Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Ebelik Öğrencilerinin Evliliğe Yönelik Tutumları ve Doğum Korkuları Arasındaki İlişki

    Aksoy Derya, Yeşim; Benli, Tuba Enise; Yetişmiş, Habibe Yaşar

    Amaç: Bu araştırma ebelik öğrencilerinin evliliğe yönelik tutumları ve doğum korkuları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma Türkiye’nin doğusunda bulunan iki üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmada örneklem hesabına gidilmeyip her iki üniversitede öğrenim gören tüm ebelik öğrencilerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Gönüllülük esasına dayanarak araştırmaya katılan 372 ebelik öğrencisi ile çalışma tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu”, “İnönü Evlilik Tutum Ölçeği (İETÖ)” ve “Kadın Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği (KGÖ-DKÖ)” ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirmesinde SPSS (25.0) istatistik paket programında sayı, yüzde dağılımları, ortalama, standart sapma, Independent t-test, One-Way Anova, Tukey ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 20,71±1,55’tir. Öğrencilerin %80,1’i çekirdek aile yapısına sahip, %54,3’ü il merkezinde yaşamakta, %96.8’i çalışmamakta ve %56.7’sinin geliri giderine eşittir. Öğrencilerin İET ve KGÖ-DKÖ’den aldıkları toplam puan ortalamaları sırasıyla; 69.73±20.01 ve 36.37±12.00’dır. Öğrencilerin evliliğe yönelik tutumları ve doğum korkuları arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Sonuç: Bu araştırmada öğrencilerin gebelik öncesi doğum korkuları arttıkça evliliğe yönelik tutumlarının azaldığı saptandı. Bu sonuç doğrultusunda öğrencilerin gebelik öncesi doğum korkuları dikkate alınarak gelecekteki evlilik düşüncelerinin desteklenmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Comparison of Characteristics and Antimicrobial Activity of Synthesized Zinc Oxide And Magnetite Iron Oxide Nanoparticles Using Four Different Plant Extracts

    Aytar, Mehmet; Aydogdu, Burcu; Unal, Ilkay

    The aim of this study was to synthesize Zinc oxide (ZnO) and magnetite ıron oxide (Fe3O4) nanoparticles utilizing a precipitation method, employing plant extracts from Ocimum basilica(1), Cinnamomum zeylanicum(2), Lactarius salmonicolor(3) and Paeonia kesrouanensis(4) as reduction and stabilizing agents. Additionally, the antimicrobial activity of these nanoparticles against both gram-positive (S. aureus, ATCC 25923) and gram-negative (E. coli, ATCC 25922; P. aeroginosa, PAO1), bacteria as well as fungus (C. albicans 90028) was evaluated. The nanoparticles (NPs) were characterised by various analyses, including TEM, SEM, XRD, FTIR, DSL, and zeta potential. Based on the TEM image, the ZnONPs exhibited a cluster of flower-like structures, whereas the Fe3O4NPs displayed a spherical shape with a varying size distribution. The zeta potential values for ZnO NPs ranged from -5.35 to -16.9, while for Fe3O4NPs ranged from -7.43 to -20.7. All ZnO nanoparticles exhibited antimicrobial activity exclusively against the S. aureus strain, whereas Fe3O4NPs did not demonstrate any antibacterial effect.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Birleşik Krallık’ta Alevi Mekanları: Görünüyorum, Öyleyse Varım!

    Çobanoğlu, Yavuz

    Kültürel kimliklerin damga vurduğu bir çağın içerisindeyiz. Siyasal alan neredeyse tamamen kimlik politikalarının egemenliğine geçmiş görünüyor. Kültür ile ona ait kimliklerin insan etkinliklerinin en önemli unsuru hâline geldiği bu dönemde artık tüm talepler de kimlikler aracılığıyla sunuluyor. Kültürel kimlikler aidiyetlerle de yakın ilişki içerisinde ve bir topluluğa “ait olma” duygusunu destekliyor. Bununla birlikte görünür olmanın da fazlasıyla kıymetli olduğu bu çağda, bir aidiyet bağı ile kurulan kimliksel köprü kendisini bir takım semboller üzerinden ifade ediyor. Semboller (/sembolizm) artık, topluluğun ötekilere karşı varlığının bir ispatı biçiminde ortaya çıkıyor. Keza bu olgu, anayurttan herhangi bir sebeple göç etmiş kültürel toplulukları da kapsamaktadır. Nitekim bir yıl süren bir saha araştırmasına dayanan bu makalenin amacı da İngiltere’deki Alevi topluluğunun kimlik, aidiyet ve sembolizmler etrafında kurduğu bazı ilişkileri anlamlandırmak olacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Kendi Öğretim Süreçlerinde Kullandığı Yansıtıcı Düşünme Uygulamalarının Araştırılması

    Kılıç, Aygün

    Bu çalışmada fen bilimleri öğretmenlerinin kendi öğretim süreçlerinde kullandığı yansıtıcı düşünme uygulamaları araştırılmıştır. Buna göre, araştırmada öğretmenlerin fen derslerini planlama, uygulama ve gözden geçirip değerlendirme süreçlerinde yansıtıcı düşünme uygulamalarını kullanıp kullanmadığı ve hangi tür yansıtıcı düşünme uygulamalarını kullandığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada, öğretmenlerin bu öğretim süreçlerinde yansıtıcı düşünme uygulamalarını neden kullandığını ve hangi durumlar hakkında yansıtıcı düşündüklerini belirlemek de amaçlanmıştır. Araştırmaya, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı ortaokullarda görev yapan 16 fen bilimleri öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim yaklaşımının kullanıldığı bu araştırmada, veri toplama aracı olarak çeşitli sorulardan oluşan bir anket formundan yararlanılmış ve elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma bulgularına göre, çalışmaya katılan fen bilimleri öğretmenlerinin kendi öğretim süreçlerinde uygulama üzerine yansıtma, uygulama sırasında yansıtma ve uygulama için yansıtma olmak üzere üç yansıtıcı düşünme uygulamasını kullandığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin daha çok öğrenci öğrenmeleri, öğretim süreci ve öğrencinin sınıf içindeki tavır ve davranışları üzerinde yoğunlaştığı ve genellikle bu kapsamda değerlendirmeler yaptığı görülmüştür. Ayrıca, öğretmenlerin daha çok öğrencilerin etkili-kalıcı fen öğrenmeleri gerçekleştirmesi, etkili bir fen öğretim süreci yürütme, öğrencilerin olumsuz davranışlarını kontrol altında tutma ve bir sonraki dersini planlı bir şekilde yürütme gibi nedenlerden dolayı bu yansıtıcı düşünme uygulamalarını kullandığı belirlenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın, öğretmenlerin yansıtıcı düşünme uygulamalarının geliştirilmesi çalışmalarına somut deliller sunması açısından birçok yönden literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Relationship between Sleep Quality and Smartphone Addiction among Adolescents

    Arıkan, Duygu; Kurudirek, Fatma; Gürarslan Baş, Nazan

    Introduction: Technological developments have increased the usage of mobile equipment. Using a smartphone became a part of life and accentuated its usage day after day especially in adolescent groups. Aim: The study was aimed to examine the relationship between sleep quality and smartphone addiction of adolescents. Method: This cross-sectional study was carried out with 1192 high school students between March and June 2019. Data were collected with the Personal Information Form, Pittsburg Sleep Quality Index, Smartphone Addiction Scale. The data were evaluated through percentile distributions, means, independent samples t-test, Kruskal-Wallis test, ANOVA, and Pearson correlation analyses. Results: The mean age of adolescents was determined to be 15.79 ± 0.96, with the mean total score of the Pittsburg Sleep Quality Index was 6.05 ± 3.04 and the Smartphone Addiction Scale was 36.01 ± 10.82. Statistically significant differences were observed among adolescents concerning gender, grade, daily smartphone usage duration, internet accessibility, and the use of smartphones before bedtime, impacting both sleep quality and smartphone addiction (p < 0.05). A positive and meaningful correlation was found between sleep quality and smartphone addiction in adolescents (p < 0.05). Conclusion: As the smartphone addiction increases, sleep quality decreases. Adequate sleep is crucial during the growth spurt period. It is evaluated that early diagnosis and prevention of smartphone addiction in adolescents could make a significant contribution to the protection and promotion of adolescent health.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • DerlemeAçık Erişim2024
    Hakikatin Anlamı

    Karakas, Tahir

    Öz William James’in Hakikatin Anlamı başlıklı eserinin Türkçe tercümesinin orijinalinin yayımlanmasından yüz küsur yıl sonra Türkçeye kazandırılması, felsefi düşüncesi sıklıkla yüzeysel ve kaba bir pragmatizme indirgenip yanlış anlaşılan bu zengin ve çok yönlü filozofun gerçek manada keşfedilmesine şüphesiz önemli bir katkı niteliği taşımaktadır. Pragmatizm kavramı etrafında kristalize olan Amerikan felsefi düşüncesinin evrimini izleyebilmek için oldukça kritik bir aşamayı teşkil eden bu çalışma, öncelikli olarak James’in Hakikatin Anlamı’ndan iki yıl önce yayımladığı Pragmatizm’in yol açtığı yanlış ve eksik anlamaları gidermek ve bu haliyle, James’in kendi kanaatine göre, bir felsefi ekol olarak pragmatizmi muhakkak bekleyen muzaffer istikbalin mühim bir adımı olarak tasarlanmıştır. James, ortaya çıkan eleştirileri cevaplamaya çalışırken pek çok noktada Pragmatizm’de ifade dilen düşünceleri tekrarlamayı göze alır ve aynı anda da felsefeye yönelmeden önce yürütmüş olduğu psikoloji araştırmalarının kendisine miras bıraktığı tezlerden ara vermeksizin istifade etmeye devam eder. Dolayısıyla Hakikatin Anlamı, bir yandan genel olarak Amerikan felsefesinin önemli bir aşamasını; diğer yandan da, daha spesifik olarak, James’in felsefi evrimini, pragmatizme doğru yol alırken, psikolojik arka planından itibaren kendi iç dönüşümleri ile birlikte anlama imkânını okuyucusuna sunar.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Bellek Tabanlı LSTM ve GRU Makine Öğrenmesi Algoritmaları Kullanarak BIST100 Endeks Tahmini

    Çelik, Yusuf

    Makine öğrenmesi tabanlı tahmin yaklaşımlarının finansal piyasalarda geliştirilmesi, hızlı ve hassas karar alma, karmaşıklıkla başa çıkma, risk yönetimi, algoritmik ticaret ve duygusal etkilerin azaltılması gibi avantajlar sağlar. Bu yaklaşımlar, sürekli öğrenme ve adaptasyon yetenekleriyle finansal başarı için rekabet avantajı oluşturabilir. Bu makale çalışmasında, Borsa İstanbul (BIST) 100 endeks tahmini için bellek tabanlı makine öğrenmesi modellerine dayalı bir yaklaşım sunulmuştur. Bu amaçla, ardışık veri değerlendirmesinde popüler olan uzun kısa-süreli bellek (LSTM) ve geçitli tekrarlayan birim (GRU) mimarileri kullanılmıştır. Elde edilen model çıktılarına göre bu modellerin, eğitim ve doğrulama aşamalarında düşük kayıplar gösterdiği ve BIST100 endeksinin genel eğilimlerini başarıyla takip ettiği gözlemlenmiştir. Ancak, modeller piyasa dalgalanmaları ve ani değişimlerde gerçek değerlerden sapmalar göstermiş, bu da belirsizlikleri ve genelleme kapasitelerinin sınırlarını ortaya koymuştur. Geleceğe yönelik tahminler, eğitim veri setindeki desenlere dayanarak yapılmış ancak zamanla artan belirsizlik göstermiştir. Çalışma, makine öğrenmesi algoritmalarının finans verileri üzerindeki kullanım alanı konusunda önemli bilgiler sağlayacak potansiyele sahiptir.

    AtıfOpenAlex5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Effects of Porosity and Boron Reinforcement in AISI 316L Stainless Steel for Biomedical Applications

    Aslan, Naim; Aksakal, Bunyamin; Fidan, Ferzan

    AISI 316L stainless steel (SS) is one of the most widely used biomaterials in the manufacture of implants and biomaterials. It has advantages over equivalent biomaterials such as low cost, good mechanical properties and biocompatibility. The pores found in porous biomaterials provide mechanical interlock, ensuring strong attachment of the implant to the tissue. In this study, 20%, 30% and 40% by volume of polyvinyl alcohol (PVA) and Boron powder were added into 316L powder to obtain porous SS implant. To investigate the effect of porosity and boron effect on the stainless-steel implant material, the samples produced in PVA and Boron added groups, were sintered at 1180 oC under an argon atmosphere. With the evaporation of PVA in the structure, porous and boron added samples were obtained in two groups. Finally, the samples were subjected to Brinell hardness and compression tests and analyzed by SEM, EDS and XRD. As a result of the hardness tests, the highest values were measured as 37.006, 31.32, 25.28 HB. 39.5, 34.5, 26.2 MPa strengths were measured for 20%, 30% and 40% porous samples respectively.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Hangisi Daha Zorlayıcı? HIV ile Yaşamak Mı Yoksa İnsan Hakları İhlalleri Mi? HIV ile Yaşayan Kişilerin Maruz Bırakıldıkları İnsan Hakları İhlallerine Sosyal Hizmet Perspektifiyle Bir Bakış

    Buz, Sema; Akbaş, Avşin

    HIV, ürettiği damgalama, ayrımcılık ve insan hakları ihlalleriyle sadece viral bir enfeksiyon olmadığını aynı zamanda biyopsikososyal bir sağlık problemi olduğunu ortaya çıktığı günden bu yana yaklaşık 40 yıl içerisinde bizlere göstermiştir. HIV ile yaşayan kişiler bir yandan tıbbi tedaviyle uğraşırken diğer yandan HIV tanısının neden olduğu insan hakları ihlalleri, ayrımcılık ve damgalanma ile mücadele etmek durumunda kalmaktadır ve bu nedenle daha zorlu bir süreci deneyimlemektedir. Çalışmada Türkiye’de yayınlanmış olan HIV/AIDS alanına ilişkin insan hakları ihlalleri raporları üzerinden sosyal hizmet perspektifi ile bir değerlendirme yapmak ve insan hakları ihlallerine karşı çözüm yolları geliştirebilmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi metodu kullanılarak Türkiye’de HIV ile yaşayan kişiler tarafından kurulan ilk dernek olan Pozitif Yaşam Derneği’nin yayınlamış olduğu on dokuz rapor değerlendirilmiştir. Raporlardan insan hakları ihlallerinin sırasıyla en çok sağlık kuruluşları, işyerleri, kamu kurum ve kuruluşları, aile/sosyal çevre ve medyada gerçekleştiği ve çoklu insan hakları ihlallerinin yaşandığı ve raporların yayınlandığı tarihlerden günümüze gelindikçe insan hakları ihlallerine karşı daha fazla aksiyon alındığı tespit edilmiştir. Bu çalışma sosyal eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele eden sosyal hizmet uzmanlarının HIV ile yaşayanlara yönelik gerçekleştirilen insan hakları ihlallerine karşı mikro, mezzo ve makro boyutlarda uygulamalar gerçekleştirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Effect of Ground Diatomite on Early Strength of Self-Compacting Mortars

    Karabulut, Büşra; Yon, Merve Sahin; Karataş, Mehmet

    Portland cement fabrication is a significant factor that increases the amount of carbon dioxide released into nature. For this reason, it is very important to use natural and waste materials with pozzolanic properties instead of portland cement. In this article, the usability of diatomite rock, a natural pozzolanic material that can be substituted with portland cement, in the manufacture of self-compacting mortar was studied. In the experimental study, prismatic specimens with dimensions of 40 × 40 × 160 mm were used to examine the impact of ground diatomite on the early age mechanical properties of self-compacting mortar; it was produced by replacing 0%, 5%, 10%, 15%, 20% of diatomite with portland cement, respectively. The slump-flow test to obtain self-compacting mortar was conducted according to the European Federation of Specialized Construction Chemicals and Concrete Systems guidance. Specimens prepared using 0%, 5%, 10%, 15% and 20% diatomite were cured in water at 23±2 ̊C temperature for 3 days. 3-day (early age) flexural and compressive strength worths were gained for the samples whose curing period was completed. As a result of this experimental study, it was specified that the highest strengths were in the series containing 5% diatomite, exceeding the reference samples. Additionally, it has been determined that mechanical strength decreases when the diatomite ratio in mixtures is more than 5%.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Hindistan'daki Turistik Şehirlerin İklim Değişkenlerinin Tahminine Yönelik Hibrit ConvGRU Modeli

    Utku, Anıl

    Hava durumu tahmini tarım, sağlık, ulaşım, turizm, hava kalitesi ve endüstriyel üretim gibi alanlarda etkinliğin ve verimliliğin sağlanabilmesi açısından oldukça önemlidir. Geleneksel hava durumu tahmin modelleri uzun vadeli tahminlerde yetersiz kalmaktadır. Yapay zekâ yöntemleri, sıcaklık, nem, rüzgâr hızı ve hava basıncını gibi hava durumu verileri arasındaki karmaşık ilişkileri öğrenerek geleceğe dönük başarılı tahminler üretebilmektedir. Bu çalışmada, Hindistan'ın önemli turizm şehirlerinden olan Agra, Jaipur, Jodhpur, New Delhi ve Rishikesh'in sıcaklık, nem ve çiğ noktası gibi uzun vadeli iklim değişkenlerinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, geliştirilen ConvGRU hibrit modeli, RF, SVM, CNN, LSTM ve GRU modelleriyle kapsamlı bir şekilde karşılaştırılmıştır. 2010-2024 yılları arasına ait gerçek zamanlı ve güncel bir veriseti kullanılmıştır. Deneysel sonuçlar, ConvGRU’nun tüm şehirler ve iklim değişkenleri için 0,9’un üzerinde R2 değeriyle karşılaştırılan modellerden daha başarılı olduğunu göstermiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Küresel Rekabet Endeksi ve Verimlilik Arasındaki İlişki

    Güler, Ebru Özgür; Veysikarani, Dilek

    Amaç: Bu çalışma, seçilmiş ülkelerin özelliklerini göz önünde bulundurarak, verimlilik ve küresel rekabeti temsil eden çeşitli değişken grupları arasındaki ilişkileri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Verimlilik ve rekabet arasındaki ilişkilerin derinlemesine incelenmesi, farklı ülkelerin ekonomik ve endüstriyel performanslarını anlamamıza ve karşılaştırmamıza olanak tanımaktadır. Yöntem: Küresel Rekabet Endeksi ve Verimlilik arasında olduğu varsayılan ilişki kanonik korelasyon analizi ile analiz edilmiştir. Kanonik korelasyon analizi, çok değişkenli istatistiksel analiz yöntemlerinden biridir. İki veya daha fazla sayıda değişken kümesi arasında olması muhtemel maksimum lişkiyi hesaplamak için kullanılmaktadır. Çalışmanın örneklem grubunu oluşturan 63 ülke için 2022 yılına ait veriler kullanılmıştır. Bulgular: Kanonik korelasyon analizi sonucunda, küresel rekabet endeksi ve verimlilik değişken kümeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki elde edilmiştir. Bu bulgu, verimlilikteki değişimlerin küresel rekabeti etkileyebileceğini ve pozitif dışsallıkların ülkelerin küresel arenada liderliklerini güçlendirebileceğini göstermektedir. Verimlilik değişkenleri içerisinde en etkili olan değişken Lojistik Performans Endeksi değişkeni olurken, Küresel rekabeti temsil eden değişkenler arasında ise en etkili olan değişken Altyapı değişkeni olmuştur. Bulgular, ülkelerin lojistik performanslarını artırmak ve ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla altyapı, teknoloji ve lojistik reformlarına yoğunlaştığını göstermektedir. Özgünlük: Bu çalışmanın özgünlüğü ve önemi, daha önce literatürde kullanılmamış bir istatistiksel analiz yönteminin, IMD tarafından yayınlanan Küresel Rekabet Endeksi değişkenleri ile verimlilik değişkenlerini aynı anda ele almasıdır. Bu yaklaşım, rekabet ve verimlilik ilişkilerinin daha derinlemesine anlaşılmasına ve geleceğe yönelik stratejik öngörülerin geliştirilmesine olanak tanımaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Belediyelerin afet yönetimi kapasitelerinin değerlendirilmesi

    Baş, Kazım

    Belediyelerin afet yönetiminde rollerini yerine getirebilmeleri için yetki ve kapasitelerinin yeterli olmasının yanında merkezi yapılarla farklı seviyelerde işbirliği ve koordinasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırma, belediye çalışanlarının afet yönetiminde belediyelerin kapasiteleriyle ilgili görüşlerini değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Tanımlayıcı türden olan araştırma, bir il ile ilçe belediyelerinde 20 Kasım 2023, 15 Ocak 2024 tarihleri arasında yürütüldü. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen “Çalışanları Tanıtıcı Form” ile “Çalışanların Afet Yönetiminde Belediyelerin Kapasiteleriyle İlgili Görüşlerini İçeren Form” kullanıldı. Araştırma evrenini, bir il ve ilçe belediyelerinde sürekli çalışan 260 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise işyerlerinde ulaşılabilen ve araştırmaya gönüllü katılan 148 (%56.92) belediye çalışanı oluşturdu. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanıldı. Yaşların ortalaması 40.53±9.48 olan çalışanların, %60.1’i erkek, %29.7’si lisans mezunu olup, %42.6’sı işçi olarak çalışmakta, %29.0’unun belediyelerde 1-4 yıl çalışma deneyimine sahip olduğu görülmüştür. Çalışanlara göre belediyelerde afet yönetiminde; eğitim verilmediği (%71,6’sı), son iki yılda herhangi bir tatbikat yapılmadığı (%87.2’sı), belediyelerin afet yönetimine hazır olmadığı (%79.7’u) ve afet yönetiminde belediye bütçesinin yetersiz (%86.5’i), insan kaynakları sayısının (%77.0’si) yetersiz olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışanlara göre belediyelerin afet yönetiminde en önemli üç sorunun ise nitelikli teknik personel ve ekipman eksikliği (%59.5), yetersiz bütçe (%45.9) ile eğitim eksikliğinin olduğu (%37.2) saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre çalışanların büyük çoğunluğuna (%75’in üzerinde) göre belediyelerin afet yönetiminde kapasitelerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Belediyelerin afet yönetiminde etkili ve başarılı olabilmeleri için yetkilerinin arttırılarak kapasitelerini geliştirici politikaların hayata geçirilmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Hemşirelerin kültürel zekâları, iletişim becerileri ve ilişkili faktörler: bir yol analizi

    Orhan, Ilksen; Ünal, Esra; Yıldız, Erman; Ağralı, Cansu

    Bu araştırma, hemşirelerin kültürel zekâlarını, iletişim becerilerini ve ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Kesitsel ve ilişki arayıcı tasarımdaki araştırma, bir hastanede çalışmaya katılımda gönüllü 410 hemşire ile Mayıs-Ağustos 2023 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Veriler, “Tanıtıcı Bilgi Formu, Kültürel Zekâ Ölçeği ve İletişim Becerileri Ölçeği” olmak üzere üç bölümden oluşan Google Form uygulamasıyla çevrim içi ortamda toplandı. Kültürel Zekâ Ölçeği (KZÖ) ve İletişim Becerileri Ölçeğini (İBÖ) etkileyen faktörleri belirlemek için yol analizi yapıldı. Bu araştırmada, Kültürel zekâ ile iletişim becerileri arasında orta derecede güçlü ve olumlu bir ilişki olduğu tespit edildi. Kültürel zekâyı etkileyen faktörler olarak cinsiyet, eğitim düzeyi ve yaş önemli bulundu. Bu faktörler, kültürel zekâ puanındaki değişimin %28.2’sini açıkladı. Hemşirelerde kültürel uygulamalar konusunda eğitim almanın iletişim becerileri düzeyini arttırdığı, cinsiyetin kültürel zekâ üzerinde etkili bir faktör olduğu, eğitim düzeyinin yükselmesinin kültürel zekâ düzeyini arttırdığı ve iletişim becerileri yüksek olan hemşirelerin kültürel zekâ düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna varıldı.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigation of Flower, Leaf, and Stem Parts of Three Gundelia Species Growth in the Eastern Anatolia Region of Türkiye from a Biochemical Perspective

    Yilmaz, Fatih; Türkoglu, Ismail; Kirmizikaya Özmen, Gorkem; Yüce Babacan, Ebru; Yilmaz, Okkes

    13 species of Gundelia species plants are endemic in T & uuml;rkiye and are frequently used by the public for both nutrition and medicinal objectives. In this study, three parts (flower, leaf, and stem) of three species of Gundelia ( G.dersim , G.glabra, and G.munzurensis) were biochemically investigated. DPPH and ABTS analyses for antioxidant activity were performed on methanol extracts of plant parts. As a result of both analyses in parallel, the flower part of G.munzurensis had the highest %Inhibition value (DPPH:91.85 +/- 0.78; ABTS:97.38 +/- 0) (P<0.001). In total phenolic (29.09 mg GAE/g) and total flavonoid (5.59 mg CE/g) measurements, the highest amount was found statistically quite significant (P<0.001) in the leaf part of G.munzurensis. Gallic, vanillic, ferulic, romantic, and cinnamic acids, which are phenolic acids and of the flavonoids, rutin, catechin, naringin, and naringenin, were determined in all plant parts. Vitamin D3, alpha-tocopherol, ergosterol, stigmasterol, and beta-sterol were detected in parts of all plant species. While palmitic (16:0), palmitoleic (16:1), stearic (18:0), oleic (18:1), linoleic (18:2), and linolenic (18:3) fatty acids as the main fatty acids were detected in all parts of the three Gundelia species, lauric (12:0), tridecanoic (13:0), myristic (14:0), pentadecanoic (15:0), cis-10-pentadecanoic (15:1), heptadecanoic (17:0), cis-10heptadecanoic (17:1), and eicosanoid (21:0) acids were also identified at different concentrations. Considering the biochemical properties of Gundelia species, it shows that they can be consumed as food and also used pharmacologically.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    Web of ScienceTR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Geochemical and petrological features of Carboniferous granites from the Güneydere (Bayburt) area

    Gücer, Mehmet Ali; Delimehmet, Zeynep; Çimen, Okay

    Middle-Late Carboniferousgranitic rocks are widely observed in larger outcrops in the Eastern Pontide orogenic belt of the Eastern Sakarya Zone. This tectonic belt is an important part of the Anatolian plate in terms of containing igneous rocks with a wide age and composition range. This study presents new petrochemical-petrological data on Carboniferous granites in the G & uuml;neydere and surrounding area of Bayburt (NE Turkey). The granitic rocks, which include an area of approximately 5 km, represent the pre-Jurassic basement in the study area. Besides, they are unconformably overlain by Early- Middle Jurassic volcano-clastics units and Late Jurassic- Early Cretaceous limestones. They mainly consist ofgranite, granite porphyry and aplite, to a lesser extent granodiorite and quartz monzonite. Rocks have high SiO2 contents (60.43-75.51%) and high K calc-alkali to shoshonitic affinities and have been derived from an I-type source. The granitic rocks are metalumine-peralumine in character and are similar to postcollisional volcanic arc granitoids. Whole-rocks major and trace element trends show that plagioclase, hornblende, biotite, apatite, and Fe-Ti oxide mineral fractionations play an important role in the formation of the rocks. It has been revealed that fractional crystallization and assimilation+magma mixing processes play a role in the development of granites. Also, the saturation temperatures calculated from the whole-rock zircon values reflect lower initial magma temperatures. All results obtained indicate that parental magma of studied granitic rocks have evolved from lower/middle crust- derived melts as a result of partial melting and differentiated and emplaced in the continental magma chamber.

    AtıfOpenAlex1
    Web of ScienceTR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Volatility Modeling and Spillover: The Turkish and Russian Stock Markets

    Gençyürek, Ahmet Galip

    This study investigates the internal and external (spillover) characteristics of the volatility of the Turkish and Russian stock market indices. To this end, generalized autoregressive conditional heteroskedasticity models that are classified as short memory (GARCH, EGARCH, GJR-GARCH, APARCH) and long memory (FIGARCH, FIEGARCH, FIAPARCH, HYGARCH) considering adaptive structure (Fourier series), and the rolling Hong causality methods are used. The analysis spans the years 2003-2020, revealing that the asymmetric power autoregressive conditional heteroskedasticity model is the most appropriate method in terms of both stock indices and leverage and long memory effects are evident in the volatility series. Bidirectional volatility spillovers between Turkish and Russian stock market indices are also evident in all time horizons. Investors can use volatility results for stock valuation, risk management, portfolio diversification, and hedging, and policymakers can consider the volatility results to evaluate the fragility of financial markets.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    Web of ScienceTR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ2
    Seed content and its oil composition in walnut cultivated from Tunceli, Türkiye

    Aydin, Caglar Mert; Güven, Alper

    The study is intended to shed light on walnut species cultivated in Tunceli province in 2022 and the oils produced from Juglans regia Fernor walnuts. Physicochemical properties of walnuts and fatty acid composition of the oils produced from the walnuts were identified. In addition, nutritional indexes and bioactive compounds of the oils were determined.Overall, physicochemical properties of the seeds belonging to walnuts significantly changed according to the variety. The major component in walnut seeds was found to be oil content. Saturated (SFA), monounsaturated (MUFA) and polyunsaturated (PUFA) fatty acid ratios of the walnuts were varied according to the type of seed. Characterization of fatty acid composition in the oils from the walnuts was performed according to 6 different fatty acid levels. These fatty acids are myristic, palmitic, margaric, oleic, linoleic and linolenic acid. The oils have a refractive index being in the range of 1.4677-1.4694, the iodine value being in the range of 107-109 gms. TPC (total phenolic content) and DPPH antioxidant activity of the oils significantly changed according to the variety. TPC of the oils were found in the range of 0.33-1.53 mg GAE/g oil and DPPH antioxidant activity of the oils were in the range of 13.04-5.42 mg TE g(-1) oil. All walnut oils showed Newtonian flow behavior. The nutritional indexes including UI (Unsaturation index), IA (Atherogenicity index), IT (Thrombogenicity index) and HH (Hypocholesterolemic/hypercholesterolemic ratio) were determined to significantly change according to the variety, except for IT. It could be stated from the results that Nazimiye walnut seed oil has healthier effects on human health.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex3
    Web of Scienceİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    AESTHETIZED TRAGEDY OR ANGEL WING ILLUSTRATIONS

    Demirkiran, Uyesi Yalcin

    The main purpose of this research is shaped by the argument that in social tragic events, the representations of tragedy encountered in the media are aestheticized and transformed into consumer goods. The tragic photograph of a father who did not let go of his daughter's hand under the rubble, which emerged especially after the earthquake disaster in our country, turned into a commodity produced and consumed both in traditional media and social media, determined the direction of the research. In the literature review, similar reflexes were found not only in natural disasters but also in dramatic images created by war and forced migration, which were chosen as samples, and were evaluated within the scope of the research. In the method of the research, the concept of tragedy is discussed through the change of reality as hyperreal in the world that has turned into a simulation universe, with a literature review. Based on Baudrillards' simulation theory, the meaning created by the transformation of tragedy into hyperreal tragedy has been tried to be interpreted. In the section of the study, From Traditional Tragedy to Tragedy in Everyday Language, the historical origin and general lines of the concept of tragedy have been tried to be explained through examples. The similarities and differences between the meaning of the historical origin of the tragedy and the definition of the concept of tragedy used in the everyday language of the modern world are mentioned. In the section of Tragedy as a Simulacrum, the subject is the reproduction of the tragedy with illustrations and pictures by individual users, not only in conventional media, but also in social media. In the research, the tragic images of war, forced migration and earthquake, which cause social tragedies, were examined through selected visual examples of the way artists and social media users were handled. Based on these visual examples, the distortion and abuse of the concept of tragedy has been tried to be explained.

  • MakaleAçık Erişim2024
    ASSESSMENT OF URBAN FLOOD RISKS OF THE CITIES USING ENTROPY-VIKOR METHODS IN TURKIYE

    Derse, Onur; Polat, Elifcan Gocmen

    In recent years, there is growing interest for evaluation of urban flood risks of cities over the past decade due to rapid urbanization and climate change. The optimal flood risk assessment is strategically achieved not only with classical risk modelling approaches but also with holistic and comprehensive framework. This paper focuses on a detailed flood assessment providing risk database for policymakers and urban planners to decide the flood prone areas in Turkey. In this context, the Entropy based VIKOR (VIseKriterijumska Optimizacija Kompromisno Resenje) was provided to evaluate a range of flood risk criteria named number of floods, population density and number of buildings, flood protection area which are under the concept of risk dimension including hazard, exposure and vulnerability aspects. Computational results demonstrate that the provinces of & Scedil;anl & imath;urfa, Ordu, Zonguldak and Van are assigned with higher urban risk values, respectively and the ranking of the cities was presented with different q values. The findings should support practitioners and researchers for land use planning and risk reduction works as the detailed flood risk evaluation was presented in terms of the flood management.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfWoS4OpenAlex5
    Web of ScienceTR Dizinİncele