Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2022
    Trafik Kazalarının Makine Öğrenmesi Yöntemleriyle Analizi ve Tahmini: Kahramanmaraş İçin Örnek Bir Çalışma

    Utku, Anıl; Yucesan, Melih; Bolat, Hüseyin

    Dünyada her yıl 1 milyonun üzerinde ölümlü, 50 milyona yakın yaralanmalı trafik kazası meydana gelmektedir. Bu kazalarda ortalama her 2 saniyede bir trafik kazası yaşanırken her 50 saniyede bir ölümcül kaza ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada, 2017 ile 2020 yılları arasında Kahramanmaraş il merkezi ve ilçelerinde gerçekleşen 28 adet öznitelikten oluşan 7929 adet trafik kazası makine öğrenme teknikleri ile analiz edilmiştir. Trafik kazalarının analizinde sınıflandırma, birliktelik kuralı ve görsel karşılaştırma yöntemleri kullanılmıştır. Sınıflandırma için NB, SVM, kNN, PART, AdaboostM1, J48 ve RF algoritmaları kullanılmıştır. Trafik kazalarının sınıflandırılmasında J48 algoritması en başarılı sonuçları elde etmiştir. Naive Bayes algoritmasının başarı düzeyi kötü olmasa da diğer algoritmalara oranla daha düşük kalmıştır. Tüm yöntemlerin ortak sonucu gelecekte yaşanabilecek ölümle ve yaralanmalı potansiyel kazaların daha çok sabah saat 04:00 ile 08:00 ve akşam saat 16:00 ile 20:00 arasında, Kahramanmaraş il merkezi ve Onikişubat ilçesinde yerleşim yeri içerisinde, Göksun ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki eğimli ve virajlı yollarda ve Pazarcık ilçesindeki yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda yaşanma riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca meydana gelen kazalarda sürücülerin trafik ve hız kurallarına uymadığı, trafik lambası, trafik levhası, yaya yolu, emniyet şeridi ve banket gibi yol, çevre ve güvenlik ekipmanlarının yetersiz kaldığı belirlenmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2021
    İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk: Dostane Çözüm mü? (Sahadan Notlar)

    Gün, Servet

    2018 yılının ilk gününden başlayarak yürürlüğe giren işuyuşmazlıklarında arabuluculuk, bugün alternatif mecrada yayılarakyerleşik yargısal bir konum işgal etmek üzeredir. İş uyuşmazlıklarındaarabuluculuğun zorunlu (dava şartı) oluşu, iş hukukunun kamusalniteliği gereği ciddi itirazlara konu olmuş ve önemli tartışmalarıtetiklemiştir. Nitekim zorunlu arabuluculuğa yöneltilen eleştiriler;‘emredici kuralların bertaraf edileceği’, ‘içtihat hukukununişlevsizleşeceği’ ve ‘adalete erişim hakkının engelleneceği’ yönünde veçoğunlukla hukuki gerekçelere vurgu yapan bir eksen üzerindenşekillenmiştir. Bu çalışma, hukuki gerekçeler çerçevesinde yürütülen butartışmalara katkı olabileceği düşüncesiyle ve tartışmanın perspektifinigenişletmek üzere ekonomi-politik bir pencere açmayı hedeflemiştir.Zira hukuki süreçlere de yön veren ekonomi-politik işleyiş izlenerek vesahanın açıklayıcı bilgisine müracaat edilerek, zorunlu arabuluculuğunbaşka bir açıdan görünümü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Böylece işçiile işveren açısından aynı anlama gelebilecek bir arabuluculuğunolanaksızlığı, sınıf kuramı hatırlatılarak, somut veriler aracılığıylatartışılmıştır

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Analysis of the Factors Determining the Probability of Registered or Informal Employment for Wage Earners in Turkey

    Acun, Serdar

    Informal employment takes place in labor markets as a gray area between unemployment and employment. It effectively continues to exist as a temporary shelter for the unemployed in countries with higher unemployment rates. Although Turkey’s informal employment rate has decreased in recent years, it remains above the OECD average. Examining the relationship between informal employment and education in Turkey, this study also attempts to identify how small businesses that loom large in the Turkish labor market affect informal employment. The TURKSTAT 2018 Household Labor Force Survey micro data set is used for this purpose. A binary logistic regression model is applied as the method of analysis. Conclusions reveal that the probability of informal employment is much higher for female wage earners, industrial workers, part-time workers, and those with temporary employment contracts. Additionally, the positive relationship between the number of employees in enterprises and formality is another finding of this study. A strongly positive education-formal employment relationship is also identified, and the effect of education on the probability of formal employment is found to be higher for women in particular.

  • MakaleYalnız künye2021
    Türkiye Ekonomisinde Phillips Eğrisinin Geçerliliğinin Analizi

    Yildirim, Selim; Sarı, Sacit

    Ekonomik birimler üzerindeki doğrudan etkisinden dolayı enflasyon oranıve işsizlik oranı ekonomideki temel değişkenlerdir. Bu sebeple ekonomipolitikaları oluşturulurken bu iki değişkene son derece büyük önemverilmekte; özellikle siyasi vaatlerinin en büyük kısmını enflasyon ve işsizlikrakamları üzerine kurgulamaktadırlar. Hal böyleyken iktisatçılar da uzunzamandır enflasyonla işsizlik arasındaki ilişki üzerine yoğunlaşarak bu ikideğişken arasında bir ilişkisi olup olmadığı konusunda çalışmaktadırlar.Bu çalışma kapsamında enflasyon oranı ile işsizlik oranı arasındaki ilişkiTürkiye ekonomisi için 2005:01 ile 2020:08 arası aylık verilerle sınanmıştır.İlgili değişkenler arasındaki ilişkinin bir politika aracı olarak kullanılmasıolgusu Phillips eğrisi hipotezi bağlamında değerlendirildiğinde hipotezinTürkiye ekonomisi için geçerliliği sınanmıştır. İlgili değişkenlerin birim kökiçerip içermedikleri geleneksel birim kök testleri olan ADF ve PhillipsPerron testleriyle ve serilerde yapısal kırılmaları dikkate alan Fourier KPSSbirim kök testiyle sınanmıştır. Birim kök testi sonuçlarına göre düzeydedurağan olmayan seriler arasındaki uzun dönemli ilişki Fourier Shin eşbütünleşme testiyle sınanmıştır. Bulgular, seriler arasında eş bütünleşmeninolmadığını, enflasyon oranı ile işsizlik oranı arasında uzun dönemli bir ilişkiolmadığını göstermiştir. Bu bağlamda Phillips eğrisi hipotezinin Türkiyeekonomisi için geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Seriler arasında birilişki tespit edilememesi Yeni Klasik ve Yeni Keynesyen ekolün eğriyle ilgiliçıkarımlarıyla uyumludur. Değişkenler arasındaki uzun dönemli katsayılarise Dinamik En Küçük Kareler (DOLS) yöntemiyle sınanmıştır. İşsizlikoranlarında %1’lik artış enflasyon oranlarını yaklaşık olarak %1artırmaktadır. İşsizlik oranının bağımlı değişken olduğu modelde, enflasyonoranındaki %1’lik artış işsizlik oranını %0.23 oranında artmasına nedenolmaktadır. Bu bağlamda incelenen dönemde Türkiye ekonomisinde yüksekenflasyon ve çıktı açığına bağlı olarak yüksek işsizlik oranlarının görülmesistagflasyon olgusunun olduğunu göstermektedir.

    AtıfTR Dizin10
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    The Determinants of Private Consumption Expenditures: An Application for Turkish Economy

    Yildirim, Kemal; Sarı, Sacit

    The aim of this study is to investigate the determinants of private consumption for Turkey's economy in 2000: 3 2020: 2 with quarterly data. Within the scope of the study, the course of private consumption expenditures over the years and its contribution to economic growth were given. The stationarities of the variables in the model have been tested with traditional unit root tests and Fourier unit root tests. According to unit root test results, series have unit root hence, long-term relationships between series were examined by Fourier-Shin cointegration test and ARDL bounds test approach. Cointegration test results reveal that the series move together in the long term. According to the ARDL bounds test, the GDP variable and the series reflecting the net change in assets positively affected private consumption expenditures as expected. A 1% increase in GDP increases private consumption expenditures by 0.61%. As expected in theory, the increase in interest rates reduces private consumption expenditures. However, the magnitude of the effect was relatively small. The inflation variable, which represents the economy's uncertainty, negatively affects private consumption expenditures. A 1% increase in inflation rates causes a 0.59% decrease in private consumption expenditures. Public expenditures affect private consumption expenditures negatively. 1% increase in public expenditures reduces private consumption expenditures by 0.34 %. This result shows a partial Ricardian equivalence is valid for Turkey.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Temiz enerji sektörü, teknoloji sektörü ve ham petrol arasındaki yayılım ilişkisi

    Ekinci, Ramazan; Gençyürek, Ahmet Galip

    Küresel ısınmanın sonucu olarak ortaya çıkan iklim değişikliği yenilenebilir enerjiye diğer bir ifadeyle temiz enerjiye olan ilgiyi artırmıştır. Gelişen teknolojiyle birlikte verimliliğin artması ve maliyetlerin azalması sonucunda da yenilenebilir enerji tüketimi hızlanmıştır. Petrol piyasasının yenilenebilir enerjinin ikamesi olması, teknolojinin de yenilenebilir enerjinin önemli bir girdisi olması nedeniyle teoride yenilenebilir enerjinin her iki değişkenden etkilendiği düşünülmektedir. Yapılan çalışma ile teoride ileri sürülen bu görüş hem ortalamada hem de varyansta nedensellik ilişkisinin tespitine olanak sağlayan Hong (2001) yöntemiyle incelenmek istenmektedir. Temiz enerji sektörü, teknoloji sektörü ve petrol piyasası sırasıyla Willderhill Endeksi (ECO), ArcaTech Endeksi ve WTI tarafından temsil edilmektedir. 2004-2019 döneminin analiz edildiği çalışma sonucunda ortalamada temiz enerji sektöründen petrol piyasasına doğru, varyansta ise; petrol piyasasından temiz enerji sektörüne doğru Granger nedenselliğin olduğu tespit edilmiştir. Kappa-1 yöntemiyle belirlenen varyans kırılma tarihlerinin dikkate alınması sonrasında nedensellik ilişkilerinin varlığında herhangi bir değişim gözlemlenmemiştir. Elde edilen sonuçların araştırmacılara, politika yapıcılara ve yatırımcılara önemli bilgiler sunacağı düşünülmektedir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Fosil Kaynak Tüketiminin Karbon Ayak İzine Etkisi: Türkiye’den Kanıtlar

    Yildiz, Hakan; Yüksel, A .Yusuf; Özdemir, Ümit

    Küresel iklim değişikliği, son yıllarda yaşanan sağlık ve çevre krizlerinin en önemli nedenidir. Hızla artan enerji talebinin, yüksek oranda fosil kaynak tüketiminden (FKT) karşılanması, bu problemin ana kaynağıdır. Türkiye karbon ayak izi (KAİ) verilerindeki artış bu tüketimin en önemli göstergesidir. Bu çalışmada 1971-2017 dönemi, KAİ verileri ve FKT arasındaki ilişki Johansen eşbütünleşme analizi ile incelenmiştir. Yapılan test istatistiklerinin sonuçlarına göre iki değişken arasında uzun dönemli bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Aynı zamanda bu ilişkinin kısa dönemde etkilerini görmek için hata düzeltme modeli uygulanmış ve test sonucunda hata düzeltme değeri de anlamlı çıkmıştır. Böylelikle iki değişken arasında uzun dönemli ilişkinin tutarlı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca eşbütünleşme testinin sınaması yapılmış elde edilen sonuçlar ile iki değişken arasında kurulan eşbütünleşmenin doğru olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak FKT’nin, KAİ’de neden olduğu artış istatistiksel olarak da anlamlı bulunmuştur.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Türkiye’de Genç İşsizliğinin Görünümü ve Özellikleri Üzerine İnceleme

    Acun, Serdar

    İşsizlik Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olagelmiştir. 2000’li yıllarda yaşanan yerel ve küresel ekonomik krizlerle birlikte sürekli artış gös-teren işsizlik, 2015 yılından itibaren çift hanelerin üzerine çıkmıştır. İşsizlikteki artışla beraber 15-24 yaş aralığındaki işsizliği ifade eden genç işsizliği de sürekli artmıştır. Verilere bakıldığında genç işsizliği oranları toplam işsizlik oranlarının çok üzerinde seyretmiştir. Bu farklılık emek piyasası açısından gelecekte daha da ağırlaşacak sorunları ifade etmektedir. Çalışma verileri 2004-2018 yılları TÜİK hanehalkı işgücü anketleri mikro veri setlerinden derlenirken çalışmada genç işsizlerin cinsiyet ve eğitim seviyesi gibi kişisel özelliklerinin yanı sıra aradıkla-rı meslek türleri, daha önce iş deneyimi olup olmadığı ve iş deneyimi olanların neden işten ayrıldığı ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Gençlerde eğitim seviyesi artıkça işsizliğin nasıl değiştiği ve cinsiyet ayrımına göre işsizlik oranlarının nasıl farklılaştığı ele alınmıştır. Çalışmada genç işsizler içinde kadınların payının 2004 yılından 2018 yılına kadar sürekli yükseldiği, aynı dönemde üniversiteli genç işsizlerin sayısının giderek arttığı ve toplam genç işsizler içindeki payının da buna paralel yükseldiği, gençlerin aradıkları mesleklerde eğitim seviyesine göre önemli değişiklikler gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye emek piyasası ile verilen eğitim arasındaki uyumsuzluk nedeniyle artan eğitim seviyesinin işsizliği azaltıcı yöndeki etkisinin sınırlı kaldığı çalışmada ortaya çıkan önemli sonuçlar-dan bir diğerini oluşturmaktadır.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Derin sinir ağları kullanarak türkiye’deki otomobil satışlarının tahmini için bir model

    Kaya, Sema Kayapinar; Yıldırım, Özal

    Tüm kararlarda itici güç olan tedarik zinciri sürecinde talep tahmini, tedarik zinciri sürecinin en önemli bileşenlerinden birisidir. Gelecekteki ürün ve hizmetlerin tahmin edilmesi, diğer tüm tahminlerin başlangıç noktası olup diğer tüm süreçlerin temel girdisini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, otomobil satış tahmini için 8 katmanlı Derin Sinir Ağ (DSA) modeli önerilmiştir. Modelin girdileri, döviz kuru, gayrisafi yurt içi hasıla, tüketici güven endeksi ve tüketici fiyat endeksi gibi çeşitli ekonomik göstergelerden oluşmaktadır. Modelin çıkışına göre araç satış tahmini yapılmıştır. 2011 ve 2018 yılları arasında aylık bazda toplam 90 veri toplanılarak analizler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, bu yaklaşımın çeşitli satış tahmin problemlerinde kullanılabileceğini göstermektedir.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Debating Financial Accumulation in the Context of Transforming Central Form of Capital: Securitization and Intangible Capital

    Güçlü, Tansel

    Financialization or the concept preferred in this study as financial accumulation has become a hotly-debated issue in the process of the 2008 GFC and after. Although the issue has been discussed from so many angles, the approaches to the phenomenon of finance as the sphere of enhancing speculative activities premised on the traditional categorical distinctions such as production and circulation or finance and industry have mostly kept dominating the analyses. This study aims to scrutinize financial accumulation with putting forward the inherent gap between the traditional categories built by those theories or approaches and the dynamics of capital accumulation they are trying to describe. In the context of transforming central form of capital, finance is analyzed as a result of conflicting historical process as the expression of capital in more abstract forms and as the process that transforms concrete level of social relations, and in this sense as the product of developing new forms of arbitrage. Accordingly, the frameworks associated with the central capital form of the previous period that have examined its crisis and directions are mostly insufficient to comprehend the crisis dynamics and working of the contemporary financial accumulation. In this regard, this study investigates the dynamics of securitization and intangible capital that give capital liquidity in the light of identifying the fundamental transformation from the centrality of the Joint Stock Company or Giant Corporation of the long 20th century to the centrality of derivative form. The ultimate aim of the study is to develop a framework that analyzes the actual working of accumulation and its new frontiers and explores the elements of political struggle against the current form of capital.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Hatay’da varlık vergisi uygulamaları (1942-1943)

    Yedek, Şahin

    Hatay, Mondros Ateşkes Antlaşması ardından Fransızlar tarafından işgalinden tam 21 yıl sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün olağanüstü diplomatik gayretleri sonucu 11 Temmuz 1939 tarihinde tekrar anavatan sınırlarına dâhil edilmiştir. 1 Eylül 1939 tarihinde başlayan İkinci Dünya Savaşı’na aylar kala yaşanan bu gelişmenin sevinci, savaşın başlamasıyla bir nevi yarım kalmıştır. Savaş tüm dünyayı etkilediği gibi Türkiye’yi de hem askerî hem de ekonomik açıdan olumsuz etkilemiştir. Türkiye savaşa girmemiş olsa da bir buçuk milyona yakın genç silahaltına alınmıştır. Millî savunma masraflarının artması, genç nüfusun askerde olması bütçe açığını oluşturmuş, para basımı artmış, üretim düşmüş, fiyatlar ve enflasyon yükselmiştir. Bu gelişmeler halkı ekonomik yönden olumsuz etkilemiştir. Osmanlı Devleti’nden, Cumhuriyet’e miras kalan Müslüman nüfus genelde çiftçilikle uğraştığından Gayrimüslimler ticari piyasaya egemen olmuşlardır. Savaş esnasında yaşanan ekonomik sıkıntı halkın çoğunluğunu yoksullaştırırken bir takım tüccar geçinen vurguncuları ise aşırı zenginleştirmiştir. Bu dönemde ithalat işleri özellikle Gayrimüslimlerin elinde olduğundan kazananlar da yine bu tüccarlar olmuştur. Kazançlar karaborsacılık, stokçuluk ve vurgunculuk gibi yasa dışı yollarla elde edildiği için, vergiden de kaçırılmıştır. Bu yüzden devlet hazinesi gereken geliri sağlayamamış, kamu işlerinde güçsüz ve çaresiz kalınmıştır. İşte bu ekonomik kaostan çıkmak için 1942 yılında bir defaya mahsus olmak üzere Varlık Vergisi çıkarılmıştır. Aşırı kazanç sağlayanlardan alınmak üzere çıkarılan bu vergi, çiçeği burnunda bir il olan Hatay’da da uygulanmıştır. Bu vergi, uygulamaları esnasında ve sonrasında devlete karşı yurtiçinde ve dışında kara propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Gayrimüslim nüfus bakımından hiç de azımsanamayacak bir il olan Hatay’daki Varlık Vergisi uygulamaları ise bu açıdan değerlendirildiğinde çok önemlidir. Fakat bugüne kadar bu konuda hiçbir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Hatay’ın ilçeleri de dâhil olmak üzere vergi mükelleflerinin isimleri, vergi miktarları listeler hâlinde yerel gazete Yenigün’den faydalanılarak sunulmuştur. Çalışmamız, Varlık Vergisi uygulamalarına farklı bir kapı aralayarak, bu uygulamaların içeriğinin anlaşılmasına katkıda bulunacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    UMS 41 Tarımsal Faaliyetlerin Muhasebeleştirilmesi: Türkiye Örneği

    Yalçın, Zülkif

    Türkiye gibi birçok ülkenin muhasebe kayıtlarında ve hesaplarında tarımsal faaliyetlerin kayıtlarına rastlanmamaktadır. Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu tarafından düzenlenen UMS, İngilizceden Türkçeye tam set olarak çevrilmiştir. Türkiye Muhasebe Standartları / Finansal Raporlama Standartları isimleri almıştır. Muhasebe hesap planlarında ve kayıtlarında yaşanan Tarımsal Faaliyetlere ilişkin sorun, "TMS 41 Tarımsal Faaliyetler" standardı ile aşılmaya çalışılmıştır. Çalışmamız, UMS 41'in Türkiye'de uygulanması ve uygulanabilirliği için önerilerde bulunacaktır. Türkiye'de uygulanan muhasebe sistemine uygun hazırlanacak öneriler yeni hesap ve muhasebe kayıtlardan oluşacaktır. Bu kapsamda yeni hesaplar Türkiye muhasebe sisteminde uygulanan Tek Düzen Hesap Planına uygun oluşturulacaktır. Yeni oluşturulan hesapların uygulanması için muhasebe kayıtları bir monografi yardımıyla açıklanacaktır. Çalışmamız Uluslararası Muhasebe Standartlarının Türkiye örneğini anlatacaktır. Diğer ülkelerde uygulanan muhasebe kayıtları Türkiye'deki muhasebe kayıtları ile karşılaştırılabilir olacaktır. Bu çalışma ile Tarım Sektöründe faaliyet gösteren firmaların muhasebe kayıtlarına yeni bir bakış açısı ve bu alandaki tekdüzen muhasebe uygulamalarına katkı sağlanacaktır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Green Supplier selection for plastic industry using integrated model based on Pythagorean fuzzy AHP and fuzzy TOPSIS

    Yucesan, Melih

    Purpose –Supply Chain Management (SCM) has emerged in recent years and is now increasing in popularity. It aims to reduce production costs, maximize earnings, improve customer relations, improve inventory management and increase customer satisfaction. Reducing total cost of procurement is one of the most important parameters in aligning the objectives of partners in a supply network.Design/methodology/approach – This paper proposed Pythagorean Fuzzy Analytic Hierarchy Process (PFAHP) and Fuzzy Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution (FTOPSIS) integrated model for green supplier selection for plastic industry. In the first phase of the study, the parameters to be used in selecting suppliers are determined. Then, by making pairwise comparisons, the weights of these parameters are determined with PFAHP method. Finally, the supplier that is most suitable for 3 suppliers is determined using the FTOPSIS method.Findings – Among the criteria evaluated by 5 experts, the most important criteria, the parameters of the Inspection methods and management and organizations are determined as the most important parameters respectively. The supplier no. 3 has been identified as the most suitable supplier.Discussion –The case study is performed under a fuzzy environment to reduce uncertainty and vagueness, and linguistic variables parameterized by interval-valued Pythagorean and triangular fuzzy numbers are used. Through the case study, 8 main and 45 sub-criteria supplier selection evaluation criteria used to assess 3 suppliers by FTOPSIS. However, our study has some disadvantages and possible further work is recommended. Other possible different fuzzy sets can be used in the projected method.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Return and volatility spillover between emerging stock markets and crude oil

    Demireli, Erhan; Gençyürek, Ahmet Galip

    Due to the free movement of capital and advancing technology, the interaction between markets increase day by day. While analysing markets; the interaction direct to companies, individual and institutional investors and policymakers to considering different markets as well as domestic news. One of the most important among these markets is the oil market. The oil market has significant impacts on macroeconomic indicators (inflation, interest rates and unemployment, etc.) and production costs, sales revenues and cash flows of firms. According to this, the aim of the study is to reveal the relationship between emerging stock markets and oil market. For this purpose, WTI crude oil price and MSCI Emerging Market Index were analysed by Moon and Yu (2010) approach in the period span from 2012 to 2018. As a result of the analysis ; there is a return spill over from crude oil markets to emerging stock markets. In case of opposite direction, volatility spill over was determined. The findings will contribute to the decision-making process of investors, policymaker and researchers for the analysed period.

    AtıfTR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Döviz Kurlarında Periyodik Dalgalanmalar

    Balibey, Mesut; Akdi, Yilmaz

    Bu çalışmada Türkiye ekonomisindeki 02.01.2013 ile 11.12.2018 dönemi günlük (5 işgünü) döviz kurlarındaki döngüler, periodogramlar yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışmada günlük Türk lirası karşısında Dolar kapanış (Xt) ve Euro kapanış (Yt) değerleridikkate alınmıştır. Analizler sonucunda bu iki serinin de aynı periyodlarda hareket ettiğigözlenmiştir. Günlük döviz kurlarının durağanlığı standart birim kök testlerinin yanındaperiodogram tabanlı birim kök testi ile de sınanmış ve her iki serinin de birinci derecedenbütünleşik olduğu gözlenmiştir. Birinci derece fark serilerinde 4, 6 ve 7 günlük periyodlargözlenmiştir.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2019
    The validity of the purchasing power parity hypothesis under structural breaks: the case of eurasian countries

    Songur, Mehmet

    The aim of this study to examine the validity of the Purchasing Power Parity hypothesis for Eurasian Countries using panel data analysis methods. In this Study, the validity of the Purchasing Power Parity hypothesis has been investigated both within the absolute and relative Purchasing Power Parity theory. The absolute purchasing power parity hypothesis refers to the distribution of the real exchange rate around a fixed average. However, the relative purchasing power parity is valid when there is a long-term relationship between the nominal exchange rate and the relative prices. In this framework, the study used monthly data covering the period 2002-2017 for the 10 Eurasian countries (Armenia, Azerbaijan, Belarus, Georgia, Kazakhstan, Kyrgyz Republic, Moldova, Russian Federation, Ukraine and Turkey). In this context, panel unit root and panel cointegration tests taking into account cross-section dependency and structural breaks were used in the study. Findings show that both absolute and relative Purchasing Power Parity hypotheses are valid in the countries studied.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Periodic Fluctuations in Oil and Natural Gas Prices

    Kayış, Aliye; Balibey, Mesut; Akdi, Yilmaz

    Natural gas and oil prices, which have an important place in the world energy markets, are among the fundamental inputs that are very important in terms of establishing sustainable economic policies. When these two input prices are analyzed cyclically, it is thought that any periodicity will be important in terms of economic policies and academic studies. These two input prices, which are important indicators of the industrial development levels of the countries, were investigated in the interactions and relations between each other. In this study, the periodic components of the monthly average gross oil and natural gas prices of the period 2004: 01-2018: 12 were investigated. The data in the study were compiled on the basis of monthly averages by compiling the prices in the international markets (end of day closing values as of 00:00). Data were obtained from Matriksdata data provider company by using a data terminal subscription. In addition to the standard unit root tests, the unit was tested with unit root tests based on periodograms and both series were not stable. Since both series are not stationary, first-order difference series are used for the determination of periodic components. While no periodic component was observed in natural gas prices, the prices of the crude oil prices were 36 months (three years), 60 months (five years), 45 months and 90 months. Although both series were integrated in the first degree, there was no long-term stable correlation between the two series. It can be said that these two series have different periodic structures.

  • MakaleYalnız künye2019
    Tüketici Davranışlarında Statü Kaygısı ve Sosyoekonomik Belirleyenleri

    Acun, Serdar; Birdal, Murat; Onuk, Parla

    Bu çalışmada anket verileri kullanılarak tüketici davranışlarında statü kaygısınınrolü, bu kaygının ön plana çıktığı alanlar ve determinantları incelenmektedir. Ampirikbulgular statü kaygısının fiziksel çekicilik, fiziksel yetenek, çocuğun eğitimi ve kimitüketim kararlarında diğerlerine göre çok daha baskın olduğunu gösterdiği gibiözellikle yaş, eğitim ve gelir seviyesi ile statü kaygısı arasında güçlü ilişkinin varlığınıda gözler önüne sermektedir. Son olarak elde edilen bulgular ışığında statü kaygısınınbireylerin tüketici davranışı üzerindeki rolü ve bunun makroekonomik sonuçlarıtartışılmaktadır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Evaluation of the Disciplinary Relations in Tourism Geography Research in Turkey Using a Social Network Analysis

    Eteman, Fatma Sert; Kervankıran, İsmail; Şardağ, Ayşe

    Theses, which are the most important outcomes of an academic discipline, reflect the traditions and scientific ecosystem of the research area they belong to and are reliable and valid sources in this respect. The analysis of the references used in the theses helps to understand the intellectual development, cultural transformation, accumulation of knowledge, paradigmatic evolution and disciplinary information flow of the relevant discipline. The aim of this study is to manifest and evaluation the distribution of citations used in theses according to postgraduate theses/ disciplines in the area of tourism geography in Turkey as well as the ratio of discipline related and non-related references and the contribution of national or international literature in the theses with a social network analysis. In this respect, the bibliography of 103 theses on tourism prepared between the years 1975-2015 by geographers in Turkey have been studied as samples. The academic disciplines/fields of a total of 11.110 bibliographies used in these theses were determined, a correspondence analysis according to the fields and universities was carried out and the relation and interaction of the areas of the bibliographies used in the theses was evaluated with a social network analysis. According to the results of the study, tourism geography is sustained more by a non-area sub-discipline in Turkey. However, contrary to the earlier era when the theses were completed, due to the fact that less reference is made to non-discipline subjects in the recent period, tourism geography tends to withdraw in terms of disciplinary interaction and is moving away from post-disciplinary science practices. Moreover, an examination of the theses reveals that because providing references in thesis preparation ismore oriented towards natural sciences than social sciences, the discipline of tourism geography is distanced from the ecosystem of social sciences and the discipline has a problem of articulation into the modern science system and the scientific community in which international knowledge is generated because it is not adequately sustained by international sources.

    AtıfTR Dizin12
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Application of Wealth Tax in Erzurum

    Yedek, Şahin

    Although the heavy economic conditions of World War II did not enter the war, Turkey was extremely felt. Turkey, which is trying to maintain its neutrality, started to increase its spending due to national defense measures. These expenditures led to the growth of the budget deficit and, accordingly, to an excessive price increase by rising inflation. While the people in distress had difficulty in meeting their daily needs, those who turned out to be an opportunity and became wealthy by gaining profiteering and profiteering. The government issued the wealth tax law on November 11, 1942, for a one-time deduction from those who gained excessive gains due to the failure of measures to regulate the economy, inflation and prices to the desired level. In this study, the implementation stages of the wealth tax law in Erzurum, the work of the commissions, how much tax is collected from the individuals and the results will be presented in detail using local press sources.