Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    A comparative analysis of pictogram use in mobile weather applications: The cases of MGM, AccuWeather, and Apple Weather

    Usta, Mesut

    This study examines pictogram use in the interface designs of three mobile weather applications — MGM, AccuWeather, and Apple Weather — through a qualitative comparative case study approach. Focusing on user perception speed and information transfer efficiency rather than aesthetic value, the analysis evaluated each application across four criteria: pictogram compliance, visual complexity level, cognitive load, and icon-typography balance. Findings were theoretically grounded in usability heuristics. Expert review analysis revealed that Apple Weather achieves the lowest cognitive load through its integrated typographic system and standardized pictogram library. AccuWeather presents a moderate cognitive load through its standardized proprietary icon set, while MGM produced the highest cognitive load due to inconsistent icon styles, weak visual hierarchy, and touch target dimensions falling below international accessibility standards. The findings demonstrate that standardized and simplified pictogram systems reduce cognitive load and improve user experience, and underscore the need for systematic usability evaluation of institutionally developed mobile applications against international standards.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Investigating Consumers’ Boycott Behavior in the Context of Israeli-Palestinian Conflict: Social Media, Consumer Animosity and Perceived Efficacy Perspectives

    Cevher, Muhammed Fatih

    This study aims to reveal the effects of consumer animosity, perceived effectiveness, and social media on consumers' boycott intention. In addition, the study aims to investigate the mediating role of social media in the relationship between consumer animosity and boycott intention and the relationship between perceived efficacy and boycott intention. The study also analyzes whether there are significant differences in the boycott intentions of consumers in seven different regions of Turkey. A total of 749 consumer data from an equal number of consumers in seven different regions of Turkey were analyzed using structural equation modeling and ANOVA tests. The findings of the study show that consumer animosity, perceived efficacy, and social media have a positive effect on consumers' boycott intentions. While the mediating role of social media in the relationship between perceived effectiveness and boycott intentions was observed, the mediating role of social media in the relationship between consumer animosity and boycott intentions was not detected. It also revealed that there is a significant difference between regions in consumers' boycott intentions. The study differs from other studies in that it both investigates the mediating roles of social media variables and analyzes regional differences in the analysis of boycott intentions.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    YouTube’daki Akdeniz Diyeti İçeriklerinin Analizi: Bilimsel Bilgi mi, Yanıltıcı İçerik mi?

    Kopuz, Tuba Nur Yıldız; Haznedar, Nagihan Kırcalı; Macit, Arife

    Giriş: Akdeniz diyeti, zengin besin çeşitliliği ve sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle yıllardır popülerliğini koruyan bir beslenme modelidir. Obeziteden kardiyovasküler hastalıklara kadar pek çok durumdaki koruyucu ve önleyici etkileri dünya çapında dikkatleri çekmeye devam etmesini sağlamaktadır. Günümüzde ilerleyen teknoloji ve dijitalleşmenin artmasıyla birlikte pek çok konuda olduğu gibi beslenme ve diyet konularında YouTube önemli bir bilgi kaynağı haline gelmiştir. Yapılan bu çalışmada YouTube’da yer alan Akdeniz diyeti ile ilgili videoların kalitesi ve güvenirliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma kapsamında YouTube’da “Akdeniz diyeti”, “Akdeniz tarzı beslenme”, “Akdeniz diyet modeli” anahtar kelimeleri kullanılarak tarama yapılmış ve ilk 100 video incelenmiştir. Video içeriklerinin doğruluğu, kalitesi, bilimselliği, görsel-işitsel kalitesi ve kapsamlılığı değerlendirilmiş, ayrıca literatürle karşılaştırılmıştır. Bulgular: İlk 100 video araştırmacılar tarafından değerlendirilmiş; 34 video 1 dakikadan kısa veya 20 dakikadan uzun olması nedeniyle, 12 video Akdeniz diyetine ilişkin bilgiler içermemesi, 1 video Türkçe olmaması, 2 video da sözel anlatım bulunmaması nedeniyle dışlanmış, çalışmaya toplamda 51 video dahil edilmiştir. Dahil edilen videoların ortalama sürelerinin 5,94±3,54 dakika ve görüntülenme oranlarının ortalama değerlerinin 17,85±52,78 olduğu belirlenmiştir. Videolar arasında doktor ve diyetisyenlerin konuşmacı olarak yer aldığı videoların daha güvenilir ve kaliteli olduğu saptanmıştır (p<0,05). Videoların görüntülenme sayısı ve görüntülenme oranı değerlerinin Journal of the American Medical Association (JAMA) skoru ile arasında orta derecede anlamlı korelasyon (r=0,448, r=0,481) gösterdiği saptanmıştır. Sonuç: YouTube, Akdeniz diyeti konusunda güvenirliği yüksek videolar içerse de tamamen doğru ve güvenilir bir kaynak değildir. Sağlık profesyonellerinin içerik üretimine daha fazla katkıda bulunmaları teşvik edilmeli, daha doğru, kapsamlı, güvenilir bilgilerin erişimleri kolaylaştırılmalıdır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2025
    Evolution of digital marketing campaigns with artificial intelligence and machine learning: Analysing success prediction capabilities

    Cevher, Muhammed Fatih; Gülter, Erkan

    This study aims to investigate the predictive capabilities of machine learning algorithms in forecasting the success of digital marketing campaigns. In addition, the study aims to evaluate the performance of machine learning algorithm classification models and to determine which classification model is more effective in making this prediction. In this direction, a classification analysis was performed with machine learning algorithms using a dataset of 10,001 digital marketing campaigns obtained from the Kaggle platform. The study's theoretical background is based on Attribution Modelling, the Technology Acceptance Model, Incremental Response Modelling, and the Diffusion of Innovations Theory. As a result of the analysis, it was revealed that the success prediction capabilities of machine learning algorithms for marketing campaigns are pretty high. In the study comparing the success prediction abilities of machine learning models, the Gradient Boosting model demonstrated the highest success prediction ability (93.31%). In comparison, the Logistic Regression model has the lowest predictive success rate (53.36%). The findings revealed that machine learning algorithms should be more widely incorporated into the marketing literature and that businesses can run more successful and efficient campaigns by utilising machine learning models in their marketing efforts.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Yeni-Osmanlıcılık İdeolojisinin Hegemonik İnşasında Türk Televizyon Dizilerinin Kullanımı

    Aydin, Nursen

    Bu çalışma, Türkiye’de siyasal iktidarın yeni-Osmanlıcılık ideolojisini toplumsallaştırma sürecinde televizyon dizilerinin hegemonya aracı olarak kullanımını ele almaktadır. Yeni-Osmanlıcılık söylemi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1950’lerde gündeme gelmiş ve 1980’lerle birlikte temelleri atılmaya başlanmıştır. Tarihsel süreç içerisinde sağ siyasal iktidarlar tarafından değişen tonda ve ölçüde kullanılan yeni-Osmanlıcılık, 2000’li yıllarda siyasal ve toplumsal alanda yerleşik hale getirilmiştir. Siyasal kimliğini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayarak 2002 yılında iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) özellikle 2009 yılından bu yana iç ve dış politikada belirgin hale geldiği gözlenen yeni Osmanlıcı söylemleri, toplumsal ve kültürel yaşamın biçimlendirilmesinde de sıkça kullanılmıştır. Dolayısıyla bu çalışma, Türkiye’de yeni Osmanlıcı söyleminin 2010’lu yıllardan bu yana hegemonik hale getirilmesinde televizyon dizilerinin kullanımını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda, kuramsal olarak Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramının temel alındığı çalışmada, 2010-2024 yılları arasında Osmanlıyı ve Selçuklu dönemini konu edinen televizyon dizilerine ilişkin nicel veriler ortaya konulmuştur. Söz konusu dizilere ilişkin veriler, doküman analizi tekniğinden yararlanılarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda, 2010 yılı sonrasında yeni-Osmanlıcılık ideolojisinin siyasal iktidarın politikalarında ve söylemlerinde yoğun bir biçimde kullanımına paralel olarak Osmanlı temalı televizyon dizilerin sayısında da artış yaşandığı ve siyasal iktidarın yeni-Osmanlıcılık söylemin sözü edilen diziler aracılığıyla sürdürüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, Osmanlı/Selçuklu temalı televizyon dizilerinde, senaryonun Türkiye’nin iç ve dış siyasetteki güncel olaylarına ve bu konuda AK Parti iktidarının politikalarına gönderme yapılarak kurgulandığı dikkat çekmektedir

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2025
    Oy Verme Kutularından Sınır Kapılarına: Türkiye’nin Seçimleri ve Suriyeli Mültecilere Yönelik AKP’nin Değişen Tutumuna Medyadan Bakmak

    Kenes, Hatice

    Bu makale, son 13 yıldır Türkiye’de ırkçı, ayrımcı söylemlerin düğüm noktalarından birini oluşturan Suriyelilere yönelik söylemi, kritik son seçimleri içine alan dönemde incelemektedir. Bu dönemin özellikle ele alınmasında iki gerekçe öne çıkmıştır: İlki, muhalefet partileri tarafından sıkça gündeme getirilen, özellikle seçim dönemlerinde bir seçim vaadi olarak sunulan ve toplumda ırkçı, ayrımcı düşünceleri besleyerek zaman zaman linçlere yol açan Suriyelilerin “gönderilmesi gereken bir fazlalık” olduğu söylemine, 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan başkanlık seçimlerine 11 gün kala, 3 Mayıs 2023’te Adalet ve Kalkınma Partisinin (AKP) de “onurlu geri dönüş” söylemiyle eklemlenmesidir. Böylece AKP tarafından açık kapı politikasıyla içeri alınan, Müslümanlar olarak ensar olunması gereken, vatandaşlık vaat edilen milyonlarca Suriyeli mültecinin 12. yılın sonunda ülke dışına çıkarılacağı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçmenlere duyurulmuştur. Oysa aynı Erdoğan, 15 Mart 2022 tarihli konuşmasında muhalefet partilerinin söylemlerinin aksine “Biz görevde olduğumuz sürece göndermeyeceğiz” diyerek muhalefete “sert” bir şekilde karşılık vermişti. Kısa sürede her iki ifadenin AKP’nin Suriyeli politikasıyla ilgili olarak kamusal dolaşıma sokulmuş olması, AKP’nin Suriyelilere yönelik politikalarını belirleyen asıl faktörün hümanizm, insan hakları vs. değil de iktidarı kaybetme riskinin güçlü bir şekilde açığa çıkması ve oy hesapları olduğunun görünürleşmesidir. İlkiyle bağlantılı ikinci gelişme ise, 20 yıllık kesintisiz bir şekilde iktidarda olan Erdoğan’ın ve AKP’nin ilk defa oy ve iktidar kaybetme riskinin güçlü olarak belirdiği iki kritik seçim atmosferinin yaşanmış olmasıdır. Nitekim Erdoğan, 14 Mayıs 2023 başkanlık seçimlerini ikinci turda kazanabilmiş, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ise AKP, elindeki 15 şehir belediyesini daha kaybetmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı genel seçim ve ardından yerel seçim sürecini içine alan 1 Mart 2023 ile 1 Mart 2024 tarihleri arasında Türkiye’de en fazla tıklanma sayısına sahip Sabah, Hürriyet ve Sözcü’nün çevrimiçi platformlarında yayımlanan haberlerinde iktidarın da değişen söyleminin etkisinde Suriyeli sığınmacıların hangi bağlamda nasıl yer aldığını, medyanın mültecilerin “geri gönderilmesi gereken fazlalık” olarak gören politik söyleme nasıl eklemlenmediğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, ana akım medyanın haber yapma pratiği ve sığınmacılara yönelik politik ve toplumsal tartışmaları nasıl haberleştirdikleri betimsel olarak analiz edilerek öne çıkan temalar ve alt temalar yorumlanacaktır. Araştırmanın temel tezi, medyanın, sığınmacıların toplumsal entegrasyon veya dışlanma süreçlerine etkisinin, seçim döneminin dinamiklerinde daha belirgin hale geldiği yönündedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    The Adventure of Turkish Folk Music with Mass Media in the Context of the Music Industry in Turkey: The Era of Radio and Record

    Kara, Huseyin; Çakır, Mehmet Serkan

    This study historically assessed to what extent Turkish folk music has gained ground in radio and record technology from the mass media. In this context, the study initially drew a general framework of folk music and then reviewed the radio period—the first occasion to perform this genre of music institutionally. It subsequently provided information about the music industry and its development in Türkiye in line with the subject's scope, attempting to exemplify the place of folk music in the record industry. Finally, it analyzed the evolutionary process of "Anatolian Pop," one of the popular music genres of the period that began to gain popularity in Turkey in the 1960s, striving to assess the relationship between this musical genre and folk music by carefully selecting some sample records. As part of the adopted qualitative study approach, the study performed document analysis and subsequently conducted content analysis by listening to representative records, concluding that both the radio and the record industry have provided diversity in folk music production.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    İklim Krizinin Medyada Ele Alınışı: Akademik Eğilimlerin ve Çalışmaların Bibliyografik Analizi

    Kenes, Hatice

    Bu çalışma, 2000-2023 yılları arasındaki 23 yıllık süreçte Türkiye’de iklim değişikliğine dair medyada yer alan haberleri ve söylemleri ele alan akademik çalışmaları analiz etmektedir. İklim krizi, günümüzde en büyük çevresel tehditlerden biri olarak kabul edilmekte olup, Türkiye de bu etkileri derinden hissetmektedir. Bu bağlamda medya, farkındalık yaratma ve bilgilendirme konusunda kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle de medyanın kitleselliği ve kitlelere ulaşma hızı göz önüne alındığında iklim değişikliğinin farklı sonuçları ile medyada yer alıp almadığı, nasıl ve ne kadar yer aldığı kamuoyunun bilinçlenmesinde, kamusal baskı oluşmasında, konunun politik mecralarda tartışılmasında etkilidir. Aynı şekilde iklim değişikliğinin toplum, çevre, nüfus, ekonomi ve benzerine etkilerinin bilimsel olarak tartışılması, akademik kamuoyunda paylaşılması da, politika yapıcıların, sivil toplum örgütlerinin konuya dikkatlerinin akademik düzeyde çekilmesinde önemlidir. Bu çalışmanın amacı iklim değişikliğinin yarattığı sonuçların medyada yer alma biçimlerini sorunsallaştıran akademik metinleri analiz etmektir. Böylelikle iklim değişikliğinin medyada (televizyon, online/basılı gazeteler, sosyal medya, kitaplar, reklamlar, filmler, diziler vb.) nasıl ele alındığını sorunsallaştıran bilimsel çalışmalar bibliyografik olarak analiz edilerek iletişim çalışmaları alanındaki akademik ilginin haritası çıkarılacak ve saptamalarda bulunulacaktır.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex9TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Tiyatronun Rönesansı: Pandemi Döneminde Dijitalleşme ve Britanya Tiyatrosu

    Şentürk, Gamze

    2019 yılında ortaya çıkıp dünyayı etkisi altına alan ve insanları evlerine hapseden pandemi süreci, tiyatro başta olmak üzere sahne sanatları üzerinde benzersiz bir etki yaratarak sahneyi bir dönüşüme uğratmıştır. Bu süreçte sahne sanatları alanında gelişen yeni duruma uygun olarak önlemler alınmaya çalışılmış ve sahne adeta yeniden şekillenmeye başlamıştır. Tiyatroda köklü değişikliklerin olduğu bu dönemde Britanya tiyatrosu da önerdiği yenilikçi ve deneysel uygulamalarla pandemi sürecini yönetmeye çalışmıştır. Kuşkusuz bu noktada teknolojinin sunduğu katkı göz ardı edilemez. Pandemi sürecinde dijitalleşen tiyatro, seyircisine yeni deneyimler yaşatmıştır. Sanatın evrensel gücünün bir kez daha anlaşıldığı bu süreçte teknoloji, biçim, içerik ve uygulama açısından tiyatroyu destekleyici bir unsur olarak ortaya çıkmıştır. Seyircisini oyunla buluşturan ve yenilikçi biçimlerin kullanılmasına büyük olanaklar tanıyan teknolojinin tiyatroda bir dönüşüm yaratması söz konusu olmuştur ve adeta tiyatroda bir rönesans yaşanmıştır. Bu çalışma, Britanya tiyatrosunun pandemi sürecini teknolojinin verdiği imkânlarla nasıl aştığını ortaya koymayı ve pandemi sürecinde tiyatro-teknoloji etkileşimini açığa çıkararak teknoloji çağında tiyatro endüstrisinin geleceğini tartışmayı amaçlamaktadır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2024
    Doğu Anadolu Bölgesi Yükseköğretim Kurumlarının Sosyal Medya Pazarlaması Bağlamında Değerlendirilmesi

    Coskun, Engin

    Pazarlama, internet ve web teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte tüketicilere anında erişebilme, ürün/hizmet ya da herhangi bir fikrin pazarlanmasını sağlama amacıyla sosyal medya gibi internet ortamlarına taşınmıştır. Bu süreçte markalar, kurum ya da kuruluşlar rekabet avantajını kaybetmemek amacıyla birçok yenilikçi medyada yerini almıştır. Bu çalışmada, sosyal medya pazarlaması bağlamında Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan kamu üniversitelerinin, rekabetçi avantaj konumlarını sosyal medya üzerinden yürüttüğü pazarlama iletişimi faaliyetleri ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, kurumsal kimlik sunumlarının ve kurumsal vizyonlarının değerlendirilmesi Facebook sosyal ağ sitesi üzerinden içerik analizi tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Facebook sosyal ağ sitesinde sosyal medya pazarlamasını en yoğun kullanan üniversite beş farklı kategoride diğer üniversitelere göre daha fazla paylaşım oranına sahip olan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’dir. Sosyal medya pazarlaması ile ilgili en az paylaşım oranına sahip olan üniversite ise tüm kategoriler bağlamında herhangi bir paylaşım yapmamış olan Erzurum Teknik Üniversitesi’dir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Salonlardan Çevrimiçi Ortamlara: Dijital Sinema Platformlarının Film İzleme Alışkanlıklarına Olan Etkisi Üzerine Bir Araştırma

    Hayir, Celal

    Henüz dijital teknolojilerin pek gelişmediği yıllarda farklı toplumsal gruplardan insanların sinema salonlarında bir arada film izlemeleri 20. yüzyılın önemli aktivitelerindendi. Sinema salonları, geçmiş yüzyılda kitlelerin en büyük eğlence ve sosyal aktivite ortamı işlevi görüyordu. Dijitalleşmenin bütün dünyada hız kazanması, uydu teknolojisindeki ilerlemeler, özel televizyon yayınları, kablolu televizyon ve radyo yayınları, bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, dijital medya teknolojilerin ve internetin giderek yaygınlık kazanması toplumu ciddi değişim-dönüşüm sürecine sokmuştur. Bununla birlikte, internet ortamında dijital film platformlarının ortaya çıkmasıyla sinema seyircisi salonlardan uzaklaşıp ev ortamlarında film izlemeye başlamıştır. Salonlardan çevrimiçi ortamlara, dijital sinema platformlarının film izleme alışkanlıklarına olan etkisini konu alan bu çalışma 1960-2000 yılları arasında doğmuş bireylerle sınırlandırılmıştır. Bu bireyler dijital göçmenler ve dijital yerliler olmak üzere iki kategoride incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, sinema izleme pratiklerinin ne şekilde değiştiğini ve bu durumun demografik profile göre değişkenlik gösterip göstermediğinin belirlenmesidir. Çalışmanın anket verilerinden elde edilen bulgulara göre; katılımcıların dijital platformlarda film izleme pratiklerinin cinsiyete ve yaşa göre farklılık gösterdiği, çoğunluğun dijital ortamda film izlediği, yarısından fazlasının son 6 ayda sinema salonunda hiç film izlemediği ve yarıya yakınının ise dijital platformlarda haftada en az bir film izlediği belirlenmiştir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    İstanbul Sözleşmesi Tartışmalarında Açık Muhalefetten Zemin Kaydırmaya Farklı Tutumlar: Sabah ve Sözcü Örnekleri

    Kenes, Hatice

    Bu çalışmada İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme süreci, toplumda oluşan iki farklı özne konumunu (karşıtlık ve destek) görünür kılabilecek farklı ideolojik konumdaki iki medya kuruluşu üzerinden incelenmektedir. Çalışma kapsamında Sabah ve Sözcü’nün web sitelerinde 20 Mart 2021- 1 Temmuz 2021 tarihleri arasında yayınlanan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili haberler taranmıştır. İstanbul Sözleşmesi’ni konu edinen 41 haber Sözcü’den, 16 haber ise Sabah’tan elde edilmiştir. Haberler konularına göre temalara ayrılmıştır ve haber metinleri eleştirel söylem analizi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda Sabah’ın neredeyse tüm haberlerinde görünür olan İstanbul Sözleşmesi’nin “Türkiye'ye zarar verdiği” söylemi Sözcü’de de farklı gerekçelerle ortaya çıkmıştır. Öte yandan Sözcü’de sözleşmeden çekilmeye yönelik tepkileri görünür kılan haberlerin olması Sözleşme savunusuna aracılık etmekle birlikte LGBTİ+ öznelere dair hak odaklı tek bir haberin olmaması, LGBTİ+’ların görünmez kılınması nedeniyle Sözcü’nün de hâkim cinsiyet rejiminin kodlarıyla hareket ettiğinin işareti olarak okunmuştur. Bu sonuçlar her iki gazetenin hâkim cinsiyet rejimi içinde üstü örtük işbirliğine de işaret etmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Reklam güvenirliği ve reklama yönelik tutum bağlamında sosyal medya okuryazarlık becerilerinin incelenmesi

    Coskun, Engin; Şener, Betül Çepni

    Günümüzde sosyal medya belirli bir teknoloji hizmeti olmanın ötesinde insanların yaşamlarının büyük bir bölümünü geçirdiği dijital yerlerdir. Bu bağlamda ele alındığında insanların kullanıcı olarak sosyal medya platformlarında ne yaptıklarını ve bu ortamları ne kadar bilinçli bir şekilde değerlendirdikleri oldukça önem taşımaktadır. Bugüne kadar çoğunlukla bilgi paylaşımı için kullanılan sosyal medya platformları artık pazarlama ve reklam aracı olarak da işletmeler tarafından sıklıkla kullanılmaktadır ve işletmeler söz konusu platformları genellikle de çevrimiçi ağızdan ağıza (E-WOM) iletişimi tanıtım faaliyetlerinin bir formu olarak görmektedir. Dolayısıyla sosyal medya içeriklerinin kullanıcılar tarafından nasıl okunduğu ve kullanıldığı, biliş düzeyleri reklam uygulayıcıları için önem arz etmektedir. Kullanıcılar olarak tüketiciler tarafından dijital temelli sosyal medya platformlarına yaklaşım şekilleri onların bu platformlarda yapılan reklamlara olan güvenleri ve tutumları üzerinde etkilidir gerçeği yadsınamaz. Bu araştırmada sosyal medya okuryazarlığı becerilerinin reklam güvenirliği ve reklama yönelik tutum üzerindeki etki düzeyi irdelenecektir. Bu bağlamda araştırmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş olup nicel yöntemin alt kategorilerinden biri olan tarama araştırması modeline başvurulmuştur. Araştırma bulguları sosyal medya okuryazarlığının alt boyutları olan gizlilik ve algoritmik farkındalığın ve teknik yeterliliğin reklam güvenirliğini; reklama yönelik tutum üzerinde ise gizlilik ve algoritmik farkındalığın etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla reklam uygulayıcılarına, sosyal medya platformlarında gizlilik ile ilgili seçenekleri kullanıcıların algılayacağı şekilde düzenlemeleri, bu konuda açıklayıcı ve şeffaf olmaları önerilmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Sosyal Medya ile Değişen Mahremiyet: Z Kuşağındaki Öğrencilerin Mahremiyet Algısı Üzerine Bir Araştırma

    Hayir, Celal; Karahisar, Tüba

    Bu çalışmada Jürgen Habermas, Hannah Arendt ve Richard Sennett’in kamusal alan kavramından yola çıkılarak sosyal medyadaki mahremiyet, özel alan kavramları incelenmiştir. Makalede amaç, katılımcıların mahremiyet kavramından haberdar olup olmadıklarının, hangi konularda hassas davranış sergilediklerinin, hangi saiklerle sosyal medyada paylaşım yaptıklarının, hassas veri paylaşmaktan endişe duyup duymadıklarının ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın veri toplama yöntemi ankettir. Anket, Google Form aracılığı ile internet ortamında hazırlanmış ve katılımcılara sosyal medya uygulamaları (Whatsapp ve Facebook) ile ulaştırılmıştır. Anket, uygulanmadan önce bir denek grubu üzerinde test edilmiştir. Araştırmanın evreni 1995 sonrası doğan Z kuşağına mensup bireyler, örneklemi ise Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileridir. Verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların tamamına yakınının mahremiyet kavramından haberdar olduğu ve herhangi birini sosyal medyada zor duruma düşürecek paylaşımlarda bulunmadıkları ve çoğunluğunun sosyal medyada mahremiyet ihlâli durumunda ne yapmaları gerektiğini bildikleri görülmüştür. Katılımcıların mahremiyet algısı orta düzeyde çıkmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Evaluation of physician-patient communication in terms of quality and factors affecting communication in healthcare organizations

    Gülşah Bulut

    Hekim ve hasta arasındaki iletişim hasta bakımının çok önemli bir bileşenidir. İyi bir hekim-hasta iletişimi, artan hasta memnuniyeti, gelişmiş hekim-hasta ilişkisi, azaltılmış riskler ve davalar gibi sağlık sonuçlarının çeşitli yönleri üzerinde birçok olumlu etkiye sahiptir. Halk arasında tıp mesleğine olan güvensizliğin artması, artan şikayetler, hekimlere yönelik yanlış uygulama iddiaları ve doktorlar ile hastalar arasındaki çatışma vakaları, iyi bir hekim-hasta iletişiminin önemini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Elazığ il merkezindeki kamu hastanelerinde çalışan hekim ile hasta arasındaki iletişimin niteliğini ortaya koymak, iletişimi etkileyen faktörleri saptamak ve çözüm önerileri sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Belirlenen amaç doğrultusunda bu çalışmanın örneklemi, Elazığ il merkezinde bulunan kamu hastanelerinde çalışan 127 doktor ve 255 hasta bireylerle sınırlandırılmıştır. Bu araştırmada hekim ve hastalara yönelik olarak, İş (2019) tarafından geliştirilen ''Hekim-Hasta İletişimi anketi'' kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, hekimlerin %27'si hasta ile iletişim kurarken zorlandığını, %32.2'sinin hasta ve hekim arasındaki iletişimin yeterli olmadığını, %44.1'inin hasta ile iletişim kurarken olumsuzluk yaşayacağını düşündüğünü, %60'i hekimlerin içinde bulunduğu ortamın hasta ve hasta yakınları tarafında anlaşılmadığını, %76.2'sinin hasta ve hasta yakınları tarafından haksız yere suçlandığını, %42.5'inin ekonomik şartlardan dolayı iletişim problemleri yaşadıklarını, %83.4'ünün hasta ile iletişim kurmada çalışma ortamının engel olduğunu ve %50.3'ünün ise iletişimle ilgili seminer ve konferansın düzenlenmediğini belirtmişlerdir. Hastaların %73.0'ının hekimlerin isimle hitap etmesinin iletişim açısından önemli olduğunu, %32.1'i hekimlerin hastalarla etkili bir iletişim kurmadıklarını, %27.1'i hekimlere anlaşılır bir dille konuşmadıklarını, %14.5'inin hekimlere karşı olumsuz bir düşünceye sahip olduklarını, %52.9'u hekimlerin bazı hastalara ayrıcalıklı davrandıklarını, %22.8'i hekimlerin hastalarına karşı iyi davranmadığını belirtirken, %37.2'si hekimlerin tedavi süreci hakkında yeterli bilgi vermedikleri, %22'si hekimlerin hastalarla karşı yeterli saygıyı göstermediklerini, %24,3'ü hekimlerin hastalara değer vermediğini, %26,3'ü hekimlerin hastalara karşı güler yüzlü olmadığını, %45.6'sı ise hekim muayeneleri için ayrılan süreyi yeterli bulmadıklarını belirtmişlerdir. Sonuç olarak hekim-hasta ilişkisinde çift yönlü bir iletişimin olduğu, hasta açısından hekimlerden, hastaya ilgi, güven, zaman ayırma, bilgilendirme ve iyi bir iletişim becerisi beklediklerini, hekimler açısından ise hasta ve hasta yakınlarından hastalığı iyileştirme sürecinin uzun ve kapsamlı bir süreç olduğunu ancak zaman ve imkanlarla sağlanabilirliğinin bilinmesi gerekliliğini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Hasta, Hekim, İletişim, İletişim Engelleyen Faktörler

  • MakaleAçık Erişim2022
    İki boyutlu reklamlarda ortam farklılıklarının hatırlama üzerindeki etkisi

