Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Bursa ilinde yetişen Osmanoğlu ve Sarıaşlama kestanelerinin toplam fenolik madde miktarı, fenolik kompozisyonu ve antioksidan kapasiteleri üzerine haşlama ve fırınlamanın etkisi

    Aslı Eymir

    Kestane; vitaminler, mineraller, amino asitler ve antioksidan özelliği olan fenolik bileşikler içermektedir. Kestanenin besin değeri kestanenin türüne, çeşidine, yetiştiği çevre şartlarına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Ayrıca işleme teknolojileri de besin değerinde değişikliklere sebep olabilmektedir. Literatür verilerine bakıldığında da kestanenin kimyasal özelliklerinin oldukça değişken olduğu görülmektedir. Çevre ve büyüme şartlarına göre fenolik bileşenlerin değişim gösterdiği ve toprağın cinsine göre kestanenin protein içeriğinin değiştiği çalışmalarla belirlenmiştir. Bu çalışma Bursa ilinde yetişen Osmanoğlu ve Sarıaşlama kestanelerinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri, toplam fenolik madde miktarları ve kompozisyonları ile antioksidan kapasiteleri üzerine haşlama ve fırınlamanın etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Toplam fenolik madde miktarı Folin-Ciocalteu metodu, antioksidan kapasitesi DPPH. radikal giderme aktivitesi ile, fenolik madde kompozisyonları ise HPLC yöntemi kullanılarak belirlendi. Çiğ kestanenin bazı fiziksel ve biyokimyasal özelliklerine bakılmış ve bunun sonucunda, nem % 48.78–56.57, kül 1.11–1.27 g 100 g-1, su aktivitesi 0.705–0.844, pH 7.03–7.29, renk L⃰ 60.52; a⃰ 0.13; b⃰ 12.39 olarak bulundu. Toplam fenolik madde miktarı çiğ kestanede 129.17±6.23, haşlanmış kestanede 180.97±18.25, fırınlanmış kestanede 149.86±7.95 mmol GAE kg-1 bulundu. DPPH yöntemi ile belirlenen antioksidan kapasite çiğ kestanede 0.42±0.01, haşlanmış kestane 0.31±0.03, fırınlanmış kestane 0.40±0.01 μmol askorbik asit eşdeğeri g-1 olarak bulundu. DPPH yöntemine göre haşlama işlemi antioksidan kapasitede anlamlı bir azalmaya neden olurken fırınlama işlemi değişkliğe neden olmadı. Toplam fenolik miktarında haşlama ve fırınlama işlemi ile önemli bir artış olduğu görüldü.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Tunceli yöresinde yetişen kuşburnu (Rosa canina) ve alıç (Crataegus orientalis) yabani meyvelerinin toplam fenolik madde miktarı, fenolik kompozisyonu, antioksidan kapasitesi ile bazı fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

    Şenay Kasun

    Yaşadığımız çevre ve günlük koşullar içerisinde çeşitli sebeplerle oluşan serbest radikallerin canlı organizmalarda meydana getirdiği olumsuz etkileri önleyebilecek doğal antioksidanlar gittikçe önem kazanmaktadır. Bu çalışma ile Tunceli yöresinde doğal olarak yetişen, il merkezi ile 3 farklı ilçeden (Pertek-Mazgirt-Hozat) toplanan kuşburnu (Rosa canina) ve alıç (Crataegus orientalis) meyvelerinin bazı fizikokimyasal özellikleri, antioksidan aktiviteleri, toplam fenolik madde miktarları (TFMM) ve fenolik kompozisyonları belirlendi. UV-GB spektrofotometresi kullanılarak; TFMM Folin-Ciocalteu metodu ile, antioksidan aktiviteleri ise DPPH˙ (2,2-difenil-1-pikril hidrazil) radikalini giderme aktivitesine göre belirlendi. Fenolik madde kompozisyonları ise yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak belirlendi. Meyvelerin toplandığı yerlere göre fizikokimyasal analiz sonuçları ile DPPH˙ radikalini giderme aktiviteleri tek yönlü manova istatistiksel testi kullanılarak kıyaslandı. Kuşburnu ve alıç örneklerinin TFMM Mann Whitney U testi ile, antioksidan aktiviteleri ise bağımsız iki örnek T-testi ile kıyaslandı. Yapılan fizikokimyasal analizler sonucunda toplandığı ilçelere göre; kuşburnunda su aktivitesi 0.692-0.716, pH 3.56-3.61, renk ölçümü L* değeri 28.97-30.37, a* değeri 16.42-18.38, b* değeri 11.90-12.83, toplam kuru madde miktarı %44.74-51.67 ve kül miktarı %2.61-3.13 arasında belirlenmiştir. Kuşburnu örneklerinde belirlenen parametrelerden sadece renk (L*,a*,b*) ölçüm değerlerinin il merkezi ve ilçeler arasındaki değişimi istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Alıç örneklerinde su aktivitesi 0.715-0.824, pH 3.54-3.58, renk ölçümü L* değeri 33.68-38.41, a* değeri 5.26-8.34, b* değeri 13.72-16.37, toplam kuru madde miktarı %28.07-31.62 ve kül miktarı %0.75-1.23 arasında tespit edilmiştir. Alıç meyvesinin ise su aktivitesi ve renk (L*,a*,b*) ölçüm değerlerinin toplandığı yerlere göre gösterdiği değişimin istatistiksel açıdan önemli olduğu görülmüştür. Kuşburnu ve alıç meyvelerinde sırasıyla, TFMM 1265.02-1344.68 ile 318.18-370.85 mg GAE kg-1 yaş ağırlık, DPPH˙ radikalini giderme aktivitesi 4.83-5.26 ile 1.85-2.36 μmol askorbik asit eşdeğeri g-1 yaş ağırlık olarak belirlenmiştir. Yabani meyveler arasında DPPH˙ radikalini giderme aktivitesi ve TFMM bakımından istatistiksel bir farklılığa rastlanılmış ve her iki parametre açısından da kuşburnunun alıça oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu görülmüştür. Fenolik madde profillerinin belirlenmesi analizlerinde prosiyanidin B2 ve kateşin fenolikleri kuşburnu meyvesi için, kateşin ve epigallokateşin fenolikleri ise alıç meyvesi için temel fenolikler olarak tanımlanmıştır. Meyveler arasında epigallokateşin, protokateşuik asit ve kuersetin-3-glukozit fenolik bileşenleri miktarları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüş olup, alıç meyvesi kuşburnuna oranla bu fenolikleri daha yüksek miktarda içermektedir. Anahtar Kelimeler: Kuşburnu, Alıç, Serbest radikal, Antioksidan, Toplam fenolik madde, Antioksidan aktivite, Fenolik profil, HPLC, Tunceli.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Tunceli bölgesindeki bazı doğal su kaynaklarından alınan su örneklerinin fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler açısından değerlendirilmesi

    Çağdaş Çetin

    Küreselleşen dünyada kentleşme ve nüfus oranının hızla artması birtakım sorunları beraberinde getirmektedir. Bu sorunların en önemlilerinden biri su kirliliği konusudur. İnsanlar biyolojik ve fizyolojik faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için günlük ortalama 2.5 litre içme suyuna ihtiyaç duyarlar. İnsan için hayati derecede önem arz eden suyun içme ve kullanma başta olmak üzere faydalanılan tüm konularda belirli bir kalite standardında olması için ülkeler çeşitli mevzuatlar geliştirmekte ve uygulanmaktadır. Bu çalışmada Tunceli İl merkezi ile Pertek, Ovacık, Çemişgezek, Hozat, Pülümür, Mazgirt, Nazımiye ilçelerinde yer alan doğal kaynak suları fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik parametreler yönünden incelenerek Türk Standartları Enstitüsünün (TS-266), Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) ve Avrupa Standartlarının (EC) belirlemiş olduğu içme suyu standartlarına uygunlukları ile su kaynaklarından 7 haftalık periyotlar ile alınan örneklerin birbirleri arasında su kalite parametreleri açısından istatistiki farkın olup olmadığının belirlenmesi araştırıldı. Çalışmada 8 kaynaktan haftalık periyotlarla 7 hafta boyunca alınan 56 adet su örneği materyal olarak kullanıldı. Çalışma kapsamında kullanılan tüm su örnekleri süspanse katı maddelerden ileri gelebilecek hataların engellenmesi için filtrelendi. Yapılan fiziksel analizlerde; sıcaklık, pH, iletkenlik parametreleri, kimyasal analizlerde; kalsiyum, magnezyum, toplam sertlik, amonyum, nitrit, nitrat, fosfat, demir, klor, sülfat parametreleri, mikrobiyolojik analizlerde ise toplam mezofilik aerop bakteri ile koliform bakteri değerleri araştırıldı. İstatistiksel analiz olarak Tek Yönlü Manova Duncan testi ve Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Su kaynaklarının pH değerleri 7.24 ile 8.36 arasında, Sıcaklık değerleri 2.9 ile 12.7 ˚C arasında, İletkenlik değerleri 165.8 ile 760 μS/cm arasında, Kalsiyum değerleri 22.4 ile 102.6 mg/L arasında, Magnezyum değerleri 1.94 ile 70.04 mg/L arasında, Toplam sertlik değerleri 8.44 ile 39.16 ˚F arasında, Nitrit değerleri <0.001 ile 0.6734 mg/L arasında, Nitrat değerleri 0.0162 ile 10.0104 mg/L arasında, Fosfat değerleri 0.679 ile 1.111 mg/L arasında, Klor değerleri 0.9997 ile 10.9966 mg/L arasında ve Sülfat değerleri 6.9545 ile 40.5341 mg/L arasında değiştiği ve bu parametrelere ait değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Su örneklerinin tamamında demir miktarı (mg/L) analiz limit değerinin altında olduğundan tespit edilememiştir. Yapılan mikrobiyolojik analizlerden Toplam Mezofilik Aerop Bakteri değerlerinin 3х101 ile 4.8х102 (KOB/mL) arasında, Koliform bakteri değerlerinin <1 ile 2.8х101 (KOB/mL) arasında ve Amonyum değerlerinin <0.001 ile 0.1336 mg/L arasında değiştiği ve değerler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca haftalara göre incelenen parametrelerden yalnızca kalsiyum, amonyum, nitrit ve fosfat değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli (p<0.05) olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak analizi yapılan su örneklerinin %90'nı TSE, WHO ve EC standartlarına uygun olduğu belirlenmiştir. 5. İstasyon olan tekya çeşmesi, 8. İstasyon olan zahban su kaynağı ile 2. İstasyon olan kodi çeşmesi su kaynağının bazı haftalardaki ölçümlerinin nitrit ve koliform bakteri açısından standartlara uymadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İçme suyu, Su kalitesi, Fiziksel özellikler, Kimyasal özellikler, Mikrobiyolojik özellikler, Tunceli.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Su ürünleri yetiştiriciliğinde ürün destekleme politikalarının değerlendirilmesi

