Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2020
    Barit Tozu Modifiyeli Kendiliğinden Yerleşen Harçların Mekanik Özellikleri

    Cemalgil, Selim

    Bu çalışmada, barit tozu ile üretilmiş Kendiliğinden Yerleşen Harçların (KYH), kendinden yerleşebilme vemekanik özellikleri araştırılmıştır. Barit tozu, mineral katkı maddesi olarak ağırlıkça beyaz çimento ile ikameedilmiştir. Toplam çimento ağırlığının %5’i, %10’u, %20’si ve %30’u oranında barit tozundan oluşan karışımile kontrol karışımı içeren toplamda beş seri KYH tasarımı yapılmıştır. Su/bağlayıcı oranı 0.49 oranında sabittutulmuş olup, karışımdaki beyaz çimento oranı barit tozunun ikame oranına göre 350kg/cm3ile 500 kg/cm3arasında değişiklik göstermiştir. Karışımların KYH standartlarına ve reolojik özelliklere uygunluğunudeğerlendirmek için taze harç üzerinde mini V-hunisi, akış zamanı ve mini çökme/yayılma testleri yapılmıştır.Test gününe kadar 7, 28 ve 56 gün boyunca kür havuzunda bekletilen sertleşmiş numuneler üzerinde basınçve eğilme dayanımlarının belirlenmesi için toplam 45 adet 40x40x160 mm numune üretilmiş ve teste tabitutulmuştur. Kendinden yerleşebilme özellikleri ikame oranı artışıyla her ne kadar düşmüşse bile, EFNARCstandardının belirlediği sınırlar arasında kalmıştır. En iyi dayanım sonuçları, kontrol numunelerine kıyasla%10 oranında barit tozu ile beyaz çimentonun ikame edildiği numunelerden elde edilmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Experimental Determination of Optimal Improvement Depth in Homogeneous Sand Soils

    Aksoy, Suha; Icen, Abdullah

    In this study, the depth of the improvement which will be made under a foundation which lies on soft soil is investigated experimentally. If the characteristics of the soil on which a building will be constructed are not sufficient to bear the loads coming from that building, then the ground is improved. Jet grout It is one of the soil improvement methods and is frequently applied in our country. When stabilizing the soil, improvement should generally be made to the underlying stiff soil layer. However, in cases where the solid ground layer is deep, the depth to which the improvement is to be made depends solely on the assumptions made for the solids calculated from the elasticity theory. According to these theories, which consider the ground as elastic and incompressible, the stresses on the subsoil soils are effective up to a depth of 1,5-2,0 times the width (B) of the foundation. Since soil improvement is a costly process, engineers do not make improvements to these depths. In this study, the bearing capacity of the foundations which are improved at different depths was determined experimentally. In order to model the soft soils and foundations in terms of bearing capacity, a continuous steel model foundation resting on loose and medium-firm sandy ground was used. The improved soil under the continuous foundation was modeled by using concrete blocks and experimental results were obtained. It was determined that the superficial improvement to be made on loose soils with insufficient bearing capacity had no significant effect on bearing capacity. However, as the depth of improvement increases, the increase in bearing capacity increases to a

  • MakaleAçık Erişim2020
    Investigation of Mechanical Properties of Granulated Waste Rubber Aggregates Substituted Self-Compacting Concrete Mortar Produced with Different Cement

    Etli, Serkan; Akgül, Melek; Doğan, Orhan

    Storage or disposal of waste vehicle tires is difficult, costly and time consuming. Waste tires, which cause the release of pollutant gases to the environment due to its chemical structure in the process of destruction, are considered as an important recycling material in the context of developing and advancing technology and alternative products. Waste vehicle tires are granulated in certain sizes after the disintegration phase and reused in many different fields. With this experimental study, it is aimed to examine the fresh and hardened properties of 12 different self-compacting mortar (SCM)samples of Granulated Vehicle Tire Aggregates, which are substituted with 5 different fine aggregates and prepared with two different cement types. The evaluation of the workability properties of fresh SCM samples prepared in accordance with EFNARC was done with mini slump-flow and mini V-funnel experiments. In order to determine the mechanical properties of the hardened SCM, compressive and flexuralstrength tests were performed on the 3rd, 7th and 28th days of prismatic samples in 40x40x160mm dimensions, and capillary water absorption test is carried out on cubic samples in 50x50x50 mm dimensions on the 28th day. The optimum usability rate of Granulated Vehicle Tire Aggregates in SCM mixtures produced separately with CEM-I 42.5R and CEM-IV 32.5R cement is interpreted through graphs and tables. With this study, it was observed that when the rate of Granulated Vehicle Tire Aggregates was increased in the SCM mixture, the capillary water absorption amount increased, while the compressive and flexural strength decreased.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex13TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    4 Nisan 2019 Elazığ-Sivrice Depreminin Yığma Yapılara EtkisininDeğerlendirilmesi

