Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bulut, Hasan(53)
- Baskonus, Haci Mehmet(52)
- Alataş, Mevlüt(39)
- Gul, Muhammet(39)
- Serdar, Osman(38)
- Güler, Ömer(37)
- Akkurt, Nevzat(31)
- Benzer, Fulya(30)
- Sulaiman, Tukur Abdulkadir(29)
- Yucesan, Melih(29)
- Zengin, Gokhan(29)
- Kocabaş, Mehmet(28)
- Topal, Murat(26)
- Batan, Nevzat(25)
- Kök, Mediha(25)
- Ezer, Tülay(24)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(24)
- Yildirim, Ozal(23)
- Tekin, H.O.(22)
- Utku, Anıl(22)
- ALMisned, Ghada(21)
- Ince, Muharrem(21)
- Öbek, Erdal(21)
- Erten, Fusun(20)
- Aslan, Naim(19)
- Celik, Erkan(19)
- Yildirim, Numan(19)
- Cakilcioglu, Ugur(18)
- Dal, Murat(18)
- Dal, Nursel Alp(18)
- Sahin, Kazim(18)
- Özkaynak, Fatih(18)
- Aslan, Alper(17)
- Erata, Hüseyin(17)
- Orhan, Cemal(17)
- Ergen, Burhan(16)
- Tanyol, Mehtap(16)
- Demir, Yakup(15)
- Etli, Serkan(15)
- Işık, Erdem(15)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Keman Eğitiminde Fizyolojik Rahatsızlığı Bulunan Bireylere Alternatif Parmak Numarası Yaklaşımı
Çit, Uğur
Müzik eğitiminin gelişim süreci geçmişten bugüne ilerlemeye devam etmektedir. Kullanılan çalgılar ve müziğe dair yaklaşımlar da bu ilerlemenin getirdiği yeniliklerden etkilenmektedir. Müziğin önemli bir basamağı olan çalgı eğitimi sürecin olmazsa olmazları arasındadır. Fakat fiziksel problemler çalgı icra etmeyi engellemekte ve bu konuda yeterli çalışmalar yapılmamaktadır. Müzik eğitiminin sadece bir topluluğa ya da belirli kriterlere sahip bireylere has olmadığı ve tüm bireylerin eğitimde eşit haklara sahip olduğu bir gerçekliktir. Toplumun tüm üyeleri gibi engelli bireylerin de çalgı eğitimi alma hakları vardır. Bu araştırmada keman eğitiminde (performansında) fizyolojik rahatsızlığı bulunan bireylerin kullandığı parmak numaralarına yönelik yaklaşımlar önerilmiştir. Bu yaklaşımlar bağlamında parmaklarından biri veya birkaçı olmayan ya da parmağı olup işlevsiz olan veya en az bir parmağını kullanabilen bireylerin keman çalma becerilerinin geliştirilmesi bireylerin müzikal gelişimlerinin ilerletilmesine ve ülkemiz eğitim müziğinin eksik kaldığı bazı noktaların tamamlanmasına yardımcı olacaktır. Araştırmanın amacı doğrultusunda kemanda birinci, ikinci ve üçüncü pozisyon için alternatif parmak numaraları yazılmış ve fizyolojik rahatsızlığı olan bireylerin de keman eğitim sürecine dahil edilmeleri için bir yol açmak adına alanda yapılacak olan çalışmalara kaynaklık etmesi için öneriler sunulmuştur. Üç adet alanında uzman keman eğitmeni ile görüşülmüş ve sonuç olarak parmak numaraları işlevsel bulunmuştur. Araştırmanın keman eğitimi kaynakları arasında ilk olması sebebiyle ilgili literatürde kaynak olacağı düşünülmektedir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Hâfız Sâlih’in Mensur Kırk Hadis Tercümesi
Kayaokay, Ilyas
Edebiyatımızda manzum, mensur yahut ikisi karışık yüzlerce kırk hadis tercümesi türünde eser vardır. Bunlardan manzum olanlar üzerinde çalışmalar yoğunlaşmış olup mensur hadis tercüme ve şerhleri ilgisiz kalmıştır. Bu makalede, mensur kırk hadis tercümesi geleneğine dikkat çekilerek daha evvel literatürde adı zikredilmeyen yeni bir mensur kırk hadis tercümesinin tanıtımı yapılmıştır. Söz konusu tercüme, Hâfız Sâlih b. Süleyman adında, 18. asırda yaşadığı tespit edilen bir mütercime aittir. Eserin bulabildiğimiz yegâne nüshası, Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih koleksiyonunda, 05430-003 yer numarasıyla kayıtlı 125 varaklık bir mecmua içerisinde 41b-74b yaprakları arasında yer almaktadır. Tam adı; Hāẕā Kitāb-ı Ḥadīs-i Resūlu’llāh ‘Aleyhi’s-selām olan eserde, 11’i sahih olmak üzere seçilen kırk hadis; iki, üç satır hâlinde tercüme edilmiştir. Makalede, Hâfız Sâlih’in kim olduğu hakkında bilgi verildikten sonra mezkûr eserinin şekil ve muhteva hususiyetleri ortaya konulmuştur. Hadis tercümesinin Arap harflerinden Latin alfabesine transkripsiyonu yapılarak Hâfız Sâlih’in ve edebiyat ile hadis gibi müteaddid ilim dallarını yakından ilgilendiren eserinin, literatürde yerini alması hedeflenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Ziraat Odasına Bağlı Çiftçilerin Karşılaştıkları Tehlike ve Risklerin Sağlık Algısına Etkisi
Dokuzcan, Deniz Aslı; Yeşiltepe, Akgün; Karadağ, Gülendam; Ozturk, Aygul
Bu araştırma, ziraat odasına bağlı çiftçilerin karşılaştıkları tehlike ve risklerin sağlık algısına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini Güneydoğu Anadolu bölgesinde bir ilin ziraat odasına bağlı 366 çiftçi oluşturmuştur. Veriler tanımlayıcı form ve sağlık algısı ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Student t testi, One Way ANOVA, Pearson korelasyon, çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Post-hoc testlerden Bonferroni ve Tamhane analizi yapılmıştır. Sağlık Algısı ölçeğinin ortalaması 49.68±7.14’dir. Çiftçilerin; yaşı, eğitim durumu, sosyal güvencesi, yaşanılan yer, aile tipi, sağlığı düşünme durumu, ilaç kullanımı ile sağlık algısı ölçeği arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Sosyo-demografik değişkenler, çiftçilerin sağlık algısından elde ettiği puanlarında meydana gelen değişikliğin %34’ünü açıklamaktadır (R²=0.343). Ayrıca; 10 kg üstü ağırlık taşıma ve kaldırma, tarımsal ilaç ve toza maruziyet, çalışırken dikkat kaybı, kişisel koruyucu donanım kullanımı, iş sağlığı güvenliği eğitimi alma ve iş kazası geçirme göre sağlık algıları farklılaşmaktadır (p<0.05). Çiftçilerin, sağlık algısı düzeyi orta düzeydedir. Çiftçilerin sağlık algılarını artırmak için toplumsal temelli farkındalık çalışmaları yapılmalıdır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Bitlis Eren Üniversitesi Personelinin Beslenme Alışkanlıkları ve Beslenme Bilgi Düzeyleri
Yasan Güneş, Nubar; Kendilci, Esma Aksoy; Kendilci, Kenan; Altay, Sare
Bu araştırma, Bitlis Eren Üniversitesi’nde görev yapan akademik ve idari personelin beslenme alışkanlıklarını, besin tercihlerini ve bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı kesitsel tipteki çalışmaya Bitlis Eren Üniversitesi’ndeki akademik ve idari personelden uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 250 personel katılmıştır. Çalışmaya dahil edilen personele kişisel bilgiler ve beslenme alışkanlıkları hakkındaki düşüncelerini içeren anket uygulanmıştır. Beden kütle indeksine göre katılımcıların %53,2’sinin (n=133) normal ağırlıkta, %38,8’inin (n=97) hafif şişman ve %7,6’sının (n=19) obez olduğu saptanmıştır. Katılımcıların %40,8’ inin öğün atladığı ve %35,6’sının bazen öğün atladığı belirlenmiştir. Akademik ve idari personelin günlük tükettikleri öğün sayısı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Akademik personelin %86,8’i, idari personelin ise %77,2’sinin doğal besinleri, işlenmiş besinlere tercih ettiği saptanmıştır. Personelin %41,6’sı bitkisel sıvı yağ, %34’ü zeytinyağı ve %11,6’sı bitkisel sıvı yağ ve zeytinyağı karışımını en çok tükettikleri yağ çeşidi olarak belirtmişlerdir. Akademik personelin idari personele göre zeytinyağı ve tereyağı kullanma durumu anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Bu araştırma sonucunda akademik ve idari personelin beslenme alışkanlıklarının ve bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu görülmektedir. Üniversite personeline yönelik beslenme bilgisini değerlendirmek ve geliştirmek için özel müdahalelere ihtiyaç bulunmaktadır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Uluslararası politikada bir etki aracı olarak siber güvenlik ve türkiye’nin siber güvenlik politikası uygulaması: ulusal siber olaylara müdahale merkezi (usom)
Gündoğdu, Serkan
