Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2020
    Bir Devlet Üniversitesi Hemşirelik Bölümü Öğrencilerinde Malpraktis Eğilimi

    Durmaz, Yadigar Çevik; Doğan, Runida

    Bu araştirma hemşireliköğrencilerinin tıbbi uygulama hatası eğilimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı.Araştırmanın evrenini bir devlet üniversitesi hemşirelik bölümü 2.sınıf, 3.sınıf ve 4.sınıf öğrencileri, araştırmanın örneklemini ise bu öğrenciler arasından araştırmaya katılmaya gönüllü öğrenciler oluşturdu. Araştırma verileri 1 Ocak 2018-30 Ocak 2018 tarihleri arasında toplandı(n:322). Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Malpraktis Eğilim Ölçeği kullanıldı. Toplanan veriler;yüzde, ortalama, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon testleri kullanılarak analiz edildi. Bu çalışma‘agree’adında bir uygulama yönergesi kullanılarak bildirilmiştir (Bkz.Ek.1).Araştırmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin Malpraktise Eğilim Ölçeği’ndenaldıkları toplam puan ortalamasının 195,7±24,5 olduğu ve tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük düzeyde olduğu belirlendi. Hemşirelik öğrencilerinin Malpraktis Eğilim Ölçeği’nin alt boyutlarından en az hata eğilimine sahip oldukları alt boyutun “ilaç ve transfüzyon uygulamaları”, en fazla hata eğilimine sahip oldukları alt boyutun ise “düşmeler” olduğu belirlendi. Kadın öğrencilerin malpraktis eğiliminin erkek öğrencilere göre daha düşük olduğu ve meslekten memnuniyet düzeyi arttıkça malpraktis eğiliminin düştüğü belirlendi (p˂0.05).Araştırma sonunda hemşirelik öğrencilerinin malpraktis eğilimlerinin düşük olduğu belirlendi. Bununla birlikte öğrencilerin “düşmeler” hata eğilimi daha yüksek olduğu için bu konuların müfredatta hasta güvenliği ve tıbbi hatalarla ilgili olarak gözden geçirilmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Hatay’da varlık vergisi uygulamaları (1942-1943)

    Yedek, Şahin

    Hatay, Mondros Ateşkes Antlaşması ardından Fransızlar tarafından işgalinden tam 21 yıl sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün olağanüstü diplomatik gayretleri sonucu 11 Temmuz 1939 tarihinde tekrar anavatan sınırlarına dâhil edilmiştir. 1 Eylül 1939 tarihinde başlayan İkinci Dünya Savaşı’na aylar kala yaşanan bu gelişmenin sevinci, savaşın başlamasıyla bir nevi yarım kalmıştır. Savaş tüm dünyayı etkilediği gibi Türkiye’yi de hem askerî hem de ekonomik açıdan olumsuz etkilemiştir. Türkiye savaşa girmemiş olsa da bir buçuk milyona yakın genç silahaltına alınmıştır. Millî savunma masraflarının artması, genç nüfusun askerde olması bütçe açığını oluşturmuş, para basımı artmış, üretim düşmüş, fiyatlar ve enflasyon yükselmiştir. Bu gelişmeler halkı ekonomik yönden olumsuz etkilemiştir. Osmanlı Devleti’nden, Cumhuriyet’e miras kalan Müslüman nüfus genelde çiftçilikle uğraştığından Gayrimüslimler ticari piyasaya egemen olmuşlardır. Savaş esnasında yaşanan ekonomik sıkıntı halkın çoğunluğunu yoksullaştırırken bir takım tüccar geçinen vurguncuları ise aşırı zenginleştirmiştir. Bu dönemde ithalat işleri özellikle Gayrimüslimlerin elinde olduğundan kazananlar da yine bu tüccarlar olmuştur. Kazançlar karaborsacılık, stokçuluk ve vurgunculuk gibi yasa dışı yollarla elde edildiği için, vergiden de kaçırılmıştır. Bu yüzden devlet hazinesi gereken geliri sağlayamamış, kamu işlerinde güçsüz ve çaresiz kalınmıştır. İşte bu ekonomik kaostan çıkmak için 1942 yılında bir defaya mahsus olmak üzere Varlık Vergisi çıkarılmıştır. Aşırı kazanç sağlayanlardan alınmak üzere çıkarılan bu vergi, çiçeği burnunda bir il olan Hatay’da da uygulanmıştır. Bu vergi, uygulamaları esnasında ve sonrasında devlete karşı yurtiçinde ve dışında kara propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Gayrimüslim nüfus bakımından hiç de azımsanamayacak bir il olan Hatay’daki Varlık Vergisi uygulamaları ise bu açıdan değerlendirildiğinde çok önemlidir. Fakat bugüne kadar bu konuda hiçbir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Hatay’ın ilçeleri de dâhil olmak üzere vergi mükelleflerinin isimleri, vergi miktarları listeler hâlinde yerel gazete Yenigün’den faydalanılarak sunulmuştur. Çalışmamız, Varlık Vergisi uygulamalarına farklı bir kapı aralayarak, bu uygulamaların içeriğinin anlaşılmasına katkıda bulunacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Üniversite Öğrencileri Arasındaki Hemşirelik Mesleği İmajınınBelirlenmesi

    Serin, Emine Kaplan; Orhan, Ilksen

    Amaç: Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin hemşirelik mesleği imajını belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte ki araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Türkiye’nin doğusunda bir devlet üniversitesi’nin merkez kampüsü içinde bulunan fakülte ve yüksekokullara kayıtlı 447 lisans öğrencisi ile yürütüldü. Araştırmada örneklem seçimine gidilmezken, verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu” ve “HİÖ (Hemşirelik İmajı Ölçeği)” kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler; sayımla belirlenen değişkenler için sayı ve yüzde, ölçümle belirlenen değişkenler için ortalama ± standart sapma şeklinde gösterildi. Bağımsız gruplarda t testi, varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis testi, Mann Whitney-U testi, LSD Post Hoc testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalamasının 21,98±2.35 olduğu, %53,5’inin erkek ve %61,5’inin ailesinde veya yakın çevresinde hemşire olduğu saptandı. Bireylerin HİÖ “genel görünüm” alt boyutu puan ortalaması10,13±2,01, “iletişim” alt boyutu puan ortalaması 10,70±3,27, “mesleksel ve eğitimsel nitelikler” alt boyut puan ortalaması 24,43±5,72 ve HİÖ toplam puan ortalaması 45,28±8,79 olarak bulundu. HİÖ toplam puan ortalaması ile cinsiyet, gelir durumu, geldiği coğrafi bölge, en uzun yaşanılan yer, aile veya yakın çevresinde hemşire ve erkek hemşire varlığı, daha önce hemşireden hizmet alma durumu, hemşire olmayı isteme durumu, hemşirelik mesleğinin hangi cinsiyete özgü olduğu düşüncesi arasında istatistiksel olarak önemli fark olduğu saptandı (p<0,05). Sonuç: Çalışmaya katılan bireylerdeki hemşirelik imajının orta düzeyde olumlu olduğu, gelir durumu düşük ve erkek bireylerde hemşirelik imajının daha yüksek düzeyde olumlu olduğu saptandı.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Ürkçe sözlük’teki türkçe kökenli kuş adlarının ad bilimi açısından incelenmesi

    Korkut, Gizem

    Bu çalışmada; Türkçenin kuş adlandırmasında kullanılan ölçütleri ortaya koyabilmek ve kavramoluştururken kullandığı yöntemleri incelemek hedeflenmiştir. Türk Dil Kurumunun 2019’da onbirinci baskı olarak yayımlamış olduğu Türkçe Sözlük’te yer alan kuş adları tespit edilmiş ve dahasonra adlandırma yöntemlerine göre kuşların; beslenmesi, fiziksel özelliği, çağrılma sesi, davranışı,rengi, yaşam alanı, başka bir hayvana benzemesi ve bir sebebe bağlı olmamasına göre olmak üzeresekiz başlık altında Türkçe kökenli kuş adları tasnif edilmiştir. Tespit edilen kuş adları, hem görünüşhem de işitsel açıdan incelenmiştir. Çalışmada; Türkçe kökenli ve Türkçe kökenli olmayan kuş adlarıayrımına gidilmiş ve inceleme kısmında Türkçe kökenli kuş adları ele alınmıştır. Türkçe Sözlük’tekikuş söz varlığını tam olarak yansıtmak adına çalışmada Türkçe kökenli olmayan kuş adları dalistelenmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında; kuş adlandırmasında kullanılan en yaygın adlandırmayöntemlerinden, söz dizimsel açıdan en çok kullanılan adlandırma yöntemlerinden ve köken bilgisiaçısından kuş adlarının köken olarak en çok yer aldığı dillerden bahsedilmiştir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Change and The Transformation of The Process and The Transaction on The Ottoman Bureaucratic Document: Transition from The “Single Document” System of The Classical Period to The “Attached Document” System of The Tanzimât Period

    Ceyhan, Muhammed

    In the Ottoman historiography, archival documents, which the state produced for its bureaucratic procedures and which are kept in various archives, come to mind as the most referred source due to thier value of source and their precedence over the other sources as to their reliability. However, the most basic problem that we face is properly making use of these documents and producing knowledge. In this regard, having a good knowledge of the diplomatics as much as having a good command of the language of the documents will undoubtedly facilitate the knowledge acquision and production. Especially, considering that the functions and the procedures of the Ottoman institutions changed in time and that new institutions were established, we must know that the diplomatics of the documents produced in the classical period and Tanzimat period are not identical. This is because Tanzimat was a period in which the language, form and function of the bureaucratic document were new as much as it was a period of breaking point with which the institutions and their functions assumed a new form. In our study, the change and the transformation of process and transaction among the departments of the documents – the products of the process of state bureaucracy- called “hazine-i evrâk” and which descended to our time will be examined in terms of diplomatics. In the study, the data were analyzed by using “example case study method”. In this context, sample documents belonging to the Traditional and Tanzimat eras were determined and both the original versions and the translations of these documents are presented in the appendix. Thus, the differences between the transaction and the treatment on the documents of both periods was tried to be revealed.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2020
    Mathematics teacher candidates' of visual mathematical literacy perceptions investigation according to some variables

    İlhan, Aziz; Aslaner, Recep

    The current study examined visual mathematics literacy perceptions and sub-dimensions of mathematic teachers candidates according to gender and grade variables. The participants of the study were 384 mathematics teacher Candidates (252 females, 132 males), studying at the faculties of education in two universities in Eastern and Southeastern Anatolia in the fall semester of 2016-2017 academic year. While determining the sample in the study, these two universities were selected and the appropriate sampling method was chosen. The relational survey model was used. The data of the study were collected by visual mathematics literacy perception scale developed by İlhan (2015). The data were analyzed with descriptive statistics, t-test, ANOVA test and the results were interpreted with the help of Cohen’s f and Cohen’s d effect size values. When the research data were compared according to the gender variable, it was found that males had a higher mean than females. When the visual mathematics literacy perception scores were examined, it was seen that the third-year students had the highest average. When the scale scores of mathematics teacher candidates were analyzed according to gender variable, no significant difference was found between visual mathematics literacy perception and sub-dimensions scores. However, the ANOVA results showed that the difference between classes was significant for visual mathematics literacy perception. The calculated Cohen’s f effect size values showed that the differences between classes were moderate and low. When this difference was investigated between the classes, it was found that there was a significant difference between some classes. When the Cohen’s d effect size values of these differences are examined, it is seen that there are significant, high, moderate or low effects between the classes. When the correlation values between the variables were examined, a high level relationship was found between visual mathematics literacy perception and its sub-dimensions.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    An Evaluation The Myth of Şıh Delil Berhucan Told in Tunceli

    Taş, Sibel

    Tunceli is a geography that transmits its belief structure in the center of ocak system and through the oral tradition for centuries. In this system, twelve ocaks are made interrelated and the origin of all these ocaks is based on a legend. It is said that the legend of “Şıh Delil Berhucan” is the legend on which the Pilvenk tribe emerged. The aim of this study is to examine the motifs of this legend and to develop a perspective on the syncretic belief structure of this legend.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Yönetim Alanındaki Gelişmelerin Değişen Dünya Bağlamında İncelenmesi: Fordist ve PostFordist Sistem Özelinde Bir Değerlendirme

    Kırmızıgül, Bayram; Palanci, Cihan

    İnsanların yaşam biçimleri ve oluşturdukları kültürler, dünya üzerinde varoluşlarından itibaren değişimler göstermiştir. Bu değişimler çeşitli faktörlerin etkileri ile farklı evrelerden geçerek günümüze ulaşmıştır. Yaşanılan değişikliklerin her bir aşaması, döneme özgü koşullar altında ayrı ayrı değerlendirilebilecektir. Ancak sanayi devrimine kadar, yaşam biçimleri ve kültürel değişimde yaşanan evreler çok uzun dönemlere yayılmaktaydı. Gelenekler, kişilerarası ilişkiler, sosyal normlar, iş yapma yöntemleri ve hatta devletlerin işleyiş sistemleri uzun süreler boyunca belirli seyirlerde devam etmekteydi. Sanayi devrimi ve daha sonraki dönemde gerçekleşmiş olan yoğun sanayileşme, ortaya çıkan yeni bilimsel yaklaşımlar, bunları takiben fordist üretim sistemiyle gelişen seri üretim ve son olarak da küreselleşme ile birlikte yönetim alanındaki üretkenlik önceki dönemlerle karşılaştırılamayacak düzeylerde ivmeler göstermiştir. Dolayısıyla endüstrileşmenin yayılması, işletmelerin güçlenmesi ve yönetim tekniklerinin daha etkili sonuçlar verecek şekilde gelişmesi, insanların, toplumların ve dünyanın değişiminde oldukça belirleyici faktörler olarak öne çıkmış durumdadır. Bir anlamda, işletmecilik ve yönetim alanındaki değişiklikler de sosyal değişimlere zemin hazırlamış olduğu söylenebilmektedir. Bu çalışmada, literatür taraması yapılarak, işletmelerin ve onların yönetim biçimlerinin dünyadaki sosyal değişimler üzerinde nasıl roller oynadığının, fordist üretim biçimi özelinde ayrıntılı olarak değerlendirmesi yapılmıştır. Yapılan bu değerlendirmeler neticesinde öne çıkan sosyal değişimler; dehümanizasyon, akıl-zaman-mekân standardizasyonu, belirli yaşam kalıplarının dayatılması, yeni tüketim alışkanlıklarının oluşturulması ve kitle kültürünün yaygınlaştırılması başlıkları halinde sonuç bölümünde aktarılmıştır

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Hunter Bird Breeding / Bâzdârânlık in the Ottoman Empire (Western Anatolia Example)

    İnbaşı, Mehmet; Hazirbulan, Tahsin

    Hunting, which emerged as a means of subsistence, turned into a military training, sport and entertainment for the state and dynasties in parallel with the development of human-centered civilization. In the social and cultural lives of the Turkish States and their communities, which have a steppe tradition, hunting and hunting cult have a greater fluence as a philosophy of life. Sultans, princes, and high-level bureaucrats have continued the old hunting tradition since the founding years of the Ottoman Empire. Changes in the palace administration in the classical age also affected the hunting establishment. Organization: In the Birun part of the palace, "Shikar Agaligi" and in Enderun "Dogancibasi" reached a structure closest to Sultan in groups of cakirci, sahinci, atmacaci and doganci. In the countryside, the people who feed hunters and game birds for the palace are called “bazdaran”. The provincial organization consists of separate units under the leadership of “Ser Bazdaran”, namely sayyâd, seer, taker, trapper, poultry, nest-maker, tulle, and puppy. Each member of the organization was assigned by the administration with a certificate and saved timar (fief) for their services. Bâzdârâns were exempted from customary and religious taxes and wars in return for their services. Independent detailed and icmal tahrir registers were kept for the bazdaran timar, which were given throughout the imperial geography. In these registers, the bazdaran fiefs given in districts, townships, and villages and by whom these fiefs were appointed for which duty were recorded. In our article, it will be revealed that the bazdaran timar found in Biga, Karesi, Saruhan, Karahisar-ı Sahib, Sultanönü, Mentese, Kastamonu and Hüdavendigâr, by whom these fiefs were saved, and which hunting birds were. In addition, the organization's structuring in Western Anatolia will be revealed

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Osmanlı Devleti’nde Ruhsatsız Olarak İnşa Edilen Kilise, Manastır, Havra ve Mektepler

    Ceyhan, Muhammed

    Osmanlı Devleti’nin çekildiği coğrafyalarda birçok ulus devletin kurulmasına rağmen bugün bir ulus devletin çatısı altında bile birden fazla milletin bir arada yaşayamaması ve her daim aralarında bir mücadelenin var olması, şüphesiz ki onları birbirine bağlayan harcın=hoşgörünün bu topraklardan silinmiş olmasıyla ilgilidir. Söz konusu coğrafyada birden fazla milletin yüzyıllar boyunca tek bir hâkimiyet altında bir arada yaşamaların, bildiğimiz üzere Osmanlı Devleti’nin bu bölgeyi uzunca bir müddet “hoşgörü” zemininde idare etmesi ile mümkün olmuştur. Tersinden bakıldığında ise Osmanlı Devleti’nin asırlarca hüküm sürdüğü coğrafyalarda hâkimiyetini ayakta tutabilmesinde, işte güdülen “hoşgörü siyasetinin” etkili olduğu söylenebilir. Bu bakımdan hem yöneten hem de yönetilen açısından elzem olan “hoşgörü” mefhumunun, İslâm ve Türk medeniyetinin bir ürünüolarak fethedilen bütün topraklara yayıldığı ve bu sebepten de devlet hâkimiyetlerinin asırlarca sürdüğü malumumuzdur.Hoşgörü denince şüphesiz ki akla ilk gelen, dinî inançlara tanınan özgürlüklerdir. Bilindiği üzere Osmanlı Devleti’nin, fethettiği yerlerde eski kilise, manastır ve havraların mevcudiyetini kabul ettiği ancak yenilerinin inşa ve tamirine izin vermediği yönündeki yaygın görüş vardır. Ancak arşiv kaynaklarını teorik ve pratik boyutları ile incelediğimizde söz konusu gayrimüslimlere ait yapıların inşa ve tamirlerine ihtiyaç dâhilinde müsaade edildiği görülmektedir. Bu bağlamda Osmanlı Devleti’nde kilise, manastır, havra ve mekteplerin inşası ve tamirine tanınan hak ve özgürlüklerin neler olduğu, yeniden kilise ve manastır inşasının mümkün olupolmadığı, herhangi bir sebeple tahrip olmuş olan ibadethanelerin tamirine izin verilip verilmediği, tanınan izin ve hakların ne sebeple verildiği ve ne şekilde icra edildiği gibi sorulara araştırmamız kapsamında cevap aranmıştır. Ancak bu çalışmamızda asıl hedeflenen; ihtiyaca binaen dini yapı inşasına izin verilmesine rağmen kaçak olarak inşa edilen kilise, manastır, havra ve mekteplerin neden inşa edildiği, en çok nerelerde inşa edildiği sorusuna cevap aramaktır. Bu çerçevede sayısal verilere de yer verilmiştir. Bu sorulara cevap aranırken verilen izinlerin özellikle hukukî dayanakları ve sosyal gerekçeleri analiz edilecektir. Esasen bu çalışma, yıllardır ibadethane inşası ve tamiri konusundaki yanlış bilinenleri de tashih etmeyi amaçlamaktadır. Sorularımıza cevap aranırken Osmanlı Arşivi’ndeki konu ile ilgili kaynaklar “örnek vaka inceleme” yöntemi çerçevesinde değerlendirilecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Effects of Taurine on the Levels of PPARγ, IRS-1, HSP-27, HSP-72 and Histopathological Changes in Kidney of the Diabetic Rats

    Tuzcu, Mehmet; Erten, Fusun; Gencoglu, Hasan

    The objective of this study was to investigate the effects of taurine on PPAR-γ, IRS-1, HSP-27, and HSP-72 levels along with the kidney histopathological changes in streptozotocin (STZ) induced diabetic rats. In the study, 40 Wistar albino male rats were divided into four groups. (i) Control group, (ii) Taurine, rats received taurine with drinking water (2%); (iii) STZ, rats were injected with STZ (60 mg/kg i.p. as single dose) and (iv) STZ+Taurine, rats received taurine and injected with STZ. After 8 weeks of the study, the Taurine group was found to be statistically indifferent to the control group in terms of PPAR-γ, IRS-1, HSP-27, and HSP-72 levels (P>0.05). However, PPAR-γ (P<0.01), IRS-1 and HSP-72 (P<0.001) levels decreased in the STZ group. HSP-27 (P<0.01) levels increased in the STZ group as compared with the control. On the other hand, there were histopathological changes in the STZ group. The intensity of histopathological changes induced by STZ was decreased in the STZ+Taurine group. As a result, the taurine supplementation may prevent and treat the kidney damage in diabetic rats

  • MakaleAçık Erişim2020
    The Effect of N-Acetylcysteine on Oxidant/Antioxidant Status in Irradiated Rats

    Baykara, Murat; Özçelik, Mehtap; Erisir, Mine; Guler, Osman

    N-Acetylcysteine (NAC) is both a strong antioxidant and a glutathione precursor. The effect of NAC on the oxidant/antioxidant status of some tissues of the irradiated rats was investigated. Twenty one rats were assigned to 3 groups; the control group, the irradiation group, for which physiological saline solution was administered as i.p. for three days and then, 9 Gy gamma irradiation was applied, and 3rdirradiation + NAC group for which NAC was adminis-tered as i.p. for three days as 300 mg/kg body weight and then the same dose of irradiation was applied. Upon irradia-tion, the increase determined in malondialdehyde (MDA) was significant in the liver, kidney, and brain tissues of the rats (P˂0.05). While glutathione peroxidase (GSH-Px) activity decreased in all of the tissues and superoxide dismutase (SOD) activity only in the liver (P˂0.01), glutathione (GSH) levels significantly increased in the kidney and ovarium tissues (P˂0.001). While NAC administration returned the increased MDA levels in the kidney and brain as a result of irradiation to normal levels (P˂0.05), it was determined that it did not return the increased MDA levels in the liver tissue to the normal level (P˂0.001). While NAC addition led to a significant increase in GSH levels of the liver, heart, spleen, brain and ovarium tissues compared to both control and irradiation groups, it caused a significant decrease in the kid-ney tissue compared to irradiation group (P˂0.001). As a result of NAC addition, a significant decrease was determined in spleen GSH-Px activity, heart and ovarium SOD activity compared to control and irradiation groups (P˂0.05). It can be asserted that GSH increasing by the addition of NAC is the main antioxidant that has a role in decreasing oxidative stress occurring as a result of irradiation. In the examination of MDA values, it was found that the addition of NAC pro-tected the kidney and brain against the oxidative damage induced by irradiation but NAC addition could remain insuffi-cient for the liver.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ3
    Hazret-i pîr’e mihmân olanlar

    Ceyhan, Muhammed; Alandağlı, Murat

    Tarih ve tarihî kaynak denince ilk olarak akla devletler ve onların resmî olarak ürettiği arşiv materyali gelmektedir. Bu durumda toplumun sesini sadece devletle olan irtibatı ölçüsünce duymak mümkün olmaktadır. Oysa günümüzde tarihçiler artık toplumların ve bireylerin ne düşündükleri, nasıl bir hayat yaşadıkları gibi daha spesifik sorulara cevap aramaktadır. Tam da bu noktada yeni tarih ve tarihçilik algısına katkı sunacak bir eser tarafımızdan tespit edilmiş ve yeni yaklaşımlar çerçevesinde analiz edilmiştir. Söz konusu eser; Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde 2216 numara ile kayıtlı 13 Aralık 1921 - 29 Ağustos 1925 tarihleri arasını kapsayan Hacı Bektaş Veli Hazretleri Türbesinin Ziyaret Not Defteri isimli kaynaktır. Bu kaynak; Alevi ve Bektaşi toplumu için derin bir mana ve varlık vesilesi addedilen Hazret-i Pîrʼin dergâhına toplu ve bireysel olarak gelip misafir olanların bu kutsal mekândaki duygu ve düşüncelerini serbest olarak, oldukça safiyane bir şekilde kaleme aldıkları ve dile getirdikleri bir eserdir. Kaynaktaki veriler çerçevesinde ziyaretçilerin devletin çeşitli kademelerinde memur ve asker, sivil-sıradan vatandaş ve hatta yabancı ülke vatandaşları olanlar şeklinde sınıflandırılabilmektedir. Bu zenginlik, defteri oldukça önemli kılmaktadır. Nitekim bu vesile ile toplumun hem sivil kesiminin ve hem de devletin temsilcilerinin sesini bir arada duyma imkânı doğmuştur. Diğer taraftan kaynak bize dönemin dinî, siyasî, askerî ve içtimai hayatına ilişkin oldukça zengin bilgiler sunmaktadır. Bilhassa zaman dilimi bakımından bir devrin sonu ve başka bir devrin başlangıcına isabet eden bu defter; bir manada Osmanlının ölüm acısına Cumhuriyetin ise doğum sancına şahitlik etmesi, dönemin insanlarının duygu ve düşünceleri ile manevî hayatları ve itikadî duruşlarını yansıtması bakımından da farklı bir değeri hak etmektedir. Çalışmamızda, söz konusu defterden elde edilen veriler Alevilik ve Bektaşilik üzerine yazılan literatür desteğinde nitel ve nicel analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ3
    Iı. abdülhamid döneminde garip bey adlı alevidedesinin trablusgarp’a sürülmesi

    Altı, Aziz

    19. yüzyılda Çorum’a bağlı Alaca (Hüseyinabad) kazası bünyesinde yoğun bir Alevi nüfusunu barındırmaktadır. Alaca’da ikamet eden Dede Garkın ocağı dedelerinden Garip Dede, burada irşat faaliyetlerini sürdürmüştür. Bölgede nüfuzlu ve etkin olan Garip Dede’nin bazı faaliyetleri merkezi otoritenin dikkatini çekmiş ve yapılan tahkikat neticesinde Garip Dede’ye çeşitli suçlamalar isnat edilmiştir. Bu ithamlar arasında Garip Dede’nin devleti mali açıdan zarara uğratması, kanun kaçaklarını barındırması ve taliplerinden “dedelik hakkı” adı ile para toplaması gibi maddeler öne çıkmaktadır. Soruşturma neticesinde Garip Dede’nin suçlu olduğu hükmü verilerek Trablusgarp’a sürgün edilmiştir. Siyasi otorite tarafından Trablusgarp gibi uzak bir yerin seçilmesi bilinçli olarak tercih edilmiştir. Alaca ve çevresinin yoğun bir Alevi nüfusu barındırması ve Garip Dede’nin bu topluluk üzerindeki tesirinden çekinen Devlet onun bu bölgede kalmasını sakıncalı bulmuş ve onu Trablusgarp’a sürgün etmiştir. Garip Dede sürgün günlerinde çok sıkıntı çekmiş hatta sağlık durumu bozulmuştur. Garip Dede’nin sürgünde olmasından dolayı ailesi de başsız kalmış ve geçinmekte zorlanmıştır. Garip Dede ve ailesi gerçekleştirilen bu sürgüne itiraz ederek Garip Dede’nin masum olduğunu savunmuşlardır. Garip Dede’nin ve ailesinin girişimleri merkezi otorite tarafından haklı görülerek Garip Dede affedilmiş ve memleketine geri dönmüştür. Ele alınan çalışmada Garip Dede’nin kim olduğu, sürgün edilme sebepleri, sürgün olayı, sürgünde yaşadıkları, affedilmesi için verdiği mücadele ve memleketine geri dönüş süreci işlenmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2020
    Deneysel Otizm Spektrum Bozukluğu Modeli Oluşturulan Sıçanlarda Likopenin Beyin IL–6, IL–10, FGF–2 ve NGF Düzeyleri Üzerine Etkisi

    Sahin, Kazim; Erten, Fusun; Gencoglu, Hasan

    Otizm spektrum bozukluğu (OSB), batılı ve gelişmiş toplumlarda artan bir sorundur. Doğası gereği büyük ölçüde genetik olmasına rağmen,birçok çevresel faktör hassas popülasyonlarda OSB'yi tetiklemede rol oynayabilmektedir. Propiyonik asit (PPA) uygulaması, anormal nöralhücre organizasyonunu ve ardından otizm benzeri nörodavranışları içeren kritik değişiklikleri indükleyebilmektedir. Likopen vemetabolitleri beyinde kontrol edilebildiğinden, likopenin merkezi sinir sisteminde nöroprotektif etkileri olabileceği ve başlıca beyin biyobelirteçleri üzerinde modülasyona neden olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, 35 adet üç haftalık yaşta Sprague Dawley ırkı erkeksıçan 5 gruba ayrıldı: i) Kontrol. ii) PPA; (500 mg/kg/ip). iii) PPA+LI (PPA’ya ek olarak, 5 mg/kg/gün intragastrik likopen verilen grup), iv)PPA+LII; (PPA’ya ek olarak, 10 mg/kg/gün intragastrik likopen verilen grup), v) PPA+LIII, (PPA’ya ek olarak, 20 mg/kg/gün intragastriklikopen verilen grup). Çalışma sonunda hayvanlar dekapite edildi ve beyin dokuları alınarak homojenize edildi ve SDS-PAGE ve westernblot teknikleriyle beyinde enflamatuar sitokinler interlökin 6 ve 10 (IL6/IL10) ile temel fibroblast büyüme faktörü (FGF-2) ve sinir büyümefaktörü (NGF) düzeylerinin değişimi tespit edildi. Elde edilen sonuçlara göre 35 günlük uygulama sonunda likopenin, PPA ile OSB modelioluşturulan sıçanlarda, PPA’ya bağlı olarak artan IL–6 ve IL-10 düzeylerini özellikle PPA+LIII ve PPA+LII grubunda düşürdüğü tespit edildi.Bununla birlikte, FGF–2 ve NGF düzeyleri de her üç likopen grubunda da belirgin olarak PPA verilen gruba göre artış gösterdi (P<0,0001).Sonuç olarak, likopen, PPA ile indüklenen OSB benzeri nöropatolojik bozuklukları beyin inflamatuar sitokinleri ve büyüme faktörleriniregüle ederek azaltabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2020
    Investigation of Endohelmints in The Fishes Hunted in Keban Dam Lake Çemişgezek Region (4th Region)

    Şeker, Engin; Aktürk, Burcu; Pala, Ayşegül

    This study was carried out on 210 fish, which were 52 Cyprinus carpio (Linnaeus, 1758), 49 Capoeta trutta (Heckel, 1843), 53 Lucio barbus mystaceus (Pallas, 1814) and 56 Lucio barbus esocinus (Heckel, 1843), which were hunted in the Keban Dam Lake Çemişgezek Region (4th Region) between July 2016 and December 2016. Three parasite species were encountered in 173 infested fish. After autopsy, two parasite types as Diplostomum sp. in the eyes fluid, Khawia sinensis in the intestine were identified in C. carpio. Two parasite species were identified in C. trutta, L. barbus esocinus and L. barbus mystaceus: Diplostomum sp. in eye fluids and Neoechinorhynchus rutili in their intestines. According to the results, it was determined that Diplostomum sp. was the most dominant parasite species with 73.33% prevalence and 8.97 density in 4 fish species examined. The prevalence rates of other identified parasite species N.rutili and K.sinensis were 40.95% and 15.38%, respectively, and densities were 7.11 and 2.25 respectively.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Sabahattin Ali’nin Hikâyelerinde Kaygı ve Korkunun İzdüşümü

    Cuşa, Hasan

    Felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji ve edebiyat gibi farklı disiplinlerin ortak konusu olan kaygı ve korku insanın temel duyguları arasında yer alır. Kaygı, kişinin kendi benliğinde veya içinde yaşadığı toplumsal çevrede varlığını tehdit eden bir uyaranla karşılaştığında hissettiği bir duygudur. Korku ise bireyin algıladığı tehlike karşısında kendini savunmaya yönelik gösterdiği bir tepkidir. Kaygı ile korku her ne kadar birbirinin yerine kullanılan kavramlar olsa da bunların farklı anlamlara sahip olduğunu söylemek mümkündür. Korkuyu kaygıdan ayıran fark, tehdit olarak algılanan veya tehlike olarak görülen bir şeyin varlığıdır. Yani korkuya neden olan şey belliyken kaygının kaynağı belirsizdir. Sabahattin Ali, genellikle hikâyelerinde farklı nedenlere bağlı olarak kaygı duyan bireyin yaşadığı korkuları anlatır. Kaleme aldığı hikâyeleriyle bireyin kaygılı yaşamını eserlerinde odak noktası haline getiren yazar, kahramanların bazı durum ve olaylar karşısında içten içe hissettikleri korku dolu anları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Bu çalışmanın amacı kaygı ve korku perspektifinden Sabahattin Ali’nin hikâyelerini incelemektir. Araştırma konusu olan hikâyelerde kaygılanan bireyin korkuya kapılmasına neden olan unsurların yalnızlık, çaresizlik, ölüm, hastalık ve belirsizlik olduğu sonucuna varılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Muş Bölgesi Aşiretlerinin İç Çelişkileri Çerçevesinde Yerel ve Merkezi İktidarlaDiyalektik ve Dikotomik İlişkisi

    Ors, Orhan

    Bu çalışmada, Osmanlı ve Fransız arşiv belgeleri esas alınarak Muş bölgesinde mukim bulunan aşiretler arası gerilimler ile aşiretlerin Osmanlı merkezi iktidarıyla geliştirdiği ilişkiler değerlendirilecektir. Osmanlı’nın son dönemine yoğunlaşacak olan çalışma, bu dönemde Muş ve çevresinde yaşayan halkın sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-politik durumlarını mercek altına almaya çalışacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2020
    Mektepten Şekâvete: Hormekli Zeynel Efendi’nin Hikâyesinin Aşireti ve BölgeTarihindeki Yeri

    Çakmak, Yalçın

    Zeynel Efendi’nin hikâyesi, sade bir biyografik önem arz etmenin ötesinde aşireti içerisindeki yeriyle birlikte, aşiretlerarası ve Hormek ile Osmanlı Devleti ilişkilerini serimlemek açısından önem arz etmektedir. Bu açıdan sözlü ve yazılı tarih ekseninde 19. yüzyılın son çeyreğinden 20. yüzyılın başına uzanan Hormek aşireti ve Zeynel Efendi merkezli anlatılar, genelde Kızılbaş/Alevi özeldeyse Varto tarihi ve bölgedeki aşiret ilişkilerine dair önemli bilgiler sunar. Bunun da her şeyden evvel mezhepsel bir çekişmeden mi yoksa yerele özgü aşiret dinamiklerinin yarattığı koşullardan mı kaynaklandığı bir tartışma konusudur. Bu makalede, mevcut soruları da içermekle birlikte; Zeynel Efendi’nin Harput’taki mektep yaşantısından şekâvete uzanan yaşam öyküsü ekseninde, Hormek aşiretinin bahse konu zaman aralığında bölge tarihi içerisindeki yeri ile öneminin sözlü ve yazılı kaynaklarla aydınlatılmasına katkı sunulması amaçlanmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Determination of the Compassion Levels of Midwifery Students

    Orhan, Ilksen; Yılmaz, Ayşe Nur; Yüksekol, Özlem Doğan; Yıldız, Erman

    This research has been carried out to determine the compassion levels of the students studying in the midwifery department. The sampling of the descriptive research has been composed of 267 students studying in the 1st, 2nd, 3rd, and 4th grade of the Midwifery Department. Personal information form and Compassion Scale (CS) have been used for data collection. Percentage, frequency calculations, Anova, t test and post-hoc analysis have been used in the data analysis. It has been determined that the average age of the students participating in the research was 21.08 ± 1.98, 98.1% were single, 60.3% lived in the city center and 95.9% found themselves compassionate. Students' compassion levels has been found to be 101.64 ± 12.41 regarding high level.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex9TR Dizin4
    TR Dizinİncele