Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Güler, Ömer(15)
- Utku, Anıl(11)
- Tekin, H.O.(10)
- Zengin, Gokhan(10)
- ALMisned, Ghada(8)
- Güler, Seval Hale(8)
- Serdar, Osman(8)
- Artuğer, Fırat(7)
- Gul, Muhammet(7)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(7)
- Unal, Ilkay(7)
- Alataş, Mevlüt(6)
- Aydogdu, Burcu(6)
- Demirbağ, Abdulsamet(6)
- Guler, Omer(6)
- Karaduman, Oktay(6)
- Taşgın, Yahya(6)
- Yucesan, Melih(6)
- Şentürk, Gamze(6)
- Akkurt, Nevzat(5)
- Demirelli, Kadir(5)
- Kavaz, E.(5)
- Kök, Mediha(5)
- Mahmat, Aybars(5)
- Uba, Abdullahi Ibrahim(5)
- Özkul, İskender(5)
- Alkarrani, Hessa(4)
- Barım, Esra(4)
- Batan, Nevzat(4)
- Canbay, Canan Aksu(4)
- Danabas, Durali(4)
- Doğan, Gürkan(4)
- Ergen, Burhan(4)
- Eriani, Kartini(4)
- Fadli, Nur(4)
- Guler, Seval Hale(4)
- Ince, Muharrem(4)
- Kanca, M. Sait(4)
- Kanca, Muhammed Sait(4)
- Karakose, Mehmet(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Üniversite öğrencilerinin siber güvenlik farkındalıklarının belirlenmesi
Fatma Çakan
Günümüzde internetin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğu kabulünden hareketle gençlere bilinçli internet öğretmek gerekmektedir. Özellikle son dönemde gençlerin daha fazla bir şekilde siber suç mağduru oldukları gözlenmektedir. Hayatın her alanında internetin getirdiği olumlu gelişmelerden faydalanırken bir yandan da pek çok olumsuz eylem ve davranışlara da maruz kalmak söz konusudur. Her ne kadar siber güvenliği sağlamak için kişiler ve kurumlar teknik önlemler alıyor olsa da son kullanıcıdan kaynaklanan bilgisizlik ve ihmal siber güvenlik açıklarına yol açmakta ve siber suçları teşvik etmektedir. Her geçen gün farklı ve çok sayıda siber suç türleri geliştirilmektedir. Bu tür siber suçlardan korunmanın kullanıcıya düşen sorumluluğu; siber güvenliğin ne olduğunu ve siber güvenliğin nasıl sağlanacağını iyi bilmektir. Bu noktadan hareketle, en fazla siber suç mağduru olan gençlerin siber güvenlik farkındalık düzeylerini belirlemeyi, araştırma bulguları doğrultusunda yasa yapıcılara, ebeveynlere, eğitimcilere ve nihayetinde gençlere birtakım öneriler geliştirmeyi amaçlayan bu nicel araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapılanmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesinde tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda üniversite öğrencilerine, demografik ve siber güvenlik farkındalığına yönelik sorular olmak üzere toplam 33 ifade yöneltilmiştir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin siber güvenlik farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca siber güvenlik farkındalık düzeylerinde demografik değişkenlere göre (cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf) anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Gençlerin erken yaşlardan itibaren internet erişimine sahip olması nedeniyle, ebeveynlerin veya çocukların siber suçlar ve siber zorbalık gibi potansiyel risklerin farkında olması ve bilinçlendirilmesi önemlidir. Bu nedenle, çocukluktan başlayarak gençleri siber güvenlik farkındalığı kazandırmak gerekmektedir. Bu bağlamda ilkokuldan itibaren müfredatlara siber güvenlik dersi konulabilir ve siber suçlar hakkında toplumun farklı kesimlerine eğitimler, seminerler, verilebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Spor yöneticisi adaylarının uzaktan eğitime yönelik tutumlarının, dijital okur yazarlık düzeyine etkisinin incelenmesi
Halil Tüfekci
Çalışmanın amacı; spor yöneticiliği bölümünde okuyan, spor yöneticisi adaylarının uzaktan eğitime yönelik tutumlarının, dijital okuryazarlık düzeyine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, nicel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modelinde tasarlanan bu araştırmada çalışmanın evrenini Türkiye'de Spor Bilimleri fakültelerinin ya da Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarının Spor Yöneticiliği bölümünde okuyan öğrencileri oluştururken, Örneklemini ise Power analizi ve ölçüt örnekleme türüne göre İnönü Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Spor Yöneticiliği bölümünde okuyan 134 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin analizi için SPSS 25 Windows Paket Program kullanılmıştır. İstatistiksel analizler öncesinde normallik testleri yapılmış olup, verilerin normal dağıldığı analizler sonucunda belirlenmiştir. Normal dağılım gösterdiği için istatistiklerde parametrik testler uygulanmıştır. Veriler normal dağılıma uygun olduğu için parametrik testlerden Bağımsız T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Anova testleri kullanılmıştır. Ayrıca korelasyon testi için Pearson moment doğrusal testi kullanılmıştır. Sonuç olarak; spor yöneticisi adaylarının uzaktan eğitime yönelik tutumları ve dijital okuryazarlıkları arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda; spor yöneticisi adaylarının uzaktan eğitime yönelik tutum düzeylerinin farklı değişkenler arasında anlamlı fark olup olmadığı incelenmiş olup; cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu; diğer değişkenler arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Yumuşak katlı betonarme binaların sismik kırılganlıklarının incelenmesi
Şeyhmus Tektaş
Türkiye'de son yıllarda yaşanan yıkıcı depremler depreme dayanıklı yapı tasarımının önemini ortaya koymaktadır. Bundan dolayı mevcut bir binanın gelecekte karşılaşabileceği depremi istenen performans seviyesinde karşılayabilmesi önemli bir konudur. Türkiye'nin mevcut betonarme yapı stoku dikkate alındığında özellikle yumuşak kat düzensizliği bulunan yapıların depremlerde ağır hasar gördüğü belirlenmiştir. Bu nedenle betonarme binalardaki düzensizlikleri dikkate almak büyük önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasıyla, yumuşak kat düzensizliğine sahip betonarme binaların olası depremlerde hasar görme olasılıklarının kırılganlık eğrileriyle değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda SeismoStruct yapısal analiz programı kullanılarak kat planı mevcutta bulunan zemin katı 4.5 m ve normal katları 3 m olan 4 katlı tipik bir betonarme bina düzenli ve yumuşak katlı olarak modellenmiştir. Modellenen binaların doğrusal olmayan artımsal dinamik ve statik itme analizleri yapılmıştır. Artımsal dinamik analizler için 11 adet deprem kaydı kullanılmıştır. Doğrusal olmayan davranışı modellemek için yapısal elemanların uçlarında toplanmış plastik mafsal kabulü yapılmıştır. Artımsal dinamik analizler sonucunda düzenli ve yumuşak katlı binalar için en büyük tepkiler, göreli kat ötelemeleri ve kırılganlık eğrileri elde edilmiştir. Statik itme analizleri sonucunda düzenli ve yumuşak katlı binaların kapasite eğrileri oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda yumuşak katlı binanın göreli kat ötelemelerinin düzenli binaya kıyasla aşırı derecede arttığı, taban kesme kuvveti taşıma kapasitelerinin azaldığı ve hasar görme olasılıklarının arttığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Beden eğitimi öğretmenlerinin yalnızlıklarının sosyal medya ve spor bağımlılığı üzerine etkisinin incelenmesi
Serdar Ay
Bu çalışmada amaç; Beden eğitimi öğretmenlerinin yanlızlarını sosyal medya ve spor bağımlılığın etkisini incelemek. Sosyal bir varlık olan insanlar, başka insanlarla duygu ve düşüncelerini paylaşmak ve onlarla iletişim kurma ihtiyacı duyarlar. Tüm insanların iletişim becerileri benzer düzeyde olmayışı iletişim kurmaktaki en önemli engellerden biridir. Bu iletişimi kullanmakta zorlanan bireyler toplumda dışlanabilirler ve yalnızlığa itilirler. Bu sorun statü ve meslekten bağımsız bir olgudur. Pek çok meslek grubunda görülebilecek bir sorun olarak önümüze çıkmaktadır. Bireyin yalnızlaşması, kendini ifade edecek yeni iletişim kanallarına yöneltir. Günümüzde bu iletişim kanallarından en popüleri internet ve sosyal medya platformlarıdır. Bu alanda yapılan çalışmalar incelendiğinde genel olarak yalnızlık, sosyal medya kullanımını artırırken, sosyal medya kullanımı, bağımlılığa, sosyal yalnızlığı ve sosyal bir izolasyon dönüşmektedir. Bu kısır döngü içindeki spor ve egzersiz yapma durumlarının yalnızlığı azaltıcı etkisi olacağı düşüncesi çalışmanın önemi göstermektedir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmaktadır. Araştırmanın evreni, 2021-2022 yılı Bahar Döneminde Elazığ ilinde milli eğitim müdürlüğüne bağlı okullarda öğretmen olarak görev yapan 201 öğretmene ulaşılarak araştırmaya dahil edilmiştir. Bu çalışmanın verilerini toplama sürecinde, "Gönüllü Katılımcı Formu" ile birlikte "Yalnızlık ölçeği" (UCLA yalnızlık envanteri) "Sosyal Medya Bağımlılığı" (SMBÖ) ve "Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği" (EBÖ) kullanılacaktır. Verilerin Analizi Bu araştırmada kullanılan ölçme araçları ile elde edilen verilerin analizi, SPSS 24 programı kullanılarak yapılcaktır. Öğretmenlerin sosyal medya bağımlığı orta düzeyde olduğunu belirlenmiştir. Kadınların SMB daha yüksek bulunmuştur. 30-39 yaş grubu, aile evi ve tek başına yaşayan öğretmenlerin, evli ve ilişkisi olmayan öğretmenlerin Sosyal medya bağımlılığı daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sosyal medya kullanım sıklığı ile SMB arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki vardır. Egzersiz yapma sıklığı artıkça sosyal medya bağımlığı azalmaktadır. Öğretmenlerin Egzersiz bağımlığı riski grup düzeyde olduğunu belirlenmiştir. Erkeklerin EBÖ daha yüksek bulunmuştur. 22-29 ve 30-39 yaş grubu, ilişkisi orta ve yüksek gelir düzeyi olan, öğretmenlerin Egzersiz bağımlılığı daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sosyal medya kullanım sıklığı ile EBÖ arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki vardır. Egzersiz yapma sıklığı artıkça sosyal medya bağımlığı azalmaktadır. Yalnızlıkla baş etmede bir diğer faktör ise spor ve egzersizdir. Egzersiz yapma sıklığı artıkça egzersiz bağımlığına neden olmaktadır. Egzersiz bağımlığının en önemli nedeni vücudunu beğenmeme ve pek çok nedenden dolayı toplumdan dışlandığı hissidir. Mevcut araştırmaların sonuçlarında, egzersiz bağımlılığı yaş, egzersiz süresi, egzersize başlama nedenleri ve fiziki görünümden memnuniyet gibi pek çok faktör belirlenmiştir. Yapılan çalışma sonuçlarına göre yalnızlık düzeyi, internet bağımlığı ve egzersiz bağımlığı arasında pozitif yönde bir ilişki ortaya çıkmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Elazığ deri ürünleri fabrikasında çalışan işçilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin tespit edilmesine yönelik bir araştırma
Gül İnci Demirbağ
Günümüzde finansal okuryazarlığın önemi giderek artıyor. Her geçen günde önemi artan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. En sıradan işlemlerin dahi üzerinde finansal okuryazarlığın etkisi olmakta, günümüz kararlarında ve geleceğimiz hususunda etkisi bulunmaktadır. Özellikle parayla ilgili alanlarda, bireylerin bilgili olup olmadığına bakılmaksızın, farklı bütçe veya finansal uygulamaların açıklığa kavuşturulmasına önemli ölçüde yardımcı olmaktadır. Parasal kaynaklarının karar verme süreçleri, parayla ilgili önemli noktaların anlaşılmasına ilişkin bütçe eğitimleri tarafından derinden şekillendirilmektedir. Finansal bilgi, finansal operasyon deneyimi, finansal kavramlar hakkında iletişim kurabilme yeteneği, farklı finansal kavram ve araçları kullanma becerisi, yeterli finansal kararlar alabilme yeteneği, finansal araçların kullanımına yönelik tutum, insanların gerçekleştirilen finansal işlemlere olan güveni ve gerçek finansal davranışlar gibi hayatın her anında karşılaşabileceğimiz durumlardaki tutum ve eylemlerimi belirleyen bir önemli bir okuryazarlık türüdür. Bu araştırmanın amacı Elazığ ilinde faaliyet gösteren deri imalat sanayide faaliyet gösteren işletmelerin personellerinin kullanmış oldukları banka deneyimleri, çıkarak finansal okuryazarlık ve mali tablo okuryazarlıkları hakkında bilgiler edinmektir. Bu kapsamda personellerin var olan bilgilerinin korunması, güncel tutulabilmesi, eksiklerin tespiti ve bu eksiklerin giderilmesi için tedbirlerin alınmasına katkı sağlamaktır. Çalışanların bu konuda farkındalık oluşturmak hedeflenmiş, finansal okuryazarlığına ilişkin bilinçlendirilerek bireylerin tasarruf yapma eğilimi sergilemesi ve birikimlerini uygun yatırımlara dönüşümünü sağlanmasıdır. Çalışmamızın amacı, Elazığ organize sanayi bölgesinde bulunan işletme personelin finansal okuryazarlık ve mali tablo okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve bu personellere yatırımlarını değerlendirmek ve finansal alanda yapacaklara faaliyetlerde eksikliklerini belirleyip çözüm önerileri getirmektir. Bu araştırmanın amacı doğrultusunda Elazığ ilinde faaliyet gösteren deri imalat sanayide faaliyet gösteren işletme toplam 357 çalışan arasında rastgele seçim yöntemiyle seçilen çalışanlardan oluşmaktadır. Analiz sonuçlarına göre; Elazığ ili deri ürünleri sanayisinde faaliyet gösteren işletme çalışanların finansal okuryazarlık bilgi düzeylerinin düşük düzeyde kaldığı belirlenmiştir. Çalışanların Temel Düzeyde Ekonomi ve Finans boyutu bilgi düzeyi, Bireysel bankacılık boyutu bilgi düzeyi; Emeklilik ve Sigortacılık boyutu bilgi düzeyinin orta düzeyde kaldığı, Vergi ve Mevzuat bilgi düzeyinin, Mali Tablolar Genel Bilgiler düzeyinin, Mali Tablolar özel Bilgiler düzeyi ise düşük düzeyde kaldığı görülmüştür. Erkek çalışanların 25-35 yaş arası, lisans mezunu, BES kayıtlı, idari personelin ve internet bankacılığı kullanan çalışanların finansal okuryazarlık düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma ile özellikle davranışsal finans alanına ve muhasebe literatürüne katkı sağlaması umut edilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Mantar yönetiminin çalışan performansına etkisinde iş yeri yalnızlığının aracı rolü
Büşra Doğan
Bu araştırmanın amacı, mantar yönetiminin çalışan performansı üzerindeki etkisinde işyeri yalnızlığının aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın evrenini, Elazığ ve Tunceli ilinde bulunan Fırat ve Munzur Üniversitelerinde görev yapan araştırma görevlileri oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılarak 212 anket toplanmış, 2 anket veri eksikliği nedeniyle kapsam dışı bırakılmış ve 210 anket kullanılarak analiz yapılmıştır. Araştırmada 19 soruluk mantar yönetim ölçeği, 4 soruluk çalışan performans ölçeği ve 16 soruluk yalnızlık ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre mantar yönetimi yaklaşımı ile çalışan performansı arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkinin olduğu, mantar yönetim yaklaşımı ile işyeri yalnızlığı arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, işyeri yalnızlığı ile çalışan performansı arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkinin olduğu ve son olarak mantar yönetiminin çalışan performansı üzerindeki etkisinde işyeri yalnızlığının aracı rolü olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Munzur Üniversitesi Spor Bilimleri fakültesi beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü ile antrenörlük eğitimi bölümü öğrencilerinin ilk yardım bilgi düzeylerinin karşılaştırılması
Hülya Pınar
Hayatımızın her anında, beklenmedik kazalar ve yaralanmalarla karşılaşabiliriz. Bu tür durumlarda, ilk yardım bilgisi hayati önem taşır. Doğru ve zamanında yapılan bir müdahale, hayat kurtarabilir, kalıcı sakatlıkların önüne geçebilir ve iyileşme sürecini hızlandırabilir. Özellikle spor ortamında, sakatlanma ve yaralanma riski oldukça yüksektir. Bu nedenle, beden eğitimi öğretmenleri, antrenörler ve sporcular için ilk yardım eğitimi son derece kritik önem taşır. Bu bilgiler ışığında yapılan çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmeni adayları ile antrenör adaylarının ilk yardım bilgi düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini Munzur Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği ve Antrenörlük Eğitimi bölümünde öğrenim görmekte olan öğrencileri oluştururken (214 kişi) örneklemini ise 76 beden eğitimi ve spor öğretmeni adayı ve 82 antrenörlük eğitimi bölümü öğrencisi oluşturmuştur. Toplamda katılımcı sayısı 158 olup araştırma evreninin %73,8'ine ulaşılmıştır. Katılımcıların 109'u erkek, 49'u ise kadındır. Araştırmaya katılan öğrencilere dört soruluk kişisel bilgi ve beş soruluk ilk yardım deneyimi formu ve Öztürk tarafından uzman görüşleri alınarak soruların oluşturulduğu toplamda 34 soruluk ilk yardım bilgi düzeyi anketi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (v26) programına aktarılarak çalışma doğrultusunda belirlenen değişkenlerin yüzde frekans değerleri belirlenmiştir. Verilerin analizinde iki ya da daha çok grup arasında fark olup olmadığını ölçmek amacıyla Ki-kare testi uygulanmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerde gruplar arasındaki farklılığın tespiti için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda ilk yardım eğitimi alıp almama ile kalp masajı ve suni solunum yapmayı bilme konularında bölümler arasında antrenörlük eğitimi bölümü lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Ancak uygulanan anketin ilk yardıma yönelik teorik bilgi soruları (23 soru) dikkate alındığında bunlardan 21 tanesine Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümü öğrencilerinin doğru cevap verme oranlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunlar arasında 10, 12, 14, 21, 23 ve 26. sorulara verilen doğru yanıtlar incelendiğinde ise Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümü lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarının ve antrenör adaylarının ilk yardım bilgi düzeyi ortalama düzeyde olduğu, bazı ilk yardım konularında ise yetersiz olduğu saptanmıştır. Genel olarak doğru cevapların yüzdeleri incelendiğinde ilk yardım bilgi seviyelerinin düşük seviyede olduğu gözlemlenmiştir. Bilgi düzeyinin yeterli hale getirilmesi için ilk yardım eğitiminin saatleri fazlalaştırılması ve uygulamalı eğitimin artırılması gerektiği önerilebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim202419. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde haberleşme teşkilatı
Gülseli Barca
Günümüzde dahi çok önemli bir yer kaplayan haberleşme kavramı, bizden önce var olmuş devletler açısından da oldukça önemli bir yeri vardı. Kişiler ve devletler arasında bilgi alışverişi veya istihbarat açısından kullanılan haberleşme ağı, yapılan yollarla beraber etkinliğini arttırmıştır. Bu yollar üzerinden yapılan haberleşme başlangıçta modern ve güvenilir olmamakla birlikte habercilik faaliyetlerinin temelini oluşturuyordu. Özellikle 3 kıtaya yayılmış olan Osmanlı Devleti gibi büyük devletlerin haberleşme ağlarının yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Bu ağların yenileşmesini sağlayarak haberleşme teşkilatının modern bir kurum olarak dönüştürmeye gayret ettiğini bilmekteyiz. Klasik dönem Osmanlı Devleti'nde haberleşme konusunda mevcut olan ilk kurum menzilhane teşkilatıydı. Menzilhanelerin sadece haberleşme amaçlı kurulduğunu söyleyemeyiz. Bu menzilhaneler kendi içlerinde; savaş sırasında ordunun ihtiyaçları doğrultusunda kurulanlar, haberleşme amaçlı ulakların dinlenip, at değiştirmeleri için olanlar, müslümanlar için dini bir görev olan hac vazifesini yerine getirme konusunda kurulanlar ve diğer faaliyetleri kapsayan menziller şeklinde kendi içlerinde ayrılmıştır. Ancak bu faaliyetler esnasında ulakların halktan zorla atlarını almalarını, menzilcilere güçlükler çıkarmaları devleti zor duruma düşürmüştür. Yapılan düzenlemelere rağmen bu teşkilat kaldırılarak yerine Posta Nezareti kurulmuştur. Posta Nezareti'nin kurulmasıyla birlikte Osmanlı Devleti, modern posta sistemine geçmeyi amaçlamıştı. Bozulan sistemin düzelmesi, haberleşmelerin zamanında ve gizli bir şekilde yapılması ve en önemli olarak Osmanlı memleketlerinde mevcut olan yabancı postalarla rekabet etmekti. Bu nezaretle birlikte artık postaların nasıl gönderileceği, nasıl bir yol izleneceği belirlenmişti. Nezaretin ilk dönemlerinde sadece posta kağıtları taşınmaktaydı. Zamanla düzenin oturmasıyla eşyalar ve paralar taşınmaya başlandı. Aynı zamanda ilk olarak devlete ait mektupların gönderilmesi amaçlanmıştır. Daha sonraları halkın da kullanımına açılmasıyla posta faaliyetlerinde artış yaşanmıştı. Bütün bu uygulamaların ardından daha güvenilir ve daha hızlı haberleşme aleti olan telgraf icat edilmişti. Telgraf sisteminden önce yollarda seyahat ederek yapılan haberleşme usulü artık iletim yoluyla yapılmaya başlandı. Hatlarla birlikte artık Osmanlı Devleti'nin küçüklü büyüklü bütün eyaletlerine telgraf hatları kurulmuş ve artık devlet eyaletlerinden hızlı bir şekilde haber almaya başlamıştır. Bu çalışmamızın hazırlanmasında başta Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde yer alan ana kaynaklar, Düsturlar ve konumuz ile alakalı araştırma ve inceleme eserlerinden yararlanılmıştır
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde öğretim yöntemlerinin kültür ve sanat boyutuyla incelenmesi
Halime Tuba Bilcanoğlu
Din dersinde kültür ve sanat boyutunun amacı, öğrencilere dini ve kültürel mirası anlamaları, değer vermeleri ve bu mirası korumaları için bir fırsat sunmaktır. Bu boyut, dinin sadece ibadet ve inançla sınırlı olmadığını, aynı zamanda sanat ve kültür aracılığıyla ifade edilen zengin bir mirasa sahip olduğunu bizlere anlatmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, din derslerinde kültür ve sanat boyutunu incelemek için çeşitli yöntemler kullanılabilir. Örneğin, öğrencilere dini metinlerdeki sanat eserlerini ve sembolleri incelemek, tarihi ve kültürel yapıları incelemek, dini ritüellerin ve törenlerin sanatsal yönlerini keşfetmek, dini hikâyelerin sanat ve edebiyat eserlerindeki yansımalarını analiz etmek gibi yöntemler kullanılabilir. Ayrıca, öğrencilere dini mimarinin ve diğer sanat formlarının dinin nasıl ifade edildiğinde nasıl bir rol oynadığını göstermek için pratik uygulamalar da yapılabilir. Bu yöntemlerin kullanılması önemlidir çünkü din derslerinin sadece teorik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmaması gerekir. Kültür ve sanat boyutu, öğrencilerin dini deneyimlerini derinleştirmelerine ve dinin yaşayan bir toplumsal olgu olduğunu anlamalarına yardımcı olur. Ayrıca, bu boyut, öğrencilerin dini miraslarını daha derinlemesine kavramalarına ve bu mirası koruma ve yaşatma sorumluluğunu üstlenmelerine yardımcı olur. Bu yöntemlerin uygulanmasıyla elde edilen önemli sonuçlar arasında, öğrencilerin dini ve kültürel mirasa daha derin bir anlayış geliştirmesi, sanat ve kültür aracılığıyla dini ifade biçimlerine daha duyarlı hale gelmeleri ve dini hoşgörü ve anlayışın artması yer alır. Ayrıca, bu yaklaşım, öğrencilerin sanat ve kültürün dini ve manevi boyutunu öğrenmelerine ve bu alanlarda daha derinlemesine düşünmelerine olanak tanır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Lise öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile akademik öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Uğur Darbaş
Fiziksel aktivite düzeyinin akademik başarıyı ne derecede etkilediği önemli bir konu olarak görülmektedir. Hareketli yaşam tarzının kişide yüksek motivasyona ve bununla birlikte akademik başarının yükselmesine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Akademik başarı, bireyde mutluluk ve kişisel doyum sağlarken, akademik başarısızlık bunların aksine hayal kırıklığı, özgüven kaybı ve depresyona neden olabilir. Oysa akademik başarı sağlamanın en önemli etkenlerinden biri sağlıklı olmaktır. Bu sebeple eğitim sistemi içerisinde yer alan her bir birey için hem akademik başarıların hem de fiziksel aktivitelerin olduğu bir yaşam şeklinin daha faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada lise öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile akademik öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim döneminde Elazığ ili Karakoçan ilçesi Karakoçan Anadolu Lisesinde öğrenim gören 556 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada uygulanan anket verilerinden hatalı ve yetersiz olanlar çalışmadan çıkarılmış ve toplam 343 kişi değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin 208(%60,6)'ini kadınlar, 135(%39,4)'ini ise erkekler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, Sosyo-Demografik Durum Formu, Adölesanlar İçin Fiziksel Aktivite Ölçeği ve Akademik Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde ise SPSS 25.0 yazılım programı, t-testi, anova analizi ve pearson korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda lise öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin düşük olduğu, kadın öğrencilerin erkeklere göre fiziksel aktivite puanlarının daha yüksek olduğu ve daha aktif fiziksel aktivite düzeyine sahip oldukları, söz konusu farklılığın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu (p<0.05) bulunmuştur. Diğer demografik değişkenler açısından ele alındığında ise öğrencilerin fiziksel aktivite puanları ve akademik öz yeterliliklerinin cinsiyet, sınıf, okul türü, annelerin eğitim durumları ve babaların eğitim durumları açısından değerlendirildiğinde anlamlı yönde (p<0.05) farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca akademik öz yeterlilik ile sınıf durumları, okul türleri, aile gelir durumları ve teknolojik alet kullanma durumlarına göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuç olarak bulgulardan elde edilen sonuçlar incelendiğinde; lise öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri ile akademik öz yeterlilikleri arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Öğrencilerde akıllı telefon bağımlılığının incelenmesi: Bir İlçeokulları örneği
Servet Erkol
Bağımlılık herhangi bir kimsenin, herhangi bir madde, etkinlik, nesne veya davranışa hayatının diğer faaliyetlerini dışlayacak ya da kendisine ve başkalarına zihinsel sosyal ya da fiziksel olarak zarar verecek şekilde müptela olma halidir. Çok ve çeşitli bağımlılık türleri yanında önemli bir bağımlılık türünün de teknoloji bağımlılığı olduğu görülmektedir. Günümüzde teknolojik gelişmelerin baş döndürücü şekilde gelişmesi hayatımızın her alanına dâhil olması uzak ve yakın kavramlarını yeniden düşünmemizi gerekli kılmıştır. Cep telefonu teknolojisindeki hızlı gelişmeyle beraber, geçmiş dönemlerde birini aramak ya da birine mesaj atmak için ilk zamanlarda kullanılan standart cep telefonları yerini, günlük hayatımızı çok daha kolaylaştıran son teknoloji akıllı telefonlara bırakmıştır. Ancak öte yandan yaşamın ayrılmaz bir parçası durumuna gelen akıllı telefonlara yönelik bağımlılıkların da giderek yükseliş gösterdiği, bunun okul öncesi dönemlere kadar gerilere gittiği görülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı 2022-2023 eğitim öğretim yılı Tunceli ili Hozat ilçesi Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokul ve lisede öğrenim görmekte olan öğrencilerin akıllı telefon kullanım düzeyinin öğrencilerin bazı demografik özelliklerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Nicel araştırma kapsamında genel tarama modelinde desenlenen araştırmanın verileri Kwon ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve Noyan ve arkadaşlarınca Türkçeye uyarlanan "Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği Kısa Formu (ATBÖ-KF)" Mayıs- Haziran 2023 tarihleri arasında yüz yüze uygulanarak toplanmıştır. Geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan ölçeğin parametrik testlerin kullanılmasına uygun olduğu görülmüş ve analizlerinde frekans, yüzdelik, aritmetik ortalama gibi test analizleri yanında, farkın anlamlılığı için T Testi ve Tek Yönlü Varyans analizi istatistiksel veri analiz tekniklerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda akıllı telefon bağımlılık düzeyi ortalamasının 3'ün altında çıkması, öğrencilerin akıllı telefon bağımlılıklarının olmadığına, ancak ölçümlerin ortalamanın hemen altında çıkması risk unsuru durumunda olduğuna yorumlanırken, bağımlı-bağımsız değişkenler arasındaki fark ise anlamlı çıkmamıştır (p<.005). Araştırma bulgularına göre bağımlılık alt sınırında bulunan öğrencilerin akıllı telefon bağımlılık düzeyinin risk unsuru taşıdığı, bu yönüyle bulguların uyarıcı olduğu, ebeveynlerin, toplumun ve özellikle okul ve ilgili kurum ve kuruluşların görünen tehlikeye karşı önlem almaları önerilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Alevi ve Bektaşi kaynaklarında Derviş ve Evliya tipolojisi
Sevilay Yavuzer
Alevi ve Bektaşilik geleneklerinin derviş ve evliya profilini analiz etmek amacıyla yapılan bu tez çalışmasının odağında dervişlerin yaşam, giyim kuşamları ve ibadet biçimlerine kadar pek çok konu ele alınmıştır. Dervişlik geleneğinin ortaya çıktığı ilk dönemden itibaren bu özellikler değişime uğrayarak Anadolu ve Balkan topraklarında varlığını sürdürdü. Öyleki, bulundukları coğrafyanın kültürel ve sosyal düzenine aykırı bir yaşamı seçen zühtçü anlayıştan, İslam'ın tasavvufi boyutunu sevgi temelli olarak yaşamlarında uygulamışlardır. Çalışmanın temel kaynağı olan menakıbnameler-velayetnameler ışığında dervişler hakkında genel tipolojik çıkarımlar yapmayı amaçlıyoruz. Bu nedenle Hacı Bektaş-ı Veli Velayetnamesi'nin yanı sıra diğer menakıbnameler de (Demir Baba, Otman Baba, Sarı Saltuk, Hacım Sultan, Kızıl Deli, Kaygusuz Abdal, Abdal Musa, Ebul Vefa vs.) ana kaynak olarak değerlendirilen eserler arasındadır. Ayrıca Alevi inancının önemli kaynakları arasında yer alan Cafer-i Sadık Buyruk'u da önemli bir referans olarak kullanılmıştır. Son olarak da dervişlerin gösterdikleri kerametler arasında yer alan benzerlik ve farklılıklar da analize tabi tutulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Gentamisin sülfatın elektrokimyasal analizi
Osman Ekşi
Bu tez çalışmasında ilk kez gentamisin sülfatın elektrokimyasal analizi için krom (III) oksit-glutardialdehitle modifiye edilmiş bor katkılı elmas elektrot(Cr2O3-GA2 /BKEE) sensör olarak kullanıldı. Elektrot modifikasyonunda kullanılan Cr2O3-GA2 süspansiyonu BKK elektrot üzerine basit bir damla döküm yöntemiyle fiziksel kaplanmıştır. Modifikasyonda kullanılan Cr2O3-GA2 karakterizasyonu taramalı elektron mikroskobu ve enerji dağılımı spektroskopisi(SEM-EDS) ve elektrokimyasal yöntem ile yapılmıştır. Gentamisin sülfatın Cr2O3-GA2/BKEE üzerindeki davranışı dönüşümlü voltametri (DV), elektrokimyasal analizi ise diferansiyel puls voltametrisi (DPV) yöntemi ile yapılmıştır. Gentamisin sülfatın Cr2O3-GA2/BKEE üzerindeki elektrokimyasal analizi DPV yöntemiyle pH 9 Britton-Robinson (BR) tamponunda gerçekleştirilmiştir. Gentamisin sülfatın Cr2O3-GA2/BKEE üzerindeki doğrusal çalışma aralığı 5,96x10-6- 6,54x10-5 M, korelasyon katsayısı 0,997 olarak hesaplandı.Tayin edilebilme sınırı (LOD) 2,84x10-6M olarak bulundu. Ayrıca gentamisin sülfatın ticari formülasyonda uygulanabilirliğinin tayini için %3'lük göz/kulak damlası çözeltisi olan Genta® tercih edilmiştir. Sonuç olarak, Gentamisin sülfat tayini için Cr2O3-GA2/BKEE üzerinde geliştirilen yöntemin ticari ilaçlara uygulanabileceği gösterildi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Elektrik dağıtım sektöründe çalışanların örgütsel sessizlik, iş tatmini ve iş stresi arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma: TRB 1 Bölgesi örneği
Mesut Tekin
Örgütsel sessizlik, bireylerin çalıştıkları örgüt içinde ortaya çıkan sorunlar, sıkıntılar veya gelişmeler hakkında düşünce ve fikirlerini ifade etmekten kaçındıkları bir olgu olarak tanımlanmaktadır. İş tatmini, çalışanların motivasyonunu, işe bağlılık düzeyini ve örgütsel hedeflere katkı sağlama isteğini şekillendiren temel bir öğe olarak kabul edilir. Bu nedenle, bireylerin iş tatminini anlamak, örgütlerin verimliliği, çalışanların bağlılığı ve iş performansı açısından kritik bir faktördür. İş stresi, bireyin işle ilgili sorumluluklarıyla başa çıkma yeteneğini zorlayarak fiziksel ve psikolojik açıdan olumsuz etkiler yaratabilir. Bu nedenle, iş stresinin anlaşılması ve yönetilmesi, çalışan sağlığı, motivasyon düzeyi ve genel iş performansı açısından önemli bir konudur. Bu araştırma, örgütsel sessizlik, iş stresi ve iş tatmini kavramlarının elektrik dağıtım sektöründeki ilişkisini incelemektedir. Çalışmanın teori ve uygulama bölümleri bulunmakta olup tarama modeli kullanılmıştır. Veriler, anket ve kaynak tarama yöntemleriyle toplanmıştır. Ankette, katılımcıların demografik özelliklerini belirleyen 6 soru, örgütsel sessizliği ölçen 20 soru, iş tatminini ölçen 5 soru ve iş stresini ölçen 7 soru olmak üzere toplamda 38 soru yer almaktadır. Araştırmanın evrenini, TRB1 Bölgesi'nde bulunan Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli illerindeki elektrik dağıtım sektöründe çalışan 1200 personel oluşturmaktadır. Örneklemini ise 211 kişi oluşturmaktadır. Analizlerde SPSS 26 programı kullanılarak frekans değerleri, normallik, güvenilirlik, geçerlilik, regresyon analizleri ve yapısal eşitlik modeli %95 güven düzeyiyle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda katılımcıların örgütsel sessizlik algıları ile iş stresi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu, katılımcıların iş tatmini algıları ile iş stresi arasında ve iş tatmini algıları ile örgütsel sessizlik arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığı gözlemlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Mikrodalga kurutma sisteminde portakal kurutulması ve kurutma davranışının matematiksel modellenmesi
Mehmet Altekin
Bu tez çalışmasında, modifiye edilmiş bir mikrodalga fırın kullanılarak Washington Navel türü portakal dilimlerinin kurutulması ve elde edilen kurutma verilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 5 mm sabit kalınlıklı portakal dilimlerinin kuruma davranışı üzerine mikrodalga çıkış gücü, çevrim süresi ve başlangıç örnek kütlesi gibi parametrelerin etkileri incelendi. Deneysel çalışma deseninin oluşturulması ve verilerin değerlendirilmesinde cevap yüzey yöntemi kullanılarak Box-Behnken deneysel tasarım yaklaşımından yararlanıldı. Oluşturulan bu deneme desenine göre kurutma deneyleri gerçekleştirildi. Elde edilen kurutma verileri Page ince tabaka kurutma model denklemi ile temsil edildi. Cevap değişkenlerinin bağımsız değişkenlere göre değişimi ve optimizasyon değerlendirmesi Design-Expert paket programı ile gerçekleştirildi. Mikrodalga çıkış gücündeki artma ile kuruma süresinin kısaldığı görüldü. Kısa çevrim sürelerinde etkili bir ısı üretimi olmazken uzun çevrim sürelerinde aşırı ısınmaların oluştuğu tespit edildi. Bir başka parametre olan başlangıç örnek kütlesinin de kurutmada önemli bir etkiye sahip olduğu görüldü. Farklı kurutma koşullarında etkin difüzyon katsayısındaki değişim belirlendi ve kurutma verilerini temsil etmede Page model denkleminin başarılı olduğu görüldü Cevap yüzey yöntemi ile mikrodalga çıkış gücü, çevrim süresi ve başlangıç örnek kütlesi değişkenlerinin değişimine bağlı olarak nihai nem içeriği, toplam kuruma süresi, kuruma sabiti ve tüketilen enerji miktarı cevaplarının değişimi değerlendirildi. Toplam kuruma süresinin ve tüketilen enerji miktarının doğrusal model eşitlikleri, nihai nem içeriği ve kuruma sabitinin ise ikinci dereceden model eşitlikleri ile temsil edilebildiği tespit edildi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Yüksek entropili CrMnFeCoNi alaşımına tungsten karbürün (%3-%5-%10) farklı oranlarda ilavesinin mekanik ve mikro yapı özelliklerine etkisinin incelenmesi
Kerem Anik
Bu çalışmada toz halinde bulunan Cr, Mn, Fe, Co, Ni ve WC elementleri ile üretilen Yüksek Entropili Cr20MnxFe20Co20Ni20WCx alaşımı incelenerek alaşımdaki Mn ve WC oranını değiştirip Cr20Mn20-xFe20Co20Ni20WCx alaşımlı malzemeye farklı oranlarda (%3-%5-%10) Tungsten Karbür (WC) ilavesi yapılarak homojen bir karışım elde edilmiştir. Karışımların toz metalurjisi yöntemiyle üretilip 6 ton basınç altında 30 gr ağırlıkta olacak şekilde preslenerek numuneler metalografik işlemler için hazır hale getirilmiştir. Ark eritme yöntemi ile 8 adet alaşım numunesi üretilmiş olup, 4 adet alaşım numunesi 24 saat süre ile 950 oC'de ısıl işleme tabi tutularak 4 adet ısıl işlemli ve 4 adet normal numune üretilmiştir. Üretilen numunelere aşınma deneyi, mikro sertlik, XRD, SEM ve EDS analizleri yapılarak mikro yapı özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Yapılan deneysel çalışmalarda ısıl işleme tabi tutulmuş numunelerin normal numunelerden daha fazla sertlik değeri ortalamasına sahip olduğu ve XRD, SEM ve EDS mikro yapıları incelenen numunelerin tane yapılarının korunduğu ancak oranlarında değişim olduğu tespit edilmiştir. Aşınma deneyi sonucunda WC (%3-%5-%10) ilaveli ısıl işlemli numuneler, normal numuneler ile karşılaştırıldığında ısıl işlemli numunelerin kütle kayıplarının olumlu yönde azaldığı görülmüştür. Cr20Mn20-xFe20Co20Ni20WCx alaşımındaki elementlerin oranı değiştirilerek veya daha farklı elementler kullanılarak yapılacak yeni çalışmalara ışık tutabileceği değerlendirilebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Eşmolar CoCrFeNi yüksek entropili alaşımına ilave edilen %2-3 Al-Ti-Mo elementlerinin mekanik ve metalografik etkilerinin incelenmesi
İlhan Dilek
Yüksek entropili alaşımlar son zamanlarda yapılan çalışmalar ile birlikte çok bileşenli yapıları ve karışım entropisi sayesinde diğer alaşımlara karşı daha baskın hale gelmişlerdir. Yüksek entropili alaşımlar yüksek korozyon direnci, aşınmaya karşı dirençleri, kimyasal kararlılık, yüksek sıcaklık mukavemetleri yüksek sertlikleri, manyetik özellikleri gibi kimyasal ve mekanik özelliklerinden dolayı uygulamalarda diğer malzeme türlerine kıyasla üstünlük sağlamaktadırlar. Bu çalışmada katı haldeki Cr, Co, Fe, Ni, Ti, Al, Mo metal tozları toz metarülijisi yöntemi kullanılarak biraya getirilmiş ve CrCoFeNi alaşımına vakumlu art ergitme yöntemiyle %2 ve %3 oranlarında Al-Ti-Mo elementleri ayrı ayrı eklenerek 7 adet numune elde edilmiştir. Alaşımınların yapısı ve mekanik özelliklerinde meydana gelen değişimler ölçülmüştür. Her numune için SEM, XRD, EDS analizleri yapılmış ve mikro özellikler üzerine etkiler incelenmiştir. Mekanik özelliklerin incelenmesi için aşınma ve mikro sertlik ölçümleri yapılmış ve yapısal farklılıklar kıyaslanmıştır. Eşmolar CoCrFeNi yüksek entropi alaşımına değişen oranlarda Al, Mo, Ti eklenerek daha kararlı bir mikroyapı oluşturulması, aşınma, korozyon, sertlik ve benzeri özelliklerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yapılan bu çalışma yüksek entropili alaşımlara değişen oranlarda Al, Ti, Mo elementleri ilavesinin alaşımın kimyasal ve mekanik yapısı üzerinde yaratığı değişimler vasıtasıyla yeni nesil malzemeler ortaya çıkması ve yüksek entropili alaşımların kullanım alanlarının genişletilmesi hedeflenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Covid-19 korkusunun sağlık çalışanlarının stres, depresyon ve anksiyete düzeylerine etkisi: Tunceli ili sağlık çalışanları örneği
Fethiye Yakar
Bu araştırmanın temel amacı, COVID-19 korkusunun sağlık çalışanlarının stres, depresyon ve anksiyete düzeylerine etkisini belirlemektir. COVID-19 (Koronavirüs Hastalığı 2019), SARS-CoV-2 adlı koronavirüsün yol açtığı, ilk kez Aralık 2019'da Çin'in Wuhan kentinde tespit edilen ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020'de pandemi ilan edilen bulaşıcı bir hastalıktır. Söz konusu hastalık, pek çok meslek grubunu etkilemiş olmakla birlikte, en yoğun etkiyi sağlık çalışanları üzerinde göstermiştir. Dünya Sağlık Örğütü(2021) verilerine göre Ocak 2020 ile Mayıs 2021 tarihleri arasında dünya genelinde 80.000 ile 180.000 sağlık çalışanı Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Türk Tabipleri Birliği'nin raporuna göre 17 Mart 2020-28 Şubat 2022 sürecinde Covid-19 nedeniyle 506 sağlık çalışanı vefat etmiştir. Türkiye'de sağlık çalışanları arasında 120.000 Covid-19 vakası rapor edilmiştir. Bu bağlamda Tunceli il merkezinde görev yapan sağlık çalışanlarının pandemiden nasıl etkilendiklerini ve psikolojik açıdan maruz kaldıkları düzeyleri incelemekte; elde edilen bulgularla pandemi sonrası döneme yönelik değerlendirmelere ışık tutmayı amaçlamaktadır. Çalışma, Covid-19 korkusunun sadece pandemi sürecindeki anlık etkilerini değil, aynı zamanda sağlık çalışanlarının ruhsal durumları üzerinde kalıcı bir etki bırakıp bırakmadığını sorgulamaktadır. Bu nedenle araştırma, pandemi sonrası süreçte sağlık çalışanlarının psikolojik iyilik hallerinin korunmasına yönelik yapılacak çalışmalara katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmanın bilimsel kaygısı varolan bilgi noksanlığını gidermek ve gelecekte benzer sağlık krizleri karşısında uygulanabilecek psikososyal destek politikalarının geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Veriler, anket yöntemi ile toplanmış olup araştırma evrenini Tunceli il merkezindeki sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 161 gönüllü katılımcı meydana getirmiştir. Katılımcıların %63,9'unu (n=103) kadınlar, %36,02'sini (n=58) erkekler oluşturmaktadır. Ölçek setinde Demografik Bilgi Formu, Depresyon-Anksiyete-Stres Ölçeği (DASS-21) ve COVID-19 Korkusu Ölçeği yer almıştır. Araştırma, kesitsel nitelikte olup, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kapsamında yürütülmüştür. Verilerin güvenilirlik düzeyi incelenmiş, ölçekler için Cronbach Alpha katsayılarının kabul edilebilir düzeyin üzerinde olduğu bulunmuştur. Ayrıca açımlayıcı faktör analizi sonuçları, ölçeklerin yapı geçerliliğini sağlamıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu çarpıklık ve basıklık değerleri dikkate alınarak test edilmiş ve analizler için uygunluk göstermiştir. Analizler sonucunda sağlık çalışanlarının depresyon düzeyleri hafif, stres ve anksiyete düzeyleri ise orta düzeyde bulunmuştur. Demografik değişkenlere göre yapılan bağımsız örneklem t-testleri ve tek yönlü varyans analizleri (ANOVA), bazı değişkenlerde anlamlı farklılıkların bulunduğunu göstermiştir (p<0,05). Çalışmanın ana hipotezlerini test etmek amacıyla gerçekleştirilen doğrusal regresyon analizleri, COVID-19 korkusunun hem depresyon (B katsayısı anlamlı, R² değerleri orta düzey), hem anksiyete hem de stres düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, COVID-19'un sağlık çalışanları üzerinde ciddi bir korku unsuru oluşturduğunu ve bu korkunun psikolojik baskı unsurları ile doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, sağlık kurumlarının çalışanların psikolojik dayanıklılığını artıracak programlar geliştirmeleri ve olası kriz dönemlerinde destek mekanizmalarını güçlendirmeleri önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Okul öncesi öğretmenlerin sanat eğitimi sürecinde karşılaştıkları sorunların incelenmesi: Tunceli ili örneği
Deniz Ay
Günümüzde sanat eğitimcileri, sanatın müfredattaki konumuna yönelik eski ve yeni fikirleri yoğun bir şekilde tartışmakta ve okul öncesi dönemde sanatsal faaliyetleri en etkili şekilde uygulamanın yollarını araştırmaktadırlar. Bu çalışmalara bakıldığında okul öncesi sanat eğitiminin önemi kadar okul öncesi öğretmenlerin yaşadığı sorunlar da öne çıkmaktadır. Günlük eğitim programları çocuklara çeşitli aktiviteler aracılığıyla öğrenme deneyimleri sağlamaktadır. Bu etkinliklerden etkili ve öne çıkan eğitimlerden biri de sanat eğitimidir. Sanat eğitimi, duygu ve düşünceleri çeşitli şekillerde ifade etmesine, estetik bakış açısı edinmesine, çevreye duyarlı olmasına, yaşadığı dünyayı daha iyi anlamasını sağlayarak iletişim becerilerini geliştirmesine yardımcı olmaktadır. Çocuklarda da okul öncesi dönemde verilen sanat eğitimi, çocukların tüm gelişim alanlarını destekleyen bir eğitimdir. Çok yönlü bir sanat eğitimi, dış dünyayı algılayan, yaratıcı, kendine güvenen, üretken, çevresini olumlu yönde değiştirmeye ve yeniden biçimlendirmeye çalışan bireyler olmalarını sağlayabilmektedir. Bunu yanısıra çocuğun kendini tanımasına, işbirliği kurmasına, kendi kültürünü ve diğer kültürleri tanımasına olanak tanımaktadır. Bu durumda okul öncesi öğretmenlerinin sanatın her alanında teşvik, destek ve rehberlik sağlamaları, çocukları yaratıcı sanatlara teşvik edecek gerekli çevresel düzenlemeleri yapmaları ve bu doğrultuda programlar oluşturmaları oldukça önemlidir. Buradan hareketle bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin sanat eğitiminde karşılaştıkları sorunları ortaya çıkarmaya yönelik görüşleri alınarak bir değerlendirme yapılmaya çalışılmaktadır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Tunceli ili merkez ilçesinde görev yapan 15 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Veriler betimsel içerik analizi yapılarak analiz edilmiş ve araştırma sonuçları ilgili literatür ile tartışılarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, sanat ve yaratıcılığın tanımlanması, okul yönetiminden kaynaklanan sorunlar, eğitim programından kaynaklanan sorunlar, ebeveynlerle ilişkiler ve bu ilişkilerden doğan sorunlar ve çocuklarla iletişim ve ihtiyaçların belirlenmesi gibi önemli temalara ulaşılmıştır. Bu bulgular, sanat eğitimi sürecindeki çeşitli dinamikleri anlamada ve bu alanlara yönelik çözüm önerileri geliştirmede önemli bir katkı sağlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sanat ve üstün yetenek ilişkisi üzerine yapılan çalışmaların bibliyometrik analiz yöntemiyle incelenmesi
Sema Bekler
Mevcut çalışmada, "sanat ve üstün yetenek ilişkisi üzerine yapılan çalışmaların bibliyometrik analiz yöntemiyle incelenmesi" gerçekleştirilmiştir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması biçiminde desenlenmiştir. Uluslararası veri tabanları Web of Science ve Scopus'ta yayınlanan konuyla ilgili çalışmaların genel durumu kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş ve iki veri tabanı arasında karşılaştırma yapılmıştır. Literatürde üstün yetenek ile ilgili bibliyometrik çalışmalara rastlanılmasına rağmen, üstün yetenek özelinde sanat ve üstün yetenek ilişkisi üzerine yapılan bibliyometrik analiz çalışmasına rastlanılmamıştır. Araştırma kapsamında incelenen çalışmalar WoS ve Scopus akademik veri tabanlarında indekslenen çalışmalardan elde edilen veriler üzerinden yürütülmüş ve verilerin analizinde VOSviewer programı kullanılmıştır. 30.01.2024 tarihinde "art$ and gifted*" kavramları anahtar kelime olarak kullanılmış, 2013-2023 yılları arasındaki çalışmalar baz alınarak WoS veri tabanında 256 makaleye, Scopus veri tabanında ise 331 makaleye ulaşılmıştır. WoS ve Scopus veri tabanından elde edilen verilerin yayın türleri analizi, yayın dili analizi, en etkin dergiler analizi, en etkili makaleler analizi, anahtar kelime analizi, en etkin ülkeler analizi, en üretken kurumlar analizi, alıntı yapılan referansların ortak atıf analizi, alıntı yapılan kaynakların ortak atıf analizi, alıntı yapılan yazarların ortak atıf analizi yapılarak mevcut durum ortaya konmuş ayrıca alanın eğilimleri ve potansiyel araştırma boşlukları değerlendirilmiştir.















