Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bulut, Hasan(53)
- Baskonus, Haci Mehmet(52)
- Alataş, Mevlüt(39)
- Gul, Muhammet(39)
- Serdar, Osman(38)
- Güler, Ömer(37)
- Akkurt, Nevzat(31)
- Benzer, Fulya(30)
- Sulaiman, Tukur Abdulkadir(29)
- Yucesan, Melih(29)
- Zengin, Gokhan(29)
- Kocabaş, Mehmet(28)
- Topal, Murat(26)
- Batan, Nevzat(25)
- Kök, Mediha(25)
- Ezer, Tülay(24)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(24)
- Yildirim, Ozal(23)
- Tekin, H.O.(22)
- Utku, Anıl(22)
- ALMisned, Ghada(21)
- Ince, Muharrem(21)
- Öbek, Erdal(21)
- Erten, Fusun(20)
- Aslan, Naim(19)
- Celik, Erkan(19)
- Yildirim, Numan(19)
- Cakilcioglu, Ugur(18)
- Dal, Murat(18)
- Dal, Nursel Alp(18)
- Sahin, Kazim(18)
- Özkaynak, Fatih(18)
- Aslan, Alper(17)
- Erata, Hüseyin(17)
- Orhan, Cemal(17)
- Ergen, Burhan(16)
- Tanyol, Mehtap(16)
- Demir, Yakup(15)
- Etli, Serkan(15)
- Işık, Erdem(15)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tunceli ilinde faaliyet gösteren alabalık üretim tesislerindeki, gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerinin belirlenmesi
Kıvanç Dalar
Bu çalışmada, Tunceli İli'nde göl kafes ünitelerinde ve karasal havuzlarda faaliyet gösteren işletmelerdeki, gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla 17 kafes ve 8 havuz işletmesi ziyaret edilerek, balıkların boyları ölçülmüş, ağırlıkları tartılmış ve kan örnekleri alınmıştır. Alınan kan örnekleri EDTA'lı tüpler içerisinde soğuk zincir ile Malatya Turgut Özal Üniversitesi'ne götürülerek, tam kan sayım cihazı ile analizleri yapılmıştır. Kafes işletmelerindeki balıkların ortalama boyları 271,53±33,51 mm ve ağırlıkları 287,82±89,18 g, havuz işletmelerindeki balıkların ise boyları 252,16±26,79 mm ve ağırlıkları 170,58±64,34 g olarak tespit edilmiştir. Balıkların boy-ağırlık ilişkileri incelendiği zaman "b" değerlerine göre kafes işletmeleri, havuz işletmelri ve ildeki tüm işletmelerin ürettikleri balıkların negatif allometrik büyüme gösterdikleri belirlenmiştir (1,883; 2,2045; 2,1384). R2 değerlerine bakılarak balıkların boy ile ağırlıkları arasındaki ilişkinin kafes işletmelerinde zayıf (0,4937), havuz işletmelerinde güçlü (0,843) ve tüm il genelinde zayıf (0,5351) olduğu görülmüştür. Kafes ünitelerindeki balıkların kan değerlerinin, havuz ünitelerindekilerden rakamsal olarak daha büyük değerlere sahip olduğu görülmüştür. MCV ve MCHC değerleri dışındaki bütün kan parametreleri arasında istatistiksel olarak farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05).
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kamu ve özel bankaların uygulamış olduğu performans değerlendirme sistemlerinin çalışanların iş tatmini üzerindeki etkisi
Cafer Kuhak
Bu çalışma bankalarda uygulanan performans sisteminin çalışanların iş tatmini üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın uygulama alanı Tunceli ve Elazığ ilinde bulunan kamu ve özel sektör bankalardır. Bankalarda çalışan Gişe Görevlileri, Operasyon Asistanları, Operasyon Yetkilileri, Bireysel Müşteri İlişkileri Yetkilileri, Bireysel Müşteri İlişki Yetkili Yardımcıları, Ticari Müşteri İlişkileri Yetkilileri, Ticari Müşteri İlişkileri Yetkili Yardımcıları ve Şube Müdürü olarak görev yapan iş görenlere çalışmaya ilişkin bir anket formu uygulanmıştır. Sonuç olarak iş görenlerin motivasyon düzeylerinin performans seviyesine göre farklılık gösterdiği, iş görenlerin unvan, cinsiyet, yaş, kıdem ve pozisyon değişkenlerinin uygulanan performans ile yakından ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Taşıdıkları riskler ve yoğun bir çalışma temposuyla diğer birçok sektör çalışanlarından daha ağır çalışma koşullarına sahip olan kamu ve özel banka çalışanlarının, kendilerine uygulanan performans sistemlerine ilişkin algıları ve bu algının iş tatminlerine etkileri önemli bir konu olmuştur. Bu çalışmadan elde edilen verilerin, bankacılık sektörü çalışanlarının motivasyon ve iş tatminini artırıcı önlemlerin alınmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın sonuçları, anket yöntemi uygulanılarak elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Elazığ-Malatya yol ayrımı kuşsarayı yolu jeolojik-jeoteknik etüd çalışmaları
Yusuf Cevher
Bu çalışmanın amacı; Elazığ-Malatya Ayrmı Kuşsarayı İl Yolunun mevcut standardını yükseltmek, trafik akıcılığını ve güvenliğini arttırmak için yapılan genişletme çalışmalarında, yolun geçtiği zeminlerin mühendislik özelliklerini tespit etmek, varsa stabilite açısından kritik kesimlerini belirlemek, yapım çalışmalarında ihtiyaç duyulan malzemelerin temin edileceği ocakları belirlemektir. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından planlanarak proje çalışmaları yapılan Elazığ-Malatya Ayrımı Kuşsarayı İl Yolu 0+000-14+8393,74 arası kesiminin projelendirme safhasında, 1/1000'lik Yatay (Plan)-Düşey (Profil) haritalar üzerinde, arazi çalışmaları, ofis ve laboratuvar çalışmaları yapılarak hazırlanan ve yapım esnasında kullanılacak Mühendislik uygulamalarını kapsamaktadır. Çalışma alanının genel jeolojisi incelenmiştir. Yapılan arazi çalışmaları ile Proje hattı boyunca geçilecek kritik kesimler, birimlerin sökülebilirliği, kazı-klas değerleri saptanmıştır. Büro ve laboratuvar çalışmaları ile de şev eğimleri ve stabilite problemleri, yarma malzemelerinin kullanılabilirliği belirlenmiştir. Çalışma alanı boyunca hmaksimum 18m'den büyük 16 adet kritik yarma ve hmaksimum 8m'den büyük 17 adet kritik dolgu kesiti tespit edilmiştir. Bu kesitlerde stabilite ve kinematik analizler yapılarak yarma ve dolgu şevlerinin duraylılığı belirlenmiştir. Çalışma alanında yarma ve dolgu kesitlerinde 14 adet araştırma çukuru açılıp laboratuvar deneyleri yapılarak yarma malzemelerinin dolguda kullanılabilirliği tayin edilmiştir. Elde edilen bilgilerle yapım esnasında karşılaşılabilecek jeolojik-jeoteknik problemler saptanmıştır. Yapım için gerekli malzeme ihtiyacının nerelerden karşılanacağı, imalata uygunlukları ve kullanılabilirlikleri değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Keban Baraj Gölü Koçkale Avlak sahasından yakalanan Kerevit (Astacus leptodactylus Esch., 1823)'lerin üreme dönemindeki antioksidan parametreleri, gonadosomatik (GSİ) ve hepatosomatik indeks (HSİ) değerlerinin belirlenmesi
Ercan Şahin
Olgun kerevitler (A. leptodactylus) üreme sezonunda Keban Baraj Gölü'nden pinterlerle avlanmıştır. Laboratuvara getirilen kerevitlerin karapas uzunlukları kumpasla ölçülmüş ve ağırlıkları tartılmıştır. Kerevitler −20°C'de 20 dakika boyunca bekletilerek anestezi edilmişlerdir. Daha sonra, kerevitlere diseksiyon uygulanmış ve karapasları uzaklaştırılmıştır. Üreme sisteminde makroskobik gözlemler yapılmıştır. Bütün üreme sistemi ve testisler tartılmıştır. Vasa deferens (VD) ağırlığı, Gonado-somatik indeks (GSI) ve Testiküler indeks (TI) belirlenmiştir. Dişi bireylerde yumurta sayıları ile yumurta çapı-ağırlığı belirlenmiştir. Hepatopankreas tartıldıktan sonra hepatosomatik indeks belirlenmiştir. Ayrıca, antioksidan parametreleri dişi ve erkek bireylerin gonadlarında belirlenmiş ve karşılaştırılmıştır. Glutatyon (GSH) ve katalaz (CAT) seviyeleri dişi ve erken bireylerde birbirine çok yakın değerlerde bulunmuş (p>0,05), Malondialdehyde (MDA) seviyeleri ise dişi bireylerde erkek bireylere oranla daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). TI, GSI, HSI ortalamaları sırasıyla 0,27±0,17, 1,66±0,99 ve 3,65±1,04 olarak hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Malatya–Hekimhan (Hasançelebi varyantı) T2 tünelindeki mühendislik incelemeleri
Erhan Deniz
Bu çalışma 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Munzur Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından planlanarak yapılan Malatya - Hekiman - 16. Bölge Hududu Yolu 2. Kısım Km:70+000-104+280 kesiminin ikmal inşaatı yapım işi kapsamında Hasançelebi Geçişi varyantı T2 Tünelinde (88+608.00-88+953.00) uygulanan Mühendislik uygulamalarını kapsamaktadır. Bu çalışma Yeni Avusturya Tünel Açma Metodu (NATM) uygulanarak açılan bir tünelde yapılan mühendislik çalışmalarını içermektedir. Bunun için, tünellerin gerekliliğinden, öneminden ve çeşitlerinden bahsedilmiştir. Çalışma alanının genel jeolojisi incelenmiştir. Kaya sınıflama sistemlerinden bahsedilmiştir. Kaya ve zemin birimlerinin mühendislik özellikleri anlatılmıştır, yapılan sondaj log verileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bilgilerle tünel tipleri ve destekleri belirlenmiştir. Yapılan kazı çalışması ve destek terkiplerinde kullanılan malzeme hakkında bilgiler verilmiştir. T2 Tüneli kazı çalışmaları Sol tüpde 207, sağ tüpde 215 günde tamamlanarak ışık görülmüştür. Toplamda Sol Tüp 344.28 m, Sağ Tüp 367.08 metre desteklenmiştir. Bu desteklemelerde; 8602 metre süren, 54352 metre bulon, 612 adet iksa, 5360 m3 püskürtme beton ve 64631 m3 kazı yapılmıştır. Tünel imalat aşamasında karşılaşılan sorunlar ve çözümlerden bahsedilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Keban Baraj Gölü Alburnus mossulensis (Heckel, 1843) popülâsyonunda büyüme parametrelerinin belirlenmesi
Ümit Selinda Yakut
Bu tez çalışması, Keban Baraj Gölü'nde yaşayan ve "gümüş balığı" olarak bilinen Alburnus mossulensis (Heckel, 1843)'in yaş ve eşey dağılımı, boy ve ağırlık dağılımı, büyüme özellikleri, kondisyon faktörü gibi bazı populasyon parametrelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada kullanılan toplam 260 adet balık numunesi, yuvarlak ağızlı kepçe kullanılarak Haziran 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü'nden temin edilmiştir. Laboratuara ulaştırılan balıkların boy ve ağırlıkları belirlendikten sonra pul materyali kullanılarak yaş tayinleri yapılmıştır. Populasyon parametreleri standart metotlar kullanılarak hesaplanmıştır. Von Bertalanffy büyüme parametrelerinin belirlenmesi amacıyla FAO-ICLARM FISAT II paket programı kullanılmıştır. İncelenen 260 adet balık numunesinin I-VII yaş grupları arasında dağılım gösterdiği, %53,85'inin dişi ve %44,23'ünün erkek bireylerden oluştuğu tespit edilmiştir. Balıkların %1,92'sinin cinsiyeti belirlenememiştir. Dişi/erkek oranı 1:0,82 olarak bulunmuştur. Yapılan X2 testinin sonucunda, bütün yaş gruplarında eşey oranları arasındaki farkın istatistiki olarak önemsiz olduğu (p>0,05), dişi/erkek oranının 1:1'den farklı olmadığı görülmüştür. Boy-ağırlık ilişkisini belirlemek amacıyla yapılan regresyon analizinde regresyon katsayısı (b) dişilerde b=3,5555 (pozitif allometrik büyüme), erkeklerde b=3,2131 (pozitif allometrik büyüme) ve tüm bireylerde b=3,4707 (pozitif allometrik büyüme) olarak belirlenmiştir. İncelenen bireylerin total boy uzunlukları 9,5-18,2 cm, ağırlıkları ise 5,4-59,5 g arasında değişiklik göstermiştir. Tüm bireylerde kondisyon faktörü değerleri 0,4 ile 1,15 arasında hesaplanmıştır. En yüksek oransal büyüme (%20,36) ile I-II yaş grubu arasında gerçekleşmiştir. Populasyonun von Bertalanffy büyüme parametreleri dişilerde; L∞=22,97cm, K= 0,12 yıl-1, t0=-3,84 yıl, W∞=124,42 g, erkeklerde; L∞=22,05 cm, K=0,16 yıl-1, t0=-2,8 yıl, W∞=87,05 g ve tüm bireylerde; L∞=22,64 cm, K=0,14 yıl-1, t0=-3,3yıl, W∞=110,86 g olarak belirlenmiştir. Farklı çalışmalardan elde edilen büyüme parametrelerin karşılaştırılmasında kullanılan "büyüme performans indeksi" (Munro'nun fi üssü, Φ') dişilerde 4,15, erkeklerde 4,35 ve populasyonun genelinde 4,27 olarak hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Yanıt yüzey yöntemi kullanılarak kitosan ile tetrasiklin sulu çözeltilerinden koi gideriminin araştırılması
Muhammet Onur Kayar
Bu çalışmada, yanıt yüzey yöntemi kullanılarak kitosan ile TC sulu çözeltilerinden KOİ giderimi araştırılmıştır. Bu amaçla, merkezi kompozit tasarımı dört değişken faktörü (sorbent dozu (0,5-1,0 g), zaman (15-45 dakika), pH (3-9) ve başlangıç TC konsantrasyonu (100-300 mg/L) TC sulu çözeltilerinden kitosan ile KOİ giderimini optimize etmek için kullanıldı. Yanıt yüzey yöntemi (YYY) analiz sonuçlarına göre, maksimum KOİ giderim verimi için optimum koşullar, başlangıç TC konsantrasyonu için 298 mg/L, temas süresi için 15,5 dakika, pH için 8,3 ve sorbent dozu için 0,5 g olarak belirlendi. Optimum koşullar altında maksimum KOİ giderim verimi % 91,3 olarak belirlendi. Sonuç olarak, deneyler kitosanın TC sulu çözeltilerinden KOİ giderimi için iyi bir adsorbent olduğunu gösterdi. Anahtar Kelimeler: Kitosan, Optimizasyon, Giderim, Tetrasiklin, KOİ
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Triklorfon'a maruz kalan Gammarus pulex'de antioksidan yanıtın araştırılması
Dilan Tulpar
Bu çalıĢmada, pestisit ve endokrin bozucu bir mikro kirletici olan triklorfona maruz bırakılan G. pulex'in antioksidan yanıtlarının araĢtırılması amaçlanmıĢtır. ÇalıĢmamızda kullanılan canlı materyal G. pulex örnekleri, Munzur Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi AraĢtırma Laboratuvarında kültüre alınmıĢ canlılardan temin edildi. Farklı konsantrasyonlara sahip ve 24 ve 96 saatlik uygulama süresinde triklorfon uygulanan üç ayrı grup (A, B, C) ve kontrol grubunda enzimatik aktivitelerden asetilkolinesteraz (AChE), sitokrom P450 (CYP1A1) ile glutatyon S-transferaz (GST) seviyelerindeki değiĢimler izlendi. Sözkonusu biyokimyasal biyobelirteçler, ELISA metodu kullanılarak mikroplate okuyucuda ölçüldü. AChE enzim aktivitesini kontrol ile kıyasladığımızda 24 saatlik uygulama süresinde tüm gruplarda arttı (p>0.05), 96 saatlik uygulama süresinde ise azaldı (p<0.05). Maruz kalma süreleri istatistiksel olarak karĢılaĢtırıldığında sadece 96 saatlik uygulamanın sonunda A ve B gruplarındaki azalıĢ anlamlı olarak bulundu (p<0.05). CYP1A1 enzim aktivitesi kontrol ile kıyaslandığında her iki uygulama süresinde de tüm gruplarda azaldı (p>0.05). GST enzim aktivitesi kontrol ile kıyaslandığında her iki grupta da 24 ve 96 saatlik uygulama süreleri sonrasında arttı (p<0.05). Triklorfona karĢı G. pulex dokularında AChE, CYP1A1 ve GST enzim aktivitelerinde meydana gelen değiĢikliklere bakıldığında bu enzimlerin yararlı birer biyobelirteç olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı. Ayrıca, G. pulex'in su kalitesi açısından triklorfon kirliliğini yansıtacak etkili bir biyoindikatör olduğu da kanıtlandı. Biyokimyasal biyobelirteçlerin farklı sonuçları, olası metabolik süreçlerin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir ve G. pulex'in biyokimyasal tepkisi, daha çok tarımsal alanlardan yüzey sularına karıĢan triklorfon kirliliğinin çevresel sonuçlarını büyük ölçüde ortaya koyabilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Şeftali çekirdeğinden elde edilen aktif karbonun brıllıant green boyar maddesinin giderimine uygulanması
Rahime Kayar
Günümüzde su kaynaklarının çeşitli kirleticilerle kirlenmesi global bir çevre sorunu oluşturmaktadır. Boyar maddelerin birçok endüstride kullanımının artması ile de kirleticiler içerisinde büyük bir grubu oluşturmaktadır. Aktif karbon en yaygın kullanılan adsorbenttir. Yüksek yüzey alanı ve gözenek hacmi sayesinde ağır metallerin, organik bileşiklerin, boyar maddelerin sulu çözeltilerden giderilmesinde kullanılmaktadır. Ancak aktif karbonun fiyatı yüksektir. Fiyatın yüksek olması kullanımını sınırlamakta ve düşük maliyetli adsorbent arayışına yol açmaktadır. Bu çalışmada, bazik özellikteki boyar madde olan Brilliant Green'in, sulu ortamdan giderimi incelenecektir. Boyar madde içeren atıksudan düşük maliyetli adsorbent olarak şeftali çekirdeği kullanılarak farklı deneysel şartlarda kesikli çalışan bir sistemde adsorpsiyon yöntemiyle renk giderimi yapılması amaçlanmıştır. Farklı zaman, sıcaklık, pH, adsorbent miktarı, boyar madde konsantrasyonu parametreleri denenerek optimum koşullar belirlenmiş ve en yüksek giderim verimi elde edilmeye çalışılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda en iyi boyar madde adsorpsiyonun pH=9, 25 mg/L, 150 rpm, 2 gr/L ve 60ºC'de uygun şartlar altında % 98,27'lik verim elde edilmiştir. Elde edilen deneysel verilerden, çeşitli denge izoterm modellerinin (Langmuir, Freundlich) ve kinetik modellerinin (yalancı birinci derece, yalancı ikinci derece) adsorpsiyon sürecine uygunluğu araştırılmıştır. Denge izotermleri, en iyi Langmuir denge izoterm eşitliği tarafından tanımlanmıştır. Adsorpsiyon kinetiğinin, en iyi yalancı ikinci dereceden kinetik modeline uyduğu görülmüştür. Termodinamik parametreler (ΔHº, ΔSº, ΔGº) hesaplanmıştır. Pozitif entalpi değeri (ΔHº) adsorpsiyon sürecinin endotermik olduğunu, negatif Gibbs serbest enerji değeri (ΔGº) adsorpsiyon işleminin kendiliğinden gerçekleştiğini ve entropi değeri (ΔSº) çözelti-adsorbent ara yüzeyindeki rastlantısallığın artışını göstermektedir. Sonuçlara göre, hazırlanan aktif karbonun sulu çözeltilerden Brilliant Green giderimi için düşük maliyetli bir adsorbent olarak kullanılabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adsorpsiyon, Aktif Karbon, Boyar Madde, İzoterm, Kinetik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Di-(2-etilhekzil) fitalat'ın Gammarus pulex'de oluşturduğu toksisitenin histopatolojik ve biyokimyasal olarak incelenmesi
Ömer Şamasas
Fitalatlar, plastik malzemelerin sertliğini azaltmak, malzemelere esneklik ve yumuşaklık kazandırmak için katılan kimyasal maddelerdir. Günümüzde birçok kozmetik üründe, deterjan, oyuncak ve kişisel bakım ürünleri gibi günlük hayatta kullanılan ürünlerde de kalıcı koku ve renklendirme amacıyla kullanılmaktadır. Yapılan bu tez çalışması ile Di-(2-Etilhekzil) Fitalat (DEHP)'in farklı dozlarına maruz kalan Gammarus pulex'de biyokimyasal ve histopatolojik değişiklikler incelenerek DEHP'in neden olduğu toksisistenin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Öncelikli olarak DEHP'in LC50 (letal konsantrasyon 50) değeri statik bir test kullanılrak belirlenmiştir. DEHP LC değeri 0,079±0,01 ppm olarak tespit edilmiş ve sonra üç subletal dozda DEHP (LC değerinin 1/4; 1/8 ve 1/16 oranında ) 24 ve 96 saat boyunca G. Pulex'e uygulanmıştır. ELISA kiti kullanılarak Süperoksit Dismutaz (SOD), Katalaz (KAT), Sitokrom p450 (CYP1A1), Glutatyon S-transferaz (GST) aktiviteleri ölçülmüştür. Gammarus pulex'de meydana gelen apoptozisi belirlemek için immunohistokimyasal (IHC) analiz yöntemi olan Kaspaz (Caspase) metodu kullanıldı. Farklı DEHP dozlarına maruz bırakılan gruplarda CYP1A1 aktivitelerinin azaldığı ancak bu değişimlerin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. KAT aktivitesinin DEHP uygulamasına bağlı olarak 24 ve 96 saatler sonrasında genel bir artış gösterdiği gözlenmiştir. SOD ve GST aktivitelerinin ise 96.saat sonrasında arttığı saptanmıştır. Model canlının ışık mikroskobu incelemesinde ise; DEHP uygulamasının özellikle de Gammarus pulex solungaçlarında vakuolizasyon, anormal çekirdek pigmentasyonu, sütunların yokluğu, hemolenfatik kanallarda azalma veya yokluk ve hemolenf ile dolu hemolenfatik lakuna gözlenmiştir. 96. saat sonrasında ise solungaç kollapsı ve hiperplazi belirlenmiştir. Sonuç olarak, SOD, KAT ve GST'deki değişikliklerin potansiyel olarak çevre içindeki risk değerlendirmesi için hassas biyolojik belirteç olarak kullanılabileceği ve DEHP' in Gammarus pulex'de uygulama dozları ve uygulama sürelerindeki artışa bağlı olarak artan immunoreaktiviteye neden olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Çift beslemeli asenkron generatör tabanlı değişken hızlı rüzgâr türbinlerinin kontrolü, tasarımı ve analizi
İrfan Erdem
Son yıllarda dünya üzerinde yaşanan enerji krizi, enerji fiyatlarında meydana gelen artış, giderek artan enerji talebi ve bu talebi karşılayacak yenilenemeyen enerji kaynaklarındaki azalıştan dolayı alternatif enerji kaynaklarının araştırılması ve geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Dünyanın artan enerji ihtiyacının temiz, ekonomik ve güvenli bir şekilde karşılanmasında yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi artmıştır. Bu kaynaklardan biride, elektrik üretiminde en yüksek büyüme oranına sahip olan rüzgâr enerjisidir. Rüzgâr tarafından üretilen kinetik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülebilmesi için rüzgâr türbinleri kullanılmaktadır. Rüzgâr türbinleri sabit hızlı ve değişken hızlı olmak üzere iki farklı şeklinde kullanılmaktadır. Rüzgâr tarafından üretilen kinetik enerji genellikle değişkendir. Bu değişimi daha verimli bir şekilde kullanmak ve türbin verimini arttırmak için günümüzde çoğunlukla değişken hızlı rüzgâr türbinlerinin üretimi tercih edilmektedir. Değişken hızlı rüzgâr türbin sistemlerinde genellikle doğrudan sürülen senkron generatörler ve çift beslemeli asenkron generatörler tercih edilmektedir. Çift beslemeli asenkron generatörler (ÇBAG)'lerde aktif ve reaktif güç ayrı ayrı kontrol edilebilmektedir. Güç elektroniği dönüştürücü gücünün sistem gücünden küçük olması nedeniyle maliyetleri azdır. Bozucu etkilere karşı dayanıklı ve kararlıdırlar. Bu gibi avantajlarından dolayı son yıllarda kullanımı artmıştır. Ancak karmaşık modele ve çok sayıda parametreye sahip olmalarından dolayı kontrol edilmeleri oldukça zordur. Bu tez çalışmasında çift beslemeli asenkron generatör tabanlı değişken hızlı rüzgâr türbinlerinin yapısı ve kontrolü incelenmiştir. Çift beslemeli asenkron generatör tabanlı değişken hızlı rüzgâr türbin sisteminin kontrolü için vektör kontrol algoritması uygulanmıştır. ÇBAG'ler çift taraflı enerji akışı sağlayabilmesinden dolayı, arka arkaya bağlı iki adet çift yönlü güç elektroniği dönüştürücüsünden oluşur. Rotor tarafına bağlanan dönüştürücü devresi ile değişken hız kontrolü amaçlanmıştır. Tüm sistemin parametreleri belirlenip matematiksel modeli oluşturulmuştur. Değişken hızlı rüzgâr türbinlerinde kullanıma yönelik, dayanıklı ve uygulanabilir yüksek performanslı, çift beslemeli bir asenkron generatör kontrol sistemi oluşturulmuştur. Ayrıca ÇBAG'nin kontrolü için sürücü devre kartı tasarlanmıştır. ÇBAG'nin kontrol algoritmasını tasarlamak için MATLAB/Simulink paket programı kullanılmıştır. Sürücü devre kartının tasarlanmasında AUTODESK/Eagle bilgisayar paket programı kullanılmıştır. Tasarlanan sistem kontrolü ve sürücü devre kartının değişken hızlı rüzgâr türbin sistemlerine uygulanabilirliği başarılı bir şekilde kanıtlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Web kütük dosyaları kullanılarak makina öğrenmesi tabanlı saldırı tespit sistemi geliştirilmesi
Cemile İnce
Teknolojinin hızla gelişmesi ile birlikte insanlar arasındaki iletişim ve etkileşim büyük bir ivme kazanmıştır. Adeta mesafeler kısalmış, alışveriş gibi birçok işlem farklı bir boyuta taşınarak şekil değiştirmeye başlamıştır. Sosyal hayat dahi çevrimiçi olan sanal ortamlarda gerçekleştirilir olmuştur. Gün geçtikçe insanlar daha fazla bilişim altyapısı içeren sistemler kullanmaya başlamıştır. Kullanılan her türlü araç gibi bilişim sistemlerinde de, iyi niyetli insanlar olduğu gibi, sistemi bozmaya veya farklı bir amaç için kullanmaya çalışan insanlar sürekli olmuştur. Bu sebepten ötürü, bilgisayar sistemlerinin yaygınlaşması, bu sistemleri kullanan insanların yaptıkları işlemlerin, kişisel bilgilere girmeden kaydedilmesini zorunlu hale getirmiştir. Günümüzde internetin büyük bölümünü farklı amaçlar doğrultusunda hazırlanmış ve insanların kullanımına sunulmuş web sayfaları oluşturmaktadır. Gerek sınırlı erişim gerek halka açık erişimli sayfalar olsun, bütün sunucu sistemleri kullanıcıların erişim kütüklerini (log) tutmaktadır. Bu kütük dosyalarında, kişisel olmayan erişim bilgileri tutulmaktadır. Bu tez çalışmasında, sunucu sistemlerinde tutulan kütük dosyaları üzerinden, ilgili sistem için saldırı tespit uygulaması geliştirilmiştir. Uygulama, İnönü Üniversitesi web sayfası kütükleri kullanılarak makina öğrenmesi tabanlı yapay sinir ağları yöntemiyle geliştirilmiştir. Yapay sinir ağları ile yapılan çalışmada %99.4 lük başarı elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Probiyotik-prebiyotik ile zenginleştirilmiş zarrouk besin ortamında kültüre alınan Spirulina platensis'in farklı ortam koşullarında protein içeriğinin incelenmesi
Elif Seyhaneyıldız
Bu çalışma, içerisinde probiyotik bakterilerden Bifidobacterium infantis, Bifidobacterium thermophilum ve Leuconostoc mesenteroides'in, prebiyotik olarak ise betaglukan ve oligosakkarid karışımının bulunduğu probiyotik-prebiyotik (P-P) bir ürünün Spirulina platensis'e etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada, biri kontrol olmak üzere 4 farklı grup kullanılmıştır. 1. gruba 0.01, 2. gruba 0.05 ve 3. gruba 0.1 ml/L P-P ilave edilmiştir. Her bir besin ortamı ile oluşturulan deneme iki farklı sıcaklık (20 ve 40 ºC) ve iki farklı aydınlatma (1600 ve 3200 lux) kullanılarak yapılmıştır. Biyomas açısından bakıldığında P-P ürünü, farklı sıcaklıklarda farklı tepkiler verse de protein oranı bakımından bütün gruplarda sonuçları olumlu olmuştur. Hem biyomasa hem de protein içeriğine en olumlu etki ise %68.71 protein içeriği ve ortalama 0.727 OD ile 40 ºC'de ve 3200 aydınlatmada 0.1 ml/L P-P ürünün ilave edildiği grupta olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Lipopolisakkarit (LPS) ile uyarılmış gökkuşağı alabalığı gonad hücrelerinde (RTG-2) Inula viscosa L.'nın etkilerinin araştırılması
Tülay Metin Korkmaz
Bu çalışmada, gökkuşağı alabalığından izole edilmiş gonad hücre hattı (RTG-2) LPS ile enfekte edilmiş I. viscosa'nın anti-proliferatif ve anti-inflamatuar etkileri incelenmiştir. Ön çalışmalarla farklı konsantrasyonlarda LPS (1, 5, 10 ve 20 µM/ml) ve I. viscosa (IV) (1, 5, 10 ve 20 µg/ml)'nın etkin ve hücreler için toksik doz tespitleri viabilite testleriyle çalışılmıştır. Elde edilen verilere göre, 5 µM/ml LPS konsantrasyonunun kontrol grubuna göre % 2 proliferasyon gösterdiği, 10 ve 20 µM/ml'de sırasıyla %4 ve %27 oranında azalmalar kaydedildiği saptanmıştır. Bu nedenle deneysel enfeksiyon için 20 µM/ml LPS etkin konsantrasyon olarak seçilmiştir. I. viscosa ise 1µg/ml konsantrasyonda kontrol grubuna göre % 1,1'lik hücre proliferasyonu göstermiş, artan konsantrasyonlarla (5, 10 ve 20 µg/ml) hücre canlılığını üzerinde sırasıyla % 1.7, %19 ve % 36 düzeylerinde azaltıcı etkiler kaydedilmiştir. Antisitotoksik etkinliğine sahip I. viscosa'nın1µg/ml konsantrasyonu deneme için kullanılmıştır. Daha sonrasında dört deneysel düzenek kurgulanmıştır. İlk grup kontrol grubu olarak değerlendirilmiş (C), ikinci grup LPS ile enfekte edilmiştir (LPS). Üçüncü grup yalnızca I. viscosa ile muamele edilmiş (IV), son grup LPS ile enfekte edilen gonad hücreleri üzerinde I. viscosa'nın maruziyeti (LPS+IV) ile oluşturulmuştur. I. viscosa esansiyel uçucu yağı su destilasyonu yöntemi kullanılarak temin edilmiştir. Antiinflamatuar etki için hedeflenen IL-1β, IL-8 ve TNF-α genlerinin ekspresyonları qRT-PCR metodu ile belirlenmiştir. IL-6 protein düzeyi tespiti için ELISA yöntemi uygulanmıştır. LPS ile enfekte edilen RTG-2 hücrelerinde araştırılan tüm pro-enflamatuar parametreler up regülasyonlar sergilemiş, en fazla TNF-α gen ekspresyon düzeyinde artış görülmüştür (11.3 kat). LPS maruziyeti sonunda İV eklenen grupta ise down regülasyonlar izlenerek, en fazla etkiyi %96 ile IL-1β göstermiştir. IL-6 protein düzeyi için veriler değerlendirildiğinde, tersi bir durum görülmüş, kontrol grubuna göre LPS tarafından % 4 oranında azalma, LPS maruziyeti sonunda İV eklenen grupta ise yaklaşık %9 oranında artma olduğunu belirlenmiştir. Pro-enflamatuar sitokinler üzerinde I. viscosa'nın etkinliği bu çalışma ile ortaya konularak, LPS inhibisyonu ve LPS'ye karşı IV'nın anti-enflamatuar etkileri olduğu belirlenmiştir. Fakat daha ileriki çalışmalarla I. viscosa'nın farmakoloik etkinliği birçok yönden daha detaylı olarak çalışılmalıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Mardin ili Kızıltepe ilçesi ileri biyolojik atıksu arıtma tesisinin işletme verimliliği, işletme problemleri ve çözüm önerileri
Mehmet Nedim Sağlam
Son yıllarda kentleşme oranının artmasıyla beraber evsel nitelikli atıksular, çevre kirliliğinin ortaya çıkmasında rol oynayan önemli sebeplerden biri haline gelmiştir. Kentsel atıksu arıtma tesisleri bu kirliliği engellemek için yapılmış olan, evsel nitelikli atıksularının aktarılacağı alıcı ortama varmadan önce zararlı etkilerini engelleyen veya olabilecek en düşük seviyeye indiren tesislerdir. Bu çalışmada Kızıltepe İleri Biyolojik Atıksu Arıtım Tesisi'nde 8 ay boyunca günlük tesis giriş ve çıkışından alınan 24 saatlik kompozit numuneler ile KOİ (Kimyasal Okisjen İhtiyacı), BOİ (Biyolojik Okisjen İhtiyacı), pH, AKM (Askıda Katı Madde), TN (Toplam Azot), TP (Toplam Fosfor), NH+4-N (Amonyum Azotu) ve NO-3-N (Nitrat azotu) analiz edilip verimliliği gözlemlenmiştir. Havalandırma havuzdan alınan anlık numuneler ile MLSS (Karışık Sıvıda Askıda Katı Madde), MLVSS (Karışık Sıvıda Uçucu Askıda Katı Madde), ÇÇH (Çökelebilen Çamur Hacmi), ÇHİ (Çamur Hacim İndeksi) ve çamur çürütücü tankından alınan numuneler ile CaCO3 (Kalsiyum Karbonat), organik asit analiz edilip değerlendirilmiştir. Mardin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kontrolündeki Kızıltepe İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisleri'nin deşarj limitleri Kentsel Atıksu Arıtma Yönetmeliği'ne göre değerlendirilmektedir. Atıksu kirletici parametreleri ve tesis performansı bu yönetmelik ve proje raporundaki hedefler baz alınarak yapılmıştır. Her bir parametre için aylık ortalama değer alınarak tablo ve grafiklerle desteklenmiş olup Kentsel Atıksu Arıtma Yönetmeliği'ne uygunluğuna bakılarak işletme verimliliği incelenmiştir. Günlük yapılan analiz verileri tablolar halinde çalışmanın son kısımda yer alan Ekler bölümünde sunulmuştur. Kızıltepe İleri Biyolojik Atıksu Arıtım Tesisi'nde karşılaşılan işletme problemleri araştırılıp tespit edilerek çözüm önerileri ile birlikte belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Atıksu, Atıksu Arıtma Tesisi, Arıtma Verimliliği, İşletme Problemleri, Fiziksel Arıtma, Kimyasal Arıtma, Biyolojik Arıtma, İleri Arıtma
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tunceli-Cumhuriyet Mahallesi zemin araştırmalarının irdelenmesi ve zemin özelliklerinin belirlenmesi
Çağdaş Turan
Tunceli Doğu Anadolu bölgesinin batısında, Yukarı Fırat bölümünde yer almakta olup, sınırları 38°19' ve 40°26' doğu boylamları ile 39°36' ve 38°46' kuzey enlemleri arasında kalır. İlin toplam alanı 7.774 km² olup kuzeyden ve batıdan Erzincan, güneyden Elazığ, doğudan Bingöl illeriyle çevrilidir. Tunceli ilinin Rakımı 914 metre olup, Yeni Mahalle, Cumhuriyet, Esentepe, Moğultay, Alibaba, İsmet İnönü, Aktuluk belli başlı mahalleleridir. Bu tez kapsamında; çalışma alanı olan Tunceli ili Cumhuriyet Mahallesi'ne ait gerek özel mühendislik bürolarınca yapılan gerekse Tunceli Belediyesi adına İller Bankası tarafından yapılan imara esas jeolojik ve jeoteknik etüd raporu bir araya getirilerek derlenmiş ve Cumhuriyet Mahallesi'nin zemin özellikleri değerlendirilmiştir. Tez kapsamında arazi deneylerinden standart penetrasyon, inklonometre, presiyometre deneyleri ile örselenmemiş numuneler ve karot numuneleri üzerinde laboratuarda yapılan su muhtevası, elek analizi, hidrometre, atterberg limitleri, konsolidasyon, şişme basıncı, özgül ağırlık, doğal birim hacim ağırlık, üç eksenli basınç deneyi, nokta yükleme ve tek eksenli basınç vb. laboratuvar deney sonuçları değerlendirilerek çalışılan alandaki farklı formasyonların zemin özellikleri belirlenmiştir. Çalışma alanının zemin özelliklerinin belirlenmesinde 14 parselde toplam 36 sondaj kuyusu açılmıştır. Bu sondaj kuyuları 15 m'ye varan sığ sondajlar olup bu sondaj kuyularında toplamda 490 m ilerlenmiştir. Sondaj kuyularında geçilen zeminler: Karşılar Formasyonu, Tunceli Formasyonu birimleri, Tunceli Formasyonuna ait rezüdüeller ve güncel çökellerdir. Çalışma alanında geçilen birimler strartigrafik olarak sıralanacak olunursa en altta Üst Palezoyik-Erken Mesozoyik Karşılar Formasyonuna ait birimler, Karşılar Formasyonu üzerine Tunceli Formasyonuna ait Geyiksuyu Üyesinden (Ttg) Hozat Üyesine (Tth) kadar dört farklı üyeye ait birimler ve rezüdüelleri gelmekte olup en üstte ise güncel çökeller bulunmaktadır. Çalışma alanında açılan sondaj kuyularında geçilen birimlerin yaklaşık % 98'i kil zemindir. Çalışma alanında geçilen formasyonlara ait sahada gözlemlenen litolojik özellikler incelenenecek olunursa: Tunceli Formasyonu; kötü dereceli konglomera, kırmızı renkli çamurtaşı, kiltaşı ve kırık-çatlaklı kumtaşı birimlerinden oluşurken, Tunceli Formasyonu rezüdüelleri ve güncel çökeller değişik plasite derecesindeki kil zeminden, Karşılar Formasyonuna ait birimler ise mermerden oluşmaktadır. Tunceli Formasyonu içerisinde yer alan kil zeminler, kıvamlılık indeksine göre büyük oranda çok katı formdayken; likitlilik indeksine göre plastik-katı ve kırılgan katı formda olduğu görülmektedir. Plastisite derecesine göre ise genelde yüksek plastisiteli olduğu görülmektedir. Taraça birimleri içerisinde yer alan kil zeminlerin kıvamlılık indeksine göre çok büyük oranda çok katı formda olduğu, likitlilik indeksine göre çok büyük oranda plastik-katı formda ve plastisite derecesine göre ise yüksek plastisiteli olduğu görülmektedir. Çalışma alanındaki zeminlerde gerçekleşebilecek oturmalar kabul edilebilir sınırdadır. Kaya zeminlerde taşıma gücü değerleri Tunceli Formasyonuna ait birimlerde 13.30 -37.13 kg/cm2 olup, Karşılar Formasyonuna ait mermerde taşıma gücü değeri 5.68 kg/cm2'dir. Anahtar Kelimeler: Tunceli, Cumhuriyet Mahallesi, Zemin, İndex Özellikler, Taşıma Gücü.
- Doktora TeziAçık Erişim2019Bakır ve bakır oksit nanopartiküllerinin Artemia salina'daki birikim, eliminasyon ve oksidatif stres üzerine etkilerinin araştırılması
Işıl Canan Çiçek Çimen
Nanopartikül (NP) (<100 nm) içeren ürünlerin kullanımının artmasıyla birlikte, sucul sistemler ve besin zincirini oluşturan organizmaların antropojenik faaliyetler sonucu salınan NP'lerin etkisiyle risk altında olmalarından dolayı, bu çalışmada, deniz suyu ortamında yaşayan birincil tüketici zooplankton türlerinden Artemia salina'nın metal bazlı bakır (Cu) ve bakır oksit (CuO) NP'lere maruz bırakılmasiyla nanotoksisite testleri gerçekleştirilmiştir. Denemede, toplam 7 grup (Kontrol, 0,2 ppm, 1 ppm, 5 ppm, 10 ppm, 25 ppm ve 50 ppm) oluşturulmuş ve üç tekerrür ile çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan Cu ve CuO NP'lerine karakterizasyonu; Transmisyon/Geçirimli Elektron Mikroskop (TEM), Dinamik Işık Saçılımı (DLS), Zeta Potansiyeli, X-ışını Difraksiyon (XRD), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Fourier Dönüşüm Kızılötesi (FT-IR) ve UV-Görünür Spektroskopisi yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir. Organizmalarda NP'lere bağlı birikim ve eliminasyon oranının belirlenmesi Endüktif Eşleşmiş Plazma-Kütle Spektrometresi (ICP-MS) analiziyle yapılmıştır. Zooplanktonlarda NP etkileri faz kontrast mikroskobuyla görüntülenmiştir. Zooplanktonlardaki toksik etkiler, mortalite ve oksidatif stres belirteçlerinden olan glutatyon (GSH) ve tiyobarbitürik asit reaktif maddeler (TBARS) testleriyle incelenmiştir. Çalışmanın 24., 48. ve 72. saatlerinde Cu NP'lerin GSH seviyelerinde kısmi artışlara neden olduğu belirlenmiştir. Cu (60-80 nm) NP'ne maruz bırakılan A. salina'da artan konsantrasyon oranlarıyla paralel olarak TBARS değeri artmış ve en yüksek artış 5 ppm grubunun 24. saatinde gözlenmiştir. Sonuçlar, NP'lerin organizmalar üzerindeki farklı etkilerini göstermekle birlikte, NP'lerin birikim ve eliminasyon oranlarında farklılıklar olduğunu göstermistir. Organizmadaki birikim oranı, NP konsantrasyonuyla paralel bir artış göstermiştir. Cu NP'lerinde birikim oranları, 0,2 ve 1 ppm konsantrasyonlarında 48. saatte artış ve 72. saatte düşüş eğilimi göstermiş olup, tüm diğer konsantrasyonlarda ise süre artışına paralel olarak bir artış eğiliminin olduğu saptanmıştır. CuO (40 nm) NP'lerinde ise 10 ppm konsantrasyonu hariç, 48. saatte düşüş ve 72. saatte artış eğilimleri görülmüş olup, 10 ppm konsantrasyonunda ise zaman ortalamaları arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Cu (60-80 nm) NP'lerin LC50 değeri 52,37 mg/L; CuO (40nm) NP'lerin LC50 değeri 55,39 mg/L olarak bulunmuştur. NP'lerin metal iyon salınımlarının ise, her bir NP'de farklılık gösterdiği gözlenmiştir. NP'lere maruz bırakılan zooplanktonların yüzeylerinin NP'ler ile sarıldığı gözlemlenmiştir. Çalışmada çok yönlü yapılan analizler sonucunda, Cu ve CuO NP'lerin organizmada birikim yapmakla birlikte, deney organizmasında toksik etkilerinin olduğu ve aynı paralellikle oksidatif stres oluşturduğu da görülmektedir. Bu nano boyuttaki malzemelerin artan kullanım alanları ile birlikte, çevre için büyük bir problem olarak karşımıza çıkabileceği belirlenmiştir. Buna bağlı olarak besin zincirinde yer alan organizmalar tarafından alınan NP'ler, dokuda birikim yaptığında daha üst tüketici organizmalar için tehlike oluşturabilecektir. Bu partiküllerin kullanımı ve doğaya bulaşması ile ilgili bir kontrol mekanizması oluşturulmalı ve etkileri üzerinde daha geniş çalışmalar da yürütülmelidir. Antahtar Kelimeler: Nanopartikül, Cu, CuO, Karakterizasyon, Zooplankton, Nanotoksisite, Birikim, Oksidatif stres.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Radyatörlerde nanoakışkan kullanımının ısıl performansa etkisinin sayısal ve deneysel analizi
Volkan Tuğan
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, otomobil soğutma sistemlerinde geleneksel ısı transfer akışkanı yerine nanoakışkan kullanarak otomobil radyatörünün ısıl performansı deneysel ve sayısal olarak araştırılmıştır. Analizlerde soğutucu akışkan olarak %1 hacimsel konsantrasyona sahip Al2O3, CuO, MgO içeren su ve etilen glikol bazlı nanoakışkanlar kullanılmıştır. Analizler üç farklı hacimsel debide (0.232, 0.260, 0.282 L/s) ve üç farklı hava hızında (1.6, 2.3, 2.9 m/s) gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışma için bir otomobil soğutma sistemi deney düzeneği kurulmuş ve dört farklı soğutucu akışkan için analizler gerçekleştirilmiştir. Sayısal analiz için ise Ansys 14.5 programı kullanılarak bir otomobil radyatörü tasarlanmış ve Fluent yazılımıyla otomobil radyatörünün akış analizi gerçekleştirilmiştir. Hem deneysel hem de sayısal çalışma için farklı debi ve farklı hava hızları ile gerçekleştirilen analizler sonucunda, soğutucu akışkanların sistemden çıkış sıcaklıkları elde edilmiştir. Elde edilen sıcaklıklara göre her bir akışkan için ısı taşınım katsayısı ve Nusselt sayısı hesaplanmıştır. Soğutucu akışkanların ısı taşınım katsayıları ve Nusselt sayıları karşılaştırıldığında, nanoakışkanların ısıl performansının baz akışkana göre daha iyi olduğu anlaşılmıştır. Deneysel ve sayısal analiz için Nusselt sayısındaki en yüksek artış Al2O3 içeren nanoakışkan için bulunmuş ve sırasıyla %69.33 ve %58.09 olarak hesaplanmıştır. Tüm soğutucu akışkanlar için hacimsel debinin ve hava hızının artmasıyla soğutucu akışkanların ısı taşınım katsayısının ve Nusselt sayısının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Sayısal ve deneysel analizlerin sonuçları kıyaslanmış ve sonuçların literatürle uyumlu olduğu gözlemlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Çalışanların iş tatminleri ile mesleki motivasyonları arasındaki ilişkinin sosyo-demografik özelikler açısından istatistiksel analizi: Bir kamu üniversitesi örneği
Namık Kemal Öndaş
Ülkemizde devlet ve vakıf üniversitelerinin sayısının artmasıyla birlikte, üniversiteler sundukları hizmetin kalitesini yükselterek tercih edilebilir bir konumda olmayı hedefleri arasında ön sıralara almışlardır. İnsan kaynağının bu hedefe ulaşmada en önemli faktör olması, motivasyon ve iş tatminine önem verilmesini gerektirmiştir. Bu çalışma ile Fırat Üniversitesinde çalışan idari personelin motivasyon ve iş tatmini düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmış, demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediklerini belirlemek için alt hipotezler oluşturulmuştur. Yüz yüze anket metodu uygulanarak, 228 anket formunun değerlendirmesi yapılmıştır. Kolmogorov-Smirnov Testi sonuçlarına göre ölçekler ve alt boyutları bazında değişkenlerin normal gösterdikleri belirlenmiş ve parametrik yöntemler seçilmiştir. Bu amaçla analiz bölümünde uygulanan ölçeklerin güvenirliği Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı ile test edilmiş, tüm ölçekler ve alt boyutları için elde edilen katsayılara göre güvenilir oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, çalışanların motivayon ve iş tatmini düzeyleri arasında pozitif yönlü, orta düzeyde istatiksel anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (Balıbey M., Öndaş N.K.). Fırat Üniversitesi'nde, motivasyon ve iş tatmini düzeylerinin bilinmesinin, karar alıcı mekanizmalar tarafından önemli olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Mesleki Motivasyon, Parametrik İstatistiksel Testler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tunceli ilinin farklı noktalarından alınan kum numunelerinin XRF spektrometresi ile kimyasal analizi
Ali Güzelçiçek
Bu çalışma, Tunceli ilinin farklı noktalarından alınan kırma ve dere kumu numunelerinin X-ışını floresans (XRF) spektrometresi ile kimyasal analizlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. İncelenen kum numuneleri Tunceli merkez ilçe ve Ovacık, Pertek, Hozat ilçelerinden alınmıştır. Dere kumu numuneleri Pertek, Hozat ilçeleri ile Merkez ilçenin Harçik bölgesinden, kırma kumlar ise Ovacık ve Hozat ilçelerinden alınmıştır. Analiz sonuçları alınırken XRF spektrometresi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarında MgO, Al2O3, SiO2, P2O5, SO3, Cl, K2O, CaO, TiO2, V2O5, Cr2O3, MnO, Fe2O3, CoO, NiO, CuO, ZnO bileşikleri ve Mg, Al, Si, P, S, Cl, K, Ca, Ti, V, Cr, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, Zn gibi elementlerin yüzdelik(%) değerleri tespit edilmiştir. Ayrıca alınan kum numunelerinin lokasyonları harita üzerinde noktasal olarak gösterilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Si ve SiO2 değerleri en yüksek numune Pertek dere kumu numunesidir. Ca ve CaO değerleri en yüksek numune Hozat kırma 2 numunesidir. Ayrıca diğer element ve bileşiklere ait kıyaslamalarda yapılmıştır.

















