Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2013Scopus SJRQ2
    MULTI OBJECTIVE GENERALIZED RESOURCE CONSTRAINED TWO SIDED ASSEMBLY LINE BALANCING PROBLEM AND COMPUTATIONAL ANALAYSIS

    Mete, Suleyman; Agpak, Kursad

    Assembly of large size products like bus, truck and automobile can perform both sides of assembly line. In such cases, both sides (right and left) of the line are used to achieve for the assembly operation. These types of the lines are called as two sided assembly lines. When large size products are produced, sometimes they require a specific machine or a qualified staff to use this machine. This condition also exposes the problem of resource constraint. Therefore, in this study, a mathematical model for generalized resource constraint two sided assembly line balancing problem is presented, based on literature models and computational analysis is performed for multi-objective situation. Proposed model is run and analyzed over several known test problems by considering three objective functions (Minimization number of station, number of position and resource cost).

    AtıfWoS8
    Web of Scienceİncele
  • MakaleYalnız künye2013Scopus SJRQ2
    Micelle nano-reactors as mediators of water-insoluble ligand complexation with Cu(II) ions in aqueous medium

    Adigüzel, Ragip; Tascioglu, Senay

    Complexation reactions between water-soluble and -insoluble reactants were shown to occur in aqueous media in the presence of normal or reverse surfactant micelles, in significantly higher yields at lower temperatures compared to those achieved in neat organic solvents. The highest yield enhancement in the complexation of novel water-insoluble bis(2-amino-1,3,4-thiadiazolyl)methane and 1,4-bis(2-amino-1,3,4-thiadiazolyl)benzene ligands with Cu(II) ions was achieved in the sodium bis(2-ethylhexyl)sulfosuccinate (AOT)-heptane-water reverse micellar system at the hydration ratio of 15. The results revealed that AOT normal micelles cause a change in the reaction mechanism together with the enhancement of the complex formation. The observed micellar effects were rationalized on basis of the properties of bulk solvents, surfactants and ligands, considering the solvation and hydration ratios of reverse micelles. The results have proved the dependence of complex yield on the amount and accordingly also on the properties of water in the micellar core, indicating that the yield can be maximized by the optimization of the hydration ratio.

    AtıfWoS4OpenAlex5
    Web of Scienceİncele
  • MakaleYalnız künye2013Scopus SJRQ1
    Extrusion Cooking of Lentil Flour (Lens Culinaris-Red)-Corn Starch-Corn Oil Mixtures

    Dogan, H.; Gueven, A.; Hicsasmaz, Z.

    An expanded food product was obtained from lentil flourcorn starchcorn oil mixtures by extrusion cooking. Effects of protein, lipid, and moisture contents of the feed mixture; cooking temperature and screw speed on starch gelatinization; protein insolubility; and lipid complexation were investigated. Effects of these functional properties on expansion ratio, cell size distribution, and cutting strength were assessed. Optimum feed composition was 67% lentil flour, 30% corn starch, and 3% corn oil (db). This mixture was processed at 15% moisture content and 178 degrees C temperature. Expansion ratio was 3.7 and degree of gelatinization was 0.70.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfWoS20OpenAlex29
    Web of Scienceİncele
  • MakaleYalnız künye2013Scopus SJRQ3
    Elimination of Radiation Damping Effects from the NMR Relaxation Curves of H2O/D2O Mixtures Containing Protein and Ions

    Zengin, Bilgin; Koylu, Mehmet Zafer; Korunur, Sibel; Yilmaz, Ali

    In this work the T-1 and T-2 curves of H2O/D2O mixtures were obtained for several fractions of H2O and also for different amounts of albumin and manganese. The experiments were carried out with a 400 MHz proton NMR spectrometer. The T-1 and the T-2 curves were determined by the inversion recovery (IR) and Carr-Purcell-Meiboom-Gill (CPMG) sequences, respectively. The relaxation times in residual water and in a mixture with 0.05 ml H2O were found to be reliable either in the presence or in the absence of albumin. The mixtures containing 0.1 ml or higher H2O suffer from radiation damping (RD). RD was removed gradually by addition of albumin or manganese. RD in the protein solution with 0.1 ml H2O was removed by adding 1 mu g of manganese to one ml of solution. The data suggest that the relaxation times in H2O/D2O mixtures are measurable by conventional methods upon the addition of appropriate amounts of manganese and albumin.

