Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(34)
- Serdar, Osman(33)
- Utku, Anıl(21)
- Batan, Nevzat(20)
- Dal, Murat(19)
- Kutlu, Banu(19)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(17)
- Benzer, Fulya(15)
- Ezer, Tülay(15)
- Altı, Aziz(14)
- Dal, Nursel Alp(14)
- Karatay, Gülnaz(14)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Aydin, Rahmi(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aksu, Önder(12)
- Aslan, Alper(12)
- Gürarslan Baş, Nazan(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Cuşa, Hasan(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Kocabaş, Mehmet(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Erata, Hüseyin(10)
- Işık, Erdem(10)
- Kahraman, Gökhan(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Topal, Murat(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Acun, Serdar(9)
- Akgül, Melek(9)
- Danabaş, Durali(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Koç, Ali(9)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2012Keban Baraj Gölü kerevitlerinin (Astacus leptodactylus Esch., 1823) bazı morfolojik özelliklerinin incelenmesi
Duman, Erdal; Yüksel, Fahrettin
Bu çalışma, Aralık 2005 ile Kasım 2006 tarihleri arasında Keban Baraj Gölü’nün Keban, Ağın ve Çemişgezek bölgelerinde yürütülmüştür. Çalışmada toplam 16315 adet kerevit avlanmış ve tesadüfî olarak seçilen 5374 birey incelenmiştir. Populasyondaki dişi/erkek oranı 0.81/1.00 olarak belirlenmiştir. Toplam boy ortalaması 93 mm, canlı ağırlık ortalaması ise 26,6 g olarak hesaplanmıştır. Karapaks boyunun toplam boya oranı (CL/TL) 0.48 olarak tespit edilmiştir. Boyağırlık ilişkisinde regresyon denklemi LogW= -1.4535 + 2.9468 LogL, korelasyon katsayısı r2=0.8324 olarak bulunmuştur. Erkeklerde pozitif allometrik büyüme dişilerde ise negatif allometrik büyümenin olduğu belirlenmiştir. Kerevitlerin % 8.06’sında kıskaç ayak eksikliği tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin5
İncele - MakaleYalnız künye2012Keban ve Karakaya Baraj Göllerinde yaşayan Capoeta trutta (Heckel, 1843)’nın büyüme parametrelerinin karşılaştırılması
Yüksel, Fahrettın; Ural, Mesut; Ural, M. Şener; Güleç Küçükgül, Azime; Aydin, Rahmi
Bu çalışmada, Keban ve Karakaya Baraj Göllerinde yaşayan Capoeta trutta Heckel, 1843 populasyonlarına ait balıkların büyüme özellikleri incelenmiş ve elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Araştırma için Keban Baraj Gölü’nden 259, Karakaya Baraj Gölü’nden ise 281 olmak üzere toplam 540 balık örneği incelenmiştir. Balıkların yaşları otolitlerinden tespit edilmiş ve her iki baraj gölünden elde edilen balıkların yaş dizilimleri I-XIII arasında dağılım göstermiştir. Keban Baraj Gölü populasyonunun Von Bertalanffy büyüme denklemi dişilerde Lt= 91.79 [1-e–0.0600(t+2.2866)], erkeklerde Lt= 95,30[1-e–0.0541(t+2.4362)] ve tüm bireylerde (dişi+erkek) Lt= 94,65[1-e–0.0562(t+2,4199)] olarak belirlenirken, Karakaya Baraj Gölü’nde dişilerde Lt= 89,92 [1-e–0.0616(t+2,2045)], erkeklerde Lt= 92.39[1-e–0.0567(t+2.3262)] ve tüm bireylerde Lt= 92.57[1-e–0.0577(t+2.3032)] olarak tespit edilmiştir. Keban Baraj Gölü populasyonunun boy-ağırlık ilişkisi dişilerde W=0.0151 L 2,9274; erkeklerde W=0.0170 L 2.9019 ve tüm bireylerde W=0.0168 L 2.9032 olarak tespit edilirken, aynı sıralamaya göre Karakaya Baraj Gölü’nde W=0.0210 L 2.8400; W=0.0237 L 2,8078; W=0.0211 L 2.8271 olarak belirlenmiştir.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2012Niğde Üniversitesi kampüs alanı ve Akkaya baraj gölü çevresinin florası (Niğde/Türkiye)
Paksoy, Mehmet Yavuz; Başköse, İsa; Savran, Ahmet
This study was carried out to determine the flora of Nigde University Campus and Akkaya Dam Lake environments (Nigde). As a result of the examination of 1000 plants specimens collected from the area, between 2005- 2007 and 2010-2011, 405 taxa belong to 74 families and 262 genera were determined. One taxa belong to Pteridophyta, 404 taxa belong to Spermatophyta divisio. Gymnospermae are represented by five taxa and Angiospermae are represented by 399 taxa. The numbers of taxa belong to Dicotyledonae and Monocotyledonae are follows respectively 441 and 58. In addition to, 27 taxa are new records for C5 Grid square. The 33 of the total taxa are endemic to Turkey and the rate of endemism is 8.1 %. The phytogeographical regions are represented as follows; Irano-Turanian 21.0 %, Mediterranean 6.4 % and Euro-Siberian 6.2 %.
