Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Tek kullanımlık iş güvenliği donanımlarının beton içerisinde değerlendirilerek, oluşturulan beton numunenin termal ve dayanım özelliklerinin incelenmesi

    Aslıhan Yılmaz

    Dünyayı saran COVID-19 pandemisinin ardından, tek kullanımlık malzemelerin (maske, eldiven, vb.) geri dönüşümünün sağlanmasının ve yeniden üretim alanına girmesi gerektiğinin farkına varıldı. Bu fikirle yola çıkarak yalnızca tıbbi atık olan tek kullanımlık materyallerin değil, özellikle iş güvenliği alanında kullanılan tek kullanımlık materyallerin de yeniden değerlendirilmesi gerektiği fikri bilim insanlarını bu konuda araştırma yapmaya sevk etmektedir. Bilindiği gibi, ülkemizde ve dünyada CO2 (Karbondioksit) salınımının yüksek bir miktarına inşaat faaliyetleri sebep olmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda, inşaat faaliyetleri sırasında kullanılan çimento üretimi sebebiyle açığa çıkan CO2 oranını azaltmak için, beton içerisine, betonun mekanik özelliklerini iyileştiren malzemeler konulmuş ve ölçümleri yapılmıştır. Bu çalışmada, beton ve şapta kullanılan agrega miktarını belirli oranlarda azaltarak, azaltılan agrega yerine iş güvenliği ekipmanlarından olan kulak tıkacının hammaddesi (Poliolefin bazlı termoplastik elastomer (SEBS)) eklenmiştir. Beton numunesi ve şap numunesi olarak gruplandırılan numunelerin ısıl iletkenlik değerleri ve beton numunelerin dayanımları ölçülmüştür. 15x15x15 cm'lik beton kalıplarında sırasıyla %5, %10, %15 ve %20 oranlarında agrega azaltılmış ve yerine tek kullanımlık iş güvenliği ekipmanlarından olan kulak tıkacının ham maddesi eklenerek 4 adet numune elde edilmiştir. Ayrıca 15x15x15 cm'lik beton kalıplarında %25, %50 ve %75 oranlarında agrega azaltılmış, yerine kulak tıkacının hammaddesi kullanarak 3 adet şap numunesi elde edilmiştir. Beton ve şap numunelerinin karşılaştırılması için ise birer adet beton ve şap kontrol numunesi yapılmıştır. Beton numunelerin ısıl iletkenlik ve dayanım ölçümleri, şap numunelerinin ise ısıl iletkenlik ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Beton kontrol ve şap kontrol numuneleri ile yüzdeleri farklı olan numuneler karşılaştırıldığında; malzemelerin ısı iletim katsayılarında düşüş gözlemlenmiştir. Ayrıca beton numunelerde yapılan dayanım testlerinde, beton kontrol numunesinin basınç dayanımı 50,75 N/mm² ölçülürken, %20 agregası kulak tıkacı ile değiştirilmiş numunenin basınç dayanımı ise 30,04 N/mm² olarak ölçülmüştür. Çalışmanın devamında elde edilen numunelerin ısıl iletkenlik değerleri kullanılarak yapılan hesaplamalarda, beton ve şap kontrol numunesinin kullanıldığı 2 katlı bir bina ile %20 agregası kulak tıkacı ile değiştirilmiş beton ve %75 agregası kulak tıkacı ile değiştirilmiş şap numunesinin kullanıldığı 2 katlı bir bina enerji tasarrufu yönünden karşılaştırılmıştır. Kulak tıkacı katkılı malzemelerin kullanıldığı binada yaklaşık 288,03 MJ'lük bir ısı enerjisi tasarrufunun sağlandığı görülmüştür. Hesap yapılan binanın 495 m³ brüt hacmine karşılık 288,03 MJ'lük ısı tasarrufu miktarı, daha yüksek katlı ve yüksek hacimli binalarda artacaktır. Ayrıca, %20 oranında agregası kulak tıkacı ile değiştirilmiş beton numunesinin ölçülen dayanım değerinin TS 500 Standardı'nda belirtilen değerlere göre C30 beton sınıfına denk geldiği görülmüştür. Bu dayanım sınıfı, günümüzde yapılan binaların dayanım sınıfına eşdeğerdir. Bununla birlikte, bu çalışmada incelenen ısıl değerlerin ve dayanımın yanı sıra, kulak tıkacının kullanım amacını da birlikte değerlendirirsek, şap içerisinde kulak tıkacı katkısının kullanımı, katlar arasında oluşabilecek gürültüye karşı izolasyonu sağlayacak ve daha konforlu bir yaşam alanı sunmaya yardımcı olacaktır. Bu çalışmada elde edilen sonuçlara dayanarak, kulak tıkacının beton ve şap içerisinde kullanımı ısıl iletkenlik özellikleri açısından binalarda ısıl direnci artırdığı tespit edilmiştir. Bu durum kayda değer bir enerji tasarrufu sağlayarak hem ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak hem de karbon salınımı miktarlarını düşürecektir. Ayrıca bu çalışma, tek kullanımlık iş güvenliği malzemelerinin beton ve şap içerisinde değerlendirilmesi sebebiyle de sürdürülebilir bir çevreye katkıda bulunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon işlemi ile limon kabuğu tozundan pektin üretimi ve performans değerlendirmesi

    Seda Çilingir Bekçi

    Ohmik ısıtma işlemi homojen, verimli ve hızlı ısıtma olarak bilinir. Bu çalışmada, limon kabuğundan pektin ekstraksiyonunun ohmik ısıtma kullanılarak analiz edilmesi, spesifik pektin üretim katsayısının (SPÜK, mg/kJ) değerlendirilmesi ve geleneksel pektin üretimi ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Ohmik ısıtma işleminin etkisini detaylı olarak ortaya koymak için, geleneksel yöntem kullanılarak pektin ekstraksiyonu gerçekleştirilmiş ve elde edilen pektin maddesinin fizikokimyasal özelliklerindeki değişim ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon işlemi ile karşılaştırılmıştır. Ekstraksiyon işlemi 3 farklı sıcaklıkta (70-80-90 °C), 3 farklı katı:sıvı oranında (1:30, 1:40, 1:50 g/ml), 3 farklı ekstraksiyon bekletme süresinde (0-15-30 dk) ve sabit pH'da (sitrik asit ile ayarlanmış pH:2) gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre ekstraksiyon koşulları pektin verimini etkilemiştir. Sıcaklık ve ekstraksiyon bekletme süresi arttıkça pektin veriminde artış gözlemlenmiştir. Genel olarak, ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon (OIDE) işleminin 30 dakikalık pektin verimleri, aynı koşullar altında geleneksel pektin ekstraksiyonundan elde edilen pektin verimlerine benzer olduğu görülmüştür. Pektin üretiminin performans değerlendirmesi 90 °C için yapılmış olup, 3 farklı katı/sıvı oranı için enerji verimliliği %69'un üzerinde bulunmuştur. Ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon yönteminin geleneksel ekstraksiyon yöntemlerine kıyasla daha yüksek enerji ve ekserji verimliliği ile benzer kalite özelliklerinde pektin elde edilmesine olanak verdiği belirlenmiştir. Ohmik ısıtma destekli ekstraksiyon işleminin farklı meyve kabuğu tozlarında pektin üretimi amacıyla alternatif bir yöntem olarak uygulanabilir olduğu sonucuna varılmıştır. Geleneksel pektin ekstraksiyon yöntemine alternatif olarak OIDE işleminin uygulanabileceği belirtilmiştir. Bu istatiksel karşılaştırılma amacı ile SPSS paket programı (IBM, ABD) kullanılmıştır. Pektin üretimi sırasında termodinamik açıdan enerji ekserji verimi, ekserji yokolan değerlerlerinin karşılaştırılması, sıcaklık değerlerinin karşılaşıtırlması, pektin verimi vb. karşılaştırmak için çoklu karşılaştırma olan ANOVA testinde yararlanılmış ve işlemler üzerine etkileri arasındaki farklılıklar, Tamamen Rastgele Deneme Desenine göre, tek yönlü varyans (Post Hoc- Duncan testi) analizi kullanılmıştır. Kullanılan istatistiksel değerlendirmede güven aralığı 0.95 olarak kabul edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Tozkoparan Höyük kurtarma kazısı verileri ışığında Tunceli bölgesi'nin eskiçağ tarihi

    Özgür Şahin

    Tunceli, Anadolu'nun doğusunda stratejik bir konumda yer alan ve zengin doğal kaynaklara sahip bir bölge olarak, tarih boyunca birçok medeniyetin etkileşim noktası olmuştur. Tarihsel çeşitliliği ve kültürel mirasıyla dikkat çeken bu bölge, özellikle Tozkoparan Höyük'teki arkeolojik kazılarla tarih öncesi ve eskiçağ bağlamında önemli bilgiler sunmaktadır. Bu tez çalışması, Tozkoparan Höyük'teki kurtarma kazılarından elde edilen verileri temel alarak, Tunceli'nin tarihsel süreçlerini ve kültürel dinamiklerini incelemektedir. 2021 ve 2022 yıllarında yürütülen kazılarda, Demir Çağı'na ve Geç Kalkolitik Çağ'a tarihlenen anıtsal yapılar ve mimari kalıntılar keşfedilmiştir. Bu bulgular, bölgenin eski çağlardaki ticaret yolları üzerindeki stratejik konumunu ve çevre kültürlerle olan etkileşimlerini belgelemektedir. Kazılarda elde edilen seramik eserler ve mimari yapılar, Tunceli'nin sosyo-ekonomik yapısını ve kültürel çeşitliliğini aydınlatmaktadır. Bu tez konusu kapsamında hazırlanan bilimsel araştırma projesi çerçevesinde höyükte bulunan bir iskelet üzerinde radyokarbon (C-14) yaş analizi yapılmıştır. Bu analiz, Tunceli arkeolojisi açısından büyük bir öneme sahip olup, Kalkolitik Çağ'ın laboratuvar ortamında ilk defa mutlak tarihleme yöntemiyle belgelenmesini sağlamıştır. Elde edilen yaş analiz sonuçları, Tunceli ve genel olarak Doğu Anadolu'nun eskiçağ tarihinin daha iyi anlaşılması için gelecekte yapılacak arkeolojik bilimsel çalışmalara önemli bir referans oluşturmaktadır. Sonuç olarak, Tozkoparan Höyük kazıları, Tunceli'nin tarihsel anlayışına yeni bir perspektif kazandırmakta ve bölgenin kültürel mirasının korunması ve tanıtılmasına yönelik stratejiler geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmalar, gelecekteki arkeolojik araştırmalar için yol gösterici olacak ve bölgenin zengin tarihini daha iyi kavramamızı sağlayacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Enjeksiyon yöntemi ile iyileştirilen bir zeminin taşıma gücünün teorik ve sayısal olarak karşılaştırılması

    Hüsna Gül

    Ülkemizde meydana gelen depremler sebebi ile yapıların genel inşa kurallarını belirlemekle yetkili, çevre ve şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığı, genel olarak yapıların dizayn ve yapım için gerekli kuralları bulunduran talimatlar ile standartlarında düzenlemeler getirerek deprem yüküne karşı dayanıklı yapıların inşa edilmesini amaçlamaktadır. Bu amaç kapsamında 2007 senesinde 'deprem bölgelerinde inşa edilecek binalar hakkında esaslar' yönetmeliğinde karar kılmış ve yayınlamıştır. Yönetmelikte, inşası yapılmış durumda bulunan binaların zemin niteliklerinin nasıl belirlenmesi gerektiği maddeler kapsamında belirtilmektedir. Bu durumda, zeminlerin sınıfları yük taşıma kapasitesi bakımından en yüksek seviyeden en düşük seviyeye doğru sıralandığında a, b, c, d olarak kategorize edilmiştir. Yerel zemin grupları ise zemin tabakasının en üst yüzeyindeki tabakanın kalınlığına ve zemin türünde ise z1, z2, z3 ve z4 olarak açıklanmaktadır. Yönetmelik verilerinde ise hâlihazırda bulunan veya yeni inşa edilecek yapılarda zemin tetkik raporunun hazırlanması uygun bulunmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında yakın zamanda doğu Anadolu fayındaki harekete bağlı olarak Malatya-Elazığ merkez üssü gerçekleşen deprem sonucunda depreme dayanıksız olduğu tespit edilen binaların hızla yenilenmesine dayanıklı yapıların inşa edilmesi hızlanmıştır. Güçlü yapıların elde edilmesi gerekliliklerinin en başında yapıların yükünü zemine aktarmakta kullandığımız temeller ve en önemlisi ise zeminlerin taşıma gücüdür. Günümüzde meydana gelen hızlı nüfus artışı, sanayileşme ve kentleşme oranının artması, Türkiye'de yapı sahalarının hızlı bir şekilde bitmesine sebep olmaktadır. Bu sebeple, her yeni gün yeni imar alanlarının kullanılmasını zorunlu hale getirmektedir (Özdemir, A. ve Özdemir, M., 2006). Nüfus oranının artması ile birlikte yıpranmakta olan doğaya olan duyarlılığında artması, durumunda imara açılabilme ihtimali olan yeni alanlar, endüstri bölgelerine göre ve çevresinde bulunması gereken yapılar için uygun sahaların var olma durumu sürekli olarak daralmaktadır. Bu durum neticesinde mühendislik hizmetini en iyi verimle kullanabilmesi açısından, özellikleri bakımından yetersiz zeminlerin bulunduğu bölgeler kullanılması zorunlu duruma gelmiştir. Bu tür zeminler üzerinde oluşacak yapılaşma, taşıma kapasitesi, oturma, yer altı su durumu ile zemin niteliklerine bakımından sıvılaşma gibi mühendislik sorunlarını gündemde olmasına neden olmaktadır. Bu hususta taşıma kapasitesi yetersiz zeminlerin kullanılabilme durumuna getirilebilmesi uygun ıslah yöntemleri kullanarak sağlanması hem daha ekonomik hem de çevreye duyarlı bir seçenek olmaktadır. Bu tez kapsamında Elazığ ili merkez mahallesinde bulunan yapının yapılacağı zemin üzerinde gerekli değerlendirmeler yapılarak zemini, yapıyı güvenli bir şekilde taşıyacak ve bölgenin tektonik yapısında göz önünde bulundurarak depreme dayanıklı bir yapı, zemin oluşturulmaya çalışılmış gerekli deney ve çalışmalar yapılmış elde edilen veriler neticesinde uygun bulunan zemin iyileştirme metodu kullanılarak zemin iyileştirilmiş, taşıma gücü, sıvılaşma vb. riskler göz önünde bulundurularak öncesi ve sonrasında gerekli hesaplamalar yapılmış sonlu elamanlar metodu kullanılarak modellenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Şavak Akkaraman koyunlarında mastitise dirençle ilgili LAP3, MASP2 ve SIRT1 genlerinin moleküler analizi

    Gamze Dalğa

    Koyunlar, dünya genelindeki tarımsal endüstrilerde et, süt ve yün üretimi için besi hayvanı olarak kullanılan geviş getiren memelilerdir. Genetik ve genomik bilgiler, büyüme hızı, et, süt, yün verimi ve hastalık direnci de dahil olmak üzere birçok üretim özelliklerini iyileştirmek için kullanılabilir. Ancak koyun genomundaki genlerin fonksiyonları hakkında önemli bilgiler hala eksiktir. Mastitis, büyük ekonomik kayıplara yol açan, hayvanın refahını etkileyen, süt koyunlarındaki en yaygın hastalıklardan birisidir. Hijyenik veya daha farklı yöntemler uygulanmasına rağmen hastalık tüm süt koyunu üretim sistemlerinde devam etmektedir. Genetik yaklaşımların çiftlik hayvanlarında sağlıkla ilgili özelliklerin ıslahında önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu açıdan, bu tez çalışmasında, LAP3-intron-12, LAP3-ekzon-13, MASP2-ekzon-11, MASP2-ekzon-2&3 ve SIRT1-promotor gen bölgeleri polimorfizmleri Şavak Akkaraman koyun ırkında belirlenmiştir. Genomik DNA 150 baş Şavak Akkaraman koyun ırkına ait kan numunelerinden elde edilmiştir. Hedef gen bölgeleri için tüm örnekler, TasI, HindII, NmuCI, PstI, TaqI, HhaI, BstUI, BsrDI, BsrI, BsaJI, VspI, SmaI enzimleri kullanılarak Polimeraz Zincir Reaksiyon-Restriksiyon Parça Uzunluk Polimorfizm yöntemi ile genotiplendirilmiştir. LAP3-intron-12 bölgesi en yüksek heterozigotluğu sergilemiş ve orta düzeyde genetik çeşitliliğe sahip alellerin (C ve T) dengeli bir dağılımını ortaya koymuştur. LAP3-ekzon-13 tam homozigotluk göstererek genetik çeşitlilik olmadığını göstermiştir. MASP2-ekzon-11, AA genotipinin baskın olduğu yüksek genetik çeşitlilik sergilemiştir. MASP2-ekzon-2&3, çoğunluğu TT genotipine sahip olmak üzere orta düzeyde genetik çeşitlilik göstermiştir. SIRT1-promoteri orta düzeyde heterozigotluk sergilemiş ve bir C>G SNP lokusu polimorfik modeller ortaya koymuştur. Hardy-Weinberg Denge analizi, LAP3-intron-12 ve MASP2-ekzon-11 için sapmalar göstermiş, bu da rastgele olmayan çiftleşme veya genetik sürüklenmenin potansiyel etkilerini düşündürmüştür. Şavak Akkaraman koyunlarında genotipler ve süt verimi arasındaki korelasyon analizleri, LAP3-intron-12 CC genotipi ve daha yüksek süt üretimi için önemli pozitif ilişkiler ortaya koyarken, MASP2-ekzon-11 BB genotipi daha düşük süt verimi ile önemli bir negatif korelasyon göstermiştir. Bu bulgular, Şavak Akkaraman koyunlarında süt üretim özelliklerinin genetik temeline ilişkin bilgiler sağlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Yönetimsel olarak başkanlık sistemi ile Türk tipi başkanlık sistemi'nin karşılaştırılması

    Abdullah Genç

    Türk tipi başkanlık sistemi, Türkiye'de 2018 yılında yürürlüğe giren bir siyasi yapılanmadır. Bu sistemde, başkan hem devletin başı hem de hükümetin başıdır. Başkan doğrudan halk tarafından seçilir ve geniş yetkilere sahiptir. Başkanın yürütme organı üzerinde daha fazla kontrolü vardır ve bakanlar kurulu doğrudan başkana bağlıdır. Bu sistemde parlamentonun yetkileri kısıtlanırken, başkanın karar alma süreci hızlanır ve daha etkili icra yetkisi elde edilir. ABD tipi başkanlık sistemi ise Amerika Birleşik Devletleri'nde uygulanan ve federal sistemin temelini oluşturan bir yapılanmadır. Bu sistemde, devletin başında hükümetin başı da başkandır. Başkan, dolaylı olarak seçilir ve kuvvetler ayrılığı prensibi üzerine inşa edilmiştir. Başkan, yasama organı olan Kongre'den bağımsız olarak yetkilere sahiptir. Başkanın icra yetkisi, Kongre tarafından belirli sınırlamalara tabi tutulmuştur ve yargı organı da bağımsız bir şekilde işlev görmektedir. Türk tipi başkanlık sistemi ve ABD tipi başkanlık sistemi arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Türk tipi başkanlık sistemi, başkanın yetkilerinin genişlediği ve yasama organının yetkilerinin sınırlı hale geldiği bir yapıyı temsil ederken, ABD tipi başkanlık sistemi, kuvvetler ayrılığı ilkesi ve bağımsız kurumların varlığına dayanır. Her iki sistem de farklı siyasi ve sosyal koşullara uyumlu olarak farklı sonuçlar doğurur ve kendilerine özgü avantajlar ve dezavantajlar içermektedir. Bu nedenle hazırlanan bu çalışmanın amacı yönetimsel olarak başkanlık sistemi ve Türk Tipi başkanlık sisteminin karşılaştırılmasıdır. Çalışmada nitel araştırma yöntemleri kullanılması ile Uluslararası İlişkiler alanına ait kitaplardan, bilimsel makalelerden, tezlerden, gazete yazılarından, internet sitelerinden faydalanılmıştır. Böylelikle araştırma yöntemi ile araştırma ilerledikçe, yeni bilgiler dâhilinde değişim ve yenileneme olanağı kazanılmış ve bu doğrultuda araştırma sorularına cevaplar bulunmaya çalışılmıştır. Çalışmanın önemi ise yönetimsel anlamda bu sistemin tüm detaylarıyla incelenmesi ve literatüre gerekli katkılar yaparak bir sonraki çalışmalara ışık tutmasıdır. Anahtar Kelimeler: Başkanlık Sistemi, Türk Tipi Başkanlık Sistemi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    2002-2020 yılları arası milliyetçi hareket partisinin adalet ve kalkınma partisine yönelik değişken politikaları

    Adem Soysal

    Türkiye'nin en köklü bir partisi olan ve 1999 seçimlerinden sonra koalisyon ortağı olarak 3 Kasım 2002 seçimlerine kadar ülkeyi yöneten Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile 14 Ağustos 2001 yılında kurulan ve 3 Kasım 2002 yılında yapılan erken genel seçimle 363 milletvekili çıkarıp Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)' ne ilk kez giren Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) arasındaki siyasi ilişkiler, bu dönemde başlamıştır. 2002' den 2016 yılına kadar AK Parti' ye yönelik çok sert söylemleri ve politikaları olan MHP, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra AK Parti ile karşılıklı yakınlaşmaya başlayarak darbe girişimini planlayan Fettullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadele eden AK Parti'yi desteklemiştir. Hükümet sisteminde değişikliği öngören 2017 Anayasa referandumunda kritik bir hamle yapan MHP, AK Parti ile birlikte hareket ederek 2018 yılında "Cumhur İttifakı" adı altında ittifak kurmuştur. Beraber mitingler düzenleyen iki parti, 2018 genel seçimlerine ve 2019 yerel seçimlerine ittifak olarak katılmıştır. MHP' deki bu değişimi bazı çevreler, 2016 yılında MHP'de yaşanan olağanüstü kurultay sürecine bağlamıştır. MHP'nin 1 Kasım 2015 genel seçimlerinden sonra oy oranının ve milletvekili sayısının düşmesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sorumlu olduğunu belirten muhalifler, olağanüstü kurultay düzenlenmesi için delegelerden imza toplayarak mahkemeye başvurmuştur. MHP' de yaşanan olağanüstü kurultay süreci nedeniyle Devlet Bahçeli'nin koltuğunu korumak için AK Parti ile yakınlaştığı dile getirilmiştir. MHP Lideri Devlet Bahçeli ise bu değişimin nedeni olarak 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden sonra ülkenin bekası için milli mutabakat neticesinde AK Parti'yi desteklediğini belirtmiştir. MHP'deki bu değişimin nedenin ne olduğunun incelenmesi araştırmanın önemini ortaya çıkarmaktadır. Bu araştırmada, 2002 ile 2020 yılları arasında toplumda ve ülke gündeminde yer edinen önemli siyasi olaylar incelenerek, MHP'nin, AK Parti'ye yönelik politika ve söylemlerinde değişkenlik olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma konusu ile ilgili literatür taraması yapılarak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin TBMM Grup toplantıları, yazılı ve sözlü basın açıklamaları, mitingleri ve TV programları incelenerek, akademik kaynaklar ile gazete ve haber sitelerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde ise MHP'nin değişken politikalarının nedenleri açıklanmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    CoCrFeNi yüksek entropi alaşımlarında Al ve Ti 'un degredasyon, iyon salınımı ve biyoaktivite üzerine etkilerinin araştırılması

    Yusuf Gül

    Bu çalışma, CoCrFeNi alaşımlarına Al ve Ti katkısının biyomalzeme uygulamaları için önemli olan degradasyon, iyon salınımı ve biyoaktivite özellikleri üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Üç farklı yüksek entropi alaşım (CoCrFeNi, CoCrFeNiAl ve CoCrFeNiTi) mekanik alaşımlama ve ark plazma sinterleme yöntemleri ile üretilmiştir. Mekanik alaşımlama, alaşım tozlarının eldesi için kullanılmış ve 80 saatlik alaşımlama süresi ile tüm numunelerde homojen bir element dağılımının sağlandığı görülmüştür. Ark plazma sinterleme, tozların preslenerek yüksek sıcaklıkta sinterlenmesi için kullanılmış ve Al ve Ti katkısının amorflaşmayı geciktirdiği tespit edilmiştir. Karakterizasyon analizleri, alaşımların mikroyapı, element dağılımı ve faz yapısını belirlemek için SEM, EDS ve XRD analiz yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Degradasyon analizleri, alaşımların yapay vücut sıvısı (SBF) içerisindeki çözünme miktarlarını tespit edebilmek için daldırma öncesi ve sonrası ağırlık ölçümleri yapılarak gerçekleştirilmiştir. Al ve Ti katkısının CoCrFeNi alaşımlarında degradasyon şiddetini azalttığı gözlenmiştir. İyon salınım analizleri, alaşımların SBF içerisindeki metal iyon salınımlarını belirlemek için 4 haftalık bekleme sonrası alınan SBF örneklerindeki metal iyon konsantrasyonları ölçülerek tespit edilmiştir. Tüm numune gruplarında metal iyon salınımlarının ppb seviyelerinde olduğu ve en düşük iyon salınımının CoCrFeNiTi numune grubunda elde edildiği gözlenmiştir. Biyoaktivite analizleri, alaşımların SBF içerisindeki Ca-P çekirdeklenme davranışlarını incelemek için 4 haftalık bekleme sonrasında numune yüzeylerinde meydana gelen Ca-P çekirdeklenmeleri ve yüzeylerdeki Ca-P oranlarının EDS analizleri ile tespit edilmesi ile gerçekleştirilmiştir. CoCrFeNi alaşımında biyoaktivitenin oldukça düşük seviyelerde olduğu, Al katkısının biyoaktiviteyi arttırdığı ve en yüksek biyoaktiviteye CoCrFeNiTi alaşımlarında ulaşıldığı tespit edilmiştir. Bu çalışma, CoCrFeNi esaslı yüksek entropi alaşımların alternatif bir biyomalzeme olarak güçlü bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Elektrokoagülasyon prosesi kullanılarak atık sulardan kobalt giderimi

    Ahmet Emin Gençaban

    Bu tez çalışmasında, sulu çözeltilerden kobalt (II) (Co(II)) giderimi için monopolar-paralel şekilde bağlı anot ve katot olarak alüminyum (Al-Al) veya demir (Fe-Fe) elektrotların kullanıldığı kesikli elektrokoagülasyon prosesi uygulanmıştır. Prosesi analiz etmek için yanıt yüzey yöntemi (YYY) kullanılmıştır. Akım yoğunluğu (4-20 mA/cm2), başlangıç Co(II) konsamtrasyonu (mg/L) ve elektrokoagülasyon süresini (10-100 dk) gibi işletme parametrelerinin Co(II) giderimi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Deney tasarımı, merkezi kompozit tasarım kullanılarak belirlenen 20 çalışmadan oluşmuştur. Farklı deney koşullarında Co(II) giderim %'sini tahmin etmek için ikinci dereceden bir model kullanılmıştır. Her bağımsız değişkenin önemi varyans analizi (ANOVA) ile hesaplanmıştır. YYY sonuçlarına göre, tüm bağımsız parametreler Co(II) giderim verimliliğinde önemlidir. Co(II) giderimi için bulunan optimum şartlar; Fe elektrotlar için akım yoğunluğu 16,67 mA/cm2, başlangıç Co(II) konsantrasyonu 50,45 mg/L ve reaksiyon süresi 79,39 dk olup, %99,11'lik Co(II) giderme verimliliği elde edilmiştir. Al elektrotlar için ise optimum şartlar akım yoğunluğu 16,13 mA/cm2, başlangıç Co(II) konsantrasyonu 54,25 mg/L ve reaksiyon süresi 76,61 dk olup, %99.05'lik Co(II) giderme verimliliği elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde elektrokoagülasyon prosesinin hem Fe elektrotlar hem de Al elektrotlar kullanıldığı zaman sulu çözeltilerden Co(II) gideriminde başarılı bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Türk Medeni Kanunu'nun kabulüyle kadınların kazandığı haklar ve dönem basınındaki yansımaları (1929-1935)

    Oktay Tatar

    Bu tez çalışmasında 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu'nun kabulüyle kadınların elde ettikleri siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel haklar incelenecek ve bu hakların basına yansıması Cumhuriyet, Milliyet, Son Saat, Haber, Akşam, Yarın, Hakimiyeti Milliye, İkdam ve Tan gazeteleri üzerinden analiz edilecektir. Çalışmamız, giriş, üç ana bölüm ve bir sonuç bölümünden oluşmaktadır. Birinci bölümde, tarih boyunca kadınların toplumsal ve siyasi hayata katılımıyla ilgili genel bilgiler paylaşılacaktır. İkinci bölümde, 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu'nun kısa bir tanıtımı yapılacak ve bu kanunla kadınların elde ettiği siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel haklara yer verilecektir. Üçüncü bölümde ise Türk Medeni Kanunu'nun kadınlara tanıdığı temel hakların 1929-1935 yılları arasında basına nasıl yansıdığı ele alınacaktır. Bu çalışma, siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlarda kadınların kazandıkları hakları ve bu hakların basında nasıl yankı bulduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Amatör Lig futbolcularında zihinsel dayanıklılık ve sportif sürekli kendine güven

    İbrahim Işık

    Bu araştırmanın amacı, amatör lig futbolcularının zihinsel dayanıklılık ve sportif sürekli kendine güven düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yapılan bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama model ile tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, " Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği" ile " Sporda Kendine Güven Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verileri, 2022-2023 sezonunda Elazığ ilindeki amatör ligde faaliyet gösteren toplam 276 sporcudan toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin güvenirliklerini incelemek adına Cronbach Alpha testi kullanılmıştır. Sporcuların zihinsel dayanıklılık ve sportif sürekli kendine güven düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi için korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan araştırmada veriler, SPSS 27 paket programında analiz edilmiştir. Analiz sonuçları incelendiğinde, katılımcıların alt yapı eğitimi alma durumları, eğitim durumları, lisanslı sporculuk yılları ve yaş değişkenlerine göre sporcuların zihinsel dayanıklılık ve sportif kendine güven düzeyleri arasında anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Sonuç olarak, amatör sporcuların alt yapı eğitimi almaları, eğitim durumlarının daha yüksek olması, yapılan sporda sporculuk yılları ve yaşlarının artması sonucunda zihinsel dayanıklılık ve sportif kendine güven duygularının da arttığı söylenebilir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Tunceli ilinde gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)'te hastalık patojeni olan 'Stenotrophomonas maltophilia' bakterisi ve trimetoprim-sulfametoksazol direnç genlerinin moleküler yöntemlerle belirlenmesi

    Kenan Çolak

    Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan balıklardan biri Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) olmakla birlikte bunun yanında birçok balık türünün de tüketimi ve yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu balıklarda patojen etkiye neden olan bakterilerden biri de Stenotrophomonas maltophilia (S. maltophilia) bakterisidir. Bu çalışmanın amacı sucul ortamlarda üretilen ve insanlar için büyük bir besin kaynağı olan Gökkuşağı Alabalıkları'nda çeşitli enfeksiyonlara neden olan patojen bakteri türlerinden S. maltophilia bakterisini MALDI-TOF MS yöntemi ile identifikasyonunu yaparak patojen etkiye neden olan virülans genlerini tespit etmektir. Bu çalışmada; Tunceli ilindeki Mazgirt, Çemişgezek, Ovacık ve Pertek ilçelerinde Gökkuşağı alabalık yetiştiriciliği yapılan ağ kafeslerde ve beton havuzlardaki işletmelerden kuyruk çürüklüğü, yüzgeç çürümesi, hemorajik septisemi, deri renginde koyulaşma, yüzme bozukluğu ve ülser vb. gibi hastalık belirtileri gösteren 200 adet yavru veya ergin Gökkuşağı alabalığı alınarak bu balıkların bağırsak, böbrek, dalak, deri, karaciğer ve solungaç gibi organlarında yayılım gösteren S. maltophilia bakterisinin kültür metodu ile izolasyonu, MALDI-TOF MS (Matriks-Destekli Lazer Desorpsiyon/İyonizasyon Yöntemi) yöntemi ile identifikasyonu yapıldı. Çalışmamızın sonunda S. maltophilia bakterisinin ilçelere göre dağılımı, üretim metotlarının bakteri üremesindeki etkisi, bu bakterinin aylara göre üreme hızları, Gökkuşağı alabalık'larının bağırsak, böbrek, dalak, deri, karaciğer ve solungaç gibi organlarında bu bakterinin üreme yüzdeleri, S. maltophilia'nın TMP/SMX antibiyotiği üzerindeki duyarlılık ve dirençlilik durumu ve bakterinin sahip olduğu sul1 ve sul2 genlerin antibiyotik duyarlılığı ve dirençliği araştırıldı. Yapılan çalışmada sul1 genine duyarlı 5 (%5,10), dirençli 92 (%94,90) olduğu; sul2 geninde ise duyarlı 97 (%100) dirençli 0 (%0) olduğu görülmüştür. Çalışmamızın sonunda bakterilerin özellikle vürilans genlerinin çoklu ilaca direnç gösterdiği de düşünülerek, çoklu ilaç tedavisi için de gerekli çalışmaların yapılması özellikle TMP/SMX direncinin hareketli genetik elementler aracılığıyla artış gösterme potansiyelinin yüksek olmasından dolayı iyileştirme çalışmalarının yapılması ve çalışmamızın bu konuda alabalık yetiştiricilerine hastalıkları önlemede uygulayacakları yöntemler konusunda yol gösterici olması bakımından önem taşımaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Neodimyum ve itriyum katkılandırılmış yeni kompozit malzemelerin sentezi ve elektriksel özelliklerinin incelenmesi

    Ebru Çetinkaya

    Polimerler düşük dielektrik sabitine sahip olmaları nedeniyle polimer matrisli kompozit malzemelerin üretiminde tercih edilir. Polimerlerin içerisine gömülü iletken dolgu maddeleri içeren kompozitler son yıllarda büyük ilgi görmektedir. Tez çalışması kapsamında serbest radikalik polimerizasyon metoduyla N-izopropilakrilamid (NIPA) ve stiren (St) monomerleri ile poli(NIPA-ko-St) kopolimeri sentezlendi. Bu kopolimere nadir toprak elementlerinden neodimyum (Nd) ve itriyum (Y) ağırlıkça farklı oranlarda (%10 ve %20) katkılandırıldı ve yeni kompozit malzemeler elde edildi. Poli(NIPA-ko-St) kopolimeri, poli(NIPA-ko-St)-%10 Nd, poli(NIPA-ko-St)-%20 Nd, poli(NIPA-ko-St)-%10 Y ve poli(NIPA-ko-St)-%20 Y kompozit malzemelerin yapısal ve morfolojik karakterizasyonları gerçekleştirildi. Kopolimer ve kompozit malzemelerin elektriksel özellikleri dielektrik sabiti, dielektrik kayıp ve elektriksel iletkenlik özelliklerinin frekansa bağımlılıkları dikkate alınarak değerlendirildi. Poli(NIPA-ko-St) kopolimere eklenen Nd ve Y katkı miktarının artmasıyla saf polimerin dielektrik sabiti (έ) değerlerinin arttığı tespit edildi. Benzer şekilde kopolimere Nd ve Y katkı miktarının artmasıyla saf polimerin dielektrik kayıp (ε՛՛) değerlerinin arttığı belirlendi. İletkenlik değerleri poli(NIPA-ko-St) kopolimeri için 2.41×10–9 S/cm, poli(NIPA-ko-St)-%10Nd kompoziti için 1.86×10–8 S/cm, poli(NIPA-ko-St)-%20Nd kompoziti için 4.78×10–8 S/cm, poli(NIPA-ko-St)-%10Y kompoziti için 1.92×10–8 S/cm, poli(NIPA-ko-St)-%20Y kompoziti için 3.70×10–8 S/cm olarak hesaplandı. Elde edilen elektriksel özellik sonuçlarına göre Nd ve Y elementlerinin poli(NIPA-ko-St) kopolimerine katkılandırılmasıyla elektriksel özelliklerde iyileşme olduğu söylenebilir. Elde edilen kompozit malzemeler elektriksel iletkenlik gerektiren elektronik parça, sensörler, iletken kaplamalar, kapasitörler gibi farklı birçok alanda kullanılabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Geç Osmanlı'dan Erken Cumhuriyet'e Dersim (Tunceli)'de toplumsal mühendislik

    Doğukan Demir

    Tunceli idari, iktisadi ve sosyal dokusuyla Dersim'in üzerine bina edilmiş bir yapıdır. Bu sürece dair resmi anlatıyı savunan ve eleştiren pek çok çalışma yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Öyle ki yer yer güncel politik süreçlerle bütünleşen ve akademik çerçevenin dışına çıkan tez çalışmalarını dahi görmek mümkündür. İşte bu denli canlı bir meseleye katkı sağlama amacındaki bu tez çalışması, Dersim'den Tunceli'ye geçiş sürecine odaklanıyor ve toplumsal mühendislikle ona giden süreçleri etnografik bir bakış açısıyla irdeliyor. Bu sebeple çeşitli toplumsallıkların bir arada ve geçişken olduğu bir ekosistemin, merkezi kuvvete ve ulusa entegre amacıyla toplumsal yapısından bireylerine kadar nasıl sınıflandırıldığı, ayıklandığı ve eritme potasına dahil edildiği birtakım kavramlara dayanarak gözlemlendi. Bununla beraber, Dersim aşiret halkının toplumsal, siyasal ve iktisadi açıdan dayandığı yapılar da ele alındı. Böylece, Dersim aşiretleri ile Osmanlı'dan Türkiye'ye doğru evirilen merkezi kuvvet arasındaki gerilimin zamanla bir çeşit egemenlik mücadelesine dönüştüğü ve hatta, geleneksel dönemde bile merkezin doğrudanlaşmasına yönelik bir meyil kazandığı gözlemlendi. Haliyle merkezi kuvvetin, Dersim ile sorununun modernleşmeden önce yapısal bir hal aldığı, modern zamanlarının çözümlemelerinin dahi gelenekselden gelen sürekliliklerle ilişkili olduğu anlaşıldı. Elbette, Dersim'e yönelik algı ve pratiklerin süreklilikleri ve kopuşları günümüzde yaygın olarak biliniyor. Fakat, pratiklerle alakalı sonuçların spesifik sorunsallar şeklinde yeterince belirginleştiğini söylemek mümkün değildir. Bu sorunsallardan biri de kentin göç dinamiğidir. Konu üzerine birtakım çalışmalar olsa da bu tez çalışmasının yaklaşımı göçü teşvik eden süreçlerin tarihsel ve yapısal arka planını daha fazla göz önünde bulundurmak üzerinedir. Çünkü, bölgeye dair algı ve pratikler sonucunda kurulan fiziki-düşünsel asayiş ortamı, halkı Dersim'den soyutlayan fakat Tunceli'ye de tam olarak dahil etmeyen veya edemeyen sonuçlara neden oldu. Bu durumun, fiziki olarak göçü teşvik ettiği gibi mekânsal olarak yarattığı kısmi yabancılaşma ve yersizleşme kaynaklı düşünsel bir boyutu da var. Haliyle bu tez, kasıtlı olup olmadığı net olmasa da toplumsal mühendislik süreçleri nedeniyle kendi nüfusunu dışarı atmayı otomatikleştirmiş bir "tahliye kenti" örneğini savunuyor.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Tuncelili gazilerin anlatılarında kıbrıs barış harekâtı

    Tanju Dumay

    Osmanlı İmparatorluğu, Akdeniz'de stratejik bir öneme sahip olmasından dolayı Kıbrıs adasını 1571 yılında fetih ederek 307 yıl süren hâkimiyeti altına almıştır. Rum ve Yunanistan destekli EOKA terör örgütü, Kıbrıs Türklerine siyasi, sosyal, kültürel ve iktisadi baskı uygulamıştır. EOKA, Kıbrıs Türklerini öldürmeyi ve yok etmeyi hedefleyerek ENOSİS'e başlamışlardır. Siyasi ve askeri yalnızlığına rağmen Türkiye, 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekâtını başlatmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri harekâtı başarılı bir şekilde tamamlamıştır. Tunceli ilinden 3'ü şehit, olmak üzere toplam 193 kişi Kıbrıs Barış Harekâtına katılmıştır. Tuncelili 17 Gazi ile yapılan görüşmeler sonucunda Kıbrıs Barış Harekâtına ait bilgiler elde edilmiştir. Tunceli gazilerimizden 17'si, birliklerindeki askerlik görevleri devam ederken Kıbrıs Barış Harekâtına katılacaklarını öğrenmişlerdir. Tuncelili gazilerimizin 12'si, Kıbrıs olayları hakkında bilgiyi radyodan, bulunduğu birliklerden ve arkadaşlarından aldıkları bilgi ile öğrenmiştir. 5 gazimizin ise Kıbrıs olayları hakkında bilgilerinin olmadığı görülmüştür. Tuncelili gazilerimizden 4'ü Piyade, 4'ü Hava İndirme Komando Birliği, 2'si Sıhhiye, 2'si Şoför, 2'si Topçu, 1'i Tankçı, 1'i Muhabere ve 1'i Bandocu olmak üzere farklı görevlerde bulunmuşlardır. Tuncelili gazilerimiz, Türkiye'deki intikallerde otobüs ve treni; Kıbrıs'a ulaşmak için hava intikallerinde nakliye uçağı ve helikopteri; deniz yolunda ise çıkarma gemisi ve feribot kullanmışlardır. Kayseri'den havalanan nakliye uçağı, Antalya, Alanya, Silifke, Mersin ve Mezitli'den havalanan helikopter ile Kıbrıs'a intikal etmiştir. Taşucu ve Mut bölgeleri ise Kıbrıs'a intikal için deniz vasıtalarının yoğun olarak kullandığı yerler olmuştur. Gazilerimizden 6'sı helikopter, 4'ü uçak ve 7'si ise gemilerle harekâta katılmıştır. Kıbrıs Barış Harekâtına katılan gazilerimizin bir kısmı geri hizmet görevlerinde; bir kısmı ise arazide görev almıştır. Tunceli gazilerimizden 5'i vücutlarının farklı yerlerinden yaralanmıştır. Tuncelili gazilerimizin olduğu birlikler, harekât süresince Rum askerlerini esir kamplarına teslim ederek, Rum vatandaşlarına insani davranmışlardır. Tuncelili gazilerimiz, MG3 cinsi makineli tüfek, bazuka tarzı roket, G1, G3, A6, A4 tipi piyade silahı, el bombası, top ve tank kullanmıştır. Kıbrıs Barış Harekâtı boyunca temel yaşam malzemeleri ve kişisel ihtiyaçların karşılanması konusunda Tuncelili gazilerimizden bazıları sıkıntı içinde olduğu gibi, olmayanda bulunmaktadır. Kıbrıs Barış Harekâtında aileleriyle uzun süre görüşemeyen Tuncelili Kıbrıs gazilerimiz haberleşmek için mektup kullanmıştır. Tuncelili gazilerin bir kısmı geç de olsa terhis olmuştur. Terhis sonrası Kıbrıs adasından gemilerle Mersin'e gelmişlerdir. Memleketlerine kendi imkânlarını kullanarak kara yolu ile dönüş yapmışlardır. Savaş süresince yaralanan ve hastanede tedavi gören gazilerin de olduğu görülmüştür. Terhis belgelerini alan gaziler, aile ve çevresi tarafından genellikle coşkulu bir şekilde karşılanmışlardır. Hatta kendileri için kurbanlar da kesilmiştir, bunun yanı sıra sade karşılananlar da olmuştur. Tuncelili gazilerimiz, KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından çeşitli madalya ve berat ile ödüllendirilerek maaş almaktadırlar. Tunceli gazilerimiz, Kıbrıs Barış Harekâtı boyunca savaş ve iklim şartlarının zorluğuna rağmen üstün cesaret ve kahramanlık örneği göstermişlerdir. Bu çalışmada; Tuncelili Kıbrıs gazilerimizin Kıbrıs'taki mücadelesi ortaya çıkartılmış, edindikleri tecrübe ve yaşadıkları olaylar anlatılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Munzur Üniversitesi kampüsünde yağmur suyu hasadı

    Gülsüm Çakmak

    Dünya nüfusunun hızla artması, su talebinin her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Bu artan talep, su kaynaklarının sabit olduğu gerçeğiyle birleştiğinde, su sıkıntısının önlenmesi için alternatif çözümlere olan ihtiyacı daha da belirgin hale getirmektedir. Bu sebeple, günümüzde su sıkıntısını hafifletmek amacıyla alternatif su kaynaklarına yönelik teknolojilerin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu çerçevede, Munzur Üniversitesi kampüsü gibi büyük alanlarda, su kullanımının optimize edilmesi ve çevreci sürdürülebilir uygulamaların benimsenmesi büyük önem taşımaktadır. Kentsel alanlardaki plansız büyüme sonucunda, geçirimsiz yüzeylerin artması ciddi yağmur suyu kaynaklı sorunlara neden olmaktadır. Yağmur suyunun yüzeyde akıp giden miktarının artmasıyla birlikte, yağmur suyunun yüzeyden akış süresinin kısalması ve kentsel alanlarda seller ve taşkınlara karşı daha savunmasız hale gelmesi gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, bu durum yer altı su seviyelerinin azalması, yüzey sularının kalitesinin bozulması gibi çevresel etkileri de beraberinde getirmektedir. Bu durumda, suyun bir tarafta alıcı ortamı kirletirken diğer tarafta temiz içme ve kullanma suyu temininde yaşanan problemler arasındaki dengeyi sağlamak zorlaşmaktadır. Ancak, bina çatılarından toplanacak yağmur sularının sulama gibi amaçlar için kullanılması gibi çevreci uygulamalar, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine katkı sağlayarak bu dengeyi yeniden sağlayabilir. Çatı alanından toplanan yağmur sularının bina içi rezervuarlarında veya çevre sulamada kullanılması ile temiz şebeke suyu kullanımından da tasarruf sağlanabilir. Bu tür çözümler, suyun etkin ve verimli kullanımını teşvik ederken, çevresel etkileri en aza indirerek kentsel alanların su yönetimini iyileştirebilir. Bu sorunlarla mücadele etmek için, yağmur suyunu geri dönüşümlü olarak tekrar kullanılması için bütüncül stratejilerin oluşturulması artık bir gereklilik haline gelmiştir. Bu tez kapsamında Munzur Üniversitesi Kampüsü'nde bulunan binaların çatı alanlarında toplanacak yağmur sularının bina içi rezervuarlarında ve çevre sulamada tekrar kullanımını mümkün kılmak için gerekli depo hacmi, çatılardan toplanacak yağmur suyu miktarı, bina içlerindeki rezervuarlarda kullanılacak su miktarı ve çevre sulamada tüketilecek su miktarlarının hesapları yapılmıştır. Bu hesaplar Munzur Üniversitesi Kampüsünde bölgeler bazında yapılmış olup, her bölge için gerekli yağmur suyu deposu, bulunduğu bölgenin rezervuar ve çevre sulama su ihtiyacı olan suyu depolayacak kapasitede seçilmiştir. Toplamda 13 bölgeye ayrılmış üniversite kampüsü için yapılan projelendirmede sonuç olarak çatı alanlarından toplanıp depolanan yağmur suyunun, bulunduğu bölgenin su ihtiyacının ne kadarını karşıladığı hesaplanıp tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Akıllı sistemlerle yağış tahmini: Tunceli ili örneği

    Sibel Saruhan

    Meteorolojik olaylar hayatımızın birçok bölümünü etkilediğinden dolayı insan yaşamında çok büyük öneme sahiptir. Olağanüstü hava olayları hayatımızın gidişatını etkilediğinden meteorolojik olayların tahmine dilebilmesi hayatımızı birçok açıdan kolaylaştıracaktır. Yağış verilerinin öngörülebilir olması ve doğruya yakın şekilde tahmin edilebilmesi; mühendislik açısından birçok avantaj sağlayacak bir durumdur. Geçmiş yağış verileri yardımıyla bu tahmin işlemi Yapay Sinir Ağları sayesinde belirli matematiksel denklemler olmaksızın yapılabilmektedir. Bu çalışmada Meteorolojiden alınan ham verilerden faydalanarak Yapay Sinir Ağları ile Bir model oluşturulmuştur. Bu amaçla 2012-2023 yılları arasındaki 12 yıllık aylık veriler kullanılmıştır. Ocak 2012'den Aralık 2023'e kadar olan 12 yıllık bir dönem için; aylık ortalama sıcaklık (oC), aylık toplam açık yüzey buharlaşması, aylık ortalama nisbi nem (%), aylık ortalama 10 cm toprak sıcaklığı, aylık ortalama rüzgar hızı (m/sn), aylık global güneş radyasyonu oranları, günlük toplam güneşlenme süresi aylık ortalaması ve aylık ortalama yağış (mm=kg/m2) verileri kullanılmıştır. YSA modeli için giriş çıkış parametreleri kullanılarak sistemin uygun bir simulasyon modellemesi MATLAB ortamında yapılmıştır. YSA modelimizden elde edilen sayısal tahmini sonuçların bazı hata değerleri RMSE=0,3251, COV=0,3887, MAE=0,2141 ve R2 değeri 0,98548 olarak bulunmuştur. UBSA ile yapılan modelleme çalışmasında; RMSE=0,3087, COV=0,3654, MAE=0,2562 ve R2 değeri 0,5165 olarak bulunmuştur. Bu hata değerleri yağış tahmini için iyi bir yaklaşım elde edildiğini göstermektedir. YSA modeli UBSA modeli ile karşılaştırıldığında YSA modelinin daha başarılı olduğu görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    1980-1983 askeri yönetim döneminde Türkiye Yunanistan ilişkileri bağlamında Kıbrıs sorununun incelenmesi

    Birkan Erkek

    Köken bakımından tartışmalı olsa da Türk-Yunan ilişkileri Malazgirt Muharebesi öncesi döneme kadar uzanır. Osmanlı Devleti'nin kurulmasının ardından Batı, Osmanlı ve Türk topraklarına yönelik saldırılarıyla devamlı ilhaka çalışmış ve önce 1829'da Yunan Krallığı akabinde Batılı devletlerin desteği ile (Fransa-İngiltere-Rusya) 1924'te cumhuriyetin ilanı dolayısıyla Yunanistan Cumhuriyeti devletiyle komşuluğumuz yeni bir sürece evrilmiştir. Böylece l. Dünya savaşı sonrası gelişmeler Osmanlı Devleti'nin Lozan Barış Antlaşması sonucu Yunanistan ile yaşanan tüm sorunlar Türkiye Cumhuriyet Devleti'ne devredilmiştir. "Megali İdea" doğrultusunda büyüme stratejisinin hala devam ettiği var sayılırsa, Yunanistan ile sorunların da devam edeceği açıktır. Kıta sahanlığı, hava sahası, karasuları, adaların silahlanması, FIR hattı, ihtilaflı bölgeler, azınlıklar sorunu, patrikhanenin statüsü bu sorunların yalnızca birkaçıdır. Ancak bunların yanı sıra Yunanistan ile yaşadığımız önemli diğer bir sorun da Kıbrıs sorunudur. Bu bağlamda Kıbrıs sorunu tarihsel bir perspektifle ele alınırken, çalışmada 1980-1983 yılları arası dönemde yaşananlarla sınırlı tutulmuştur. Bu durumun temel nedeni Yunanistan ile yaşanan diğer sorunlar gibi Kıbrıs sorununun da köken bakımından oldukça tarihsel derinliğe sahip olması; öte yandan araştırmacının da sınırlı imkan ve olanaklara sahip olmasıdır. Literatür taraması kapsamında tarihsel kesit yaklaşımı ile ele alınan çalışmada öncelikle Türk-Yunan ilişkilerinin kısa bir özeti verilmiş, akabinde Türkiye ile Yunanistan arasındaki temel sorunlara değinilmiş ve üçüncü aşamada Kıbrıs sorunu çok boyutlu bir şekilde ele alınmıştır. Araştırma bulgularına göre askeri rejim döneminde Yunanistan ile temelde var olan Kıbrıs sorununa yönelik oluşturulan çözüm politikalarında Türkiye lehine yaşanan değişimlerin başında KKTC'nin ilanı gelmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Karışık hidroksit çökeleğin sülfürik asit liçinin optimizasyonu ve kinetiğinin incelenmesi

    Kübra Gültekin

    Bu çalışmada nikel içeren karışık hidroksit çökeleğindeki nikel değerinin sülfürik asit (H2SO4) çözeltilerindeki liçinin optimizasyonu vekinetiği incelenmiştir. Karışık hidroksit çökeleğindeki nikelin çözünürlüğü üzerine deney parametrelerinin optimum değerleri merkezi kompozit tasarımı kullanılarak belirlenmiştir. Belirlenen optimum parametre değerlerine göre çözünme kinetiğini temsil eden bir matematiksel model önerilmiştir. Nikel değerinin çözünmesi üzerine sülfürik asit (H2SO4) derişimi, karıştırma hızı, sıcaklık ve liç süresinin etkileri incelenmiştir. Deneyler sonucunda, sülfürik asit derişimi, karıştırma hızı ve reaksiyon sıcaklığının artmasıyla çözünmenin arttığı, katı/sıvı oranının artmasıyla azaldığı bulunmuştur. Çökelekten nikelin çözünme kinetiğinin kül filminden difüzyon kontrollü modele uyduğu belirlenmiştir. Çözünme işlemi için aktivasyon enerjisi 37.73 kJ/mol olarak hesaplanmıştır. Çözünme işleminden sonra çözeltiye evaporasyon işlemi uygulanarak NiO yapısına sahip bileşik elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Enjeksiyon yöntemi ile zemin sıvılaşmasının önlenmesi

    Yahya Kılınç

    Zeminlerde meydana gelen sıvılaşma olayı sonucunda geri dönüşü mümkün olmayacak seviyede hasarlar meydana gelebilmektedir ve bu bağlamda ilgili şartnameler dahilinde sıvılaşma analizinin yapılarak gerekli önlemlerin alınması elzemdir. Ülkemizde de 2023 yılında yaşadığımız Kahramanmaraş depremi ve bu deprem haricinde yaşanan, acı kayıplara neden olan birçok deprem sonucunda sıvılaşmanın yıkıcı etkileri kendini göstermiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında Elazığ il sınırları içerisinde sıvılaşma potansiyeli bulunan bir zemine inşa edilmesi düşünülen bir yapı inşaatına ait olan veriler kapsamında gerekli sıvılaşma analizleri yapılmış ve eldeki imkanlar değerlendirilerek permeasyon enjeksiyonu metodu vasıtası ile sıvılaşma riskinin ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Permeasyon enjeksiyonu, zemin ortamın yapısını bozmadan, deforme etmeden daneler arasındaki boşluklara içeriği zemin özelliklerine göre tayin edilen bir harcın içitilmesi işlemi olarak tanımlanabilir. İyileştirme işleminin ardından gerçekleştirilen saha deneyleri aracılığı ile tatbik edilen iyileştirme işleminin işlevini yerine getirip getirmediği kontrol edilmiş ve sıvılaşma riskinin ortadan kalktığı standart penetrasyon deneyinden elde edilen bu veriler üzerinden yapılan hesaplamalar ile iyileştirme öncesi ve sonrası durum mukayese edilerek gösterilmiştir. Bu bağlamda gelişmiş makine ve araç imkanlarına erişimin kısıtlı olduğu bu bölgede başarılı bir iyileştirme işlemi ortaya konmuştur.