Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ2
    Bektaşi muhibbanı (1911-1912)

    Altı, Aziz

    1826 yılında Bektaşiliğin yasaklanmasının ardından Hacı Bektaş Veli Tekkesi’nde (Pirevi) üç başat gücün olduğu görülmektedir. Bunlar; Hacı Bektaş Veli’nin soyundan gelen Çelebiler, mücerret erkanını yürüten Babagânlar ile merkezi hükümet tarafından tayin edilmiş olan Nakşi şeyh idi. II. Meşrutiyetin Osmanlı ülkesinde getirdiğine inanılan özgür düşünce ortamında Bektaşiler (Babagan/Çelebi) Nakşi şeyhin Pirevi’ndeki statüsünün kaldırılmasını ve yönetimin kendi cihetlerine verilmesini talep etmişlerdi. 1911-1912 yılları arasında Babagânlar ile Çelebiler arasında Pirevi’ndeki yönetimi ele geçirme mücadelesine tarafları da dahil olmuş ve merkezi hükümete tutumlarını iletmişlerdi. Muhibban olarak tanımlanan bu taraftar gurubunda yalnızca Babagân ve Çelebileri destekleyen Bektaşiler olmayıp, Hacı Bektaş Veli Tekkesini kendilerine ‘serçeşme’olarak kabul gören Alevi ocakzâdeleri ve talipleri de vardı. Olaylara yalnızca Osmanlı Devleti sınırları içindeki muhibban reaksiyon göstermemiş aynı zamanda o dönemde Rus hakimiyeti altında yaşamlarını süren muhibban da tepkisini sergilemiştir. Bu çerçevede 1911-1912 yılları arasında Pirevi’ndeki yaşananlara sessiz kalmayarak tepkisini gösteren cümle muhibbanın tespiti bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Macro dynamics of inflation in the Turkish economy

    Sarı, Sacit

    This study analyzes the macroeconomic determinants of inflation, a significant economic issue in national economies, using monthly data from January 2006 to January 2023 for the Turkish economy. Understanding inflation and its influencing factors is crucial for enhancing the effectiveness of disinflationary measures due to their adverse impacts on economic units. In this context, the relationship between inflation and selected macroeconomic variables was investigated for the Turkish economy. Based on the cointegration test results, it was established that the series are cointegrated. In the long term, money supply and interest rate variables positively impact inflation. Conversely, inflation is negatively impacted by the Industrial Production Index (IPI), which measures economic growth. This result indicates that increases in production capacity and economic growth reduce inflation. These findings suggest that the Turkish economy operates with underemployment and that monetary factors significantly impact inflation. The outcomes of the Granger causality analysis indicate a reciprocal causal relationship between inflation, money supply, and exchange rate.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Erken Cumhuriyet Dönemi Mirası Olan Tunceli Kışlası’nın Kent Müzesine Dönüşümü

    Dalkılıç, Neslihan; Güngör, Gizem Nur

    Bu çalışmada, Tunceli kent merkezinde 1935-1937 yıllarında inşa edilen ve yapıldığı dönemde “Mameki Kışlası” olarak da bilinen kışla binasının; tarihi, mimari özellikleri, işlev değişiklikleri, restorasyonu ve kent müzesine dönüşüm süreci incelenmiştir. Bu bina kentteki ilk Cumhuriyet dönemi yapılarından biri olması bakımından ön plana çıkmaktadır. Kent merkezindeki yapılaşma faaliyetlerinin bu kışla binasının inşasından sonra geliştiği bilinmektedir. Günümüzde de Tunceli kentinin mimari dokusu incelendiğinde kışla binası avlulu formu ve yapı ölçeğiyle dikkat çekmektedir. Binanın bir kültür mirası yapısı olarak yeni işleviyle Tunceli’nin ilk kent müzesi olması, mimari özellikleri ve tarihçesi ile birlikte bir bütün olarak ele alınıp öneminin ortaya konmasını gerekli kılmaktadır. Bu doğrultuda çalışma kapsamında ilk olarak kışla binasının tarihinin incelenmesine yönelik bir arşiv taraması yapılmıştır. Bu sürece paralel olarak mekân yerinde deneyimlenmiş ve fotoğraflarla belgelenerek mimari özellikleri tespit edilmiştir. Binanın inşasından itibaren çeşitli dönemlerde sahip olduğu farklı işlevler ile 2010 yılında tarihi binada çıkan yangın sonrasında oluşan hasar ve geçirmiş olduğu restorasyon süreci, binanın tarihsel akış süreci çerçevesinde değerlendirilmiştir. Binanın restorasyonundan sonra kent müzesi olarak işlevlendirilmesinin yapıya kazandırdığı yeni anlamıyla birlikte; günümüzde aktif olarak kullanılan binanın, kentteki sınırlı sayıdaki tescilli kültür varlığından biri olması ve kent hafızasındaki yeri de göz önünde bulundurularak korunmasına yönelik tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ3
    Osmanlı’da Modern Kimya Sanayisinin İnşasına Yönelik Bir Girişim: Hâmız-ı Karbon İmaline Mahsus Osmanlı Anonim Şirketi

    Alp, Ruhat

    1910 yılında tarih sahnesine çıkan “Hâmız-ı Karbon İmaline Mahsus Osmanlı Anonim Şirketi”, II. Meşrutiyet’in liberal ve demokratik ortamı içerisinde kurulan şirketlerden birisiydi. Ne var ki, fabrikasında başta hâmız-ı karbon (karbonik asit) ve oksijen olmak üzere çeşitli asitlerin üretimi yapan şirket, diğer şirketlerin ürün portföyleri ve ürettikleri hizmetlere nazaran, alanında tekti. Osmanlı topraklarında, Osmanlı vatandaşları tarafından kurulmuş, karbonik asit ve sair asitleri üretmeyi hedefleyen başka bir anonim şirket yoktu. Haddizatında bu durum, II. Meşrutiyet dönemi ekonomik hayatının canlılığını, esnekliğini, üretkenliğini ve çeşitliliğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermekteydi. Kaldı ki modern ve endüstriyel kimya alanında sağlam bir donanım, teknoloji ve altyapı gerektiren bu girişim, Osmanlı topraklarında modern bir kimya sanayinin kurulması noktasında da önemli bir adımdı. Bu bağlamda bu makalede, modern kimya ilminin gelişim süreci, Osmanlı literatüründe “hâmız-ı karbon” meselesinin ne şekilde ele alındığı, XX. yüzyılın başlarında Osmanlı kimya sanayisinin halihazırı gösterilmeye çalışılacak ve Osmanlı arşiv belgeleri ışığında “Hâmız-ı Karbon İmaline Mahsus Osmanlı Anonim Şirketi”nin kuruluş ve fesih süreçlerine değinilecektir. Faaliyet yürüttüğü alan ve ürün yelpazesi ciddi bir uzmanlaşma ve profesyonelliği zorunlu kılan böyle bir şirketin varlığının kuvveden fiile çıkarılması, kuşkusuz Osmanlı iktisat ve üretim tarihine mütevazı bir katkı sağlayacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Renklerin Simgesel Temsili: Pan-Arabizm Örneği

    Gökcan, Özkan

    Bayraklar, bir milletin kimliğinin tanımlanmasında ve tanımlanan milli kimliğe ilişkin aidiyetin sürdürülmesinde başlıca rolü oynayan sembollerden biridir. Bayrağı, millet ve milliyetçilik için önemli kılan unsur, kullanılan renkler, desen ve hatta biçimlerden ileri gelmektedir. Çünkü kullanılan renkler, desenler veya biçimler rastgele değil bilinçli seçilmiş ve belirli bir kolektif bilince vurgu yapan unsurlardır. Bu durumun en önemli tarihsel örneklerinden biri Arap devletlerinin bayraklarında sıklıkla karşımıza çıkan siyah, beyaz, yeşil ve kırmızı renkleridir. Bu çalışmada Pan-Arabizmin sembolü olarak kabul edilen siyah, beyaz, yeşil ve kırmızı renklerinin Araplar için ne anlam ifade ettiği ve Arap devletlerinin bayraklarında neden sıklıkla kullanıldığı ele alınmaktadır. Ulusal devletlerin bayraklarındaki renklerin bilinçli bir tercihin ürünü olduğundan hareketle, söz konusu renklerin Arap milliyetçiliğinin sürdürülmesi noktasında nasıl bir işlevi olduğu incelenmektedir. Bu kapsamdan hareketle çalışmanın birinci bölümünde siyah, beyaz, yeşil ve kırmızı renklerinin Pan-Arabizm ideolojisi içi ne ifade ettiği ele alınmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde söz konusu renklerin siyasal, dinsel ve tarihi temsilinin detaylı analizi, üçüncü bölümünde ise örnek devletler üzerinden dört rengin bayraklardaki temsili ve bu temsilin zaman içindeki değişimi incelenmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Halk kültüründe demonik varlıklara tunceli’den bir örnek: mılaketler

    Kaval, Yılmaz

    İnsan zihnine kodlanmış duygulardan biri olan korku, evrensel bir duygu olarak kabul edilir. Bu duygu, insanoğlunun yaşadığı coğrafyanın yanında benimsediği inanışlar etrafında da şekillenerek gelişir. Korku duygusu, ilk çağlardan itibaren atalarımızın sözlü anlatılarında, ritüellerinde yer edinerek kültürel bir öge hâline gelmiştir. Geçmişten günümüze kadar çeşitli vasıtalarla aktarılan bu duygunun demonik varlık olarak adlandırılan doğaüstü güçleri tasarladığı düşünülmektedir. Bu varlıklar, genelde “cin” anlayışı etrafında değerlendirilen ancak daha derin mitik, teolojik, psikolojik ve sosyolojik bağları olan inanışların ürünleridir. Korku düşüncesi etrafında şekillenen demonik varlık anlayışına dünyanın her yerinde tesadüf edildiği gibi zengin bir inanç ve kültür hazinesine sahip olan Anadolu’da da çeşitli unsurlara bağlı olarak gelişmiş bir demonik varlık inancı mevcuttur. Anadolu’nun kültür ekolojisinde bu varlıklara yönelik zengin bakiyelerin görüldüğü yörelerden biri Tunceli ilidir. Tunceli ilinde halkın büyük çoğunluğu Alevi inancına mensup olduğu için yöre kültürü, büyük oranda bu inanç etrafında şekillenmiştir. Tunceli’de bu inanç etrafında şekillenmiş ve çoğunlukla çeşitli ritüeller ile kontrol edilebilen bir demonik varlık anlayışı mevcuttur. Yörede çok yaygın olan bu anlayış, sözlü anlatılar ve törensel icralar şeklinde aktarılmaktadır. Demonik varlıklara yönelik inanışlar, daha çok yörede bilinen ismi ile “Mılaket” anlayışı etrafında şekillenmiştir. “Mılaket” olarak adlandırılan bu varlıkların cin taifesinden varlıklar olduğuna inanılır. Yörenin kültür ve inanç dünyasının odak noktasında olan bu demonik varlıklara yönelik zengin bir sözlü anlatı geleneği mevcuttur. Sözlü anlatıların yanında bu varlıkların şerrinden korunmak için çeşitli ritüeller de uygulanmaktadır. Tunceli’de halk arasında yapılan ritüellerin tamamı bu varlıkların kendilerine musallat olmasını engellemek içindir. “Mılaket” inancının yanında şeytana dair inanışlar da geliştiren yöre halkı, “Mılaket” ve şeytan kategorisine girmeyen ancak ahiret âleminde yaşayan, korkutucu demonik özellikler taşıyan varlıklara da inanmaktadır. Yörede bu varlıklara yönelik var olan söylenceler ve inanışlar, yöre insanının bilinmezlik ve kaos karşısında geliştirdiği derin korkuların tezahürüdür. Yöre folklor ve inancına yansıyan bu inanışlar, özelde Tunceli’ye ait olsa da genelde insanlığın ortak korku ve kaygılarıdır. Bu çalışmada Tunceli halk kültürü ve inanış sistemleri bağlamında zengin görünümüyle dikkat çeken Mılaketler, çeşitli başlıklar altında incelenmiştir. Böylece çalışma aracılığıyla söz konusu korku folkloru ögeleri olan demonik varlıkların kayıt altına alınması ve bütüncül bir şekilde incelenerek alana katkı sağlanması hedeflenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Charlotte Jones’un Havada Yüzmek Adlı Oyununda Derin Sularda Yüzmek: Bir Akıl Hastanesinde Kadın Deliliğini ve Kadın Dayanışmasını Keşfetmek

    Şentürk, Gamze

    Yüzyıllar boyunca delilik, kadın direncine, gücüne ve özgürlüğüne dair tarihsel bir etiket olarak değerlendirilmiştir. Elaine Showalter, Jane M. Ussher, Phyllis Chesler ve Shoshana Felman gibi feminist düşüncenin öncü sesleri, kadın deliliğinin tarihsel süreçte nasıl şekillendiğini ve toplumsal normlarla nasıl ilişkilendirildiğini irdelemişler ve kadınların yaşadığı deneyimlerin toplumsal bağlamda nasıl anlam kazandığını göstermeye çalışmışlardır. Onlara göre, erkek egemen toplumda delilik olgusu, kadınlık bağlamında sıkça vurgulanmış ve bu ilişki çeşitli söylemlerle pekiştirilmiştir. Yaşam biçimleriyle ataerkil ideolojiye meydan okuyan kadınların zaman zaman deli olarak damgalanarak akıl hastanelerine kapatıldıkları sıklıkla dile getirilmiştir. Bu kurumlar, ataerkil sistem tarafından kadınların özgürlüklerini ve kişisel gelişimlerini kısıtlamak için kullanılan araçlar olarak görülmüştür. Feminist hareketin güç kazandığı yirminci yüzyılda, birçok feminist oyun yazarı, kadınlara yönelik eril baskının bir aracı olarak akıl hastalığını ve akıl hastanelerini incelemeye ve bu konu üzerine yazmaya yönelmiştir. Bu yazarların temel motivasyonu ise kadınları deli olarak etiketleyen ve akıl hastanelerine kapatan sosyal ve tarihsel dinamikleri sorgulamak olmuştur. Britanya tiyatrosunun yükselen isimlerinden biri olan ödüllü oyun yazarı Charlotte Jones (1968-), 1997 yılında yazdığı ilk oyunu Havada Yüzmek te St. Dymphna s Hospital adlı bir akıl hastanesine kapatılan iki kadına odaklanır. Jones, ‘ataerkil hegemonya kurbanı’ olarak akıl hastanelerini hapsedildiğini düşündüğü kadınları ve ataerkil baskıya karşı direnişte 'kadın dayanışmasının' önemini vurgulamak için onların akıl hastanelerindeki deneyimlerini ve zor yaşam koşullarını ortaya koyar. Bu makale, Havada Yüzmek oyunundaki deli kadın imgesine odaklanarak Dora ve Persephone adlı karakterler üzerinden Jones un sorunsallaştırdığı akıl hastanesinde kadınların karşılaştıkları sistematik baskıyı ve bu baskıya karşı bir çözüm olarak sunduğu kadın dayanışmasını açığa çıkarmayı amaçlar.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
  • MakaleAçık Erişim2024
    Doğu Anadolu Bölgesi Yükseköğretim Kurumlarının Sosyal Medya Pazarlaması Bağlamında Değerlendirilmesi

    Coskun, Engin

    Pazarlama, internet ve web teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte tüketicilere anında erişebilme, ürün/hizmet ya da herhangi bir fikrin pazarlanmasını sağlama amacıyla sosyal medya gibi internet ortamlarına taşınmıştır. Bu süreçte markalar, kurum ya da kuruluşlar rekabet avantajını kaybetmemek amacıyla birçok yenilikçi medyada yerini almıştır. Bu çalışmada, sosyal medya pazarlaması bağlamında Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan kamu üniversitelerinin, rekabetçi avantaj konumlarını sosyal medya üzerinden yürüttüğü pazarlama iletişimi faaliyetleri ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, kurumsal kimlik sunumlarının ve kurumsal vizyonlarının değerlendirilmesi Facebook sosyal ağ sitesi üzerinden içerik analizi tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Facebook sosyal ağ sitesinde sosyal medya pazarlamasını en yoğun kullanan üniversite beş farklı kategoride diğer üniversitelere göre daha fazla paylaşım oranına sahip olan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’dir. Sosyal medya pazarlaması ile ilgili en az paylaşım oranına sahip olan üniversite ise tüm kategoriler bağlamında herhangi bir paylaşım yapmamış olan Erzurum Teknik Üniversitesi’dir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Biogenic Synthesis, Characterization and Degradation of Methylene Blue Dye of Zinc Oxide Nanoparticles from Different Zinc Salts Using Cinnamomum verum Extract

    Aydogdu, Burcu; Unal, Ilkay

    In this study, zinc oxide nanoparticles (ZnONPs) were synthesized using Cinnamomum verum extract from different zinc salts such as zinc acetate, zinc nitrate, zinc sulfate, and zinc chloride. The synthesized ZnONPs were characterized using X-ray diffraction (XRD), dynamic light scattering (DLS), Fourier transform infrared spectroscopy (FT-IR), and transmission electron microscopy (TEM). Additionally, The photocatalytic activities of ZnO nanoparticles were tested in the presence and absence of sunlight. Cinnamomum verum extract was analyzed for DPPH radical scavenging activity and total phenolic content (TPC). The study results showed that the type of zinc salt used significantly affects the morphology, size, and crystal structure of the ZnO nanoparticles. ZnONPs synthesized from zinc acetate (ZnONPsA) showed superior photocatalytic activity in the presence and absence of sunlight.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Sentetik Atık Takviyeli Poliolefinlerin Mekanik Özelliklerinin GA-LSTM Hibrit Modeli ile Tahmini

    Utku, Anıl; Kismet, Yilmaz; Can, Umit

    Bu çalışmada, parçacık takviyeli termoplastiklerin enjeksiyon kalıplamasında kullanılan üretim parametrelerinin ürün kalitesi ve üretilen parçanın mekanik özellikleri üzerindeki etkileri optimize edilmiş bir Genetik Algoritma-Uzun Kısa Süreli Bellek (GA-LSTM) hibrit derin öğrenme yöntemi kullanılarak modellenmiştir. Burada termoplastik olarak poliolefinler grubunun en önemli üyesi olan AYPE, YYPE ve PP kullanılırken takviye elemanı olarak ise toz halde sentetik boya atıkları kullanılmıştır. Farklı parametreler kullanılarak enjeksiyon kalıplama yoluyla 819 numune üretilmiş ve her numune üzerinde mekanik çekme, üç nokta eğme ve izod darbe testleri gerçekleştirilmiştir. GA-LSTM modeli, kullanılan parametreler ve deneysel süreç boyunca elde edilen sonuçlarla eğitilmiş ve tahmin edilen değerlerin gerçek değerlere karşılık geldiği belirlenmiştir. Hibrit GA-LSTM modelinin başarısını ölçmek için iyi bilinen yöntemler kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tasarlanan GA-LSTM modeli en iyi sonuçları üretmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Hybrid ConvLSTM Model for Wind Speed Prediction: A Case Study for India's Highest Wind Speed Cities

    Utku, Anıl; Akyol, Sinem

    Wind speed prediction is very important for logistics, energy production and renewable energy sources, aviation and maritime, agriculture, disaster management, environmental monitoring, construction, life planning and economic activities. In this study, it was aimed to predict the wind speeds of Jaisalmer, Kochi, Mangalore, Puri and Rameswaram, which are among the cities with the highest wind speeds in India. ConvLSTM hybrid model was developed by taking advantage of the effective features of CNN and LSTM models for wind speed prediction. With ConvLSTM, it is aimed to better determine the dynamics of wind speed by processing spatial and temporal data simultaneously. ConvLSTM has been extensively tested using an approximately 15-year hourly dataset consisting of RF, SVM, ANFIS, CNN and LSTM and wind speed measurements at 10 meters and 100 meters’ altitudes. Experimental results show that ConvLSTM has R2 values above 0.9 for almost all of the city and wind speed parameters, and outperforms the compared models with the lowest error values in terms of RMSE and MAE error metrics.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    New Materialist Ecopoetics in Ian Hamilton Finlay’s Little Sparta: The Garden as a Living Text

    Demir, Ayşegül

    This article explores Ian Hamilton Finlay’s Little Sparta through the lens of New Materialism, presenting the garden as both an aesthetic space and an active agent that redefines human-nature relations. Central to this study are concepts like agential realism, vibrant matter, and intra-action, which highlight dynamic interactions between the garden’s installations and their surroundings. Rather than being solely shaped by human intervention, the garden evolves through natural processes—seasonal shifts, weather changes, and plant growth—making it a co-creative, living text. The study emphasizes Little Sparta’s role in challenging anthropocentric views by merging poetry with natural elements, thereby advocating a holistic understanding of ecological and cultural narratives. Through the integration of art and nature, the garden dissolves boundaries, illustrating interconnectedness and fostering environmental empathy. As a space of continuous interaction, Little Sparta positions itself as an ecopoetic landscape that prompts visitors to reconsider their role within ecosystems. This approach not only enhances aesthetic and ecological engagement but also demonstrates how New Materialist principles can transform our perceptions of both art and the environment.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Necropolitics and modernity: unveiling the ‘empire’s dirty work’ in heart of darkness, a passage to india and burmese days

    Demir, Ayşegül; Kaygisiz, Ismail

    Abstract This article examines the complex interplay between modernity, colonialism, and necropolitics as represented in Heart of Darkness by Joseph Conrad, A Passage to India by E.M. Forster, and Burmese Days by George Orwell. These modernist texts not only critique the dehumanization and systemic extermination justified by colonial ideologies but also highlight the ways in which colonial power uses necropolitical strategies to govern life and death. By integrating Achille Mbembe's concept of necropolitics with Michel Foucault's theory of biopower, this analysis elucidates the racial and sovereign dynamics that both underpin and challenge colonial regimes. The paper contextualizes the relationship between modernism and colonial history, highlighting how modernist narratives reflect a crisis in the colonial agenda and embody Enlightenment ideals that have shaped the socio-political landscape of empires. These narratives offer a critical view of the dichotomy between the colonizer and the colonized, emphasizing the fractured and uncertain epistemological underpinnings of imperial logic. The examination of Conrad, Forster, and Orwell focuses on the ethical and psychological turmoil from colonial dominance, probing how colonialism justifies violence and subjugation. The study reveals how colonial powers exert necropolitical control, deciding who lives and who dies—a control that extends beyond physical dominance to the psychological colonization of minds, perpetuating colonial hegemony. Ultimately, this paper shows how modernist texts critique colonial necropolitics and expose the racial prejudices and biopolitical strategies essential for maintaining colonial regimes. These texts provide profound insights into the lasting impacts of colonialism on contemporary understandings of race, sovereignty, and resistance.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Karçal Dağları Briyofit Florası (Artvin, Türkiye)

    Özcan, Osman; Ezer, Tülay; Batan, Nevzat; Alataş, Mevlüt; Erata, Hüseyin; Taşcı, Nurtaç

    Karçal Dağlarının briyofit çeşitliliğinin ortaya çıkarılması amacıyla araştırma alanından 27.05.2022 ve 08.03.2024 tarihleri arasında 178 istasyondan ±7500 briyofit örneği toplanmıştır. Briyofit örneklerinin teşhis edilmesi sonucunda toplam 513 Briyofit taksonu (87 familya ve 192 cinse ait 2 Boynuzotu, 90 Ciğerotu ve 421 Karayosunu) tanımlanmıştır. Teşhis edilenler taksonlar arasında ciğerotlarından Scapania calcicola (Arnell & J.Perss.) Ingham, S. cuspiduligera (Nees) Müll. Frib, karayosunlarından ise Amphidium lapponicum (Hedw.) Schimp, Dicranum transsylvanicum Lüth, Schistidium lancifolium (Kindb.) H.H.Blom, Pohlia filum (Schimp.) Mårtensson, Orthotrichum crenulatum Mitt, Zygodon dentatus (Limpr.) Kartt ve Platyhpnum molle (Dicks. ex Hedw.) Loeske taksonları Türkiye’den ikinci kez kaydedilmiştir. Ayrıca bu çalışmada, 152 briyofit taksonun (2 boynuzotu taksonu, 50 ciğerotu taksonu ve 100 karayosunu taksonu) Artvin ili'nden ilk kez kaydı verilmiştir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Mnium hornum ve Mnium lycopodioides Türlerinin Biyoaktif Bileşikleri ve Antioksidan Kapasiteleri

    Alataş, Mevlüt; Sahilli, Yeliz Cakir

    En eski karasal bitkiler olan briyofitler, biyoaktif bileşikleri ve terapötik potansiyelleri açısından tohumlu bitkilere göre nispeten daha az incelenmişlerdir. Bu çalışmada, akrokarp karayosunlarından Mnium hornum Hedw. ve Mnium lycopodioides Schwägr türlerinin biyoaktif bileşikleri (toplam fenolik ve flavonoid içeriği, askorbik asit içeriği, karotenoid içeriği, nitrik oksit süpürme ve deoksiriboz bozunma aktivitesi) ve antioksidan kapasiteleri (ferrik indirgeyici/antioksidan güç) araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, önemli miktarda toplam flavonoid ve fenolik içerdiği belirlenen türler, potansiyel antioksidan ajanlar olarak öngörülmüştür.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2024
    İklimlendirme Sistemlerinin (VRF-CHILLER KAZAN FCU) Seçimi ve Maliyet Analizi: Otel Örneği

    Işık, Erdem; Bingöl, Abdullah

    Mekanik sistemlerin tükettikleri enerjilerin, sistemlere bağlı yatırım maliyetlerinin ve işletme maliyetlerinin ekonomi üzerindeki etkisi tartışılmazdır. Özellikle Türkiye gibi enerji tüketimi yoğun olan ve iklim koşulları ülke genelinde sert olan ülkelerde yüksek maliyet kalemlerinden biri olan soğutma/ısıtma sistemlerine ayrılan maliyet önemli bir sorun olarak görülmektedir. Çözüme yönelik sistem seçimlerinde yatırım ve işletme maliyetleri öncelikli ölçüt olmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çelik boruların, kazanların, chiller gruplarının ve vanaların yerini, paket halinde üretilmiş ve içerisinde soğutma çevrimini gerçekleştirerek ısı alan ve tersinir olarak çalışıp ısı veren VRF (değişken soğutucu akışkan akışı) sistemleri almıştır. Bu gelişme ekipmanları koruma altına almayı da kolaylaştırmıştır. Bu çalışmada Marmara bölgesinde yer alan 300 odalı bir otel esas alınarak, Kazan-Chiller-Fancoil sistemi ile VRF sistemi yatırım, yaz-kış işletme ve bakım maliyetleri ele alınarak kıyaslanmıştır. Sonuç olarak VRF sisteminin ilk yatırım maliyeti açısından yaklaşık olarak %16 daha dezavantajlıyken, yaz-kış işletme ve bakım maliyetleri ele alındığında yaklaşık olarak yıllık %14 daha avantajlıdır ve bu sayede bir yıl gibi kısa bir sürede yatırım maliyetini amorti ettiği hesaplanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Beyhan Baraj Gölü’nde Yaşayan Capoeta trutta (HECKEL 1843)’nın Büyüme ve Üreme Özellikleri

    Yüksel, Fahrettın; Alp, Ahmet; Demirol, Ferhat; Yüce, Songül; Gün, Abdulselam; Fidan Özcan, Buse

    Beyhan Baraj Gölü’nde Şubat 2022 ile Ocak 2023 tarihleri arasında farklı göz açıklıklarına sahip (36-55 mm) monofilament sade ağlar kullanılarak yapılan aylık avcılık çalışmaları sonucunda toplamda 642 adet Capoeta trutta örneği elde edilmiştir. Populasyonda, dişilerin erkeklere oranı 1:1.97 ve yaş dağılımı I-VIII arasında belirlenmiştir. Toplam uzunluk erkelerde 12.20-32.90 cm ve dişilerde 12.60-35.60 cm; toplam ağırlık ise erkeklerde 16.50-305.50 g ve dişilerde 19.50-468.50 g; kondisyon değeri erkeklerde 0.79-1.38, dişilerde 0.57-2.32 olarak belirlenmiştir. Total boy ve ağırlık arasındaki ilişki erkeklerde W=0.0086TL3.0224 dişilerde W=0.0091TL3.0074 ve popülasyonun tamamında W= 0.0086TL3,0224 belirlenmiştir. VBBP; L∞= 43.32 cm, k= 0.16 yıl-1, t0= -1.72 yıl, W∞= 760.72 g olarak belirlenmiştir. GSI değerlerinin haziran ayında maksimum seviyeye çıktığı ve üreme zamanının haziran-temmuz aylarında olduğu belirlenmiştir. İlk olgunluk boyunun dişilerde 21.22 cm, erkeklerde 21.27 cm olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, C. trutta’nın sürdürülebilir balıkçılık faaliyetlerinin sağlanması açısından oldukça önemlidir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Tunceli Yöresindeki At Dışkısı Örneklerinden İzole Edilen Anaerobik Gut Funguslarının (Piromyces spp.) Saf Kültürdeki Fibrolitik Aktiviteleri ve Moleküler Tanımlanması

    Kar, Bülent

    Bu çalışma, Türkiye'nin Tunceli ilindeki at dışkılarından anaerobik gut funguslarının (AGF) izolasyonu, karakterizasyonu ve enzim özelliklerine odaklanmaktadır. At dışkısından Piromyces cinsine ait iki izolat MUBAM_F1 ve MUBAM_F2, morfolojik ve moleküler teknikler kullanılarak izole edilmiş ve kısmen tanımlanmıştır. ITS bölgesinin Blast analizi, her iki izolatında Piromyces cinsi içerisinde bir tür olduğu doğrulamıştır (sırasıyla %98.24 ve %98.87 benzerlik). Enzimatik analizler, her iki izolat için de önemli ksilanaz ve karboksimetil selülaz aktivitesinin olduğunu göstermiştir. MUBAM_F1, toplam 47.13±0.10 µmol/dak/ml (spesifik aktivite: 2153.93 µmol/dak/mg protein) ksilanaz aktivitesi gösterirken, toplam 35.56 µmol/dak/ml (spesifik aktivite: 1626.52 µmol/dak/mg protein) karboksimetil selülaz aktivitesi göstermiştir. MUBAM_F2, 57.53±0.08 µmol/dak/ml'de daha yüksek toplam ksilanaz aktivitesi göstermiş (spesifik aktivite: 2630.11 µmol/dak/mg protein) ancak 23.93±1.41 µmol/dak/ml'de daha düşük karboksimetil selülaz aktivitesine (spesifik aktivite: 1098.66 µmol/dak/mg protein) sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen veriler, Piromyces sp. MUBAM_F1 ve MUBAM_F2'nin ksilanaz ve kar-boksimetil selülaz enzimlerinin umut vadeden kaynakları olduğunu göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    İklim Değişikliğinin Etkileri: Türkiye'de Yağış, Sıcaklık Anomalisi ve Su Kaynakları Üzerine Etkilerinin İncelenmesi

    Korkmaz, Meral

    İklim değişikliği, günlük yaşamımızı ve su kaynklarımızı önemli ölçüde etkileyen küresel bir sorundur. İklim değişikliği ile su kaynakları arasındaki karmaşık ilişkiyi anlamak, etkili önleme ve adapte stratejileri geliştirmek açısından hayati önem taşımaktadır. Bu çalışma, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini araştırmayı ve bu konunun önemini vurgulamayı amaçlamaktadır. Su, sınırlı bir kaynaktır ve erişilebilirliği ile kalitesi insan refahı, tarım, enerji üretimi ve ekosistem sağlığı üzerinde doğrudan etki etmektedir. Ancak, iklim değişikliği yağış, sıcaklık ve buharlaşma desenlerini ve dinamiklerini değiştirerek suyun erişilebilirliği ve dağılımında önemli değişikliklere yol açmaktadır. Küresel sıcaklıkların artması, buzulların erimesine yol açarak tatlı su kaynaklarını sürekli olarak azaltmaktadır. Su kıtlığı daha yaygın hale geldikçe, sınırlı kaynaklar için rekabet artmakta ve potansiyel olarak çatışmalara ve sosyal huzursuzluğa yol açmaktadır. Su kaynaklarının önemi ve iklim değişikliğinin erişilebilirliği ile kalitesi üzerindeki kesin etkisi göz önüne alındığında, bu karmaşık ilişkiyi derinlemesine anlamamız kaçınılmazdır. Bu çalışma, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki sosyo-ekonomik ve çevresel etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Sonuç olarak, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkisi abartılamaz. Bu çalışma, Türkiye'de iklim değişikliğinin neden olduğu değişen yağış desenleri ve artan sıcaklıkların yeraltı ve yüzey su kaynakları üzerindeki etkilerini incelemektedir. Araştırma sonuçlarına göre, kış yağışlarında azalma ve sıcaklık artışı, özellikle Akdeniz ve Güneydoğu bölgelerinde kuraklık koşullarını şiddetlendirmektedir. Özellikle Akdeniz bölgesindeki göllerin uzun dönem uydu görüntüleri incelendiğinde ciddi anlamda azalma görülmektedir. Bu değişimler, yeraltı ve yüzey su kaynaklarının azalmasına ve su kıtlığı riskinin artmasına yol açmaktadır.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex11TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Cyprinus carpio ile Elde Edilen Surimi Tozundan Üretilen Krakerlerinin Buzdolabı Koşullarında Raf Ömrünün Belirlenmesi

    Kuzgun, Nermin Karaton

    Bu araştırma, Cyprinus carpio kıyması ile elde edilen surimi tozunun balık krakerlerinin üretimi sonucu buzdolabı koşullarındaki mikrobiyolojik ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesini amaçlamıştır. Fileto haline getirilen balıklar kıyma haline getirilip, soğutulmuş su ile iki kez 10 dakika süre ile yıkandı. Üçüncü yıkanma, soğutulmuş %0.3’lük tuz solüsyonu ile 5 dakika karıştırılarak yapılıp ve fazla su süzgeç kullanılarak peynir torbası içinde süzüldü ve daha sonra 60 ±5°C’lik turbo fırında 12 saat kurutuldu ve parçalayıcıda toz haline getirildi. Surimi tozu balık kraker hamuruna eklenip yoğuruldu ve kraker şekli verilip pişirildi. Elde edilen krakerlerin mikrobiyolojik özellikleri incelendi. Elde edilen sonuçlara göre buzdolabı koşullarında 15. günde mikrobiyolojik olarak bozulduğu gözlemlendi. Ayrıca surimi tozunun işlevselliği ile balık türüne ve kullanılan kurutma metoduna bağlı olarak değişim gösterebilir. Konunun daha iyi anlaşılması için Ar-Ge çalışmaları yapılmalıdır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 14 · Sudaki Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele