Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Tek Ebeveynli Ailede Kadın Olmak: Güçlükler, Başa Etme Stratejileri, İhtiyaç ve Beklentiler

    Akgül, Ceylan Sülü

    Bu çalışma; tek ebeveynli ailede yaşayan kadınların yaşadığı güçlükler, baş etme stratejileri, ihtiyaç ve beklentilerini incelemek amacıyla kaleme alınmıştır. Kadının ve çocuğun güçlenmesinin aileyi ve toplumu güçlendireceği anlayışıyla, sosyal hizmetlere yönelik politika önerilerinin sunulması da diğer amaçlar arasında yer almaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle kaleme alınan çalışma üç ana temaya ayrılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular MAXQDA 2024 programı kullanılarak betimsel analizler yoluyla deşifre edilmiştir. Tunceli ili sınırları içerinde yaşayan 10 kadın çalışmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Buna göre hem çocuğun bakımını hem evin geçimini üstlenen kadınların ekonomik, psikolojik ve sosyal açıdan çok yönlü zorluklar yaşadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların baş etme sürecinde çocuklarının varlığı, kişisel motivasyonları ve sosyal destek ağlarının önemli rol oynadığı görülmüştür. Kadınlar başta çocuklarının bakımı için uygun destek koşulları sağlandığında istihdam hayatına katılma ve ekonomik bağımsızlığını sağlama konusunda oldukça istekli olmakta bu minvalde çeşitli beklenti ve önerilerini paylaşmaktadır.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2026
    Dindarlık Eğilimi ve Aile İçi Şiddet Farkındalığı Arasındaki İlişkide Toplumsal Cinsiyet Algısının Aracılık Rolü

    Öztürk, Meral; Türk, Ahmet; Tire, Olcay

    Bu araştırma dindarlık eğilimi ve aile içi şiddet farkındalığı arasındaki ilişkide toplumsal cinsiyet algısının aracılık rolünü incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 18-70 yaş aralığında 463’ü (%68,9) kadın ve 209’u (%31,1) erkek olmak üzere 672 kişi katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması x̄=28,70±10,02’dir. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Dindarlık Eğilimi Ölçeği, Aile İçi Şiddet Farkındalığı Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson korelasyon analizi ile PROCESS Makro regresyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular, katılımcıların olumlu bir toplumsal cinsiyet algısına, yüksek düzeyde dindarlık eğilimi ve aile içi şiddet farkındalığına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Dindarlık eğilimi ile aile içi şiddet farkındalığı ve toplumsal cinsiyet algısı arasında pozitif yönlü, toplumsal cinsiyet algısı ile aile içi şiddet farkındalığı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizi sonucunda dindarlık eğilimi ve aile içi şiddet farkındalığı arasındaki ilişkide toplumsal cinsiyet algısının kısmi aracılık etkisine sahip olduğu saptanmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Toplumsal Cinsiyetin Meslek Seçimindeki Rolü: Sosyal Hizmet Bölümü Üzerinden Yapısal Bir Analiz

    Akgül, Ceylan Sülü

    Çalışma, toplumsal cinsiyet normlarının bireylerin meslek seçimine olan etkisini sosyal hizmet bölümü özelinde, nitel araştırma yöntemi ile incelemektedir. Amaçlı örnekleme ile seçilen katılımcılardan elde edilen veriler, MAXQDA 2024 programı ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Bulgular, sosyal hizmetin “kadın mesleği/kadın işi” olarak algılandığını; bu algının oluşumunda toplumsal (duygusal ve yardım odaklılık algısı) ve ekonomik (masabaşı/rahat iş algısı) paradigmaların etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Erkek öğrenciler için de benzer şekilde, sosyal (farklı cinsel yönelime sahip bireylerle çalışmak istememe) ve ekonomik (gelir getirisi ve statüsü yüksek mesleklere yönelme isteği) gerekçelerin etken olduğu anlaşılmaktadır. Katılımcıların büyük bir kısmı, meslek tercihlerinde kendi bireysel kararlarından ziyade sosyal çevrenin etkisiyle ve yeterli bilgiye sahip olmadan seçim yaptıklarını ifade etmiştir. Ayrıca, mesleğin medyada genellikle 'kadın' figürler üzerinden temsil edilmesinin, mesleğe yönelik algıları etkilediği ve şekillendirdiği de anlaşılmaktadır. Bu durum, meslek tercihlerinde cinsiyet kalıplarının (normlarının) ve hegemonik iş bölüşümünün sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri yeniden ürettiğine işaret etmekte ve bu minvalde yeni öneriler sunulmaktadır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2024
    Cross-dressing in contemporary british feminist theatre

    Şentürk, Gamze

    Sex and gender are two concepts that are often unconsciously used interchangeably, but they have distinct meanings. They are crucial in understanding the gender hierarchy or the distinction between man and woman created by the patriarchal order. While sex refers to a biological difference or an innate existence based on signs such as chromosomes and genitals, gender is a socio-cultural identity subsequently acquired through social interaction. While the biology-oriented approach reduces femininity and masculinity to the body based on an essentialist approach, the socio-culturally oriented approach underlines that femininity and masculinity are culturally constructed, fluid, and changeable. The gender roles assigned to man and woman in patriarchal society bring along certain expectations based on their sexes and their society’s values and beliefs about gender. The fact that both woman and man are expected to wear appropriate dress for their gender roles is the reflection of this expectation. When a man wears clothing traditionally associated with women or when a woman wears clothing traditionally associated with men, they might face ridicule or criticism because these clothing choices challenge established gender norms, and because the clothes are reminders of roles or symbols that favour social roles. Contrary to this, cross-dressing is described as an act of wearing clothes and accessories that belong to the opposite sex, and it is possible to see its examples as a deconstructive strategy in contemporary British feminist theatre. This article aims at discussing the functions of cross-dressing as a body memory in contemporary British feminist theatre over selected plays such as Caryl Churchill’s plays Cloud Nine (1979) and Top Girls (1982), Timberlake Wertenbaker’s New Anatomies (1984), and Moira Buffini’s Silence (1999).

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Determination of glass ceiling barriers in Academicians

    Aslan, Sinan; Yeşiltepe, Akgün; Ozturk, Aygul

    Aim: This study was planned to determine the perceptions of academicians working at universities in Turkey about artificial barriers that prevent women from rising to upper levels of management. Materials and Methods: This descriptive study was carried out by reaching 394 academicians who are actively working in the Academy and who agreed to participate in the study between February 16 and March 15, 2022, via online survey method. Results: While a difference was found between perceived glass ceiling barriers of academicians who participated in the study and their age, gender, marital status, status of having children, educational status and academic title (p<0.05); no difference was found between perceived glass ceiling barriers and income status, working years, number of boards academicians were in, the state of choosing the profession willingly and the state of being satisfied with the profession (p>0.05). Mean score of Glass Ceiling Barriers Scale for Academicians used in this study was found as 74.30±18.93 and it was found that academicians had moderate level of perceptions about artificial barriers preventing women from rising to upper levels of management. Conclusion: The research clearly reveals the thoughts of both men and women on gender equality and provides guiding data for academics.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye’deki Ebeveynlerin İnternet Kullanım Alışkanlıkları ve Dijital Okuryazarlık Becerileri Üzerine Bir Araştırma

    Kurşun, Engin; Turgut, Yiğit Emrah; Yılmaz, Turkan Karakuş; Aslan, Alper; Bayzan, Şahin; Yıldırım, Önder

    Araştırmanın amacı, Türkiye’deki ebeveynlerin internet kullanım alışkanlıklarını, dijital okuryazarlık becerileri araştırmak ve ebeveynlerin çocuklarını dijital risklerden korumadaki arabuluculuk stratejilerini incelemektir. Bu amaçla ebeveynlerin; internette bilgiye erişebilme, gizliliklerini sağlayabilme, pozitif içerik üretebilme, dijital araçları bilinçli ve güvenli kullanabilme gibi operasyonel, yaratıcı ve mobil becerileri incelenmiştir. Bu çalışmanın örneklemi, Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması düzey-2’ye göre Türkiye’nin 81 ilden seçilen ve 8-16 yaş grubundaki çocukların ebeveyni olan 10.475 kişiden oluşmaktadır. Veriler, Global Kids Online çerçevesine uygun olacak şekilde kişisel ve demografik bilgi formuna ek olarak araştırmacılarca hazırlanan 23 soruluk veri kümesi kullanılarak çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Veriler betimsel istatistik modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular; ebeveynlerin büyük çoğunluğunun internet erişimi için akıllı telefon kullandığını, interneti zaman alıcı ve mahremiyet konusunda endişeye sebep olan bir platform olarak algıladıklarını ortaya koymuştur. Erkeklerin operasyonel ve bilgiyi tarama becerilerinin kadınlara oranla yüksek olduğu, sosyal gizlilik becerisinin ise değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Ebeveynler, kızlar için aktif arabuluculuk faaliyetlerini tercih ettiği ancak ebeveynlerin yaşı ilerledikçe aktif arabuluculuk düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Anneler, babalara oranla çocuklarının internet faaliyetlerini daha sık kontrol etmektedir. Ebeveynlere göre erkek çocuklar, kız çocuklardan daha fazla internet riskleriyle karşılaşmaktadırlar. İnternette karşılaştığı durumlarla ilgi kız çocuklar, erkek çocuklardan daha fazla ebeveynlerine başvurmaktadır. Ebeveynlerin büyük bir çoğunluğu, çocuklarının internette karşılaştığı sorunlardan habersizdir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    İstanbul Sözleşmesi Tartışmalarında Açık Muhalefetten Zemin Kaydırmaya Farklı Tutumlar: Sabah ve Sözcü Örnekleri

    Kenes, Hatice

    Bu çalışmada İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme süreci, toplumda oluşan iki farklı özne konumunu (karşıtlık ve destek) görünür kılabilecek farklı ideolojik konumdaki iki medya kuruluşu üzerinden incelenmektedir. Çalışma kapsamında Sabah ve Sözcü’nün web sitelerinde 20 Mart 2021- 1 Temmuz 2021 tarihleri arasında yayınlanan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili haberler taranmıştır. İstanbul Sözleşmesi’ni konu edinen 41 haber Sözcü’den, 16 haber ise Sabah’tan elde edilmiştir. Haberler konularına göre temalara ayrılmıştır ve haber metinleri eleştirel söylem analizi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda Sabah’ın neredeyse tüm haberlerinde görünür olan İstanbul Sözleşmesi’nin “Türkiye'ye zarar verdiği” söylemi Sözcü’de de farklı gerekçelerle ortaya çıkmıştır. Öte yandan Sözcü’de sözleşmeden çekilmeye yönelik tepkileri görünür kılan haberlerin olması Sözleşme savunusuna aracılık etmekle birlikte LGBTİ+ öznelere dair hak odaklı tek bir haberin olmaması, LGBTİ+’ların görünmez kılınması nedeniyle Sözcü’nün de hâkim cinsiyet rejiminin kodlarıyla hareket ettiğinin işareti olarak okunmuştur. Bu sonuçlar her iki gazetenin hâkim cinsiyet rejimi içinde üstü örtük işbirliğine de işaret etmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Sosyodemografik Değişkenler ve İş-Aile Yaşam Çatışmasının Akademisyenlerin İş Doyumuna Etkisi

    Tire, Olcay

    Akademisyenlerin, nitelikli bireyler yetiştirebilmeleri, araştırma ve bilgi üretme işlevlerini en verimli şekilde yerine getirebilmeleri için yaptıkları işten doyum almaları gerekmektedir. İş doyumu bazı sosyodemografik faktörlerden etkilenebilmektedir. Bununla birlikte iş ve aile yaşamı arasında meydana gelen çatışmanın iş doyumu üzerinde etkisi bulunmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, iş-aile yaşam çatışması ve sosyodemografik değişkenlerin akademisyenlerin iş doyumuna etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel yaklaşımın benimsendiği bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılan 611 akademisyenin 273’ü (%44,7) erkek ve 338’i (%55,3) kadındır. 24 ile 65 yaş aralığındaki akademisyenlerin yaş ortalaması x̄=39,51±8,97’dir. Araştırma kapsamında akademisyenlerin sosyodemografik özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak adına Kişisel Bilgi Formu, işten almış oldukları doyum düzeyini belirlemek için İş Tatmini Ölçeği ve iş-aile yaşam çatışması düzeylerini ortaya koymak için İş-Aile Yaşam Çatışması Ölçeği’nden oluşan ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırmanın verileri çevrimiçi anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Açıklayıcı analizlerde değişkenler arası ilişkilerin incelenmesinde korelasyon analizleri uygulanmıştır. Sosyodemografik değişkenler ve iş-aile yaşam çatışmasının akademisyenlerin iş doyumuna etkisinin incelenmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre akademisyenlerin iş doyumları yüksektir. Katılımcılar orta düzeyde iş ve aile arasındaki çatışma yaşamaktadır. Erkekler kadınlardan, yaşlılar gençlerden, çocuk sahibi olanlar olmayanlardan, unvanı yüksek olanların düşük olanlardan, gelir düzeyi yüksek olanların düşük olanlardan daha fazla iş doyumuna sahiptirler. İş-aile çatışması ve aile-iş çatışması az olanların iş doyumları da yüksektir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2022
    Women and patriarchy: Tales of males and ghosts

    Demir, Ayşegül

    Having its roots in faiths such as Judaism and Christianity, the term ‘patriarchy’ refers to a system of authority in which males are regarded as superior to females and wield power over them. While some women have submissively internalized the patriarchal system, others have raised their voices and spoken out against it. Short stories written by women writers are one way to examine this system. However, there is a wide disparity in these authors' attitudes toward women. Some depict brave new women who transform and progress as the narrative goes on, while others feature stereotypical female figures who are submissive. The purpose of this paper is to compare the short stories written by Kate Chopin and Rose Tremain to those by Edith Wharton and Clare Boylan in order to determine whether or how much these authors criticize the patriarchal system. It is argued that Chopin and Tremain are the most critical of patriarchy, whereas Wharton and Boylan represent women within a patriarchal framework. Both Chopin and Tremain provide a comprehensive analysis of human nature, regardless of whether they are discussing men or women, with all of their complexity and inner struggles. Authors such as Wharton and Boylan, on the other hand, depict women in patriarchal societies in their natural state, without offering any solutions or suggestions. In their accounts, societal or sexual injustice is motivated by financial considerations.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleYalnız künye2020
    Çağdaş ingiliz tiyatrosu’nda başvurulan feminist stratejiler

    Şentürk, Gamze

    Erkek egemen dünyada kadınların başta toplumsal, kültürel, ekonomik ve politik alanlar olmak üzere pek çok alanda yaşadıkları her türlü eşitsizliğe karşı başlattıkları feminist hareket; yirminci yüzyılın son çeyreğinde etkisini bir hayli arttırmıştır. Erkeklerle eşit statüye ve eşit haklara sahip olmak isteyen ve bu haklı mücadelelerini dünyaya duyurmaya çalışan kadınlar, sadece politik mecralarda değil kültürel mecralarda da büyük bir mücadele vermişlerdir. Üç dalga halinde yayılan kadınların bu özgürlük hareketi, yazın ve tiyatro alanlarında özellikle 1960 sonrasında İkinci Dalga Feminizm hareketiyle kendini daha etkili bir şekilde göstermiştir. Bu dönemde İngiliz kadın oyun yazarları, ataerkil düzenin geri planda tuttuğu kadınların seslerini tiyatro çalışmalarında içeriğe, biçime ve uygulamaya dayalı birtakım feminist stratejilere başvurarak duyurmaya çalışmışlardır. Bu anlamda İngiliz tiyatrosunda uygulama alanı bulmuş feminist stratejiler bu çalışma dahilinde İngiliz feminist tiyatrosunun önde gelen oyun yazarlarından Pam Gems (1925-2011), Caryl Churchill (1938-) ve Timberlake Wertenbaker’ın (1951-) tiyatro oyunları üzerinden açığa çıkartılmaya çalışılacaktır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Sosyodemografik değişkenler ve namus adına kadına uygulanan şiddete yönelik tutum: üniversite gençliği üzerine bir araştırma

    Tire, Olcay; Ozturk, Meral

    Kadına yönelik şiddet, hem dünyanın hem de Türkiye’nin enönemli toplumsal sorunlarından biridir. Ataerkil kültürün birürünüolan kadına yönelik şiddetin sözde nedenlerinden birisi “namus”olgusudur. Namus kültürünün egemen olduğu toplumlarda kadınlarnamus adına sözel, psikolojik, cinsel ve fiziksel şiddete uğramakta hattanamus cinayetlerine kurban gitmektedirler. Namus adına kadınauygulanan şiddete yönelik tutumların sosyodemografik değişkenlerdenetkileneceği varsayımından hareketle bu araştırmanın amacı gelecektetoplumsal yapının belirleyicileri ve yön vericileri olacak olan üniversiteöğrencilerinin namus adına kadına uygulanan şiddete yöneliktutumlarının cinsiyet, okunulan alan, sınıf düzeyi, ailenin gelir düzeyi,gelinen bölge, anne-baba eğitim düzeyi gibi sosyo-demografik faktörleregöre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır.Araştırma Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin farklı bölümlerindeokuyan tabakalı örnekleme ve kolayda örnekleme teknikleri ilebelirlenen 662 kişi ile yürütülmüştür. Araştırmada kişisel bilgi formuyanında Işık ve Sakallı-Uğurlu (2009) tarafından geliştirilen NamusAdına Kadına Uygulanan Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği (NKUŞTÖ)kullanılmıştır. Verilerin analizi ikili gruplar için bağımsız örnekleme ttesti, üç ve daha fazla gruplar için tek yönlü varyans analizi ileyapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre genel olarak öğrencilerin namusadına kadına uygulanan şiddeti onaylamadıkları ancak erkekler, sağlıkve fen bilimleri alanında okuyanlar, birinci ve ikinci sınıf öğrencileri ile annesi okur-yazar olmayan öğrenciler namus adına kadına uygulananşiddete daha olumlu bakmaktadır. Gelir düzeyi, gelinen bölge ve babaeğitim düzeyine göre gruplar arasında farklılık yoktur.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2019
    The politics of sports in louise page's golden girls

    Öğütcü, Murat

    The 1960s and the 1970s witnessed the transition in British sports from amateurism toprofessionalism. Thereafter, sportspersons have obtained material opportunities withsponsorships and attracted entrepreneurs. However, since sponsors in this new era havebeen using sportspersons to manipulate consumer behaviour, the vested interests ofcapitalists led to the misuse of the media and medical industry at the cost of the health ofsportspersons. The commodifcation of sports has put much pressure on sportspersons forsportive success. This pressure, on the other hand, has been tried to be circumvented bythe illegal use of doping. Although sportspersons in countries of the Iron Curtain were statesponsored, thus were not pressed by entrepreneurs for sportive success, they faced asimilar pressure by their states. To show their political superiority, countries of the IronCurtain forced their sportspersons to use doping. Louise Page in her Golden Girls (1984)criticises, in a light tone, the politics of sports in the Britain of the 1980s. She looks at theresult of the transformation of sports from amateurism to professionalism, deals with thefree use of doping in Iron Curtain countries to contrast it with the illegal use of doping incapitalist Britain, and focuses on the topical issues about British sportswomen and theoppression they have felt because of their gender by the male dominated world of sports.Therefore, this article will frst give a brief history of the development of athletics in Britainfrom the 1960s onwards, then the relationship between media and sports thatcommodifes sports in the Britain of the 1980s, and lastly the use and effects of doping asthey are refected in Golden Girls.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2017
    Women's Powerty in Turkey in terms of Gender Rolles

    Tire, Olcay

    Toplum, cinsiyetlerinden ötürü kadın ve erkeğe ayrı ayrı muamelelerde bulunur; onlara farklı özellikler, davranışlar, görevler, duygular yükler. Ataerkil toplumsal ilişkiler zemininden yükselen bu ayrım, her toplumda rol farklılaşmalarına ve cinsiyete dayalı eşitsizliklere yol açmıştır ve de açmaktadır. Bu rol farklılaşmaları, toplumda kadınların değersiz görülen ev ve bakım işlerinden (çocuk-yaşlı-hasta bakımı) sorumlu tutulmalarına, dolayısıyla kadınların toplumda pasif bir konumda olmalarına neden olmaktadır. Buna karşın erkeklerse çok daha etkin pozisyonları ellerinde tutmaktadırlar. Kadınlara biçilen bu geleneksel roller, bir yandan onların toplumsal hiyerarşideki derecesini alçaltırken diğer yandan erkelere göre daha kolay ve derinden yoksullaşmalarına neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı da kadın cinsi üzerinden toplumsal cinsiyet ve yoksulluğun neden sonuç ilişkilerini açıklayıp kadının ücretsiz olarak gerçekleştirdiği bakım emeğindeki sömürüyü ortaya koymaktır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    A Conservative Neoliberal Approach of Conciliating Work and Family Life

    Gün, Servet

    Conciliating work and family life has been a popular approach viewed as an ideal solution to eradicate inequalities resulted from gender issue in western countries for 30-40 years. Showing different features in different societies by their unique societal environment, this approach is a relatively new phenomenon in Turkey. It was not until the year 2010 these kinds of policies for conciliating work and family life had been known in Turkey. Now there are some regulations to balance work and family life. Framed by the Program for Protecting Family and Dynamic Population Structure, conciliating work and family approach has been included in pro-natalist policies. This paper evaluates the policies aimed at conciliating work and family life by examining regulations, official texts and other documents and questions whether these policies can balance work and family life or not. To what extent do these policies achieve gender equality? From a political economy point of view we can argue that this approach fosters patriarchal division of labour in the households and also leads to flexible working

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2014
    Yeni ırkçılığın bileşeni olarak cinsiyetçilik: ırkçılığın cinsiyetçilikle eklemlenmesi

    Çoban Keneş, Hatice

    Irkçılık ve cinsiyetçilik üzerine yapılan tartışmaların farklı bir boyuta sıçramasıyla ilişkili olarak ırkçılığı ve cinsiyetçiliği aynı yapısal koşullardan doğan, birbirini besleyen ideolojiler olarak ele alan bu çalışmada daha çok dilde temellenen, söylemler aracılığıyla dolaşıma giren ve pek çok ayrımcı ideolojiyi birbirine eklemleyerek dolaylı- örtük bir şekilde üretilen yeni ırkçılığa ve yeni ırkçı söylemlerin temel bileşenlerinden biri olarak cinsiyetçiliğe odaklanılmıştır. Yeni ırkçılık ve cinsiyetçilik arasındaki ilişki üzerine var olan bilgilerin ışığında farklı ayrımcı ideolojilerin toplumsal cinsiyet üzerinden eklemlenerek kurduğu yeni ırkçı söylemler derinlemesine görüşmelerden elde edilen ifadeler aracılığıyla analiz edilmiştir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex2TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    A study of the place and importance of women in politics: The case of Tunceli

    Menteşe, Sabit

    This study has attempted to determine the place and importance of women in politics in Tunceli as perceived by women in Tunceli. For this purpose, the study has determined that where women see themselves in politics, where they want to be and the obstacles to women&amp;#8217;s participation in political life by collecting data through semi- structured questions. Data have been collected from 195 women of 18 years and over from Tunceli by using the random sampling method. According to the findings, women in Tunceli do not see themselves as playing a significant role to get elected, but participating in political events. It has been concluded that women in Tunceli where majority of people identify themselves as Alevi/Kızılbaş believe that this identity has a positive impact on their freedom and participation in political life. Many women in Tunceli stated that they would like to participate in politics as a parliamenter. This study has arrived to the conclusion that in Tunceli even though there is no discrimination between genders, the current political situation in Turkey affects Tunceli therefore women cannot get rid of being the object of the politics. This study has arrived to the conclusion that women in Tunceli as well as in Turkey and all over the world may get rid of being object of the politics and become a subject only if it is considered as a democratic problem to be solved.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    Social sex issue in terms of the quran sociology

    Yildirim, Erdal

    Debating social sex issue woman centered both in Islamic world and our country unavoidably diverted this study to be woman centered. The information produced about woman that reflects on individual and social areas had already been problematic in historical process. Especially woman conception of Islam and its prescripts linked to this leaded to big arguments in West and Islamic World and broadcasting publications that has defensive and reactional mentality. We think analyzing religious texts and traditions with a scientific reading without explaining them in a defensive way make us understand The Quran in a better way. This study is an attempt to understand what the comments of the The Quran's manner are about both social gender and sex subjects using hermenotik method.