Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(33)
- Serdar, Osman(29)
- Batan, Nevzat(19)
- Dal, Murat(19)
- Utku, Anıl(18)
- Benzer, Fulya(14)
- Ezer, Tülay(14)
- Kutlu, Banu(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Altı, Aziz(13)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aydin, Rahmi(12)
- Karatay, Gülnaz(12)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Aksu, Önder(11)
- Aslan, Alper(11)
- Dal, Nursel Alp(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Gürarslan Baş, Nazan(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Cuşa, Hasan(10)
- Erata, Hüseyin(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Akgül, Melek(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Işık, Erdem(9)
- Kahraman, Gökhan(9)
- Koç, Ali(9)
- Sabanci, Serdal(9)
- Topal, Murat(9)
- Yazdıç, Ferit Can(9)
- Çılğın, Zeynel(9)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2011Alienation and problems of identity in Fakir Baykurt’s novels
Akar, Yeliz
Alienation which ends the meaning and value of being oneself in the existential process causes the loss of thinking abilities of individuals and fragmentation of consciousness. An individual who lost his self value cannot comprehend that loss of these values is a deficiency. In a way an individual who keeps on living with others‟ assumptions, leave his belonging to life and himself completely into nothingness in alienation process. As alienation leads to a psychological conflict among all his experiences, it points to an extinction of everything that belongs to an individual and a serious identity problem. Fakir Baykurt, who is one of the significant writers of social reality, deals with the alienation and identity problem in his novels both socially and psychologically. Baykurt‟s characters who suffer from solitude, communicative deficiency, despair and loss of trust annihilate their perception of awareness by being unable to pass into alertness from somnolence and they lose their own voices, losing all of their worries.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2011Sadâret’ten başvekâlet’e sadrazamlık
Satış, İhsan
19. yüzyıla kadar, padişaha karşı ülke yönetiminden, tebaanın güvenliğinden, dış politikadan ve savaşlardan sorumlu olan sadrazam, II. Mahmut’un merkeziyetçi reformları neticesinde yetkileri azalmaya başlamıştır. II. Mahmut, sadrazama bütün vekillerin başı olmak üzere başvekil sanını vererek, yetkilerini nezaretler arasında dağıtmıştır. Avrupa’ya ayak uydurma sürecinde sadrazamlık hızla kurumlaşırken asıl işlevi de siyaseti belirlemek ve uygulamak olmuştur. Lakin II. Mahmut’un ölümünden sonra Sultan Abdülmecit, Koca Hüsrev Paşa’yı sadrazam tayiniyle başvekil unvanı kaldırılarak tekrar sadrazam tabiri kullanılmaya başlanmıştır. Bu makalede, 19. yüzyılın ilk yarısında sadrazamlık kurumundaki değişimler ele alınmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2011Hayvancılıkla uğraşan bireylerin bruselloza ilişkin bilgi ve uygulamaları
Sağlam, Aliye Gülmez; Akkus, Yeliz; Karatay, Gülnaz
AMAÇ: Bu çalıșma Kars IV No’lu Sağlık Ocağı bölgesinde yașayan ve hayvancılıkla uğrașan bireylerin bruselloza ilișkin bilgi ve uygulamalarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıștır. YÖNTEM: Tanımlayıcı tipteki bu çalıșmada Mayıs-Haziran 2010 tarihleri arasında 97 katılımcı yer aldı. Araștırmanın verileri yapılandırılmıș soru formu kullanılarak yüz yüze görüșme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 11,5 istatistik programı kullanıldı. BULGULAR: Çalıșmaya katılan bireylerin incelenmesinde; %84’ünün çiğ sütten beyaz peynir yaptığı, %19’unun peyniri taze olarak tükettiği, %66’sının tereyağını çiğ kaymaktan yaptığı, %66’sının bruselloz hastalığını duyduğu, %35’inin hayvanında yavru atma, %32’sinde ise ölü doğum olduğu ve %4 katılımcının daha önce bruselloz hakkında bilgi aldığı belirlendi. SONUÇ: Bruselloz, Kars’ta hayvancılıkla uğrașanlar arasında iyi bilinen bir hastalık değildir. Brusellozun eradikasyonu için özellikle hastalığın yayılımı ve önlenmesi ile ilgili eğitimlerin yaygınlaștırılması gereklidir.
AtıfTR Dizin6
İncele - MakaleYalnız künye2011Solution methods and suggestions of preschool teachers towards inclusive education problems
Hoş, Gülsüm; Abbak, Burcu Sultan; Sığırtmaç Dikici, Ayperi
The main purpose of this study is to find out the researches have been conducted inTurkey on the attitudes of preschool teachers towards the inclusion of children withspecial educational needs in preschools and determine the problems gained from theresults of these researches related with teachers attitudes about inclusion. Another aim ofthe study is to obtain and examine teachers‟ solutions and advices related with theproblems in inclusive education. The study was carried out in Adana with 15 preschoolteachers who have children with special needs in their classrooms. In this study semi -structured interview was used as data collection instrument.
AtıfTR Dizin33
İncele - MakaleYalnız künye2011Sarımsak Dağı ve Körkün Vadisi’nin (Pozantı, Adana/Türkiye) Florası
Paksoy, Mehmet Yavuz; Savran, Ahmet
This research has been carried out to determinate the flora in the C5 square Sarımsak Mountain and Korkun Valley 2003- 2006. 78 families consisting of 315 genera and 652 taxa which contain 452 species, 129 subspecies and 71 variety, have been collected from this region the number of endemic taxa to Turkey is 135 (% 20.7). This distribution of these taxa in phytogeographic regions are as follows : (161) % 24.6 Irano-Turanians, (118) % 18.9 Mediterranean, (22) % 3.3 Euro-Siberians, (1) % 0.15 Euxines, (341) % 53,05 unknown and multiregional compounds. Two taxa belong to Pteridophyta, and 650 taxa to Spermatophyta divisio Gymnospermae subdivisio had 10 taxa and Angiospermae subdivisio had 640 taxa 552 of the Angiospermae are Dicotyledones and 88 Monocotyledones. The largest families according to their species number in the research area are as follow: Asteraceae (82), Fabaceae (70), Brassicaceae (51), Lamiaceae (46), Caryophyllaceae (34)’dir. The largest genera are Salvia (14), Astragalus (13), Centaurea (12), Silene (11), Euphorbia (11).
AtıfTR Dizin8
İncele - MakaleYalnız künye2011Yoncanın toklularda kas ve kuyruk yağ dokularındaki retinol, a-tokoferol ve kolesterol düzeyleri üzerine etkisi
Seven, Pinar Tatli; Gürdoğan, Fuat; Benzer, Fulya; Erişir, Zeki; Seven, Ismail; Bahşi, Muammer; Özçelik, Mehtap; Kılınç, Ünal; Ökkeş; Yılmaz, Okkes
In this study, the effects of fresh, ensiled or dried alfalfa on retinol, a-tocopherol and cholesterol levels in yearling sheep were investigated. In the study, 40 Akkaraman male yearling sheep, 4 months of age and an average body weight of 21 kg, were used. All diets used in the present study were prepared as isonitrogenous and isoenergetic. The alfalfa forms used in rations composed the experimental groups. With regard to groups were fed with wheat straw as roughage was Control group (C-Group) or fed with fresh alfalfa was AF group, ensiled alfalfa was AS group and dried alfalfa was AD group. Retinol levels in muscular and tail adipose tissue were found to be higher in alfalfa feeding groups compared to control group. The highest a-tocopherol level in deltoideous muscle tissue was detected in AF group. Cholesterol levels in muscular and tail adipose tissue were found to be lower in alfalfa feeding groups compared to control group.As a conclusion it can be said that, decrasing cholesterol levels in yearling sheep by feeding with alfalfa, is extremely important for human beings that consume red meat, as it can reduce the risk of coronary heart diseases.
- MakaleYalnız künye2011"Mağdur" milliyetçilik kürt siyasetinin "demokratik" zaafiyeti ve ulus açmazı
Özcan, Ali Kemal
Ulus-devletin kendisiyle birlikte insanlığa bulaştırdığı "milliyetçilik" (nationalism), akademik tartışmaların en karmaşık konularının başında gelir denebilir. Bu konuda kavramsal bir "anarşi"1 veya bir "terminolojik kaos"2 süregelmektedir. Türkiye 'de ise bu biraz daha daraltılmış, aynı zamanda yavan bir hal almıştır: neredeyse tamamen "vatanseverlik" kavramı yerine kullanılmaktadır. Hâlbuki halk dilinde kendi etnisitesini ve yerel değerlerini sevmeye refere eden ve akademik terminolojiye de sorunsuz oturabilecek yeterli kelime/kavram mevcuttur. Örneğin vatanseverlik, vatanperverlik, yurtseverlik veya milletseverlik, halkseverlik gibi. İngilizce ve birçok diğer Avrupa dillerinde de bu anlamda "patriotism " veya Latince patrie köklü benzer kavramlar vardır. Bu çalışma, birbirine çok yönlü olarak karıştırılmış olan milliyetçilik ile vatanseverlik kavramlarını ayrıştırmanın zemini üzerinde, Kürt milliyetçiliğinin "ulus" açmazını ve "demokratik" olma kompleksini açmaya çalışarak, Türkiye 'nin son otuz yılının temel sorunu olan Kürt meselesinin aslında Türkiye 'nin bir fırsatı olabileceğini tartışmaktadır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2011Tunceli/Dersim’de tembelliğin kültürelleştirilmesi: Emek süreçlerinin özgünlükleri çerçevesinde bir bakış
Tuna, Ş. Gürçağ; Doğan, Ali Ekber
Küçük bir kent olmasına rağmen Tunceli, daha geniş bir bölgenin eski adı olarak da Dersim her daim siyasal gündemin bir konusu olagelmiştir. Son yıllarda bu yörenin sosyal-siyasal-kültürel yapısına ve tarihine ilişkin artan bir akademik ilgi söz konusu olsa da, burada bugün geçerli olan sosyal ve ekonomik ilişkilerin analizi pek ilgi gören konular değildir. Çalışmamız, bu eksikliğin emek süreçlerinin iki önemli boyutunu oluşturan çalışma/istihdam biçimleri ve işgücü piyasasının yapısı bağlamlarının yanında işsizlik, proleterleşme, zorunlu göçün etkisi gibi olgularla giderilmesine dönük bir çabanın ürünüdür. Bu analizi yaparken aynı zamanda, Tunceli'de gündelik yaşamda sıklıkla dile getirilen Tuncelilerin/Dersimlilerin çalışmayı sevmediği, tembel olduğu savının geçerliliğini ve anlamını da tartışmak istedik. Tembelliğin bir toplum kesimi veya insan topluluğunu tanımlayan özelliklerden biri olarak yaygın biçimde kullanılmasına, "tembelliğin kültürelleştirilmesi" diyebiliriz. Gerek Türkiye gerekse dünyanın pek çok yerinde kapitalizmin kendi suretinde bir dünya yaratmaya başladığı tarihlerden bu yana karşımıza daha sık biçimde çıkan tembelliğin kültürelleşmesi dediğimiz bu tavrı eleştirel yaklaşımla, dünya-tarihselliği içinde değerlendirmenin en doğru yol olduğunu düşünüyoruz.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2010Stratejik ittifaklarda risk faktörleri ve risk yönetimi
Çakınberk, Arzu
Stratejik ittifak anlaşmaları son yirmi yılda artmıştır. Bu anlaşmalar firmanın rekabet seviyesini geliştirmede önemli olmaya başlamışlardır. Bu kadar çekici olmalarına rağmen ittifakları yönetmek riskli ve zordur. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk olarak, stratejik ittifaklardaki iki temel risk türünü, ilişkisel riski ve performans riskini incelemiştir. İkinci olarak, birkaç risk azaltma mekanizması önerilmiştir. Stratejik ittifaklarda farklı tür riskleri yönetmek kompleks ve zor iştir. Buna rağmen, ittifaklarda risk yönetimine şimdiye kadar yeterince önem verilmemiştir. Üçüncü olarak, bu makalede dört evreden oluşan risk yönetim süreci ele alınmıştır. Bu süreç, risklerin tanımlanması, risklerin ölçülmesi ve değerlendirilmesi, risklerin önlenmesi ve kontrolü ve risk yönetiminin performansının değerlendirilmesi aşamalarından oluşur. Son olarak da yönetimsel sonuçlar tartışılarak gelecekteki ampirik çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2010Muhafazakar dünyanın kutsal efsanelerine giriş: Fethullah Gülen'de hoşgörü, diyalog ve ahlak düşüncesi
Çobanoğlu, Yavuz
Özet: Hoşgörü, diyalog ve uzlaşma gibi kavramların son yirmi yılda geçirdiği süreç ilgi çekici bir seyir izlemektedir. Bu kavramlardan toplumdaki sorunların en azından bir kısmına çözüm olması beklenirken, kavramlar farklı politik kesimlerin de katkısıyla ilginç bir biçimde kutsallaşmış, içerikleri de yeni anlamlar ve söylemlerle doldurulmuştur. Aşağıdaki makale, Fethullah Gülen örneği üzerinden bu kavramların değişen içeriklerini anlamaya yönelik bir çabadır. Çünkü hoşgörü ve diyalog kavramlarını birlikte yaşayabilmenin ahlâkî ilkeleri olarak ele alan Gülen, bu ilkelerin meşrulaştırmasını da kendi İslâm anlayışı ve devlet yorumu üzerinden yaparken dikkat çekici bir söylem kullanmaktadır. Hoşgörü ve diyalog kavramlarından vazgeçmeyen Gülen'in bu kavramlara dinî ve millî sınırlar çizerek, yeni bir ahlâk anlayışını tesis etmeye çalıştığı görülmektedir. Fakat Gülen düşüncesindeki bu anlayış ve yorum üzerinde düşünülmeye muhtaç bir açık alana da sahiptir. Farklı bakış açılarının, inanışların ve farklı hayat tarzlarının bu yorum karşısındaki konumu, "birlikte yaşayabilecek miyiz?" sorusunu böylelikle daha da önemli kılmaktadır.
- MakaleYalnız künye2010Modifiye atmosferde paketleme ve soğukta depolamanın elmanın duyusal kalitesi üzerine etkileri
Batu, Ali; Demirdöven, Aslıhan
Bu araştırmada Grany Smith ve Golden Delicious elmaları 1ºC’de modifiye atmosferde paketlenerek 6 ay süreyle depolanıp, duyusal kalite değerlerine bakılmıştır. Kimyasal kalite değerleri olarak titrasyon asitliği (TA), toplam suda çözünür kuru madde (SÇKM) ile SÇKM:TA oranları, duyusal kalite değerleri olarak ise tatlılık, ekşilik, elma lezzeti, gevreklik ve sertlik değerleri belirlenmiştir. Elmalar farklı paketleme filmleri ile paketlenerek her bir paket içinde farklı modifiye atmosfer koşulları oluşturulmuştur. Ayrıca bir grupta paketlenmeden depolanarak kontrol örneği oluşturulmuştur. Bu örneklerin hepsinde kimyasal ve duyusal analizler yapılarak özellikle duyusal değerlerin kabul edilebilirlilik düzeyleri belirlenmiştir. Böylece depolama sonucunda duyusal ve kimyasal analizler yapılması ile elmaların uzun süre modifiye atmosfer koşullarında depolamanın duyusal kalite üzerinde etkileri belirlenmiştir. Bu araştırma ile aynı çeşit elmanın değişik paketleme filmleri ile paketlenmesinin elmanın duyusal kalitesi üzerine pek etkili olmadığı saptanmıştır. Ancak korelasyon analizi sonucunda yapılan duyusal analiz ile elmaların tirasyon asitliği ve SÇKM değerleri arasında kuvvetli bir ilişkinin olduğu, titrasyon asitliğinin en iyi asit tat üzerine etkili olan iyi bir belirteç olduğu ve ayrıca SÇKM:TA oranının damak lezzeti üzerine çok iyi bir belirteç olduğu belirlenmiştir.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2010Örgütsel bağlılığın belirleyicisi olarak liderlik: Sağlık çalışanları örneği
Demirel, Erkan Turan; Çakınberk, Arzu
Günümüzde işletmelerde liderlik davranışları ve örgütsel bağlılık davranışları gibi konuların önemi günden güne artmaktadır. Yöneticilerin liderlik davranışlarının işletmelerindeki insan kaynaklarının örgütsel bağlılıklarını artırmada etkili olduğu pek çok araştırma sonucunda ortaya koyulmuştur. Bu çalışmada, çalışanların liderlik algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, öncelikle yönetsel ve Dönüşümcü liderlik tarzları ve örgütsel bağlılık kavramı alt boyutlarıyla kısaca incelenerek konunun kavramsal çerçevesi oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın araştırma kısmında ise; Tunceli ve Malatya devlet hastanelerinde görev yapan toplam 148 yardımcı sağlık personelinden (ebe, hemşire, sağlık memuru, biyolog, laborant, röntgen teknisyeni ve diyetisyen) toplanan veriler, istatistikî analize tabii tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda; “Yöneticilerin sergiledikleri liderlik tarzları çalışanların bağlılıklarını gerçekten etkiler mi?” şeklinde belirlenmiş olan sorunun cevabının “evet” olduğu ortaya çıkmıştır. Liderlik tarzlarından özellikle dönüşümcü liderliğin örgütsel bağlılık üzerinde güçlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarının ve önerilerin, özellikle sağlık işletmeleri yöneticilerine, liderlik tarzlarının birlikte çalıştıkları insan kaynağının örgütsel bağlılıklarını daha fazla artırma noktasında faydalı olacağına inanılmaktadır.
AtıfTR Dizin42
İncele - MakaleYalnız künye2010Growth performance of rainbow trout (Oncorhynchus mykiss W.,1792) in mobile fish farm as mariculture.
Özden, Osman; Kizak, Volkan; Güner, Yusuf
In this study, growing performance, food conversion ratio and survival of rainbow trout (around 285 g) which were transferred to seawater for directly was investigated in the mobile fish farm during summer season for 90 days. At the end of study, rainbow trouts reached from weighing 285 – 289 g to 667.3 – 675.8 g. FCR were around 1.129 – 1.136. Mortality occurred around 6.07 – 7.19%. As a result, growth performance and survival of rainbow trout in the mobile fish farm was considerably well when comparing with previous studies. Mobile fish farm can be an important opportunity nowadays for off-shore aquaculture, if technical and administrative problems could be solved.
- MakaleYalnız künye2010Scopus SJRQ3Sparidae familyasından çipura (Sparus aurata), fangri (Pagrus pagrus) ve sinarit (Dentex dentex) yumurtalarının farklı dezenfektan maddelerle yüzey dezenfeksiyonu
Fırat, Muammer Kürşat; Saka, Şahin; Can, Erkan
The aim of this study is to determine suitable conditions for egg disinfection of gilthead sea bream (Sparus aurata), red porgy (Pagrus pagrus), and common dentex (Dentex dentex) with glutaraldehyde, hydrogen peroxide and iodine. The eggs were disinfected with 200 ppm glutaraldehyde (T= 2, 4, 8, 16 min), 300 ppm hydrogen peroxide and iodine (T= 5, 10, 15, 20 min) at four different contact times. The hatching rate was determined in triplicates for each treatment. Also, bacteria colonies were counted on tryptic soy agar (TSA) and thiosulphate citrate bile salt sucrose agar (TCBS). At the end of the experiment, bacterial load and hatching rate were assessed together. For glutaraldehyde treatment, optimal hatching rates and bacterial colonies were estimated as CT (Disinfectant concentration in mg.l-1* exposure time in minute) 800 for sea bream eggs, CT 1600 for red porgy eggs and CT 800-1600 for common dentex eggs. Also, for hydrogen peroxide treatments, they were determined as CT 3000 for sea bream and red porgy and CT 4500 for common dentex. Finally, in iodine treatments, these parameters were measured as CT 4500-6000 for all species’ eggs. However, in our study, it is clear that the glutaraldehyde showed the optimum disinfection effect against the microorganisms because the bacteria could be eliminated completely.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2010Scopus SJRQ3Elazığ’da satılan kremalı pastalarda E. coli O157:H7’nin varlığı
Patır, Bahri; İlhak, O. İrfan; Dikici, Abdullah; Öksüztepe, Gülsüm; Çalıcıoglu, Mehmet
Bu araştırma, Elazığ’da tüketime sunulan kremalı (sade, kakaolu, meyveli) pastalarda Escherichia coli O157:H7’nin mevcudiyetini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmada 100 adedi sade kremalı, 50 adedi kakao kremalı ve 50 adedi de meyve kremalı olmak üzere toplam 200 kremalı pasta örneği incelendi. Örneklerin zenginleştirme işlemini takiben CT-SMAC besi yerine yapılan ekim sonucunda; 65 sade kremalı örnekten 138; 8 kakao kremalı örnekten 25; 19 meyve kremalı örnekten 45 adet olmak üzere toplam 208 adet tipik koloniden (renksiz-şeffaf) izolasyon yapıldı. Seçilen bu izolatlara E. coli O157:H7 serotipinin teşhisi için metot kısmında verilen ileriki işlem basamakları uygulandı. Ancak tipik E. coli O157:H7 özelliği gösteren suş tespit edilemediği için, izolatlara H7 tayin işlemleri yapılmadı. İncelenen kremalı (sade, kakaolu, meyveli) yaş pasta örneklerinin hiçbirinde E. coli O157:H7 tespit edilemedi. Bu yönüyle, halk sağlığı açısından sevindirici bir durum olmakla birlikte, bu tür ürünlerin çoğu zaman diğer patojen bakterileri de barındırdığı bilinmektedir. Halk sağlığı açısından potansiyel risk durumunun ortadan kaldırılması ve halkımıza sağlıklı pastacılık ürünlerinin sunulması, ancak bu tür ürünlerin hazırlanmasında kesinlikle hijyenik şartlara uyulmasıyla mümkün olabilecektir..
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2009Scopus SJRQ1²⁰⁷Pb- ²⁰⁶Pb, ⁴⁰Ar- ³⁹Ar and fission-track geothermochronology quantifying cooling and exhumation history of the Kaman- Kırşehir region intrusions, Central Anatolia, Turkey
Otlu, Nazmi; Güney, Özlem; Heizler, Matt; Jonckheere, Raymond C.; Tichomirowa, Marion; Boztuğ, Durmuş
Kaman-Kırşehir yöresi granitik intrüzyonları, Torid-Anatolid platformu (TAP) ve yitim zonu üzerinde gelişen Orta Anadolu Ofiyolitini (OAO) içeren okyanusal ada yayı arasında Senomaniyen–Türoniyen’de gerçekleşen kıta-okyanusal ada yayı çarpışması sonrası gerilme rejiminde oluşmuşlardır. Bu granitoyidler, kuzeyden güneye doğru, Çamsarı kuvars siyeniti, Hamit kuvars siyeniti, Bayındır nefelin-kankrinit siyeniti, Durmuşlu nefelin-nozeyan-melanit siyenit porfiri ve Baranadağ kuvars monzoniti birimlerinden oluşur. Bu intrüzif kayaçlar, Orta Anadolu Kristalin Karmaşığına (OAKK) ait metamorfik kayaçlarla OAO’ne ait birimleri sıcak dokanakla keser ve Geç Paleosen–Erken/Orta Eosen yaşlı sedimanter birimler tarafından uyumsuz olarak örtülürler. Çamsarı kuvars siyenitinin tek zirkon ²⁰⁷Pb- ²⁰⁶Pb buharlaşma yaşı 95.7±5.1 My olarak bulunmuştur; Hamit ve Baranadağ birimlerinin yaşları ise birbirlerinden ayırt edilemeyecek derecede yakın olup, ağırlıklı ortalama yaşları 74.3±4.5 My olarak belirlenmiştir. Benzer şekilde, Hamit ve Baranadağ birimlerinin amfibol ⁴⁰Ar- ³⁹Ar yaşları da birbirlerinden ayırt edilemeyecek derecede yakındır ve ağırlıklı ortalama yaş 72.7±0.1 My olarak belirlenmiştir. Çamsarı, Hamit, Baranadağ ve Durmuşlu birimlerinin apatit fizyon izi yaş verilerinin (deniz düzeyinden) yüksekliğe göre değişimleri incelendiğinde, ~57 ve ~61 My aralığında oldukça hızlı bir yükselme hızıyla (> 1 km/My) yüzeylendikleri belirlenmiştir. Böyle bir yüzeylenme tarihçesi, aynı zamanda, fizyon izi uzunluk ölçümlerine dayalı zaman-sıcaklık modelleme çalışmalarıyla da desteklenmiştir. Apatit fizyon izi jeotermokronolojisi verileriyle belirlenen Erken–Orta Paleosen yaşlı bu hızlı yüzeylenmenin, İzmir-Ankara-Erzincan (İAE) okyanusunun kapanmasını takiben TAP ve Avrasya Levhası (AL) arasında gelişen kıta-kıta çarpışmasına bağlı sıkışma rejimiyle meydana geldiği ve hatta bu sırada Orta Anadolu önülke basenlerinin de (OAÖB) açıldığı ileri sürülmektedir.
AtıfTR Dizin11
İncele - MakaleYalnız künye2009Scopus SJRQ1²⁰⁷Pb- ²⁰⁶Pb, ⁴⁰Ar- ³⁹Ar and apatite fission-track geothermochronology revealing the emplacement, cooling and exhumation history of the karaçayır syenite (N Sivas), East-Central Anatolia, Turkey
Heizler, Matt; Jonckheere, Raymond C.; Tichomirowa, Marion; Türksever, Esra; Boztuğ, Durmuş
Sivas (İç-Doğu Anadolu) yöresinde Paleozoyik yaşlı kabuksal metasedimanter kayaçları sıcak dokanakla kesen ve Geç Paleosen– Eosen yaşlı Tokuş formasyonuyla uyumsuz olarak örtülen Karaçayır siyeniti tek zirkon ²⁰⁷Pb- ²⁰⁶Pb buharlaşma, biyotit ⁴⁰Ar- ³⁹Ar ve apatit fizyon izi jeotermokronolojisi yöntemleriyle incelenmiştir. Tek zirkon ²⁰⁷Pb- ²⁰⁶Pb buharlaşma yaş tayini çalışmaları sonucunda Karaçayır siyenitinin intrüzyon yaşı 99.0±11.0 My (Senomaniyen–Turoniyen) olarak belirlenmiştir. Biyotit ⁴⁰Ar- ³⁹Ar yaş tayini çalışmaları ~65 My civarında bir soğuma yaşı vermiştir. Apatit fizyon izi yaş tayini ve iz uzunluk ölçüm çalışmalarına dayalı sıcaklıkzaman (T-t) modelleme verileri, Karaçayır siyenitinin 58 ile 61 My aralığında (Orta Paleosen) yıllık 1 mm’den daha hızlı olan tektonik yükselme ile yüzeylendiğini ortaya koymuştur. Orta Paleosen yaşlı bu tektonik yükselmenin, Avrasya levhasının (AL) altına ve kuzeye doğru dalmakta olan İzmir-Ankara-Erzincan (İAE) okyanusunun kapanması sonucu, İAE kenet kuşağı boyunca meydana gelen ve AL ile Torid-Anatolid platformunun (TAP) kenetlenmesini sağlayan kıta-kıta çarpışması ile meydana gelen sıkışma rejiminden kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Bu sıkışma rejimi, aynı zamanda, Orta Anadolu önülke havzalarının gelişimini de sağlamıştır.
AtıfTR Dizin7
İncele

