    Fatih Yüksel

    Bu çalışmanın amacı, toplam üretim miktarlarına göre sınıflandırılmış olan işletmeleri baz alarak Türkiye'de uygulanan su ürünleri yetiştiriciliğinde ürün destekleme politikalarını incelemek, bu sınıflandırmalara göre destekleme sistemlerinin uygulanışı, yapısı ve işlevi hakkındaki fikirlere göre mevcut durumu değerlendirmektir. Tesislerin üretim kapasitelerine göre 4 sınıf (A, 0-29,99 ton/yıl; B, 30-249,99 ton/yıl; C, 250-499,99 ton/yıl ve D, 500 ton/yıl ve üzeri) oluşturulmuştur. Araştırmada, her sınıfta tüm Türkiye'den rastgele seçilmiş olan 25 (yirmi beş) adet tesis olmak üzere toplamda 100 (yüz) adet tesis kullanılmıştır. Tüm sınıfların (A, B, C ve D Sınıfları) su ürünleri desteklemeleri hakkında edindikleri bilgileri, çoğunluk itibariyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl/İlçe Müdürlükleri yetkililerinden (sırasıyla, % 28, 32, 28 ve 44) aldıkları belirlenmiştir. Düşük kapasiteli tesisler (A Sınıfı) destekleme miktarlarının yetersiz olduğunu, ama tüm sınıflar çoğunlukla devam etmesi gerektiğini bildirmişleridir. Desteklemelerin, tesislerin kapasitelerinin artmasına paralel olarak (B, C ve D Sınıfları) artan oranlarda tesislerin kapasite artışında etkili olduğu (sırasıyla, % 56, 64 ve 72); mekanizasyona ve yetersiz olsa da pazarlama ve markalaşmaya artan oranlarda katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Destek miktarlarının araştırma sınıflarında kapasite artışına göre doğal olarak arttığı gözlenmiştir. Tüm sınıflarda, desteklemelerin üreticilerin görüşleri de alınarak geliştirilmesi gerektiği bildirilmiş ve destekleme miktarının arttırılması, kg başına verilen destek miktarının arttırılması, yem desteği, ekipman ve personel desteğinin verilmesi ve yavru desteğinin tekrar verilmesi talep edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Şanlıurfa ili merkez ilçesinde yaşayanların su ürünlerine yaklaşımlarının incelenmesi

    Adnan Karadağ

    Bu çalışma, Şanlıurfa İli Merkez İlçesinde yaşayan kişilerin su ürünlerine olan yaklaşımlarını, tüketim tercihlerini ve etkileyen faktörleri tespit etmek amacı ile yapılmıştır. Daha önceki çalışmalara ek olarak bu çalışmada, yetişkinler ile birlikte daha düşük yaş gruplarındaki kişilerin konuya eğilimlerini belirlemek amacıyla, Ülkemizdeki "eğitim sistemi modeli (4+4+4)" dikkate alınarak her eğitim kademesindeki (ilkokul, ortaokul ve lise) kişiler dikkate alınmıştır. Her aşamada 350 olmak üzere toplam 1400 kişi değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin % 62 bay olmakla birlikte, genel yaş aralığı 31-40 arasında (% 28) yüksek bulunmuştur. Et türlerinin tüketim miktarlarına bakıldığında ilk sırayı tavuk etinin (% 61) aldığı, balık etinin ise % 15 ile 3. sırada kaldığı, en fazla tüketilen balık türlerinin % 31 ile sazan, % 29 ile hamsi ve % 15 ile alabalık olduğu, ilk tercih edilen türlerin sazan (% 31) ve hamsi (% 29) olduğu görülmüştür. Balık sevme oranı ise % 74'tür. Balık alırken dikkat ettikleri en önemli noktanın tazelik (% 42) olduğu, alırken fiyat endeksine (% 77) dikkat ettikleri, tüketim sıklığına bakıldığında çoğunluğun ayda bir defa balık tükettikleri (% 40), su ürünlerini en çok (% 51) kış mevsiminde tükettikleri ve insan sağlığı açısından balık tüketiminin yararlarının orta derecede bilindiği (% 29) gözlenmiştir. Balık pişirme yöntemleri incelendiğinde ise çoğunluğun kızartmayı tercih ettiği (% 58) ve bunu ızgara yaparak tüketmenin (% 34) izlediği belirlenmiştir. İşlenmiş ürünleri tercih etmeyenlerin (% 69) oranı da oldukça yüksektir. Araştırmaya katılan öğrenci gruplarının farkındalıklarının eğitim düzeyine göre arttığı görülmüştür. Şanlıurfa İli Merkez İlçesinde yapılan çalışmada yıllık ortalama hane başına balık tüketim miktarlarının çoğunlukla 5-10 kg arasında (% 27) ve yıllık ortalama kişi başına balık tüketim miktarlarının 3,2 kg olduğu belirlenmiştir. Balık tüketim alışkanlığın kazandırılması için ise okul çağlarından itibaren tüm halkın ilgili kurum/kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ile işbirliği içerisinde gerekli eğitim, seminer, panel ve eğlencelerin düzenlenmesinin etkili olacağı kanaatine varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Su ürünlerinde gıda güvenliği ve tüketimi konusunda Osmaniye ilindeki tüketicilerin bilgi düzeylerinin incelenmesi

    Cüneyt Akgül

    Bu araştırma, Osmaniye ili merkez ilçesinde yaşayan insanların balık tüketim alışkanlıklarını ve tercihlerinin belirlemek, su ürünlerine gıda güvenliği açısından yaklaşım düzeylerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. 2015 yılı içerisinde gerçekleştirilen çalışmanın materyalini, Osmaniye'de ikamet eden toplam 399 kişiye uygulanmış olan anketle elde edilen veriler oluşturmaktadır. Analiz sonuçlarına göre; Osmaniye ilinde ankete katılanlardan %78,4'ü balık tükettiğini belirtmiştir. Balık tüketim sıklığı en çok aylık tüketim şeklinde olup, kış aylarında yoğunlaşmıştır. İlde kişi başı yıllık balık tüketim miktarı 6,1 kg olarak saptanmış olup, bu oranın Türkiye ortalamasının altında kaldığı tespit edilmiştir. Katılımcıların %82,4'ü balığı taze olarak tükettikleri, tüketim şekli olarak da ızgara (%32,3) ve kızartma (%65,2) tercih ettikleri saptanmıştır. İşlenmiş su ürünleri tüketim oranının ise % 12,1 olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların %63,9'u deniz balığı olarak hamsiyi, %33,2'si tatlı su balığı olarak alabalığı tercih etmektedir. Katılımcılardan evli tüketicilerin %86,3'ünün, bekar tüketicilerin %13,7'sinin balık tükettiği görülmektedir. Balık tüketim oranının en çok %31,7 ile 32-38 yaş grubu arasında dağılım gösterdiği ve eğitim seviyesine göre ise %47,8'i ile ön lisans eğitim düzeyine sahip katılımcılar arasında olduğu görülmüştür. Tüketicilerin su ürünleri satın alırken gıda güvenirliği açısından daima son kullanma tarihine baktıkları tespit edilmiştir. Ayrıca gıda güvenliğiyle ilgili bilgileri en fazla radyo-televizyon programlarından edindikleri ortaya konmuştur. Çalışmaya katılan tüketicilerin çoğunluğu gıda güvenliğinin sağlanmasında en büyük görevin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında olduğunu belirtmişlerdir. Bu çalışma ile tüketicilerin gıda güvenliği konusunda bilinç düzeylerinin yüksek olduğu ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Yerel yönetimlerde çalışanların motivasyonunda liderliğin önemi: Tunceli ili örneği

    Ezgi Çağla Bitkin

    Yerel Yönetimler; insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş, karar organı seçimle başa gelen anayasal kuruluşlardır. Bilimde ve teknolojideki gelişmeler, kentteki hızlı nüfus artışı, sosyo - ekonomik iş bölümü halkın ihtiyaçlarının çeşitlenmesine neden olmuştur. Yerel yönetimlerin istenilen şekilde işlevlerini yerine getirebilmeleri için çalışan personelin motivasyonu sağlanmalıdır. Bu kapsam çerçevesinde ele alınan çalışmanın amacı; yerel yönetimlerde çalışan personelin liderliğe verdikleri önem bir motivasyon faktörü olarak görülüp ölçülmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada liderlik kavramı, liderlik tipleri ve liderlik teorileri ayrıca; motivasyon, motivasyonu etkileyen faktörler ve motivasyon teorileri ele alınarak incelenmiştir. Bununla birlikte yönetim kavramının ne olduğuna yerel yönetimlerin görev, yetki ve sorumluluklarına, personeline, yerel yönetimlerde personelin motivasyonunu etkileyen faktörlere dikkat çekilerek liderlik kavramının önemine vurgu yapılmıştır. Demografik özelliklere göre motivasyonel öncelikler belirlenmeye çalışılmıştır. Son bölümde ise, Tunceli İli Yerel Yönetimlerinde çalışan personelden alınan veriler analiz edilerek demografik özelliklere göre motivasyonel öncelikler belirlenmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Çıldır Gölü'ndeki kerevit (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) avcılığının sosyal, yapısal ve ekonomik yönden değerlendirilmesi

