Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alataş, Mevlüt(34)
- Serdar, Osman(33)
- Utku, Anıl(21)
- Batan, Nevzat(20)
- Dal, Murat(19)
- Kutlu, Banu(19)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(17)
- Benzer, Fulya(15)
- Ezer, Tülay(15)
- Altı, Aziz(14)
- Dal, Nursel Alp(14)
- Karatay, Gülnaz(14)
- Kutluyer Kocabaş, Filiz(14)
- İlhan, Aziz(14)
- Aydin, Rahmi(13)
- Yüksel, Fahrettın(13)
- Zengin, Ersoy(13)
- Aksu, Önder(12)
- Aslan, Alper(12)
- Gürarslan Baş, Nazan(12)
- Ozcan, Ebru Ifakat(12)
- Cuşa, Hasan(11)
- Demirol, Ferhat(11)
- Etli, Serkan(11)
- Gökcan, Özkan(11)
- Kocabaş, Mehmet(11)
- Sarı, Sacit(11)
- Sertel, Savaş(11)
- Yucesan, Melih(11)
- Erata, Hüseyin(10)
- Işık, Erdem(10)
- Kahraman, Gökhan(10)
- Kuzgun, Nermin Karaton(10)
- Topal, Murat(10)
- Şentürk, Gamze(10)
- Acun, Serdar(9)
- Akgül, Melek(9)
- Danabaş, Durali(9)
- Erguven, Gokhan Onder(9)
- Koç, Ali(9)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2020Hunter Bird Breeding / Bâzdârânlık in the Ottoman Empire (Western Anatolia Example)
İnbaşı, Mehmet; Hazirbulan, Tahsin
Hunting, which emerged as a means of subsistence, turned into a military training, sport and entertainment for the state and dynasties in parallel with the development of human-centered civilization. In the social and cultural lives of the Turkish States and their communities, which have a steppe tradition, hunting and hunting cult have a greater fluence as a philosophy of life. Sultans, princes, and high-level bureaucrats have continued the old hunting tradition since the founding years of the Ottoman Empire. Changes in the palace administration in the classical age also affected the hunting establishment. Organization: In the Birun part of the palace, "Shikar Agaligi" and in Enderun "Dogancibasi" reached a structure closest to Sultan in groups of cakirci, sahinci, atmacaci and doganci. In the countryside, the people who feed hunters and game birds for the palace are called “bazdaran”. The provincial organization consists of separate units under the leadership of “Ser Bazdaran”, namely sayyâd, seer, taker, trapper, poultry, nest-maker, tulle, and puppy. Each member of the organization was assigned by the administration with a certificate and saved timar (fief) for their services. Bâzdârâns were exempted from customary and religious taxes and wars in return for their services. Independent detailed and icmal tahrir registers were kept for the bazdaran timar, which were given throughout the imperial geography. In these registers, the bazdaran fiefs given in districts, townships, and villages and by whom these fiefs were appointed for which duty were recorded. In our article, it will be revealed that the bazdaran timar found in Biga, Karesi, Saruhan, Karahisar-ı Sahib, Sultanönü, Mentese, Kastamonu and Hüdavendigâr, by whom these fiefs were saved, and which hunting birds were. In addition, the organization's structuring in Western Anatolia will be revealed
AtıfOpenAlex4TR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2020Osmanlı Devleti’nde Ruhsatsız Olarak İnşa Edilen Kilise, Manastır, Havra ve Mektepler
Ceyhan, Muhammed
Osmanlı Devleti’nin çekildiği coğrafyalarda birçok ulus devletin kurulmasına rağmen bugün bir ulus devletin çatısı altında bile birden fazla milletin bir arada yaşayamaması ve her daim aralarında bir mücadelenin var olması, şüphesiz ki onları birbirine bağlayan harcın=hoşgörünün bu topraklardan silinmiş olmasıyla ilgilidir. Söz konusu coğrafyada birden fazla milletin yüzyıllar boyunca tek bir hâkimiyet altında bir arada yaşamaların, bildiğimiz üzere Osmanlı Devleti’nin bu bölgeyi uzunca bir müddet “hoşgörü” zemininde idare etmesi ile mümkün olmuştur. Tersinden bakıldığında ise Osmanlı Devleti’nin asırlarca hüküm sürdüğü coğrafyalarda hâkimiyetini ayakta tutabilmesinde, işte güdülen “hoşgörü siyasetinin” etkili olduğu söylenebilir. Bu bakımdan hem yöneten hem de yönetilen açısından elzem olan “hoşgörü” mefhumunun, İslâm ve Türk medeniyetinin bir ürünüolarak fethedilen bütün topraklara yayıldığı ve bu sebepten de devlet hâkimiyetlerinin asırlarca sürdüğü malumumuzdur.Hoşgörü denince şüphesiz ki akla ilk gelen, dinî inançlara tanınan özgürlüklerdir. Bilindiği üzere Osmanlı Devleti’nin, fethettiği yerlerde eski kilise, manastır ve havraların mevcudiyetini kabul ettiği ancak yenilerinin inşa ve tamirine izin vermediği yönündeki yaygın görüş vardır. Ancak arşiv kaynaklarını teorik ve pratik boyutları ile incelediğimizde söz konusu gayrimüslimlere ait yapıların inşa ve tamirlerine ihtiyaç dâhilinde müsaade edildiği görülmektedir. Bu bağlamda Osmanlı Devleti’nde kilise, manastır, havra ve mekteplerin inşası ve tamirine tanınan hak ve özgürlüklerin neler olduğu, yeniden kilise ve manastır inşasının mümkün olupolmadığı, herhangi bir sebeple tahrip olmuş olan ibadethanelerin tamirine izin verilip verilmediği, tanınan izin ve hakların ne sebeple verildiği ve ne şekilde icra edildiği gibi sorulara araştırmamız kapsamında cevap aranmıştır. Ancak bu çalışmamızda asıl hedeflenen; ihtiyaca binaen dini yapı inşasına izin verilmesine rağmen kaçak olarak inşa edilen kilise, manastır, havra ve mekteplerin neden inşa edildiği, en çok nerelerde inşa edildiği sorusuna cevap aramaktır. Bu çerçevede sayısal verilere de yer verilmiştir. Bu sorulara cevap aranırken verilen izinlerin özellikle hukukî dayanakları ve sosyal gerekçeleri analiz edilecektir. Esasen bu çalışma, yıllardır ibadethane inşası ve tamiri konusundaki yanlış bilinenleri de tashih etmeyi amaçlamaktadır. Sorularımıza cevap aranırken Osmanlı Arşivi’ndeki konu ile ilgili kaynaklar “örnek vaka inceleme” yöntemi çerçevesinde değerlendirilecektir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2020Effects of Taurine on the Levels of PPARγ, IRS-1, HSP-27, HSP-72 and Histopathological Changes in Kidney of the Diabetic Rats
Tuzcu, Mehmet; Erten, Fusun; Gencoglu, Hasan
The objective of this study was to investigate the effects of taurine on PPAR-γ, IRS-1, HSP-27, and HSP-72 levels along with the kidney histopathological changes in streptozotocin (STZ) induced diabetic rats. In the study, 40 Wistar albino male rats were divided into four groups. (i) Control group, (ii) Taurine, rats received taurine with drinking water (2%); (iii) STZ, rats were injected with STZ (60 mg/kg i.p. as single dose) and (iv) STZ+Taurine, rats received taurine and injected with STZ. After 8 weeks of the study, the Taurine group was found to be statistically indifferent to the control group in terms of PPAR-γ, IRS-1, HSP-27, and HSP-72 levels (P>0.05). However, PPAR-γ (P<0.01), IRS-1 and HSP-72 (P<0.001) levels decreased in the STZ group. HSP-27 (P<0.01) levels increased in the STZ group as compared with the control. On the other hand, there were histopathological changes in the STZ group. The intensity of histopathological changes induced by STZ was decreased in the STZ+Taurine group. As a result, the taurine supplementation may prevent and treat the kidney damage in diabetic rats
- MakaleAçık Erişim2020The Effect of N-Acetylcysteine on Oxidant/Antioxidant Status in Irradiated Rats
Baykara, Murat; Özçelik, Mehtap; Erisir, Mine; Guler, Osman
N-Acetylcysteine (NAC) is both a strong antioxidant and a glutathione precursor. The effect of NAC on the oxidant/antioxidant status of some tissues of the irradiated rats was investigated. Twenty one rats were assigned to 3 groups; the control group, the irradiation group, for which physiological saline solution was administered as i.p. for three days and then, 9 Gy gamma irradiation was applied, and 3rdirradiation + NAC group for which NAC was adminis-tered as i.p. for three days as 300 mg/kg body weight and then the same dose of irradiation was applied. Upon irradia-tion, the increase determined in malondialdehyde (MDA) was significant in the liver, kidney, and brain tissues of the rats (P˂0.05). While glutathione peroxidase (GSH-Px) activity decreased in all of the tissues and superoxide dismutase (SOD) activity only in the liver (P˂0.01), glutathione (GSH) levels significantly increased in the kidney and ovarium tissues (P˂0.001). While NAC administration returned the increased MDA levels in the kidney and brain as a result of irradiation to normal levels (P˂0.05), it was determined that it did not return the increased MDA levels in the liver tissue to the normal level (P˂0.001). While NAC addition led to a significant increase in GSH levels of the liver, heart, spleen, brain and ovarium tissues compared to both control and irradiation groups, it caused a significant decrease in the kid-ney tissue compared to irradiation group (P˂0.001). As a result of NAC addition, a significant decrease was determined in spleen GSH-Px activity, heart and ovarium SOD activity compared to control and irradiation groups (P˂0.05). It can be asserted that GSH increasing by the addition of NAC is the main antioxidant that has a role in decreasing oxidative stress occurring as a result of irradiation. In the examination of MDA values, it was found that the addition of NAC pro-tected the kidney and brain against the oxidative damage induced by irradiation but NAC addition could remain insuffi-cient for the liver.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ3Hazret-i pîr’e mihmân olanlar
Ceyhan, Muhammed; Alandağlı, Murat
Tarih ve tarihî kaynak denince ilk olarak akla devletler ve onların resmî olarak ürettiği arşiv materyali gelmektedir. Bu durumda toplumun sesini sadece devletle olan irtibatı ölçüsünce duymak mümkün olmaktadır. Oysa günümüzde tarihçiler artık toplumların ve bireylerin ne düşündükleri, nasıl bir hayat yaşadıkları gibi daha spesifik sorulara cevap aramaktadır. Tam da bu noktada yeni tarih ve tarihçilik algısına katkı sunacak bir eser tarafımızdan tespit edilmiş ve yeni yaklaşımlar çerçevesinde analiz edilmiştir. Söz konusu eser; Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde 2216 numara ile kayıtlı 13 Aralık 1921 - 29 Ağustos 1925 tarihleri arasını kapsayan Hacı Bektaş Veli Hazretleri Türbesinin Ziyaret Not Defteri isimli kaynaktır. Bu kaynak; Alevi ve Bektaşi toplumu için derin bir mana ve varlık vesilesi addedilen Hazret-i Pîrʼin dergâhına toplu ve bireysel olarak gelip misafir olanların bu kutsal mekândaki duygu ve düşüncelerini serbest olarak, oldukça safiyane bir şekilde kaleme aldıkları ve dile getirdikleri bir eserdir. Kaynaktaki veriler çerçevesinde ziyaretçilerin devletin çeşitli kademelerinde memur ve asker, sivil-sıradan vatandaş ve hatta yabancı ülke vatandaşları olanlar şeklinde sınıflandırılabilmektedir. Bu zenginlik, defteri oldukça önemli kılmaktadır. Nitekim bu vesile ile toplumun hem sivil kesiminin ve hem de devletin temsilcilerinin sesini bir arada duyma imkânı doğmuştur. Diğer taraftan kaynak bize dönemin dinî, siyasî, askerî ve içtimai hayatına ilişkin oldukça zengin bilgiler sunmaktadır. Bilhassa zaman dilimi bakımından bir devrin sonu ve başka bir devrin başlangıcına isabet eden bu defter; bir manada Osmanlının ölüm acısına Cumhuriyetin ise doğum sancına şahitlik etmesi, dönemin insanlarının duygu ve düşünceleri ile manevî hayatları ve itikadî duruşlarını yansıtması bakımından da farklı bir değeri hak etmektedir. Çalışmamızda, söz konusu defterden elde edilen veriler Alevilik ve Bektaşilik üzerine yazılan literatür desteğinde nitel ve nicel analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ3Iı. abdülhamid döneminde garip bey adlı alevidedesinin trablusgarp’a sürülmesi
Altı, Aziz
19. yüzyılda Çorum’a bağlı Alaca (Hüseyinabad) kazası bünyesinde yoğun bir Alevi nüfusunu barındırmaktadır. Alaca’da ikamet eden Dede Garkın ocağı dedelerinden Garip Dede, burada irşat faaliyetlerini sürdürmüştür. Bölgede nüfuzlu ve etkin olan Garip Dede’nin bazı faaliyetleri merkezi otoritenin dikkatini çekmiş ve yapılan tahkikat neticesinde Garip Dede’ye çeşitli suçlamalar isnat edilmiştir. Bu ithamlar arasında Garip Dede’nin devleti mali açıdan zarara uğratması, kanun kaçaklarını barındırması ve taliplerinden “dedelik hakkı” adı ile para toplaması gibi maddeler öne çıkmaktadır. Soruşturma neticesinde Garip Dede’nin suçlu olduğu hükmü verilerek Trablusgarp’a sürgün edilmiştir. Siyasi otorite tarafından Trablusgarp gibi uzak bir yerin seçilmesi bilinçli olarak tercih edilmiştir. Alaca ve çevresinin yoğun bir Alevi nüfusu barındırması ve Garip Dede’nin bu topluluk üzerindeki tesirinden çekinen Devlet onun bu bölgede kalmasını sakıncalı bulmuş ve onu Trablusgarp’a sürgün etmiştir. Garip Dede sürgün günlerinde çok sıkıntı çekmiş hatta sağlık durumu bozulmuştur. Garip Dede’nin sürgünde olmasından dolayı ailesi de başsız kalmış ve geçinmekte zorlanmıştır. Garip Dede ve ailesi gerçekleştirilen bu sürgüne itiraz ederek Garip Dede’nin masum olduğunu savunmuşlardır. Garip Dede’nin ve ailesinin girişimleri merkezi otorite tarafından haklı görülerek Garip Dede affedilmiş ve memleketine geri dönmüştür. Ele alınan çalışmada Garip Dede’nin kim olduğu, sürgün edilme sebepleri, sürgün olayı, sürgünde yaşadıkları, affedilmesi için verdiği mücadele ve memleketine geri dönüş süreci işlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2020Deneysel Otizm Spektrum Bozukluğu Modeli Oluşturulan Sıçanlarda Likopenin Beyin IL–6, IL–10, FGF–2 ve NGF Düzeyleri Üzerine Etkisi
Sahin, Kazim; Erten, Fusun; Gencoglu, Hasan
Otizm spektrum bozukluğu (OSB), batılı ve gelişmiş toplumlarda artan bir sorundur. Doğası gereği büyük ölçüde genetik olmasına rağmen,birçok çevresel faktör hassas popülasyonlarda OSB'yi tetiklemede rol oynayabilmektedir. Propiyonik asit (PPA) uygulaması, anormal nöralhücre organizasyonunu ve ardından otizm benzeri nörodavranışları içeren kritik değişiklikleri indükleyebilmektedir. Likopen vemetabolitleri beyinde kontrol edilebildiğinden, likopenin merkezi sinir sisteminde nöroprotektif etkileri olabileceği ve başlıca beyin biyobelirteçleri üzerinde modülasyona neden olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, 35 adet üç haftalık yaşta Sprague Dawley ırkı erkeksıçan 5 gruba ayrıldı: i) Kontrol. ii) PPA; (500 mg/kg/ip). iii) PPA+LI (PPA’ya ek olarak, 5 mg/kg/gün intragastrik likopen verilen grup), iv)PPA+LII; (PPA’ya ek olarak, 10 mg/kg/gün intragastrik likopen verilen grup), v) PPA+LIII, (PPA’ya ek olarak, 20 mg/kg/gün intragastriklikopen verilen grup). Çalışma sonunda hayvanlar dekapite edildi ve beyin dokuları alınarak homojenize edildi ve SDS-PAGE ve westernblot teknikleriyle beyinde enflamatuar sitokinler interlökin 6 ve 10 (IL6/IL10) ile temel fibroblast büyüme faktörü (FGF-2) ve sinir büyümefaktörü (NGF) düzeylerinin değişimi tespit edildi. Elde edilen sonuçlara göre 35 günlük uygulama sonunda likopenin, PPA ile OSB modelioluşturulan sıçanlarda, PPA’ya bağlı olarak artan IL–6 ve IL-10 düzeylerini özellikle PPA+LIII ve PPA+LII grubunda düşürdüğü tespit edildi.Bununla birlikte, FGF–2 ve NGF düzeyleri de her üç likopen grubunda da belirgin olarak PPA verilen gruba göre artış gösterdi (P<0,0001).Sonuç olarak, likopen, PPA ile indüklenen OSB benzeri nöropatolojik bozuklukları beyin inflamatuar sitokinleri ve büyüme faktörleriniregüle ederek azaltabilir.
- MakaleYalnız künye2020Investigation of Endohelmints in The Fishes Hunted in Keban Dam Lake Çemişgezek Region (4th Region)
Şeker, Engin; Aktürk, Burcu; Pala, Ayşegül
This study was carried out on 210 fish, which were 52 Cyprinus carpio (Linnaeus, 1758), 49 Capoeta trutta (Heckel, 1843), 53 Lucio barbus mystaceus (Pallas, 1814) and 56 Lucio barbus esocinus (Heckel, 1843), which were hunted in the Keban Dam Lake Çemişgezek Region (4th Region) between July 2016 and December 2016. Three parasite species were encountered in 173 infested fish. After autopsy, two parasite types as Diplostomum sp. in the eyes fluid, Khawia sinensis in the intestine were identified in C. carpio. Two parasite species were identified in C. trutta, L. barbus esocinus and L. barbus mystaceus: Diplostomum sp. in eye fluids and Neoechinorhynchus rutili in their intestines. According to the results, it was determined that Diplostomum sp. was the most dominant parasite species with 73.33% prevalence and 8.97 density in 4 fish species examined. The prevalence rates of other identified parasite species N.rutili and K.sinensis were 40.95% and 15.38%, respectively, and densities were 7.11 and 2.25 respectively.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2020Sabahattin Ali’nin Hikâyelerinde Kaygı ve Korkunun İzdüşümü
Cuşa, Hasan
Felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji ve edebiyat gibi farklı disiplinlerin ortak konusu olan kaygı ve korku insanın temel duyguları arasında yer alır. Kaygı, kişinin kendi benliğinde veya içinde yaşadığı toplumsal çevrede varlığını tehdit eden bir uyaranla karşılaştığında hissettiği bir duygudur. Korku ise bireyin algıladığı tehlike karşısında kendini savunmaya yönelik gösterdiği bir tepkidir. Kaygı ile korku her ne kadar birbirinin yerine kullanılan kavramlar olsa da bunların farklı anlamlara sahip olduğunu söylemek mümkündür. Korkuyu kaygıdan ayıran fark, tehdit olarak algılanan veya tehlike olarak görülen bir şeyin varlığıdır. Yani korkuya neden olan şey belliyken kaygının kaynağı belirsizdir. Sabahattin Ali, genellikle hikâyelerinde farklı nedenlere bağlı olarak kaygı duyan bireyin yaşadığı korkuları anlatır. Kaleme aldığı hikâyeleriyle bireyin kaygılı yaşamını eserlerinde odak noktası haline getiren yazar, kahramanların bazı durum ve olaylar karşısında içten içe hissettikleri korku dolu anları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Bu çalışmanın amacı kaygı ve korku perspektifinden Sabahattin Ali’nin hikâyelerini incelemektir. Araştırma konusu olan hikâyelerde kaygılanan bireyin korkuya kapılmasına neden olan unsurların yalnızlık, çaresizlik, ölüm, hastalık ve belirsizlik olduğu sonucuna varılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2020Muş Bölgesi Aşiretlerinin İç Çelişkileri Çerçevesinde Yerel ve Merkezi İktidarlaDiyalektik ve Dikotomik İlişkisi
Ors, Orhan
Bu çalışmada, Osmanlı ve Fransız arşiv belgeleri esas alınarak Muş bölgesinde mukim bulunan aşiretler arası gerilimler ile aşiretlerin Osmanlı merkezi iktidarıyla geliştirdiği ilişkiler değerlendirilecektir. Osmanlı’nın son dönemine yoğunlaşacak olan çalışma, bu dönemde Muş ve çevresinde yaşayan halkın sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-politik durumlarını mercek altına almaya çalışacaktır.
- MakaleAçık Erişim2020Mektepten Şekâvete: Hormekli Zeynel Efendi’nin Hikâyesinin Aşireti ve BölgeTarihindeki Yeri
Çakmak, Yalçın
Zeynel Efendi’nin hikâyesi, sade bir biyografik önem arz etmenin ötesinde aşireti içerisindeki yeriyle birlikte, aşiretlerarası ve Hormek ile Osmanlı Devleti ilişkilerini serimlemek açısından önem arz etmektedir. Bu açıdan sözlü ve yazılı tarih ekseninde 19. yüzyılın son çeyreğinden 20. yüzyılın başına uzanan Hormek aşireti ve Zeynel Efendi merkezli anlatılar, genelde Kızılbaş/Alevi özeldeyse Varto tarihi ve bölgedeki aşiret ilişkilerine dair önemli bilgiler sunar. Bunun da her şeyden evvel mezhepsel bir çekişmeden mi yoksa yerele özgü aşiret dinamiklerinin yarattığı koşullardan mı kaynaklandığı bir tartışma konusudur. Bu makalede, mevcut soruları da içermekle birlikte; Zeynel Efendi’nin Harput’taki mektep yaşantısından şekâvete uzanan yaşam öyküsü ekseninde, Hormek aşiretinin bahse konu zaman aralığında bölge tarihi içerisindeki yeri ile öneminin sözlü ve yazılı kaynaklarla aydınlatılmasına katkı sunulması amaçlanmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2020Determination of the Compassion Levels of Midwifery Students
Orhan, Ilksen; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Yıldız, Erman
This research has been carried out to determine the compassion levels of the students studying in the midwifery department. The sampling of the descriptive research has been composed of 267 students studying in the 1st, 2nd, 3rd, and 4th grade of the Midwifery Department. Personal information form and Compassion Scale (CS) have been used for data collection. Percentage, frequency calculations, Anova, t test and post-hoc analysis have been used in the data analysis. It has been determined that the average age of the students participating in the research was 21.08 ± 1.98, 98.1% were single, 60.3% lived in the city center and 95.9% found themselves compassionate. Students' compassion levels has been found to be 101.64 ± 12.41 regarding high level.
AtıfOpenAlex9TR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2020JEOMORFOTURİZM POTANSİYELİ BAKIMINDAN EMECİK KANYONU - ŞELALESİ(Çameli, Denizli)
Canpolat, Ergin; Çılğın, Zeynel; Bayrakdar, Cihan
Yeryüzünün biçimlenme süreçlerine ait izler taşıyan jeomorfolojik şekiller, az bulunur veya özel birtakım niteliklere sahip olabilirler. Bu tip yeryüzü şekillerini görmek veya bu şekillerin oluşturduğu ortamın içerisinde bulunmak, turizmde son yıllarda giderek daha fazla önem taşıyan bir rekreasyon tipi olmaktadır. Jeomorfolojik turizm veya jeomorfoturizm diyebileceğimiz bu turizm formatı açısından özelliklerini irdelediğimiz Emecik Kanyonu, Denizli’nin Çameli ilçesi Emecik Köyü kuzeyinde yer alır. Kanyon, çoğunluğunu Pliosen konglomeralarının oluşturduğu litolojik birimler içerisinde açılmış, dik yamaçlı ve yer yer 2-3 metrelere kadar daralır. Kanyon içerisinde şelale ve dev kazanı yer alır. Kanyon, bu nitelikleri ile halihazırda günübirlikçiler ve turistlerin ilgi odağı olmaktadır. Emecik Kanyonu’nun jeomorfoturizm potansiyelinin belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışmada, kanyona ait jeomorfolojik özellikler, kanyonun bilimsel, manzara ve estetik değeri, tarihi ve kültürel değeri, ekonomik / turizm değeri, tehlike ve riskler gibi açılardan değerlendirilmiştir. Kanyonun güncel olarak gördüğü ilginin tespiti amacıyla sosyal medya mecralarında araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma ve değerlendirmeler sonucunda; Emecik Kanyonu’nun jeomorfolojik niteliklerinin bilimsel ve eğitsel açıdan özgün değerler taşıdığı, jeomorfolojik koşulların kanyon yamaçları ve tabanında kendine özgü ekosistem oluşturduğu, kanyona olan ilginin giderek arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Kanyon içerisinde değişik noktalardaki görsel ve estetik unsurlara ek olarak; yörede kendine özgü mimarileri ile dikkati çeken köprülerin, mağara ve inlere atfen ifade edilen rivayetlerin kattığı kültürel özelliklerin turizm potansiyelinin artmasındaki diğer özellikler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bilgi ve değerlendirmeler ile kanyon içerisinde, özellikleri ile ön plana çıkan bazı öğeler jeosit veya jeomorfosit olarak işaretlenmiştir. Uzun ve kısa olmak üzere iki adet yürüyüş parkuru önerilmiştir. Kanyonun ve yakın çevresinin sürdürülebilir bir turizm kaynağı olması için başta yöre halkının bilgilendirilmesi gerektiği, mevcut turizm potansiyeli ve artabilecek ilgi göz önünde bulundurularak, turistlerin birtakım ihtiyaçlarını karşılayacakları ortamların oluşturulması, bilgilendirme ve yönlendirme uyarı ve işaretlemelerin yapılması gerektiği önerilmiştir. Kanyonda özellikle kaya düşmeleri, ani gelişebilecek sel ve taşkınlar gibi tehlike ve riskler için önlem ve uyarı mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği öneriler arasındadır.
AtıfOpenAlex16TR Dizin12
İncele - MakaleAçık Erişim2020Farklı oranlardaki Eu2O3—Li2O—TeO2 karışımlarının gama radyasyonu yalıtım özelliklerinin Geant4 simülasyon kodu ve WinXCOM veri yazılımı kullanılarak karakterizasyonu
Askin, Ali; Dal, Murat
Bu çalışmada, xEu2O3—(25-x)Li2O—75TeO2 (lityum-öropiyum-tellür) (x = %1, %2, %3, %4, %5 mol) camlarının gama radyasyonu kütle zayıflatma katsayıları (µm), gama radyosyonu transmisyonu (T), yarı değer kalınlığı (HVL) ve ortalama serbest yol (MFP) yalıtım parametreleri yüksek saflıkta germanyum (HPGe) dedektörünün Geant4 modeli ve WinXCOM veri tabanı kullanılarak 356 keV, 662 keV, 1173 keV, 1330 keV, 2510 keV ve 4000 keV foton enerjilerinde araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar cam örneklerinin kimyasal bileşenleri ve foton etkileşim mekanizmaları açısından değerlendirildiğinde, Öropiyum’un yüksek kütle numarası ve kimyasal formüldeki oranına bağlı olarak, %5 mol Eu2O3 içeren cam numunesinin gama radyasyonu yalıtım özelliklerinin %1 mol Eu2O3 içeren camdan yüksek olduğu görülmüştür.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ4Meslekyüksekokulu öğrencilerinin covid 19 pandemi sürecinde çevrimiçi öğrenmeye ilişkin hazır bulunuşluk ve tutum düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Gömleksiz, Mehmet Nuri; Pullu, Emine Kübra
Bu araştırmanın amacı meslek yüksekokulu öğrencilerinin Covid-19 pandemi sürecinde çevrimiçi öğrenmeye ilişkin hazırbulunuşluk ve tutum düzeyleriarasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye’de İç Anadolu Bölgesi’ndeki bir üniversitenin meslek yüksekokulu öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Çevrimiçi ÖğrenmeHazırbulunuşluk Ölçeği” ve “Çevrimiçi Öğrenme Tutum Ölçeği” kullanılmıştır.Ölçek 264 kadın ve 48 erkek olmak üzere toplam 312 öğrenciye uygulanmıştır.Verilerin çözümlenmesinde öncelikle Kolmogorov-Smirnov testi uygulanarakverilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Daha sonra veriler cinsiyet, sınıf düzeyi, teknoloji kullanma düzeyi ve internet kotası değişkenleri için bağımsız gruplar t testi; bölüm ve sisteme bağlanmak için kullanılan teknolojik cihazdeğişkenleri için ise varyans testi kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin çevrimiçi öğrenmeye ilişkin hazırbulunuşluk düzeyi ile tutumları arasındaki ilişkiyiölçmek için Pearson Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonucundaöğrencilerin çevrimiçi öğrenmeye ilişkin hazırbulunuşluk düzeyleri ile çevrimiçiöğrenmeye ilişkin tutumlarını birbirlerini pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex16TR Dizin9
İncele - MakaleAçık Erişim2020The bryophyte flora of Akyazı, Arifiye, Geyve, Karapürçek districts (Sakarya, Turkey)
Ören, Muhammet; Alataş, Mevlüt; Uyar, Güray
In this study, bryophyte flora of the Akyazı, Arifiye, Geyve, Karapürçek districts in Sakarya Province of Turkey was found out. A total of 1037 bryophyte specimens were collected from the research area in the different vegetation periods between 2016 and 2017. As a results of this study; 193 taxa (1 hornwort, 34 liverworts, 158 mosses) belonging to 113 genera and 55 families were determined. Among them, Sphagnum contortum Schultz is recorded for the second time from Turkey and also 11 taxa are new for the A2 grid-square according to the Turkish grid square system adopted by Henderson (1961). In addition, in the floristic list all taxa, with their Turkey distributions, which are determined by reviewing the related all literatures, and IUCN categories in European countries, moreover life forms of bryophytes and some ecological features such as; (humidity, light, acidity) are given.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2020Study of The Relationship Between Emotional Intelligence and Goal Commitment Levels in Athletes
Göral, Kemal; Özcan, Ecesu
The aim of the study is to investigate the relationship between emotional intelligence and goal commitment levels in athletesdoing individual and team sports. The study group of the research consists of 427 licensed athletes who study at SportsSciences Faculties of 6 universities in Aegean Region of Turkey in 2018-2019 academic year. In order to measure the level ofgoal commitment and emotional intelligence in athletes ‘Emotional Intelligent Scale’ and ‘Goal Commitment Scale’ wereused in the current study. In order to find answers to the sub-problems of the study, t-Test, Pearson correlation coefficientanalysis and Cohen’s d analysis wereused. The results obtained from the analyses revealed that the goal commitment andemotional intelligence mean scores of the female athletes doing individual or team sports are higher than those of the maleathletes. Moreover, the mean scores of the athletes doing team sports were found to be higher than those of the athletes doingindividual sports and the emotional intelligence mean score of the professional athletes doing individual sports was found tobe higher than that of the amateur athletes. According to the results of the correlation analysis, there is a significant correlationbetween the goal commitment and emotional intelligence mean scores of both the athletes doing individual sports and theathletes doing team sports. As a conclusion, regardless of being engaged in an individual sport or a team sport, increasingemotional intelligence was found to be leading an increase in goal commitment in both of the groups. This positive correlationis believed to make important contributions to literature and academicians working in this field, coaches, conditioners andsports psychologists to achieve high level of achievement and performance.
AtıfOpenAlex4
İncele - MakaleAçık Erişim2020Beton Dolgu Kompozit Levha Perde Duvaların Sonlu Elemanlar Metodu Kullanılarak İncelenmesi
Polat, Erkan
Beton dolgu kompozit levha perde duvar, deneysel ve sayısal olarak araştırılan yenilikçi bir yapısal yanal kuvvet direnç sistemidir. Önceden imal edilmiş çelik levhaların birbirine paralel yerleştirilerek bağlantı çubukları ile bağlanması ve levhalar arasındaki boşluğun beton ile doldurulması ile meydana gelir. Bu makalede, daha önce geliştirilmiş sayısal modellerden yararlanılmakta ve duvar davranışının farklı yönlerini araştırmak için çalışmayı genişletmektedir. Bu çalışmada, daha önce test edilmiş iki duvar modeli kullanılarak; belli duvar yüksekliğideki çelik levhaların belli ötelenme oranına göre akma oranı, çelik levha von-Mises gerilme dağılımları, çatlakların beton üzerindeki dağılımları, çelik levha ve betonun toplam duvar taban kesme kuvvetleri üzerindeki oransal katkıları ve çelik levha ve betonun eksenel gerilme dağılımları incelenmiştir. Çalışmada, sabit mesnetli duvarlarlar varsayılmakta ve sonlu eleman modellerinin LS-Dyna kullanılarak oluşturulması açıklanmaktadır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2020Screening of Antimicrobial Effect against Microorganisms Threatening to Human Health of the Endemic Plant; Centaurea saligna (C. Koch) Wagenitz from Turkey
Cakilcioglu, Ugur; Sönmez, Pınar Erecevıt
In this study, the antimicrobial effect researched on microorganisms threatening to human health of extract including methanol of Centaurea saligna that is endemic and used for therapy of many diseases. For disk diffusion method, this related extract is highly effective on the gram negative bacteria by its 20.3±0.5 mm inhibition area. Again to relation bacteria, gram positive bacteria are highly effective by 18.3±0.57 mm and 20.3±0.5 mm inhibition area. It has a effect against Candida species and Epidermophyton sp., the superficial skin infections are caused, by 9.6±0.5 mm and 13.6±1.5 mm inhibition area. On the other hand, for findings, this related extract is extremely effective against Trichophyton sp. that is one of dermatophyte fungi by 24.6±1.5 inhibition area. This natural extract shows its antimicrobial effect namely, by minimal inhibition value (MIC): 6.25 µL its lowest inhibition value against development of all the bacteria and dermatophyte fungi. This plant has a potential to be a natural antimicrobial agent to be used as a medicine for human health and life quality.
AtıfOpenAlex5TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2020The copts in nevrekop and razlik according to the tax records in the middle of the 19TH century
Altı, Aziz; Kartal, Kazim
The Ottoman State accommodated communities belonging to different belongings within its borders from its establishment to its collapse. The Ottoman social order is a structure built on diversity, and this mosaic society model is shaped according to differences in belief and is secured by law. This model has a pluralistic character in socio-cultural and religious plan. This pluralism in the Ottoman state was understood and implemented in the form of securing and sustaining differences. Accordingly, different religious and cultural sections of the society could come together in the Ottoman Empire, but they would not cease to be themselves. Each group or congregation maintained and continued its own religious characteristics, language, culture, ideas, and way of living. This multiculturalism in the Ottoman State was the building block of the Ottoman nation system. Copts are also a community within the Ottoman society. In this study, it was tried to make an inference about Muslim / Christian Copts who lived in 19th century in Nevrekop and Razlık districts based on the tax books / records in the Ottoman Archives of the Presidential State Archives Directorate.
AtıfTR Dizin1
İncele

