    Coskun, Engin

    Reklamcılıkta dijital uygulamaların giderek hız kazandığı günümüzde, markalar birçok farklı yaratıcı uygulamalar geliştirerek, iletişim kanallarını farklılaştırarak, farklı yöntemler deneyerek tüketicilerine ulaşma ve markaya dair optimum düzeyde farkındalık yaratma çabasındadırlar. Bu çabalar içerisinde giderek popüler hale gelen sanal gerçeklik deneyimi ile reklamcılık uygulamaları, metaverse ortamlarında reklamcılık faaliyetleri, mobil uygulamalar üzerinde reklam faaliyetleri ve oyun içi reklamcılık gibi konular yer almaktadır. Bununla birlikte teknolojinin sürekli yeni ortam ve uygulamalara imkân sunmasıyla geliştirilen her uygulamanın da tüketiciler üzerindeki etkisi tartışılır hale gelmektedir. Bu araştırma kapsamında, web ortamında geleneksel bir yapıya dönüşmüş olan iki boyutlu banner tipi reklamların sanal gerçeklik ortamında sunulmasının reklamı hatırlamaya ne yönde bir etkisinin olduğu tartışılmıştır. Bu kapsamda iletişim fakültesinde öğretim gören öğrencilere (N=40) yönelik olarak deneysel bir araştırma dizayn edilmiştir. Deney kapsamında iki boyutlu banner tipi reklamların tümünde var olan metin, görsel ve renk tasarım unsurları kontrol altına alınmış olup ortam/mecra farklılığının gruplar arasında bir fark yaratıp yaratmadığına bakılmıştır. Araştırma sonucunda reklamı hatırlama düzeylerinin gruplar arasında metin ve görsel tasarım unsurları kontrol altına alındığında anlamlı bir fark bulunamazken [F(grup) 1=.129, p&gt;0.05; F(grup) 1=.167, p&gt;0.05], renk ile ilgili tasarım unsurları kontrol altına alındığında ise anlamlı bir fark bulunmuştur [F(grup) 1=5.989, p&lt;0.05]. Yapılan ileri testler sonucu kontrol grubunda pozitif yönde bir etki [x̄(web tabanlı-sanal gerçeklik)= 6.761; p&lt;0.05] tespit edilirken deney grubunda ise negatif yönde bir etki [x̄(sanal gerçeklik-web tabanlı)= -6.761; p&lt;0.05] tespit edilmiştir. Dolayısıyla reklama maruz kalan deneklerde web ortamında iki boyutlu banner tipi reklamın sanal gerçeklik ortamında yer alan iki boyutlu banner tipi reklama göre reklamı hatırlama düzeylerinde pozitif yönde bir etki bıraktığı sonucuna varılmıştır

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkçe metinlerde makine öğrenmesi yöntemleri ile siber zorbalık tespiti

    Baykara, Muhammet; Yazğılı, Enver

    İnternet kullanımının yaygınlaşması ve sosyal medya platformlarının popülaritesinin artması siber zorbalık olarak adlandırılan eylemlerin hızla yayılmasına neden olmuştur. Dünya genelinde siber zorbalığa maruz kalan kişilerin sayısı her geçen gün artmaktadır ve bu da mağdurlar üzerinde büyük etkiler yaratmaktadır. Bu eylemin tespit edilmesi, yeni mağdurların ortaya çıkmaması ve mevcut mağdurların daha fazla bu eyleme maruz kalmaması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu noktada literatürde siber zorbalık tespitine yönelik birçok çalışmanın gerçekleştirildiği görülmüş ancak Türkçe metinlerde yapılan çalışma sayısının çok az olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada kaggle adlı paylaşım sitesinden elde edilmiş ve manuel olarak oluşturulan 3000 cümlelik hazır Türkçe bir veri seti üzerinde doğal dil işleme yöntemleri kullanılarak siber zorbalık tespiti gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan veri setinin yeni olması ve bildiğimiz kadarıyla bu kadar çok sayıda algoritmanın literatürde test edilmemiş olması nedeniyle bu çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmada bu veri seti üzerinde Bagging, Boosting, C4.5, Gradient Boosting, K-Means, KNN, LR, NB, ANN, RO, DVM, Stokastik Gradient Descent ve XGBoost algoritmaları karşılaştırmalı olarak ilk kez kullanılmıştır.

    AtıfOpenAlex4TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Sosyal medyada moda reklamcılığı: ınstagram örneği

    Coskun, Engin; Şener, Betül Çepni

    Sosyal medya ve sosyal medya içerikleri günümüz dijital çağında giderek çevrimiçi dolaşıma katılan insanların artmasıyla birlikte gerçek yaşamın birer trend belirleyicileri haline dönüşmektedirler. Sosyal medyada yer alan kaynaklar artık kullanıcılar için birincil bilgi edinme kaynağı olarak yer almaya başladı. Böylece sosyal medya, son tüketiciye ulaşmak isteyen tüm markalar gibi moda sektöründe faaliyet gösteren markalar için de vazgeçilmez pazarlama araçlarından birisi haline dönüşmektedir. Sosyal medya moda endüstrisi için tüketici farkındalığı yaratmak, marka bilinirliği sağlamak ve modaya dayalı ürünler ve uygulamalar hakkında tüketicileri bilgilendirmek adına markalara çeşitli araçlar sunmaktadır. Özellikle, sosyal medya moda markaları için pazarlama stratejisini güçlendirmek adına etkileşime dayalı ve anında geri bildirimin alınabildiği bir kitle iletişim aracı olma özelliğine de sahiptir. Bu çalışmada niceliksel içerik analizi yöntemi kullanılarak popüler sosyal medya araçlarından olan Instagram’da Türkiye’de faaliyet gösteren ve sevilen moda markalarının moda reklamcılığını nasıl kullandığına ilişkin güncel durumu betimsel bir araştırma yapılarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmada belirlenen markaların Instagram gönderileri detaylı olarak incelenmiş ve moda reklamcılığı kapsamında kullanmış oldukları reklam mesaj stratejileri çerçevesinde oluşan farklılıklar değerlendirilmiş olup takipçileri ile olan etkileşimleri de ayrıca incelenmiştir. Araştırma sonucu dönüştürücü reklam mesaj stratejilerini ve kullanıcı imajını yoğun olarak kullanan markaların takipçileri ile olan etkileşim oranlarının diğer markalara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Dijital medya çağında sosyal röntgencilik: ınstagram örneği

    Hayir, Celal; Karahisar, Tüba

    Yaşadığımız bu dönemde yoğunluklu olarak kullandığımız sosyal medya platformları günlük yaşam pratikleri içinde birer zorunlu ihtiyaca dönüşmüştür. İnternet kullanabilen her bireyin mutlaka (en az bir) sosyal medya hesabı bulunmaktadır. İnsanlar artık çeşitli konulardaki ihtiyaçlarına cevabı bu mecralarda aramaktadır. Tanıdık ya da tanımadık insanlar hakkında tutum, davranış ve yargılar, sosyal medya hesapları yakın takibe alınarak oluşmaktadır. Instagram bu bağlamda ele alınıp incelenmesi gereken en önemli sosyal mecradır. Bugün dünya genelinde 1 milyardan fazla, ülkemizde ise 39 milyon Instagram kullanıcısı bulunmaktadır. Türkiye, dünyada en çok Instagram kullanan ülkeler arasında altıncı sırada yer almaktadır. İstatistiki veriler ülkemizde oldukça yoğun bir şekilde Instagram kullanıldığını göstermektedir. Çalışmanın amacı; ülkemizde 18 yaş üstü bireylerin hangi amaçla Instagram kullandığını, Instagram’da paylaşımda bulunup bulunmadığı, takip ettiği kişilerin paylaşımlarına hangi saiklerle sürekli bakma gereği duyduğunu “sosyal röntgencilik” kavramı bağlamında araştırmaktır. Buna bağlı olarak Instagram kullanıcılarını sosyal röntgenciliğe iten davranışın ardındaki nedenler ankette yer alacak sorular ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, demografik özelliklere yönelik beş, Instagram kullanım ve paylaşım nedenlerine ilişkin çoktan seçmeli altı, sosyal röntgencilik davranışına ilişkin beşli Likert tipte dokuz olmak üzere toplam 20 soru ve ifadeli anket formu oluşturulmuş ve 259 kişiye uygulanmıştır. Çalışma, anket formu ile toplanan veriler ile sınırlandırılmıştır ve anket verileri SPSS 26.0 programı ile analiz edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Eeg yöntemi ile tüketicilerin elektronik ticaret sitelerine yönelik algıları üzerine deneysel bir çalışma

    Yücel, Atilla; Coşkun, Pınar

    Çalışmada, nöropazarlama tekniklerinden Electroencephalography EEG Analiz Yöntemi kullanılarak elektronik ticaretsitelerinin etkinliği ve katılımcılar tarafından nasıl algılandığı araştırılmıştır Araştırma; Fırat Üniversitesi Pazarlama veNöropazarlama Araştırma Merkezinde yaş, cinsiyet, eğitim durumu, mesleği ve yetiştiği şehir gibi demografik özellikleri farklıolan gruplardan oluşan 30 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma örneklemi 19-41 yaş aralığı 18’i kadın, 12’si iseerkek katılımcıdan oluşmuştur. Araştırmada en çok ziyaret edilen e-ticaret sitelerinin “Hepsiburada, Markafoni, Gittigidiyor,Sahibinden ve N11” görselleri sırasıyla katılımcılara 5’er saniyelik slaytlar halinde izlettirilmiş olup bu sitelere verilen tüketicitepkileri nöropazarlama açısından incelenmiştir. Katılımcıların EEG verileri incelendiğinde tüm görsellere tepki verdiğigözlemlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular incelenerek; firmaların hazırlamış olduğu web sitelerinde yer alan unsurların(menüler, basit görünüm, okunabilir yazılar, sitenin arka fonu, yazı rengi, site haritası ve ulaşılabilir olması) müşterilertarafından nasıl algılandığı, nelere dikkat ettikleri tespit edilmiştir.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele