Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Başaran, Erkin(8)
- Çılğın, Zeynel(6)
- Bayrakdar, Cihan(4)
- Konurhan, Zekeriya(4)
- Eteman, Fatma Sert(3)
- Güner, Bülent(3)
- Kervankıran, İsmail(3)
- Avaner, Tekin(2)
- Canpolat, Ergin(2)
- Ceylan, Mehmet Akif(2)
- Isik, Sevket(2)
- Kırboğa, Onur(2)
- Abdulvahitoğlu, Adnan(1)
- Aktaş, Erkan(1)
- Atay, Erol(1)
- Bankoğlu, Hatice Duygu(1)
- Başköse, İsa(1)
- Celik, Erkan(1)
- Dal, Murat(1)
- Demir, Murat Cem(1)
- Dolar, Ayşe(1)
- Firat, Kamil(1)
- Güler, Nuran(1)
- Güler, Zuhal(1)
- Gündoğdu, Serkan(1)
- Karabulut, Demet(1)
- Keserci, Ferhat(1)
- Korkmaz, Meral(1)
- Koç, Ali(1)
- Kılıçaslan, Aydın(1)
- Mertol, Hüseyın(1)
- Mete, Süleyman(1)
- Ors, Orhan(1)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(1)
- Pehlivan, Ceren(1)
- Reyhanoğulları, Müslüm(1)
- Tosun, İbrahim(1)
- Tuncel, Gokhan(1)
- Tuncer, Bayram(1)
- Uymaz, Muhammed(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Kültürel Coğrafyalarda Postkolonyalizmin İzdüşümü
Reyhanoğulları, Müslüm
Bu çalışma, kültürel coğrafya ile postkolonyal kuram arasındaki kuramsal ve kavramsal kesişim noktalarını dikkate alarak, söz konusu her iki alanın multidisipliner etkileşim bağlamında coğrafi bilgi üretimine nasıl katkı sunduğunu tartışmaktadır. Aynı zamanda kültürel coğrafyanın kuramsal sınırlarını genişleterek coğrafi düşünceye çoğulcu, tarihsel ve eleştirel bir yön kazandırmayı ve postkolonyal coğrafyanın kültürü, mekânsal üretimi ve yeri algılama biçimlerini tartışmayı amaçlamaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren beşerî coğrafyada yaşanan epistemolojik, metodolojik ve ontolojik değişimle birlikte kültürel coğrafya mekânın fiziki boyutunu inceleyen bir alt alan olmaktan çıkmış; kimlik, kültür, temsil, iktidar, söylem ve aidiyet gibi kavramlar etrafında şekillenen eleştirel bir yönelime evrilmiştir. Bu dönüşüm süreci; coğrafi bilginin ideolojik, söylemsel ve tarihsel bağlamlar içerisinde nasıl üretildiğine dair farkındalığın artmasını sağlamıştır. Postkolonyal yaklaşım ise bu süreçte sömürgecilik deneyimlerinin ve kolonyal söylemlerin mekânın kurgulanmasındaki rolünü sorgulayan kuramsal bir araç olarak yoğun bir ilgi görmüştür. Bu anlamda kuram, özellikle Avrupamerkezli bilgi yapılarının eleştirisi ve alternatif coğrafi epistemolojilerin inşası bakımından kültürel coğrafya alanına önemli katkılar sunmuştur. Bu bağlamda çalışma nitel araştırma yaklaşımıyla ve literatür taramasına dayalı olarak yapılandırılmış; söylem, temsil ve mekân ilişkileri postkolonyal perspektiften analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Bu doğrultuda kültürel coğrafyanın postkolonyal yaklaşımla kurduğu kuramsal bağın; günümüzdeki küresel eşitsizliklerin, kimlik politikalarının ve mekânsal adaletsizliklerin anlaşılmasına yönelik önemli bir eleştirel çerçeve sunduğu söylenebilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Mekânın Kutsallaşması; Tunceli’nin Dini Ziyaret Yerleri İle Coğrafi Fenomenlerin İlişkisi
Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent
Antik dünyanın animistik inanışlarından günümüze doğaya ait pek çok unsur, inançlar içerisinde değişen önemlerde kendisine yer bulmuştur. Güneş, ay, yıldızlar gibi göksel kültler ile yükseklik, dağ gibi topografik kültler ve su kültü en yaygın doğal dini temalardır. Zamanla doğa / mekân ayrılmaz biçimde inanç ile bütünleşmiş ve coğrafi mekânın bazı bölümleri kutsiyet kazanmıştır. Bir yeryüzü parçasının kutsal kabul edilmesi genellikle karma-şık bir süreç olmamakla birlikte pek çok nedenle ilgilidir. Dolayısıyla mekân içinde kutsalın kapsamı çok geniştir. Kutsal şehirler, kutsal dağlar, kutsal yapılar, kutsal nehirler, kutsal mağaralar, kutsal mezarlar bunlardan bazılarıdır. Alevî inancı içerisinde doğal kültler oldukça belirgindir. Doğa bütü-nüyle kutsaldır ve dini kişiliklerle de ilişkilidir. Nitekim Tunceli’de yaygın inanış olan Alevîlik inancında doğaya ait pek çok öge bulunmaktadır. Özellikle dini ziyaret yerleri ile coğrafi mekân ve doğal çevre arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Nitekim Tunceli’deki ziyaret yerlerinde, “sıra dışı”,“olağanüstü” ve “benzersiz” olarak yorumlanabilecek coğrafi fenomenlere sıkça rastlanmaktadır. Bu coğrafi olağanüstülük algısı, zaman içinde ilahi bir iz ve “alamet” olarak değerlendirilmiştir. Tunceli heybetli dağları, derin vadileri, coşkun akarsuları ile hayranlık uyandırıcı zengin coğrafi / topografik varlıklara sahiptir. Böylelikle doğada ilahi olanla insanı buluşturduğuna inanılan hiyerofanik yapılar ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, ülkemizde coğrafi mekânla kutsalın etkileşimi üzerine coğrafya perspektifiyle yapılan ilk çalışmalardan biridir. Çalışmanın amacı, Tunceli’deki ziyaretgâhların coğrafi çevre özelliklerini dikkate alarak, bu yerlerin kutsallık kazanmasında coğrafi fenomenlerin ve doğal çevre özelliklerinin etkisini araştırmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde nazari çerçeve oluşturulmuş, ikinci bölüm arazi gözlem ve inceleme yöntemiyle toplanan verilerin değerlendirilmesine ayrılmıştır. Ayrıca ziyaret yerleri haritalandırılmış ve fotoğraflandırılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026The Role of Socio-Economic Development Level in Van Province on Migration
Pehlivan, Ceren; Yuzbasi, Bahadir; Tuncel, Gokhan
The evolution of socioeconomic indicators in Turkey is critical to the survival of regional differences. The difference in development between regions leads to migration between provinces. Particularly certain patterns of economic programs and social and political problems constitute the main reasons for the increase in migration between them. When examining migration, it must be considered together with the social and economic structure. Because the most visible phenomenon that reflects the developments in the economic and social structure is migration. Migration is explained and examined with different components in terms of its content. In our study we investigated the concept of migration, which has many effects and features, in the context of Van Province. The Geographically Weighted Regression and Ordinary Least Squares Analysis were used in the research. According to the OLS model, the level of socioeconomic development explained 36% of the total variance (adjusted R2) in migration The GWR model explained 53% of the total variance in migration by socioeconomic development level. This represents a 17% increase over the OLS model. The GWR model showed an increase in model fit, while the AIC criterion decreased when compared to the OLS model. Similarly, the fact that the sum of squares is less in the GWR model now proves its superiority
- MakaleAçık Erişim2025Üniversitelerin Konut Üretimine Etkisi: Gümüşhane Örneği
Başaran, Erkin; Isik, Sevket
Amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular, üniversitenin kurulmasının Gümüşhane kentinin demografik yapısını önemli ölçüde etkileyerek, büyük bir konut talebi yarattığını ortaya koymaktadır. 2008 yılında kurulan Gümüşhane Üniversitesi’nin hızlı büyümesi, öncelikle öğrenci ve akademik personel akını nedeniyle nüfusta önemli bir artışa yol açmış ve böylece yeni konutların yapımına yönelik büyük bir talep artışı ortaya çıkmıştır. Bu durum 2008'den sonra, kullanım izni olan konut amaçlı bina ve daire sayısında belirgin bir artışı da beraberinde getirmiştir. Üniversitenin kurulduğu 2008 öncesinde kentte yılda ortalama 11 konut amaçlı bina kullanım izni alırnırken, bu rakam 2009- 2023 döneminde 25’e ulaşmıştır. Kentte üretilen daire sayısında da benzer bulgular elde edilmiştir. 2008 öncesinde kentte yılda ortalama 135 daire kullanım izni alırken, bu rakam 2009-2023 arasında 414’e yükselmiştir. Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu, yeni inşa edilen binaların yalnızca sayıca artmakla kalmayıp aynı zamanda daha yüksek katlı bina üretimine doğru güçlü bir eğilim göstermesidir. 2002-2008 arasında Gümüşhane kentinde 10 ve daha çok katlı bina bulunmazken, özellikle 2015 yılından sonra bu tip yüksek binalar en yaygın yapı tipi olmuştur. Konut üretiminde çok katlı yapıların giderek önem kazanmasında Gümüşhane’nin coğrafi özelliklerinin de rol oynadığı belirlenmiştir. Bu değişim, şehrin geleneksel konut düzeninin ve mekânsal yapısının dönüşümüne katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak, Gümüşhane Üniversitesi'nin kurulması şehrin demografik ve fiziksel görünümünü önemli ölçüde dönüştürmüş ve üniversiteyi yerel konut piyasasında önemli bir oyuncu haline getirmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Suçun Coğrafi Dağılımını Afet-Suç İlişkisi Bağlamında İncelemek: 6 Şubat 2023 Depremlerinin Mala Karşı İşlenen Suçlara Etkisi
Avaner, Tekin; Konurhan, Zekeriya; Abdulvahitoğlu, Adnan; Başaran, Erkin; Yayla, Mustafa
Doğal afetlerden hemen sonraki süreçte yaşanan kargaşa ve kamu otoritesinin azalmasına bağlı olarak suç oranlarının artış gösterdiği bilinmektedir. Depremler gerek etki alanlarının büyüklüğü gerek de çok sayıda insanı etkilemeleriyle bu afetler arasında özel bir yere sahip olup, kriminal yansımaları özellikle uluslararası literatürden anlaşılabildiği üzere cana ve mala karşı suçlar temelinde çok farklı suç şekilleri olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu çalışmada 6 Şubat 2023’te 7.7 ve 7.6’lık iki büyük dalga halinde gerçeklemiş ve asrın felaketi olarak nitelenen depremlerden hemen sonraki 1 ay içerisinde meydana gelen mala karşı suç olayları bir önceki yılın aynı dönemine göre karşılaştırmalı olarak mekansal ve zamansal bazda incelenmiştir. İçişleri Bakanlığın’dan temin edilen suç verileri Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) ve Hotspot yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş, daha sonra bu analizlerden yola çıkılarak veriler kriminoloji çalışmalarında en yaygın kullanılan teorilerden olan Rutin Faaliyetler Teorisi ve Kırık Pencereler Teorisi temelinde yorumlanmıştır. Suç coğrafyası çalışmalarında yaygın olarak kullanılan CBS’den Hotspot yöntemiyle bu çalışmada da istifade edilmiştir. Ancak ÇKKV ve teorik yorumlamayla birlikte üç farklı yöntemin kullanıldığı böyle bir sentez suç coğrafyası araştırmalarında mevcut değildir ki, araştırmanın özgün değeri burada ortaya çıkmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Tunceli Kentinin Yeri Neden Değişmeli? Yeni Bir Lokasyon Önerisi
Çılğın, Zeynel; Kırboğa, Onur; Güner, Bülent
Tunceli 1935 yılında vilayet haline getirilmiştir. 1937 yılında Kalan kazası kurulmuş ve bu yeni vilayetin idari merkezi yapılmıştır. 1952 yılında “Kalan” kazasının adı Tunceli olarak değiştirilmiştir. Tunceli bütünüyle bir Cumhuriyet kentidir. Kentin kuruluşu, yamaçlarında köy yerleşimi bulunan dar ve “boş” bir plato alanına bazı resmi yapıların inşasıyla başlamıştır. Zamanla memur lojmanları ve halkın iskânıyla nüfuslanan yerleşme, kısa sürede kasaba büyüklüğüne ulaşmıştır. Bu bağlamda Tunceli kentinin kuruluş yerinin belirlenmesinde kentleşme hedeflerinden ziyade konjonktürel nedenler etkili olmuştur. Kent yerleşimi zaman içinde genişlemiş ve kuruluş yerinden taşmıştır. Günümüzde kent 8 mahallesiyle 27 km²’lik bir alanda yayılış göstermektedir. Nüfusu 36 bin kişidir (2023). Kent, topografik engeller nedeniyle büyük ölçüde riskli zeminler üzerinde gelişmektedir. Zaman zaman gerçekleşen kütle hareketleri ve Yedisu Fayı’nın yakın vadede üretmesi beklenen yıkıcı deprem, yerleşmeleri tehdit etmektedir. Kent yerleşimi, beklenen deprem ve kentleşmeyi olumsuz etkileyen topografyası nedeniyle 15 km kadar güneye, Yeniköy mevkiine taşınmalıdır. Yeniköy mevkii 87 km² kadar alanıyla sağlıklı bir kentsel yapılaşma için jeolojik, topografik ve ulaşım altyapısı açısından oldukça elverişli özelliklere sahiptir. Bu çalışma mevcut kent yerleşmesinin bulunduğu yer nedeniyle karşı karşıya olduğu sorunları ve önerilen yeni kent alanının niteliklerini belirleyerek, kentin geleceğine ilişkin bir vizyon oluşturmayı amaçlamaktadır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Anıtsal Taş Yapılarda Bozunmalar: Hatay-Antakya Alvan Su Kemerleri Örneği
Dal, Murat; Atay, Erol; Dolar, Ayşe
Günümüzde var olan su kemerleri, modern teknolojinin su sorununu çözmeye yönelik yenilikçi yaklaşımlarının bir sonucu olarak, bu su yapılarının işlevlerini yitirmesi ve zamanla birçok faktöre (doğal, çevresel ve insan kaynaklı) maruz kalarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Çalışma, Alvan su kemeri'nin doğal taşlarında meydana gelen bozunma türlerini ve bozunmalara sebep olan etkileri belirlemeyi ve yapıyı korumanın önemine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Hatay İli Antakya ilçesinde yer alan Alvan su kemeri’ni tehdit eden fiziksel, kimyasal ve biyolojik bozunmalar yerinde fotoğraflanarak incelenmiştir. Bugün, Asi nehrine en yakın olan ve koruma altına alınmamış olan Alvan su kemeri, yüksek seviyedeki dış etkiler nedeniyle farklı bozunma türlerine maruz kalmış, anıttaki en belirgin bozunma türlerinin özellikle sıcak-kuru iklimde sıklıkla gözlenen petekgözlülük, çatlak, derz boşalması ve malzeme kaybı gibi fiziksel bozunmalara rastlanmıştır. Kimyasal bozunmalardan renk değişimi ve kararma ile biyolojik etkilerin sebep olduğu hayvan yuvaları ve bitki oluşumu olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada tespit edilen bozunmaların yanı sıra, rüzgâr, nem, hava kirliliği ve yetersiz bakım gibi bozunmaya katkıda bulunan unsurlar da diğer bulgular arasında yer almaktadır. Yapının mevcut durumu ile 3 yıl öncesindeki fotoğraflarda kaydedilenler arasında yapılan karşılaştırmada, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi sonrasında ağır hasar alan Hatay ilinde bu yapının tamamen yıkıldığı tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3The character of the changes in province and district classifications with communiqués: a review from the perspective of territorial administration and administrative geography
Avaner, Tekin; Başaran, Erkin; Bankoğlu, Hatice Duygu
In Türkiye administrative divisions are regulated by laws according to constitutional criteria, including geographical conditions, economic circumstances, and public service requirements, and are implemented through regulations. A concrete example is the 1986 ‘Regulation on Appointment, Evaluation and Relocation of Territorial Administrators’ which classifies provinces and districts based on social, cultural, geographical, and economic characteristics. This study examines class changes made through official communiqués amending the regulation, focusing on their administrative, geographical, socio-economic, and demographic potential impacts, while highlighting the importance of administrative division principles at the intersection of territorial administration and administrative geography.
- MakaleAçık Erişim2025Shaping the Future of Datça Peninsula: Exploring Suitable Settlement Areas and Land-Use Scenarios
Konurhan, Zekeriya; Ceylan, Mehmet Akif
This study examines land use/land cover (LULC) scenarios and identifies areas suitable for settlement on the Datça Peninsula. Datça is one of the four peninsulas in the Aegean Sea and is administratively part of the Muğla province of Türkiye. Forests prevail across the landscape, especially around the stretch shaped by the Datça–Marmaris highway, while agriculture is concentrated on the Datça Plain, Cumali, and Yaka. This study aims to determine land use scenarios and identify suitable areas for future development and settlement. The GeoSOS-FLUS software package, developed based on Markov Chains and Artificial Neural Networks for land use simulations, was used. Aware of the limitations of simulations that do not consider land suitability, a suitability analysis was performed using the Best-Worst Method (BWM), one of the Multi-Criteria Decision Making approaches. Sixteen criteria within four groups—topography, socioeconomics, location, and environment—were evaluated. The suitability analysis results were compared with simulated land use scenarios, and the most suitable areas for future settlements in the Datça Peninsula were identified. This integrated approach provides important information for the sustainable development of the region and the shaping of land use planning.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Application of GIS in Flood Risk Analysis and Mitigation Strategies: The Case of Uluova and İkitepe Streams
Korkmaz, Meral; Uymaz, Muhammed
In recent years, the frequency and severity of floods have increased significantly due to the effects of global climate change, leading to serious economic and social losses, particularly in agricultural production areas. Floods not only damage cultivated lands but also negatively affect the livelihoods and socio-economic structures of local communities. This situation necessitates accurate identification of flood risk in agricultural areas and timely implementation of appropriate mitigation measures. In this study, flood risk was investigated in agricultural lands surrounding the Uluova Stream located between Doğankuş, Karşıbağ, and the Keban Dam and the İkitepe Stream, which flows through the center of Mollakendi in Elazığ Province, Türkiye. These areas are characterized by intensive agricultural activities. Using Geographic Information Systems (GIS), seven key parameters distance to streams, land use, aspect, slope, soil structure, precipitation, and geological features were analyzed, and corresponding thematic maps were generated. Flood risk levels were determined through spatial analysis and classification of these parameters using ArcGIS software. Based on the results, areas with high flood risk were identified, and both structural and non-structural mitigation measures were proposed for these zones. The findings offer valuable insights to support sustainable agricultural production and rural development by minimizing potential flood damages and reducing associated economic risks in the region.
- MakaleYalnız künye2024Pülümür (Tunceli/Türkiye) Florasına Katkılar
Paksoy, Mehmet Yavuz; Başköse, İsa
Bu çalışma 2018-2022 yılları arasında Tunceli il sınırlarında yer alan Pülümür ilçesi florasına katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. Yapılan bu araştırmada toplanan bitki-lerin teşhis edilmesi sonucunda çalışma sahasında 89 familya ve 433 cinse ait 957 taksonun bulunduğu tespit edilmiştir. Bu taksonlardan 115’i endemiktir ve endemizm oranı %12’ dir. Araştırma sonucunda 304 taksonun Pülümür için yeni kayıt olduğu be-lirlenmiştir. Bitkilerin fitocoğrafik dağılımları sırasıyla; 337’si (%35.2) İran-Turan; 85’i (%8.8) Avrupa-Sibirya; 46’sı (%4.8) Akdeniz; 489’u (%51.2) ise Geniş yayılışlı ve Bilinmeyen olduğu görülmektedir.
- MakaleYalnız künye2024Haymana (ankara) ilçesi idari coğrafyasında yaşanan değişimlerin mekânsal ölçekte etkileri
Mertol, Hüseyın; Tuncer, Bayram; Başaran, Erkin
Türkiye’de coğrafi mekânın bir parçası olan mülki idare bölgeleri Anayasa’nın ilgili maddesi ve İl İdaresi Kanunu’na göre belirlenmekte olsa da kanun gerekçesi bilimsel veriler ışığında ve uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanmamaktadır. Bu durum iktidarda bulunan hükümetler tarafından kullanılmış ve yeni il/ilçe kurulması siyasi vaatlere dönüşerek seçmenin ödüllendirilmesi ve bölgesel kalkınmanın en kolay yolu olarak görülmüştür. Bu kapsamda mevcut ilçelere bağlı kırsal yerleşim birimleri yeni kurulan ilçelere bağlanmış ve idari sınırları bölünmüştür. Türkiye’de ilçe bazında kırsal yerleşme bağlılık değişimlerini idari coğrafyasında yoğun olarak yaşayan ilçelerden birisi de Haymana’dır. Haymana ilçesinde kırsal yerleşimlerin idari bağlılık durumlarının tarihsel süreç içerisinde göstermiş olduğu değişiklikleri neden ve sonuçlarıyla ortaya koyarak mekânsal ölçekte etkilerini analiz etmek çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda Haymana ilçesi ile ilgili monografik ve idari coğrafya çalışmalarının derlenmesi ve değerlendirilmesiyle geniş çaplı literatür taraması yapılmıştır. Ayrıca çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak farklı paydaşlarla yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Görüşme yapılan kişiler rastlantısal olmayan amaçlı örneklem modeline göre seçilmiştir. Sonuç olarak Haymana ilçesi idari coğrafyasında yaşanan en önemli sorunun Cumhuriyet Dönemi ile birlikte kırsal yerleşimlerin önemli bir kısmının yeni kurulan ilçelere bağlanmasıyla sosyo- ekonomik yapısının olumsuz yönde etkilenmesi ve Ankara başta olmak üzere sürekli olarak göç vermesi olduğu tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kovacık, Emerdin ve Dumanlı Dağları’ında (Batı Toroslar) Geç Pleyistosen Buzullaşmaları
Canpolat, Ergin; Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan; Keserci, Ferhat
Anadolu’nun farklı bölgelerindeki yüksek dağ kütleleri Kuvaterner buzullaşmalarının etkisinde kalmış ve gelişen buzulların bazıları günümüze kadar ulaşmış, iklim değişikliği etkisiyle ortadan kalkan buzulların oluşturduğu yer şekilleri ise çoğu sahada korunmuştur. Türkiye’de literatürde henüz yer almamış farklı büyüklükte buzul sahalarının varlığı son yıllarda yapılan çalışmalarla ortaya konmaktadır. Bu çalışma da yeni buzullaşma sahalarının varlığını ortaya koyan bir yaklaşıma sahip olup, Batı Toroslarda yer alan ve Antalya Körfezinin kuzeyinde bulunan Kovacık Dağı (2288 m), Emerdin Dağı (2405 m) ve Dumanlı Dağı (2311 m) üzerinde oluşan buzullaşmaları konu etmektedir. Bu kapsamda, Kovacık, Emerdin ve Dumanlı Dağlarında Geç Kuvaterner buzullaşmalarının sonucu olarak ortaya çıkan başta sirk ve moren sırtları olmak üzere buzul morfolojisine ait izler topografya haritaları, insansız hava araçları ve detaylı arazi çalışmaları ile haritalanmış, hassas veriler üzerinde geçmişe ait buzul rekonstrüksiyonları ve kalıcı kar sınırı hesaplamaları yapılarak buzulların ulaşmış olduğu seviyeler ve buzullara ait özelliklerin ortaya konması amaçlanmıştır. Buradaki buzullaşmalar sirk buzullaşmaları tarzında olup, daha çok kuzeye bakan ve yarılmanın fazla olduğu yüksek yamaçlarda gelişmiştir. Kovacık Dağında 2, Emerdin Dağında 3 ve Dumanlı Dağında 2 olmak üzere toplam 7 sirk ve bu sirklerin önünde yer alan moren sırtlarından oluşan sınırlı buzullaşma izleri bulunmaktadır. Üç dağın toplam buzullaşma alanı ~ 2,87 km2 olarak belirlenmiş, kalıcı kar sınırı Kovacık Dağında ~1825 m; Emerdin Dağında ~2055 ve Dumanlı Dağında ~1840 m hesaplanmıştır. Kalıcı kar sınır değerleri Türkiye’de bilinen en alçak kalıcı kar sınırı seviyelerini oluşturmaktadır. Kovacık Dağında buzul uzunluklarının yaklaşık 1500 m’ye kadar ve ortalama kalınlıklarının ~46 m’ye ulaştığı belirlenmiştir. Kovacık 1 (Çeşgar) Sirkinde bulunan buzul ~1640 m seviyesine kadar inmiştir. Emerdin Dağı ise buzulların ortalama kalınlıklarının ~50 m’ye ulaştığı, Kızılsırt Sirkinden çıkan buzul dilinin ~1760 m seviyesine kadar indiği belirlenmiştir. Dumanlı Dağında ise buzulların, ortalama kalınlıklarının ~35 m’ye ulaştığı ve Dumanlı 1 Sirkinden çıkan buzul dilinin ~1600 m seviyesine kadar indiği anlaşılmıştır.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Rüzgâr Enerji Santrali (RES) Yer Seçimi için BWM-CBS Tabanlı Bir Yaklaşım: Tunceli Örneği
Konurhan, Zekeriya; Başaran, Erkin
Günümüz dünyasında fosil yakıtların yerine alternatif bir enerji kaynak arayışı oldukça popüler bir yaklaşımdır. Güneş panelleri ve rüzgâr enerjisi santralleri gibi yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtların alternatifleri arasındadır. Rüzgâr enerjisi santralleri hem denizde hem de karada olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde aktif olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de de RES’ler özellikle 2000’lerin başından itibaren kullanılmaya başlamıştır. Türkiye’deki RES’ler daha çok Ege ve Marmara Bölgesinde yer almaktadır. Çalışma alanı olan Tunceli’de ise herhangi bir RES bulunmamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı Tunceli için uygun RES alanlarını önermektir. Bu kapsamda Best-Worst yöntemi (BWM) CBS’ye entegre edilerek kullanılmıştır. BWM yöntemi ikili karşılaştırmaya dayanan Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemidir. Çalışmada BWM modeli kullanılarak “topografya”, “sosyo-ekonomik”, “teknik” ve “lokasyon” olmak üzere dört ana kriter altında 16 kriter belirlenmiştir. Her bir kriter farklı disiplinlerden uzmanlar tarafından anket olarak değerlendirilmiş ve uygun yer seçimi için kullanılmıştır. 16 kriter için ayrı ayrı haritalar oluşturulmuş, kriterlerin açıklamaları yapılmış ve bu haritalar sonuç haritasında kullanılmıştır. BWM modeli kullanılarak tespit edilen kriter ağırlıkları CBS’ye entegre edilerek Tunceli için uygun RES kurulum alanları belirlenmiştir. Buna göre, Tunceli’nin güneydoğusunda yer alan Pertek ve Mazgirt çevresi ile Pülümür’ün kuzeyi ve Çemişgezek’in çevresinde fiziki coğrafya açısından uygun şartları sağlayan bazı alanlar RES kurulumuna elverişlidir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Tunceli ilinde iç göç hareketleri
Konurhan, Zekeriya; Ceylan, Mehmet Akif
İç göç, bireyler, topluluklar ve bir bütün olarak ülkeler için geniş kapsamlı etkileri olan, ekonomik, sosyal ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonundan etkilenen karmaşık ve çok yönlü bir süreçtir. İç göç hareketleri, bir ülke sınırları içerisinde çeşitli nedenlerden dolayı farklı yönlere doğru gerçekleşir. Türkiye’de de özellikle kırsal alanlardan daha gelişmiş şehirlere doğru bir iç göç hareketi söz konusu olmuştur. Ülkede gerçekleşen göç hareketleri özellikle 1950’li yıllardan itibaren hızlanmış ve 1980-1990’larda üst düzeye çıkmıştır. Bu süreçte özellikle 1980’lerden sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu hem isteğe bağlı hem de zorunlu nedenlerle göç edenlerin en fazla olduğu bölgeler durumuna gelmiştir. Tunceli’de en önemli göç hareketlerinden biri Cumhuriyetin ilk yıllarında Dersim isyanı sonrasında gerçekleşen zorunlu göçlerdir. Yine Tunceli’de 1985-2000 ile 2015-2017 yıllarında yaşanan terör olayları sonrasında göçler meydana gelmiştir. Bunların dışında Tunceli’de daha çok ekonomik sebeplerle isteğe bağlı göçler de yaşanmıştır. Bunun en büyük göstergesi İstanbul şehrinde ikamet eden (yaklaşık 85bin-kişi) ve Tunceli ili nüfusundan fazla olan Tuncelilerin varlığıdır. Çalışmanın temel istatistik verileri, Türkiye İstatistik Kurumu’ndan temin edilmiş olup bazı arşiv belgeleri, literatür ve bazı gözlemlerden de yararlanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre Tunceli ili sürekli göç veren bir ildir. Nitekim Tunceli ili belirli dönemlerde artış ve azalış yaşansa da 2021 yılına kadar genellikle dışarıya göç vermiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Türkiye’nin Jeopolitik Açılımı: Bir Uluslararası Örgüt Olarak Türk Devletleri Teşkilatı
Gündoğdu, Serkan
Devletlerin politik amaçlarına ulaşmak için bir araya gelerek oluşturdukları örgütler, uluslararası ortamda önemli rol oynamaktadır. 2021 yılında kurulan Türk Devletleri Teşkilatı da bunlardan bir tanesidir. Eski adı Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi olan örgütün temellerinin 2009 yıllarında atıldığı görülmektedir. Örgütün esas kuruluş amacının, Türk devletlerinin birbirleri arasındaki ilişkinin artırılması olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada, Türkiye’nin dış politikasının jeopolitik anlamda Türk coğrafyasına yakınlaşması ve Türk Devletleri Teşkilatı olarak adlandırılan birliğin uluslararası kurumsal bir kimliğe sahip olmasına değinilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasında uluslararası bir örgüt olarak seçilen Türk Devletleri Teşkilatı’nın oluşumu, kurumsal yapısı, üye ve gözlemci ülkelerin potansiyelleri hakkında bilgiler verilerek belli sınırlar çerçevesinde teşkilatın tanıtımı gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yazılı metin, internet kaynağı, resmi gazete, kurumsal içerikleri kapsayan nitelikte literatür taraması kullanılmıştır.
AtıfOpenAlex5TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2022Türkiye’de suç coğrafyası araştırmaları: bir literatür değerlendirmesi
Başaran, Erkin
Literatür değerlendirmeleri bilimsel araştırmaların temel yapıtaşlarından olup, ele alınacak konuyla ilgili daha önce ortaya konmuş görüşlere bir çerçeve sunmaktadırlar. Bunlar, araştırmalarda genellikle bölüm bazında bulunabildiği gibi başlı başına bir yayın niteliği de taşıyabilmektedirler. Çalışmada, Türkiye’de suç coğrafyası alanında yapılmış yayınlar ayrıntılı şekilde incelenerek coğrafya literatüründe herhangi bir değerlendirmenin mevcut olmadığı alt dallardan bir tanesine yönelik yazınsal boşluğun daha doldurulması amaçlanmıştır. Ayrıca suç coğrafyası alanında yapılmış yayınların hangi konu alanlarına eğildiğinin belirlenmesi ve hangi suç tiplerine daha fazla yoğunlaşıldığının tespiti de hedeflenmiştir. Çalışmalara yönelik belli başlı sayısal ve niteliksel veriler tablo ve grafikler kullanılarak sunulmuş, bilhassa Türkiye’de suçun mekânsal analizine ilişkin araştırmalara konu olan iller harita üzerinde gösterilmiştir. Literatürün incelenmesi sonucunda, dikkat çeken boşluklar ve başta spesifik vakalar olmak üzere üzerinde daha çok çalışılması gereken suç tiplerine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
AtıfOpenAlex6TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2022İç göçler bağlamında trabzon dışında yaşayan trabzonlulara dair karşılaştırmalı bir analiz (2013-2021)
Başaran, Erkin; Kılıçaslan, Aydın
İç göç hareketliliği açısından Karadeniz Bölgesi’nin en önemli illerinden biri olan Trabzon, I. Dünya Savaşı süreci ve 1950’li yıllardan günümüze gelen zaman dilimi olmak üzere 2 ana dönemde ciddi bir göç akışına sahne olmuştur. Trabzon, hem Erzurum, Rize ve Samsun gibi çevre illerle hem de İstanbul, Kocaeli, Ankara ve Bursa gibi metropollerle önemli bir göç alışverişine sahiptir. Kuşkusuz geçmiş yıllardan beri süregelen bu göç akışları, birçok şehirde önemli miktarda Trabzonlu nüfus birikimini beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada Trabzon’un iç göç hareketliliği belirli göstergeler kullanılarak ortaya konulmuş ve Trabzonluların 2013-2021 döneminde en çok ikamet ettikleri iller karşılaştırmalı olarak ilçeler bazında mekansal analize tabi tutulmuştur. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Genel Nüfus Sayım ve Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerinin temel alındığı çalışmada bulgular tablo, grafik ve haritalarla gösterilmiştir. Araştırmada Trabzonluların Trabzon dışında en çok ikamet ettikleri İstanbul, Kocaeli, Ankara, Bursa ve Samsun illerinin merkezi aksında bulunan ve sosyo-ekonomik gelişmişliği yüksek ilçelerinde yaşadıkları tespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2021Üniversitenin kentin nüfus yapısına etkisi: gümüşhane örneği \r
Başaran, Erkin; Isik, Sevket
Türkiye’de özellikle 1990’dan sonra üniversite sayısında meydana gelen büyük artış, üniversitelerin başta ekonomik olmak üzere, çeşitli\retkilerini konu alan geniş bir literatür yaratmıştır. Bu literatür incelendiğinde üniversitelerin kentlerin nüfusu üzerindeki etkilerini temel\raraştırma konusu yapan çalışmaların sınırlı olduğu; üniversitenin farklı etkilerinin incelendiği araştırmalarda ise nüfus konusunun daha\rçok betimleyici bir veri olarak kullanıldığı görülür. Bu nedenle, kentlerin demografik profilini değiştirmedeki önemli rolüne rağmen,\rTürkiye’de üniversitelerin kentlerin nüfusunda hangi değişimleri yarattığı sorusuna somut bir yanıt bulmak güçtür. Oysa giderek artan\röğrenci ve personel sayılarıyla, üniversitelerin kentlerin nüfusunda yarattıkları değişimin boyutunu bilmek, kentlerin sadece fiziki\rgelişmesini ve planlamasını değil, sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan ortaya çıkabilecek sorunların çözümü ve ihtiyaçların belirlenmesi\riçin de önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı da Gümüşhane Üniversitesi’nin kentin nüfus miktarında, yaş yapısında ve göç\rverileri üzerindeki etkilerine odaklanarak, giderek büyüyen literatüre katkıda bulunmaktır.\rÇalışmada, üniversitenin büyük bir kısmının Gümüşhane kentinde yer alması nedeniyle, nüfusa ilişkin en çarpıcı değişimlerin de burada\ryaşanacağı dikkate alınmıştır. Bu nedenle, öncelikle kent nüfusunun miktarı ve yaş yapısı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri temel\ralınarak incelenmiş ve üniversitenin kurulmasıyla meydana gelen değişimler ortaya konmuştur. Üniversitenin nüfus hareketleri\rüzerindeki etkilerinin belirlenmesinde, nüfusun doğum yeri bilgileri ile başka il nüfusuna kayıtlı nüfus verileri kullanılmıştır. Ancak,\rnüfusunun doğum yeri ve kayıtlı olduğu il bilgileri, veri sınırlılığı nedeniyle Merkez ilçe bütününde incelenebilmiştir. Üniversitesi’nin il\rbütünündeki nüfus hareketlerine etkisini sorgulamak amacıyla, Gümüşhane ilinin daimi ikamet verileri de değerlendirilmiştir.\rElde edilen sonuçlar, Gümüşhane Üniversitesi’nin kurulduğu 2008 yılından itibaren kentin nüfusunda önemli artış yaşandığını\rgöstermektedir. 2008 yılında 26.208 olan kent nüfusu, 2011’de 31.011’e, 2017 yılında ise 46.602’ye yükselmiştir. Kent nüfusundaki\rbüyüme, nüfus artış hızlarına da yansımış, 2007-2008 döneminde ‰ -66 olan artış hızı 2013, 2014 ve 2016 yıllarında ‰ 100’ü aşmıştır.\r2007 yılında üniversite öğrencilerinin kümelendiği 15-29 yaş grubunun kent nüfusundaki payı %29,1’ken bu oran 2015’te %43,9’a\ryükselmiştir. Varılan sonuçlardan bir diğeri de, üniversitenin Gümüşhane’nin göç verileri üzerinde de etkileri olduğu yönündedir.\rÜniversite kurulmadan önce, Merkez ilçe nüfusunun ancak %16’sı başka il doğumlulardan oluşurken, bu oran 2019’da %42’ye\ryükselmiştir. Merkez ilçe nüfusunda, başka illere kayıtlı nüfusun miktarında ve oranında da, büyük bir artış meydana gelmiştir. 2007\ryılında Merkez ilçe nüfusunun sadece %13,9’u başka illere kayıtlıyken, bu oran 2019 yılında %35,7’ye ulaşmıştır. Tüm bu sonuçlar,\rüniversitelerin özellikle küçük ve orta büyüklükteki kentlerin nüfus artışı, yaş yapısı ve nüfus hareketlerine yeni bir ivme kazandırdığını;\rbu kentlerin daha kozmopolit bir yapıya dönüşmesinde oynadıkları rolü ortaya koyması açısından önemlidir.\rGümüşhane kentinde, makalenin temel argümanlarıyla çelişki yaratan 2017’den sonraki nüfus azalmasında ise 2019 yerel seçimlerinde\ryaşanan seçmen hareketliliği ile COVID-19 pandemisinin etkisini gösteren bazı bulgulara ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2020Muş Bölgesi Aşiretlerinin İç Çelişkileri Çerçevesinde Yerel ve Merkezi İktidarlaDiyalektik ve Dikotomik İlişkisi
Ors, Orhan
Bu çalışmada, Osmanlı ve Fransız arşiv belgeleri esas alınarak Muş bölgesinde mukim bulunan aşiretler arası gerilimler ile aşiretlerin Osmanlı merkezi iktidarıyla geliştirdiği ilişkiler değerlendirilecektir. Osmanlı’nın son dönemine yoğunlaşacak olan çalışma, bu dönemde Muş ve çevresinde yaşayan halkın sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-politik durumlarını mercek altına almaya çalışacaktır.