Teknolojik gelişmelere bağlı olarak internetin kullanımı gündelik hayatın her alanında etkin bir şekilde yer almaya başlamıştır. Bu süreç insanların hayatını birçok alanda kolaylaştırdığı gibi bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu sorunlardan önemli bir tanesi de güvenlik olmuştur. Uluslararası politika bakımından da yeni güvenlik önemlerine ihtiyaç duyulmuş, uluslararası ilişkiler disiplininde güvenlik kavramının önemli bir kavramı haline gelen siber güvenlik sorunun ortaya çıktığı görülmüştür. Gerek ulusal gerekse uluslararası bir önem taşımaya başlayan siber güvenlik konusunda, devletlerin önlemler alması zorunluluk haline gelmiştir. Bu çerçevede siber tehditlere karşı koyabilmek için savunma sistemlerini içeren siber güvenlik politikaları oluşturulmaya başlanmıştır. Çalışma kapsamında Türkiye’nin siber uzaydaki varlığı ve bu alanda kamu hizmetlerinin nasıl sağlandığı, siber güvenlik politikalarına ilişkin çalışmalarını nasıl planladığı incelenmiştir. Türkiye’nin siber güvenliği sağlama adına yapmış olduğu; politika, strateji ve eylem planları ile araştırma konusu sınırlandırılmıştır. Siber tehditleri azaltmak ve bertaraf etmek amacıyla, Türkiye’nin ulusal siber güvenlik stratejisi açısından önemli olan yapılar çalışma kapsamında verilmiştir. Bu bağlamda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun bir yapısı olan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin siber güvenlik stratejisine ve uluslararası politikada bir etki aracı olması noktasında ne denli bir etkiye sahip olduğu üzerinde durulmuştur.
AtıfOpenAlex7TR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2023Examining the relationship between attitudes of ambivalent sexism and dating violence
Yeşiltepe, Akgün; Tire, Olcay
The aim of this study is to investigate the relationship between attitudes towards dating violence and conflicting sexist attitudes. This descriptive cross-sectional study was conducted using a total of 283 students at the Faculty of Letters of Munzur University in Türkiye between February and June 2021. The data were collected using a descriptive information form, the Ambivalent Sexism Inventory and the Dating Violence Questionnaire, and analyzed using Mann Whitney U and Kruskal Wallis tests, Spearman’s correlation analysis and Bonferroni test. A statistically significant moderately positive relationship was found between the students’ attitudes of ambivalent sexism and dating violence. The students had a high level of ambivalent sexism and a low level of dating violence. In the study, it was determined that men (74.93±22.41) exhibit higher ambivalent sexism attitudes than women (60.14±22.02), and the mean dating violence rate of men (1.56±0.38) is higher than that of women (1.30±0.29). As a result of the analysis, it was determined that the hostile and protective sexist attitude, which is the sub-dimensions of ambivalent sexism, is higher in male students than in female students. Finally, it was found that those with high protective sexism attitudes have more dating violence attitudes than those with high hostile sexism attitudes. The findings reveal that the ambivalent sexist attitude supports dating violence.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Sosyodemografik Değişkenler ve İş-Aile Yaşam Çatışmasının Akademisyenlerin İş Doyumuna Etkisi
Tire, Olcay
Akademisyenlerin, nitelikli bireyler yetiştirebilmeleri, araştırma ve bilgi üretme işlevlerini en verimli şekilde yerine getirebilmeleri için yaptıkları işten doyum almaları gerekmektedir. İş doyumu bazı sosyodemografik faktörlerden etkilenebilmektedir. Bununla birlikte iş ve aile yaşamı arasında meydana gelen çatışmanın iş doyumu üzerinde etkisi bulunmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, iş-aile yaşam çatışması ve sosyodemografik değişkenlerin akademisyenlerin iş doyumuna etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel yaklaşımın benimsendiği bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılan 611 akademisyenin 273’ü (%44,7) erkek ve 338’i (%55,3) kadındır. 24 ile 65 yaş aralığındaki akademisyenlerin yaş ortalaması x̄=39,51±8,97’dir. Araştırma kapsamında akademisyenlerin sosyodemografik özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak adına Kişisel Bilgi Formu, işten almış oldukları doyum düzeyini belirlemek için İş Tatmini Ölçeği ve iş-aile yaşam çatışması düzeylerini ortaya koymak için İş-Aile Yaşam Çatışması Ölçeği’nden oluşan ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırmanın verileri çevrimiçi anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Açıklayıcı analizlerde değişkenler arası ilişkilerin incelenmesinde korelasyon analizleri uygulanmıştır. Sosyodemografik değişkenler ve iş-aile yaşam çatışmasının akademisyenlerin iş doyumuna etkisinin incelenmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre akademisyenlerin iş doyumları yüksektir. Katılımcılar orta düzeyde iş ve aile arasındaki çatışma yaşamaktadır. Erkekler kadınlardan, yaşlılar gençlerden, çocuk sahibi olanlar olmayanlardan, unvanı yüksek olanların düşük olanlardan, gelir düzeyi yüksek olanların düşük olanlardan daha fazla iş doyumuna sahiptirler. İş-aile çatışması ve aile-iş çatışması az olanların iş doyumları da yüksektir.
- MakaleAçık Erişim2023Demir oksit (Fe2O3) nanopartikülünün Allium tuncelianum (Tunceli Sarımsağı) kök ucu hücrelerindeki mitotik etkisi
Tasar, Neslihan
Dünya nüfusunun hızla artmasıyla birlikte ivme kazanan endüstriyel faaliyetler ve doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Nanopartikül kullanılarak elde edilen malzemeler birçok alanda kullanılmaktadır. Tıp alanında kullanılan cihazlar, gıda üretimi ve paketlenmesi, elektronik, enerji üretimi ve kozmetik bu alanların başında sayılabilir. Nano-endüstriyel faaliyetler sonucunda demir oksit nanopartikülü (Fe2O3 NP) kullanımının artışıyla birlikte bu NP’ün toprakta, suda ve havada birikeceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, değişik dozlarda hazırlanan (125, 250 ve 500 ppm) 20-40 nm Fe2O3 NP’ lüne maruz bırakılan ve indikatör bir organizma olan Allium tuncelianum (Kollmann) Özhatay, B.Mathew & Şiraneci (Tunceli sarımsağı) bitkisinin kök meristem hücrelerindeki mitotik etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Fe2O3 NP’lü, genetik materyal kaybı, yapısı bozulmuş profaz, yapışıklık, metafazda kromozom gruplaşmaları, yapısı bozulmuş metafaz, yapısı bozulmuş anafaz, fragment, kutupsal sapma, köprü, ileri gitme, asenkron bölünme, star anafaz, multipolarite, yapısı bozulmuş telofaz gibi bazı mitotik anormalliklere sebep olmuştur. Bütün bu sonuçlar göstermiştir ki Fe2O3 NP’ lü genotoksik ve klastogenik etkiye sahiptir. Kısaca bu sonuçlar, Organizmalar tarafından alınan Fe2O3 NP’ lünün hem organizma hem de bir üst tüketici için tehlike oluşturabileceğini göstermektedir. Yine bu bulgular organizmaları etkileyen Fe2O3 NP’ lünün, biyobirikiminin azaltılması için kontrollü olarak üretilmesi ve kullanılmasının sonuçta da güvenli bir şekilde bertaraf edilmesi gerektiğini açığa çıkarmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2023Tsallis Holographic Dark Energy with Granda-Oliveros Scale in Bianchi-Type V Universe
Korunur, Murat; Korunur, Sibel
A wide variety of cosmological observations show us that our universe is in an accelerated expansion phase. Dark Energy and Dark Matter are thought to be two of the causes of this accelerated expansion. Therefore, scientists have recently been doing many studies on dark energy and matter. In particular, many energy density relations are written, and research is done about space-time structure. In this sense, the Tsallis holographic dark energy model is also in a current and interesting position. The study establishes a relationship between the Tsallis holographic dark energy (THDE) model and some scalar fields (quintessence, tachyon, dilaton scalar fields, etc.) specific to the Bianchi-type V space-time model. The relationship above is discussed within the Granda-Oliveros (GO) cut-off framework. The state equation parameter is calculated analytically, and the phase of our universe for this model is investigated with the graphs drawn. In addition, there is how the kinetic energy and the scalar potential change with time. The results are again analyzed numerically with graphs.
- MakaleAçık Erişim2023Analysis of Deterioration on Stone Surfaces: The Case of Kasimiye Madrasah
Dal, Murat; Ergin, Şefika; Ay, İlhami; Çelik, Ayşe Biçen
The durability of stone is important for traditional buildings to survive today. However, as a result of environmental and atmospheric factors, physical, chemical, biological and anthropogenic degradation occurs on stone surfaces. Detecting, classifying and taking appropriate measures against these degradations on stone surfaces is one of the factors that play a role in the survival of stone structures for a longer period. In this study, the deterioration of the facades of Kasımiye Madrasah in Mardin was analyzed. The deterioration of the building was classified and analyzed. Visual, mapping, and X-Ray Fluorescence Spectroscopy (XRF chemical analysis method) were used as analysis methods. The deterioration of the building was analyzed and classified by visual analysis. The type of deterioration and its ratio to the façade were examined using the mapping method. With the XRF analysis method on the deteriorated stone surfaces, the chemical components on the stone surface were examined and the effect causing the deterioration was examined. The study aims to determine the types and causes of deterioration in the building, to offer solutions, and to ensure that the building is transferred to future generations without losing its originality for many years in the light of this information.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Doğal Elyaf Takviyeli (Jüt-Keten-Kenevir) Kompozit Malzemelerin Mekanik ve Metalografik Olarak İncelenmesi
Taşgın, Yahya; Kandemir, Seçkin
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte özellikle polimer esaslı saf haldeki malzemelerin yetersiz kalmasından dolayı kompozit malzemeler geliştirilmiş ve zamanla kullanım alanları çoğalmıştır. Son yıllarda artan çevre bilincinin getirdiği üretimde sürdürülebilirlik ve yenilenebilir, çevre dostu kompozitlerin kullanımını giderek yaygınlaşmaktadır. İçeriğindeki malzemelerden en az birisinin doğal olması ile tanımlanan biyokompozitlerin, alternatiflerine kıyasla çok daha çevre dostu olmalarına karşın, hidrofilik yapıda olmaları ve mekanik özelliklerinin zayıf olması sebebiyle sanayide kısıtlı alanda kullanılmaktadır. Bu çalışmada takviye malzemesi olarak kullanıla bilirliğini ortaya koymak için jüt, keten ve kenevir den oluşan doğal lif takviyeli epoksi kompozitlerin (NFRC) mekanik ve metalografik açıdan ortaya koyduğu farkındalıklar incelenmiştir. Üretim yöntemi olarak vakum destekli reçine transfer kalıplama (VDRTK) metodu kullanılmıştır. Metalografik olarak incelediğimizde; doğal liflerin yapı içerisinde yer alması ve epoksinin ara yüzeylere nüfuziyeti açısından problem oluşturmadığı görülmüştür. Çekme testleri, kompozitler arasında farklı mekanik davranışları ortaya çıkarmıştır; keten kompoziti en yüksek çekme mukavemetini (75,56 MPa) jüt ve kenevirin ise ketene kıyasla düşük çekme mukavetine sahip olduğu görülmektedir. Endüstriyel olarak üretilen yapay elyaflara (Cam elyafı) kıyasla mekanik ve mikro yapı açısından zayıf görünse de özellikle karmaşık yapılı parçaların üretiminde nüfuziyet ve ara bölgelere yerleşebilecek olmasından kaynaklı daha kullanışlı olduğu ortaya çıkmıştır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023An integrated Bayesian Best-Worst Method and GIS-based approach for offshore wind power plant site selection: A case study in North Aegean and Marmara Sea (Türkiye)
Gul, Muhammet; Yucesan, Melih; Konurhan, Zekeriya
In today’s world, renewable energy sources are in great demand due to the negative ef- fects of fossil fuels on the environment. Wind power plants are an important renewable energy source alternative to fossil fuel consumption. Offshore wind farms established in coastal areas and seas are used effectively in many parts of the world. The wind power plants, especially in the Northwest region of Turkey and the Aegean coasts, constitute an important potential. This study selects suitable sites for offshore wind farms in the Marmara Sea and North Aegean Coasts of Turkey by integrating the Bayesian Best-Worst method (BWM) and GIS. Bayesian BWM improves the traditional BWM integrating the preferences of multiple experts. In the study, 17 sub-criteria were determined under four main criteria of “technical”, “socio-economic”, “environment,” and “location”. Ex- perts’ judgments through the filled enabled the criterion weights to be obtained. The criteria weights found using the Bayesian-BWM model were integrated into the GIS, and suitable locations for the offshore wind farm were determined. Accordingly, the study area off the coasts of Aliağa, Bozcaada, and Gökçeada on the North Aegean coast, and the part south of the Marmara Sea and the area around Kapıdağ Peninsula are sugges- ted as suitable areas for wind power plants.
AtıfOpenAlex7
İncele - MakaleAçık Erişim2023Geyik Dağı güncel buzulları ve morfometrik özellikleri
Canpolat, Ergin; Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan; Bozdoğan, Mahsum; Keserci, Ferhat; Güngör, Gülan
Geyik Dağları, Geç Kuvaterner boyunca yoğun ve tekrarlanan buzullaşmalara maruz kalmıştır. Güncel bir buzulun varlığı bölgede yapılan daha önceki çalışmalarda doğrulanmamış veya tespit edilememiştir. Bölgede yerel gezgin olan Hasan Hüseyin Kahrıman’nın 27 Ekim 2023 tarihinde buzul varlığını sosyal medya aracılığı ile aktarması üzerine buzulları tanımlamak ve yerlerini belir- lemek için uzaktan algılama yöntemleri kullanılmış ve Geyik Dağı’na yapılan arazi çalışması ile güncel buzulların varlıkları doğrulanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda bilimsel olarak Geyik Dağı’nda güncel bir buzulun varlığını tanımlayan ve doğrulayan ilk çalışmadır. Belirlenen yayılış alanları üze- rinden buzul modellemesi, ELA (Equilibrium Line Al titude) hesaplama araçları, bakı ve eğim in- tersect (kesiştirme) analizleri ile sirk morfometrisi yöntemleri kullanılarak buzulların ve içerisinde yer aldıkları sirkler ile yakın çevresinin özellikleri nicel verilerle ortaya konulmuştur. Buzul model- lemesi neticesinde Geyik Orta Buzulu’nun toplam 6000 (±300) m2, Doğu Buzulu’nun 2030 (±100) m2 toplamda ise Geyik Dağı’ndaki buzulların 8030 (±480) m2 alana sahip olduğu tespit edilmiştir. Buzulların ortalama olarak uzunlukları 98 m (metre), ELA değeri ise 2619 m olarak hesaplanmıştır. Buzulların 12-30 ̊ eğim değerleri arasında ve tamamen kuzey bakılı alanlarda bulundukları tespit edilmiştir. Buzullar ve sirklerin morfolojik özellikleri, yüksek rakım, bakı özellikleri ve yüksek kar birikimi Geyik Dağı’ndaki buzulların bu kesimlerde korunmasına pozitif olarak etki etmiştir. Bu- zullar üzerinde yapılan karşılaştırmalı uydu görüntülerinde 06.09.2010 tarihinden günümüze kadar buzulların alansal olarak %50’sinden fazlasının eridiği ve önümüzdeki yıllarda etkisini giderek arttı- ran küresel ısınma ile beraber 5 yıl içerisinde tamamen ortadan kalkacağı tahmin edilmektedir.
AtıfOpenAlex11TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2023Anaesthetic Effects of Rosewood (Aniba rosaeodora) Essential Oil and 2-phenoxyethanol on Goldfish (Carassius auratus) at Different Water Temperatures
Şahin, Barış; Kizak, Volkan
In this study, it was aimed to investigate the anesthetic effects of rosewood essential oil and 2- phenoxyethanol in goldfish at different water temperatures. Anesthetic trials were carried out at water temperatures of 14°C and 20°C. Concentrations of 250, 300 and 350 μl·L-1 for rosewood essential oil and 600, 700 and 800 μl·L-1 for 2-phenoxyethanol were tested. The ideal rosewood essential oil concentration was determined as 300 μl·L-1 at 14°C and 250 μl·L-1 at 20°C. The ideal concentration for 2-phenoxyethanol was determined to be 800 μl·L-1 at both water temperatures. Higher concentrations of rosewood essential oil and 2-phenoxyethanol caused shorter induction times and prolonged recovery times. Concentrations of anesthetic agents were negatively correlated with induction times and positively correlated with recovery times. A weak negative relationship was found between deep anesthesia and full recovery durations at 14ºC and a negative relationship at 20ºC for rosewood essential oil. A negative relationship was detected between deep anesthesia and full recovery times in 2-phenoxyethanol at 14ºC and 20ºC. There is a strong negative relationship between rosewood essential oil deep anesthesia times and rosewood essential oil concentrations at 14ºC and 20ºC, and a similar relationship was found for 2-phenoxyethanol. However, a strong positive relationship was detected between full recovery times and concentrations of both anesthetic agents at different water temperatures. As a result of increasing water temperature, anesthesia and recovery times were observed to be shortened for both anesthetic substances. The interaction of water temperature and anesthetic concentration was found to be important in the induction and recovery durations for rosewood essential oil and 2-phenoxyethanol.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Fear of Getting Pregnant Scale Development Study
Dal, Nursel Alp; Beydag, Kerime Derya
Objective: This study was carried out to develop a measurement tool that determines the factors that may be effective in women's fear of getting pregnant and to test its validity and reliability. Methods: The sample of the study, which was carried out with a methodological design, consisted of 240 sexually active women who presented to the obstetrics clinic of a hospital in the Anatolian side of Istanbul between February 1 and June 1, 2021. The draft of the Fear of Getting Pregnant Scale was created by the researchers. The item pool for the draft scale consisted of 22 items. After the validity and reliability analyses, the final form of the scale contained 18 items. The scale consisted of three dimensions: physical reasons (5 items), psychological reasons (6 items), and social reasons (7 items). After evaluating the content validity of the scale, its test-retest reliability, internal consistency, and construct validity were examined. Explanatory factor analysis, confirmatory factor analysis, Bartlett's test of sphericity, Cronbach's alpha test, and Shapiro-Wilk test were used in the development of the scale. Results: In the validity and reliability study of the Fear of Getting Pregnant Scale, the Content Validity Index (CVI) was found to be .83. The total Cronbach's alpha value of the scale was determined as .95, and the Cronbach's alpha values of the dimensions were .91 for physical reasons, .89 for psychological reasons, and .90 for social reasons. Conclusion: In line with these data, it was determined that the Fear of Getting Pregnant Scale is a valid and reliable scale.
AtıfWoS1
İncele - MakaleAçık Erişim2023A Critique of the Concerns on the Proprio Motu Powers of the ICC Prosecutor
Kurtulus, Sehmus
During the Rome Diplomatic Conference of Plenipotentiaries where the Rome Statute of the International Criminal Court (ICC) was drafted, the ICC Prosecutor's powers were a matter of dispute. It was particularly the Prosecutor's authority to investigate complaints without any referral from a State Party or the Security Council which led to serious debates among participating States. Though there was wide support for the empowerment of the Prosecutor to activate the trigger mechanism of the ICC proprio motu (on his/her own initiative), there was also strong opposition. Some States described the prosecutorial powers granted to the Prosecutor as 'unacceptable' due to fears such as facing politically motivated prosecutions. Though the previous two prosecutorial terms showed that fears of politicized prosecutions were far-fetched, the process of selecting the third Prosecutor of the ICC for a nine-year term commencing 16 June 2021 once again put a spotlight on the prosecutorial powers as well as on the challenges the new Prosecutor would face. The present study will first draw attention to the judicial scrutiny of the chambers of the ICC and the filtering mechanism of the Rome Statute in an attempt to allay fears that the Prosecutor's powers may lead to politicized prosecutions. The study will then explain, in light of recent developments, why the ICC Prosecutor's power to act proprio motu is crucial for the effective operation of the Court. In so doing, the study will mainly benefit from primary sources such as the Rome Statute of the International Criminal Court, Official Records of the Rome Conference, Reports of the Office of the Prosecutor on Preliminary Examination Activities, Decisions of the Pre-Trial Chambers, as well as the comments made by scholars thereon.
