Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bulut, Hasan(53)
- Baskonus, Haci Mehmet(52)
- Alataş, Mevlüt(39)
- Gul, Muhammet(39)
- Serdar, Osman(38)
- Güler, Ömer(37)
- Akkurt, Nevzat(31)
- Benzer, Fulya(30)
- Sulaiman, Tukur Abdulkadir(29)
- Yucesan, Melih(29)
- Zengin, Gokhan(29)
- Kocabaş, Mehmet(28)
- Topal, Murat(26)
- Batan, Nevzat(25)
- Kök, Mediha(25)
- Ezer, Tülay(24)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(24)
- Yildirim, Ozal(23)
- Tekin, H.O.(22)
- Utku, Anıl(22)
- ALMisned, Ghada(21)
- Ince, Muharrem(21)
- Öbek, Erdal(21)
- Erten, Fusun(20)
- Aslan, Naim(19)
- Celik, Erkan(19)
- Yildirim, Numan(19)
- Cakilcioglu, Ugur(18)
- Dal, Murat(18)
- Dal, Nursel Alp(18)
- Sahin, Kazim(18)
- Özkaynak, Fatih(18)
- Aslan, Alper(17)
- Erata, Hüseyin(17)
- Orhan, Cemal(17)
- Ergen, Burhan(16)
- Tanyol, Mehtap(16)
- Demir, Yakup(15)
- Etli, Serkan(15)
- Işık, Erdem(15)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Çiriş (Asphodelus aestivus) ve kenger (Gundelia tournefortii) bitki ekstraktından altın ve gümüş nanopartiküllerin biyosentezi, in-vitro sitotoksisitesi ve HUVEC hücresi üzerinde etkilerinindeğerlendirilmesi.
Muhammed Erbay
Nano yapılı malzemeler (<100 nm) üzerine yapılan araştırmalar teknolojik gelişmeler doğrultusunda hızla artmaktadır. Nanopartiküllerin (NP'lerin) sentezinde biyosentez yönteminin gelişimi nanoteknolojinin önemli bir dalı haline gelmiştir. Bunun nedeni, NP'lerin biyomedikal ve farmakoloji dahil olmak üzere birçok alanda potansiyel uygulamalara sahip olmasıdır. Örnek olarak, NP'lerin benzersiz özellikleri ve biyolojik etkileri, potansiyel olarak çeşitli hastalıkların tedavisinde alternatif olarak kullanılabileceklerini göstermektedir. Metal bazlı NP'lerden özellikle Altın (Au) ve Gümüş (Ag), nanoteknoloji sektöründe en hızlı büyüyen ürün kategorilerinden biri haline gelerek ticarileştirilmede ilk sıralarda yer alan malzemeler olmuştur. Dolayısıyla, son yıllarda NP'lerin biyosentezi üzerine yapılan çalışmalarda artış görülmüştür. Bu çalışmada, çiriş (Asphodelus aestivus) ve kenger (Gundelia tournefortii) bitki ekstraktları kullanılarak biyosentez yöntemiyle AuNP'leri ve AgNP'lerin elde edilmesi ve bu NP'lerin toksik etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Elde edilen NP'lerin karakterizasyonu için, ultraviyole görünür spektroskopisi (UV-GB) ile nano boyuttaki partikül oluşumu doğrulandı. Sentezlenen AuNP'leri ve AgNP'lerin taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve geçirimli elektron mikroskobu (TEM) analizleriyle morfolojileri, boyut ve boyut dağılımları belirlendi. Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ile partikülün indirgenmesinde sorumlu olan fotokimyasalların fonksiyonel grupları ve X-ışını difraktometrisi (XRD) ile de kristal yapısı belirlendi. Sıvı ortamdaki NP'lerin hidrodinamik çapları dinamik ışık saçılımı (DLS) analiziyle ve zeta potansiyeli ile de yüzey yükleri belirlendi. Her iki NP'lerin sitotoksik etkisini belirlemek için insan umbilikal ven endotel hücreleri (HUVEC) üzerinde 3-[4,5-Dimethylthiazol-2-yl]-2,5-dipHenyltetrazoluim bromide (MTT) analizleri yapılarak değerlendirildi. Sonuç olarak, her iki bitki ekstraktından AuNP'lerin ve AgNP'lerin biyosentez yöntem için uygun olduğu görülmüştür. Ancak elde edilen hem AuNP'leri ve hem de AgNP'lerin konsantrasyon ve süre artışına paralel olarak HUVEC hücresi üzerinde sitotoksik etki göstermektedirler.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Endüstriyel hammadde olan kalsitin boya sektöründe kullanımı
Onur Yılmaz
Bu çalışma çeşitli sektörlerde endüstriyel bir hammadde olarak kullanılan kalsit mineralinin boya sektöründe kullanıma ilişkin bilgileri içermektedir. Genellikle canlıların kalsiyum ve karbonattan oluşan kabuk ve iskelet kalıntılarının deniz tabanına çökmesi ve milyonlarca yıl süren sedimantasyonu sonucu kireçtaşları oluşur, kireçtaşlarını oluşturan ana bileşen kalsit mineralidir. Kimyasal bileşimi kalsiyum karbonattır (CaCO3). Mohs sertlik skalasına göre sertliği 3 olup özgül ağırlığı 2,7-2,9 gr/cm3'tür. Endüstriyel hammadde olarak çeşitli sektörlerde kullanılmakta olup TÜİK verilerine göre 2017 yılı itibari ile tüvenan olarak üretilen kalsit miktarı yaklaşık 3.5 milyon ton, ayıklanmış olarak üretilen kalsit miktarı ise yaklaşık 3.2 milyon tondur. Ocaktan çıkartılan iri kireçtaşı blokları kırıcılardan ve eleklerden geçirilerek ortalama 130 mm ebatlarına getirilip buradan tesislere gönderilip öğütme işlemine tabii tutulur. Kullanılacağı sektöre göre istenilen boyutta üretilen bu iri kalsit malzemesi bir takım testlerden sonra uygun olması halinde paketlenerek ticari ürün haline getirilir. Bu çalışmada öğütülen kalsit numunesi üzerinde "tane boyutu ve dağılım analizi, renk (beyazlık) analizi, kimyasal (kalsiyum karbonat) analizi" yapılarak farklı iki tane boyutunda kalsit numunesinden dolgu malzemesinden iki adet su bazlı plastik iç cephe boyası yapılarak performans açısından karşılaştırılmış, dolgu malzemesi olarak kullanılan kalsitin boyaya kazandırdığı etkiler açıklanmıştır. 3 ve 30 mikron boyutunda öğütülmüş 2 kalsit numunesinden elde edilen iç cephe boyaları siyah bir zemin üzerine uygulanmış örtücülük performansları karşılaştırılmış, 3 mikron boyutundaki kalsit dolgu malzemesi ile elde edilen boyanın örtücülüğünün daha iyi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ince taneli dolgu malzemesinin boyaya kazandırdığı bir diğer avantaj ise satensi bir doku elde edilebilmesidir. İri taneli malzemeyle elde edilen boya yüzeye uygulandığında daha pütürlü bir yüzey oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Kalsit, Boya, Endüstriyel Hammadde
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Uzunçayır baraj gölündeki tatlısu kefali (Squalius cephalus L., 1758) populasyonunda otolit morfometrisi
Selçuk Türkay
Tatlısu kefali (Squalius cephalus L., 1758) Uzunçayır Baraj Gölü'ndeki ekonomik öneme sahip balık türlerinden biridir. Ticari olarak av verebilecek potansiyele sahiptir. Gerek Türkiye'de ve gerekse yurtdışında bu türün farklı populasyonları üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Fakat Uzunçayır Baraj Gölü'nde yaşayan tatlısu kefalinin otolit biyometrisi üzerine bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu nedenle, yapılan bu çalışma ile tatlısu kefalinin Uzunçayır Baraj Gölü populasyonunda otolit biyometrisinin tespit edilerek, ilerde yapılacak olan çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasında Uzunçayır Baraj Gölü'nden yakalanan 49 dişi (%46,23) ve 57 erkek (%53,77) olmak üzere toplam 106 adet S. cephallus bireyi incelenmiştir. Balıklar III-IX yaş grupları arasında dağılım göstermiştir. Dişi/Erkek oranı tüm yaş gruplarında 1:1,16 olarak tespit edilmiş olup, bu oranın istatistiki olarak 1:1 oranından farklı olmadığı görülmüştür. Araştırma süresince incelenen toplam 106 adet S. cephallus bireyinin total boyları 16,5 cm ile 33 cm, otolit genişlikleri 0,07 mm ile 0,23 mm, otolit uzunlukları 0,1 mm ile 0,27 mm, otolit ağırlıkları 0,008 g ile 0,0228 g arasında değişiklik göstermiştir. Ortalama total boy 25,49 cm, ortalama otolit genişliği 0,1461 mm, ortalama otolit uzunluğu 0,1707 mm ve ortalama otolit ağırlığı 0,0173 g olarak tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Şebekeden bağımsız sinüzoidal darbe genişlik ile uzay vektör darbe genişlik modülasyonlarının karşılaştırmalı performans analizi
İbrahim Arslanoğlu
Alternatif akım, günümüzde birçok sistemde ve endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yüzden doğru akım giriş gerilimin istenilen genlikte ve frekansta simetrik bir alternatif akım çıkış gerilimine dönüştürülmesi istenmektedir. Bu dönüşümü gerçekleştiren devrelere eviriciler denir. Eviricilerin yüksek güç uygulamalarında anahtarlama kayıplarının artmasından dolayı çok seviyeli evirici olarak adlandırılan devre yapıları ortaya çıkmıştır. Çok seviyeli evirici devreleri, çıkış gerilimi daha az bozunuma uğramış, düşük anahtarlama frekanslı ve yüksek verimli olarak karşımıza çıkmaktadır. Evirici devre yapılarında meydana gelen bu gelişimlerle beraber evirici çıkışındaki gerilim ve frekansın kontrolüne ilişkin de birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar neticesinde çeşitli darbe genişlik modülasyon teknikleri geliştirilmiştir. Bu teknikler içerisinde en çok kullanılan tekniklerin başında Sinüzoidal Darbe Genişlik Modülasyon tekniği ve Uzay Vektör Darbe Genişlik Modülasyon tekniği gelmektedir. Bu tez çalışmasında ilk olarak eviriciler ve çok seviyeli eviriciler hakkında genel bilgiler verilmiştir. Ardından darbe genişlik modülasyon teknikleri hakkında genel bilgiler verilerek Sinüzoidal Darbe Genişlik Modülasyon tekniği ile Uzay Vektör Darbe Genişlik Modülasyon tekniği ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Son olarak da şebekeden bağımsız iki seviyeli Sinüzoidal Darbe Genişlik ile üç seviyeli Uzay Vektör Darbe Genişlik Modülasyon yöntemlerinin R ve R-L yüklü bir evirici devresi üzerindeki benzetimlerinin kıyası yapılarak darbe genişlik modülasyon yöntemlerinin birbirlerine göre avantaj ve dezavantajları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eviriciler, Çok Seviyeli Eviriciler, Harmonikler, Sinüzoidal Darbe Genişlik Modülasyonu, Uzay Vektör Darbe Genişlik Modülasyonu
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Munzur Üniversitesi Aktuluk Yerleşkesinin elektromanyetik alan haritasının çıkarılması ve değerlendirilmesi
Aziz Eren Öztürk
Bu tez çalışmasının amacı Munzur Üniversitesi Aktuluk Yerleşkesi'nin elektromanyetik alan kirliliği konusu ile ilgili bilgi edinmektir. Bu kapsamda yerleşke içerisinde belirli noktalarda elektromanyetik alan ölçümleri yapılmıştır. Ölçümler sırasında 10 Mhz - 8 Ghz bant aralığında çalışan yüksek frekanslı elektromanyetik alan ölçüm cihazı kullanılmıştır. Yapılan ölçümler neticesinde elde edilen değerler Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICNIRP) ve ulusal kuruluş olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından belirlenen limit değerlerle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın devamında elde edilen ölçüm değerleri harita üzerinde renkli olarak belirtilerek yerleşke içerisindeki elektromanyetik alan kirlilik düzeyleri görsel olarak sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Mezbaha atıksularının elektrokoagülasyon prosesi kullanılarak arıtılması
Servet Tevkur
Bu tez çalışmasında, Tunceli ilinde bulunan mezbahadan temin edilen atıksuyun elektrokoagülasyon prosesi ile arıtımı laboratuvar koşullarında oluşturulan bir reaktör içerisinde araştırılmıştır. Proseste; akım yoğunluğu, pH, elektrotlar arası mesafe ve işletme süresi gibi farklı parametrelerin arıtım verimine etkisi kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve toplam organik karbon (TOK) giderimi esaslı olarak incelenmiştir. KOİ giderimi klasik optimizasyon ile incelenmiş ve parametrelerin tek başına proses üzerindeki etkileri belirlenmiştir. En yüksek KOİ giderimi (%90,63) pH 7,47, akım yoğunluğu 15 mA/m2, elektrotlar arası mesafe 16 mm ve işletme süresi 60 dakikada olduğu zaman elde edilmiştir. Bu şartlarda arıtımdan sonra, yağ ve gres, toplam katı madde(TKM), uçucu katı madde (UKM), amonyak azotu (NH3-N), nitrat azotu (NO3--N), nitrit azotu (NO2--N), toplam kjeldahl azotu (TKN), ortofosfat (PO4-3), bulanıklık ve renk giderim verimleri sırasıyla %92,22, %42,94, %75,38, %51,37, %71,69, %77,18, %79,64, %96,84, %99,81, %98,41 olarak elde edilmiştir. Optimum koşullarda işletme maliyeti ve tüketilen elektrot miktarı 9,15 TL/kg KOİ ve 0,79 kg/kg KOİ, enerji tüketimi ise 0,08 kWh/kg KOİ olarak bulunmuştur. TOK giderimi cevap yüzey yönteminde (CYY) yer alan merkezi kompozit tasarım kullanılarak incelenmiştir ve parametrelerin proses üzerindeki etkileşim etkileri belirlenmiştir. Varyans analizi (ANOVA) ve merkezi kompozit tasarım kullanılarak ikinci dereceden bir model geliştirilmiştir. Maksimum TOK giderimini (%94,77) veren bağımsız proses değişkenleri değerleri, akım yoğunluğu 22,97 mA/m2, elektrotlar arası mesafe 12,03 mm ve işletme süresi 78,95 dakika olarak elde edilmiştir. Optimum şartlarda arıtımdan sonra yağ ve gres, KOİ, TKM, UKM, NH3-N, NO3--N, NO2--N, TKN, PO4-3, bulanıklık ve renk giderim verimleri sırasıyla %91,86, %84,55, %66,05, %87,18, %68,97, %61,17, %78,37, %95,58, %98,55, %98,41 olmuştur. Optimum koşullarda işletme maliyeti ve tüketilen elektrot miktarı 24,40 TL/kg TOK ve 2,11 kg/kg TOK ve enerji tüketimi ise 0,03 kWh/kg TOK olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar elektrokoagülasyonun mezbaha atıksuyunun etkin bir şekilde arıtılması için etkili bir yöntem olduğunu doğrulamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Sentezlenmiş polimer ile indigo karmin gideriminin araştırılması
Zeynep Meşe
Bu çalışma kapsamında atıksulardan çok zehirli bir indigoid boyar madde sınıfında olan indigo karminin (İK) giderimi adsorpsiyon prosesi kullanılarak araştırılmıştır. Bu amaçla yeni bir adsorbent, başlatıcı olarak 2,2'-azobisizobutironitril (AIBN) kullanılarak 2-(dimetilamino) etil metakrilat (DMAEMA) ve akrilonitrilin (AN)'in serbest radikal kopolimerizasyonu yoluyla hazırlanmıştır. Sentezlenen adsorbent poli (2-(dimetilamino) etil metakrilat)-ko-akrilonitril) kısaca poli (DMAEMA-ko-AN); Fourier dönüşümlü infrared spektrofotometresi (FT-IR), proton NMR spektroskopisi (1H-NMR) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak karakterize edilmiştir. Adsorbentin termal özellikleri termogravimetrik analiz (TGA) ve diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) ile belirlenmiştir. Adsorpsiyon üzerine pH (3-9), sıcaklık (25-45 °C), adsorbent dozajı (0,05-2,5 g/100 mL), başlangıç İK konsantrasyonu (25-100 mg/L) gibi parametrelerin etkileri kesikli sistemde araştırılmıştır. En yüksek giderim verimi pH 7, 25 °C sıcaklık ve 0,1 g/100 mL adsorbent dozajı ve 25 mg/L başlangıç İK konsantrasyonu için %99,50 olarak bulunmuştur. Adsorpsiyon dengesi Freundlich and Langmuir izoterm modelleri kullanılarak analiz edilmiştir ve adsorpsiyonun Langmuir izotermi ile daha iyi uyum sağladığı (R2=0,99) tespit edilmiştir. Maksimum adsorpsiyon kapasitesi 188,67 mg/g olarak bulunmuştur. Kütle transferi ve kinetik modeller adsorpsiyon mekanizmasını ve reaksiyon hızını kontrol eden potansiyel adımları belirlemek için uygulanmıştır. Hem dış kütle transferi hem de parçacık içi difüzyon İK'nin adsorpsiyon mekanizması üzerinde önemli bir rol oynamıştır ve adsorpsiyon kinetikleri sözde ikinci derece tip kinetiği izlemiştir. İK adsorpsiyonunun kendiliğinden ve ekzotermik doğada meydana geldiğini ortaya koyan termodinamik parametreler (ΔH°, ΔG°, ΔS°) belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, laboratuvar ortamında sentezlenen poli (DMAEMA-ko-AN)'nin sulu çözeltilerden İK gideriminde etkili bir adsorbent olarak kullanılabileceğini göstermiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Türkiye'nin katı atık enerji potansiyelinin incelenmesi: Eskişehir ili örneği
Sezen Gamze Göker
Bu tez çalışmasında, Türkiye'deki katı atıkların işlenmesinden elde edilebilecek elektrik enerjisi miktarı için bir öngürüsel hesap yapılmıştır. Tahmini hesap Eskişehir İli Katı Atık İşleme Tesisinden elde edilen verilerin yanı sıra, ilin nüfus bilgilerine ve katı atık miktarına da dayanmakta olup ayrıca ulusal ölçeğede genişletilmiştir. Daha sonra, Türkiye İstatistik Kurumu'ndan alınan yakın tarihli nüfus verileri kullanılarak Aritmetik Artış Metodu (A.A.M.), Geometrik Artış Metodu (G.A.M.), Bileşik Faiz Metodu (B.F.M.) ve İller Bankası Metodu (I.B.M.) kullanılarak nüfus projeksiyonları hesaplanmıştır. 2019 yılı itibariyle, Eskişehir ili verilerine göre Türkiye'nin katı atıklarının işlenmesinden elde edeceği elektrik enerjisi üretim değerinin 4 743 796 megawatt saat ( ya da 4 743 gigawatt saat ) olacağı öngörülmüştür. 2017 yılına ait Türkiye geneli TÜİK verileri ile Eskişehir ilinin katı atıklardan elektrik enerjisi üretim değerleri kullanılarak yapılan oranlamalar sonucu katı atıkların Türkiye enerjisinin %1,52'lik kısmını oluşturacağı öngürülmüştür. Anahtar Kelimeler: Enerji, Nüfus Projeksiyonu, Katı Atık
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Power quality analyzing of electric public transport vehicles's charge stations: Example of Elazig municipality
Soner Ak
In this thesis study, Elazığ Municipality of 100% chargeable electricty busses charging station was monitored aspect of power quality. After that with about power qulity describing was passed on to theoritical knowledge. Afterwards givens the reasons of power quality distortions and that may occur problem don't provided power quality in electrical systems. Definitions of harmonics affecting that power quality to negatively effect to electrical systems of harmonics and harmonics causses were given in it. Current and voltage harmonics of limited values was given according to The International Electrotechnical Commission (IEC) standarts. The graphs reveal the stuation of system's power quality and especially aspect of harmonics.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Pisagor bulanık küme tabanlı Topsıs ile risk değerlendirme: doğal gaz boru hattında bir uygulama
Nurdan Ece Öz
Ülkelerin kalkınma ve gelişmesindeki en önemli faktörlerden biri olan enerji, yaşamın devamı için temel gereksinimlerden biridir. Ülkeler de bu devamlılığı sağlamak adına enerji kaynakları üzerinde söz sahibi olmak için, birbirleriyle siyasi ve ekonomik boyutta büyük bir mücadele içindedirler. Doğal gaz boru hattı projesi, doğal gazın çıkarıldığı ülkeden diğer ülkelere taşınmasını sağlayan sistemlerin yapımını hedefleyen geniş çapta büyük projelerdir. Bu tür büyük ve karmaşık projelerde temel amaç, işçi ve işveren sağlığını korumak, çalışanlara güvenli çalışma ortamı yaratmak, yapılan işten ve çalışma ortamından kaynaklı ortaya çıkan riskleri en aza indirmektir. Ortaya çıkan bu riskleri mümkünse bertaraf etmek için değilse riskleri en asgari seviyeye indirecek belirli iş sağlığı ve güvenliği standartlarına ve yapılacak işe uygun risk değerlendirmeleri yapılmalıdır. Bu çalışmada, geçmişten günümüze alışıla gelmiş geleneksel risk değerlendirme metotlarından farklı olarak yeni bir metot geliştirilmesi amaçlanmıştır. Başlangıçta iki boyutlu (2B) risk matris yöntemi uygulanmış ve risk değerlendirmesinin ilk adımında tanımlanan tehlikeleri öncelikli olarak sıralamak için Pisagor bulanık küme tabanlı TOPSIS yöntemi uygulanmıştır. Bulanık model doğal gaz boru hattı yapım projesinin temizleme ve tesviye faaliyeti için kullanılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Farklı amaçlar için hazırlanan kompozitlerin ısıl analizi
Hasan Kaan Berent
Son yıllarda, hızla gelişen bilim ve teknoloji, polimer ve farklı amaçlar için hazırlanan kompozitlerin araştırılmasını ve kullanımını yaygınlaştırmıştır. Polimer esaslı kompozit malzemeler otomotiv, inşaat, elektronik, mobilya, medikal ve paketleme gibi farklı endüstrilerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Çağımızın gereği ve hızla gelişen üretim zincirinin bir halkası olarak, yüksek ısıl performans istenen uygulamalarda uygun malzeme tedarik edilmesi büyük önem taşımaktadır. Giderek artan bu ihtiyacı karşılayabilmek için daha etkin ısı transferi sağlayan malzemelere gereksinim duyulmaktadır. Bu gelişmeler doğrultusunda, malzemelerin enerji verimliliği ve ısı transferini iyileştirme açısından çalışmalar hız kazanmaktadır. Bu sebeple, bu tür malzemeler üzerinde çalışılarak daha etkin bir ısı transferi sağlanıp, optimum enerji verimliliği hakkında veri elde edilmesi öngörülmektedir. Son yıllarda, ilgi çeken konulardan bir tanesi olan, polimer veya polimer esaslı kompozit malzemeler, diğer malzemelerle mukayese edildiğinde daha yüksek ısıl iletkenlik ve daha uygun fiziksel özelliklere sahip oldukları için ısıl verimi iyileştirmek amacıyla sektörde daha etken malzemeler olarak kullanımları düşünülmektedir. Bu çalışma kapsamında, yukarıda sayılan etkenler birlikte değerlendirildiğinde, %20-30-40-50-60 Polipropilen (PP), %20-30 Alçak yoğunluklu polietilen (AYPE) ve %20-30 yüksek yoğunluklu polietilen (YYPE) kompozit üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretilen bütün kompozitlerin kararlı rejim yöntemiyle ısı iletim katsayıları belirlenmiş ve sonuçlar literatürde bulunan seri, paralel, geometrik ortalama, Russel ve Maxwell metotlarıyla kıyaslanmıştır. Yapılan deneysel analizler sonucu kompozitlerin fiziksel özellikleri belirlenmiş ve Ansys R19 programında kompozitlerin termal analizleri yapılmıştır. Son olarak deneysel ve nümerik analiz sonuçları karşılaştırılmış ve üretilen kompozitler için kullanım alanları önerilmiştir. Temin edilen saf polipropilen malzemesinin 0.12 W/mK olan ısı iletim katsayısının, deney numuneleri arasında takviye fazı %60 olan polipropilen kompozitinde 0.054 W/mK değerine kadar kademeli olarak azaldığı gözlemlenmiştir. Takviye işlemi AYPE ve YYPE malzemeleri içinde uygulanmış ve elde edilen kompozitlerin aynı şekilde ısı iletim katsayıları belirlenmiştir. Deney sonuçlarından elde edilen verilere göre Ansys programında yapılan analizlerin, sonuçlarla uyumlu olduğu gözlemlenmiştir. Tez aşamasında yapılan bu çalışmaların, malzemelerin ısıl karakteristiklerinin belirlenmesi adına bilime, uygulamaya ve topluma yarar sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019İnce dikdörtgen plakaların bir crossover taşıtın aerodinamik direnci üzerine etkileri
Zeynep Lizge Evcin
Daha verimli yolcu taşıma araçlarına yönelik çabalar otomotiv endüstrisinin en zorlu görevlerinden biri olmuştur. SUV ve crossover tip taşıtlar tipik olarak küt bir arka bitiş şekline sahiptirler (tasarım ve kullanılabilirlik için), fakat bu durum aerodinamik direnç açısından uygun değildir. Direnç, model arka kısmı içerisine üfleme, pasif çevri üreteçleri ve yavaşça daralma gibi bir dizi pasif ve aktif metotlarla azaltılabilir. 1:10 ölçekli bir crossover tip geometrinin direncini azaltabilmek adına, bu geometrinin arka alt ve üst kısımlarına çeşitli plakalar yerleştirilecektir. Bu tez çalışması, Munzur Üniversitesi'nin kapalı çevrim rüzgar tünelinde 1:10 ölçekli crossover tip model araç kullanılarak gerçekleştirilecektir. Plaka yüksekliğinin (h), plakayı tutan destek parçasının uzunluğunun (saplama boyu, g) ve saplamanın yerden yüksekliğinin (y) belirli bir aralığının temel aerodinamik etkileri, -6°, -5°, -4°, -3°, -2°, -1°, 0°, +1°, +2°, +3°, +4°, +5° ve +6° sapma açıları (γ) için değerlendirilecektir. Bu aerodinamik etkiler, birçok konfigrasyon için direnç ölçümlerini kapsamaktadır. Sonuç olarak arka plakalar rüzgar ortalamalı direnci %6,1 düşürebilmektedir. En uygun geometri h=30 mm yüksekliğindeki bir düz plakanın modelden geriye doğru 30 mm'ye (g/l=0,5) yerleştirilmesiyle elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Gammarus pulex'in farklı ilaçlara karşı biyokimyasal yanıtının araştırılması
Şenay Başaran
Bu çalışmada, farklı (sertralin, ibuprofen ve propranolol) ilaçların sucul bir organizma olan Gammarus pulex'teki biyokimyasal yanıtının araştırılması amaçlanmıştır. G. pulex 96 saat süreyle farklı konsantrasyonlarda ilaçlara maruz bırakılarak LC50 değerleri belirlenmiştir. Probit analizi sonucunda sertralin, ibuprofen ve propranolol LC50 değerleri sırasıyla 0,0087 ± 0,002 µgL-1, 3,18 ± 0,3 µgL-1 ve 0,72 ± 0,08 µgL-1 olarak belirlenmiştir. G. pulex organizmaları her bir ilaç için, belirlenen LC değerlerinin 1/4 (A), 1/8 (B) ve 1/16 (C) oranlarında sertralin, ibuprofen ve propranolola maruz bırakılmıştır. Kontrol grubu dahil 4 grupta süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (KAT) ve asetilkolinesteraz (AChE) enzim aktivitelerindeki değişimler ELISA kitleri kullanılarak belirlenmiştir. Sertraline maruz bırakılan G. pulex'in SOD enzim aktivitesinde 24. saat uygulamasına bağlı olarak her üç konsantrasyonda da istatistiksel olarak önemli düzeyde azalma olmuştur (p0.05). KAT enzim aktivitesi ise; 24. saat ve 96. saat sonunda da her uygulama konsantrasyonunda anlamlı derecede artmıştır (p0.05). AChE enzim aktivitesinde ise; sertralin uygulaması sonrası genel olarak önemli bir artış bulunmuştur (p0.05). İbuprofen uygulamasına bağlı olarak SOD enzim aktivitesinde 24. saat sonunda her bir uygulama konsantrasyonunda da anlamlı bir azalma görülmüştür (p0.05). 96. saat sonunda ise SOD enzim aktivitesi artmıştır ancak bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildir (p0.05). KAT enzim aktivitesi ise; 24 ve 96. saatlerin sonrasında her üç uygulama grubunda da kontrol ile kıyaslandığında anlamlı derecede artmıştır (p0.05). AChE enzim aktivitesi ise; 24. saat sonrasında genel anlamda azalma gösterirken, 96. saat sonunda artmıştır (p0.05). Propranolol uygulamasına bağlı olarak 24. saat sonunda SOD enzim aktivitesi istastistiksel olarak anlamlı olmayan bir azalma gösterirken (p0.05), 96. saatte anlamlı düzeyde artmıştır (p0.05). KAT enzim aktivitesi ise; 24.saat sonrasında genel olarak artmıştır. 96. saatte ise; azalma göstermiştir (p0.05). AChE enzim aktivitesi ise; propanol uygulamasına bağlı olarak 24. saat sonrasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma varken 96. saat sonundaki azalış anlamlı bulunmamıştır (p0.05). Sertralin, ibuprofen ve propranolol ilaçlarına karşı G. pulex' te SOD, KAT ve AChE enzim aktivitelerinde meydana gelen değişikliklere bakıldığında bu enzimlerin yararlı birer biyobelirteç olarak kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Otobüs direncini düşürmek için bir yöntem
Seval Yiğit
Enerji tasarrufu, günümüzde insanoğlunun başlıca zorlu görevlerinden birisi olmuştur. Enerji tüketenler içerisinden, ulaşım, özellikle de kara ulaşımı, önemli bir kısmı temsil etmektedir. Akış kontrolü, direnci düşürerek yakıt tüketimini azaltmak için en iyi yoldur. Mevcut tezde, ince, otobüse göre akışa ters yönde yerleştirilen ince düz plakanın uygulanmaya başlamasıyla, yaklaşık olarak 1:25 ölçekli otobüs modellerinin direncini azaltan bir yöntem incelenmiştir. Araştırma, Munzur Üniversitesi'nin kapalı çevrim rüzgar tüneli içerisinde gerçekleştirilmiştir. Plaka uzunluğunun belirli bir aralığı (l), otobüs ile plaka arasındaki boşluğun belirli bir aralığı (g) ve Reynolds sayısının belirli bir aralığının temel aerodinamik etkileri, sapmanın olmadığı durum için değerlendirilmiştir. Otobüs modellerini ve plakaları inşa etmek için birleştirmeli yığma modelleme (BYM) teknolojisinden faydalanan bir üç-boyutlu yazıcı kullanılmıştır. Plakalar ve otobüs modelleri arasındaki akışın detayları, duman-tel akış görselleştirme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Tünel, tek-eksenli bir kuvvet ölçüm sistemi ile donatılmış ve bu sistem direncin doğrudan ölçümü için kullanılmıştır. Bu tezin temel amacı, tam ölçekli bir otobüs üzerine etkiyen direnç kuvvetini azaltabilmek için bu tarz dışa yerleştirilebilen parçaları kullanmanın uygulanabilirliğini kontrol etmektir. Otobüs modellerinin direnç katsayılarında maksimum düşüş elde edebilmek için, boyutsuz plaka uzunluğu l*=0,7 olan düz plakanın otobüsün g*=0,1 olacak şekilde ön tarafına yerleştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Model-1 için, Re=200000'de, bu metot sadece Model-1'e etkiyen direncin %84,1'i kadarlık bir sistem direnci üretmiştir. Model-2 için, Re=200000'de, bu metot sadece Model-2'ye etkiyen direncin %98,9'u kadarlık bir sistem direnci üretmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Uluslararası taşımacılıkta KDV iadesi örnek olay
Emrah Özmen
Son yüzyılda gelişen teknolojilerle beraber üretim, hammaddeye erişim ve tüketim alışkanlıkları son derece hızlıca yayılmaktadır. Bugün birçok firma ucuz iş gücü bulabildikleri ülkelere yatırımlar yaparak ürünleri daha ucuza mal ederek küresel piyasada satışa hazır hale getiriyor. Sermayenin bu kadar hızlı dolaşabilmesinin sebeplerinden biri de üretilen ürünün dünyanın her yeri hızlıca nakliyesinden kaynaklanabilmektedir. Uluslararası taşımacılığa tanınan istisna ve muafiyetler, en başta ihracat olmak üzere ülkelerin döviz kazandırıcı işlemlerinde önemli bir yere sahiptir. Bu noktada Uluslararası taşımacılık sektörünün desteklenmesi paralelinde birçok sektörü de otomatik olarak desteklenmesini demektir. Türkiye'de uygulanan KDV sisteminde birçok istisna kanun maddesi yer almaktadır. Şirketler, bu istisnalar kapsamında yapılan iş ve işlemler dolayısıyla çeşitli giderler yaparak maliyetlere katlanmaktadırlar. KDV iade sistemi ise tam bu noktada devreye girerek istisnai mal ve hizmet üretimlerinden doğan yüklenimleri mükelleflere yasalar çerçevesinde iade etmektedir. Uluslararası taşımacılık özelinde irdelenen bu çalışmada, Katma Değer Vergisi iade sisteminin daha doğru, etkin, sabit ve sonuç odaklı olması konusunda yaşanan sorunlara çözüm önerileri getirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Yem katkı maddesi olarak kullanılan ve farklı yöntemlerle elde edilen çörekotu (Nigella sativa) yağının gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerine etkileri
Nuran Özer
Bu çalışmada, yem katkı maddesi olarak kullanılan ve farklı yöntemlerle elde edilen çörekotu (Nigella sativa) yağınınn gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) kan parametrelerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Hayatta kalma oranları kontrol grubunda % 60, Grup 1'de % 90 ve Grup 2'de % 100 oranlarında gerçekleşmiştir. Kan parametreleri sonuçları incelendiğinde en farklı sonucun PLT (platelets), yani trombosit değerinde olduğu görülmektedir. PLT değeri kontrol grubunda ortalama 43,5±9,3 10*3/μL iken soğuk Grup 1'de 20,78±10,15 10*3/μL değerine düşmüş ve Grup 2'de tekrar 28,3±7,66 10*3/μL değerini bulmuştur (p< 0.05). PCT yüzdelik değerinin kontrol grubunda 0,096 iken, Grup 1 ve Grup 2'de 0,02 değerine düştüğü gözlemlenmiştir (p< 0.05). Bunun yanında P-LCR yüzdelik değerinin kontrol grubunda 25,51 olduğu, Grup 1'de 21,93'e düştüğü ve Grup 2'de ise 34,97'ye yükseldiği görülmüştür (p< 0.05). MPV (Mean Platelet Volume) değeri kontrol grubunda 10,37±1,5 fL olarak ölçülürken, Grup 1'de 12,26±0,64 fL ve Grup 2'de 11,82±0,7 fL değerlerini bulmuştur. Grup 1 ve 2'de arasında bu değerler istatistiksel olarak önemli değilse de, kontrol grubuna göre fark istatistiksel açıdan önemlidir (p< 0.05). Granulositler (GRAN) incelendiğinde, yüzde dağılımında gruplar arasında istatistiksel bir farka rastlanılmaz iken, miktar olarak değerlerinde durum değişmiştir. Kontrol grubunda 1,98±0,7 10*3/μL, Grup 1'de 1,16±0,18 10*3/μL ve Grup 2'de 1,15±0,26 10*3/μL değerleri elde edilmiştir. Deneme gruplarında meydana gelen azalma kontrol grubu değerleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkarmıştır (p< 0.05). Diğer kan değerlerinde gruplar arasında istatistiksel bir farklılığa rastlanılamamıştır. En iyi FCR oranı Kontrol grubunda gözlemlenmiş (1,14), onu Grup 2 (1,25) takip etmiş ve en kötü FCR oranı Grup 1'de elde edilmiştir (1,44). NBT analiz sonuçları incelendiğinde kontrol grubu ile Grup 2'nin (KNBT=0,958±0,24, G2NBT=0,904±0,26) değerlerinin birbirine çok yakın olduğu, Grup 1'in değerlerinin (G1NBT=0,773±0,14) ise daha düşük olduğu görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2019Pendimethalin stresine maruz kalan aspir (Carthamus tinctorius L.)’de oluşan bazı biyokimyasal değişiklikler
Beker Akbulut, Gülçin
Pendimethalin herbisiti tarımsal uygulamalarda yabancı otların kontrolü için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, pendimethalinin kültür bitkileri üzerindeki yan etkisi tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışmada, aspir (Carthamus tinctorius L.) bitkisine ait Dinçer ve Remzibey çeşitlerinde pendimethalin kaynaklı oksidatif stres araştırıldı. Herbisit uygun büyüklüğe (21 günlük) gelen bitkilerin yapraklarına toksisite denemeleri sonrasında belirlenen dozlarda (0.004-0.01 M) çimlenme sonrası olarak uygulandı. Uygulama gruplarında karotenoid, toplam klorofil, toplam karbohidrat, toplam fenolik ve lipid peroksidasyonunu gösteren malondialdehid (MDA) içeriğindeki değişimler saptandı. Dinçer (% 42.7) ve Remzibey (% 59) çeşitlerinde karotenoid içeriği kontrole kıyasla azalış gösterdi. Toplam klorofil içeriği Remzibey çeşidinde (% 56.8) Dinçer’e (% 41.4) göre daha yüksek bulundu. Toplam karbohidrat içeriği Dinçer çeşidinde (% 50) Remzibey çeşidine (% 46.1) kıyasla daha yüksek saptandı. Toplam fenolik içeriği Remzibey (% 48.3) ve Dinçer (% 46.7) çeşitlerinde artan saatlere bağlı olarak azalış gösterdi. MDA içeriği Remzibey çeşidinde (% 72) Dinçer çeşidine (% 70) göre daha yüksek saptandı. Bu çalışma, pendimethalinin kültür bitkisi olan aspire toksik etki oluşturduğunu göstermiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2019Metallographic Aspects Investigation of Penstock Materials in Hydroelectric Power Plants and Penstock Maintenance Methods
Taşgın, Yahya; Kahraman, Gökhan
Hydroelectric power plants are renewable energy sources and have little impact on the environment.Therefore, it is one of the most preferred energy sources in the world. In parallel with this situation, it isvery important that the hydroelectric power plants are maintained, their failures are prevented orpermanently removed. One of the most important parts of hydroelectric power plants is penstock pipes.Along with the snail part of the power plant, the penstock supplies the pressurized water to the turbinewheel for energy production. In the power plants that have been producing energy for many years, themaintenance and material properties of penstock are very important. In this study, one of the most importantequipment of hydroelectric power plants, pressurized water pipes (penstock) and chemical componentshave been examined in macro and micro structure and their maintenance is investigated. In themetallographic study on the samples taken from two different regions of the penstock pipe; the perliticstructure, which has a homogeneous distribution into the ferritic structure forming the matrix, is determinedand supported by analyzes. This study will help to ensure that all hydroelectric power plants operatesmoothly in terms of penstock.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2019Production and Characterization of Carbon-Kevlar-Aramid Reinforced Layer Composites with VARTM Method
Taşgın, Yahya; Sahin, Engin Sahin
In this study, laminated composite materials are produced by Vacuum Assisted Resin Transfer Molding(VARTM) Method. Three different reinforcement materials (carbon, kevlar and aramid) are used in theproduction phase. Tensile test is applied to the samples after the production and in the light of SEM images;fractured surfaces of the samples and their results are evaluated.
- MakaleAçık Erişim2019Assessment of Biomarkers of Oxidative Stress and Antioxidant in Wild and Farmed Çoruh trout (Salmo coruhensis) Spermatozoa
Benzer, Fulya; Erişir, Mine; Kocabaş, Mehmet; Kutluyer Kocabaş, Filiz
Behaviour and physiology in fish are affected from environmental factors. Particularly, habitat and culture environment in aquatic animals are essential for life stages. In this study, biomarkers of oxidative stress and antioxidant were compared in wild and farmed Çoruh trout (Salmo coruhensis) spermatozoa. In spermatozoa of Çoruh trout, lipid peroxidation (malondialdehyde), glutathione and enzymatic antioxidant activities (catalase, superoxide dismutase, glutathione peroxidase) were assessed. Our data demonstrated that superoxide dismutase (0.44±1.25 Umg-1 protein), catalase (15.21±4.69 k.g-1 protein), glutathione peroxidase (42.89±0.61 Ug-1 protein), glutathione (0.18±4.01 μmolg-1 cell) and malondialdehyde (2.49±0.12 nmol.g-1 cell) levels in wild fish were low compared to spermatozoa of farmed fish. Overall, alterations in malondialdehyde levels and the antioxidant status could be differences in habitat.
AtıfOpenAlex1
İncele

