    Akgül, Melek; Doğan, Orhan

    4 Nisan 2019 tarihinde, 5.2 büyüklüğünde, Doğu Anadolu Fayı üzerinde, merkez üssü Elazığ-Sivrice olan, bir deprem meydana gelmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kırsal kesimlerinde ve şehirlerin kenar mahallelerinde, yapı stoğunun büyük bir kısmı, depreme karşı etkin olmayan moloz taşlardan inşa edilmiş duvar yapılarından oluşmaktadır. Yatay deprem yükleri ile artan bileşke kuvvetler, yığma duvarlarda özellikle çekme bağları çok zayıf olan derz noktalarında çekme çatlaklarına yol açar.Bu çalışmada, söz konusu bölgenin kırsalında yer alan yığma yapılarda, yetersiz hatıl uygulamaları, farklı özellikli malzemelerin kullanımı, düşük kaliteli örgü malzemesi, yetersiz köşe kilitlenmeleri, döşemenin betonarme olmaması gibi nedenlerden dolayı,meydana gelen farklı hasar tipleri tespit edilmiştir. Hasarların büyük oranda Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği-2018’de (TBDY2018) belirtilen düzensizliklerden kaynaklandığı görülmüştü

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex7TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Beton Dolgu Kompozit Levha Perde Duvaların Sonlu Elemanlar Metodu Kullanılarak İncelenmesi

    Polat, Erkan

    Beton dolgu kompozit levha perde duvar, deneysel ve sayısal olarak araştırılan yenilikçi bir yapısal yanal kuvvet direnç sistemidir. Önceden imal edilmiş çelik levhaların birbirine paralel yerleştirilerek bağlantı çubukları ile bağlanması ve levhalar arasındaki boşluğun beton ile doldurulması ile meydana gelir. Bu makalede, daha önce geliştirilmiş sayısal modellerden yararlanılmakta ve duvar davranışının farklı yönlerini araştırmak için çalışmayı genişletmektedir. Bu çalışmada, daha önce test edilmiş iki duvar modeli kullanılarak; belli duvar yüksekliğideki çelik levhaların belli ötelenme oranına göre akma oranı, çelik levha von-Mises gerilme dağılımları, çatlakların beton üzerindeki dağılımları, çelik levha ve betonun toplam duvar taban kesme kuvvetleri üzerindeki oransal katkıları  ve çelik levha ve betonun eksenel gerilme dağılımları incelenmiştir. Çalışmada, sabit mesnetli duvarlarlar varsayılmakta ve sonlu eleman modellerinin LS-Dyna kullanılarak oluşturulması açıklanmaktadır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Köprü Yapısından Piezoelektrik Tabanlı Enerji Hasadının Sayısal Modellemesi

    Polat, Alper; Kouider, Bendine

    Köprüler, dengesizlik ve titreşimlere neden olabilecek çeşitli harici yüklere maruz kalabilirler. İyi tarafından bakıldığında, bu tür titreşimler sınırsız bir enerji kaynağı olabilir ve köprüleri izlemek için kullanılan cihazlara güç sağlayabilirler. Mekanik titreşimler, genellikle piezoelektrik tabanlı enerji hasadı olarak bilinen bir işlem olan doğrudan piezoelektrik etkisinden yararlanılarak elektrik enerjisine dönüştürülür. Bu çalışmada bir köprüdeki piezoelektrik enerji kazanımı incelendi. Piezoelektrik enerji toplayıcıları yerleştirilen köprünün bir modeli ANSYS APDL kullanılarak oluşturuldu. Zaman ve frekans bölgelerinde farklı hareketli yüklere sahip çeşitli senaryolar incelendi. Ayrıca, toplayıcıların pozisyonlarının etkisi de araştırıldı. Elde edilen sonuçlar, köprü sistemlerinden titreşim enerjisinin toplanmasının umut verici bir enerji kaynağı olduğunu gösterdi. Ayrıca toplayıcıların maksimum mod şekil genliğine yakın yerleştirilmesi ve hareketli yüklerin doğal frekanslarının toplayıcıların doğal frekansına uyacak şekilde tasarlanması durumunda daha faydalı olabileceğini gösterdi.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex7TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2020
    Phase change material applications on buildings using whole-building energy simulation tools

