Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2024
    The Effect Of Genital Hygiene Training Provided To Women With A History Of Vulvovaginal Candidiasis On Genital Hygiene Behaviors And Self-Care Agency

    Ucar, Tuba; Baransel, Esra Sabancı; Sibel, Akgül Kartal

    Objective: The objective of the study was to determine the impact of genital hygiene training on genital hygiene practices and self-care agency levels in women with a history of vulvovaginal candidiasis who lived in rural locations. Methods: The participants of this randomized controlled study were women who had a history of vulvovaginal candidiasis during the previous year and were registered with family health centers in two rural communities in eastern Türkiye. There were 114 women in the sample, including 57 in the intervention group and 57 in the control group. Training on genital hygiene behaviors was given to the women in the intervention group. Results: Before the intervention, there was no significant difference in terms of self-care agency levels and genital hygiene behaviors between the women in the intervention group and the control group (p>0.05). After the first month following the training, the self-care agency levels of the participants in the intervention group increased significantly compared to the control group (94.71±8.08, 83.84±9.52, respectively;). Additionally, the appropriate genital hygiene behaviors mean score of the participants in the intervention group was significantly higher than those in the control group (141.36±15.88, 132.29±20.15, respectively;) (p<0.05). Conclusions: The results of this study showed that genital hygiene behavior training can be a useful strategy for promoting genital hygiene behaviors and self-care agency among women of reproductive age with a history of vulvovaginal candidiasis who live in remote locations.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kadınların Saygılı Doğum Bakım Algıları ile Doğum Memnuniyeti Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Tanımlayıcı ve Kesitsel Bir Araştırma

    Baltacı, Nazlı; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Ateşşahin, Ercan

    Amaç: Bu araştırma, kadınların saygılı bakım algıları ile doğumda verilen hizmetlerden memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla kesitsel ve ilişki arayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Araştırma 15 Ocak 2023-15 Mart 2023 tarihleri arasında araştırmaya katılma kriterlerini karşılayan 247 kadın ile yürütülmüştür. Araştırmada veriler; Kişisel Bilgi Formu, Kadınların Saygılı Doğum Bakımı Algısı Ölçeği (KSDBAÖ) ve Doğum Memnuniyeti Ölçeği (DMÖ) ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanmıştır. Verilerin analizi sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler gibi tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, Tukey HSD testi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 28,55±6,13, doğum yaptığı gebelik haftası ortalaması 39,09±1,48’dir. Kadınların DMÖ puanı ortalaması 111,31±10,09 olarak yüksek düzeyde ve KSDBAÖ toplam puanı ortalaması 85,31±8,15 olarak yüksek düzeyde bulundu. KSDBAÖ’nün “rahatlık sağlamak” alt boyutu puan ortalaması 85,31±8,15; “bakıma katılım” alt boyutu puan ortalaması 29,11±4,78 ve “kötü muamele” alt boyutu puan ortalaması 23,93±1,53 olarak saptandı. Sonuç: İntrapartum annelik bakımı temel bir insan hakkıdır ve bu süreçte doğumun etik, psikolojik, sosyal ve kültürel boyutları dikkate alınmalıdır. Araştırmanın sonucunda kadınların saygılı doğum bakımı algısı artıkça doğumda aldıkları hizmetlerden memnuniyet düzeylerinin arttığı, kötü muameleye maruz kaldıkça doğuma ilişkin memnuniyetlerinin azaldığı belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Ebelik Öğrencilerinin Evliliğe Yönelik Tutumları ve Doğum Korkuları Arasındaki İlişki

    Aksoy Derya, Yeşim; Benli, Tuba Enise; Yetişmiş, Habibe Yaşar

    Amaç: Bu araştırma ebelik öğrencilerinin evliliğe yönelik tutumları ve doğum korkuları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma Türkiye’nin doğusunda bulunan iki üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmada örneklem hesabına gidilmeyip her iki üniversitede öğrenim gören tüm ebelik öğrencilerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Gönüllülük esasına dayanarak araştırmaya katılan 372 ebelik öğrencisi ile çalışma tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu”, “İnönü Evlilik Tutum Ölçeği (İETÖ)” ve “Kadın Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği (KGÖ-DKÖ)” ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirmesinde SPSS (25.0) istatistik paket programında sayı, yüzde dağılımları, ortalama, standart sapma, Independent t-test, One-Way Anova, Tukey ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 20,71±1,55’tir. Öğrencilerin %80,1’i çekirdek aile yapısına sahip, %54,3’ü il merkezinde yaşamakta, %96.8’i çalışmamakta ve %56.7’sinin geliri giderine eşittir. Öğrencilerin İET ve KGÖ-DKÖ’den aldıkları toplam puan ortalamaları sırasıyla; 69.73±20.01 ve 36.37±12.00’dır. Öğrencilerin evliliğe yönelik tutumları ve doğum korkuları arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Sonuç: Bu araştırmada öğrencilerin gebelik öncesi doğum korkuları arttıkça evliliğe yönelik tutumlarının azaldığı saptandı. Bu sonuç doğrultusunda öğrencilerin gebelik öncesi doğum korkuları dikkate alınarak gelecekteki evlilik düşüncelerinin desteklenmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    The turkish version of body understanding measure for pregnancy scale: validity and reliability study

    Duman, Mesude; Taşhan, Sermin Timur; Yüksekol, Özlem Doğan

    The objective of this study was to adapt the Body Understanding Measure for Pregnancy Scale into the Turkish language and to examine the psychometric properties in pregnancy. The methodological study was conducted with 508 healthy pregnant women. Language validation, content validation, and pilot scheme are the three phases of cultural adaptation of the scale. The construct validity of the scale was analyzed using both Exploratory and Confirmatory Factor Analyses. The reliability of the scale was tested using parallel-form reliability, test-retest reliability, Cronbach's α coefficient of internal consistency, and item-total correlation. The Confirmatory Factor Analysis conducted supports the three-factor structure of the scale that is constructed by Exploratory Factor Analysis. We determined Cronbach’s α coefficient of internal consistency to vary between 0.78 and 0.88 for the scale total and the subscales. Besides, there was a high correlation between the parallel-form reliability, test-retest reliability, and item-total correlation of the scale. The Turkish version of Body Understanding Measure for Pregnancy Scale is a validated and reliable tool designed to evaluate the body image concerns of Turkish pregnant women.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    İnfertilite sonrası gebelikte algılanan gelişimsel stresin öz bakım gücüne etkisi

    Can, Hafize Ozturk; Sevil, Ümran; Çakır-Koçak, Yeliz; Dal, Nursel Alp; Öcalan, Dilek; Akmeşe, Zehra Baykal; Gün, Semra

    Amaç: Araştırmanın amacı, infertilite tedavisi sonrası gerçekleşen gebeliklerde algılanan gelişimsel stresin öz bakım gücüne etkisini belirlemektir. Yöntem: Kesitsel tipte yapılan çalışmada, infertilite tedavisi alarak gebe kalan 90 kadın araştırmaya katılmıştır. Araştırmada Birey Tanıtım Formu, Algılanan Stres Ölçeği ve Öz Bakım Gücü Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Gebelerin yaş ortalaması 30.76±4.29, gebelik haftası ortalaması 13.61±11.71, alınan infertilite tedavi sayısı ortalaması 2.17±1.44, toplam gebelik sayısı ortalaması 1.26±0.55’dir. Kadınların %95.6’sının primer infertilite tanısının olduğu, kadınların %70’inin herhangi bir işte çalışmadığı, %44.4’ünün ilköğretim mezunu olduğu ve %64.4’ünün gelirinin giderine eşit olduğu saptanmıştır. Algılanan Stres Ölçeği toplam puan ortalaması 25.73±5.36, Öz Bakım Gücü Ölçeği toplam puan ortalaması 104.60±15.25’dir. Algılanan Stres Ölçeği toplam puanları ile Öz Bakım Gücü Ölçeği toplam puanları arasında negatif yönlü anlamlı ilişki vardır (r=-0.385, p=0.000). Sonuçlar: İnfertilite tedavisi sonrası gebelerin algıladıkları gelişimsel stres ve öz bakım gücü orta düzeydedir. Kadınların algıladıkları stres düzeyi arttıkça, öz bakım gücü düzeyi azalmaktadır. İnfertilite tedavisi sonrası gebelerin algıladıkları stresi azaltmak, öz bakım gücünü arttırmak için, destekleyici ve bütüncül bir bakım yaklaşımı önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2023
    Östrüs Siklusu Boyunca Sıçan Ovaryumunda ADAMTS-1 Metalloproteinazının Dağılımı

    Parlak Ak, Tuba; Yaman, Mine; Bayrakdar, Ali; Bulmus, Ozgur

    A Disintegrin and Metalloproteinase with Thrombospondins Motifs 1 (ADAMTS-1), ovaryumdaki foliküler gelişim sırasında folikül bütünlüğünü ve işlevselliğini sürdürmek amacıyla yeniden şekillenmede rol oynayan bir metalloproteinazdır. Bu çalışmada, dişi sıçanların farklı östrüs siklusu evrelerindeki ovaryum dokularında ADAMTS-1 immünolokalizasyonu incelendi. Vajinal smear yöntemi ile düzenli siklus gösteren hayvanlar tercih edilerek 18 adet Wistar Albino cinsi sıçan; proöstrüs (Grup I), östrüs (Grup II) ve diöstrüs (Grup III) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Proöstrüs evresinde; folikül epitel hücreleri, teka hücreleri, lüteal hücreler ve intersitisyel hücrelerde yoğun ADAMTS-1 immünoreaktivitesi gözlendi. Östrüs evresinde, proöstrüs evresine göre bu ovarian hücrelerde daha az yoğun ADAMTS-1 immünoreaktivitesi belirlendi. Diöstrüs evresinde, boyama yoğunluğunun foliküler hücreler ile teka hücrelerinde östrüs evresine benzer olduğu, lüteal ve intersitisyel hücrelerde ise daha hafif olduğu saptandı. Histoskor verilerine göre, ADAMTS-1 immünoreaktivitesinin proöstrüs evresinde (2.84±0.13) östrüs (1.18±0.07) ve diöstrüs (1.08±0.10) evrelerine göre en yüksek değere (P<0.05) ulaştığı tespit edildi. Sonuç olarak; foliküler gelişim, ovülasyon ve regresyon süreçlerini içeren farklı siklus evrelerinin ekstrasellüler matriksindeki (ESM) yapısal değişikliklerle ilişkili olarak ADAMTS-1 immünoreaktivitesinde farklılıklar belirlendi.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Kadınların serviks kanseri taraması inançlarının hpv aşısına yönelik inançları ile ilişkisi

    Koç, Özlem; Baltacı, Nazlı; Yüksekol, Özlem Doğan

    Amaç: Kadınların serviks kanserinin erken teşhisine yönelik tarama programlarına ve serviks kanserine karşı geliştirilen Human Papilloma Virüs (HPV) aşısına yönelik bilgi ve tutumlarının belirlenmesi, serviks kanserinin önlenmesi açısından önemlidir. Bu nedenle bu araştırma kadınların serviks kanseri taramasına yönelik inançlarının HPV aşısına yönelik inançları ile ilişkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki bu araştırma üreme çağında bulunan 584 kadınla yapılmıştır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Rahim Ağzı Kanseri Taraması İnanç Ölçeği (RAKTİÖ) ve Human Papilloma Virüs Enfeksiyonu ve Aşılamasına İlişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği(HPVA-SİMÖ) ile toplandı. Bulgular: Katılımcıların, %82’si düzenli olarak kadın doğum muayenesi yaptırmadığını, %75,5’i smear ya da HPV testi yaptırmadığını, %96,6’sı HPV aşısı yaptırmadığını ifade etti. Katılımcıların RAKTİÖ toplam puan ortalamaları ile HPVA-SİMÖ yarar algısı alt boyutu(r=0,322, p&lt;0,001 ), HPVA-SİMÖ duyarlılık algısı alt boyutu (r=0,252 p&lt;0,001 ) ve HPVA-SİMÖ ciddiyet algısı alt boyutu(r=0,227, p&lt;0,001 ) puan ortalamaları arasında zayıf ve çok zayıf düzeylerde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda katılımcıların serviks kanseri taraması ile ilgili olumlu tutumları ile HPV aşısı yaptırma niyetleri ve tutumları arasında pozitif yönlü korelasyon olduğu bulunmuştur.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex10TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Gebelikte Fizyolojik Yakınmalarla Yaşam Kalitesi ve Gebeliğe Uyum Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Bir Üniversite Hastanesi Örneği

    Baltacı, Nazlı; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Ulucan, Mihriban

    Amaç: Bu araştırmada, gebelikte fizyolojik yakınmaların yaşam kalitesine etkisi ile gebeliğe uyum arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel türde Mart-Haziran 2022’de Doğu Anadolu’daki bir ilin üniversite hastanesinde yapılan bu çalışmada örneklemi, bir üniversite hastanesinin gebe polikliniğine başvuran ve araştırmaya katılmaya gönüllü 402 gebe oluşturdu. Veriler; “Kişisel Bilgi Formu”, “Gebelikteki Yakınmalar ve Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği (GYYKEÖ)”, “Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeği (PKDÖ)” aracılığıyla elde edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede; tanımlayıcı istatistikler ve pearson korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Gebelerin GYYKEÖ puan ortalaması 133.21±30.15 ve PKDÖ puan ortalaması 214.02 ± 26.43’dür. Gebelerin, GYYKEÖ puan ortalaması üçüncü trimesterde134.21±28.93 ve PKDÖ puan ortalaması birinci trimesterde 222.18±20.23 olarak bulundu. GYYKEÖ puan ortalaması ile PKDÖ puan ortalaması arasında istatistiksel olarak pozitif, çok zayıf önemli bir ilişki belirlendi (r=0.109; p=0.028). GYYKEÖ toplam puan ortalaması ile PKDÖ “Annelik Rolünün Kabulü”, “Gebeliğin Kabulü”, “Kendisinin ve Bebeğinin Sağlığı ile İlgili Düşünceler” ve “Doğuma Hazır Oluş” alt boyutlarının puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif, çok zayıf ilişki olduğu saptandı. Sonuç: Araştırmada, gebelerin yaşam kalitesinin ve gebeliğe uyumlarının düşük düzeyde olduğu bulundu. Ayrıca, üçüncü trimesterde gebelerin yaşam kalitelerinin azaldığı ve birinci trimesterde gebeliğe uyumun daha düşük olduğu saptandı. Gebelerin yaşam kaliteleri arttıkça; gebelik ve annelik rolü kabulünün, doğuma hazır oluşunun, kendisinin ve bebeğinin sağlığı ile ilgili düşüncelerin ve gebeliğe uyumunun arttığı saptandı.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex7TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    The relationship between perceived social support during pregnancy and postpartum comfort

    Dal, Nursel Alp; Yetişmiş, Habibe Yaşar

    This study was carried out to examine the relationship between perceived social support during pregnancy and postpartum comfort. The data for the cross-sectional study were collected from 544 puerperal women through face-to-face interview between 15.11.2019 and 15.03.2020, using a personal introduction form containing individual information, the Multidimensional Perceived Social Support Scale (MSPSS), and the Postpartum Comfort Questionnaire (PPCQ). Pearson correlation analysis and simple linear regression analysis were used together with descriptive statistics for statistical analysis. Results: 37.5% of the puerperal participants in the study were over 30 years old and 52% had more than three pregnancies. In our study, it was found that there was a positive significant correlation between the total MSPSAS and PPCQ total scores of the puerperal women (r = 0.140). As a result of the study, it was found that as the level of social support perceived by the puerperant during pregnancy increased, the postpartum comfort level increased. Midwives, who are an important part of social support, should determine the support level of pregnant women during pregnancy and birth, postpartum period, and provide support and information to women on all kinds of issues that will increase the comfort of women, such as education and counseling.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex8TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    The Effect Of Training Given in Birth and Parenting Class on \rPrenatal Attachment and Breastfeeding Self-Efficacy: Example \rFrom Tunceli

    Saridogan, Erdinc; Dal, Nursel Alp; Gumussoy, Sureyya; Ozdemir, Cagdas

    Aim: The aim of this study is to examine the effect of training given \rin birth and parenting class on prenatal attachment and breastfeeding self-sufficiency.\rMethod: This research is a training intervention study. The sample of the research is consisted of 55 pregnant women. The research \rdata were obtained by using the questionnaire form including sociodemographics and pregnancy-related characteristics, “Prenatal \rAttachment Scale and Breastfeeding Self-Efficacy Scale”. \rResults: It was determined that 49.1% of pregnant women participating in the study are between the ages of 25 - 29 years, 74.5% are \runiversity graduates, 60% are housewives, and 77.7% prefer to have \ra natural birth. It was found that prenatal attachment and breastfeeding self-sufficiency (p ˂ 0.05) of pregnant women increased after \rparticipating in the birth and parenting class.\rConclusion: It has been observed that the trainings given in the \rpregnancy information class are effective in increasing the level of \rattachment and breastfeeding competence.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Ebelik ve Hemşirelik Öğrencilerinin Covid 19 Salgını Hakkındaki Bilgileri ve Korunmaya Yönelik Aldıkları Önlemler

    Orhan, Ilksen; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan

    Amaç: Bu araştırma ebelik ve hemşirelik öğrencilerinin Covid 19 ile ilgili bilgi düzeyleri ve korunmaya yönelik aldıkları önlemleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini bir ilin Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik bölümünde okuyan 315 ve başka bir ilin hemşirelik bölümünde okuyan 200 öğrenci olmak üzere toplam 515 öğrenci oluştururken, araştırmanın örneklemini 395 öğrenci oluşturdu. Veriler 5-15 Mayıs tarihleri arasında, araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu ile online olarak toplandı. Araştırmada yüzde, frekans ve ki kare analizleri kullanıldı. Bulgular: Araştırmada öğrencilerin %90.09 oranında bilgi sahibi oldukları, %99’unun Covid 19 hastalığının belirtilerini doğru tanımladığı, %97.7’si hastalığı önlemek için alınabilecek tedbirleri doğru tanımladığı bulundu. Ayrıca öğrencilerin %93.66’sının korunma için çeşitli önlemler aldığı bulundu. Araştırmada Covid 19 virüsünün kuluçka süresi ortalama 4-14 gündür değişkenine doğru cevap verenler ile yanlış cevap verenler arasında okudukları bölümü isteyerek tercih etme ve okudukları bölümlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p<0.05, Tablo 4). Önlem olarak yetkililerin yaptığı açıklamaları takip ettiklerini ve mümkün olduğunca bu önerilere uymaya çalıştıklarını ifade eden öğrenciler ile bu değişkene hayır cevabı veren öğrenciler arasında okudukları bölüme göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05, Tablo 5). Sonuç: Öğrencilerin %66.6’sının Covid 19 ile ilgili tedavi konusunda yanlış bilgiye sahip oldukları saptandı. Ebelik ve hemşirelik bölümü öğrencilerine Covid 19 tedavisi konusunda eğitim verilmesi önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Ebelik; Hemşirelik, Öğrenciler; Covid 19

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2020
    Healthy Lifestyle Behaviours, Quality of Life and Motivational Interviews in the Menopausal Period

    Orhan, Ilksen; Yağmur, Yurdagül

    Menopause, as one of the important turning points of women's life, is the permanent cessation of menstruation by the result of the loss of ovarial functions with the marked decrease in estrogen production in ovaries. It is known that, women in the menopausal period experience at least one of the symptoms caused by hormonal changes. Providing information about menopause to the women in the menopausal period by the healthcare professionals who have received special training, and providing health education and counseling to meet the basic needs of women will contribute in improving the healthy lifestyle behaviours of women and increasing their quality of life. Motivational interviews are an alternative communication technique that can be used to cope with menopausal complaints and to improve the quality of life by developing a healthy lifestyle for menopause. Nurses’ alternative communication technique usage by using their educational, counselor, researcher, practitioner and supportive roles is very important in solving the problems of women in the menopausal period. For this reason, in the review, the conceptual framework regarding motivational interviews in supporting healthy lifestyle behaviours and quality of life has been examined in line with the literature.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex16TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Sexual health problems in obstetrics and gynecology outpatient clinics: A retrospective study

    Dal, Nursel Alp; Ozdemir, Cagdas

    OBJECTIVE: With this study, it was aimed to retrospectively examine the individuals who applied to obstetrics and psychiatry outpatient clinics of a public hospital between 2007–2019 due to sexual health problems. MATRERIAL and METHODS: Medical records of all individuals who applied to obstetrics and gynecology outpatient clinics between 2007– 2019 for sexual health problems were included in the study. Medical records of a total of 428 patients were examined using a form that assesses the socio-demographic and medical characteristics of individuals. RESULTS: 89.3% of the applicants were male, 42.9% of the men and 50% of the women were between the ages of 32–42. While 65.2% of women applied for non-organic vaginusmus, 51.6% of men applied with the diagnosis of premature ejaculation. Considering the application date of women, 47.8% applied between 2011 and 2014, while 66.5% of men applied between 2015 and 2019. While 69.6% of women applied from the city center, 58.4% of men applied from the city center. While no result was specified in 80.4% of women, no result was reported in 91.1% of men. CONCLUSION: Sexual health problems are the most non-organic vaginismus in women, while premature ejaculation in men. Examining the applications due to sexual health problems is important in terms of recognizing, formulating and treatment problems that may arise later

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
  • MakaleYalnız künye2019
    Doğum Şeklini Tahmin Etmede Baş-Simfizis Mesafesi, Baş İlerleme Mesafesi Ve Kaput Suksadeneum Boyutunun Yeri

    Dal, Nursel Alp; Aglamıs, Özgür; Saridogan, Erdinc; Ozdemir, Cagdas; Şimşek, Erkan

    Amaç: Biz bu çalışmamızda intrapartum ultrasonografi ile ölçülen ve doğum eylemi takibinde kullanılabilecek parametrelerden baş-simfizis mesafesi, baş ilerleme mesafesi ve kaput suksadeneum boyutunun doğumşekli ile ilişkini anlamayı amaçladık.Gereç ve Yöntemler: Termde, baş prezentasyonda, aktif doğum eyleminde ve membran rüptürü olan 146 gebe araştırmaya dahil edildi. Aktif doğum eylemi, 10 dakika içinde en az üç ağrılı uterin kontraksiyon(toplam 200-250 Montevideo ünite) ve >5-6 cm servikal dilatasyonolması şeklinde kabul edildi. İntrapartum ultrasonografi ile baş-simfizismesafesi, baş ilerleme mesafesi ve kaput suksadeneum boyutu ölçülerekkaydedildi. Hemen sonrasında klinik vajinal muayene uygulandı ve notedildi. Gebe ve yenidoğan özellikleri, doğum şekli, ultrasonografik ve klinik veriler istatistiksel olarak analiz edildi.Bulgular: Vajinal doğum yapan gebelerin ortalama baş-simfizis mesafesi değeri 18,6 ± 5,25 milimetre, ortalama baş ilerleme mesafesi değeri 39,1 ± 9,44 milimetre, ortalama kaput suksadeneum değeri 6,59± 6,46 milimetre bulundu. Sezaryen doğum yapan gebelerin ortalamabaş-simfizis mesafesi değeri 23,15 ± 5,88 milimetre, ortalama baş ilerleme mesafesi değeri 26,53 ± 8,79 milimetre, ortalama kaput suksadeneum değeri 15,61 ± 4,8 milimetre bulundu. Vajinal doğum yapan gebelere kıyasla sezaryen doğum yapan gebelerdeki bu farklılıklar istatistikselolarak anlamlıydı (sırasıyla p:0,004, p<0,001, p<0,001).Sonuç: Kaput suksadeneum boyutuyla zayıf derecede ilişkili olan fetalbaşın doğum eylemindeki inişi, baş-simfizis mesafesi ve baş ilerlememesafesi ile orta derecede ilişkilidir. Doğum şeklini öngörmede her üçparametre de anlamlıdır.

  • MakaleYalnız künye2019
    Examining the Reproductive Health Behaviors of Women with Chronic Disease

    Serin, Emine Kaplan; Taşhan, Sermin Timur; Duman, Mesude

    Aim: This study was conducted to examine the reproductive health behaviors of women with chronic disease. Material and Methods: This descriptive study was conducted between 15 October 2016-15 October 2017 with 160 married women who applied to internal medicine outpatient clinics or were hospitalized in internal diseases clinics of a private hospital in Adıyaman and were diagnosed with at least one chronic disease. During the study period, the total number of women with chronic disease in reproductive age who was applied to the internal medicine outpatient clinics and admitted to the internal clinics was 297. In the study, no sampling was performed and all women who met the sample selection criteria and accepted the study were included in the study. The data were collected using “Participant Information Form”. Percentage, arithmetic mean and standard deviation were used in statistical analysis. The necessary permission was received from the institution where the study was conducted and ethical approval was received from the Non-interventional Clinical Studies Ethics Committee. Results: 88.1% of the women who participated in the study reported that having a disease did not affect their decision of having a child in the future, 40% of them had pregnancy after being diagnosed with the illness, 63.8% of them had shortened the duration of breastfeeding due to their disease, 13.8% of them had a perinatal loss after the diagnosis and 10% of them reported that their sexual life was affected because of their illness. In addition, it was determined that 71.9% of women currently use a modern contraceptive method and 26.5% of women who use modern methods prefer condom. Conclusion: The study results showed that having a chronic disease did not affect the desire of having children, shortening the duration of breastfeeding and the high rate of contraceptive use in women with chronic disease. It is recommended that nurses should be more susceptible to possible reproductive health problems in women with chronic diseases, consider reproductive health problems more carefully and provide the necessary additional health care.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Genital Health Status among Female Students Staying in a Dormitory of Students Loans and Dormitories Institution and Affecting Factors

    Arıkan, Duygu; Karatay, Gülnaz; Gürarslan Baş, Nazan

    Aim: The aim of the study was to assess the genitalhealth status among female students staying in adormitory of Students Loans and DormitoriesInstitution and affecting factors.Method: This descriptive study was conducted in adormitory of Students Loans and DormitoriesInstitution with the participation of 465 femalestudents on June 20-25, 2015. The research datawere collected through face-to-face interviews usinga Questionnaire on Genital Health Status amongFemale Students and Affecting Factors. These datawere analysed using numbers, percentages and chisquare significance tests in SPSS software.Findings: The mean age of the students was21.42&plusmn;1.74. According to their statements, of therespondents, 60,6 % was taking a bath three timesa week, 41,2% was changing their underwear threetimes a week, 18,7 % wasn't taking bath duringmenstruation and 47,5% was using daily pads. Itwas seen that 72,7% of the students wasn'twashing their hands before going to the toilet and38,5% of them wasn't cleaning their genital areaproperly. The students reported that they hadburning sensation and pain during urination (69,7%), itchy, white, cottage cheese-like vaginaldischarge (72,9 %) and yellow or green colored,foul-smelling discharge (20,9 %) during the last oneyear period. The majority of the students havingvaginal discharge stated that they have not seen aphysician.Conclusion: It was found that the female studentsstaying in the dormitory experienced some problemsregarding genital health and hygiene

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    Altmış yaş ve üzeri kadınlarda jinekolojik sorunlar

    Karadağ, Ezgi; Aylaz, Rukuye; Işık, Kevser; Bayir, Berna; Yetıs, Gülsüm

    Amaç: Bu araştırma Malatyada yaşayan 60 yaş ve üzeri kadınların jinekolojik sorunlarını belirlemek amacıyla planlanmıştır. Gereç-Yöntem: Kesitsel tipte olan bu çalışmanın örneklemini, Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Servisinde 15 Aralık 2011 ile 30 Ocak 2012 tarihleri arasında tedavi gören ve çalışmaya katılmayı kabul eden 214 kadın oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen soru formu kullanılmıştır. Veriler bilgisayar ortamında değerlendirilerek, istatistiksel analizlerde; sayı, yüzdelik, ortalama, ki-kare ve Fisher kesin testi yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan kadınların %57,0ının jinekolojik yakınması olduğu ve bu yakınmaların sırasıyla kaşıntı %31,3, ağrı %22,0, akıntı %20,1, kanama %17,8 olduğu; ayrıca kadınların %25,7sinin jinekolojik sorunlara bağlı cinsellikle ilgili sorunlar yaşadığı belirlenmiştir. Kadınların %83,2sinin düzenli jinekolojik muayene yaptırmadıkları ve büyük çoğunluğunun (%74,3) jinekolojik sorunların gelişmesinin önlenmesi için koruyucu amaçlı bilgilendirilmedikleri saptanmıştır. Kadınların bazı doğurganlık özellikleri ile jinekolojik sorun bulunma durumları incelendiğinde; doğum yapma durumu, doğum sayısı, doğumu yaptıran kişi ve doğum şekli arasındaki ilişki istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç: Bu çalışma sonucunda, geriatrik yaş grubundaki kadınların çoğunluğunun jinekolojik sorunlar yaşadığı, buna karşın düzenli jinekolojik muayene yaptırmadıkları saptanmıştır.

  • MakaleYalnız künye2014
    Sığırların normal doğum ve güç doğumunda eritrosit arginaz aktivitesi ve plazma nitrik oksit düzeylerinin karşılaştırılması

    Kandemir, Fatih Mehmet; Yüksel, Murat; Benzer, Fulya; Erişir, Mine; Hanedan, Başak

    This study was aimed to investigate erythrocyte arginase activity and plasma nitric oxide (NO)levels in dystocia and normal calving of cows and compare these parameters. The study materialconsisted of 16 cows, 3 8 years old, brought for parturition at term to the Clinic of Obstetrics andGynecology at F ı rat University. Blood samples of cows normally calving and dystocia were takeninto blood collecting tubes with heparin from the jugular vein in the first half hour after delivery andcentrifuged at 3000 rpm for 10 minutes. Plasma NO levels and erythrocyte arginase activities weremeasured. The erythrocyte arginase activity in cows normally calving was significantly increasedcompared to that in cows with dystocia (P&lt;0.01), and the plasma NO level in cows normally calvingwas significantly decreased compared to that in cows with dystocia (P&lt;0.05). It was concluded thatthe lower erythrocyte arginase activity and higher plasma NO level in cows might play a role indystocia.

  • MakaleYalnız künye2012
    Assessment of health status management in women with gestational diabetes

    Aksoy Derya, Yeşim; Karadağ, Ezgi; Oltuluoğlu, Hatice

    Objective: The aim of the study is to assess the health management in women with gestational diyabetes mellitus. Method: Designed as descriptive and crosssectional, the study was performed in the pregnancy clinic of a university hospital between 1st January and 31st August 2010. All patients applying to the clinic during the study with gestational diyabetes via oral glucose tolerance testing (n=149) constituted the universe of the study. Not using insulin, pregnant were included in the study that participating in the educational program at least for two months between the weeks 24 and 38 during their pregnancies. Totally 120 individuals were recruited, 60 as insulin-diet-exercise health management program, and 60 in only diet-exercise health management program. Findings: The mean age of the women were 32,8&plusmn;5,1 and 47,5% were primary school graduates. Of the women, 80.8% were housewives. It was determined that the mean HbA1c (p=0,016) and postprandial blood glucose levels (p=0,034) of women in insulin-diet-exercise health management program were statistically and significantly lower and controlled than those in onlydiet-exercise health management program. The mean fasting blood glucose level was lower in those using insulin, but this score was statistically insignificant (p=0,131). The comparison of the two groups revealed that the rate of compliance with the diet (p=0,003) and exercise (p=0.269) programs prescribed was lower in those using insulin. Conclusion: Forming life style changes by involving women into health management programs effectively plays a key role in decreasing the negative effects of gestational diyabetes mellitus to the lowest levels for both the mothers and the newborns.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele