Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin yeme farkındalıkları ve spor besin takviyeleri inançlarının psikolojik iyi oluş durumları ile ilişkisi

    Duygu Büşra Sandıkçı

    Sporcularda fiziksel ve ruhsal sağlığının iyileştirilmesi, yeme eyleminin farkındalık içerisinde gerçekleştirilmesinin yanında besin takviyelerinin de doğru kullanılıp kullanılmadığı ile ilgili olabilir. Bu durumun da bireylerin psikolojik iyi oluş düzeyleriyle ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Bu amaçla, Munzur Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin yeme farkındalıkları ve spor besin takviyeleri inançlarının psikolojik iyi oluş durumları ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Munzur Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören toplam 361 kadın ve erkek öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem kullanılmamış olup evrenin %88,36'sına (319 kişiye) ulaşılmıştır. Araştırmaya toplam 319 kişi katılmış olup katılımcıların 217'si erkek, 102'si kadındır. Veri toplama aracı olarak 15 maddeden oluşan, sosyo-demografik 'Kişisel Bilgi Formu', 30 sorudan oluşan 'Yeme Farkındalığı Ölçeği' formu, 6 sorudan oluşan 'Spor Besin Takviyeleri İnanç Ölçeği' formu ve 8 sorudan oluşan 'Psikolojik İyi Oluş Ölçeği' formu kullanılmıştır. Çalışmada katılımcıların çoğunluğunun cinsiyeti erkek (%68) iken, %98,1'i bekar ve %82,4'ünün beden kütle endeksi normaldir. Katılımcıların aile tutumları ile yeme farkındalığı arasında anlamlı fark vardır (P<0,05). Hoşgörülü bir ebeveyne sahip öğrencilerin yeme farkındalığı ortancası daha yüksektir. Aile geliri sınıflandırması ile SBTİ ve PİOD arasında anlamlı fark vardır(P<0,05). Aile geliri yüksek olanlarda SBTİ ve PİOD ortanca puanı daha yüksektir. Öğrencilerin sağlık durumu ve fiziksel aktivite sıklığı ile PİOD arasında anlamlı fark vardır (P<0,05). Fiziksek aktivite sıklığı ve sağlık durumu yükseldikçe PİOD puan ortancası artmaktadır. Sonuç olarak Öğrencilerin YF ve SBTİ ile PİOD arasında anlamlı ilişki vardır. Yeme farkındalığı ile psikolojik iyi oluş durumları arasında düşük düzeyde anlamlı ilişki varken spor besin takviyeleri inançları ile psikolojik iyi oluş durumları arasında orta düzeyde anlamlı ilişki vardır. Sağlık açısından yanlış beslenme davranışlarından kaçınılması ve beslenme farkındalığının daha fazla arttırılması öğrencilerin derslerinde başarılı olabilmelerine imkân yaratabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Aşağı Kaleköy Barajında heyelan nedeniyle oluşan göçmemekanizmasının araştırılması ve heyelan önleme tedbirleri

    Dilek Elif Tan

    Heyelan; yamaçları oluşturan malzemenin yer çekiminin etkisi ile eğitim yönünde hızlı ya da yavaş hareketi olarak açıklanabilmektedir. Heyelanlar, Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren depremler, su baskınları gibi, doğal afetler içerisinde yer alırlar. Heyelanlar doğal afetler kapsamında değerlendirilmektedir. Bu da heyelanın bir kütle hareketinden ziyade bir afet olduğunu göstermektedir. Diğer doğal afetlerde olduğu gibi heyelanlarda da afet durumu gerçekleşmeden çalışmalar yapılarak hem önleyici tedbirler alınabilmekte hem de afet sonrası durum için hasar oranları azaltılabilmektedir. Depremler, seller gibi heyelanlar da Türkiye'yi yakından ilgilendiren doğal afetlerdir. Yapılan çalışma içerisinde Bingöl ili içinde bulunmakta olan Aşağı Kaleköy Barajında ortaya çıkan bir heyelan incelenmekte ve bu heyelanı engellemek amacıyla ortaya konabilecek iyileştirme teknikleri araştırılmıştır. Elazığ Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 9. Bölge Müdürlüğü'nden elde edilen zemin etüt verilerinin kullanımıyla, incelenen kesitler üzerinde kısa ve uzun vadeli analizler meydana getirilmiştir. İnkometre arazi gözlemleri ve verilerine göre belirlenmiş olan yenileme düzlemlerinin kullanımıyla geri dönütler sağlanmış, kayma yüzeylerini temsil etmekte olan uzun süreli kalıcı zeminlerin parametreleri belirlenmiştir. Limit denge tekniğiyle iyileştirilmiş modellerin dinamik ve statik durumlar adına güvenlik katsayılarına bakılmış, şevlerdeki deformeler de incelenerek yapısal ögelerin tasarım değerleri de araştırılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Ticari kefir örneklerinin bazı fizikokimyasal, reolojik ve duyusal özelliklerinin belirlenmesi

    Rabia Güngen

    Bu çalışmada ülkemizde ulusal düzeyde satılan sade kefir örnekleri fiziksel kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerinin yanısıra örneklerin reolojik özellikleri ve 5-hidroksimetilfurfural (5-HMF) içeriği belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda kefir örneklerine ait su tutma kapasiteleri, toplam kurumadde, pH, titrasyon asitliği, yağ asidi ve renk içeriklerinin yanısıra mikrobiyolojik olarak toplam mezofilik aerobik bakteri sayımı, laktobasillus sayımı ve toplam maya küf sayımının yanısıra örneklere ait reolojik ölçümlerden elde edilen kayma hızına karşı kayma gerilimi ait deneysel değerleri tespit edilmiştir. Bu deneysel veriler kullanılarak kefir örneklerinin bilinen bazı reolojik modelleere uygunluğu tespit edilmiştir. Ayrıca kefir örneklerin tüketici üzerindeki beğenisini incelemek adına 35 panelistle duyusal değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Kefir örneklerine ait % kurumadde miktarı 8.93 ile 11.11 arasında olduğu tespit edilmiştir. Kefir örneklerinin su tutma kapasiteleri incelendiğinde en yüksek değerin %39.44 olduğu tespit edilmiştir. Kefir örneklerinin 5-HMF değerleri incelendiğinde en yüksek değerin 6.673 mg/L olduğu analiz edilmiştir. Mikrobiyolojik olarak 7.90-8.81 log kob/mL Toplam mezofilik aerobik bakteri, 7.52-8.40 log kob/mL laktobasil ve 3.41-5.59 log kob/mL aralığında ise toplam maya- küf sayılmıştır. Örneklerin L*, a* ve b* ortalama değerleri sırasıyla 85.94, -3.62 ve 5.62 olarak belirlenmiştir. Kefir örnekleri Bingham, Üssel ve Herschel-Bulkley gibi reolojik modellere uygunluğu incelendiğinde istatistiksel değerlendirme kriterlerinde en yüksek R2 ile en düşük hata karaleri bakımından en uygun modelin Herschel-Bulkley olduğu tespit edilmiştir. Farklı sıcaklıklarda örneklerin hepsinin Newton olmayan psödoplastik akış davranışı gösterdiği belirlenmiştir. Duyusal değerlendirme incelendiğinde ise tat ve koku açısından beğeninin düşük değerlerde kaldığı görülmüştür. İncelenen kefirlerin yağ içeriği ve titrasyon asitliği bakımından fermente süt tebliğine uygun olduğu ayrıca nihai üründe mikrobiyolojik kriter olarak belirlenen toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı, laktobasil sayısı ve maya-küf sayısı açısından da uygun olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Pilates yapan 30 yaş üstü genç kadınlarda beslenme bilgi düzeylerinin saptanması, beslenme durumlarına beslenme eğitiminin etkisi

    Özge Kazak

    Yapılan çalışmanın amacı, pilates yapan 30 yaş üstü kadınlarda beslenme durumunun saptanması ve beslenme eğitiminin beslenme durumuna etkisini incelemektir. Yapmış olduğumuz bu çalışmaya pilates yapan 30 yaş üstü 45 birey katılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak beslenme bilgi ve tutumunun belirlenmesi için 20 soruluk genel bilgi anketi ve besin tüketim sıklık formu hazırlanmıştır. Eğitimden önce ve sonra sorulmak üzere sağlıklı beslenme, sporcu beslenmesi ile ilgili toplam yirmişer soru hazırlanmıştır. Sorulara verilen doğru veya yanlış cevaplara göre puanlama yapılıp beslenme bilgi düzeyi saptanmıştır. Araştırmaya katılan 30 yaş üstü bireylerin fiziksel aktivite seviyelerini belirlemek amacıyla, 24 saatlik fiziksel aktivite kayıt formu üzerinde bir gün süresince bilgi toplama işlemi gerçekleştirilmiş ve günlük enerji harcamaları tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin Bazal Metabolizma Hızı (BMH) değerleri, Harris-Benedict denklemi kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmelerde T testi kullanılmıştır. Besin tüketim sıklığının değerlendirilmesi için T=6T1+5T2+4T3+3T4+2T5+1T6 formülüyle bir puanlama sistemi uygulanmıştır. Puanlama sürecinde, günlük tüketilen yiyeceklerin frekansına 6 puan, haftada 3-4 kez tüketenlere 5 puan, haftada 1-2 kez tüketenlere 4 puan, 15 günde 1-3 kez tüketenlere 3 puan, ayda bir kez tüketenlere 2 puan ve daha seyrek tüketenlere 1 puan verilmiştir. Bu puanlar, her bir yiyecek için belirlenen maksimum günlük puanla karşılaştırılarak yüzde orantı kurulmuş ve bu sayede yiyeceklerin tüketim sıklıkları açısından kıyaslanabilir hale getirilmiştir. Bireylerin beslenme durumlarını ve beslenme alışkanlıklarını belirlemek üzere, 34 farklı besin içeren besin tüketim sıklık formu kullanılmıştır. Katılımcılardan eğitim öncesi ve sonrası antropometrik ölçümler alınmıştır. Antropometrik ölçümler ve formların tamamlanması araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmadan alınan verilere göre eğitim öncesi ve sonrası anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. (p<0,05). Araştırma süreci içinde, amatör pilates uygulayan bireylere yönelik sağlıklı beslenme ve sporcu beslenmesi konularını kapsayan yazılı materyaller, dört hafta süresince haftada bir defa olacak şekilde sunulmuştur. Bu süreçte, katılımcılardan düzenli geri bildirim toplanmış ve anketler aracılığıyla beslenme alışkanlıkları ile antropometrik ölçümlerinde olası değişiklikleri izlemek üzere veriler toplanmıştır. Toplanan veriler, sunulan beslenme bilgilerinin, pilates pratiği yapan bireylerin yaşam tarzlarına olan etkilerini belirlemek amacıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde pilates yapan 30 yaş üstü kadınların beslenme bilgi düzeylerinde iyileşme olduğu belirlenmiştir. Spor ve beslenme eğitimi, kadın bireyler üzerinde olumlu etkiler yaratarak, fiziksel sağlığı destekleyip metabolik dengeyi optimize ederek, genel sağlık ve yaşam kalitesini artıran bir olgudur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Karaçayır magmatik kayaçlarının mineralojik ve petrografik incelenmesi

    Neslişah Aktaş

    Nadir toprak elementleri birçok jeolojik ortamda ve kaya topluluklarında birincil veya ikincil olarak bulunmasına karşılık, karbonatit oluşumları arama faaliyetleri için önemli hedef kayaları ifade etmektedir. Magmatik kökeni nedeniyle kökeni henüz tartışmalı olan kaya grubunda makroskobik dokuda büyük kalsit kristallerinin yanı sıra apatit, mika, amfibol, piroksen ve manyetit vb. mineraller de bulunmaktadır. Arazi gözlemlerinde bu kaya tipi yan kayaçlarla kesen ilişki gösteren stok, dayk ve damar tipinde bulunabilmektedir. Geç Kretase yaşlı Karaçayır plütonunda, Sivas ilinin kuzeyinde yer alan Karaçayır ilçesinde gözlenen karbonatit oluşumları, oldukça tipik dokuya sahip karbonatit yüzeylemeleri içermektedir. Dayk ve damar formundaki karbonatit oluşumları, ana kayaç olarak siyenitik kayaçları keser ve çoğunlukla orta ila iri kalsit kristallerinin yanı sıra apatit, mika, amfibol ve manyetit mineralleri içerir. Karbonatit mostralarından toplanan numunelerde makroskobik-mikroskobik gözlemlerin yanı sıra ayrıntılı izotop ve jeokimya çalışmaları ile köken, oluşum ve yaş verileri doğrulanmış olup, bölge Orta Anadolu'nun en tipik karbonatit mostralarına ev sahipliği yapmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Modifiye atmosfer paketleme işleminin Allium tuncelianum'un (Tunceli sarımsağı) raf ömrü ve kalitesi üzerine etkisi

    Nida Beğboğa

    Bu çalışmada ülkemizdeki endemik bitki türlerinden biri olan Tunceli sarımsağının (Allium tuncelianum) modifiye atmosfer paketleme yöntemi kullanılarak paketlenmesiyle bu yöntemin Tunceli sarımsağının (Allium tuncelianum) raf ömrüne ve kalite parametreleri üzerine etkisi araştırıldı. Bu amaçla Tunceli yöresinde yerel halk tarafından toplanan Tunceli sarımsağı (Allium tuncelianum) Munzur Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, Enstrümantal İşlemler Laboratuvarında modifiye atmosfer paketleme cihazı kullanılarak paketlendi. Tunceli sarımsağı kontrol amacıyla paketlenmeyen kontrol grubu ve modifiye atmosferli paketlenen A ve B grubu olmak üzere 3 farklı gruba ayrıldı. Paketleme işlemi sırasında 10 saniye vakum uygulayarak atmosferik hava paketlerden uzaklaştırılıp daha sonra paket içlerine 11 saniye boyunca %5 O2- %5 CO2 (A Grubu) ve %3 O2 ve- %8 CO2 (B Grubu) gaz karışımları verilerek modifiye atmosfer altında paketleme yapıldı. Ambalaj malzemesi olarak kullanılan kaplar PET (polietilentereftalat) ve PE (polietilen) malzemesinden üretilmiştir. Paketleri kapatmak için ise polipropilenden (PP) üretilen ambalaj malzemesi kullanılarak 28 gün depolandı. Depolama sürecinde, 7 günlük aralıklarla örneklerde ağırlık kaybı (%), renk analizleri, kuru madde (%), titre edilebilir asitlik miktarı (% sitrik asit), pH, kül tayini, fenolik madde miktarı, meyve eti sertliği, çimlenme miktarı (%) gibi bazı kalite bileşenlerinde oluşan değişimler incelendi. Araştırma bulgularına göre ağırlık kaybı, fenolik madde miktarı, kuru madde miktarı, pH, titre edilebilir asitlik değerlerinde düşüş görülürken, kül miktarı, renk değerlerinde ve çimlenme miktarında artış görüldü. Modifiye atmosferli paketlenen ürünlerde depolama boyunca yüksek su aktivitesi değerinin ve meyve eti sertliği değerinin değişmediği sonucuna varıldı. Gerek bu çalışma gerekse daha önce yapılan çalışmaların sonucunda modifiye atmosfer paketleme yönteminin ürünlerin raf ömrünü uzatma ve kalitelerinin korunmasında başarılı bir yöntem olduğu kanısına varıldı. Ayrıca, gelecekteki araştırmalarda raf ömrünü uzatmak amacıyla modifiye atmosfer paketleme uygulamalarında farklı materyallerin ve farklı gaz oranlarının test edilmesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Guleman ofiyoliti'ndeki (Gd, Türkiye) kromit cevheri içeren peridotitlerin petrojenezi

    Raşit Karakuzu

    Türkiye'deki ekonomik krom cevheri oluşumlarının en önemlisi; Güneydoğu Anadolu–Zagros Sütur Kuşağı'nın içerisinde yer alan ve Neotetis ofiyolitlerinin en büyüklerinden olan Guleman Ofiyolitidir. Ofiyolit içerisinde gözlemlenen kromitler genel olarak harzburjitler içerisinde yer alan dünit kılıfları ile birlikte bulunmaktadır. Bu araştırma kromitlerin kökensel oluşumu ile ilişkili manto süreçleri ve tektonik aktiviteleri daha iyi anlamak ve de peridotitlerin manto kaynağı bölgesi, ergiyik–kayaç etkileşimi ve tektonik ortamını incelemek amacıyla yapılmış olunup, Guleman Ofiyoliti içerisinde yer alan 4 farklı bölgeden alınan kromit ve yan kayaç örneklerine ait mineral kimyası verilerini ve petrografik değerlendirmeleri sunmaktadır. Kromitler içerisinde mevcut olan Cr-spineller yüksek Cr# [(Cr/ (Cr + Al)) = 0.619-0.802] ve Mg# [(Mg/ (Mg + Fe+2)) = 0.66-0.72] ile düşük TiO2 (0.09-0.24) ve göreceli olarak değişken Al2O3 (10.23-20.40) içerikleri ile yer almaktadır. Burada sunulan mineral kimyası analizlerine göre, tüm Cr-spinellerin kompozisyonları magneziyokromitler ile uyumludur ve kimyasal olarak iki farklı grubun varlığına işaret etmektedir. İlk grup yüksek-Cr kromitler olup göreceli olarak daha yüksek Cr# (0.74-0.80) oranları ile temsil edilirken, ikinci grup ise ortaç-Cr kromitler olup yine göreceli olarak daha düşük Cr# (0.612-0.624) içerikleri ile karakterize edilmektedir. İlk grubun kimyasal kompozisyonu, kromitlerin ana ergiyiklerinin yay önü bir tektonik ortamdaki tipik boninitik ergiyiklerle benzer olduğuna işaret etmektedir. Buna karşın, ikinci grubun göreceli olarak daha düşük Cr# içerikleri, kromitlerin kökeni için heterojen bir kaynak içerisinde okyanus ortası sırtı bazaltları (OOSB) veya ada yayı toleyitleri (AYT) benzeri ana ergiyiklerin dahil olmasına işaret edebilir. Yine bu çalışmada ofiyolitin önemli bir bileşeni pozisyonunda bulunan ve bahsi geçen diyabaz, gabro ve kromitleri ihtiva eden yan kayaçlar üzerinde de ayrıntılı mineral kimyası çalışmaları yürütülmüştür. Yan kayaç örneklemeleri de kromitler ile aynı lokasyonlardan yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada bahsi geçen harzburjitlerin nasıl bir tektonik ortamda oluştukları ve aynı zamanda kromit üretebilme potansiyeli bölgeler bazında irdelenmiştir. Yapılan çalışmalar ve çıkarımlar neticesinde, Güney Neotetis okyanusunun jeodinamik evrimi için yayınlanmış ayrıntılı jeolojik, jeokimyasal ve jeokronolojik veriler, Guleman ofiyoliti içerisindeki kromit ve yan kayaçların kökeni için yay önü ortamı, yay veya yay ardı açılımının erken evresi ortamları dahil bir okyanus içi dalma-batma zonunda oluşmuş olabileceğine işaret etmektedir. Guleman Ofiyoliti içerisindeki ultramafik kayaçlar ve kromit örnekleri üzerinde yürütülen petrografi çalışmalarında ise, kromit örnekleri dışında, ofiyolitin önemli bir bileşeni pozisyonununda olan yan kayaçlar (harzburjit) üzerinde de ayrıntılı petrografik çalışmalarında bulunulmuştur. Bu kapsamda 4 farklı bölgeden yan kayaç, harzburjit örnekleride alınarak, bu örnekler içerisindeki olivin, piroksen ve spinel minerallerinin EPMA (elektron mikroprob) yöntemi ile kimyasal kompozisyonları belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Malatya'da yüzme yapan bireylerin yüzme sporunu tercih etme nedenleri, ileriye dönük beklentileri ve umutları

    Adıgüzel Güllükopar

    Bu araştırmanın amacı yüzme yapan bireylerin yüzme sporunu tercih etme nedenleri, ileriye dönük beklentileri ve umutlarının incelenmesidir. Bu araştırmaya Malatya ilinden 10-13 yaş arasında 200 kadın ve erkek yüzme sporcusu katılmıştır. Bu araştırmada 2 farklı ölçüm aracı kullanılmıştır. Birinci olarak anket formu ile Yüzme sporcularının yüzme sporuna başlama nedenleri, yüzme sporu ile uğraşma sebepleri ve yüzme sporundan beklentileri cinsiyet, maddi gelir düzeyi ve kardeş sayısına göre değişkenlerle incelenmiştir. İkinci olarak sürekli umut ölçeği uygulanmıştır. Sürekli umut ölçeğinde Alternatif Yollar Düşüncesi ve Eyleyici Düşünce alt boyutları cinsiyet, maddi gelir düzeyi ve kardeş sayısına göre değişkenlerle incelenmiştir. Yüzme branşı ile uğraşan 103'ü kadın, 97'si erkek olmak üzere toplam 200 sporcuya ulaşılmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistiklerin normallik testi yapılmış, verilerin normal dağıldığının anlaşılması üzere, bağımsız iki grup ortalamalarını karşılaştırılmış tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi uygulanmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Yaptığımız bu çalışma sonucunda kardeş sayısı olmayan bireylerin kardeşleri olanlara göre yüzme sporuna başlama nedenleri arasında olumlu ilişki olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ve gelir düzeyi arasında olumlu ya da olumsuz bir ilişki bulunmamıştır. Yüzücülerin umutları cinsiyet, maddi gelir düzeyi ve kardeş sayısına göre değişkenlerle incelenmiş olumlu ya da olumsuz herhangi bir sonuç bulunmamıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Tunceli Uzunçayır Baraj Gölü'nde kerevit pinter ağlarının seçiciliğinin avcılık çalışmalarıyla araştırılması

    İlker Turan

    Bu çalışmada da Tunceli Uzunçayır Baraj Gölünde kerevit pinter ağlarının av seçiciliğinin araştırılması amaç edinilmiştir. Pinterlerin bırakılarak avlama çalışmalarının yapıldığı alan (39°01ʹ04ʺ K, 39°30ʹ07ʺ D) Tunceli İli'nin batısında yer alan Uzunçayır Baraj Gölü Aktuluk bölgesidir. Avcılık boyunca pinterler kıyıya paralel olarak atılmıştır. Araştırmada, 100 adet 17 mm göz açıklığında rombik ağlarla donatılmış tek girişli çift venterli, ilki yarım daire şeklinde, diğerleri yuvarlak 5 çember üzerine giydirilmiş kerevit pinterleri kullanılmıştır. Pinterler tesadüfi olarak seçilen istasyonlarda 1 Haziran – 1 Ağustos 2024 tarihleri arasında 15 günde bir yemsiz olarak tekrarlı bırakılmış ve kontrol edilmiştir. Araştırma suresince 5 defa saha çalışmasına çıkılmış olup, çalışmalar esnasında; sıcaklık ölçümleri su yüzeyinin 1,5 m derinliğinde yapılmıştır. Avcılık sonucunda pinter ağlarıyla 18 erkek ve 2 adet dişi kerevit (Pontastacus leptodactlus, Eschscholtz, 1823) yakalanmıştır. Bu çalışma öncesinde gölde kerevit valığı bildirilmemiştir ve bu çalışma Uzunçayır Baraj Gölü'nde kerevit olduğuna dair ilk rapordur. Yakalanan dişi kerevitlerin abdomenlerinin altında yumurta taşıdıkları görülmüştür. 18 adet erkek kerevitten 6 tanesinin yasal avcılık boyu olan 10 cm toplam boydan büyük olduğu, 12 tanesinin ise yasal avcılık boyundan küçük olduğu tespit edilmiştir. Ağırlık dağılımları incelendiğinde en küçük erkek kerevitin 18 g ve en ağır erkek kerevitin ise 93 g olduğu belirlenmiştir. Dişi kerevitler ise en küçük kerevitin 30 g ve en ağır kerevitin 35 g olduğu belirlenmiştir. Pinterlerle yakalanan kerevitlerin boy-ağırlık ilişkisi, bireylerin boy uzunluğu-yaş canlı ağırlık ilişkisi olarak linear regresyon analizi ile logaritmik olarak incelenmiştir. R değerlerine bakıldığında erkek kerevitler boy ve ağırlık arasında güçlü, dişi kerevitlerde ise çok güçlü bir ilişki bulunmuştur. Her iki eşey grubunda da negatif allometrik büyüme gözlemlenmiştir. Bu çalışmada gölde yaşayan hedef dışı av olarak 12 adet Capoeta trutta, 14 adet Achantobrama marmid, 1 adet Chondrostoma regium, 2 adet Lusiobarbus mystaceus ve 1 adet Cyprinion macrostomus türü toplam 30 adet balık yakalanmıştır. Pinter ağları ile yakalanan balıkların boy-ağırlık ilişkisi, bireylerin boy uzunluğu-yaş canlı ağırlık ilişkisi olarak linear regresyon analizi ile logaritmik olarak incelenmiştir. C. trutta ve L. Mystaceus türü balıkların R değerlerine bakıldığında boyları ile ağırlıkları arasında kuvvetli bir ilişki bulunmuştur. A. marmid'in türü balıklarda ise boy ile ağırlık arasında çok zayıf bir ilişki bulunmuştur. Çalışmalarda kerevit pinterlerinde 2 adet yengeç yakalanmıştır. Yapılan makro inceleme sonucunda yengeçlerin ikisinin de erkek olduğu belirlenmiştir. Çalışmalarda Doğu Anadolu'da su sistemlerinde çokça bulunan erkek bir Mauremys sp. tatlısu kaplumbağasının yakalandığı tespit edilmiştir. Kaplumbağa pinter ağından çıkamadığı için havasızlıktan boğularak ölmüş halde bulunmuştur. Kaplumbağanın yapılan ölçüm ve tartımları sonucunda 35 cm uzunluğunda ve 945 g ağırlığında olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Nadir toprak elementi katkılı polimer kompozit sentezi ve elektriksel özelliklerinin cevap yüzey yöntemi ile optimizasyonu

    Rabia İncesu

    Son yıllarda polimerlere farklı katkı maddelerinin eklenmesiyle elde edilen kompozitlerin elektriksel özellikleri ile ilgili birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada katkı maddesi olarak stratejik öneme sahip Nadir Toprak Elementlerinin (NTE) tuzlarından olan Kadmiyum Sülfit (Cds) ve Seryum (III) Nitrat Hekzahidrat (CeNO3) tuzları kullanılmıştır. Tez kapsamında, Maleik Anhidrit monomeri ile Stiren ve Metil Metakrilat monomerlerinin kopolimerleri Serbest Radikalik Polimerizasyon Metoduyla sentezlenmiştir. Bu kopolimerlerin Dielektrik sabiti (έ) ve elektriksel iletkenliklerini (σ) optimize etmek için Cevap Yüzey Yöntemi (CYY) kullanılmıştır. Seçilen proses parametreleri (Frekans, uygulanan gerilim ve NTE miktarı) arasındaki niceliksel ilişki ve bu parametrelerin modeldeki önemi varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiştir. Her iki kopolimer içinde frekansın artmasıyla polimerlerin έ azalmış ve polimerdeki artış göstermiştir. Frekansın ve NTE içeriğinin artışıyla her iki kopolimerinde elektriksel iletkenlik değerlerinde artış olmuştur. Uygulanan gerilimin her iki kopolimerde de έ ve σ üzerine önemli bir etkisinin olmadığı görülmüştür. ANOVA sonuçlarına göre modelin en önemli parametresi NTE miktarıdır. CYY programına uygun olarak sentezlenen kompozitlerin yapısal özellikleri Fourier Dönüşümü Kızılötesi spektrofotometre (FTIR), yüzey morfolojisi taramalı elektron mikroskobu Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile araştırılmıştır. FTIR testleri kompozitlerde kimyasal bağlarda önemli bir değişimin bulunmadığını göstermiştir. SEM sonuçları, NTE'lerin polimer içerisinde homojen bir dağılım gösterdiğini ve polimer yüzey özelliklerini pürüzsüzleştirdiğini göstermiştir. X-ışını difraktometresi (XRD) analizi ile polimerler içindeki NTE varlığı kanıtlanmıştır. NTE'lerin polimerlerin termal özellikleri üzerine etkisi termogravimetrik analiz (TGA) ile incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kamu Kurumunda İletişim Becerileri ve Öz Yeterlilik İncelenmesi: Tunceli İlinde Bir Kamu Kurumu Örneği

    Düzgün Murat Zincidi

    Bu araştırmada Tunceli ilinde bulunan bir kamu kurumunun personellerinin iletişim becerileri ve öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç ile katılımcıların iletişim becerileri ve öz yeterlilik düzeylerinin ne düzeyde olduğu, katılımcıların demografik özelliklerine göre iletişim becerileri ve öz yeterlilik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı ile aralarındaki ilişki düzeylerini incelemeye yönelik sorulara yanıt aranmıştır. Araştırmada, nicel araştırmalardan olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu modelde bir sonuca ulaşmak için evrenden rastgele seçilmiş verilerle yapılan bir inceleme şeklidir. Bu araştırmanın örneklem grubu Tunceli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü çalışanı 226 personel oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "İletişim Becerileri Ölçeği" ve "Genel Öz Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Ulaşılan veriler analiz yapılırken, SPSS 25 programı kullanılmıştır. Toplanan verilerin basıklık ve Skewness değerleri incelenmiş normal dağılım sergilediği ve parametrik test koşullarını sağladığına karar verilmiştir. Çalışma sonucunda katılımcıların iletişim becerileri ve genel özyeterlilik algısı yüksek düzeydedir. Katılımcıların iletişim becerileri ve genel özyeterlilik algılarının cinsiyet ve medeni durumlarına göre genel özyeterlilik ve iletişim becerilerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. 18-29 ve 30-35 yaş grubu katılımcıların 36-41 ve 42 üzeri yaş grubuna göre genel öz yeterlilik algılarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların iletişim becerilerinde 1-5, 6-10 ve 11-15 yıl grubu katılımcıların 16 ve üzeri yıl çalışma grubuna göre iletişim becerilerinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Eğitim düzeyi gruplarına göre ilk ve ortaokul mezun grubu katılımcıların lise, üniversite ve yüksek lisans üzeri mezun grubuna göre genel öz yeterlilik algılarının anlamlı düzeyde düşük olduğu belirlenmiştir. Aktif olarak spor yapan katılımcıların genel öz yeterlilik algılarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların iletişim becerilerinin ile genel öz yeterliliği arasında doğrusal pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Örgütsel güvenin çalışan perfermansına etkisi:Elazığ ilinde bir kamu kurumu örneği

    Eda Oğraş

    Bu çalışma, gençlik spor il müdürlüğünde görev yapan personellerin örgütsel güven algıları ile performansları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Ayrıca örgütsel güven algıları ve performans düzeylerinin demografik özellikleri ortaya koymaktır. Araştırmada, nicel araştırmalardan olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini 2024 yılı Elazığ Gençlik Spor İl Müdürlüğünde görev yapan 882 personel örneklemi ise 352 çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak katılımcıların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik soruların olduğu kişisel bilgi formu ve araştırma konusuna yönelik Örgütsel güven ölçeği ve Çalışan performansı ölçeği oluşturulmuştur. Verileri analizi yapılırken, SPSS 24 programı kullanılmıştır. Verilerin normallik analizi normal dağılım göstermediği nanparametrik testler kullanılmıştır. Örgütsel güven düzeyleri ve performans değişkenleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla korelasyon ve etkisi belirlemek için regresyon analizi ile yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; çalışanların örgütsel güven (x:3.89) çalışma performansları ise (x: 4.22) olarak bulunmuştur. Çalışanların örgütsel güven ve çalışma performanlarının Cinsiyet, yaş, eğitim ve çalışma yılı değişkenine göre anlamlı farklılık tespit edilmişken, gelir düzeyi ve medeni durumun örgütsel güven ve çalışma performansı algısında farklılık tespit edilmemiştir. Çalışanların örgütsel güven algısı ile çalışma performansı arasından pozitif yönlü anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Örgütsel güven algısı, çalışma performansı pozitif yönlü anlamlı bir etki etmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Örgütsel sessizliğin Munzur Üniversitesi çalışanları üzerindeki etkisine dair bir araştırma

    Gürses Gürgül

    Kurum çalışanlarının görev yaptıkları iş yerlerinde yaşanan sorunlara ve problemlerin çözümüne dair fikir belirtmemesi, işleyişle ilgili düşüncelerini dile getirmesi, iş akışı, görev dağılımı gibi kendilerini ilgilendiren konularda yapacağı itirazları yöneticilerle paylaşmaması çalışanın sessizliğidir. Bu sessizlik durumu kurumun geneline yayılırsa örgütsel sessizlik iklimi meydana gelir. Bu çalışmanın öncelikli amacı Munzur Üniversitesi çalışanları arasındaki örgütsel sessizlik düzeyini, çalışanların örgütsel sessizlik düzeylerinin yaş, cinsiyet, eğitim, unvan gibi kişisel özelliklere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektir. Örgütsel sessizlik konusunda yapılan çalışmalarda örgütsel sessizlik iklimi ortadan kaldırıldığında kurumların gelişmesine katkı sağlayacağı, değişen çevre ve teknolojik şartlara daha çok uyum göstereceği kanısına varılmıştır. Bu kapsamda örgütsel sessizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik faaliyetlerin geliştirilmesine ve buna dair çözüm yollarına değinilmiştir. Sessizlik ikliminin hiyerarşiden mi yoksa iletişim kanallarının yeterli düzeyde olmamasından mı kaynaklandığını araştırmak amacıyla katılımcılara sorular yöneltilmiş verilen yanıtlara göre örgütsel sessizliğin kurum çalışanlarına etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada anket yöntemi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler ile hipotezlerin doğruluğu test edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Gençlik merkezlerine üye gençlerin öz yeterlilik düzeyleriyle karar verme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Eyüp Kılınç

    Bu çalışma, gençlik merkezlerine üye olan gençlerin genel özyeterliliğini becerilerinin ve karar verme davranışıyla ilişkisini ortaya koymaktır. Ayrıca özyeterlilik becerileri ve karar verme davranışa etki eden demografik özellikleri ortaya koymaktır. Araştırmada yöntem olarak nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada katılımcılardan elde edilen tanımlayıcı özellikler, katılımcıları öz-yeterlilik algıları ile karar verme becerisi arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini 2024 Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Tunceli "Gençlik Merkezleri‟ 5839 üye olan gençlerden Araştırmaya gönüllü olarak katılım sağlayan öğrencilerinin genel özyeterliliği ile karar verme stilleri ölçmek için yüzyüze anket yoluyla toplanan veriler faaliyet ve programlara katılan bireyler oluşturmuştur. Örneklem grubunu ise 18 ve 28 yaşları arasında kadın ve erkek olmak üzere toplamda 743 kişi gerçekleştirilmiştir. SPSS-25 paket programında analiz edilmiş ve sonuçlar tablolar halinde verilmiştir. Öğrencilerin genel özyeterlilik düzeyi ve karar verme stili veriler normal dağılım gösterdiği belirlenmiş ve analizlerde parametrik analizler kullanılmıştır. İkili grupların karşılaştırılmasında bağımsız t test, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ise Anova testi gerçekleştirilmiştir. Genel özyeterlilik ve karar verme sitili ölçeği arasındaki ilişkilerin tespit edilmesi için Pearson Korelasyon testi uygulanmıştır. Ayrıca genel özyeterliliğin ve karar verme sitiline etkisini belirlemek için regresyon analizi ile yapılmıştır. Katılımcıların genel özyeterliliği, orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Kadınların, 22 yaş üstü Düşük ve orta düzey gelir ve anne ve baba eğitim düzeyi ilkokul ve ortaokul olan grubunun genel özyeterliliği daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların karar vermede özsaygı davranış yüksek, dikkatli karar verme davranış becerisi orta, kaçıngan karar verme, erteleyici karar verme, panik karar verme davranış ise düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan kadınların karar vermede özsaygı, dikkatli karar verme davranışlarının yüksek, kaçıngan, erteleyici ve panik karar verme davranışlarının düşük düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 22 ve üstü yaş, Yüksek geliri olanların, Anne ve baba eğitimi lise ve üniversite olanların karar vermede özsaygı, dikkatli karar verme davranışlarının yüksek, kaçıngan ve panik karar verme davranışlarının ise düşük düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların genel öz yeterlilik düzeyleriyle ile karar verme özsaygı davranışı arasında pozitif bir ilişki belirlenmiştir. özyeterlilik düzeyi, karar verme davranışına %65.8 etki ettiği bulunmuştur. Katılımcıların özyeterliğinin, karar vermede özsaygı ve dikkatli karar verme üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etki gösterirken, kaçıngan karar verme, erteleyici karar verme ve panik karar verme davranışı üzerinde negatif yönlü anlamlı bir etki ettiği belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Makine öğrenmesi ile araç rotalama problemi için önce-kümele sonra-rotala yöntemlerinin incelenmesi

    Sedat Güzelşemme

    Araç rotalama, lojistik endüstrisinde dağıtım operasyonlarını optimize etmek, yakıt/elektrık tüketimini azaltmak ve teslimat sürelerini iyileştirmek için kullanılmaktadır. Ancak, karmaşıklık seviyesi arttıkça büyük ölçekli rotalama problemlerinin çözümü zor hale gelebilir. Günümüzde bir çok amaç için kullanılan vasıtaların bir noktadan diğer bir noktaya ulaşana kadar izlediği güzergahın üretilmesi kaynak ve zaman ihtiyacı bakımından oldukça maliyetli ve zor bir problem olarak bilinmektedir. Özellikle güzergah oluşturmak için kullanılacak nokta sayısı fazla ise karmaşıklık seviyesi artmakta ve çözülebilir olma özelliği azalmaktadır. Bu durumda, önce kümeleme sonra rotalama yaklaşımı önemli bir çözüm sunar. Bu yaklaşım, büyük ve karmaşık rotalama problemlerini ele almak için önce kümeleme algoritmalarını kullanarak karmaşıklık olan problemi daha küçük ve anlamlı kümelere ayırmak için kullanılan bir yaklaşımdır. Oluşan her bir kümenin içindeki teslimat noktaları arasında optimal rotalar belirlenir. Böylece büyük bir rotalama problemi daha küçük ve yönetilebilir alt problemlere bölünür. Kümeleri daha küçük parçalara ayırmak, alt kümelerin daha az teslimat noktası içermesini sağlamakla beraber, rotalama algoritmalarının daha hızlı çalışmasını ve daha optimize edilmiş rotaların bulunmasını sağlar. Bu çalışmada, farklı kümeleme algoritmaları (k-ortalama, DBSCAN, BIRCH, OPTICS) üç farklı veri seti üzerinde ayrı ayrı çalıştırılarak elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Vektör veri seti için elde edilen bulgulara göre k-ortalama en iyi sonucu ürettiği görülmüştür. Deneysel sonuçlar, önce-kümele sonra-rotala yaklaşımının hesaplama karmaşıklığını düşürerek araç rotalama problemlerinde yol mesafesini optimize edip seyahat maliyetini düşürdüğünü göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sanatın dijital dönüşümü : Sanat yöneticileri için bir rehber

    Barış Bekler

    Tarih boyunca kendini sürekli yenileyen sanat, günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte hiç olmadığı kadar hızlı bir değişim ve dönüşüm süreci yaşamaktadır. Sanatın ve sanat anlayışının sürekli yenilenişi, sadece sanat eserlerinin değişimi ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda sanatın işlevi, toplumdaki yeri ve sanatçının rolü gibi unsurların evrimleşmesini de kapsamaktadır. Modern dünyada sanatın dönüşümünün teknolojinin gelişimiyle bağlantılı olarak ele alınması dijital sanatın yükselişini ve sanatçıların yeni medya teknolojileriyle etkileşimini artırmış, sanat eserlerinin üretim ve sergilenme biçimlerini kökten değiştirmiştir. Teknolojide yaşanan sürekli gelişimin yanı sıra, sanatçının sanatını icrasında; içinde bulunulan kültürel ortam, siyasi koşullar ve ekonomik faktörler de sanatın dönüşümünde etkili bir rol üstlenmektedirler. Sanatın tüm dallarında yaşanan bu değişimler, doğal olarak sanat yönetimi anlayışını da değiştirmiş, farklı stratejiler geliştirilmesini ve sektörün yaratıcılığı farklı boyutlara taşıyarak yeni fırsatlar yaratmasını şart koşmuştur. Sanatın ortaya konmasından, sanat eserinin sunumuna ve ortaya çıkan eserin pazarlanmasına kadar sanatla iç içe giren teknoloji, sanatın tanımını ve pratiklerini de göz ardı edilmeyecek şekilde değiştirmiştir. Bu çalışma ile sanatın tüm paydaşlarına rehberlik edilmesi, alanın dinamiklerinin ve evrildiği yönlerin ortaya konulması maksadıyla; sanat yönetimi kapsamında "sanat ve teknoloji" ilişkisi üzerine Web of Science Core Collection veri tabanında yer alan makalelerin incelenmesi için bibliyometrik analiz yöntemi kullanılmış, toplanan veriler VOSviewer yazılımı ile analiz edilerek görselleştirilmiştir. 24.04.2024 tarihinde WOS veri tabanında topic (başlık) sekmesine "digital art" or "computer art" or "artificial intelligence and art" yazılarak yapılan tarama sonucunda toplam 1.443 adet dokümana ulaşılmış, doküman türü olarak geniş bir veri yelpazesine erişim sağlamak, daha iyi karşılaştırma ve analiz yapabilmek maksadıyla doküman türü olarak sadece makaleler (article) taramaya dahil edilerek toplam 893 adet makaleye erişilmiştir. Elde edilen dokümanlardan 4 adet geri çekilmiş yayın veri setinden çıkartılarak toplam 889 makale ile veri setine son hali verilmiştir. Ulaşılan verilerin yayın türü analizi, yayın dili analizi, anahtar kelime analizi, en etkili yazarların analizi, en etkin dergilerin analizi, en etkili makalelerin analizi, en etkin ülkelerin analizi, en üretken kurumların analizi, alıntı yapılan referansların ortak atıf analizi, alıntı yapılan kaynakların ortak atıf analizi, alıntı yapılan yazarların ortak atıf analizi yapılarak mevcut durum, alanın eğilimleri ve potansiyel araştırma boşlukları değerlendirilerek araştırmacılara ve sanat paydaşlarına öneriler sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Seryum temelli manyetik partiküller ile sulu çözeltilerden malahit yeşilinin adsorpsiyonu

    Sadiye Karataş

    Bu çalışmada, manyetik demir oksit (Fe3O4) parçacıkları ve aljinat (Alg) kullanılarak seryum (Ce) iyonları ile iyonik çapraz bağlama yoluyla seryum temelli manyetik partiküller hazırlandı ve malahit yeşili boyanın sulu çözeltilerde gideriminde bu manyetik partiküllerin adsorpsiyon potansiyeli incelendi. Malahit yeşili boya çözeltilerin seryum temelli manyetik partiküller ile boya giderimleri için adsorpsiyon parametreleri incelendi ve ideal adsorpsiyon parametreleri pH:9, zaman (t):100 dk, seryum temelli manyetik partikül miktarı (m):20 mg, malahit yeşili konsantrasyonu (C0):20 mg/L, sıcaklık (T):298 K olarak belirlendi. Adsorpsiyon sürecinin tek katmanlı Langmuir izotermiyle uyumlu olduğu tespit edildi ve Langmuir izotermine göre elde edilen maksimum adsorpsiyon kapasitesi 37.17 mg/g olarak hesaplandı. Adsorpsiyon sürecinin sözde ikinci dereceye uygun olduğu bulundu ve adsorpsiyon süreci, parçacık içi difüzyonla açıklandı. Adsorpsiyon termodinamiği çalışmalarına göre, adsorpsiyon reaksiyonunun doğasının kendiliğinden olduğu ve bu sürecin endotermik olduğu ve artan rastgeleliğe sahip olduğu belirlendi. Ayrıca, seryum temelli manyetik partiküllerin yeniden kullanılabilirliği araştırıldı ve başarılı bir şekilde kullanılabileceği belirlendi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bisfenol S'e maruz kalan daphnia magna'da antioksidan yanıtın araştırılması

    Gülden Tatar

    Bisfenol S (BPS), yakın zamanda sık olarak kullanılan bir bisfenol tü¬revidir. BPS yüksek ısı stabilitesi ve güneş ışıklarına karşı dirençli olduğu için epoksi reçineleri, termal fatura kâğıtları, kutu içecekler, konserve ve hazır yemek kutuları, bagaj etiketleri, el ilanı ve gazete malzemesi gibi birçok endüstriyel üründe bisfenol A (BPA)'nın alternatifi olarak kullanılmaktadır. BPS gibi bisfenol türevleri BPA kadar ciddi yasal dü¬zenlemelere tabi tutulmadıklarından, kontrollü kullanımları için daha fazla veri ve bilgiye gerek duyulur. BPS'nin yaygın olarak kullanılmaya başlanması, yoğun bir şekilde çevreye dağılımına ve dolayısıyla da yüksek insan maruziyetine sebep olmaktadır. Akuatik organizmalardaki antioksidan savunma sistemi ve oksidatif stresi baskılama kapasitesi hakkında çok az bilgi vardır. BPS bir yandan prooksidan bir yandan da antioksidan görevi yapabilmektedir. Bu çalışmada BPS maruziyetindeki Daphnia magna'da antioksidan enzimlerden Katalaz (KAT), Glutatyon-S- transferaz (GST) aktivitelerinde ve lipit peroksidasyonun göstergesi olan malondialdehit (MDA) seviyelerinde değişikliklere sebep olup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaçla canlı materyalini oluşturan D. magna örnekleri farklı konsantrasyonlarda pestisit içeren ortamlarda 48 saat süre ile çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda GST aktivitesi artarken, düşük konsantrasyonlarda BPS'ye maruz bırakılan D. magna bireylerinde KAT aktivitesi ve MDA seviyesinde değişim olmamıştır. 48 saat boyunca subletal BPS konsantrasyonlarına maruz bırakılan D. magna'larda, KAT aktivitesi değişmeden kalmış, ancak, bu organizmaların yaklaşık %50' sinin öldüğü 50 mg/L'de azalmıştır (48-h EC50¼ 52.80 mg/L). Glutatyon S-transferaz aktivitesi, 10 mg/L'de önemli ölçüde artmış ve artan BPS dozu ile artmaya devam etmiştir. BPS maruziyetindeki organizmaların lipit peroksidasyon düzeyleri, kontrol bireylerindekinden farklı olmamıştır. En yüksek maruz kalma konsantrasyonunda protein içeriklerinde önemli ölçüde artış gözlenmiştir. Bu da protein sentezinin arttığına işaret etmektedir. Enzim aktivitelerinin farklı konsantrasyonlara bağlı olarak değişim gösterdiği saptanmıştır. BPS'ye karşı D. magna dokularında KAT ve GST enzimleri ile MDA düzeylerinde meydana gelen değişiklikler, bu parametrelerin bu tür çalışmalarda yararlı birer biyobelirteç olarak kullanılabileceğini kanıtlamıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Synthesis of chitosan-containing polymers and their antimicrobial activities on some foodborne pathogens found in fish

    Ebru Polat Özmen

    In this study, a new polymer was obtained by adding chitosan, an antimicrobial agent, to poly N-(2-Hydroxypropyl)methacrylamide)(HPMA) polymer. FT-IR, TGA and SEM analyzes showed that Chitosan-graft-poly(N-(2 Hydroxypropyl)methacrylamide)(HPMA) polymer was successfully synthesized and had the desired properties. 2% acetic acid solution (K+HPMA+A) of chitosan-graft-poly(N-(2 Hydroxypropyl)methacrylamide)(HPMA) polymer was used to kill foodborne pathogens found in fish (Klebsiella pneumoniae clinical isolate, Escherichia coli ATCC 25922, Staphylococcus aureus ATCC 29213, Enterococcus faecalis ATCC 29212) on the development of disc diffusion and Its effectiveness was examined with antibacterial susceptibility tests, which is the microdilution broth method. For this purpose, as a result of treating chitosan with 2% acid solution (K+A), chitosan with pure water (K+S) and chitosan-graft-poly(N-(2-Hydroxypropyl)methacrylamide)(HPMA) with 2% acetic acid solution (K+HPMA+A); While the high concentration of K+HPMA+A and K+A (300µL: 8.85 mg) have a higher antimicrobial effect on gram (-) and gram (+) bacteria, the lower concentration of K+HPMA+A (300µL: 4.425 mg) showed a lower inhibition zone in all bacteria except on E. coli. When the minimal inhibition test, which is decisive for the antibacterial effect, is examined, the Mic value of K+A on bacteria is 15.62 μL and the Mic value of K+HPMA+A is 31.85 μL. Compared to standard antibiotics; It has been determined that it has the same antimicrobial properties on gram (+) bacteria and more effective antimicrobial properties on gram (-) bacteria. Our study findings show that K+HPMA+A solution containing chitosan in appropriate doses (300-31.85 µL) has bactericidal properties that will stop the growth of bacteria, which is an important feature in supporting treatment for improving human and public health. In addition, it contributes to the studies carried out to increase food safety on the subject.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Su kalitesinin makine öğrenmesi algoritmaları ile tahmin edilmesi

    Yasin Aktekin

    Hayatın devamlılığı, sağlıklı yaşamın olmazsa olmazı ve kalkınmanın en önemli temel taşlarından biri olan su, hızlı sanayileşme ve çeşitli kirleticilerin ekosisteme karışması nedeniyle kullanılabilir olma özelliğini yitirmektedir. Sürdürülebilir bir yaşamın ve güçlü ekonomilerin devamı için temiz su kaynaklarına olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Yeryüzünde çok sayıda su kaynağı bulunmasına rağmen, dünyanın birçok bölgesinde temiz içme suyu kaynakları sınırlıdır ve temiz su kaynaklarının artması su kirliliğinin azaltılması ile mümkündür. Sanayileşmenin artmasına paralel olarak özellikle gelişmiş ülkelerde daha fazla olmak üzere neredeyse her ülkede su kalitesi bozulmuş durumdadır. Bazı ülkelerde ise su kıtlığı büyük bir problem olarak kendini göstermektedir. İhtiyaç duyulan kullanıma uygun su miktarının arttırılabilmesi için ekosisteme bırakılan kirleticilerin azaltılmasının yanısıra su kalitesinin takibinin sürekli yapılması gerekmektedir. Nehirler başlıca tatlı su kaynaklarıdır ve sürdürülebilir bir su yönetimi için sorunun çözümü kaynağındaki çözümde gizlidir. Çok sayıda kirletici ve kirliliğe maruz kalan yüzey suları aynı zamanda doğal deşarj alanı olarak kullanılmaktadırlar. Su kalitesi, insanların sağlığı, ekosistemlerin sürdürülebilirliği ve toplumların refahı için kritik bir öneme sahip olduğundan yüzey su kalitesinin takibinde tüm su kalite karakteristikleri yerine su kalite indekslerinin kullanılması pratiklik sağlamaktadır. Bu çalışma, su kalitesinin makine öğrenmesi algoritmalarıyla tahmin edilmesi üzerine odaklanmıştır. Su kalitesini etkileyen faktörlerin karmaşıklığı ve çeşitliliği, geleneksel analitik yöntemlerle tespit edilmesi hem zor hem de zaman aldığından, makine öğrenmesi algoritmalarının kullanımı, su kalitesinin tahmin edilmesi ve izlenmesinde etkin bir seçenek olarak kullanıldı. Makine öğrenmesi algoritmaları ile önce otomatik sonra hiper parametre ayarlaması ile işlem yapıldı. Su kalitesinin tespiti minimum sayıda bağımsız değişken kullanımıyla gerçekleştirildi ve su kalite takibini mümkün kılan bir yaklaşım önerildi. Güney Avustralya Hükümeti veri tabanından alınan su kalite takibi için alüminyum, amonyum, demir, kalsiyum, klorür, mangan, sülfat, pH, renk, bulanıklık değişkenleri kullanılarak su kalitesi tahmin edildi. Su kalitesinin tahmin edilmesinde Gaussian Naive Bayes, K- en yakın komşu (KNN), destek vektör (Support Vector), yapay sinir ağları (Artificial Neural Network), karar ağaçları (CART), rastgele orman (Random Forests), gradyan artırmalı (Gradient Boosting Machines), kategori artırmalı (Category Boosting CatBoost), lojistik regresyon modellerinden faydalanılarak gerçekleştirildi.