- MakaleAçık Erişim2023Yapay Zekânın Bilimsel Yayın Amaçlı Kullanımına İlişkin Etik Kaygılar: Sistematik Bir Yazın İncelemesi
Uyan, Umut
Although artificial intelligence (AI) is a relatively new technology, it claims to change and transform our business practices. This novel technology, which offers tools that are easy-to-use, fast, and tailor-made outputs in terms of efficiency and productivity, is also becoming more prevalent in higher education. Nonetheless, some ethical issues need to be addressed regarding the use of these technologies for both education and research purposes. This study, designed as a systematic literature review, aims to reveal the ethical concerns regarding such technologies used in scientific publishing activities. Five distinct themes have emerged echoing ethical concerns regarding AI use in scientific publications: Artificially guided research, the illusion of velocity , bias , data quality , and ready-made science. The study serves as a wake-up call to researchers to approach such technologies not only from a cost-benefit perspec-tive, but also to examine potential ethical considerations. Among the pioneering studies on AI usage for scientific publication in higher education, this study will add to the body of knowledge.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ3Anthocyanin based sensory pad for determination of chicken meat spoilage
Ipek, Y.; Ertekin, O.
Production and consumption of chicken meat has increased considerably with the increasing world population, and will continue to increase, due to its health benefits and its economic value. Chicken meat is a sensitive food due to its characteristics and microbiological load. Traceability is very important to increase food safety and biosecurity. Freshness indicators are often used to monitor the presence of metabolites produced by microorganisms, mostly functioning through the colour change of the indicator. A developed natural, edible, biodegradable, purple coloured pH sensitive sensory pad was put inside a chicken meat package to observe the chicken meat spoilage with colour change due to pH changes in the meat.
AtıfWoS1OpenAlex1İncele
- MakaleAçık Erişim2023THE LONG TERM IMPACT OF DEPOSIT DOLLARIZATION ON STOCK MARKETS IN MIST ECONOMIES
Sahabi, Ahmet Melik; Sari, Sacit; Aslan, Mesut
With the globalization and financial liberalization, deposit dollarization and increasing use of foreign currency deposits by households and firms have garnered significant attention and become an important subject in recent years. In this study, we tried to uncover the relationship between deposit dollarization, which is a form of financial dollarization, and stock market in MIST economies for the period between 2003Q1 and 2022Q2. With the help of second- generation methods of panel econometrics, we have identified a significant, adverse long-term influence of deposit dollarization on stock markets. This outcome has been substantiated through the utilization of three distinct estimation methodologies. Moreover, our Granger non-causality test demonstrates the presence of a causal relationship emanating from deposit dollarization to the stock market.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Social Media Addiction Among Nursing Students and Its Related Factors
Yesiltepe, Akgun; Demirkiran, Bedriye Cansu; Çam, Sevgi Demir
Background: Social media use has become an indispensable part of our lives as a result of technology advancement and is quite high among students. Methods: This study employed a cross-sectional design. Participants were 289 students from the Faculty of Health Sciences at Artvin Coruh University, Turkey. The Social Media Addiction Scale (SMAS) was used to obtain data. T-test, one-way ANOVA, Pearson's correlation, and Bonferroni analysis were used to analyze the data. Results: The participants' mean SMAS score was 81.03 & PLUSMN; 34.79, which was moderate. A weak and positive correlation was found between social media addiction and daily social media use. Statistical differences were found between social media addiction and social class, maternal education level, place of residence, income level, and general health status. Further, statistically significant differences were found between access to social media such as Facebook, Twitter, and Skype, and SMAS and subscales (p < 0.05). Conclusions: The nursing students in this study showed moderate levels of social media addiction. Factors such as daily social media use, year of study, maternal education level, place of residence, income level, and general health status are associated with the degree of social media addiction.
AtıfWoS1OpenAlex3İncele

















