Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Evaluation of the Effect of Different Extraction Temperatures on the Synthesis of Silver Nanoparticles from Ocimum basilicum (Basil) Plant

    Aydogdu, Burcu; Unal, Ilkay

    The eco-friendly green synthesis of silver nanoparticles (AgNPs) using Ocimum basilicum (basil) extract at varying extraction temperatures (40°C, 60°C, 80°C, 100°C) was investigated to determine the optimal conditions for nanoparticle formation. Analysis methods such UV-Vis spectrophotometry, Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FTIR), X-ray Diffraction (XRD), and TransmissionElectron Microscopy (TEM) confirmed the crystalline, spherical nature of AgNPs and identified phytochemicals acting as capping and reducing agents. Notably, the extraction temperature was found to influence both the DPPH radical scavenging activity and the structural properties of AgNPs. According to TEM analysis results, it was observed that high extraction temperatures increased the nanoparticle formation efficiency but created a wide size distribution. The crystallite sizes, calculated using the Scherrer equation, for AgNPs synthesized at different extraction temperatures, were determined to be 12.45 nm, 18.77 nm, 17.76 nm, and 16.03 nm, respectively. The hydrodynamic sizes of the AgNPs were found to range between 158.1 and 333.7 nm. The study highlights the critical role of extraction temperature in the synthesis process, suggesting 40°C as the optimal temperature for achieving efficient and environmentally friendly synthesis of AgNPs with enhanced biological activities.

    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ4
    Erken Eosen yaşlı adakitik andezitler (Gümüşhane, KD Türkiye) içerisindeki mikrogranüler anklavların jeokimyasal karakteristikleri

    Çimen, Okay; Gücer, Mehmet Ali; Güner, Abdulkadir Murat

    Doğu Sakarya Zonu’ndaki (KD Türkiye) erken Senozoyik magmatizması, bölgesel tektonomagmatik gelişime dair önemli veriler sağlamaktadır. Bölgede, adakit veya adakitik intrüzif/ekstrüzif kayaçlar Geç Paleosen’den Pliyo-Kuvaterner döneme kadar yaygın olarak gözlenmektedir. Çalışma alanında, Erken Eosen adakitik andezitler, genellikle 10 km2’den küçük mostralar halinde gözlenmektedir. Adakitik bileşimli bu andezitler bol miktarda mikrogranüler anklav içermekte olup bu çalışmada petrografik/jeokimyasal özellikleri ve ana kayaç ile olan petrolojik ilişkileri irdelenmiştir. Ana kayaca kıyasla nispeten bazik bileşimli anklavlar, küreselden elipsoidala kadar değişen şekillerde ve birkaç cm ile 20 cm arasında değişen boyutlarda gözlenmektedir. Anklavlar mikrolitik yer yer porfirik dokulu olup başlıca plajiyoklas, hornblend, klinopiroksen, ortoklas ve opak minerallerden meydana gelmektedir. Gerek petrografik gerekse petrokimyasal özellikleri anklavların bazaltik andezit türünde olduğunu ve sub-alkalin bir magmadan türemiş olabileceğini göstermektedir. Ana ve iz element değişimleri, gelişimlerinde fraksiyonel kristallenmenin etkili olduğunu ve plajiyoklas, piroksen, hornblend, magnetit ve apatit ayrımlaşmasının büyük ölçüde rol oynadığını göstermiştir. Anklav ve ana kayaçların benzer iz element davranışları felsik ve mafik magmaların karışması esnasındaki etkileşim süreçlerini işaret edebilir. NTE dağılımları ise gelişimlerinde hornblend fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını, buna karşılık plajiyoklas ayrımlaşmasının etkili olmadığını işaret etmektedir. Petrokimyasal veriler, anklavların ana magmasının, kuzey Neotetis Okyanusu’nun tamamen kapanmasından hemen sonra; genleşmeli tektonik rejimin başlangıç aşamalarında, amfibol-eklojit fasiyesi koşullarında okyanusal bazaltların kısmi erimesi ile üretildiğini göstermektedir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Web of Science Veri Tabanında Yayımlanan Beden Eğitimi ve Oyunlaştırma İçerikli Araştırmaların Bibliyometrik Analizi

    Murathan, Talha; Öner, Burak

    Yenilikçi bir yaklaşım olarak oyunlaştırma, eğitim alanında popülaritesi gün geçtikçe artan bir öğrenmeöğretme metodolojisidir. Oyun öğelerinin oyun bağlamı dışındaki durumlarda kullanılması olarak tanımlanan oyunlaştırma, son yıllarda Türkiye’de de beden eğitimi ve spor derslerinde de aktif bir öğretim metodu olarak kullanılmaktadır. Oyunlaştırma yönteminin beden eğitimi öğretimine etkisini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen bilimsel çalışmaların sayısı da giderek artmaktadır. Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve oyunlaştırma üzerine yayımlanan bilimsel makalelerin bibliyometrik analiz yöntemiyle incelenmesidir. Bu amaçla, Web of Science veri tabanında, “physical education” ve “gamification” anahtar kelimeleri kullanılarak ulaşılan 89 bilimsel makaleden veri toplanmıştır. Çalışmaya yalnızca makale türünde belgeler dâhil edilmiş, tarama yapılırken herhangi bir dil ve tarih filtrelemesi uygulanmamıştır. Tüm çalışmalardan elde edilen verilerin analizi, VOSviewer (1.6.18 versiyon) yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, yayınların kronolojik seyri, öğelerin (yazar, belge, kurum, ülke) atıf ve doküman sayıları ile en sık kullanılan anahtar kelimeler ağ ve yoğunluk haritalarıyla görselleştirilmiştir. Sonuç olarak, beden eğitimi ve oyunlaştırma üzerine yayınlanan makalelerin sayısında yıldan yıla bir artış olduğu, bu yayınların büyük ölçüde eğitim, sosyal bilimler ve spor bilimleri alanlarında yapıldığı görülmüştür. Ayrıca alanda en üretken yazarın Fernadez-rio Javier, en üretken ülkenin ise İspanya olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Yapay zeka öz-yeterlilik ölçeğinin türkçe’ye uyarlanması: geçerlililik ve güvenirlik çalışması

    Uyan, Umut; Gültekın, Saıt Ugur

    Son dönemde geliştirilen ve geleneksel iş yapma pratiklerimize meydan okuyan yapay zeka (YZ) teknolojileri, otonom araçlardan tıbbi teşhise kadar birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır. Bahsedilen teknolojiler hızlı ve bağlama uyarlanabilir çıktılar sunabilmesi bakımından kullanıcılarına etkinliklerini arttırmayı vadetmektedir. Diğer taraftan insan-benzeri etkileşim deneyimi sunabilen bu teknolojiler makine-insan ilişkisini benzersiz bir boyuta taşımaktadır. Ancak bahsedilen teknolojilerin bireysel düzeyde benimsenmesi ve kullanımına yönelik bilimsel çabaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda Wang ve Chuang (2023) dört boyuttan oluşan yapay zeka öz yeterlilik (YZÖY) ölçeğini oluşturmuşlardır. Mevcut çalışmanın amacı yabancı dilde oluşturulan ve yazında öncü nitelikte olan bu ölçüm aracının Türkçeye uyarlanmasıdır. Uyarlama çalışması için Munzur Üniversitesinde görev yapan 156 akademik ve idari personelden online anketler vasıtasıyla veri toplanmıştır. Keşifsel ve doğrulayıcı analizlerin sonucunda elde edilen bulgular orijinal ölçeğin Türkçe formunun geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir. Kültürel doğrulaması yapılan ölçüm aracının ileride bu alanda gerçekleştirilecek Türkçe çalışmalara katkı sunması beklenmektedir.

    AtıfOpenAlex13TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Tokadî-zâde Şekîb’in Neşîde-i Vicdân’ındaki Manzum Metinler

    Demirbağ, Abdulsamet

    Tokadî-zâde Şekîb, XX. yüzyıl klasik Türk edebiyatı geleneğini devam ettiren şahsiyetlerden biridir. Birçok eser kaleme alan Şekîb’in bu eserlerinden biri de manzum ve mensur metinler içeren Neşîde-i Vicdân’dır. Neşîde-i Vicdân’ın manzum kısmında gazel, kaside, mesnevi, terkib-bend, kıta ve murabba nazım şekilleri ile yazılmış şiirler yer almaktadır. Şair, eserine bir kaside ile başlamış, bir kıta ile eserini sonlandırmıştır. Hz. Muhammed’e ve Ehl-i beyt’e dair derin bir muhabbetin gözlemlendiği şiirlerin bir kısmını dinî ve tasavvufi bağlamda değerlendirmek mümkündür. Özellikle naatlarda ve mersiyelerde bu hususun öne çıktığı, akıcı ve coşkun bir ruh hâlinin dikkat çektiği görülür. Aruz kusurlarına pek rastlanmayan şiirlerde Arapça ve özellikle Farsça terkipler yoğun olarak kullanılmıştır. Ayrıca manzumelerde mürdef kafiye fazlaca kullanılmıştır. Bu çalışmada hacminden dolayı mensur metinler kapsam dışında tutulmuş, sadece manzum metinler üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede önce şairin hayatı hakkında kısa bir bilgi verilmiş, sonra manzumelerin çeviri yazısı yapılarak manzumelerin yapı ve anlam özelliklerine yer verilmiştir. Çalışmanın sonuna ise eserin manzum bölümlerinin orijinal metni eklenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Harç atığı ikameli mikro betonlarda sertleşmiş hal ve mikroyapı değerlendirilmesi

    Akgül, Melek; Hansu, Osman

    İnşaat yıkıntı atığının sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm süreçlerine dahil edilme çalışmaları özellikle yıkım gücü büyük depremler ve kentsel dönüşüm stratejileri sonrası hız kazanmıştır. Bu deneysel çalışmada, İnşaat Harç Atığı (HA)’nın CEM-I 42,5R çimentoya hacimce değişken oranlarda ikame edilmesi ile tasarlanan Mikro Beton (MB)’ların fiziksel, mekanik, durabilite ve mikroyapı özellikleri incelenmiştir. HA çimentoya hacimce %0, %5, 10, 15, 20, 25, 30 oranlarında ikame edilmiştir. Referans setinde kullanılan bağlayıcı miktarı 830 kg/m3’tür. Tüm MB karışımlarında su ve Silis Dumanı (SD) miktarı sabittir ve sırasıyla 400 kg/m3 ve 150 kg/m3 olarak tasarımda kullanılmıştır. 20 ± 2 °C sıcaklıkta kirece doygun su kürü 7 ve 28 gün olmak üzere iki farklı periyotta uygulanmıştır. Ayrıca birer takım numune 28 gün su kürü sonrası 56. ve 90. güne kadar laboratuvar ortamında bekletilmiştir. İlgili deney günlerinde sertleşmiş numuneler ile bir dizi fiziksel, mekanik ve durabilite deneyleri gerçekleştirilmiştir. Mikroyapı analizi değerlendirmeleri 28 günlük su kürü sonrası %0, %15 ve %30 HA ikameli numuneler ve karışımda kullanılan HA’nın X-ışını Difraktometresi (XRD) verilerden sağlanmıştır. Tüm veriler karşılaştırmalı grafikler ile sunulmuştur. Sonuç olarak, %10 HA’nın ikame edildiği 7 ve 28 günlük numunelerde mekanik özellikleri iyileşmesine rağmen, bu oran dahil tüm ikame oranlarında ve sonraki yaşlarda mukavemet kayıpları gözlenmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Moss Flora of Fırat University Central Campus (Elazığ-Türkiye)

    Alataş, Mevlüt; Şahin, Harun; Çambay, Zafer

    In this study, the moss flora of Fırat University Central Campus was investigated. As a result of the identification of moss specimens collected from syudy area in different vegetation periods of 2021 and 2023, total of 37 taxa belonging to 8 families and 19 genera were determined. From these taxa, 11 for Elazıg province and 6 for B9 grid square according to the grid-square system of Henderson (1961) are new records. The rich families in terms of number of taxa are Pottiaceae (17), Bryaceae (6) and Orthotrichaceae (5). In addition, the most taxa within the floristic list are xerophyt, photophyt and subneutrophyt.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Antioxidant Activity and Some Chemical Composition of Polytrichum piliferum Hedw. Extracts

    Alataş, Mevlüt; Sahilli, Yeliz Cakir

    In this study, antioxidant, fatty acid, mineral analysis and some chemical properties of Polytrichum piliferum, a species of moss, were investigated. As a result of the research, it was determined that P. piliferum extract had a moderate effect in terms of antioxidant properties and total phenolic content. Regarding fatty acid compositions, oleic and palmitic acids were found to be high. As a result of mineral analysis, it was found that it could accumulate high levels of aluminum (Al), iron (Fe), calcium (Ca) and potassium (K).

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Traditional and Local Data Usage in Boutique Hotels; Kerme Ottoman Konak

    Güngör, Gizem Nur; Ceylan, Ebru Nalan

    Boutique hotels furnished stylish are one of the types of accommodation facilities. Quality design and architectural features are the basic values that boutique hotels should provide. In today's architecture, steps need to be taken to keep traditional and local architecture alive. In some cases, it is thought that being inspired by traditional and local architecture as a concept in boutique hotel design, will contribute to the preservation of cultural heritage, beyond imitation and copying. Design processes based on data consisting of both natural and cultural elements have a high potential to ensure the protection and sustainability of cultural heritage. In this context, the use of traditional and local data in boutique hotels is examined through the example of Kerme Ottoman Konak in Muğla Akyaka. The hotel was designed as a museum, equipped with Seljuk, Ottoman and local architectural elements, in order to promote the traditional architectural design culture on a global scale and in compliance with the design parameters added to the zoning rules as a result of Nail Çakırhan houses receiving award for successfully interpreting the traditional. In the study, a case study was conducted. The data was obtained through on-site investigations and from the hotel's website. Spatial design was analyzed within the framework of Ching's concepts of "architecture, form, space and order". The design principles, which include the blending of tradition, locality and modernity in relation to Nail Çakırhan's architecture, are schematized and presented. According to the findings, it has been determined that the hotel is a boutique hotel that can be shown as an example in terms of sustainability in the protection and preservation of cultural heritage with its architectural shaping, interior design, material and furnishing usage, which includes elements from Seljuk, Ottoman and local cultures.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleYalnız künye2024
    The Effect Of Genital Hygiene Training Provided To Women With A History Of Vulvovaginal Candidiasis On Genital Hygiene Behaviors And Self-Care Agency

    Ucar, Tuba; Baransel, Esra Sabancı; Sibel, Akgül Kartal

    Objective: The objective of the study was to determine the impact of genital hygiene training on genital hygiene practices and self-care agency levels in women with a history of vulvovaginal candidiasis who lived in rural locations. Methods: The participants of this randomized controlled study were women who had a history of vulvovaginal candidiasis during the previous year and were registered with family health centers in two rural communities in eastern Türkiye. There were 114 women in the sample, including 57 in the intervention group and 57 in the control group. Training on genital hygiene behaviors was given to the women in the intervention group. Results: Before the intervention, there was no significant difference in terms of self-care agency levels and genital hygiene behaviors between the women in the intervention group and the control group (p>0.05). After the first month following the training, the self-care agency levels of the participants in the intervention group increased significantly compared to the control group (94.71±8.08, 83.84±9.52, respectively;). Additionally, the appropriate genital hygiene behaviors mean score of the participants in the intervention group was significantly higher than those in the control group (141.36±15.88, 132.29±20.15, respectively;) (p<0.05). Conclusions: The results of this study showed that genital hygiene behavior training can be a useful strategy for promoting genital hygiene behaviors and self-care agency among women of reproductive age with a history of vulvovaginal candidiasis who live in remote locations.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    İklim Krizinin Medyada Ele Alınışı: Akademik Eğilimlerin ve Çalışmaların Bibliyografik Analizi

    Kenes, Hatice

    Bu çalışma, 2000-2023 yılları arasındaki 23 yıllık süreçte Türkiye’de iklim değişikliğine dair medyada yer alan haberleri ve söylemleri ele alan akademik çalışmaları analiz etmektedir. İklim krizi, günümüzde en büyük çevresel tehditlerden biri olarak kabul edilmekte olup, Türkiye de bu etkileri derinden hissetmektedir. Bu bağlamda medya, farkındalık yaratma ve bilgilendirme konusunda kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle de medyanın kitleselliği ve kitlelere ulaşma hızı göz önüne alındığında iklim değişikliğinin farklı sonuçları ile medyada yer alıp almadığı, nasıl ve ne kadar yer aldığı kamuoyunun bilinçlenmesinde, kamusal baskı oluşmasında, konunun politik mecralarda tartışılmasında etkilidir. Aynı şekilde iklim değişikliğinin toplum, çevre, nüfus, ekonomi ve benzerine etkilerinin bilimsel olarak tartışılması, akademik kamuoyunda paylaşılması da, politika yapıcıların, sivil toplum örgütlerinin konuya dikkatlerinin akademik düzeyde çekilmesinde önemlidir. Bu çalışmanın amacı iklim değişikliğinin yarattığı sonuçların medyada yer alma biçimlerini sorunsallaştıran akademik metinleri analiz etmektir. Böylelikle iklim değişikliğinin medyada (televizyon, online/basılı gazeteler, sosyal medya, kitaplar, reklamlar, filmler, diziler vb.) nasıl ele alındığını sorunsallaştıran bilimsel çalışmalar bibliyografik olarak analiz edilerek iletişim çalışmaları alanındaki akademik ilginin haritası çıkarılacak ve saptamalarda bulunulacaktır.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex9TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Application of Deep Learning for Voice Command Classification in Turkish Language

    Çelik, Yusuf

    In this study, a deep learning model was developed for the recognition and classification of voice commands using the Turkish Speech Command Dataset. The division of training, validation, and test sets was carried out on an individual basis. This approach aims to prevent the model from memorizing and to enhance its generalization capability. The model was trained using Mel-Frequency Cepstral Coefficients (MFCC) features extracted from voice files, and its classification performance was evaluated in detail. The findings indicate that the model successfully classifies voice commands with a high accuracy rate, achieving an overall accuracy of 92.3% on the test set, highlighting the potential of deep learning approaches in voice recognition technologies

    AtıfOpenAlex6
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Yeniden Üretilen Sinizm: Türkiye’de Merkez-Çevre Anlatısı ve Emin Alper’in Kurak Günler Filminin Kritiği

    Palanci, Cihan

    Öz: Şerif Mardin’in kuramsallaştırdığı merkez-çevre ilişkisi Türkiye’de siyasal ve akademik alanda uzun bir zamandır tartışılmaktadır. Bu tartışma düzlemi sadece teorik düzeyde gerçekleşmeyip sanat gibi birçok disiplin için projeksiyon olma durumundadır. Bu sanat yapıtlarının en önemlileri, özellikle 2000’li yıllarda başlayan ve politik taşra sineması olarak adlandırılan yapıtlardır. Bu yapıtlarda taşra genel olarak geriliğin, değişmemenin, politik statükonun mekanları olarak resmedilmiş ve bu çerçeveden işlenmiştir. Buna karşın Cumhuriyetten bu yana işlenen bu temanın hiç değişmeden günümüze kadar gelebilmesi oldukça ilginç bir durum oluşturmaktadır. Bunun birçok nedeni mevcuttur. Çalışmada bu temayı besleyen merkez-çevre paradigmasının oluşturduğu tartışma evrenine içkin analizler ve eleştiriler yapılmıştır. Bu analiz ve eleştiriler merkez ya da çevreyi idealize etmeden yürütülmüştür. Türkiye’de yaşanan sert politik süreçler ve kutuplaşmaların katkısı ve tarihsel olarak yanlış ya da eksik üretilen teorik gelenek, merkez-çevre kuramının nesnelliğini aşındırmış ve karşılıklı bir delüzyon yaratmıştır. Makale bu eksende Emin Alper’in Kurak Günler filmini ele alıp, yukarıda anlatılanların projeksiyonuyla değerlendirmiştir. Ayrıca dönemin yarattığı öznelliklerin ve sinema sanatına içkin finansal dinamiklerin bu yönetmenlerin taşrayla ilgili sanatsal tavırlarına nasıl etki ettiği tartışılmıştır. Taşranın bahsedilen yönetmenlerin bakış açısında ifade bulan, sözde donukluğu, ilişkisizliği ve bağlamsızlığı da değişen dünya perspektifinden eleştirilmiştir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Examining number sense skills of kindergarten children

    Tertemiz, Neşe Işık; Palabiyik, Ersin

    The aim of this study is to determine the number sense skills of preschool (Kindergarten) children. In the study, survey design, one of the quantitative research methods, was used. The study group consists of a total of 114 children attending all the kindergartens (5 kindergartens) in the city center of Tunceli in the 2020-2021 school year. The data collection tool used in the study is the "Preschool Number Sense Test" developed by the researchers. In the analysis of the data, the correct answers obtained by using number sense skills, the correct answers obtained by using rule and operation-based methods, the false answers obtained by using number sense skills, the false answers obtained by using rule-operation-based methods and the questions left unanswered were considered. As a result of the analysis made, it was determined that preschool students used rule- and operation-based methods more in problem-solving when dealing with questions, and it was seen that they used number-sense-based methods less frequently.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Afrika Kıtası Serbest Ticaret Alanı: Türkiye Açısından Dış Ticarette Potansiyel Barındırıyor Mu?

    Ates, Erdem

    Afrika Kıtası Serbest Ticaret Alanı (AFCFTA) 2018 yılında kurulmuş, günümüzde 55 üyesi olan ve neredeyse tüm Afrika ülkelerini kapsayan bir serbest ticaret anlaşmasıdır. AFCFTA, dünyanın en fazla üyesi olan serbest ticaret bölgesidir. Anlaşmanın amacı; Afrika kıtasında tek bir ticaret alanı oluşturarak ticaret yoluyla kıtanın ekonomik potansiyelinin tam olarak ortaya çıkartılmasıdır. Cumhuriyet döneminde bölgenin sömürgeleştirilmiş olması ve sonrasında Soğuk Savaş konjonktürü nedeniyle Türkiye ile Afrika ülkelerinin diplomatik ve ticareti bağları zayıf kalmıştır. Türkiye’nin Afrika kıtasına yaklaşımı 1998 yılında kabul edilen “Afrika Eylem Planı” ile değişmiş ve hem diplomatik hem de ticari ilişkiler artmaya başlamıştır. Türkiye 2005 yılında Afrika Birliği’nde gözlemci, 2008 yılında ise stratejik ortak unvanı almıştır. Bunun bir yansıması olarak, günümüzde Türkiye ile Afrika ülkelerinin ticari bağları hızla artmaktadır. Çalışmanın amacı; Orta Vadeli Program (2023-2025) ve 2023 Türkiye İhracat Stratejisi ve Eylem Planlarında özel vurgu yapılmış olan Afrika kıtasında yürürlüğe girmiş olan AFCFTA ile Türkiye’nin ticari bağlarını incelemektir. Çalışmada 2014-2023 dönemi Türkiye ile AFCFTA ülkelerinin ticari ilişkileri ihracat, ithalat ve doğrudan yabancı yatırım verileriyle yıllık olarak incelenmiş ve Ticarette İki Yanlı (Bilateral) Yoğunlaşma ve İhracat ve İthalatta Sektörel İki Yanlı (Bilateral) Ticaret Yoğunlaşma Endeksleri kullanılmıştır. Sonuç olarak, anlaşma ülkeleri ile Türkiye’nin ticari bağlarının kuvvetlenmesi, Türkiye’nin dış ticarette ülke çeşitlendirmesi yapmasına ve enerji, hammadde ve gıda güvenliğini artırmasına yardım edeceği sonucuna varılmıştır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Modeling changes in the quality attributes of couscous cooked with ohmic heating

    Sabanci, Serdal; Işık, Erdem; Goksu, Ali; Omaç, Basrı

    Kinetic studies on the quality alters of couscous are crucial to the suitable design of ohmic heating treatment. Hence, it was targeted to build mathematical models to forecast the changes in quality attributes of couscous cooked using ohmic heating (OH) in the present study. In addition, the average power and total energy for cooking couscous with OH at a voltage gradient of 17 V/cm were determined. Three dissimilar kinetic models—zero, first, and second—were fitted to the data. Our findings showed that, for the ohmic heating system, as cooking time increased, energy consumption increased while heating system efficacy declined. The best model to reflect the changes in color parameters was the second-order model, while the zero-order model best fit the experimental data observed for the cooking loss, moisture content, and weight increase (%). For all TPA parameters, however, neither model yielded the greatest fit.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Yüzeysel Bir Radikallik Bağlamı Olarak Woke Hareketi

    Palanci, Cihan

    Kimlik siyasetinin 1960’lar ile politik alanın en önemli tartışma nesnelerinden biri olması ve bu tartışmaların muhalif habitusu ikiye bölmesi gözlemlenebilir bir olgudur. Bununla birlikte özellikle 2010’larla başlayan, sosyal medyanın aracılığıyla hızlanan ve yaygınlaşan başka bir tür muhalefet biçiminin yeni kamusal alanlarda kendini gösterdiğini gözlemliyoruz. Woke (Uyanış) aktivizmi olarak adlandırılan bu hareket bir tür hiper-kimlik siyaseti ile ciddi destekçiler bulurken öte taraftan özellikle kullandıkları yöntemlerle ilgili olarak sert bir biçimde eleştiriliyorlar. Woke taraftarları, toplumsal cinsiyet normları, etnik aidiyet, göç ve çevre gibi sorunlar hakkında son derece duyarlıyken bu duyarlılığın dile getiriliş pratikleri öteki politik gruplar tarafından sorunsallaştırılmaktadır. Bu hiper-kimlik hareketinin üyeleri, özellikle sosyal medya kullanıcılarının kamuya açık olarak ifade ettikleri görüşleri hem içerik hem de seçilen sözcükler bağlamında sürekli eleştirmekte ve Woke filtresine takılanlar için yine sosyal medyada yoğun bir eleştiri fırtınası başlatmaktadırlar. Son kertede literatüre “iptal etmek” olarak geçen bu süreç, fail için geri dönülmez bir aşamaya geçebilmekte ve tüm yaşamını etkileyebilmektedir. Bu bağlamda biz çalışmamızda Woke aktivizminin belirli bir çerçevesini oluşturmaya çalışacağız. Bu çerçeve, Woke’un kavramsal olarak konumlandığı yerin tarihsel dinamikleri ve özellikle kavrama yönelik eleştirilerle oluşturulacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Zeytinyağı oleojelinin şortening ikame maddesi olarak kullanılmasının kekin kalite özellikleri üzerine etkisinin belirlenmesi

    Eroğlu, Zeynep; Orhan, Necla Özdemir

    Bu çalışmanın amacı, zeytinyağı oleojelinin kek üretiminde katı yağ (şortening) ikamesi olarak kullanım potansiyelini araştırmaktır. Bu amaçla, kek formülasyonundaki şortening miktarı % 25 (% 25 Oleojel-kek) ve % 50 (% 50 Oleojel-kek) oranlarında oleojel ile ikame edilmiştir. Kontrol örneğinde (Kontrol-kek) ise yağ olarak sadece şortening kullanılmıştır. Kontrol-kek, % 25 Oleojel-kek ve % 50 Oleojel-kek hamurlarının özgül ağırlıkları, sırasıyla, 0.90 ±0.00, 0.98 ±0.00 ve 1.06 ±0.01’dir. Kek hamurlarının tamamı kaymayla azalan akış özelliği (n < 1, psödoplastik) sergilemiş ve Herschel-Bulkley modeline uygunluk göstermiştir (R2, 0.9975-0.9950). Oleojel içeren kek hamurlarının görünür viskozite değerleri Kontrol-kek örneğine göre daha düşüktür (p < 0.05). Kek hamurlarının G′ değerleri, G′′ değerlerinden daha yüksektir ve bu durum örneklerin katı benzeri yapı sergilediğine işaret etmektedir. En yüksek sertlik değeri Kontrol-kek örneğine (403.92 ±14.84 g) ait iken en düşük sertlik değeri % 50 Oleojel-kek örneğine (303.11 ±12.10 g) aittir (p < 0.05). Formülasyona ilave edilen oleojel miktarı arttıkça keklerin elastikiyeti artmıştır (p < 0.05). Duyusal analiz parametreleri açısından örnekler arasındaki farklılıklar, istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur (p > 0.05). Elde edilen sonuçlar, kek yapımında şortening yerine oleojel kullanımının umut vadeden bir geleceğinin olduğunu göstermektedir.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Effect of Synthetic Wastewater on Antioxidant Defence System in Dreissena polymorpha

    Serdar, Osman; Erguven, Gokhan Onder; Yildirim, Nuran Cikcikoglu; Korkmaz, Volkan; Erguven, Gozde

    The effects of the synthetic wastewater on antioxidant defence system in Dreissena polymorpha was evaluated. For this purpose, SOD, CAT, GPX activities and TBARS and GSH levels in tissues were determined by using commercial kits. The activities of SOD and CAT were in sythtetic group were determined lower than the control group in D. polymorpha during 24 and 96 h (p<0.05). After exposure of the cells of D. polymorpha samples to synthetic wastewater, depletion in GSH levels and subsequent increase in TBARS levels were observed, reflecting their unstable state. According to the data obtained from the study, It can be inferred that the biomarkers being domestic monitored are beneficial and effective in evaluating the biochemical mechanisms of wastewater as early warning indicators.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Effect of Dietary Zinc on the Antioxidant Parameters of Juvenile Common Carp (Cyprinus carpio)

    Aksu, Önder; Harlıoğ, Muzaffer Mustafa; Mustafa, Shokri; Batool, Zahra

    Zinc (Zn) is an essential micro mineral needed for the proper growth and immune function of fish. This investigation was designed to examine the antioxidant role of a fortified diet with different Zn levels in the muscle and liver tissues of carp fry. A four-iso-nitrogen (35% crude protein) practical diet was produced that included graded levels of dietary zinc sulphate as a nutritional zinc resource in the fundamental diet supplemented with increased zinc levels (T1, control, 85 mg Zn kg-1, T2 105 mg Zn kg-1, T3, 125 mg Zn kg-1 and T4, 145 mg Zn kg-1). Even though the SOD and CAT analysis results did not show a linear increase in the increasing Zn ratio in the diets, higher values were obtained compared to the control groups. SOD highest values in T3 for the liver (0.713 ± 0.220 U/ml) and T1 for muscle (0.751 ± 0.144 U/ml), CAT values were highest in T2 for the liver (0.849 ± 0.115 nmol/dk/m) and T2 for muscle (1.059 ± 0.148 nmol/dk/m) was obtained. MDA values were completely higher for the muscle than for the control group, and for the liver, a lower value was obtained in the T2 trial group than in the control group (1.671 ± 0.230 µM). The results of the study showed that Zn contributed significantly to the nutrition of carp fish. It can be concluded that the findings of SOD and CAT analysis endorse the positive contributions of using 105 mg Zn in the diets to promote the antioxidant defense of juvenile carp fish.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam