; Dalar, Mehmet
On May 29, 2012, the violence following the allegations that a Buddhist woman was raped by three Rohingya Muslims in Rakhine (Arakan) province put the Rohingya people on the agenda of the international public. The transformation of attacks by state and state-sponsored activists against Rohingya people into ethnic cleansing operations has brought with it a great tragedy of humanity. With operations, thousands of Rohingya people lost their lives for nearly six years, leaving hundreds of thousands of homes to shelter in neighboring countries.Rohingya people came to the world agenda with these events. But it is possible to say there are historical background of the living. Because Rohingya people are the minority group that has been subjected to the most discrimination and violence since the establishment of the modern Myanmar state. Despite the fact that violence and discrimination have attracted more international public reaction in recent years, the Myanmar government continues to ignore and destroy the Rohingya people. This situation has made it an important requirement that the Rohingya tragedy be evaluated in international legal dimension. In this context, firstly Rohingya politics of Myanmar will be discussed and then how the event will be evaluated in the context of international law.From this point of view, in this study, firstly Rohingya politics of Myanmar will be discussed and then how the event will be evaluated in the context of international law.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2018Obor girişimi’nin coğrafyası
Güner, Bülent
OBOR (One Belt One Road-Bir Kuşak Bir Yol) Girişimi, Çin jeopolitiği ve jeoekonomisinin bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. OBOR, merkezinde Çin’in yer aldığı Asya, Avrupa, Orta Doğu ve kısmen Afrika’yı da kapsayan, ulaşım ağları, telekomünikasyon ve enerji ağları ile uluslararası entegrasyonun hedeflendiği bir projedir. OBOR girişimi oldukça geniş bir coğrafi sınıra sahiptir. 69 üye ülkeyi, dünya nüfusunun % 65’ini, dünya GYSYH’nIn % 42’sini, bilinen enerji rezervlerinin % 75’ini, dünya kara yüzölçümünün % 40 kadarını kapsamaktadır. Çin, OBOR sürecinde altyapı yatırımlarını 30-35 yılda tamamlamayarak, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı olan 2049’da, girişime tüm yönlerliyle işlerlik kazandırmayı planlamaktadır. Projelerin tamamlanması uzun vadeye yayılsa da, Çin on yıl içinde OBOR ülkeleri arasında 2.5 trilyon ABD Doları değerinde yıllık ticaret hacmine ulaşmayı hedeflemektedir. OBOR süreci yalnızca altyapı projelerinden ibaret olarak görülmemelidir. Girişimin zaman içerisinde ticaret hukukunda uyum, serbest ticaret bölgeleri oluşturma, gümrük anlaşmalarıyla uluslararası bir entegrasyona dönüşeceği görülmektedir. Bu çalışma, pek çok yönüyle coğrafi mekânın konusu olan OBOR Girişimi’ni, gelişen süreçlerle birlikte irdelemeyi amaçlamaktadır.
AtıfTR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2018Suriye’nin Kürt Meselesinin Tarihsel Seyri (1946-2011)
Gökcan, Özkan
Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından yaşanan sürece paralel olarak biranda uluslararası kamuoyunun gündemine oturan Kürtler, Suriye tarihinde enfazla ayrımcılığa ve baskıya maruz kalmış topluluklardan biridir. Fransız mandayönetimi döneminde kültürlerini ve dillerini yaşatma konusunda görece iyikoşullara sahip olan Kürtler, 1946 yılında Suriye’nin bağımsızlığını kazanmasınınardından ülkenin en önemli sorunlarından birinin öznesi haline gelmiştir. Budurumun ortaya çıkmasında 20. yüzyılın ikinci yarısı ile birlikte Kürtlere yönelikuygulanmaya başlanan ayrımcı ve dışlayıcı devlet politikalarının temel rolüoynadığını söylemek mümkündür. Kürtlerin vatandaşlık haklarını ellerinden alan,kültürel ve dilsel faaliyetlerini engelleyen, siyasal ve toplumsal alana katılımlarınıkısıtlayan politikalar, Kürt meselesini ülkenin en önemli sorunlarından biri halinegetirmiştir. Bu çalışmada Suriye’nin Kürt meselesinin nasıl ortaya çıktığı ve içsavaşa kadarki süreçte nasıl bir gelişim sergilediği devlet politikaları üzerindenincelenmektedir. Böyle bir incelemenin iç savaşın başlamasının ardından Kürtlerinbulunduğu pozisyonu anlama adına önemli ipuçları barındırdığını söylemekmümkündür.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2016Metaforun Ayrımcı Hegemonyanın İnşasındaki Rolü: Suriyelilerin Haberleştirilmesinde Metafor Kullanımı
Çoban Keneş, Hatice
Retorik çalışmaları ekseninde gelişen eleştirel üretimler ve özellikle bilişsel semantik çalışmalar etrafında örgütlenen eleştirel yaklaşımlarla birlikte metafor, bir dil, anlam veya süsleme aracı değil, hayatı anlamanın ve ifade etmenin bir yolu, bir düşünme biçimi olarak görülür. Bu çalışmalar; dil, söylem ve anlam ilişkisinde metaforun hegemonik olan anlamların inşasında ve sürdürülmesinde nasıl ideolojik bir rol oynadığına, oynayabileceğine dair bir perspektif sunar. Aynı çalışmalar metaforlar aracılığıyla bir söylemin ideolojik yapısının sistematik bir şekilde nasıl okunabileceğine ilişkin fikir verir. Eleştirel çalışmaların ortaya koyduğu bilgiden yola çıkan bu çalışmada da gazete haberlerinde sığınmacılara, söylemlerin inşasındaki rolünü sorunlaştırmak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında mültecilerin 2011 Nisan ayı itibariyle Türkiye'ye toplu giriş yapmalarını; Türkiye'de kalış sürelerinin uzaması ve yeni mülteci girişleri ile birlikte özellikle 2015 yılında ekonomiye maliyetlerini; 2 Eylül 2015 tarihinde Bodrum sahiline vuran cansız bedeniyle mültecilerin 'ölüm yolculuğunu' görünür kılan üç yaşındaki Suriyeli mülteci Ayan Kurdi'nin ölümünü konu edinen haberlerden seçilen örnekler analiz edilmiştir. Bu kapsamda ideolojik konumlanışları ve yayıncılık anlayışları birbirinden farklı olan Sabah, Posta,Hürriyet, Zaman ve Cumhuriyet gazetelerinde olayla ilişkili haberlerde Lakoff ve Johnson'un metafor üzerine geliştirdikleri kavramsal çerçeve ile van Dijk'in eleştirel söylem analizi yöntemi bir arada ele alınarak mültecilere yönelik ayrımcılığın üretilmesine ve yaygınlaştırılmasına aracılık eden söylemlerin metaforları kullanma biçimi üzerine odaklanılmıştır
AtıfTR Dizin18
İncele - MakaleYalnız künye2015Arşiv belgelerine göre inönü döneminde türkiye- hindistan ilişkileri
Sertel, Savaş
Hindistan dünyada en fazla ilgi çeken bölgelerden biridir. Bunun en büyük sebebi tropik iklimi, verimli tarım arazileri, uzun nehirleri ve ürün çeşitliliğini fazla oluşudur. Tarih boyunca insanlar yaşamaya elverişli ılıman iklime sahip su kenarlarını tercih etmişlerdir. Bundan dolayı da Hindistan coğrafyası çok eski medeniyetleri ev sahipliği yapmıştır. Sulak arazilerinin fazla olmasından dolayı bölgede hayvan çeşitliliği de fazladır. Asya fillerinin en yaygın yaşadıkları coğrafya olan Hindistan'da filler ortaçağ savaşlarında tank vazifesi görmüştür. Hindistan Türkleri çok eski çağlarda tanımıştır. Bölgede Sakalar, Kuşhanlar ve Akhunlar hüküm sürmüştür. Bu Hint diline de etki etmiştir. Türkçe Hint diline çok etkilemiştir. Bununla birlikte Türkçe Hindistan'da konuşulan yerel dillerden biridir. Osmanlı döneminde ise Türk-Hint ilişkileri olması gereken düzeyde yer almamıştır. Osmanlılar bölgeyi istila eden Portekizlilere karşı Hindistan'a donanma göndermiştir. Ancak istenen başarı elde edilememiştir. Hindistan zamanla İngiliz sömürgesi haline gelmiştir. Buna rağmen Hint Müslümanları Osmanlı Padişahlarını dini önderleri ve halifeleri olarak tanımıştır. Osmanlı'nın yaptığı Tarblusgarp, Balkan ve I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'yı maddi olarak desteklemiştir. Bu destek Kurtuluş Savaşı yıllarında da devam etmiştir. Bizzat Atatürk adına yüz binlerce lira para gönderilmiştir. Ancak Halifelik kaldırılınca buna büyük tepki göstermişler ve Türkiye'ye karşı ilgisiz davranmışlardır. İnönü döneminde ise ikili ilişkiler ticari düzeyde kalmıştır. Hindistan 1947'de bağımsızlığını kazandıktan sonra Türkiye'de büyükelçilik açmıştır
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2015Demokrat parti döneminde türkiye-belçika ilişkileri
Sertel, Savaş
Belçika Avrupa'nın en küçük ve en yoğun nüfuslu ülkelerinden biridir. Kurulduktan çok kısa bir süre sonra dünyanın en büyük sanayilerinden biri haline gelmiştir. Zengin kömür ve çelik madenlerine sahip olmuştur. Ayrıca sömürgelerinden getirdiği kauçuğu da dünya piyasalarına satarak zenginleşmeye başlamıştır. Tarafsızlık politikası ve gelişmiş sanayisi ile Osmanlı Devleti'nin en fazla ticaret yaptığı ülkelerden biri olmuştur. Osmanlı Devleti ihtiyaç duyduğu silahların büyük bir kısmını Belçika'dan almıştır. Belçika, ABD ile birlikte Osmanlı'nın tüfek ihtiyacının en önemli sağlayıcısı olmuştur. İlerleyen süreçte Osmanlı Devleti'nin elektrik, tramvay, doğalgaz ihalelerinin büyük bir kısmını da Belçikalı firmalar almıştır. Lozan'ı ve dolayısıyla Türkiye'yi tanıdıktan sonra cumhuriyet yönetimi de Belçika ile ticari ilişkilerini geliştirmiştir. Bu ilişkilerden karlı çıkan Belçika olmuştur. Güçlü bir sanayiye sahip olan ülke ürettiği malları Avrupa piyasalarına satamadığından Türkiye pazarı Belçika'ya çok cazip gelmiştir. Atatürk ve İsmet İnönü dönemlerinde de Türkiye silah ihtiyacının önemli bir kısmını Belçika firmalarından almıştır. Demokrat Parti döneminde iki ülke ilişkileri daha da zenginleşmiştir. İki ülke arasındaki sosyal ve kültürel ilişkiler de artmıştır. 6224 Sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanununun kabulünden sonra pek çok Belçika firması Türkiye'de yatırım yapmaya başlamıştır. Bu yatırımların en önemli avantajı yabancı firmaların teşvik almak amacıyla teknolojilerini Türkiye'ye transfer etmeleri olmuştur. Demokrat Parti döneminde Türkiye-Belçika ilişkileri altı başlık olarak ele alınmıştır
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2013Russia’s Caucasus and Central Asia politics during the past decade as part of its threat perceptions
Güneş, Ergin
This article analyzes the Caucasus and Central Asia politics of Russia in the axis of Russia’s threat perceptions between the years 2000-2013 within the framework of the neorealist theory. Thanks to its energy reserves, Russia increased its power sources in domestic policy and in foreign policy strengthened its military, economic and political structures. Thanks to regional cooperation, local support and effective policies, Russia struggles more influentially against factors that endanger its security such as radical Islam and drug trafficking and could stop NATO’s gaining ground in these regions. As a result, Russia’s influence in the Caucasus and Central Asia has increased thanks to using the neorealist theory, while that of the USA has decreased.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2012Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya göçler ve Şanlıurfa Yöresine İskânlar
Satış, İhsan
Kafkaslara doğru yayılmacı bir politika izleyen Rusya, Kırım Savaşı’ndan sonra bölgede hâkimiyet sağlamak amacıyla bölge halkını göçe zorlamıştır. Zor durum- da kalan bölge halkı Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır. Belirli periyotlarla göç eden topluluklar Osmanlı Devleti tarafından planlı bir şekilde Anadolu’nun belirli yerlerine iskân edilmişlerdir. Göçmenlerin yerleştirildikleri yerlerden birisi de Şanlıurfa’dır. Bu makalede Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya ge- len göçmenlerden Şanlıurfa’ya yerleştirilenler ele alınarak, bölge halkının göç- menlere yaptığı yardımlar incelenmiştir.
AtıfTR Dizin4
İncele







