Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(34)
- Serdar, Osman(33)
- Utku, Anıl(21)
- Batan, Nevzat(20)
- Dal, Murat(19)
- Kutlu, Banu(19)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(17)
- Benzer, Fulya(15)
- Ezer, Tülay(15)
- Altı, Aziz(14)
- Dal, Nursel Alp(14)
- Karatay, Gülnaz(14)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Aydin, Rahmi(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aksu, Önder(12)
- Aslan, Alper(12)
- Gürarslan Baş, Nazan(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Cuşa, Hasan(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Kocabaş, Mehmet(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Erata, Hüseyin(10)
- Işık, Erdem(10)
- Kahraman, Gökhan(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Topal, Murat(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Acun, Serdar(9)
- Akgül, Melek(9)
- Danabaş, Durali(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Koç, Ali(9)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023İngiltere’de “Alevi Olmak”: Diasporada Alevi Kimliğinin Kuruluşu
Çobanoğlu, Yavuz
Türkiye’deki siyasal ve kültürel gelişmelere bakıldığında, son yıllarda Alevilik ve Aleviler konusunun giderek artan bir öneme sahip olduğu tespit edilebilir. Bunun nedeni, Alevilerin kendi kültür ve inançlarına yönelik taleplerini artık (özellikle yurtdışında) daha yüksek sesle ifade etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu talepler ise genellikle, sosyal yaşam ile politik alanın sosyolojisindeki bir takım toplumsal değişimlerin sonuçları olarak karşımıza çıkar. Dahası tüm inanç ve etnisite çalışmalarında olduğu gibi, Alevilikte de mevcut sosyolojik değişimler kimlik inşa süreçlerinin içerisinde gerçekleşir ve ona tabidir. Bu yönüyle kimlik inşa süreçleri bizlere, buradaki sosyolojik değişimleri işaretleyebilmemiz için de kıymetli ipuçları sunmaktadır. Öyle ki günümüzde kimlik kavramı, bütün bu sosyolojik değişimleri anlamak ve anlamlandırabilmek için anahtar bir rol üstlenmektedir. Yine benzer biçimde Alevilik de kendi kimlik formlarını, özellikle gelecek kuşaklara aktarırken, kimliğin (özellikle geleneksel Alevilik çerçevesinde) inşasına önem veren bir inançtır. Üstelik buradaki inşanın, pek çok yorum ve söylem aracılığıyla gerçekleştiği de bilinmektedir. Yine de yorumların kaynağı ne olursa olsun hem Türkiye içerisinde, fakat daha aktif ve yoğunluklu olmak kaydıyla, hem de Avrupa diasporasında bir “Alevi kimliği” kurmaya yönelik çabaların son yıllarda fazlasıyla yoğunlaştığına şahit olmaktayız. Dolayısıyla burada, “diaspora”daki Aleviler arasındaki bu kimlik oluşturma süreçleri nasıl ve hangi şekillerde inşa edilmekte, nasıl ortaya çıkmaktadır? sorusu kendiliğinden önem kazanmaktadır. İşte “bir yıl” gibi bir süre zarfında desteklenen bu saha araştırmasının bilimsel merakı da İngiltere diasporasındaki Alevilerin kimlik inşasındaki değişim, çeşitlenme ve süreklilik süreçlerinin anlaşılır kılınması üzerinedir. Zira Alevilikte inanç ve kültürel öğelerin etkisiyle kimlik inşa edici (/kurucu) süreçler, bilimsel bir merakı davet edici özelliklere fazlasıyla sahiptir. Bu itibarla, saha araştırması kapsamında 33 kişiyle yüz yüze “derinlemesine mülakatlar” gerçekleştirildi. Bu kişiler yoğunluklu olarak Londra’da yaşayan ve kendisini “Alevi” olarak ifade eden yetişkinlerdi. Londra dışında ise beş şehirden altı kişiyle daha yüz yüze görüşüldü ve başkent dışında Alevilerin kendi kültürel kimliklerini nasıl kurdukları tespit edilmeye çalışıldı. Görüşmeler sonrasında derinlemesine mülakat kayıtları söylem analizi yöntemiyle anlamlandırılmaya çalışıldı.
- MakaleAçık Erişim2023Deep Learning Based Traffic Density Prediction: A Case Study for Istanbul
Utku, Anıl
Traffic density prediction is important for users to make better travel decisions, reduce traffic congestion, save time and fuel, and increase traffic processing efficiency. With the development and widespread use of intelligent transportation systems, traffic density prediction has received more and more attention. Traffic density prediction is heavily dependent on historical and real-time traffic data. Large amounts of traffic data are obtained instantly from sources such as sensors, cameras, mobile devices and social media. Increasing traffic data reveals the use of artificial intelligence technologies to solve the traffic management problem. In this study, an LSTM-based prediction model has been developed for traffic density prediction. The developed prediction model has been tested using traffic data of Istanbul with LR, RF, SVM, MLP, CNN and RNN. Experimental results showed that the developed LSTM-based model has more successful results than the compared models. The developed model had approximately 0.9 R2 value in predicting the number of vehicles and average speed.
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Application of the Ohmic Heating Process to Make a Semolina Dessert with Milk
Sabanci, Serdal; Omaç, Basrı; Yüksel, Hatice Pınar
Traditional milk desserts are one of the most essential dessert groups that Turkish society consumes. Due to foaming activity, it was aimed to investigate the feasibility of the ohmic heating system to produce a semolina dessert with milk. Hence, an ohmic heating treatment was used to heat the milk, semolina, and sugar mix from 20°C to 100°C using three different voltage gradients (15, 17.5, and 20 V/cm) and then boil for two minutes. It was found that the current value escalated from 20°C to approximately 86°C but decreased after 86°C due to foaming. Since the total consumed energy during the ohmic cooking treatment was inversely proportional to the treatment time, the total consumed energy values decreased based on the rising voltage gradient. As a result, the feasibility of the ohmic heating treatment for making a traditional semolina dessert with milk was determined in this study.
- MakaleAçık Erişim2023Rüzgâr Enerji Santrali (RES) Yer Seçimi için BWM-CBS Tabanlı Bir Yaklaşım: Tunceli Örneği
Konurhan, Zekeriya; Başaran, Erkin
Günümüz dünyasında fosil yakıtların yerine alternatif bir enerji kaynak arayışı oldukça popüler bir yaklaşımdır. Güneş panelleri ve rüzgâr enerjisi santralleri gibi yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtların alternatifleri arasındadır. Rüzgâr enerjisi santralleri hem denizde hem de karada olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde aktif olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de de RES’ler özellikle 2000’lerin başından itibaren kullanılmaya başlamıştır. Türkiye’deki RES’ler daha çok Ege ve Marmara Bölgesinde yer almaktadır. Çalışma alanı olan Tunceli’de ise herhangi bir RES bulunmamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı Tunceli için uygun RES alanlarını önermektir. Bu kapsamda Best-Worst yöntemi (BWM) CBS’ye entegre edilerek kullanılmıştır. BWM yöntemi ikili karşılaştırmaya dayanan Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemidir. Çalışmada BWM modeli kullanılarak “topografya”, “sosyo-ekonomik”, “teknik” ve “lokasyon” olmak üzere dört ana kriter altında 16 kriter belirlenmiştir. Her bir kriter farklı disiplinlerden uzmanlar tarafından anket olarak değerlendirilmiş ve uygun yer seçimi için kullanılmıştır. 16 kriter için ayrı ayrı haritalar oluşturulmuş, kriterlerin açıklamaları yapılmış ve bu haritalar sonuç haritasında kullanılmıştır. BWM modeli kullanılarak tespit edilen kriter ağırlıkları CBS’ye entegre edilerek Tunceli için uygun RES kurulum alanları belirlenmiştir. Buna göre, Tunceli’nin güneydoğusunda yer alan Pertek ve Mazgirt çevresi ile Pülümür’ün kuzeyi ve Çemişgezek’in çevresinde fiziki coğrafya açısından uygun şartları sağlayan bazı alanlar RES kurulumuna elverişlidir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023COVID-19 Pandemi Sürecinde Filyasyon Ekibinde Görev Alan Sağlık Çalışanlarının Travma Sonrası Gelişim ve Psikolojik Dayanıklılık Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Tanımlayıcı Çalışma
Ersöğütçü, Filiz; Karakaş, Sibel Asi; Erçel, Şeyda
Amaç: Bu çalışma, koronavirüs hastalığı-2019 [coronavirus di- sease-2019 (COVID-19)] pandemi sürecinde filyasyon ekibinde görev alan sağlık çalışanlarının travma sonras ı gelişim ile psikolojik daya- nıklılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amac ıyla tanımlayıcı ola- rak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı araştırma desenindeki bu çalışma Haziran 2020-Eylül 2020 tarihleri arasında bir ilin merkez toplum sağlığı merkezi filyasyon ekibinde yer alan 205 sağlık çalışanı ile yapıldı. Verilerin toplanmasında çevirim içi anket yöntemi kullanı- larak; kişisel bilgi formu, Travma Sonrası Gelişim Ölçeği (TSGÖ) ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayan ıklılık Ölçeği (YİPDÖ) uygulandı. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalamalarının 32,36±7,09 olduğu, cin- siyet dağılımında kadınların çoğunluğu (%59,0) olu şturduğu ve kat ı- lımcıların %64,4’ünün lisans mezunu oldu ğu tespit edildi. TSGÖ toplam puan ortalamasının 43,78±25,99 olduğu, YİPDÖ toplam puan ortalamasının 125,04±16,18 olduğu saptandı. YİPDÖ toplam puan or- talaması ile TSGÖ toplam puan ortalaması, arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada, TSGÖ toplam puan ortalamasının ortalamanın altında olması, katılımcıların yaşadığı trav- matik olaylardan olumlu varsayımlar elde etmediği anlamına gelirken, YİPDÖ toplam puan ortalamas ının ortalamanın üstünde olmas ı katı- lımcıların psikolojik dayan ıklılık düzeylerinin yüksek oldu ğunu gös- termiştir. Sağlık çalışanlarının bu zorlu süreç ile nas ıl baş ettiklerini tanımlamak ve sağlık bakım sisteminin içerisinde toplum gereksinim- lerini esnek ve yarat ıcı biçimde karşılayabilmek için gerekli olan psi- kolojik dayanıklılığı korumak ve geliştirmek üzere önlemlerin alınması oldukça önemlidir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Bioremediation of Synthetic Prepared Domestic Wastewater with P. chrysosporium
Erguven, Gokhan Onder; Yildirim, Nuran Cikcikoglu; Aydin, Ekrem; Ergül, Gözde
In this study, the removal efficiencies were evaluated based on key environmental parameters such as chemical oxygen demand (COD), Total Organic Carbon (TOC), Total Nitrogen (TN), and Total Phosphorus (TP), using P. chrysosporium white rot fungus to treat synthetically prepared domestic wastewater. The research aimed to assess the suitability of bioremediation results with respect to the Urban Wastewater Treatment Regulation. The experiment was carried out over a span of 11th days, employing static 1/1 and 1/5, as well as dynamic 1/1 and 1/5 dilution ratios. The outcomes revealed varying removal efficiencies, with the highest rates observed at dynamic conditions and a 1/5 dilution ratio: 84% for COD, 81% for TOC, 73% for TN, and 56% for TP. Conversely, the lowest removal efficiencies were determined under static 1/1 conditions, reaching 48% for COD, 33% for TOC, 31% for TN, and 45% for TP. Based on the results, it is evident that P. chrysosporium exhibited effective bioremediation capabilities on synthetic domestic wastewater within a reasonable 11th day period. Furthermore, the results aligned with the specified limit values outlined in the Urban Wastewater Treatment Regulation. Consequently, the study highlights the efficacy of P. chrysosporium as a valuable species for biological treatment stages in urban wastewater management
- MakaleAçık Erişim2023The Mediating Role of Motivation to Teach in Burnout Levels and Attitudes toward the Teaching Profession of Prospective Teachers
Dikmen, Melih; Karakaya, Yunus Emre; Şahin, Aykut
This study aims to reveal the relationship between burnout levels, attitudes toward the teaching profession, and motivation to teach in prospective physical education and sports teaching. Accordingly, the mediating role of motivation to teach in the relationship between burnout levels and attitudes toward the teaching profession of prospective teachers was investigated. The data of the study were collected online from 685 prospective teachers who studied in the field of sports education in 12 state universities in Turkey. The data were collected by using “Burnout,” Attitudes toward Teaching Profession,” and “Motivation to Teach” scales. Path analyses were conducted to test the direct prediction power of burnout and motivation to teach on the attitudes toward the teaching profession and the indirect prediction power of burnout on attitudes toward the teaching profession through motivation to teach. In conclusion, it was determined that burnout negatively predicted attitude toward the teaching profession and motivation to teach in a significant way, while motivation to teach predicted attitude toward the teaching profession positively in a significant way. Furthermore, it was determined that the negative effect of burnout on the attitude toward the teaching profession was reduced by the mediating role of motivation to teach.
AtıfOpenAlex6TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Bir Boyutlu Evrişimsel Sinir Ağı Yardımıyla Faz Kilitleme Değeri ve Diferansiyel Entropi Özellikleri Kullanılarak EEG Sinyallerinde Duygu Tanınması
Sengur, Abdulkadir; Özçelik, Salih Taha Alperen; Uyanik, Hakan
Duygu analizi günümüz bilim dünyasında üzerinde en çok araştırma yapılan alanların başında gelmektedir. Özellikle insan-bilgisayar etkileşimi gibi günlük hayatımıza her geçen gün daha çok dahil olan alanların yanı sıra nörobilim ve psikoloji gibi bilim dallarının da yakından incelediği bir konudur. Duygu analizi için konuşma sinyalleri, mimikler, vücut dili, yüz ifadeleri gibi yöntemler kullanılsa da bu yöntemler manipülasyona açık oldukları için biyolojik sinyaller kadar güvenilir sonuçlar vermezler. Bu çalışmada sanal gerçeklik (SG) teknolojisi yardımıyla hazırlanmış, biyoelektriksel bir sinyal olan elektroansefalografi (EEG) sinyalleri ile duygu tanıma için yeni bir yöntem önerilmiştir. Bu yöntemde EEG sinyallerinin alt bantlarının diferansiyel entropi (DE) ve faz kilitleme değeri (FKD) özellikleri, tasarlanan bir boyutlu evrişimsel sinir ağı (1B-ESA) yardımı ile pozitif ve negatif duyguların tanınması için kullanılmıştır. Her iki özellik yardımıyla elde edilen özellik matrisleri on defa teste tâbi tutularak ortalama başarı değerleri elde edilmiştir. Bu testler sonucunda DE ve FKD özellikleri ile en yüksek ortalama başarı puanları, tüm alt bant özellik matrislerinin birleştirilmesi ile sırasıyla %74,0611,41 ve %63,75901,72 olarak elde edilmiştir. Ayrıca çalışmada elde edilen yüksek frekanstaki sinyal bileşenlerine ait testlerin başarı oranlarının düşük frekans bantlarına göre daha yüksek elde edilmesi daha önce bu alanda yapılan benzer çalışmaların sonuçlarını destekler nitelikte olmuştur.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023KOBİ’lerin Ekonomiye Sağladıkları Katkının Tahmini İçin Derin Öğrenme Tabanlı Model
Akcayol, M. Ali; Utku, Anıl; Sevinç, Ali
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ)'ler, sermayesi, işgücü ve varlıkları, ulusal yönetmeliklere göre belirlenen eşik değerlerin altında olan özel sektör işletmeleridir. KOBİ'ler, özellikle gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere dünyadaki çoğu ülkenin ekonomisinde önemli rol oynamaktadır. Dünya genelinde işletmelerin yaklaşık %90'ını oluşturan KOBİ'ler, istihdamın %50'sinden fazlasını sağlamaktadır. Ülke ölçeğinde KOBİ’lerin ekonomiye katkılarının tahin edilmesi planlama ve yatırım açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, KOBİ’lerin ekonomiye sağladıkları katkının tahminine yönelik derin öğrenme tabanlı bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen LSTM tabanlı derin öğrenme modelinin sonuçları, RF, SVM, CNN, MLP, RNN ve GRU ile karşılaştırılmıştır. Deneysel sonuçlar, geliştirilen derin öğrenme modelinin 2,169 MSE, 1,473 RMSE, 1,175 MAE ve 0,959 R2 değeri ile karşılaştırılan diğer modellerden daha başarılı tahmin performansına sahip olduğunu göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2023The Effects of Hydroxyapatite on the Corrosion Behaviour of AZ Series Mg Alloys
Say, Yakup
Metallic biomaterials are widely used in the orthopedic and dental applications owing to their advanced biocompatibility and sophisticated mechanical properties. Many studies are carried out to develop new alloys with high specific strength, high corrosion resistance and high biocompatibility as an alternative to present metallic biomaterials. Mg alloys are potential alloys as a biomaterial, especially because they have low density and high biocompatibility. However, especially the corrosion properties of Mg alloys need to be improved. In this study, the surfaces of AZ31, AZ61 and AZ91 alloys, which are promising as biomaterials, were coated with hydroxyapatite with high biocompatibility, and the effects of the bioceramics coatings on corrosion resistance were comprehensively investigated. Crack-free and porous surface morphologies were obtained in all bioceramic coatings and the presence of the coatings on the surfaces was supported by EDS analysis. As a result of the corrosion tests performed in SBF, it was determined that the AZ91 alloy had the highest corrosion resistance among the uncoated samples. The hydroxyapatite bioceramic coatings also improved the corrosion properties of all samples. However, among all samples, the highest corrosion resistance was obtained in the hydroxyapatite coated AZ91 alloy.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Novel Quaternary CuAlZnMg High Temperature Shape Memory Alloy (HTSMA) Fabricated by Minor Batch of Zn and Mg Additions
Özkul, İskender; Boyrazli, Mustafa; Aksu Canbay, Canan; Başbağ, Güneş; Karaduman, Oktay
Shape memory alloys (SMAs) constitute the second largest commercial smart material class after piezoelectric materials. Different SMA alloy systems or SMAs with miscellaneous functionalities and characteristic properties have been designed for using in different applications until today. High temperature shape memory alloys (HTSMAs) are also widely desired to be used in various smart materials applications. HTSMAs with different functional and characteristic properties are muchly demanded for different tasks to be done by these alloys or devices designed by these alloys. A common and practical way to fabricate SMAs or HTSMAs with different shape memory effect (SME) and other properties is to fabricate them with different alloying compositions and add different additive elements. In this work, a quaternary CuAlZnMg HTSMA with an unprecedented composition consisting minor amount of zinc and magnesium additives was produced by arc melting method. As a result of applying post-homogenization in high β–phase temperature region and immediate quenching, the microstructural mechanism of a SME property was formed in the produced alloy. After then, to examine SME characteristics of the CuAlZnMg alloy some differential thermal analysis (DTA), microstructural (XRD) and magnetization (VSM) characterization tests were carried out. The DTA results showed that the alloy is a HTSMA exhibiting reverse martensitic transformations at temperature range between 167 °C and 489 °C. The XRD pattern obtained at room temperature revealed the martensite phases formed in the alloy, which phases are the base mechanism of the reversible martensitic transformation (the SME property) of the alloy. The VSM test showed that the alloy exhibit a diamagnetic property with a weak ferromagnetic coercivity contribution.
- MakaleAçık Erişim2023Nanosilika Modifiyeli Bağlayıcıların Tekerlek İzi Direnci ve Sıcaklık Hassasiyetlerinin Belirlenmesi
Akpolat, Mustafa
Bu çalışmada, Nanosilika (NS) katkısının bitümlü bağlayıcıların tekerlek izi ve sıcaklık hassasiyetine olan etkisi değerlendirilmiştir. Bu kapsamda saf ve 3 farklı orandaki (%2, %4 ve %6) nanosilika modifiyeli bağlayıcılar üzerine penetrasyon, yumuşama noktası, viskozite ve çoklu gerilmeli sünme geri dönme (MSCR) deneyi uygulanmıştır. Saf ve NS modifiyeli bağlayıcıların sıcaklık hassasiyetini belirlemek için geleneksel deney sonuçlarından yararlanılarak penetrasyon indeksi (PI) ve penetrasyon-viskozite sayısı (PVN) belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, saf bağlayıcının nanosilika ile modifiye edilmesiyle bağlayıcının kıvamında azalma ve viskozitesinde artış sağlanmıştır. Bu sayede sıcaklık hassasiyeti daha düşük modifiye bağlayıcılar elde edilmiştir. Ayrıca MSCR deney sonuçlarına göre nanosilika modifiyesinin bütün sıcaklıklarda daha düşük Jnr değerleri vererek bağlayıcının tekerlek izi parametresini geliştirdiği daha ağır taşıt trafiklerine cevap verebileceği ve yüksek servis sıcaklıklarında kullanılabileceği belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Investigation of Recovery of Zinc Ions from Zinc-Containing Leached Malachite Ore by D2EHPA Extractant
Karacahan, Mehmet Kayra
In this study, the recovery of Zn2+ from the actual leach solution obtained after leaching smithsonite ore in sulfuric acid solutions was investigated by applying the solvent extraction method. The organic phase was prepared using D2EHPA and kerosene. The effects of the initial pH of the solution, extractant concentration, stirring time, and stirring speed on the extraction process were investigated. It was determined that the extraction efficiency increased with the increase in the extractant concentration, the initial pH of the aqueous solution, the stirring speed, and the stirring time. In order to selectively increase the transfer of Zn2+ from the aqueous phase to the organic phase, the optimal values for the initial pH of the aqueous phase, extractant concentration, stirring time, and stirring speed were determined as 3.5, 0.1 mol/L, 10 min, and 500 rpm, respectively. The stoichiometry and mechanism of the extraction process were determined by applying the equilibrium slope method.
- MakaleAçık Erişim2023Sosyal Medya ile Değişen Mahremiyet: Z Kuşağındaki Öğrencilerin Mahremiyet Algısı Üzerine Bir Araştırma
Hayir, Celal; Karahisar, Tüba
Bu çalışmada Jürgen Habermas, Hannah Arendt ve Richard Sennett’in kamusal alan kavramından yola çıkılarak sosyal medyadaki mahremiyet, özel alan kavramları incelenmiştir. Makalede amaç, katılımcıların mahremiyet kavramından haberdar olup olmadıklarının, hangi konularda hassas davranış sergilediklerinin, hangi saiklerle sosyal medyada paylaşım yaptıklarının, hassas veri paylaşmaktan endişe duyup duymadıklarının ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın veri toplama yöntemi ankettir. Anket, Google Form aracılığı ile internet ortamında hazırlanmış ve katılımcılara sosyal medya uygulamaları (Whatsapp ve Facebook) ile ulaştırılmıştır. Anket, uygulanmadan önce bir denek grubu üzerinde test edilmiştir. Araştırmanın evreni 1995 sonrası doğan Z kuşağına mensup bireyler, örneklemi ise Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileridir. Verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların tamamına yakınının mahremiyet kavramından haberdar olduğu ve herhangi birini sosyal medyada zor duruma düşürecek paylaşımlarda bulunmadıkları ve çoğunluğunun sosyal medyada mahremiyet ihlâli durumunda ne yapmaları gerektiğini bildikleri görülmüştür. Katılımcıların mahremiyet algısı orta düzeyde çıkmıştır.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Behaviour of Composite Buildings Designed with TBDY 2018 in Main and Aftershocks
Etli, Serkan; Akgül, Melek
Within the scope of the study, the designs of the structures consisting of 5, 10, 15 and 20 story moment resisting composite frames were carried out for TBDY 2018 and ZA group soils. The behavior of the designed structures was evaluated by using dynamic analysis in the time history domain. The earthquakes used were selected in series consisting of the main earthquake and aftershocks. The results obtained were evaluated in terms of roof displacements, base shear coefficients, interstory drift and base accelerations. The structures examined within the scope of the study show excellent behavior under the influence of the main and aftershocks.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Bizans imparatoru ıı. ıoannes komnenos'un doğu politikaları bağlamında antakya seferleri
Korunur, Harun
Bizans İmparatorluğu Türk ve Dünya tarihi açısından önemlidir. Kavimler Göçü sonrası Avrupada meydana gelen gelişmeler, Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasına sebep olmuştur. Gelişen süreç içerisinde Batı Roma yıkılmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu ise varlığını bin seneden daha fazla devam ettirmiştir. Bizans İmparatorluğu Malazgirt zaferinden sonra Anadolu hâkimiyetini kaybetmeye ve yapılan Türk akınlarını durduramamaya başlamıştır. Bu nedenle Bizans İmparatorları, Anadolu’da tekrar hâkimiyet sağlama gayesiyle mücadelelerini sürdürmüşlerdir. II. Ioannes Komnenos zor şartlarda Bizans tahtına oturmayı başarmıştır. Batı’daki sorunlarla mücade etmiş ve sonrasında yönünü Doğu’ya çevirmiştir. Bu bağlamda imparatorun kaybettiği toprakları yeniden ele geçirme gayreti, Kilikya, Antakya ve Suriye bölgelerindeki politikaları araştırmamızın konusunu teşkil etmektedir. Bizans İmparatoru II. Ioannes Komnenos’un Doğu politikaları bağlamında yaptığı mücadeleleri, detaylıca aktarmak, yorumlamak ve bölge tarihine ışık tutulmak istenmiştir. Çalışmada ana kaynaklar ve araştırma eserlerden istifade edilmiştir. Bizans İmparatoru II. Ioannes Komnenos’un tahta çıkışı, Kilikya bölgesinde hâkimiyet sağlaması, Antakya Seferleri ve Müslümanlar ile mücadeleleri işlenmiştir. Son olarak II. Ioannes Komnenos’un ölümü ile konu sonlandırılmıştır.
- MakaleYalnız künye2023Güçlü Yer Değiştirme Kutuları Üretmek İçin Yeni Bir Yaklaşım
Artuger, Firat
S-box, kriptografik yapılar için hayati öneme sahiptir. Çünkü bir simetrik şifreleme algoritmasında karıştırma olarak adlandırdığımız gereksinimi yerine getirmektedir. Bu yüzden geliştirilecek olan simetrik şifreleme algoritmasının başarımı önemli ölçüde s-box yapısına bağlı olacaktır. Bir s-box yapısı olabildiğince lineer bir yapıya sahip olmamalıdır. Yani bir s-box yapısının bakılması gereken en önemli kriteri yüksek lineer olmama değeridir. Lineer olmama değeri ne kadar yüksek olursa algoritmanın kırılması o kadar zor olacaktır. Bir s-box elde etmek için genellikle kaotik yöntemler kullanılmaktadır. Ancak bu şekilde elde edilen s-box yapılarında lineer olmama değeri düşüktür. Bu çalışmada özellikle bu şekilde üretilen s-box yapılarının lineer olmama değerini hızlı bir şekilde arttıran bir yöntem önerilmektedir. Bu yöntemde rastgele elde edilmiş bir s-box yapısında ilk değer sırasıyla diğer tüm elemanlarla yer değiştirilir. Bu şekilde s-box yapısının lineer olmama değeri artar veya eşit kalırsa s-box güncellenir. Bu şekilde sadece 255 iterasyon ile lineer olmama değeri 102.25 ‘den 107.5 ‘e kadar arttırılmıştır. Bir diğer s-box ‘da ise lineer olmama değeri 103.75 ‘den 107.25 ‘e çıkmıştır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Effects of Cadmium and Nickel on Embryonic Development of Fish: A Review
Danabaş, Durali; Naz, Saima; Chatha, Ahmad Manan Mustafa
In fish embryos, a variety of abnormalities have been found, including stunted growth, a reduced survival rate, and aberrant development. One plausible explanation is that early embryonic stages are more sensitive. Embryonic studies provide additional information regarding the various impacts of heavy metals on fish, but information on larval abnormalities caused by waterborne metals is lacking. It is found that cadmium (Cd) causes a decrease in thyroid hormone levels as well as a disruption in fish growth hormone expression. Similarly, negative health effects have been documented as a result of nickel (Ni) exposure. Some toxic effects on organs, skin irritation, skin itches or blisters and allergic reactions may occur as a result of Ni exposure. This review study focuses on the impacts of Cd and Ni, on the embryonic development of different fish species. The evidence on abnormalities in fish larvae caused by Cd and Ni was also provided in text.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Belediye'nin farklı birimlerinde çalışan saha işçilerinin güvenlik algıları ve etkileyen faktörler
Yeşiltepe, Akgün; Karadağ, Gülendam
Güvenlik iklimi, işyerlerinde güvenli davranışları ve güvenlik tutumlarını etkileyen bir durumdur. Bu araştırma, Belediye'nin farklı birimlerinde çalışan saha işçilerinin güvenlik algıları ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini bir ildeki 123 belediye saha işçisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Güvenlik İklimi Ölçeği” kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile 2020 Temmuz – 2021 Haziran tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Student t testi, One Way ANOVA, doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Post-hoc testlerden Bonferroni analizi yapıldı. Güvenlik iklimi ölçeğinin ortalaması 1.93±0.68 ve orta düzeydedir. İşçilerin, eğitim durumu ve çalışma şekli ile istatistiksel açıdan anlamlı bir fark varken (p<0.05) yaş, aylık gelir, çalışma yılı, medeni durum, iş sağlığı güvenliği eğitimi alma ve çalışılan birim ile güvenlik iklimi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark yoktur (p>0.05). İşletmeler; işçilerin güvenlik iklimi algısını arttırmak için hizmet içi eğitimler ve periyodik iş sağlığı ve güvenliğine yönelik bilgilendirmeler yapmalıdır
- MakaleAçık Erişim2023Motor Yataklarında Meydana Gelen Arızaları Tespit Etmek için Yeni Bir Tek Boyutlu Konvolüsyonel Sinir Ağı Modeli
Yıldırım, Özal; Orhan, Ahmet; Ertarğın, Merve
Elektrik motorları, çeşitli işlemleri otomatikleştirme ve kolaylaştırma yeteneklerinden dolayı endüstride önemli bir yere sahiptir. Elektrik motorlarında meydana gelen arızalar, cihazın veya sistemin çalışmasını etkileyebilmekte ve büyük maddi kayıplara neden olabilmektedir. Bu nedenle arızaların erken aşamada tespit edilmesi kritik bir öneme sahiptir. Arızaların tespitinde bilgisayar destekli yazılımlar kullanılması maliyetten ve zamandan tasarruf etme potansiyeli nedeniyle ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada, motor yatağı arıza türlerini tespit etmek için derin öğrenme tabanlı bir model önerilmiştir. Tek boyutlu konvolüsyonel sinir ağı (1D-CNN) mimarisi kullanan bu model ile sadece titreşim verileri kullanılarak arıza tipi tespiti sağlanmaktadır. Önerilen mimari, titreşim sinyallerini motor arıza teşhisinde hızlı ve güvenilir olarak kullanan etkin bir modeldir. Çalışma kapsamında farklı hız senaryoları kullanılarak eğitim ve test aşamalarının detaylı performans değerlendirmeleri sağlanmıştır. Genelleme kabiliyeti yüksek olan bu model ile, farklı senaryolarda yüksek doğruluk oranları ile arıza tespiti yapılmıştır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele

















