Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Gul, Muhammet(27)
- Celik, Erkan(14)
- Mete, Suleyman(10)
- Serin, Faruk(10)
- Yucesan, Melih(10)
- Serdar, Osman(9)
- Mahomoodally, Mohamad Fawzi(7)
- Zengin, Gokhan(7)
- Aslan, Alper(6)
- Onat, Onur(6)
- Topal, Murat(6)
- Yildirim, Numan(6)
- Ak, Gunes(5)
- Akkurt, Nevzat(5)
- Alataş, Mevlüt(5)
- Batan, Nevzat(5)
- Cevik, Mutlu(5)
- Erten, Fusun(5)
- Icier, Filiz(5)
- Yildirim, Nuran Cikcikoglu(5)
- Yön, Burak(5)
- Aksakal, B.(4)
- Angeloni, Simone(4)
- Aslan, N.(4)
- Cakilcioglu, Ugur(4)
- Caprioli, Giovanni(4)
- Erata, Hüseyin(4)
- Etli, Serkan(4)
- Gürler, Nedim(4)
- Ince, Muharrem(4)
- Işık, Erdem(4)
- Kaplan Serin, Emine(4)
- Kizilkoca, Mustafa(4)
- Kutlu, Banu(4)
- Maggi, Filippo(4)
- Orhan, Cemal(4)
- Paksoy, Mehmet Yavuz(4)
- Pıhtılı, Güzin(4)
- Sahin, Kazim(4)
- Sançar, Taylan(4)
Yayınlar
- Doktora TeziAçık Erişim2021Işık stresine maruz kalan kerevitlerde (astacus leptodactylus eschscholtz, 1823) çörek otu katkılı yemlerin antioksidan parametrelere etkisi
Murat Akpınar
Olgun kerevitler (Astacus leptodactylus) Keban Baraj Çemişgezek ve Pertek Avlak Sahalarından pinterlerle avlandı. Daha sonra laboratuvara getirilen kerevitler denemeler için tanklara bırakıldı. Çörek otu bitkisinden soğuk sıkım ve masere yöntemleriyle elde edilen yağların pelet yemlere % 1 ve % 2 oranlarında eklenmesiyle rasyonlar oluşturuldu. Deneme gruplarında tam aydınlatmalı tanklarda tutulan kerevitler bu yemlerle beslendi. Tam karanlık, tam aydınlık ve normal gün işiği alan ortamlarda tutulan diğer üç gruptaki kerevitler ise çörek otu yemi eklenilmeden sadece alabalık pelet yemi ile beslenildi. Deneme sonunda hepatopankreas ve kas dokularındaki antioksidan değerleri belirlendi. En düşük MDA seviyesi hem kas ve hem hepatopankreas için 7 numaralı katkısız yemle beslenen fakat üstü açık olup, gece karanlık gündüz ise gün ışığı alan grupta gözlemlenirken, en kötü sonuç ise tamamen aydınlatılan ve çörek otu katısı verilmeyen yemle beslenen tam aydınlık grupta gerçekleşti. Lipid peroksidasyon seviyelerini düşürme açısından katkılı yemlerin ise olumlu sonuçlar verdiği ve özellikle %2'lik karışımlarda en etkili sonuçların alındığı görüldü. Yağlar arasındaki farka baktığımızda ise soğuk sıkım çörek otu yağı ile beslenen grubun değerlerinin daha düşük olduğu görüldü. SOD, GSH ve GSH-Px değerleri hem kas ve hem de hepatopankreas için en yüksek değerleri 7. Numaralı deneme grubunda görülürken, bu grubu çörek otu katkılı yemlerin verildiği gruplar izledi. CAT hepatopankreas değerlerinde 2 numaralı deneme grubunda en yüksek değerler elde edilir iken, CAT kas değerlerinde ise diğer sonuçlarda olduğu gibi 7 numaralı grup değerleri en yüksek çıktı ve 1, 2, 3, 4 numaralı ve katkılı yemlerin verildiği deneme grupları bu grubu takip etti. Analiz sonuçlarına göre kerevitlerin karanlık ortam canlıları olmadığı, gece avlansalar bile normal fotoperiyoda ve gün ışığına da ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. Çörek otu yağının oksidatif stresin giderilmesinde kerevitler üzerinde de önemli rolünün olduğu ve soğuk sıkım ve masere yöntemleriyle elde edilen çörek otu yağlarının hemen hemen aynı etkilere sahip olduğu belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Foucault'da söylemler çatışması bağlamında Pierre Riviere dosyası
Hasan Gürkan Günay
Riviere dosyası, Modern Çağ'ın başlarında ortaya çıkmaktadır. Dosyada, Riviere'in bir hukuk öznesi mi yoksa bir deli mi olduğu sorunsalı etrafında, hukukun ve psikiyatrinin söylemleri ekseninde birincil katmanda söylemsel çatışmalar oluşmaktadır. Bu söylemler çatışması, ikincil katmanda yer alan dosyadaki tanık ifadelerini, gazete haberlerini, Riviere'in sorgularını ve yazdığı metni de içermektedir. Psikiyatri, tıbbi gelenekten ve Modern Çağ'a geçiş sürecinde tıbbi algıdaki değişimden beslenerek deliliği nesneleştirmekte ve onu tımarhanelere kapatmaya başlamakta; hukuk ise Klasik Çağ'ın sonlarına doğru, deliliğin, toplumsal yardım, acıma duygusu, kamusal rezalet vb. konularda, kendi içindeki tartışmalarla hukuk öznesi olup olmadığını sorgulamaktadır. Modern Çağ ile beraber, bu tartışmaların yarattığı boşluğa, pozitif bilgi üretme motivasyonu ve tıbbi statüsü bulunan psikiyatrinin söylemleri yerleşmeye başlamakta; psikiyatri, deliliğin izlerine rastlanılan davalarda bilirkişi haline gelmektedir. Böylece psikiyatrinin söylemleri etkinlik kazanmaya başlamaktadır. Ancak deliliğin izlerini taşıyan davalarda, failin hukuk öznesi olup olmaması sorunsalı devam etmektedir. Riviere dosyası da bu sorunsalla şekillenmekte; birincil katmanda, psikiyatrinin söylemleri Riviere'i akıl hastası olarak nitelemektedir. Hukukun söylemleri ise Riviere'i önce bir suçlu olarak tasvir etmekte; sonrasında, psikiyatrinin ve diğer unsurların söylemlerinin etkisiyle Riviere'in hukuk öznesi mi yoksa deli mi olduğu sorunsalında geri adım atmaktadır. Nihayetinde, Riviere'in cezası indirime tabi tutulmaktadır. Böylece, Riviere dosyasında, psikiyatrinin söylemlerinin birincil katmanda önemli derecede etkili olduğu, delilik ve suçluluk sorunsalındaki boşluğa büyük oranda yerleştiği açığa çıkmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Muz lifi takviyeli poliolefinlerin mekanik termal ve morfolojik özelliklerinin incelenmesi
Çetin Aşam
Polimerler günlük yaşantımızda önemli bir yer tutmaktadır. Zaman içerisinde polimer bilimi alanında sağlanan gelişmelerle birlikte, ileri teknolojiye yönelik, nitelikli, üstün özelliklere sahip malzemeler geliştirilmiştir. Bu gelişmeler polimer matrisli kompozitlerin yaygın olarak kullanılmasına olanak sağlamıştır. Ergime sıcaklıklarının diğer malzeme gruplarına göre düşük olması polimer malzemelerinin işlene bilirliği açısından önemli kolaylıklar sağlamaktadır. Birçok üretim tekniği kullanılarak polimer ve polimer matrisli kompozitler üretilmekte olup, sıklıkla ısı ve basınç yardımıyla yeni malzeme üretimin teknikleri tercih edilmektedir. Bu yöntemler içerisinde "ısı ile şekillendirme yöntemi" geniş bir uygulama alanına sahiptir. Otomotiv, elektrik, elektronik, sağlık ve özellikle ambalaj sektöründe çok sık kullanılan bir üretim metodudur. Bu çalışmada, önemli bir polimer çeşiti olan termoplastiklerin en yaygın kullanımına sahip poliolefinler grubunun iki üyesi polietilen ve polipropilen matris malzeme olarak kullanılmıştır. Bu matris malzemelere ağırlıkça farklı oranlarda organik muz lifi takviye edilerek standart çekme numuneleri üretilmiş ve üretilen bu numunelerin mekanik, termal ve morfolojik özellikleri incelenmiştir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kamu bütçesi ve işletme bütçesinin karşılaştırılması
Murat Ünlü
Bu tez çalışmasındaki amaç bütçe tanımlandıktan ve açıklandıktan sonra sırasıyla devlet bütçesi ve işletme bütçesini birer örnek uygulamayla anlatmak ve arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarmaktır. İşletme bütçesinde yapmış olduğum N İşletmesi (gerçek bir kişiliği olmayan sadece tezimiz için oluşturulmuş sembolik bir işletmedir). İşletme bütçesi ile işletme bütçelerinin nasıl yapılacağı ve hangi aşamalar ile yıllık bir bütçe oluşturulacağı açıklanmıştır. İşletme bütçesinde yapmış olduğumuz örnek uygulamada bazı sapmalar meydana gelmiştir. Ancak bazı sapmalar olsa da bir sonraki yıl veya diğer dönemlerde bütçeleme yapmanın işletmelerin kar, borç ödeme, stok devir hızı, direkt işçilik maliyeti, satın alma hesaplamalarını daha gerçekçi ve doğru bir şekilde yapmasını ve işletmenin birimleri arasındaki otokontrolünde bütçe sayesinde daha uyumlu bir şekilde yürütülmesini sağlar. Devlet bütçesinde vermiş olduğumuz Munzur Üniversitesine ait örnek bütçe uygulamasında ise kamuda ki bir kurumda bütçe işlemlerinin nasıl uygulandığı bütçeleme işleminin nasıl oluşturulduğu hangi aşamalardan geçtiği anlatılmıştır. Üniversite örneğinde öncelikle gider tahminlerinin yapılmış ve sonra yıl içerinde ne kadar bir giderin olacağı belirlenmiştir. Sonrada uygun ekonomik kodlara belirlenen tutarlar talep edilmiş ve tertiplere Kurumsal Başlangıç Ödeneği olarak eklenmiştir. Kurum yıl içerisinde gelen bu tutarları kullanmış kalan tutarlar ise tablo sonlarında olduğu gibi kalan ödenek olarak belirtmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Özel güvenlik görevlilerinin iş stresi ve tükenmişlik ilişkisi: Tunceli ili örneği
Mehmet Karamanoğlu
Bu araştırmada özel güvenlik görevlilerinin hissettikleri iş stresi ile tükenmişlik durumları arasındaki bağlantının belirlenmesi amaçlanmıştır. Belirtilen amaca ulaşabilmek için çalışmada anket metodu uygulanmıştır. Anket formunda, Tunceli ilinde görev yapan özel güvenlik görevlilerinin demografik değişkenlerini belirleyen sorular "İş Stresi Ölçeği" ve "Tükenmişlik Ölçeği" yer almaktadır. Elde edilen anket verilerine göre, tükenmişlik puanları ile iş stresi puanları arasında paralel yönlü birbirleri ile ilişkili bir bağlantı ortaya çıkmıştır. İş stresi tükenmişlik olgusunu tetiklemektedir. Kadın çalışanların kişisel başarı alt boyut tükenmişlik ve iş stresi puanları, erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Çalışanların toplam mesleki çalışma sürelerine bakıldığında 20 yıldan fazla toplam mesleki hizmeti bulunanların duyarsızlaşma alt boyut puanları en yüksektir. Yani çalışma yılı yükseldikçe iş stresi ve tükenmişlik sendromu doğru orantılı olarak yukarı ivmelenmektedir. Ayrıca 20 yıldan fazla toplam mesleki hizmeti bulunanların kişisel başarı alt boyut puanları en düşüktür. Cinsiyete göre iş stresi puan ortalamaları erkeklerin kadın çalışanlara oranla daha olumsuz gözükmektedir. Bu çalışmada demografik olarak medeni durumu, bireyin yaşı, cinsiyeti, maddi gelir durumu ve çalışanların meslekteki toplam çalışma süreleri incelendiğinde tükenmişlik ve iş stresi ölçekleri ve alt boyutlarında önemli derece farklılıklar saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Özel güvenlik, iş stresi, tükenmişlik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Hastanelerde iş sağlığı ve güvenliği: Bayburt ili örneği
Serhat Can
Çalışanlar iş hayatları boyunca birbirinden farklı olarak birçok tehlike ile yüz yüze gelebilmektedir. Meslek hayatı boyunca bu tehlikeler olası olmakla birlikte, kişinin içinde bulunduğu iş koşulları ile fiziksel ortam ve çalışanın kendisiyle ilgili olan faktörler olarak belirlenmektedir. Çalışma hayatında karşılaşılan bu durumlarda, oluşabilecek riskleri en aza indirmek adına bu tehlikeleri ortadan kaldıracak önlemler almak birinci öncelik olmalıdır. Şayet alınmayan önlemler nedeniyle çalışanların karşılaşabilecekleri iş kazaları ve meslek hastalıkları, ilk derecede onları etkiliyor gözükse de çerçeveyi genişlettiğimizde bu durumdan gerek işverenler ve iş hayatı gerekse toplumunda olumsuz etkilendiğini söylenebilir.Her sektörün çalışanlara sunduğu fiziksel ortam farklı olmakla birlikte, çalışanların uğradıkları iş kazaları ve yakalandıkları meslek hastalıkları farklılık göstermektedir. Bu nedenle iş kazalarını ve mesleki hastalıkları içinde bulunulan sektöre ve erbabı olunan meslek grubuna göre farklı olarak değerlendirmek ve ele almak dikkat edilmesi gereken hususlardır. Çünkü her mesleğin kendine has özelliklerinin bulunmasının yanında farklılıkları da bulunmaktadır. Sağlık sektörü düşünüldüğünde, sağlık çalışanlarının maruz kaldıkları meslek hastalıkları ve iş kazaları karşılaşılabilecek en tehlikelileri arasında sayılabilir. Bu anlamda sağlık çalışanların karşılaşabilecekleri meslek hastalıkları ve iş kazalarının minimum seviyeye indirilmesi onlarla birlikte toplumsal olarak büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sağlık çalışanları için hayata geçirilen İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarının sektörün her alanında tam anlamıyla ve tüm şartlarının gerektiği gibi uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmada hastanelerde çalışan sağlık çalışanlarının iş sağlığı ve iş güvenliği düzeylerinin belirlenmesi amacıyla Bayburt ili yönünden bir değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda Bayburt ilinde faaliyet gösteren hastanelerde çalışan sağlık personelleri ile saha anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler analiz edilerek iş sağlığı ve güvenliği alanında bazı önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Davranışsal finans açısından COVID-19 etkileri
Tuba Akpınar
Geleneksel finans, bireysel yatırımcıların rasyonel olduklarını varsaymaktadır. Yatırımcıları; mevcut bilgileri tarafsız bir şekilde işleyen ve riskten kaçınan, kendi çıkarlarını gözeten ve yararını maksimize eden kişiler olarak tanımlamaktadır. Davranışsal finans, bellekteki karar verme mekanizmalarının sosyal ve duygusal önyargılardan nasıl etkilendiğini irdelemektedir. Bireylerin karar alırken psikolojik ve duygusal faktörlerden etkilendiğini savunan davranışsal finans, bireylerin daima kendi faydalarını gözeterek rasyonel karar almadıklarını varsaymaktadır. Davranışsal finans tüm Dünya'yı etkileyen krizler açısından önemlidir. Çünkü bireylerin kriz karşısında sergiledikleri davranışlar farklılık göstermektedir. Bu çalışma, Covid-19 krizinde ortaya çıkan vaka sayılarının, ölüm sayılarının, Finansal Korku Endeksi ve Panik Endeksinin Borsa İstanbul 100 endeksini, altın, kripto para birimlerinin ve hisse senetlerinin pandemi riskinden korunma etkinliğini araştırmaktadır. 11 Mart 2020 – 18 Mayıs 2021 dönemini kapsayan verilerle ARDL modelleri test edilmiştir. Kısa dönemde güvenli liman olarak nitelendirilen altının Türk yatırımcılar açısından tercih edilen yatırım aracı olduğu saptanmıştır. Uzun dönemde pandemi riskinden korunmak isteyen Türk yatırımcılara BİST100 endeksi daha etkin bir yatırım aracı olmaktadır. Çalışmanın sonuçları, pandemi sonrasında Türk yatırımcıların kripto paralara yönelerek daha fazla getiri elde edebileceklerini ortaya koymuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Atıksu arıtma tesisinde bazı stratejik hammaddelerin gideriminin araştırılması
Yılmaz Koçiyit
Bu tez çalışmasında, Tunceli Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisinde bazı stratejik hammaddeler belirlendi ve giderim verimleri hesaplandı. Bu kapsamda, Tunceli Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisinin farklı ünitelerinden farklı zaman aralıklarında atıksu örnekleri alındı. Atıksu örneklerinde baryum (Ba), bizmut (Bi), seryum (Ce), kobalt (Co), galyum (Ga), lantan (La), lityum (Li), neodimyum (Nd), fosfor (P), praseodim (Pr), stronsiyum (Sr), titanyum (Ti), vanadyum (V) ve itriyum (Y) tespit edildi. Elde edilen verilere göre, Tunceli Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisinin 1. haftada en yüksek giderim verimi Ti için %50, 2. haftada Bi için %64,29, 3. haftada Ti için %50, 4. haftada Bi için %50, 5. haftada Ti için %52,17 ve 6. haftada Ti için %60 olarak hesaplandı. Tunceli Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi oksidasyon havuzunda 1. haftada stratejik hammaddeler için elde edilen en yüksek giderim verimi Y için %58,33, 2. haftada Pr için %75, 3. haftada Pr için %60, 4.haftada P için %61,43, 5. haftada Ce için %59,17, 6. haftada Ti için %56 olmuştur. Tunceli Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi son çökeltme havuzunda 1. haftada en yüksek giderim verimi Nd için %69,57, 2. haftada Ce için %67,21, 3. haftada La için %71,05, 4. haftada Nd için %68,18, 5. haftada Nd için %69,57, 6. haftada Nd için %77,78 olmuştur. Sonuç olarak, Tunceli Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisinin bazı stratejik hammaddelerin gideriminde etkili olduğu belirlendi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Ekolojik krize çözüm olarak ekososyalizm
Fatih Ağırman
1960'li yıllardan itibaren kimi öncü bilimsel çalışmalar aracılığıyla varlığı kanıtlanan ve ardından 1970'li yıllarla birlikte verimli bir düşünsel tartışma konusu haline gelen ekolojik kriz, günümüz siyasal düşüncesinin yeniden yapılandırılmasını gerektirecek çapta hararetli tartışmalara konu olmaktadır. Marksist gelenek bünyesinde değerlendirebileceğimiz çeşitli düşünsel yaklaşımlar, ekolojik krizin aciliyetini dikkate alan yeni bir siyasal söylem oluşturma ve buna uygun olarak bir kavram dağarcığı geliştirme gayreti içindedirler. Bu yaklaşımlardan biri olan ekososyalizm, ekolojik krizin aşılıp toplumsal yaşamın yeniden düzenlemesi söz konusu olduğunda en önemli alternatiflerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmamızda, öncelikle politik ekolojinin temel kavramlarını tartışmaya açacak, ardından da bu kavramsal temel üzerine ekolojik krizin tarihsel nedenlerini tespit etmeye çalışacağız. Son olarak ise, ekolojik krizin aşılmasında bir çözüm alternatifi olarak ekososyalizmin sunduğu toplumsal projeyi alanın temel referanslarını kullanarak inceleyeceğiz.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Bingöl'de tüketilen bazı balıklarda ağır metal düzeylerinin araştırılması
Murat Gültürk
Bu araştırmada Bingöl balık halinden temin edilen; deniz ve tatlısu balıklarından oluşan 8 farklı balık türünden [gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), levrek (Dicentrarchus labrax), hamsi (Engraulis encrasicolus), istavrit (Trachurus mediterraneus), çipura (Sparusaurata), mercan (Sparus pagrus), Çinekop (Pomatomus saltatrix) ve barbun (Mullus barbatus)]5'er adet satın alınarak, örneklerin kas dokusunda 11 elementin (Al, As, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Mn, Ni, Pb ve Zn) konsantrasyonları saptanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, en yüksek ortalama Al konsantrasyonu çipurada(1,53 mg/kg), en yüksek ortalama As konsantrasyonu barbunda(50,40 mg/kg), en yüksek ortalama Cd (0,0098 mg/kg) ve Co 0,105 mg/kg) konsantrasyonu istavrit balığında, en yüksek ortalama Cr (0,077 mg/kg), Cu (0,9 mg/kg), Fe (21,43 mg/kg), Mn (2,026 mg/kg) ve Zn (39,56 mg/kg) konsantrasyonu ise hamside bulunmuştur. En yüksek ortalama Ni (0,256 mg/kg) ve Pb (0,075 mg/kg) konsantrasyonları ise barbun balığında tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada balık türlerinde belirlenen metal düzeyleri ile ilgili olarak insan sağlığı risk tayin metotları kullanılmıştır. Bunun için metallerin tahmini günlük alım (EDI) değerleri hesaplanarak, tolere edilebilir günlük alım (TDI) değerleri veya referans doz değerleri (RfD) ile karşılaştırılmıştır. Metallerin kanser dışı sağlık risklerini belirlemek için hedef tehlike katsayısı (THQ) ve tehlike indeksi (HI) değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca kanser eğim faktörü kullanılarak inorganik arsenik için kanser riski (CR) hesaplanmıştır. İncelenen balık türlerinin yenilmesi sonucu insan vücuduna giren 11 metale ait EDI değerlerinin TDI veya RfD değerlerini geçmediği belirlenmiştir. Çalışmada balık türlerinde belirlenen metallerin THQ ve HI değerleri eşik değer olan 1'den düşük bulunmuştur. Bu durum, kanser dışı sağlık risklerinin olmadığını göstermektedir. Barbun hariç diğer balık türlerine ait CR değerleri kabul edilebilir aralıkta bulunmuştur. Dolayısıyla CR sonuçlarına göre, barbun balığının tüketilmesi sonucu inorganik arseniğe maruz kalan insanların kansere yakalanma riski bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Balık, Arsenik, İnsan Sağlığı Risk Değerlendirmesi, Ağır Metaller
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Salgın parametrelerinin makine öğrenmesi yöntemleriyle tahmin edilmesi
Adnan Keçe
Tarih boyunca farklı zamanlarda, çeşitli sebeplerle salgın hastalıklar meydana gelmiştir. Salgın hastalıklar can kaybı, sosyal ve ekonomik yapı bozulması gibi türlü sonuçlar doğurabilmektedirler. Bu nedenle, ülkeler salgının etkisini azaltmak için bir takım önlemler alırlar. Salgınla mücadelede alınan önlemlerin, potansiyel maliyetlerini ve faydalarını ölçmek için salgın modelleme yöntemleri ve optimizasyon algoritmaları kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında da günümüzde dünyayı etkisi altına almış olan COVID-19 salgınının modellenmesi ve parametrelerinin tahmin edilmesine yönelik çalışmalar yapıldı. Çalışmalarda Mısır ve Güney Kore'deki COVID-19 salgınına ait veriler kullanıldı. Deneysel uygulamalarda, ilk önce salgın modelleme yöntemi olarak yaygın bir kullanıma sahip olan SEIR modeli üzerinden, L-BFGS-B, Powell, CG, COBYLA ve SLSQP yöntemleri ile optimizasyonlar gerçekleştirildi. Ardından, hesaplanan R0 değeri, ölüm oranı ve salgın parametreleri arasındaki geçiş oranları gibi değerler kullanılarak tahminler yapıldı. Aynı veri setleri kullanılarak makine öğrenmesi yöntemlerinden LSTM ve DVM yöntemleriyle de tahminler yapıldı. SEIR, LSTM ve DVM yöntemlerinden elde edilen sonuçların hem MAPE metriği kullanılarak tahmin başarıları karşılaştırıldı hem de grafiklerle desteklenerek sonuçları değerlendirildi. Yapılan 24 farklı tahmin sonucunun %79'unun MAPE değeri 10'nun altında çıkmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Alternatif girişim sermayesi olarak melek sermaye ve muhasebe süreci
Tarkan Gülmez
Melek Sermaye Yöntemi büyüme potansiyeli yüksek, yeni ve yaratıcı fikirlerle ortaya çıkan girişimlere finansman desteğiyle birlikte Melek Yatırımcının tecrübelerini ve birikimlerini aktardığı bir finansman yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında uzun süredir ABD'de var olmasına rağmen son dönemlerde teknolojideki hızlı yükseliş ile birlikte teknoloji odaklı girişim şirketlerine yönelen Melek Sermaye Yöntemi, melek ağları ve melek grupları sayesinde daha organize ve koordineli hale gelmiştir. Melek Yatırımcıların genellikle çekirdek ve erken evrede yatırım yaptıkları girişimlerden, şirket belirli bir büyüklüğe ulaştığında çıkış yaptıkları gözlenmektedir. Türkiye'de Melek Sermaye ile ilgili olarak farklı bir tanım kullanarak Bireysel Katılım Sermayesi Yönetmeliği adı altında yasal düzenlemeler yapılmıştır. 2013 yılının başlarında çıkarılan bu yönetmelik ile Bireysel Katılım Yatırımcılarına (Melek Yatırımcılara) vergi avantajı şeklinde teşvikler sunulmuştur. Bireysel Katılım Yatırımcılarının girişimlere yaptıkları yatırımlar, kendilerine sunulan vergi teşvikleri ve yürürlükteki yönetmeliğin getirdiği sınırlamalar bu işlemlerin muhasebeleştirilmesinde bazı hususların dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada Melek Sermayenin işleyiş yapısı, yapılan yatırımlar ve yatırımdan çıkış gibi hususlar Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ve Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) kapsamında değerlendirilerek muhasebe ile ilgili uygulama önerilerinde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Nadir toprak elementi seryum'un toksisitesinin değerlendirilmesinde model canlı olarak Phanerochaete chrysosporium'un kullanılabilirliğinin araştırılması
Abdulhamit Han Çelik
Nadir toprak elementleri günümüzde birçok teknolojik alanda geniş çaplı olarak kullanılmaktadır. Yaptığımız çalışmada kullandığımız nadir elementlerden olan seyum ise nadir toprak elementleri arasında ilk olarak keşfedilen metaldir. Bu elementlerin kullanımının yaygınlaşmasından ötürü çevre ve canlılar üzerinde oluşabilecek olumsuzlukların da araştırılmasına bir kapı açmıştır. Bu çalışmada nadir toprak elementi olan seryumun farklı dozlarına maruz kalan Phanerochaete chrysosporium'un Süperoksit Dismutaz (SOD), Katalaz (KAT), Glutatyon S-Transferaz (GST) aktiviteleri ile Glutatyon (GSH) ve Tiyobarbitürat reaktif maddeler (TBARS) seviyeleri belirlenmiştir. SOD aktivitesinin kontrol ile kıyaslandığında 24. ve 48. Saatlerde tüm uygulama gruplarında istatsistiksel olarak önemli düzeyde azalmıştır. (p 0.05). Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında farklı dozlarına Seryum 'a maruz kalan tüm gruplarda KAT aktiviteleri 24. saat sonrasında tüm uygulama gruplarında anlamlı oranda azalmış (p <0.05), ancak 48. Saat sonrasında gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur (p > 0.05). Farklı Seryum dozlarına maruz bırakılan tüm gruplarda kontrol grubu ile karşılaştırıldığında GST aktiviteleri 24. Saatte istatistiksel olarak analamlı düzeyde artmış ancak 48 saat uygulama sonrasında ise genel olarak önemli düzeyde azalmıştır. GSH düzeyleri kontrol ile kıyaslandığında 24. ve 48. saat sonrasında tüm uygulama gruplarında gruplarında azalmıştır. TBARS düzeyleri 48. Saat sonrasında tüm uygulama gruplarında kontrol grubuna kıyasla artmış saptanmıştır (p <0.05). Çalışmadan elde edilen sonuçlar seryumun toksik etkisinin çalışılmasında Phanerochaete chrysosporium'un model canlı olarak kullanılabileceğini göstermiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Çalışanların değerlendirmesiyle otel işletmelerinde örgütsel güven düzeyi
Yaprak Taşkaya
Turizm endüstrisi emek-yoğun yapıda ve genellikle hizmet üretilip hizmet sunulan bir endüstridir. Bu sebeple turizm işletmelerinin karlılığı açısından insan faktörü çok önemli bir rol oynamaktadır. İşletmeler amaç ve hedeflerine ancak çalışanların başarısı ile ulaşabilirler. Çalışanlar ise güven duyduğu ve yüksek düzeyde tatmin sağladığı örgütler de verimli olabilirler. Bu çalışma, otel işletmelerinde görev yapan çalışanların örgütsel güven düzeylerinin, demografik özelliklerle farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç. çerçevesinde, Elazığ ve Tunceli ilinde faaliyet gösteren 4 yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 320 kişi üzerinde bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Anket tekniği ile toplanan araştırma verileri, istatistik paket programları aracılığıyla analize tabi tutulmuştur. Veriler, bilgi formu ve örgütsel güven ölçeği ile toplanmış yüzdelik, Bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri ile analiz edilmiştir.Araştırmada yaşa,eğitim düzeyine, çalışılan birime ve gelir durumuna göre örgütsel güven ve alt boyutlarının farklılaşmadığı belirlenmiştir. Buna karşın araştırmada, örgütsel güven düzeyinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada, çalışanların örgütsel güven düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin vizyoner liderlik yeterlikleri ile mesleki bağlılıkları arasındaki ilişkide örgütsel canlılığın aracılık etkisinin incelenmesi
Mehmet Güder
Günümüzde örgütleri başarısı iyi oluşturulmuş, paylaşılmış, benimsenmiş vizyonlarına bağlıdır. Vizyon;hayal etmeyi, yaratmayı, değer ve inançlar doğrultusunda harekete geçmeyi içeren daha çok bir ikna sözleşmesidir. Vizyon, çalışanlarda coşku ve bağlılık oluşturan bir sözleşmedir. Okul yöneticileri geliştirdikleri okul vizyonu sayesinde öğretmenlerde bağlılık, enerji ve coşku yaratır. Ayrıca vizyoner liderin iletişime açık, takım ruhunu harekete geçiren, astlarına güven duygusu aşılayan yönü beraberinde mesleki ve örgütsel bağlılığı da getirecektir. Örgütün vizyonunu benimseyen, inanan çalışanlar canlı, tutkulu, çoşkuyla ve adanmışlıkla bu vizyonu gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu bağlamda günümüz okul müdürlerinin vizyoner lider olmaları gerekmektedir. Bu sayede okul çalışanlarında mesleki bağlılık ve mesleki canlılık artacak ve başarıya ulaşılabilecektir. Yapılan literatür taramasında bu üç değişkenin bir arada incelendiği araştırmaya rastlanılmamış olup oldukça önemli olan bu kavramlar arasındaki ilişki ve etkileşimin incelenmesinin literatürdeki bu boşluğu doldurmaya katkı sunacağı düşünülmüştür. Bu araştırmada öğretmen görüşlerine göre okul müdürlerinin vizyoner liderlik algıları ile öğretmenlerin mesleki bağlılık düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığı eğer varsa bu ilişkide mesleki canlılığın aracılık rolünün olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda hazırlanan anket ile Tunceli'de görev yapan 171 öğretmende online anket yöntemiyle veriler toplanmış ve istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları; öğretmenlerin okul yöneticilerini "vizyoner bir lider" olarak değerlendiklerini göstermektedir. Aynı şekilde mesleğe olan bağlılıklarının ve mesleki canlılıklarının yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca kadın öğretmenlerin mesleki bağlılık ve mesleki canlılık düzeylerinin erkek öğretmenlere nazaran daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerinmesleki bağlılık düzeyleri ile vizyoner liderlik algıları arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki gösterdikleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin mesleki canlılık düzeyinin,vizyoner liderlik algılarının mesleki bağlılık düzeyleri üzerindeki etkisinde aracılık etkisinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sonunda okul yöneticileri ve kanun yapıcıların dikkatleri bu konuya çekilmiş ve daha kaliteli bir eğitim sistemi için bir takım öneriler sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Çalışanların sahip oldukları davranış modelleriyle ilgili eczane eczacı görüşlerinin incelenmesi
Murat Bingöl
Bu çalışmanın temel amacını Elazığ ilinde faaliyet gösteren eczanelerde görev yapan çalışanların davranış modellerinin belirlenmesi ve nasıl davranışlar sergilemeleri gerektiği eczane eczacıların görüşlerine göre belirlenmesi oluşturmaktadır. Bu amaçla Elazığ il merkezinde faaliyet gösteren toplam 91eczacıya anket uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS paket programına aktarılarak değerlendirilmiştir. Eczacılar, eczane çalışanlarının mesleğin saygınlığına önem verme, eczane temizliğine önem verme, saygılı olma, güler yüzlü olma, insanlarla iyi iletişim kurma, sabırlı olma, sorumluluk sahibi olma, dürüst olma, hesap verme sorumluluğuna sahip olma, ekip çalışması yapabilme ve kişisel temizliğine önem gösterme gibi mesleki yetkinliklerine oldukça yüksek katılım gösterirken; mükemmeliyetçi olma ve ısrarcı olma yetkinliklerine ise diğer yetkinliklere oranla daha düşük düzeyde katılım göstermişlerdir. Eczacıların, hızlı olma, düzenli olma ve dikkatli olma yetkinliklerine ilişkin görüşlerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği; dürüst olmalı yetkinliğine ilişkin görüşlerinin medeni durum ve yaşdeğişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği; tarafsız olma yetkinliğine ilişkin görüşlerinin ise sektörde çalışma süresi ve mevcut eczanelerinde çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği, diğer yetkinlik türleri ile çalışanların demografik özellikleri arasında anlamlı düzeyde bir farklılığın bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda Elazığ ilinde faaliyet gösteren eczacıların, eczanelerindeki destek personellerinin meslek saygınlığına önem göstermelerini, tarafsız, dürüst, özgüvenli, hızlı, saygılı, güler yüzlü ve dikkatli olmalarını, çalışma arkadaşlarıyla ve müşterilerle etkili iletişim kurabilmelerini, sorumluluklarının bilincinde olmalarını ve ekip çalışması yapabilmelerini bekledikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eczane, eczane çalışanları, davranış modelleri, sağlık.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Mekân ve ruh sağlığı sosyolojisi bağlamında ruh sağlığı mekânları: Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği
Ali Eren Demir
Ruh sağlığı mekânları; hasta, mekân, sağlık personelleri, denetim ve disiplinin mekânsal olarak etkileşime geçtiği dinamik mekânlardır. Gündelik rutinlerin belirli bir mekânsal alanda gerçekleştiği ruh sağlığı mekânlarında öznenin deneyimi, akıl hastanelerine ilişkin bilgiler sunar. Ruh sağlığı mekânlarının anlaşılabilmesi için geçmiş kavramsal çerçevelerin bir ''alet çantası'' olarak kullanılması oldukça önemlidir. Bu çalışma mekân kavramsallaştırmaları ve ruh sağlığı sosyolojisine dair geçmiş ve güncel tartışmaların bir özetini içerir. Mekân ve ruh sağlığı sosyolojisi bağlamında bir ruh sağlığı mekânı olarak Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi bu çalışmada örnek alan olarak seçilmiştir. Ruh sağlığı mekânlarının hangi gündelik ritüeller üzerine kurulu olduğuna, ruh sağlığı mekânlarının nasıl bir yer olduğuna ilişkin Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ndeki personeller ile internet üzerinden görüşmeler yapılmış, hastane içerisinde kısıtlı bir süre için dahi olsa gözlem yapılmış ve Bakırköy'e dair belgesel, röportaj ve yazılar incelenmiştir. İnceleme sonucunda ruh sağlığı mekânın kurumda, o mekân ile etkileşime geçen hem hasta hem de sağlık personellerinin benliklerini etkilediği ve mekânın salt bir "tımarhaneden" öte; bir "ev", bir "eğitim mekânı", "dev bir bahçe" ve "huzur alanı" olarak deneyimlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu sonucun mekân içerisindeki hastalar ile iletişime geçilmediğinden mekâna dair gerçekliğin kusurlu bir yansıması olduğu düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Dijital okuryazarlık yeterlik düzeylerinin akademik personel yönünden araştırması (Munzur Üniversitesi örneği)
Okan Genç
Günümüzde hayatın her alanında gerek duyulan ve kullanılan interneti kullanarak doğru verilere ulaşabilme, farklı yazılım teknolojilerini benimseyip bunları eğitimde ve iş hayatında etkin bir biçimde kullanabilmek için dijital okuryazarlık gerekli hatta zorunludur. 2017'de yayınlanan Dijital Rekabet Gücü Raporu'nda ülkelerin ekonomik olarak hangi durumda oldukları "bilgi", "teknoloji" ve "geleceğe hazır olma" olarak üç ana husus ile ele alınmaktadır. Türkiye'nin bu ana hususlardan en zayıf kaldığı yön 60. sıradaki "bilgi" hususundadır. "Bilgi" bileşeninin alt bileşenlerinden "beceri" yönünden Türkiye 49. sırada, "eğitim ve öğretim" açısından 63. yani son sırada ve "bilimsel yoğunluk" bakımından ise 48. sırada yer almaktadır. Sönmez (2018) çalışmasında Türkiye'de dijital rekabetin artması için eğitimde dijitalleşmenin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla tüm eğitim seviyelerinde, bu ana rolü üstlenen akademik personelin dijital okuryazarlık seviyesinin ne düzeyde olduğunun tespiti bu açıdan oldukça önemli bir etmendir. Araştırmanın çalışma grubunu "2019-2020" öğretim yılında Tunceli Munzur Üniversitesi'nde görev yapmakta olan 98 akademik personel oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Munzur Üniversitesi'nde görevli akademik personelin algısına göre dijital okuryazarlık düzeylerini tespit etmek ve çeşitli değişkenler açısından farklılığın anlamlı olup olmadığını incelemektir. Araştırmada var olan durumu olduğu gibi betimlediğinden tarama modelinden, veri toplama bakımından ise nicel yöntemden yararlanılmıştır. Verilerin toplanması için "Dijital Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölüm demografik özelliklerle ilgili maddelerden oluşmuştur. İkinci bölüm ise üç alt boyuttan; birinci alt boyut "Öğretim Teknolojileri" (18 madde), ikinci alt boyut "Bilgi ve İletişim" (15 madde) ve üçüncü alt boyut "Teknik Yeterlik" (11 madde) olmak üzere toplam 44 maddeden oluşmuştur. Verilerin analizinde parametrik testler kullanılmış, bunun için gerekli istatistiksel işlemler ve sonuçları belirlenmiştir. Diğer bir ifadeyle ölçekte elde edilen veriler normal dağılım gösterdiğinden ikili karşılaştırmalarda "bağımsız gruplar için t-testi (Independent Sample t-test)", ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ise "tek yönlü VARYANS analizi (One Way ANOVA)" kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre akademik personelin dijital okuryazarlık düzeylerinin yüksek seviyede olduğu (x̄=3,73) ve akademik personelin bu yeterlik alanına büyük oranda hâkim oldukları görülmüştür. Ölçeğin alt boyutlarında ise "Öğretim Teknolojileri" (x̄=2,92), "Bilgi ve İletişim" (x̄=4,14), "Teknik Yeterlik" (x̄=4,13) olarak tespit edilmiş olup, "Bilgi ve İletişim" boyutunun diğer alt boyutlara göre daha yüksek bir oranda olduğu görülmüştür. Akademik personelin dijital okuryazarlık yeterlik seviyelerinin cinsiyet, akademik unvan ve branş değişkenlerine göre yapılan istatistiksel analizler sonucunda anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür (p>0.05). Yaş değişkeninde ise anlamlı farklılığa rastlanmıştır (p<0.05). Buna göre Munzur Üniversitesi akademik personelinin dijital okuryazarlık düzeyinin yüksekliği yanında, bazı demografik değişkenler yönünden dijital okuryazarlık düzeyinin farklılığı için yapılan analizler sonucu, sonucun genel olarak anlamlı çıkmaması olumlu yönde değerlendirilmiştir. Bu durumun daha üst düzeylere çıkabilmesi için üniversite yönetiminin personeli destekleyici yeni tedbirler alması gerektiği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital okuryazarlık, akademik personel, okuryazarlık, eğitim
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Örgütsel bağlılık ile iş tatmini arasındaki ilişki: Elazığ belediyesi itfaiye müdürlüğü örneği
Ahmet Serdar Kılıç
Örgütsel bağlılık kavramı endüstriyel ve örgütsel psikoloji literatüründe popülerlik kazanmaktadır. Modern toplum organizasyonların karşılaştığı zorluklardan biri, mevcut iş ortamında çalışan bağlılığını sürdürmektir. Günümüzde işyerlerinde çalışanlar günlük faaliyetlerinde daha fazla belirsizlik ve azalan iş güvenliği ile karşı karşıyadır. Bazı alanlarda iş yükünün artması çalışma koşullarının zorluğu ve iş riski, örgüte bağlılığı ve sonucunda iş doyumu azaltıcı sonuçlar vermektedir. Bu iş kollarından biri de itfaiye çalışanlarıdır. Elazığ Belediyesine bünyesinde faaliyet gösteren İtfaiye Müdürlüğü'nde anket yapılmıştır. Bu çalışma ile Elazığ Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren İtfaiye Müdürlüğü'nde görev yapan çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerinin iş tatmini üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel yönelimli bir araştırma şeklinde olacaktır. Bu araştırmada gerekli veriler, Elazığ İtfaiye Müdürlüğü'nden sağlanmıştır. Elazığ belediyesinden yasal izin alınarak toplam 116 çalışan oluşmaktadır. Bu analizler SPSS 22.0 paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir Demografik özelliklerini ve araştırma değişkenlerinin puanlarını karşılaştırmak için "Man Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi" ve Temel hipotezi test etmek için regresyon analizi yapılmıştır. Örgütlere Duygusal bağlılık Ölçeği'nde ileri yaş, evli, 20 yıl üstü çalışanların ve önlisans mezunu çalışanların duygusal bağlılıklarını daha yüksek olmuştur. İleri yaş grubu çalışanların ise devam bağlılığı düşük düzeyde kalmış bu sonuç ileri yaş grubunu mesleki yorgunluk olmasına rağmen örgüt bağımlılıklarını yüksek olduğu sonucunu çıkarmıştır. Örgütsel bağlılığın en yüksek olduğu grup ise itfaiye erleri, itfaiye çavuşları ve işçilerdir. İş tatmininde evli, 21+ yaş, ilköğretim mezunu çalışanların iş tatminlerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Örgütsel bağlılık, iş tatmini üzerinde pozitif yönde normal düzeyde (%33,8) anlamlı bir etki olmuştur. Çalışma sonucunda çalışanların örgütsel bağlılıkların yüksek olduğu bu duruma bağlı olarak da iş tatminlerinin de yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışanlarda en yüksek bağlılığın duygusal bağlılıkta yaşandığı, en yüksek iş tatmininin ise yönetim şekli boyutunda olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021TRB1 bölgesi muhasebe meslek mensuplarının mali tablo ve finansal okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Aysun Sandal
Globalleşen dünya ekonomisine ayak uydurmak adına finans kavramına olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Finans ile ilgili terimlere hâkim olup bu terimlerin kullanım alanlarındaki etkilerini analiz edebilme kabiliyeti finansal okuryazar olmaktan geçmektedir. Finansal işlemler ve olaylar neticesinde oluşan mali tablolar ise işletmelerin mali durumu hakkında fikir edinmemize yardımcı olacaktır. İşletmelerin ekonomik durumunu özetleyen mali tabloları yorumlamak için ise mali tablo okuryazarlığına gereksinim duyulmaktadır. Dolayısıyla finansal okuryazarlık ve mali tablo okuryazarlığı farklı terimler gibi görünse de birbirlerinin tamamlayıcısı durumundadırlar. Öte yandan ticari yaşamın içinde yer alan, devlet ile mükellefleri arasında köprü görevi gören muhasebe meslek mensuplarının finansal donanımlarının üst düzeyde olması adeta zorunluluk olarak görülmektedir. Hissedarlar, yatırımcılar, yöneticiler, bankalar ve devlet gibi birçok kesimi kapsayarak verecekleri kararlarda yol gösterici olan muhasebe meslek mensupları geniş kitlelere hitap etmektedir. Meslekleri gereği finansal farkındalıkla oluşturmuş oldukları mali tabloların işletmeler açısından ifade ettiği anlamların doğru şekilde tahlil edilmesi oldukça önem arz etmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışma ile birlikte; mali müşavirlerin, finans ve mali tablolar hakkında bilgi dağarcıklarında yer alan kuramların doğru şekilleriyle yüzleşmeleri açısından ehemmiyet taşıyacağı düşünülmektedir. Oluşan finansal bilinçle kendilerini güncelleyerek hem vermiş oldukları hizmetin kalitesini hem de toplumsal refahın artmasını sağlamış olacaklardır. Çalışmamızın amacı; Tunceli, Elazığ, Bingöl, Malatya illerinde bulunan meslek mensuplarının mali tablo ve finansal okuryazarlık düzeylerini karşılaştırarak okuryazarlık düzeylerinin saptanmasını sağlamaktır. Muhasebe meslek mensuplarına demografik, finansal ve mali tablolar hakkında sorular içeren anket çalışması yapılmıştır. Çalışmamız S.P.S.S. paket programında analiz edilmiş olup çoktan seçmeli soruları içermektedir. Araştırma kısıtımız olan illerde yapılan anket çalışması yüz yüze ve pandemi nedeniyle online olarak yapılmıştır. İşlerinin yoğunluğunu sebep göstererek anket çalışmasına katılımdan kaçınılmasına rağmen 200 mali müşavire ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda mali tablo ve finansal okuryazarlık düzeyleri ortalamanın üzerinde yüksek seviyelerde seyretmektedir. Bu çalışmanın daha önce TRB1 bölgesinde hiç yapılmamış olmasına dikkat çekilerek bilimsel çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Finansal Okuryazarlık, Mali Tablo Okuryazarlığı, Muhasebe Meslek Mensubu















