Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Etli, Serkan(10)
- Akgül, Melek(9)
- Yön, Burak(5)
- Doğan, Orhan(4)
- Onat, Onur(4)
- Cemalgil, Selim(3)
- Dal, Murat(3)
- Icen, Abdullah(3)
- Polat, Alper(3)
- Polat, Erkan(3)
- Akpolat, Mustafa(2)
- Aksağan, Zülfükar(2)
- Aycin, Ejder(2)
- Celik, Erkan(2)
- Erdem, Necla Seval(2)
- Furtana, Beyza(2)
- Geçkil, Tacettin(2)
- Kahraman, Gökhan(2)
- Karataş, Mehmet(2)
- Orhon, Ahmet Vefa(2)
- Polat, Berivan Yılmazer(2)
- Tam, Gürkan(2)
- Utku, Anıl(2)
- Yon, Merve Sahin(2)
- Yılmaz, Mehmet(2)
- İnce, Ceren Beyza(2)
- Aksoy, Suha(1)
- Alp, Ruhat(1)
- Altundoğan, Hamdi Soner(1)
- Askin, Ali(1)
- Ay, Sevil(1)
- Aydin, Nezir(1)
- Ayhan, Ezgi(1)
- Ağdaş, Mehmet Tevfik(1)
- Baykuş, Nurdan(1)
- Başaran, Erkin(1)
- Başkutlu, Salih(1)
- Bendine, K.(1)
- Bora, P.(1)
- Dehghanpour, Heydar(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Nanosilika Modifiyeli Bağlayıcıların Tekerlek İzi Direnci ve Sıcaklık Hassasiyetlerinin Belirlenmesi
Akpolat, Mustafa
Bu çalışmada, Nanosilika (NS) katkısının bitümlü bağlayıcıların tekerlek izi ve sıcaklık hassasiyetine olan etkisi değerlendirilmiştir. Bu kapsamda saf ve 3 farklı orandaki (%2, %4 ve %6) nanosilika modifiyeli bağlayıcılar üzerine penetrasyon, yumuşama noktası, viskozite ve çoklu gerilmeli sünme geri dönme (MSCR) deneyi uygulanmıştır. Saf ve NS modifiyeli bağlayıcıların sıcaklık hassasiyetini belirlemek için geleneksel deney sonuçlarından yararlanılarak penetrasyon indeksi (PI) ve penetrasyon-viskozite sayısı (PVN) belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, saf bağlayıcının nanosilika ile modifiye edilmesiyle bağlayıcının kıvamında azalma ve viskozitesinde artış sağlanmıştır. Bu sayede sıcaklık hassasiyeti daha düşük modifiye bağlayıcılar elde edilmiştir. Ayrıca MSCR deney sonuçlarına göre nanosilika modifiyesinin bütün sıcaklıklarda daha düşük Jnr değerleri vererek bağlayıcının tekerlek izi parametresini geliştirdiği daha ağır taşıt trafiklerine cevap verebileceği ve yüksek servis sıcaklıklarında kullanılabileceği belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Behaviour of Composite Buildings Designed with TBDY 2018 in Main and Aftershocks
Etli, Serkan; Akgül, Melek
Within the scope of the study, the designs of the structures consisting of 5, 10, 15 and 20 story moment resisting composite frames were carried out for TBDY 2018 and ZA group soils. The behavior of the designed structures was evaluated by using dynamic analysis in the time history domain. The earthquakes used were selected in series consisting of the main earthquake and aftershocks. The results obtained were evaluated in terms of roof displacements, base shear coefficients, interstory drift and base accelerations. The structures examined within the scope of the study show excellent behavior under the influence of the main and aftershocks.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Experimental investigation of engineering properties of silica sand filled mortars containing high doses of SWCNT
Subaşı, Serkan; Dehghanpour, Heydar; Maraşlı, Muhammed; Doğan, Fatih
Recently, great efforts have been made by researchers on the mixture of electrically conductive concretes that have been developed for different purposes. In this study, an experimental research was carried out on electrically conductive mortar mixtures especially for shell elements produced for building facade cladding. Six different mixtures were produced, including the non-conductive reference mixture. Single-walled carbon nanotube (SWCNT) was used as nano-sized conductive additive material. SWCNT was added at 0.2% and 0.3% of cement weight. SF was added to the same mixtures as another group at the rate of 4% by total weight. 2, 14, 28, 90 and 180 days electrical resistivities of the obtained conductive mortar samples were measured. As a non-destructive method, dynamic resonance testing was performed and the 28-day damping rates of the samples were determined. Ultrasonic pulse velocity (UPV) and Leeb hardness tests were performed, respectively, by using other non-destructive testing methods to obtain information about the internal structure voids and surface hardness of the samples. SWCNT, which causes low machinability and therefore internal structure voids, caused a decrease in compressive strength and flexural strength, as well as a significant increase in electrical conductivity.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kentsel Trafik Tahminine Yönelik Derin Öğrenme Tabanlı Verimli Bir Hibrit Model
Utku, Anıl
Trafik yoğunluğu problemi, kentsel hayatın en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Trafik yoğunluğu sebebiyle harcanan zaman ve yakıt, araç kullanıcıları ve ülkeler için önemli bir kayıptır. Trafikte geçen zamanı azaltmak amacı ile geliştirilen uygulamalar, uzun vadeli trafik yoğunluğu hakkında başarılı tahminlerde bulunamamaktadır. Kameralar, sensörler ve mobil cihazlar üzerinden elde edilen trafik verileri, trafik yönetimi sorununu çözebilmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinin kullanımını ön plana çıkarmaktadır. Bu çalışmada, trafik yoğunluk tahminine yönelik Convolutional Neural Network (CNN) ve Recurrent Neural Network (RNN) modelleri kullanılarak hibrit bir tahmin modeli geliştirilmiştir. Çalışmada, CNN ve RNN'in öne çıkan özelliklerinden faydalanmak amaçlanmıştır. CNN, özellik çıkarma aşamasında, RNN ise sıralı zaman serisi verileri üzerinde öğrenme ve tahmin için etkili bir modeldir. Bu yöntemler hibrit bir şekilde kullanılarak tahmin doğruluğunun arttırılması amaçlanmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan saatlik trafik yoğunluğu veri seti kullanılmıştır. Kullanılan veriseti 2321 farklı nokta için 2020 Ocak ile 2020 Aralık tarihleri arasındaki trafik yoğunluk bilgisini içermektedir. Geçen araç sayısı, Bağcılar Avrupa Otoyolu kavşağında daha yüksek olduğu için bu konum deneysel çalışmalarda kullanılmıştır. Seçilen konum için 9379 satır araç bilgisi bulunmaktadır. Geliştirilen hibrit model Linear Regression (LR), Random Forest (RF), Support Vector Machine (SVM), Multilayer Perceptron (MLP), CNN, RNN ve Long-Short Term Memory (LSTM) ile İstanbul’un 2020 yılına ait trafik verileri kullanılarak test edilmiştir. Deneysel sonuçlar, önerilen hibrit modelin karşılaştırılan modellere göre daha başarılı sonuçlara sahip olduğunu göstermiştir. Önerilen model kavşaktan geçen araç sayısı tahmininde 0,929 R2 değerine, kavşaktan geçen araçların ortalama hızlarının tahmininde ise 0,934 R-Squared (R2) değerine sahip olmuştur.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Deep Learning-Based Automatic Helmet Detection System in Construction Site Cameras
Korkmaz, Adem; Ağdaş, Mehmet Tevfik
Ensuring worker safety in high-risk environments such as construction sites is of paramount importance. Personal protective equipment, particularly helmets, plays a critical role in preventing severe head injuries. This study aims to develop an automated helmet detection system using the state-of-the-art YOLOv8 deep learning model to enhance safety monitoring in real-time. The dataset used for the study consists of 16,867 images, with various data augmentation and preprocessing techniques applied to improve the model's robustness. The YOLOv8 model achieved a 96.9% mAP50 score, outperforming other deep learning models in similar studies. The results demonstrate the effectiveness of the YOLOv8 model for accurate and efficient helmet detection in construction sites, paving the way for improved safety monitoring and enforcement in the construction industry.
AtıfOpenAlex15TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Karayollarındaki Asfalt Çatlaklarının Tespiti İçin Yeni Bir Konvolüsyonel Sinir Ağı Tabanlı Yöntem
Ergen, Burhan; Doğan, Gürkan
Karayolu yüzeyindeki asfalt çatlakları en yaygın kaplama hasarlarından biridir. Bu çatlaklar zamanında tespit edilip bakıma alınmazsa büyüyerek trafik güvenliğini ve yoğunluğunu arttıracak boyutlara ulaşmaktadır. Bu nedenle, asfalt çatlaklarının tespitinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi çok önemlidir. Geleneksel manuel çatlak tespiti, son derece zaman alıcı, çok maliyetli ve çok çaba gerektirir. Bu nedenle, araştırmacılar odaklarını otomatik asfalt çatlaklarının tespitine yoğunlaştırdılar. Ancak, son yıllarda otomatik çatlak tespiti kapsamlı olarak araştırılmasına rağmen çatlakların farklı yoğunluğa sahip olması ve kaplama ortamının karmaşıklığı nedeniyle hala zor bir görevdir. Bu çalışmada, bu zorluğun üstesinden gelmek için konvolüsyon sinir ağı temelli bir yöntem önerildi. Önerilen yöntem, sınıflandırma ve segmentasyondaki başarısı ve hafifliği bilinen MobileNetv2 'nin temelde kullandığı konvolüsyon ve ters artıklı blok yapılarını baz alarak geliştirildi. Yapılan deneysel testler sonucunda, önerilen yöntemin performansı literatürdeki diğer yöntemlere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu da, otomatik asfalt çatlak tespitinin daha başarılı olması anlamına gelmektedir.
AtıfOpenAlex8TR Dizin7
İncele - MakaleAçık Erişim2022Boundary plate influence on tie bars axial force demands in composite plate shear walls‒concrete filled
Polat, Erkan
In composite plate shear walls–concrete filled (C-PSW/CF), there is an indeterminate flow of force between concrete, steel plate and tie bars. Finite element methods (FEM) are frequently used to verify this force flow. The theoretical models available in the literature to predict the tie bar maximum axial force demands were based on walls without boundary plates. The finding in this study is intended to help understand whether current theoretical approaches are conservative and can be applied to boundary plate walls as well. Within the scope of this study, tie bar axial force de-mands for walls with boundary plates consisting of planar and round shapes and without boundary plates were investigated and compared. For this, a previously benchmarked finite element (FE) wall model was considered and configured to have no boundary plate and have planar and round boundary plates. FE models were ana-lyzed under monotonic lateral displacement up to 4% drift ratio. Passive lateral pres-sures and transverse force variations on the planar and round boundary plates were investigated.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Kyb'de kullanılan cam kumun kyb yük-deplasman ilişkisinin davranışı üzerindeki etkisinin araştırılması
Etli, Serkan
Doğada atık olarak bulunan cam, özellikle son yıllarda sıcaklığın artmasıyla birlikte ormanlık alanlarda ve düzenli depolama alanlarında çıkan yangınların sebepleri arasında görünmektedir. Çalışma kapsamında atık sahalarından ve doğal ortamdan toplanan atık soda cam şişeleri öğütüldükten sonra 0.25-0.5 mm arasında eleklerden geçirilerek ayrıştırılmıştır. Bu cam kum ile üretilen kendiliğinden yerleşen beton (KYB), içindeki doğal kum ile değiştirilmiştir. Doğal kum ve cam kumu, hacimce %5 ila %35 arasında %5'lik artışlarla ikame edilmiştir. KYB, yönetmeliklerle ilgili standartları sağladığı taze özellik testleri ile test edilmiştir. Elde edilen karışımlardan 7 ve 28 günlük numunelerde gerilme-şekil değiştirme ilişkileri elde edilmiştir. Elde edilen bu ilişkiler literatürde sıklıkla kullanılan beton modeli ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Ortaya çıkan yük-deplasman ilişkilerinin özellikle 7 günlük yaşta iyi bir şekilde seçilen modele yakınsadığı ancak özellikle başlangıç kısmında 28 günlük yaşta kullanılan modelden ayrıldığı görülmüştür.
AtıfOpenAlex10TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Normal ve %4NaCl Çözünürlüklü Kür Edilmiş Düz ve Nervürlü Donatılı Farklı Dayanımlı Betonlar İçin Donatı Aderans Kaybının Hızlandırılmış Korozyon Deneyi İle Belirlenmesi
Akgül, Melek; Doğan, Orhan
Birçok yapı alanında yapı malzemesi olarak ilk sırada tercih edilen betonun, yüksek olan basınç dayanımının aksine, düşük olan çekme dayanımını artırmak ve eğilme gerilmeleri altında gevrek göçmeyi önleyebilmek için çelik çubukların takviyesi ile betonarme sistemler oluşturulmuştur. Betonun sağlamış olduğu yüksek alkalin ortam, betonarme donatısı ile beton arasındaki aderansın sağlanabilmesi ve donatının korozyondan korunabilmesi için betonarme elemanlarda aranan en önemli kriterlerdendir. Geçirgen bir yapıya sahip olan beton, agresif kimyasallara maruz kalması halinde zamanla korozyona uğrar ve beklenen durabiliteyi sağlayamaz. Korozyon, donatının içinde bulunduğu ortam ile kimyasal ve/veya elektrokimyasal reaksiyona girerek metalik özelliklerini kaybetmesidir. Betonarme donatısında kesit kaybına neden olmanın yanında, korozyon; donatı ile beton arasındaki aderansın da azalmasına veya yok olmasına neden olmaktadır. Günümüzde betonarme yapılar, kendi zati ağırlıklarına, servis ve sismik yüklere göre boyutlandırılır. Ancak, analizlerde korozyon dikkate alınmadığından, zamanla donatının aderans ve kesit kaybına uğraması nedeniyle, yapıların depremde hasar görmesine veya yıkılmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, donatıların korozyona bağlı aderans kaybını belirleyebilmek için hazırlanan deney numuneleri, Türkiye’deki mevcut betonarme yapıları temsil edecek şekilde tasarlanmıştır. Parametre olarak 5 farklı beton grubu, 2 farklı donatı türü ve 2 farklı kür şartı değişken alınıp, numuneler hızlandırılmış korozyon deneyine tabi tutulmuş, aderanstaki dayanım değişimi grafikler ve tablolar ile değerlendirilmiştir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Rijit Bodrum Perdelerinin TBDY 2018 ile Tasarlanan Az Katlı Yapılardaki Etkisi Üzerine Bir İnceleme
Etli, Serkan
Çalışma kapsamında rijit bodrum perdelerinin 6 katlı betonarme bir binanın davranışına etkisi incelenmiştir. İncelenen yapının tasarımı, TBDY-2018'e uygun olarak 3 boyutlu olarak SeismoStruct yazılımında gerçekleştirilmiştir. Bunun için bina ilk etapta ZD sınıfı katta rijit bodrum perdeleri ile tasarlanmıştır. Daha sonra bu rijit bodrum perdeleri kaldırılarak ikinci bir yapı elde edilmiştir. Sonuç olarak bu iki yapının yatay yükler altındaki performansları incelenmiştir. Her iki durumda da yapılar 3 boyutlu olarak incelenirken doğrusal olmayan statik itme analizlerine tabi tutulmuştur. Modeller, iki farklı yatay yükleme koşuluyla doğrusal olmayan artımlı statik itme analizi ile her iki tasarım yönü için analiz edilmiştir. Sonuç olarak, rijit bodrum perde duvarlı ve perdesiz binanın performans faktörleri, aşırı güç faktörü, doğal aşırı güç faktörü, süneklik ve rijitlik faktörü değerleri açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2022Parametric Analysis of the Performance of Steel-Concrete Composite Structures Designed with TBDY 2018
Etli, Serkan
In this study, the seismic behavior of steel-concrete composite buildings designed using ÇYTHYE 2016 and TBDY 2018 was investigated. For this purpose, composite moment resisting frame buildings with concrete filled steel tube columns and composite beams with 5, 10, 15 and 20 stories are modeled. Buildings are designed at high ductility (DCH) levels. During the design of the DCH class structures, the design was carried out for the ZA soil class for 0.79 g PGA in the region selected from the earthquake map given in the regulations. Within the scope of the study, SeismoStruct software was used during the design and performance evaluation of the structures. Incremental dynamic analyzes were used along with nonlinear static pushover analyses. In the static pushover analysis, uniform and triangular load distributions of the lateral load are adopted. In the dynamic analysis, 16 earthquake ground motions were obtained from AFAD earthquake acceleration databases according to the relevant design area and used. The variation of the seismic behavior of CMRFs depending on the variation of the floor number was investigated using nonlinear analysis results. Accordingly, the variation in lateral response, overstrength factors and ductility factors for CMRF structures are presented comparatively. In addition, the section deformation capacities were investigated during the IDR changes during dynamic and static nonlinear analyses. The behavior factor of all CMRFs, especially the CMRFs studied in the case study, demonstrated above-expected performance according to the design assumptions.
AtıfOpenAlex18TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2021Beton Dayanımının ve Kirişlerdeki Çekme Donatısı Oranının Orta Yükseklikli Betonarme Binaların Sismik Davranışı Üzerine Etkisinin Belirlenmesi için Artımsal Dinamik Analiz
Onat, Onur; Yön, Burak
Artımsal Dinamik Analiz (ADA), sismik yükler altında yapısal performansı değerlendirmek için birkaç farklı biçimde yaygın olarak kullanılan parametrik bir sonuç analizi yöntemidir. Bu yöntem, seçilmiş olan bir grup sismik kayıtın ölçeklenerek yapısal sisteme etki ettirilerek, bu etki altında, elastik tepkiden genel dinamik yapısal stabiliteye ulaşmayı öneren bir analiz türüdür. Bu çalışmada çekme donatısı oranı ve beton dayanımının orta yükseklikli betonarme yapıların sismik davranışı üzerine etkisi incelenmiştir. Sayısal çalışma olarak 5 açıklıklı, 5 ve 7 katlı iki farklı sayısal model oluşturulmuştur. Her bir model için üç farklı çekme donatısı oranı ve iki farklı beton sınıfı seçilmiştir. Çekme donatısı oranları, basınç bölgesindeki donatının yarısı, bir katı ve iki katı olarak belirlenmiştir. Sayısal modeller artımsal dinamik yük altında analiz edilmiştir. Bu analiz için on bir farklı sismik kayıt kullanılmıştır. Bu kayıtlar 0.2g’den 1.2g’ye kadar 0.2g artımlar ile ölçeklenmiştir. Yapılan artımsal dinamik analizler sonucunda yapısal sistemlerin taban kesme kuvvetleri ve karşılık gelen çatı katı deplasmanları karşılaştırılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre kirişlerde çekme donatısı oranını arttırmak çatı katı deplasmanını düşürmese de katlar arası göreli ötelenmeyi azaltmıştır, böylelikle hasar seviyesini azaltacağı için hasar oranını düşürmektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021A novel inter-story drift limit proposal for TBEC2018 and fragility prognosis with TSC2007
Onat, Onur; Yön, Burak
The basic purpose of this paper is to investigate and propose a novel inter-story drift limits for the currentTurkish Seismic Code to get easy structural assessment by using software. For this aim, numerical analysiswas performed by modeling two types of RC frame structures. One of them is 5 stories, the other of them is7 stories. Two different concrete classes, C20 and C25, were considered and three tension reinforcementratios were considered for analysis. Tension reinforcement ratios were determined by half of the compressivereinforcement, equal to compressive reinforcement and double the compressive reinforcement ratio.Incremental dynamic analyses (IDA) were performed on these buildings. In this study to execute IDA, elevenseismic acceleration benchmark records were multiplied with various scaling factors from 0.2 to 1.0.Maximum base shear and corresponding roof displacement responses obtained from IDA curves weregenerated according to these responses. IDA curves were compared with each other by deriving fragilitygraphs. According to results, proposed limits for the current Turkish seismic code (TBEC-2018) provide,0.6%, 2.4% and 3.3% respectively for MN, GV and GC, rather safe limits compared to drift limits presentedin the foredate seismic code (TSC-2007).
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2021Atık lastiklerden elde edilen siyah karbonun asfaltın işlenebilirlik özelliklerine etkisi
Geçkil, Tacettin; İnce, Ceren Beyza; Aksağan, Zülfükar
Bu çalışmada, atık lastiklerden elde edilmiş olan siyah karbon (SK) katkısının asfaltın orta ve yüksek sıcaklıklardaki işlenebilirlik özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, penetrasyon sınıfı B 160/220 olan saf asfalta ağırlıkça %5, 10, 15 ve 20 oranlarında SK eklenerek modifiye asfaltlar elde edilmiştir. Saf ve modifiye asfaltların fiziksel özellikleri penetrasyon, yumuşama noktası ve düktilite testleri ile belirlenmiştir. Ayrıca, bağlayıcıların sıcaklık hassasiyetlerinin bir ölçüsü olarak kabul edilen penetrasyon indeksi (PI) değerleri de hesaplanmıştır. Daha sonra, saf ve modifiye bağlayıcıların yüksek sıcaklıklarda bünyelerinde meydana gelen uçucu madde kaybı dönel ince film etüvü deneyi (RTFOT) ile, bağlayıcıların işlenebilirlik özellikleri ise dönel viskozimetre (RV) deneyi ile belirlenmiştir. Fiziksel test sonuçlarına göre, SK katkısıyla bağlayıcıların sertleşme eğiliminin arttığı ve penetrasyon sınıfının B 100/150 olarak değiştiği görülmüştür. Ayrıca, SK katkısıyla bağlayıcıların sıcaklık hassasiyetlerinin azaldığı bu bakimdan en uygun oranın %15SK olduğu görülmüştür. RV sonuçlarına göre, SK katkısıyla bağlayıcıların işlenebilirliklerinin azalarak karıştırma ve sıkıştırma sıcaklıklarının yükseldiği görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2021The Effect of Carbon Black on Moisture Performance of Asphalt Pavements
Geçkil, Tacettin; İnce, Ceren Beyza; Aksağan, Zülfükar
In this study, the effects of carbon black (CB) additive obtained from waste tires on the moisture performance of hot mix asphalt pavements were investigated. For this purpose, modified asphalts were prepared by adding 5%, 10%, 15% and 20% CB by weight to pure asphalt with penetration class B 160/220. Physical properties of pure and modified asphalts were determined by penetration, softening point and ductility tests, and workability properties were determined by rotational viscometer (RV) test. Then, the optimum asphalt content of the mixture was determined according to Marshall design method by using aggregate and pure asphalt for mixture design. Based on this determined ratio, pure and modified asphalts and hot mix samples were prepared. Pure and CB added modified mixture samples were subjected to Marshall stability, retained Marshall stability (RMS) and indirect tensile strength (ITS) tests. According to the physical test results, it was observed that the hardness and workability temperatures of the modified binders increased with the CB additive. According to the test results of the mixture, it was observed that CB additive had an improving effect on the moisture performance of road pavements due to the significant increases in Marshall stability, RMS and indirect tensile strength ratio (ITSR) values, especially at the rate of 10% CB.
AtıfOpenAlex5
İncele - MakaleAçık Erişim2021Analytical Evaluation of Behavior of Composite Columns Under Axial Load
Etli, Serkan
In the literature, various studies have been carried out for different nonlinear modeling strategies to model the response of such composite column members subjected to dynamic loads. In studies of concrete filled steel tubes elements with software using a finite element method such as ABAQUS, ANSYS and LS-DYNA, which have been used in the literature in recent years, it is seen that steel and concrete components are generally modeled separately with the help of plate, shell, or solid elements. To simulate the interaction between these element models, the help of some other connector or interface elements is needed. Therefore, the biggest disadvantage of using commercial packages is that very complex calculations arise by using much smaller parts of the element to be analytically modeled and the interaction structures to be produced between them. As a result, the necessity of computationally intensive and at the same time long-term work emerges. Within the scope of this study, it is aimed to calculate composite columns faster and more accurately as possible by using fiber section elements and standard material models under axial loading effects. It was observed that the selected parameters had a significant effect on the results obtained
AtıfOpenAlex6TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2021Reuse of Industrial Metal Wastes as Partial Replacement of Aggregates in Mortar Production
Gülmez, Nihan
Sustainable waste management is becoming more and more important in the construction industry due to increasing waste costs as well as environmental effects. As a result of increasing level of wastes and environmental damage, the use of these wastes has become the focus for beneficial construction activities and sustainable industrial applications. This study presents experimental results on the effect of industrial wastes on the performance of cementitious mixtures. The scope of this study, therefore, was to assess the effect of waste aluminium on physical and mechanical properties of cement based mixtures prepared in different compositions. Consistency, bulk density, porosity, absorption, flexural and compressive strength tests were carried out on mixtures produced by using waste aluminium aggregates in different percentages instead of fine aggregate. Results showed that mixtures prepared with 4% aluminium aggregates had the highest water absorption and porosity. With the addition of %1 lathe waste, it was observed that the flexural behavior of mortar was maximum and the optimum percentage for flexural strength was noted. In addition, when mixtures produced with the same percentage of aluminium were compared, the amount of binder played a significant role on both compressive and flexural strength. Results have shown that to incorporate aluminium into mixtures can be a suitable solution for recycling in industrial applications.
AtıfOpenAlex5
İncele - MakaleAçık Erişim2020Mekanik tesisat projelerinde best worst ve nötrosofik ahp entegre modeliyle hata türü ve etkileri analizi
Yucesan, Melih
Hata türü ve etkileri analizi (FMEA), sistemlerdeki, tasarımlardaki, ürünlerdeki, projelerdeki veya projelerdeki güvenliği iyileştirmeyi, tanımlamayı, değerlendirmeyi ve en aza indirmeyi hedefleyen bir risk değerlendirme aracıdır. Risk önceliği numarası (RPN), FMEA bazlı risk değerlendirme uygulamaları için temel değerlendirme kriteridir. RPN'in oluşum (O), şiddeti (S) ve tespiti (D) gibi risk faktörlerine dayanarak uygun şekilde hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, geleneksel RPN hesaplama yöntemi, risk faktörlerinin ağırlığını göz önünde bulundurmamak gibi birçok nedenden dolayı ağır biçimde eleştirilmiştir. Geleneksel FMEA yönteminin bu dezavantajının üstesinden gelmek için, bu makale, mekanik tesisat projeleri için Best Worst method (BWM) ve Nötrosofik analitik hiyerarşi süreci (NAHP) ile entegre modelini içeren FMEA modelini önermektedir. FMEA parametresi S, O ve D'nin ağırlıkları, BWM yöntemiyle hesaplanır ve bu da, tutarlı bir şekilde ikili karşılaştırma ve güvenilir sonuçlar sağlar. Daha sonra dokuz arıza modu, NAHP metodu ile S, O ve D parametreleri açısından değerlendirilir. Arıza modlarının risk önceliklerini belirlemek için risk öncelik endeksleri hesaplanır. Son olarak, belirlenen arıza modları için önleyici tedbirler önerilmiştir.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2020Investigation of influence of concrete material models on cyclic inelastic response of a concrete filled composite plate shear wall
Polat, Erkan
A previously benchmarked finite element model of a previously tested compositeplate shear wall-concrete filled (C-PSW/CF) was used to investigate the influence ofthree concrete material models on in-plane cyclic inelastic wall response, using LSDyna. The concrete material models considered were the Winfrith, KCC and CSCM, allavailable in LS-Dyna. Wall moment hysteresis, using the three concrete materialmodels, were obtained and compared. Individual contribution of the steel and concrete to total base moment was investigated for each wall with the three concrete material models. The numerical results obtained using the KCC and CSCM were comparedagainst the benchmarked results obtained using the Winfrith concrete material model.Moment contribution of the steel web and the steel boundary on total base moment ofthe steel part of the wall and moment contribution of the concrete web and concreteboundary on total base moment of the concrete part of the wall were individuallyinvestigated. The wall models with the KCC and CSCM concrete models were observed to cannot capture wall pinching which was captured by the Winfrith concretemodel. The wall strength was overpredicted by the CSCM concrete model and predicted reasonably by the KCC concrete model. Average axial stress distribution of theinfill concrete was obtained to investigate wall neutral axis and the maximum attained concrete strength using the three concrete models. Concrete axial stress distribution showed some level of confinement for the concrete models considered.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2020Humanitarian Logistics Management After A Disaster: An Earthquake Case
Kuvvetli, Yusuf; Göçmen, Elifcan
Post-disaster relief logistics includes logistics activities in the shortest time. Inventory routing problemshave decided routing decisions considering inventory levels during the planning horizon at minimumcost. In this study, an inventory routing problem for the distribution after the disaster has been proposed.The problem aims the distribution of the supplies needed considering available inventory levels atminimum time. Distribution amount and the routes under the constraints of routing and inventoryamounts for affected people have been decided. An integer programming approach to solve the problemhas been proposed and solved. The proposed model is solved for a case of Van earthquake whichoccurred at 2011 in Turkey. The results from the case study show us that determining the inventory androuting decisions simultaneously can provide less logistic activities. In addition to this, holding inventoryin the central depot can ensure to respond the emergency needs safely and quickly.
AtıfOpenAlex7TR Dizin1
İncele






