Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Altı, Aziz(7)
- Demirbağ, Abdulsamet(3)
- Çobanoğlu, Yavuz(3)
- Ceyhan, Muhammed(2)
- Kaval, Yılmaz(2)
- Kökel, Coşkun(2)
- Taş, Sibel(2)
- Akdemir, Fatma Şen(1)
- Alandağlı, Murat(1)
- Baltacı, Nazlı(1)
- Baykan, Pinar(1)
- Ekici, Muhammet Faruk(1)
- Ercan, Berna(1)
- Erdoğan, Aziz(1)
- Erol, Pelin Önder(1)
- Gökcan, Özkan(1)
- Gültekin, Ahmet Kerim(1)
- Güner, Bülent(1)
- Güray, Cenk(1)
- Karakas, Sevim Ersahin(1)
- Karakaş, Tahir(1)
- Kayaokay, Ilyas(1)
- Koç, Özlem(1)
- Köse, Özkan(1)
- Kırboğa, Onur(1)
- Levendoğlu, Nazife Oya Levendoğlu(1)
- Nazik, Sitki(1)
- Polat, Habibe(1)
- Satış, İhsan(1)
- Senol, Sengül(1)
- Yildirim, Erdal(1)
- Yildirim, Tuncay(1)
- Yüksekol, Özlem Doğan(1)
- Çılğın, Zeynel(1)
- Çınar, Semih(1)
- Öztürk, Yüksel(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2020A cultural symbol ın tunceli: mountaın goat
Kaval, Yılmaz; Taş, Sibel
Mountain goats are timid animals and live in the remotest parts of the mountains. These creatures have been accepted as mysterious creatures for centuries because they live far from the living space of humans, and thus have been the subject of many symbolic appearances. Mountain goats, which we encounter with their divine features in mythological times, have been the subject of folklore, belief, art, architecture in various meanings until today. Mountain goats, which are also seen in Tunceli folklore and beliefs, are accepted as sacred and blessed creatures among the people in the region. Although they roam in flocks in the Tunceli mountains, there is a belief among the local people that these creatures were not abandoned. These creatures, which are accepted as sacred by the people, are accepted as the symbol of Hızır with their fast and agile nature, and they are also accepted as sacred personalities such as Ana Fatma and Düzgün Baba. The belief that the people who hunt them will face adverse events that cannot be compensated, as it is considered as one of the biggest sins to hunt and harm these creatures, which are associated with people who are considered sacred in the belief of the Tunceli Alevi. In this study, our aim is to serve the folklore of Tunceli by explaining the folk beliefs about the mountain goats believed to be sacred and lucky in Tunceli.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ3A Phenomenological Approach to the Relationship Between Alawism and Music (Tunceli Example)
Güray, Cenk; Erdoğan, Aziz; Levendoğlu, Nazife Oya Levendoğlu
The aim of this study is to understand what kind of features traditional Alawi music has in the context of its forms of performance and structural features, based on Alan Merriam’s view “Music is a stereotype of activities, thoughts and objects in stereotyped sounds”. For this purpose, those who have been both zakir and dede in cems since childhood and experienced construction of the relationship between symbol and meaning in the tradition; Zeynel (Batar) Dede (70), one of the dedes of Celāl Ali Abbas Ocağı, who lives in Koyungölü village of Ovacık district of Tunceli, was the main data source of the study and in-depth interviews with Alawism and music were held with him in December 2019. The interviews were described thematically and the semantic dimension of this music was tried to be illuminated within the scope of the themes that appeared. For the part of the study based on music analysis, the example of the Zaza verbal Shah Hatayi phrase compiled from Zeynel Dede was set out and the semantic relationship of the Alawi-specific symbols with the structural elements of the music was analysed through this phrase. In conclusion, based on the example of Zeynel Dede and in the context of the perception of the relationships established by the symbols, such as Haq-Muhammad-Ali, Yol, Hızır, Ahl al-bayt, Pir, Murshid and Karbalā with music, it has been observed that a common sense of history has gained importance as the demonstrators built through music. It has been understood that the symbols emerging in this context have turned into a form of stereotypical expressions in terms of their relationship with music and that such a reflection has brought ontological dimension to the cultural balance transmitted from past to present in the triangle of symbol-perception-semantic world.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2020Osmanlı Devleti’nde Ruhsatsız Olarak İnşa Edilen Kilise, Manastır, Havra ve Mektepler
Ceyhan, Muhammed
Osmanlı Devleti’nin çekildiği coğrafyalarda birçok ulus devletin kurulmasına rağmen bugün bir ulus devletin çatısı altında bile birden fazla milletin bir arada yaşayamaması ve her daim aralarında bir mücadelenin var olması, şüphesiz ki onları birbirine bağlayan harcın=hoşgörünün bu topraklardan silinmiş olmasıyla ilgilidir. Söz konusu coğrafyada birden fazla milletin yüzyıllar boyunca tek bir hâkimiyet altında bir arada yaşamaların, bildiğimiz üzere Osmanlı Devleti’nin bu bölgeyi uzunca bir müddet “hoşgörü” zemininde idare etmesi ile mümkün olmuştur. Tersinden bakıldığında ise Osmanlı Devleti’nin asırlarca hüküm sürdüğü coğrafyalarda hâkimiyetini ayakta tutabilmesinde, işte güdülen “hoşgörü siyasetinin” etkili olduğu söylenebilir. Bu bakımdan hem yöneten hem de yönetilen açısından elzem olan “hoşgörü” mefhumunun, İslâm ve Türk medeniyetinin bir ürünüolarak fethedilen bütün topraklara yayıldığı ve bu sebepten de devlet hâkimiyetlerinin asırlarca sürdüğü malumumuzdur.Hoşgörü denince şüphesiz ki akla ilk gelen, dinî inançlara tanınan özgürlüklerdir. Bilindiği üzere Osmanlı Devleti’nin, fethettiği yerlerde eski kilise, manastır ve havraların mevcudiyetini kabul ettiği ancak yenilerinin inşa ve tamirine izin vermediği yönündeki yaygın görüş vardır. Ancak arşiv kaynaklarını teorik ve pratik boyutları ile incelediğimizde söz konusu gayrimüslimlere ait yapıların inşa ve tamirlerine ihtiyaç dâhilinde müsaade edildiği görülmektedir. Bu bağlamda Osmanlı Devleti’nde kilise, manastır, havra ve mekteplerin inşası ve tamirine tanınan hak ve özgürlüklerin neler olduğu, yeniden kilise ve manastır inşasının mümkün olupolmadığı, herhangi bir sebeple tahrip olmuş olan ibadethanelerin tamirine izin verilip verilmediği, tanınan izin ve hakların ne sebeple verildiği ve ne şekilde icra edildiği gibi sorulara araştırmamız kapsamında cevap aranmıştır. Ancak bu çalışmamızda asıl hedeflenen; ihtiyaca binaen dini yapı inşasına izin verilmesine rağmen kaçak olarak inşa edilen kilise, manastır, havra ve mekteplerin neden inşa edildiği, en çok nerelerde inşa edildiği sorusuna cevap aramaktır. Bu çerçevede sayısal verilere de yer verilmiştir. Bu sorulara cevap aranırken verilen izinlerin özellikle hukukî dayanakları ve sosyal gerekçeleri analiz edilecektir. Esasen bu çalışma, yıllardır ibadethane inşası ve tamiri konusundaki yanlış bilinenleri de tashih etmeyi amaçlamaktadır. Sorularımıza cevap aranırken Osmanlı Arşivi’ndeki konu ile ilgili kaynaklar “örnek vaka inceleme” yöntemi çerçevesinde değerlendirilecektir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ3Hazret-i pîr’e mihmân olanlar
Ceyhan, Muhammed; Alandağlı, Murat
Tarih ve tarihî kaynak denince ilk olarak akla devletler ve onların resmî olarak ürettiği arşiv materyali gelmektedir. Bu durumda toplumun sesini sadece devletle olan irtibatı ölçüsünce duymak mümkün olmaktadır. Oysa günümüzde tarihçiler artık toplumların ve bireylerin ne düşündükleri, nasıl bir hayat yaşadıkları gibi daha spesifik sorulara cevap aramaktadır. Tam da bu noktada yeni tarih ve tarihçilik algısına katkı sunacak bir eser tarafımızdan tespit edilmiş ve yeni yaklaşımlar çerçevesinde analiz edilmiştir. Söz konusu eser; Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde 2216 numara ile kayıtlı 13 Aralık 1921 - 29 Ağustos 1925 tarihleri arasını kapsayan Hacı Bektaş Veli Hazretleri Türbesinin Ziyaret Not Defteri isimli kaynaktır. Bu kaynak; Alevi ve Bektaşi toplumu için derin bir mana ve varlık vesilesi addedilen Hazret-i Pîrʼin dergâhına toplu ve bireysel olarak gelip misafir olanların bu kutsal mekândaki duygu ve düşüncelerini serbest olarak, oldukça safiyane bir şekilde kaleme aldıkları ve dile getirdikleri bir eserdir. Kaynaktaki veriler çerçevesinde ziyaretçilerin devletin çeşitli kademelerinde memur ve asker, sivil-sıradan vatandaş ve hatta yabancı ülke vatandaşları olanlar şeklinde sınıflandırılabilmektedir. Bu zenginlik, defteri oldukça önemli kılmaktadır. Nitekim bu vesile ile toplumun hem sivil kesiminin ve hem de devletin temsilcilerinin sesini bir arada duyma imkânı doğmuştur. Diğer taraftan kaynak bize dönemin dinî, siyasî, askerî ve içtimai hayatına ilişkin oldukça zengin bilgiler sunmaktadır. Bilhassa zaman dilimi bakımından bir devrin sonu ve başka bir devrin başlangıcına isabet eden bu defter; bir manada Osmanlının ölüm acısına Cumhuriyetin ise doğum sancına şahitlik etmesi, dönemin insanlarının duygu ve düşünceleri ile manevî hayatları ve itikadî duruşlarını yansıtması bakımından da farklı bir değeri hak etmektedir. Çalışmamızda, söz konusu defterden elde edilen veriler Alevilik ve Bektaşilik üzerine yazılan literatür desteğinde nitel ve nicel analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ3Iı. abdülhamid döneminde garip bey adlı alevidedesinin trablusgarp’a sürülmesi
Altı, Aziz
19. yüzyılda Çorum’a bağlı Alaca (Hüseyinabad) kazası bünyesinde yoğun bir Alevi nüfusunu barındırmaktadır. Alaca’da ikamet eden Dede Garkın ocağı dedelerinden Garip Dede, burada irşat faaliyetlerini sürdürmüştür. Bölgede nüfuzlu ve etkin olan Garip Dede’nin bazı faaliyetleri merkezi otoritenin dikkatini çekmiş ve yapılan tahkikat neticesinde Garip Dede’ye çeşitli suçlamalar isnat edilmiştir. Bu ithamlar arasında Garip Dede’nin devleti mali açıdan zarara uğratması, kanun kaçaklarını barındırması ve taliplerinden “dedelik hakkı” adı ile para toplaması gibi maddeler öne çıkmaktadır. Soruşturma neticesinde Garip Dede’nin suçlu olduğu hükmü verilerek Trablusgarp’a sürgün edilmiştir. Siyasi otorite tarafından Trablusgarp gibi uzak bir yerin seçilmesi bilinçli olarak tercih edilmiştir. Alaca ve çevresinin yoğun bir Alevi nüfusu barındırması ve Garip Dede’nin bu topluluk üzerindeki tesirinden çekinen Devlet onun bu bölgede kalmasını sakıncalı bulmuş ve onu Trablusgarp’a sürgün etmiştir. Garip Dede sürgün günlerinde çok sıkıntı çekmiş hatta sağlık durumu bozulmuştur. Garip Dede’nin sürgünde olmasından dolayı ailesi de başsız kalmış ve geçinmekte zorlanmıştır. Garip Dede ve ailesi gerçekleştirilen bu sürgüne itiraz ederek Garip Dede’nin masum olduğunu savunmuşlardır. Garip Dede’nin ve ailesinin girişimleri merkezi otorite tarafından haklı görülerek Garip Dede affedilmiş ve memleketine geri dönmüştür. Ele alınan çalışmada Garip Dede’nin kim olduğu, sürgün edilme sebepleri, sürgün olayı, sürgünde yaşadıkları, affedilmesi için verdiği mücadele ve memleketine geri dönüş süreci işlenmiştir.
