Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    II. Abdülhamid Devrinde Ölü Doğmuş Bir Rum Cemiyeti: Cemiyet-i Mezhebiye

    Alp, Ruhat

    Modernitenin geleneksele meydan okuyuşunda işlevsel bir öğe olan ve Fransız İhtilali ile evrensel bir mesaja dönüşen ulusçuluk, mevcut siyasal yapı ve statükoları dönüştürmüş, Osmanlı gibi geleneksel imparatorluklar bu kavramın etkisiyle tedrici bir parçalanma süreci içerisine girmişlerdir. Yunan/Rum tebaayı da etkisi altına alan bu akım, kadim Osmanlı birlikte yaşama kültürünün de bir bakıma sonunu getirmiştir. Kaldı ki Yunan ulusçuluğu yapısı itibariyle irredentist, yani kültürel veya tarihi bağ kurulan toprakları geri almayı hedefleyen bir harekettir. Dolayısıyla, 19. yüzyıl Yunan ulusçularının Osmanlı Rumlarının yaşadığı topraklara yönelik taleplerine karşı Osmanlıların savunma refleksleri geliştirdiği de bir dönemdir. Yunan ulusçuları, davaları için cemiyetleri dahi araçsallaştırmışlardır. Osmanlı Rumlarının kurduğu birçok cemiyet, toplumsal faaliyetler kisvesi altında ulusçuluğun kaleleri haline gelmiş ve devleti oldukça uğraştırmıştır. Çalışmamızın konusu olan Cemiyet-i Mezhebiye, 2. Abdülhamid döneminde, İstanköy Adası’nda, tam da böyle bir konjonktür içerisinde doğmuştur. Cemiyet bir zanaat ve esnaf cemiyeti kimliğiyle ve daha çok Rumlara yönelik bir imajla ortaya çıkmıştır. Cemiyete, Abdülhamid bürokrasisi şüpheyle yaklaşmış ve nihayetinde cemiyetin faaliyetlerine izin verilmemiştir. Bu çalışmada, Cemiyet-i Mezhebiye’nin kanunnâmesine dayanarak kurumsal kimliğine ve işleyiş mekanizmalarına dair veriler ortaya konulacağı gibi ulusallaşma ve cemiyetleşme olguları ekseninde, cemiyetin kuruluşuna neden izin verilmediği sorusunun da cevabı aranacaktır. Bu itibarla Osmanlı topraklarında ölü doğmuş bir cemiyetin tarihsel serüveni, çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Çocuk Görüşme Merkezleri: “Yararlanıcıların Perspektifinden Bir İnceleme”

    Akgül, Ceylan Sülü; Berk, Cansu

    Sosyal hizmet uygulamaları açısından çocuğun üstün yararını gözeten, ebeveynlerin ve çocukların iyilik halini ve refah düzeyini arttıran, çocuğun temel haklarını koruma altına alan Çocuk Görüşme Merkezleri (ÇGM) sosyal hizmet alanında 2022 yılı Nisan ayından beri uygulanmaktadır. Bu çalışma kapsamında Çocuk Görüşme Merkezlerinden hizmet alan 10 ebeveyn ve 1 birinci derece yakın (anneanne) ile derinlemesine görüşmeler yapılarak elde edilen bulgular MAXQDA programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular hizmetten yararlanan bireylerin; Hizmet Hakkındaki Düşünceleri-Eski Eşle Karşılaşmamak, İcra Yoluyla Çocuğun Alınmaması, Kurum Adı ve Kurum Tarafından Aranmak, Hizmeti Nasıl Öğrendikleri, Hizmete Başvurma Nedenleri, ÇGM’ ye İlişkin Değerlendirmeleri- Olumlu Yanlar, Görev Yapan Personel, Fiziki Yapı, ÇGM’nin Çocuk ve Ebeveyn Üzerindeki Etkisi- Ebeveynler/Çocuklar Üzerindeki Etkisi ve Öneriler ana tema ve alt temalarına ayrılarak tematik analiz yöntemiyle deşifre edilmiştir. Elde edilen bulgularda hizmetin olumlu yanları bilhassa eski eş ile karşılaşmama, mahkeme tarafından belirlenen gün ve saatlerde çocuğu düzenli olarak görebilme, çocuğu diğer ebeveynden görevli uzman aracılığıyla güvenli bir ortamda alma ve çocuğun üstün yararını göz ardı eden icra uygulamasının son bulması yönündeki anlatılar öne çıkmıştır. Gerek hizmetin Türkiye için yeni olması gerekse de hizmetten yararlanan ebeveynler perspektifinden kaleme alınan ilk eser olması nedeniyle bu çalışmanın alana önemli bir katkı sağlayacağı ve büyük bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Fen bilgisi öğretmen adaylarının biyolojik çeşitlilik konusundaki farkındalık ve davranışları: Ölçek geliştirme çalışması

    Karakaya Cirit, Didem; Turkoglu, İsmail; Özyurt, Zeynep

    Bu araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının biyolojik çeşitlilik konusundaki farkındalık ve davranış düzeylerini belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmektir. Araştırmacı tarafından ilgili alan taraması yapılarak ölçme aracı için 60 maddelik madde havuzu belirlenmiştir. Alan uzman görüşü alındıktan sonra, madde sayısı 56 maddeye indirilerek yeniden düzenlenmiştir. Hazırlanan ölçek iki devlet üniversitesindeki 280 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliği için açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. “Biyolojik Çeşitlilik Farkındalık Ölçme Aracı” (BÇFÖA), yapılan açımlayıcı faktör analiziyle 24 madde olarak, “Biyolojik Çeşitlilik Davranış Ölçme Aracı” (BÇDÖA) ise yapılan açımlayıcı faktör analiziyle 25 maddelik son halini almıştır. Güvenirlik çalışması sonrasında da BÇFÖA’nın genel cronbach alfa katsayısının .72 olduğu, BÇDÖA’nın geneli için cronbach alfa katsayısının .75 olarak bulunmuştur. Tüm bu çalışmalar sonrasında biyolojik çeşitlilik farkındalık düzeylerini ölçmek için 6 alt boyutta hazırlanmış 24 maddeden oluşan ölçek ve biyolojik çeşitlilik davranış düzeylerini ölçen 7 alt boyutta hazırlanmış 25 maddeden oluşan 5’li likert türü ölçek geliştirilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    New Record of the Melanopsis buccinoidea (Olivier, 1801) from two streams of Mersin (Türkiye) with Evaluation Some Morphometric Parameters

    Kocabaş, Mehmet; Kutluyer Kocabaş, Filiz

    In this study, some biometric characteristics of the freshwater snail Melanopsis buccinoidea (Olivier, 1801) were determined in Koca Stream and Bayat Stream (Mersin, Türkiye). Weight (W) (g), shell length (SL) (mm), shell width (SW) (mm), aperture length (AL) and width (AW) (mm) measurements were made on the samples taken from different stations. Morphological relationships were determined by multivariate statistical evaluation. The highest values in terms of shell length and weight were determined to be 16.53±3.67 mm and 0.47±0.23 g, living in Koca Stream. The largest shell length measured in the samples was 21.93 mm and the aperture width was 10.62 mm. The results were analyzed using Principal Component Analysis (PCA), a versatile statistical technique employed to explore the relationships between variables and account for a significant portion of the dataset. Samples taken from different stations showed a strong relationship between aperture width and spir height.

    • SDG 14 · Sudaki Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Pandemi Döneminde Hemşire Ebeveynin Çocuğu Olmak: Nitel Bir Çalışma

    Durmaz, Yadigar Çevik; Kuzu, Ayşe; Öztürk, Pınar Çiçekoğlu

    Amaç: Bu çalışma hemşire ebeveynlerin çocuklarının COVID-19 pandemi algısı ve pandemi dönemindeki deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılarak yapılan bu çalışma, 1 Ocak–1 Mart 2021 tarihleri arasında pandemi sürecinde çalışan, 3-7 yaş grubunda çocuğu olan hemşireler ve onların çocukları ile gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlere kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılmış 23 ebeveyn-çocuk çifti (23 ebeveyn ve 23 çocuk) ile çalışma tamamlanmıştır. Çalışmanın verileri ebeveynler ve çocuklar için geliştirilmiş yarı yapılandırılmış formlar aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde MAXQDA 2022 bilgisayar programı kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynler ve çocuklarla yapılan görüşmeler sonunda iki ana tema belirlenmiştir. Birinci tema olan değişen ebeveyn çocuk ilişkisi, pandemiden önce ebeveyn çocuk ilişkisi ve pandemiden sonra ebeveyn çocuk ilişkisi olmak üzere iki alt temadan oluşmaktadır. İkinci tema olan pandeminin çocuklar üzerindeki etkileri ise çocuklar için koronavirüsün anlamı, ebeveynin gözünden çocukların yaşamında korona virüs, çocukların yetkililerden isteği ve ebeveynlerin gözünden çocukların duygu ve davranışları olmak üzere dört alt temadan oluşmaktadır. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, pandemi döneminde çocukların hemşire ebeveynleri ile geçirdiği zamanın azaldığı, ilişkinin şeklinin değiştiği ve çocukların duygu ve davranışlarında olumsuz değişimler meydana geldiği belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Avrupa birliği ülkelerinin iş yapabilme kolaylığının çok boyutlu ölçekleme analizi ile incelenmesi

    Veysikarani, Dilek; Özel, Sibel Örk

    İş yapabilme, küresel ekonomiye sağlayacağı olumlu etkiler nedeniyle politika yapıcılar için öncelikli bir konu haline gelmektedir. Yatırım sermayeleri ve girişimcilerin artan hareketliliği de bu önceliğin önemini daha da artırmaktadır. Bu bağlamda yapılan çalışmada, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin iş yapabilme seviyelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, 2021 yılına ait İş Yapma Kolaylığı Endeksi verileri Dünya Bankası'ndan alınarak kullanılmıştır. Çalışmada, AB üyesi ülkelerin İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nin alt boyutlarına göre benzerlikleri ve farklılıklarını belirlemek amacıyla Çok Boyutlu Ölçekleme analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda, endekse göre en çok homojenlik gösteren değişkenlerin "İşe Başlama" ve "Vergi Ödemesi" olduğu belirlenmiştir. Ülkeler arasında ise en çok benzerlik gösterenlerin Almanya, Danimarka, Estonya ve Litvanya olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, AB üyesi ülkelerin iş yapabilme kolaylığı açısından bazı ortak özelliklere sahip olduğunu, ancak yine de belirli farklılıkların mevcut olduğunu göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    Determination of Toxic Effect of Gamma Cyhalothrin in Dreissena polymorpha by Some Biomarkers

    Parlak Ak, Tuba; Aydın, Ayşe Nur; Serdar, Osman

    In this study, the effects of pesticides on the freshwater mussel Dreissena polymorpha, a non-target organism, were aimed to be determined through biochemical responses. For this purpose, first, the acute toxicity value (LC50) of Gamma Cyhalothrin (GCH) pesticide on D. polymorpha was determined by standard static method and the LC50 value was calculated as 13.64 mg/L using probit analysis. Then, superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GPx), catalase (CAT) activities, malondialdehyde (MDA) and glutathione (GSH) level responses of D. polymorpha organism exposed to GCH sublethal concentrations for 24 and 96 hours were determined. In addition to biochemical biomarkers, histopathological responses were evaluated. In conclusion, this study demonstrated the abilities of GCH pesticides to induce oxidative stress. Moreover, MDA, GSH levels, SOD, CAT, GPx activities and histopathological responses could be used as an effective biomarker in D. polymorpha.

  • MakaleAçık Erişim2025
    The Relationship between Copper Tolerance and Antibiotic Susceptibility of Vagococcus salmoninarum Isolated from Kılavuzlu Dam Lake

    Gokhan, Haci Bayram; Ispır, Ünal; Özcan, Mikail; Şeker, Engin

    The contamination of aquatic ecosystems by heavy metals has been identified as a significant environmental hazard for aquatic animal species, including fish. The objective of this study was to investigate the tolerance of Vagococcus salmoninarum bacteria to copper and the impact of copper exposure on antibiotic susceptibility. The bacterial isolates, comprising six strains, were obtained from rainbow trout reared in cage culture at Kılavuzlu Dam Lake. The initial assessment of antibiotic susceptibility was conducted using the Kirby-Bauer disc diffusion method, which was subsequently validated through the determination of minimum inhibitory concentration (MIC). The broth microdilution method was employed, with the bacterial isolates exposed to concentrations of copper sulphate ranging from 0.1 to 1 mM. The resistance to multiple antibiotics was altered to be significantly altered following exposure to copper sulphate. The minimum inhibitory concentration (MIC) value of copper was observed to be 0.4 mM against V. salmoninarum. It was noted that V. salmoninarum, which has been exposed to copper in its natural environment, has developed the capacity to withstand stress and has undergone a change in its physiological status.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
  • MakaleAçık Erişim2025
    Determination of Oxidative Stress Responses in Dreissena polymorpha Exposed to Rare Earth Elements (Terbium, Lanthanum, Gadolinium and Praseodymium) with Temperature

    Serdar, Osman; Aydın, Ayşe Nur

    The continuous development of industry pushes people to search for new resources, and for this reason, the usage areas of Rare Earth Elements (REEs) are increasing day by day. Increasing concentrations of REEs, as a result of increased use, create pollution in the environment and harm living organisms. This pollution interacts with increasing temperature and causes more negative synergistic effects of the pollutant in the environment and in the living body. In this study, sublethal concentration values were determined by literature review and the concentration value was determined as 125 mg/L. In the present study tt was aimed to investigate some oxidative stress and antioxidant responses of Terbium, Lanthanum, Gadolinium and Praseodymium REEs in Dreissena polymorpha at 125 mg/L concentration at 3 different temperatures (16, 18, 20 0C) with biomarkers. For this purpose, 24 and 96 hour experimental trial design was created and 7 D. polymorpha were used in each trial group, and the application experiments were carried out with 3 replications. The samples at the end of the experimental phase were stored at -80 degrees Celsius until they were analyzed. In this study, Superoxide dismutase (SOD), catalase (CAT) and glutathione peroxidase (GPx) enzyme activities and glutathione (GSH) and Thiobarbituric acid (TBARS) level biomarker responses were determined by ELISA test microplate reader. CAYMAN brand SOD (Catalog No 706002), CAT Catalog No 707002) and GPx (Catalog No 703102), GSH (Catalog No 703002) and TBARS (Catalog No 10009055) were used in the study. SPSS 24.0 package program one-way ANOVA (Duncan 0.05) was used for the evaluation of biochemical analyzes. According to the study data, statistically significant decreases were observed in SOD and CAT activities in the oxidative stress responses of REEs on D. Polymorpha with increasing temperature, while there was no significant change in GPx activities. It was determined that there were increases in TBARS levels and decreases in GSH levels. It is thought that the temperature factor, application concentration and application time are effective in the formation of these changes. It can be said that temperature change and pollutants cause oxidative stress in organisms and cause cell damage.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Investigating Consumers’ Boycott Behavior in the Context of Israeli-Palestinian Conflict: Social Media, Consumer Animosity and Perceived Efficacy Perspectives

    Cevher, Muhammed Fatih

    This study aims to reveal the effects of consumer animosity, perceived effectiveness, and social media on consumers' boycott intention. In addition, the study aims to investigate the mediating role of social media in the relationship between consumer animosity and boycott intention and the relationship between perceived efficacy and boycott intention. The study also analyzes whether there are significant differences in the boycott intentions of consumers in seven different regions of Turkey. A total of 749 consumer data from an equal number of consumers in seven different regions of Turkey were analyzed using structural equation modeling and ANOVA tests. The findings of the study show that consumer animosity, perceived efficacy, and social media have a positive effect on consumers' boycott intentions. While the mediating role of social media in the relationship between perceived effectiveness and boycott intentions was observed, the mediating role of social media in the relationship between consumer animosity and boycott intentions was not detected. It also revealed that there is a significant difference between regions in consumers' boycott intentions. The study differs from other studies in that it both investigates the mediating roles of social media variables and analyzes regional differences in the analysis of boycott intentions.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Is the Feldstein-Horioka Puzzle Valid in OECD Countries?

    Korkmaz, Özge; Pehlivan, Ceren

    Investments and savings are regarded as critical components in the evolution of economic performance. Both are employed to stimulate economic development and growth. Based on international capital movements, the Feldstein-Horioka puzzle investigated the relationship between savings and investment. The validity of the Feldstein-Horioka puzzle was investigated in this investigation for the years 1990-2021, covering OECD countries.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Resim sanatının oturma odası

    Polat, Şeniz

    Bu çalışma, resim sanatında oturma odasını konu edinen eserleri ele almaktadır. Oturma odası, ev içindeki yaşam tarzını yansıtan, aile dinamikleri, misafirlik anlayışı ve günlük etkileşimlerin şekillendiği sosyal bir mekandır. Çalışmada, mimari bir unsur olarak oturma odasının tarihsel sürecine değinilir. Ev içindeki ortak kullanım alanı dinamiklerini konu edinen, Asya’da minyatür resimler ve baskı resimleri; Kuzey'den başlayarak tüm Avrupa kıtası ve dünyadan gündelik hayat resimleri tarihsel bir akış içinde incelenir. Gündelik hayat resmi içinde oturma odası resminin yeri ve önemi tartışılır. Bu çalışma, resim sanatında ev içindeki sıradan durumları ve evdeki gündelik rutinleri konu edinen eserleri çözümlemektedir. Çalışma, resim sanatında oturma odasının sanatsal ifadelerini, toplumsal boyutlarıyla aktarmayı hedefler. Bu çalışmayla oturma odasının günümüzde çağrıştırdığı anlamların, resim sanatındaki karşılıklarını ortaya koymak amaçlanmış ve bu karşılıkların sanattaki önemi değerlendirilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4
    Pasif venturi aktüatörlü bir silindir etrafındaki akış: Reynolds sayısı ve hücum açısının etkileri

    Seyhan, Mehmet; Firat, Erhan

    Bu çalışmanın temel amacı, Reynolds sayısı (Re) ve hücum açısının (α) yeni geliştirilen bir akış kontrol yöntemi olan Pasif Venturi Aktüatör’ünü (PVA) içeren bir silindirin aerodinamik karakteristikleri üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu amaçla hem aerodinamik kuvvet ölçümleri hem de hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) benzetimleri gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışmanın Reynolds sayıları Re=28000 ile 80000 arasında değişmektedir. Deneysel çalışmanın hücum açıları α=-30° ile +30° arasında değişmektedir. PVA içeren ve içermeyen silindir için HAD benzetimleri Re=36000 ve α=0°’de gerçekleştirilmiştir. Kuvvet ölçümleri kullanılarak elde edilen bulgular, zaman ortalamalı direnç katsayısı (C_D ) ̅ ile Re arasında oldukça doğrusal bir ilişki olduğunu göstermiştir. α=0° için Re değerinin 28000’den 80000’e arttırılması (C_D ) ̅ değerinde bir düşüşe neden olmuştur. Sonuçlar, test edilen hücum açısı ne olursa olsun, PVA’lı silindirin PVA’sız silindire kıyasla daha düşük bir (C_D ) ̅ sergilediğini göstermektedir. Ayrıca PVA’nın benzer Re aralığında test edilen pasif kontrol yöntemlerine kıyasla çok iyi bir direnç performansı sergilediği de karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Üniversitelerin Konut Üretimine Etkisi: Gümüşhane Örneği

    Başaran, Erkin; Isik, Sevket

    Amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular, üniversitenin kurulmasının Gümüşhane kentinin demografik yapısını önemli ölçüde etkileyerek, büyük bir konut talebi yarattığını ortaya koymaktadır. 2008 yılında kurulan Gümüşhane Üniversitesi’nin hızlı büyümesi, öncelikle öğrenci ve akademik personel akını nedeniyle nüfusta önemli bir artışa yol açmış ve böylece yeni konutların yapımına yönelik büyük bir talep artışı ortaya çıkmıştır. Bu durum 2008'den sonra, kullanım izni olan konut amaçlı bina ve daire sayısında belirgin bir artışı da beraberinde getirmiştir. Üniversitenin kurulduğu 2008 öncesinde kentte yılda ortalama 11 konut amaçlı bina kullanım izni alırnırken, bu rakam 2009- 2023 döneminde 25’e ulaşmıştır. Kentte üretilen daire sayısında da benzer bulgular elde edilmiştir. 2008 öncesinde kentte yılda ortalama 135 daire kullanım izni alırken, bu rakam 2009-2023 arasında 414’e yükselmiştir. Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu, yeni inşa edilen binaların yalnızca sayıca artmakla kalmayıp aynı zamanda daha yüksek katlı bina üretimine doğru güçlü bir eğilim göstermesidir. 2002-2008 arasında Gümüşhane kentinde 10 ve daha çok katlı bina bulunmazken, özellikle 2015 yılından sonra bu tip yüksek binalar en yaygın yapı tipi olmuştur. Konut üretiminde çok katlı yapıların giderek önem kazanmasında Gümüşhane’nin coğrafi özelliklerinin de rol oynadığı belirlenmiştir. Bu değişim, şehrin geleneksel konut düzeninin ve mekânsal yapısının dönüşümüne katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak, Gümüşhane Üniversitesi'nin kurulması şehrin demografik ve fiziksel görünümünü önemli ölçüde dönüştürmüş ve üniversiteyi yerel konut piyasasında önemli bir oyuncu haline getirmiştir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Milk Production Curves Obtained from Cows Raised in Türkiye According to Years and Determination of Production Differences with the Help of Cluster Analysis and Friedman Test

    Çimen, Murat; Güven, Alper

    In the study, cluster analysis and Friedman tests were used to create curves for cow milk yields in Türkiye between 2010-2023 and to determine yield differences. For this purpose, milk yield records obtained from TUIK for the years in question were used. Since data before 2010 could not be accessed, 2010 was taken as the starting date. When the figures obtained in the study are examined, it is striking that the years generally show similar curves. These curves generally show a decrease from January to February, then an increase until May. Milk yield values, which reach their peak in May, decrease again until November. After this month, a new increase is noted in December. The months showing maximum and minimum values in the graphs of 2016 and 2017 are different. Therefore, different curves were obtained for these years compared to other years. When the curves of all years, cluster analysis and Friedman test results are examined in general, it can be said that the highest production was determined in May and the lowest production in November. The reason for these differences should be investigated for the years 2016 and 2017, when different curve results were obtained. The findings of this study are important in terms of providing preliminary information for those who will conduct model studies on milk production in our country. In addition to the evaluation of curve graphs, it has been seen from the research findings that different statistical techniques such as cluster analysis and Friedman test give effective results in this type of data. Both cluster analysis and Friedman test methods are test methods that can be used safely in new studies where curve graphs will be made.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Artificial Intelligence Applications in the Aquaculture Industry: Sustainability, Efficiency and Innovative Solutions

    Kutlu, Banu; Utku, Esen Damla Balo

    Artificial Intelligence (AI) is becoming increasingly important to increase efficiency and sustainability by organizing processes and providing significant improvements in different sectors. AI is reshaping the aquaculture sector. AI is being used to help solve optimization problems in aquaculture, reduce costs, and find sustainable solutions. These scenarios guided the evaluation of the future role of AI in aquaculture and the benefits that AI brings to the aquaculture sector in this study. AI is improving the way fish stocks are monitored, live stocks are assessed, diseases among plants and animals are recognized, water quality is tested, and production lines are controlled. Aquaculture uses AI technologies to help detect diseases early, monitor environmental conditions affecting production, and improve both efficiency and sustainability. In addition, AI is examining and providing solutions to environmental issues such as global warming and water resource management.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Nevşehir taşı tozunun kendiliğinden yerleşen harçlarda portland çimentosu ikamesi olarak kullanım potansiyelinin değerlendirilmesi

    Yon, Merve Sahin; Karataş, Mehmet; Demir, Mustafa

    Portland çimentosunun üretimi atmosferdeki karbondioksit emisyonlarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, Portland çimentosu yerine puzolanik özelliklere sahip doğal kaynakların ve atıkların kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu makalede, kendiliğinden yerleşen harç yapımında Portland çimentosunun yerine kullanılabilecek doğal olarak oluşan puzolanik bir malzeme olan Nevşehir taşı tozunun etkinliği incelenmiştir. Portland çimentosu yerine %5, %10, %15 ve %20 oranlarında Nevşehir taşı tozu ilave edilerek hazırlanan harcın performansının değerlendirilmesi amacıyla bir laboratuvar çalışması yapılmıştır. Kendiliğinden yerleşen harcın başlangıçtaki mekanik performansını incelemek için 40x40x160 mm boyutlarındaki prizmatik numuneler kullanılmıştır. Kendiliğinden yerleşen harçların yayılma çapları Avrupa İnşaat Kimyasalları ve Beton Sistemleri İhtisas Federasyonu standardı referans alınarak belirlenmiştir. Seçilen oranlarda Nevşehir taşı tozu ile oluşturulan numuneler, 23±2 ̊C sıcaklıktaki suya 3 gün süreyle daldırılmıştır. Kür süresi dolan numunelere 3 günün sonunda erken yaş eğilme ve basınç dayanımı testleri uygulanmıştır. Yapılan deneysel analiz sonucunda, en yüksek basınç dayanımlarının, referans numunelerinde ve çimentoyla %5 ikameli Nevşehir taşı tozuyla oluşturulan karışımlarda olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Nevşehir taşı tozunun eğilme dayanımı üzerinde olumlu bir etki sağladığını ancak basınç dayanımında düşüşlere neden olduğunu göstermektedir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Suçun Coğrafi Dağılımını Afet-Suç İlişkisi Bağlamında İncelemek: 6 Şubat 2023 Depremlerinin Mala Karşı İşlenen Suçlara Etkisi

    Avaner, Tekin; Konurhan, Zekeriya; Abdulvahitoğlu, Adnan; Başaran, Erkin; Yayla, Mustafa

    Doğal afetlerden hemen sonraki süreçte yaşanan kargaşa ve kamu otoritesinin azalmasına bağlı olarak suç oranlarının artış gösterdiği bilinmektedir. Depremler gerek etki alanlarının büyüklüğü gerek de çok sayıda insanı etkilemeleriyle bu afetler arasında özel bir yere sahip olup, kriminal yansımaları özellikle uluslararası literatürden anlaşılabildiği üzere cana ve mala karşı suçlar temelinde çok farklı suç şekilleri olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu çalışmada 6 Şubat 2023’te 7.7 ve 7.6’lık iki büyük dalga halinde gerçeklemiş ve asrın felaketi olarak nitelenen depremlerden hemen sonraki 1 ay içerisinde meydana gelen mala karşı suç olayları bir önceki yılın aynı dönemine göre karşılaştırmalı olarak mekansal ve zamansal bazda incelenmiştir. İçişleri Bakanlığın’dan temin edilen suç verileri Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) ve Hotspot yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş, daha sonra bu analizlerden yola çıkılarak veriler kriminoloji çalışmalarında en yaygın kullanılan teorilerden olan Rutin Faaliyetler Teorisi ve Kırık Pencereler Teorisi temelinde yorumlanmıştır. Suç coğrafyası çalışmalarında yaygın olarak kullanılan CBS’den Hotspot yöntemiyle bu çalışmada da istifade edilmiştir. Ancak ÇKKV ve teorik yorumlamayla birlikte üç farklı yöntemin kullanıldığı böyle bir sentez suç coğrafyası araştırmalarında mevcut değildir ki, araştırmanın özgün değeri burada ortaya çıkmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Tunceli Kentinin Yeri Neden Değişmeli? Yeni Bir Lokasyon Önerisi

    Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent

    Tunceli 1935 yılında vilayet haline getirilmiştir. 1937 yılında Kalan kazası kurulmuş ve bu yeni vilayetin idari merkezi yapılmıştır. 1952 yılında “Kalan” kazasının adı Tunceli olarak değiştirilmiştir. Tunceli bütünüyle bir Cumhuriyet kentidir. Kentin kuruluşu, yamaçlarında köy yerleşimi bulunan dar ve “boş” bir plato alanına bazı resmi yapıların inşasıyla başlamıştır. Zamanla memur lojmanları ve halkın iskânıyla nüfuslanan yerleşme, kısa sürede kasaba büyüklüğüne ulaşmıştır. Bu bağlamda Tunceli kentinin kuruluş yerinin belirlenmesinde kentleşme hedeflerinden ziyade konjonktürel nedenler etkili olmuştur. Kent yerleşimi zaman içinde genişlemiş ve kuruluş yerinden taşmıştır. Günümüzde kent 8 mahallesiyle 27 km²’lik bir alanda yayılış göstermektedir. Nüfusu 36 bin kişidir (2023). Kent, topografik engeller nedeniyle büyük ölçüde riskli zeminler üzerinde gelişmektedir. Zaman zaman gerçekleşen kütle hareketleri ve Yedisu Fayı’nın yakın vadede üretmesi beklenen yıkıcı deprem, yerleşmeleri tehdit etmektedir. Kent yerleşimi, beklenen deprem ve kentleşmeyi olumsuz etkileyen topografyası nedeniyle 15 km kadar güneye, Yeniköy mevkiine taşınmalıdır. Yeniköy mevkii 87 km² kadar alanıyla sağlıklı bir kentsel yapılaşma için jeolojik, topografik ve ulaşım altyapısı açısından oldukça elverişli özelliklere sahiptir. Bu çalışma mevcut kent yerleşmesinin bulunduğu yer nedeniyle karşı karşıya olduğu sorunları ve önerilen yeni kent alanının niteliklerini belirleyerek, kentin geleceğine ilişkin bir vizyon oluşturmayı amaçlamaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Siyah ve Kırmızı Alaca Irkı Sığırlardan Elde Edilen Sütlerde Somatik Hücre Sayısı Ve Skorlarının Parametrik Ve Parametrik Olmayan Yöntemlerle Analizi

    Ertekin, Özlem; Çimen, Murat

    Parametrik olmayan testler, parametrik koşulların sağlanamadığı durumlarda kullanılan yöntemlerdir. Mikrobiyolojik veriler sürekli veya sıralı olabilir. Her iki özelliğe de sahip veri setlerine uygulanacak istatistiksel yöntemler iyi bilinmelidir. Bu çalışmada, Siyah ve Kırmızı Alaca sığır ırklarından elde edilen sürekli ve sıralı veri özelliklerine sahip veri setlerine uygulanacak istatistiksel yöntemler hakkında bilgi sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada, Siyah ve Kırmızı Alaca ineklere ait 10’ar adet süt örneğinde mililitre başına somatik hücre sayısı belirlenmiştir. Bu veriler sıralı değişkenlere (somatik hücre skorları) dönüştürülmüştür. Sürekli veri setleri parametrik analiz yöntemlerine, sıralı veri setleri ise parametrik olmayan analiz yöntemlerine tabi tutulmuştur. Sürekli veriler için Bağımsız İki Örnek T-testi ve Tek Örnek T-testi kullanılırken, sıralı veriler için Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıra testi kullanılmıştır. Somatik hücre sayısı bakımından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmazken, Kırmızı Alaca inekler skor bakımından daha yüksek değerler göstermiştir. Her iki sığır ırkına ait somatik hücre sayımları ve skorları Türk Gıda Kodeksi'nde somatik hücreler için bildirilen kabul edilebilir sınırlara uygun olduğu görülmüştür. Çalışmanın sonuçlarına göre sürekli veriler sıralı verilere dönüştürüldüğünde farklı sonuçların elde edilebileceği görülmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son