Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Koç, Ali(7)
- Tosun, İbrahim(5)
- Korkut, Gizem(3)
- Bölük, Ramazan(2)
- Yıldız, Sevim Erdem(2)
- Arslan, Ilyas(1)
- Arslan, İlyas(1)
- Cuşa, Hasan(1)
- Delice, H. İbrahim(1)
- Erdem, Sevim(1)
- Olmez, Zühal(1)
- Ozek, Fatih(1)
- Sahinkarakas, Sehnaz(1)
- Tosun, Ibrahim(1)
- Uz, Özkan(1)
- Yıldırım, Onur(1)
- Çoban Keneş, Hatice(1)
- Özel, Sezai(1)
- Şeker, Melike(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026On Mongolian loanwords in Kipchak dictionaries - II
Yıldız, Sevim Erdem
The Kipchaks (Cumans) appeared on the stage of history between 9th and 11th centuries along the banks of the Irtysh River, together with the Kimeks. Before the Mongol conquest, they lived in a vast region extending from the Irtysh River to the Middle Volga region, including the northern steppes of the Black Sea. Beginning in the 13th century, the Mongol expansions brought about major political and geographical changes in Central Asia. These changes also affected the Kipchaks. After years of conflict, some Kipchaks had to leave the places they lived in, while those who remained in Dasht-i Kipchak came under Mongol rule. During this period, they influenced the Mongols in terms of language and culture, while also being influenced by them. This interaction, resulting from their coexistence, was also reflected in the language and made it necessary to identify the Mongolian elements in Kipchak. For this reason, this study was prepared as a continuation of the article titled “Mongolian Elements in Kipchak Dictionaries” previously published in the Yearbook of Turkic Studies - Belleten. In that study, 60 Mongolian loanwords found in Kipchak dictionaries were evaluated. In the present study, Mongolian words beginning with b in the same works, which were not examined in the previous study, are analyzed. These are as follows: baġana, baġırçı, bedene, besrek, boġavul, boḳtaḳ, bosaġa, botaŋ, bögey-, buv. Thus, this study, together with future research on Mongolian loanwords in Kipchak, will continue to contribute to their identification of these elements in Kipchak dictionaries.
- MakaleAçık Erişim2026Place of Global Issues in EFL Lecturers’ Teaching Agenda in Türkiye
Sahinkarakas, Sehnaz; Özel, Sezai
This study examines English as a Foreign Language (EFL) lecturers’ views on integrating global issues into language teaching in Turkish higher education. Using a sequential explanatory mixed-methods design, data were collected from 414 EFL lecturers across 12 universities via a questionnaire, followed by semi-structured interviews with 29 participants. Quantitative results indicate that EFL lecturers generally support the integration of global issues into EFL instruction. While gender, age, or overall teaching experience did not yield significant differences, prior experience specifically with global-issue-based instruction emerged as a significant factor. Among the themes, environmental issues were prioritized due to their perceived familiarity and pedagogical accessibility. In contrast, language imperialism was rated as the least important theme. Qualitative findings further clarify that this reluctance toward language imperialism stems from its ideological sensitivity, despite its relevance to culture and linguistic awareness. The study concludes with practical implications for language teachers, curriculum designers, and materials developers.
- MakaleAçık Erişim2025Onomastik bir inceleme: ığdır yöresinde bazı hayvanların adlandırmaları
Koç, Ali
Onomastik, adların kökenlerini, yapısal özelliklerini ve kültürel bağlamlarını inceleyen bir bilim dalı olarak dilbilim ve kültür araştırmalarında önemli bir yere sahiptir. Adlandırma sistemleri, bireylerin ve toplumların çevrelerini anlamlandırma, düzenleme ve bu düzen içerisindeki unsurları dilsel olarak ifade etme biçimlerini yansıtır. Bu bağlamda, adlandırmalar sadece dilsel bir pratik değil, aynı zamanda bir toplumun tarihsel ve kültürel belleğine ışık tutan araçlar olarak değerlendirilmektedir. Bu araştırmanın amacı, Iğdır yöresinde hayvanların yaş ve cinsiyetlerine bağlı olarak oluşturulan adlandırmaların, Türkçenin tarihsel katmanlarıyla ilişkisini ve bu adlandırmaların yöresel ağız özellikleriyle bağlantısını ortaya koymaktır. Araştırma, nitel bir desen benimseyerek, literatür taramasına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, yazılı kaynaklar ve ilgili literatürün analiz edilmesi yoluyla toplanmıştır. Iğdır yöresinde hayvanların yaş ve cinsiyetlerine göre oluşturulan adlandırmaların, hem tarihsel dilbilimsel unsurları hem de yöresel ağız özelliklerini barındırdığı tespit edilmiştir. Bu türden adlandırmalar, Türkçenin tarihsel evrelerinden bu yana devam eden dilsel sürekliliğin ve bu sürekliliğin modern varyasyonlarla nasıl biçimlendiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Araştırma sonuçları, Iğdır yöresinde kullanılan adlandırmaların, dildeki tarihsel katmanlarla harmanlanarak günümüze ulaştığını ve bu süreçte bölgesel faktörlerin etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, adlandırmaların yalnızca dilsel bir işlevi olmadığı, aynı zamanda toplumsal yaşamın farklı alanlarında kültürel kimlik, yerel bilgi birikimi ve ekonomik faaliyetlerle ilişkilendirilebildiği görülmüştür. İlgili sistem, Türk dilinin tarihsel çeşitliliği ve evrimini yansıtmakla birlikte, yöresel ağız özelliklerinin dili nasıl zenginleştirdiğini de göstermektedir. Ayrıca, bu bulgular dilin kültürel işlevlerinin somut olmayan kültürel mirasın korunmasında ne denli önemli bir rol oynadığına dair açık bir örnek teşkil etmektedir. Iğdır yöresindeki hayvan adlandırma pratiklerinin hem dilsel hem de kültürel düzeyde kalıcı bir değer taşıdığı ve Türkçenin etnolinguistik bağlamlarının anlaşılmasına katkı sunduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ2Ahmed yesevi kültürünün türkiye türkçesi söz varlığına katkıları
Koç, Ali
Hoca Ahmed Yesevî’nin 12. yüzyılda Orta Asya’da Türkçeyi tasavvufun dili haline getirme çabaları, Anadolu’ya göç eden dervişler aracılığıyla bu topraklarda da kök salmıştır. Yesevî (1093-1166), Türk tasavvuf geleneğinin kurucu isimlerinden biri olarak, Divan-ı Hikmet adlı eseriyle Türkçenin dinî ve kültürel söz varlığına önemli katkılarda bulunmuştur. Ahmed Yesevî kültürünün Türkiye Türkçesi söz varlığına etkilerini disiplinlerarası bir perspektifle analiz ederek, dilin tarihsel ve kültürel dönüşümüne odaklanmak bu araştırmanın çerçevesini oluşturmaktadır. Araştırmanın temel amacı, Yesevî'nin tasavvufi öğretilerinin Türkçenin dinî terminoloji, ahlaki kodlar ve morfolojik yapı üzerindeki kalıcı katkılarını sistematik bir şekilde ortaya koymaktır. Çalışma, Yesevî'nin Divân-ı Hikmet eserindeki dil stratejilerini, Anadolu'daki sözlü kültür pratiklerini ve modern Türkçenin semantik derinliğini karşılaştırmalı yöntemlerle incelemektedir. Yesevî'nin İslami kavramları Türkçeleştirme çabasının dilin epistemolojik sınırlarını genişlettiğini göstermektedir. "Gönül", "hakikat" ve "eren" gibi terimlerin Türkçe köklerle yeniden üretilmesi, hem dinî bir dil inşasına hem de toplumsal hafızanın şekillenmesine katkı sağlamıştır. Ayrıca, "-lık/-lik" ve "-daş/-deş" ekleriyle türetilen kelimeler (aşklık, gönüldaş), soyut tasavvufi kavramların somutlaştırılmasında kritik bir işlev üstlenmiştir. Atasözleri ve deyimler ("Eline, beline, diline sahip ol") üzerinden yapılan analizler, Yesevî etiğinin gündelik dile nasıl içkinleştiğini ortaya koyarken; sözlü kültürdeki "Horasan erenleri" anlatıları ve coğrafi adlandırmalar (Dervişler Köyü), bu mirasın mekânsal ve kolektif boyutunu vurgulamaktadır. Yesevî kültürünün Türkçeyi bir iletişim aracı ve kültürel kimliğin bir taşıyıcısı haline getirdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu bulgular, dil-kültür etkileşiminin tarihsel sürekliliğini anlamak için metodolojik bir çerçeve sunarken, gelecek araştırmalarda semantik evrim ve dijital çağdaki dönüşümlerin incelenmesi gerekliliğine işaret etmektedir. Ahmed Yesevî’nin hem dinî bir lider hem Türkiye Türkçesini biçimlendiren linguistik bir rol taşıyıcısı olduğu vurgulanmaktadır. Araştırma, Türk dili tarihi ve kültürel kimlik çalışmalarına yöntemsel bir çerçeve önerisiyle katkıda bulunmayı da amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Türk Sözlükçülük Geleneğinde Dijital Dönüşüm
Koç, Ali
Türk sözlükçülüğünde dijital dönüşümün etkileri, geleneksel sözlük derleme süreçlerinde belirgin değişiklikler yaratmaktadır. Türk sözlükçülüğünün tarihsel temelleri, uzun yıllar boyunca oluşmuş metodolojiler ve kültürel anlatılar çerçevesinde incelendiğinde, dilin evrimine yön veren unsurların izlerini göstermektedir. Dijital sözlük yapımına doğru bağlam, interaktif dijital araçların ve sağlam teknolojik altyapıların entegrasyonu ile kendini göstermekte; bu durum farklı kullanıcı gruplarına erişimin artmasını, otomatik içerik güncellemelerini ve gerçek zamanlı etkileşim imkânlarını beraberinde getirmektedir. Dijital metodolojilerdeki ilerlemeler, dil araştırmaları ile veri analitiği arasındaki etkileşimi güçlendiren yenilikçi uygulamaların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bununla birlikte, dil kirliliği, standartlaşma eksikliği ve dijital kaynaklara erişimdeki eşitsizlik gibi önemli sorunlar da gözlemlenmektedir. Akademik tartışmalar, teknolojik yeniliklerin sürdürülebilir dijital çerçevelerle desteklenmesi ve dil mirasının korunması gerekliliğine işaret etmektedir. Türk sözlükçülüğünün çağdaş ihtiyaçlarla uyumlu gelişimini sağlarken, geleneksel değerlerin de muhafaza edilmesini hedeflemekte; böylece geleceğe yönelik sağlam bir yol haritası oluşturulması amaçlanmaktadır.
- MakaleYalnız künye2025Geç Dönem Çağatay Türkçesiyle Yazılmış Münâcât-ı Harezm-Nâme Metni Üzerine Bir İnceleme
Yıldız, Sevim Erdem
Eckmann, Çağatay dili için, Karahanlı ve Harezm-Altın Ordu yazı dillerinin devamı olarak Timurlular idaresi altında gelişen ve XI. yüzyıldan XIX. yüzyıl sonuna kadar devam eden Orta Asya İslâm-Türk yazı dilinin gelişmesindeki üçüncü safhayı kastettiğini belirtir. Onun verdiği tasnife göre Çağatay Türkçesi üç döneme ayrılmaktadır: 1. Klasik Öncesi Dönem: (XV. yüzyılın başından, Nevâî’nin ilk eserini verdiği 1465’e kadar devam eden dönem), 2. Klasik Dönem (1465-1600), 3. Klasik Sonrası Dönem (1600-1921). Nevâîʼnin eserleriyle klâsik şeklini alan bu yazı dili XIX. asırdan sonra yerini Özbekçeye bırakmıştır. Burada incelemesini yaptığımız Münâcât-ı Harezm-nâme adlı metin, H. 1308 (1890-91) tarihinde Çağatay Türkçesiyle yazılmıştır. Eckmann’ın yaptığı bu tasnifine göre, bu metin klasik sonrası dönem (1600-1921) metinleri içerisinde yer almaktadır. Dāmollā ʿAbdüʼl-ġaffār ibn Nūr Muḥammed tarafından istinsah edilen eser, St. Petersburg kütüphanesinde İVR RAN koleksiyonunda A 708 koduyla kayıtlı olan Şeyh Necmeddin-i Kübra’nın şehit olup Harezm’in mahvoluşunun anlatıldığı bir yazmanın arkasında, 112b-118b varakları arasında bulunur. Eserin konusu Harezm şehri ve evliyaları hakkında bir şiirdir. Bu çalışmada söz konusu Arap harfli metnin yazı çevrimi yapılarak metin Türkiye Türkçesine aktarılmış, metnin yazım özellikleri ve ses bilgisi özellikleri açıklanarak metnin dizin ve etimolojik sözlüğü ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonuna metnin orijinali de eklenerek özellikle araştırmacıların gerektiğinde ana kaynağı kullanmasına imkân tanınmıştır. Böylece Çağatay Türkçesine ait klasik sonrası dönem metinlerinin incelenmesine katkı sağlanmıştır.
- MakaleYalnız künye2025An Interdisciplinary Study on the Language and Style of Poetry
Koç, Ali
In this study, which focuses on two poems by Orhan Veli Kanık, the language and stylistic analysis of the poems is handled with an interdisciplinary approach and how classical methods can be applied together with modern methods is discussed comprehensively. While traditional methods of analysis focus on understanding the formal structure (e.g. rhyme, red rhyme, meter) and thematic features of the poems, the multilayered structure of the poems is examined in more depth by using approaches from different disciplines. These methods aim to analyze the aesthetic dimensions of language as well as its social, mental and emotional effects. Contemporary methods such as psycholinguistics, text linguistics, text mining, neurolinguistics, critical discourse analysis and structuralist approach offer the opportunity to analyze the meaning, structure and stylistic features of poems in depth. The subject of this study is an interdisciplinary analysis of the language and style of poetry. The main aim of the study is to understand the multi-layered structure of poetry more comprehensively and deeply by combining traditional methods with modern linguistic and interdisciplinary approaches in poetry analysis. In this context, the study aims to combine classical poetry analysis techniques with contemporary methods such as psycholinguistics, text linguistics, neurolinguistics, text mining, critical discourse analysis and structuralist approach. This interdisciplinary approach aims to analyze not only the formal and thematic features of poems, but also their linguistic structures, their mental and emotional effects, and their social and ideological layers of meaning. Thus, the ultimate goal of the study is to develop a more holistic, multidimensional and richer understanding of the language and style of poetry. Orhan Veli's poems “Anlatamıyorum” and “Bedava” are analyzed in detail in the light of modern approaches. By expanding the boundaries of classical poetry analysis methods, the study allows for a more in-depth and comprehensive analysis of poetic language and style
- MakaleAçık Erişim2025Türkçenin Yol Ayrımları: Sevük ve Levend’in Dil Sorunsalına Yönelik Yaklaşımları
Cuşa, Hasan
Cumhuriyet dönemi, Türkçenin modernleşmesi ve ulusal kimlik inşası bağlamında önemli bir dönüşüm sürecine sahne olmuştur. Bu dönemde dil reformu, toplumsal yapının yeniden şekillendirilmesi ve ulusal bir bilinç inşa edilmesinde kilit bir araç olarak konumlanmıştır. İsmail Habib Sevük ve Agâh Sırrı Levend, Türkçenin sadeleşmesi ve modernleşmesi üzerine geliştirdikleri kuramsal yaklaşımlarla bu sürecin entelektüel çerçevesini oluşturmuşlardır. Sevük, dilin sadeleşmesini, halkın konuşma dili ile aydınların yazı dili arasındaki mesafenin kapanması ve toplumsal uyumun sağlanması açısından değerlendirirken, Levend, bu dönüşümün dilin tarihsel ve kültürel köklerine dayalı bir yapılandırma ile gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmuştur. Sevük'ün pragmatik ve evrimsel yaklaşımı, dil reformlarının hızla toplumsal tabana yayılmasını hedeflerken; Levend’in sistematik ve radikal önerileri, dilin bilimsel ve entelektüel bir kimlik kazanmasını amaçlamaktadır. Bu çalışma, Sevük ve Levend’in Türkçenin sadeleşmesi ve modernleşmesi konusundaki teorik yaklaşımlarını sistematik bir biçimde gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. İki düşünürün dilin evrimine dair önerileri, dönemin sosyo-politik ve kültürel dinamikleri çerçevesinde ele alınmıştır. Sevük’ün doğal evrimi önceleyen yaklaşımı ile Levend’in radikal reformları savunan görüşü, Türkçenin ulusal kimliğin korunması ve uluslararası düzeyde etkili bir dil haline gelmesi için iki farklı yol haritası sunmaktadır. Sevük’ün bakışı, dilin toplumsal tabanını genişleterek daha geniş kitlelerce benimsenmesini hedeflerken, Levend’in görüşü, dilin entelektüel ve akademik düzeyde derinleşmesine ve yetkinleşmesine odaklanır. Çalışmanın sonuç kısmı, iki düşünürün dil sorunsalına yönelik görüşlerini karşılaştırmakla birlikte, aynı zamanda her iki yaklaşımın güçlü ve zayıf yönlerini de ortaya koymaktadır. Çalışma, bu iki yaklaşımın hangi koşullarda daha sürdürülebilir olabileceğini ve Türkçenin hem ulusal hem de küresel ihtiyaçlara nasıl daha iyi yanıt verebileceği konusunda bir perspektif sunmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Kökenbilim ve toponomi ışığında çemişgezek
Koç, Ali
Çemişgezek, Türkiye'nin doğusunda yer almakta olup, idari bakımdan Tunceli iline bağlı bir ilçedir. Tarihi derinliklere uzanan bu bölge, geçmişten günümüze birçok medeniyetin ve kültürel yapının etkisi altında şekillenmiştir. Farklı uygarlıkların izlerini taşıyan Çemişgezek, tarihsel süreç içerisinde önemli bir yerleşim alanı olarak dikkat çekmektedir. Çemişgezek, Osmanlı döneminde önemli bir yerleşim yeri ve yönetim merkezi olmuştur. Cumhuriyet dönemiyle birlikte de Tunceli'nin ilçesi haline gelmiştir. Bu araştırma, Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinin adının tarihsel kökenini, dilsel evrimini ve kültürel etkileşimlerle şekillenen toponomik yapısını disiplinlerarası bir yaklaşımla incelemeyi hedeflemektedir. Çalışmanın temel amacı, Çemişgezek adının antik çağlardan günümüze uzanan süreçteki dilsel adaptasyonlarını, kökenbilimsel katmanlarını ve bölgenin çok kültürlü tarihsel mirasını ortaya çıkarmaktır. Disiplinlerarası bir yaklaşımla, Hitit, Urartu, Pers, Bizans ve Osmanlı gibi medeniyetlerin dilsel katmanlaşması ile Türkçenin bu katmanlarla etkileşimini analiz eden araştırma, arkeolojik bulgular, tarihsel belgeler ve dilbilimsel veriler ışığında ilerlemiştir. Çemişgezek'in tarihsel arka planına göz atarak, zaman içindeki değişimlerin bu toprakların adlarını nasıl biçimlendirdiği aktarılmış, daha sonra, bu adın etimolojik kökenlerine ve farklı dillerde nasıl çeşitlendiğine odaklanılmıştır. Tarih boyunca, her adlandırmada saklı olan hikâyelerin Çemişgezek adında da hangi tarihsel ve dilsel zenginliklerle oluştuğu kökenbilim ve toponomi disiplinleriyle gösterilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Araf'ta yaşamak: ivo andriç'in drina köprüsü romanında kullanılan 'köprü' metaforunun sınır çalışmaları bağlamında değerlendirilmesi
Şeker, Melike
16. yüzyılda Batı Avrupa ve Amerika'nın bazı bölgelerinde hâkim sistem olan kapitalist dünya ekonomi, 19. yüzyıl ile birlikte dünyaya yayılarak evrensel niteliğine ulaşmıştır. Bu yayılma, bölgeleri kendi özgül koşulları doğrultusunda değiştirip dönüştürmüş ve beraberinde 'eski düzen' ile 'yeni düzen' arasındaki etkileşimin aynı anda var olduğu bir sisteme yol açmıştır. Bu etkileşimin yaşandığı topraklardan biri olan Balkan coğrafyasının 19. yüzyılı, İvo Andriç'in 1945'te yayımlanmış olan Drina Köprüsü adlı romanında ele alınmıştır. Kapitalist dünya sisteminin işleyişini sağlayan milli devlet, milli kimlik ve sınırlar gibi oluşumların ortaya çıkış serüveninin, Drina nehri üzerinde inşa edilen Drina köprüsünün etrafında yaşananlar aracılığıyla aktarıldığı bu roman, özellikle kapitalist devletin temel özelliği olan sınırların kara hudutlarıyla belirlenmiş yapılar olarak toplumu, 'biz' ve 'öteki' olarak kurgulaması işlevinin nehir üzerine inşa edilen köprüler aracılığıyla nasıl sağlandığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Böylece Andriç'in güçlü gözlem yeteneğiyle aktardığı Drina köprüsünün inşa süreci, aslında sınır dediğimiz olgunun yalnızca kara hudutlarına çekilmiş bir hat olmanın ötesine taşınabileceğini göstermesi bakımından özgün bir yapıttır. Toplumsal etkileşimlerin günlük yaşam pratikleri doğrultusunda gerçekleştirildiği mekân olan Drina köprüsü, toplumlar arasında 'imkân' olmanın yanı sıra 'engel' olma halinin de eş anlı üretildiği simgesel bir yapı olmuştur.
- MakaleYalnız künye2023Pertek ve Köylerinde Yaşayan Pilvenk Aşireti Ağzında Kip Kategorisinin Çekimlik Bağlı Biçim Birimleri
Tosun, Ibrahim
Dil bir toplumu oluşturan bireyler arasında anlaşmayı sağlayan, konuşanın duygu ve düşüncelerini alıcıya ileten, seslerden örülü, kendi içinde bazı kurallar doğrultusunda işleyen sistemli bir araçtır. Bu yönüyle kültürel birikimin taşıyıcısı ve aktarıcısı da olan diller, tarihsel süreç içinde sürekli gelişip değişerek farklı sonuçlara doğru evrilirler. Bu süreçte tamamen birbirinden ayrı kollara bölünebilir, bazı dilleri kendi içinde eritebilir ya da bazı dillerin etkisinde kalarak silinebilirler. Günümüzde etnik yapıları bakımından aynı kökene sahip olan toplulukların geçmişte tek bir dilin sonradan ortaya çıkmış kollarını standart dil haline getirdiklerini ya da bazı etnik yapıların birkaç dil konuştuklarını görmek mümkündür. Fakat bu yeni dillerde eski dilin ip uçlarını veren bazı ses bilgisi (fonetik), biçim bilgisi (morfoloji), cümle bilsgisi (sentaks) ve sözcük bilgisi (leksikoloji) ile ilgili unsurlara rastlanabilmektedir. Anadolu’da da, özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da, yaşayan bazı toplukların en az iki dilli olmaları doğal bir etkileşimin ve farklı kültür tabakalaşmalarının sonucudur. Bu bölgede bulunan Tunceli’nin Pertek ilçesi ve köylerinde yaşayan Pilvenk aşiretine mensup topluluklar da Türkçe ve Kürtçe olarak iki dil konuşmaktadırlar. Bu aşiret mensuplarının ana dilleri Kürtçe olmakla birlikte genellikle Türkçeyi gündelik yaşamlarında daha yaygın kullanmaları ve ağızlarında bazı Türkçe arkaik unsurlara rastlanması oldukça ilgi çekicidir. Bu çalışmada Pilvenk aşiretinin Türkçe ağzında kullanılmakta olan kip kategorisinin çekimlik bağlı biçim birimleri yörede elde edilen örneklerden hareketle incelenmiş, verilerin sunduğu sonuçlar değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Zaza Dilinde Tamlama
Arslan, İlyas
Avrupa Dillerinde Genitive olarak bilinen, Ortadoğuda konuşulan Turki, İrani ve Sami dillerinde kullanılan Ezafe kavramı iki sentaktik öğeyi birbirine bağlamak için kullanılır. Genellikle öğelerden biri tamlayan biri ise tamlanan olur. En az iki birimden oluşan bu sentaktik yapıları birbirine bağlayan gramer öğeleri mevcuttur. Dilden dile farklılık gösteren bu öğelerin irani dillerdeki tarihi gelişimleri aynı seyri izlememiştir. Zazaca gibi Kuzeybatı irani diller grubunda tasnif edilen diller tamlama konusunda ayrışırken güneybatı irani diller grubuna ait dillerde Zazaca ile benzeşenler vardır. Bu makalenin amacı Zaza Dilinde var olan tamlama yapısını incelemektir. Gerek isim gerekse sıfat tamlamaları detaylı olarak analiz edilerek bunların dışındaki tamlama şekillerine de göz atılacaktır. Bu sentaktik yapının semantic işlevlerinin olup olmadığı da incelenecektir. Ezafenin tarihi eski irani dillere kadar götürülerek yeni irani dillerdeki yapılarına da bakılacaktır. Zaza Dili ile diğer irani dillerdeki işleyiş karşılaştırılarak benzerlikler ve farklılıklar ele alınacaktır. Ayrıca birçok Zaza ağızlarından tamlama verileri de incelenerek kullanım farklılıklarının olup olmadığı araştırılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2021Ditransitive Constructions in Zaza Language
Arslan, Ilyas
Languages group verbs in different ways. Because of the ergative feature of Zazaki, it plays a big role whether the verbs are transitive or intransitive. Zaza Language introduces some pronouns to distinguish double-transitive verbs from transitive and intransitive verbs. In some linguistic works, the terms transitive and ergative are used synonymously. This article aims to scrutinize ditransitive constructions in the Zaza language, which has some interesting syntactic elements in these structures. They are mostly pronouns in combination with directions. Several pronouns replace indirect object. On the one hand, the goal of this study is to find out the functions of these pronouns. The semantic content of these pronouns decides which pronouns may appear in a specific position. They can appear with or without directions. Only the pronouns such as cı can alone replace a NP, the other ones need a direction for this replacing. On the other hand, this study discusses the morphosyntactic and semantic realizations in ditransitive constructions. While these pronouns do not syntactically follow the same word order, they can semantically be classified into two groups.
- MakaleAçık Erişim2021Bread Names in Dîvânu Lugâti't-Turk
Korkut, Gizem
In this study; It was aimed to examine the bread names in Dîvânu Lugâti't-Turk. In the introduction part of the study, studies on bread and bread in Turkish culture were mentioned. The seventh edition of Besim Atalay, who first translated Dîvânu Lugâti't-Turk in Latin letters, was published in 2018 by the Turkish Language Association, and was scanned to determine bread names. Atalay has been given as lexical entry; The publication of Ahmet Bican Ercilasun and Ziyat Akkoyunlu, Robert Dankoff and James Kelly is listed. The detected 26 bread vocabularies were witnessed by looking in the origin information dictionaries, the Screening Dictionary, the Compilation Dictionary and the Turkish Dictionary. Words that differ phonologically were examined. The morphological examination of the words derived in terms of structure has been done. Bread was evaluated according to its cooking method, consumption style and preparation method. The mean change in Turkey in the Turkish and mouth and similarities have been identified. The ways of formation of the words were examined and it was determined that the majority of them consisted of a single word. It has been determined that a word is formed as compound word group. It has been determined that 7 words consisting of word groups are formed as adjective groups. In the naming of the words, the effect of the way it is cooked, the place where it is cooked and the shape of the bread on naming are examined.
AtıfOpenAlex2TR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2021An Example Of Kânûnî Period Codes: Âsafnâme
Ozek, Fatih; Yıldırım, Onur
Ottoman Turkish is the period of Western Turkish that existed from the 16th to the 20th century. In this period besides literary texts, texts that were far from literary concern were written. In the period of Ottoman Empire, the rulings, orders and prohibitions put forward by the sultans in order to find solutions to the problems faced by the society in religion, state and social issues are called code. Codes, which are very rich sources in terms of both Ottoman history and legal system and the historical vocabulary of Turkish, are texts written without any literary concern. In the study, the Âsafnâme written by Lütfi Pasha during the period of Kânûnî, who prepared the most laws among the sultans and therefore had the title of Kânûnî, will be examined. Lütfi Pasha, who was the grand vizier during the period of Kânûnî, is not only a statesman with his works, but also a writer. Âsafnâme, in which he told his experience to others after him due to the fact that Lütfi Pasha found the state organization complicated and the laws were applied differently from the previous periods has not previously been addressed with language features. In terms of language studies, considering that works written for different purposes other than literary works should be scanned and examined and it is a source for different studies to be carried out and how the palace language is formed and thus it was thought that an original study could be done on the work and the subject of the study was determined. The work in question, the texts with Arabic letters in the copy registered in Istanbul University Library TY.No: 786 will written with transcription signs by reading based on Ahmet Akgündüz's work titled Osmanlı Kânûnnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri “Kânûnî Devri Kânûnnâmeleri, 1. Kısım Merkezî Ve Umumî Kânûnnâmeler” (4th book). While writing it down, Ahmet Akgündüz's readings will be taken as basis, and after the texts of the study are composed, the phonetic and morphological information of the work will be examined.
- MakaleAçık Erişim2021The Use of sX Suffix in Turkish Dictionary and A Diachronic Overview
Korkut, Gizem
In this study; the + sXg suffix used in the historical periods of Turkish and the + sX suffix with \rits use in today's Turkish have been witnessed in grammar books. It has been determined that \rthe suffix in Old Turkish is mostly used to mean similarity. The oldest form of the crop is + \rsIġ and + çIġ and it has been seen that it came in this form until Karahanlı Turkish. There are \rsome changes in the annex since the Harezm period. In the Harezm period + sI; In the \rKipchak period + sI and + sIy; + SI in Chagatai; It has been determined that it is used as + sI in \rOld Anatolian Turkish. Additional; With the fall of the last voice, it became + sI, reached \rtoday’s Turkish and became + sX as a result of its famous harmony in Turkey Turkish. The \releventh edition Turkish Dictionary is used for the forms of Ekin in Turkey Turkish. The function of the suffix in word derivation has been determined by means of the words \rwitnessed in the Turkish Dictionary. Based on the detected words, the suffix + sX according to \rthe meaning it attributes to the Turkish word; It is classified under three headings in terms of \rhaving similarity expressions, creating terms and team names. It has been detected that this \rsuffix derives 120 words in the sense of similarity. Plant, case, gender, gemstone, literature, \rentertainment, goods, geometric shapes, sky, animal, mineral, fruit and vegetables, organ, \rcolor, art, cereal, flavor, construction and building materials, and food are listed under the \rname of title 19. This suffix has been used in 6 different fields to derive the term 6 anatomy, 5 \rplant science, astronomy 3, linguistics 3, biology, diplomacy and medicine 1. This suffix has \rbeen observed to be used to name 4 animal teams: marine animal team, general animal team, \rparasite and bird team.
- MakaleYalnız künye2020Ürkçe sözlük’teki türkçe kökenli kuş adlarının ad bilimi açısından incelenmesi
Korkut, Gizem
Bu çalışmada; Türkçenin kuş adlandırmasında kullanılan ölçütleri ortaya koyabilmek ve kavramoluştururken kullandığı yöntemleri incelemek hedeflenmiştir. Türk Dil Kurumunun 2019’da onbirinci baskı olarak yayımlamış olduğu Türkçe Sözlük’te yer alan kuş adları tespit edilmiş ve dahasonra adlandırma yöntemlerine göre kuşların; beslenmesi, fiziksel özelliği, çağrılma sesi, davranışı,rengi, yaşam alanı, başka bir hayvana benzemesi ve bir sebebe bağlı olmamasına göre olmak üzeresekiz başlık altında Türkçe kökenli kuş adları tasnif edilmiştir. Tespit edilen kuş adları, hem görünüşhem de işitsel açıdan incelenmiştir. Çalışmada; Türkçe kökenli ve Türkçe kökenli olmayan kuş adlarıayrımına gidilmiş ve inceleme kısmında Türkçe kökenli kuş adları ele alınmıştır. Türkçe Sözlük’tekikuş söz varlığını tam olarak yansıtmak adına çalışmada Türkçe kökenli olmayan kuş adları dalistelenmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında; kuş adlandırmasında kullanılan en yaygın adlandırmayöntemlerinden, söz dizimsel açıdan en çok kullanılan adlandırma yöntemlerinden ve köken bilgisiaçısından kuş adlarının köken olarak en çok yer aldığı dillerden bahsedilmiştir.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2019Governmental and Administrative Terms and Titles in the Chronicle Zubdat al-Āthār
Erdem, Sevim; Olmez, Zühal
Zubdat-al-āthār is a historical work which was written by Abdullah bin Muhammad bin Ali Nasrullāhī, in (Chagatai) Turkic, completed in 1525 and dedicated to Sultan Muhammad who was the son of Suyunch Khoja Khan. In the work the author mainly refers to primary sources to relate events which had occurred before his era. He also narrates some events that he personally witnessed and that he heard directly from eyewitnesses. The work’s original manuscript is missing; there are three copies which have survived. Information about a fourth copy of the work was announced to the scientific community by DeWeese in his work titled A note on manuscripts of the Zubdat al-āthār. As Zubdat-al-āthār is a chronicle, the author uses many governmental and administrative terms and titles which provide information about government organizations of the states of his period. In this study we will deal with the administrative terms that are attested in Zubdat-al-āthār with a focus on Timurid dynasty. Some of the terms we discuss in this paper are ınaḳ, ḳorçı, tovaçı, bitikçi.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2019Türkçe-arapça manzum sözlüklerimizden tuhfe-i hâcibî
Uz, Özkan
Genellikle medreselerde ve sıbyan mekteplerinde, okula yenibaşlayan öğrenciler için hazırlanan manzum sözlükler, sözlük bilimi,eğitim bilimleri, çocuk edebiyatı alanları için önemli metinlerdir. Sonzamanlarda manzum sözlük türüyle ilgili yapılan çalışmalar, bu türdekieserlerin bir hayli fazla olduğunu ve edebî zenginlik açısından ne kadarönemli eserler olduklarını göstermektedir. Manzum sözlüklerin TürkçeArapça, Türkçe-Farsça şeklinde iki dilli örnekleri olabildiği gibi TürkçeArapça-Farsça şeklinde üç dilli örnekleri de görülmektedir.Tuhfe-i Hâcibî, elimizdeki bilgilere göre Muhlis Halil Bey tarafındanyazılmış ve H.1223 / M.1808 yılında müstensih İshak b. Halil b. Osmantarafından da istinsah edilmiş Arapça-Türkçe manzum bir sözlüktür.Mesnevî nazım şekliyle yazılan eser, 135 beyitten oluşmaktadır. Manzumsözlükler, genelde Sıbyan mekteplerinde okutulmak üzere Kur’an-ıKerim’i okumak ve anlayabilmek amacıyla hazırlanmıştır. Tuhfe-iHâcibî’nin sözlük kısmında bu amacın dışında, dinî kelimelerden çokgündelik hayata ait kelime ve kelime gruplarına yer verilmiştir. Genelliklehayvan, bitki, renk, kavram gibi isim türünde kelimelere yer verildiği gibisıfat, fiil, fiil mastarı türünden çok sayıda kelimeye de yer verildiğigörülmektedir. 516 Arapça kelimenin Türkçe karşılığının verildiği bueser, diğer manzum sözlükler gibi devrin dil ve eğitim anlayışı hakkındafikir edinme açısından önem taşımaktadır. Bu makalede, manzumsözlükler ve Hâcibî hakkında kısa bilgiler verilecek ve eserin çeviri yazımetni edebiyatımıza kazandırılarak araştırmacıların istifadesinesunulacaktır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2018Vocals in the serġk dialect
Bölük, Ramazan
Dialects are considered to be the smallest living variants of a language. Therefore, they act as reference points in understanding many complicated points in the Turkish language. Although the dialects of Turkey Turkish were unexplored by the native researchers until the 1940s, things changed when they began fieldwork, studying dialects in detail. In the framework of this study, sound recordings from more than 60 people living in the center and neighborhoods of Serik County, situated in the North of Antalya, have been obtained and deciphered into texts using certain specific signs and texts. Then, the vocals in these texts that are different from the ones in the standard Turkish were examined. Each vocal has been explained in terms of the aspects of changes they go through and the sound events that cause these changes, and examples were provided. Then, the changes that occur as a result of the interaction these vocals have with other sounds, derivations and omissions were explained by means of examples. In the conclusion part, the results of the study were presented to the attention of other researchers.