- MakaleYalnız künye2019The lodge of sarı saltık centered ın the karaca vıllage of tunceli-hozat and analysıs of a document about the lodge
Kökel, Coşkun
Khalifas of Haji Bektash Veli has priority and important place in the history of AleviBektashi belief. Dervishes, who were trained by Haji Bektash Veli and sent to different points of Anatolia and Balkan geographies to establish faith-dede lodges in 13th century. They have been the principal carrier and representative in the development of AleviBektashi belief in Eurasia. Sarı Saltık is one of the most important dervishes trained by Haji Bektash Veli. Sarı Saltık has been the most important organizer of the thought of Haji Bektash Veli since 13th century especially in Rumelia. Sarı Saltık, who also has a faith-dede lodge with his name in Karaca village of Tunceli-Hozat, is one of the important leaders of Alevi-Bektashi faith not only in Balkans but also in Anatolia. The lodge of Sarı Saltık has an activity area centered in Karaca village of Tunceli-Hozat and spreading to Eastern and Central Anatolia regions. The lodge of Sarı Saltık has been one of the most dynamic faith center of Alevi belief throughout the history in Tunceli region. Members of the lodge of Sarı Saltık, who are from Karaca, have maintained their position that is not only limited with religious mission but also active in the social and political environment in Tunceli region throughout the history. In this study, religious and historical information about the lodge of Sarı Saltık will be analyzed through an archive document that was given to dede family menbers of the lodge of Sarı Saltık, who were the residents of Karaca village of Tunceli-Hozat, by Ottoman Empire in the beginnings of 20th century and that shows the authority of nakîbü’leşrâf qaymaqam.
- DerlemeYalnız künye2019Dinsel Deneyimin Çeşitleri
Karakaş, Tahir
Pragmatizmin öncü filozoflarından biri olan William James’in Dinsel Deneyimin Çeşitleri: İnsan DoğasıÜzerine Bir İnceleme başlıklı çalışmasının Türkçe tercümesi, Amerikalı filozofun düşünsel evriminin enönemli dönemeçlerinden birini keşfetmek isteyen okuyucular için iyi bir fırsat sunuyor. James, 1902 yılındayayımladığı bu çalışma ile bir yandan dinsel fenomenleri psikolojik ve felsefi bir perspektiften incelerken diğeryandan da, ele aldığı konuları somut, gerçek deneyimlere başvurarak anlamaya çalışmaktadır. İnsani bir olguolarak dinsel deneyim sahasını anlamanın uygun yöntemi, James’e göre, teolojik olmaktan ziyade psikolojiktir.Metodolojik açıdan değerlendirildiğinde, James’in dinsel deneyimlere dair edindiği psikoloji temelli yaklaşım,dinsel incelemeler alanında önemli bir yenilik anlamına gelmektedir. Öte yandan, Dinsel DeneyiminÇeşitleri’ni önemli kılan bir diğer husus ise, James’in farklı alanlardan beslenerek geliştirmekte olduğupragmatizmin bu eser ile yeni bir düşünsel açılım yaşamasıdır. Pragmatizmin ruhuna uygun olarak, James,sürekli olarak dinsel dünyanın bireysel yaşamlarımızdaki pragmatik karşılığını bulmaya çalışmaktadır.
- MakaleYalnız künye2019Baba Sultan-Sureti Baba Dervish Lodge
Altı, Aziz
Baba Sultan-Sureti Baba dervish lodge, located in the district of Eğirdir in Isparta. Sureti Baba dervish lodge, which was established in the period of Hamitoğulları Principality, continued to exist in the Ottoman Empire with the annexation of Eğirdir and its surroundings to the borders of the Ottoman State. Establishment of the Bektashi religious order belonging to the Sureti Baba dervish lodge, in 1826 with the Janissary ministry Bektashism has banned the activities of prohibition. In this period, as in the other Bektashi dervish lodges, the property of the Sureti Baba dervish lodge was seized by the State. After a while the re-opened Sureti Baba dervish lodge, this time as a Naqshi dervish lodge has continued to exist. Sureti Baba dervish lodge known since the 14th century, ended in 1925 with the closure of lodges. This study will examine the phases of the dervish lodge from the foundation of the Sureti Baba dervish lodge until the closing date of 1925.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2019Scopus SJRQ4Nüfus defterlerine göre pirevi (hacı bektaş veli tekkesi) (1830-1846)
Altı, Aziz
Osmanlı Devleti’nde önemli bir yer edinmiş olan Bektaşilik, Yeniçeri Ocağı’nın kapatılmasıyla eş zamanlı olarak yasaklanmıştır. Bektaşiliğin merkezi olan Hacı Bektaş Veli tekkesi (Pirevi), bu süreçtenetkilenmiş ve bir müddet Nakşilerin yönetimi altında kalmıştır. Şimdiye kadar yapılan çalışmalardadeğişik arşiv vesikalarına dayanılarak Pirevi’nin bu dönemi aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızıdiğerlerinden farklı kılan nokta nüfus defterleri verileri ışığında Pirevi’ne bakmak ve bu doğrultudayeni bilgileri ortaya koymak olmuştur. 1830-1846 yılları arasında tutulan 6 adet nüfus defteri, buçalışmanın ana hatlarını oluşturmuştur. Nüfus verilerinden yola çıkarak Pirevi’nin çatısı altında bulunan Babagan Bektaşiler, Çelebiler ve Nakşi şeyh ile ailesi hakkında yeni bilgiler ve görüşler önesürülmüştür. Böylece Pirevi’nde bulunan dervişlerin, Nakşi şeyh ve ailesinin ve Çelebilerin baştademografik özellikleri olmak üzere diğer farklı yönleri izah edilmiştir. Özellikle nüfus defterlerinintemel verilerinden olan eşkâl kayıtları sayesinde Bektaşi dervişlerinin fiziksel görünüşleri hakkındamalumat sahibi olunmuştur. Bazı kayıtlarda dervişlerin hangi bölgeden Pirevi’ne geldiği ayrıntısınındüşülmesi ise Pirevi’ndeki insan kaynağının Osmanlı sınırları içerisindeki dağılımını göstermesi açısından önemlidir. Ayrıca nüfus defterlerinden Pirevi vakfına bağlı köyler ve bu köylerde yaşayan kişiler de tespit edilmiştir. Nüfus defterleri haricinde temettuat defterinden de faydalanılarak Pirevi’ndedaha önce şeyhlik yapmış olan Şeyh Veli’nin mal varlığı da ortaya konulmuştur.
AtıfTR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2019Niyaz: tunceli’de kansız bir kurban geleneği
Kaval, Yılmaz; Taş, Sibel
Tarih öncesi çağlardan itibaren başladığı kabul edilen kurbangeleneği, yüzyıllar içinde değişerek, dönüşerek ve gelişerek günümüzekadar gelen ve bundan sonra da etkisini devam ettirecek olan birgelenektir. Manevi bir odak için kan dökülmesi suretiyle gerçekleştirilenkanlı kurban, toplumumuzda tercih edilen yaygın kurban biçimidir.Ancak toplumumuzun inanç pratikleri içinde kanlı kurbanın yanındakansız kurban geleneğinin de aktif kodlarını okumak mümkündür.Kansız kurban geleneğinin yoğun bir şekilde görüldüğü yerlerden biri deTunceli’dir. Eski çağlardan itibaren pek çok medeniyete ev sahipliğiyapan Tunceli ili köklü bir inanç yapısı ve ritüelleri olan bir yerleşimyeridir. Yöre insanı, dini törenler esnasında, kutsal günlerde ve aracısızbir şekilde Hakk’a yakarmak, dileğini iletmek istediğinde mutlaka un,tereyağı, su veya süt ile yoğrulan bir çeşit çörek olan niyazı pişirmekte vedağıtmaktadır. Kutsal niyaz ekmeği aile bireylerine, akrabalara vekomşulara dağıtıldığı gibi kutsal mekanlarda çeşitli kuruyemişler vemeyve ile birlikte halihazırda orada bulunan kişilere de dağıtılmaktadır.Niyaz dağıtma, pişirilmesine niyet edilmesinden itibaren çeşitli maneviaşamalar ve eylem biçimleri içeren bir ritüeldir.Bu çalışmada Tunceli yöresinde çok eski dönemlerden itibarengörülen kansız kurban geleneği ve bu gelenek içinde yer alan niyazdağıtma pratiği ele alınmıştır. Bu çalışmada, yörede kutsal niyazekmeğinin yapıldığı zamanlar, dağıtıldığı mekânlar ve bu uygulamasırasında gerçekleştirilen ritüeller değerlendirilmeye tabi tutularak budinsel pratiğin halkın inanç sistemi içindeki yeri açıklığakavuşturulmuştur.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2018A Sociological Analysis of The Themes of Education, Religion and Science in Krzysztof Kieslowski’s Film “Dekalog - Jeden”
Çobanoğlu, Yavuz
This study is based upon a sociological analysis of the film Dekalog -Jeden by the Polish director Krzysztof Kieslowski. Especially in last years, there is an observable increase in the number of academic works on sociological elements in cinema. Furthermore, cinema as a depository of image and meaning, gradually moves toward the center of sociological curiosity. Therefore, social realities that are touched upon by subjects like education, religion and science that occur within this film, will be the main points of focus of this study. The subject of analysis of this article will also be interpreted in three stages: 1. An evaluation of the relation between image and meaning; reasons for preference of the method of discourse analysis in an analysis of cinema sociology and its analytical uses. 2. Certain basic characteristics of Krzysztof Kieslowski’s cinema and a preliminary analysis of the sociological themes in other films of the director. 3. An interpretation of the language and discourses in the film Dekalog - Jeden in the light of findings reached through selected themes, their comparative analysis and a brief discussion of certain findings in the conclusion.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2018Afyonkarahisar (karahisar-ı sâhib)’da bir alevi-bektaşi inanç merkezi: merdan dede tekkesi
Kökel, Coşkun
Afyonkarahisar ve çevresi yüzlerce yılboyunca Alevi-Bektaşi inancının kurumsallaşıp temsil edildiği bir bölgedir. 13. yüzyıldan başlayarak yörede Alevi-Bektaşi inancı;dervişler, tekkeler ve inanç-dede ocaklarıüzerinden organize olmaya başlamıştır.Bölgenin farklı noktalarında Alevi-Bektaşiinançlı topluluklar yaşam merkezleri oluşturmuş, nüfussal zemine bağlı olarak AleviBektaşi inanç merkezleri de varlık göstermiştir.Afyonkarahisar bölgesinde yüzlerce yılboyunca varlığını koruyarak devam ettirenAlevi-Bektaşi inancı, tarihsel-gelenekselyapısını muhafaza etmiş ve Alevi-BektaKarahisar-ı sâhib sancağına adını verenmerkez kazanın Deper köyünde yer alanMerdan Dede Tekkesi de önemli bir AleviBektaşi inanç merkezi olup yüzlerce yıl boyunca Karahisar-ı sâhib sancağında inançsal bir merkez olarak varlık göstermiştir.Mevcut metinde özellikle yazılı kaynaklardaki veriler üzerinden Merdan Dede Tekkesi hakkında detaylı bilgiler analiz edilmiştir.
- MakaleYalnız künye2018Scopus SJRQ3Iıı. ahmet dönemi’nde pirevi hacı bektaş veli tekkesi
Altı, Aziz
Hacı Bektaş Veli Tekkesi (Pirevi) Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yer alan tüm Bektaşi tekkelerinin merkeziydi. Pirevi, XVII. yüzyılın başlarından itibaren tüm Bektaşi Babalarının atanmaları için Padişah’a arzda bulunma yetkisine sahip olmuştu. Fakat III. Ahmet’in saltanat yıllarında olduğu gibi bazı dönemlerde bu kurala uyulmama durumu da ortaya çıkmıştı. Tüm Bektaşi tekkeleri üzerinde otorite sağlayan Pirevi, aynı zamanda zengin bir vakfa da sahipti. Vakfa ait yerler, Osmanlı Devleti tarafından birçok vergiden muaf tutulmuştu. III. Ahmet döneminde Pirevi’nin vakfı çeşitli sorunlarla karşılaşsa da seccadenişin ve mütevellinin girişimleriyle bunların üstesinden gelinmiştir. Vakıf yöneticilerinin ve Pirevinin başındaki kişi olan seccadenişinin seçilmesinde ise Yeniçeri Ağası etkin rol oynamaktaydı. Özellikle bu husus Yeniçerilerin Bektaşilerle olan bağlantısını ortaya koyması bakımından önemlidir. Bununla birlikte Padişah, Pirevi ile iyi ilişkiler yürütmüş ve her yıl “hırka bahası” altında Pirevi’ne maddi yardımlar yapmıştı. Ayrıca Pirevi, Hacı Bektaş kazasının ve kadılığının başka yere nakledilmesi girişimlerine karşı çıkarak bürokrasideki etkinliğini ortaya koymuştur. Netice olarak III. Ahmet döneminde Pirevi’nde meydana gelen gelişmeler, arşiv vesikalarından, dönemin kaynaklarından ve tetkik eserlerden faydalanılarak bu çalışmada ele alınmıştır.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2016Cemevi or sacred space (jiar)? "holy" forms of space ın dersim
Gültekin, Ahmet Kerim
The debates on Alevi communities have become more popular with increasing political and academic views, publications in Turkey. "Alevi Awakening" is the key word which refers to popular topics in debates which are about the history of Alevism, ethno-cultural differentiates between local Alevi communities, diaspora of Alevism and mostly the Cemevis. In this essay, beliefs and rituals of the holy places, which are the signifi cant property of Dersim Alevism, are being analyzed with ethnographic data. Thus, new perspectives could be reviewed about debates of political and religious roles of Cemevis.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2015Journey to the holy land: jerusalem travels of some emperors, crown princes and dignitaries (1855-1901)
Satış, İhsan
People from different parts of the world have been visiting Jerusalem for the purposes of becoming pilgrims, seeing historical and sacred sites, and satisfying their curiosities from the past to recent days. Emperors, crown princes and dignitaries had also visited Jerusalem as ordinary people have done. While, however, ordinary people have been motivated by religious sentiments, emperors, crown princes and dignitaries, in addition to religious sentiments, have been motivated by political factors as well. Visitors to Jerusalem have also supported the members of their own religions and religioussects both financially and spiritually. Based on the Ottoman archives, thisstudy aims to identify the emperors, crown princes and dignitaries who visited Jerusalem between1855-1901, and focuses on their activities whilethey were in Jerusalem. While, however, the Ottoman archives give information on theidentity of theroyal visitors, they fail to provide us sufficiently with theinfor- mation on thereal purposes of their visits.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2014Social sex issue in terms of the quran sociology
Yildirim, Erdal
Debating social sex issue woman centered both in Islamic world and our country unavoidably diverted this study to be woman centered. The information produced about woman that reflects on individual and social areas had already been problematic in historical process. Especially woman conception of Islam and its prescripts linked to this leaded to big arguments in West and Islamic World and broadcasting publications that has defensive and reactional mentality. We think analyzing religious texts and traditions with a scientific reading without explaining them in a defensive way make us understand The Quran in a better way. This study is an attempt to understand what the comments of the The Quran's manner are about both social gender and sex subjects using hermenotik method.


