Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(33)
- Serdar, Osman(29)
- Batan, Nevzat(19)
- Dal, Murat(19)
- Utku, Anıl(18)
- Benzer, Fulya(14)
- Ezer, Tülay(14)
- Kutlu, Banu(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Altı, Aziz(13)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aydin, Rahmi(12)
- Karatay, Gülnaz(12)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Aksu, Önder(11)
- Aslan, Alper(11)
- Dal, Nursel Alp(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Gürarslan Baş, Nazan(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Cuşa, Hasan(10)
- Erata, Hüseyin(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Akgül, Melek(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Işık, Erdem(9)
- Kahraman, Gökhan(9)
- Koç, Ali(9)
- Sabanci, Serdal(9)
- Topal, Murat(9)
- Yazdıç, Ferit Can(9)
- Çılğın, Zeynel(9)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Katı Yağ Alternatifi Olarak Çörekotu Yağı Oleojelinin Kraker Yapımında Kullanım Potansiyelinin Araştırılması
Eroğlu, Zeynep; Orhan, Necla Özdemir
Günümüzde, gıdaların duyusal kalite ve fonksiyonel özelliklerini geliştirmek için yoğun bir şekilde çalışılmaktadır. Katı yağlar, yapısında yüksek oranda doymuş yağ asitleri içermesi nedeniyle sağlık açısından sorun oluşturabilmektedir ve bu nedenle gıdalarda katı yağ yerine kullanılabilecek ikame maddeleri geliştirilmektedir. Bu çalışmada, kraker yapımında katı yağ ikame maddesi olarak çörekotu yağı oleojeli (ÇOYO) kullanılmış olup, krakerin fiziksel, duyusal ve tekstürel özelliklerinde meydana gelen değişimler incelenmiştir. Kraker yapımında kullanılan shortening oranı % 0, % 50 ve % 100 olacak şekilde ÇOYO ile değiştirilerek, sırasıyla, Kontrol-kraker, % 50 ÇOYO-kraker ve %100 ÇOYO-kraker formülasyonları hazırlanmıştır. Kontrol-kraker, % 50 ÇOYO-kraker ve %100 ÇOYO-kraker örneklerinin nem değerleri sırası ile % 3.61, % 4.11 ve % 4.66 olarak bulunmuştur. En yüksek su aktivitesi değeri %100 ÇOYO-krakere (0,2315) ait olup bunu % 50 ÇOYO-kraker (0,1920) takip etmiştir. Bileşiminde ÇOYO bulunan krakerlerin L* değerlerinin azaldığı ve a* değerlerinin arttığı görülmüştür. En yüksek sertlik değeri (2396,90 g kuvvet) Kontrol-krakere ait iken en düşük sertlik değeri (1170,45 g kuvvet) %100 ÇOYO-krakere aittir (P
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Determination of glass ceiling barriers in Academicians
Aslan, Sinan; Yeşiltepe, Akgün; Ozturk, Aygul
Aim: This study was planned to determine the perceptions of academicians working at universities in Turkey about artificial barriers that prevent women from rising to upper levels of management. Materials and Methods: This descriptive study was carried out by reaching 394 academicians who are actively working in the Academy and who agreed to participate in the study between February 16 and March 15, 2022, via online survey method. Results: While a difference was found between perceived glass ceiling barriers of academicians who participated in the study and their age, gender, marital status, status of having children, educational status and academic title (p<0.05); no difference was found between perceived glass ceiling barriers and income status, working years, number of boards academicians were in, the state of choosing the profession willingly and the state of being satisfied with the profession (p>0.05). Mean score of Glass Ceiling Barriers Scale for Academicians used in this study was found as 74.30±18.93 and it was found that academicians had moderate level of perceptions about artificial barriers preventing women from rising to upper levels of management. Conclusion: The research clearly reveals the thoughts of both men and women on gender equality and provides guiding data for academics.
AtıfOpenAlex3
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2024İşitsel İşlemleme Bozukluğu Olan Çocuklar Bağlamında Müdahale Yaklaşımları: Sistematik Derleme
Elibol, Fatma; Pehlivanoğlu, Şeyma
Bu sistematik derlemede İşitsel İşlemleme Bozukluğu (İİB) olan çocuklara yönelik müdahale uygulamalarını incelemek amaçlanmıştır. Literatür taraması PubMed, Web of Science, Scopus, Science Direct ve Google Scholar veri tabanları kullanılarak yapılmıştır. Literatür taraması için Medical Subject Headings (MeSH) terimler dizininden anahtar kelimeler (Auditory Comprehension Disorder, Auditory Inattention, Auditory Perceptual Disorders, Auditory Processing Disorder, Perceptual Disorders- Auditory) belirlenmiştir. Derlemenin dâhil etme ve hariç tutma kriterlerinde ise PICO(S) metodu kullanılmıştır. Sistematik derlemenin raporlanmasında PRISMA Bildirimi kontrol listesi referans alınmıştır. Çalışmada güncel alan yazını değerlendirebilmek için 2013-2023 yılları arasında yayımlanmış randomize kontrollü çalışmalara yer verilmiştir. Literatür taramasında ulaşılabilen çalışmaların birinci değerlendirmesinde araştırmaların başlıkları ve özetleri incelenmiştir. İkinci değerlendirmede ise tam metinleri tetkik edilmiştir. Bu sistematik derlemeye üç makale dâhil edilmiştir. Çalışmaya dâhil edilen araştırma makalelerinin verileri, araştırmacılar tarafından hazırlanan veri çekme formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu formda; yazarlar, yayın yılları, çalışma amaçları, çalışma desenleri, çalışma örneklemleri, veri toplama araçları, uygulanan müdahaleler, çalışma sonuçları ve kalite değerlendirme puanlarına ilişkin veriler bulunmaktadır. Derlemeye alınan çalışmalar incelendiğinde İİB olan çocuklara uygulan müdahalelerin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Investigation of tool wear and thrust force in drilling aisi 316 austenitic stainless steel using electrophoresis method
Mahmat, Aybars
Cutting tool costs are an important component of machining. For this reason, improving machining methods in machining affects the life of the cutting tool. Recently, various machining methods have been used to extend tool life by reducing cutting tool wear. One of these methods is electrophoresis-assisted processing. Electrophoresis-assisted machining is a non-traditional machining method created by the impact of abrasive nanoparticles on the machining area with the help of the generated electric field. Electrophoresis-assisted machining increases the machinability of difficult-to-machine materials with high strength and hardness properties compared to traditional machining methods. In this study, the impacts of various cutting parameters on the drilling performance of AISI 316 L stainless steel material were searched using electrophoresis-assisted drilling (EAD) and conventional drilling (CD) methods. In the study, SiC powder was used as nanoparticles in the solution obtained to create the electric field. Within the scope of the experiments, the effects of different machining methods, cutting speeds and feed rates on thrust forces and cutting tool wear values were experimentally examined. As a result of the investigations, the cutting tool wear and thrust cutting force obtained with EAD are better than CM. Increasing feed rate and cutting speed increased cutting tool wear in both machining methods. It has been determined that the thrust force decreases as the cutting speed increases, while it increases as the feed rate increases.Keywords: Electrophoresis, drilling, cutting force, tool wear, AISI 316
- MakaleAçık Erişim2024Experimental Investigation of Rejuvenated Asphalt Mixtures Using Bio-Oils from Different Biomass Sources
Altundoğan, Hamdi Soner; Furtana, Beyza; Yılmaz, Mehmet
Asphalt mixes containing Recycled Asphalt Pavement (RAP) materials are generally harder than traditional mixes. Different rejuvenators are used to soften recycled asphalt pavement by reducing this hardness. In this study, recycled asphalt pavement was added to bituminous hot mixtures at 3 different rates (25%, 50% and 75%). To rejuvenate bituminous hot mixtures containing RAP, three different rejuvenators (pine cone, olive pomace and wheat straw) were added to the mixtures. This study investigated the effect of asphalt mixtures containing RAP and rejuvenator on the mechanical properties. Marshall test and moisture damage test were performed to examine the mechanical properties of asphalt mixture samples. As the bio-oil content in asphalt mixtures increases, the stability values of the mixtures decrease. As the bio-oil ratio in asphalt mixtures increases, tensile strength (TS) values decrease in both unconditioned and conditioned mixtures. While the increase in bio-oil reduces the tensile strength ratio, the shrinkage ratio of mixtures prepared with RAP increases. The bio-oil derived from pomace has been identified as the most effective rejuvenator among those tested.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2024Mimarlık Eğitiminde Bir Stüdyo Çalışması: Tunceli Doğa Kampüsü Projesi
Güngör, Gizem Nur; Ceylan, Ebru Nalan
Doğa Kampüsleri dünyada giderek yaygınlaşmakta olup ekolojik hassasiyetleri ön planda olan projelerdir. Bu çalışmada ülkemizde de örnekleri bulunan Doğa Kam-püslerine dair uygulanabilir çözümler getirebilmek amacıyla Munzur Üniversitesi Mimarlık Bölümü 2. Sınıf Mimari Tasarım stüdyosunda üretilen öğrenci projeleri ve tasarım süreci ele alınmıştır. Üç temel aşamada gerçekleştirilen stüdyo çalışmasının ilk aşaması, öğrencilerin Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne tahsis edilmiş olan Örenönü Mevkiinde Pülümür Çayı kenarındaki 49.000 m2lik arazinin analizi çalış-masıdır. İkinci aşamada dünyadaki ve Türkiye’deki orman okulları örnekleri ince-lenmiştir. Ekolojik mimari, sürdürülebilir mimari, doğal yapı malzemeleri, perma-kültür, azaltma, yeniden kullanma, dönüştürme ve biyofilik tasarım kavramları araş-tırılmıştır. Öğrenciler vaziyet planı ölçeğinde tasarım çalışmaları yaparak temel ta-sarım kararlarını vermişlerdir. Projelerde kullanılacak malzeme panoları ve detayları hazırlanmıştır. Üç boyutlu görsellerle ve animasyonlarla proje yürütücülerine su-numların yapıldığı son aşama ise öğrenim çıktılarına yönelik değerlendirmelerin de yapıldığı çalışma adımıdır. Stüdyo çalışmasının sonucunda öğrenciler 8 adet proje geliştirmiş olup bunların beş tanesi bu makalede sunulmuştur. Doğal yapı malzeme-lerinin kullanımının tercih edildiği projeler, doğaya uyum, işlevsellik, teknik ve es-tetik açıdan değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda talep edilen mekanların do-ğada eğitim felsefesini bozmadan, doğayı tahrip etmeden, doğal ve sökülüp takılabi-len yapı malzemeleri ve esnek mekân anlayışıyla, yaratıcı ekolojik çözümler ve sür-dürülebilir bir yaklaşımla tasarlanabileceği ortaya konmuştur.
- MakaleAçık Erişim2024Hardox 500 Çeliğinin Delinmesinde Minimum Miktarda Yağlama Yönteminin Yüzey Pürüzlülüğü ve Kesme Sıcaklığına Olan Etkisinin İncelenmesi
Mahmat, Aybars
Hardox 500 aşınma ve kırılmalara karşı dirençli, yüksek sertlik ve mekanik muka-vemete sahip sertleştirilmiş bir çeliktir. Bu yüksek mekanik özellikler bu malzemenin işlenebilirliğini sınırlamaktadır. Bu çalışmanın amacı işlenmesi zor olan Hardox 500 çeliğine farklı soğutma yöntemleri ve işleme parametrelerinin uygulanmasıyla işle-nebilirliğini artırmaktır. Endüstriyel açıdan önemli bir malzeme olan Hardox 500 çeliğinin çeşitli kesme ortamları kullanılarak işlenebilirliğini artırmak amaçlanmış-tır. Farklı ilerleme hızları, kesme hızları ve soğutma yöntemlerinin yüzey pürüzlü-lüğüne, kesme sıcaklıklarına, takım aşınmasına olan etkisi incelenmiştir. Deneysel sonuçlara göre Minimum miktarda yağlama (MMY) yöntemi yüzey kalitesini artır-dığı ve yan yüzey aşınması ile kesme sıcaklıklarını düşürdüğü görülmüştür. Kuru koşullara göre MMY yöntemi kullanılarak yüzey pürüzlülüğünde yaklaşık %20-30, kesme sıcaklığında yaklaşık %15-35 yan yüzey aşınmasında %22-30 oranında iyi-leşme elde edilmiştir. Yüzey kalitesini optimize etmek için yüksek kesme hızı ve düşük ilerleme hızlarının seçilmesi gerektiği görülmüştür. Yüksek kesme hızı ve ilerleme hızı sürtünmeyi artırarak sıcaklığı artırmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Ebelik Öğrencilerinin Evliliğe Yönelik Tutumları ve Doğum Korkuları Arasındaki İlişki
Aksoy Derya, Yeşim; Benli, Tuba Enise; Yetişmiş, Habibe Yaşar
Amaç: Bu araştırma ebelik öğrencilerinin evliliğe yönelik tutumları ve doğum korkuları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma Türkiye’nin doğusunda bulunan iki üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmada örneklem hesabına gidilmeyip her iki üniversitede öğrenim gören tüm ebelik öğrencilerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Gönüllülük esasına dayanarak araştırmaya katılan 372 ebelik öğrencisi ile çalışma tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu”, “İnönü Evlilik Tutum Ölçeği (İETÖ)” ve “Kadın Gebelik Öncesi Doğum Korkusu Ölçeği (KGÖ-DKÖ)” ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirmesinde SPSS (25.0) istatistik paket programında sayı, yüzde dağılımları, ortalama, standart sapma, Independent t-test, One-Way Anova, Tukey ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 20,71±1,55’tir. Öğrencilerin %80,1’i çekirdek aile yapısına sahip, %54,3’ü il merkezinde yaşamakta, %96.8’i çalışmamakta ve %56.7’sinin geliri giderine eşittir. Öğrencilerin İET ve KGÖ-DKÖ’den aldıkları toplam puan ortalamaları sırasıyla; 69.73±20.01 ve 36.37±12.00’dır. Öğrencilerin evliliğe yönelik tutumları ve doğum korkuları arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Sonuç: Bu araştırmada öğrencilerin gebelik öncesi doğum korkuları arttıkça evliliğe yönelik tutumlarının azaldığı saptandı. Bu sonuç doğrultusunda öğrencilerin gebelik öncesi doğum korkuları dikkate alınarak gelecekteki evlilik düşüncelerinin desteklenmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Comparison of Characteristics and Antimicrobial Activity of Synthesized Zinc Oxide And Magnetite Iron Oxide Nanoparticles Using Four Different Plant Extracts
Aytar, Mehmet; Aydogdu, Burcu; Unal, Ilkay
The aim of this study was to synthesize Zinc oxide (ZnO) and magnetite ıron oxide (Fe3O4) nanoparticles utilizing a precipitation method, employing plant extracts from Ocimum basilica(1), Cinnamomum zeylanicum(2), Lactarius salmonicolor(3) and Paeonia kesrouanensis(4) as reduction and stabilizing agents. Additionally, the antimicrobial activity of these nanoparticles against both gram-positive (S. aureus, ATCC 25923) and gram-negative (E. coli, ATCC 25922; P. aeroginosa, PAO1), bacteria as well as fungus (C. albicans 90028) was evaluated. The nanoparticles (NPs) were characterised by various analyses, including TEM, SEM, XRD, FTIR, DSL, and zeta potential. Based on the TEM image, the ZnONPs exhibited a cluster of flower-like structures, whereas the Fe3O4NPs displayed a spherical shape with a varying size distribution. The zeta potential values for ZnO NPs ranged from -5.35 to -16.9, while for Fe3O4NPs ranged from -7.43 to -20.7. All ZnO nanoparticles exhibited antimicrobial activity exclusively against the S. aureus strain, whereas Fe3O4NPs did not demonstrate any antibacterial effect.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Birleşik Krallık’ta Alevi Mekanları: Görünüyorum, Öyleyse Varım!
Çobanoğlu, Yavuz
Kültürel kimliklerin damga vurduğu bir çağın içerisindeyiz. Siyasal alan neredeyse tamamen kimlik politikalarının egemenliğine geçmiş görünüyor. Kültür ile ona ait kimliklerin insan etkinliklerinin en önemli unsuru hâline geldiği bu dönemde artık tüm talepler de kimlikler aracılığıyla sunuluyor. Kültürel kimlikler aidiyetlerle de yakın ilişki içerisinde ve bir topluluğa “ait olma” duygusunu destekliyor. Bununla birlikte görünür olmanın da fazlasıyla kıymetli olduğu bu çağda, bir aidiyet bağı ile kurulan kimliksel köprü kendisini bir takım semboller üzerinden ifade ediyor. Semboller (/sembolizm) artık, topluluğun ötekilere karşı varlığının bir ispatı biçiminde ortaya çıkıyor. Keza bu olgu, anayurttan herhangi bir sebeple göç etmiş kültürel toplulukları da kapsamaktadır. Nitekim bir yıl süren bir saha araştırmasına dayanan bu makalenin amacı da İngiltere’deki Alevi topluluğunun kimlik, aidiyet ve sembolizmler etrafında kurduğu bazı ilişkileri anlamlandırmak olacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Kendi Öğretim Süreçlerinde Kullandığı Yansıtıcı Düşünme Uygulamalarının Araştırılması
Kılıç, Aygün
Bu çalışmada fen bilimleri öğretmenlerinin kendi öğretim süreçlerinde kullandığı yansıtıcı düşünme uygulamaları araştırılmıştır. Buna göre, araştırmada öğretmenlerin fen derslerini planlama, uygulama ve gözden geçirip değerlendirme süreçlerinde yansıtıcı düşünme uygulamalarını kullanıp kullanmadığı ve hangi tür yansıtıcı düşünme uygulamalarını kullandığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada, öğretmenlerin bu öğretim süreçlerinde yansıtıcı düşünme uygulamalarını neden kullandığını ve hangi durumlar hakkında yansıtıcı düşündüklerini belirlemek de amaçlanmıştır. Araştırmaya, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı ortaokullarda görev yapan 16 fen bilimleri öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim yaklaşımının kullanıldığı bu araştırmada, veri toplama aracı olarak çeşitli sorulardan oluşan bir anket formundan yararlanılmış ve elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma bulgularına göre, çalışmaya katılan fen bilimleri öğretmenlerinin kendi öğretim süreçlerinde uygulama üzerine yansıtma, uygulama sırasında yansıtma ve uygulama için yansıtma olmak üzere üç yansıtıcı düşünme uygulamasını kullandığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin daha çok öğrenci öğrenmeleri, öğretim süreci ve öğrencinin sınıf içindeki tavır ve davranışları üzerinde yoğunlaştığı ve genellikle bu kapsamda değerlendirmeler yaptığı görülmüştür. Ayrıca, öğretmenlerin daha çok öğrencilerin etkili-kalıcı fen öğrenmeleri gerçekleştirmesi, etkili bir fen öğretim süreci yürütme, öğrencilerin olumsuz davranışlarını kontrol altında tutma ve bir sonraki dersini planlı bir şekilde yürütme gibi nedenlerden dolayı bu yansıtıcı düşünme uygulamalarını kullandığı belirlenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın, öğretmenlerin yansıtıcı düşünme uygulamalarının geliştirilmesi çalışmalarına somut deliller sunması açısından birçok yönden literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2024The Relationship between Sleep Quality and Smartphone Addiction among Adolescents
Arıkan, Duygu; Kurudirek, Fatma; Gürarslan Baş, Nazan
Introduction: Technological developments have increased the usage of mobile equipment. Using a smartphone became a part of life and accentuated its usage day after day especially in adolescent groups. Aim: The study was aimed to examine the relationship between sleep quality and smartphone addiction of adolescents. Method: This cross-sectional study was carried out with 1192 high school students between March and June 2019. Data were collected with the Personal Information Form, Pittsburg Sleep Quality Index, Smartphone Addiction Scale. The data were evaluated through percentile distributions, means, independent samples t-test, Kruskal-Wallis test, ANOVA, and Pearson correlation analyses. Results: The mean age of adolescents was determined to be 15.79 ± 0.96, with the mean total score of the Pittsburg Sleep Quality Index was 6.05 ± 3.04 and the Smartphone Addiction Scale was 36.01 ± 10.82. Statistically significant differences were observed among adolescents concerning gender, grade, daily smartphone usage duration, internet accessibility, and the use of smartphones before bedtime, impacting both sleep quality and smartphone addiction (p < 0.05). A positive and meaningful correlation was found between sleep quality and smartphone addiction in adolescents (p < 0.05). Conclusion: As the smartphone addiction increases, sleep quality decreases. Adequate sleep is crucial during the growth spurt period. It is evaluated that early diagnosis and prevention of smartphone addiction in adolescents could make a significant contribution to the protection and promotion of adolescent health.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Bellek Tabanlı LSTM ve GRU Makine Öğrenmesi Algoritmaları Kullanarak BIST100 Endeks Tahmini
Çelik, Yusuf
Makine öğrenmesi tabanlı tahmin yaklaşımlarının finansal piyasalarda geliştirilmesi, hızlı ve hassas karar alma, karmaşıklıkla başa çıkma, risk yönetimi, algoritmik ticaret ve duygusal etkilerin azaltılması gibi avantajlar sağlar. Bu yaklaşımlar, sürekli öğrenme ve adaptasyon yetenekleriyle finansal başarı için rekabet avantajı oluşturabilir. Bu makale çalışmasında, Borsa İstanbul (BIST) 100 endeks tahmini için bellek tabanlı makine öğrenmesi modellerine dayalı bir yaklaşım sunulmuştur. Bu amaçla, ardışık veri değerlendirmesinde popüler olan uzun kısa-süreli bellek (LSTM) ve geçitli tekrarlayan birim (GRU) mimarileri kullanılmıştır. Elde edilen model çıktılarına göre bu modellerin, eğitim ve doğrulama aşamalarında düşük kayıplar gösterdiği ve BIST100 endeksinin genel eğilimlerini başarıyla takip ettiği gözlemlenmiştir. Ancak, modeller piyasa dalgalanmaları ve ani değişimlerde gerçek değerlerden sapmalar göstermiş, bu da belirsizlikleri ve genelleme kapasitelerinin sınırlarını ortaya koymuştur. Geleceğe yönelik tahminler, eğitim veri setindeki desenlere dayanarak yapılmış ancak zamanla artan belirsizlik göstermiştir. Çalışma, makine öğrenmesi algoritmalarının finans verileri üzerindeki kullanım alanı konusunda önemli bilgiler sağlayacak potansiyele sahiptir.
AtıfOpenAlex5
İncele - MakaleAçık Erişim2024Effects of Porosity and Boron Reinforcement in AISI 316L Stainless Steel for Biomedical Applications
Aslan, Naim; Aksakal, Bunyamin; Fidan, Ferzan
AISI 316L stainless steel (SS) is one of the most widely used biomaterials in the manufacture of implants and biomaterials. It has advantages over equivalent biomaterials such as low cost, good mechanical properties and biocompatibility. The pores found in porous biomaterials provide mechanical interlock, ensuring strong attachment of the implant to the tissue. In this study, 20%, 30% and 40% by volume of polyvinyl alcohol (PVA) and Boron powder were added into 316L powder to obtain porous SS implant. To investigate the effect of porosity and boron effect on the stainless-steel implant material, the samples produced in PVA and Boron added groups, were sintered at 1180 oC under an argon atmosphere. With the evaporation of PVA in the structure, porous and boron added samples were obtained in two groups. Finally, the samples were subjected to Brinell hardness and compression tests and analyzed by SEM, EDS and XRD. As a result of the hardness tests, the highest values were measured as 37.006, 31.32, 25.28 HB. 39.5, 34.5, 26.2 MPa strengths were measured for 20%, 30% and 40% porous samples respectively.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Hangisi Daha Zorlayıcı? HIV ile Yaşamak Mı Yoksa İnsan Hakları İhlalleri Mi? HIV ile Yaşayan Kişilerin Maruz Bırakıldıkları İnsan Hakları İhlallerine Sosyal Hizmet Perspektifiyle Bir Bakış
Buz, Sema; Akbaş, Avşin
HIV, ürettiği damgalama, ayrımcılık ve insan hakları ihlalleriyle sadece viral bir enfeksiyon olmadığını aynı zamanda biyopsikososyal bir sağlık problemi olduğunu ortaya çıktığı günden bu yana yaklaşık 40 yıl içerisinde bizlere göstermiştir. HIV ile yaşayan kişiler bir yandan tıbbi tedaviyle uğraşırken diğer yandan HIV tanısının neden olduğu insan hakları ihlalleri, ayrımcılık ve damgalanma ile mücadele etmek durumunda kalmaktadır ve bu nedenle daha zorlu bir süreci deneyimlemektedir. Çalışmada Türkiye’de yayınlanmış olan HIV/AIDS alanına ilişkin insan hakları ihlalleri raporları üzerinden sosyal hizmet perspektifi ile bir değerlendirme yapmak ve insan hakları ihlallerine karşı çözüm yolları geliştirebilmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi metodu kullanılarak Türkiye’de HIV ile yaşayan kişiler tarafından kurulan ilk dernek olan Pozitif Yaşam Derneği’nin yayınlamış olduğu on dokuz rapor değerlendirilmiştir. Raporlardan insan hakları ihlallerinin sırasıyla en çok sağlık kuruluşları, işyerleri, kamu kurum ve kuruluşları, aile/sosyal çevre ve medyada gerçekleştiği ve çoklu insan hakları ihlallerinin yaşandığı ve raporların yayınlandığı tarihlerden günümüze gelindikçe insan hakları ihlallerine karşı daha fazla aksiyon alındığı tespit edilmiştir. Bu çalışma sosyal eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele eden sosyal hizmet uzmanlarının HIV ile yaşayanlara yönelik gerçekleştirilen insan hakları ihlallerine karşı mikro, mezzo ve makro boyutlarda uygulamalar gerçekleştirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Effect of Ground Diatomite on Early Strength of Self-Compacting Mortars
Karabulut, Büşra; Yon, Merve Sahin; Karataş, Mehmet
Portland cement fabrication is a significant factor that increases the amount of carbon dioxide released into nature. For this reason, it is very important to use natural and waste materials with pozzolanic properties instead of portland cement. In this article, the usability of diatomite rock, a natural pozzolanic material that can be substituted with portland cement, in the manufacture of self-compacting mortar was studied. In the experimental study, prismatic specimens with dimensions of 40 × 40 × 160 mm were used to examine the impact of ground diatomite on the early age mechanical properties of self-compacting mortar; it was produced by replacing 0%, 5%, 10%, 15%, 20% of diatomite with portland cement, respectively. The slump-flow test to obtain self-compacting mortar was conducted according to the European Federation of Specialized Construction Chemicals and Concrete Systems guidance. Specimens prepared using 0%, 5%, 10%, 15% and 20% diatomite were cured in water at 23±2 ̊C temperature for 3 days. 3-day (early age) flexural and compressive strength worths were gained for the samples whose curing period was completed. As a result of this experimental study, it was specified that the highest strengths were in the series containing 5% diatomite, exceeding the reference samples. Additionally, it has been determined that mechanical strength decreases when the diatomite ratio in mixtures is more than 5%.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Hindistan'daki Turistik Şehirlerin İklim Değişkenlerinin Tahminine Yönelik Hibrit ConvGRU Modeli
Utku, Anıl
Hava durumu tahmini tarım, sağlık, ulaşım, turizm, hava kalitesi ve endüstriyel üretim gibi alanlarda etkinliğin ve verimliliğin sağlanabilmesi açısından oldukça önemlidir. Geleneksel hava durumu tahmin modelleri uzun vadeli tahminlerde yetersiz kalmaktadır. Yapay zekâ yöntemleri, sıcaklık, nem, rüzgâr hızı ve hava basıncını gibi hava durumu verileri arasındaki karmaşık ilişkileri öğrenerek geleceğe dönük başarılı tahminler üretebilmektedir. Bu çalışmada, Hindistan'ın önemli turizm şehirlerinden olan Agra, Jaipur, Jodhpur, New Delhi ve Rishikesh'in sıcaklık, nem ve çiğ noktası gibi uzun vadeli iklim değişkenlerinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, geliştirilen ConvGRU hibrit modeli, RF, SVM, CNN, LSTM ve GRU modelleriyle kapsamlı bir şekilde karşılaştırılmıştır. 2010-2024 yılları arasına ait gerçek zamanlı ve güncel bir veriseti kullanılmıştır. Deneysel sonuçlar, ConvGRU’nun tüm şehirler ve iklim değişkenleri için 0,9’un üzerinde R2 değeriyle karşılaştırılan modellerden daha başarılı olduğunu göstermiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2024Küresel Rekabet Endeksi ve Verimlilik Arasındaki İlişki
Güler, Ebru Özgür; Veysikarani, Dilek
Amaç: Bu çalışma, seçilmiş ülkelerin özelliklerini göz önünde bulundurarak, verimlilik ve küresel rekabeti temsil eden çeşitli değişken grupları arasındaki ilişkileri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Verimlilik ve rekabet arasındaki ilişkilerin derinlemesine incelenmesi, farklı ülkelerin ekonomik ve endüstriyel performanslarını anlamamıza ve karşılaştırmamıza olanak tanımaktadır. Yöntem: Küresel Rekabet Endeksi ve Verimlilik arasında olduğu varsayılan ilişki kanonik korelasyon analizi ile analiz edilmiştir. Kanonik korelasyon analizi, çok değişkenli istatistiksel analiz yöntemlerinden biridir. İki veya daha fazla sayıda değişken kümesi arasında olması muhtemel maksimum lişkiyi hesaplamak için kullanılmaktadır. Çalışmanın örneklem grubunu oluşturan 63 ülke için 2022 yılına ait veriler kullanılmıştır. Bulgular: Kanonik korelasyon analizi sonucunda, küresel rekabet endeksi ve verimlilik değişken kümeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki elde edilmiştir. Bu bulgu, verimlilikteki değişimlerin küresel rekabeti etkileyebileceğini ve pozitif dışsallıkların ülkelerin küresel arenada liderliklerini güçlendirebileceğini göstermektedir. Verimlilik değişkenleri içerisinde en etkili olan değişken Lojistik Performans Endeksi değişkeni olurken, Küresel rekabeti temsil eden değişkenler arasında ise en etkili olan değişken Altyapı değişkeni olmuştur. Bulgular, ülkelerin lojistik performanslarını artırmak ve ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla altyapı, teknoloji ve lojistik reformlarına yoğunlaştığını göstermektedir. Özgünlük: Bu çalışmanın özgünlüğü ve önemi, daha önce literatürde kullanılmamış bir istatistiksel analiz yönteminin, IMD tarafından yayınlanan Küresel Rekabet Endeksi değişkenleri ile verimlilik değişkenlerini aynı anda ele almasıdır. Bu yaklaşım, rekabet ve verimlilik ilişkilerinin daha derinlemesine anlaşılmasına ve geleceğe yönelik stratejik öngörülerin geliştirilmesine olanak tanımaktadır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Belediyelerin afet yönetimi kapasitelerinin değerlendirilmesi
Baş, Kazım
Belediyelerin afet yönetiminde rollerini yerine getirebilmeleri için yetki ve kapasitelerinin yeterli olmasının yanında merkezi yapılarla farklı seviyelerde işbirliği ve koordinasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırma, belediye çalışanlarının afet yönetiminde belediyelerin kapasiteleriyle ilgili görüşlerini değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Tanımlayıcı türden olan araştırma, bir il ile ilçe belediyelerinde 20 Kasım 2023, 15 Ocak 2024 tarihleri arasında yürütüldü. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen “Çalışanları Tanıtıcı Form” ile “Çalışanların Afet Yönetiminde Belediyelerin Kapasiteleriyle İlgili Görüşlerini İçeren Form” kullanıldı. Araştırma evrenini, bir il ve ilçe belediyelerinde sürekli çalışan 260 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise işyerlerinde ulaşılabilen ve araştırmaya gönüllü katılan 148 (%56.92) belediye çalışanı oluşturdu. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanıldı. Yaşların ortalaması 40.53±9.48 olan çalışanların, %60.1’i erkek, %29.7’si lisans mezunu olup, %42.6’sı işçi olarak çalışmakta, %29.0’unun belediyelerde 1-4 yıl çalışma deneyimine sahip olduğu görülmüştür. Çalışanlara göre belediyelerde afet yönetiminde; eğitim verilmediği (%71,6’sı), son iki yılda herhangi bir tatbikat yapılmadığı (%87.2’sı), belediyelerin afet yönetimine hazır olmadığı (%79.7’u) ve afet yönetiminde belediye bütçesinin yetersiz (%86.5’i), insan kaynakları sayısının (%77.0’si) yetersiz olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışanlara göre belediyelerin afet yönetiminde en önemli üç sorunun ise nitelikli teknik personel ve ekipman eksikliği (%59.5), yetersiz bütçe (%45.9) ile eğitim eksikliğinin olduğu (%37.2) saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre çalışanların büyük çoğunluğuna (%75’in üzerinde) göre belediyelerin afet yönetiminde kapasitelerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Belediyelerin afet yönetiminde etkili ve başarılı olabilmeleri için yetkilerinin arttırılarak kapasitelerini geliştirici politikaların hayata geçirilmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2024Sözün Büyüsü: Tiyatro ve Hikâye Anlatıcılığı
Şentürk, Gamze
Tiyatronun kökenleri hakkında birçok kuram ortaya atılmıştır. Bu kuramlar arasında, tiyatro ile ritüeller arasındaki yapısal benzerliklere odaklanarak tiyatronun Bereket Tanrısı Dionysus adına düzenlenen dini törenlerden, yani ritüelden türediğini savunan Ritüel Köken Kuramı en bilinenlerden biridir. Topluluklar bu törenlerde ritüeller yoluyla tanrılara olan bağlılıklarını gösterirken tiyatronun drama, müzik, hareket ve dans gibi temel bileşenleri bu ritüellerin ayrılmaz birer parçası olarak ortaya çıkar. Ritüel Köken Kuramı dışında, tiyatronun hareket, dans ve müzik gibi alanlarda yetenekli olan Antik Yunan insanının bilinçli bir şekilde geliştirdiği bir etkinlik olarak ortaya çıktığını ileri süren Büyük Adam Kuramı’ndan bahsetmek mümkündür. Bu kurama göre, tiyatro, yaratıcı yeteneklerle donatılmış Antik Yunan insanın hem sanatını icra etmek hem de toplulukları eğlendirmek amacıyla geliştirdiği bir formdur. Bu yaklaşım, aslında tiyatronun sanatsal ve bireysel yaratıcılığın bir ürünü olduğu düşüncesinin altını çizer. Tiyatronun kökenine dair öne sürülen bir diğer kuram ise Hikâye Anlatma Kuramı’dır. Bu kurama göre, tiyatro hikâye anlatıcılığından türemiştir. Hikâye anlatıcıları, sesleri ve hareketleri kullanarak çeşitli karakterleri kişileştirme ve hikâyelerini anlatma pratikleriyle tiyatronun doğuşuna katkıda bulunmuşlardır. Tiyatronun kökenlerine dair birçok farklı görüş olmasına rağmen, genel olarak tiyatronun hareket, eylem, dans ve müzik gibi unsurları içeren bir hikâye anlatıcılığı olduğu düşünülmektedir. Tiyatro, sadece bir eğlence formu olmaktan öte, toplumsal değerlerin, kültürel normların ve dini inançların da yansıtıldığı bir alan olmuştur. Bu çalışma, Antik Yunan tiyatrosundan başlayarak özelde Britanya tiyatrosunu merkeze alarak çağdaş dönem tiyatrosuna kadar tiyatro ve hikâye anlatıcılığı arasındaki sıkı ilişkiyi ve hikâye anlatıcılığının tiyatroda bir anlatım aracı olarak nasıl ortaya çıktığını açıklamayı amaçlar.
AtıfTR Dizin1
İncele

