    Erdem, Necla Seval; Orhon, Ahmet Vefa

    In this paper, building energy simulation tools that analyze the applicability of phase change materials used in passive air conditioning applications in different building components and in different climatic conditions and studies using these tools will be discussed. Within the scope of the study, the concepts of phase change materials and energy simulation tools will be examined and selected examples based on the scanning model will be examined according to different environmental conditions and application details. The study is a review that emphasizes the need to match the experimental researches conducted in recent years with energy simulation tools.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Numune Boyutunun Kauçukla Modifiye Edilmiş Kendiliğinden Yerleşen Betonun Basınç Dayanımı Üzerindeki Etkileri

    Etli, Serkan; Cemalgil, Selim

    Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, tane boyutu dağılımındaki atık araç lastiklerinin (WVT) agregaları ve farklı işlenebilirliğe, farklı mekanik ve fiziksel özelliklere sahip partiküller değiştirilerek kauçuk modifiyeli kendinden yerleşen betonlar (RMSCC) imal edilmiştir. Ancak eksenel basınç altında farklı narinlik oranı h/b ile üretilen RMSCC elemanlarının taşıma kapasitesindeki değişim daha önceki çalışmalarda araştırılmamıştı. Bu çalışma kapsamında farklı h/b oranları kullanılarak üretilen RMSCC elemanlarının fiziksel ve mekanik özelliklerindeki değişim hem deneysel hem de teorik olarak incelenmiştir. Beton üretiminde kullanılan doğal kum ve WVT agregası tane boyutları aynı aralıkta olduğundan WVT agregası 4 farklı oranda doğal kum ile değiştirilmiştir. Bu oranlar doğal kum hacminin sırasıyla %5, %10, %15 ve %20'si olarak kullanılmıştır. Narinlik oranları, h/b değerleri1.0, 1.5, 2.0, 2.5, 3.0 ve 3.5 olup, toplam 90 örnek için deneysel ve teorik araştırmalar yapılmıştır. Elde edilen sonuçların doğrusal regresyon modelleri incelenmiş ve bu modellere göre h/b oranları ile denklemler üretilmiştir. Elde edilen denklemlerin sonuçları ve deneysel basınç dayanımı sonuçları karşılaştırılmıştır. Kullanılan WVT agregası miktarı ve h/b oranındaki artışın yanı sıra, numunelerde farklı oranlardan kaynaklanan basınç dayanımı kayıpları olmuştur. WVT agrega oranının basınç dayanımı üzerindeki etkisi, kullanım oranının artmasıyla daha da belirgin hale gelmiştir. Ayrıca h/b oranının basınç dayanımına etkisini belirlemek için regresyon analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak elde edilen denklemlere ait R2 değerleri 0,95'in üzerinde bulunmuştur.

    AtıfOpenAlex20TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Investigation of Phase Change Materials on the Use of Trombe Walls for Thermal Energy Storage Systems

    Erdem, Necla Seval; Orhon, Ahmet Vefa

    This study is conducted to determine the contribution of phase change materials (PCM) and trombe walls (TW) for energy efficiency and it is aimed to identify the criterias that is required during design process. In this study, after giving general definitions about PCM and TW, domestic and foreign literature is searched and application examples are analyzed and compared. It is observed that phase changing trombe wall (PCTW) application alleviated the heavy mass of the wall unlike the traditional methods and PCM increased the efficiency of heating and cooling applications by providing latent heat storage to the massive wall. Although TW has simple application schemes, there are some difficulties in achieving full efficiency. It can be confusing to predict how a PCTW, whose details are decided, will respond to environmental conditions throughout the whole year. Accordingly, considering the criteria that will affect the system before designing the PCTW, it will increase efficiency to see possible problems that the wall may face. In the PCTW system, which is planned to be designed in a specific climate zone, the most efficient result can be achieved by optimization of these criterias.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Bir kamu idari hizmet binasının mühendislik özelliklerinin incelenmesi

    Ekinci, Cevdet Emin; Baykuş, Nurdan; Ay, Sevil; Akgül, Melek; Elyiğit, Belkıs

    Bu çalışmada yeni hizmete alınan bir kamu idari hizmet binasının mühendisliközellikleri biyoharmoloji bilimi kapsamında incelenmiş ve BiyoharmolojikUygunluk Değeri (BUD) belirlenmiştir. Binanın incelemesi 26-27 Mart 2018tarihlerinde yapılmıştır. Bina incelemesinde toplam 14 mühendislik özellikleri vekriterleri ele alınmıştır. Yapılan BUD inceleme çalışması sonucunda daha yenitamamlanan ve hizmete alınan binanın “İyileştirilmeli” sınıfında ve minördeğişikliklere ihtiyacı olduğu anlaşılmıştır. Binanın BUD puanı ~434 olarakhesaplanmıştır. Ayrıca binanın eksiklik ve yetersizlik değeri %32'dir. Binadabelirlenen en zayıf ilk üç mühendislik özellik “Mekanik Sistem”, “Tefrişat veDüzenleme” ve “Aydınlatma” şeklindedir. Diğer taraftan binanın en iyi ilk üçmühendislik özelliği ise “Taşıyıcı Elemanlar”, “Sismoloji” ve “Kullanıcı Kimliği”dir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Metallographic Aspects Investigation of Penstock Materials in Hydroelectric Power Plants and Penstock Maintenance Methods

    Taşgın, Yahya; Kahraman, Gökhan

    Hydroelectric power plants are renewable energy sources and have little impact on the environment.Therefore, it is one of the most preferred energy sources in the world. In parallel with this situation, it isvery important that the hydroelectric power plants are maintained, their failures are prevented orpermanently removed. One of the most important parts of hydroelectric power plants is penstock pipes.Along with the snail part of the power plant, the penstock supplies the pressurized water to the turbinewheel for energy production. In the power plants that have been producing energy for many years, themaintenance and material properties of penstock are very important. In this study, one of the most importantequipment of hydroelectric power plants, pressurized water pipes (penstock) and chemical componentshave been examined in macro and micro structure and their maintenance is investigated. In themetallographic study on the samples taken from two different regions of the penstock pipe; the perliticstructure, which has a homogeneous distribution into the ferritic structure forming the matrix, is determinedand supported by analyzes. This study will help to ensure that all hydroelectric power plants operatesmoothly in terms of penstock.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Investigation of the Frictionless Contact Problem in A Rigidly Supported Homogeneous Layer by Using FEM

    Polat, Alper

    In this study, the continuous contact problem of a homogeneous layer of constant thickness perfectly bonded to a rigidsupport on its bottom surface and loaded a rigid stamp is investigated using the finite element method (FEM). It isassumed that the all contact surfaces are frictionless. The homogenous layer is loaded by rigid circular stamp withexternal load P. Two-dimensional finite element analysis of the problem is performed using ANSYS software. Also,normal stresses and shear stresses are investigated along the depth of the layer for different shear modulus ratios.Besides, contact length and contact stress between rigid block and homogenous layer are determined. The obtainedresults are compared to analytical solution and they are shown in graphs and tables.

  • MakaleAçık Erişim2019
    Doğal afet durumu için cbs tabanlı maksimum kapsama yerleşim modeli: tunceli örneği

    Celik, Erkan; Özceylan, Eren; Mete, Süleyman; Özkan, Barış

    Afet zamanlarında insani lojistik açısından afetzedelerin barınma yerlerine erişimi önemli bir problemdir. İnsani lojistik yönetiminin önündeki en büyük zorluklardan biri de fazla sayıdaki afetzedelerin koordinasyonudur. Özellikle, olay mahallindeki mekânsal verinin eksikliği etkin bir planlamanın önündeki en büyük engellerden biridir. Bu çalışmada, afet zamanlarında kullanılmak üzere potansiyel afetzedelerin ilgili barınaklara atanması için Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) tabanlı bir çözüm yaklaşımı önerilmiştir. Ulaşılan afetzede sayısını maksimize etmek için ArcGIS’in maksimum kapsama yerleşim modeli kullanılmış ve Tunceli ili üzerinde test edilmiştir. Tunceli şehir merkezindeki 2.121 adet binaya 31.076 kişi, nüfus olarak atanmış ve 5 barınma merkezi ile model çalıştırılmıştır. Daha sonra farklı sayıda barınma merkezi ve kapsama alanları altında senaryo analizleri gerçekleştirilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlar, önerilen modelin afetzedelerin barınma merkezlerine atanmasında etkin bir araç olduğunu göstermiştir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    OECD Ülkelerinin Lojistik Performanslarının SWARA Tabanlı EDAS Yöntemi ile Değerlendirilmesi

    Aycin, Ejder; Kisa, Ayse Cansu Gok

    Son yıllarda, hem ülkelerin ulusal ekonomilerinde oluşturduğu etki hem de rekabet gücüne katkısısebebiyle lojistik sektörüne verilen önem artmıştır. Lojistik performansı yüksek olan ülkelerinticari faaliyetlerinin de gelişmiş olduğu görülmektedir. Bu çalışmada çok kriterli karar vermeyöntemleri bütünleşik olarak kullanılarak, OECD ülkelerinin lojistik performanslarınındeğerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ülkelere ilişkin veriler Dünya Bankası tarafından yayımlananraporlarda yer alan lojistik performans göstergelerinden elde edilmiştir. Çalışma kapsamında yeralan lojistik performans kriterlerinin önem ağırlıkları SWARA yöntemi ile hesaplanmış, ülkelerinlojistik performansları ise EDAS yöntemiyle analiz edilmiştir. Uygulama sonuçlarına göre, enönemli kriterler lojistik hizmet kalitesi, altyapı ve uluslararası sevkiyat olarak belirlenmiştir.Lojistik performansı en yüksek olan ülkelerin ise sırasıyla Almanya, Hollanda ve İsveç olduğusonucuna ulaşılmıştır.

    AtıfTR Dizin53
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Prediction of maximum relative out-of- plane displacement of infill wall exposed to shake table by using artificial neural network models

    Gul, Muhammet; Onat, Onur

    This paper aims to present forecasting of relative out-of-plane displacement, failure mode and failure limit of reinforced concrete frame enclosure with infill wall by artificial neural network (ANN) models. For this purpose, two shake table experiment test results were evaluated. Model-I is unreinforced brick model and Model-II is composed of infill wall with bed joint reinforcement. After a certain acceleration level, accelerometers are detached from the cracked wall surface in order not to be damaged. These instrument detachments cause data missing. Missing relative maximum out-of-plane displacements were predicted by ANN models. Moreover, failure of infill wall through out-of-plane direction is also predicted at 0,79g acceleration level for both models (Model-I and Model-II). This study proves that ANN based procedure predict robust results to estimate missing experimental data

  • MakaleYalnız künye2018
    Analysis of Frictionless Contact Problem for A Weighted Layer on An Elastic Half Plane Using FEM

    Polat, Alper; Kaya, Yusuf; Özşahin, Talat Şükrü

    In this study, a comparative analysis of the continuous contact problem of a homogeneous layer loaded by two rigid flat blocks and resting on elastic half plane is investigated using the finite element method (FEM). The results obtained from the elasticity solution are compared with FEM solutions. Also in this problem, it is assumed that the all surfaces are frictionless. Two dimensional finite element analysis of the problem is carried out using ANSYS Mechanical APDL. The analyzes are performed for different loading conditions of Q and P loads. Initial separation load and initial separation points (xcr, λcr) and normal stresses (σy) between the homogenous layer and the elastic half plane are determined. The obtained results are shown in graphs and tables.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2018
    3 Aralık 2015 Bingöl-Kiğı depreminin Tunceli ilindeki yığma yapılara etkisinin değerlendirilmesi

    Onat, Onur; Yön, Burak

    Türkiye’de yapı stokunun büyük bir kısmı yığma yapılardan oluşmaktadır. Özellikle kırsal bölgelerde inşaedilen bu yapılar orta büyüklükteki depremlerde bile büyük hasar görebilmektedir. 3 Aralık 2015 tarihindeDoğu Anadolu Fay hattı üzerinde, Bingöl ilinin Kığı ilçesine bağlı Açıkgüney mevkii merkez üssü olmak üzere(Enlem: 39.2610 K Boylam: 40.2170 D) yerel saat ile 01:27’de aletsel büyüklüğü M W =5.3, odak derinliği10.66 km olan sığ odaklı bir deprem meydana gelmiştir. Bu çalışmada, söz konusu depremin karakteristiközellikleri verilerek, farklı sönüm oranlarına göre ivme spektrumları elde edilmiştir. Orta büyüklükteki budepremin Tunceli ilinde kırsal bölgelerde yer alan yığma yapılarda oluşturduğu hasarlar incelenmiş ve buhasarların nedenleri irdelenmiştir. Oluşan hasarların genel olarak düzlem-içi ve düzlem-dışı hasar, uygunolmayan ve yetersiz hatıl kullanımından kaynaklı hasarlar, eğimli arazide uygun olmayan yapı inşasındankaynaklı hasarlar ve çimento harcı yerine çamur harcı kullanılması sebebiyle oluşan hasarlar olduğugörülmüştür. Çalışmanın sonucunda hasar sebeplerine göre çözüm önerilerine yer verilmiştir.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    A Grey DEMATEL Integrated Approach to Determine Third Party Logistics Service Provider Selection Criteria

    Aycin, Ejder

    Third-party logistics (3PL) services have seen significant growth in recent years as a result of playing a key role in supply chainmanagement. The demand for 3PL service providers has increased as companies offer better service to their customers, lowercosts and gain competitive advantage. This paper includes an application that will help determine the most important criteria inthe selection and evaluation of 3PL service providers. The aim of the paper is to be able to determine the selection criteria of the3PL service providers and the relationships between them, from the point of view of companies already using logistics servicesoutsourcing. For this purpose, grey system theory and DEMATEL approach are integrated in order to describe uncertain andcomplex decisions with definite numerical values and determine the relations and importance levels between the criteria. Thefindings revealed interrelations between criteria and presented the most important criteria for 3PL provider selection. It isbelieved that the results of the paper will help the managers to propose a model that can be implemented with the selectioncriteria of the 3PL service provider.

    AtıfOpenAlex7TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2018
    Yapılarda kullanılan malzemelerden yayılan doğal radyasyonun araştırılmasına yönelik çalışmalar

    Askin, Ali; Dal, Murat

    Bu derlemede, çeşitli yapı malzemelerinde var olan 226Ra, 232Th, 40K radyoaktif izotoplarından yayılan gama radyasyonun aktivitesinin ve bu aktivitelere bağlı olan radyum eşdeğer aktivitesi, gama ve alfa indeksi, soğurulan gama doz oranı ile iç ve dış risk indeksleri gibi radyolojik parametrelerinin belirlenmesi amacıyla Türkiye’de ve diğer ülkelerde yapılmış araştırmalar ve sonuçları incelenerek okuyucuların dikkatine sunulmuştur. Yapılan çalışmaların genelinde granit ve kum örneklerindeki doğal radyoaktivite diğer malzemelere oranla daha yüksek bulunmuştur. Aktivitesi yüksek bulunan bazı çimento örneklerinde, yüksek radyoaktivtenin kaynağının çimentoda katkı malzemesi olarak kullanılan kül’den kaynaklandığı belirtilmiştir. Bu konuda yapılan çalışmaların sayıları ve elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, yapı malzemelerinden yayılan doğal radyoaktivitenin belirlenmesinin uzun vadede insan sağlığının korunmasına önemli katkıları olacağı görülmektedir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2018
    Bulanık dematel yöntemi ile hidroelektrik santrallerin işletilmesindeki risklerin değerlendirilmesi

    Kahraman, Gökhan; Yücesan, Melih

    Yenilenebilir enerji alanında sistem kurulumu ve işletimi sırasında meydana gelebilecek çevreselrisklerin büyüklüğünü ve ihtimalini azaltmak çok önemlidir. Risk analiz metotları mühendislikuygulamalarındaki riskin analizi ve azaltılması için yaygın bir şekilde kullanılan karar destek araçlarıkabul edilir. Bu metodların entegrasyonu sayesinde daha yetkin ve verimli açıklamalar ve sonuçlar eldeetmek mümkündür. Bu çalışmada hidroelektrik santrallerde işletme esnasında gerçekleşen hasarlarındeğerlendirilmesinde bulanık DEMATEL (Karar Verme Örneği ve Değerlendirme Labaratuvarı) metoduincelenecektir. DEMATEL metodu neden sonuç ilişkisi içinde muhtemel riskleri tanıtıp analiz etmeimkanı sağlar. Çalışmanın sonuç kısmında belli güvenlik önlemlerini artırma ve riskleri azaltmaihtiyaçlarına dair öneriler yer almaktadır. Bu çalışmanın hidroelektrik santrallerdeki iş güvenliğikonusuna katkı sağlayacağı can kayıplarını ve ekonomik kayıpları azaltacağı öngörülmektedir.