AtıfTR Dizin9
İncele - Derleme MakaleYalnız künye2012Asaf Hâlet Çelebi'nin ayna şiirinde geleneğin izleri
Uz, Özkan
Bu yazıda, çağdaş Türk şiirinin önemli isimlerinden Asaf Hâlet Çelebinin hayatı, sanatı ve şiiri hakkındaki düşünceleri derlenerek, Ayna şiirinde geleneğin yansıması ve kullanımının tespiti amaçlanmıştır. Asaf Hâletin şiirlerinde, mistisizm ve masal dünyası en fazla işlenen temalardandır. Ayna şiiri de bu konular bağlamında incelenip, yorumlanarak araştırmacıların ilgisine sunulmuştur.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2012Islah-ı Sanayi Komisyonu ve şirketlerin teşekkülü: Debbağ şirketi örneği
Satış, İhsan
Islah-ı Sanayi Komisyonu, Tanzimat’tan sonra önemini kaybeden lonca ve gedik sisteminin sona ermesiyle, ticaret ve sanayi odalarının kuruluşu arasındaki geçiş sürecinde, yerli sanayi korumaya ve geliştirmeye yönelik işlevi olan bir kurumdur. Bu kurum küçük sanayi kollarını birleştirerek, Simkeşler, Saraçlar, Debbağlar şirketlerini kurmuştur. 1873’te Komisyon kaldırılarak görevlerinden bir kısmının belediyeye verilmesi düşünülmüş olup bir kısmı da Şurayı Devlet Nafia dairesine aktarılmıştır. Bu makalede, Islah-ı Sanayi Komisyonu’nun işlevi, amacı ve kurulan şirketler içerisinde Debbağ Şirketi ele alınacaktır.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2012Assessment of health status management in women with gestational diabetes
Aksoy Derya, Yeşim; Karadağ, Ezgi; Oltuluoğlu, Hatice
Objective: The aim of the study is to assess the health management in women with gestational diyabetes mellitus. Method: Designed as descriptive and crosssectional, the study was performed in the pregnancy clinic of a university hospital between 1st January and 31st August 2010. All patients applying to the clinic during the study with gestational diyabetes via oral glucose tolerance testing (n=149) constituted the universe of the study. Not using insulin, pregnant were included in the study that participating in the educational program at least for two months between the weeks 24 and 38 during their pregnancies. Totally 120 individuals were recruited, 60 as insulin-diet-exercise health management program, and 60 in only diet-exercise health management program. Findings: The mean age of the women were 32,8±5,1 and 47,5% were primary school graduates. Of the women, 80.8% were housewives. It was determined that the mean HbA1c (p=0,016) and postprandial blood glucose levels (p=0,034) of women in insulin-diet-exercise health management program were statistically and significantly lower and controlled than those in onlydiet-exercise health management program. The mean fasting blood glucose level was lower in those using insulin, but this score was statistically insignificant (p=0,131). The comparison of the two groups revealed that the rate of compliance with the diet (p=0,003) and exercise (p=0.269) programs prescribed was lower in those using insulin. Conclusion: Forming life style changes by involving women into health management programs effectively plays a key role in decreasing the negative effects of gestational diyabetes mellitus to the lowest levels for both the mothers and the newborns.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2012Scopus SJRQ3Avrupa deniz levreği yem formulasyonunda pamuk tohumu yağının potansiyel olarak balık yağına ikamesi
Engin, Kenan; Taşbozan, Oğuz; Turchini, M. Giovanni; Eroldoğan, Tufan; Özşahinoğlu, Ilgın; Ölçülü, Abdullatif; Yilmaz, Hatice Asuman; Mumoğullarında, Pınar
Triplicate groups of 20 European sea bass (35 g) were fed five diets in which the added lipid was 100% fish oil (FO), 40% (CSO40), 60% (CSO60), 80% (CSO80) and 100% (CSO100) refined cottonseed oil (CSO), for a period of 120 days. Overall fish growth, feed conversion ratio and protein utilization were unaffected by dietary treatment, but hepatosomatic and visceral fat indexes increased with increasing dietary CSO. Fillet fatty acid composition of total lipids reflected the fatty acids in the test diets. The monounsaturated fatty acids were significantly higher in fillet of fish fed diet FO, CSO40 and CSO60 compared to other treatments while saturated and polyunsaturated fatty acids (PUFA) were not affected by the dietary treatment. Some fatty acids (18:0, 18:1n-9, 20:5n-3 and 22:6n-3) were present in higher concentration in fillet lipid than in the CSO100 dietary lipid indicating accumulation in fillet relative to test diets. Retention of n-3 LC-PUFA within the fillet was increasingly inefficient among fish fed increasing levels of FO. Thus, this study suggests that CSO can be considered as a relatively effective substitute for fish oil in European sea bass (35 g) in terms of growth performances and feed efficiency as far as fish meal is present in the diet.
AtıfTR Dizin5
İncele - MakaleYalnız künye20121939 Erzincan Depremi Yüzey Kırığının Ortaköy-Suşehri segmenti üzerinde paleosismolojik bulgular, Kuzey Anadolu fay zonu
Zabcı, Cengiz; Karabacak, Volkan; Polat, Ali; Gürsoy, Halil; Tatar, Orhan; Sançar, Taylan
İnceleme alanı Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ)’nun doğu kesiminde yer alan Suşehri-Gölova havzaları üzerinde bulunmaktadır. Sismik açıdan son derece aktif olan bu fay zonu üzerinde yakın tarihsel dönem içinde çok şiddetli birçok deprem meydana gelmiştir. 27 Aralık 1939’da çok sayıda can ve mal kaybına neden olan son büyük Erzincan depremi inceleme alanının da içinde bulunduğu bölgede yüzlerce km’lik yüzey kırığı oluşturmuştur. KAFZ’nun özellikle orta ve batı kesimi üzerinde daha önce yapılan paleosismolojik çalışmalarla, tarihsel depremlere ait yeni verilerin saptanması sonucu sismik etkinliğin zamansal tekrarlanma aralığı ve büyüklüğü hakkında önemli bilgiler elde edilmiştir. KAFZ’nun doğu kesimindeki paleosismolojik amaçlı çalışmalar batı kesimine göre daha az sayıda olup, doğu kesimi bu açıdan daha bakirdir. Bu çalışmada 1939 Erzincan depremi yüzey kırığı üzerinde 3 adet hendek açılmıştır. Bu hendekler batıdan doğuya doğru Eskibağ, Aşağıyeniköy ve Aşağıtepecik köyleri içerisinde ilerleyen 1939 depremi yüzey kırığının üzerinde yer almaktadır. Eskibağ hendeği Sevindik köyü GD’sunda ve Eskibağ köyü KD’sunda yer alan bir belverme gölcüğü üzerinde açılmıştır. Aşağıyeniköy hendeği aynı hat üzerinde, fay morfolojisinin iyi gözlendiği Aşağıyeniköy’ün KD’sunda ve Aşağı tepecik hendeği de Süt Gölü’nün yaklaşık 2.5 km GD’sunda açılmıştır. Bu hendek verileri fay zonunun uzanımı üzerinde Holosen boyunca tekrarlanan büyük depremlere ait veriler sunması açısından önemlidir. Açılan bu hendeklerde, 1939 yüzey kırığının gözlenmesinin yanı sıra, 1939 depremi yüzey kırığından daha önce oluşan depremlerin kırıklarının da saptanmış olması, 1939 depremi yüzey kırığının eski kırıkları takip ettiği ve 1939 depremi öncesinde birkaç farklı sismik etkinliğin de varlığını ortaya koymaktadır.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2012Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya göçler ve Şanlıurfa Yöresine İskânlar
Satış, İhsan
Kafkaslara doğru yayılmacı bir politika izleyen Rusya, Kırım Savaşı’ndan sonra bölgede hâkimiyet sağlamak amacıyla bölge halkını göçe zorlamıştır. Zor durum- da kalan bölge halkı Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır. Belirli periyotlarla göç eden topluluklar Osmanlı Devleti tarafından planlı bir şekilde Anadolu’nun belirli yerlerine iskân edilmişlerdir. Göçmenlerin yerleştirildikleri yerlerden birisi de Şanlıurfa’dır. Bu makalede Kırım Savaşı’ndan sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya ge- len göçmenlerden Şanlıurfa’ya yerleştirilenler ele alınarak, bölge halkının göç- menlere yaptığı yardımlar incelenmiştir.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2012The competence of primary school principals in managing the financial resources of the school (the case of Ordu)
Gökdelen, Aydan; Üstün, Ahmet; Menteşe, Sabit
Abstract The purpose of this study is to find out principals' and teachers' views on the competence of primary school principals with regard to managing financial resources. The universe of the research is constituted by all principals and teachers working in state primary schools in the city center of Ordu and its 18 town centers in 2009-2010 academic year. The sample of the survey consists of 121 principals and 444 teachers that have been randomly selected from lists of principals and teachers, provided by the Ordu directorate of the ministry of national education. The &#8220;Screening Model&#8221; has been used in the survey. Data have been collected through the Questionnaire developed by researchers, on the Primary School Principals' Competence of Managing the Financial Resources of Their Schools. In the analysis of data, the Shapiro-Wilk normality test has been applied for arithmetic mean, standard deviation and homogeneity of distribution. In the case of two independent groups, the Mann-Whitney U test has been applied, and in the case of more than two independent groups, the Kruskal-Wallis test has been applied. For p<0,05 all results have been accepted as statistically meaningful. As a result of the analysis of the data, it has been concluded that primary school principals have more positive thoughts than do the primary school teachers with respect to specialization on the theory and principles of schools finances, establishing relations with external and internal systems in raising money and in terms of their level of knowledge on economics and accounting.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2012Current Social-Based Heuristic Optimization Algorithms
Alatas, Bilal; Kiziloluk, Soner
Optimization is the process of making something better. For example, in an f(x) function in optimization, it is asked for finding x values which make the values of the result minimum. Different methods have been proposed for solving optimization problems. Some of these processes have been inspired by natural processes. Ant colony optimization algorithm can be given as an example. Some of the other methods have been inspired by social events. Although the number of social based methods is limited, the most known one is tabu search algorithm. Recently, researchers have developed teaching-learning based algorithm, imperialist competitive algorithm, and parliamentary optimization algorithm. In this study, how the imperialist competitive algorithms and parliamentary optimization algorithms which are social-based algorithms are modeled and how parliamentary optimization algorithm is implemented on the problems have been mentioned.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2012Sosyo-Kültürel ve Fiziki Mekânların Çocukların Suça Yönelme ya da Suç İşlemeye Etkilerinin Van İli Ölçeğinde Araştırması
Menteşe, Sabit
Suç işleyen çocuk sayısında son yıllarda görülen artış, dikkatleri çocuk suçluluğu ve nedenleri üzerine çekmiştir. Suç işleme ve suça yönelme nedenlerinin oldukça çokve çeşitli olması, suçu açıklamaya ilişkin oldukça farklı görüşlerin ortaya atılmasına da neden olmuştur. Ancak bu araştırmada, çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenleri sosyolojik kuramın bulgularına dayandırılarak, değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle araştırmanın amacı, "çocukların suça yönelme ya da suç işlemelerine sosyo-kültürel ve fiziki mekânlardan kaynaklı nedenlere ilişkin çocuk ve yönetici görüşleri"ni belirleyerek olası çözüm önerilirini geliştirmek olarak belirlenmiştir. Araştırma betimsel nitelikte, nicel bir araştırmadır. 2011 yılında Van merkez ilçede görev yapmakta olan kamu kurum ve kuruluş yöneticileri ile yasalarca suç işlediği belirlenen ve suç işleme riski altında bulunan çocuklara, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 likert ve bir açık uçlu sorudan oluşan anket 84 çocuk ve 43 yöneticiye olmak üzere, toplam 127 kişiye uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzdelik, frekans, aritmetik ortalama, parametrik/non parametrik testler kullanılmış ve açık uçlu soru ile elde edilen veriler ise frekans ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, suç işleme ve suça yönelme nedenlerinden "yoksulluğa" çocuklarX=4,6786 ortalama ile birinci en yüksek düzeyde katılırlarken; yöneticiler X=4,5349 ortalama ile "Ailenin çocuğu ihmal ve istismar etmesi"ne en yüksek düzeyde katılmışlardır. Çocuklar ikinci en yüksek düzeyde "İşsizliğe"( (X=4,6429) ortalama ile katılırlarken; yöneticiler X=4,2326 ortalamayla "Arkadaş çevresi" nedenine katılmışlardır. Çocuklar suç işleme ve suça yönelmeye nedenlerden "cinsel istismar"a (X=3,1429), yöneticiler ise "güvenlik personelinin halkla olan ilişki şekli ve düzey"ine X=2,1395 ortalama ile en düşük düzeyde katılmışlardır. Araştırma sonuçları, çocukların suç işleme ya da suça yönelme nedenlerine katılma düzeyleri bakımından, çocuklar ile kamu kurum ve kuruluş yöneticileri arasındaanlamlı bir farkın olduğunu göstermiştir.Çocuk ve yönetici görüşleri arasındaki bu fark, yöneticilerin, suç işlemiş ya da suça yönelmiş çocukların,suç işleme ve suça yönelme nedenlerine ilişkin sağlıklı bir bilgi sahibi olmadıklarına yorumlanmıştır. Dolayısıyla çocukların suç işleme ve suça yönelme nedenlerine yönelik yöneticilerce alınmış ve alınacak tedbirlerin de bu anlamda etkili olmaları beklenmemektedir. Yapılması gereken, yöneticilerin,il genelinde çocuklarınsuç işleme ve suça yönelme nedenlerini doğru tespit ederek, alınması gereken tedbirleri yerinde ve zamanında almasını sağlamaktır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2012The characterıstıcs of turkmen dıalects ın the dıstrıct of tunceli
Tosun, İbrahim
The Turkmen dialects in the district of Tunceli which are placed in the Eastern Group according to Karahan classification include the dialects of the oldest settlements in the region such as Pertek, Hozat, Çemişgezek and Mazgirt and also some of their villages. The Turkish groups which settled down along the borders through Keban Dam in the south and southwest of Tunceli use this dialect. While the Turkmen dialects in the district of Tunceli overlap Elazığ/Harput completely, they have a partial connection with that of Eastern and Southeastern Anatolia in terms of the dialect characteristics. Moreover, most of the characteristics of these dialects determined below have lots of in common with the dialects of Eastern Group and some of these are specific to that region and characterized. While the Turkmen dialects in the region were being examined approximately forty characteristics were defined and these characteristics were supported by the examples collected from these dialects. Although the Turkmen dialects in the district of Tunceli have a unity in terms of these forty characteristics some minor, regional and phonetic differences indicate that this Turkmen dialect has three different dialect sub-groups in itself. When the general characteristics of the dialects in the region are considered together it is observed that mostly the language characteristics of Avşar from Turkish branches are dominant in the region and then that of Salur scarcely. It must also be said that since the settlement of the Oghuz in these territories, through forced migrations and relocations due to various reasons, tribes have intermingled so much that in most cases it is impossible to determine which Oghuz tribe is concentrated in which area. The same difficulty also applies to determining the dialect characteristics of some areas according to tribes
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2012Sözcük türleri nasıl tasnif edilmelidir?
Delice, H. İbrahim
Türk dil bilgisinin tartışmalı konularından biri de sözcük türlerinin nasıl tanımlanması ve hangi ilkeler doğrultusunda tasnif edilmesi hususudur. Bu konu, geleneksel dil bilgisinde -genelde- iki farklı yaklaşımla incelenmektedir. Bunlardan birinci yaklaşım, Aristo'nun sözcük türleri hakkındaki 'ad (onoma)', 'eylem (rhéma)', 'edat' (syndesmoi) saptamalarını temel alan yaklaşımdır; ki, bu yaklaşıma göre sözcükler önce 'isim', 'fiil' ve 'edat' olmak üzere üç ayrı kategori olarak ele alınır; sonrasında da 'isim' kendi içinde < ('isim', 'zamir', 'sıfat' ve 'zarf'); 'edat'lar kendi içinde > ('çekim edatı', 'bağlama edatı' ve 'ünlem edatı') olmak üzere çeşitlendirilerek 'isim (ad)', 'zamir' (adıl), 'sıfat' (önad), 'zarf' (belirtec), 'bağlama edatı' (bağlaç), 'çekim edatı' (ilgeç), 'ünlem edatı' (ünlem) ve 'fiil' (eylem) olmak üzere sekiz ayrı grup hâlinde ele alınır. İkinci farklı yaklaşım ise doğrudan 'ad', 'sıfat', 'zamir', 'zarf', 'takı', 'bağlam', 'ünlem' ve 'fiil' şeklinde veya kısmen değişik terimler ile 'ad', 'sıfat', 'belirteç', 'adıl', 'ilgeç', 'bağlaç', 'ünlem', ve 'eylem' şeklinde olmak üzere doğrudan sekize ayrılarak incelenmesi şeklindedir. Bu tasnifler son zamanlarda birtakım eleştirilere tabi tutulmuş ve yeni yeni sözcük türleri sınıflandırılması teklifleri sunulmaktadır. Bu makale de sözcük türlerini, önce 'sözlüksel anlamlı' ve 'dil bilgisel anlamlı' olmak üzere iki ana gruba ayıracak; sonra onları kendi içinde 'isim', 'zamir', 'sıfat', 'zarf', 'asıl fiil'i 'sözlüksel anlamlı sözcükler; 'bağlama edatı', 'çekim edatı', 'ünlem edatı', 'pekiştirme edatı' ve 'yardımcı fiil'i de 'dil bilgisel anlamlı' sözcükler' sınıfında alt başlıklara ayırarak on değişik sözcük türünü esas alan yeni bir sınıflandırma teklifi sunacaktır
AtıfTR Dizin10
İncele - MakaleYalnız künye2012"Konuşma" adlı küçürek öyküde kendilik sorunsalları
Akar, Yeliz
Küçürek öykü, gözlemlenebilen şey'in insan ruhunda ve bilincinde içselleşen izdüşümleri sonrası yazınsallaşır. Sınırlı sayıda sözle düşünsel söylemleri aktaran küçürek öykü, insana ait değer dünyasının metinleşmesidir. Bu metinleri varoluşçu söylemle örüntüleyen Ferit Edgü, küçürek öykülerinde kendilik değerleriyle iletişime geçen insanın yaşadığı süreçlere gönderme yapar. Ferit Edgü anlatıları arasında önemli bir yere sahip olan küçürek öykü, az sayıda sözcükle toplumsal metinleşmenin bir göstergesi olan "Konuşma" adlı küçürek öykü, kendilik değerleri yok olan bir insanın tükenişini imler. Öyküde varoluşsal bir sorgulamanın eşiğinde kalan insanın trajik sürecine yer verilir. Yaşam sürecindeki sorgulamalarıyla varlık sancısı yaşayan anlatı kişisi, kendi yaralarına sıkışarak içindeki yaşatıcı özü tamamıyla yok eder ve kendilik sorunsalı yaşar. Güçlü kendilik sorunsallarıyla yaşatıcı açılımlarını kaybeden anlatı kişisi, kendilik değerlerini çürütür. Bu sorunsallarla yaşam sürecinde yaşam refleksini yitiren anlatı kişisinin yaşadığı ruhsal ve bilinçsel yıkımı gösteren küçürek öykü, kendilik değerlerini yokluğa götüren süreçlere de gönderme yapar. Öyküde iki anlatı kişisine yer verilir. Birinci anlatı kişisi, öykünün birinci öznesidir ve yaralarıyla yaşamının soğuduğunu düşünür. İkinci anlatı kişisi ise, birinci anlatı kişisinin söylemlerini belirginleştirme amaçlı öyküde yer edinen yardımcı öznedir. Birinci özne ve ikinci özne arasındaki söylemler, birinci öznenin içinde bulunduğu ruh halini imler. Çalışmanın temel izleğini veren "Konuşma" adlı küçürek öyküde, kendilik sorunsallarının girdabında yaşamı soğuyan bir insanın söylemlerine yer verilir.
- Proje2012Dogu Pontidlerde Ordu-Giresun Güneyi ve Kafkuma Yaylası-Ovit Dagı Arası (Rize) Granitoyidlerinin Entegre Jeotermokronoloji [U-Pb, 40Ar-39Ar, Fission-Track, (U/Th)-He] ve Izotop Jeokimyası (Sr-Nd-Pb-O-S) Yöntemleriyle Yerlesme/Soguma/Yüzeylenme Tarihçesinin İncelenmesi
Temiz, Haluk; Boztuğ, Durmuş; Keskin, Mehmet
-
- Derleme MakaleYalnız künye2012Latîfî Tezkiresi’nde seciler ve tümce özellikleri
Tosun, İbrahim
Şair tezkireleri, Osmanlı Edebiyatında XVI. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar kaleme alınan, biyografi ve antolojilerdir. XVI. yüzyılda yazılmış olan Latîfî Tezkiresi bu türün Anadolu’daki ikinci ve en önemli örneğidir. Tezkiresinde her şaire sanatına ve yeteneğine göre yer ayıran Latîfî, diğer tezkirecilere göre daha sade bir dil kullanmış, seci’lere oldukça fazla yer vermiştir. Seci, üslûbu belirleyen bir özellik olarak, tümceyi bitiren yüklemlerde (eylem tümcelerinde), genellikle Türkçe sözcükler arasındadır. Bu durumdaki tümce sonu secilerinin bir bakıma nokta yerine de kullanıldığı görülmektedir. Secilerin kullanımı Latîfî’nin ele aldığı kişiler bakımından eşit dağılımlar göstermemekte, Zâtî ile ilgili kısımda 22 seci bulunduğu halde; Sinan Paşa’nın anlatıldığı metinde sadece 7 seciye rastlanmaktadır. Anlatımında genellikle karmaşık, sıralı, birleşik tümceleri tercih eden Latîfî, söylemek istediklerini doğru tasarlayıp planlayarak, sağlam bir kompozisyon içinde, eksiksiz vermeye özen göstermiş, devrik yapılı tümceler kullanmamıştır. Bütün tümcelerinin kurallı olması ve söylenmek isteneni net olarak ifade etmesi onun, titiz, planlı ve sağlam üslûbunun bir sonucudur.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2012Scopus SJRQ3Keban Baraj Gölünde yaşayan Luciobarbus esocinus heckel, 1843’ün bazı biyolojik özellikleri
Yüksel, Fahrettın; Türkgülü, İbrahim; Yüce, Songül; Celayir, Yasin; Şen, Dursun; Çoban, Mehmet Zülfü; Yildiz, Nurettin; Eroglu, Mücahıt
This study was carried out in Luciobarbus esocinus obtained from Keban Reservoir (Elazığ) between March 2008 and October 2009. During the research, it was determined that the percentage of male, female and undefined individuals from 187 L. esocinus were 45.455%, 37.433% and 17.112% respectively. The ages of population were distributed between I and XVII. The lengths of the individuals ranged from 23.0 to 112.4 cm and the weight of them ranged from 118 to 18042 g. The length and weight equation for population was determined as Wall individuals = 0.0057TL3.2187 (n= 187, r= 0.98). The highest GSI values of both sexed were obtained in March and these values were decreased rapidly after this month. It was determined that the condition factor increased until age 5 and then, it decreased respectively.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2012Scopus SJRQ3Kurumda yaşayan yaşlıların düşmeye ilişkin algılamaları: Fenomenolojik bir çalışma
Emiroğlu, Oya Nuran; Karatay, Gülnaz
Introduction: Falls in the elderly are a significant problem with consequences that may lead to death. Although many studies have been conducted regarding falls in the elderly, little is known of their own perceptions and experiences of falling. The purpose of this study was to beter understand how the elderly living in institutions understand and perceive their experiences of falling. Materials and Method: A qualitative design was used based upon van Manen's phenomenological approach. Interviews were conducted with 22 elderly using a purposive sampling method. Van Manen's data analysis approach was used to analyze the data derived from the interviews.Results: Outcomes of this study showed that there were three main perceptions about falls for the elderly: Participants acknowledged falling as a painful experience and that falls should be expected in old age. Still others understood that life goes on but with new areas of concern which will require their attention and care.Conclusion: The results of this study show that all health care personnel, particularly the nurses who care for the elderly in an institutional environment, need to adopt an individualized and empathetic approach to those in their care. Falls happen often and can be fatal to the elderly. Thus it is very important for all health care professionals working with the elderly to be fully informed and involved in ensuring that their patients practice safe behaviors to guard against falls. Care should also be taken to ensure that their living environment is safe and secure.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2011Scopus SJRQ2Akış kontrol çubuğu ile kare kesitli bir küt cisim etrafındaki akış kontrolünde hücum açısının girdap kopma olayına etkisi
Firat, Erhan; Özmert, Mehmet; Akansu, Yahya Erkan
Bu çalışmada, pasif akış kontrol elemanı olarak kullanılan dairesel kesitli bir çubuk ile kare kesitli bir küt cisimetrafındaki akış durumunda hücum açısının girdap kopma olayına etkisi deneysel olarak incelenmiştir. Hücumaçısının değeri 0°’ye eşit iken öndeki kontrol çubuğu ile kare model serbest akışa göre ardışık olarak durmaktadırlar.Deneyler Reynolds sayısının 1.0 x 10⁴değerinde, d/D=0.25 çap oranında, hücum açısının 0°leq alpha leq⁹⁰ aralığında, ikicisim arasındaki boyutsuz mesafe olan L/D’nin 1, 2, 3 ve 4 değerlerinde gerçekleştirilmiştir. Hız ölçümleri sabitsıcaklık anemometresi (CTA) ile yapılmış olup, girdap kopma frekansları hız-zaman değişiminin spektral analizindenelde edilmiştir. Duman tel yöntemi ile akış görünür hale getirilerek akış ayrılması, yeniden tutunması ve girdapoluşum bölgesinin özellikleri ortaya konulmuştur. L/D=2 ve 3 konumlarındaki alpha=0° hücum açısında, sürüklemekuvvetinde dikkate değer azalmalara ve ısı transferinde önemli artışlara neden olan yüksek girdap kopma frekansınasahip akış yapısı elde edilmiştir. Bu akış yapısının alpha=0^o, ye kadar artan hücum açısı ile azalarak devam ettiğigörülmüştür. Hücum açısının daha da arttırılması ile akış kontrol çubuğunun girdap oluşum yapısı üzerindeki etkisitamamen ortadan kalkmaktadır.
AtıfTR Dizin9
İncele

















