Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Zeminlerin sıvılaşma potansiyelinin sayısal analiz yöntemleriyle incelenmesi, vaka analizi

    Barış Çetinkaya

    Türkiye'nin deprem kuşağında bulunması, zeminlerde taşıma gücünün azalması ve deformasyonlar gibi riskleri beraberinde getirmektedir. Bu risklerin en önemlilerinden ve en kompleks konularından biri deprem etkisiyle oluşan sıvılaşmadır. Özellikle 1999 depremiyle önemi anlaşılan sıvılaşma, gevşek kumlu, siltli zeminlerde ve sığ yer altı suyu bulunan alanlarda deprem sırasında meydana gelir ve ciddi yapısal hasarlara yol açar. Sıvılaşma mekanizması, deprem süresince sismik dalgaların drenajsız, suya doygun ve gevşek zeminlerde kayma kuvvetleri oluşturarak zemin partiküllerinin yer değiştirmesine neden olmasıyla açıklanır. Ani ve kısa süreli hareketler nedeniyle suyun drene olamaması, gözenek suyu basıncının aniden artmasına yol açar. Bu basınç artışı, partikülleri bir arada tutan temas kuvvetlerini yok ederek zeminin dayanımını kaybetmesine ve bir sıvı gibi davranmasına neden olur. Deprem sırasında zemin tabakalarındaki sıvılaşma, zeminin rijitliğini ve mukavemetini değiştirerek mühendislik yapıları üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratır. En önemli sonuçları; temellerin taşıma gücü kaybı, aşırı oturmalar, yanal akmalar ve şev göçmeleri gibi yapısal hasarlardır. Bu durum, sıvılaşmayı mühendislik açısından büyük öneme sahip bir risk haline getirir. Dolayısıyla, kumlu ve siltli zeminlerde deprem anındaki sıvılaşma potansiyelini saptayabilmek amacıyla arazi, laboratuvar ve sismik parametrelerden elde edilen deneysel formüller ve ampirik bağıntılar kullanılarak sıvılaşma hesaplarının yapılması hayati önem taşımaktadır. Sıvılaşma tehlikesi analizleri, deprem büyüklüğü, merkeze uzaklık, zemin kompozisyonu ve sıkılık durumu gibi koşulların incelenmesini gerektirir. Bu tezde, SPT (Standart Penetrasyon Test) ve kayma dalga hızı (Vs) yöntemleri kullanılarak sıvılaşma hesaplamaları yapılacak; ayrıca sıvılaşmaya maruz kalmış bir alanın statik ve dinamik davranışları sonlu elemanlar yöntemiyle (Plaxis 2D programı) incelenerek zemin iyileştirmesi öncesi ve sonrası oturmalardaki değişimler değerlendirilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Bianchi tipi VIo evren modeli için yeni tsallis holografik karanlık enerji modeli ve skaler alanlar

    Çilem Söğüt

    Bu tezde, evrenin hızlanan genişlemesini açıklamak amacıyla önerilen Yeni Tsallis Holografik Karanlık Enerji (YTHKE) modeli, anizotropik Bianchi Tipi VI_0 evren geometrisi altında ele alınmıştır. Çalışmada öncelikle karanlık enerji problemi, holografik ilke ve Tsallis entropisine dayalı karanlık enerji modellerinin kuramsal temelleri ayrıntılı biçimde sunulmuş; ardından YTHKE modelinin matematiksel yapısı tanımlanmıştır. Anizotropik uzay-zaman geometrisi için Einstein alan denklemleri türetilmiş ve YTHKE enerji yoğunluğu ile durum denklemi parametresi bu çerçevede hesaplanmıştır. Tezin temel yaklaşımı, YTHKE modelinin skaler alan teorileriyle yeniden inşa edilmesine dayanmaktadır. Bu kapsamda takyon alanı, quintessence alanı ve k-essence alanı olmak üzere üç farklı skaler alan modeli ele alınmış; her bir alan için enerji yoğunluğu, kinetik terimler ve potansiyel fonksiyonlar YTHKE modeliyle ilişkilendirilmiştir. İncelemeler hem üstel genişleme hem de kuvvet yasası genişleme senaryoları altında gerçekleştirilmiştir. Her iki genişleme biçimi için durum denklemi parametresinin zamana bağlı evrimi incelenmiş, model parametrelerine bağlı olarak elde edilen davranışlar karşılaştırılmıştır. Elde edilen denklemler yardımıyla skaler alanların kinetik ve potansiyel enerji terimleri açık biçimde türetilmiş ve bu büyüklüklerin zamanla değişimi grafikler aracılığıyla gösterilmiştir. Analizler, YTHKE modelinin farklı parametre seçimleri altında kozmolojik sabit sınırı, quintessence bölgesi ve fantom bölgesini kapsayan bir dinamik sunduğunu ortaya koymaktadır. Anizotropik Bianchi Tipi VI_0 evreninde, erken evrede yönsel farklılıkların belirgin olduğu, ilerleyen evrelerde ise modelin daha yöndeş bir davranış sergilediği görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Düzenli spor yapan bireylerin atletik zihinsel enerji düzeyi ile egzersiz bağımlılığı düzeylerinin incelenmesi

    Onur Kaya

    Günümüzde sporcu performanslarını arttırmada fiziksel özelliklerin yanı sıra psikolojik ve zihinsel özelliklerin de iyileştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sporcuların performansını artırmada atletik zihinsel enerji düzeyinin artırılmasının önemli olduğu ancak bununla beraber egzersiz bağımlılığı düzeyinin artmasının olumsuz etkiler doğurabileceği belirtilmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, düzenli egzersiz yapan bireylerin atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeylerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmaya Elazığ, Tunceli ve Diyarbakır illerinde lisanslı olarak herhangi bir branşta düzenli egzersiz yapan 413 sporcu gönüllü olarak katılmışlardır. Veri toplama aracı olarak "Atletik Zihinsel Enerji Ölçeği (AZEÖ)" ve "Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği (EBÖ)" kullanılmıştır. Katılımcıların atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeyleri cinsiyet, yaş, branş, antrenman yaşı, eğitim durumu ve haftalık egzersiz sayısı değişkenleri açısından incelenmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. İkili grup karşılaştırmalarında İndependent Samle T testi, çoklu grup karşılaştırmalarında One Way Anova testi uygulanmıştır. Grup içi karşılaştırmalarda Sheffe testi sonuçları incelenmiştir. Katılımcıların atletik zihinsel enerji düzeyleri ve egzersiz bağımlılığı düzeylerinin, cinsiyet değişkeni açısından farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Yaş değişkeni açısından 15-19 yaş grubu ile 20-24 yaş arası grubun atletik zihinsel enerji düzeylerinin ve egzersiz bağımlılığı düzeylerinin 25-29 yaş ve 30 yaş üzeri gruptan anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Branş değişkeni incelemesinde, futbolcuların ve mücadele sporcularının atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeylerinin, basketbol ve voleybolculardan anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Antrenman yaşı değişkeni incelemesinde, antrenman yaşı 1-3 yıl ve 4-6 yıl olan grubun atletik zihinsel enerji ve egzersiz bağımlılığı düzeyinin 7 yıl üzeri olan gruptan anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Eğitim durumu değişkeni açısından yapılan incelemede, yüksek lisans grubunun egzersiz bağımlılığı ve atletik zihinsel enerji düzeyinin, diğer gruplardan anlamlı derecede düşük olduğu tespit edilmiştir. Haftalık egzersiz sayısı değişkeni açısından yapılan incelemede, haftada 1-3 arası egzersiz yapan katılımcıların atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeylerinin, haftada 4-6 arası ile 7 üzeri egzersiz yapan gruptan anlamlı derecede düşük olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, düzenli spor yapan bireylerin atletik zihinsel enerji düzeyleri ile egzersiz bağımlılığı düzeyleri, cinsiyet değişkeni açısından farklılık göstermezken, futbolcuların ve mücadele sporcularının, basketbol ve voleybolculara göre daha yüksek olduğu, yaş, antrenman yaşı ve eğitim durumu seviyesi arttıkça azaldığı, haftalık egzersiz sayısı arttıkça arttığı tespit edilmiştir. Sporcuların, atletik zihinsel enerji düzeyi arttıkça egzersiz bağımlılığı riski de artmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Munzur nehri yan dereleri için HEC-RAS ve ARCGIS tabanlı taşkın analizi

    Muhammed Uymaz

    Dünya genelinde en sık karşılaşılan doğal afetlerden biri olan taşkınlar, bulundukları bölgelerde ciddi can ve mal kayıplarına yol açmasının yanı sıra sosyal ve ekonomik yaşamı da olumsuz etkilemektedir. Bu afetlerin etkileri yalnızca fiziksel zararlarla sınırlı kalmamakta; doğrudan etkilenmeyen bireyler bile çevresel değişimlerin sonucu olarak psikolojik ve sosyolojik travmalar yaşayabilmektedir. Bu nedenle taşkınlar, mühendislik çözümlerinin yanında sosyal boyutlarıyla da ele alınması gereken çok boyutlu afetlerdir Taşkınların oldukça önemli bir sorun olduğu günümüzde, taşkın riski açısından hassas bölgelerden biri olan Tunceli ili Mazgirt ilçesine bağlı Aktuluk Beldesi'nin imar sınırları içerisinde kalan alanlar ele alınmıştır. Çalışma sahasında, Munzur Çayı'na bağlanan ve çoğunlukla yılın büyük bölümünde kuru olan T1, T2 ve T3 yan dereleri incelenmiştir. Söz konusu derelere ilişkin coğrafi ve topoğrafik veriler, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) teknolojilerinden biri olan ArcGIS yazılımı aracılığıyla değerlendirilmiştir. ArcGIS yardımıyla dijital yükseklik modelleri (DEM), eğim ve akış yönü analizleri yapılarak taşkın yayılım alanları haritalandırılmıştır. Elde edilen mekânsal veriler, hidrolojik analizler için HEC-RAS (Hydrologic Engineering Center - River Analysis System) yazılımına entegre edilerek bir ve iki boyutlu taşkın modellemeleri gerçekleştirilmiştir. Modelleme çalışmaları kapsamında, bölgede mevcut bulunan dere yataklarının taşıma kapasiteleri, kanal kesitleri ve yapısal hidrolik elemanlar (menfezler, köprüler, bentler vb.) analiz edilmiştir. Yapılan simülasyonlar sonucunda, taşkın debileri karşısında yapıların uygunluk durumları değerlendirilmiş ve kritik noktalarda taşkın riski taşıyan alanlar belirlenmiştir. Ayrıca, memba havzasından gelebilecek rüsubat miktarı ve olası tıkanmalar da göz önünde bulundurularak, olası taşkın senaryoları analiz edilmiştir. Bu çalışmada, taşkınların önlenmesi veya etkilerinin en aza indirilebilmesi amacıyla planlama, proje ve mühendislik uygulamalarına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Özellikle bölgede taşkın olaylarının en önemli etkisi olan heyelanların önlemesinde önceden riskli alanların belirlenerek yerel yönetimlerin, afet yönetim stratejilerini belirlemede ve riskli alanlar için önleyici tedbirler geliştirmesinde faydalanabileceği bilimsel bir veri kaynağı sunması amaçlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Üniversitelerin uluslararası markalaşma sürecinde Mavi Okyanus Stratejisinin uygulanabilirliğine yönelik bir öneri

    Gülsüm Mezgel Yartaş

    Günümüz küresel dünyasında uluslararasılaşma vazgeçilmez bir olgudur. Uluslararasılaşmanın etkisiyle üniversite, eğitim ve proje kavramları yeni anlamlar kazanmıştır. Avrupa Birliği projelerinin yaygınlaşması ve bilinirliğinin artması, uluslararası iletişimin kolaylaşmasına da bağlı olarak insanların ve ulusların birbirlerine ulaşabilmesi, yaygınlaşan proje eğitimleri, hareketliliklerin bütçelendirilmesi ve devlet tarafından desteklenmesi gibi birçok nedene bağlı olarak eğitimde uluslararasılaşma küreselleşen dünyada gereklilik haline gelmiştir. Bu çalışma, üniversitelerin uluslararası markalaşma süreçlerinde Mavi ve Kırmızı Okyanus Stratejisi'nin nasıl uygulanabileceğini incelemektedir. Çalışmamızın amacı; üniversitelerin uluslararasılaşmasında mavi okyanus stratejilerinin uygulanmasını sağlamak ve bu stratejilerin uygulanması sürecinde ortaya çıkabilecek sorunların irdelenmesini sağlayarak çözüm önerileri getirebilmektir. Günümüzde yükseköğretim kurumları, küreselleşme ile birlikte rekabetin arttığı bir ortamda uluslararasılaşma stratejileri geliştirme gerekliliği ile karşı karşıyadır. Bu bağlamda, amaca ulaşmak için çalışma üç temel bölümden oluşmaktadır. İlk olarak, yükseköğretimde uluslararasılaşma kavramı ele alınmış ve üniversitelerin küresel ölçekte rekabet edebilmek için uyguladıkları politikalar, uluslararası öğrenci ve akademisyen hareketliliği, ortak programlar ve uluslararası iş birlikleri gibi unsurlar incelenmiştir. Erasmus Programı, Bologna Süreci ve kampüs içi uluslararasılaşma gibi faktörlerin yükseköğretim kurumlarının uluslararası marka değeri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. İkinci olarak, Mavi ve Kırmızı Okyanus Stratejisi çerçevesinde üniversitelerin rekabetten uzak, yenilikçi ve sürdürülebilir stratejiler geliştirebilmeleri için hangi adımları atmaları gerektiği üzerinde durulmuştur. Geleneksel rekabetçi stratejilerin yerine, üniversitelerin farklılaşarak uluslararası bir çekim merkezi haline gelmesi için nasıl bir yol izlenmeleri gerektiği açıklanmıştır. Son olarak, Uluslararası Markalaşma başlığı altında, bir üniversitenin küresel düzeyde bilinirliğini ve akademik prestijini artırmak için uygulanması gereken stratejiler ele alınmıştır. Üniversitelerin yalnızca öğrenci gönderen pasif bir kurum olmaktan çıkıp, aktif bir uluslararası aktör haline gelmesi gerektiğini sağlamak ve bunun için akademik programlardan kampüs yaşamına, araştırma faaliyetlerinden kurumsal yönetime kadar birçok faktörün uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi gerektiği getirilmesi gerektiği vurgulanarak, çalışmanın yönetim bilimine katkı sunması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, çalışma, Munzur Üniversitesi örneğinden yola çıkarak, Türkiye'deki üniversitelerin uluslararasılaşma süreçlerini güçlendirmeye yönelik öneriler sunmaktadır. Uluslararasılaşma, sadece akademik iş birlikleriyle sınırlı kalmamalı, aynı zamanda üniversitenin tüm bileşenlerini kapsayan kapsamlı bir strateji olarak ele alınmalıdır. Bu çalışma sonucunda Türkiye'deki üniversitelerin uluslararasılaşma yolunda atacakları adımlarda yol gösterici olmak, ortaya çıkan sorunları tespit edip çözüm önerileri geliştirmek temel hedefimiz olmuştur. Bu çalışmanın yönetim bilimine ve üniversitelerin uluslararasılaşmasına katkı sunması umut edilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgüt iklimi, iş doyumu, mesleki tükenmişlik arsındaki ilişkinin incelenmesi : Diyarbakır ili örneği

    Mehmet Timur

    Diyarbakır'da görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenleri üzerine iş doyumu, örgütsel iklim algıları ve mesleki tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma yılı, okul türü, haftalık ders saati ve öğrenci sayısı) açısından anlamlı farklılık olup olmadığı ve değişkenler arasındaki ilişkileri incelenmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır ilinde görev yapan toplam 950 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmakta olup, örneklem grubunu araştırmaya gönüllü olarak katılan 452 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Yılmaz ve Altınkurt (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan Örgütsel İklim Ölçeği, Durak-Batıgün ve Şahin (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan İş Doyumu Ölçeği ile İnce ve Şahin (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlar, frekans analizleri, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve korelasyon analizi yapılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular neticesinde, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin cinsiyet değişkenine göre iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeyleri arasında, öğrenci değişkenine göre örgütsel iklim düzeyinde anlamlı ilişkiler olduğu medeni durum, yaş, çalışma yılı, okul türleri, haftalık ders saatleri açısında ise anlamlı ilişki olmadığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlar öğretmenlerin iş doyumu ve örgütsel iklim algılarının mesleki tükenmişlik üzerinde pozitif yönlü etkiye sahip olduğunu göstermek olup bunun yanında, sonuçların öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, okul yönetimlerinin örgütsel iklimi geliştirmesine ve mesleki tükenmişliğin azaltılmasına yönelik uygulamalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Farklı uçucu yağlar kullanılarak üretilen antibakteriyel yenilebilir filmlerin tavuk etinin raf ömrü ve kalitesi üzerine etkisi

    Şeyhmus Parıltı

    Bu çalışmada sodyum kazeinet-nişasta esaslı polimere antimikrobiyal etkili farklı uçucu yağlar eklenerek (sarımsak, nane, kekik, limon kabuğu, portakal kabuğu, kişniş) sodyum kazeinet-nişasta polimeri esaslı yenilebilir film elde edilmiştir. Tavuk göğüs etlerinin bu filmler ile kaplanarak +4 ̊C'de 20 gün süresince muhafaza edilmesi sağlanmış ve bu filmlerin tavuk etinin raf ömrü ve kalitesi üzerine etkisi belirlenmiştir. Kullanılan uçucu yağlara göre örnek grupları oluşturulmuş ve kontrol grubu dışındaki tüm gruplara kaplama işlemi yapılmıştır. Antibakteriyel filmle kaplanan örnekler steril kaplara koyulup her birisi parafilm ile hava almayacak şekilde kapatılmıştır. Sonrasında 0.,1., 4., 8., 12., 16. ve 20. günlerde mikrobiyolojik analizler ve kimyasal analizler yapılmak üzere buzdolabında muhafaza edilmiştir. Mikrobiyolojik olarak koliform bakteri, toplam mezofilik aerobik bakteri, toplam psikrofilik aerobik bakteri, Lactobacillus spp., sayılarının belirlenmesi için analizler yapılmıştır. Kimyasal olarak ise pH, TBARS ve aw analizleri yapılmıştır. Çalışmadaki tüm mikrobiyolojik analiz sonuçları değerlendirildiğinde, filmlerin TMAB, TPAB, Lactobacillus spp. ve Koliform mikroorganizma sayısını düşürdüğü belirlenmiştir. Kontrol grubu ile kıyaslama yapıldığında en etkili grubun sarımsak yağının kullanıldığı filmler ile kaplanan grup olduğu belirlenmiştir. Bunu sırasıyla TMAB, TPAB, Lactobacillus spp. için nane, kekik ve limon uçucu yağlarının kullanıldığı gruplar takip etmiştir. Yine kimyasal analiz sonuçları değerlendirildiğinde, filmlerin TBARS ve pH değerlerinin yükselmesini yavaşlattığı belirlenmiştir. Filmlerin aw değerlerine etkisi ise az olmuştur. Çalışma sonucunda farklı uçucu yağların sodyum kazeinat-nişasta polimerine katılarak oluşturulduğu filmlerin tavuk göğüs etlerinin raf ömrü üzerine olumlu etkilerinin olduğu ve kaliteyi koruduğu belirlenmiştir. Bu çalışmaların özellikle gıda endüstrisinde raf ömrü sınırlı olan çabuk bozulmaya eğilimli besin değeri yüksek et ve et ürünleri için uygulanması bu gıdaların güvenli olarak daha uzun süre muhafaza edilmesini ve kalitenin korunmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla bu tür çalışmalarla elde edilecek başarılı sonuçlar günümüzde çevre duyarlılığına sahip tüketicilerin güvenilir ve kaliteli gıdaya olan taleplerinin karşılanmasını ve doğal yenilebilir ambalajlarla ilgili yeni çalışmaların yapılmasını mümkün kılacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Yetişkinlerin gözünden Şermin Yaşar'ın eserlerindeki kültür unsurları

    Sibel Demir

    Kültür, her toplum için hayati önem taşıyan bir kavramdır. Bu önemli kavramın gelecek nesiller için korunması, tanıtılması ve aktarılması toplumun devamlılığını sağlamak için elzemdir. Bu çalışmada kültür kavramının aktarıcıları olan yetişkinler, özne olarak yer almaktadırlar. Yetişkinlerin, kültür kavramına bakış açıları ve kültür unsurlarına yönelik algıları Şermin Yaşar'ın "Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu, Kalk Yerine Yat, Deli Tarla, Tarihi Hoşça Kal Lokantası ve Gelirken Ekmek Al" isimli eserleri üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacı; yetişkinlerin gözünden Şermin Yaşar eserlerindeki kültür unsurlarını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Çalışma grubu 18-50 yaş aralığında bulunan 15 katılımcıdan oluşmaktadır. Ana materyal olan beş hikâye kitabı katılımcılar tarafından okunmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşmelerle elde edilen veriler derinlemesine analiz edilmiştir. Bununla birlikte doküman analizi ile verilerin analizi desteklenmiştir. Elde edilen bulgular, "eserler hakkında katılımcı görüşleri, kültür kavramı ve korunmasına yönelik görüşler, eserlerde kültür unsurlarının varlığına yönelik görüşler, eserlerin kültürü koruma ve aktarmadaki rolüne yönelik görüşler ve çalışmanın katılımcılarda kültür farkındalığı oluşturup oluşturmadığına yönelik görüşler" olmak üzere beş alt tema altında değerlendirilmiştir. Katılımcıların kültür kavramına bilinçli bir şekilde yaklaştıkları, eserlerdeki kültür unsurlarını fark ettikleri görülmüştür. Çalışma sonucunda kültür farkındalığının oluştuğu, genç nesle hitap etmenin sanat ve kültür açısından taşıdığı değer ortaya çıkmıştır. Eserlerde kültür unsurlarının akış içerisine yerleştirilerek, daha çok ve olumlu olarak kullanılmasının kültür aktarımına katkı sağlayacağı yönünde önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Türdeş olmayan uzay zaman modeli için gökkuşağı kütleçekim kuramı çerçevesinde enerji momentum gösterimleri

    Öner Karateke

    Bu tezde, genel görelilikte uzun yıllardır tartışmalı olan enerji–momentumun yerelleştirilmesi problemi, klasik enerji-momentum kompleksleri (Einstein, Bergmann–Thomson, Landau–Lifshitz, Papapetrou, Tolman, Weinberg ve Møller) kullanılarak incelenmiş ve bu tanımlar Gökkuşağı Kütleçekim Kuramı (Rainbow Gravity) çerçevesine genelleştirilmiştir. Çalışmada türdeş olmayan bir uzay-zaman modeli olarak Van Stockum'un dönen silindirik toz çözümü ele alınmış; model kartezyen koordinatlara dönüştürülerek enerji yoğunluğu hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Gökkuşağı kütleçekimi, parçacık enerjisine bağlı iki fonksiyon üzerinden metrik geometrisini değiştirdiğinden, test parçacıklarının yüksek enerjilerde uzay-zamanı farklı şekilde "algılaması" beklenmektedir. Yapılan hesaplamalar, tüm enerji-momentum gösterimlerinin klasik limitte (f1=f2=1) birbiriyle tutarlı sonuçlar verdiğini ve genel görelilikle uyumlu enerji dağılımları sunduğunu göstermiştir. Ancak enerjiye bağlı düzeltmeler eklendiğinde, özellikle Einstein, Bergmann–Thomson ve Møller gösterimlerinde enerji yoğunluğu üzerinde belirgin değişimler ortaya çıkmıştır. Modifiye Dağınım ve Üstel Model gibi literatürde yaygın kullanılan çeşitli Gökkuşağı fonksiyonları için enerji yoğunluklarının grafiksel davranışları incelenmiş; bazı modellerde düzeltmeler baskın hale gelirken, özellikle Landau–Lifshitz ve Weinberg gösterimlerinde Gökkuşağı etkilerinin zayıf kaldığı görülmüştür. Møller gösterimi ise koordinat bağımsız yapısı sayesinde modele en genel yorumu sağlamış ve yüksek enerjili test parçacıklarında enerji yoğunluğunun düzenli şekilde azaldığını göstermiştir.

  • MakaleAçık Erişim2026
    The association between perceived bullying in physical education classes and school satisfaction among middle school students: the mediating roles of physical activity enjoyment and physical education class happiness

    Güllü, M; Akarsu, M; Tan, H; Karakaş, E; Günata, GP; Akçınar, S

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2026
    The relationship between sport competition rumination and sport-specific achievement motivation levels among professional athletes in Turkey

    Bulut, M; Yildiz, M; Kizilkoca, M; Tokgöz, G; Can, B

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2026
    Effect of Temperature on the Fracture Characteristics of Hot Mix Asphalt Mixtures Using the Semi-Circular Bend (SCB) Test

    Ince, Ragip; Furtana, Beyza; Yılmaz, Mehmet

    This study investigates the temperature-dependent fracture behavior of hot mix asphalt using the Semi-Circular Bend (SCB) test and nonlinear fracture mechanics principles. SCB specimens prepared from gyratory-compacted mixtures were notched at three depths and tested at four different temperatures (23 °C, 0 °C, -11 °C, and -22 °C). The Two-Parameter Model (TPM), the compliance approach, and the J-integral method were employed to determine nonlinear fracture parameters, including fracture toughness, effective crack length, elastic modulus, and critical crack tip opening displacement (CTODc). Load CMOD curves were analyzed to determine elastic modulus from initial compliance values, while nonlinear fracture toughness was calculated based on equivalent crack length at peak load. Results showed that temperature is the most dominant variable influencing fracture behavior, explaining more than 75% of the observed variation. As the temperature decreased, the elastic modulus and fracture toughness significantly increased, indicating stiff and brittle behavior, whereas higher temperatures led to increased CTODc and more ductile fracture characteristics. The findings demonstrate that nonlinear fracture mechanics and TPM provide reliable and physically meaningful fracture characterization for asphalt mixtures. The outcomes highlight the importance of temperature in pavement fracture performance and confirm that nonlinear fracture approaches are useful tools for performance-based asphalt pavement design, particularly in cold climate regions susceptible to thermal cracking.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Tek Ebeveynli Ailede Kadın Olmak: Güçlükler, Başa Etme Stratejileri, İhtiyaç ve Beklentiler

    Akgül, Ceylan Sülü

    Bu çalışma; tek ebeveynli ailede yaşayan kadınların yaşadığı güçlükler, baş etme stratejileri, ihtiyaç ve beklentilerini incelemek amacıyla kaleme alınmıştır. Kadının ve çocuğun güçlenmesinin aileyi ve toplumu güçlendireceği anlayışıyla, sosyal hizmetlere yönelik politika önerilerinin sunulması da diğer amaçlar arasında yer almaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle kaleme alınan çalışma üç ana temaya ayrılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular MAXQDA 2024 programı kullanılarak betimsel analizler yoluyla deşifre edilmiştir. Tunceli ili sınırları içerinde yaşayan 10 kadın çalışmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Buna göre hem çocuğun bakımını hem evin geçimini üstlenen kadınların ekonomik, psikolojik ve sosyal açıdan çok yönlü zorluklar yaşadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların baş etme sürecinde çocuklarının varlığı, kişisel motivasyonları ve sosyal destek ağlarının önemli rol oynadığı görülmüştür. Kadınlar başta çocuklarının bakımı için uygun destek koşulları sağlandığında istihdam hayatına katılma ve ekonomik bağımsızlığını sağlama konusunda oldukça istekli olmakta bu minvalde çeşitli beklenti ve önerilerini paylaşmaktadır.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    The Impact of Informal Employment on Macro Variables in Türkiye: An Empirical Analysis

    Pehlivan, Ceren

    Informal employment has a wide-ranging economic impact. In terms of economic implications, it can affect growth, labor force participation, inflation, and taxation. In Türkiye, informal employment, which has been frequently researched in the economy especially after 1990, continues to maintain its importance. The fact that the effectiveness of informal employment continues makes the subject worth researching. In this study, the impact of informal employment on macroeconomic indicators in Turkey was investigated. The study's methodology included time series analyses spanning the years 1993 to 2024. In the study with informal employment as the dependent variable, macroeconomic factors such as inflation, growth, current account deficit, and unemployment were represented. Descriptive statistics of the variables were provided initially in the study, and their stationarity was then assessed using the unit root test. The long-term link between variables that were stationary at the same level was ascertained using the cointegration test. The FMOLS test was used to examine how the variables affected the dependent variable. Lastly, the study's causality test was used to ascertain the direction of the variables' effects on one another. The findings showed that during the studied period, informal employment in Turkey had an impact on macro factors.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2026
    THE IMPACT of ESG on BRAND TRUST, BRAND LOYALTY, and BRAND IMAGE in THE CONTEXT OF SUSTAINABILITY

    Cevher, Muhammed Fatih; Gülter, Erkan

    This study aims to reveal the impact of ESG on the concepts of brand image, brand trust, and brand loyalty. In addition, the study aims to reveal the mediating roles of brand image, and brand trust in the impact of ESG on brand loyalty. To achieve this goal, a survey was conducted with 322 consumers in Türkiye. Statistical analysis programs SmartPLS3 and SPSS24 were used to analyze the data obtained from the surveys. The results of the analysis revealed that ESG has a statistically significant and positive effect on brand image, brand trust and brand loyalty. Additionally, it was found that brand image and brand trust do not act as independent mediators in ESG’s effect on brand loyalty but rather act together and sequentially as mediators in ESG’s effect on brand loyalty. In addition, this study highlights the growing awareness of ESG issues in both theoretical and practical applications. In addition to increasing consumer awareness, it has been observed that brands also attach importance to ESG practices in order to gain a sustainable competitive advantage.

  • MakaleAçık Erişim2026
    The New Dynamic of Global Competition: The Technological Utilization of Rare Earth Elements and Their Impact on International Relations

    Durmuş, İrfan; Tam, Gürkan

    Aim: This study aims to analyze the technological utilization, global reserve distribution, and production structures of rare earth elements (REEs), as well as the structural concentration and vulnerability of their supply chains, and to evaluate their implications for international relations, geopolitical power dynamics, and economic dependency. The study examines the strategic consequences of China’s dominance in global REE production and processing and develops policy recommendations regarding Türkiye’s potential integration into global value chains. Method: The research is designed as a secondary-data-based study employing a structured descriptive and comparative content analysis. Quantitative and qualitative datasets obtained from internationally recognized institutions, including the International Energy Agency (IEA), the U.S. Geological Survey (USGS), European Commission reports, and relevant national authorities, were systematically analyzed to assess reserve distribution, production concentration, and sectoral utilization patterns. Results: The findings demonstrate that REEs have evolved beyond their role as industrial raw materials and have become strategic instruments of global power projection. The high concentration of global production and processing capacity in China generates significant supply security risks and structural economic dependencies for advanced economies. While Türkiye’s declared reserve potential in Beylikova represents a substantial strategic opportunity, limitations in domestic processing capacity and high value-added manufacturing constitute major structural challenges. Conclusion: REEs have emerged as strategic commodities at the center of twenty-first-century geoeconomic competition, particularly in the contexts of energy transition, defense industries, and digital technologies. Ensuring sustainable supply security requires not only reserve diversification but also the development of refining capabilities, recycling technologies, and multilateral cooperation mechanisms. Türkiye’s ability to position itself as a reliable actor in global REE markets depends on the formulation of an integrated national strategy. Originality: This study contributes to the literature by approaching REEs through an interdisciplinary framework that integrates technological, geoeconomic, and international relations perspectives, thereby moving beyond purely geological or technical analyses.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2026
    Sosyal Hizmet Bölümü Öğrencilerinin Mesleki Beklenti, Kaygı ve Başa Çıkma Stratejilerinin İncelenmesi

    Akgül, Ceylan Sülü

    Bu çalışmada sosyal hizmet öğrencilerinin mesleki beklenti ve kaygıları ile başa çıkma startejileri incelenmiştir. Bulgular nitel araştırma deseni kapsamında dört ana ve her bir ana temaya bağlı üç alt tema olarak yapılandırılmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA 2024 programı kullanılarak deşifre edilmiş ve betimsel analiz yapılmıştır. Buna göre katılımcılar, toplumda daha dezavantajlı gördükleri bireylerle (kadın, çocuk gibi) mesleki etik ilke ve değerler doğrultusunda hareket ederek, hem mesleki hem de bireysel doyum yaşamak, hem de toplumsal değişim sağlamak arzusuyla çalışmak istemektedirler. Bölümlerini ve alanlarını sevmelerine rağmen iş bulamama veya atanmama, meslekte yetersiz kalma, mesleğin toplumsal görünürlüğünün zayıflığı ve istihdam güvencesinin olmaması gibi endişeleri bulunmaktadır. Bu endişeler öğrencilerde bireysel başa çıkma yöntemlerinin gelişmesine neden olabilmektedir. Öğrencilerin üniversitede aldıkları eğitim bu endişeler ile başa çıkma, psikolojik destek alma ve geleceğe umutla bakma açısından bireysel ve mesleki gelişimlerine katkı sağlamaktadır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2026
    Obtaining Natural Dye from Oak Tree and Examination of Dyeing Properties According to Different Methods

    Fırat, Tülay

    This study investigates the dyeing performance of a natural dye extracted from the branches and leaves of the oak tree (soredar) on muslin fabric. The plant materials were soaked in water for 24 h and subsequently boiled to obtain the dye extract. Dyeing experiments were conducted using conventional dyeing methods with and without mordanting. Copper sulphate, iron sulphate, and potassium dichromate were used as mordants to evaluate their influence on the dyeing behavior of the fabric. The color properties of the dyed samples were determined using spectrophotometric measurements based on the CIELab color system, and color strength (K/S) values were calculated using the Kubelka–Munk equation. In addition, the durability of the dyed fabrics was assessed through washing, rubbing, and light fastness tests according to relevant ISO standards. The results revealed that the type of mordant significantly affected both color strength and fastness performance. Among the tested mordants, copper sulphate produced the highest color strength, while iron sulphate also improved dye uptake compared with the non-mordanted sample. Overall, the findings demonstrate that oak-derived natural dye can be effectively applied to muslin fabric and that mordanting plays a crucial role in enhancing the color depth and durability of natural dyeing processes.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Çoruh (Artvin) Halkevleri ve Halkodaları (1936-1951)

    Zengin, Ersoy

    Makale, Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından 1930’lu yıllarda kurulan halkevleri ve halkodalarının Artvin (Çoruh) örneği üzerinden incelenmesini konu almaktadır. Ulus-devlet inşası sürecinde toplumu dönüştüren başlıca aracın halkevleri ve halkodaları olduğu düşünüldüğünde Artvin (Çoruh) Halkevleri ve Halkodalarının faaliyetlerini ortaya koyan bir çalışmanın olmaması Artvin tarihi için bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. 1936 yılında açılan Artvin Halkevi, Cumhuriyet devrimlerinin halka benimsetilmesi, eğitim ve kültür faaliyetlerinin yaygınlaştırılması amacıyla faaliyet göstermiştir. Başlangıçta yedi, ilerleyen yıllarda dokuz şube hâlinde örgütlenen Halkevi; dil-edebiyat, köycülük, spor, temsil, güzel sanatlar, sosyal yardım, halk dershaneleri, kütüphane, tarih ve müze gibi alanlarda önemli çalışmalar yürütmüştür. Artvin Halkevi, yerel basın, müzik, tiyatro ve spor etkinlikleriyle bölge halkının kültürel hayatını canlandırmış; aynı zamanda halkın eğitimine ve toplumsal bütünleşmesine katkıda bulunmuştur. 1937’de açılan Hopa Halkevi ve 1940 yılından itibaren Borçka, Şavşat ve Viçe’de (Fındıklı) açılan halkodaları, kırsal kesimlere kültür hizmeti götürmüştür. II. Dünya Savaşı koşulları ve mali yetersizlikler faaliyetleri sınırlasa da Halkevleri dönemin en etkin toplumsal örgütlenme araçlarından biri olmaya devam etmiştir. 1944 yılında nüfusu bini aşan nahiye ve köylerde 48 yeni halkodası açılmasına karar verilmiştir. Yeni yapılacak olan halkodalarının inşası büyük bir maliyet gerektirmiş, inşa masraflarının bir kısmını CHP Genel Sekreterliği, kalan kısmını da halkodasının yapılacağı yerin halkı üstlenmiştir. Bazı yerler hızlıca halkodalarını inşa edebilmişken bazı yerlerde maddi imkansızlıklardan dolayı inşa faaliyetleri yıllarca sürmüştür. 1945 sonrasında çok partili hayata geçişle birlikte halkevlerinin işlevi siyasallaşmış, Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle de faaliyetleri sonlandırılmıştır. Artvin Halkevi binası 1952’de ilkokula dönüştürülerek halkevleri dönemi resmen sona ermiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    Kriz süreçlerinde kurumsal itibarın korunması ve yönetimi

    Atmaca, Yıldız; Boyali, Handan

    Kamu kurumları, kriz dönemlerinde toplumsal güveni koruma ve sürdürülebilir itibarı sağlama sorumluluğuna sahiptir. Kriz dönemleri, kamu kurumlarının toplumsal güveni sürdürme kapasitesinin en çok sınandığı zamanlardır. Bu çalışmanın amacı, kamu kurumlarının kriz süreçlerinde kurumsal itibarı nasıl koruduğu ve yönettiği üzerine bir analiz gerçekleştirmektir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılmış ve elde edilen veriler değerlendirmeye alınmıştır. Bu yönüyle çalışma literatüre katkı sunma potansiyeli taşımaktadır. Değerlendirme sonucunda ise şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı yönetim anlayışının kurumsal itibarı güçlendirdiği, kriz süreçlerinde kurumsal itibarın sürdürülebilirliğinin, etkili yönetişim ve stratejik iletişim uygulamalarıyla doğrudan ilişkili olduğu anlaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar