Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bulut, Hasan(53)
- Baskonus, Haci Mehmet(52)
- Alataş, Mevlüt(39)
- Gul, Muhammet(39)
- Serdar, Osman(38)
- Güler, Ömer(37)
- Akkurt, Nevzat(31)
- Benzer, Fulya(30)
- Sulaiman, Tukur Abdulkadir(29)
- Yucesan, Melih(29)
- Zengin, Gokhan(29)
- Kocabaş, Mehmet(28)
- Topal, Murat(26)
- Batan, Nevzat(25)
- Kök, Mediha(25)
- Ezer, Tülay(24)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(24)
- Yildirim, Ozal(23)
- Tekin, H.O.(22)
- Utku, Anıl(22)
- ALMisned, Ghada(21)
- Ince, Muharrem(21)
- Öbek, Erdal(21)
- Erten, Fusun(20)
- Aslan, Naim(19)
- Celik, Erkan(19)
- Yildirim, Numan(19)
- Cakilcioglu, Ugur(18)
- Dal, Murat(18)
- Dal, Nursel Alp(18)
- Sahin, Kazim(18)
- Özkaynak, Fatih(18)
- Aslan, Alper(17)
- Erata, Hüseyin(17)
- Orhan, Cemal(17)
- Ergen, Burhan(16)
- Tanyol, Mehtap(16)
- Demir, Yakup(15)
- Etli, Serkan(15)
- Işık, Erdem(15)
Yayınlar
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Ulus-devlet, kimlik ve kültür perspektifinde uluslararası göç tartışmaları
Reyhanoğulları, Müslüm
Çağdaş dönemde uluslararası göçler; ulus-devlet, kimlik ve kültür kavramları bağlamında karmaşık ve çok boyutlu bir ilişki içinde ele alınmaktadır. Bu ilişkinin niteliği, ulus-devletlerin doğası ve işlevleri ile uluslararası göçün temel dinamikleri tarafından şekillendirilmektedir. Ulus-devletler göçü düzenleme ve yönetmede aktif rol oynarken, uluslararası göç hareketleri de devletlerin sosyokültürel, ekonomik ve politik yapılarında dönüşümlere yol açmaktadır. Bu karşılıklı etkileşim, devlet politikaları ve toplumsal dinamiklerde derin değişiklikler yaratmaktadır. Göçmen ile ev sahibi toplumlarda kimlik ve kültür ekseninde de olumlu ve olumsuz sosyal dönüşümleri beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla göçmenlerin kimlikleri adaptasyon sürecinde yeniden şekillenirken, ev sahibi toplumların kimlik ve kültürel yapıları da değişmektedir. Bu durum kültürel sınırların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda araştırma uluslararası göç olgusunu; ulus-devlet, kimlik ve kültür ekseninde sosyo-politik etkileriyle incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen çalışma, literatüre dayandırılarak uluslararası göçün ulus-devletin doğasına, kimlik oluşumundaki rolüne ve kültürel ilişkilerine odaklanmaktadır. Çalışmanın beşerî coğrafyadaki bu konulara kuramsal katkı sunması hedeflenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Hapishanenin Doğuşu, Bedenin İşlevsel Üreyişi: Eleştirel Yönetim Alanından Bir Okuma
Cengiz, Aytül Ayşe; İnan, Arzu; Remziye, Kolcu
Disiplinci iktidarın yalnızca zorlayıcı değil, aynı zamanda rıza üretimi yoluyla işleyen bir iktidar biçimi olduğunu varsayan bu çalışma, Türkiye’deki açık cezaevlerinde mahpus-işçi olarak çalışmış iki eski mahkûmun tanıklıkları aracılığıyla hapishanelerde uygulanan disipline etme pratiklerinin niteliğini ve etkilerini incelemektedir. Katılımcıların amaçlı örneklem yoluyla seçildiği görüşmeler, eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Hapishanelerde uygulanan gözetim, ödül-ceza mekanizmaları ve disiplin tekniklerinin iş yerlerindeki yönetim pratikleriyle yapısal düzeyde benzeşmesi; bireylerin her iki bağlamda da ekonomik birer özne olarak kurgulanmasına ilişkin bir tartışma zemini sunmakta ve bu yönüyle çalışmanın eleştirel yönetim literatürüne kuramsal katkı sağlaması hedeflenmektedir. Kimlikleri doğal, verili ve evrensel kabul etmek yerine kurumlar tarafından belli iktidar mekanizmaları içerisinde özneleştirme pratikleri ile kurulan öznel deneyimler olduğunu hapishane-beden ilişkisi üzerinden göstermeyi hedefleyen bu çalışma, eleştirel yönetim anlayışına alternatif öznellik biçimlerini düşünme yönünde bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Endemik Tunceli Sarımsağı (Allium tuncelianum) Toprağından Bacillus velezensis İzolasyonu, Moleküler Tanımlanması ve Antimikrobiyal Özellikleri
Yazdıç, Ferit Can; Yazdıç, Fadime; Karaman, Altuğ; Yücel, Halit; Kilic, Sükran
Antibiyotik direnci, yeni antimikrobiyal ajanların keşfini gerektiren, her geçen gün büyüyen küresel bir endişedir. Spor oluşturan gram pozitif bir bakteri olan Bacillus velezensis, lipopeptitler (sürfaktin, fenjisin, iturin) ve poliketidler (difficidin, makrolaktin) gibi biyoaktif bileşikler üretmesiyle bilinmektedir. Bu maddeler geniş spektrumlu antimikrobiyal özellikler göstermekle beraber, bitki patojenlerini baskılar ve bitki büyümesini teşvik eder. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki endemik Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum (Kollmann) Özhatay, B. Mathew ve Şiraneci) ile ilişkili topraktan B. velezensis'in izolasyonunu, tanımlanmasını ve antimikrobiyal potansiyelini araştırmaktadır. B. velezensis ŞK_B3 suşu, 16S rDNA dizilemesi kullanılarak tanımlandı ve gram pozitif (Staphylococcus aureus, Bacillus subtilis) ve gram negatif (Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa) bakterilere karşı antimikrobiyal aktivite açısından test edildi. Streptomisin ve penisilin gibi standart antibiyotiklere kıyasla orta düzeyde aktivite gösterse de, etkinliği özellikle gram pozitif bakterilere karşı dikkat çekici olduğu tespit edilmiştir. Sonuçlar, özellikle gram pozitif bakterilere karşı orta düzeyde inhibitör aktivitesi olduğunu göstermiştir. Bu da tarımda bir biyokontrol ajanı ve yeni antibiyotik kaynağı olarak potansiyelini vurgulamaktadır. Etkin bileşiklerin aydınlatılması ve antimikrobiyal etkinliğin artırılması için daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
- MakaleAçık Erişim2025Atık Polietilenteraftalat (PET) Geri Dönüşümünden Elde Edilen Glikolize Ürünler ile Sentezlenen Reçinelerin Poliolefinlerin Akışkanlığı ve Yoğunluğuna Etkileri
Kismet, Yilmaz; Fırat, Tülay
Yapılan bu çalışmada, atık polietilen tereftalat (PET) glikolize edildi ve elde edilen oligoester poliollerden reçine sentezlendi. Atık PET’ in depolimerizasyonu, üç faklı glikol (Polipropilen Glikol (PG), Trietilen Glikol (TEG) ve Polietilen Glikol (PEG)) (1:2) ve (1:10) molar oranlarında iki farklı katalizör (çinko asetat, çinko sülfat) eşliğinde gerçekleştirildi. Reçine sentezi için öncelikle, glikolize ürün ve maleik anhidrit (1:1) molar oranınında karıştırıldı ve daha sonra bu karışıma, kobalt oktoat ve metil etil keton peroksit (MEKPO) eklendi. Sentezlenen reçine farklı oranlarda alınarak termoplastik polimerlerin önemli bir grubu olan poliolefinlerde dolgu maddesi olarak değerlendirildi. Aynı zamanda önemli birer ticari termoplastik olan alçak yoğunluklu polietilen (AYPE), yüksek yoğunluklu polietilen (YYPE), polipropilen (PP) reçineye farklı oranlarda eklenerek dolgu maddesi elde edildi. Elde edilen dolgu maddelerinin kütlesel akış indeksi ve yoğunluk analizleri gerçekleştirildi. Geliştirilen dolgu maddesinin özellikle YYPE ve PP başta olmak üzere her üç termoplastiğinde kütlesel akışkanlığını iyileştirdiği tespit edildi.
- MakaleAçık Erişim2025Yeni-Osmanlıcılık İdeolojisinin Hegemonik İnşasında Türk Televizyon Dizilerinin Kullanımı
Aydin, Nursen
Bu çalışma, Türkiye’de siyasal iktidarın yeni-Osmanlıcılık ideolojisini toplumsallaştırma sürecinde televizyon dizilerinin hegemonya aracı olarak kullanımını ele almaktadır. Yeni-Osmanlıcılık söylemi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1950’lerde gündeme gelmiş ve 1980’lerle birlikte temelleri atılmaya başlanmıştır. Tarihsel süreç içerisinde sağ siyasal iktidarlar tarafından değişen tonda ve ölçüde kullanılan yeni-Osmanlıcılık, 2000’li yıllarda siyasal ve toplumsal alanda yerleşik hale getirilmiştir. Siyasal kimliğini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayarak 2002 yılında iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) özellikle 2009 yılından bu yana iç ve dış politikada belirgin hale geldiği gözlenen yeni Osmanlıcı söylemleri, toplumsal ve kültürel yaşamın biçimlendirilmesinde de sıkça kullanılmıştır. Dolayısıyla bu çalışma, Türkiye’de yeni Osmanlıcı söyleminin 2010’lu yıllardan bu yana hegemonik hale getirilmesinde televizyon dizilerinin kullanımını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda, kuramsal olarak Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramının temel alındığı çalışmada, 2010-2024 yılları arasında Osmanlıyı ve Selçuklu dönemini konu edinen televizyon dizilerine ilişkin nicel veriler ortaya konulmuştur. Söz konusu dizilere ilişkin veriler, doküman analizi tekniğinden yararlanılarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda, 2010 yılı sonrasında yeni-Osmanlıcılık ideolojisinin siyasal iktidarın politikalarında ve söylemlerinde yoğun bir biçimde kullanımına paralel olarak Osmanlı temalı televizyon dizilerin sayısında da artış yaşandığı ve siyasal iktidarın yeni-Osmanlıcılık söylemin sözü edilen diziler aracılığıyla sürdürüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, Osmanlı/Selçuklu temalı televizyon dizilerinde, senaryonun Türkiye’nin iç ve dış siyasetteki güncel olaylarına ve bu konuda AK Parti iktidarının politikalarına gönderme yapılarak kurgulandığı dikkat çekmektedir
- MakaleAçık Erişim2025Avrupa`da Üçüncü Haçlı Seferine Neden Olan Etkenler ve Sefer Öncesi Hazırlıklar
Genç, Özlem; Korunur, Harun
Haçlı Seferleri yaklaşık 200 yıl boyunca Anadolu ve Orta Doğu`yu kan gölüne çeviren, tarihte eşi benzeri görülmemiş kitlesel bir harekettir. Binlerce insan ne ile karşılaşacaklarını bilmeden kendilerine vaat edilenlere inanarak yola çıkmışlardır. Bu harekatta İspanya Müslümanlarına karşı elde ettikleri başarılar çok etkili olmuştur. Aynı başarıyı Kutsal Topraklar`da da göstereceklerine inanan çoğunluğu yaya olan bu insanların önemli bir kısmı yollarda hayatını kaybetmiş, bir kısmı da köle tüccarlarının eline düşmüştür. Seferler arasında başarılı olan tek sefer birinci seferdir. Kudüs`ü Müslümanlardan almak için kilometrelerce yol gelen askerler, pek çok kayıptan sonra bu amaçlarına ulaşmışlardır. Elbette bu başarıda o dönemde Anadolu`ya hâkim olan Türk İslâm dünyasının kendi iç sorunlarıyla uğraşması da etkilidir. Bu sayede Haçlılar büyük zorluklarla karşılaşmadan güneye inebilmiştir. 1147`de başlayan ikinci seferin sebebi Musul Atabeyi İmâdeddîn Zengî`nin 1144`te Urfa`yı Haçlıların elinden almasıdır. 4 Temmuz 1187’de Selâhaddîn Eyyubî komutasındaki Müslümanlar Hıttin’de Kudüs Haçlı Krallık ordusuna karşı başarı sağlamış böylece Kudüs yeniden Müslüman hâkimiyetine girmiştir. Bu haberin Avrupa’ya ulaşmasıyla Avrupa’da yeni bir sefer hazırlığı başlamıştır. 1187/9 civarında gerçekleştirilecek olan üçüncü sefer sırasında doğuda Selâhaddîn Eyyubî liderliğinde İslâm birliği sağlanmış durumdadır. Avrupa ise kendi içinde büyük sorunlar yaşamaktadır. Sefer için yapılan hazırlıklar içerisinde kendi aralarında saldırmazlık anlaşmaları yapmak, yeni vergiler koymak, asker toplamak için yeni yollar denemek sayılabilir. Çalışmamızda bu konunun ayrıntılarına değinilecektir.
- MakaleAçık Erişim2025Symbols Regarding the Perception of Faith in Indoor and Outdoor Spaces of Alevis in the United Kingdom
Çobanoğlu, Yavuz
Cultures are showcases of symbols. Every culture is the carrier of all the symbols, tangible or intangible, of the community to which it belongs. Here symbols become clusters in which social meanings are hidden over time. However, we now live in a world where the image overrides all kinds of meanings. In such a world, symbols are the first condition of ‘being visible’ for collective cultural identities. Especially for cultural communities living as ‘minorities’ far away from their homeland, ‘being visible’ is no longer only a matter of legitimacy, but also a matter of existence. One of the solutions to this problem for these communities can be said to be the use of symbols in their social spaces. From this point of view, symbols (and the symbolism produced through them) also have some functional features. A similar functionality applies to the meanings of concepts in the mind. Indeed, meaning is not a simple bundle of thoughts living in the mind, but a unifying element that establishes commonalities. Based on many of the findings of a year- long field research in the United Kingdom, this article is interested in the functional characteristics of the symbols used by the Alevi community in the interior and exterior spaces of the Alevi community in this country. The questions of how Alevi identity is constructed, produced and transmitted through cultural symbols in Alevi spaces in the UK constitute the limits of interest of the article. Throughout the study, the discourse analysis method has been chosen as the most appropriate research technique for sub-meaning readings of symbols. The ultimate aim of the following article around this interest is to reveal the symbolic expressions of Alevi identity far from the homeland, thus offering new contributions to the field of Alevism studies.
- MakaleAçık Erişim2025A simple touch into the busy work routine: progressive relaxation and posture exercises improve physical and mental health of health professionals
Goksuluk, Merve Basol; Tütün Yümin, Eylem; Parlak, Ebru; Topcuoglu, Ceyhun; Sürmelı, Mahmut; Hamurcu, Reşat
Aims: The aim of this study was to implement a combination of the progressive muscle relaxation technique (PMRT) along with posture exercises and assess their impact on the mental and physical well-being of health professionals with health complaints. Methods: This quasi-experimental study utilized hybrid, remote, and web-based telehealth methods, including phone calls, video recordings, and electronic documents. Thirty-eight health professionals experiencing pain engaged in PMRT twice a day, every two days, over a two-week period. Posture exercises were seamlessly integrated into their daily work routines and performed 2-3 times a day. Various parameters, including pain, fatigue, anxiety, depression, kinesiophobia, sleep quality, and centrality of pain, were assessed both before and after the treatment. Results: Significant improvements were observed in the prevalence, intensity, and centrality of pain, accompanied by a reduction in fatigue, anxiety, and depression scores post-treatment (p<0.05). However, there was no notable improvement in kinesiophobia and sleep quality scores following the treatment (p>0.05). Conclusion: The integration of PMRT and posture exercises into the daily routines of health professionals, delivered through remote web-based telehealth, emerges as an effective and straightforward strategy for ameliorating certain physical complaints and enhancing mental health. This approach holds the potential to be easily adapted into both daily life and work environments, offering a valuable tool for coping with work-related disorders.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Fekal İnkontinansın Yönetimi ve Hemşirelik Yaklaşımı
Avşar, Gülçin; Ferhat, Daşbilek; Sağlam, Hasan
Fekal inkontinans, bireylerin dışkı kontrolünü kaybetmesi durumu olup, hem fiziksel hem de psikososyal sorunlara yol açabilir. Yönetimi, bu durumu etkileyen nedenlerin belirlenmesiyle başlar; nörolojik hastalıklar, gastrointestinal sorunlar veya cerrahi geçmiş gibi faktörler değerlendirilir. Hemşireler, hastaların tıbbi geçmişini alarak, semptomları ve yaşam kalitesini etkileyen unsurları anlamalıdır. Ayrıca, uygun değerlendirme araçları kullanarak inkontinansın şiddetini belirlemeleri önemlidir. Hemşirelik yaklaşımı, bireysel bir plan geliştirilmesini gerektirir. Bu plan, beslenme düzeninin gözden geçirilmesi, bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesi ve gerekiyorsa ilaç tedavisinin entegrasyonunu içerebilir. Ayrıca, hasta eğitimi ve destek gruplarına yönlendirme, hastaların durumlarını daha iyi yönetmelerine yardımcı olabilir. Hemşireler, bireylerin duygusal ihtiyaçlarına da dikkat ederek, empatik bir iletişim kurmalı ve hastaların bu hassas konuda kendilerini güvende hissetmelerini sağlamalıdır. Sonuç olarak, fekal inkontinansın yönetimi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve hemşireler bu süreçte önemli bir rol oynar. Farkındalık artırma, eğitim ve destek sunma gibi temel görevleri ile hemşireler, hastaların yaşam kalitesini iyileştirmede kritik bir etki yaratabilir. Uygun hemşirelik müdahaleleri ile bireylerin bağırsak kontrolü sağlanarak, genel sağlık durumları olumlu yönde etkilenebilir.
- MakaleAçık Erişim2025Advances in Materials Innovations in Half Metallic Heusler Alloys for Structural Magnetic and Energy Spintronic Technologies
Özkul, İskender; Kalay, Ece; Guler, Omer; Aksu Canbay, Canan
Half-metallic Heusler alloys are promising materials for spintronic and thermoelectric applications. These alloys exhibit metallic conductivity in one spin direction while acting as insulators in the opposite spin direction, enabling nearly 100% spin polarization. This property is crucial for spintronic devices such as magnetic tunnel junctions (MTJs), magnetic random-access memories, and spin-based transistors. This study investigates the electronic, magnetic, and structural properties of Heusler alloys, focusing on their synthesis methods, atomic ordering, and modelling via density functional theory (DFT). DFT-based calculations serve as a key tool for predicting band structures, spin polarization, and magnetic properties. Additionally, the effects of disorder, strain, and compositional changes on material properties are analysed to explore performance optimization strategies. The potential applications of Heusler alloys in spintronic memory devices, thermoelectric energy conversion, and quantum technologies are also discussed. This work is presented as a review article and systematically compiles and interprets findings from the existing literature to provide a broad understanding of the topic. By integrating theoretical and experimental approaches, this study provides a comprehensive overview of the role of these materials in advanced technological applications.
- MakaleAçık Erişim2025Investigation of the Bioactivity Properties of TiZrCrNb0.3Ta0.07 Medium Entropy Alloy Produced from TNTZ Waste
Say, Yakup; Yayla, Nihal; Güler, Ömer; Güzel, Harun
High entropy alloys (HEAs) and medium entropy alloys (MEAs) have garnered significant attention as alternative materials in various fields due to their superior physical and chemical properties compared to conventional alloys. One of the most promising applications of this innovative material class is in biomaterials. In this study, a bio-medium entropy alloy (BioMEA), TiZrCrNb0.25Ta0.05, was successfully synthesized using non-toxic elements (Ti, Zr, Cr, Nb and Ta) through arc melting of TNTZ alloy waste. The produced BioMEA was comprehensively characterized using scanning electron microscopy (SEM), energy dispersive spectroscopy (EDS), and X-ray diffraction (XRD) to analyze its structural and chemical properties. Additionally, the in-vitro degradation, ion release, and bioactivity properties of the alloy were evaluated and compared with those of the conventional TNTZ alloy, with a focus on the effects of heat treatment. The results demonstrated that heat treatment did not cause significant changes in the microstructure of the TiZrCrNb0.25Ta0.05 alloy but led to the formation of intermetallic compounds such as Cr2Zr and Cr2Ta on the surface. Degradation tests revealed an unexpected mass gain across all sample groups after a four-week immersion period due to surface precipitation, surpassing the expected mass loss from degradation. Ion release analyses showed similar behavior between the TiZrCrNb0.25Ta0.05 and TNTZ alloys, with ion release levels in the ppb range, confirming that Ti was released at non-toxic levels. Bioactivity tests identified low lesvels of Ca-P-O deposition on all sample surfaces, with the highest bioactivity observed in the heat-treated TiZrCrNb0.25Ta0.05 sample. Overall, the findings suggest that the TiZrCrNb0.25Ta0.05 alloy has the potential to serve as an alternative biomaterial to the TNTZ alloy, with its bioactivity properties being further enhanced through heat treatment. Further studies are recommended to optimize its bioactivity and evaluate its in-vivo performance for biomedical applications.
- MakaleAçık Erişim2025Elazığ İli Örneğine Ait On-Grid Çatı Üstü Güneş Enerji Santralinin Yıllık Gerçek Üretim Verilerinin PV*SOL Simülasyon Değerleri ile Karşılaştırılması
Celik, Ertugrul; Özdemir, Osman
Geçmişten bugüne kadar insanoğlunun temel gereksinimlerinin karşılanması için enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyada nüfusun hızlı bir şekilde yükselmesi, teknolojik faaliyetlerin gelişimiyle birlikte enerji tüketimi gün geçtikçe artmaktadır. Günümüzde artan enerji talebini karşılamak için fosil yakıtlar ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğal süreçler aracılığıyla sürekli olarak yenilenen ve fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında düşük emisyon değerlerine sahip olan çevre dostu enerji üretim kaynaklarıdır. Güneş enerjisi sistemlerindeki teknolojik ilerlemeler, maliyetlerin düşmesi ve verimliliğin artması, güneş enerjisini yenilenebilir enerji kaynakları arasında güçlü bir alternatif haline getirmektedir. Özellikle arazi ve çatılara kurulan Güneş Enerji Santrallerinin (GES) sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada Elazığ ili sınırları içinde sanayi bölgesinde bir işletmenin çatısına kurulmuş şebekeye bağlı çatı (on-grid) üstü GES sistemi ele alınmıştır. Çatı üstü GES toplam 165 adet, 545 Watt gücünde monokristal panellerden oluşmakta olup toplam gücü 89,9 kWp’tir. Sistem performansını artırmak amacıyla seçilen alan için en iyi yönelimi ve eğim açısını bulmak amacıyla PV*SOL yazılımı kullanıldı. Bu çalışmada mevcut GES sisteminin bir yıllık enerji üretim verileri aylara göre incelenerek, PV*SOL simülasyonunda elde edilen benzetim sonuçları ile karşılaştırılarak PV*SOL yazılımının doğruluk oranı değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda PV*SOL simülasyon programından elde edilen veriler ile çatı üstü GES gerçek verileri arasında %0,03 fark olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar göz önüne alındığında, uygulaması yapılan enerji sisteminin teknik ve ekonomik olarak uygun olduğu söylenebilir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025The Health Effects of Fluoride and Nitrate in Drinking Water in Tunceli (Türkiye)
Kutlu, Banu; Çetindağ, Serdar
Fluoride (F⁻) and nitrate (NO₃⁻) are common inorganic constituents of drinking water and can cause significant public health effects when present at inadequate or excessive concentrations. This study determines the levels of fluoride and nitrate in drinking water collected from 18 stations across Tunceli Province, Türkiye, during 2021, and evaluates the non-carcinogenic health risks for four age groups (infants, children, adolescents, and adults). Fluoride and nitrate concentrations were measured using spectrophotometric methods and Estimated Daily Intake (EDI) and Hazard Quotient (HQ) values were calculated. Fluoride concentrations ranged from 0.06 to 0.31 mg L⁻¹ and were below the WHO guideline value, with all HQ values <1. Nitrate concentrations varied more widely (0.45–64.38 mg L⁻¹), and exceedances of WHO limits were recorded at several rural stations. Infants and children exhibited HQ>1 values, indicating potential health risks associated with nitrate exposure. The findings highlight spatial heterogeneity in water quality across Tunceli and emphasize the need for age-specific monitoring programs and improved groundwater protection strategies.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025A comparison of cnn and transformer-based models for algal species classification
Ertarğın, Merve; Şimşek, Gökçe Kendirlioğlu
In this study, the classification of Spirulina platensis, Tetraselmis suecica, and Porphyridium cruentum algal species was conducted using RegNetY-008, ConvNeXt-Tiny, and ViT-Tiny models. The experiments were performed on a small and imbalanced dataset, where all models achieved an accuracy of 100%. To assess model performance, training and validation losses were analyzed, confirming the absence of overfitting. Furthermore, Grad-CAM was applied to visualize the decision-making processes of the models. The results indicate that although all models demonstrated high accuracy, the ViT-Tiny model exhibited the most interpretable visualizations by effectively focusing on algal cells. This study highlights the capability of transformer-based models to achieve high performance even on small and imbalanced datasets, offering a promising alternative for biological image analysis.
- MakaleAçık Erişim2025Predicting daily energy consumption in ev charging stations using tree-based models
Ertarğın, Merve
Electric vehicles (EVs) have emerged as a cornerstone in the transition toward sustainable transportation, offering a cleaner alternative to conventional fossil fuel-based mobility. Their integration into modern transportation systems not only supports global decarbonization efforts but also requires robust energy management solutions to address the growing demands on charging infrastructure. Ensuring efficient energy consumption forecasting is vital for optimizing EV charging station operations and maintaining grid stability. This study aims to predict the daily energy consumption of an EV charging station using a public dataset. Key features such as charging duration, vehicle count, mean and median connection time were utilized for the prediction. Both the original dataset and its z-score-cleaned version were employed to evaluate the models' performance under different data conditions. Decision Tree (DT), Random Forest (RF), Extreme Gradient Boosting (XGBoost) and Light Gradient Boosting Machine (LightGBM) models were implemented, with hyperparameter optimization conducted via GridSearchCV. The results revealed that all four models achieved high accuracy in predicting daily energy consumption across both datasets, with R2 values exceeding 0.97. Specifically, for the z-score-cleaned dataset, LightGBM demonstrated the best performance with the lowest RMSE (37.35 kWh) and MAE (28.93 kWh), as well as the highest R2 value (0.9727) followed by XGBoost, RF and DT.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Effects of Alternative Binder and Aggregate Use on the Compressive Strength of Concrete
Gülmez, Nihan; Pala, Mustafa
The use of industrial wastes in concrete production is of significant importance in reducing environmental impacts and lowering costs. In this study, concrete mixtures were designed by using olivine minerals as a substitute for Portland cement (PC), chromite powder as fine aggregate, and ferrochromium slag as coarse aggregate. The effects of different binder and aggregate ratios on the compressive strength of the concrete were examined after a 7-day curing period. Experimental results showed that mixtures with 5% olivine substitution achieved the highest compressive strength of 22.30 MPa, particularly in mixtures with a cement dosage of 500 kg/m³. This result indicates that the low water/cement ratio and the addition of olivine contribute to increased early-age strength. Furthermore, increasing the chromite powder content to 20% in mixtures with a water/cement ratio of 0.61 led to an 11.7% increase in compressive strength, demonstrating the positive impact of chromite powder on the mechanical performance of the concrete. These findings highlight that cement replacements and aggregate types can significantly affect the mechanical properties of concrete, emphasizing the need for careful selection of both material compositions.
- MakaleAçık Erişim2025Tek değişkenli tahminde tahmin yöntemlerinin karşılaştırılması: Türkiye çimento endüstrisi örneği
Tüzüntürk, Selim; Eteman, Fatma Sert
Bu çalışma, Türk çimento imalat sanayinde çimento üretimini tahmin etmek için bir yöntem bulmayı ve bu yöntemle çimento üretimini tahmin ederek gelecekteki üretim gelişimi hakkında bazı sonuçlar çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada kullanılan veri, Türk çimento sanayinin toplam aylık çimento üretimidir. Veriler, Ocak 2017'den Eylül 2024'e kadar 93 ayı kapsamaktadır. Oluşturulan modele yapay sinir ağı modelleme prosedürleri uygulanmış ve derin öğrenme araçları yardımıyla tahmin yapılmıştır. Tahminlerin performansı oldukça iyi olup, ağın genelleştirilebilir olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuçlar, eğitilen ağdan elde edilen eşik değerleri ve ağırlıklar kullanılarak geliştirilen model ile aylık üretimlerin tahmin edilebileceğini göstermiştir. Aylık çimento tahminleri Aralık 2026'ya kadar yapılmıştır. Tek değişkenli zaman serisi verilerinin YSA'lar ile modellenmesinin başarısı, MAPE istatistikleri kullanılarak Winters ve SARIMA yöntemleri ile karşılaştırılarak doğrulanmıştır. En uygun tahmin yönteminin YSA olduğu bulunmuş ve bulgular tartışılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Dede Korkut Anlatılarında Soy Bozulması Motifi: Oğuz Tepegözü Örneği
Kaval, Yılmaz
Doğayı, evreni, Tanrı’yı ve kendini anlama ve anlamlandırma arayışında, insanlara uzun bir süre boyunca rehberlik eden mitik anlatılar, bilinmez bir dünyanın gizemini çözen şifreler niteliğindedir. Mitik anlatıların en çarpıcı içeriklerinden biri de insan ve göğe ait olağanüstü türler arasındaki ilişkilerin getirdiği soy (gen) saflığının bozulması ve bunun sonucunda oluşan varlıklar ile bunun dehşet verici sonuçlarıdır. Uyumlu olmayan genlerin birbirine karışması ile insanın yaşam alanına uygun olmayan tür ve varlıkların ortaya çıkmasına dair anlatılar kutsal kitaplarda ve çeşitli milletlerin mitlerinde yer almaktadır. Dünyanın farklı toplumlarının kültür ve inanç dünyasında dikkat çeken bu anlatının benzeri, Türk kültüründe de yer almaktadır. Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Dede Korkut hikâyeleri bu anlamda bize değerli bir örnek vermektedir. Söz konusu hikâyelerde yer alan “Basat’ın Depegözi Öldürdüği Boy” başlıklı anlatıda, göksel varlıklardan peri kızı ile Oğuzların çobanının ilişkisi sonucunda doğan “Tepegöz” adında bir ara türden bahsedilir. Söz konusu anlatıda, genetik olarak uyumsuz bu iki türe ait genlerin birleşmesi sonucu doğan Tepegöz’ün insanlara çok büyük eziyetler çektirdiği, onların yaşam kaynaklarını tüketip ardından insanlarla beslenen bir yamyama dönüştüğüne dair çarpıcı bilgilere yer verilir.
- MakaleAçık Erişim2025Zebra Midyesinin (Dreissena polymorpha) Yağ Asidi Profili Ve Yağ Asidine Bağlı Besinsel Kalite Indekslerinin Değerlendirilmesi
Erol, Nida Demirtaş
Esansiyel omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri (n-3 PUFA'lar) insan sağlığı için hayati öneme sahiptir ve bir dizi rahatsızlığı önler; midyeler bu PUFA'ların iyi bir kaynağıdır. Bu çalışmanın amacı, yağ asidi bileşimini ve besin kalitesi parametrelerini ölçerek zebra midyesinin (Dressiana polymorpha) fonksiyonel bir gıda olarak potansiyelini değerlendirmektir. Zebra midyesi yağında çözücü ekstraksiyonla lipid miktarı, yağ asidi bileşimi ve besin kalitesi endeksleri belirlendi ve zebra midyesinin nutrasötik ve farmasötik olarak potansiyeli değerlendirildi. Zebra midyesi düşük lipid içeriğine rağmen insan sağlığına faydalı olan yağ asidi profilleri gösterdi. Zebra midyesindeki majör yağ asidi grubu SFA'lar olup bunu MUFA ve PUFA grupları izledi. EPA ve DHA miktarlarının toplamı 14.051.36 olarak bulundu. Ayrıca zebra midyesinin n6/n3 oranı 0.09 olarak bulundu. Zebra midyesinin PUFA/SFA oranı 0.36 olarak bulundu. AI, TI ve HH değerleri sırasıyla 0,60, 0,37 ve 1,09'du. Mevcut çalışma, zebra midyelerinin lipid kalitesini ve yararlı yağ asitlerini işlevsel diyet bileşenleri olarak değerlendirmeye işaret etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025NVC-EMA Kopolimerinin ve Grafit ile Kompozitlerinin Hazırlanması, Karakterizasyonu, Termal ve Dielektrik Özellikleri
Barım, Esra
Bu çalışmada, işlenilebilirlik ve termal kararlılık gerektiren uygulamalar için polimer kompozit malzemeler çalışılmıştır. Aynı zamanda, enerji depolama uygulamaları için dielektrik özellikleri araştırılmıştır. Bu amaçla poli(N-vinil karbazol-ko-etil metakrilat), P(NVC-ko-EMA), kopolimeri serbest radikal polimerizasyonu yoluyla sentezlenmiş, termal ve dielektrik özelliklerini geliştirmek için grafit (GR) ile kompozitleri hazırlanmıştır. Kopolimerin bileşimi 1H-NMR spektroskopisi ile belirlenmiş, yapılan hesaplamalar bileşiminde %56 NVC ile %44 EMA birimlerinin olduğunu ortaya koymuştur. P(NVC0.56-ko-EMA) ve kompozitlerinin DSC analizleri, polimerin 119.98 oC olan camsı geçiş sıcaklığının, grafit eklenmesi ile düştüğünü göstermiştir. TGA analizlerinde, polimere kıyasla grafit katkılı kompozitlerin termal kararlılıklarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Hem kopolimerin hem de ağırlıkça %10 grafit içeren kompozitinin termal bozunma kinetiği Flynn-Wall-Ozawa (FWO) ve Kissinger-Akahira-Sunose (KAS) yöntemleriyle incelenmiştir. Hesaplamalar, GR katkılamasının kopolimerin termal ayrışma aktivasyon enerjisi değerini düşürdüğünü göstermiştir. Yapılan dielektrik ölçümlerinde, kompozitlerde artan GR konsantrasyonu ile dielektrik sabiti (Ɛ') ve dielektrik kayıp (Ɛ'') değerlerinin arttığı belirlenmiştir.

















