Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Etli, Serkan(10)
- Akgül, Melek(9)
- Yön, Burak(5)
- Doğan, Orhan(4)
- Onat, Onur(4)
- Cemalgil, Selim(3)
- Dal, Murat(3)
- Icen, Abdullah(3)
- Polat, Alper(3)
- Polat, Erkan(3)
- Akpolat, Mustafa(2)
- Aksağan, Zülfükar(2)
- Aycin, Ejder(2)
- Celik, Erkan(2)
- Erdem, Necla Seval(2)
- Furtana, Beyza(2)
- Geçkil, Tacettin(2)
- Kahraman, Gökhan(2)
- Karataş, Mehmet(2)
- Orhon, Ahmet Vefa(2)
- Polat, Berivan Yılmazer(2)
- Tam, Gürkan(2)
- Utku, Anıl(2)
- Yon, Merve Sahin(2)
- Yılmaz, Mehmet(2)
- İnce, Ceren Beyza(2)
- Aksoy, Suha(1)
- Alp, Ruhat(1)
- Altundoğan, Hamdi Soner(1)
- Askin, Ali(1)
- Ay, Sevil(1)
- Aydin, Nezir(1)
- Ayhan, Ezgi(1)
- Ağdaş, Mehmet Tevfik(1)
- Baykuş, Nurdan(1)
- Başaran, Erkin(1)
- Başkutlu, Salih(1)
- Bendine, K.(1)
- Bora, P.(1)
- Dehghanpour, Heydar(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Effect of Temperature on the Fracture Characteristics of Hot Mix Asphalt Mixtures Using the Semi-Circular Bend (SCB) Test
Ince, Ragip; Furtana, Beyza; Yılmaz, Mehmet
This study investigates the temperature-dependent fracture behavior of hot mix asphalt using the Semi-Circular Bend (SCB) test and nonlinear fracture mechanics principles. SCB specimens prepared from gyratory-compacted mixtures were notched at three depths and tested at four different temperatures (23 °C, 0 °C, -11 °C, and -22 °C). The Two-Parameter Model (TPM), the compliance approach, and the J-integral method were employed to determine nonlinear fracture parameters, including fracture toughness, effective crack length, elastic modulus, and critical crack tip opening displacement (CTODc). Load CMOD curves were analyzed to determine elastic modulus from initial compliance values, while nonlinear fracture toughness was calculated based on equivalent crack length at peak load. Results showed that temperature is the most dominant variable influencing fracture behavior, explaining more than 75% of the observed variation. As the temperature decreased, the elastic modulus and fracture toughness significantly increased, indicating stiff and brittle behavior, whereas higher temperatures led to increased CTODc and more ductile fracture characteristics. The findings demonstrate that nonlinear fracture mechanics and TPM provide reliable and physically meaningful fracture characterization for asphalt mixtures. The outcomes highlight the importance of temperature in pavement fracture performance and confirm that nonlinear fracture approaches are useful tools for performance-based asphalt pavement design, particularly in cold climate regions susceptible to thermal cracking.
- MakaleAçık Erişim2026Aşağı Kaleköy Barajında Heyelan Nedeniyle Oluşan Göçme Mekanizmasının Araştırılması ve Heyelan Önleme Tedbirleri
Şen Erdem, Özlem; Tan, Dilek Elif
Heyelanlar, doğal kaynaklı afetler içerisinde önemli bir yere sahiptir ve özellikle eğimli arazilerde meydana gelen bu olaylar, ciddi ekonomik ve çevresel zararlara yol açmaktadır. Türkiye’nin jeolojik yapısı, bu tür afetlere olan duyarlılığı artırmakta ve heyelan riskinin yönetilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, Bingöl ili sınırlarında yer alan Aşağı Kaleköy Barajı’nda meydana gelen heyelan olaylarının mekanizmaları incelenmiş ve bu heyelanı önleme amacıyla ortaya konulabilecek iyileştirme tekniği araştırılmıştır. Araştırma kapsamında, baraj alanındaki heyelan bölgelerinden elde edilen veriler ışığında, dinamik ve statik durumlar için güvenlik katsayıları hesaplanmıştır. Arazi çalışmaları sırasında yapılan ölçümler ve jeoteknik analizler sonucunda, heyelanın meydana geldiği bölgelerdeki zemin parametreleri, kayma yüzeylerinin konumları ve bu yüzeylerin stabilite durumları değerlendirilmiştir. Kullanılan limit denge ve sonlu elemanlar yöntemleriyle zemin stabilitesine yönelik analizler gerçekleştirilmiş ve sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir. Analiz sonuçları, heyelanlı bölgelerde drenaj sistemlerinin ve yamaç düzenlemelerinin etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini göstermiştir. Özellikle, kaya ankraj sistemleri, fore kazıklar ve istinat duvarları gibi mühendislik çözümleri, heyelan riskinin azaltılmasında etkili olmuştur. Ayrıca, heyelan sonrası şevlerde meydana gelen deformasyonların kontrol altına alınabilmesi için yamaç geometrisinin yeniden düzenlenmesi önerilmiştir. Bu çalışma, Aşağı Kaleköy Barajı özelinde heyelan mekanizmalarının anlaşılmasına ve bu tür afetlerin önlenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesine katkı sağlamaktadır. Çalışmada elde edilen bulgular, diğer baraj ve benzer eğimli arazilerde heyelan riski yönetimi açısından da yol gösterici olabilecek niteliktedir.
- MakaleAçık Erişim2026Farklı Deprem Düzeylerinde Doğrusal Olmayan 1B Zemin Tepki Analizi ve TBDY (2018) ile Ampirik Büyütme Fonksiyonu Kıyaslaması
Icen, Abdullah
Bu çalışmada, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY, 2018) kapsamında elde edilen DD-1, DD-2 ve DD-3 tasarım spektrumlarına uyumlu yer hareketleri kullanılarak bir boyutlu (1B) doğrusal olmayan zemin tepki analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizlerde Hatay–İskenderun 3113 kuvvetli yer hareketi istasyonuna ait VS30 = 240 m/s hız profili kullanılmıştır. Kayıt seçimi, PEER NGA-West2 ve SMD-TR veri tabanlarından seçilmiştir. Her bir deprem düzeyi için doğrusal olmayan (NL) analizler uygulanmış; yüzey spektrumlarıyla taban spektrumlarının oranından periyot-bağımlı büyütme eğrileri elde edilmiştir. Elde edilen büyütme eğrilerinin ortalamaları, TBDY (2018)’de tanımlı Fs–F1 katsayıları ile ve İçen ve Sandıkkaya (2023) ampirik zemin büyütme modeliyle karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, kısa periyot bölgesinde (T < 0.3 s) büyütmelerin yaklaşık 1 civarında olduğunu ve TBDY’nin Fs katsayılarının genel olarak konservatif bir yaklaşım sergilediğini göstermektedir. Uzun periyot bölgesinde (T > 0.6 s) ise büyütmelerin İçen ve Sandıkkaya (2023) modeliyle uyumlu olduğu, ancak TBDY’nin F1 katsayılarının bu bölgede daha düşük kaldığı ve dolayısıyla kısmen yetersiz tahminler ürettiği belirlenmiştir. Bu çalışma, farklı deprem şiddet düzeylerinde (DD-1–DD-3) doğrusal olmayan davranışın zemin büyütmesi üzerindeki etkisini nicel olarak ortaya koymakta ve TBDY (2018)’deki zemin büyütme katsayılarının özellikle uzun periyot bölgesinde yeniden kalibrasyon gerektirebileceğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Evaluation of pull-out and push-out relationship for the flat and ribbed reinforcements in concrete with different compressive strengths
Etli, Serkan; Akgül, Melek; Doğan, Orhan
To evaluate the performance of anchors in strengthening an existing building or to estimate the remaining service life of an existing building due to corrosion in reinforcements within the scope of academic studies, adherence tests, mostly based on pull-out are preferred. However, pull-out tests have a low usability rate and need to be more laborious in accordance with push-out tests. In this study, it is aimed to show the usability of push-out test instead of pull-out test and to reveal an empirical equation to determine the relationship between these two adherence tests on reinforced concrete samples. Within the scope of this study, dozens of bond tests were performed on reinforced 100×100×100 mm cube specimens with different concrete strengths, using flat and ribbed reinforcement types to represent existing structures. Predicted equations for these tests were very usable for estimation of pull-out strength from push-out test results.
- MakaleAçık Erişim2026Comparative Analysis of the Seismic Risk of Tunceli-Ovacık Rural Building Stock Using Different Rapid Screening Methods
Polat, Berivan Yılmazer; Ayhan, Ezgi
Located at the intersection of the Yedisu Segment, a seismic gap, and the active Ovacık Fault, the Tunceli-Ovacık district is a region with a high earthquake risk but an unclear level of structural fragility. This study aims to assess the seismic safety of the rural building stock located in a seismically critical area. To this end, the Turkish Rapid Visual Screening (RVS), based on local parameters, and the Canadian Seismic Survey Method, widely used in international literature, were applied to determine the current condition of the buildings; the earthquake risk of the region was analyzed based on the results obtained. Furthermore, similarities and differences between the methods were comparatively examined to ensure scientific integrity. Within the scope of the study, 209 buildings representing the building typology in the region, 88% of which are masonry-mixed systems, were analyzed using both rapid assessment algorithms. While the overall risk distribution ratios were similar, building-level matching analyses showed a medium level of agreement between the methods. This indicates that the local and universal methods, rather than definitively verifying each other, provide complementary data by focusing on different parameters in the seismic assessment of the rural building stock. This study demonstrates that an integrated risk mapping approach, where different methodologies complement each other, can offer a rapid and reliable decision support mechanism for urban transformation strategies in cities with high earthquake risk, such as Tunceli.
- MakaleAçık Erişim2025Üniversitelerin Konut Üretimine Etkisi: Gümüşhane Örneği
Başaran, Erkin; Isik, Sevket
Amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular, üniversitenin kurulmasının Gümüşhane kentinin demografik yapısını önemli ölçüde etkileyerek, büyük bir konut talebi yarattığını ortaya koymaktadır. 2008 yılında kurulan Gümüşhane Üniversitesi’nin hızlı büyümesi, öncelikle öğrenci ve akademik personel akını nedeniyle nüfusta önemli bir artışa yol açmış ve böylece yeni konutların yapımına yönelik büyük bir talep artışı ortaya çıkmıştır. Bu durum 2008'den sonra, kullanım izni olan konut amaçlı bina ve daire sayısında belirgin bir artışı da beraberinde getirmiştir. Üniversitenin kurulduğu 2008 öncesinde kentte yılda ortalama 11 konut amaçlı bina kullanım izni alırnırken, bu rakam 2009- 2023 döneminde 25’e ulaşmıştır. Kentte üretilen daire sayısında da benzer bulgular elde edilmiştir. 2008 öncesinde kentte yılda ortalama 135 daire kullanım izni alırken, bu rakam 2009-2023 arasında 414’e yükselmiştir. Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu, yeni inşa edilen binaların yalnızca sayıca artmakla kalmayıp aynı zamanda daha yüksek katlı bina üretimine doğru güçlü bir eğilim göstermesidir. 2002-2008 arasında Gümüşhane kentinde 10 ve daha çok katlı bina bulunmazken, özellikle 2015 yılından sonra bu tip yüksek binalar en yaygın yapı tipi olmuştur. Konut üretiminde çok katlı yapıların giderek önem kazanmasında Gümüşhane’nin coğrafi özelliklerinin de rol oynadığı belirlenmiştir. Bu değişim, şehrin geleneksel konut düzeninin ve mekânsal yapısının dönüşümüne katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak, Gümüşhane Üniversitesi'nin kurulması şehrin demografik ve fiziksel görünümünü önemli ölçüde dönüştürmüş ve üniversiteyi yerel konut piyasasında önemli bir oyuncu haline getirmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Nevşehir taşı tozunun kendiliğinden yerleşen harçlarda portland çimentosu ikamesi olarak kullanım potansiyelinin değerlendirilmesi
Yon, Merve Sahin; Karataş, Mehmet; Demir, Mustafa
Portland çimentosunun üretimi atmosferdeki karbondioksit emisyonlarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, Portland çimentosu yerine puzolanik özelliklere sahip doğal kaynakların ve atıkların kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu makalede, kendiliğinden yerleşen harç yapımında Portland çimentosunun yerine kullanılabilecek doğal olarak oluşan puzolanik bir malzeme olan Nevşehir taşı tozunun etkinliği incelenmiştir. Portland çimentosu yerine %5, %10, %15 ve %20 oranlarında Nevşehir taşı tozu ilave edilerek hazırlanan harcın performansının değerlendirilmesi amacıyla bir laboratuvar çalışması yapılmıştır. Kendiliğinden yerleşen harcın başlangıçtaki mekanik performansını incelemek için 40x40x160 mm boyutlarındaki prizmatik numuneler kullanılmıştır. Kendiliğinden yerleşen harçların yayılma çapları Avrupa İnşaat Kimyasalları ve Beton Sistemleri İhtisas Federasyonu standardı referans alınarak belirlenmiştir. Seçilen oranlarda Nevşehir taşı tozu ile oluşturulan numuneler, 23±2 ̊C sıcaklıktaki suya 3 gün süreyle daldırılmıştır. Kür süresi dolan numunelere 3 günün sonunda erken yaş eğilme ve basınç dayanımı testleri uygulanmıştır. Yapılan deneysel analiz sonucunda, en yüksek basınç dayanımlarının, referans numunelerinde ve çimentoyla %5 ikameli Nevşehir taşı tozuyla oluşturulan karışımlarda olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Nevşehir taşı tozunun eğilme dayanımı üzerinde olumlu bir etki sağladığını ancak basınç dayanımında düşüşlere neden olduğunu göstermektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025A comprehensive case study on structural behavior before and after soil improvement
Etli, Serkan; Icen, Abdullah
Addressing the issue of inadequate engineering properties in soil is crucial for enhancing structural behavior and reducing damages, especially during seismic events. This study addresses the critical issue of inadequate engineering properties in soil and their impact on structural behavior, particularly during seismic events. Employing a case study methodology, structural responses are assessed before and after soil improvement, emphasizing the problem's significance. Site response analyses for pre-improvement phases reveal design insufficiencies and areas prone to soil liquefaction. The proposed solution is soil reinforcement through cement injection. Examining six cases under various earthquake scenarios and ground conditions, 132 dynamic analyses are conducted, highlighting substantial improvements post-soil improvement, especially in Interstory Drift Ratios (IDR) and roof drift ratios. These findings underscore the effectiveness of soil reinforcement in mitigating seismic damage, emphasizing its critical role in enhancing structural behavior and contributing to a better understanding of addressing soil inadequacies for improved seismic performance.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2025Artificial Intelligence-Driven Risk Assessment in Civil Engineering Projects: A Comparative Analysis of Machine Learning Models
Utku, Anıl
Successful completion of civil engineering projects involves complex interactions among various components such as managing costs, maintaining schedules, ensuring structural stability, and minimizing environmental impacts. Accurate risk prediction at the project level is important to support efficient resource planning and prevent potential delays or disruptions. Since traditional risk assessment methods based on expert judgments involve lengthy and subjective procedures, the development of data-driven and automated estimation systems is at the forefront. In this study, a comparative analysis of various machine learning methods such as RF, SVM, XGBoost, CatBoost, and LGBM for project risk assessments in civil engineering is presented. The dataset used in the study includes information on project type, cost change records and planning, and real-time history, as well as environmental data and safety documentation, and structural health measurements. Precision, accuracy, sensitivity, and F-score metrics were used to evaluate the models along with ROC-AUC measurements. Experimental studies showed that CatBoost and LGBM outperform the compared models with 95.5% accuracy.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Three-Dimensional (3D) Airport Runway Design Model for Tunceli Province
Cemalgil, Selim; Kaçmaz, Muhammed Nur
This research article addresses the design of an airport runway for the province of Tunceli, which is characterized by a geographically challenging topography. The study highlights the inadequacies of traditional two-dimensional (2D) analyses in complex terrains and proposes a decision support approach based on three-dimensional (3D) modelling. In this context, two alternative sites were evaluated. The first site, assessed using conventional 2D methods, was found unsuitable due to excessive natural slope and significant obstacle penetrations. The second site, analyzed through a 3D environment using Digital Elevation Model (DEM) data in Blender, enabled the volumetric modelling of Obstacle Limitation Surfaces (OLS) and provided a more realistic representation of terrain-obstacle interactions. In this study, the Boeing 737-800 classified under ICAO Code 4C and widely used in Türkiye’s domestic flights, was selected as the reference aircraft for the airport runway design. Considering site-specific altitude and temperature conditions, the required runway length was calculated as 3200 m. The 3D analyses indicated full compliance with approach, takeoff-climb and inner horizontal surface criteria for the north-south orientation. Overall, the results demonstrate that 3D data-driven methods offer a more reliable and precise framework for airport planning in mountainous regions compared with traditional 2D approaches.
- MakaleAçık Erişim2025Improving earthquake resistance in rc buildings via steel bracing members
Yön, Burak; Tam, Gürkan
In this study, the effect of retrofitting with steel bracing members on the seismic behavior of reinforced concrete buildings was examined. A reinforced concrete building with low concrete strength was modeled for the numerical study. This modeled building was strengthened with steel X-braced members to create a total of two buildings. To evaluate the seismic behavior of the modeled buildings, incremental dynamic analyses were performed using static pushover analysis and 11 different earthquake records. Due to the symmetrical structure of the modeled buildings, a total of 220 analyses were carried out simultaneously in the x and y directions. As a result of the analysis, the capacity curves of the existing building and the strengthened building with steel bracing members, maximum responses, inter-storey drifts, and fragility curves according to the damage status were obtained. As a result of the analysis, it was determined that the maximum response of the building strengthened using X steel cross members increased significantly compared to its current state, while the damage to the structural elements was significantly reduced.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Polipropilen lifli mikro betonlarda nano silika kullanımının etkisi
Akgül, Melek
Son yıllarda nano malzemelerin kullanımı diğer tüm uygulama alanlarında olduğu gibi çimento esaslı sistemlerde de önem arz etmektedir. Bu çalışma, harç ve beton uygulamalarında değerlendirilmiş olan nano malzemeler ve polipropilen liflerin mikro betonlarda eş zamanlı kullanımını amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında üretilen 9 seri mikro betonun mekanik, fiziksel ve mikro yapı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Karışım tasarımlarında 3 farklı miktarda (0, 5, 10 kg/m3) nano silika ve 3 farklı miktarda (0, 1.2, 2.4 kg/m3) 12 mm uzunluğunda kırpılmış polipropilen lif kullanılmıştır. Referans karışımında kullanılan çimento miktarı 625 kg/m3 ve tüm karışımlarda kullanılan silis dumanı miktarı 125 kg/m3’tür. Üretilen ve kirece doygun su kürü ile olgunlaştırılan 9 seri mikro beton ile bir dizi fiziksel ve mekanik deney uygulanmıştır. Ayrıca 9 seri mikro betonu temsil edecek şekilde 6 seriden sağlanan numune örnekleriyle Taramalı Elektron Mikroskobu ve Enerji Dağılımlı X-Işını Spektroskopisi analizi yapılmıştır. Buna göre artan nano silika miktarı basınç ve eğilme dayanımı üzerinde doğrusal bir artış sunmaz, ancak 5 kg/m3 nano silika kullanımı eğilme ve basınç dayanımı üzerinde pozitif etkiye sahiptir. Ayrıca polipropilen lif kullanımı eğilme dayanımını artırmaktadır. Enerji Dağılımlı X-Işını Spektroskopisi verilerine göre artan nano silika miktarı C-S-H oluşumunu desteklemektedir. Taramalı Elektron Mikroskobu analizi görüntülerinde ise polipropilen lif miktarının karışımdaki dağılımı belirgindir.
- MakaleAçık Erişim2024Harç atığı ikameli mikro betonlarda sertleşmiş hal ve mikroyapı değerlendirilmesi
Akgül, Melek; Hansu, Osman
İnşaat yıkıntı atığının sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm süreçlerine dahil edilme çalışmaları özellikle yıkım gücü büyük depremler ve kentsel dönüşüm stratejileri sonrası hız kazanmıştır. Bu deneysel çalışmada, İnşaat Harç Atığı (HA)’nın CEM-I 42,5R çimentoya hacimce değişken oranlarda ikame edilmesi ile tasarlanan Mikro Beton (MB)’ların fiziksel, mekanik, durabilite ve mikroyapı özellikleri incelenmiştir. HA çimentoya hacimce %0, %5, 10, 15, 20, 25, 30 oranlarında ikame edilmiştir. Referans setinde kullanılan bağlayıcı miktarı 830 kg/m3’tür. Tüm MB karışımlarında su ve Silis Dumanı (SD) miktarı sabittir ve sırasıyla 400 kg/m3 ve 150 kg/m3 olarak tasarımda kullanılmıştır. 20 ± 2 °C sıcaklıkta kirece doygun su kürü 7 ve 28 gün olmak üzere iki farklı periyotta uygulanmıştır. Ayrıca birer takım numune 28 gün su kürü sonrası 56. ve 90. güne kadar laboratuvar ortamında bekletilmiştir. İlgili deney günlerinde sertleşmiş numuneler ile bir dizi fiziksel, mekanik ve durabilite deneyleri gerçekleştirilmiştir. Mikroyapı analizi değerlendirmeleri 28 günlük su kürü sonrası %0, %15 ve %30 HA ikameli numuneler ve karışımda kullanılan HA’nın X-ışını Difraktometresi (XRD) verilerden sağlanmıştır. Tüm veriler karşılaştırmalı grafikler ile sunulmuştur. Sonuç olarak, %10 HA’nın ikame edildiği 7 ve 28 günlük numunelerde mekanik özellikleri iyileşmesine rağmen, bu oran dahil tüm ikame oranlarında ve sonraki yaşlarda mukavemet kayıpları gözlenmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Birleşik Deprem Etkilerinin ve Ek Dışmerkezliğin Betonarme Binaların Davranışına Etkisi
Yön, Burak; Tam, Gürkan
Bu çalışmada birleşik deprem etkilerinin ve ek dışmerkezliğin betonarme binaların davranışına etkisi incelenmiştir. Çalışma kapsamında modellenen betonarme yapının beş zemin sınıfına (ZA, ZB, ZC, ZD ve ZE) göre X ve Y yönlerinde olmak üzere toplam 30 adet doğrusal olmayan statik itme analizleri yapılmıştır. Kolon ve kirişlerin doğrusal olmayan davranışları toplanmış plastik mafsal kabulüne göre, perde duvarların doğrusal olmayan davranışları ise yayılı plastik mafsal kabulüne göre yapılmıştır. Analizler sonucunda birleşik deprem etkileri ve ek dışmerkezlik dikkate alınarak her zemin sınıfı için kapasite eğrileri, her zemin sınıfı için X ve Y yönlerinde en düşük yük faktöründe oluşan plastik mafsal dağılımları, X ve Y yönlerinde ilk mafsalın oluştuğu yük faktörü ve maksimum yük faktörü değerleri elde edilmiştir. Analizler sonucunda zemin sınıfı ZA’dan ZE’ye doğru gidildikçe hem kapasite değerlerinde hem de yük faktörü değerlerinde azalmanın olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, ek dışmerkezlik ve birleşik deprem etkileri dikkate alındığı zemin sınıfındaki değişime bağlı olarak plastik mafsal dağılımlarının yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak betonarme yapıların tasarımlarında ve performans değerlendirmelerinde zemin sınıflarına ilave olarak birleşik deprem etkilerinin ve ek dışmerkezliğin dikkate alınması gereken önemli parametreler olduğu tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Experimental Investigation of Rejuvenated Asphalt Mixtures Using Bio-Oils from Different Biomass Sources
Altundoğan, Hamdi Soner; Furtana, Beyza; Yılmaz, Mehmet
Asphalt mixes containing Recycled Asphalt Pavement (RAP) materials are generally harder than traditional mixes. Different rejuvenators are used to soften recycled asphalt pavement by reducing this hardness. In this study, recycled asphalt pavement was added to bituminous hot mixtures at 3 different rates (25%, 50% and 75%). To rejuvenate bituminous hot mixtures containing RAP, three different rejuvenators (pine cone, olive pomace and wheat straw) were added to the mixtures. This study investigated the effect of asphalt mixtures containing RAP and rejuvenator on the mechanical properties. Marshall test and moisture damage test were performed to examine the mechanical properties of asphalt mixture samples. As the bio-oil content in asphalt mixtures increases, the stability values of the mixtures decrease. As the bio-oil ratio in asphalt mixtures increases, tensile strength (TS) values decrease in both unconditioned and conditioned mixtures. While the increase in bio-oil reduces the tensile strength ratio, the shrinkage ratio of mixtures prepared with RAP increases. The bio-oil derived from pomace has been identified as the most effective rejuvenator among those tested.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Effect of Ground Diatomite on Early Strength of Self-Compacting Mortars
Karabulut, Büşra; Yon, Merve Sahin; Karataş, Mehmet
Portland cement fabrication is a significant factor that increases the amount of carbon dioxide released into nature. For this reason, it is very important to use natural and waste materials with pozzolanic properties instead of portland cement. In this article, the usability of diatomite rock, a natural pozzolanic material that can be substituted with portland cement, in the manufacture of self-compacting mortar was studied. In the experimental study, prismatic specimens with dimensions of 40 × 40 × 160 mm were used to examine the impact of ground diatomite on the early age mechanical properties of self-compacting mortar; it was produced by replacing 0%, 5%, 10%, 15%, 20% of diatomite with portland cement, respectively. The slump-flow test to obtain self-compacting mortar was conducted according to the European Federation of Specialized Construction Chemicals and Concrete Systems guidance. Specimens prepared using 0%, 5%, 10%, 15% and 20% diatomite were cured in water at 23±2 ̊C temperature for 3 days. 3-day (early age) flexural and compressive strength worths were gained for the samples whose curing period was completed. As a result of this experimental study, it was specified that the highest strengths were in the series containing 5% diatomite, exceeding the reference samples. Additionally, it has been determined that mechanical strength decreases when the diatomite ratio in mixtures is more than 5%.
AtıfOpenAlex1
İncele - Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Deneysel bir yeşil teras çatıyı simüle eden lizimitrenin hidrolojik tepkilerinin Hydrus-1D ile modellenmesi
Murat Sür
Bu yüksek lisans tezinde, Fransa'nın Ulusal Araştırma Enstitüsü (ANR) tarafından finanse edilen "VegDUD" (Sürdürülebilir kentsel gelişimde bitkilerin rolü: klimatoloji, hidroloji, enerji yönetimi ve atmosfer ile ilgili konulara dayalı bir yaklaşım) araştırma programı kapsamında ve Fransa'nın Yapı Bilim Merkezinde (CSTB, Nantes) inşa edilen çeşitli seyrek tip yeşil teras çatı konfigürasyonunu simüle eden deneysel lizimetre verileri kullanılmıştır. Bu deneysel yeşil teras çatı sistemleri tabi tutulduğu Nantes kentinin (Fransa) atmosferik hava koşullarındaki yağmur epizotlarına karşı hidrolojik tepkileri ölçülmüştür. Bu tezin amacı, 12 cm suni toprak katmanı olan ve üzerinde "Sedum album" bitki örtüsü olan, lizimetrenin hidrolojik tepkilerini 1 boyutlu Richards Denklemini sonlu eleman tekniği ile çözümleyerek, hidrolojik tepkilerini modellemektir. Bunun için Richards Denklemini sayısal ortamda sonlu elemanlar metodu ile çözebilen ve ücretsiz lisans kullanımı olan Hydrus-1D yazılımı kullanılmıştır. Tez çalışmasında 12 cm katmanı olan ve üzerinde "Sedum album" bitki örtüsü olan ve 2011 yaz aylarında kaydedilen veriler: anlık yağmur suyu miktarı, sistemden süzülen su debisi, meteorolojik istasyon ölçümleri ve katmanın içindeki su muhtevasını ölçen zaman alanlı refletktometre (TDR) sensör verileri kullanılmıştır. Problemin üst sınır koşulu olan potansiyel terleme ve buharlaşma (Potential Evapo-transpiration) için Penman- Montheith modeli kullanılarak problem çözümlenmiştir. Yetiştirme katmanın hidrolojik fonksiyonları olan su tutma eğrisi ve iletkenlik fonksiyonları için van Genuchten-Mualem (vGM) modeli tercih edilmiştir. Bu fonksiyonların parametreleri ise, VegDUD programı kapsamında yürütülen infiltrasyon deneylerin ve literatürde ters yöntem ile elde edilen zemin hidrolik parametreleri kullanılmıştır. Yetiştirme katmanı ilk aşamada sade (homojen) bir akış modeli (tek permeabilite) izlenerek simüle edilmeye çalışılmıştır. Ancak lizimetreden süzülen su miktarının gerçek ve modellenen su miktarı arasında ciddi farklar oluştuğu gözlendi. Özellikle, sistemden çıkan yağmur suyu miktarın gerçekten çok daha düşük olduğu gözlendi. Bu nedenle, ikinci bir aşamada, çift akışlı bir model tercih edilmiştir (çift permeabilite). Bu durumda, modellenen "runoff" debisi, gerçeğe daha yakın olduğu gözlenmiştir. Ancak çift-permeabilite modelin daha çok parametre gerektiğinden, bu parametrelerin tespiti için kullanılan infiltrasyon verilerin çoğaltılması ve zemin hidrolik parametrelerin tayını için ters yöntem metotlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, tercih edilen 1D boyutlu yaklaşım 3 boyutlu sistemin davranışı temsiliyetinde yetersiz kalabilir, özellikle hafif olan eğimin etkisi konfigüre edilememiştir. Sonuç olarak, yeşil çatı sistemlerin hidrolojik davranışlarını modellemek için homojen (tek permeabilite) modelin pek uygun olmadığı görüldü. Bunun yerine çift permeabilite modelin daha uygun olduğunu görüldü. Araştırma perspektifi olarak çift permeabilite modelin zemin hidrolik parametrelerin daha doğru tayin edilmesi için daha fazla infiltrasyon deneyleri ve geliştirilmiş BEST-2K yöntemi kullanarak tayin edilmesi ve akışın 3 boyutlu bir ortamda modellenmesi öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Çift permeabilite model, evapotranspirasyon, Hydrus-1D, Richards Denklemi, yeşil çatı
- MakaleAçık Erişim2023Comparative Analysis of Composite Buildings Produced in National and International Standards
Etli, Serkan; Akgül, Melek
Composite moment resisting frame buildings with 5-, 10-, 15- and 20-story concrete filled steel tube columns and composite beams were modelled. The buildings are designed according to Turkish Code for Design and Construction of Steel Structures-2016 (TCDCSS-2016) and Türkiye Building Earthquake Code-2018 (TBEC-2018) regulations at high ductility levels. The design of the DCH structures was designed in ZC ground for a 0.79 g PGA. While choosing the design location, it is assumed that the construction will be made in a region between the North Anatolian fault line and the East Anatolian fault line, that is, in a region with high earthquake risk. Within the scope of the study, SeismoStruct [1] software was used during the design and performance evaluation of the structures. Nonlinear static push and incremental dynamic analyses were used. Uniform and triangular load distributions were adopted in the PO analysis, and 16 earthquake ground motions were used in the dynamic analysis. The effect of story number on the seismic behavior of CMRFs was investigated using nonlinear analysis results. Accordingly, variation in lateral response, overstrength factors, ductility, and section capacity change of members for CMRF structures were presented. In addition, a mutual evaluation was made with the performance parameters obtained from previous studies with similar geometries.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Emtia Taşımak: Osmanlı Devleti’nde Modern Nakliye Şirketlerinin Ortaya Çıkışı
Alp, Ruhat; Başkutlu, Salih
Sanayi devrimi öncesinde geleneksel yöntemlerle sürdürülen nakliyecilik faaliyetleri dünya üzerinde mal dolaşımına duyulan ihtiyacın artmasıyla birlikte hızla büyüdü. Modern teknoloji, ulaşım olanaklarının gelişmesi ve küreselleşmedeki çarpıcı artışla birlikte nakliyecilik her zamankinden daha önemli hale geldi. Nitekim Osmanlı Devleti yöneticileri de nakliyecilik alanındaki bu gelişmeleri yakından takip ederek modern nakliye yöntemlerinden faydalanma yoluna gitti. Bu süreç II. Meşrutiyetin ilanından hemen sonra nakliye şirketlerin kurulmasıyla önemli bir aşamaya girdi. Meşrutiyet, nakliye şirketlerinin gelişiminde adeta bir dönüm noktası oldu. Özellikle anonim şirketçiliğin gelişimi için ciddi girişimlerde bulunuldu. 1908 yılına kadar esas faaliyeti Osmanlı topraklarında nakliyecilik yapmak olan şirket sayısı sınırlı kaldı ise de 1908-1918 yılları arasında bu sayı hızla arttı. Özellikle başkent İstanbul ve mal dolaşımın yoğun olduğu liman kentleri nakliye şirketlerinin en çok kurulduğu yerler oldu. Bu doğrultuda çalışma, modern nakliyecilik sektörünün Osmanlı da kurumsallaşma sürecini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Bununla bağlantılı olarak, dönemin matbuatı, arşiv belgeleri ve nakliye şirketlerinin nizamnameleri ışığında, Osmanlı topraklarında kurulan bir kısım anonim nakliye şirketlerinin amaçları, kurumsal yapıları ve faaliyetleri ortaya koyulacaktır. Kuşkusuz bu tür şirketlerin varlığı, Osmanlı devletinin değişen dünya koşullarına uyum sağlama becerisini örnekleyen bir gelişmedir.
- MakaleAçık Erişim2023Experimental investigation and numeric modelling of the impact performance of basalt fiber reinforced geopolymer concrete
Polat, Berivan Yılmazer; Güngör, Hiranur
Geopolymer concrete (GC) has been found to have better results than Portland cement concrete (PCC), including lower carbon dioxide emissions, higher compressive strength, and greater durability. The study aims to determine the effects of basalt fiber on GC due to the impact caused by the sudden loading effect. Samples were prepared with different mixing ratios for the experimental process, with PCC used as the control sample. Basalt fibers were added to the samples in three different ratios based on optimal mixing ratios determined through physical and mechanical tests, such as UPV (Ultrasonic Pulse Velocity), compressive strength, and flexural strength. Subsequently, fibrous samples were analyzed using SEM (scanning electron microscopy) and EDS (energy dispersive spectroscopy). A drop-weight experiment was conducted on GC plates measuring 50×50×5 cm, which contained two different fiber ratios that yielded the best mechanical and physical properties. The results were analyzed using numerical modeling methods. No changes in content were made. The sample with the highest impact resistance was found to be the 2% basalt fiber-reinforced GC, with a displacement value 21.21% lower than PCC. The language used is clear, concise, and objective, with a formal register and precise word choice. The text follows a logical structure with causal connections between statements and adheres to conventional academic formatting and citation styles. The ANSYS modeling results indicated an 89.63% similarity with the experimental data regarding the displacement values. Additionally, the study demonstrated that the inclusion of basalt fiber additives enhances the impact resistance of geopolymer concrete. Furthermore, numerical modeling can predict the impact behavior of concrete to a significant extent, eliminating the need for experimental processes.