    AtıfWoS2
    Web of Scienceİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Türkiye’de hemşehri derneklerinin kırsal yapıdaki rolü

    Aktaş, Erkan; Firat, Kamil; Demir, Murat Cem; Çomu, Aka Assiye

    Türkiye’de 1980’lerden itibaren giderek artan bir öneme sahip olarak sahnede görünürlük kazanan sivil toplum örgütlerinin bir örneği olan hemşehri derneklerinin çoklu işlevlerinin sorunsallaştırıldığı bu çalışma, İstanbul İli’nde bulunan 356 hemşehri derneği ile gerçekleştirilmiştir. Hemşehri derneklerini genel olarak köy dernekleri ve diğer dernekler şeklinde kategorilendirmek mümkün olsa da çalışmaya göre köy tipi dernekleşmenin baskın olduğu göze çarpmaktadır. Derneklerin kırsal uzamda oynadığı sosyo-ekonomik rolün alt yapı çalışmaları ile sınırlı olduğu saptanmıştır. Hemşehri derneklerinin kente göre kırsal yapıdaki siyasi rollerinin üyeler üzerinde daha az belirleyici, bürokratik yapı üzerinde ise daha belirleyici bir role sahip olduğu bulgusu saptanmıştır. Derneklerin kuruluş yıllarının da kırsal yapıdaki rolleri üzerinde belirleyici olduğu saptanmıştır. 1980 öncesinde kurulan hemşehri dernekleri kırsal alanın yaşam standardı ile ilgili daha fazla faaliyette bulunmuştur. Son olarak, hemşehri dernekleri hem kentsel dönüşüm hem de kırsal dönüşüm çalışmalarında dikkate alınması gereken başlıca sivil toplum kuruluşlarından biri olmalıdır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Keban Baraj Gölü kerevitlerinin (Astacus leptodactylus Esch., 1823) bazı morfolojik özelliklerinin incelenmesi

    Duman, Erdal; Yüksel, Fahrettin

    Bu çalışma, Aralık 2005 ile Kasım 2006 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü’nün Keban, Ağın ve Çemişgezek bölgelerinde yürütülmüştür. Çalışmada toplam 16315 adet kerevit avlanmış ve tesadüfî olarak seçilen 5374 birey incelenmiştir. Populasyondaki dişi/erkek oranı 0.81/1.00 olarak belirlenmiştir. Toplam boy ortalaması 93 mm, canlı ağırlık ortalaması ise 26,6 g olarak hesaplanmıştır. Karapaks boyunun toplam boya oranı (CL/TL) 0.48 olarak tespit edilmiştir. Boyağırlık ilişkisinde regresyon denklemi LogW= -1.4535 + 2.9468 LogL, korelasyon katsayısı r2=0.8324 olarak bulunmuştur. Erkeklerde pozitif allometrik büyüme dişilerde ise negatif allometrik büyümenin olduğu belirlenmiştir. Kerevitlerin % 8.06’sında kıskaç ayak eksikliği tespit edilmiştir.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Keban ve Karakaya Baraj Göllerinde yaşayan Capoeta trutta (Heckel, 1843)’nın büyüme parametrelerinin karşılaştırılması

    Yüksel, Fahrettın; Ural, Mesut; Ural, M. Şener; Güleç Küçükgül, Azime; Aydin, Rahmi

    Bu çalışmada, Keban ve Karakaya Baraj Göllerinde yaşayan Capoeta trutta Heckel, 1843 populasyonlarına ait balıkların büyüme özellikleri incelenmiş ve elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Araştırma için Keban Baraj Gölü’nden 259, Karakaya Baraj Gölü’nden ise 281 olmak üzere toplam 540 balık örneği incelenmiştir. Balıkların yaşları otolitlerinden tespit edilmiş ve her iki baraj gölünden elde edilen balıkların yaş dizilimleri I-XIII arasında dağılım göstermiştir. Keban Baraj Gölü populasyonunun Von Bertalanffy büyüme denklemi dişilerde Lt= 91.79 [1-e–0.0600(t+2.2866)], erkeklerde Lt= 95,30[1-e–0.0541(t+2.4362)] ve tüm bireylerde (dişi+erkek) Lt= 94,65[1-e–0.0562(t+2,4199)] olarak belirlenirken, Karakaya Baraj Gölü’nde dişilerde Lt= 89,92 [1-e–0.0616(t+2,2045)], erkeklerde Lt= 92.39[1-e–0.0567(t+2.3262)] ve tüm bireylerde Lt= 92.57[1-e–0.0577(t+2.3032)] olarak tespit edilmiştir. Keban Baraj Gölü populasyonunun boy-ağırlık ilişkisi dişilerde W=0.0151 L 2,9274; erkeklerde W=0.0170 L 2.9019 ve tüm bireylerde W=0.0168 L 2.9032 olarak tespit edilirken, aynı sıralamaya göre Karakaya Baraj Gölü’nde W=0.0210 L 2.8400; W=0.0237 L 2,8078; W=0.0211 L 2.8271 olarak belirlenmiştir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Niğde Üniversitesi kampüs alanı ve Akkaya baraj gölü çevresinin florası (Niğde/Türkiye)

    Paksoy, Mehmet Yavuz; Başköse, İsa; Savran, Ahmet

    This study was carried out to determine the flora of Nigde University Campus and Akkaya Dam Lake environments (Nigde). As a result of the examination of 1000 plants specimens collected from the area, between 2005- 2007 and 2010-2011, 405 taxa belong to 74 families and 262 genera were determined. One taxa belong to Pteridophyta, 404 taxa belong to Spermatophyta divisio. Gymnospermae are represented by five taxa and Angiospermae are represented by 399 taxa. The numbers of taxa belong to Dicotyledonae and Monocotyledonae are follows respectively 441 and 58. In addition to, 27 taxa are new records for C5 Grid square. The 33 of the total taxa are endemic to Turkey and the rate of endemism is 8.1 %. The phytogeographical regions are represented as follows; Irano-Turanian 21.0 %, Mediterranean 6.4 % and Euro-Siberian 6.2 %.

    AtıfTR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2012
    Asaf Hâlet Çelebi'nin ayna şiirinde geleneğin izleri

    Uz, Özkan

    Bu yazıda, çağdaş Türk şiirinin önemli isimlerinden Asaf Hâlet Çelebinin hayatı, sanatı ve şiiri hakkındaki düşünceleri derlenerek, Ayna şiirinde geleneğin yansıması ve kullanımının tespiti amaçlanmıştır. Asaf Hâletin şiirlerinde, mistisizm ve masal dünyası en fazla işlenen temalardandır. Ayna şiiri de bu konular bağlamında incelenip, yorumlanarak araştırmacıların ilgisine sunulmuştur.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Islah-ı Sanayi Komisyonu ve şirketlerin teşekkülü: Debbağ şirketi örneği

    Satış, İhsan

    Islah-ı Sanayi Komisyonu, Tanzimat’tan sonra önemini kaybeden lonca ve gedik sisteminin sona ermesiyle, ticaret ve sanayi odalarının kuruluşu arasındaki geçiş sürecinde, yerli sanayi korumaya ve geliştirmeye yönelik işlevi olan bir kurumdur. Bu kurum küçük sanayi kollarını birleştirerek, Simkeşler, Saraçlar, Debbağlar şirketlerini kurmuştur. 1873’te Komisyon kaldırılarak görevlerinden bir kısmının belediyeye verilmesi düşünülmüş olup bir kısmı da Şurayı Devlet Nafia dairesine aktarılmıştır. Bu makalede, Islah-ı Sanayi Komisyonu’nun işlevi, amacı ve kurulan şirketler içerisinde Debbağ Şirketi ele alınacaktır.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Assessment of health status management in women with gestational diabetes

    Aksoy Derya, Yeşim; Karadağ, Ezgi; Oltuluoğlu, Hatice

    Objective: The aim of the study is to assess the health management in women with gestational diyabetes mellitus. Method: Designed as descriptive and crosssectional, the study was performed in the pregnancy clinic of a university hospital between 1st January and 31st August 2010. All patients applying to the clinic during the study with gestational diyabetes via oral glucose tolerance testing (n=149) constituted the universe of the study. Not using insulin, pregnant were included in the study that participating in the educational program at least for two months between the weeks 24 and 38 during their pregnancies. Totally 120 individuals were recruited, 60 as insulin-diet-exercise health management program, and 60 in only diet-exercise health management program. Findings: The mean age of the women were 32,8±5,1 and 47,5% were primary school graduates. Of the women, 80.8% were housewives. It was determined that the mean HbA1c (p=0,016) and postprandial blood glucose levels (p=0,034) of women in insulin-diet-exercise health management program were statistically and significantly lower and controlled than those in onlydiet-exercise health management program. The mean fasting blood glucose level was lower in those using insulin, but this score was statistically insignificant (p=0,131). The comparison of the two groups revealed that the rate of compliance with the diet (p=0,003) and exercise (p=0.269) programs prescribed was lower in those using insulin. Conclusion: Forming life style changes by involving women into health management programs effectively plays a key role in decreasing the negative effects of gestational diyabetes mellitus to the lowest levels for both the mothers and the newborns.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012Scopus SJRQ3
    Avrupa deniz levreği yem formulasyonunda pamuk tohumu yağının potansiyel olarak balık yağına ikamesi

    Engin, Kenan; Taşbozan, Oğuz; Turchini, M. Giovanni; Eroldoğan, Tufan; Özşahinoğlu, Ilgın; Ölçülü, Abdullatif; Yilmaz, Hatice Asuman; Mumoğullarında, Pınar

    Triplicate groups of 20 European sea bass (35 g) were fed five diets in which the added lipid was 100% fish oil (FO), 40% (CSO40), 60% (CSO60), 80% (CSO80) and 100% (CSO100) refined cottonseed oil (CSO), for a period of 120 days. Overall fish growth, feed conversion ratio and protein utilization were unaffected by dietary treatment, but hepatosomatic and visceral fat indexes increased with increasing dietary CSO. Fillet fatty acid composition of total lipids reflected the fatty acids in the test diets. The monounsaturated fatty acids were significantly higher in fillet of fish fed diet FO, CSO40 and CSO60 compared to other treatments while saturated and polyunsaturated fatty acids (PUFA) were not affected by the dietary treatment. Some fatty acids (18:0, 18:1n-9, 20:5n-3 and 22:6n-3) were present in higher concentration in fillet lipid than in the CSO100 dietary lipid indicating accumulation in fillet relative to test diets. Retention of n-3 LC-PUFA within the fillet was increasingly inefficient among fish fed increasing levels of FO. Thus, this study suggests that CSO can be considered as a relatively effective substitute for fish oil in European sea bass (35 g) in terms of growth performances and feed efficiency as far as fish meal is present in the diet.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    1939 Erzincan Depremi Yüzey Kırığının Ortaköy-Suşehri segmenti üzerinde paleosismolojik bulgular, Kuzey Anadolu fay zonu

    Zabcı, Cengiz; Karabacak, Volkan; Polat, Ali; Gürsoy, Halil; Tatar, Orhan; Sançar, Taylan

    İnceleme alanı Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ)’nun doğu kesiminde yer alan Suşehri-Gölova havzaları üzerinde bulunmaktadır. Sismik açıdan son derece aktif olan bu fay zonu üzerinde yakın tarihsel dönem içinde çok şiddetli birçok deprem meydana gelmiştir. 27 Aralık 1939’da çok sayıda can ve mal kaybına neden olan son büyük Erzincan depremi inceleme alanının da içinde bulunduğu bölgede yüzlerce km’lik yüzey kırığı oluşturmuştur. KAFZ’nun özellikle orta ve batı kesimi üzerinde daha önce yapılan paleosismolojik çalışmalarla, tarihsel depremlere ait yeni verilerin saptanması sonucu sismik etkinliğin zamansal tekrarlanma aralığı ve büyüklüğü hakkında önemli bilgiler elde edilmiştir. KAFZ’nun doğu kesimindeki paleosismolojik amaçlı çalışmalar batı kesimine göre daha az sayıda olup, doğu kesimi bu açıdan daha bakirdir. Bu çalışmada 1939 Erzincan depremi yüzey kırığı üzerinde 3 adet hendek açılmıştır. Bu hendekler batıdan doğuya doğru Eskibağ, Aşağıyeniköy ve Aşağıtepecik köyleri içerisinde ilerleyen 1939 depremi yüzey kırığının üzerinde yer almaktadır. Eskibağ hendeği Sevindik köyü GD’sunda ve Eskibağ köyü KD’sunda yer alan bir belverme gölcüğü üzerinde açılmıştır. Aşağıyeniköy hendeği aynı hat üzerinde, fay morfolojisinin iyi gözlendiği Aşağıyeniköy’ün KD’sunda ve Aşağı tepecik hendeği de Süt Gölü’nün yaklaşık 2.5 km GD’sunda açılmıştır. Bu hendek verileri fay zonunun uzanımı üzerinde Holosen boyunca tekrarlanan büyük depremlere ait veriler sunması açısından önemlidir. Açılan bu hendeklerde, 1939 yüzey kırığının gözlenmesinin yanı sıra, 1939 depremi yüzey kırığından daha önce oluşan depremlerin kırıklarının da saptanmış olması, 1939 depremi yüzey kırığının eski kırıkları takip ettiği ve 1939 depremi öncesinde birkaç farklı sismik etkinliğin de varlığını ortaya koymaktadır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya göçler ve Şanlıurfa Yöresine İskânlar

    Satış, İhsan

    Kafkaslara doğru yayılmacı bir politika izleyen Rusya, Kırım Savaşı’ndan sonra bölgede hâkimiyet sağlamak amacıyla bölge halkını göçe zorlamıştır. Zor durum- da kalan bölge halkı Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır. Belirli periyotlarla göç eden topluluklar Osmanlı Devleti tarafından planlı bir şekilde Anadolu’nun belirli yerlerine iskân edilmişlerdir. Göçmenlerin yerleştirildikleri yerlerden birisi de Şanlıurfa’dır. Bu makalede Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya ge- len göçmenlerden Şanlıurfa’ya yerleştirilenler ele alınarak, bölge halkının göç- menlere yaptığı yardımlar incelenmiştir.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    The competence of primary school principals in managing the financial resources of the school (the case of Ordu)

    Gökdelen, Aydan; Üstün, Ahmet; Menteşe, Sabit

    Abstract The purpose of this study is to find out principals' and teachers' views on the competence of primary school principals with regard to managing financial resources. The universe of the research is constituted by all principals and teachers working in state primary schools in the city center of Ordu and its 18 town centers in 2009-2010 academic year. The sample of the survey consists of 121 principals and 444 teachers that have been randomly selected from lists of principals and teachers, provided by the Ordu directorate of the ministry of national education. The “Screening Model” has been used in the survey. Data have been collected through the Questionnaire developed by researchers, on the Primary School Principals' Competence of Managing the Financial Resources of Their Schools. In the analysis of data, the Shapiro-Wilk normality test has been applied for arithmetic mean, standard deviation and homogeneity of distribution. In the case of two independent groups, the Mann-Whitney U test has been applied, and in the case of more than two independent groups, the Kruskal-Wallis test has been applied. For p<0,05 all results have been accepted as statistically meaningful. As a result of the analysis of the data, it has been concluded that primary school principals have more positive thoughts than do the primary school teachers with respect to specialization on the theory and principles of schools finances, establishing relations with external and internal systems in raising money and in terms of their level of knowledge on economics and accounting.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Current Social-Based Heuristic Optimization Algorithms

    Alatas, Bilal; Kiziloluk, Soner

    Optimization is the process of making something better. For example, in an f(x) function in optimization, it is asked for finding x values which make the values of the result minimum. Different methods have been proposed for solving optimization problems. Some of these processes have been inspired by natural processes. Ant colony optimization algorithm can be given as an example. Some of the other methods have been inspired by social events. Although the number of social based methods is limited, the most known one is tabu search algorithm. Recently, researchers have developed teaching-learning based algorithm, imperialist competitive algorithm, and parliamentary optimization algorithm. In this study, how the imperialist competitive algorithms and parliamentary optimization algorithms which are social-based algorithms are modeled and how parliamentary optimization algorithm is implemented on the problems have been mentioned.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Sosyo-Kültürel ve Fiziki Mekânların Çocukların Suça Yönelme ya da Suç İşlemeye Etkilerinin Van İli Ölçeğinde Araştırması

    Menteşe, Sabit

    Suç işleyen çocuk sayısında son yıllarda görülen artış, dikkatleri çocuk suçluluğu ve nedenleri üzerine çekmiştir. Suç işleme ve suça yönelme nedenlerinin oldukça çokve çeşitli olması, suçu açıklamaya ilişkin oldukça farklı görüşlerin ortaya atılmasına da neden olmuştur. Ancak bu araştırmada, çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenleri sosyolojik kuramın bulgularına dayandırılarak, değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle araştırmanın amacı, "çocukların suça yönelme ya da suç işlemelerine sosyo-kültürel ve fiziki mekânlardan kaynaklı nedenlere ilişkin çocuk ve yönetici görüşleri"ni belirleyerek olası çözüm önerilirini geliştirmek olarak belirlenmiştir. Araştırma betimsel nitelikte, nicel bir araştırmadır. 2011 yılında Van merkez ilçede görev yapmakta olan kamu kurum ve kuruluş yöneticileri ile yasalarca suç işlediği belirlenen ve suç işleme riski altında bulunan çocuklara, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 likert ve bir açık uçlu sorudan oluşan anket 84 çocuk ve 43 yöneticiye olmak üzere, toplam 127 kişiye uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzdelik, frekans, aritmetik ortalama, parametrik/non parametrik testler kullanılmış ve açık uçlu soru ile elde edilen veriler ise frekans ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, suç işleme ve suça yönelme nedenlerinden "yoksulluğa" çocuklarX=4,6786 ortalama ile birinci en yüksek düzeyde katılırlarken; yöneticiler X=4,5349 ortalama ile "Ailenin çocuğu ihmal ve istismar etmesi"ne en yüksek düzeyde katılmışlardır. Çocuklar ikinci en yüksek düzeyde "İşsizliğe"( (X=4,6429) ortalama ile katılırlarken; yöneticiler X=4,2326 ortalamayla "Arkadaş çevresi" nedenine katılmışlardır. Çocuklar suç işleme ve suça yönelmeye nedenlerden "cinsel istismar"a (X=3,1429), yöneticiler ise "güvenlik personelinin halkla olan ilişki şekli ve düzey"ine X=2,1395 ortalama ile en düşük düzeyde katılmışlardır. Araştırma sonuçları, çocukların suç işleme ya da suça yönelme nedenlerine katılma düzeyleri bakımından, çocuklar ile kamu kurum ve kuruluş yöneticileri arasındaanlamlı bir farkın olduğunu göstermiştir.Çocuk ve yönetici görüşleri arasındaki bu fark, yöneticilerin, suç işlemiş ya da suça yönelmiş çocukların,suç işleme ve suça yönelme nedenlerine ilişkin sağlıklı bir bilgi sahibi olmadıklarına yorumlanmıştır. Dolayısıyla çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenlerine yönelik yöneticilerce alınmış ve alınacak tedbirlerin de bu anlamda etkili olmaları beklenmemektedir. Yapılması gereken, yöneticilerin,il genelinde çocuklarınsuç işleme ve suça yönelme nedenlerini doğru tespit ederek, alınması gereken tedbirleri yerinde ve zamanında almasını sağlamaktır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    The characterıstıcs of turkmen dıalects ın the dıstrıct of tunceli

    Tosun, İbrahim

    The Turkmen dialects in the district of Tunceli which are placed in the Eastern Group according to Karahan classification include the dialects of the oldest settlements in the region such as Pertek, Hozat, Çemişgezek and Mazgirt and also some of their villages. The Turkish groups which settled down along the borders through Keban Dam in the south and southwest of Tunceli use this dialect. While the Turkmen dialects in the district of Tunceli overlap Elazığ/Harput completely, they have a partial connection with that of Eastern and Southeastern Anatolia in terms of the dialect characteristics. Moreover, most of the characteristics of these dialects determined below have lots of in common with the dialects of Eastern Group and some of these are specific to that region and characterized. While the Turkmen dialects in the region were being examined approximately forty characteristics were defined and these characteristics were supported by the examples collected from these dialects. Although the Turkmen dialects in the district of Tunceli have a unity in terms of these forty characteristics some minor, regional and phonetic differences indicate that this Turkmen dialect has three different dialect sub-groups in itself. When the general characteristics of the dialects in the region are considered together it is observed that mostly the language characteristics of Avşar from Turkish branches are dominant in the region and then that of Salur scarcely. It must also be said that since the settlement of the Oghuz in these territories, through forced migrations and relocations due to various reasons, tribes have intermingled so much that in most cases it is impossible to determine which Oghuz tribe is concentrated in which area. The same difficulty also applies to determining the dialect characteristics of some areas according to tribes

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    Sözcük türleri nasıl tasnif edilmelidir?

    Delice, H. İbrahim

    Türk dil bilgisinin tartışmalı konularından biri de sözcük türlerinin nasıl tanımlanması ve hangi ilkeler doğrultusunda tasnif edilmesi hususudur. Bu konu, geleneksel dil bilgisinde -genelde- iki farklı yaklaşımla incelenmektedir. Bunlardan birinci yaklaşım, Aristo'nun sözcük türleri hakkındaki 'ad (onoma)', 'eylem (rhéma)', 'edat' (syndesmoi) saptamalarını temel alan yaklaşımdır; ki, bu yaklaşıma göre sözcükler önce 'isim', 'fiil' ve 'edat' olmak üzere üç ayrı kategori olarak ele alınır; sonrasında da 'isim' kendi içinde < ('isim', 'zamir', 'sıfat' ve 'zarf'); 'edat'lar kendi içinde > ('çekim edatı', 'bağlama edatı' ve 'ünlem edatı') olmak üzere çeşitlendirilerek 'isim (ad)', 'zamir' (adıl), 'sıfat' (önad), 'zarf' (belirtec), 'bağlama edatı' (bağlaç), 'çekim edatı' (ilgeç), 'ünlem edatı' (ünlem) ve 'fiil' (eylem) olmak üzere sekiz ayrı grup hâlinde ele alınır. İkinci farklı yaklaşım ise doğrudan 'ad', 'sıfat', 'zamir', 'zarf', 'takı', 'bağlam', 'ünlem' ve 'fiil' şeklinde veya kısmen değişik terimler ile 'ad', 'sıfat', 'belirteç', 'adıl', 'ilgeç', 'bağlaç', 'ünlem', ve 'eylem' şeklinde olmak üzere doğrudan sekize ayrılarak incelenmesi şeklindedir. Bu tasnifler son zamanlarda birtakım eleştirilere tabi tutulmuş ve yeni yeni sözcük türleri sınıflandırılması teklifleri sunulmaktadır. Bu makale de sözcük türlerini, önce 'sözlüksel anlamlı' ve 'dil bilgisel anlamlı' olmak üzere iki ana gruba ayıracak; sonra onları kendi içinde 'isim', 'zamir', 'sıfat', 'zarf', 'asıl fiil'i 'sözlüksel anlamlı sözcükler; 'bağlama edatı', 'çekim edatı', 'ünlem edatı', 'pekiştirme edatı' ve 'yardımcı fiil'i de 'dil bilgisel anlamlı' sözcükler' sınıfında alt başlıklara ayırarak on değişik sözcük türünü esas alan yeni bir sınıflandırma teklifi sunacaktır

    AtıfTR Dizin10
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2012
    "Konuşma" adlı küçürek öyküde kendilik sorunsalları

    Akar, Yeliz

    Küçürek öykü, gözlemlenebilen şey'in insan ruhunda ve bilincinde içselleşen izdüşümleri sonrası yazınsallaşır. Sınırlı sayıda sözle düşünsel söylemleri aktaran küçürek öykü, insana ait değer dünyasının metinleşmesidir. Bu metinleri varoluşçu söylemle örüntüleyen Ferit Edgü, küçürek öykülerinde kendilik değerleriyle iletişime geçen insanın yaşadığı süreçlere gönderme yapar. Ferit Edgü anlatıları arasında önemli bir yere sahip olan küçürek öykü, az sayıda sözcükle toplumsal metinleşmenin bir göstergesi olan "Konuşma" adlı küçürek öykü, kendilik değerleri yok olan bir insanın tükenişini imler. Öyküde varoluşsal bir sorgulamanın eşiğinde kalan insanın trajik sürecine yer verilir. Yaşam sürecindeki sorgulamalarıyla varlık sancısı yaşayan anlatı kişisi, kendi yaralarına sıkışarak içindeki yaşatıcı özü tamamıyla yok eder ve kendilik sorunsalı yaşar. Güçlü kendilik sorunsallarıyla yaşatıcı açılımlarını kaybeden anlatı kişisi, kendilik değerlerini çürütür. Bu sorunsallarla yaşam sürecinde yaşam refleksini yitiren anlatı kişisinin yaşadığı ruhsal ve bilinçsel yıkımı gösteren küçürek öykü, kendilik değerlerini yokluğa götüren süreçlere de gönderme yapar. Öyküde iki anlatı kişisine yer verilir. Birinci anlatı kişisi, öykünün birinci öznesidir ve yaralarıyla yaşamının soğuduğunu düşünür. İkinci anlatı kişisi ise, birinci anlatı kişisinin söylemlerini belirginleştirme amaçlı öyküde yer edinen yardımcı öznedir. Birinci özne ve ikinci özne arasındaki söylemler, birinci öznenin içinde bulunduğu ruh halini imler. Çalışmanın temel izleğini veren "Konuşma" adlı küçürek öyküde, kendilik sorunsallarının girdabında yaşamı soğuyan bir insanın söylemlerine yer verilir.