Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Hemşirelerin kültürel zekâları, iletişim becerileri ve ilişkili faktörler: bir yol analizi

    Orhan, Ilksen; Ünal, Esra; Yıldız, Erman; Ağralı, Cansu

    Bu araştırma, hemşirelerin kültürel zekâlarını, iletişim becerilerini ve ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Kesitsel ve ilişki arayıcı tasarımdaki araştırma, bir hastanede çalışmaya katılımda gönüllü 410 hemşire ile Mayıs-Ağustos 2023 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Veriler, “Tanıtıcı Bilgi Formu, Kültürel Zekâ Ölçeği ve İletişim Becerileri Ölçeği” olmak üzere üç bölümden oluşan Google Form uygulamasıyla çevrim içi ortamda toplandı. Kültürel Zekâ Ölçeği (KZÖ) ve İletişim Becerileri Ölçeğini (İBÖ) etkileyen faktörleri belirlemek için yol analizi yapıldı. Bu araştırmada, Kültürel zekâ ile iletişim becerileri arasında orta derecede güçlü ve olumlu bir ilişki olduğu tespit edildi. Kültürel zekâyı etkileyen faktörler olarak cinsiyet, eğitim düzeyi ve yaş önemli bulundu. Bu faktörler, kültürel zekâ puanındaki değişimin %28.2’sini açıkladı. Hemşirelerde kültürel uygulamalar konusunda eğitim almanın iletişim becerileri düzeyini arttırdığı, cinsiyetin kültürel zekâ üzerinde etkili bir faktör olduğu, eğitim düzeyinin yükselmesinin kültürel zekâ düzeyini arttırdığı ve iletişim becerileri yüksek olan hemşirelerin kültürel zekâ düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna varıldı.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Impact of COVID-19 health crisis on health systems of countries; an evaluation with the dimension of global health systems

    Sur, Haydar; Baş, Kazım

    The countries' unpreparedness in managing the COVID-19 epidemic and the inadequacies of the global health system have turned the outbreak into a worldwide health crisis. In this study, the impact of the COVID-19 health crisis on the health systems of countries was evaluated based on the literature in terms of global health systems. Unlike other epidemics, the coronavirus has spread rapidly in all countries, regardless of income. The United Nations and the World Health Organization (WHO) stated that a joint approach is necessary for supporting global solidarity policies so that the COVID-19 process due to social, economic, and health inequalities between countries does not get worse. However, it has been seen that the disagreements between some powerful countries that are influential in global politics negatively affect the global health system and epidemic management. With the onset of the COVID-19 epidemic, some countries brought the "my nation first" approach to the fore, undermining the fair implementation of global health policies. The member countries of the World Trade Organization have also violated the trade agreements made and imposed export restrictions on the products necessary for the fight against the epidemic. It has also been reported that high-income countries disregarded public health and human rights approaches during the epidemic and reached COVID-19 vaccines proportional to their purchasing power. It has been observed that the epidemic cannot be managed effectively at the global level, although the global health system is more needed throughout the world during the pandemic process. It was emphasized that redesign is necessary for effective governance of the global health system.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    • SDG 17 · Amaçlar için Ortaklıklar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    The turkish version of body understanding measure for pregnancy scale: validity and reliability study

    Duman, Mesude; Taşhan, Sermin Timur; Yüksekol, Özlem Doğan

    The objective of this study was to adapt the Body Understanding Measure for Pregnancy Scale into the Turkish language and to examine the psychometric properties in pregnancy. The methodological study was conducted with 508 healthy pregnant women. Language validation, content validation, and pilot scheme are the three phases of cultural adaptation of the scale. The construct validity of the scale was analyzed using both Exploratory and Confirmatory Factor Analyses. The reliability of the scale was tested using parallel-form reliability, test-retest reliability, Cronbach's α coefficient of internal consistency, and item-total correlation. The Confirmatory Factor Analysis conducted supports the three-factor structure of the scale that is constructed by Exploratory Factor Analysis. We determined Cronbach’s α coefficient of internal consistency to vary between 0.78 and 0.88 for the scale total and the subscales. Besides, there was a high correlation between the parallel-form reliability, test-retest reliability, and item-total correlation of the scale. The Turkish version of Body Understanding Measure for Pregnancy Scale is a validated and reliable tool designed to evaluate the body image concerns of Turkish pregnant women.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Aile Desteği Çocukların Sağlıklı Yeme Öz Yeterliliğini Etkiler mi?

    Kasımoğlu, Necla; Gürarslan Baş, Nazan

    Amaç: Bu araştırma aile desteğinin çocukların sağlıklı yeme-öz-yeterlilik davranışları üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Mayıs 2021/2022 tarihleri arasında Türkiye’nin doğusunda bir ilin merkezinde 4. sınıfında öğrenim görmekte olan 202 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler ‘Kişisel Bilgi Formu’, ‘Sağlıklı Yeme İle İlgili Aile Desteği Ölçeği’ ve ‘Sağlıklı Yeme Öz-Yeterlik Ölçeği’ kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar destekli programda sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, t-testi, Kruskal Wallis ve korelasyon ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 10.05±.51’dir. Öğrencilerin anne yaşı, baba yaşı ve anne çalışma durumu ile Sağlıklı Yeme Öz-Yeterlik Ölçeği puan ortalamaları arasında; babanın öğrenim düzeyi ile de, Sağlıklı Yeme ile İlgili Aile Desteği Ölçeği puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Sağlıklı yeme öz-yeterlilik düzeyi ile ailenin sağlıklı yeme alışkanlığını destekleme puan ortalamaları arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.001). Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgulara göre, okul dönemi çocuklarının yeme öz yeterliği düşüktür ve aileler sağlıklı yeme davranışlarıyla ilgili destekleri yüksektir. Bu doğrultuda, çocukların sağlıklı yeme öz yeterliği ve ailenin sağlıklı yeme davranışıyla ilgili desteğini yükseltmek için çocuk ve ailesiyle çalışan pediatri hemşirelerinin eğitim ve danışmanlık rollerine gereksinim duyulmaktadır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    COVID-19 Pandemi Sürecinde Filyasyon Ekibinde Görev Alan Sağlık Çalışanlarının Travma Sonrası Gelişim ve Psikolojik Dayanıklılık Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Tanımlayıcı Çalışma

    Ersöğütçü, Filiz; Karakaş, Sibel Asi; Erçel, Şeyda

    Amaç: Bu çalışma, koronavirüs hastalığı-2019 [coronavirus di- sease-2019 (COVID-19)] pandemi sürecinde filyasyon ekibinde görev alan sağlık çalışanlarının travma sonras ı gelişim ile psikolojik daya- nıklılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amac ıyla tanımlayıcı ola- rak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı araştırma desenindeki bu çalışma Haziran 2020-Eylül 2020 tarihleri arasında bir ilin merkez toplum sağlığı merkezi filyasyon ekibinde yer alan 205 sağlık çalışanı ile yapıldı. Verilerin toplanmasında çevirim içi anket yöntemi kullanı- larak; kişisel bilgi formu, Travma Sonrası Gelişim Ölçeği (TSGÖ) ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayan ıklılık Ölçeği (YİPDÖ) uygulandı. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalamalarının 32,36±7,09 olduğu, cin- siyet dağılımında kadınların çoğunluğu (%59,0) olu şturduğu ve kat ı- lımcıların %64,4’ünün lisans mezunu oldu ğu tespit edildi. TSGÖ toplam puan ortalamasının 43,78±25,99 olduğu, YİPDÖ toplam puan ortalamasının 125,04±16,18 olduğu saptandı. YİPDÖ toplam puan or- talaması ile TSGÖ toplam puan ortalaması, arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada, TSGÖ toplam puan ortalamasının ortalamanın altında olması, katılımcıların yaşadığı trav- matik olaylardan olumlu varsayımlar elde etmediği anlamına gelirken, YİPDÖ toplam puan ortalamas ının ortalamanın üstünde olmas ı katı- lımcıların psikolojik dayan ıklılık düzeylerinin yüksek oldu ğunu gös- termiştir. Sağlık çalışanlarının bu zorlu süreç ile nas ıl baş ettiklerini tanımlamak ve sağlık bakım sisteminin içerisinde toplum gereksinim- lerini esnek ve yarat ıcı biçimde karşılayabilmek için gerekli olan psi- kolojik dayanıklılığı korumak ve geliştirmek üzere önlemlerin alınması oldukça önemlidir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Gebelikte Fizyolojik Yakınmalarla Yaşam Kalitesi ve Gebeliğe Uyum Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Bir Üniversite Hastanesi Örneği

    Baltacı, Nazlı; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Ulucan, Mihriban

    Amaç: Bu araştırmada, gebelikte fizyolojik yakınmaların yaşam kalitesine etkisi ile gebeliğe uyum arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel türde Mart-Haziran 2022’de Doğu Anadolu’daki bir ilin üniversite hastanesinde yapılan bu çalışmada örneklemi, bir üniversite hastanesinin gebe polikliniğine başvuran ve araştırmaya katılmaya gönüllü 402 gebe oluşturdu. Veriler; “Kişisel Bilgi Formu”, “Gebelikteki Yakınmalar ve Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği (GYYKEÖ)”, “Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeği (PKDÖ)” aracılığıyla elde edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede; tanımlayıcı istatistikler ve pearson korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Gebelerin GYYKEÖ puan ortalaması 133.21±30.15 ve PKDÖ puan ortalaması 214.02 ± 26.43’dür. Gebelerin, GYYKEÖ puan ortalaması üçüncü trimesterde134.21±28.93 ve PKDÖ puan ortalaması birinci trimesterde 222.18±20.23 olarak bulundu. GYYKEÖ puan ortalaması ile PKDÖ puan ortalaması arasında istatistiksel olarak pozitif, çok zayıf önemli bir ilişki belirlendi (r=0.109; p=0.028). GYYKEÖ toplam puan ortalaması ile PKDÖ “Annelik Rolünün Kabulü”, “Gebeliğin Kabulü”, “Kendisinin ve Bebeğinin Sağlığı ile İlgili Düşünceler” ve “Doğuma Hazır Oluş” alt boyutlarının puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif, çok zayıf ilişki olduğu saptandı. Sonuç: Araştırmada, gebelerin yaşam kalitesinin ve gebeliğe uyumlarının düşük düzeyde olduğu bulundu. Ayrıca, üçüncü trimesterde gebelerin yaşam kalitelerinin azaldığı ve birinci trimesterde gebeliğe uyumun daha düşük olduğu saptandı. Gebelerin yaşam kaliteleri arttıkça; gebelik ve annelik rolü kabulünün, doğuma hazır oluşunun, kendisinin ve bebeğinin sağlığı ile ilgili düşüncelerin ve gebeliğe uyumunun arttığı saptandı.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex7TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Beden eğitimi ve spor alanında yapılan görme engellilere yönelik araştırmaların sistematik bir şekilde incelenmesi

    Şahin, Aykut

    Bu çalışmanın amacı uluslararası dergilerde yayımlanan beden eğitimi ya da spor alanındaki görme engellilere yönelik araştırmaların sistematik bir şekilde incelenmesidir. Bu amaçla Web of Science Core Collection veritabanındaki tüm indekslerde yayımlanmış araştırmalara ait verilere ulaşılmıştır. Elde edilen veriler “Excel” ve “txt” formatlarında indirilerek analiz edilmiştir. Analizlerde yapılan araştırmaların yıllara göre sayısal anlamda ve atıf satısına göre değişimleri ile birlikte, en önde gelen yazarlar, dergiler, üniversiteler ve ülkeler doküman sayısı, atıf sayısı ve toplam bağlantı güçlerine göre incelenmiştir. Ayrıca en çok atıf alan araştırmalara ait bazı istatistiksel bilgiler ve en çok kullanılan anahtar kelimelerin ilişkisel haritası sunulmuştur. Bu alanda ilk araştırmanın 1995, en fazla araştırmanın ise 2019 yılında yapıldığı belirlenmiştir. En çok atıf alan yazarın Justin Haegele A. isimli yazar olduğu, en çok atıf alan üniversitenin Old Dominion Üniversitesi olduğu ve son olarak en çok atıf alan ülkenin Amerika Birleşik Devletleri olduğu görülmüştür. Bu alanda öne çıkan derginin Adapted Physical Activity Quarterly olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; görme engellilerin daha sağlıklı ve zinde olmaları, akranlarıyla birlikte beden eğitimi derslerine katılabilmeleri, görme yetersizliklerine rağmen fırsat eşitliğine sahip olmalarını konu edinen ve burada ortaya çıkan engelleri ortadan kaldıracak çözümler üreten araştırmaların alanyazında olduğu görülmüştür.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2022
    Vardiyalı Çalışan Hemşirelerin İş Yaşam Kalitelerinin ve İş Aile Çatışmasının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi

    Orhan, Ilksen; Yüksekol, Özlem Doğan; Ferhat, Daşbilek

    Amaç: Bu araştırma, vardiyalı çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitelerinin ve iş aile çatışmasının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tasarımdaki bu çalışma, 735 hemşirenin çalıştığı bir üniversite hastanesinde, çalışmaya katılımda gönüllü 507 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, “Kişisel Tanıtım Formu, İş Aile Çatışması Ölçeği ve Çalışanlar için İş Yaşam Kalitesi Ölçeği” olmak üzere üç bölümden oluşan çevrim içi anket ile toplanmıştır. Veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey analizi kullanılmıştır. Etki büyüklüğünü hesaplamak için Eta kare(η2) ve Cohen(d) katsayıları kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin; %74’ü lisans mezunu, %52’si evli ve %90,1’i vardiya sistemiyle çalışmaktadır. Hemşirelerin iş yaşam kalitesi ölçeği puan ortalaması 28,578±5,700 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin iş aile çatışması ölçeği puan ortalaması 20,282±2,909 olarak bulunmuştur. Tükenmişliğin iş aile çatışması düzeyini arttırdığı saptanmıştır (ß=0,14). Hemşirelerin iş-aile çatışması puanları, hemşirelerin çalıştıkları klinik ile ilişkili olduğu belirlenmiştir (F=2,807; p<0,05; η2=0,027). Sonuç: Hemşirelikte yaş ve çalışma süresi ilerledikçe mesleki doyumunun artığı, kadın hemşirelerin tükenmişlik, merhamet yorgunlukları ve mesleki doyumlarının erken hemşirelerden yüksek olduğu, vardiyalı çalışmanın iş aile çatışmasını ve tükenmişliği arttırdığı sonucuna varılmıştır. Tükenmişlik ve iş aile çatışması oranları yüksek olan hemşirelerde psikolojik destek verilmesi ve çalışma saatlerinin performansı artırmaya, tükenmişliği ve iş aile çatışmasını azaltma yönelik düzenlenmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex9TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Knowledge and Practices of Nurses / Midwives' about Pain Management in Children

    Kasımoğlu, Necla; Gürarslan Baş, Nazan

    Aim: The aim of the study is to evaluate the knowledge and practices of nurses/midwives' about pain management of children aged 0-6 years. Method: This descriptive study was conducted with 67 nurses/midwives working in family health centers of a province between May-July 2021. The data were collected with "Pain Management Applications in Children Evaluation Form" which created by the researchers, via online google forms . The obtained data were analyzed on the computer aided program with numbers and percentages. Results: 49.3% of the nurses/midwives stated that they considered pain as a vital sign, 34.3% them stated that they found themselves competent in pain management, and 79.1% stated that they needed training on pain. 86.6% of the nurses reported that they decided on the child's pain based on behavior, and 58.2% decided on the child's verbal expression. Almost all of the nurses/midwives reported that non-pharmacological methods were effective in pain management. More than half of the nurses/ midwives stated that they used distraction metod in the first place in the management of pain of children aged 0-6. Conclusion: It was observed that nurses/midwives need information about pain management in children aged 0-6 years. Again, it was seen that nurses used distraction metod in the first place in pain management from non-pharmacological methods .

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Covid-19 Aşılama Sürecinin Tahminine Yönelik Derin Öğrenme Tabanlı Bir Model

    Utku, Anıl; Can, Ümit

    Covid-19 pandemisi, insanlığın son zamanlarda karşılaştığı en büyük zorluklardan biridir. Henüz tedavi edici bir ilaç geliştirilemediği için tüm dünyayı sosyal ve ekonomik anlamda olumsuz etkilemektedir. Covid-19’un etkilerini ve vücutta bıraktığı hasarı en aza indirmek için farklı aşı çalışmaları yapılmıştır. Dünya genelinde insanlar aşılanarak salgının seyri kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu noktada kullanılacak günlük aşı miktarının belirlenmesi, ihtiyaç duyulacak aşı ve enjektör gibi malzemelerin miktarına ve bunlarla beraber sağlık hizmetlerinin planlanmasına kadar önemli birçok alanda belirleyici olacaktır. Bununla birlikte birçok araştırmacı, virüs yayılım modeli oluşturmak ve Covid-19'un gidişatını tahmin etmek için farklı tahmin yöntemleri önermiştir. Bunlar arasında yapay zekâya dayalı yöntemler en ilgi çekici ve yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir. Bu çalışmada, dünyada en yüksek aşılama oranına sahip ilk 20 ülke için günlük yapılan aşı sayılarının tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla DT, kNN, LR, RF, SVM, MLP, CNN, RNN ve geliştirilen LSTM tabanlı derin öğrenme modelinin karşılaştırmalı bir analizi sunulmuştur. Uygulanan modeller için RMSE, MAE ve R2 metriklerine göre elde edilen deneysel sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Deneysel sonuçlar, geliştirilen LSTM tabanlı modelin uygulanan ülkelerin tamamına yakınında 0.90’ın üzerinde R2 değerine sahip olduğunu göstermiştir

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    The relationship between perceived social support during pregnancy and postpartum comfort

    Dal, Nursel Alp; Yetişmiş, Habibe Yaşar

    This study was carried out to examine the relationship between perceived social support during pregnancy and postpartum comfort. The data for the cross-sectional study were collected from 544 puerperal women through face-to-face interview between 15.11.2019 and 15.03.2020, using a personal introduction form containing individual information, the Multidimensional Perceived Social Support Scale (MSPSS), and the Postpartum Comfort Questionnaire (PPCQ). Pearson correlation analysis and simple linear regression analysis were used together with descriptive statistics for statistical analysis. Results: 37.5% of the puerperal participants in the study were over 30 years old and 52% had more than three pregnancies. In our study, it was found that there was a positive significant correlation between the total MSPSAS and PPCQ total scores of the puerperal women (r = 0.140). As a result of the study, it was found that as the level of social support perceived by the puerperant during pregnancy increased, the postpartum comfort level increased. Midwives, who are an important part of social support, should determine the support level of pregnant women during pregnancy and birth, postpartum period, and provide support and information to women on all kinds of issues that will increase the comfort of women, such as education and counseling.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex8TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Bir Hemşirelik Bölümünde Öğrenim Gören Öğrencilerin Hemşirelik Bakım Davranışları Algısının Belirlenmesi

    Şeker, Sevda Arslan; Gül, Şenay

    Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin hemşirelik bakımına ilişkin algılarının ve bakımı etkileyen faktörlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde bir üniversitenin hemşirelik bölümünde öğrenim gören, araştırmaya katılmayı kabul eden 142 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri “Tanıtıcı Özellikler Formu” ve “Bakım Davranışları Ölçeği-30 (BDÖ-30)” kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın verileri tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Analizi ile incelenmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.80±1.839 yıl, %56.3’ü kadın ve %59.9’u Anadolu lisesi mezunudur. Öğrencilerin BDÖ-30 puan ortalaması 150.79±21.81’dir. Öğrencilerin cinsiyet ve öğrenim gördükleri sınıflarına göre BDÖ-30 puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmada öğrencilerin hemşirelik eğitimi sürecinde hemşirelik bakım davranışları algısında artış olduğu, cinsiyet açısından anlamlı farklılıkların olduğu, kadın öğrencilerin puan ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelik bakımının felsefesi ve öneminin birinci sınıftan itibaren ve cinsiyetçi yaklaşımdan arındırılarak aktarılması önerilmektedir.Anahtar kelimeler: bakım davranışları, hemşirelik eğitimi, hemşirelik bakımı, hemşirelik öğrencisi

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex8TR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Ebelik ve Hemşirelik Öğrencilerinin Covid 19 Salgını Hakkındaki Bilgileri ve Korunmaya Yönelik Aldıkları Önlemler

    Orhan, Ilksen; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan

    Amaç: Bu araştırma ebelik ve hemşirelik öğrencilerinin Covid 19 ile ilgili bilgi düzeyleri ve korunmaya yönelik aldıkları önlemleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini bir ilin Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik bölümünde okuyan 315 ve başka bir ilin hemşirelik bölümünde okuyan 200 öğrenci olmak üzere toplam 515 öğrenci oluştururken, araştırmanın örneklemini 395 öğrenci oluşturdu. Veriler 5-15 Mayıs tarihleri arasında, araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu ile online olarak toplandı. Araştırmada yüzde, frekans ve ki kare analizleri kullanıldı. Bulgular: Araştırmada öğrencilerin %90.09 oranında bilgi sahibi oldukları, %99’unun Covid 19 hastalığının belirtilerini doğru tanımladığı, %97.7’si hastalığı önlemek için alınabilecek tedbirleri doğru tanımladığı bulundu. Ayrıca öğrencilerin %93.66’sının korunma için çeşitli önlemler aldığı bulundu. Araştırmada Covid 19 virüsünün kuluçka süresi ortalama 4-14 gündür değişkenine doğru cevap verenler ile yanlış cevap verenler arasında okudukları bölümü isteyerek tercih etme ve okudukları bölümlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p<0.05, Tablo 4). Önlem olarak yetkililerin yaptığı açıklamaları takip ettiklerini ve mümkün olduğunca bu önerilere uymaya çalıştıklarını ifade eden öğrenciler ile bu değişkene hayır cevabı veren öğrenciler arasında okudukları bölüme göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0.05, Tablo 5). Sonuç: Öğrencilerin %66.6’sının Covid 19 ile ilgili tedavi konusunda yanlış bilgiye sahip oldukları saptandı. Ebelik ve hemşirelik bölümü öğrencilerine Covid 19 tedavisi konusunda eğitim verilmesi önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Ebelik; Hemşirelik, Öğrenciler; Covid 19

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Üniversite öğrencilerine verilen meme kanseri ve kendi kendine meme muayenesine yönelik eğitimin öğrencilerin kaygı düzeyine ve sağlık inançlarına etkisi

    Durmaz, Yadigar Çevik; Doğan, Runida; Polat, Hilal Türkben; Uzun, Ela; Şakar, Hüseyin; Önder, Eylem Yalçınkaya

    Amaç: Araştırmanın amacı meme kanseri ve kendi kendine meme muayenesi eğitiminin öğrencilerin kaygı seviyesi ve sağlıkinançları üzerine etkisini incelemektir.Yöntem: Bu çalışma tek grup öntest-sontest desenli, yarı deneysel türde bir çalışmadır. Örneklem seçiminde kolay ulaşılabilirdurum örneklemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan bir devletüniversitesinin kız öğrencileri, örneklemini ise bu öğrencilerden araştırmaya katılmayı kabul edenler oluşturmuştur.Çalışmaya gönüllülük esasıyla toplamda 126 öğrenci katılmıştır. Veri toplama araçları olarak; “Kişisel Bilgi Formu”,“Champion’un Sağlık İnanç Modeli Ölçeği” ve “Hamilton Anksiyete Derecelendirme Ölçeği” kullanılmıştır.Bulgular: Öğrencilerin % 84.1’inin kendi sağlığını iyi olarak değerlendirdiği, % 93.7’sinin ailesinde meme kanseri olmadığıbelirlenmiştir. Eğitim sonrasında, öğrencilerin sağlık inançlarında gelişme görülürken, kaygı düzeylerinde azalma tespitedilmiştir. Sağlık İnanç Modeli Ölçeğinin alt boyut toplam puanları incelendiğinde, eğitim sonrasında, algılanan duyarlılık vealgılanan güven alt boyut puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı, algılanan engel puanının istatistiksel olarakanlamlı düzeyde azaldığı görülmüştür (p˂0.05).Sonuç: Meme kanseri ve kendi kendine meme muayenesi eğitiminin öğrencilerin kaygı düzeyi ve sağlık inançları üzerinde etkiliolduğu belirlenmiştir. Eğitim sonrasında öğrencilerin kaygı düzeyinde düşme gözlenirken, sağlık inançlarının geliştiğibelirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex5TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Investigation of midwifery and nursing students' attitudes towards evidence-based nursing

    Serin, Emine Kaplan; Dal, Nursel Alp; İkde Öner, Özlem

    The objective of this study is to explore the midwifery and nursing students’ attitudes towards evidence-based nursing. The sample of this descriptive and cross-sectional study included 626 undergraduate students studying midwifery/nursing at a state university in the Eastern Anatolia Region of Turkey. The data were collected using the “Descriptive Form for Students” and the “Evidence-Based Nursing Attitude Questionnaire (EBNAQ).” The mean total score of the students in EBNAQ was 55.46±9.92, their mean score in the subscale “Beliefs and Expectations About Evidence-Based Nursing” was 27.24±5.87, their mean score in the subscale “Evidence-Based Practice Intention” was 13.83±3.00, and their mean score in the subscale “Sentiments on Evidence-Based Nursing” was 14.38±4.01. A significant relationship was determined between gender, academic year of study, liking the profession, doing research, duration of internet usage and duration of medical information acquisition and the mean total scores in EBNAQ (p<0.05). The results demonstrated that the students had highly positive attitudes toward evidence-based practices. Determination of the attitudes of students regarding evidence-based practices will help development of strategies towards increasing evidence-based midwifery and nursing practices through education.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Bir Devlet Üniversitesi Hemşirelik Bölümü Öğrencilerinde Malpraktis Eğilimi

    Durmaz, Yadigar Çevik; Doğan, Runida

    Bu araştirma hemşireliköğrencilerinin tıbbi uygulama hatası eğilimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı.Araştırmanın evrenini bir devlet üniversitesi hemşirelik bölümü 2.sınıf, 3.sınıf ve 4.sınıf öğrencileri, araştırmanın örneklemini ise bu öğrenciler arasından araştırmaya katılmaya gönüllü öğrenciler oluşturdu. Araştırma verileri 1 Ocak 2018-30 Ocak 2018 tarihleri arasında toplandı(n:322). Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Malpraktis Eğilim Ölçeği kullanıldı. Toplanan veriler;yüzde, ortalama, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon testleri kullanılarak analiz edildi. Bu çalışma‘agree’adında bir uygulama yönergesi kullanılarak bildirilmiştir (Bkz.Ek.1).Araştırmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin Malpraktise Eğilim Ölçeği’ndenaldıkları toplam puan ortalamasının 195,7±24,5 olduğu ve tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük düzeyde olduğu belirlendi. Hemşirelik öğrencilerinin Malpraktis Eğilim Ölçeği’nin alt boyutlarından en az hata eğilimine sahip oldukları alt boyutun “ilaç ve transfüzyon uygulamaları”, en fazla hata eğilimine sahip oldukları alt boyutun ise “düşmeler” olduğu belirlendi. Kadın öğrencilerin malpraktis eğiliminin erkek öğrencilere göre daha düşük olduğu ve meslekten memnuniyet düzeyi arttıkça malpraktis eğiliminin düştüğü belirlendi (p˂0.05).Araştırma sonunda hemşirelik öğrencilerinin malpraktis eğilimlerinin düşük olduğu belirlendi. Bununla birlikte öğrencilerin “düşmeler” hata eğilimi daha yüksek olduğu için bu konuların müfredatta hasta güvenliği ve tıbbi hatalarla ilgili olarak gözden geçirilmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Determination of the Compassion Levels of Midwifery Students

    Orhan, Ilksen; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Yıldız, Erman

    This research has been carried out to determine the compassion levels of the students studying in the midwifery department. The sampling of the descriptive research has been composed of 267 students studying in the 1st, 2nd, 3rd, and 4th grade of the Midwifery Department. Personal information form and Compassion Scale (CS) have been used for data collection. Percentage, frequency calculations, Anova, t test and post-hoc analysis have been used in the data analysis. It has been determined that the average age of the students participating in the research was 21.08 ± 1.98, 98.1% were single, 60.3% lived in the city center and 95.9% found themselves compassionate. Students' compassion levels has been found to be 101.64 ± 12.41 regarding high level.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex9TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Knowledge and Practice in Fever Management of Mothers with Children Under the Age of Five

    Karatay, Gülnaz; Karatay, Mahmut; Gürarslan Baş, Nazan

    Aim: The aim of this study was to evaluate the knowledge and practice in fever management of mothers with children under the age of Ş ve years old. Methods: This descriptive study was performed in a state hospital from September 2015 to February 2016. The sample comprised 180 mothers with children under the age of Ş ve who were admitted to the pediatric clinics for any reason and were accepted to participate in the study. Data were collected by a questionnaire prepared by the researcher. The questionnaire was conducted in face-to-face interviews and was took about 10-15 minutes. Data were analyzed in the computer-based SPSS program using numbers, percentiles and chi-square tests. Results: The average age of mothers in the study was 30.03±5.25, 42.8% of them were high school graduates, 86.7% of them had a nuclear family, 85.0% of them had social security, and 70.6% of them assessed their income status as middle. The average age of the children was 3.12±1.41. The mothers stated that 88.3% of the children had a fever at least once in the previous year. Also, 87.2% of mothers stated they had special thermometers for their children at home, 96.7% of them stated they could measure the fever of children with thermometer and 70.7% of them stated that “a fever is a body temperature of 38° degrees or above”. There were statistically signiŞ cant differences between mothers’ education, employment status and family type and the method to determine fever. Conclusion: According to the Ş ndings, it was seen that mothers have insufŞ cient knowledge and practice related to fever management and they need to receive more education and counselling

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    Çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin hastaneye ve sağlık bakımına yönelik memnuniyet düzeyleri

    Saban, Fatma; Arıkan, Duygu; Gürarslan Baş, Nazan

    Amaç: Bu araştırmada hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hastaneye ve sağlık bakımınayönelik memnuniyet düzeylerini belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntemler: Araştırma, kurumlardan gerekli izinler alındıktan sonra bir üniversite hastanesinde tanımlayıcı nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Nisan-Haziran 2012 aylarında çocuğu hastanede yatan ulaşılabilen tüm ebeveynler oluşturmuş, herhangi bir örneklem yöntemine gidilmeden, belirtilen tarihlerde hastanede olan ve araştırmaya katılmakisteyen 171 ebeveyn araştırma kapsamına alınmıştır. Veri toplamada, kişisel bilgi formu ilePedsQL Sağlık Bakımı Memnuniyet Ölçeği kullanılmıştır. Veriler yüzdelik dağılım, ortalama, standart sapma, t testi, ANOVA, Kruskal Wallis, Mann Whitney U testi ve alfa katsayıhesaplaması kullanılarak değerlendirilmiştir.Bulgular: Çocuğun hastanede yatış süresi arttıkça genel memnuniyet ortalaması azalmakta(p<0.05), hastanede kendi gereksinimini karşılayamayan ebeveynlerin, teknik beceri veduygusal gereksinim memnuniyeti alt boyutları ortalamalarının azaldığı (p<0.05), kalacakyeri olmayanların duygusal gereksinim memnuniyeti alt boyut ortalamasının azaldığı(p<0.05), evde başka çocuğu olanların duygusal gereksinim memnuniyetinin düşük olduğu(p<0.05), çocuğun hastalığının aileye maddi yük getirenlerin aile katılımı ve genel memnuniyetinin daha düşük olduğu (p<0.05) belirlenmiştir. Sonuç: Ebeveynlerin aldıkları hizmetlerden memnuniyet düzeylerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda hemşirelerin çocuğu hastanede yatan ailelerin çocuklarıyla ilgiliişlemlere karar verilmesinde söz sahibi olmasına ve işlemler sırasında çocuğunun yanındaolmasına izin vermeleri ve çocuğa yapılacak işlemler konusunda aileleri bilgilendirmeleriönerilebilir.

    AtıfTR Dizin13
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Yoksulluğun 1-4 yaş grubu çocuklarda hastalanma sıklığı üzerine etkileri

    Karataş, Belkıs; Gürarslan Baş, Nazan

    Amaç: Araştırma, Yoksulluğun 1-4 yaş grubu çocukların hastalanma sıklığı üzerine etkilerini incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini, Muş ili sınırları içinde sosyoekonomik düzeyi en düşük olan Yeşilyurt Mahallesi ve sosyoekonomik düzeyi en iyi olan Kültür-2 Mahallesinde ikamet eden 1-4 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ve düşük olan mahalleler arasında hastalanma sıklığı bakımından %30’luk bir fark olacağı kabul edilerek, formülle hesaplanmış 260 çocuk oluşturmuştur. Anket formları 1-4 yaş grubu çocuğu olan annelere ev ziyareti yapılarak, yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak doldurulmuştur. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, sayı, yüzde ve ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Yeşilyurt mahallesindeki çocukların %16.9’unun yılda 3 kez kulak enfeksiyonu, %20.9’unun 5 kez ve daha sık ishal-kusma, %19.5’inin 5 kez ve daha sık idrar yolu enfeksiyonu geçirdiği, Kültür-2 mahallesindeki çocukların ise, %89.3’ünün yılda 1 kez kulak enfeksiyonu, %62.9’unun 1-2 kez ishal-kusma, %90.0’nının ise yılda 1-2 kez idrar yolu enfeksiyonu geçirdikleri tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Sosyo-ekonomik düzeyi düşük mahallede yaşayan çocukların, daha fazla ve daha sık hastalandıkları tespit edildiğinden, ebe/hemşirelerin özellikle sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bölgelerde yaşayan çocukları belirleyerek sık takip etmeleri önerilmektedir.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele