Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Neo-orientalism in reverse: the voice of the “other” in mohsin hamid’s the reluctant fundamentalist

    Hotaman, İncihan

    This article offers a postcolonial and narratological analysis of Mohsin Hamid’s The Reluctant Fundamentalist, arguing that the novel actively reverses Neo-Orientalist discourse through its narrative structure and use of focalization. Situating the text within post-9/11 cultural and political contexts, the study examines how dominant Western media and literary narratives have constructed Muslim identity through binaries of threat, irrationality, and otherness. Against this background, the article demonstrates how Hamid reclaims narrative authority by centering a Muslim protagonist who speaks in his own voice and controls the terms of representation. Drawing on postcolonial theory and narratology, particularly Gérard Genette’s concept of focalization and its later revisions, the paper argues that the novel’s monologic form and first-person narration transform the Muslim subject from an object of the Western gaze into an active focalizer. By rendering the Western listener silent and epistemologically subordinate, the novel destabilizes conventional subject–object hierarchies that underpin Neo-Orientalist representation. Ultimately, the article contends that The Reluctant Fundamentalist functions not only as a thematic critique of post-9/11 Islamophobia but also as a formal intervention that reconfigures narrative power and challenges hegemonic modes of seeing, knowing, and speaking about the Muslim “Other.”.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Improving earthquake resistance in rc buildings via steel bracing members

    Yön, Burak; Tam, Gürkan

    In this study, the effect of retrofitting with steel bracing members on the seismic behavior of reinforced concrete buildings was examined. A reinforced concrete building with low concrete strength was modeled for the numerical study. This modeled building was strengthened with steel X-braced members to create a total of two buildings. To evaluate the seismic behavior of the modeled buildings, incremental dynamic analyses were performed using static pushover analysis and 11 different earthquake records. Due to the symmetrical structure of the modeled buildings, a total of 220 analyses were carried out simultaneously in the x and y directions. As a result of the analysis, the capacity curves of the existing building and the strengthened building with steel bracing members, maximum responses, inter-storey drifts, and fragility curves according to the damage status were obtained. As a result of the analysis, it was determined that the maximum response of the building strengthened using X steel cross members increased significantly compared to its current state, while the damage to the structural elements was significantly reduced.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Research on Comparative Analysis of Intuitionistic Fuzzy PROMETHEE and TOPSIS Methods

    Tuğrul, Feride

    IF based MCDM methods are a current research area that attracts the attention of many re-searchers. In this study, studies examining Offset, Laserjet and Inkjet printing performances of recycled papers using the intuitionistic fuzzy-based PROMETHEE and TOPSIS methods were revised with a new perspective. The most important difference that distinguishes this study from other studies is the creation of a system that simultaneously evaluates all the criteria and the elimination of uncertainty thanks to intuitionistic fuzzy sets. For this purpose, a comparative analysis of the IF based- PROMETHEE and TOPSIS methods was made. The results of the PROMETHEE method, which was created according to numerical data, and the TOPSIS method, which reflects the opinions in linguistic terms, were discussed. Evaluating all the criteria at the same time is what makes the study original. As a result; findings that will shed light on the relevant literature and give researchers a new perspective were obtained.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi Araştırmalarına Yolculuk: R Kullanılarak Bibliyometrik Bir Analiz

    Sezgin, Eray Ekin

    Son on beş yıl içinde, yeşil işyeri kavramı hem akademik alanda hem de endüstride büyük bir ilgi görmüştür. Bu ilgi, çevresel sürdürülebilirliği ön planda tutan iş uygulamalarının yaygınlaşmasına yol açmış ve özellikle yeşil insan kaynakları yönetimi gibi yeni araştırma alanlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu çalışma, Scopus ve Web of Science veri tabanlarındaki dergilerden yeşil insan kaynakları yönetimi üzerine bibliyometrik bir analiz yapmayı amaçlamaktadır. Çalışma, son on beş yıllık yayınları kapsamakta ve makalelerin performans analizi ve bilim haritalama analizini gerçekleştirmektedir. Bu çalışmada, bibliyometrik analiz için R yazılımının “bibliometrix” paketi kullanılmıştır. Çalışmada, PRISMA akış diyagramı izlenerek veri seti oluşturulmuş ve toplam 632 çalışmadan oluşan bir örneklem analiz edilmiştir. Sonuçlar, yeşil insan kaynakları yönetimi alanındaki araştırmaların son 5 yılda önemli ölçüde arttığını ve Çin’in bu alanda her açıdan en üretken ülke olduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışma, bibliyometrik analiz bulguları sonucunda öne çıkan çevresel performans, sürdürülebilirlik ve çevre yönetimi gibi trend konuları vurgulamakta ve yeni araştırma fırsatları için heyecan verici yollar ortaya koymaktadır. Ayrıca, Journal of Cleaner Production, Corporate Social Responsibility and Environmental Management, International Journal of Manpower ve Business Strategy and The Environment yeşil insan kaynakları yönetimi literatüründe en çok yayın yapan dergilerdir. Bu çalışma, araştırmacılar için Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi alanının zaman içinde nasıl evrildiğini ve alanda daha fazla dikkat gerektiren konuları anlamak için bir rehber görevi görecek ve araştırmacılara herhangi bir araştırma alanında performans analizi ve bilimsel haritalama yöntemlerini kavrayıp uygulama noktasında yol gösterici olacaktır. Çalışmanın gerek araştırmacılara gerek endüstriye gerekse kurumlara yeşil insan kaynakları yönetimi ile ilgili genel bir çerçeve sunarak katkı sağlaması beklenmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Covid-19 Salgının Türkiye’de Uzun Dönemli İşsizliğe Etkileri

    Acun, Serdar

    COVID-19 salgını, küresel iş gücü piyasasında büyük değişimlere neden olmuştur. Salgın döneminde işsizlik artarken istihdam azalmış, 2020 yılında çalışma süreleri 2019’un son çeyreğine kıyasla 255 milyon tam zamanlı işe eşdeğer bir kayıp yaşamıştır. Bu kayıp, 2008 küresel finansal krizindekinin dört katı büyüklüğündedir. İş arama süreleri uzamış ve uzun dönemli işsizlik oranları ciddi oranda yükselmiştir. Türkiye’de 2019 yılında uzun dönemli işsizler toplam işsizlerin %23’ünü oluştururken, bu oran 2022 sonunda %31’e ulaşmıştır. Bu çalışmada, salgın öncesi ve sonrası uzun dönemli işsizliğin belirleyicileri incelenmiştir. 2019-2023 verilerine dayalı lojistik regresyon analizinde bağımlı değişken olarak uzun dönemli işsizlik; bağımsız değişkenler olarak cinsiyet, yaş, eğitim, iş deneyimi gibi faktörler kullanılmıştır. Türkiye emek piyasasının en önemli sorunlarından biri olan emek arzının niteliğiyle emek talebinin niteliği arasındaki uyuşmazlık bu çalışmada da görülmüştür. Eğitimli nüfusun uzun dönemli işsizlikte olma olasılığı daha fazladır. Türkiye emek piyasasının kadına iş yaratmadaki sıkıntısı bu çalışmada da ortaya çıkmış ve kadınların uzun dönemli işsizlikte olma olasılığı erkeklere göre daha fazla olduğu bulunmuştur.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Türkiye in the Framework of the Preston Curve and Wilkinson Hypothesis: The Transformation of Income Growth, Income Distribution, and Life Expectancy

    Sarı, Sacit

    This study examines the validity of the Preston Curve and Wilkinson Hypothesis in the context of the Turkish economy, analyzing the impact of per capita income, income inequality, and public health expenditures on life expectancy. Using data from 1960 to 2022, graphical analysis and time series methods were employed to investigate the relationships between these variables. The key findings indicate that the Preston Curve is valid for Türkiye, as higher per capita income increases life expectancy, but the effect diminishes beyond a certain income level. A negative and statistically significant relationship was found between income inequality and life expectancy, supporting the Wilkinson Hypothesis. Additionally, public health expenditures positively and significantly influence life expectancy, highlighting the importance of government investments in healthcare. The findings suggest that the impact of economic growth on health indicators is not solely determined by rising income levels but also by the reduction of income inequality and increased public health expenditures. Policy recommendations include expanding healthcare spending, implementing social policies to mitigate income inequality, and addressing regional disparities in healthcare access.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    Shaping the Future of Datça Peninsula: Exploring Suitable Settlement Areas and Land-Use Scenarios

    Konurhan, Zekeriya; Ceylan, Mehmet Akif

    This study examines land use/land cover (LULC) scenarios and identifies areas suitable for settlement on the Datça Peninsula. Datça is one of the four peninsulas in the Aegean Sea and is administratively part of the Muğla province of Türkiye. Forests prevail across the landscape, especially around the stretch shaped by the Datça–Marmaris highway, while agriculture is concentrated on the Datça Plain, Cumali, and Yaka. This study aims to determine land use scenarios and identify suitable areas for future development and settlement. The GeoSOS-FLUS software package, developed based on Markov Chains and Artificial Neural Networks for land use simulations, was used. Aware of the limitations of simulations that do not consider land suitability, a suitability analysis was performed using the Best-Worst Method (BWM), one of the Multi-Criteria Decision Making approaches. Sixteen criteria within four groups—topography, socioeconomics, location, and environment—were evaluated. The suitability analysis results were compared with simulated land use scenarios, and the most suitable areas for future settlements in the Datça Peninsula were identified. This integrated approach provides important information for the sustainable development of the region and the shaping of land use planning.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Tarihi Yapıların Korunması Kapsamında Taşıma Yöntemini Tunceli İlindeki Çelebiağa ve Sungurbey Camileri Üzerinden Yeniden Düşünmek

    Dalkılıç, Neslihan; Güngör, Gizem Nur

    Tarihi yapıların taşınması, koruma biliminin fiziksel ve bağlamsal bütünlük ilkeleri çerçevesinde tartışılan ve uygulanan önemli bir yöntemdir. Bu çalışma, Keban Barajı kurtarma projesi kapsamında 1960’lar ve 70’lerde taşınan taşınan Pertek Çelebiağa ve Sungurbey Camileri’ni, koruma ve restorasyon ilkeleri çerçevesinde ele alarak incelemektedir. Çalışmada, yapıların taşınma süreçleri detaylı arşiv araştırmaları, saha gözlemleri ve malzeme analizleri yoluyla değerlendirilmiş; taşınma sonrasında özgünlük, bütünlük ve bağlam kavramlarının nasıl etkilendiği analiz edilmiştir. Her iki caminin taşınmasında, temel mimari unsurlar büyük ölçüde korunmuş, özgün malzemelerin yeniden kullanımı öncelikli hedef olmuştur. Bununla birlikte, taşıma sırasında zarar gören veya eksik olan bölümlerde yeni malzeme kullanımına başvurulması, malzeme kaybının minimize edilmesi ve özgün yapım tekniklerine uygun restorasyon uygulamalarının gerekliliğini ortaya koymuştur. Taşıma öncesinde gerçekleştirilen detaylı belgeleme çalışmaları ve malzeme numaralandırma süreçleri, yapıların yeniden inşasında büyük önem taşımış, bu süreçte bağlam ve mekânsal yerleşim ilkelerine uygunluk sağlanmıştır. Yapıların taşınmalarının üzerinden geçen yarım asırlık süreçte, özgün işlevlerini koruyarak kent dokusuna entegrasyonu, taşınma uygulamalarının koruma bilimindeki çok yönlü etkilerini ortaya koymaktadır. Çalışma, taşımaların yalnızca son çare olarak başvurulması gerektiği ilkesini desteklerken, bu süreçlerin planlama, belgeleme ve uygulama aşamalarında koruma ve sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı kalınmasının önemini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, Çelebiağa ve Sungurbey Camileri’nin taşınma süreci, kültürel mirasın korunmasına yönelik bilimsel ve teknik yaklaşımlara değerli bir katkı sunmaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Görünmeyeni görmek: âşık veysel’in şiirlerinde fenomenoloji

    Ekici, Muhammet Faruk

    Âşık Veysel’in şiirleri fenomenolojik açıdan incelendiğinde bu şiirlerde insan varoluşunun özünü anlamlandırma ve sorgulama çabasının varlığı görülmektedir. Bu makalede, Âşık Veysel’in şiirleri fenomenolojik olarak analiz edilip insan varoluşunun anlamlandırılmasına yönelik detaylı bir okuma sunmak amaçlanmaktadır. “Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Benim Sadık Yârim Kara Topraktır”, “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Beni Hor Görme Kardeşim”, “Sen Bir Ceylan Olsan Ben de Bir Avcı”, “Dünyada Tükenmez Murat Var İmiş” ve “Bu Dünyayı Kuran Mimar” şiirleri; varoluş, ölüm, zaman, doğa ve öz gibi temalar çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmada Edmund Husserl ve Maurice Merleau-Ponty’nin fenomenoloji kuramları temel alınarak betimleyici ve yorumlayıcı analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu şiirlerde bilinç, geçicilik, yönelimsellik, öznelerarasılık ve beden-fenomen ilişkisi çerçevesinde çözümlemeler yapılmıştır. Ayrıca bireyin yaşamla, ölümle ve toplumla kurduğu ilişki fenomenolojik açıdan yorumlanmıştır. Sonuç olarak Âşık Veysel’in şiirlerinin bireysel deneyim ile kolektif bilinç arasında bir köprü kurduğu; bireyin yaşam, ölüm, doğa ve toplum ile ilişkisini aydınlatmada önemli bir işleve hizmet ettiği görülmüştür. Bu çalışma, halk edebiyatı ürünlerinin çağdaş düşünce sistemleriyle nasıl analiz edilebileceğine dair özgün bir örnek teşkil etmekte ve halk bilimi alanında fenomenolojik yönteme dayalı incelemelere katkı sağlamayı hedeflemektedir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Profesyonel Doğal Vücut Geliştiricilerinden Diyafram Kalınlığının 1RM Kuvvetine Etkisi

    Yılmaz, Coşkun; Kavuran, Korhan; Çelikel, Baha Engin; Soylu, Hakan Hüseyin; Demir, Alper; Sezer, Süreyya Yonca

    Profesyonel doğal vücut geliştirmeciler üzerinde yapılan çalışmalarda farklı antrenman yüklerinin performans üzerindeki olumlu etkileri iyi bilinmesine rağmen, diyafram kas kalınlığının 1RM kuvvetini nasıl etkilendiği belirsizdir. Çalışmanın amacı, diyafram kas kalınlığının profesyonel doğal vücut geliştiricilerde tek tekrar maksimal kuvveti (1RM) ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya ulusal ve uluslararası yarışmalara katılmış aktif spor yapan 15 profesyonel doğal vücut geliştirici dâhil edilmiştir. Deneklerden solunum fonksiyon testleri, 1RM ve diyafram kas kalınlık ölçümleri alınmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS 25 istatistik paket programı ile hesaplanmıştır. Çalışmada 1RM değeri ile FVC, FEV1 ve PEFmax parametreleri ile pozitif anlamlı yüksek ilişki olduğu tespit edildi. FEV1/FVC oranı ile negatif düşük düzeyde bir ilişki tespit edildi. 1RM ile dinlenme, ekspirasyon ve inspirasyon evrelerinde diyafram kas kalınlığı ile pozitif orta düzeyde bir ilişki tespit edildi. Sonuç olarak, bu çalışma, diyafram kas kalınlığının vücut geliştirme antrenmanlarında 1RM performansı ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle, diyafram kasının sadece solunumu destekleyen bir kas olarak değil, aynı zamanda intra-abdominal basıncı optimize ederek güç üretimine katkı sağlayan bir kas olarak da değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Alevi-Bektaşi Şiirinde Zıtlıkların Birliği: İman ve İnançsızlık

    Ekici, Muhammet Faruk

    İslam’da birbirine karşıt anlamları ifade eden küfür ve iman kavramları, Alevi-Bektaşi şiirinde bir bütünün parçaları olarak değerlendirilmiştir. Öyle ki bu şiirlerde küfrün imana dönüştüğünü bile görmek mümkündür. Bu çalışmanın amacı, Alevi-Bektaşi şiir geleneğinde “küfrün iman olması” paradoksunun tasavvufi, kültürel ve edebî boyutlarını analiz etmektir. Makalede, Alevi-Bektaşi şiirinde “küfrün imana dönüşmesi” konusu tasavvufi, kültürel ve edebî yönleriyle ele alınmıştır. Bu çerçevede, küfür ve iman kavramlarına yeni anlamların nasıl kazandırıldığı tasavvufi düşüncenin temel kavramları olan vahdet-i vücut, zıtların birliği ve batıni yorum geleneği çerçevesinde açıklanmıştır. Alevi-Bektaşi şiirinde küfrün imana dönüşmesi Şah Hatayi, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal ve Virani gibi Alevi-Bektaşi şairlerinin şiirleri üzerinde gösterilmiştir. Çalışmada, literatür taraması yöntemi kullanılarak küfür ve iman kavramlarının geçtiği şiirler tespit edilmiştir. İslami gelenekteki küfür ve iman ayrımı, tasavvufta bu kavramların nasıl bütünleştiği ve Alevi-Bektaşi şiirinde nasıl yorumlandığı karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Değerlendirmeler, klasik İslam düşüncesi ve tasavvufun temel öğretileri çerçevesinde yapılmıştır. Araştırma sonucunda, Alevi-Bektaşi şiirinde küfrün iman olması konusunun bireyin içsel dönüşümünü ve hakikate ulaşma sürecini simgelediği görülmüştür. Bu yaklaşım, inancın dışsal ritüellerden öte derin bir manevi yolculukla tamamlandığını göstermektedir. Çalışma, Alevi-Bektaşi şiirindeki derin tasavvufi yapıyı keşfedip anlamaya katkı sağlamayı; halk bilimine ve tasavvufa dair bilimsel çalışmalar için yeni perspektifler kazandırmayı da amaçlamaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Macroeconomic determinants of food inflation in Türkiye: Empirical evidence from RALS-based time series analysis

    Sarı, Sacit

    This study aims to analyse the macroeconomic determinants of food price inflation in Türkiye using monthly data for the period 2015:01–2025:03. Fluctuations in food prices have significant impacts, particularly on the quality of life and food security of low-income households. In this context, food price inflation is used as the dependent variable. In contrast, the agricultural input price index, commercial loan interest rate, exchange rate, and oil prices are employed as explanatory variables. The stationarity properties of the series are examined through the Zivot-Andrews test and the RALS- LM test with structural breaks. The presence of a long-run cointegration relationship among the variables is tested using the RALS-EG test, and long-run coefficients are obtained via the DOLS method, which addresses endogeneity and serial correlation by augmenting the levels equation with leads and lags of first differences. Empirical findings suggest that agricultural input prices, interest rates, and exchange rates have a positive and significant impact on food inflation. Based on the results, reducing agricultural production costs, expanding the availability of low-interest farm loans, and effectively managing energy subsidies are critical to controlling food inflation. Anahtar Kelimeler:

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ebe ve Hemşirelerin Mizah Algıları ile Problem Çözme Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Kesitsel Çalışma

    Şeker, Sevda Arslan; Alp Dal, Nursel

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, katılımcıların kullandıkları mizah tarzlarının ve problem çözme becerilerinin sosyodemografik özellikler açı- sından farkl ılıkları ile bu iki de ğişken aras ındaki ili şkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın ve- rileri 95 ebe ve hemşire ile Tanıtıcı Özellikler Formu, Mizah Tarzları Öl- çeği ve Problem Çözme Envanteri (PÇE) kullanılarak toplanmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından Temmuz-Aralık 2019 tarihleri arasında yüz yüze toplanmıştır. Verilerin de ğerlendirilmesinde Kolmogorov-Smirnov nor- mallik testi, Mann-Whitney U Analizi, Kruskal-Wallis Testi, Spearman’s Rho Korelasyon Analizi kullan ılmıştır. Bulgular: Katılımcıların mizah tarzları sırasıyla Katılımcı Mizah (39,96±8,65), Kendini Geliştirici Mizah (36,62±9,36), Kendini Y ıkıcı Mizah (25,46±8,78) ve Sald ırgan Mizah (18,38±5,66) alt boyutlar ı şeklinde sıralanmıştır. Problem çözme stilleri açısından, PÇE puan ortalaması 83,14±17,47’dir. PÇE toplam puanı ve De- ğerlendirici Yakla şım alt boyutu puan ortalamas ı ile Kat ılımcı Mizah (r=-0,270, p=0,008) ve Kendini Geli ştirici Mizah (r=-0,281, p=0,006) alt boyutları arasında anlamlı negatif ilişki bulunmuştur. Düşünen Yaklaşım ve Kendine Güvenli Yaklaşım alt boyut puanları ile Kendini Geliştirici Mizah arasında negatif yönde dü şük düzeyde ili şki (r=-0,273, p=0,008) saptan- mıştır. Aceleci Yaklaşım alt boyutu ile Katılımcı Mizah (r=0,205, p=0,046) arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edil- miştir. Sonuç: Araştırmada, katılımcıların daha sık olumlu mizah tarzları kullandığı, olumsuz mizah tarzlar ını ise orta düzeyde kulland ıkları gö- rülmüştür. Ayrıca, olumlu mizah tarzlar ını daha fazla kullanan bireylerin problem çözme becerilerinin daha yüksek oldu ğu belirlenmiştir. Bu bul- gular, mizahın problem çözme becerilerini geliştirme açısından önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Sağlık profesyonellerinin iletişim ve problem çözme becerilerini güçlendirmeleri için olumlu mizah tarzlar ını destekleyici stratejiler geliştirilmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Evolution of digital marketing campaigns with artificial intelligence and machine learning: Analysing success prediction capabilities

    Cevher, Muhammed Fatih; Gülter, Erkan

    This study aims to investigate the predictive capabilities of machine learning algorithms in forecasting the success of digital marketing campaigns. In addition, the study aims to evaluate the performance of machine learning algorithm classification models and to determine which classification model is more effective in making this prediction. In this direction, a classification analysis was performed with machine learning algorithms using a dataset of 10,001 digital marketing campaigns obtained from the Kaggle platform. The study's theoretical background is based on Attribution Modelling, the Technology Acceptance Model, Incremental Response Modelling, and the Diffusion of Innovations Theory. As a result of the analysis, it was revealed that the success prediction capabilities of machine learning algorithms for marketing campaigns are pretty high. In the study comparing the success prediction abilities of machine learning models, the Gradient Boosting model demonstrated the highest success prediction ability (93.31%). In comparison, the Logistic Regression model has the lowest predictive success rate (53.36%). The findings revealed that machine learning algorithms should be more widely incorporated into the marketing literature and that businesses can run more successful and efficient campaigns by utilising machine learning models in their marketing efforts.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    The relationship between quiet quitting and turnover intention in nurses: A systematic review and meta- analysis

    Sezgin, Eray Ekin

    Although some recent research has shown a positive association between quiet quitting and turnover intention among nurses, a thorough systematic review on this topic has yet to be conducted. Addressing the gaps in this area will provide a clearer understanding of the dynamics influencing nurses' turnover intentions and shed light on the development of future preventive strategies. This meta-analytic review aimed to integrate and critically assess the relationship between quiet quitting and turnover intention among nurses. All studies had a cross-sectional design and were conducted from 2023 onwards. A comprehensive search of six databases, including ScienceDirect, Medline, JSTOR, ProQuest, Scopus, and Web of Science, was conducted to gather empirical studies for this meta-analytic research. The results indicated a moderate, positive relationship between quiet quitting and turnover intention (r = 0.40, p < 0.0001). Furthermore, the overall effect size showed consistency, and the heterogeneity level (I² = 94.7%) was considered within acceptable thresholds. Further in-depth research is required to gain a clearer understanding of how quiet quitting influences turnover intention. To prevent quiet quitting, nursing managers should establish clinical guidelines and support programs that promote nurses' professional development and enhance their job satisfaction and commitment to the profession. In this way, nurses can achieve more satisfaction and motivation in their workplaces, and thus their turnover intentions can be reduced.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Security and Performance-Based Design and Evaluation Criteria for Cryptographic Random Number Generators

    Erdem, Ebubekir; Garipcan, Ali Murat

    This study comprehensively examines security and performance-oriented selection and evaluation criteria for Random Number Generators (RNGs) used in cryptographic applications. The study analyzes the fundamental differences between Pseudo Random Number Generators (PRNGs) and True Random Number Generators (TRNGs). Within the scope of these analyses, entropy sources, statistical characteristics, and performance metrics, as well as their effects on security, are evaluated. The ability of TRNGs to meet high security requirements thanks to their hardware-dependent structures is compared with PRNGs, which offer software-based and low-cost solutions. The study evaluates various criteria ranging from minimum entropy tests to space and energy requirements. It also highlights the fundamental challenges encountered in the design and implementation of RNGs in cryptographic systems. Additionally, the fundamental security requirements encountered in RNG design and how these requirements can be met in practice are discussed in detail. In this context, PRNGs, TRNGs based on physical processes, and hybrid RNG designs are analyzed. The advantages and disadvantages of these different design paradigms are then presented in a comparative manner. In conclusion, this study delivers a framework that unifies security, performance, and design considerations for RNGs, setting a benchmark for future cryptographic research. As a result, this framework forms the foundation for the next generation of secure, efficient, and scalable cryptographic systems.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Regional Variations in the Physical and Rheological Properties of Asphalt Binders Recovered from Earthquake-Damaged Roads Following the February 6, 2023 Türkiye Earthquakes

    Furtana, Beyza

    This study investigates the physical and rheological properties of asphalt binders recovered from earthquake damaged road sections in Hatay, Kahramanmaras, Gaziantep, and Malatya following the February 6, 2023, earthquakes in southern Türkiye (Mw = 7.8 and Mw = 7.5). Asphalt mixture samples were collected from severely deteriorated pavements, and bitumen was extracted through solvent extraction and rotary evaporation. The recovered binders were subjected to penetration, softening point, rotational viscosity, and Dynamic Shear Rheometer (DSR) tests to evaluate aging, stiffness, high-temperature performance, and viscoelastic behavior. Results revealed significant regional differences: Hatay binders exhibited the lowest penetration, highest softening point, highest viscosity, and the greatest rutting resistance (high G*/sinδ values) while maintaining lower phase angles, indicating enhanced stiffness and elasticity. In contrast, Kahramanmaras binders showed the highest penetration, lowest softening point, and lower viscosity, combined with high phase angles, reflecting a softer, more viscous character with reduced deformation resistance. Malatya and Gaziantep binders displayed intermediate characteristics, with Malatya showing moderate stiffness and Gaziantep retaining greater flexibility. Across all samples, viscosity decreased markedly with increasing temperature, and rutting resistance diminished at higher service temperatures; however, binders with higher initial G*/sinδ values retained better performance. The findings highlight the influence of regional seismic intensity, climatic conditions, and pavement history on binder behavior and emphasize the need for region-specific maintenance and rehabilitation strategies in post-disaster pavement management.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    “Okul Sosyal Hizmeti”: Uygulayıcı Görüşlerinden Derinlemesine Bir Analiz

    Akgül, Ceylan Sülü

    Çalışmada okul sosyal hizmeti uygulamasının kapsamı, bu alanda deneyim sahibi olan uzmanların saha deneyimlerini aktarması ile incelenmiştir. Bu bağlamda sosyal hizmet uzmanlarının, okul sosyal hizmeti kapsamındaki saha deneyimleri, karşılaştıkları güçlükler, sundukları hizmetlerin etkinliği ve önemi, hizmetin geliştirilmesi ve uygulanabilir olmasına dair önerileri nitel araştırma yöntemi kullanılarak betimsel ve içerik analizi yoluyla Maxqda 2024 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sekiz sosyal hizmet uzmanı ile derinlemesine yapılan görüşmelerde; çocuk-aile-okul ve diğer kurumlar ile işbirliği içerisinde, eğitim, seminer, atölye çalışmaları, öğrencilerin akademik başarısı ve okula devamına yönelik faaliyetler, düzenli ve sık biçimde yapılan ev ziyaretleri, çocuğun üstün yararı için uygulanan tedbir kararları neticesinde elde edilen çıktı ve geri dönütlere ek olarak mesleki şovenizme dayalı ayrımcılık ve meslek tanımındaki belirsizliğe dayalı güçlüklere değinilmiştir. Yine hizmetin geliştirilmesi ve uygulanabilir olmasına dair sosyal hizmet lisans eğitimine ilave eğitimler alınması, diğer mesleklerle birlikte bir ekip kurularak iş birliği içerisinde çalışılmasının önemi ve pilot uygulamalarla uygulamanın Türkiye nezdinde faaliyete geçirilebileceğine dair önemli paylaşımlar da çalışmadan elde edilen bulgular arasında yer almaktadır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Türk Sözlükçülük Geleneğinde Dijital Dönüşüm

    Koç, Ali

    Türk sözlükçülüğünde dijital dönüşümün etkileri, geleneksel sözlük derleme süreçlerinde belirgin değişiklikler yaratmaktadır. Türk sözlükçülüğünün tarihsel temelleri, uzun yıllar boyunca oluşmuş metodolojiler ve kültürel anlatılar çerçevesinde incelendiğinde, dilin evrimine yön veren unsurların izlerini göstermektedir. Dijital sözlük yapımına doğru bağlam, interaktif dijital araçların ve sağlam teknolojik altyapıların entegrasyonu ile kendini göstermekte; bu durum farklı kullanıcı gruplarına erişimin artmasını, otomatik içerik güncellemelerini ve gerçek zamanlı etkileşim imkânlarını beraberinde getirmektedir. Dijital metodolojilerdeki ilerlemeler, dil araştırmaları ile veri analitiği arasındaki etkileşimi güçlendiren yenilikçi uygulamaların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bununla birlikte, dil kirliliği, standartlaşma eksikliği ve dijital kaynaklara erişimdeki eşitsizlik gibi önemli sorunlar da gözlemlenmektedir. Akademik tartışmalar, teknolojik yeniliklerin sürdürülebilir dijital çerçevelerle desteklenmesi ve dil mirasının korunması gerekliliğine işaret etmektedir. Türk sözlükçülüğünün çağdaş ihtiyaçlarla uyumlu gelişimini sağlarken, geleneksel değerlerin de muhafaza edilmesini hedeflemekte; böylece geleceğe yönelik sağlam bir yol haritası oluşturulması amaçlanmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Türk Dünyasında Nevruz: Adlar ve Anlamlar

    Koç, Ali

    Nevruz, Türk dünyasının ortak geçmişini ve kültürel zenginliğini yansıtan, köklü bir gelenekle bugüne taşınmış kadim bir bayramdır. Yalnızca baharın gelişini ve doğanın uyanışını kutlamakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı, bereketi ve yenilenmeyi simgeler. Türk toplulukları, binlerce yıldır bu bayramı farklı adlarla anmış ve her biri, Nevruz’un derin anlamını kendi kültürüne göre şekillendirmiştir. “Naurız”, “Nooruz”, “Nevbahar”, “Nevris”, “Yılsırtı” ve “Ruzlama” gibi adlar, bu bayramın tarihî, mitolojik ve kültürel köklerini zenginleştiren birer iz olarak Türk dili ve kültüründe yerini almıştır. Türklerin geniş coğrafyasında Nevruz, bir mevsim geçişi ritüelinin çok ötesinde, halkları bir araya getiren güçlü bir bağdır. Nevruz, tarih boyunca Türk dünyasında milli kimliği, dayanışmayı ve gelenekleri diri tutan bir değer olarak öne çıkmıştır. Ortak bir geçmişin izlerini taşıyan bu bayram, halkın belleğinde mitolojik anlatılarla ve inançlarla harmanlanmış, her toplumda farklı adlarla anılsa da ortak duygularla kutlanmıştır. Bu yönüyle Nevruz, toplumsal birliğin ve kültürel ortaklığın canlı bir simgesi olmayı sürdürmektedir. Bu çalışmada da, Nevruz'un farklı adları ve anlamları üzerinden nasıl dilsel ve kültürel bir birlik oluşturduğu incelenecektir. Ayrıca, Nevruz'un Türk milletini birleştiren köklü değerleri temsil ettiği çeşitli örneklerle gösterilecektir. Türk dünyasında 50’den fazla isimle anılan Nevruz'un tüm varyantlarının "yenilenme, birlik, doğa ile uyum" temalarında ortak bir kültürel kimlik oluşturduğu görülmektedir