    Ahmet Koçyiğit

    Bu çalışma Çıldır Gölü (Ardahan/Kars) kooperatif üyesi balıkçıların sosyo-ekonomik analizinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Balıkçıların tamamının bu kooperatiflere üye oldukları ve bunların dışında başka bir sivil toplum kuruluşuna üye olmadıkları belirlenmiştir. Balıkçıların yaşlarının 34 ile 74 arasında değiştiği, %100'ünün evli ve eşlerinin yaşlarının ise 20 ile 70 arasında olduğu tespit edilmiştir. Genellikle %74 oranı ile ilköğretim mezunu oldukları saptanmıştır. Balıkçıların %65.21'i meslekleriyle ilgili özel bir eğitim almıştır. Balıkçıların %17.4'ünün balıkçılık dışında herhangi bir geçim kaynaklarının olmadığı, geriye kalan %82.6'sının ise tarım, hayvancılık veya farklı alanlarda da faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Genellikle 1 adet tekneye sahip oldukları, teknelerin çoğunluğunun 6 m boyunda ve demirden yapılmış oldukları belirlenmiştir. Aile bireylerinin % 43.47'sinin avcılık faaliyetlerine katıldığı görülmüştür. Teknelerin hepsinin mülkiyeti balıkçıların kendisine ait olup, %30.4'ü tekneyi ailelerin yardımı ile aldıklarını bildirmişlerdir. Balıkçıların kerevit avcılığında pinter ve balık avcılığında fanyalı ağları kullandıkları tespit edilmiştir. Balıkçılar AB ve kalkınma ajansı destekleri ile mazot ÖTV indirimlerinden faydalanmadıklarını beyan etmişlerdir. Balıkçıların %56.53'ü balıkçılıkdan elde edilen gelirin yeterli olmadığını ve ek iş olarak restaurant işletmeciliğinden %59.3 ile en fazla kazanç elde ettiklerini söylemişlerdir. Çıldır Gölü balıkçıları mesleklerinin ekonomik olarak yetersiz bulsalar dahi, %60.87 orana sahip 14 balıkçının, ek gelir kaynağı, alışkanlık, tutku/ hobi, babadan kalma meslek ve suya yakın olmaları nedenlerinden bir veya bir kaçının içinde barınması nedeni ile bu işi yapmaktan mutlu oldukları saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Hamsi (Engraulis encrasicolus Linnaeus, 1758) marinatlarının kimyasal ve duyusal kalitesi üzerine kuşburnu sosunun etkisi

    Reşit Bilici

    Bu çalışma, kuşburnu sosunun hamsi marinatlarının raf ömrü üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Marinasyon işlemi için %2 asetik asit ve %12 tuz kullanıldı. Balık filetoları salamura suyuna 1:1.5 (balık: marinat salamura suyu) oranında yerleştirildi. Olgunlaşmanın ardından marinatlar iki gruba ayrılarak bir grup zeytinyağında, diğeri ise kuşburnu sosunda +4°C de buzdolabı koşullarında muhafaza edilmiştir. Muhafaza süresince toplam fenolik madde miktarı (TFM), pH, toplam uçucu bazik azot (TVB-N mg/ 100g), tiyobarbitürik asit (TBA, mg MDA/kg) ve peroksit (POS, meq/kg) değeri incelenmiştir. Duyusal değerlendirme için görünüş, koku, renk ve tekstür özellikleri incelenmiştir. TFM miktarı 12,95 ve 38,95 olmak üzere sırasıyla zeytinyağlı ve kuşburnu soslu grupta tespit edildi. TVB-N miktarı 56. günde zeytinyağlı grupta 38,71 mg/100g, kuşburnu soslu marinatlarda ise 24,47 mg/100g olduğu tespit edilmiştir. TBA miktarı zeytinyağlı grupta 6,85 mg MDA/kg olarak kuşburnu soslu grupta ise 3,97 mg MDA/kg olarak saptanmıştır. POS ise zeytinyağlı grupta 18,69 meq/kg, kuşburnu soslu grupta ise 9,60 meq/kg olarak bulunmuştur. Araştırma sonunda duyusal özelliklerine göre zeytinyağlı grubun 42. güne kadar, soslu grubun ise 49. güne kadar tüketilebilir değerlere sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak yapılan çalışmada kuşburnu sosu ile muhafaza edilen hamsi marinatların zeytinyağı ile muhafaza edilenlere göre daha iyi kalitede de olduğu ve raf ömrü üzerine olumlu etkisinin olduğu bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Murat nehrindeki Garra rufa (Heckel, 1843)'nın bazı populasyon parametrelerinin incelenmesi

    Şaban Aslan

    Bu tez çalışmasında, Murat Nehri'nde yaşayan ve "doktor balık" olarak bilinen Garra rufa (Heckel, 1843)'nın büyüme ile ilgili bazı populasyon parametrelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılan toplam 322 adet balık örneği, serpme ağı ve elektroşoker cihazı kullanılarak, Mart 2016 ile Şubat 2017 tarihleri arasında Murat Nehri'nden temin edilmiştir. Balıkların boy ve ağırlık ölçümleri yapıldıktan sonra yaş tespitleri yapılmıştır. Yaş tespitinde pul materyali kullanılmıştır. Büyüme parametreleri standart metotlarla belirlenmiştir. Von Bertalanffy büyüme parametrelerinin belirlenmesi amacıyla FAO-ICLARM FISAT II paket programı kullanılmıştır. Populasyonun I-V yaş grupları arasında dağılım gösterdiği ve dişi/erkek oranının 1:1,24 olduğu tespit edilmiştir. Boy-ağırlık ilişkisi regresyon analizi ile belirlenmiştir. Buna göre; regresyon katsayısı (b) dişilerde 2,4551 (negatif allometrik büyüme), erkeklerde 2,2039 (negatif allometrik büyüme) ve tüm bireylerde 2,3167 (negatif allometrik büyüme) olarak belirlenmiştir. İncelenen balık örneklerinin total boyları 5,1-15,5 cm, ağırlıkları ise 3,0-50,6 g arasında değişiklik göstermiştir. Populasyonun genelinde tüm yaş gruplarının kondisyon faktörü değerlerinin ortalaması 1,17 olarak tespit edilmiştir. En yüksek oransal büyüme (%39,56) I-II yaş grubu arasında gerçekleşmiştir. Populasyonun von Bertalanffy büyüme parametreleri dişilerde; L∞=16,33 cm, K=0,37 yıl-1, t0=-0,18 yıl, W∞=42,59 g, erkeklerde; L∞=15,25 cm, K=0,43 yıl-1, t0=-0,03 yıl, W∞= 31,37 g ve tüm bireylerde; L∞=15,88 cm, K=0,39 yıl-1, t0=-0,13 yıl, W∞=36,62 olarak belirlenmiştir. Farklı çalışmalardan elde edilen büyüme parametrelerin karşılaştırılmasında kullanılan "büyüme performans indeksi" (Munro'nun fi üssü, Φ') dişilerde 4,59, erkeklerde 4,61 ve populasyonun genelinde 4,59 olarak hesaplanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Malatya ilinde havuzlarda alabalık yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik analizi

    Timur Demir

    Bu çalışma, Malatya İli'nde havuzlarda su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmecilerin sosyo-ekonomik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Tez çalışması, 2016 yılında Malatya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne kayıtlı 32 adet, havuzlarda alabalık yetiştiricilik tesisinin işletmecileri ile yapılan araştırma sonuçlarını kapsamaktadır. Malatya İli'nde toplam kayıtlı tesis (Kafes+Havuz) sayısı 77 adettir. 2015 yılı istatistik verilerine göre 3520 ton/yıl olan üretimin 450 ton/yıl (%12,78)'i havuzlarda yetiştirilmektedir. İşletmeciler balıkçılıkla uğraşmaktan memnun olduklarını belirtip, su ürünlerine verilen desteklemelerin kaldırılıp, balık yemine verilmesini talep etmektedirler. İşletmecilerin büyük çoğunluğu Su Ürünleri Yetiştiriciler birliği üyesidir. Havuz tesislerinde kullanılan suyun, dere-ırmak ve kaynak suyu olduğu, işletmeciler yetiştirdikleri ürünlerin büyük çoğunluğunu, çevredeki lokantalara verdiklerini, geri kalan az miktardaki balığı ise taze olarak parekende sattıklarını belirtmişlerdir. İşletmecilerin yaşlarının 40-66 arasında değiştiği görülmüştür. İşletmecilerin tamamının erkek ve medeni durumu bakımından evli olduğu belirlenmiştir. Eğitim durumları incelendiğinde en yüksek oranın % 45 ile lise mezunlarından oluştuğu görülmüştür. % 50'sinin esnaf, % 35'inin çiftçi, % 5'inin sadece balıkçı olduğu, % 100'nün sosyal güvencesi olduğu belirlenmiştir. Havuz yetiştiriciliği yapan işletmecilerin hepsi, kendilerine ait evde ikamet ettiğini, % 95'nin binek oto veya kamyonetinin olduğu çalışmada tespit edilmiştir. Ayrıca işletmecilerin büyük çoğunluğunun (%85'i) su ürünleri yetiştiriciliği konusunda eğitim aldığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Gama ışımasının dolgu malzemesi takviyeli polietilen ve polipropilenin mekanik ve fiziksel özellikleri üzerine etkileri

    Hasan Celal Kılıç

    Bu çalışmada, elektrostatik toz boya takviyeli termoplastikler (polietilen ve polipropilen) den üretimi yapılmış standart deney örneklerinin mekanik özelliklerine gama ışımasının yaptığı etki araştırılmıştır. Matris maddesi polietilen ve polipropilen olan ve ağırlıkça %5, %10, %20, %30, % 40 ve %50 oranlarında elektrostatik toz boya atığı içeren bu numuneler yirmi dört saat boyunca 44 kGy'lık gama ışımasına maruz bırakılmışlardır. Işıma sonrasında numunelere mekanik testler uygulanarak üç nokta eğilme mukavemetleri, çekme mukavemetleri ve darbe dayanımlarındaki değişimler tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar gama ışımasına tabi tutulmamış numunelere ait sonuçlar ile karşılaştırılarak ışıma etkisi ile mekanik özelliklerin nasıl bir değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca gama ışımasının yarattığı etkinin net gözlemlenebilmesi yani matris maddesi ile dolgu maddesinin fiziksel olarak bağlanma mekanizmalarının ışımadan nasıl etkilendiğini anlayabilmek için numunelerin kesitleri elektron mikroskobunda incelenmiş ve bu görüntüler ışıma öncesine ait görüntüler ile mukayese edilmiştir. Bu şekilde, gama ışımasının dolgu malzemesi elektrostatik toz boya atığı olan polietilen ve polipropilen kompozit numunelerinin mekanik ve fiziksel özellikleri üzerine etkileri belirlenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2017
    Assessment of Crystal Morphology on Uptake, Particle Dissolution, and Toxicity of Nanoscale Titanium Dioxide on Artemia salina

    Johnson, M; Ates, M; Arslan, Z; Farah, I; Bogatu, C

    AtıfOpenAlex38
    PubMedİncele
  • MakaleAçık Erişim2017
    2D-DOST Özellik Çıkarımı Yöntemi ve LS-SVM Sınıflandırıcı Tabanlı Doku Sınıflandırma Sistemi

    Baloglu, Ulas Baran; Yıldırım, Özal

    Bu çalışmada, doku görüntülerinin sınıflandırılması için 2D-DOST (İki Boyutlu Ayrık Orthonormal Stockwell Dönüşümü) ve LS-SVM (En Küçük Kareler Destek Vektör Makineleri) tabanlı yeni bir sınıflandırıcı sistemi önerilmiştir. Önerilen sistem, özellik çıkarımı ve sınıflandırma olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Özellik çıkarımı aşamasında, görüntüleri temsil eden ait ayırt edici özellik vektörleri 2D-DOST tabanlı özellik çıkarım yöntemi ile elde edilmektedir. Sınıflandırma aşamasında ise yüksek başarım oranı ve doğruluğa sahip olan LS-SVM sınıflandırıcısı ile doku görüntüleri sınıflandırılmaktadır. LS-SVM’nin eğitimi her bir doku görüntüsüne ait ayırt edici özellik vektörleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Test verisi olarak hazırlanan doku görüntüleri eğitilmiş LS-SVM sınıflandırıcının girişine uygulanmıştır. Önerilen yöntemin performans testleri için alt-görüntüler ile elde edilen farklı veri setleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu veri setleri hem normal doku görüntülerini hem de gürültülü doku görüntülerini içermektedir. Veri setleri içerisindeki alt görüntüler Brodatz ve Kylberg doku veri tabanlarından türetilmiştir. Gürültülü verilerin oluşturulmasında, farklı seviyelerde Gaussian ve Tuz&Biber gürültüsü kullanılmıştır. Çalışma sonuçları, önerilen 2D-DOST ve LS-SVM tabanlı sınıflandırıcının doku görüntülerini yüksek başarım oranı ile sınıflandırabildiğini ve gürültüye karşı gürbüz olduğunu göstermektedir.

    AtıfOpenAlex4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2017
    Investigation of Low-Temperature Behavior of Stone Mastic Asphalt Mixtures Modified with Paraffin and Crumb Rubber

    Akpolat, Mustafa; Kök, Baha Vural; Yilmaz, Mehmet

    In hot mix asphalts at low temperatures, cracks occur due to thermal tension and these cracks cause water to leak inside the pavement and the pavement gets deformed sooner than expected. In order to improve the properties of bituminous mixtures, mostly polymer type additives are used in the modification of the bitumen. These types of improvements usually have positive effects on the high-temperature behavior of the mixture. In this study, semi-circular bending test, which is the most commonly used method in the literature to investigate the low-temperature behavior of bituminous mixtures, was performed. In the study, the resistance of stone mastic asphalt mixtures, which were prepared with modified bitumen with a constant 3% of paraffin and various amounts of crumb rubber, to crack formation and its movement was identified. As a result, it was concluded that the effects of additives on crack formation and its movement is varied and the relation between the fractured aggregate surface areas and the fracture toughness of the mixture can be determined by the image processing method.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2017
    Co-Author Link Prediction from Academic Databases

    Burhan, Yucel; Das, Resul

    Social networks: social communication platforms where individuals exhibit their attitudes and behaviors, gestures and mimics in symbolic actions in a virtual environment. Their swift development and wide usage proportion rises social networks' necessity and popularity. People communicate with each other and share some data like idea, thinking, photo, video and location. When this data is processed, very important information is obtained about the users. In this light, it is possible to make important estimates about the users. To analyze a network, the network model, properties of graph structure, criteria and metrics must be calculated first. In this study, similarity calculation between the subjects which authors studied has been done. In this application, five suitable models (Jaccard Index, Sorensen Index, Common Neighbor, L. H. Newman Index and Salton Index methods) are applied to the data set generated by randomly selected twenty writers. In order to evaluate the calculation results; the results of the similarity calculation between authors with known linkages are used as reference values. Comparisons of obtained similarity values with reference values result in new connections. These links reveal that authors can publish articles together.

    AtıfWoS1OpenAlex5
    Web of Scienceİncele
  • MakaleAçık Erişim2017
    Investigation and monitoring of tetracycline and degradation products in waters of trout farm

    Topal, Murat

    In this study, tetracycline and degradation products were determined in the basins of a trout farm and in the stream carrying the waters of trout farm. Tetracycline (TC), 4-epitetracycline (ETC), 4-epianhydrotetracycline (EATC) and anhydrotetracycline (ATC) concentrations were determined under the detection limit in upstream of trout farm. The highest and lowest tetracycline concentrations detected in trout farm are 7.64 +/- 0.38 ppb and under detection limit, respectively. The highest and lowest 4-epitetracycline concentrations were 16.2 +/- 0.8 and 1.85 +/- 0.09 ppb, respectively while the highest and lowest 4-epianhydrotetracycline concentrations detected in trout farm were 25.8 +/- 1.3 and 6.12 +/- 0.30 ppb, respectively. The highest and lowest anhydrotetracycline concentrations detected in trout farm were 18.5 +/- 0.9 and 6.24 +/- 0.31 ppb, respectively. Mean tetracycline, 4-epitetracycline, 4-epianhydrotetracycline and anhydrotetracycline concentrations were 3.52 +/- 0.17; 5.30 +/- 0.26; 14.4 +/- 0.7 and 9.64 +/- 0.48 ppb in downstream of trout farm. When upstream and downstream were compared in terms of tetracycline and degradation products it could be said that Keban stream was affected as a result of activity of trout farm.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    AtıfWoS1OpenAlex1
    Web of Scienceİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2017
    Usage of microalgae as a sustainable food source in aquaculture

    Özçiçek, Esin; Cane, Erkan; Yilmaz, Kadir; Can, Safak Seyhaneyildiz

    The need for food sources more reliability according to animal products has increased interest especially in plants and in algae. In aquaculture has benefited significantly from microalgae in the various application areas. They are used as food as well as are evaluated as sources of pigments in the salmonids. Currently, studies are underway to examine the cost-effectiveness of microalgae production systems which can be obtained by large-scale and advanced quality control. In order to ensure sustainability in the use of microalgae; a systems based approach is needed which integrates different fields such as biotechnology, bioprocess and management procedures.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfWoS4OpenAlex1
    Web of Scienceİncele
  • MakaleAçık Erişim2017
    Stability of fish protein hydrolysate from heads of gilthead sea bream (Sparus aurata), european sea bass (Dicentrarchus labrax) and rainbow trout (Oncorhyncus mykiss) during storage

    Erol, Nida Demirtas; Erdem, Omer Alper; Çakli, Sukran

    In the present study, protein hydrolyzate was obtained from the head region from the wastes produced during filleting of seabream (Sparus aurata), seabass (Dicentrarchus labrax) and trout (Oncorhyncus mykiss) cultured in Turkey. After the functional and antioxidant properties of the obtained products were determined, the post-storage stability of the protein hydrolysates stored frozen for 6 months was determined by analysis. In this study, degree of hydrolysis, functional properties (protein solubility, emulsion properties, foaming properties, color properties, water holding capacity (WHC)), antioxidant properties (DPPH (1,1 -diphenyl-2-pic-ryhydrayl) free radical scavenging capacity, antioxidative activity, metal chelating) and determination of aminoacid sequencing were carried out in protein hydrolysate. To evaluate the effect of storage time on fish protein hydrolysates stored at -18 degrees C after production, the above-mentioned analyzes including functional and antioxidative properties were repeated at the end of the 6 month storage period. Results were interpreted using statistical analysis. According to the functional and antioxidative properties of fish protein hydrolyzate, the highest antioxidant activity was determined in seabream head hydrolyzate. The production yield of all fish protein hydrolysates is 5%. The functional and antioxidant properties of fish protein hydrolysates varied according to fish species.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 14 · Sudaki Yaşam
    AtıfWoS6OpenAlex7
    Web of Scienceİncele
  • MakaleAçık Erişim2017Scopus SJRQ3
    The Effect of Porosity and Cu Rate on Microstructure and Mechanical Properties of Co Alternative Powder Metallurgy Compound

    Çelik, Ertugrul; Aslan, Ali Kemal

    Cu-Ni-MX1480 powder compound were prepared at six different alloy ratios and cold pressed with a pressure of 300 MPa. Then 12 samples were obtained by hot pressing at 700 degrees C with 20 MPa pressure and at 800 degrees C with 30 MPa pressure for 4 minutes in a vacuum atmosphere hot pressing machine. Porosity ratios of samples were calculated by the different between theoretical density and measured density of samples. Effect of porosity on microstructure and mechanical properties were investigated by performing SEM, XRD, hardness measurements and TRS tests. It was observed that as a result of increased hot pressing parameters and increased Cu ratio, porosity ratio was decreased and better mechanical properties achieved.

    AtıfWoS15OpenAlex14
    Web of Scienceİncele