Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Etli, Serkan(7)
- Akgül, Melek(6)
- Dal, Murat(4)
- Doğan, Orhan(4)
- Öcal, Ali Duran(3)
- Aksağan, Zülfükar(2)
- Cemalgil, Selim(2)
- Geçkil, Tacettin(2)
- Yön, Burak(2)
- İnce, Ceren Beyza(2)
- Alp, Ruhat(1)
- Altun, Müjde(1)
- Asikoglu, Ahunur(1)
- Ayhan, Ezgi(1)
- Başkutlu, Salih(1)
- Dehghanpour, Heydar(1)
- Demir, Mustafa(1)
- Doğan, Fatih(1)
- Doğan, Gürkan(1)
- Erdem, Necla Seval(1)
- Ergen, Burhan(1)
- Furtana, Beyza(1)
- Gülmez, Nihan(1)
- Hansu, Osman(1)
- Karataş, Mehmet(1)
- Kouider, Bendine(1)
- Kök, Baha Vural(1)
- Maraşlı, Muhammed(1)
- Onat, Onur(1)
- Pala, Mustafa(1)
- Polat, Alper(1)
- Polat, Berivan Yılmazer(1)
- Subaşı, Serkan(1)
- Tam, Gürkan(1)
- Utku, Anıl(1)
- Yalçın, Erkut(1)
- Yalçın, Mahmut(1)
- Yardimli, Seyhan(1)
- Yilmaz, Mehmet Birhan(1)
- Yon, Merve Sahin(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Evaluation of pull-out and push-out relationship for the flat and ribbed reinforcements in concrete with different compressive strengths
Etli, Serkan; Akgül, Melek; Doğan, Orhan
To evaluate the performance of anchors in strengthening an existing building or to estimate the remaining service life of an existing building due to corrosion in reinforcements within the scope of academic studies, adherence tests, mostly based on pull-out are preferred. However, pull-out tests have a low usability rate and need to be more laborious in accordance with push-out tests. In this study, it is aimed to show the usability of push-out test instead of pull-out test and to reveal an empirical equation to determine the relationship between these two adherence tests on reinforced concrete samples. Within the scope of this study, dozens of bond tests were performed on reinforced 100×100×100 mm cube specimens with different concrete strengths, using flat and ribbed reinforcement types to represent existing structures. Predicted equations for these tests were very usable for estimation of pull-out strength from push-out test results.
- MakaleAçık Erişim2026Comparative Analysis of the Seismic Risk of Tunceli-Ovacık Rural Building Stock Using Different Rapid Screening Methods
Polat, Berivan Yılmazer; Ayhan, Ezgi
Located at the intersection of the Yedisu Segment, a seismic gap, and the active Ovacık Fault, the Tunceli-Ovacık district is a region with a high earthquake risk but an unclear level of structural fragility. This study aims to assess the seismic safety of the rural building stock located in a seismically critical area. To this end, the Turkish Rapid Visual Screening (RVS), based on local parameters, and the Canadian Seismic Survey Method, widely used in international literature, were applied to determine the current condition of the buildings; the earthquake risk of the region was analyzed based on the results obtained. Furthermore, similarities and differences between the methods were comparatively examined to ensure scientific integrity. Within the scope of the study, 209 buildings representing the building typology in the region, 88% of which are masonry-mixed systems, were analyzed using both rapid assessment algorithms. While the overall risk distribution ratios were similar, building-level matching analyses showed a medium level of agreement between the methods. This indicates that the local and universal methods, rather than definitively verifying each other, provide complementary data by focusing on different parameters in the seismic assessment of the rural building stock. This study demonstrates that an integrated risk mapping approach, where different methodologies complement each other, can offer a rapid and reliable decision support mechanism for urban transformation strategies in cities with high earthquake risk, such as Tunceli.
- MakaleAçık Erişim2025Nevşehir taşı tozunun kendiliğinden yerleşen harçlarda portland çimentosu ikamesi olarak kullanım potansiyelinin değerlendirilmesi
Yon, Merve Sahin; Karataş, Mehmet; Demir, Mustafa
Portland çimentosunun üretimi atmosferdeki karbondioksit emisyonlarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, Portland çimentosu yerine puzolanik özelliklere sahip doğal kaynakların ve atıkların kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu makalede, kendiliğinden yerleşen harç yapımında Portland çimentosunun yerine kullanılabilecek doğal olarak oluşan puzolanik bir malzeme olan Nevşehir taşı tozunun etkinliği incelenmiştir. Portland çimentosu yerine %5, %10, %15 ve %20 oranlarında Nevşehir taşı tozu ilave edilerek hazırlanan harcın performansının değerlendirilmesi amacıyla bir laboratuvar çalışması yapılmıştır. Kendiliğinden yerleşen harcın başlangıçtaki mekanik performansını incelemek için 40x40x160 mm boyutlarındaki prizmatik numuneler kullanılmıştır. Kendiliğinden yerleşen harçların yayılma çapları Avrupa İnşaat Kimyasalları ve Beton Sistemleri İhtisas Federasyonu standardı referans alınarak belirlenmiştir. Seçilen oranlarda Nevşehir taşı tozu ile oluşturulan numuneler, 23±2 ̊C sıcaklıktaki suya 3 gün süreyle daldırılmıştır. Kür süresi dolan numunelere 3 günün sonunda erken yaş eğilme ve basınç dayanımı testleri uygulanmıştır. Yapılan deneysel analiz sonucunda, en yüksek basınç dayanımlarının, referans numunelerinde ve çimentoyla %5 ikameli Nevşehir taşı tozuyla oluşturulan karışımlarda olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Nevşehir taşı tozunun eğilme dayanımı üzerinde olumlu bir etki sağladığını ancak basınç dayanımında düşüşlere neden olduğunu göstermektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Effects of Alternative Binder and Aggregate Use on the Compressive Strength of Concrete
Gülmez, Nihan; Pala, Mustafa
The use of industrial wastes in concrete production is of significant importance in reducing environmental impacts and lowering costs. In this study, concrete mixtures were designed by using olivine minerals as a substitute for Portland cement (PC), chromite powder as fine aggregate, and ferrochromium slag as coarse aggregate. The effects of different binder and aggregate ratios on the compressive strength of the concrete were examined after a 7-day curing period. Experimental results showed that mixtures with 5% olivine substitution achieved the highest compressive strength of 22.30 MPa, particularly in mixtures with a cement dosage of 500 kg/m³. This result indicates that the low water/cement ratio and the addition of olivine contribute to increased early-age strength. Furthermore, increasing the chromite powder content to 20% in mixtures with a water/cement ratio of 0.61 led to an 11.7% increase in compressive strength, demonstrating the positive impact of chromite powder on the mechanical performance of the concrete. These findings highlight that cement replacements and aggregate types can significantly affect the mechanical properties of concrete, emphasizing the need for careful selection of both material compositions.
- MakaleAçık Erişim2024Harç atığı ikameli mikro betonlarda sertleşmiş hal ve mikroyapı değerlendirilmesi
Akgül, Melek; Hansu, Osman
İnşaat yıkıntı atığının sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm süreçlerine dahil edilme çalışmaları özellikle yıkım gücü büyük depremler ve kentsel dönüşüm stratejileri sonrası hız kazanmıştır. Bu deneysel çalışmada, İnşaat Harç Atığı (HA)’nın CEM-I 42,5R çimentoya hacimce değişken oranlarda ikame edilmesi ile tasarlanan Mikro Beton (MB)’ların fiziksel, mekanik, durabilite ve mikroyapı özellikleri incelenmiştir. HA çimentoya hacimce %0, %5, 10, 15, 20, 25, 30 oranlarında ikame edilmiştir. Referans setinde kullanılan bağlayıcı miktarı 830 kg/m3’tür. Tüm MB karışımlarında su ve Silis Dumanı (SD) miktarı sabittir ve sırasıyla 400 kg/m3 ve 150 kg/m3 olarak tasarımda kullanılmıştır. 20 ± 2 °C sıcaklıkta kirece doygun su kürü 7 ve 28 gün olmak üzere iki farklı periyotta uygulanmıştır. Ayrıca birer takım numune 28 gün su kürü sonrası 56. ve 90. güne kadar laboratuvar ortamında bekletilmiştir. İlgili deney günlerinde sertleşmiş numuneler ile bir dizi fiziksel, mekanik ve durabilite deneyleri gerçekleştirilmiştir. Mikroyapı analizi değerlendirmeleri 28 günlük su kürü sonrası %0, %15 ve %30 HA ikameli numuneler ve karışımda kullanılan HA’nın X-ışını Difraktometresi (XRD) verilerden sağlanmıştır. Tüm veriler karşılaştırmalı grafikler ile sunulmuştur. Sonuç olarak, %10 HA’nın ikame edildiği 7 ve 28 günlük numunelerde mekanik özellikleri iyileşmesine rağmen, bu oran dahil tüm ikame oranlarında ve sonraki yaşlarda mukavemet kayıpları gözlenmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Birleşik Deprem Etkilerinin ve Ek Dışmerkezliğin Betonarme Binaların Davranışına Etkisi
Yön, Burak; Tam, Gürkan
Bu çalışmada birleşik deprem etkilerinin ve ek dışmerkezliğin betonarme binaların davranışına etkisi incelenmiştir. Çalışma kapsamında modellenen betonarme yapının beş zemin sınıfına (ZA, ZB, ZC, ZD ve ZE) göre X ve Y yönlerinde olmak üzere toplam 30 adet doğrusal olmayan statik itme analizleri yapılmıştır. Kolon ve kirişlerin doğrusal olmayan davranışları toplanmış plastik mafsal kabulüne göre, perde duvarların doğrusal olmayan davranışları ise yayılı plastik mafsal kabulüne göre yapılmıştır. Analizler sonucunda birleşik deprem etkileri ve ek dışmerkezlik dikkate alınarak her zemin sınıfı için kapasite eğrileri, her zemin sınıfı için X ve Y yönlerinde en düşük yük faktöründe oluşan plastik mafsal dağılımları, X ve Y yönlerinde ilk mafsalın oluştuğu yük faktörü ve maksimum yük faktörü değerleri elde edilmiştir. Analizler sonucunda zemin sınıfı ZA’dan ZE’ye doğru gidildikçe hem kapasite değerlerinde hem de yük faktörü değerlerinde azalmanın olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, ek dışmerkezlik ve birleşik deprem etkileri dikkate alındığı zemin sınıfındaki değişime bağlı olarak plastik mafsal dağılımlarının yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak betonarme yapıların tasarımlarında ve performans değerlendirmelerinde zemin sınıflarına ilave olarak birleşik deprem etkilerinin ve ek dışmerkezliğin dikkate alınması gereken önemli parametreler olduğu tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Comparative Analysis of Composite Buildings Produced in National and International Standards
Etli, Serkan; Akgül, Melek
Composite moment resisting frame buildings with 5-, 10-, 15- and 20-story concrete filled steel tube columns and composite beams were modelled. The buildings are designed according to Turkish Code for Design and Construction of Steel Structures-2016 (TCDCSS-2016) and Türkiye Building Earthquake Code-2018 (TBEC-2018) regulations at high ductility levels. The design of the DCH structures was designed in ZC ground for a 0.79 g PGA. While choosing the design location, it is assumed that the construction will be made in a region between the North Anatolian fault line and the East Anatolian fault line, that is, in a region with high earthquake risk. Within the scope of the study, SeismoStruct [1] software was used during the design and performance evaluation of the structures. Nonlinear static push and incremental dynamic analyses were used. Uniform and triangular load distributions were adopted in the PO analysis, and 16 earthquake ground motions were used in the dynamic analysis. The effect of story number on the seismic behavior of CMRFs was investigated using nonlinear analysis results. Accordingly, variation in lateral response, overstrength factors, ductility, and section capacity change of members for CMRF structures were presented. In addition, a mutual evaluation was made with the performance parameters obtained from previous studies with similar geometries.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Emtia Taşımak: Osmanlı Devleti’nde Modern Nakliye Şirketlerinin Ortaya Çıkışı
Alp, Ruhat; Başkutlu, Salih
Sanayi devrimi öncesinde geleneksel yöntemlerle sürdürülen nakliyecilik faaliyetleri dünya üzerinde mal dolaşımına duyulan ihtiyacın artmasıyla birlikte hızla büyüdü. Modern teknoloji, ulaşım olanaklarının gelişmesi ve küreselleşmedeki çarpıcı artışla birlikte nakliyecilik her zamankinden daha önemli hale geldi. Nitekim Osmanlı Devleti yöneticileri de nakliyecilik alanındaki bu gelişmeleri yakından takip ederek modern nakliye yöntemlerinden faydalanma yoluna gitti. Bu süreç II. Meşrutiyetin ilanından hemen sonra nakliye şirketlerin kurulmasıyla önemli bir aşamaya girdi. Meşrutiyet, nakliye şirketlerinin gelişiminde adeta bir dönüm noktası oldu. Özellikle anonim şirketçiliğin gelişimi için ciddi girişimlerde bulunuldu. 1908 yılına kadar esas faaliyeti Osmanlı topraklarında nakliyecilik yapmak olan şirket sayısı sınırlı kaldı ise de 1908-1918 yılları arasında bu sayı hızla arttı. Özellikle başkent İstanbul ve mal dolaşımın yoğun olduğu liman kentleri nakliye şirketlerinin en çok kurulduğu yerler oldu. Bu doğrultuda çalışma, modern nakliyecilik sektörünün Osmanlı da kurumsallaşma sürecini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Bununla bağlantılı olarak, dönemin matbuatı, arşiv belgeleri ve nakliye şirketlerinin nizamnameleri ışığında, Osmanlı topraklarında kurulan bir kısım anonim nakliye şirketlerinin amaçları, kurumsal yapıları ve faaliyetleri ortaya koyulacaktır. Kuşkusuz bu tür şirketlerin varlığı, Osmanlı devletinin değişen dünya koşullarına uyum sağlama becerisini örnekleyen bir gelişmedir.
- MakaleAçık Erişim2023Experimental investigation of engineering properties of silica sand filled mortars containing high doses of SWCNT
Subaşı, Serkan; Dehghanpour, Heydar; Maraşlı, Muhammed; Doğan, Fatih
Recently, great efforts have been made by researchers on the mixture of electrically conductive concretes that have been developed for different purposes. In this study, an experimental research was carried out on electrically conductive mortar mixtures especially for shell elements produced for building facade cladding. Six different mixtures were produced, including the non-conductive reference mixture. Single-walled carbon nanotube (SWCNT) was used as nano-sized conductive additive material. SWCNT was added at 0.2% and 0.3% of cement weight. SF was added to the same mixtures as another group at the rate of 4% by total weight. 2, 14, 28, 90 and 180 days electrical resistivities of the obtained conductive mortar samples were measured. As a non-destructive method, dynamic resonance testing was performed and the 28-day damping rates of the samples were determined. Ultrasonic pulse velocity (UPV) and Leeb hardness tests were performed, respectively, by using other non-destructive testing methods to obtain information about the internal structure voids and surface hardness of the samples. SWCNT, which causes low machinability and therefore internal structure voids, caused a decrease in compressive strength and flexural strength, as well as a significant increase in electrical conductivity.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kentsel Trafik Tahminine Yönelik Derin Öğrenme Tabanlı Verimli Bir Hibrit Model
Utku, Anıl
Trafik yoğunluğu problemi, kentsel hayatın en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Trafik yoğunluğu sebebiyle harcanan zaman ve yakıt, araç kullanıcıları ve ülkeler için önemli bir kayıptır. Trafikte geçen zamanı azaltmak amacı ile geliştirilen uygulamalar, uzun vadeli trafik yoğunluğu hakkında başarılı tahminlerde bulunamamaktadır. Kameralar, sensörler ve mobil cihazlar üzerinden elde edilen trafik verileri, trafik yönetimi sorununu çözebilmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinin kullanımını ön plana çıkarmaktadır. Bu çalışmada, trafik yoğunluk tahminine yönelik Convolutional Neural Network (CNN) ve Recurrent Neural Network (RNN) modelleri kullanılarak hibrit bir tahmin modeli geliştirilmiştir. Çalışmada, CNN ve RNN'in öne çıkan özelliklerinden faydalanmak amaçlanmıştır. CNN, özellik çıkarma aşamasında, RNN ise sıralı zaman serisi verileri üzerinde öğrenme ve tahmin için etkili bir modeldir. Bu yöntemler hibrit bir şekilde kullanılarak tahmin doğruluğunun arttırılması amaçlanmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan saatlik trafik yoğunluğu veri seti kullanılmıştır. Kullanılan veriseti 2321 farklı nokta için 2020 Ocak ile 2020 Aralık tarihleri arasındaki trafik yoğunluk bilgisini içermektedir. Geçen araç sayısı, Bağcılar Avrupa Otoyolu kavşağında daha yüksek olduğu için bu konum deneysel çalışmalarda kullanılmıştır. Seçilen konum için 9379 satır araç bilgisi bulunmaktadır. Geliştirilen hibrit model Linear Regression (LR), Random Forest (RF), Support Vector Machine (SVM), Multilayer Perceptron (MLP), CNN, RNN ve Long-Short Term Memory (LSTM) ile İstanbul’un 2020 yılına ait trafik verileri kullanılarak test edilmiştir. Deneysel sonuçlar, önerilen hibrit modelin karşılaştırılan modellere göre daha başarılı sonuçlara sahip olduğunu göstermiştir. Önerilen model kavşaktan geçen araç sayısı tahmininde 0,929 R2 değerine, kavşaktan geçen araçların ortalama hızlarının tahmininde ise 0,934 R-Squared (R2) değerine sahip olmuştur.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Karayollarındaki Asfalt Çatlaklarının Tespiti İçin Yeni Bir Konvolüsyonel Sinir Ağı Tabanlı Yöntem
Ergen, Burhan; Doğan, Gürkan
Karayolu yüzeyindeki asfalt çatlakları en yaygın kaplama hasarlarından biridir. Bu çatlaklar zamanında tespit edilip bakıma alınmazsa büyüyerek trafik güvenliğini ve yoğunluğunu arttıracak boyutlara ulaşmaktadır. Bu nedenle, asfalt çatlaklarının tespitinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi çok önemlidir. Geleneksel manuel çatlak tespiti, son derece zaman alıcı, çok maliyetli ve çok çaba gerektirir. Bu nedenle, araştırmacılar odaklarını otomatik asfalt çatlaklarının tespitine yoğunlaştırdılar. Ancak, son yıllarda otomatik çatlak tespiti kapsamlı olarak araştırılmasına rağmen çatlakların farklı yoğunluğa sahip olması ve kaplama ortamının karmaşıklığı nedeniyle hala zor bir görevdir. Bu çalışmada, bu zorluğun üstesinden gelmek için konvolüsyon sinir ağı temelli bir yöntem önerildi. Önerilen yöntem, sınıflandırma ve segmentasyondaki başarısı ve hafifliği bilinen MobileNetv2 'nin temelde kullandığı konvolüsyon ve ters artıklı blok yapılarını baz alarak geliştirildi. Yapılan deneysel testler sonucunda, önerilen yöntemin performansı literatürdeki diğer yöntemlere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu da, otomatik asfalt çatlak tespitinin daha başarılı olması anlamına gelmektedir.
AtıfOpenAlex8TR Dizin7
İncele - MakaleAçık Erişim2022Kyb'de kullanılan cam kumun kyb yük-deplasman ilişkisinin davranışı üzerindeki etkisinin araştırılması
Etli, Serkan
Doğada atık olarak bulunan cam, özellikle son yıllarda sıcaklığın artmasıyla birlikte ormanlık alanlarda ve düzenli depolama alanlarında çıkan yangınların sebepleri arasında görünmektedir. Çalışma kapsamında atık sahalarından ve doğal ortamdan toplanan atık soda cam şişeleri öğütüldükten sonra 0.25-0.5 mm arasında eleklerden geçirilerek ayrıştırılmıştır. Bu cam kum ile üretilen kendiliğinden yerleşen beton (KYB), içindeki doğal kum ile değiştirilmiştir. Doğal kum ve cam kumu, hacimce %5 ila %35 arasında %5'lik artışlarla ikame edilmiştir. KYB, yönetmeliklerle ilgili standartları sağladığı taze özellik testleri ile test edilmiştir. Elde edilen karışımlardan 7 ve 28 günlük numunelerde gerilme-şekil değiştirme ilişkileri elde edilmiştir. Elde edilen bu ilişkiler literatürde sıklıkla kullanılan beton modeli ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Ortaya çıkan yük-deplasman ilişkilerinin özellikle 7 günlük yaşta iyi bir şekilde seçilen modele yakınsadığı ancak özellikle başlangıç kısmında 28 günlük yaşta kullanılan modelden ayrıldığı görülmüştür.
AtıfOpenAlex10TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Normal ve %4NaCl Çözünürlüklü Kür Edilmiş Düz ve Nervürlü Donatılı Farklı Dayanımlı Betonlar İçin Donatı Aderans Kaybının Hızlandırılmış Korozyon Deneyi İle Belirlenmesi
Akgül, Melek; Doğan, Orhan
Birçok yapı alanında yapı malzemesi olarak ilk sırada tercih edilen betonun, yüksek olan basınç dayanımının aksine, düşük olan çekme dayanımını artırmak ve eğilme gerilmeleri altında gevrek göçmeyi önleyebilmek için çelik çubukların takviyesi ile betonarme sistemler oluşturulmuştur. Betonun sağlamış olduğu yüksek alkalin ortam, betonarme donatısı ile beton arasındaki aderansın sağlanabilmesi ve donatının korozyondan korunabilmesi için betonarme elemanlarda aranan en önemli kriterlerdendir. Geçirgen bir yapıya sahip olan beton, agresif kimyasallara maruz kalması halinde zamanla korozyona uğrar ve beklenen durabiliteyi sağlayamaz. Korozyon, donatının içinde bulunduğu ortam ile kimyasal ve/veya elektrokimyasal reaksiyona girerek metalik özelliklerini kaybetmesidir. Betonarme donatısında kesit kaybına neden olmanın yanında, korozyon; donatı ile beton arasındaki aderansın da azalmasına veya yok olmasına neden olmaktadır. Günümüzde betonarme yapılar, kendi zati ağırlıklarına, servis ve sismik yüklere göre boyutlandırılır. Ancak, analizlerde korozyon dikkate alınmadığından, zamanla donatının aderans ve kesit kaybına uğraması nedeniyle, yapıların depremde hasar görmesine veya yıkılmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, donatıların korozyona bağlı aderans kaybını belirleyebilmek için hazırlanan deney numuneleri, Türkiye’deki mevcut betonarme yapıları temsil edecek şekilde tasarlanmıştır. Parametre olarak 5 farklı beton grubu, 2 farklı donatı türü ve 2 farklı kür şartı değişken alınıp, numuneler hızlandırılmış korozyon deneyine tabi tutulmuş, aderanstaki dayanım değişimi grafikler ve tablolar ile değerlendirilmiştir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Rijit Bodrum Perdelerinin TBDY 2018 ile Tasarlanan Az Katlı Yapılardaki Etkisi Üzerine Bir İnceleme
Etli, Serkan
Çalışma kapsamında rijit bodrum perdelerinin 6 katlı betonarme bir binanın davranışına etkisi incelenmiştir. İncelenen yapının tasarımı, TBDY-2018'e uygun olarak 3 boyutlu olarak SeismoStruct yazılımında gerçekleştirilmiştir. Bunun için bina ilk etapta ZD sınıfı katta rijit bodrum perdeleri ile tasarlanmıştır. Daha sonra bu rijit bodrum perdeleri kaldırılarak ikinci bir yapı elde edilmiştir. Sonuç olarak bu iki yapının yatay yükler altındaki performansları incelenmiştir. Her iki durumda da yapılar 3 boyutlu olarak incelenirken doğrusal olmayan statik itme analizlerine tabi tutulmuştur. Modeller, iki farklı yatay yükleme koşuluyla doğrusal olmayan artımlı statik itme analizi ile her iki tasarım yönü için analiz edilmiştir. Sonuç olarak, rijit bodrum perde duvarlı ve perdesiz binanın performans faktörleri, aşırı güç faktörü, doğal aşırı güç faktörü, süneklik ve rijitlik faktörü değerleri açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2022Evaluation of curing time for micro concrete mixes containing silica fume, nano-silica and fly ash
Etli, Serkan
Within the scope of the study, research on the use of silica fume (SF), nano silica (NS) and fly ash (FA) together or separately in the production of micro concrete is presented. It is aimed to examine the changes in mechanical properties because of water and air curing in mixtures produced using SF, FA, and NS. While cement dosage and water/binder ratio in the mixtures were chosen as 670 kg/m3 and 0.53 respectively, the amount of SF, FA and NS was limited to 150 kg/m3 in total. In the study, samples were produced using 40x40x160 mm prism molds. All samples were divided into two different groups after 7 days of water curing and water (1st group) and air (2nd group) were applied up to 56 days. Flexural and compressive strength tests were performed on the water and air cured specimens for 7-56 days and 28-56 days, respectively. In addition, the porosity and unit volume weight values of the samples were examined. The results show that both flexural and compressive strengths of micro concretes increased after 28 days thanks to water curing.
AtıfOpenAlex8TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2021Beton Dayanımının ve Kirişlerdeki Çekme Donatısı Oranının Orta Yükseklikli Betonarme Binaların Sismik Davranışı Üzerine Etkisinin Belirlenmesi için Artımsal Dinamik Analiz
Onat, Onur; Yön, Burak
Artımsal Dinamik Analiz (ADA), sismik yükler altında yapısal performansı değerlendirmek için birkaç farklı biçimde yaygın olarak kullanılan parametrik bir sonuç analizi yöntemidir. Bu yöntem, seçilmiş olan bir grup sismik kayıtın ölçeklenerek yapısal sisteme etki ettirilerek, bu etki altında, elastik tepkiden genel dinamik yapısal stabiliteye ulaşmayı öneren bir analiz türüdür. Bu çalışmada çekme donatısı oranı ve beton dayanımının orta yükseklikli betonarme yapıların sismik davranışı üzerine etkisi incelenmiştir. Sayısal çalışma olarak 5 açıklıklı, 5 ve 7 katlı iki farklı sayısal model oluşturulmuştur. Her bir model için üç farklı çekme donatısı oranı ve iki farklı beton sınıfı seçilmiştir. Çekme donatısı oranları, basınç bölgesindeki donatının yarısı, bir katı ve iki katı olarak belirlenmiştir. Sayısal modeller artımsal dinamik yük altında analiz edilmiştir. Bu analiz için on bir farklı sismik kayıt kullanılmıştır. Bu kayıtlar 0.2g’den 1.2g’ye kadar 0.2g artımlar ile ölçeklenmiştir. Yapılan artımsal dinamik analizler sonucunda yapısal sistemlerin taban kesme kuvvetleri ve karşılık gelen çatı katı deplasmanları karşılaştırılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre kirişlerde çekme donatısı oranını arttırmak çatı katı deplasmanını düşürmese de katlar arası göreli ötelenmeyi azaltmıştır, böylelikle hasar seviyesini azaltacağı için hasar oranını düşürmektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Atık lastiklerden elde edilen siyah karbonun asfaltın işlenebilirlik özelliklerine etkisi
Geçkil, Tacettin; İnce, Ceren Beyza; Aksağan, Zülfükar
Bu çalışmada, atık lastiklerden elde edilmiş olan siyah karbon (SK) katkısının asfaltın orta ve yüksek sıcaklıklardaki işlenebilirlik özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, penetrasyon sınıfı B 160/220 olan saf asfalta ağırlıkça %5, 10, 15 ve 20 oranlarında SK eklenerek modifiye asfaltlar elde edilmiştir. Saf ve modifiye asfaltların fiziksel özellikleri penetrasyon, yumuşama noktası ve düktilite testleri ile belirlenmiştir. Ayrıca, bağlayıcıların sıcaklık hassasiyetlerinin bir ölçüsü olarak kabul edilen penetrasyon indeksi (PI) değerleri de hesaplanmıştır. Daha sonra, saf ve modifiye bağlayıcıların yüksek sıcaklıklarda bünyelerinde meydana gelen uçucu madde kaybı dönel ince film etüvü deneyi (RTFOT) ile, bağlayıcıların işlenebilirlik özellikleri ise dönel viskozimetre (RV) deneyi ile belirlenmiştir. Fiziksel test sonuçlarına göre, SK katkısıyla bağlayıcıların sertleşme eğiliminin arttığı ve penetrasyon sınıfının B 100/150 olarak değiştiği görülmüştür. Ayrıca, SK katkısıyla bağlayıcıların sıcaklık hassasiyetlerinin azaldığı bu bakimdan en uygun oranın %15SK olduğu görülmüştür. RV sonuçlarına göre, SK katkısıyla bağlayıcıların işlenebilirliklerinin azalarak karıştırma ve sıkıştırma sıcaklıklarının yükseldiği görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2021The Effect of Carbon Black on Moisture Performance of Asphalt Pavements
Geçkil, Tacettin; İnce, Ceren Beyza; Aksağan, Zülfükar
In this study, the effects of carbon black (CB) additive obtained from waste tires on the moisture performance of hot mix asphalt pavements were investigated. For this purpose, modified asphalts were prepared by adding 5%, 10%, 15% and 20% CB by weight to pure asphalt with penetration class B 160/220. Physical properties of pure and modified asphalts were determined by penetration, softening point and ductility tests, and workability properties were determined by rotational viscometer (RV) test. Then, the optimum asphalt content of the mixture was determined according to Marshall design method by using aggregate and pure asphalt for mixture design. Based on this determined ratio, pure and modified asphalts and hot mix samples were prepared. Pure and CB added modified mixture samples were subjected to Marshall stability, retained Marshall stability (RMS) and indirect tensile strength (ITS) tests. According to the physical test results, it was observed that the hardness and workability temperatures of the modified binders increased with the CB additive. According to the test results of the mixture, it was observed that CB additive had an improving effect on the moisture performance of road pavements due to the significant increases in Marshall stability, RMS and indirect tensile strength ratio (ITSR) values, especially at the rate of 10% CB.
AtıfOpenAlex5
İncele - MakaleAçık Erişim2021Application Of The Passive House Certification System In Existing Buildings: EnerPHit Certification System
Erdem, Necla Seval; Asikoglu, Ahunur; Altun, Müjde
In order to improve today's conditions and to ensure a healthy life for future generations, different solutions have been sought in different areas around the world and important steps have been taken in this direction. As the building sector is one of the leading sectors in terms of energy consumption, steps towards creating living conditions in comfortable and healthy spaces made by various regulations, directives, etc. started to be taken with studies, while reducing the energy use in buildings. According to the Energy Performance in Buildings Directive-recast published by the European Union in 2010, member states were asked to set and implement their own NZEB (nearly zero energy building) targets. During this period, there has been an increase in the use of existing certification systems whose criteria meet the country's NZEB objectives. In recent years, countries in different climatic zones have started to construct buildings that comply with the Passive House certification system and the EnerPHit certification system, the version used in existing buildings. In the study, specifications have been analyzed in detail and the results achieved over values through 34 different EnerPhit certified buildings in the world, including one in Turkey. With this study, it is aimed to contribute to the literature with the examination the analysis of EnerPHit certification system criteria, the application techniques, potential for Turkey. Reducing the dependence on foreign energy in Turkey with energy efficient improvement of the existing building stock in country, creation of healthy and comfortable and energy consumption costs will be provided.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2020Eva bazlı reçine ve sbs modifiyeli bitümlerin bağlayıcı madde olarak karşılaştırılması
Yilmaz, Mehmet Birhan; Yalçın, Erkut; Furtana, Beyza; Kök, Baha Vural
Bitüm, asfalt çimentosunda çok az sayıda kullanılmasına rağmen, kaplamaların performansından önemli derecede sorumludurlar. Bu sebeple, bitüm, asfalt karışımların performanslarını geliştirmek için sıklıkla modifiye edilmektedir. SBS, bitümlü sıcak karışım’ların performans özelliklerini geliştirmek için asfalt bağlayıcılar için sıklıkla modifiye edici olarak bir polimerdir. SBS, sıcak hizmet sıcaklıkları altındaki gereklilikleri karşılamadığı zaman, neredeyse vazgeçilmez olmaktadır. Bu araştırmada, ethylene vinyl acetate (EVA) bazlı reçine (EBR) isimli alternatif katkı maddesinin SBS e olan performansı incelenmiştir. SBS içeriği %3’de sabit tutulmuştur ve baz bitümün ağırlığına göre, EBR içeriği %2, %3, %4 ve %5 oranlarındadır. Modifiye edilmiş bağlayıcılar 50/70 penetrasyon derecesi baz bitümü SBS ve EBR ile karıştırarak üretilmiştir. Penetrasyon, yumuşama noktası, dönel viskometre testi baz ve modifiye bağlayıcılara uygulanmış ve sonuçları karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, EBR içeriğinin, %3 SBS modifiyesi ile aynı performansı elde etmesi için %3’den daha fazla olması gerektiği belirlenmiştir. 3% EBR modifikasyonu, hassasiyet, yüksek sıcaklık direnci ve çalışabilirlik açısından tatmin edici bir performans vermiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele






